Atilla Taş

FETÖ Media Organization

15 Temmuz darbe girişiminin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Fetullah Terör Örgütü – Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) medya yapılanması içerisinde yer aldıkları” iddiasıyla çoğunluğu gazeteci 35 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Hakkında gözaltı kararı verilenlerin isimleri, ilk olarak hükümete yakın basın organlarında yayımlandı. Soruşturma kapsamında ilk gözaltı operasyonları 27 Temmuz 2016’da yapıldı.

Soruşturma talimatı İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Fuzuli Aydoğdu tarafından verilmişti.

Taş, soruşturma kapsamında 30 Ağustos 2016’da Bursa’nın Gemlik ilçesinde gözaltına alındı. Soruşturmanın yürütüldüğü İstanbul’a getirildi. 3 Eylül 2016’da emniyet işlemlerinin ardından savcılığa çıkarıldı.

Sevk edildiği nöbetçi sulh ceza hakimliğince “FETÖ örgütü içindeki hiyerarşşik yapıya dahil olmamakla birlikte, bilerek ve isteyerek örgüte yardım etmek” iddiasıyla sabah karşı tutuklandı.

Taş ile birlikte adliyeye sevk edilen gazeteciler Murat Aksoy, Mutlu Çölgeçen, Gökçe Fırat Çulhaoğlu da aynı gerekçeyle tutuklandı.

Aynı soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen çoğunluğu gazeteci 35 isim vardı. Bunlardan bir kısmı da çeşitli tarihlerde gözaltına alındı. Ancak adreslerinde bulunmayan isimler hakkında ise yakalama kararı çıkartıldı.

Taş, yargılandığı davanın 31 Mart 2017’de görülen duruşmasında hakkında adli kontrol şartı ile tahliye kararı verildi. Ancak henüz cezaevinden çıkmamışken, “darbeye teşebbüs etmek” suçlamasıyla başlatılan soruşturma kapsamında yeniden gözaltına alındı.

Sanatçı kimliğinin yanı sıra köşe yazarlığı da yapan Atilla Taş’ın da aralarında bulunduğu 27’si gazeteci 29 sanık hakkındaki iddianame İstanbul Cumhuriyet Savcısı Murat Çağlak tarafından hazırlandı. İddianame 196 sayfadan oluşuyordu. Taş, iddianamede dördüncü sıradaki sanık olarak yer aldı. Savcı Çağlak, iddianamenin 112 sayfasında “Fetullah Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ-PDY)” ile ilgili yapılanmasına, kuruluş dönemine dair kapsamlı bir değerlendirmede bulunuyor. Benzer davalarda da böylesi uzun değerlendirmeler kullanılıyor. Bazı iddianamelerde bu metinler ortak metinler de olabiiyor.

Taş ile ilgili değerlendirme ve tespitlerin yer aldığı bölüm iddianamenin 115’inci sayfasından itibaren başlıyordu.

Taş ile ilgili bölümün başlangıcında açık kaynak araştırmalarında elde edilen tespitlere yer verildi. Bu bölümde Gezi eylemleri döneminde Taş’a ait “atillatasnet” hesabının kendisine ait olduğunu bir röportajda teyit ettiği bilgisine yer verildi. Savcı Çağlak, “FETÖ’nün kamuyou ve gündem oluşturmak için özellikle twitter isimli internet sitesini etkin kullandığını” savunarak Taş’ın da bu paylaşımları “sistemli bir şekilde tekrar paylaştığını” savundu.

Ardından Taş’ın söz konusu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlara yer veriliyor. Söz konusu 53 paylaşım “darbe ve darbeye zemin oluşturduğu” şeklinde değerlendiriliyor. Paylaşımların 2011 ile 2015 yılları arasında yapıldığı görülüyor. Bu paylaşımlardan bazıları iddianamede şöyle yer aldı:

  • “Erdoğan 28 Şubat sunumunu izlerken gözyaşlarını tutamamış. Gün gelip onun devrini sunduklarında, göz yaşlarını tutamayacak milyonlar var!

  • “Erdoğan bir gün, o ya da bu şekilde gidecek. Tabii ki ardında kutuplaşmış, parçalanmış itibarsızlaşmış, ekonomisi çökmüş bir ülke bırakarak.”

  • “Erdoğan birgün sustuğunda sen nereye gideceksin acaba? Mikser Yiğit.”

  • “Kutlu olsun bugün 17 Aralık! Neşe doluyor tüm hırsız kalabalık! Ayakkabı kutuları parayla dolsun! Polis gelirse, Reza’nın önüne yatarık!

  • “İŞİD birini kaçırırsa kimse korkmasın! MİT hemen alır gelir, ne de olsa yabancı sayılmazlar birbirlerine.”

  • “Ak saray’ın aylık elektrik parası 700 bin tl’ymiş. Reza için bir kol saati parası, o ödesin.”

  • “Gezi parkı damarlarımıza basılıp kızdığımızda ne kadar güzelleşebildiğimizi bize göstermişti!”

  • “Sigara içmeye bile anında ceza yazılmasını isteyenlerin, tarihin en büyük yolsuzluk iddiasına karşı takipsizlik verdirmeleri de ayrı güzel.”

  • “Hükümet yolsuzlukların üstüne gideceğiz deyip, savcıları engellemek için her şeyi yapıyor. kaç yıldır şarkıcıyım, böyle fasıl görmedim.”

Savcı Çağlak, bu paylaşımların yanı sıra Taş’ın Meydan Gazetesinde köşe yazarlığı yaptığını tespit edildiğini belirtirken, gazete için “FETÖ/PDY’nin basın kuruluşu olduğu” değerlendirmesi yapıyor.

Ardından Taş’ın bu gazetede çeşitli tarihlerde yayımlanan yazılarına yer veriliyor. Söz konusu yazılar şöyle sıralanıyor: * 7 Mart 2016 tarihinde Meydan gazetesindeki “Bunun adı gasptır” başlıklı yazısı. * 27 Mayıs 2015 günü Meydan gazetesinde “Yolun sonu görünüyor” başlıklı yazısı. * 14 Mart 2016 günü Meydan gazetesinde “Hazret diyor ki” başlıklı yazısı. * 10 Haziran 2016 günü Meydan gazetesinde “Ulan hepiniz oradaydınız” başlıklı yazısı. * 9 Mart 2016 günü “Kayyum ülkesinin sessiz sakinleri” başlıklı yazısı. * 27 Mayıs 2016 günü “Halk çıldırınca” başlıklı yazısı. * 1 Temmuz 2015 günü “Millet seni başkan yaptırmadı.” başlıklı yazısı. * 20 Temmuz 2015 günü “Hayırsever Reza Eniştemiz” başlıklı yazısı. * 31 Temmuz 2015 “Gasp edilmiş iktidar?” şeklindeki yazısı * 19 Ağustos 2015 “Sahiden i̇nandınız mı?” şeklindeki yazısı * 2 Eylül 2015 “Özgür basını susturamayacaksınız!” başlıklı yazısı. * 7 Ağustos 2015 günü “Böl ve yönet” başlıklı yazısı * 21 Ağustos 2015 günü “Terörist bunlar” başlıklı yazısı * 20 Kasım 2015 günü “Basın özgürmüş, peh!..” şeklindeki yazısı * 30 Ekim 2015 günü “Diktatör olsam....” başlıklı yazısı. * 20 Kasım 2015 günü “kayyum cumhuriyeti” başlıklı yazısı. * 30 Kasım 2015 günü “Tutuklandık, vurulduk!” başlıklı yazısı. * 15 Şubat 2016 günü “Sıfır sorundan, binbir soruna!” başlıklı yazısı. * 18 Mart 2016 günü “Alışmayacağız, alıştıramazsınız!” başlıklı yazısı. * 20 Nisan 2016 günü “Demokrat Avrupa, Amerika ve Canım merkel ablam!” başlıklı yazısı. * 15 Haziran 2016 günü “Ölürsem cenazeme gelme istemem!” başlıklı yazısı.

İddianamede ayrıca Taş’ın tutuklanmasının ardından hükümete yakınlığıyla bilinen Beyaz TV’deki bir programda iki kişinin Taş’ı kastetederek, “örgüt ile bağlantılarını kendilerine anlattıklarını, hatta fuatavni hesabı ile doğrudan mesajlaştığını söylediğini” şeklindeki beyanlara yer veriliyor. Bu beyanların kullanıldığı televizyon programına ait CD’nin de dosya içerisinde mevcut olduğu bilgisi paylaşılıyor.

Ardından Taş’ın ifadesine yer veriliyor.

Savcı Çağlak, Taş ile ilgili “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep ettiği bölümde şu değerlendirmelerde bulunuyor:

“Açık kaynak tespitleri ile örgüt adına faaliyetleri nedeni ile kapatılan Meydan gazetesindeki şüpheliye ait yazı ve paylaşımlar, örgütle mücadele kapsamında kayyum atanan Bugün TV’ye giderek bizzat ekranlardan destek olması, sosyal medya hesabından FETÖ mensuplarını övücü ve örgütle mücadele kapsamında yapılan soruşturmaları itibarsızlaştırıcı paylaşımları ve örgütün genel tavrına uygun olarak sayın Cumhurbaskanı’na çeşitli ithamlarda bulunması gibi tespitler dikkate alındığında şüphelinin üyesi olduğu kanaatine varılmıştır.”

Savcı Çağlak, Taş’ın soruşturma aşamasında “örgüte yardım etmek” suçlamasıyla tutuklanmış olmasına rağmen “örgüte irtibatı” gerekçesiyle “örgüte üye olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep etti.

Çağlak’ın hazırladığı iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Yargılamanın ilk duruşmasında Taş hakkında tahliye kararı verildi. Ancak henüz cezaevinden çıkmadan “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeni bir soruşturma kapsamında yeniden gözaltına alındı. Gözaltı işleminin ardından ikinci bir suçlamayla tutuklanarak, cezaevine götürüldü.

Bu soruşturma ile ilgili de hakkında ikinci bir iddianame daha hazırlandı.

İkinci İddianame

İkinci iddianame İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından 5 Haziran 2017’de tamamlandı. Aynı mahkemeye sunularak, ikinci yargılama başladı. Ancak daha sonra bu iki yargılama da birleştirildi.

Bu iddianame ise 314 sayfadan oluştu. İddianamede Taş ile birlikte daha önceki iddianamede de sanık olarak yer alan 13 gazeteci hakkında hazırlandı. Aynı şekilde iddianamenin ilk bölümü “FETÖ/PDY” yapılanması ve kuruluşunun yanısıra “hedef ve amaçlarına” dair 192 sayfalık değerlendirmeler yer aldı.

Taş ikinci iddianamede 11’inci sırada sanık olarak gösterildi. Bu bölümde Taş’ın köşe yazarlığı yaptığı Meydan Gazetesi’nin “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün basın-yayın yapılanmasında yer aldığı” iddiasıyla, Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında yayımlanan 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname KHK) ile “milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fetullahçı Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanmasına aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu” gerekçesiyle kapatıldığı hatırlatıldı.

Taş’ın çok sayıda yurtdışı çıkış kaydının bulduğu bilgisine ver yerildi. Ardından da Taş’ın telefonuyla ilgili yapılan iletişim kayıtlarına dair inceleme sonuçlarına iddianameye konu edildi. Buna göre Taş’ın Zaman Gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yapan Ekrem Dumanlı ile iki kez iletişimde olduğuna yer veriliyor. Bu iki görüşmenin 217 saniye olduğuna da yer veriliyor. Bu görüşmeden sonra Dumanlı hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar sıralanıyor.

Yine Taş’ın Ekrem Dumanlı’nın yanı sıra aralarında gazeteciler Said Sefa, Ahmed Memiş gibi isimlerin de bulunduğu 15 kişiyle iletişimin olması da “suç unsur” olarak değerlendiriliyor. Söz konusu 15 kişiyle ilgili iletişimin iddianameye konulmasının gerekçesi ise bu kişiler hakkında “FETÖ” suçlamasıyla yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar.

Taş’ın Bugün TV, Kanaltürk Televizyonunun kapatıldığı günlerde protesto amacıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğü önünde telefonundan sinyal alındığına da yer verilen iddianamede bu toplanmanın “örgüt mensuplarınca organize edildiği” savunuldu.

Savcı Fidan bu tespitler ışığında Taş’ın da aralarında bulunduğu 13 sanığı “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün medya unsurları” şeklinde değerlendirerek, şüphelilerin “Anayasal düzeni ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini hedef alan terör örgütüyle organik bağ içerisinde ve amaçları doğrultusunda süreklilik ve çeşitlilik arz edecek şekilde örgütsel faaliyetlerde bulundukları” tespitinde bulundu.

Savcı Fidan, Taş ve diğer sanıkların “örgütün algı faaliyetlerine katılmış olmaları nedeniyle”, “Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme” suçunu işlediklerini savundu. Bu kapsamda cezalandırılmalarını istedi. İddianamenin aynı mahkmede süren diğer dava ile birleştirillmesini talep ederek, iddianameyi İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sundu.

Gazeteci Atilla Taş ve diğer sanık gazeteciler hakkındaki iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek, yargılanmaya başlandı. Davanın ilk duruşması için 27-31 Mart 2017 tarihi belirlendi.

Duruşmaya 26 tutuklu, bir tutuksuz sanık katıldı. Sanıklardan gazeteci Said Sefa ile Bülent Ceyhan ise firari oldukları için duruşmaya katılmadı. Duruşma ise sanık ve izleyici sayısının çok olması nedeniyle Çağlayan Adliyesi’nin zemin katındaki büyük salonda görüldü. Duruşmada tutuklu sanıklardan Atilla Taş ve Murat Aksoy’un avukatı Ali Deniz Ceylan, mahkeme başkanı Lorasdağı’nın, İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimi iken Atilla Taş, Murat Aksoy, Mutlu Çölgeçen ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu hakkında tutuklama kararı verdiğini hatırlattı. Kanuna göre soruşturmada görev yapan hakimin kovuşturmada görev yapamayacağını hatırlatan avukat Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’dan dosyadan el çekmesini, el çekmediği takdirde reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme bu talebi “oy birliği” ile reddetti

Duruşmada Taş’ın kimlik tespiti sırasında salonda gülüşmeler yaşandı. Taş, mahkeme başkanının “mesleğiniz nedir” sorusuna “Şarkıcıydım ama gazetecilikten tutukladılar” diye cevap verdi. Mahkeme başkanının sanık savunmalarına geçme acelesi dikkat çekti. Çok sayıda dava olduğu yönünde açıklama yapan mahkeme başkanı Lorasdağı, avukatların reddi hakim talebini dinlemek istemedi.

Taş daha sonra savunma yaptı. Taş “ByLock, Eagle hiç kullanmadım. İlk defa bu davayla duydum. Hiç maklube [çoğunlukla Siirt ve ve Mardin’de yapılan Arap yemeği; Gülen cemaati evlerindeki buluşmalarda yenmesi ile tanınıyor] yemedim, Bank Asya’da hesabım yok. Yurtlarında kalmadım. Müslümanım ama beynamazım [namaz kılmayan]” dedi.

“Olağanüstü dönemlerden geçiyoruz ama bu olağanüstü hukuksuzlukları gerektirir mi” diye soran Taş, “Hukukun sağlıklı işlediğine zerrece güvenim yok. Sizi gördüğümde de hukuka olan son umudum gitti” dedi.

Sadece Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) üyesi olduğunu belirten Taş, “askerliğini Güneydoğu’da yaptığını, bacağından yaralandığını, 25 yıldır bacağında mermiyle yaşadığını” anlattı.

Taş, Twitter paylaşımları ile ilgili “Ben ifade özgürlüğümün Anayasa ile korunduğunu sanıyordum. Muz cumhuriyetinde ya da bir diktatörlükte yaşadığımı bilseydim o tweetleri yazmazdım. Cumhurbaşkanını eleştirmenin terör suçu olduğunu bilmiyordum” diye konuştu.

Savcının kalbini okuyarak kendisinin terör örgütü üyesi olduğuna ikna olduğunu belirten Taş, “40 yıl apolitik yaşarken başıma taş düştü de hayatım renklensin diye gideyim bir örgüte üye olayım mı dedim? Ham çökelekten [Taş’ın 1998 tarihli müzik klibi] yargılansam bana daha mantıklı gelir” diye konuştu.

Taş, iddianamede Bugün TV’nin rejisine girdiğine ilişkin iddia ile ilgili, “Öyle absürt bir dönemden geçiyoruz ki sadece bir kez gittiğim bir televizyonun hiç girmediğim rejisine girmekle suçlanıyorum. Nasıl bir örgüt üyesiysem bir kez bile programlarına katılmamış, propagandalarını yapmamışım. Girsem bile bu beni örgüt üyesi mi yapar? Salsanız beni buradan eve gidecek param yok” dedi.

“Gazetede yazmayı hiç istememiştim ama muhaliflerin alanı öyle daraldı ki yaşamak için bile alan bırakmadılar. 1 milyon 700 bin takipçimin olduğu Twitter’da beni kimin retweet ettiğini nereden bileyim? Nasıl kollayayım. Orası özgür bir platform, tabi yurt dışında. Her tweetin altına ‘terör örgütü üyeleri retweet etmesin, sıkıntı oluyor’ diye mi yazayım? Kimseden akıl, talimat almadım, gazeteye yalnızca iki üç kez çay içmeye gittim. Hukuk böyle yürüyorsa kendimizi savunmayı bırakıp bol bol dua edelim. Bu davada yargılanan arkadaşlarımın ismini bu iddianamede gördük. Ne ara bir araya gelip örgüt üyesi olduk bilmiyorum. Bu iddianameden anladığım hükümeti, Cumhurbaşkanı’nın eleştirirseniz terör örgütlerinin çizgisinde hareket etmiş olursunuz. Çünkü onlar da böyle hareket ediyor. Teröre, terör örgütlerine lanet okuyorum.”

Mahkeme başkanı Lorasdağı’nın “15 Temmuz’da neredeydin” diye sorması üzerine Taş, “Evdeydim. Dışarı çıktık, tank baktık ama bulamadık. Nihat Doğan gibi bir fotoğrafım olsun istedim” diye yanıt verdi.

Duruşmanın son gününde duruşma savcısı aralarında Taş’ın da bulunduğu 13 kişinin tahliyesini talep ederken mahkeme heyeti bu 13 kişiyle birlikte davanın 26 tutuklu sanığından toplam 21’inin tahliyesine karar verdi. Ancak duruşma savcısı aynı gün tahliye kararı verilen sekiz gazetecinin tahliyesine itiraz etti.

Duruşma savcısının itirazını aynı gün işleme koyan 26. Ağır Ceza Mahkemesi talebi kabul ederek Hanım Büşra Erdal, Ahmet Memiş, Bayram Kaya, Cemal Azmi Kalyoncu, Cuma Ulus, Habib Güler, Halil İbrahim Balta ve Muhammet Said Kuloğlu hakkında yeniden yakalama kararı çıkarmıştı ve söz konusu sekiz kişi tahliye olamadan cezaevinde kaldı. Savcının tahliye talebinde bulunduğu ve mahkemenin de tahliye ettiği aralarında Taş’ın da bulunduğu 13 kişi hakkında ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı aynı gün darbe soruşturması kapsamında gözaltı kararı verildi. Bu kişiler de cezaevinden çıktıktan sonra gözaltına alınarak emniyet müdürlüğüne götürülmüştü. Burada sorgulanan şüpheliler çıkarıldıkları sulh ceza hakimliği tarafından tutuklanarak yeniden cezaevine gönderilmişti.

21 kişi hakkında tahliye kararı veren 25. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İbrahim Lorasdağı, hakimler Barış Cömert ve Necla Yeşilyurt Gülbiçim ise 3 Nisan 2017’de açığa alındı.

Davanın bir sonraki duruşması ise 27 Nisan 2017 tarihinde yapıldı. Duruşmaya az sayıda gazeteci dışında izleyici alınmadı. Bu duruşmada tanıkların dinlenmesiyle devam edildi. Ara karar veren mahkeme davanın sonraki duruşmasına ise 6 Temmuz 2017’de bıraktı. Dava boyunca üçüncü kez değişen mahkeme heyeti, bu duruşma sonunda savcının mütalaası doğrultusunda tüm tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına hükmetti.

Taş ve 11’i tutuklu diğer 12 kişinin darbe suçlamalarıyla ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılandıkları davanın ilk duruşması ise 16-17 Ağustos tarihlerinde görüldü. Mahkeme heyeti bu duruşmanın sonunda gazeteciler Bünyamin Köseli ile Cihan Acar’ın tahliye edilmesine karar verirken Taş ve geri kalan tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına hükmetti. Mahkeme ayrıca bu davanın “FETÖ medya yapılanması” davasıyla birleştirilmesine de karar verdi.

İki ayrı iddianamenin birleştirilmesi sonrası ilk duruşma 24 Ekim 2017’de görüldü. Bu duruşmada sanıklar ve avukatları, mahkemeye ulaşan Bank Asya ve ByLock kullanımına dair raporların okunmasından sonra kısaca söz aldılar. Bank Asya raporuna göre aralarında Atilla Taş’ın da bulunduğu altı kişinin Bank Asya’da hesabının bulunmadığı, tutuklu dört sanığın Bank Asya’daki hesaplarının şüpheli olduğu, diğer sanıkların ise bankada hesabının bulunduğu ancak hayatın olağan akışına aykırı bir hareketin söz konusu olmadığı ifade edildi. Duruşma sonunda mahkeme heyeti, Taş ile birlikte tutuklu yargılanan gazeteci Murat Aksoy ve skolyoz hastası öğretmen D. A.’nın tahliyelerine karar verdi. Taş aynı gün Silivri Cezaevi’nden tahliye oldu.

Taş’ın tutuksuz olarak yargılandığı davanın bir sonraki duruşması ise 3-4 Aralık tarihinde görülen görüldü. İki gün süren duruşmada tanıklar dinlendi. Tanık ifadelerinin ardından mütalaasını açıklayan savcı, tüm tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamını istedi.

Bir sonraki duruşma ise 6 Şubat 2018’e bırakıldı. Savcı esas hakkındaki mütalaasını sundu. On üç sanık hakkındaki “anayasal düzeni bozmaya teşebbüs” suçlamasının düşürülmesini talep eden savcı, buna karşın Murat Aksoy, Gökçe Fırat Çulhaoğlu ve Muhterem Tanık dışındaki tüm sanıkların “FETÖ/PDY örgütü üyeliği” suçlamasından cezalandırılmasını ve Aksoy hariç, davada daha önce tahliye edilen tüm sanıkların tekrar tutuklanmasını istedi.

Mahkeme, ara kararında firari sanıklar Bülent Ceyhan ve Said Sefa’nın dosyalarının haklarında “örgüt üyeliği” suçundan açılan davalar nedeniyle ayrılmasına, ayrıca tutuklu yargılanan sanıklardan Emre Soncan’ın da dosyasının ayrılarak hakkında açılan yeni bir davayla birleştirilmesine hükmetti. Bu ara kararlar sonucunda davadaki toplam sanık sayısı 29’dan 26’ya düştü.

Duruşmada sanıkların, bilirkişi tarafından sanıklara ait dijital materyallere ilişkin hazırlamış olduğu rapora dair beyanları alındı. Yazışmalarında “abi,” “abla” ve “maklube” gibi kelimelerin aratıldığına işaret eden tutuklu sanık eski Zaman muhabiri Hanım Büşra Erdal, “Cemaati tanımadığımı asla söylemedim. Zaman gazetesinde 2002’de çalışmaya başladım, 10-15 sene çalıştım. Ama işimi yaptım, başka hiçbir hiyerarşiye dahil olmadım. Çalıştığım kişiler dışında başka kimseye abi demedim. Zaman’da cemaat gömleği giymedim. Bu mahkemede de FETÖ gömleği giymeyeceğim,” ifadelerini kullandı.

Savcı mütalaasının ardından söz alan avukatlar, dijital rapor ve diğer delillerin müvekkillerinin lehine olmasına rağmen cezalandırma talep edilmesine tepki gösterdi. Avukatların büyük bölümü ayrıca müvekkillerine yönelik “örgüt üyeliği” iddialarını sabit kılacak somut delillerin yer almadığına dikkat çekti.

Duruşmanın sonunda Zaman gazetesi eski ekonomi muhabirlerinden Halil İbrahim Balta’nın sağlık sorunları nedeniyle adlî kontrol şartıyla tahliye edilmesine hükmeden mahkeme, avukatların savunma için ek süre talebini göz önüne alarak davayı 22-23 Şubat 2018’e erteledi.

Bu duruşmada Abdullah Kılıç, Ahmet Memiş, Bayram Kaya ve Muhammed Sait Kuloğlu ile tutuksuz yargılanan sanıklar Atilla Taş, Ali Akkuş ve Bünyamin Köseli savunma yaptı.

Karar Duruşması

Davanın karar duruşması 7-8 Mart 2018’de görüldü. Davada savunmaların ardından sanık gazetecilerin mütaalaya ilişkin son sözleri soruldu.

Taş, son sözü olarak “Dünyanın en kısa fıkrasıyla başlıyorum. Terör örgütü üyeliği ile yargılanıyorum. Şöhret bana kazandırdığı paradan çok bela ve kötü şans getirdi. Suçsuzum terör örgütüne yardım etmedim, üye olmadım beraatimi istiyorum” ifadelerini kullandı.

Son sözlerin ardından mahkeme duruşmaya kararını açıklamak üzere saat 17:30’a kadar ara verdi. Taş’ı “örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı ancak Taş’ın tutuklanması yönünde herhangi bir karar vermedi.

Heyet Taş ile birlikte gazeteci Murat Aksoy dışındaki diğer 23 sanığın “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasına hükmetti.

Mahkeme heyeti Rotahaber’in sahibi Ünal Tanık’ın eşi M. T. ise beraatine karar verdi.

Mahkeme heyeti, 11 sanığın “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan alt sınırdan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmalarına hükmetti. Bu sanıklar şunlardı: Millet gazetesi eski yazarı ve Habertürk eski Genel Yayın Koordinatörü Abdullah Kılıç, Zaman gazetesi Ankara muhabiri Bayram Kaya, Zaman gazetesi kültür-sanat muhabiri Bünyamin Köseli, Aksiyon dergisi muhabiri Cemal Azmi Kalyoncu, Bugün gazetesi fotomuhabiri Cihan Acar, Zaman gazetesi muhabiri Habip Güler, Zaman gazetesi ekonomi muhabiri Halil İbrahim Balta, Zaman gazetesi muhabiri Hanım Büşra Erdal, Cihan Haber Ajansı muhabiri Hüseyin Aydın, Zaman gazetesi muhabiri Yakup Çetin ve Türk Solu dergisi Genel Yayın Yönetmeni Gökçe Fırat Çulhaoğlu.

Mahkeme, diğer 12 sanığı ise “suçun işleniş özellikleri ve suça yönelik kastın yoğunluğu” nedeniyle yine “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasından suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Bu grupta yer alanlar şunlar: Haberdar.com haber koordinatörü Ahmet Memiş, Zaman gazetesi eski haber müdürü Ali Akkuş, Şubuhaber sitesinin kurucusu Muhammed Sait Kuloğlu, Bugün gazetesi eski haber müdürü Mustafa Erkan Acar, Sabah gazetesi Ankara eski haber müdürü Mutlu Çölgeçen, Habertürk TV eski koordinatörü Oğuz Usluer, TRT haber muhabiri Seyid Kılıç, Millet gazetesi ekonomi müdürü ve al-Monitor eski yazarı Ufuk Şanlı, Rotahaber sitesinin sahibi Ünal Tanık, Aktif Haber internet sitesi editörü Yetkin Yıldız, Habertürk TV eski haber müdürü Cuma Ulus ve öğretmen D.A.

İstinaf Süreci

Avukatlar ise cezalar ilişkin istinaf mahkemesine temyiz başvurusunda bulundu. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi temyiz başvurusuna ilişkin 22 Ekim 2018 tarihli kararıyla verilen hapis cezalarını onadı. Kararda tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi. Sanıkların istinaf taleplerini esastan reddetti. BAM kararında, dosyada mevcut delillerin suçun ispatı bakımından yerinde ve yeterli olduğu ve yerel mahkemenin kararının hukuka uygun olduğu ifade edildi.

Kesinleşen kararın ardından Taş yeniden cezaevine girdi. Taş, 9 Kasım 2018 günü İstanbul’da gözaltına alınarak cezaevine gönderildi. Evinde gözaltına alındıktan sonra İstanbul Adliyesine kelepçeli şekilde getirilen Taş, infaz işlemlerinin ardından Metris Cezaevine gönderildi.

Taş, 8 Şubat 2019 günü denetimli serbestlik hükümleri kapsamında cezaevinden tahliye edildi.

FETÖ Media Organization (Indictment)

FETÖ Media Organization (Reasoned Judgement)