Abdullah Kılıç

FETÖ Media Organization

15 Temmuz darbe girişiminin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, “Fetullah Terör Örgütü – Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) medya yapılanması içerisinde yer aldıkları” iddiasıyla çoğunluğu gazeteci 35 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. Hakkında gözaltı kararı verilenlerin isimleri, ilk olarak hükümete yakın basın organlarında yayımlandı. Soruşturma kapsamında ilk gözaltı operasyonları 27 Temmuz 2016’da yapıldı.

Soruşturma talimatı İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Fuzuli Aydoğdu tarafından verildi.

Kılıç soruşturma sırasında sonradan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 28 Temmuz 2016’da kapatılan Meydan Gazetesi’nde çalışıyordu. Kılıç hakkında gözaltı kararı verilenler arasındaydı.

İstanbul’da gözaltına alındı. Vatan Emniyet Müdürlüğü yerine Gayrettepe’deki Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından 30 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’ne getirildi. Savcılık sorgusunun ardından 19 kişiyle birlikte tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Kılıç ve beraber tutuklamaya sevk edilen 17 kişi hakkında hakimlik tarafıdan “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklama kararı verildi.

Tutuklama kararı sonrası Silivri Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Kılıç ile birlikte aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan isimler arasında Nazlı Ilıcak, Seyit Kılıç, Yakup Sağlam, Bayram Kaya, Cihan Acar, Bünyamin Köseli, Emre Soncan, Mustafa Erkan Acar, Cemal Azmi Kalyoncu, Habip Güler, Mehmet Gündem, Cuma Ulus, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Bülent Mumay, Haşim Söylemez, Ali Akkuş, Yakup Çetin, Arda Akın ve Ufuk Şanlı gibi isimler de vardı. Bu isimler de çeşitli tarihlerde sevk edildikleri mahkemece tutuklandı.

Abdullah Kılıç ve 26’sı gazeteci 29 kişi hakkındaki iddianame İstanbul Cumhuriyet Savcısı Murat Çağlak tarafından hazırlandı. 196 sayfadan oluşan iddianame 16 Ocak 2017’de tamamlanarak, mahkemeye sunuldu.

Savcı Çağlak, iddianamenin 112 sayfasında “Fetullah Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ-PDY)” ile ilgili yapılanmasına, kuruluş dönemine dair kapsamlı bir değerlendirmede bulunuyor. Benzer davalarda da böylesi değerlendirmeler kullanılıyor.

Kılıç’ın birinci sıradaki sanık olarak yer aldığı iddianamede kendisiyle ilgili bölüm iddianamenin 105’inci sayfasından itibaren başlıyor. Bu bu bölümde Kılıç’ın çalıştığı gazete ve basın yayın organlarına yer veriliyor.

Ardından Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Meydan Gazetesi’nde 26 Ocak 2016’daki “Üst aklın ‘Cemaati’ yok etme projesi!”, 20 Kasım 2015’te yayımlanan “Cemaatin malı deniz, yemeyen keriz”, 9 Ekim 2015’te yayımlanan “Eyyy RTÜK Ey Muhalefet Keyfiniz Bilir!”, 20 Ekim 2015’te “Eşkıya Uyduya Hükümdar Olmaz!”, 20 Ekim 2016’da “Fuat Avni Yeter, Kandırma Milleti!” ve 16 Ekim 2015’e yayımlanan “Sıkıysa yaz, çiz ya da konuş!” başlıklı beş ayrı yazısına yer veriliyor. Yazılarla ilgili bu bölümde kapatılan Meydan Gazetesi “FETÖ’nün propaganda organlarından olan” şeklinde değerlendiriliyor.

Kılıç’ın bu yazılarının ardından sosyal medya hesaplarından yapmış olduğu yedi paylaşıma yer veriliyor:

  • Abdullah Kılıç@kilicabd adresinden “Beklenen gelişme! Mısır’daki askeri darbeden sonra bazı yazarlar, yine-yeniden Erdoğan’a bak senin de sonun böyle olur demeye başladı” şeklinde tweet atmıştır.

  • Abdullah Kılıç@kilicabd adresinden “Gulyabani yine çıkmış sallıyor ama fena saçmalıyor, nasıl olsa kandıracağı yüzde 50.5 var!” şeklinde tweet atmıştır.(fuatavni hesabı ile ilgili)

  • Abdullah Kılıç@kilicabd adresinden “Yemin ederim ‘Gulyabani gibi oldu bu yaratık geceleri çıkıyor” şeklinde tweet atmıştır. (fuatavni ile ilgili)

  • BBC Türkçe@bbcturkce isimli hesaptan “Cemil Bayık Times’a konuştu: Erdoğan’ı ve AKP’yi devirmek istiyoruz’ şeklindeki tweeti paylaşıp üzerine “Demokrasiyi terör örgütüne boğdurmayız” şeklinde kendi yorumunu eklemiştir.

  • Abdullah Kılıç@kilicabd adresinden “Ey Fuat Avni; kimsen çık ortaya! Cemaatten mi? MİT’ten mi? İn misin, cin mi? Sarayda mısın? Köşkte mi?” şeklinde tweet atmıştır.

  • Abdullah Kılıç@kilicabd adresinden “Cemaatin polisi, askeri, savcısı olmamalı! Polisin, askerin, savcının da cemaati olmamalı ama insaflı olmalı” şeklinde tweet atmıştır.

  • Abdullah Kılıç@kilicabd adresinden “Hainler halkı vurun diyor işte kan donduran yazışmalar” şeklinde tweet atmıştır.”

Savcı Çağlak, diğer sanıklar da olduğu gibi Kılıç’ın da Bank Asya’daki banka hesabındaki para akışlarına da iddianamede yer veriliyor. Buna göre; 2013 Aralık ayı itibariyle para olmayan hesabına 2014 yılı Ocak ayından itibaren çeşitli tarihlerde para yatırıldığı bilgisine yer veriliyor. Bu para hareketi ise Bank Asya’ya dair soruşturma başlatılması sonrası Fetullah Gülen’in çağrısıyla para yatırıldığı savunuluyor.

Kılıç’ın Habertürk’teki genel yayın yönetmenliği yardımcılığından başka bir televizyon kanalına geçmesine dair “FuatAvni” isimli twitter hesabından yapılan paylaşımla sahiplenildiği de iddianamede yer alıyor.

Daha sonra Kılıç’ın ev aramasında el konulan materyallere yer veriliyor.

Sonrasında ise Kılıç’ın ifadesinin özetine yer veriliyor. Kılıç ifadesinde söz konusu sosyal medya paylaşımlarının “propaganda ve algı” oluşturmak amacıyla atmadığını belirterek, okunan twetleri örgütün propagandası ve algı oluşturmak için atmadığını, demokrat bir gazeteci olduğunu, hükümetin yaptığı uygulamaları kendi düşüncesine göre eleştirdiğini dile getiriyor.

Savcı Çağlak, Kılıç’ın kaleme aldığı yazılarına ilişkin “darbe girişiminde bulunan örgüt ile yapılan hukuki mücadeleyi hukuksuzluk ve zulüm olarak nitelendirip itibarsızlaştırması, örgüt adına propaganda yapan, finans sağlayan kuruluşlara hakim kararı ile kayyum atanmasını ve örgütle mücadele kapsamındaki idari kararları benzer şekilde hukuksuzluk olarak niteleyip devrin değişeceğini mücedele eden kamu görevlilerinin birgün adalet önünde hesap vereceğini yazması ve benzer söylemlerin örgütün yazılı ve görsel medyasında da sıkça yer alması dikkate alınarak şüphelinin örgüt adına algı faaliyetlerinde bulunduğu ve örgüt üyesi olduğu kanatine varılmıştır” diyerek, cezalandırılmasını talep etti.

Çağlak’ın hazırladığı iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi. Yargılamanın ilk duruşmasında Kılıç hakkında tahliye kararı verildi. Ancak henüz cezaevinden çıkmadan “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeni bir soruşturma kapsamında yeniden gözaltına alındı. Soruşturma kapsamındaki ifade işlemlerinin ardından yeniden tutuklandı. Bu soruşturma ile ilgili de hakkında ikinci bir iddianame daha hazırlandı.

İkinci İddianame

İkinci iddianame İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından 5 Haziran 2017’de tamamlandı. Aynı mahkemeye sunularak, ikinci yargılama başladı. Ancak daha sonra bu iki yargılama da birleştirildi.

Bu iddianame ise 314 sayfadan oluştu. İddianame Kılıç ile birlikte daha önceki iddianamede de sanık olarak yer alan 13 gazeteci hakkında hazırlandı. Aynı şekilde iddianamenin ilk bölümü “FETÖ/PYD” yapılanması ve kuruluşunun yanısıra “hedef ve amaçlarına” dair 192 sayfalık değerlendirmeler yer aldı.

İddianamede Kılıç’ın Zaman Gazetesi’nde Kültür-Sanat muhabirliği ve hafta sonu ekleri yayın editörlüğü, Radikal Gazetesi’nde Haber Müdürü, Habertürk’te Haber Koordinatörü ve Meydan Gazetesinde köşe yazarlığı yaptığı bilgisine yer verildi. 2004 - 2011 yılları arasında Zaman Gazetesi’nin bünyesinde bulunduğu Feza Gazetecilik Anonim Şirketi, 2015-2016 yılları arasında Meydan Yayın ve Gazetecilik Anonim Şirketi’nde sigorta kaydının bulunması da Kılıç ile ilgili bölümde yer aldı.

Kılıç’ın çalıştığı ve daha kapatılan Zaman ve Meydan gazetesi “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün basın-yayın yapılanmasında yer aldığı” şeklinde iddianamede yer alıyor. Bu ifadelerin ardından iki gazete hakkında kapatılma kararı hatırlatılıyor.

Diğer sanıklar hakkında olduğu gibi Kılıç’ın da yapılan inceleme sonrasında örgüte ait olduğu iddia edilen Bank Asya’da hesabının olduğu ve çeşitli tarihlerde para hareketinin olduğu bilgisine yer veriliyor. Savcı Fidan, bu para hareketlerinin Bank Asya’ya açılan soruşturma sonrasında Fetullah Gülen’in çağrısıyla “bankayı sahiplenmek” adına yapıldığını savundu. Bu bölümde Kılıç’ın hesap hareketlerine dair bilgiler de yer aldı.

Daha sonra Kılıç’ın “Fetullah Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması kapsamında hakkında soruşturma ya da kovuşturma bulunan 41 kişi ile 14 ayrı görüşme gerçekleştirildiğine dair iletişim tespitine yer veriliyor. Söz konusu kişilerin “FETÖ” içerisinde yer aldıkları gerekçesiyle savunuluyor. Ancak görüşmelerin detaylarına ilişkin bir bilgiye yer verilmiyor. İletişim kaydı olduğu belirtilen isimler arasında Kılıç’ın çalıştığı gazetenin genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı’nın yanı sıra çeşitli davalarda yargılanan Oğuz Usluer, Haşim Söylemez, Fatih Yağmur, Tarık Toros, Nuriye Akman, Ahmet Turan Alkan ve Mustafa Gökkılıç gibi gazetecilerin de isimleri yer alıyor.

İddianamede ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014 yılında “Tahşiye” olarak kamuyounun gündemine gelen soruşturma sonrası Zaman Gazetesi başta olmak üzere kimi yayın organlarına yapılan operasyona dair bilgiye yer veriliyor. Soruşturma kapsamında Zaman Gazetesi genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı ve Samanyolu Yayın Grup Başkanı Hidayet Karaca’nın da bulunduğu isimler gözaltına alınmıştı. İddianamede bu soruşturmanın “medyaya darbe algısı” şeklinde manipüle edildiği savunularak, bu tarihlerde Kılıç’da Zaman Gazetesi’nin bulunduğu bölgede ve gözaltıların yapıldığı Vatan Emniyet Müdürlüğü çevresinde telefonunun sinyal verdiği bilgisine yer veriliyor.

Savcı Fidan bu tespitler ışığında Kılıç’ın da aralarında bulunduğu 13 sanığı “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün medya unsurları” şeklinde değerlendirerek, şüphelilerin “Anayasal düzeni ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini hedef alan terör örgütüyle organik bağ içerisinde ve amaçları doğrultusunda süreklilik ve çeşitlilik arz edecek şekilde örgütsel faaliyetlerde bulundukları” tespitinde bulundu.

Savcı Fidan, Kılıç ve diğer sanıkların “örgütün algı faaliyetlerine katılmış olmaları nedeniyle”, “Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme” suçunu işlediklerini savundu. Bu kapsamda cezalandırılmalarını istedi. İddianamenin aynı mahkmede süren diğer dava ile birleştirillmesini talep ederek, iddianameyi İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sundu.

Gazeteci Abdullah Kılıç ve diğer sanık gazeteciler hakkındaki iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek, yargılanmaya başlandı. Davanın ilk duruşması için 27-31 Mart 2017 tarihi belirlendi.

Duruşmaya 26 tutuklu, bir tutuksuz sanık katıldı. Sanıklardan gazeteci Said Sefa ile Bülent Ceyhan ise firari oldukları için duruşmaya katılmadı. Duruşma ise sanık ve izleyici sayısının çok olması nedeniyle Çağlayan Adliyesi’nin zemin katındaki büyük salonda görüldü.

Kılıç bu duruşmada yaptığı savunmasında, “Algı yaratma sürecinin kurbanlarından biri” olduğunu söyleyerek, “Sadece gazetecilik yaptım, haberin üzerine gittim. Merhamet değil, adalet istiyorum yaşadığım haksızlığı merhamet değil adalet giderir. Tahliyemi talep ediyorum” dedi. Fethullah Gülen cemaatine yöneltilen sınav sorularını çalma iddiasını ilk kendisinin yazdığını belirten Kılıç “Meydan’da yazarken de cemaatçi savcı, asker olamayacağını yazmam üzerine, sözleşmemin de bitmesi nedeniyle yazarlığı bıraktım, Nisan 2016’dan beri çiçekçilik yapıyorum“ ifadelerini kullandı.

Duruşmanın son gününde duruşma savcısı aralarında Kılıç’da da bulunduğu 13 kişinin tahliyesini talep ederken mahkeme heyeti bu 13 kişiyle birlikte davanın 26 tutuklu sanığından toplam 21’inin tahliyesine karar verdi. Ancak duruşma savcısı aynı gün tahliye kararı verilen sekiz gazetecinin tahliyesine itiraz etti. Duruşma savcısının itirazını aynı gün işleme koyan 26. Ağır Ceza Mahkemesi talebi kabul ederek Hanım Büşra Erdal, Ahmet Memiş, Bayram Kaya, Cemal Azmi Kalyoncu, Cuma Ulus, Habib Güler, Halil İbrahim Balta ve Muhammet Said Kuloğlu hakkında yeniden yakalama kararı çıkarmıştı ve söz konusu sekiz kişi tahliye olamadan cezaevinde kaldı. Savcının tahliye talebinde bulunduğu ve mahkemenin de tahliye ettiği aralarında Kılıç da bulunduğu 13 kişi hakkında ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı aynı gün darbe soruşturması kapsamında gözaltı kararı verildi. Bu kişiler de cezaevinden çıktıktan sonra gözaltına alınarak emniyet müdürlüğüne götürülmüştü. Burada sorgulanan şüpheliler çıkarıldıkları sulh ceza hakimliği tarafından tutuklanarak yeniden cezaevine gönderilmişti.

21 kişi hakkında tahliye kararı veren 25. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İbrahim Lorasdağı, hakimler Barış Cömert ve Necla Yeşilyurt Gülbiçim ise 3 Nisan 2017’de açığa alındı.

Davanın bir sonraki duruşması ise 27 Nisan 2017 tarihinde yapıldı. Duruşmaya az sayıda gazeteci dışında izleyici alınmadı. Bu duruşmada tanıkların dinlenmesiyle devam edildi. Ara karar veren mahkeme davanın sonraki duruşmasına ise 6 Temmuz 2017’de bırakıldı. Dava boyunca üçüncü kez değişen mahkeme heyeti duruşma sonunda savcının mütalaası doğrultusunda tüm tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına hükmetti.

Kılıç ve 11’i tutuklu diğer 12 kişinin “darbeye teşebbüs” suçlamalarıyla ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet talebiyle yargılandıkları davanın ilk duruşması 16-17 Ağustos tarihlerinde görüldü. Kılıç duruşmanın ilk günkü oturumunda savunma yaptı. Kılıç’ın savunmasında öne çıkan ifadeler şöyle:

“15 Temmuz’da peş peşe attığım onlarca sert tweette darbeyi lanetledim. Pek çok meslektaşım gibi sonra pozisyon alırım demedim. Tweetlerimi silmedim, darbecilerin karşısına dikildim.

“Sabaha kadar darbecileri lanetleyen 40 tweet attım. Sabah 7’den sonra tweet atmak kolaydı tabi. Halkı darbeye karşı bilgilendirmek için tweetler atan biri, sokaklara çıkan biri darbeci olabilir mi?”

“Radikal’de ben haber müdürüyken, Balyoz ile ilgili yazı dizisi yaptık. Balyoz’u Anlama Kılavuzu yayınladık. Dijital verilerin sahte olduğunu yazdık. Bu haberlere erişim yasaklandı ve hala yasak.

“Zaman Gazetesi’nde her yıl 2 milyona yakın Basın İlan Kurumu reklamı vardı. Alaattin Kaya Basın İlan Kurumu’ndan bu yolla haksız kazanç elde ediyordu. 25 bin değil 25 gazete basılıyordu. Bu dosyayı Nadir Alparslan’a gittim. Hala Cumhurbaşkanlığı Genel Sereter Yardımcısı. Bunu yazdım ve Zaman’dan kovuldum bu dosya yüzünden.

“Tutuklanırken bile savcı yüzü görmedim. 14 gün Emniyet’te tutulduktan sonra savcılığa çıkarılmadan Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandım.

“İddia makamı 11 ay Meydan Gazetesi’nde yazmamı suç unsuru gibi sunmuş. 23 yıllık gazeteciyim. TGC’den üç defa ödül aldım. Gazetecinin nerede yazdığının değil ne yazdığının önemi vardır.

“Ben hayatımda bir kişiyi bir kurumu öven haber yapmadım. Yapan arkadaşlarım var, saygı duyarım. Ama ben her zaman uyaran, eleştiren haber yaptım.”

Mahkeme heyeti bu duruşmanın sonunda gazeteciler Bünyamin Köseli ile Cihan Acar’ın tahliye edilmesine karar verirken diğer tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına hükmetti. Mahkeme ayrıca bu davanın “FETÖ medya yapılanması” davasıyla birleştirilmesine de karar verdi. Böylelikle iki farklı iddianame birleştirilerek yargılamaya devam edildi.

Birleştirme kararı sonrasında ilk duruşma günü için 24 Ekim 2017 günü belirlendi. Bu duruşmada sanıklar ve avukatları, mahkemeye ulaşan Bank Asya ve ByLock kullanımına dair raporların okunmasından sonra kısaca söz aldı. Bank Asya raporuna göre aralarında Atilla Taş’ın da bulunduğu altı kişinin Bank Asya’da hesabının bulunmadığı, tutuklu dört sanığın Bank Asya’daki hesaplarının şüpheli olduğu, diğer sanıkların ise bankada hesabının bulunduğu ancak hayatın olağan akışına aykırı bir hareketin söz konusu olmadığı belirtildi.

Bu duruşmada mahkeme heyeti davada tutuklu yargılanan gazeteciler Atilla Taş ve Murat Aksoy’un tahliyelerine karar verdi.

Birleştirme kararı sonrası ikinci duruşma ise 3-4 Aralık 2017 tarihinde görüldü. Bu duruşmada da tanıklar dinlendi. Duruşmada tanıklara bir önceki duruşmada tahliye edilen Bünyamin Köseli, hakkında yakalama kararı bulunan Sait Sefa ve tutuklu sanıklar Bayram Kaya, Ahmet Memiş ve Muhammed Sait Kuloğlu hakkında sorular sorulurken toplam altı tanık dinlendi. Tanık ifadelerinin ardından mütalaasını açıklayan savcı, tüm tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamını istedi. Daha sonra tanık beyanlarına ilişkin olarak sanıklar söz aldı.

Davanın bir sonraki duruşması 8 Şubat 2018’de görüldü. Savcı esas hakkındaki mütalaasını sundu. 13 sanık hakkındaki “anayasal düzeni bozmaya teşebbüs” suçlamasının düşürülmesini talep eden savcı, buna karşın Murat Aksoy, Gökçe Fırat Çulhaoğlu ve Muhterem Tanık dışındaki tüm sanıkların “FETÖ/PDY örgütü üyeliği” suçlamasından cezalandırılmasını ve Aksoy hariç, davada daha önce tahliye edilen tüm sanıkların tekrar tutuklanmasını istedi.

Mütalaada firari durumda olan Said Sefa ve Bülent Ceyhan’ın dosyalarının ayrılması da talep edildi.

Duruşmada sanıkların, bilirkişi tarafından sanıklara ait dijital materyallere ilişkin hazırlamış olduğu rapora dair beyanları alındı. Yazışmalarında “abi,” “abla” ve “maklube” gibi kelimelerin aratıldığına işaret eden tutuklu sanık eski Zaman muhabiri Hanım Büşra Erdal, “Cemaati tanımadığımı asla söylemedim. Zaman gazetesinde 2002’de çalışmaya başladım, 10-15 sene çalıştım. Ama işimi yaptım, başka hiçbir hiyerarşiye dahil olmadım. Çalıştığım kişiler dışında başka kimseye abi demedim. Zaman’da cemaat gömleği giymedim. Bu mahkemede de FETÖ gömleği giymeyeceğim,” ifadelerini kullandı.

Savcı mütalaasının ardından söz alan avukatlar, dijital rapor ve diğer delillerin müvekkillerinin lehine olmasına rağmen cezalandırma talep edilmesine tepki gösterdi. Avukatların büyük bölümü ayrıca müvekkillerine yönelik “örgüt üyeliği” iddialarını sabit kılacak somut delillerin yer almadığına dikkat çekti.

Duruşmanın sonunda Zaman gazetesi eski ekonomi muhabirlerinden Halil İbrahim Balta’nın sağlık sorunları nedeniyle adlî kontrol şartıyla tahliye edilmesine hükmeden mahkeme, avukatların savunma için ek süre talebini göz önüne alarak davayı 22-23 Şubat 2018’e bıraktı.

Bu duruşmada Abdullah Kılıç, Ahmet Memiş, Bayram Kaya ve Muhammed Sait Kuloğlu ile tutuksuz yargılanan sanıklar Atilla Taş, Ali Akkuş ve Bünyamin Köseli savunma yaptı.

Kılıç, hakkındaki Bank Asya suçlamasına yönelik bankaya yalnızca kızının okul taksitini yatırdığını söyledi. Fezlekede yer alan dört yazısının üçünün tahrip edildiğini savunan Kılıç, Meydan gazetesinden Gülen hareketini eleştirdiği bir yazının yayımlanmaması üzerine istifa ettiğini belirtti.

Mahkeme ara kararında firari sanıklar Bülent Ceyhan ve Said Sefa’nın dosyalarının haklarında “örgüt üyeliği” suçundan açılan davalar nedeniyle ayrılmasına, ayrıca tutuklu yargılanan sanıklardan Emre Soncan’ın da dosyasının ayrılarak hakkında açılan yeni bir davayla birleştirilmesine hükmetti. Mahkemenin bu ara kararı sonrası sanık sayısı 29’dan 26’ya düştü.

Davanın karar duruşması ise 7-8 Mart 2018’de görüldü. Davada savunmaların ardından sanık gazetecilerin mütalaya ilişkin son sözleri soruldu.

Karar Duruşması

Kılıç karar duruşmasında, “Pişmanlıklarımı da açık açık belirttim. İç hesaplaşmamı yaptım. Bütün bunları en adil kararları vermeniz için yaptım. Buna da inanıyorum. Adnan Menderes, Yassıada’daki son sözünde “Bir milletin sığınabileceği en güvenli liman hakimlerin pak vicdanıdır” demişti. Kendimi sizlerin o pak vicdanınıza emanet ediyorum.” ifadelerini kullandı. Son sözlerin ardından mahkeme duruşmaya kararını açıklamak üzere saat 17:30’a kadar ara verdi.

Aranın ardından kararını açıklayan heyet, Kılıç’a “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmesine karar verdi. Heyet üç sanık dışında diğer 23 sanığın “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasına hükmetti.

Gazeteci Murat Aksoy, “örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası aldı. Atilla Taş’a da aynı suçlamadan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi. Mahkeme, her iki sanığın da tutuksuzluğunun devamına hükmetti.

Mahkeme heyeti Rotahaber’in sahibi Ünal Tanık’ın eşi M. T.’nin ise beraatine karar verdi.

Mahkeme heyeti, 11 sanığın “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan alt sınırdan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmalarına hükmetti. Bu sanıklar şunlardı: Millet gazetesi eski yazarı ve Habertürk eski Genel Yayın Koordinatörü Abdullah Kılıç, Zaman gazetesi Ankara muhabiri Bayram Kaya, Zaman gazetesi kültür-sanat muhabiri Bünyamin Köseli, Aksiyon dergisi muhabiri Cemal Azmi Kalyoncu, Bugün gazetesi fotomuhabiri Cihan Acar, Zaman gazetesi muhabiri Habip Güler, Zaman gazetesi ekonomi muhabiri Halil İbrahim Balta, Zaman gazetesi muhabiri Hanım Büşra Erdal, Cihan Haber Ajansı muhabiri Hüseyin Aydın, Zaman gazetesi muhabiri Yakup Çetin ve Türk Solu dergisi Genel Yayın Yönetmeni Gökçe Fırat Çulhaoğlu.

Mahkeme, diğer 12 sanığı ise “suçun işleniş özellikleri ve suça yönelik kastın yoğunluğu” nedeniyle yine “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasından suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Bu grupta yer alanlar şunlar: Haberdar.com haber koordinatörü Ahmet Memiş, Zaman gazetesi eski haber müdürü Ali Akkuş, Şubuhaber sitesinin kurucusu Muhammed Sait Kuloğlu, Bugün gazetesi eski haber müdürü Mustafa Erkan Acar, Sabah gazetesi Ankara eski haber müdürü Mutlu Çölgeçen, Habertürk TV eski koordinatörü Oğuz Usluer, TRT haber muhabiri Seyid Kılıç, Millet gazetesi ekonomi müdürü ve al-Monitor eski yazarı Ufuk Şanlı, Rotahaber sitesinin sahibi Ünal Tanık, Aktif Haber internet sitesi editörü Yetkin Yıldız, Habertürk TV eski haber müdürü Cuma Ulus ve öğretmen D.A..

Mahkeme ayrıca tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin “hükmen tutuklu” olarak devamına karar verirken, daha önce tahliye edilen sanıklardan Ali Akkuş’un da yeniden tutuklanmasına hükmedildi.

İstinaf Mahkemesi Süreci

Avukatlar ise cezalar ilişkin istinaf mahkemesine temyiz başvurusunda bulundu. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 2. Ceza Dairesi temyiz başvurusuna ilişkin 22 Ekim 2018 tarihli kararıyla verilen hapis cezalarını onadı. Kararda tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi. Sanıkların istinaf taleplerini esastan reddetti. BAM kararında, dosyada mevcut delillerin suçun ispatı bakımından yerinde ve yeterli olduğu ve yerel mahkemenin kararının hukuka uygun olduğu ifade edildi.

İstinaf mahkemesinin onama kararı daha sonra ceza miktarı beş yılın üzerinde olduğu için bu kez Yargıtay’a taşındı. Yargıtay’daki temyiz süreci ise devam ediyor.

AİHM Süreci

Öte yandan Kılıç’ın avukatları Anayasa’nın 19. maddesi ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 104 ve  108’inci maddelerine açıkça aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle AİHM’e başvurdu. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 5., 6. ve 10. maddelerinden hak ihlalini incelemeye alan AİHM, Türkiye’den savunmasını yapmasını istedi. Ancak başvuru henüz karara bağlanmadı.

FETÖ Media Organization (Indictment)

FETÖ Media Organization (Reasoned Judgement)