Ali Akkuş

FETÖ Media Organization

15 Temmuz darbe girişiminin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Fetullah Terör Örgütü – Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) medya yapılanması içerisinde yer aldıkları” iddiasıyla çoğunluğu gazeteci 35 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. Hakkında gözaltı kararı verilenlerin isimleri ilk olarak hükümete yakın basın organlarında yayımlandı. Soruşturma kapsamında ilk gözaltı operasyonları 27 Temmuz 2016’da yapıldı.

Soruşturma talimatı İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Fuzuli Aydoğdu tarafından verildi.

Akkuş da soruşturma kapsamında 27 Temmuz 2016’da İstanbul’da gözaltına alındı. Vatan Emniyet Müdürlüğü yerine Gayrettepe’deki Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından 30 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’ne getirildi. Savcılık sorgusunun ardından 19 kişiyle birlikte tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Akkuş ve beraber tutuklamaya sevk edilen 17 kişi hakkında hakimlik tarafıdan “Silahlı örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklama kararı verildi.

Tutuklama kararı sonrası Silivri Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Akkuş ile birlikte aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan isimler arasında Nazlı Ilıcak, Seyit Kılıç, Yakup Sağlam, Bayram Kaya, Cihan Acar, Bünyamin Köseli, Emre Soncan, Mustafa Erkan Acar, Cemal Azmi Kalyoncu, Habip Güler, Mehmet Gündem, Cuma Ulus, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Bülent Mumay, Haşim Söylemez, Yakup Çetin, Arda Akın ve Ufuk Şanlı gibi isimler de vardı. Bu isimler de çeşitli tarihlerde sevk edildikleri mahkemece tutuklandı.

Akkuş, yargılandığı davanın 31 Mart 2017’de görülen duruşmasında tahliye oldu. Ancak henüz cezaevinden çıkmadan “darbeye teşebbüs etmek” suçlamasıyla başlatılan soruşturma kapsamında yeniden gözaltına alındı. 11 Nisan 2017’de ise “adli kontrol şartı” ile tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Akkuş’un da aralarında bulunduğu 27’si gazeteci 29 sanık hakkındaki iddianame savcı Murat Çağlak tarafından hazırlandı. İddianame 196 sayfadan oluşuyordu.

Akkuş, iddianamede iki numaralı sanık olarak yer aldı. Savcı Çağlak, iddianamenin 112 sayfasında “Fetullah Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ-PDY)” ile ilgili yapılanmasına, kuruluş dönemine dair kapsamlı bir değerlendirmede bulunuyor. Benzer davalarda da böylesi değerlendirmeler kullanılıyor.

Akkuş hakkındaki değerlendirmeler ise iddianamenin 113’üncü sayfasında başlıyor. Burada Akkuş’un bir dönem çalıştığı ve Mart 2016’da İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği’nce kayyum atanan Zaman Gazetesi’nde çalıştığı hatırlatılarak, kayyum ataması öncesinde gazete yöneticilerine tazminat ödendiği kişiler arasında da Akkuş’un da yer aldığı bilgisine yer veriliyor.

Ardından Akkuş’un 30 Haziran 2016’da Zaman Gazetesinin internet sitesinde bir yazısına yer veriliyor.

Akkuş’un aralarında gazetecilerin de bulunduğu kimi isimlerin Twitter hesaplarından yaptığı paylaşımları retweet yaptığı yönündeki açık kaynak araştırmaları da iddianame konuldu:

Bunlar iddianamede şu şekilde yer aldı:

“Hasan Cemal@HSNCML adresinden FETÖ örgütü adına faaliyetleri sebebi ile tutuklanan başka dosya şüphelisi Mümtazer Türköne isimli kişinin “Paralelci olarak MGK ya soruyorum, hedef alınan bu kesim hangi terör eylemini yaptı?” şeklindeki ve içeriğindeki FETÖ örgütünün MGK kararına girmesini eleştiren hatta kendisinin doğrudan ilgili olduğunu belirten yazısına yönlendiren tweetini retweet yaptığı görülmüştür.

“Kazım Güleçyüz@gulecyuzk adresinden atılmış “iyice azaltılan alternatif medya kanallarından biri daha göz göre göre idam edilecek, öylemi? Yazıklar olsun....” şeklindeki tweeti retweet yaptığı görülmüştü.

“Hakkında soruşturma yapılmış Erkam Tufan Aytav isimli kişinin “İşte Can Erzincan TV’nin kapatılmasına tarihi rotahaber.com/liste/can..” şeklindeki tweetleri retweet yaptığı anlaşılmıştır.

“Kayyum atanan yayın organları yerine çıkarılıp örgütün propagandasını yapan “Yarına Bakış” isimli gazetenin reklamını yapan gazetenin tweetini retweet yaptığı anlaşılmıştır.

“Veli Ağbaba@veliagbaba adresinden atılmış “AKP’nin kayyumları her ay 61 asgari ücretlinin toplam maaşını alıyor. Görevleri şirket hortumlamak ve batırmak. Paçalarından haram akıyor” şeklinde atılmış tweeti retweet yaptığı anlaşılmıştır.

“Veli Ağbaba@veliagbaba adresinden atılmış “Eskiden bankalar hortumlanırdı, şimdi AKP’nin kayyumları şirket hortumluyor” şeklinde atılmış tweeti retweet yaptığı anlaşılmıştır.

“Akkuş@AliAkkusoglu adresinden “Hiçbir diktatör basını susturamaz” şeklinde tweet attığı görülmüştür.

“Ali Akkuş@AliAkkusoglu adresinden “Basına darbe operasyonuna tepkiler sürüyor” şeklinde tweet attığı görülmüştür.

“Ali Akkuş@AliAkkusoglu adresinden “Dünyaca ünlü düşünür Chomsky: Medyaya darbe Türkiyenin gerilemesine işarettir” şeklinde tweet attığı görülmüştür.

Yukarıda yer alan tweet paylaşımlarına benzer dört tweet daha iddianamede “suç delili” olarak gösterildi.

Türkiye’de erişim yasağı getirilen www.haberdar.com isimli internet sitesinde 14 Haziran 2015’de tutuklu gazeteci Ahmet Altan’ın kaleme aldığı “ezip geçmek” başlıklı yazıyı kendi hesabından paylaşmış olmasına da yer verildi.

İddianamede devamla Akkuş’un evine yapılan baskında el konulan materyallere yer verildi.

Akkuş ile ilgili bölüm, ifadesiyle sona eriyor. İddianamedeki beyanlarına göre Akkuş, gazeteciliğe 1995 yılında Kanal 7’de stajyer muhabir olarak başladığını daha sonra da Zaman Gazetesi’nde çalıştığını belirtiyor. İfadesinin devamında ise “Gazetede 20 yılı aşkın bir süre çalıştığını tazminat alacakları nedeniyle işi bırakamadığını, gazetenin hükümet karşıtı sert ve saldırgan tavrı göstermesine karşı geldiği için idari işlere yönlendirilip pasifize edildiğini, gazetenin yazarı olmadığını, twitter hesabının Aliakkusoglu olduğunu, hakkında gözaltı kararı çıkarılınca kendiliğinden geldiğini, herhangi bir suç işlemediğini beyan etmiştir” ifadeleri yer alıyor.

İddianamede Akkuş ile ilgili bölüm savcı Çağlak’ın değerlendirmeleriyle son buluyor. Bu bölümde iddianameye konulan paylaşımlar “örgüt üyelerinin karapropaganda yaptıkları konular arasında yer almaktadır” kapsamında değerlendiriliyor.

Aynı bölümde mahkeme kararıyla yönetiminin değiştirildiği Bugün TV’nin bu karar sonrası Can Erzincan TV’nin “propaganda aracı” olarak değerlendiriliyor.

Savcı Çağlak, bu tespitlerle Akkuş’un “örgüt adına algı faaliyetlerine katılarak örgüt üyesi olduğu kanaatine varılmıştır” değerlendirmesinde bulunarak, cezalandırılmasını talep ediyor.

Çağlak’ın hazırladığı iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi. Yargılamanın ilk duruşmasında Akkuş hakkında tahliye kararı verildi. Ancak henüz cezaevinden çıkmadan “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeni bir soruşturma kapsamında yeniden gözaltına alındı. 11 Nisan 2017’de ise “adli kontrol şartı” ile tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Bu soruşturma ile ilgili de hakkında ikinci bir iddianame daha hazırlandı.

İkinci İddianeme

İkinci iddianame İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından 5 Haziran 2017’de tamamlandı. Aynı mahkemeye sunularak, ikinci yargılama başladı. Ancak daha sonra bu iki yargılama da birleştirildi.

Bu iddianame ise 314 sayfadan oluştu. İddianamede Akkuş ile birlikte daha önceki iddianamede de sanık olarak yer alan 13 gazeteci hakkında hazırlandı.

Aynı şekilde iddianamenin ilk bölümü “FETÖ/PDY” yapılanması ve kuruluşunun yanısıra “hedef ve amaçlarına” dair 192 sayfalık değerlendirmeler yer aldı.

Savcı Fidan, Akkuş ve diğer sanıklarla ilgili yapılan iletişmin tespitinde iddianamedeki sanıkların örgütünün haberleşme aracı olarak kullandığı iddia edilen BYLOCK programıyla iletişimde kurduklarına dair kayıtların olduğunu belirtti.

Ayrıca Akkuş’un 2004 yılının Mayıs ayından 2016’nın Mayıs ayına kadar Zaman Gazetesi’nin kayıtlı olduğu Feza Gazetecilik A.Ş.’de sosyal güvenlik sigorta kaydının olduğu bilgisine yer verildi.

Akkuş ile ilgii bölüm iddianamenin 306’ıncı sayfasında başladı. Bir önceki iddianamedeki bilgilere burada da yer verildi. Akkuş’un 2016 Mayıs’tan itibaren çalıştığı Yarına Bakış gazetesinin “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün basın-yayın yapılanmasında yer aldığı” ileri sürülürken, gazetenin 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fetullahçı Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanmasına aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu” gerekçesiyle kapatıldığı kaydedildi.

Sonrasında Akkuş’un çok sayıda yurtdışına çıkış kaydının olduğu bilgisine yer verildi. Ancak hangi tarihlerde kaç kez yurt dışına çıktığına iddianamede yer verilmedi.

Akkuş’un örgüte dönük operasyonlar sonrasında kayyum atanan Bank Asya’da banka hesabı ve kredi kartı olduğuna yer verilirken, 31 Aralık 2013 ile 24 Aralık 2014 tarihleri hesabına para yatırmadığı ancak 2013 Aralık ile 2016 Temmuz arasında hesaptaki paranın zaman zaman arttığı/azaldığının tespit edildiğine yer verildi. Bu bilginin ardından Asya Katılım Bankası’na dair bir değerlendirmede bulunan savcı Fidan, bankanın örgütün finans kuruluşu olduğunu savunuyor.

Savcı Fidan, Akkuş’un çalıştığı Zaman Gazetesi’nin bir dönem gazetenin genel yayın yönetmenliğini yapan halen bu nedenle çeşitli davalarda firari olarak yargılanan Ekrem Dumanlı ile irtibatının olmasını da iddianameye koydu. Dumanlı’nın yanı sıra farklı davalardan tutuklu bulunan gazeteciler Ali Çolak, Ali Bulaç, Mümtazer Türköne, İbrahim Karayeğen, Mehmet Kamış, Bülent Korucu, Mustafa Ünal gibi isimlerle iletişimin olduğu da “suç unsuru” sayılan deliller arasında gösterildi.

Akkuş’un Bugün TV, Kanaltürk Televizyonunun kapatıldığı günlerde protesto amacıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğü önünde telefonundan sinyal alındığına da yer verilen iddianamede bu toplanmanın “örgüt mensuplarınca organize edildiği” savunuldu.

Savcı Fidan bu tespitler ışığında Akkuş’un da aralarında bulunduğu 13 sanığı “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün medya unsurları” şeklinde değerlendirerek, şüphelilerin “Anayasal düzeni ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini hedef alan terör örgütüyle organik bağ içerisinde ve amaçları doğrultusunda süreklilik ve çeşitlilik arz edecek şekilde örgütsel faaliyetlerde bulundukları” tespitinde bulundu.

Savcı Fidan, Akkuş ve diğer sanıkların “örgütün algı faaliyetlerine katılmış olmaları nedeniyle”, “Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme” suçunu işlediklerini savundu. Bu kapsamda cezalandırılmalarını istedi. İddianamenin aynı mahkmede süren diğer dava ile birleştirillmesini talep ederek, iddianameyi İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sundu. Akkuş için TCK 314/2 ile düzenlenen “Silahlı Örgüt Üyesi Olmak” suçlamasıyla 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası istendi.

Gazeteci Ali Akkuş’un ile birlikte 27’si gazeteci 29 kişi hakkındaki iddianame 13 Şubat 2017’de kabul edildi. Ardından İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce duruşma günü belirlendi. Davanın ilk duruşması için 27-31 Mart 2017 tarihi olarak belirlendi.

İlk duruşmaya Akkuş’un da aralarında bulunduğu 26 tutuklu, bir tutuksuz sanık katıldı. Sanıklardan gazeteci Said Sefa ile Bülent Ceyhan ise firari oldukları için katılmadı. Duruşmaya tek tutuksuz sanık gazeteci Ünal Tanık’ın eşi M.T. de katıldı. Duruşma sanık ve izleyici sayısının çok olması nedeniyle Çağlayan Adliyesi’nin zemin katındaki büyük salonda görüldü.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ilk olarak tutuklu sanıklardan gazeteciler Atilla Taş ve Murat Aksoy’un avukatı Ali Deniz Ceylan, mahkeme başkanı Lorasdağı’nın, İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimi iken Atilla Taş, Murat Aksoy, Mutlu Çölgeçen ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu hakkında tutuklama kararı verdiğini hatırlattı. Mevcut kanunlara göre soruşturmada görev yapan hakimin kovuşturmada görev yapamayacağını hatırlatan avukat Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’dan dosyadan el çekmesini, el çekmediği takdirde reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme, reddi hakim talebinin “usule uygun” olmadığı gerekçesiyle “oy birliği” ile reddetti.

Duruşma başlangıcında genelde olanın aksine jandarma görevlilerinin tavırları dikkat çekiciydi. Jandarmalar sanıklar ile yakınlarının birbirlerini görmelerini engelleyecek şekilde ayağa kalktı, mahkeme başkanının müdahalesi üzerine yeniden oturdu. Mahkeme başkanının sanık savunmalarına geçme acelesi dikkat çekti. Çok sayıda dava olduğu yönünde açıklama yapan mahkeme başkanı Lorasdağı, avukatların reddi hakim talebini dinlemek istemedi. Sanıklardan Cihan Acar müdafii Gülşah Kaya, iddianame okunmadan savunmalara geçilmesi üzerine “İddianamenin okunmasını talep ediyorum. (Mahkeme başkanı tarafından sözünün kesilmesi üzerine) Duruşma böyle karşılıklı sürmez, Ben talepte bulunurum, siz karar veririsiniz. En azından iddianemeyi özetleme yükümlülüğünüz var” dedi, mahkeme cevap vermedi. İddianame okunmamasına rağmen tutanaklara “iddianame okundu” şeklinde geçmesine avukat Ömer Kavili “Yalan beyan olduğu kayıtlara geçsin” talebinde bulundu, mahkeme heyeti cevap vermezken izleyiciler Kavili’yi alkışladı. Alkışlar üzerine mahkeme başkanı “Kimi alkışlıyorsunuz?” diye tepki gösterdi.

Kimlik tespitiyle devam eden duruşmada sanıklar savunma yaptı. Davanın ilk günkü oturumunda tutuklu gazeteci ve yazarlardan Akkuş ile birlikte Ahmet Memiş, Abdullah Kılıç, Atilla Taş ve Bayram Kaya savunmalarını yaptı. Sanıklar tahliye ve beraat talep etti.

Akkuş savunmasında “Kimseden talimat almadım, kimse de bana talimat vermezdi” dedi. “FETÖ’nün işlerini ve bu sinsi örgütü lanetledim” diyen Akkuş; dershane krizi döneminde Ekrem Dumanlı’yı eleştirdiğini bu nedenle yayın politikasına etki edemeyeceği bir göreve, sayfa sekreterliğine getirildiğini belirtti.

Beş gün süren duruşmaların ardından 31 Mart günü aralarında Akkuş’un da bulunduğu 21 tutuklu gazeteci sanık hakkında tahliye kararı verildi. Ancak sekiz sanık, savcının itirazının İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edilmesinin ardından cezaevini terk etmeden yeniden tutuklandı. Hakkında tahliye kararı verilen Akkuş’un da bulunduğu 13 kişi ise “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeni bir soruşturma kapsamında gözaltna alındı. Cezaevinden tahliye olmadan gözaltına alınan 13 gazeteciden 12’si iki haftalık gözaltı sürecinden sonra yeniden tutuklandı. Akkuş ise sorgusunun ardından 11 Şubat’ta adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

Akkuş ile birlikte 21 kişi hakkında tahliye kararı veren 25. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İbrahim Lorasdağı, hakimler Barış Cömert ve Necla Yeşilyurt Gülbiçim ise 3 Nisan 2017’de açığa alındı.

Davanın bir sonraki duruşması 27 Nisan 2017’de görüldü. Bu duruşmada gazeteciler önceki heyetin açığa alınması nedeniyle yeni bir mahkeme heyeti tarafından yargılandı. Duruşma sonunda 20 sanığın da tutukluluk halinin devamına karar verilerek, bir sonraki duruşma 6 Temmuz 2017 tarihine bırakıldı. Davanın üçüncü duruşmasında bir kez daha mahkeme heyeti değişti. Bu duruşmada diğer sanıkların tutukluluklarına devam kararı verildi. Akkuş’un adli kontrol şartının devamına karar verildi.

Bu yargılama devam ederken “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeniden hakkında bir soruşturma açılan 13 gazeteciden birisi olan Akkuş hakkında da ikinci bir iddianame daha hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından hazırlanan iddianame, önceki yargılamanın sürdüğü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İkinci iddianamenin kabülüyle birlikte Akkuş’un da aralarında bulunduğu 13 kişi hakkındaki “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması 16 Ağustos 2017’de görüldü. Tutuklu sanıkların tümünün hazır bulunduğu duruşmada mahkeme başkanı Taner Akıncı, üye hakimler Emre Efe Şimşek ve Özlem Atuk Şimşek yerlerini aldı.

Duruşmada da kısa söz alan Akkuş da hakkında önceki davadan farklı bir iddia olmadığını belirtti ve “aynı konuda ikinci kez yargılama yapılamayacağından bu davanın reddini talep ediyorum,” dedi. Duruşma sonunda tutuklu gazeteciler Bünyamin Köseli ve Cihan Acar’ın adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verildi. Aksoy ve diğer sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Mahkeme heyeti kararında davanın aynı mahkemede “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla görülen dava ile birleştirilmesine karar verdi.

Birleştirilme kararı sonrası ilk duruşma 24 Ekim’de yapıldı. Mahkemeye ulaşan Bank Asya ve ByLock kullanımına dair raporların okunmasından sonra sanık gazeteciler ve avukatları, kısaca söz aldı. Aksoy, “Terör örgütü üyeliğinden tutuksuz yargılanıyorum, cebir ve şiddet suçundan tutukluyum. Şiddet ve cebir de kullanmadım. Benim tek silahım kalemim, klavyem. Bir de tutamadığım dilim” dedi. Duruşma sonunda Aksoy ve Atilla Taş’ın tahliyesine karar verildi. Bu tahliyelerin ardından davada tutuklu yargılanan gazeteci sayısı 20’ye düştü.

Davanın bir sonraki duruşması ise 4 Aralık 2017’de görüldü. Tutuklu sanıklar hakkında tahliye çıkmazken, duruşma 6 Şubat 2018’e ertelendi.

Savcı, 6 Şubat 2018’de İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sundu. Savcı Akkuş’un da aralarında bulunduğu 13 sanık hakkında “anayasal düzeni bozma” suçlamasının düşürülmesini talep etti. Akkuş dahil 23 sanığın “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılması talep edildi.

Gazeteci Murat Aksoy’un ile birlikte aynı davada tutuklu yargılanan gazeteci Gökçe Fırat Çulhaoğlu ve M.T.’ya ise “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan ceza istedi. Mütalaada ayrıca haklarında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ve Bülent Ceyhan’ın dosyalarının ayrılması da talep edildi. Savcı mütalaasının ardından söz alan avukatlar, dijital rapor ve diğer delillerin müvekkillerinin lehine olmasına rağmen cezalandırma talep edilmesine tepki gösterdi. Avukatların büyük bölümü ayrıca müvekkillerine yönelik “örgüt üyeliği” iddialarını sabit kılacak somut delillerin yer almadığına dikkat çekti.

Bu duruşmada tutuklu Halil İbrahim Balta’nın sağlık sorunları nedeniyle adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verildi. Soruşturmanın genişletilmesi taleplerini reddeden mahkeme, diğer taleplerin esas hükümle birlikte karara bağlanmasına kararlaştırdı. Avukatların savunma için ek süre talebini kabul eden mahkeme heyeti bir sonraki duruşmanın 22 Şubat 2018’de görülmesine karar verdi.

Akkuş, 22 Şubat’taki duruşmada mütalaaya ilişkin son savunmasını yaptı. Akkuş’un savunmasında öne çıkan başlıklar şunlardı:

“Cemaatin evlerinde, yurtlarında kalmadım, okullarında okumadım. 2009’da Ekrem Dumanlı, eleştirel tavrım nedeniyle beni haber müdürlüğünden aldı, sayfa sorumlusu yaparak etkisiz hale getirdi.

“Soruşturmanın başladığı ilk andan itibaren bu örgüte ve liderine lanet okudum. Tahliyemden sonra organize saldırıya maruz kaldım.

“İddianamede örgüt liderinin yurtdışına çıkma talimatı verdiği ve birçok ismin firar ettiği anlatılıyor. Ben ismim geçtiğinde savcılığı aradım doğru olduğunu öğrendiğimde hemen İstanbul’a geldim. Avukatımla birlikte giderek kendi isteğimle teslim oldum, sonra tutuklandım. FETÖ üyesi değilim, hiçbir algı operasyonuna katılmadım, ilk duruşmada tahliye edildim.

“Bana yöneltilen FETÖ soruşturmasını bana yönelik ağır bir hakaret olarak görüyorum. Mahkemenize gelen deliller de bunu kanıtlamaktadır. Suçsuzum, beraatimi talep ediyorum.”

Duruşma savunma yapmayan gazetecilerin savunmalarının alınması ve dosyanın karara bağlanması için 7-8 Mart 2018 tarihine ertelendi.

Mahkeme heyeti 8 Mart’taki oturumunda sanıkların son sözünü aldı. Akkuş, “Ben gazeteciyim. Muhalifliğim ve eleştirelliğim sadece siyasi iktidarın doğruları ve yanlışlığı ile ilgilidir. Bunun için cezalandırılacaksam bir şey demiyorum. Son sözüm Fenerbahçe.” dedi.

Karar Duruşması

Son sözlerin alınmasının ardından kararını açıklandı. Kararda Akkuş’un “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasına karar verildi. Akkuş ile birlikte 23 gazetecinin daha “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasına karar verildi. “Örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla hapis cezası verilen 11 gazetecinin suçlamanın alt sınırdan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmalarına hükmedildi. Bu sanıklar şunlar: Abdullah Kılıç, Bayram Kaya, Bünyamin Köseli, Cemal Azmi Kalyoncu, Cihan Acar, Habip Güler, Halil İbrahim Balta, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Yakup Çetin ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu. Mahkeme, diğer 12 sanığın ise “suçun işleniş özellikleri ve suça yönelik kastın yoğunluğu” nedeniyle yine “örgüt üyesi olmak” suçlamasından 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Bu grupta yer alanlar şunlar: Ahmet Memiş, Ali Akkuş, Muhammed Sait Kuloğlu, Mustafa Erkan Acar, Mutlu Çölgeçen, Oğuz Usluer, Seyid Kılıç, Ufuk Şanlı, Ünal Tanık, Yetkin Yıldız, Cuma Ulus ve D. A..

Gazeteci Murat Aksoy “örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Aksoy ile birlikte Atilla Taş’a da aynı suçlamadan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi. Mahkeme, her iki sanığın da tutuksuzluğunun devamına hükmetti. Mahkeme heyeti Rotahaber’in genel yayın yönetmeni Ünal Tanık’ın eşi M. T.’nın da beraatine karar verdi.

Mahkeme ayrıca tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin “hükmen tutuklu” olarak devamına karar verirdi. Daha önce tahliye edilen sanıklardan Ali Akkuş’un da yeniden tutuklanmasına hükmedildi. Önceden tahliye olan diğer sanıkların ise temyiz süresince tutuksuz hâlleri devam etti. Kararda hakkında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ile Bülent Ceyhan’ın dosyasının ayrılmasını kararlaştırdı. Eski Zaman gazetesi çalışanı Emre Soncan’ın da dosyasının hakkındaki bir başka dava ile birleştirilmesi üzerine davada yargılaması yapılan sanık sayısı 26’ya düştü.

Kararla birlik Akkuş, yeniden tutuklanarak, cezaevine götürüldü.

İstinaf Süreci

Davanın gerekçeli kararının açıklanmasının ardından istinaf mahkemesine başvurusu yapıldı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 22 Ekim 2018 tarihinde vermiş olduğu kararında cezaları onadı. Mahkeme tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin de devamına hükmetti. Avukatların duruşma taleplerine karşın duruşmasız olarak verilen istinaf kararında, dosyada mevcut delillerin suçun ispatı bakımından yerinde ve yeterli olduğu ve yerel mahkemenin kararının hukuka uygun olduğu ifade edildi.

Yargıtay Süreci

Akkuş ve 22 gazetecinin cezalarının beş yıl sınırın üzerinde olması nedeniyle bu kez Yargıtay’a temyiz başvurusu yapıldı. Yargıtay Başsavcılığı, temyiz başvurusuna dair verdiği tebliğnamede temyize taşınan davanın reddedilmesini talep etti. Yargıtay Başsavcılığı, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığını öne sürerek temyiz davasının esastan reddedilmesini ve gazetecilerin hükümlerinin onanmasını talep etti.

Dosya Yargıtay’da henüz karara bağlanmayı bekliyor.

FETÖ Media Organization (Indictment)

FETÖ Media Organization (Reasoned Judgement)