Bayram Kaya

FETÖ Media Organization

15 Temmuz darbe girişiminin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Fetullah Terör Örgütü – Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) medya yapılanması içerisinde yer aldıkları” iddiasıyla çoğunluğu gazeteci 35 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Hakkında gözaltı kararı verilenlerin isimleri, ilk olarak hükümete yakın basın organlarında yayımlandı. Anadolu Ajansı gözaltı kararını “FETÖ’nün medya yapılanmasına operasyan” şeklinde duyurdu. Soruşturma kapsamında ilk gözaltı operasyonları 27 Temmuz 2016’da yapıldı.

Soruşturma talimatı İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Fuzuli Aydoğdu tarafından verildi.

Kaya soruşturma kapsamında 27 Temmuz 2017’da İstanbul’da gözaltına alındı. Kendisiyle birlikte aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınanlarla birlikte Vatan Emniyet Müdürlüğü yerine Gayrettepe’deki Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından 30 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’ne getirildi. Savcılık sorgusunun ardından 19 kişiyle birlikte tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Kaya ve beraber tutuklamaya sevk edilen 17 kişi hakkında hakimlik tarafıdan “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklama kararı verildi.

Tutuklama kararı sonrası Silivri Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Kaya ile birlikte aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan isimler arasında Nazlı Ilıcak, Seyit Kılıç, Abdullah Kılıç, Yakup Sağlam, Cihan Acar, Bünyamin Köseli, Emre Soncan, Mustafa Erkan Acar, Cemal Azmi Kalyoncu, Habip Güler, Mehmet Gündem, Cuma Ulus, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Haşim Söylemez, Ali Akkuş, Yakup Çetin ve Ufuk Şanlı gibi isimler de vardı. Bu isimler de çeşitli tarihlerde sevk edildikleri mahkemece tutuklandı.

Bayram Kaya’nın da aralarında bulunduğu 27’si gazeteci 29 sanık hakkındaki iddianame savcı Murat Çağlak tarafından hazırlandı. İddianame 196 sayfadan oluşuyordu.

Savcı Çağlak, iddianamenin 112 sayfasında “Fetullah Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ-PDY)” ile ilgili yapılanmasına, kuruluş dönemine dair kapsamlı bir değerlendirmede bulunuyor. Benzer davalarda da böylesi değerlendirmeler kullanılıyor. Kimi davalarda söz konuyu bu metinler ortak metinler olarak da karşımıza çıkabiliyor.

Bayram Kaya hakkındaki değerlendirmeler ise iddianamenin 125’inci sayfasında başlıyor. Burada Kaya’nın erişim engeli bulunan Aktifhaber isimli internet sitesi ile Zaman Gazetesi’nde çalıştığı ve “Sakıncalı Bürokratlar”, “Babam Sağolsun” ve “Kördüğüm” isimli kitapları kaleme aldığı bilgisi yer alıyor.

Ardından Kaya’nın sosyal medya hesabından 14 Temmuz 2016’daki bir paylaşımına yer veriliyor. Savcı Çağlak, bu paylaşımın 15 Temmuz darbe girişiminden bir gün önce yapıldığına dikkat çekiyor. Söz konusu paylaşım ise “gelen istihbarat raporlarına göre Ağustos ayında yapılacak YAŞ (Yüksek Askeri Şura) toplantısında büyük tasfiye yaşanacağını, TSK’nın bu tür ihbarlara fırsat vermemesi gerektiği” olarak iddiaanameye konuluyor.

Ardından Kaya’nın “Babam Sağolsun” kitabına dair değerlendirme yapılıyor. Bu bölümde kitaba “Takdim” bulunan ve bir dönem tutuklu yargılanan gazeteci-yazar Mehmet Altan’ın kitaba dair görüşlerine yer veriliyor. Savcı Çağlak, Kaya’nın kitabında Cumhurbaşknaı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ı itibarsızlaştırma çalıştığını ve 17-25 Aralık süreci ile ilgili “kara propaganda” yaptığını savunuyor.

Suçlamaya konu yapılan bir başka kitap olan “Sakıncalı Büroklar” kitabına dair de değerlendirmeler iddianameye konuluyor. Savcı Çağlak kitap ile ilgili değerlendirmesinde, Ergenekon süreci ile ilgili yapılan meşrulaştırma çabaları ve “kara propaganda yönünde faaliyette” bulunduğunu savunuyor.

Gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili olarak yazılan “Kördüğüm” kitabını da savcı Çağlak, Kaya’nın bu kitaptaki yazılarla “örgütün kontrolunde işlendiği yönünde kamu davaları açılan olay ile ilgili örgütü aklamaya ve kamuoyu oluşturmaya çalışmıştır” değerlendirmesinde bulunuyor.

İddianamede Kaya’nın 14 Temmuz 2016 yaptığı sosyal medya paylaşımları da sıralanıyor. Savcı Çağlak, bu paylaşımlara da iddianamede yer veriyor:

• “Bugün birkaç gazete bunun için düğmeye bastı. Gelen istihbarat raporlarına göre, TSK mensupları hedef yapılıyor.”
• “Sözde paralel yapı altında yaş öncesinde tasfiye amaçlanıyor. TSK, bu tarz ihbarlara fırsat vermemeli.”
• “Bu kapsamda öncelikli olarak İzmir’de düğmeye basıldı. Bazı kurmay asker ve paşalar hedef haline getirildi.”
• “Ağustos’ta yapılacak YAŞ toplantıları öncesinde TSK’da tasfiye amaçlanıyor. Bu kapsamda istihbarat yamakları devreye sokuldu.”

Savcı Çağlak, bu dört paylaşımlar ilgili olarak “darbe girişiminden bir gün önce paylaşılması ve TSK’yı müdaheleye çağırıcı nitelikte olması dikkat çekicidir” notunu düşüyor.

Ardından Kaya’nın çeşitli tarihlerdeki 16 sosyal medya paylaşımına da yer veriliyor. İddianameye konulan bazı paylaşımları şöyle:

• “Milletin vergileri ile ayakta duran TRT, karapropaganda filmiyle Hizmet Hareketi’ni kötülüyor. Kamuoyunda yeni bir algı girişimi.”
• “-PARALEL PARANOYA- Tutuklu polisin dedesi kızını nufusundan çıkardı… posatmedya.com
• “Asker ve polisimizi şehit eden hainlere operasyon yapamayanlar, yine masum insanları gözaltına almışlar.” şeklinde tweet atmış üzerinde siyah zemin üzerinde “İstanbul’da hizmet hareketine operasyon 30 gözaltı” şeklinde pankartı eklemiştir.
• “Polis memuru Muhittin Zenit, kurulan kumpası iki gündür deşifre ediyor. Asıl kumpas yakında ortaya çıkacak..birilerinin de foyası çıkacak!”
• “Ben de geçen hafta; iki istihbarat yamağı Ankara’da ne yapıyor diye soru soruyordum. Demek ki yamaklar, cemaate iftira atmak için gelmişler.”
• “Paralel yalanlarıyla anne-baba ve kardeşleri birbirine düşman ettiler…Aileler arasına nifak tohumu attılar. Toplumsal huzuru bozdular…”
• “Türkiye @TarikToros’u masum insanların gazete ve televizyonlarına ‘kayyum’ atandığında gösterdiği cesaretle yeniden tanıdı.Yapılan zulümdür....”
• “Hizmet Hareketi’ni İsrail ajanligi ile suçlayanlar biraz olsun utanir mi acaba? Arşivleriniz o kadar kirli ki! Umarim birgün utanirsiniz! ....”
• “Terör örgütü PKK ve IŞİD sempatizanlarının şirketine kayyum atandığını gördünüz mü? Ancak Hizmet Hareketi’nin 280 şirketinde kayyum var.”
• “Sizler Stadyumlari Türkçe Olimpiyatları için kapattiniz. Ancak Avrupa ülkeleri Gönüllerini açtı. Onlarca ülkede kültür Festivali kutlanıyor.”

Daha sonra Kaya’nın evindeki aramada el konulan materyal ve kitaplara yer veriliyor. Bu bölümde Fethullah Gülen’e ait resim bulunan isimli “Huzurdan Esintiler 3” isimli kitap ile Veysel Ayhan tarafından yazılın “Darbe Oyunu” isimli kitapların isimleri yer alıyor.

Kaya ile değerlendirmeler İfadesinin özetiyle son buluyor. Kaya, vermiş olduğu ifadesinde gazetecilik yaptığı yayın organları ve görevlerini sıralıyor, “Kesinlikle FETÖ/PDY olarak ifade edilen örgütün üyesi olmadığını, sadece gazetecilik yaptığı” yönündeki beyanları yer alıyor.

Savcı Çağlak, “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep ettiği Kaya ile ilgili son olarak şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Örgütün işlemiş olduğu suçları meşrulaştırmaya, örgüt tarafından yapılan kumpas soruşturmalara kamuoyunda destek sağlamaya ve örgüt ile yapılan mücadelenin hukuksuz olduğu belirtilerek mücadeleyi itibarsızlaştırmaya, halkın mazluma sahip çıkma duygusunu kullanarak örgüt mensuplarına kamuoyu desteği sağlamaya, örgüt tarafından yapılacak darbe girişimi için meşruiyet sağlamaya yönelik Paylaşımlar yaparak algı faaliyetlerinde bulunduğu ve bu haliyle örgüt üyesi olduğu kanaatine varılmıştır.”

Çağlak’ın hazırladığı iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek, yargılamaya başlandı.

Gazeteci Bayram Kaya ile birlikte 27’si gazeteci 29 sanıklı dava hakkındaki iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek, yargılanmaya başlandı. Davanın ilk duruşması için 27-31 Mart 2017 tarihi belirlendi.

İlk duruşmaya Kaya’nın da aralarında bulunduğu 26 tutuklu, bir tutuksuz sanık katıldı. Sanıklardan gazeteci Said Sefa ile Bülent Ceyhan ise firari oldukları için katılmadı. Duruşmaya tek tutuksuz sanık gazeteci Ünal Tanık’ın eşi M.T. de katıldı. Duruşma ise sanık ve izleyici sayısının çok olması nedeniyle duruşma Çağlayan Adliyesi’nin zemin katındaki büyük salonda görüldü.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ilk olarak tutuklu sanıklardan gazeteciler Atilla Taş ve Murat Aksoy’un avukatı Ali Deniz Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’nın İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimi iken Atilla Taş, Murat Aksoy, Mutlu Çölgeçen ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu hakkında tutuklama kararı verdiğini hatırlattı. Mevcut kanunlara göre soruşturmada görev yapan hakimin kovuşturmada görev yapamayacağını hatırlatan avukat Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’dan dosyadan el çekmesini, el çekmediği takdirde reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme, reddi hakim talebinin “usule uygun” olmadığı gerekçesiyle “oy birliği” ile reddetti. 

Duruşma başlangıcında genelde olanın aksine jandarma görevlilerinin tavırları dikkat çekiciydi. Jandarmalar sanıklar ile yakınların birbirlerini görmelerini engelleyecek şekilde ayağa kalktı, mahkeme başkanının müdahalesi üzerine yeniden oturdu. Mahkeme başkanının sanık savunmalarına geçme acelesi dikkat çekti. Çok sayıda dava olduğu yönünde açıklama yapan mahkeme başkanı Lorasdağı, avukatların reddi hakim talebini dinlemek istemedi.

Sanıklardan Cihan Acar müdafii Gülşah Kaya, iddianame okunmadan savunmalara geçilmesi üzerine “İddianamenin okunmasını talep ediyorum. (Mahkeme başkanı tarafından sözünün kesilmesi üzerine) Duruşma böyle karşılıklı sürmez, Ben talepte bulunurum, siz karar veririsiniz. En azından iddianemeyi özetleme yükümlülüğünüz var” dedi, mahkeme cevap vermedi.

İddianame okunmamasına rağmen tutanaklara “iddianame okundu” şeklinde geçmesine avukat Ömer Kavili “Yalan beyan olduğu kayıtlara geçsin” talebinde bulundu, mahkeme heyeti cevap vermezken izleyiciler Kavili’yi alkışladı. Alkışlar üzerine mahkeme başkanı “Kimi alkışlıyorsunuz?” diye tepki gösterdi.

Davanın ilk duruşmasında Bayram Kaya ile birlikte tutuklu gazeteci ve yazarlardan Ahmet Memiş, Abdullah Kılıç, Atilla Taş ve Ali Akkuş yaptı.

Kaya “Gazetecilik dışında hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum” dedi. Sekiz aydır hapis olduğunu belirten Kaya “Bir gazetecinin darbe teşebbüsü ile suçlanması Türkiye’ye özgü bir davranıştır. Darbeyi hep lanetledim. Şahsımın cuntacılarla ilişkili gösterilmesini savcının vicdanına havale ediyorum” diye konuştu.

Duruşmanın 31 Mart’taki oturumunun sonunda duruşma savcısı sekiz gazetecinin tahliyesini talep etti. Mahkeme heyeti savcının tahliyesini istediği isimlerle birlikte Kaya’nın da aralarında bulunduğu 21 sanığın tahliyesine karar verdi. Ancak tahliye kararı verilen 13 kişi hakkında “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeni bir soruşturma kapsamında gözaltı kararı verildi. Kaya ve diğer yedi kişi hakkında ise savcılık tarafından tahliye kararına itiraz edildi. İtirazın İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmesiyle Kaya, cezaevinden çıkmadan yeniden tutuklandı.

21 kişi hakkında tahliye kararı veren 25. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İbrahim Lorasdağı ile üye hakimler Barış Cömert ve Necla Yeşilyurt Gülbiçim ise 3 Nisan 2017’de açığa alındı.

Davanın ikinci duruşması 27 Nisan 2017 tarihinde görüldü. Duruşmaya az sayıda gazeteci dışında izleyici alınmadı. Davanın üçüncü duruşması 6 Temmuz’da görüldü. Davanın üçüncü duruşmasında mahkeme heyetinin de üçüncü kez değiştiği görüldü. Yeni mahkeme heyeti, duruşma sonunda savcının mütalaası doğrultusunda tüm tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına karar verdi. Duruşma mahkeme başkanının mahkemeye ulaşan evrakları okumasıyla başladı. Duruşmada söz alan sanıklar ve avukatları “terör örgütü üyeliği” suçlamasını reddederek tahliyelerini talep etti.

Bu 13 kişi hakkında daha sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından yeni bir iddianame hazırlandı. Kaya’nın da buluduğu sanıklara bu kez “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlaması yöneltildi. İddianame, önceki yargılamanın sürdüğü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İkinci iddianamenin kabülüyle birlikte Kaya’nın da aralarında bulunduğu 13 kişi hakkındaki “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması 16 Ağustos 2017’de görüldü. Tutuklu sanıkların tümünün hazır bulunduğu duruşmada Mahkeme Başkanı Taner Akıncı, üye hakimler Emre Efe Şimşek ve Özlem Atuk Şimşek yerlerini aldı.

Duruşma sonunda tutuklu gazeteciler Bünyamin Köseli ve Cihan Acar’ın adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verildi. Aksoy ve diğer sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Mahkeme heyeti kararında davanın aynı mahkemede “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla görülen dava ile birleştirilmesine karar verdi.

Birleştirme kararı sonrası ilk duruşma 24 Ekim 2017’de görüldü. Mahkemeye ulaşan Bank Asya ve ByLock kullanımına dair raporların okunmasından sonra sanık gazeteciler ve avukatları, kısaca söz aldı. Duruşma sonunda tutuklu bulunan Murat Aksoy ve Atilla Taş’ın tahliyesine karar verildi. Bu tahliyelerin ardından davada tutuklu yargılanan gazeteci sayısı 20’ye düştü.

Davanın bir sonraki duruşması ise 4 Aralık 2017’de görüldü. Duruşmada Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nden SEGBİS ile bağlanan bir tanık, Kaya’yı üniversite yıllarından tanıdığını belirterek, 2006 yılı civarında birlikte bir Kuran kursuna ve Fethullah Gülen grubunun “sohbet” diye adlandırılan dinî toplantılarına katıldıklarını söyledi. Ancak bunun üzerine söz alan Kaya, kendisinin 2005-2006 yıllarında İngiltere’de olduğunu ifade etti.

Tanık ifadelerinin dinlenmesinin ardından mütalaasını açıklayan savcı, tüm tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamını istedi. Tutuklu sanıklar hakkında tahliye çıkmazken, duruşma 6 Şubat 2018’e bırakıldı.

Savcı, 6 Şubat 2018’de İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada savcı esas hakkındaki mütalaasını sundu. Savcı, Kaya’nın da aralarında bulunduğu 13 sanık hakkında “anayasal düzeni bozma” suçlamasının düşürülmesini talep etti. Kaya’nın da aralarında bulunduğu 23 sanığın “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılması talep edildi. Gazeteciler Murat Aksoy ile birlikte Gökçe Fırat Çulhaoğlu’nun “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan cezalandırılması talep edildi. Mütalaada ayrıca haklarında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ve Bülent Ceyhan’ın dosyalarının ayrılması da talep edildi.

Savcı mütalaasının ardından söz alan avukatlar, dijital rapor ve diğer delillerin müvekkillerinin lehine olmasına rağmen cezalandırma talep edilmesine tepki gösterdi. Avukatların büyük bölümü ayrıca müvekkillerine yönelik “örgüt üyeliği” iddialarını sabit kılacak somut delillerin yer almadığına dikkat çekti. Bu duruşmada tutuklu Halil İbrahim Balta’nın sağlık sorunları nedeniyle adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verildi. Soruşturmanın genişletilmesi taleplerini reddeden mahkeme, diğer taleplerin esas hükümle birlikte karara bağlanmasına kararlaştırdı. Avukatların savunma için ek süre talebini kabul eden mahkeme heyeti bir sonraki duruşmanın 22 Şubat 2018’de görülmesine karar verdi.

Kaya, duruşmanın 22 Şubat’ta gerçekleşen oturumunda savunma yaptı. Kaya bilirkişi raporunun hakkındaki BYLOCK iddiasını çürüttüğünü söyledi. Kaya’nın savunmasının satır başları şöyleydi:

“Gazeteciliğe TRT’de başladım. Çeşitli kuruluşlarda çalıştım.

“2007’de gazetecilik ve dil eğitimimle ilgili 1 saatlik mülakatın ardından Akkuş’un onayıyla Zaman’da çalışmaya başladım. Haber kaynaklarım her zaman açık kaynaklardan oldu, gizli kaynaklardan haber almadım.

“Evimde el koyulan bilgisayarlar bana ait değil şirkete aittir, kaldı ki Yeni Hayat gazetesinde sadece 2 ay çalıştım. Darbe girişiminin ardından gazeteden ayrıldım. Bu bilgisayarları kimin önceden kimin kullanıldığını bilmiyorum.

“Yargılamanın genişletilmesini, tahliyemi, lehime olan tüm delillerin değerlendirilip uygulanmasını istiyorum.”

Duruşma kalan gazetecilerin savunmalarının alınması için 7-8 Mart 2018 tarihine ertelendi. Mahkeme heyeti 8 Mart’taki oturumun da sanıkların son sözünü aldı.

Kaya’nın son sözü şöyleydi:

“10 yıldır gazetecilik yapıyorum. Gözaltına alınana kadar sarı basın kartım vardı. Görev yaptığım süre boyunca başbakan ve bakanlarla onlarca ülkeye yolculuk yaptım. Makamlarında ağırlandım. Gazetecilik haricinde bir gayretim olmamıştır. Vereceğiniz karara saygı gösteriyorum. Sekiz yıl yöneticiliğimi yapanlara tanınan ayrıcalıktan ben de yararlanmak istiyorum.”

Mahkeme heyeti gün sonunda kararını açıkladı. Kaya’nın da aralarında bulunduğu 23 sanığın “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla cezalandırılmalarına karar verildi. Kaya’nın da aralarında bulunduğu 11 sanığın “örgüt üyesi olmak” suçlamasından alt sınırdan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmalarına hükmetti. Kaya’nın dışında aynı miktarda ceza gazeteciler şunlardı: Abdullah Kılıç, Bayram Kaya, Bünyamin Köseli, Cemal Azmi Kalyoncu, Cihan Acar, Habip Güler, Halil İbrahim Balta, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Yakup Çetin ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu.

Mahkeme, diğer 12 sanığı ise “suçun işleniş özellikleri ve suça yönelik kastın yoğunluğu” nedeniyle yine “örgüt üyesi olmak” suçlamasından 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Bu grupta yer alanlar şunlar: Ahmet Memiş, Ali Akkuş, Muhammed Sait Kuloğlu, Mustafa Erkan Acar, Mutlu Çölgeçen, Oğuz Usluer, Seyid Kılıç, Ufuk Şanlı, Ünal Tanık, Yetkin Yıldız, Cuma Ulus ve D. A..

Dava da yargılanan gazetecilerden Murat Aksoy “örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Gazeteci Atilla Taş’a da aynı suçlamadan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi. Mahkeme her iki sanığın da tutuksuzluğunun devamına hükmetti. Mahkeme heyeti Rotahaber’in genel yayın yönetmeni Ünal Tanık’ın eşi M. T.’nin’ ise beraatine karar verdi.

Kararda hakkında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ile Bülent Ceyhan’ın dosyasının ayrılmasını kararlaştırdı. Eski Zaman gazetesi çalışanı Emre Soncan’ın da dosyasının hakkındaki bir başka dava ile birleştirilmesi üzerine davadaki sanık sayısı 26’ya düştü.

İstinaf Süreci

Davanın gerekçeli kararının açıklanmasının ardından avukatlar kararı temyiz için istinaf mahkemesine taşıdı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, dosyayı 22 Ekim 2018’de karara bağladı. Mahkeme kararında temyiz başvurusunu reddederek, verilen hapis cezalarını onadı. Kararda tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi. BAM kararında, dosyada mevcut delillerin suçun ispatı bakımından yerinde ve yeterli olduğu ve yerel mahkemenin kararının hukuka uygun olduğu ifade edildi.

Yargıtay Süreci

İstinaf mahkemesi tarafından hapis cezalarının onaylanmasının ardından ceza miktarının beş yılın üzerinden olması nedeniyle Kaya ve diğer sanıklar için bu kez Yargıtay’a temyiz başvurusu yapıldı. Yargıtay Başsavcılığı, temyiz başvurusuna ilişkin sunduğu tebliğnamede, temyize taşınan davanın reddedilmesini talep etti. Yargıtay Başsavcılığı, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığını öne sürerek temyiz davasının esastan reddedilmesini ve gazetecilerin hükümlerinin onanmasını talep etti.

Dosya Yargıtay’da hala karara bağlanmayı bekliyor.

FETÖ Media Organization (Indictment)

FETÖ Media Organization (Reasoned Judgement)