Alican Uludağ

Alican Uludağ has been working for the Cumhuriyet newspaper since 2008. After quoting from an anonymous witness in his report on a FETÖ [Fethullahist Terrorist Organization - The followers of Fethullah Gülen, an Islamist living in self-imposed exile in the US that is accused of orchestrating a 15th of July coup attempt. The Turkish government declared FETÖ as a terrorist organization and it was approved by Turkish courts in 2016] investigation, Uludağ was charged for “violating the confidentiality of an investigation” and sentenced to 10 years of prison.

Uludağ also has been prosecuted along with a former reporter of the Cumhuriyet newspaper, Duygu Güvenç, because of their reporting on how Pastor Brunson’s release was based on diplomatic and political reasons, not legal ones. Uludağ is facing six months to two years in prison.

Alican Uludağ - Violation of Confidentiality Trial

Uludağ’s reporting which put him under investigation for “violating the confidentiality of the investigation” was published on March 20, 2017 under two titles, “Dört Hakim ve Savcı, HSYK’nin İhraç Ettiği İsimler Arasında Yok” [“Four judges and prosecutors are not among the ones who were sacked by the Supreme Board of Judges and Prosecutors”] and “Evet’çi Savcı FETÖ toplantısında” [The Judge who called for “yes” in the referendum was at the FETÖ meeting”].

Four judges and prosecutors mentioned in the report had already filed a complaint against Uludağ.

The Antalya Public Prosecutor’s Office conducted the investigation on Uludağ. However, the investigation was conducted by the “Bureau of Crimes Against the Constitutional Order,” not the “Bureau of Press Offences.”

In his defense at the Ankara Public Prosecutor’s Office, Uludağ said:

“My report is in the scope of press freedom. It was meant to inform the public. I reject the accusations. Even though I had the full testimony of the anonymous witness, I didn’t publish the full text but quoted the part from prosecutor Cevdet Kayafoğlu. He was known because of his political tweets related to the referendum, therefore I used the related quote in my report to inform the public. I used pseudonyms for two other judicial officials who weren’t discussed in public.”

Then, Uludağ presented his written defense. He noted that he didn’t give any details that could reveal the true identity of the anonymous witness Çakıl [Gravel].

Halil İbrahim Puran, a prosecutor from the Antalya Public Prosecutor’s Office Bureau of Crimes Against the Constitutional Order, completed the indictment on May 31, 2017. Puran accused Uludağ of “violating the confidentiality of the investigation” and recommended up to three years of a prison sentence or a judicial fine for Uludağ.

Prosecutor Puran completed the indictment on May 31, 2017. In the indictment, the names of judges and prosecutors who were mentioned in the report were listed as the plaintiffs.

In the indictment, it was explained that Çakıl’s - an anonymous witness in a FETÖ investigation - testimony was quoted in Uludağ’s report, and the prosecutor quoted from Çakıl’s testimony. It was noted the Acting Antalya Chief Prosecutor Cevdet Kayafoğlu’s headshot was published in the report and claimed that in his defense, Uludağ accepted the charges against him.

In the indictment, the prosecutor accused Uludağ of “violating the confidentiality of the investigation” and recommended one year to three years of a prison sentence or a judicial fine for Uludağ.

The indictment against Uludağ was sent from court to court.

The prosecutor’s office sent the indictment to the Antalya Criminal Court of First Instance. But the court ruled for a lack of jurisdiction and sent the file to the Ankara 37th Criminal Court of First Instance. The court ruled that the accusation was a press offense, ruled for a lack of jurisdiction and sent the file to the Istanbul 2nd Criminal Court of First Instance on the grounds of the location of the Cumhuriyet newspaper, which was in Istanbul. Hence the decision of which court would hold the trial took quite a long time.

One year eight months and 16 days after the publication of the report and one year and six months after the completion of the indictment, Uludağ appeared before a judge.

Upon the court’s order, Uludağ made his defense in the Ankara 34th Criminal Court of First Instance on Dec. 6, 2018. “The fact that I used pseudonyms for three plaintiffs in my report clearly shows that I had no criminal intent. Regarding the Kayafoğlu, I wrote his name openly because he was known by the public due to his political tweets about the referendum,” Uludağ said.

The first hearing of the trial was held in Istanbul 2nd Criminal Court of First Instance on Feb. 7, 2019.

In her statement, Uludağ’s lawyer Buket Yazıcı said the violation of confidentiality of an investigation only applies if the material fact’s revelation was prevented, and emphasized that on the contrary, the report helped reveal the material fact.

Although it was the first hearing, the Istanbul 2nd Criminal Court of First Instance reached a verdict and sentenced Uludağ to 10 months in prison.

In his testimony at the Ankara 33rd Criminal Court of First Instance, Uludağ said that he didn’t want the suspension of the pronouncement of the judgment. But the judge dictated to the trial record as if he wanted it.

In accordance with the trial record, the court ruled to suspend the pronouncement of the judgment.

In the reasoning of the verdict, which was penned by the Istanbul 2nd Criminal Court of First Instance Judge Nursel Bedir, it was stated that Uludağ exceeded the limits of press freedom. Judge Bedir described Uludağ’s defenses as “saving himself from the crime” and noted that she observed remorse. It was also stated that the opinion that he will not commit a crime again was formed.

1. Standing - Dec. 6, 2018


Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ hakkında, Cumhuriyet Gazetesi’nde 20 Mart 2017 tarihinde “Dört Hakim ve Savcı, HSYK’nin İhraç Ettiği İsimler Arasında Yok”, “Evet’çi Savcı FETÖ toplantısında” başlığı ile yayımlanan haberi nedeniyle “gizliliğin ihlali” suçlaması ile soruşturma başlatıldı.

Uludağ haberinde; Antalya’da FETÖ’ye yönelik soruşturma kapsamında “Çakıl” adı verilen bir gizli tanığın gizli ifadelerine yer vermişti. Habere göre “Çakıl” bazı hakim ve savcıların FETÖ ilişkisi olduğunu iddia etmişti. “Çakıl”ın bu ifadeleri Hakimler ve Savcılar Üst Kurulu’na da gönderilmiş, ancak “Çakıl”ın işaret ettiği kişiler kurulun ihraç listesinde yer almamıştı. Uludağ, 4 isimden 3’ünün isimlerini kodlayarak yazdı. Bir tek Cevdet Kayafoğlu ismini açık olarak kullandı. Dönemin Antalya Cumhuriyet Başsavcıvekili Kayafoğlu, 16 Nisan 2017 anayasa değişikliği referandumundan önce, sosyal medya hesabı paylaşımında, “hayır oyu vereceklerin PKK ile aynı muameleyi göreceklerini” ifade etmişti.

Uludağ hakkındaki iddianameyi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı savcılarından Halil İbrahim Puran, 31 Mayıs 2017 tarihinde tamamladı. Uludağ’ın haberinde işaret ettiği 4 hakim ve savcının adı iddianamede müşteki olarak yer aldı. Hakkında, gizli tanık ifadesini yayınladığı gerekçesiyle, Türk Ceza Yasası’nın 285. Maddesi uyarınca, “soruşturmanın gizliliğini alenen ihlal” suçunu işlediği iddiasıyla 1 yıldan 3 yıla kadar hapis veya adli para cezası istendi.

Yargılamayı yürüten İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Ankara 34. Asliye Mahkemesi’ne Uludağ’ın talimatının alınması için talimat verdi.

Uludağ, talimat ifadesini 6 Aralık 2018’de Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesi’nde verdi.
Talimat ifadesinin ardından Uludağ’ın yargılanmasının ilk duruşması ise İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 7 Şubat 2019 tarihinde görüldü.



Next Trial: Feb. 7, 2019, 9 a.m.


Yargılamanın talimat duruşması, kimlik tespiti ile başladı. Uludağ, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin talimat talebinin bu mahkemede değil, basın suçları ile ilgilenen Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından görülmesi gerektiğini belirtti. Hakim İsmail Kara ise, basın yoluyla işlendiği iddia edilse de basın suçu olmadığını soruşturmanın gizliliğini ihlal iddiası ile açılan bir dava olduğunu belirterek, Uludağ’ın usul itirazını reddetti.

Uludağ, suçlamalara ilişkin 5 sayfa yazılı savunmasını sundu. Hakim Kara, bir süre yazılı savunmayı okudu. Kara, Uludağ’ın yazılı ifadesinde de suç teşkil eden bir unsurun olup olmadığını kontrol için okuduğunu söyledi.

Uludağ, yazılı savunmasına ek olarak sözlü savunma da yapmak istediği söyledi. Uludağ, “Üç müştekinin adını haberde kodlayarak vermem, suç kastımın olmadığını en açık delilidir. Kayafoğlu yönünden ise, referanduma ilişkin attığı siyasi tweet’ler nedeniyle kamunun tanıdığı bir isim olduğundan ismini açık olarak yazdım” dedi.


Hakim Kara, yazılı ve sözlü savunmayı ekleyerek dosyanın İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verdi. Hakim Kara, yargılamanın ilk duruşmasının 7 Şubat 2019’da İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüleceğini bildirdi.


Duruşma Öncesi

Yargılama Ankara Sıhhiye Adliyesi’nde görüldü. Adliye binasına çanta ve üst aramasının ardından girildi. Duruşma, günün öğlen saatlerinde görüldüğünden, ne binada, ne mahkeme salonu önünde bir kalabalık yoktu. 14.30 saati verilen duruşma 10 dakika geç başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Yargılama büyük ve havalandırılmış bir salonda görüldü. Tek hakimin cübbesini giymediği görüldü.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya, Uludağ ile birlikte gazeteciler de katıldı.

Genel Gözlemler

Hakim Kara, eski bir Devlet Güvenlik Mahkemesi hakimi olduğunu belirtti, Uludağ da Ankara Adliyesi’nde yargı muhabiri olduğunu ifade etti. Uludağ ile hakim arasında sohbet havasında konuşmalar gerçekleşti.

Duruşmanın sonunda, Uludağ, duruşma tutanağını aldı. Ancak daha sonra tutanakta Uludağ’ın söylediklerinin aksine hataların yapıldığı görüldü. Uludağ, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını açıkça reddetmesine karşın, tutanağa ertelemenin kabul edildiği yazılmıştı.

Alican Uludağ - Violation of Confidentiality Trial (Indictment)

Alican Uludağ - Violation of Confidentiality Trial (Verdict)

Duygu Güvenç, Alican Uludağ - Brunson Trial

The Istanbul Public Prosecutor’s Office launched an investigation on Uludağ because of his reports, which were published with the titles “ABD ayarlı adalet” [“Justice adjusted by the US], “Tutan da bırakan da yargı mı, devlet mi?” [“Who arrested and released? The judiciary or the state?”] in the Cumhuriyet newspaper on July 26, 2018. The reasoning of the investigation was “publicly degrading the state’s judicial bodies” (TPC 301).

Upon request from the Istanbul Public Prosecutor’s Office, Uludağ testified at the Ankara Public Prosecutor’s Office. He said he didn’t degrade the judicial body in his report. He wrote his report to shed light on the current public debate and it was within the borders of the freedom of the press.

Special permission must be given from the Ministry of Justice for conducting an investigation with the charge of TPC 301, which Uludağ is accused of. The Ministry of Justice gave the permission on Sept. 5, 2018.

Celal Sarıdere, a prosecutor from the Istanbul Public Prosecutor’s Office Bureau of Press Offences issued an indictment against Uludağ with the charge of “publicly degrading judiciary bodies” on Oct. 1, 2018.

The indictment against Uludağ was issued on Oct. 1, 2018. In the indictment, a six month to two year prison sentence was recommended for Uludağ.

The indictment consisted of phrases from Uludağ’s reports. The diplomacy reporter of the Cumhuriyet newspaper Duygu Güvenç’s report was also included the indictment. Güvenç was charged for the same article and the prosecutor recommended the same sentence for Güvenç.

The report in question was written after the court’s decision to release Pastor Brunson and place him in house arrest, which sparked a diplomatic crisis between Turkey and the US. The following sentences included in the indictment:

“Now, with the steps which will be taken by the US, the continuation of the house arrest will become clear. If Turkey gets what it wants, “the independent judiciary” will lift the house arrest and maybe Brunson will be able to return home, just like the US President said.”

The indictment was issued only a few days before Brunson’s departure to the US on Oct.1, 2018.

The Istanbul 2nd Criminal Court of First Instance accepted the indictment and the first hearing of the trial was set to Dec. 20, 2018.

The first hearing of the trial was held on Dec. 20, 2018, at the Istanbul 2nd Criminal Court of First Instance.

Defending his report, Uludağ reiterated President Recep Tayyip Erdoğan’s words on Brunson and Fethullah Gülen [an Islamist living in self-imposed exile in the US that is accused of orchestrating a 15th of July coup attempt] as “Give the pastor, take the pastor.” In his defense, “The value which was defended in the report was that the judiciary should be independent and objective. It was criticizing the politicization of the Brunson case by using it as leverage in negotiations,” Uludağ said.

Uludağ’s lawyer requested additional time to prepare the defense. The court ruled to set the next hearing on April 4, 2019.

The court was supposed to rule if there will be a request from US authorities to take Güvenç’s testimony, however, the hearing was postponed until June 20, 2019, because the judge was on leave.

The prosecution continued on Oct. 10, 2019. At the hearing, Duygu Güvenç gave her defense.

The next hearing will be held on Jan. 9, 2020, at 10:50.

4. Standing - Oct. 10, 2019


Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ ve gazetenin eski muhabiri Duygu Güvenç hakkında, 27 Temmuz 2018 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde o dönem Türkiye’de tutuklu bulunan ABD’li rahip Andrew Brunson’un tahliyesinin ardından yayımlanan haberleri nedeniyle dava açıldı. Uludağ ve Güvenç, ayrı ayrı haberlerinde, Brunson’un tahliyesinin hukuki değil, siyasi ve diplomatik gerekçelere dayandırıldığını aktarmışlardı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma ile, haberlerde “devletin yargı organlarının alenen aşağılandığı” iddia edilmişti. Soruşturma dosyası, Cumhuriyet Gazetesi’nin yönetildiği İstanbul’un Cumhuriyet Başsavcılığı’na
gönderildi.

Uludağ ve Güvenç, savcılık ifadelerinde, haberlerinde yargı organlarına yönelik bir aşağılama bulunmadığını, böyle bir kasıt da taşımadıklarını ifade ederek, yaptıklarının gazetecilik ve eleştiri hakkının kullanımı olduğunu vurguladı.

Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Celal Sarıdere, Adalet Bakanlığı’nın 05 Eylül 2018 tarihli oluruyla, iki gazeteci hakkında, Türk Ceza KanunuK’nun 301. maddesinde düzenlenen “Türk Milletini, Cumhuriyeti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni alenen aşağılama” suçu kapsamında iddianame hazırladı. Sarıdere, iddianamesini 1 Ekim 2018’de tamamladı.

Dava İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Davanın ilk duruşması 20 Aralık 2018’de görüldü. Duruşmaya Alican Uludağ katılarak savunmasını yaptı, suçlamaları reddetti.

4 Nisan 2019’daki 2. duruşma ve 20 Haziran 2019’daki 3. duruşma davaya bakan hakim Nursel Bedir’in mazereti nedeniyle görülemedi. Duygu Güvenç savunmasını 10 Ekim 2019’daki 4. duruşmada yaptı.

Davaya 9 Ocak 2020 saat 10.50’de devam edilecek.



Next Trial: Jan. 9, 2020, 10:50 a.m.


İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 4. duruşması 12:20’de kimlik tespitleri ile başladı. Mahkeme başkanı Nursel Bedir idi.

Duruşmaya Alican Uludağ katılmadı, avukatı Buket Yazıcı, Duygu Güvenç ve avukatları Abbas Yalçın ve Tora Pekin duruşmadaydı.

Davanın 2. ve 3. duruşmasında mahkeme başkanının mazereti nedeniyle savunmasını veremeyen Duygu Güvenç, savunmasını yaptı.

Duygu Güvenç ne işle uğraştığı sorusuna “İşsiz gazeteciyim” yanıtı verdi.

Hakim Nursel Bedir, Duygu Güvenç’e hakkında Türk Ceza Kanunu 301. Maddesinden dava açıldığını söyledi, savunmasını sordu.

Duygu Güvenç yazılı savunmasını okumaya başladı.

Hakim Bedir, sözünü kesip savunmanın uzun olduğunu söyledi. Yazılı olarak kendisine verilen savunmayı özetlemesini istedi. Güvenç savunmasını özetleyerek tamamladı. Mahkeme başkanının söylemesi üzerine ayakta başladığı savunmasını oturarak tamamladı.

Güvenç savunmasında haber yaptığını, haber yapmanın suç olmadığını söyledi. Haber konusu olan Brunson’a ev hapsi verilmesi ve tahliyesi sürecinde ABD ve Türkiye ilişkilerini, iki ülke temsilcilerinin açıklamalarını hatırlattı. “Yaptığım analiz ülkemin dış politikada yürüttüğü müzakerelerde yargının bir unsur olarak kullanılmasına yönelik eleştiridir” dedi. Beraatini talep etti.

Mahkeme başkanı Güvenç’e hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul edip etmediğini sordu. Güvenç daha sonra karar vermek istediğini, avukatının daha sonra kendisi adına beyanda bulunacağını belirtti.

Avukat Abbas Yalçın, savunma için süre istediklerini belirtti. Kovuşturmanın genişletilmesi talebi olduğunu söyledi. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Brunson’un yargılandığı dosyasının suçlama konusu yapılan haberin konusu olduğunu söyledi. Brunson dosyasının örneğinin gönderilmesini istedi.

Duygu Güvenç’in savunmasının tümünü okumak için tıklayın .


Mahkeme başkanı, avukat Abbas Yalçın’ın talebi üzerine İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne Brunson dosyasının örneğinin gönderilmesi için yazı yazılmasına, sanık Duygu Güvenç’in avukatlarına esasa ilişkin savunmalarını hazırlamaları için önümüzdeki celseye dek süre verilmesine karar verdi.

Bir sonraki duruşma 9 Ocak 2020 günü saat 10.50’de görülecek.


Duruşma öncesi:

Adliyeye girişteki arama noktalarında sıra vardı. Adliyeye giriş yaklaşık 5 dakika sürdü. Duruşma salonunun girişinde barikat ya da arama noktası yoktu.

Mahkeme salonu koşulları:

Mahkeme salonu küçüktü. Seyircilere altı sandalye ayrılmıştı.

Duruşmaya katılım:

Duruşmayı Medya ve Hukuk Araştırmaları Derneği (MLSA), P24, ve Cumhuriyet Gazetesi’nden gazeteciler, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Article19’dan gözlemciler takip etti.

Genel gözlemler:

Mahkeme başkanı yazılı savunmasını özetlemesini istediği Duygu Güvenç’in sözünü özet yaptığı bölümde bölmedi. Salonda rahat bir ortam vardı. Duruşma yarım saat sürdü.

3. Standing - June 20, 2019


Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ ve gazetenin eski muhabiri Duygu Güvenç hakkında, 27 Temmuz 2018 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde o dönem Türkiye’de tutuklu bulunan ABD’li rahip Andrew Brunson’un tahliyesinin ardından yayımlanan haberleri nedeniyle dava açıldı. Uludağ ve Güvenç, ayrı ayrı haberlerinde, Brunson’un tahliyesinin hukuki değil, siyasi ve diplomatik gerekçelere dayandırıldığını aktarmışlardı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma ile, haberlerde “devletin yargı organlarının alenen aşağılandığı” iddia edilmişti. Soruşturma dosyası, Cumhuriyet Gazetesi’nin yönetildiği İstanbul’un Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.

Uludağ ve Güvenç, savcılık ifadelerinde, haberlerinde yargı organlarına yönelik bir aşağılama bulunmadığını, böyle bir kasıt da taşımadıklarını ifade ederek, yaptıklarının gazetecilik ve eleştiri hakkının kullanımı olduğunu vurguladı.

Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Celal Sarıdere, Adalet Bakanlığı’nın 05 Eylül 2018 tarihli oluruyla, iki gazeteci hakkında, TCK’nın 301. maddesinde düzenlenen “Türk Milletini, Cumhuriyeti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni alenen aşağılama” suçu kapsamında iddianame hazırladı. Sarıdere, iddianamesini 1 Ekim 2018’de tamamladı.

Davanın ilk duruşması İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 20 Aralık 2018’de görüldü. Duruşmaya Alican Uludağ katılarak savunmasını yaptı, suçlamaları reddetti. Davanın ilk duruşması 20 Aralık 2018’de görüldü. Duruşmaya Alican Uludağ katılarak savunmasını yaptı, suçlamaları reddetti.

4 Nisan 2019’daki 2. duruşma davaya bakan hakim Nursel Bedir’in mazereti nedeniyle görülemedi.



Next Trial: Oct. 10, 2019, 9 a.m.


Davaya bakan hakim Nursel Bedir, izinli olduğu gerekçesiyle duruşma görülmedi. Bir sonraki duruşma 10 Ekim 2019’a bırakıldı.


Hakimin izinli olması nedeniyle görülmeyen duruşma 10 Ekim’e bırakıldı.

2. Standing - April 4, 2019


Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ ve gazetenin eski muhabiri Duygu Güvenç hakkında, 27 Temmuz 2018 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde o dönem Türkiye’de tutuklu bulunan ABD’li rahip Andrew Brunson’un tahliyesinin ardından yayımlanan haberleri nedeniyle dava açıldı. Uludağ ve Güvenç, ayrı ayrı haberlerinde, Brunson’un tahliyesinin hukuki değil, siyasi ve diplomatik gerekçelere dayandırıldığını aktarmışlardı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma ile, haberlerde “devletin yargı organlarının alenen aşağılandığı” iddia edilmişti. Soruşturma dosyası, Cumhuriyet Gazetesi’nin yönetildiği İstanbul’un Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.

Uludağ ve Güvenç, savcılık ifadelerinde, haberlerinde yargı organlarına yönelik bir aşağılama bulunmadığını, böyle bir kasıt da taşımadıklarını ifade ederek, yaptıklarının gazetecilik ve eleştiri hakkının kullanımı olduğunu vurguladı.

Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Celal Sarıdere, Adalet Bakanlığı’nın 05 Eylül 2018 tarihli oluruyla, iki gazeteci hakkında, TCK’nın 301. maddesinde düzenlenen “Türk Milletini, Cumhuriyeti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni alenen aşağılama” suçu kapsamında iddianame hazırladı. Sarıdere, iddianamesini 1 Ekim 2018’de tamamladı.

Davanın ilk duruşması İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 20 Aralık 2018’de görüldü. Duruşmaya Alican Uludağ katılarak savunmasını yaptı, suçlamaları reddetti.



Next Trial: June 20, 2019, 10:10 a.m.


Önceki celsede duruşmanın saat 10.00’da görülmesi kararlaştırılmıştı. Mahkemenin hâkimi Nursel Bedir’in mazereti nedeniyle bulunmayışından duruşma görülmedi.

Bu gibi durumlarda işleyen şöyle bir teamül bulunuyor. Mazeretli hâkimin yerine Asliye Ceza Hakimlerinden biri bakıyor, ancak dosyaya ilişkin yargılama ve gerekli ara kararları mahkemenin kendi hakiminin vermesi için, avukatlar da karşılıklı bir mutabakat ile mazeret beyan ederek, duruşmanın ileri bir tarihe ertelenmesi üzerine anlaşıyorlar.

Ancak duruşmanın bu ileri tarihe ertelenmesi açık duruşma ile kararlaştırılmıyor. Naip hakim, mahkeme kalemine bu yönde bir tutanak hazırlatarak, ara karara ertelenecek tarihi yazdırıyor ve avukatlara iletiyor.

Alican Uludağ ve Duygu Güvenç’in yargılandığı davanın bugünkü duruşması da aynı şekilde ileri bir tarihe ertelendi.


Duruşma 20 Haziran 2019, saat 10:10’a bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde herhangi bir basın açıklaması ya da destek gösterisi gerçekleşmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Hâkimin mazeret bildirmesi nedeniyle duruşma yapılmadı. Bu nedenle mahkeme salonu koşullarına ilişkin gözlemde bulunulamadı.

Duruşmaya Katılım

Görülmeyen duruşma için sanıkların avukatı Abbas Yalçın duruşma için gelmişti. Duruşmayı izlemek üzere Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve 3 gazeteci davayı izlemek üzere adliyedeydi.

1. Standing - Dec. 20, 2018


Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ ve gazetenin eski muhabiri Duygu Güvenç hakkında, 27 Temmuz 2018 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde o dönem Türkiye’de tutuklu bulunan ABD’li rahip Andrew Brunson’un tahliyesinin ardından yayımlanan haberleri nedeniyle dava açıldı. Uludağ ve Güvenç, ayrı ayrı haberlerinde, Brunson’un tahliyesinin hukuki değil, siyasi ve diplomatik gerekçelere dayandırıldığını aktarmışlardı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmayla, haberlerde “devletin yargı organlarının alenen aşağılandığı” iddia edilmişti. Soruşturma dosyası, Cumhuriyet Gazetesi’nin yönetildiği İstanbul’un Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.

Uludağ ve Güvenç, savcılık ifadelerinde, haberlerinde yargı organlarına yönelik bir aşağılama bulunmadığını, böyle bir kasıt da taşımadıklarını ifade ederek, yaptıklarının gazetecilik ve eleştiri hakkının kullanımı olduğunu vurguladı.

Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Celal Sarıdere, Adalet Bakanlığı’nın 05 Eylül 2018 tarihli oluruyla, iki gazeteci hakkında, TCK’nın 301. maddesinde düzenlenen “Türk Milletini, Cumhuriyeti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni alenen aşağılama” suçu kapsamında iddianame hazırladı. Sarıdere, iddianamesini 1 Ekim 2018’de tamamladı.

Davanın ilk duruşması İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 20 Aralık 2018’de görüldü. Duruşmaya Alican Uludağ katılarak savunmasını yaptı, suçlamaları reddetti.

Davanın ikinci duruşması 4 Nisan 2019’a bırakıldı.



Next Trial: April 4, 2019, 10 a.m.


11.00’da başlaması planlanan duruşma yaklaşık 1 saat geç başladı. Yargılama kimlik tespiti ile başladı.

Alican Uludağ, 5 sayfalık yazılı savunma verdi. Uludağ ayrıca, ABD’li rahip Andrew Brunson’un önce ev hapsi şartı ile tahliye edilmesi, daha sonra da tamamen serbest bırakılması sürecinde ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a teşekkür ettiğini anımsattı. Bunun yargılanmasına neden olan haberini doğruladığını belirtti. Uludağ, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını da reddetti.

Uludağ’ın avukatı Ülkü Çetok, esasa ilişkin savunma için ek süre istedi.

Uludağ ile birlikte yargılanan Duygu Güvenç’in eğitim izin Amerika’da bulunduğuna ilişkin mazeret yazısı sunuldu.


Hakim nursel Bedir davanın 4 Nisan 2019 tarihine bırakılmasına karar verdi. ABD olduğuna ilişkin mazeret bildiren Duygu Güvenç’in ifadesinin alınması için ABD’li makamlara talimat yazılıp yazılmayacağının da ikinci duruşmada değerlendirilmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

İstanbul Çağlayan Adliyesi’ne uzun bir kuyruk aşılarak girilebildi. Her adliyede olduğu gibi detaylı bir üst araması yapıldı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu penceresiz ve küçüktü. İzleyiciler için sadece 4-5 kişilik bir sıra koltuk ayrılmıştı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya Alican Uludağ ve avukatı, Duygu Güvenç’in avukatı, gazeteciler ve RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu katıldı.

Genel Gözlemler

Mahkeme Başkanı Nursel Bedir ile katip arasında ABD Başkanı Donald Trump ile ile ilgili diyalog geçti. Hakim ile katip Trump soyadının tutanağa nasıl yazılacağına bir süre karar veremedi. Hakim Bedir, doğru yazıp yazmamasının fark etmeyeceğini söyledi. Bunun üzerine katibin tutanağa “Tramp” diye yazdığı görüldü.

Aynı şekilde hakim ile katip arasında bir görüş ayrılığı olmasa da rahip Brunson’ın adının “bronsun” diye yazılması dikkat çekti.

Duygu Güvenç, Alican Uludağ - Brunson Trial (Indictment)

Duygu Güvenç, Alican Uludağ - Brunson Trial 1. Standing (Minutes of the Hearing)

Duygu Güvenç, Alican Uludağ - Brunson Trial 2. Standing (Minutes of the Hearing)