Ahmet Sever

Ahmet Sever - “Publicy Insulting the President” Trial

Ahmet Sever’in eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün basın başdanışmanı olarak görev yaptığı döneme ilişkin izlenimlerini aktardığı “İçimde Kalmasın/Tanıklığımdır” adlı kitabı 2018 yılında yayımlandı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yayımlanmasının ardından kitabı savcılığa şikayet etti. Erdoğan’ın avukatı Ahmet Özel tarafından, 31 Ekim 2018’de, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan dört sayfalık dilekçede kitaptan 22 ayrı alıntı yapıldı. “Cumhurbaşkanına hakaret edildiği” iddia edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın; “yargıya müdahale etmekle,” “devletin imkan ve sermayesini keyfi ve hoyratça harcamakla,” “devleti çökertmekle” ve “hukukun sonunu getirmekle” suçlandığı öne sürüldü.

“Kitaptaki içeriklerin somut hiçbir delil olmaksızın dedikodu içerikli açıklamalar olduğu” savunuldu. “Erdoğan’ın kişilik haklarına, onur ve haysiyetine karşı saldırıda bulunulduğu” iddiasına yer verildi. Ayrıca kitabın sonsözünde yer alan “bu kitap burada bitmeyecek” ifadesiyle de “kasıtlı saldırısına devam edeceğini açıkça ifade ettiği” ileri sürüldü.

Dilekçede, Sever’in “ifade ve basın özgürlüğü sınırlarını aştığı” iddia edildi. Sever’in “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı aşağılamak, toplum önünde küçük düşürmek, suçlamak amacıyla, basın ve yayın yoluyla hakarette bulunduğu” öne sürüldü.

Dilekçenin sunulmasının ardından Sever hakkında soruşturma başlatıldı.

Türk Ceza Kanunu’na göre bir kişi hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla dava açılabilmesi için Adalet Bakanı’ndan izin alınması gerekiyor. Sever hakkında dava açılabilmesi için gereken bakanlık izni ise 4 Şubat 2019’da alındı.

Sever hakkındaki iddianame, 4 Şubat 2019’da tamamlandı.

Gazeteci Ahmet Sever hakkında iddianame, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın şikayeti üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 4 Şubat 2019’da tamamladı. Erdoğan, iddianamede “şikayetçi” olarak yer aldı.

İddianamede, Sever’in “İçimde Kalmasın/Tanıklığımdır” başlıklı kitabının, Mayıs 2018’de Destek Yayınları tarafından yayımlandığı, kitabın 17 Temmuz 2018’de savcılığa iletildiği belirtildi.

Kitaptaki şu ifadeler, Sever hakkındaki suçlamalara dayanak olarak gösterildi:

“Kitapları bombadan daha tehlikeli gören bir iktidar daha doğrusu tek adam vardı karşımızda”

“Erdoğan’ın geleceğe dönük söylemi artık kalmadı”

“Bir dediği bir dediğini tutmuyor devamlı kendisiyle çelişiyor”

“Her şey bir kişinin doymak bilmeyen güç ve yetki açlığına kurban edildi. İlk dönemde büyük emeklerle biriktirilen krediler ve sermaye tek adam tarafından adım adım hoyratça harcandı”

“Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidar kalmasını sağlamak amacıyla bir sistem kuruldu. Herkesi sindirmek, korkutma, yıldırmak ve susturmak için kurulan bu sistemin her yerde hafiyeleri zaptiyeleri var”

“Yola birlikte çıktıktan sonra Erdoğan davayı bırakıp başka yollara sapmış olamaz mı? Erdoğan hiç ihanet etmez mi? Yola birlikte çıkmış insanların zaman içinde Erdoğan tarafından kenara çekilmeye zorlanmış tasfiye edilmiş yani ihanete uğramış olabileceği o mahallede niçin hiç akla gelmez?”

İddianamede, Sever’in; avukatı aracılığıyla yaptığı yazılı savunmanın özetine de yer verildi. Sever, savunmasında; anılarını kitap haline getirdiğini, kitapta yer alan yorum ve sözlerin basın özgürlüğü kapsamında olduğunu belirtti.

İddianamede, Sever; Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi uyarınca “Cumhurbaşkanına alenen hakaret etmekle” suçlandı. Hakkında bir yıl iki aydan dört yıl sekiz aya kadar hapis cezası istendi. Sever’in ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

İddianame, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Gazeteci Ahmet Sever’in yargılanmasına, 4 Nisan 2019 günü İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmayla başlandı. Savunmasının alınması için Sever’in yurtdışındaki adresine gönderilecek talimata ilişkin tercüme işlemlerinin yapıldığı belirtildi. Sever’in savunmasının yurtdışında alınması için Adalet Bakanlığı’na yazı yazılmasına karar verildi.

Yargılamanın ikinci duruşması 10 Ekim 2019’de katıldı. Duruşmada Ahmet Sever’i avukatı Oya Aydın Göktaş, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı ise Ela Ezgi Yelmen temsil etti. Avukat Yelmen, kitaba ilişkin şikayetlerinin devam ettiğini söyledi ve Sever’in cezalandırılmasını talep etti. Avukat Oya Aydın Göktaş ise Sever’in savunmasının yurtdışında alınması için yapılan yazışmaların sonuçlanmasının beklenmesini talep etti. Hakim, talebi kabul etti. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 13 Şubat 2020 tarihinde görüldü. Sever’i avukatı Filiz Aydın temsil etti. Erdoğan’ın avukatı Ela Ezgi Yelmen ise mazeret bildirerek, duruşmaya katılmadı. Hakim, Sever’in savunmasının yurtdışında alınmasına ilişkin yazışmaların sonuçlanmasının beklenmesine karar verdi. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın dördüncü duruşması, 14 Mayıs 2020’de görülecekti. Ancak, duruşma; “coronavirüs” pandemisi karşısında Türkiye’de alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi. Duruşma, 15 Eylül 2020 tarihine bırakıldı.

4. Standing - May 14, 2020


Gazeteci Ahmet Sever’in eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün basın başdanışmanı olarak görev yaptığı döneme ilişkin izlenimlerini aktardığı “İçimde Kalmasın/Tanıklığımdır” adlı kitabı 2018 yılında yayımlandı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yayımlanmasının ardından kitabı savcılığa şikayet etti. Erdoğan’ın avukatı Ahmet Özel tarafından, 31 Ekim 2018’de, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan dört sayfalık dilekçede kitaptan 22 ayrı alıntı yapıldı. “Cumhurbaşkanına hakaret edildiği” iddia edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın; “yargıya müdahale etmekle,” “devletin imkan ve sermayesini keyfi ve hoyratça harcamakla,” “devleti çökertmekle” ve “hukukun sonunu getirmekle” suçlandığı öne sürüldü.

“Kitaptaki içeriklerin somut hiçbir delil olmaksızın dedikodu içerikli açıklamalar olduğu” savunuldu. “Erdoğan’ın kişilik haklarına, onur ve haysiyetine karşı saldırıda bulunulduğu” iddiasına yer verildi. Ayrıca kitabın sonsözünde yer alan “bu kitap burada bitmeyecek” ifadesiyle de “kasıtlı saldırısına devam edeceğini açıkça ifade ettiği” ileri sürüldü.

Dilekçede, Sever’in “ifade ve basın özgürlüğü sınırlarını aştığı” iddia edildi. Sever’in “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı aşağılamak, toplum önünde küçük düşürmek, suçlamak amacıyla, basın ve yayın yoluyla hakarette bulunduğu” öne sürüldü.

Hakkındaki iddianame, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın şikayeti üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 4 Şubat 2019’da tamamladı.

Kitaptaki şu ifadeler, Sever hakkındaki suçlamalara dayanak olarak gösterildi:

“Kitapları bombadan daha tehlikeli gören bir iktidar daha doğrusu tek adam vardı karşımızda”

“Erdoğan’ın geleceğe dönük söylemi artık kalmadı”

“Bir dediği bir dediğini tutmuyor devamlı kendisiyle çelişiyor”

“Her şey bir kişinin doymak bilmeyen güç ve yetki açlığına kurban edildi. İlk dönemde büyük emeklerle biriktirilen krediler ve sermaye tek adam tarafından adım adım hoyratça harcandı”

“Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidar kalmasını sağlamak amacıyla bir sistem kuruldu. Herkesi sindirmek, korkutma, yıldırmak ve susturmak için kurulan bu sistemin her yerde hafiyeleri zaptiyeleri var”

“Yola birlikte çıktıktan sonra Erdoğan davayı bırakıp başka yollara sapmış olamaz mı? Erdoğan hiç ihanet etmez mi? Yola birlikte çıkmış insanların zaman içinde Erdoğan tarafından kenara çekilmeye zorlanmış tasfiye edilmiş yani ihanete uğramış olabileceği o mahallede niçin hiç akla gelmez?”

İddianamede, Sever; Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi uyarınca “Cumhurbaşkanına alenen hakaret etmekle” suçlandı. Hakkında bir yıl iki aydan dört yıl sekiz aya kadar hapis cezası istendi. Sever’in ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

İddianame, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Sever’in yargılanmasına, 4 Nisan 2019 günü İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmayla başlandı. Savunmasının alınması için Sever’in yurtdışındaki adresine gönderilecek talimata ilişkin tercüme işlemlerinin yapıldığı belirtildi. Sever’in savunmasının yurtdışında alınması için Adalet Bakanlığı’na yazı yazılmasına karar verildi.

Yargılamanın ikinci duruşması 10 Ekim 2019’de katıldı. Duruşmada Ahmet Sever’i avukatı Oya Aydın Göktaş, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı ise Ela Ezgi Yelmen temsil etti. Avukat Yelmen, kitaba ilişkin şikayetlerinin devam ettiğini söyledi ve Sever’in cezalandırılmasını talep etti. Avukat Oya Aydın Göktaş ise Sever’in savunmasının yurtdışında alınması için yapılan yazışmaların sonuçlanmasının beklenmesini talep etti. Hakim, talebi kabul etti.

Yargılamanın üçüncü duruşması 13 Şubat 2020’de görüldü. Duruşma, aynı gerekçeyle ertelendi.

Yargılamanın dördüncü duruşması, 14 Mayıs 2020’de görüldü.



Next Trial: Sept. 15, 2020, 10:15 a.m.


Duruşma, “coronavirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında görülmeden ertelendi.

Yargılamanın bir sonraki duruşmasının 15 Eylül 2020 tarihinde görülmesine karar verildi.

Ahmet Sever - “Publicy Insulting the President” Trial (Indictment)

Ahmet Sever - “Publicy Insulting the President” Trial (Minutes of the Hearing)

Ahmet Sever - “Publicy Insulting the President” Trial (Şikayet Dilekçesi)

Ahmet Sever - “Publicy Insulting the Public Official in Successive Intervals” Trial

Ahmet Sever’in eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün basın başdanışmanı olarak görev yaptığı döneme ilişkin izlenimlerini aktardığı “İçimde Kalmasın/Tanıklığımdır” adlı kitabı 2018 yılında yayımlandı.

İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Tekirdağ Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanvekili Mustafa Şentop, yayımlanmasının ardından kitabı savcılığa şikayet etti.

Suç duyurusunda, Sever’in kitabının 2018-210 sayfalarındaki “Gül ve Davutoğlu’nu hapse atarız diyen AKP’li kim” başlıklı bölümde suç işlendiği iddia edildi. Bu bölümde, İngiliz Financial Times Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapan David Gardner’in Türkiye’de 16 Nisan 2017’de gerçekleştirilen Anayasa değişikliği referandumuna ilişkin 12 Nisan 2017 tarihli yazısı ile ilgili değerlendirmelere yer veriliyordu.

Gardner, yazısında; eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nden ayrılarak “muhalif bir parti” kurmaları durumunda sorduğunu, kaynağının da “Tek bir hamle dahi yaparlarsa Gülenci olarak damgalanarak hapse atılırlar” yanıtını verdiğini ileri sürmüştü.

Sever’in kitabında, bu sözlerin Mustafa Şentop’a ait olduğu iddia edilmişti.

Şentop’un şikayeti üzerine, Sever hakkındaki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından soruşturma başlatıldı.

Sever hakkındaki iddianame 26 Kasım 2018’de tamamlandı.

Gazeteci Ahmet Sever hakkındaki iddianame, AKP milletvekili ve Meclis Başkanvekili Mustafa Şentop’un şikayeti üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 26 Kasım 2018’de tamamlandı. Şentop, iddianamede “şikayetçi” olarak yer aldı.

İddianamede, Sever’in; “İçimde Kalmasın/Tanıklığımdır” isimli kitabının 208-210 sayfaları arasındaki ve “Gül ve Davutoğlu’nu hapse atarız diyen AKP’li kim” başlıklı bölümdeki ifadeler suçlama konusu yapıldı.

Suç duyurusunda, Sever’in kitabının 2018-210 sayfalarındaki “Gül ve Davutoğlu’nu hapse atarız diyen AKP’li kim” başlıklı bölümde suç işlendiği iddia edildi. Bu bölümde, İngiliz Financial Times Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapan David Gardner’in Türkiye’de 16 Nisan 2017’de gerçekleştirilen Anayasa değişikliği referandumuna ilişkin 12 Nisan 2017 tarihli yazısı ile ilgili değerlendirmelere yer veriliyordu.

Gardner, yazısında; eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nden ayrılarak “muhalif bir parti” kurmaları durumunda sorduğunu, kaynağının da “Tek bir hamle dahi yaparlarsa Gülenci olarak damgalanarak hapse atılırlar” yanıtını verdiğini ileri sürmüştü.

Sever’in kitabında, bu sözlerin Mustafa Şentop’a ait olduğu iddia edilmişti.

Ayrıca, Sever’in; T24 internet haber sitesinde, “Ahmet Hakan, Seni ben bile kurtaramam” başlığı ile yayımlanan yazısına da yer verildi. Sever, bu yazıda; “Tek bir hamle dahi yaparlarsa Gülenci olarak damgalanarak hapse atılırlar” ifadelerinin kendisine David Gardner tarafından aktarıldığını belirtiyordu. Yazıda şu ifadeler kullanılmıştı:

“… onun yakın bir dostu benim de çok güvendiğim bir arkadaşım ona sordum. Bana ‘haberim var, David bana bunu söyleyenin Mustafa Şentop olduğunu aktardı’ ben de kitabımda bunu yazdım.”

Sever’in, “kitaptaki ifadeleri T24 internet haber sitesinde de tekrar ederek hakaret suçunu zincirleme şekilde işlediği” iddia edildi.

İddianamede, Sever’in, avukatları aracılığıyla ilettiği savunmasının özetine de yer verildi. Sever, savunmasında; suçlamaya konu sözlerin “gerçekliğe uygun olgu ve kanaatlere dayandığını” belirtti. Ayrıca Şentop’un cevap hakkını kullanarak kamuoyuna gerekli açıklamalar yaptığını da dile getirdi. Ayrıca kitap ve yazının, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini beyan etti.

İddianamede, Sever; Türk Ceza Kanunu’nun 125. ve 43. maddeleri uyarınca, “zincirleme şekilde,” “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret etmekle” suçlandı. Hakkında bir yıl beş ay 15 günden dört yıl bir aya kadar hapis cezası istendi. Sever’in ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

İddianame, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Gazeteci Ahmet Sever hakkında, AKP milletvekili ve TBMM Başkanvekili Mustafa Şentop’un şikayeti üzerine başlayan yargılamanın ilk duruşması 21 Mart 2019 tarihinde İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sever hakkındaki yargılama başladığında Şentop, Meclis Başkanvekilliği görevini bırakıp Meclis Başkanı olmuştu.

Duruşmada, Ahmet Sever’i avukatı Filiz Aydın, Mustafa Şentop’u ise avukatı Pelinsu Demircan temsil etti.

Avukat Aydın, yurtdışında yaşan Sever’in savunmasının yurtdışında alınmasını talep etti.

Şentop’un avukatı Pelinsu Demircan ise “Şikayetçiyiz. Davaya katılmak istiyoruz. Sanığın atılı suçu işlediği sabittir, sanık aynı zamanda CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu) 247. maddesi uyarınca kaçak konumdadır, bu nedenle hakkında yakalama kararı çıkarılarak dosyanın sürüncemede bırakılmasının önlenmesini ve ayrıca adresi itibariyle yurtdışına talimat yazılmasını talep ediyoruz” dedi.

Hakim, Sever’in savunmasının yurtdışında alınması için Adalet Bakanlığı’na yazı yazılmasına karar verdi. Duruşma ertelendi.
Yargılamanın ikinci duruşması, 20 Haziran 2019 tarihinde görüldü. Duruşmaya katılan olmadı. Duruşma, Sever’in savunmasının yurtdışında alınması için gereken yazışmanın sonuçlanmasının beklenmesi kararıyla, ertelendi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 10 Ekim 2019 günü görüldü. Duruşmada Şentop ve Sever’i avukatları temsil etti. Şentop’un avukatı Pelinsu Demircan, tanıklarının hazır olduğunu ve dinlenilmesini istedi. Sever’in avukatı Oya Aydın Göktaş da “Sanığın kimlik tespiti ve sorgusu yapılmadan tanık dinletilemez. Bu nedenle bizim tanık dinletilmesine muvafakatımız yoktur” dedi.

Hakim, AKP’nin eski İstanbul İl Başkan Yardımcısı Fatih Tuna’nın tanık olarak dinlenmesine karar verdi. Tanık Fatih Tuna, beyanında şu ifadeleri kullandı:

“Ben o dönemde İstanbul Ak Parti İl Başkan Yardımcısıydım. Dış ilişkilerden sorumluydum. Referandum dolayısıyla Financial Times Gazetesi’nden benimle röportaj yapmak istediler. Ancak ben hukuki bir konu olduğunu bildiğim için Mustafa Şentop’a yönlendirdim. Röportajı o yaptı. Röportaj sırasında ben yanlarında bulundum. İddianameyi okudum. İddianamenin içeriğinde geçen ve iddia edilen şeyler o röportaj sırasında geçmemiştir. Bilgim ve görgüm bundan ibarettir.”

Ardından Sever’in avukatı Göktaş, “Tanığın beyanlarını kabul etmiyorum. Usulen de dinlenmesi yanlıştır, tanık taraflıdır ve tanığa İngilizce bilip bilmediği ve duruşma sırasında kendisine iddianame okunmadığı halde ne şekilde iddianamenin içeriğindeki yazılardan haberdar olduğunun sorulmasını talep ediyorum” dedi.

Tanık Tuna, İngilizce bildiğini ifade ederek, “Zaten bir iletişim hatası olmaması için orada bulunuyordum. İddianamede belirtilen sözleri daha önceden basına yansıması nedeniyle de biliyordum. İddianamenin tamamını okumadım, ancak konuyu biliyorum” dedi.

Şentop’un avukatı Pelinsu Demircan, “Tanık, yapılan röportaj sırasında olay yerinde bulunan ve beş duyusuyla olaya hakim olan bir kişidir” dedi.

Duruşma, Sever’in savunmasının yurtdışında alınması için yapılan yazışmaların sonuçlanmasının beklenmesine karar verilerek, ertelendi.

Yargılamanın dördüncü duruşması 13 Şubat 2020’de görüldü. Duruşma, aynı gerekçeyle ertelendi.

Yargılamanın beşinci duruşması 14 Mayıs 2020’de görülecekti. Ancak, duruşma; “coronavirüs” pandemisi karşısında Türkiye’de alınan tedbirler nedeniyle görülmeden, ertelendi. Duruşma, 15 Eylül 2020 tarihine bırakıldı.

5. Standing - May 14, 2020


Ahmet Sever’in eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün basın başdanışmanı olarak görev yaptığı döneme ilişkin izlenimlerini aktardığı “İçimde Kalmasın/Tanıklığımdır” adlı kitabı 2018 yılında yayımlandı.

İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Tekirdağ Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanvekili Mustafa Şentop, yayımlanmasının ardından kitabı savcılığa şikayet etti.

Suç duyurusunda, Sever’in kitabının 2018-210 sayfalarındaki “Gül ve Davutoğlu’nu hapse atarız diyen AKP’li kim” başlıklı bölümde suç işlendiği iddia edildi.

Şentop’un şikayeti üzerine, Sever hakkındaki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından soruşturma başlatıldı.

Sever hakkındaki iddianame, AKP milletvekili ve Meclis Başkanvekili Mustafa Şentop’un şikayeti üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 26 Kasım 2018’de tamamlandı.

İddianamede, Sever’in; “İçimde Kalmasın/Tanıklığımdır” isimli kitabının 208-210 sayfaları arasındaki ve “Gül ve Davutoğlu’nu hapse atarız diyen AKP’li kim” başlıklı bölümdeki ifadeler suçlama konusu yapıldı.

Suç duyurusunda, Sever’in kitabının 2018-210 sayfalarındaki “Gül ve Davutoğlu’nu hapse atarız diyen AKP’li kim” başlıklı bölümde suç işlendiği iddia edildi. Bu bölümde, İngiliz Financial Times Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapan David Gardner’in Türkiye’de 16 Nisan 2017’de gerçekleştirilen Anayasa değişikliği referandumuna ilişkin 12 Nisan 2017 tarihli yazısı ile ilgili değerlendirmelere yer veriliyordu.

Gardner, yazısında; eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nden ayrılarak “muhalif bir parti” kurmaları durumunda sorduğunu, kaynağının da “Tek bir hamle dahi yaparlarsa Gülenci olarak damgalanarak hapse atılırlar” yanıtını verdiğini ileri sürmüştü.

Sever’in kitabında, bu sözlerin Mustafa Şentop’a ait olduğu iddia edilmişti.

Ayrıca, Sever’in; T24 internet haber sitesinde, “Ahmet Hakan, Seni ben bile kurtaramam” başlığı ile yayımlanan yazısına da yer verildi. Sever, bu yazıda; “Tek bir hamle dahi yaparlarsa Gülenci olarak damgalanarak hapse atılırlar” ifadelerinin kendisine David Gardner tarafından aktarıldığını belirtiyordu.

Sever’in, “kitaptaki ifadeleri T24 internet haber sitesinde de tekrar ederek hakaret suçunu zincirleme şekilde işlediği” iddia edildi.

İddianamede, Sever; Türk Ceza Kanunu’nun 125. ve 43. maddeleri uyarınca, “zincirleme şekilde,” “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret etmekle” suçlandı. Hakkında bir yıl beş ay 15 günden dört yıl bir aya kadar hapis cezası istendi. Sever’in ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

İddianame, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Yargılamanın ilk duruşması 21 Mart 2019 tarihinde İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmada, Ahmet Sever’i avukatı Filiz Aydın, Mustafa Şentop’u ise avukatı Pelinsu Demircan temsil etti.

Avukat Aydın, yurtdışında yaşan Sever’in savunmasının yurtdışında alınmasını talep etti.

Şentop’un avukatı Pelinsu Demircan ise “Şikayetçiyiz. Davaya katılmak istiyoruz. Sanığın atılı suçu işlediği sabittir, sanık aynı zamanda CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu) 247. maddesi uyarınca kaçak konumdadır, bu nedenle hakkında yakalama kararı çıkarılarak dosyanın sürüncemede bırakılmasının önlenmesini ve ayrıca adresi itibariyle yurtdışına talimat yazılmasını talep ediyoruz” dedi.

Hakim, Sever’in savunmasının yurtdışında alınması için Adalet Bakanlığı’na yazı yazılmasına karar verdi. Duruşma ertelendi.
Yargılamanın ikinci duruşması, 20 Haziran 2019 tarihinde görüldü. Duruşma, aynı gerekçeyle ertelendi.

Hakim, AKP’nin eski İstanbul İl Başkan Yardımcısı Fatih Tuna’nın tanık olarak dinlenmesine karar verdi. Tanık Fatih Tuna, beyanında şu ifadeleri kullandı:

“Ben o dönemde İstanbul AK Parti İl Başkan Yardımcısıydım. Dış ilişkilerden sorumluydum. Referandum dolayısıyla Financial Times Gazetesi’nden benimle röportaj yapmak istediler. Ancak ben hukuki bir konu olduğunu bildiğim için Mustafa Şentop’a yönlendirdim. Röportajı o yaptı. Röportaj sırasında ben yanlarında bulundum. İddianameyi okudum. İddianamenin içeriğinde geçen ve iddia edilen şeyler o röportaj sırasında geçmemiştir. Bilgim ve görgüm bundan ibarettir.”

Ardından Sever’in avukatı Oya Aydın Göktaş, “Tanığın beyanlarını kabul etmiyorum. Usulen de dinlenmesi yanlıştır, tanık taraflıdır ve tanığa İngilizce bilip bilmediği ve duruşma sırasında kendisine iddianame okunmadığı halde ne şekilde iddianamenin içeriğindeki yazılardan haberdar olduğunun sorulmasını talep ediyorum” dedi.

Duruşma, Sever’in savunmasının yurtdışında alınması için yapılan yazışmaların sonuçlanmasının beklenmesine karar verilerek, ertelendi.

Yargılamanın dördüncü duruşması 13 Şubat 2020’de görüldü. Duruşma, aynı gerekçeyle ertelendi.

Yargılamanın beşinci duruşması 14 Mayıs 2020’de görüldü.



Next Trial: Sept. 15, 2020, 10:15 a.m.


Duruşma, “coronavirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi.

Bir sonraki duruşma 15 Eylül 2020 tarihine bırakıldı.

Ahmet Sever - “Publicy Insulting the Public Official in Successive Intervals” Trial (Indictment)

Ahmet Sever - “Publicy Insulting the Public Official in Successive Intervals” Trial (Minutes of the Hearing)

Ahmet Sever - “Publicy Insulting the Public Official in Successive Intervals” Trial (Defense)

Ahmet Sever: “Publicy Insulting the Public Official ” Trial

Gazeteci Ahmet Sever’in eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün basın başdanışmanı olarak görev yaptığı döneme ilişkin izlenimlerini aktardığı “İçimde Kalmasın/Tanıklığımdır” adlı kitabı 2018 yılında yayımlandı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, yayımlanmasının ardından kitabı savcılığa şikayet etti. Suç duyurusuna ilişkin dilekçe, aynı zamanda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın avukatı olan Ahmet Özel tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na verildi. Özel, aynı kitap üzerinden “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla da suç duyurusunda bulundu.

Varank için verilen dilekçede, kitabın 152. sayfasında yer alan “Varank: Bir yiğit çıktı meydane, bana hodri meydan dedi” başlıklı bölümde “hakaret suçunun işlendiği” iddia edildi.

Sever’in, kitabında; “Varank’ı hedef alan özel bir başlık açtığı ve burada hakaret içeren ifadelere yer verdiği” iddia edildi. Kitap üzerinden, Varank’ın; “yargıya müdahale etmek,” “devletin imkan ve sermayesini keyfi ve hoyratça harcamak,” “devleti çökertmek” ve “hukukun sonunu getirmekle” suçlandığı ileri sürüldü.

“Somut hiçbir delil olmaksızın dedikodu içerikli açıklamalar olduğu” savunuldu. “Kişilik haklarına, onur ve haysiyetine karşı saldırıda bulunulduğu” iddiasına yer verildi. Ayrıca, kitabın sonsözünde yer alan, “bu kitap burada bitmeyecek” ifadesiyle de Sever’in “kasıtlı saldırısına devam edeceğini açıkça ifade ettiği” öne sürüldü.

Sever hakkındaki iddianame, 23 Kasım 2018’de tamamlandı.

Gazeteci Ahmet Sever hakkındaki iddianame, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın şikayeti üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 23 Kasım 2018’de tamamlandı. İddianame iki sayfadan oluştu. İddianamede, Mustafa Varank “şikayetçi” olarak yer aldı.

İddianamede, Destek Yayınları tarafından Mayıs 2018’de yayımlanan kitabın 152-167 sayfaları arasında “gerçek dışı” ve “suçlayıcı ifadelere yer verilerek basın yoluyla hakaret edildiği” iddia edildi.

İddianamede, suçlama konusu yapılan bölüm, “Varank: Bir yiğit çıktı meydan bana hodri meydan dedi” başlığını taşıyordu. Bu bölümde, Varank’ın; Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kızı ile gerçekleştirdiği bir telefon görüşmesine dair detaylara yer verilmişti. Görüşmeye ait olduğu iddia edilen ses kaydının “doğru” olduğu öne sürülmüştü. İddianamede, ses kaydının; “ne şekilde temin edildiğinin belirsiz olduğu” iddia edildi.

Kitapta, Varank’ın; “trollere talimat veren üst yetkili olarak lanse edildiği” öne sürüldü.

Varank’ın “trollere talimat veren üst yetkili olarak lanse edildiği” belirtilerek, atılı suçlamanın işlendiği ileri sürüldü.

İddianamede, Sever’in; avukatı aracılığıyla verdiği yazılı savunmanın özetine de yer verildi. Sever, savunmasında; anılarını kitap haline getirdiğini, eserinde yer alan yorum ve sözlerin basın özgürlüğü kapsamında olduğunu ifade etti.

İddianamede, Sever; Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret etmekle” suçlandı. Hakkında bir yıl iki aydan iki yıl dört aya kadar hapis cezası istendi. Sever’in, ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

İddianame, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Gazeteci Ahmet Sever hakkında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın şikayeti üzerine başlatılan yargılamanın ilk duruşması, 21 Mart 2019 tarihinde, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmada Sever’i, avukatı Oya Aydın Göktaş; Mustafa Varank’ı ise avukatı Ela Ezgi Yelmen temsil etti. Sever’in avukatı Göktaş, sunduğu dilekçeyle, Sever’in yurtdışında olduğunu, savunmasının yurtdışında alınmasını talep etti.

Varank’ın avukatı Ela Ezgi Yelmen, kitap üzerindeki şikayetlerinin devam ettiğini ve davaya katılmayı talep ettiklerini dile getirdi. Hakim, Sever’in savunmasının yurtdışında alınması için Adalet Bakanlığı’na yazı yazılmasına karar verdi.

Yargılamanın ikinci duruşması 20 Haziran 2019 tarihinde görüldü. Taraflar ve avukatları duruşmaya katılmadı. Sever’in savunmasının yurtdışında alınması için yapılan yazışmasının sonucunun beklenmesine karar verildi. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 10 Ekim 2019’da görüldü. Sever’in savunmasının henüz mahkemeye ulaşmadığı görüldü. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın dördüncü duruşması 13 Şubat 2020 tarihinde görüldü. Duruşma, aynı gerekçeyle ertelendi.

Yargılamanın beşinci duruşması 14 Mayıs 2020 tarihinde görülecekti. Ancak, duruşma; “coronavirüs” pandemisi karşısında Türkiye’de alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi. Duruşma, 15 Eylül 2020 tarihine bırakıldı.

5. Standing - May 14, 2020


Gazeteci Ahmet Sever’in eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün basın başdanışmanı olarak görev yaptığı döneme ilişkin izlenimlerini aktardığı “İçimde Kalmasın/Tanıklığımdır” adlı kitabı 2018 yılında yayımlandı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, yayımlanmasının ardından kitabı savcılığa şikayet etti. Suç duyurusuna ilişkin dilekçe, aynı zamanda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın avukatı olan Ahmet Özel tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na verildi. Özel, aynı kitap üzerinden “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla da suç duyurusunda bulundu.

Varank için verilen dilekçede, kitabın 152. sayfasında yer alan “Varank: Bir yiğit çıktı meydane, bana hodri meydan dedi” başlıklı bölümde “hakaret suçunun işlendiği” iddia edildi.

Sever hakkındaki iddianame, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın şikayeti üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 23 Kasım 2018’de tamamlandı.

İddianamede, suçlama konusu yapılan bölüm, “Varank: Bir yiğit çıktı meydan bana hodri meydan dedi” başlığını taşıyordu. Bu bölümde, Varank’ın; Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kızı ile gerçekleştirdiği bir telefon görüşmesine dair detaylara yer verilmişti. Görüşmeye ait olduğu iddia edilen ses kaydının “doğru” olduğu öne sürülmüştü. İddianamede, ses kaydının; “ne şekilde temin edildiğinin belirsiz olduğu” iddia edildi.

Kitapta, Varank’ın; “trollere talimat veren üst yetkili olarak lanse edildiği” öne sürüldü.

Varank’ın “trollere talimat veren üst yetkili olarak lanse edildiği” belirtilerek, atılı suçlamanın işlendiği ileri sürüldü.

İddianamede, Sever; Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret etmekle” suçlandı. Hakkında bir yıl iki aydan iki yıl dört aya kadar hapis cezası istendi. Sever’in, ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

İddianame, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Yargılamanın ilk duruşması, 21 Mart 2019 tarihinde, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Sever’in avukatı Oya Aydın Göktaş, sunduğu dilekçeyle, Sever’in yurtdışında olduğunu, savunmasının yurtdışında alınmasını talep etti. Hakim, Sever’in savunmasının yurtdışında alınması için Adalet Bakanlığı’na yazı yazılmasına karar verdi.

Yargılamanın bundan sonraki üç duruşması, Sever’in savunmasının yurtdışında alınması için yapılan yazışmasının sonucunun beklenmesi gerekçesiyle ertelendi.

Yargılamanın beşinci duruşması 14 Mayıs 2020 tarihinde görüldü.



Next Trial: Sept. 15, 2020, 10:15 a.m.


Duruşma, “coroanvirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi.

Bir sonraki duruşma 15 Eylül 2020 tarihine bırakıldı.

Ahmet Sever: “Publicy Insulting the Public Official ” Trial (Indictment)

Ahmet Sever: “Publicy Insulting the Public Official ” Trial (Minutes of the Hearing)

Press in Arrest is a database, monitoring, documentation and collective memory study of Press Research Association.
+90 (312) 945 15 56 | pressinarrest@gmail.com