Bünyamin Köseli

FETÖ Media Organization

15 Temmuz darbe girişiminin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Fetullah Terör Örgütü – Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PYD) medya yapılanması içerisinde yer aldıkları” iddiasıyla çoğunluğu gazeteci 35 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Hakkında gözaltı kararı verilenlerin isimleri, ilk olarak hükümete yakın basın organlarında yayımlandı. Anadolu Ajansı gözaltı kararını “FETÖ’nün medya yapılanmasına operasyan” şeklinde duyurdu. Soruşturma kapsamında ilk gözaltı operasyonları 26 Temmuz 2016’da yapıldı.

Soruşturma talimatı İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Fuzuli Aydoğdu tarafından verildi.

Bünyamin Köseli soruşturma kapsamında 27 Temmuz 2017’da İstanbul’da gözaltına alındı. Kendisiyle birlikte aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınanlar birlikte Vatan Emniyet Müdürlüğü yerine Gayrettepe’deki Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından 29 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’ne getirildi. Savcılık sorgusunun ardından 19 kişiyle birlikte tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Köseli sevk edildiği hakimlikçe “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla tutuklandı. Silivri Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Köseli ile birlikte aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan isimler arasında Nazlı Ilıcak, Seyit Kılıç, Abdullah Kılıç, Yakup Sağlam, Cihan Acar, Bayram Kaya, Emre Soncan, Mustafa Erkan Acar, Cemal Azmi Kalyoncu, Habip Güler, Mehmet Gündem, Cuma Ulus, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Haşim Söylemez, Ali Akkuş, Yakup Çetin ve Ufuk Şanlı gibi isimler de vardı. Bu isimler de çeşitli tarihlerde sevk edildikleri mahkemece tutuklandı.

Köseli, yargılandığı davanın 31 Mart 2017’de görülen duruşmasında tahliye oldu. Ancak henüz cezaevinden çıkmadan “darbeye teşebbüs etmek” suçlamasıyla başlatılan soruşturma kapsamında yeniden gözaltına alındı. Aynı gerekçeyle cezaevinden çıkmadan yeniden tutuklandı.

Gazeteci Bünyamin Köseli’nin aralarında bulunduğu 27’si gazeteci 29 sanık hakkındaki iddianame savcı Murat Çağlak tarafından hazırlandı. İddianame 196 sayfadan oluşuyordu.

Savcı Çağlak, iddianamenin 112 sayfasında “Fetullah Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ-PYD)” ile ilgili yapılanmasına, kuruluş dönemine dair kapsamlı bir değerlendirmede bulunuyor. Benzer davalarda da böylesi değerlendirmeler kullanılıyor. Bu metinler benzer davalarda (FETÖ Medya Ana Dava) ortak metinler olarak yargılamalarda karşımıza çıkabiliyor.

Köseli hakkındaki değerlendirmeler iddianamenin 130’uncu sayfasında başlıyor. Burada Köseli’nin “FETÖ irtibatı” iddiasıyla kapatılan Aksiyon Dergisi’nde muhabir olarak çalıştığı ve 2015 yılında “Çelik Kapılar Ardındaki Örgüt: DHKP-C” isimli kitabı yazdığı ve yayınladığı tespit edildiği bilgisine yer veriliyor.

Savcı Çağlak, “FETÖ mensuplarının Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhinde kamuoyu oluşturmak için twitter isimli web sitesinde troll tabir edilen sahte kullanıcı adları ile hesap oluşturup örgüt amacı doğrultusunda paylaşımda bulundukları”nı savunarak, Köseli’nin bu hesaplardaki paylaşımları retweet (tekrar paylaşım) yaptığı kaydedildi.

Savcı Çağlak, Köseli’nin sosyal medya hesabından yapmış olduğu 26 tweet ve tekrar paylaşımı da iddianameye koydu:

• “Biz gazetemizi kaybettik, onlar insanlığını, biz gazete açarız ama onlar bir da asla insan olacağa benzemiyor…”
• “Zaman’ın başına gelenler, eğer diğer cemaatlerin biraz aklı varsa çok iyi bir örnek. Biraz akılları varsa devletin planını anlarlar......”
• Said Sefa @sefa_said adresinden atılmış “Zaman ve Toda’ys Zaman editör, muhabir ve yazarlarına Haberdar’ın bütün sayfaları açıktır. Gazeteciliğin onuru her şeyden daha değerli.” şeklindeki tweeti retweet yapmak.
• Ahmet Memiş @ahmemis adresinden atılmış “RTE’nin sözleri Zaman’a el koymanın hukuki değil siyasi olduğunun itirafı. Bu kararı veren hakimler ileride kendini nasıl savunacak bakalım.” şeklinde atılmış tweeti retweet yapmak şeklinde.
• “Benim gazetem, hırsızların eli ona ulaşamadı, ulaşamayac.ak..”
• “Hacı Boydak, bizi bağ evinde ağırlamıştı. Bize elleri ile akşam yemeği hazırlamış, kamelyalarında yemiştik, tanıdığım en kibar insanlardandı” şeklinde; (İsmi geçen eski Boydak Holding yöneticilerin Hacı Boydak ile ilgili Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca örgütle iltisakı nedeni ile soruşturma yapıldı ve yargılaldı.)
• “Zaman’ın arşivinde binlerce değerli kitap vardı. Bunların kitapla işi de olmaz. En çokta kitaplar için üzgünüz…”
• “Şimdilik meselenin ciddiyetini kavrayan Yeni Asya grubu ile Alpaslan Kuytul’un grubu var. Biat eden devletin potasında eritilecek.........”
• “Yüzde 99’la da gelse artık kimse itiraz edemez… Cihan çok önemli bir boşluğu dolduruyordu....”
• “Gazetem, kapımda, çok mutluyum! Gerçekleri susturamazsınız!..”
• “Damat, ‘Bize 100 milyar dolar lazım’ diyordu geçenlerde. Nerden çıkaracaklarını sanıyorsunuz bu parayı?”
• “Doğan Medya’nın biati çare olmayacak çünkü mesele biati geçti, bunlar mala çöküyor ve bunlara para lazım, o da Doğan’da var…”

Savcı Çağlak, sosyal medya paylaşımları için “açık kaynak tespitleri örnek olarak alınmış olup dosya arasında çok sayıda tespit mevcuttur” diyor.

Sosyal medya paylaşımlarıyla ilgili bölümden sonra savcı Çağlak, Köseli’nin banka hesaplarına dair incelemenin sonucuna ilişkin “Bankasya’daki hesabında 2014 yılı Eylül Ayı ile 2015 yılı Mart ve Haziran aylarında artış olmuş ise de miktar itibarı ile anlamlı bulunmamıştır” değerlendirmesi yapıyor.

Savcı Çağlak, Köseli’nin “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep ediyor. Bu istemine ise iddianamede şöyle değerlenirmeyle yer veriyor:

“Şüphelinin TC devletine “katil” şeklinde yakıştırmada bulunan trol hesap paylaşımını retweet yaptığı, örgüt ile yapılan mücadeleyi itibarsızlaştırdığı, örgüt mensuplarının söylemlerini topluma duyurduğu ve örgütle mücadele kapsamında yapılan soruşturmaları ‘mala çökmek vb’ yakıştırmalarla topluma ilettiği, bu şekilde ki benzer söylemlerin fuatavni hesabında da sıkça paylaşıldığı tespit edilmiştir. Bu şekilde şüphelini de örgüt adına algı faaliyetlerinde bulunarak örgüt üyesi olduğu kanaatine varılmıştır.”

Çağlak’ın hazırladığı iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi. Yargılamanın ilk duruşmasında Köseli’nin de aralarında bulunduğu bazı isimler hakkında tahliye kararı verildi. Ancak henüz cezaevinden çıkmadan “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeni bir soruşturma kapsamında yeniden gözaltına alındı. Ardından da tutuklandı. Bu soruşturma ile ilgili de hakkında ikinci bir iddianame daha hazırlandı.

İkinci İddianame

İkinci iddianame İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından 5 Haziran 2017’de tamamlandı. Aynı mahkemeye sunularak, ikinci yargılama başladı. Ancak daha sonra bu iki yargılama da birleştirildi.

Bu iddianame ise 314 sayfadan oluştu. İddianame Köseli ile birlikte daha önceki iddianamede de sanık olarak yer alan 13 gazeteci hakkında hazırlandı.

Aynı şekilde iddianamenin ilk bölümü “FETÖ/PYD” yapılanması ve kuruluşunun yanısıra “hedef ve amaçlarına” dair 192 sayfalık değerlendirmeler yer aldı.

Savcı Fidan, Köseli ve diğer sanıklarla ilgili yapılan iletişimin tespitinde iddianamedeki sanıkların örgütünün haberleşme aracı olarak kullandığı iddia edilen BYLOCK programıyla iletişimde kurduklarına dair kayıtların olduğunu belirtti. İddianamede gazetecilerin yurtdışı çıkış kayıtları, sosyal medya paylaşımları, banka hesaplarındaki hareketlilik de deliller arasında gösterildi.

İddianamenin Köseli ile ilgili bölümü 260’ıncı sayfada başlıyor. Köseli’nin çalıştığı ve daha sonra kapatılan yayın organlarında sigorta kaydının olduğu bilgisine yer veriliyor.

Köseli’nin 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) sürecinde yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan PAK Medya İşçileri Sendikası’na üyeliğinin olduğu bilgisine yer veriliyor. Sendika hakkındaki bilgiler yer alıyor.

Diğer sanıklar da olduğu gibi Köseli’nin de Bank Asya’daki banka hesaplarındaki hareketlilik de iddianameye konuldu. Birçok davada Bank Asya’da hesabın bulunması ve çeşitli tarihlerde para yatırılması “suçlama” konusu yapılıyor. Bank Asya’nın “FETÖ’nün finans kaynağı” olduğu savunulurken, bankaya açılan soruşturma sonrasında Gülen’in çağrısıyla bu bankaya “destek olmak amacıyla” para yatırıldığı savunuluyor. Köseli’nin “31 Aralık 2013 ile 24 Aralık 2014 tarihleri arasında para artışı olan/yeni hesap açan şahıslar” listesinde olmadığı ancak 2013 Aralık ile 2016 Temmuz tarihleri arasında hesaptaki paranın zaman zaman arttığı/azaldığı bilgisine yer veriliyor. Ardından da bank ile ilgili tüm sanıkların kendileriyle ilgili bölümde yer alan ifadeler sıralanıyor.

Savcı Fidan, Köseli’nin banka hesaplarındaki hareketliliğin sayısını da iddianamede yer veriyor: 03 Ocak 2013 – 12 Temmuz 2016 tarihleri arasında bin 52 adet işlem kaydı. Aynı bölümde Köseli’nin eşi ve kardeşinin de Bank Asya’da hesaplarının olduğu bilgisi paylaşılıyor. Abisinin de “FETÖ üyesi olmak” iddiasıyla tutuklu olduğu ifade ediliyor.

Köseli’yle ilgili bölüm daha sonra iletişim tespitine dair araştırmalarla devam etti. Aynı gerekçelerle kapsamında tutuklu bulunan gazeteci Ahmet Memiş, Ayşenur Parıldak ve Haşim Söylemez’in de bulunduğu 28 kişiyle irtibatının olduğu kaydedildi. Gazetecilerin dışında irtibatı olan kişiler hakkında “FETÖ/PYD” soruşturması yürütüldüğü kimisinin tutuklu olduğu kaydedildi.

Savcı Fidan, kamuyounda “Tahşiye” olarak bilinen soruşturmayla ilgili olarak gözaltına alınan aralarında gazeteci Ekrem Dumanlı ve Hidayet Karaca’nın gözaltına alındığı operasyon sırasında gazete ve emniyet müdürlüğü çevresinde Köseli’nin bulunduğuna dair telefon sinyallerinin olduğunu kaydetti. Söz konusu operasyon sırasında Zaman Gazetesi ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü önünde protestolar yapılmıştı.

Savcı Fidan bu tespitler ışığında Köseli’nin de aralarında bulunduğu 13 sanığı “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün medya unsurları” şeklinde değerlendirerek, şüphelilerin “Anayasal düzeni ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini hedef alan terör örgütüyle organik bağ içerisinde ve amaçları doğrultusunda süreklilik ve çeşitlilik arz edecek şekilde örgütsel faaliyetlerde bulundukları” tespitinde bulundu.

Savcı Fidan, Köseli ve diğer sanıkların “örgütün algı faaliyetlerine katılmış olmaları nedeniyle”, “Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme” suçunu işlediklerini savundu. Bu kapsamda cezalandırılmalarını istedi. İddianamenin aynı mahkemede süren diğer dava ile birleştirillmesini talep ederek, iddianameyi İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sundu.

Gazeteci Bünyamin Köseli’nin de aralarında bulunduğu 27’si gazeteci 29 sanıklı dava hakkındaki iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek, yargılanmaya başlandı. Davanın ilk duruşması için 27-31 Mart 2017 tarihi belirlendi.

Davanın ilk duruşmasına 26 tutuklu, bir tutuksuz sanık katıldı. Sanıklardan gazeteci Said Sefa ile Bülent Ceyhan ise firari oldukları için duruşmaya katılmadı. Duruşmaya tek tutuksuz sanık gazeteci Ünal Tanık’ın eşi M.T. de katıldı. Duruşma ise sanık ve izleyici sayısının çok olması nedeniyle Çağlayan Adliyesi’nin zemin katındaki büyük salonda görüldü.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ilk olarak tutuklu sanıklardan gazeteciler Atilla Taş ve Murat Aksoy’un avukatı Ali Deniz Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’nın, İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimi iken Atilla Taş, Murat Aksoy, Mutlu Çölgeçen ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu hakkında tutuklama kararı verdiğini hatırlattı. Mevcut kanunlara göre soruşturmada görev yapan hakimin kovuşturmada görev yapamayacağını hatırlatan avukat Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’dan dosyadan el çekmesini, el çekmediği takdirde reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme, reddi hakim talebinin “usule uygun” olmadığı gerekçesiyle “oy birliği” ile reddetti.

Duruşma başlangıcında genelde olanın aksine jandarma görevlilerinin tavırları dikkat çekiciydi. Jandarmalar sanıklar ile yakınların birbirlerini görmelerini engelleyecek şekilde ayağa kalktı, mahkeme başkanının müdahalesi üzerine yeniden oturdu.

Mahkeme başkanının sanık savunmalarına geçme acelesi dikkat çekti. Çok sayıda dava olduğu yönünde açıklama yapan mahkeme başkanı Lorasdağı, avukatların reddi hakim talebini dinlemek istemedi. Sanıklardan Cihan Acar müdafii Gülşah Kaya, iddianame okunmadan savunmalara geçilmesi üzerine “İddianamenin okunmasını talep ediyorum. (Mahkeme başkanı tarafından sözünün kesilmesi üzerine) Duruşma böyle karşılıklı sürmez. Ben talepte bulunurum, siz karar veririsiniz. En azından iddianemeyi özetleme yükümlülüğünüz var” dedi, mahkeme cevap vermedi. İddianame okunmamasına rağmen tutanaklara “iddianame okundu” şeklinde geçmesine avukat Ömer Kavili “Yalan beyan olduğu kayıtlara geçsin” talebinde bulundu. Mahkeme heyeti cevap vermezken izleyiciler Kavili’yi alkışladı. Alkışlar üzerine mahkeme başkanı “Kimi alkışlıyorsunuz?” diye tepki gösterdi.

Kimlik tespitiyle devam eden duruşmada sanık gazeteciler savunma yaptı. Gazeteci Köseli, yaptığı savunmada işsiz kaldığı dönemde antikacı dükkanı açmaya hazırlandığını belirterek, darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz günü de babasıyla birlikte gün boyunca buna dair evrakları hazırlamak için koşuşturduklarını anlattı. Köseli, “Aynı akşam gerçekleştirilecek darbe girişiminden haberi olan bir kişi bu işlerle mi uğraşır? Birileri darbe planları yaparken, ben antikacı dükkanı açmak için uğraşarak mı darbeye katkı yapıyorum?” sorusunu yöneltti.

İddianamede deliller arasında Bank Asya’ya ait kredi kartı olduğu yönündeki tespiti hatırlatan Köseli, kendisinin on yıldır hiçbir bankaya ait kredi kartının bulunmadığını ve kullanmadığını kaydetti. Köseli, iddianameye konu yapılan telefon görüşmelerine dair söz konusu kişilerin büyük bir bölümün gazeteci olduğunu ve görüşmelerin suç unsuru taşımadığını ifade etti.

Köseli’nin ardından diğer sanıklar savunma yaptı. Duruşmanın karar oturumu 31 Mart’ta tamamlandı. Duruşma savcısı Köseli’nin de aralarında bulunduğu 13 kişinin tahliyesini talep ederken, mahkeme heyeti bu 13 kişiyle birlikte davanın 26 tutuklu sanığından toplam 21’inin tahliyesine karar verdi. Ancak duruşma savcısı aynı gün tahliye kararı verilen sekiz gazetecinin tahliyesine itiraz etti. Duruşma savcısının itirazını aynı gün işleme koyan 26. Ağır Ceza Mahkemesi talebi kabul ederek Ahmet Memiş, Hanım Büşra Erdal, Bayram Kaya, Cemal Azmi Kalyoncu, Cuma Ulus, Habib Güler, Halil İbrahim Balta ve Muhammet Said Kuloğlu hakkında yeniden yakalama kararı çıkardı ve söz konusu sekiz kişi tahliye olamadan cezaevinde kaldı.

Gazeteci Köseli ve hakkında tahliye kararı verilen 13 kişi ile ilgili ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı gün “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeni bir soruşturma kapsamında yeniden gözaltı kararı verdi. Bu kişiler de cezaevinden çıktıktan sonra gözaltına alınarak emniyet müdürlüğüne götürüldü. Burada sorgulanan Köseli ve şüpheliler çıkarıldıkları sulh ceza hakimliği tarafından tutuklanarak yeniden cezaevine gönderildi.

21 kişi hakkında tahliye kararı veren 25. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İbrahim Lorasdağı, hakimler Barış Cömert ve Necla Yeşilyurt Gülbiçim 3 Nisan 2017’de açığa alındı.

Davanın bir sonraki duruşması ise 27 Nisan 2017 tarihinde yapıldı. Bu duruşmada tanıklar dinlendi. Bir sonraki duruşma ise 6 Temmuz 2017’ye bırakıldı. Bu yargılama devam ederken “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeniden tutuklanan 13 gazeteci hakkında ikinci bir iddianame daha hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından hazırlanan iddianame, önceki yargılamanın sürdüğü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Duruşma sonunda tutuklu bulunan gazetecilerin ve avukatların tahliye talepleri reddedilerek, duruşma ileri bir tarihe ertelendi.

İkinci iddianamenin kabülüyle birlikte Köseli’nin de aralarında bulunduğu 13 kişi hakkındaki “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması 16 Ağustos 2017’de görüldü. Tutuklu sanıkların tümünün hazır bulunduğu duruşmada Mahkeme Başkanı Taner Akıncı, üye hakimler Emre Efe Şimşek ve Özlem Atuk Şimşek yerlerini aldı.

Bünyamin Köseli’nin avukatı olmadığı için yazı yazılmasına karar verildi. Savunma yapan Köseli ilk olarak önceki yargılamada tahliye kararı verildiğini hatırlattı. Köseli’nin savunmasından öne çıkan başlıklar şöyleydi:

“Benim Silivri’ye girdikten sonra gazetelerde okuduğum bir şey vardı ‘Darbe ne kadar sürede planlanır?’ Ben darbeden öncesine baktım. Zaman’a kayyum atandığında işsiz kaldım. Antikacı dükkanı açmak istiyordum. 2016 Mart’ından Temmuz’a kadar antikacı dükkanı açmak için gece gündüz çalıştım.

“15 Temmuz günü Adana’dan gelen babamla Avrupa yakasına, şirketimin açılış işlemleri için muhasebecimize gittik. Yani o gün darbe olacak, benim haberim var ama ben dükkan açmak için çırpınıyorum. O yüzden Silivri’deyim.

“Birileri seçilmiş hükümete darbe planlarken ben antikacı dükkanı açarak mı bu darbeye katkıda bulunmuş oluyorum?

“Benim tutukluluğuma devam kararı verirseniz lütfen kaçma şüphesi yazmayın. Gözaltı kararım çıktığında Bakırköy Adliyesi’ne gittim, hakkımda karar var diye polislere sordum. ‘Yok, yarın gel’ dediler. Ben ısrar edince TEM’i aradılar. Sonra TEM geldi. Ben iki saat boyunca kendi kendimi gözaltına aldırmaya çalıştım.

“Zaman’da beş yıl muhabir olarak çalıştım. Biz gazeteden Taksim’e araçla gitmek istediğimizde bile üç yöneticiden izin almamız gerekiyordu. Ben haberi yazar, teslim ederim. Gazetede çıkıp çıkmadığını okuyucuyla beraber görürüm. Bir defa bile yayın toplantısına katılmadım.

“AİHM’e başvurmadım. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, yani sizin, beni tahliye edecek güçte olduğunuzu düşünüyorum. Adalet gelecekse sizden gelmesini istiyorum.

“Neden benim tahliye kararıma saygı gösterilmedi? Cumhuriyet’ten arkadaşlar tahliye edildiler ve sevdiklerine kavuştular. Çok sevindik. Ama biz niye tahliye edilmedik? Biz o gün çok aşağılandık. Biz çıkınca Ege’den Avrupa’ya mı kaçacağız? Benim çıkınca gideceğim tek bir yer var o da ailemin köyü.”

Savunmaların ardından 18 Ağustos günü kararını açıklayan mahkeme heyeti Köseli ve gazeteci Cihan Acar’ın tahliyesine karar verdi. İki ayrı iddianamenin birleştirilmesi kararıyla davanın bir sonraki duruşması 24 Ekim 2017’ye bırakıldı.

Birleştirme sonrası ilk duruşma: 24 Ekim 2017

Duruşmada ilk olarak mahkemeye ulaşan Bank Asya ve BYLOCK kullanımına dair raporlar okundu. Ardından sanık gazeteciler ve avukatlar kısa söz aldı.

Davanın bir sonraki duruşması ise 4 Aralık 2017’ye bırakıldı. İki gün süren duruşmada tanıkların dinlenmesiyle başladı. Duruşmada Köseli ve hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar Said Sefa ve Bülent Ceyhan hakkında sorular sorular toplam altı tanık dinlendi. Duruşmaya İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nden bağlanan tanık kapatılan Aksiyon dergisi muhabiri Bünyamin Köseli hakkında verdiği ifadesinde Köseli’nin “himmet” adı altında para topladığına dair bilgisi olduğunu ancak kendisinin buna tanık olmadığını söyledi.

Duruşma sonunda savcı tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Duruşmada Zaman gazetesi eski ekonomi muhabirlerinden Halil İbrahim Balta sağlık sorunları nedeniyle adlî kontrol şartıyla tahliye edildi. Duruşmada savcı esas hakkındaki mütalaasını sundu. İkinci iddianame ile yargılanan 13 sanık hakkındaki “anayasal düzeni bozma” suçlamasının düşürülmesini talep eden savcı, buna karşın Murat Aksoy, Gökçe Fırat Çulhaoğlu ve Muhterem Tanık dışındaki tüm sanıkların “FETÖ/PDY örgütü üyeliği” suçlamasından cezalandırılmasını talep etti. Tutuksuz yargılanan Köseli ile birlikte Atilla Taş, Ali Akkuş, Bünyamin Köseli ve Cihan Acar’ın yeniden tutuklanmalarını talep etti. Hakkında yakalama kararı bulunan firari durumda olan Said Sefa ve Bülent Ceyhan’ın dosyalarının ayrılması da talep edildi.

Duruşma avukat ve sanıkların savunma için ek süre talebinin kabulüyle 22 Şubat 2018 tarihine ertelendi. İki gün süren duruşmada 13 sanık savunma yaptı. Mahkeme ara kararında iki firarî sanık Bülent Ceyhan ve Said Sefa’nın dosyalarının haklarında “örgüt üyeliği” suçundan açılan davalar nedeniyle ayrılmasına karar verdi. Mahkeme ayrıca, tutuklu yargılanan sanıklardan Emre Soncan’ın da dosyasının yine hakkındaki yeni bir davayla birleştirilmesine hükmetti. Bu ara kararlar sonucu davadaki toplam sanık sayısı 29’dan, 8’i tutuksuz olmak üzere 26’ya indi.

Kısa bir savunma yapan Köseli, tahliye edildikten sonra dükkân açtığını ve antikacılık yaptığını anlattı. Köseli, “Gazetecilik yaparken hep iyi bir entelektüel olmak istedim, hep bu tip haberler yaptım ve vicdanımla hareket ettim. Ben paradoksal bir hata görüyorum. Hiçbir zaman gizli saklım olmadı. Tahliye edildikten sonra da aynı telefonu kullanmaya devam ettim. Sadece DHKP-C ile değil birçok örgütle ilgili araştırma yaptım. Çünkü araştırmayı seviyorum” diye konuştu.

Davanın karar duruşması ise 7-8 Mart 2017’de görüldü. Daha önceki durumada savunma yapmayan sanıkları dinleyen mahkeme heyeti, verdiği kararda Köseli’nin de aralarında bulunduğu 23 kişinin “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi. Köseli’nin de aralarında bulunduğu 11 sanığa “silahlı terör örgütü üyeliği” suçundan alt sınırdan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmalarına hükmedildi. Mahkeme ayrıca tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin “hükmen tutuklu” olarak devamına karar verirken, daha önce tahliye edilen sanıklardan Ali Akkuş’un da yeniden tutuklanmasına hükmedildi. Önceden tahliye olan diğer sanıkların ise temyiz süresince tutuksuz hâlleri devam etti. Eski Zaman gazetesi çalışanı Emre Soncan’ın da dosyasının hakkındaki bir başka dava ile birleştirilmesi üzerine davada yargılaması yapılan sanık sayısı 26’ya düştü.

İstinaf Süreci

Köseli ve diğer sanık gazeteciler hakkında verilen hapis cezaları daha sonra istinaf mahkemesine taşındı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi temyiz başvurusunu reddederek, verilen hapis cezalarını onadı. Kararda tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi. BAM kararında, dosyada mevcut delillerin suçun ispatı bakımından yerinde ve yeterli olduğu ve yerel mahkemenin kararının hukuka uygun olduğu ifade edildi.

Yargıtay Süreci

Köseli’nin almış olduğu hapis cezasının beş yıl sınırının üzerinde olması nedeniyle bu kez Yargıtay’a temyiz başvurusu yapıldı. Yargıtay Başsavcılığı aralarında Köseli’nin de bulunduğu gazetecilerin temyiz başvurusuna dair verdiği tebliğnamede temyize taşınan davanın reddedilmesini talep etti. Yargıtay Başsavcılığı, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığını öne sürerek temyiz davasının esastan reddedilmesini ve gazetecilerin hükümlerinin onanmasını talep etti.

Dosya Yargıtay’da henüz karara bağlanmayı bekliyor.

FETÖ Media Organization (Indictment)

FETÖ Media Organization (Reasoned Judgement)