Ahmet Memiş

FETÖ Media Organization

15 Temmuz darbe girişiminin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, “Fetullah Terör Örgütü – Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) medya yapılanması içerisinde yer aldıkları” iddiasıyla çoğunluğu gazeteci 35 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. Hakkında gözaltı kararı verilenlerin isimleri ilk olarak hükümete yakın basın organlarında yayımlandı. Soruşturma kapsamında ilk gözaltı operasyonları 23 Temmuz 2016’da yapıldı.

Soruşturma talimatı İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Fuzuli Aydoğdu tarafından verildi.

Ahmet Memiş İstanbul’da 23 Temmuz 2016’da gözaltına alındı. Terörle Mücadele Birimi’nin olduğu Vatan Emniyet Müdürlüğü yerine Gayrettepe’deki Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından 25 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’ne getirildi. Savcılık sorgusunun ardından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Hakimlik sorgusunun ardından “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklandı. Silivri Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Memiş ile birlikte aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan isimler arasında şunlar vardı: Nazlı Ilıcak, Seyit Kılıç, Yakup Sağlam, Bayram Kaya, Cihan Acar, Bünyamin Köseli, Emre Soncan, Mustafa Erkan Acar, Cemal Azmi Kalyoncu, Abdullah Kılıç, Habip Güler, Mehmet Gündem, Cuma Ulus, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Bülent Mumay, Haşim Söylemez, Ali Akkuş, Yakup Çetin, Arda Akın ve Ufuk Şanlı.

Ahmet Memiş’in de aralarında bulunduğu 27’si gazeteci 29 sanık hakkındaki iddianame İstanbul Cumhuriyet Savcısı Murat Çağlak tarafından hazırlandı. İddianame 196 sayfadan oluşuyordu. Memiş, iddianamede üçüncü sıradaki sanık olarak yer aldı. Savcı Çağlak, iddianamenin 112 sayfasında “Fetullah Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ-PDY)” ile ilgili yapılanmasına, kuruluş dönemine dair kapsamlı bir değerlendirmede bulunuyor. Benzer davalarda da böylesi uzun değerlendirmeler kullanılıyor. Bazı iddianamelerde bu metinler ortak metinler de olabiliyor.

Memiş hakkındaki değerlendirmeler ise iddianamenin 111’inci sayfasında başlıyor. Burada Memiş’in çalıştığı Rotahaber ve Haberdar isimli internet siteleri “FETÖ lehine algı operasyonu yapan haber siteleri” olarak değerlendiriliyor.

Ardından Memiş’in Rotahaber sitesinde haber koordinatörü iken kişisel twitter adresinden “Ve Rotahaber bombayı patlattı. Her yazdığı gündem olan @fuatavni yazılarıyla artık Rotahber’de” başlığı ile “http://haber.rotahaber.com/turkiyeyi- sarsan - fuatavni - yazilarıyla - rotahaberde - h446111.html” (silinen) uzantılı linki vererek aynı gün farklı saatlerde “dört (4)” defa paylaşımda bulunduğuna dair açık kaynak araştırmasına yer veriliyor. İddianameye konu “FuatAvni” bir twitter hesabıydı, bir dönem Türkiye’nin en çok konuştuğu konulara dair bilgilerin paylaşıldığı bir hesap idi. Memiş’in de aralarında bulunduğu kimi gazeteciler ve isimlerin bu hesabı ortak kullandığı ileri sürüldü. Bu durum yargılama aşamasında da hükümete yakın medya organlarında sıklıkla dile getirildi.

Savcı Çağlak, Memiş’in çalıştığı Rotahaber’de “FuatAvni” ismi tarafından yazıldığı iddia edilen yazılara da internet sitesinde yer verildiğini kaydetti. Bu hesabın 29 Mart 2014 tarihinde “Giderayak Tüm Projeler Devrede” başlığı ile Milli İstihbarat Teşkilatı’nı ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı’nı hedef alan yazı yazdığı savunuldu. Söz konusu yazının yayımlanmasından sonra Milli İstihbarat Teşkilatı Hukuk Müşavirliği tarafından suç duyurusunda bulunulduğu, suç duyurusuna istinaden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca da soruşturma başlatıldığı bilgisine iddianamede yer verildi. Soruşturma kapsamında savcılığa kimlik bilgisi olmadığı yönünde beyanda bulunulduğu ancak yetkililerden habersiz yazı yazılamayacağı belirtilmesine rağmen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na Fuat Avni kullanıcısının bilgileri verilmeyerek gizlendiği de savunuldu.

Memiş’in ev araması sırasına el konulan bilgisayar kasası ve telefonlarına ait bilgiler de iddianameye konuldu. Ancak incelemeye dair sonuçlar iddianamede yer almadı.

Çağlak, Memiş’in vermiş olduğu ifadeyi de iddianameye koydu. Buna göre Memiş ifadesinde şunları dile getirdi:

“Haber sitelerinde genel yayın yönetmeni haber politikasını belirler. Fuatavni ile ilgili hiçbir haber yapmadım.

“Emniyet Genel Müdürlüğü’nün gizli antenli raporunu RotaHaber’de çalışırken devlete hizmet ettim. Kamuoyu ilk defa bu haberle olanları öğrendi.

“Bu rapor e-mail olarak geldi, kimden geldiğini hatırlamıyorum. Gazetecilik yaptım, suçlamaları kabul etmiyorum”.

Savcı Çağlak, Memiş’in “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep ettiği son bölümde, “örgüt lehine algı operasyonları yaptığı tespit edilen Haberdar ve Rotahaber sitelerinde haber koordinatörü olması, örgütün illegal söylemlerini topluma yayma amacı taşıyan ‘fuatavni’ hesabını yazar adı altında topluma tanıtıp yazılarını ve paylaşımlarını yayınlaması” değerlendirmesini yapıyor. Aynı bölümde Memiş’in bir dönem çalıştığı internet sitelerinin sahipleri olan ve çeşitli davalarda yargılanan gazeteciler Said Sefa ve Ünal Tanık’ın da isimlerine yer veriliyor. Said Sefa hakkındaki yargılamalar firari olarak devam ederken; Ünal Tanık, Memiş ile birlikte aynı davada yargılandı ve “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla hapis cezası aldı.

Gazeteci Ahmet Memiş ve diğer sanık gazeteciler hakkındaki iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek, yargılanmaya başlandı. Davanın ilk duruşması için 27-31 Mart 2017 tarihi belirlendi.

Duruşmaya 26 tutuklu, bir tutuksuz sanık katıldı. Sanıklardan gazeteci Said Sefa ile Bülent Ceyhan ise firari oldukları için duruşmaya katılmadı. Duruşma ise sanık ve izleyici sayısının çok olması nedeniyle Çağlayan Adliyesi’nin zemin katındaki büyük salonda görüldü.

Memiş, “Haber koordinatörü olmak suç mu” diye başladığı savunmasında, Fuat Avni mahlaslı hesabın yazarı ile ilgili “Fuat Avni yazılarıyla Rotahaber’de” içerikli tweeti paylaşmak, Fuat Avni’nin kimliğini bildirmemekle suçlandığını belirtti.

Söz konusu tweetten önce Fuat Avni’nin 307 bin takipçisi olduğunu belirten Memiş “Bana yöneltilen, Fuat Avni’yi kamuoyuna tanıtmak suçlaması doğru değildir” dedi. Memiş, Fuat Avni’nin kimliğini bilmediği için “Bilmediğim bir bilgiyi paylaşamam” derken, Bank Asya’da hesabının olmadığını, sadece yıllar önce kendisine verilmiş olan kullanmadığı bir kredi kartı olduğunu ifade etti.

Memiş, Mahkeme Başkanı İbrahim Lorasdağı’nın “Kod isminiz var mı” sorusuna “Kod ismim gazeteci” diye cevap verdi.

Duruşmanın son gününde duruşma savcısı aralarında Memiş’in de bulunduğu 13 kişinin tahliyesini talep ederken mahkeme heyeti bu 13 kişiyle birlikte davanın 26 tutuklu sanığından toplam 21’inin tahliyesine karar verdi. Ancak duruşma savcısı aynı gün tahliye kararı verilen 8 gazetecinin tahliyesine itiraz etti.

Duruşma savcısının itirazını aynı gün işleme koyan 26. Ağır Ceza Mahkemesi talebi kabul ederek Memiş ile birlikte Hanım Büşra Erdal, Bayram Kaya, Cemal Azmi Kalyoncu, Cuma Ulus, Habib Güler, Halil İbrahim Balta ve Muhammet Said Kuloğlu hakkında yeniden yakalama kararı çıkardı ve söz konusu sekiz kişi tahliye olamadan cezaevinde kaldı. Savcının tahliye talebinde bulunduğu ve mahkemenin de tahliye ettiği aralarında Memiş’in de bulunduğu 13 kişi hakkında ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı aynı gün darbe soruşturması kapsamında gözaltı kararı verdi. Bu kişiler de cezaevinden çıktıktan sonra gözaltına alınarak emniyet müdürlüğüne götürüldü. Burada sorgulanan şüpheliler, çıkarıldıkları sulh ceza hakimliği tarafından tutuklanarak yeniden cezaevine gönderildi.

21 kişi hakkında tahliye kararı veren 25. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İbrahim Lorasdağı, hakimler Barış Cömert ve Necla Yeşilyurt Gülbiçim ise 3 Nisan 2017’de açığa alındı.

Davanın bir sonraki duruşması 27 Nisan 2017 tarihinde yapıldı. Duruşmaya az sayıda gazeteci dışında izleyici alınmadı. Bu duruşmada tanıkların dinlenmesine devam edildi. Ara karar veren mahkeme davanın sonraki duruşmasını ise 6 Temmuz 2017’de bıraktı. Dava boyunca üçüncü kez değişen mahkeme heyeti duruşma sonunda savcının mütalaası doğrultusunda tüm tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına hükmetti.

Memiş ve 11’i tutuklu diğer 12 kişinin “darbeye teşebbüs” suçlamalarıyla ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet talebiyle yargılandıkları davanın ilk duruşması ise 16-17 Ağustos 2017 tarihlerinde görüldü. Mahkeme heyeti bu duruşmanın sonunda gazeteciler Bünyamin Köseli ile Cihan Acar’ın tahliye edilmesine karar verirken diğer tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına hükmetti. Mahkeme ayrıca bu davanın “FETÖ medya yapılanması” davasıyla birleştirilmesine de karar verdi. Böylelikle iki farklı iddianame birleştirilerek yargılamaya devam edildi.

Birleştirme kararı sonrasında ilk duruşma günü için 24 Ekim 2017 günü belirlendi. Bu duruşmada sanıklar ve avukatları, mahkemeye ulaşan Bank Asya ve ByLock kullanımına dair raporların okunmasından sonra kısaca söz aldı. Bank Asya raporuna göre aralarında Atilla Taş’ın da bulunduğu altı kişinin Bank Asya’da hesabının bulunmadığı, tutuklu dört sanığın Bank Asya’daki hesaplarının şüpheli olduğu, diğer sanıkların ise bankada hesabının bulunduğu ancak hayatın olağan akışına aykırı bir hareketin söz konusu olmadığı belirtildi. Bu duruşmada mahkeme heyeti davada tutuklu yargılanan gazeteciler Atilla Taş ve Murat Aksoy’un tahliyelerine karar verdi.

Birleştirme kararı sonrası ikinci duruşma 3-4 Aralık 2017 tarihinde görüldü. Bu duruşmada da tanıklar dinlendi. Duruşmada tanıklara bir önceki duruşmada tahliye edilen Bünyamin Köseli, hakkında yakalama kararı bulunan Sait Sefa ve tutuklu sanıklar Bayram Kaya, Ahmet Memiş ve Muhammed Sait Kuloğlu hakkında sorular sorulurken toplam altı tanık dinlendi. Tanık ifadelerinin ardından mütalaasını açıklayan savcı, tüm tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamını istedi. Daha sonra tanık beyanlarına ilişkin olarak sanıklar söz aldı.

Davanın bir sonraki duruşması 8 Şubat 2018’de görüldü. Savcı esas hakkındaki mütalaasını sundu. On üç sanık hakkındaki “anayasal düzeni bozmaya teşebbüs” suçlamasının düşürülmesini talep eden savcı, buna karşın Murat Aksoy, Gökçe Fırat Çulhaoğlu ve Muhterem Tanık dışındaki tüm sanıkların “FETÖ/PDY örgütü üyeliği” suçlamasından cezalandırılmasını ve Aksoy hariç, davada daha önce tahliye edilen tüm sanıkların tekrar tutuklanmasını istedi.

Mütalaada firari durumda olan Said Sefa ve Bülent Ceyhan’ın dosyalarının ayrılması da talep edildi. Duruşmada sanıkların, bilirkişi tarafından sanıklara ait dijital materyallere ilişkin hazırlamış olduğu rapora dair beyanları alındı. Savcı mütalaasının ardından söz alan avukatlar, dijital rapor ve diğer delillerin müvekkillerinin lehine olmasına rağmen cezalandırma talep edilmesine tepki gösterdi. Avukatların büyük bölümü ayrıca müvekkillerine yönelik “örgüt üyeliği” iddialarını sabit kılacak somut delillerin yer almadığına dikkat çekti.

Duruşmada savunma yapan Memiş, tahliyesini talep etti: Memiş’in savunmasının satır başları şöyleydi:

“Mütalaayı defalarca inceledim ama savunma yapabilecek bir unsur bulamadım. Ayrıca iddianamedeki suçlamalar da mütalaada yer almamış.

“25 yıllık gazeteciyim hayatımın 20 yılı AKP yanlısı sitelerde geçti. 20 yıldır AKP’liyim. İlk oyumu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olduğunda Recep Tayyip Erdoğan’a vermiştim.

“Bir gün dahi örgüte ait olduğu iddia edilen yayın organlarında çalışmadım. Maddi nedenlerden ötürü Haberdar’a geçtim. Said Sefa defalarca Halk TV’de yayındayken Fuat Avni tweet atmış, bunu benim aklım almıyor.”

Rotahaber’de yayınladığı bir haberden dolayı Fethullah Gülen’in kendisine dava açtığını söyleyen Memiş, “Bir örgüt lideri, örgüt üyesi hakkında dava açar mı?” diye sordu, “Apartmanda oturanlar birleşiyor ve ‘bunlar haindir’ diyerek karım ve çocuğumu evden attırmak istiyor. Cezayı ailem çekiyor” ifadelerini kullandı.

Duruşmanın sonunda Zaman gazetesi eski ekonomi muhabirlerinden Halil İbrahim Balta’nın sağlık sorunları nedeniyle adlî kontrol şartıyla tahliye edilmesine hükmeden mahkeme, avukatların savunma için ek süre talebini göz önüne alarak davayı 22-23 Şubat 2018’e bıraktı. Mahkeme heyeti Emre Soncan hakkında başka bir dava açıldığı gerekçesiyle dosyasını ayırdı. Soncan “Bugün de mi tahliye olamayacağım” dedi. Ayrıca firari sanıklar Bülent Ceyhan ve Said Sefa’nın dosyalarının haklarında “örgüt üyeliği” suçundan açılan davalar nedeniyle ayrılmasına karar verildi. Böylelikle 29 olan sanık sayısı 26’ya düştü.

Karar Duruşması

Davanın karar duruşması 7-8 Mart 2018’de görüldü. Davada savunmaların ardından sanık gazetecilerin mütalaaya ilişkin son sözleri soruldu. Ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıklardan Atilla Taş’a “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte bile isteye yardım” suçundan (TCK 220/7) 5 yıl hapis cezası verdi, yardımın niteliği gerekçesiyle cezayı 2 yıl 6 ay hapse indirdi, “terör suçu” olması nedeniyle yarı oranda artırarak 3 yıl 9 ay hapis cezasına çıkardı ve nihayet olarak iyi halden indirimde bulunup  3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verdi.  Mahkeme savcının tutuklama talebi reddetti. Gazeteci Murat Aksoy ise “örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme heyeti Rotahaber’in genel yayın yönetmeni Ünal Tanık’ın eşi M. T.’nin ise beraatine karar verdi.

Ahmet Memiş ile birlikte Ali Akkuş, Muhammet Sait Kuloğlu, Multlu Çölgeçen, Seyid Kılıç, Ünal Tanık, Erkan Acar, Oğuz Usluer, Davut Aydın, Ufuk Şanlı, Yetkin Yıldız, Cuma Ulus’a “örgüt üyeliği” suçlaması (TCK 314/2) ve “suçun işleniş biçimi ve suça kastin yoğunluğu” gerekçesiyle alt sınırdan uzaklaşılarak ayrı ayrı 6 yıl hapis cezası verilmesine karar verdi. Ceza “terör suçu” olduğu gerekçesiyle cezayı yarı oranda arttırarak 9 yıl hapse çıkaran mahkeme iyi hal gerekçesiyle nihayetinde sanıkları, 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı.

Ayrıca gazeteciler Cihan Acar, Bünyamin Köseli, İbrahim Balta, Bayram Kaya, Cemal Azmi Kalyoncu, Habip Güler, Hanım Büşra Erdal, Yakup Çetin, Hüseyin Aydın, Abdullah Kılıç ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu “örgüt üyeliği” suçlamasından (TCK 314/2) ayrı ayrı 5 yıl hapis cezası aldı. Ceza “terör suçu” olduğu gerekçesiyle ceza yarı oranda artırılarak 7 yıl 6 ay hapse yükseldi, sanıkların iyi halleri gerekçesiyle indirim yapılarak nihayetinde sanıklara ayrı ayrı 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

Mahkeme ayrıca tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin “hükmen tutuklu” olarak devamına karar verirken, daha önce tahliye edilen sanıklardan Ali Akkuş’un da yeniden tutuklanmasına hükmedildi.

İstinaf Süreci

Avukatlar cezalara ilişkin istinaf mahkemesine başvuruda bulundu. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 2. Ceza Dairesi başvuruya ilişkin 22 Ekim 2018 tarihli kararıyla verilen hapis cezalarını onadı. Kararda tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi. Sanıkların istinaf taleplerini esastan reddetti. BAM kararında, dosyada mevcut delillerin suçun ispatı bakımından yerinde ve yeterli olduğu ve yerel mahkemenin kararının hukuka uygun olduğu ifade edildi.

Yargıtay Süreci

İstinaf mahkemesinin temyiz başvurusunu reddetmesi üzerine bu kez Memiş ile birlikte 23 gazetecinin cezalarının beş yıl sınırın üzerinde olması nedeniyle Yargıtay’a temyiz başvurusu yapıldı. Yargıtay Başsavcılığı, temyiz başvurusuna dair verdiği tebliğnamede temyize taşınan davanın reddedilmesini talep etti. Yargıtay Başsavcılığı, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığını öne sürerek temyiz davasının esastan reddedilmesini ve gazetecilerin hükümlerinin onanmasını talep etti.

Dosya Yargıtay’da henüz karara bağlanmayı bekliyor.

FETÖ Media Organization (Indictment)

FETÖ Media Organization (Reasoned Judgement)