Alican Uludağ

Alican Uludağ has been working for the Cumhuriyet newspaper since 2008.

After quoting from an anonymous witness in his report on a FETÖ [Fethullahist Terrorist Organization - The followers of Fethullah Gülen, an Islamist living in self-imposed exile in the US that is accused of orchestrating a 15th of July coup attempt. The Turkish government declared FETÖ as a terrorist organization and it was approved by Turkish courts in 2016] investigation, Uludağ was charged for “violating the confidentiality of an investigation” and sentenced to 10 years of prison.

Uludağ also has been prosecuted along with a former reporter of the Cumhuriyet newspaper, Duygu Güvenç, because of their reporting on how Pastor Brunson’s release was based on diplomatic and political reasons, not legal ones. Uludağ is facing six months to two years in prison.

Alican Uludağ - Violation of Confidentiality Trial

Uludağ’s reporting which put him under investigation for “violating the confidentiality of the investigation” was published on March 20, 2017 under two titles, “Dört Hakim ve Savcı, HSYK’nin İhraç Ettiği İsimler Arasında Yok” [“Four judges and prosecutors are not among the ones who were sacked by the Supreme Board of Judges and Prosecutors”] and “Evet’çi Savcı FETÖ toplantısında” [The Judge who called for “yes” in the referendum was at the FETÖ meeting”].

Four judges and prosecutors mentioned in the report had already filed a complaint against Uludağ.

The Antalya Public Prosecutor’s Office conducted the investigation on Uludağ. However, the investigation was conducted by the “Bureau of Crimes Against the Constitutional Order,” not the “Bureau of Press Offences.”

In his defense at the Ankara Public Prosecutor’s Office, Uludağ said:

“My report is in the scope of press freedom. It was meant to inform the public. I reject the accusations. Even though I had the full testimony of the anonymous witness, I didn’t publish the full text but quoted the part from prosecutor Cevdet Kayafoğlu. He was known because of his political tweets related to the referendum, therefore I used the related quote in my report to inform the public. I used pseudonyms for two other judicial officials who weren’t discussed in public.”

Then, Uludağ presented his written defense. He noted that he didn’t give any details that could reveal the true identity of the anonymous witness Çakıl [Gravel].

Completed the indictment on May 31, 2017. Prosecutor accused Uludağ of “violating the confidentiality of the investigation” and recommended up to three years of a prison sentence or a judicial fine for Uludağ.

Prosecutor Puran completed the indictment on May 31, 2017. In the indictment, the names of judges and prosecutors who were mentioned in the report were listed as the plaintiffs.

In the indictment, it was explained that Çakıl’s - an anonymous witness in a FETÖ investigation - testimony was quoted in Uludağ’s report, and the prosecutor quoted from Çakıl’s testimony.

It was noted the Acting Antalya Chief Prosecutor (C.K’s) headshot was published in the report and claimed that in his defense, Uludağ accepted the charges against him.

In the indictment, the prosecutor accused Uludağ of “violating the confidentiality of the investigation” and recommended one year to three years of a prison sentence or a judicial fine for Uludağ.

The indictment against Uludağ was sent from court to court.

The prosecutor’s office sent the indictment to the Antalya Criminal Court of First Instance. But the court ruled for a lack of jurisdiction and sent the file to the Ankara 37th Criminal Court of First Instance. The court ruled that the accusation was a press offense, ruled for a lack of jurisdiction and sent the file to the Istanbul 2nd Criminal Court of First Instance on the grounds of the location of the Cumhuriyet newspaper, which was in Istanbul. Hence the decision of which court would hold the trial took quite a long time.

Two year after the publication of the report and one year and six months after the completion of the indictment, Uludağ appeared before a judge.

Upon the court’s order, Uludağ made his defense in the Ankara 34th Criminal Court of First Instance on Dec. 6, 2018. “The fact that I used pseudonyms for three plaintiffs in my report clearly shows that I had no criminal intent. Regarding the K., I wrote his name openly because he was known by the public due to his political tweets about the referendum,” Uludağ said.

The first hearing of the trial was held in Istanbul 2nd Criminal Court of First Instance on Feb. 7, 2019.

In her statement, Uludağ’s lawyer Buket Yazıcı said the violation of confidentiality of an investigation only applies if the material fact’s revelation was prevented, and emphasized that on the contrary, the report helped reveal the material fact.

Although it was the first hearing, the Istanbul 2nd Criminal Court of First Instance reached a verdict and sentenced Uludağ to 10 months in prison.

In his testimony at the Ankara 33rd Criminal Court of First Instance, Uludağ said that he didn’t want the suspension of the pronouncement of the judgment. But the judge dictated to the trial record as if he wanted it.

In accordance with the trial record, the court ruled to suspend the pronouncement of the judgment.

In the reasoning of the verdict, it was stated that Uludağ exceeded the limits of press freedom. Judge Bedir described Uludağ’s defenses as “saving himself from the crime” and noted that she observed remorse. It was also stated that the opinion that he will not commit a crime again was formed.

1. Standing - Dec. 6, 2018


Gazeteci Alican Uludağ hakkında; Cumhuriyet Gazetesi’nde, 20 Mart 2017’de, “Dört Hakim ve Savcı, HSYK’nin İhraç Ettiği İsimler Arasında Yok” ve “Evet’çi Savcı FETÖ Toplantısında” başlıkları ile yayımlanan haberleri üzerine soruşturma başlatıldı.

Uludağ’ın haberlerinde işaret ettiği dört hakim ve savcı Uludağ’dan şikayetçi oldu.

Soruşturma, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açıldı. Soruşturmanın; savcılığın Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından değil Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından açılması da dikkat çekti.

Uludağ, haber üzerinden; “soruşturmanın gizliliğini ihlal etmekle” suçlandı. İddiaya göre, Uludağ; Antalya Cumhuriyet Başsavcıvekili’nin fotoğrafını yayımlamıştı. Uludağ’ın, “gizli tanığın kimliğini açıkladığı” iddia edildi.

Uludağ hakkındaki iddianame, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 31 Mayıs 2017’de tamamlandı. Ancak iddianame önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. Ancak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da 23 Haziran 2017’de, dosyayı; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Ankara Adliyesi’nde farklı mahkeme kalemlerinde bekletilen dosya daha sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “görevsizlik” kararı ile tekrar İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.

Gizli tanık ‘Çakıl’ın’, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ‘FETÖ’ iddiasıyla açılan bir soruşturmada verdiği ifadelerin aktarıldığı belirtildi. İddianamede, Uludağ’ın haberinde; Antalya Başsavcıvekilinin vesikalık fotoğrafının kullanıldığı iddia edildi.

Uludağ, iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 285/1 ve 285/5 maddeleri ile düzenlenen “Soruşturmanın gizliliğini; soruşturma ve kovuşturma evresinde kişilerin suçlu olarak algılanmalarına yol açacak şekilde görüntülerini yayınlayarak ihlal etmekle” suçlandı.

Uludağ hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası istendi.

Uludağ hakkındaki yargılama, iddianamenin çok sayıda il ve adliye arasında gidip gelmesinin ardından İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 7 Şubat 2019’da görülen ilk duruşma ile başladı.

Uludağ, yargılamanın hangi mahkeme tarafından yürütüleceğine karar verilememesinden dolayı; hakkındaki iddianamenin hazırlanmasında yaklaşık iki yıl sonra hakim karşısına çıktı.

Uludağ, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin talimatı ile 6 Aralık 2018’de Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ifade verdi.



Next Trial: Feb. 7, 2019, 9 a.m.


Yargılamanın talimat duruşması, kimlik tespiti ile başladı.

Uludağ, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin talimat talebinin bu mahkemede değil, basın suçları ile ilgilenen Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından görülmesi gerektiğini belirtti. Hakim ise basın yoluyla işlendiği iddia edilse de basın suçu olmadığını soruşturmanın gizliliğini ihlal iddiası ile açılan bir dava olduğunu belirterek, Uludağ’ın usul itirazını reddetti.

Uludağ, suçlamalara ilişkin 5 sayfa yazılı savunmasını sundu. Hakim, bir süre yazılı savunmayı okudu. Hakim, Uludağ’ın yazılı ifadesinde de suç teşkil eden bir unsurun olup olmadığını kontrol için okuduğunu söyledi.

Uludağ, yazılı savunmasına ek olarak sözlü savunma da yapmak istediği söyledi. Uludağ, “Üç müştekinin adını haberde kodlayarak vermem, suç kastımın olmadığını en açık delilidir. K. yönünden ise, referanduma ilişkin attığı siyasi tweet’ler nedeniyle kamunun tanıdığı bir isim olduğundan ismini açık olarak yazdım” dedi.

Uludağ’ın savunmasının tam metni için tıklayınız


Hakim, yazılı ve sözlü savunmayı da ekleyerek dosyanın İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verdi.

Hakim Kara, yargılamanın ilk duruşmasının 7 Şubat 2019’da İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüleceğini bildirdi.


Duruşma Öncesi

Yargılama Ankara Sıhhiye Adliyesi’nde görüldü. Adliye binasına çanta ve üst aramasının ardından girildi. Duruşma, günün öğlen saatlerinde görüldüğünden, ne binada, ne mahkeme salonu önünde bir kalabalık yoktu. 14.30 saati verilen duruşma 10 dakika geç başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Yargılama büyük ve havalandırılmış bir salonda görüldü. Tek hakimin cübbesini giymediği görüldü.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya, Uludağ ile birlikte gazeteciler de katıldı.

Genel Gözlemler

Hakim, eski bir Devlet Güvenlik Mahkemesi hakimi olduğunu belirtti. Uludağ da Ankara Adliyesi’nde yargı muhabiri olduğunu ifade etti. Uludağ ile hakim arasında sohbet havasında konuşmalar gerçekleşti.

Duruşmanın sonunda, Uludağ, duruşma tutanağını aldı. Ancak daha sonra tutanakta Uludağ’ın söylediklerinin aksine hataların yapıldığı görüldü. Uludağ, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını açıkça reddetmesine karşın, tutanağa ertelemenin kabul edildiği yazıldı.

Alican Uludağ - Violation of Confidentiality Trial (Indictment)

Alican Uludağ - Violation of Confidentiality Trial (Verdict)

Alican Uludağ - Violation of Confidentiality Trial (Verdict)

Alican Uludağ - Violation of Confidentiality Trial 1. Standing (Minutes of the Hearing)

Alican Uludağ - Violation of Confidentiality Trial 1. Standing (Defense)

Alican Uludağ, Olcay Büyüktaş - “Suçları, Suçluları İhbar Edenlerin Hüviyetlerini Yayınlama” İddiası

Cumhuriyet Gazetesi’nde 22 Kasım 2019’da, “Emniyet 8 gün önceden Ankara’daki gar katliamı hazırlığını biliyormuş” başlığıyla yayımlanan haberi gazeteci Alican Uludağ hazırladı. Haberin yayınlanması üzerine Uludağ ile birlikte gazetenin sorumlu yazıişleri müdürü Olcay Büyüktaş Akça hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.

Haberde; IŞİD üyelerinin, Ankara’da, 10 Ekim 2015’de 103 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırıdan 11 gün önce Gaziantep’in Nizip ilçesindeki bir gübre bayisinden “nitrat 33” gübresi satın almaya çalıştığı iddia edilmişti. Habere göre, gübre bayisinin sahibi, olayı Emniyete ihbar etmişti. Haberde, Emniyet’in adlarını bilmesine karşın şüphelileri yakalamadığı, bu şüphelilerin gar katliamında rol aldıkları iddia edilmişti.

Haberin yayımlanmasının ardından iş yeri sahibi, ihbarı yaptığı Nizip Emniyet Müdürlüğü Terörlü Mücadele Müdürlüğü Büro Amirliği’ne giderek, haberde adının geçmesi nedeniyle şikâyetçi oldu.

Emniyet, durumu savcılığa bildirdi. Nizip Cumhuriyet Savcılığı, yetkisizlik kararı ile soruşturma dosyasını İstanbul’a gönderdi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu Savcılığı, haberi hazırlayan Alican Uludağ ile Sorumlu Yazıişleri Müdürümüz Olcay Büyüktaş Akça hakkında soruşturma başlattı.

Uludağ, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı ile Ankara’da ifade verdi. İddianameye göre, Uludağ ifadesinde; “basın özgürlüğü kapsamında kamusal değeri olan olaya ilişkin haberde kişisel verileri ele geçirme suçu olmadığını” belirtti. İş yeri sahibinin haberin yayınlanmasından sonra kendisini aradığını ve haberden isim ile adres bilgilerini çıkardığını internet sitesinde yer alan haberde bu bilgilerin olmadığını söyledi.

Uludağ ile birlikte gazetenin sorumlu yazıişleri müdürü Olcay Büyüktaş Akça hakkındaki iddianame 17 Mart 2020’de tamamlandı.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ’ın hazırladığı “Emniyet 8 gün önceden Ankara’daki gar katliamı hazırlığını biliyormuş” başlıklı haberin suçlama konusu yapıldığı iddianame, 17 Mart 2020’de mahkemeye sunuldu. İddianamede Uludağ ile birlikte Sorumlu Yazıişleri Müdürü Olcay Büyüktaş Akça da “şüpheli” olarak yer aldı.

İddianamede, Uludağ’ın; 22 Kasım 2019 tarihli ve “Emniyet 8 gün önceden Ankara’daki gar katliamı hazırlığını biliyormuş” başlıklı haberi ile habere konu olan iş yeri adresi ve kimlik bilgilerinin Terörle Mücadele Kanunu’na aykırı olarak açıklandığı iddia edildi.

İddianamede, Nizip İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne müracaatta bulunan Ö. T. isimli iş yeri sahibinin, Eylül 2015 tarihinde Nizip ilçesinde bulunan işyerine gelen tanımadığı şahsın 33 nitrat gübre satın almak istediğini ve işlem için gerekli resmî belgeyi ibraz edememesi nedeniyle satışı yapmadığına yönelik beyanına yer verildi.

İddianamede, iş yeri sahibinin; şahsın hareketlerinden şüphelenip emniyete durumu bildirdiğine yönelik ifadeleri yer aldı. İddianamede, iş yeri sahibinin ihbarından yaklaşık 10 gün sonra, 10 Ekim 2015 tarihinde, Ankara’da iki patlama meydana geldiği ve çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği belirtildi.

İddianamede, 22 Kasım 2019 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde; iş yeri sahibinin kimliğini ortaya çıkaracak şekilde, Alican Uludağ tarafından kaleme alınan; “Emniyet 8 gün önceden Ankara’daki gar katliamı hazırlığını biliyormuş” başlıklı haberin yayımlanması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma başlattığı ifade edildi.

İddianamede, suçlamaya konu haber içeriğinde yer alan; “Cumhuriyet’in ulaştığı belgelere göre, Nizip Emniyet Müdürlüğü’nü 30 Eylül 2015 tarihinde saat 17.45’te arayan bir kişi, ‘xxxxx xxxx karşısında xxxxx xxxxx xxxx bayisiyim. Terör olayları ile ilgili olarak Nizip’te bir istihbarat var mı? Az önce şüpheli bir şahıs benden gübre istedi. ‘33 Nitrat gübreyi zimmetle satmak zorundayız’ dedim. Bunu söyleyince iki kişi, almadan ayrıldılar’ dedi” ifadelere yer verildi.

İddianamede, Basın Kanunu’na göre, basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu kanunda öngörülen diğer suçlarla ilgili ceza davalarının günlük süreli yayınlar yönünden dört ay içerisinde açılmasının zorunlu olduğu da anımsatıldı.

Soruşturma konusu haberin içeriği dikkate alındığında, haber içeriğinde mağdurun iş yerinin isminin ve adres bilgilerinin verilerek haber verme ve kamuoyunu bilgilendirme sınırı aşılmak suretiyle Terörle Mücadele Kanunu’nun 14. maddesine aykırı eylemde bulunulduğu ileri sürüldü.

İddianamede, Uludağ; Terörle Mücadele Kanunu’nun 6/3 maddesi uyarınca “suçlar ve suçluları ihbar edenlerin hüviyetlerini açıklamak veya yayınlamakla” suçlandı. Hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapsi istendi.

Ayrıca; Türk Ceza Kanunu’nun 53’üncü maddesinde düzenlenen “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

İddianamede, gazetenin sorumlu yazıişleri müdürü Olcay Büyüktaş Akça’nın da Terörle Mücadele Kanunu’nun 6/4 maddesi kapsamında, Uludağ’ın işlediği iddia edilen suçun işlenişine katılmadığı, ancak; sorumlu yazı işleri müdürü olduğu için bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına çarptırılması istendi.

Uludağ ile birlikte Akça hakkındaki iddianame İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ ve Sorumlu Yazıişleri Müdürü Olcay Büyüktaş Akça’nın yargılanmasına, 22 Ekim 2020 tarihinde İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi4nde görülecek ilk duruşma ile başlanacak.

Alican Uludağ, Olcay Büyüktaş - “Suçları, Suçluları İhbar Edenlerin Hüviyetlerini Yayınlama” İddiası (Indictment)

Duygu Güvenç, Alican Uludağ - Brunson Trial

The Istanbul Public Prosecutor’s Office launched an investigation on Uludağ because of his reports, which were published with the titles “ABD ayarlı adalet” [“Justice adjusted by the US], “Tutan da bırakan da yargı mı, devlet mi?” [“Who arrested and released? The judiciary or the state?”] in the Cumhuriyet newspaper on July 26, 2018. The reasoning of the investigation was “publicly degrading the state’s judicial bodies” (TPC 301).

Upon request from the Istanbul Public Prosecutor’s Office, Uludağ testified at the Ankara Public Prosecutor’s Office. He said he didn’t degrade the judicial body in his report. He wrote his report to shed light on the current public debate and it was within the borders of the freedom of the press.

Special permission must be given from the Ministry of Justice for conducting an investigation with the charge of TPC 301, which Uludağ is accused of. The Ministry of Justice gave the permission on Sept. 5, 2018.

Celal Sarıdere, a prosecutor from the Istanbul Public Prosecutor’s Office Bureau of Press Offences issued an indictment against Uludağ with the charge of “publicly degrading judiciary bodies” on Oct. 1, 2018.

The indictment against Uludağ was issued on Oct. 1, 2018. In the indictment, a six month to two year prison sentence was recommended for Uludağ.

The indictment consisted of phrases from Uludağ’s reports. The diplomacy reporter of the Cumhuriyet newspaper Duygu Güvenç’s report was also included the indictment. Güvenç was charged for the same article and the prosecutor recommended the same sentence for Güvenç.

The report in question was written after the court’s decision to release Pastor Brunson and place him in house arrest, which sparked a diplomatic crisis between Turkey and the US. The following sentences included in the indictment:

“Now, with the steps which will be taken by the US, the continuation of the house arrest will become clear. If Turkey gets what it wants, “the independent judiciary” will lift the house arrest and maybe Brunson will be able to return home, just like the US President said.”

The indictment against Uludağ was issued on Oct. 1, 2018. In the indictment, a six month to two year prison sentence was recommended for Uludağ.

The indictment was issued only a few days before Brunson’s departure to the US on Oct.1, 2018.

The first hearing of the trial was held on Dec. 20, 2018, at the Istanbul 2nd Criminal Court of First Instance.

Defending his report, Uludağ reiterated President Recep Tayyip Erdoğan’s words on Brunson and Fethullah Gülen [an Islamist living in self-imposed exile in the US that is accused of orchestrating a 15th of July coup attempt] as “Give the pastor, take the pastor.” In his defense, “The value which was defended in the report was that the judiciary should be independent and objective. It was criticizing the politicization of the Brunson case by using it as leverage in negotiations,” Uludağ said.

Uludağ’s lawyer requested additional time to prepare the defense. The court ruled to set the next hearing on April 4, 2019.

The court was supposed to rule if there will be a request from US authorities to take Güvenç’s testimony, however, the hearing was postponed until June 20, 2019, because the judge was on leave.

The prosecution continued on Oct. 10, 2019. At the hearing, Duygu Güvenç gave her defense.

The 5th hearing of the case took place at January 9th, 2020. Defence attorneys were present at the hearing where Alican Uludağ and Duygu Güvenç were absent.

Judge Nursel Bedir at the beginning of the hearing, stated that the response for the request they made to the İzmir Assize Court had arrived and only the reasoned decision was sent, not the entire file of Pastor Brunson. Following this, the attorneys stated that they request the entire file. Attorney Abbas Yalçın, “Reasoned decision is not sufficient for us, we request the entire file.”. After that the judge stated an interlocutory decision and denied the request. Attorneys requested time to prepare their defence statement.

The sixth hearing of the case could not be held on 16 April 2020, as planned. The trial, postponed to 2 July 2020 due to Coronavirus pandemic measures.

The seventh hearing of the trial was held on July 2nd, 2020. Uludağ and his lawyer did not attend the hearing. The judge asked the lawyers whether they would opt for a deferment of the announcement of the verdict. Duygu Güvenç’s lawyer Abbas Yalçın accepted the deferment.

Güvenç’s lawyer Yalçın stated, ‘’I will defend news stories with news stories. My client did not coin the expression ‘hostage diplomacy’. It is in wide use since Deniz Yücel was arrested,’‘ and presented to the court news stories on Deniz Yücel’s release without a ban on going abroad. Yalçın added, ‘’Everyone knows about the deficiencies in our judiciary system. Judges, prosecutors and lawyers, we have to accept such criticism; we have no right to feel offended.’‘

The court accepted the excuse presented by Alican Uludağ’s lawyer.

The eighth hearing of the trial is scheduled for October 22nd, 2020.

7. Standing - July 2, 2020


İzmir Diriliş Kilisesi Rahibi, ABD vatandaşı Andrew Craig Brunson’un, “milli güvenliği tehdit eden faaliyetlerde bulunduğu” iddiasıyla, Eylül 2016’da, sınır dışı edilmesine karar verilmişti. Brunson, bir gizli tanığın ifadesine dayanılarak 9 Aralık 2016’da tutuklandı. “Fethullah Gülen ve PKK ile bağlantılı olduğu” iddia edildi, “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin etmekle” suçlandı. Hakkında 35 yıla kadar hapis cezası istendi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 28 Eylül 2017’de; “Diyorlar ki papazı bize verin. Bir papaz da sizde var. Siz onu bize verin biz de onu, yapalım yargıda gereğini, size verelim” dedi. Erdoğan’ın, ABD’deki Fethullah Gülen’i işaret eden bu sözleri “pazarlık” eleştirilerini de beraberinde getirdi. Brunson, 16 ay boyunca hakkındaki iddianamenin tamamlanmasını tutuklu olarak bekledi. Hakkındaki iddianame ile “silahlı terör örgütü yöneticiliği” ve “silahlı terör örgütü üyeliği” ile suçlandı. Hakkında 35 yıla kadar hapis cezası istendi. ABD, yargılama nedeniyle Türkiye’ye yaptırım uygulanacağını açıkladı. Brunson, 25 Temmuz 2018’de, “ev hapsi” şartıyla tahliye edildi.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ ve gazetenin eski muhabiri Duygu Güvenç hakkında, 27 Temmuz 2018 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde, Brunson’un tahliyesi ile ilgili haberleri nedeniyle soruşturma başlatıldı. Uludağ’ın haberi “ABD ayarlı adalet” ve “Tutan da bırakan da yargı mı, devlet mi” başlıklarını taşıyordu. Güvenç’in haberi ise “Rehine diplomasisi çökerken” başlığı ile yayımlanmıştı.

Uludağ ve Güvenç, haberlerinde; “devletin yargı organlarını aşağılamakla” suçlandı.

Suçlama, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesine dayandırılıyordu. Kanuna göre, bir kişi hakkında bu iddiayla soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor. Uludağ ve Güvenç ile ilgili soruşturmanın açılabilmesi için gereken Adalet Bakanlığı izni de 5 Eylül 2018 tarihinde verildi.

Uludağ ile Güvenç hakkındaki iddianame, 1 Ekim 2018 tarihinde tamamlandı. Brunson, gazeteciler hakkındaki iddianamenin tamamlanmasından kısa bir süre sonra, 12 Ekim 2018’de serbest bırakıldı. Yurtdışına çıkış yasağı da kaldırılan Brunson, ABD’ye gitti.

Güvenç ve Uludağ, haklarındaki iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinde düzenlenen “devletin yargı organlarını aşağılamakla” suçlandı. Haklarında, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ ile birlikte gazetenin eski muhabiri Duygu Güvenç hakkındaki yargılama, 20 Aralık 2018 tarihinde İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı.

Uludağ ilk duruşmada, “Haberde savunulan değer, yargının bağımsız ve tarafsız olması gerektiğidir. Brunson davasının pazarlık konusu yapılarak siyasallaştırılmasına karşı eleştiri niteliğinde bir yayındır” ifadelerini kullandı.

Yargılamanın ikinci duruşması 4 Nisan 2019’da görüldü. Uludağ ve Güvenç duruşmaya katılmadı. Uludağ’ın avukatı, Uludağ’ın esasa ilişkin yedi sayfalık savunmasını mahkemeye sundu. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 20 Haziran 2019’da görülecekti. Ancak hakim izinli olduğu için duruşma ertelendi.

Yargılamanın dördüncü duruşması 10 Ekim 2019’da görüldü. Güvenç, ABD’de olduğu için, ilk savunmasını bu duruşmada yaptı. Yıllardır Türk diplomasisini izleyen bir gazeteci olarak, haberinde; Türk yargısının vereceği kararların diplomatik pazarlıklardan muaf olması gerektiğini vurguladığını söyledi. 21 yıldır yazdığı hiçbir haberinin yalanlanmadığını, suçlanmasına konu olan haberinin de yalanlanmadığını dile getirdi. Güvenç, şunları söyledi:

“20 yılı aşkın mesleki deneyimim, bana yargı bağımsızlığı yönünde Türkiye’nin hala atması gereken çok adım olduğunu göstermektedir. Bu dava da ne yazık ki bu adımlardan biridir. Tüm bu nedenlerle beraatimi talep ederim.”

Hakim, Brunson’un yargılama dosyasının İzmir Ağır Ceza Mahkemesi’nden talep edilmesine karar verildi.

Yargılamanın beşinci duruşması 9 Ocak 2020’de görüldü. Hakim, önceki duruşmada İzmir Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazılan yazıya yanıt geldiğini, Brunson ile ilgili tüm yargılama dosyasının değil, sadece gerekçeli kararın gönderildiğini belirtti.

Bunun üzerine avukatlar, tüm dosyayı istediklerini ifade etti. Duygu Güvenç’in avukatı Abbas Yalçın, “Gerekçeli karar bizim için yeterli değil, biz tüm dosyayı istiyoruz” dedi. Hakim, avukatların tüm dosyaya ilişkin talebini reddetti. Gerekçeli kararın yeterli olduğuna karar verdi.

Yargılamanın altıncı duruşması 16 Nisan 2020 tarihinde görülecekti. Ancak duruşma; pandemi ilan edilen “Koronavirüs” pandemisi karşısında Türkiye’de alınan tedbirler kapsamında ertelendi.

Yargılamanın yedinci duruşması 2 Temmuz 2020’de görüldü.



Next Trial: Oct. 22, 2020, 10:30 a.m.


Gazeteci Alican Uludağ’ın avukatı, mazeret sunarak duruşmaya katılmadı.

Hakim, avukatlara; olası bir hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını (HAGB) isteyip istemediklerini sordu. Duygu Güvenç’in avukatı Abbas Yalçın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etti.

Ardından avukat Yalçın, şunları söyledi:

“Ben burada haberi haberle savunacağım. Rehin diplomasisi ifadesini müvekkilim uydurmadı. Deniz Yücel’in tutukluluğundan beri konuşuluyor.

O dönemde Almanya, Türkiye ilişkileri bu nedenle çıkmaza girmiş Almanya Dışişleri Bakanı bu konuda açıklamalar yaparak Deniz Yücel’in iade edilmemesi halinde silah anlaşmalarını imzalanmayacağını belirtmişti. Deniz Yücel serbest bırakılmadan bu anlaşmalar imzalanmamış, 2 yıl iddianame düzenlenmeden tutuklu bulunan Deniz Yücel iddianame düzenlendikten sonra yurtdışı yasağı konulmadan serbest bırakılarak Almanya’ya gitmişti. Daha sonra Alman Dışişleri Bakanı’nın belirttiği anlaşmalar imzalandı. Aynı şekilde Rahip Branson olayında da Rahip Branson’un tutuklanmasından sonra Amerika, Türkiye ilişkileri çıkmaza girdi. Amerikalı politikacılar bakımından Branson’ın serbest bırakılmaması halinde yaptırımlar uygulanacağı belirtildi. Bu yaptırımlar uygulanmaya başlayınca, rahip Branson avukatların dahi talebi olmadan önce ev hapsine alındı, daha sonra da serbest bırakıldı.

Görüldüğü üzere bu konuda yapılan birçok haber var. Bu haberleri dosyanıza sunuyorum. müvekkilimin haberi görünür gerçekliğe uygun ve ifade özgürlüğü sınırları içerisindedir. Yargı sistemindeki ağır aksamalar herkesin malumudur. Hakim, savcı ve avukatlar olarak bu eleştirilere katlanmak zorundayız, alınganlık gösterme hakkımız yok. Haberlerin tamamı görünür gerçeğe uygundur.“

Yalçın’ın savunmasının ardından, hakim; bir sonraki duruşma tarihini ilan etti.


Alican Uludağ’ın müdafiisinin mazeretini kabul eden mahkeme, bir sonraki duruşmanın 22 Ekim 2020’de saat 10.30’da görülmesine karar verdi.


Duruşma Öncesi

Asliye Ceza Mahkemesi önünde bariyer ve güvenlik görevlisi yoktu. Duruşma öncesinde, yargılanan gazetecilerden birinin avukatı ve muhabirler salon kapısı önündeydi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda yaklaşık sekiz kişilik oturma alanı vardı. “Koronavirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, sosyal mesafenin sağlanması için her iki koltuktan birinin üzerine bant çekilmişti. Duruşmaya sadece üç kişi takip etti.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve Sınır Tanımayan Gazeteciler’den (RSF) gözlemciler katıldı.

Genel Gözlemler

“Koronavirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, izleme alanında, fiziksel mesafe önlemleri alınmıştı. Ancak mahkeme başkanı maske takmıyordu.

6. Standing - April 16, 2020


İzmir Diriliş Kilisesi Rahibi, ABD vatandaşı Andrew Craig Brunson’un, “milli güvenliği tehdit eden faaliyetlerde bulunduğu” iddiasıyla, Eylül 2016’da, sınır dışı edilmesine karar verilmişti. Brunson, bir gizli tanığın ifadesine dayanılarak 9 Aralık 2016’da tutuklandı. “Fethullah Gülen ve PKK ile bağlantılı olduğu” iddia edildi, “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin etmekle” suçlandı. Hakkında 35 yıla kadar hapis cezası istendi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 28 Eylül 2017’de; “Diyorlar ki papazı bize verin. Bir papaz da sizde var. Siz onu bize verin biz de onu, yapalım yargıda gereğini, size verelim” dedi. Erdoğan’ın, ABD’deki Fethullah Gülen’i işaret eden bu sözleri “pazarlık” eleştirilerini de beraberinde getirdi. Brunson, 16 ay boyunca hakkındaki iddianamenin tamamlanmasını tutuklu olarak bekledi. Hakkındaki iddianame ile “silahlı terör örgütü yöneticiliği” ve “silahlı terör örgütü üyeliği” ile suçlandı. Hakkında 35 yıla kadar hapis cezası istendi. ABD, yargılama nedeniyle Türkiye’ye yaptırım uygulanacağını açıkladı. Brunson, 25 Temmuz 2018’de, “ev hapsi” şartıyla tahliye edildi.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ ve gazetenin eski muhabiri Duygu Güvenç hakkında, 27 Temmuz 2018 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde, Brunson’un tahliyesi ile ilgili haberleri nedeniyle soruşturma başlatıldı. Uludağ’ın haberi “ABD ayarlı adalet” ve “Tutan da bırakan da yargı mı, devlet mi” başlıklarını taşıyordu. Güvenç’in haberi ise “Rehine diplomasisi çökerken” başlığı ile yayımlanmıştı.

Uludağ ve Güvenç, haberlerinde; “devletin yargı organlarını aşağılamakla” suçlandı.

Suçlama, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesine dayandırılıyordu. Kanuna göre, bir kişi hakkında bu iddiayla soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor. Uludağ ve Güvenç ile ilgili soruşturmanın açılabilmesi için gereken Adalet Bakanlığı izni de 5 Eylül 2018 tarihinde verildi.

Uludağ ile Güvenç hakkındaki iddianame, 1 Ekim 2018 tarihinde tamamlandı. Brunson, gazeteciler hakkındaki iddianamenin tamamlanmasından kısa bir süre sonra, 12 Ekim 2018’de serbest bırakıldı. Yurtdışına çıkış yasağı da kaldırılan Brunson, ABD’ye gitti.

Güvenç ve Uludağ, haklarındaki iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinde düzenlenen “devletin yargı organlarını aşağılamakla” suçlandı. Haklarında, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ ile birlikte gazetenin eski muhabiri Duygu Güvenç hakkındaki yargılama, 20 Aralık 2018 tarihinde İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı.

Uludağ ilk duruşmada, “Haberde savunulan değer, yargının bağımsız ve tarafsız olması gerektiğidir. Brunson davasının pazarlık konusu yapılarak siyasallaştırılmasına karşı eleştiri niteliğinde bir yayındır” ifadelerini kullandı.

Yargılamanın ikinci duruşması 4 Nisan 2019’da görüldü. Uludağ ve Güvenç duruşmaya katılmadı. Uludağ’ın avukatı, Uludağ’ın esasa ilişkin yedi sayfalık savunmasını mahkemeye sundu. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 20 Haziran 2019’da görülecekti. Hakim izinli olduğu için duruşma ertelendi.

Yargılamanın dördüncü duruşması 10 Ekim 2019’da görüldü. Güvenç, ABD’de olduğu için, ilk savunmasını bu duruşmada yaptı. Yıllardır Türk diplomasisini izleyen bir gazeteci olarak, haberinde; Türk yargısının vereceği kararların diplomatik pazarlıklardan muaf olması gerektiğini vurguladığını söyledi. 21 yıldır yazdığı hiçbir haberinin yalanlanmadığını, suçlanmasına konu olan haberinin de yalanlanmadığını dile getirdi. Güvenç, şunları söyledi:

“20 yılı aşkın mesleki deneyimim, bana yargı bağımsızlığı yönünde Türkiye’nin hala atması gereken çok adım olduğunu göstermektedir. Bu dava da ne yazık ki bu adımlardan biridir. Tüm bu nedenlerle beraatimi talep ederim.”

Hakim, Brunson’un yargılama dosyasının İzmir Ağır Ceza Mahkemesi’nden talep edilmesine karar verildi.

Yargılamanın beşinci duruşması 9 Ocak 2020’de görüldü. Hakim, önceki duruşmada İzmir Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazılan yazıya yanıt geldiğini, Brunson ile ilgili tüm yargılama dosyasının değil, sadece gerekçeli kararın gönderildiğini belirtti.

Bunun üzerine avukatlar, tüm dosyayı istediklerini ifade etti. Duygu Güvenç’in avukatı Abbas Yalçın, “Gerekçeli karar bizim için yeterli değil, biz tüm dosyayı istiyoruz” dedi. Hakim Bedir, avukatların tüm dosyaya ilişkin talebini reddetti. Gerekçeli kararın yeterli olduğuna karar verdi.

Yargılamanın altıncı duruşması 16 Nisan 2020 tarihinde görülecekti. Ancak duruşma; pandemi ilan edilen “coronavirüs” salgını karşısında Türkiye’de alınan tedbirler nedeniyle 2 Temmuz 2020 tarihine ertelendi.



Next Trial: July 2, 2020, 10:40 a.m.


Duruşma; pandemi ilan edilen “coronavirüs” salgını karşısında Türkiye’de alınan tedbirler nedeniyle ertelendi. Duruşma, 2 Temmuz 2020 tarihine bırakıldı.

5. Standing - Jan. 9, 2020


İzmir Diriliş Kilisesi Rahibi, ABD vatandaşı Andrew Craig Brunson’un, “milli güvenliği tehdit eden faaliyetlerde bulunduğu” iddiasıyla, Eylül 2016’da, sınır dışı edilmesine karar verilmişti. Brunson, bir gizli tanığın ifadesine dayanılarak 9 Aralık 2016’da tutuklandı. “Fethullah Gülen ve PKK ile bağlantılı olduğu” iddia edildi, “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin etmekle” suçlandı. Hakkında 35 yıla kadar hapis cezası istendi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 28 Eylül 2017’de; “Diyorlar ki papazı bize verin. Bir papaz da sizde var. Siz onu bize verin biz de onu, yapalım yargıda gereğini, size verelim” dedi. Erdoğan’ın, ABD’deki Fethullah Gülen’i işaret eden bu sözleri “pazarlık” eleştirilerini de beraberinde getirdi. Brunson, 16 ay boyunca hakkındaki iddianamenin tamamlanmasını tutuklu olarak bekledi. Hakkındaki iddianame ile “silahlı terör örgütü yöneticiliği” ve “silahlı terör örgütü üyeliği” ile suçlandı. Hakkında 35 yıla kadar hapis cezası istendi. ABD, yargılama nedeniyle Türkiye’ye yaptırım uygulanacağını açıkladı. Brunson, 25 Temmuz 2018’de, “ev hapsi” şartıyla tahliye edildi.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ ve gazetenin eski muhabiri Duygu Güvenç hakkında, 27 Temmuz 2018 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde, Brunson’un tahliyesi ile ilgili haberleri nedeniyle soruşturma başlatıldı. Uludağ’ın haberi “ABD ayarlı adalet” ve “Tutan da bırakan da yargı mı, devlet mi” başlıklarını taşıyordu. Güvenç’in haberi ise “Rehine diplomasisi çökerken” başlığı ile yayımlanmıştı.

Uludağ ve Güvenç, haberlerinde; “devletin yargı organlarını aşağılamakla” suçlandı.

Suçlama, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesine dayandırılıyordu. Kanuna göre, bir kişi hakkında bu iddiayla soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor. Uludağ ve Güvenç ile ilgili soruşturmanın açılabilmesi için gereken Adalet Bakanlığı izni de 5 Eylül 2018 tarihinde verildi.

Uludağ ile Güvenç hakkındaki iddianame, 1 Ekim 2018 tarihinde tamamlandı. Brunson, gazeteciler hakkındaki iddianamenin tamamlanmasından kısa bir süre sonra, 12 Ekim 2018’de serbest bırakıldı. Yurtdışına çıkış yasağı da kaldırılan Brunson, ABD’ye gitti.

Güvenç ve Uludağ, haklarındaki iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinde düzenlenen “devletin yargı organlarını aşağılamakla” suçlandı. Haklarında, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ ile birlikte gazetenin eski muhabiri Duygu Güvenç hakkındaki yargılama, 20 Aralık 2018 tarihinde İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı.

Uludağ ilk duruşmada, “Haberde savunulan değer, yargının bağımsız ve tarafsız olması gerektiğidir. Brunson davasının pazarlık konusu yapılarak siyasallaştırılmasına karşı eleştiri niteliğinde bir yayındır” ifadelerini kullandı.

Yargılamanın ikinci duruşması 4 Nisan 2019’da görüldü. Uludağ’ın avukatı, Uludağ’ın esasa ilişkin yedi sayfalık savunmasını mahkemeye sundu. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 20 Haziran 2019’da görülecekti. Hakim izinli olduğu için duruşma ertelendi.

Yargılamanın dördüncü duruşması 10 Ekim 2019’da görüldü. Güvenç, ABD’de olduğu için, ilk savunmasını bu duruşmada yaptı. Yıllardır Türk diplomasisini izleyen bir gazeteci olarak, haberinde; Türk yargısının vereceği kararların diplomatik pazarlıklardan muaf olması gerektiğini vurguladığını söyledi. 21 yıldır yazdığı hiçbir haberinin yalanlanmadığını, suçlanmasına konu olan haberinin de yalanlanmadığını dile getirdi. Güvenç, şunları söyledi:

“20 yılı aşkın mesleki deneyimim, bana yargı bağımsızlığı yönünde Türkiye’nin hala atması gereken çok adım olduğunu göstermektedir. Bu dava da ne yazık ki bu adımlardan biridir. Tüm bu nedenlerle beraatimi talep ederim.”

Hakim, Brunson’un yargılama dosyasının İzmir Ağır Ceza Mahkemesi’nden talep edilmesine karar verildi.

Yargılamanın beşinci duruşması 9 Ocak 2020’de görüldü.



Next Trial: April 16, 2020, 11 a.m.


Hakimin yerini alması ile duruşma saatinde, 10:40’ta başladı.

Alican Uludağ ve Duygu Güvenç’in katılmadığı duruşmada, gazetecilerin avukatları hazır bulundu.

Hakim, duruşma başında, önceki celse İzmir Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazılan yazıya yanıt geldiğini ve Rahip Brunson’un tüm dosyasının değil, sadece gerekçeli kararının gönderildiğini belirtti.

Bunun üzerine avukatlar, tüm dosyayı istediklerini ifade etti. Avukat Abbas Yalçın, “Gerekçeli karar bizim için yeterli değil, biz tüm dosyayı istiyoruz” dedi.

Bunun üzerine ara karar oluşturan hakim, talebin reddine karar verdi.

Avukatlar savunma için süre talep etti.


Verilen ara kararda avukatlar dosyanın esasına dair savunmalarını hazırlamaları için süre verildi. Davaya 16 Nisan 2020 günü saat 11.00’de devam edilecek.


Duruşma Öncesi

Adliye girişinde gazeteciler ve yurttaşlar X-ray cihazlarından geçirildi. Duruşma salonunun önünde beklemek için gazetecilere ve izleyicilere her hangi bir engel çıkarılmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salonda sanıklar için dört kişilik, izleyiciler için 10 kişilik yer ayrılmıştı.
Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Medya ve Hukuk Araştırmaları Derneği (MLSA), Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) ve P24 temsilcileri izledi. Duruşma salonunda bazı stajyer avukatlarda bulunuyordu.

4. Standing - Oct. 10, 2019


İzmir Diriliş Kilisesi Rahibi, ABD vatandaşı Andrew Craig Brunson’un, “milli güvenliği tehdit eden faaliyetlerde bulunduğu” iddiasıyla, Eylül 2016’da, sınır dışı edilmesine karar verilmişti. Brunson, bir gizli tanığın ifadesine dayanılarak 9 Aralık 2016’da tutuklandı. “Fethullah Gülen ve PKK ile bağlantılı olduğu” iddia edildi, “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin etmekle” suçlandı. Hakkında 35 yıla kadar hapis cezası istendi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 28 Eylül 2017’de; “Diyorlar ki papazı bize verin. Bir papaz da sizde var. Siz onu bize verin biz de onu, yapalım yargıda gereğini, size verelim” dedi. Erdoğan’ın, ABD’deki Fethullah Gülen’i işaret eden bu sözleri “pazarlık” eleştirilerini de beraberinde getirdi. Brunson, 16 ay boyunca hakkındaki iddianamenin tamamlanmasını tutuklu olarak bekledi. Hakkındaki iddianame ile “silahlı terör örgütü yöneticiliği” ve “silahlı terör örgütü üyeliği” ile suçlandı. Hakkında 35 yıla kadar hapis cezası istendi. ABD, yargılama nedeniyle Türkiye’ye yaptırım uygulanacağını açıkladı. Brunson, 25 Temmuz 2018’de, “ev hapsi” şartıyla tahliye edildi.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ ve gazetenin eski muhabiri Duygu Güvenç hakkında, 27 Temmuz 2018 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde, Brunson’un tahliyesi ile ilgili haberleri nedeniyle soruşturma başlatıldı. Uludağ’ın haberi “ABD ayarlı adalet” ve “Tutan da bırakan da yargı mı, devlet mi” başlıklarını taşıyordu. Güvenç’in haberi ise “Rehine diplomasisi çökerken” başlığı ile yayımlanmıştı.

Uludağ ve Güvenç, haberlerinde; “devletin yargı organlarını aşağılamakla” suçlandı.

Suçlama, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesine dayandırılıyordu. Kanuna göre, bir kişi hakkında bu iddiayla soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor. Uludağ ve Güvenç ile ilgili soruşturmanın açılabilmesi için gereken Adalet Bakanlığı izni de 5 Eylül 2018 tarihinde verildi.

Uludağ ile Güvenç hakkındaki iddianame, 1 Ekim 2018 tarihinde tamamlandı. Brunson, gazeteciler hakkındaki iddianamenin tamamlanmasından kısa bir süre sonra, 12 Ekim 2018’de serbest bırakıldı. Yurtdışına çıkış yasağı da kaldırılan Brunson, ABD’ye gitti.

Güvenç ve Uludağ, haklarındaki iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinde düzenlenen “devletin yargı organlarını aşağılamakla” suçlandı. Haklarında, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ ile birlikte gazetenin eski muhabiri Duygu Güvenç hakkındaki yargılama, 20 Aralık 2018 tarihinde İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı.

Uludağ ilk duruşmada, “Haberde savunulan değer, yargının bağımsız ve tarafsız olması gerektiğidir. Brunson davasının pazarlık konusu yapılarak siyasallaştırılmasına karşı eleştiri niteliğinde bir yayındır” ifadelerini kullandı.

Yargılamanın ikinci duruşması 4 Nisan 2019’da görüldü. Uludağ ve Güvenç duruşmaya katılmadı. Uludağ’ın avukatı, Uludağ’ın esasa ilişkin yedi sayfalık savunmasını mahkemeye sundu. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 20 Haziran 2019’da görülecekti. Ancak hakim izinli olduğu için duruşma ertelendi.

Yargılamanın dördüncü duruşması 10 Ekim 2019’da görüldü.



Next Trial: Jan. 9, 2020, 10:50 a.m.


İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 4. duruşması 12:20’de kimlik tespitleri ile başladı.

Duruşmaya Alican Uludağ katılmadı, avukatı Buket Yazıcı, Duygu Güvenç ve avukatları Abbas Yalçın ve Tora Pekin duruşmadaydı.

Davanın 2. ve 3. duruşmasında mahkeme başkanının mazereti nedeniyle savunmasını veremeyen Duygu Güvenç, savunmasını yaptı.

Duygu Güvenç ne işle uğraştığı sorusuna “İşsiz gazeteciyim” yanıtını verdi.

Hakim, Duygu Güvenç’e hakkında Türk Ceza Kanunu 301. Maddesinden dava açıldığını söyledi, savunmasını sordu.

Duygu Güvenç yazılı savunmasını okumaya başladı.

Hakim, sözünü kesip savunmanın uzun olduğunu söyledi. Yazılı olarak kendisine verilen savunmayı özetlemesini istedi. Güvenç savunmasını özetleyerek tamamladı. Mahkeme başkanının söylemesi üzerine ayakta başladığı savunmasını oturarak tamamladı.

Güvenç savunmasında haber yaptığını, haber yapmanın suç olmadığını söyledi. Haber konusu olan Brunson’a ev hapsi verilmesi ve tahliyesi sürecinde ABD ve Türkiye ilişkilerini, iki ülke temsilcilerinin açıklamalarını hatırlattı. “Yaptığım analiz ülkemin dış politikada yürüttüğü müzakerelerde yargının bir unsur olarak kullanılmasına yönelik eleştiridir” dedi.

Yıllardır Türk diplomasisini izleyen bir gazeteci olarak, haberinde; Türk yargısının vereceği kararların diplomatik pazarlıklardan muaf olması gerektiğini vurguladığını söyledi. 21 yıldır yazdığı hiçbir haberinin yalanlanmadığını, suçlanmasına konu olan haberinin de yalanlanmadığını dile getirdi.

Güvenç, yazısında; “Türk yargısının rahat bırakılmasını ve bağımsız karar vermesi gerektiğini savunduğunu” belirtti. “Bu eleştirileri haberleştirmek benim bir gazeteci olarak görevim. Evet, yazımda; ‘Bükemediğin eli öpeceksin’ dedim. Çünkü ‘ev hapsini’ talep etmeyen Brunson’a durduk yere ‘ev hapsi’ verildi” dedi. Güvenç, şu ifadeleri kullandı:

“Bugün Brunson ile ilgili dava devam ediyor ama o ABD’de. ABD’ye gittikten sonra da hem Trump, hem de Brunson, bu tahliyenin iki ülke arasındaki pazarlıklar sonucunda gerçekleştiğini açıkladılar. Bu da benim analizimin doğruluğunu gösteriyor.”

Güvenç, ayrıca şunları söyledi:

“20 yılı aşkın mesleki deneyimim, bana yargı bağımsızlığı yönünde Türkiye’nin hala atması gereken çok adım olduğunu göstermektedir. Bu dava da ne yazık ki bu adımlardan biridir. Tüm bu nedenlerle beraatimi talep ederim.”

Hakim, Güvenç’e hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul edip etmediğini sordu. Güvenç daha sonra karar vermek istediğini, avukatının daha sonra kendisi adına beyanda bulunacağını belirtti.

Avukat Abbas Yalçın, savunma için süre istediklerini belirtti. Kovuşturmanın genişletilmesi talebi olduğunu söyledi. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Brunson’un yargılandığı dosyasının suçlama konusu yapılan haberin konusu olduğunu söyledi. Brunson dosyasının örneğinin gönderilmesini istedi.

Duygu Güvenç’in savunmasının tümünü okumak için tıklayın .


Hakim, avukat Abbas Yalçın’ın talebi üzerine İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne Brunson dosyasının örneğinin gönderilmesi için yazı yazılmasına, sanık Duygu Güvenç’in avukatlarına esasa ilişkin savunmalarını hazırlamaları için önümüzdeki celseye dek süre verilmesine karar verdi.

Bir sonraki duruşma 9 Ocak 2020 günü saat 10.50’de görülecek.


Duruşma öncesi:

Adliyeye girişteki arama noktalarında sıra vardı. Adliyeye giriş yaklaşık 5 dakika sürdü. Duruşma salonunun girişinde barikat ya da arama noktası yoktu.

Mahkeme salonu koşulları:

Mahkeme salonu küçüktü. Seyircilere altı sandalye ayrılmıştı.

Duruşmaya katılım:

Duruşmayı Medya ve Hukuk Araştırmaları Derneği (MLSA), P24, ve Cumhuriyet Gazetesi’nden gazeteciler, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Article19’dan gözlemciler takip etti.

Genel gözlemler:

Hakim, yazılı savunmasını özetlemesini istediği Duygu Güvenç’in sözünü özet yaptığı bölümde bölmedi. Salonda olağanüstü bir durum yaşanmadı. Duruşma yarım saat sürdü.

3. Standing - June 20, 2019


İzmir Diriliş Kilisesi Rahibi, ABD vatandaşı Andrew Craig Brunson’un, “milli güvenliği tehdit eden faaliyetlerde bulunduğu” iddiasıyla, Eylül 2016’da, sınır dışı edilmesine karar verilmişti. Brunson, bir gizli tanığın ifadesine dayanılarak 9 Aralık 2016’da tutuklandı. “Fethullah Gülen ve PKK ile bağlantılı olduğu” iddia edildi, “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin etmekle” suçlandı. Hakkında 35 yıla kadar hapis cezası istendi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 28 Eylül 2017’de; “Diyorlar ki papazı bize verin. Bir papaz da sizde var. Siz onu bize verin biz de onu, yapalım yargıda gereğini, size verelim” dedi. Erdoğan’ın, ABD’deki Fethullah Gülen’i işaret eden bu sözleri “pazarlık” eleştirilerini de beraberinde getirdi. Brunson, 16 ay boyunca hakkındaki iddianamenin tamamlanmasını tutuklu olarak bekledi. Hakkındaki iddianame ile “silahlı terör örgütü yöneticiliği” ve “silahlı terör örgütü üyeliği” ile suçlandı. Hakkında 35 yıla kadar hapis cezası istendi. ABD, yargılama nedeniyle Türkiye’ye yaptırım uygulanacağını açıkladı. Brunson, 25 Temmuz 2018’de, “ev hapsi” şartıyla tahliye edildi.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ ve gazetenin eski muhabiri Duygu Güvenç hakkında, 27 Temmuz 2018 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde, Brunson’un tahliyesi ile ilgili haberleri nedeniyle soruşturma başlatıldı. Uludağ’ın haberi “ABD ayarlı adalet” ve “Tutan da bırakan da yargı mı, devlet mi” başlıklarını taşıyordu. Güvenç’in haberi ise “Rehine diplomasisi çökerken” başlığı ile yayımlanmıştı.

Uludağ ve Güvenç, haberlerinde; “devletin yargı organlarını aşağılamakla” suçlandı.

Suçlama, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesine dayandırılıyordu. Kanuna göre, bir kişi hakkında bu iddiayla soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor. Uludağ ve Güvenç ile ilgili soruşturmanın açılabilmesi için gereken Adalet Bakanlığı izni de 5 Eylül 2018 tarihinde verildi.

Uludağ ile Güvenç hakkındaki iddianame, 1 Ekim 2018 tarihinde tamamlandı. Brunson, gazeteciler hakkındaki iddianamenin tamamlanmasından kısa bir süre sonra, 12 Ekim 2018’de serbest bırakıldı. Yurtdışına çıkış yasağı da kaldırılan Brunson, ABD’ye gitti.

Güvenç ve Uludağ, haklarındaki iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinde düzenlenen “devletin yargı organlarını aşağılamakla” suçlandı. Haklarında, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ ile birlikte gazetenin eski muhabiri Duygu Güvenç hakkındaki yargılama, 20 Aralık 2018 tarihinde İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı.

Uludağ ilk duruşmada, “Haberde savunulan değer, yargının bağımsız ve tarafsız olması gerektiğidir. Brunson davasının pazarlık konusu yapılarak siyasallaştırılmasına karşı eleştiri niteliğinde bir yayındır” ifadelerini kullandı.

Yargılamanın ikinci duruşması 4 Nisan 2019’da görüldü. Uludağ ve Güvenç duruşmaya katılmadı. Uludağ’ın avukatı, Uludağ’ın esasa ilişkin yedi sayfalık savunmasını mahkemeye sundu. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 20 Haziran 2019’da görüldü.



Next Trial: Oct. 10, 2019, 9 a.m.


Hakim Nursel Bedir’in izinli olması gerekçesiyle duruşma görülmedi.


Hakimin izinli olması nedeniyle görülmeyen duruşma 10 Ekim 2019’a bırakıldı.

2. Standing - April 4, 2019


İzmir Diriliş Kilisesi Rahibi, ABD vatandaşı Andrew Craig Brunson’un, “milli güvenliği tehdit eden faaliyetlerde bulunduğu” iddiasıyla, Eylül 2016’da, sınır dışı edilmesine karar verilmişti. Brunson, bir gizli tanığın ifadesine dayanılarak 9 Aralık 2016’da tutuklandı. “Fethullah Gülen ve PKK ile bağlantılı olduğu” iddia edildi, “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin etmekle” suçlandı. Hakkında 35 yıla kadar hapis cezası istendi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 28 Eylül 2017’de; “Diyorlar ki papazı bize verin. Bir papaz da sizde var. Siz onu bize verin biz de onu, yapalım yargıda gereğini, size verelim” dedi. Erdoğan’ın, ABD’deki Fethullah Gülen’i işaret eden bu sözleri “pazarlık” eleştirilerini de beraberinde getirdi. Brunson, 16 ay boyunca hakkındaki iddianamenin tamamlanmasını tutuklu olarak bekledi. Hakkındaki iddianame ile “silahlı terör örgütü yöneticiliği” ve “silahlı terör örgütü üyeliği” ile suçlandı. Hakkında 35 yıla kadar hapis cezası istendi. ABD, yargılama nedeniyle Türkiye’ye yaptırım uygulanacağını açıkladı. Brunson, 25 Temmuz 2018’de, “ev hapsi” şartıyla tahliye edildi.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ ve gazetenin eski muhabiri Duygu Güvenç hakkında, 27 Temmuz 2018 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde, Brunson’un tahliyesi ile ilgili haberleri nedeniyle soruşturma başlatıldı. Uludağ’ın haberi “ABD ayarlı adalet” ve “Tutan da bırakan da yargı mı, devlet mi” başlıklarını taşıyordu. Güvenç’in haberi ise “Rehine diplomasisi çökerken” başlığı ile yayımlanmıştı.

Uludağ ve Güvenç, haberlerinde; “devletin yargı organlarını aşağılamakla” suçlandı.

Suçlama, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesine dayandırılıyordu. Kanuna göre, bir kişi hakkında bu iddiayla soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor. Uludağ ve Güvenç ile ilgili soruşturmanın açılabilmesi için gereken Adalet Bakanlığı izni de 5 Eylül 2018 tarihinde verildi.

Uludağ ile Güvenç hakkındaki iddianame, 1 Ekim 2018 tarihinde tamamlandı. Brunson, gazeteciler hakkındaki iddianamenin tamamlanmasından kısa bir süre sonra, 12 Ekim 2018’de serbest bırakıldı. Yurtdışına çıkış yasağı da kaldırılan Brunson, ABD’ye gitti.

Güvenç ve Uludağ, haklarındaki iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinde düzenlenen “devletin yargı organlarını aşağılamakla” suçlandı. Haklarında, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ ile birlikte gazetenin eski muhabiri Duygu Güvenç hakkındaki yargılama, 20 Aralık 2018 tarihinde İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı.

Uludağ ilk duruşmada, “Haberde savunulan değer, yargının bağımsız ve tarafsız olması gerektiğidir. Brunson davasının pazarlık konusu yapılarak siyasallaştırılmasına karşı eleştiri niteliğinde bir yayındır” ifadelerini kullandı.

Yargılamanın ikinci duruşması 4 Nisan 2019’da görüldü.



Next Trial: June 20, 2019, 10:10 a.m.


Önceki celsede duruşmanın saat 10.00’da görülmesi kararlaştırılmıştı. Hakimin mazereti nedeniyle duruşma görülmedi.

Yerleşik uygulamaya göre, mazeretli hakimin yerine Asliye Ceza Mahkemesi hakimlerinden biri duruşmayı yönetti. Ancak yine yerleşik uygulamaya göre, duruşmada bir karar verilmedi. Ancak, duruşmanın ertelenmesine açık duruşma ile karar verilmedi. Tutanak hazırlandı, ara karara ertelenecek tarih yazıldı ve avukatlara iledildi.


Duruşma 20 Haziran 2019, saat 10:10’a bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde herhangi bir basın açıklaması ya da destek gösterisi gerçekleşmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Hâkimin mazeret bildirmesi nedeniyle duruşma yapılmadı. Bu nedenle mahkeme salonu koşullarına ilişkin gözlemde bulunulamadı.

Duruşmaya Katılım

Görülmeyen duruşma için sanıkların avukatı Abbas Yalçın duruşma için gelmişti. Duruşmayı izlemek üzere Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve 3 gazeteci davayı izlemek üzere adliyedeydi.

1. Standing - Dec. 20, 2018


İzmir Diriliş Kilisesi Rahibi, ABD vatandaşı Andrew Craig Brunson’un, “milli güvenliği tehdit eden faaliyetlerde bulunduğu” iddiasıyla, Eylül 2016’da, sınır dışı edilmesine karar verilmişti. Brunson, bir gizli tanığın ifadesine dayanılarak 9 Aralık 2016’da tutuklandı. “Fethullah Gülen ve PKK ile bağlantılı olduğu” iddia edildi, “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin etmekle” suçlandı. Hakkında 35 yıla kadar hapis cezası istendi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 28 Eylül 2017’de; “Diyorlar ki papazı bize verin. Bir papaz da sizde var. Siz onu bize verin biz de onu, yapalım yargıda gereğini, size verelim” dedi. Erdoğan’ın, ABD’deki Fethullah Gülen’i işaret eden bu sözleri “pazarlık” eleştirilerini de beraberinde getirdi. Brunson, 16 ay boyunca hakkındaki iddianamenin tamamlanmasını tutuklu olarak bekledi. Hakkındaki iddianame ile “silahlı terör örgütü yöneticiliği” ve “silahlı terör örgütü üyeliği” ile suçlandı. Hakkında 35 yıla kadar hapis cezası istendi. ABD, yargılama nedeniyle Türkiye’ye yaptırım uygulanacağını açıkladı. Brunson, 25 Temmuz 2018’de, “ev hapsi” şartıyla tahliye edildi.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ ve gazetenin eski muhabiri Duygu Güvenç hakkında, 27 Temmuz 2018 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde, Brunson’un tahliyesi ile ilgili haberleri nedeniyle soruşturma başlatıldı. Uludağ’ın haberi “ABD ayarlı adalet” ve “Tutan da bırakan da yargı mı, devlet mi” başlıklarını taşıyordu. Güvenç’in haberi ise “Rehine diplomasisi çökerken” başlığı ile yayımlanmıştı.

Uludağ ve Güvenç, haberlerinde; “devletin yargı organlarını aşağılamakla” suçlandı.

Suçlama, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesine dayandırılıyordu. Kanuna göre, bir kişi hakkında bu iddiayla soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor. Uludağ ve Güvenç ile ilgili soruşturmanın açılabilmesi için gereken Adalet Bakanlığı izni de 5 Eylül 2018 tarihinde verildi.

Uludağ ile Güvenç hakkındaki iddianame, 1 Ekim 2018 tarihinde tamamlandı. Brunson, gazeteciler hakkındaki iddianamenin tamamlanmasından kısa bir süre sonra, 12 Ekim 2018’de serbest bırakıldı. Yurtdışına çıkış yasağı da kaldırılan Brunson, ABD’ye gitti.

Güvenç ve Uludağ, haklarındaki iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinde düzenlenen “devletin yargı organlarını aşağılamakla” suçlandı. Haklarında, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ ile birlikte gazetenin eski muhabiri Duygu Güvenç hakkındaki yargılama, 20 Aralık 2018 tarihinde İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı.



Next Trial: April 4, 2019, 10 a.m.


11.00’de başlaması planlanan duruşma yaklaşık 1 saat geç başladı. Yargılama kimlik tespiti ile başladı.

Alican Uludağ, 5 sayfalık yazılı savunma verdi.

Uludağ ayrıca, ABD’li rahip Andrew Brunson’un önce ev hapsi şartı ile tahliye edilmesi, daha sonra da tamamen serbest bırakılması sürecinde ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a teşekkür ettiğini anımsattı.

Bunun yargılanmasına neden olan haberini doğruladığını belirtti. Uludağ, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını da reddetti.

Uludağ’ın avukatı Ülkü Çetok, esasa ilişkin savunma için ek süre istedi.

Uludağ ile birlikte yargılanan Duygu Güvenç’in eğitim için Amerika’da bulunduğuna ilişkin mazeret yazısı sunuldu.


Hakim, davanın 4 Nisan 2019 tarihine bırakılmasına karar verdi.

ABD’de olduğuna ilişkin mazeret bildiren Duygu Güvenç’in ifadesinin alınması için ABD’li makamlara yazı yazılıp yazılmayacağının da ikinci duruşmada değerlendirilmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

İstanbul Çağlayan Adliyesi’ne uzun bir kuyruk aşılarak girilebildi. Her adliyede olduğu gibi detaylı bir üst araması yapıldı. Adliyeye x-ray cihazından geçilerek girilebildi.
Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu penceresiz ve küçüktü. İzleyiciler için sadece 4-5 kişilik bir sıra koltuk ayrılmıştı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya Alican Uludağ ve avukatı, Duygu Güvenç’in avukatı, gazeteciler ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu katıldı.

Genel Gözlemler

Mahkeme Başkanı ile katip arasında ABD Başkanı Donald Trump ile ile ilgili diyalog geçti. Hakim ile katip, “Trump” soyadının tutanağa nasıl yazılacağına bir süre karar veremedi. Hakim, doğru yazıp yazmamasının fark etmeyeceğini söyledi. Bunun üzerine katibin tutanağa “Tramp” yazdığı görüldü.

Aynı şekilde hakim ile katip arasında bir görüş ayrılığı olmasa da, rahip Brunson’ın adının, tutanağa; “bronsun” diye yazılması dikkat çekti.

Duygu Güvenç, Alican Uludağ - Brunson Trial (Indictment)

Duygu Güvenç, Alican Uludağ - Brunson Trial 1. Standing (Minutes of the Hearing)

Duygu Güvenç, Alican Uludağ - Brunson Trial 2. Standing (Minutes of the Hearing)

Duygu Güvenç, Alican Uludağ - Brunson Trial 4. Standing (Minutes of the Hearing)

Duygu Güvenç, Alican Uludağ - Brunson Trial 5. Standing (Minutes of the Hearing)

Duygu Güvenç, Alican Uludağ - Brunson Trial 7. Standing (Minutes of the Hearing)

Press in Arrest is a database, monitoring, documentation and collective memory study of Press Research Association.
+90 (312) 945 15 56 | pressinarrest@gmail.com