Cansever Uğur

Writer at BirGün Daily. He served in different positions at the paper, including a managerial position.

He is being tried with the accusation of making news of tweets of the account called “Fuat Avni”, during the term when the disassociation between Fetullah Gülen Congregation and AKP Government was starting to be visible.

Even though the articles subject to the accusation were written between August 2014 and April 2016, he is requested to be sentenced for from 7,5 years to 15 years of imprisonment in the scope of the case, opened in 2019 for “knowingly and willingly aiding an organisation without partaking in the hierarchical structure of the organisation” according to the Turkish Penal Code.

Uğur’s article published in BirGün at March 11th, 2016 with the title “Confidentiality order of Berkin investigation caused not to disrepute the murderer” was the subject of the accusation.

Uğur is being accused of “identifying officials on anti-terror duties as targets” for disclosing the identity of a police officer who was one of the suspects in the investigation regarding Elvan’s death.

Berkin Elvan Haberleri Davası

An investigation launched against newspapers BirGün and Cumhuriyet, regarding the articles that were published about the investigation of Berkin Elvan’s death during Gezi Protests.

Both of the articles subject to the investigation were published at March 11th, 2016, at Cumhuriyet Daily with the title “The police officer accused of shooting Berkin Elvan could not remember his place of duty” and at BirGün Daily with the title “Confidentiality order of Berkin investigation caused not to disrepute the murderer”.

Cansever Uğur had prepared the article at BirGün Daily.

Journalists were accused of disclosing the identity of a police officer who was one of the suspects at the ongoing investigation of Berkin Elvan’s death.

BirGün reporter Cansever Uğur, Cumhuriyet reporter Ali Açar and former Cumhuriyet reporter Canan Coşkun who had prepared the articles were accused of “identifying officials that were on anti-terror duties as targets”.

The indictment that accused journalists Ali Açar, Canan Coşkun and Cansever Uğur of “identifying officials who were on anti-terror duties as targets” was prepared by prosecutor Hidayet Sarıkaya. 3-page-long indictment was completed and presented to the court at November 21st, 2019.

Journalists were accused of disclosing the identity of a police officer who was one of the suspects at the ongoing investigation of Berkin Elvan’s death.

Prosecutor Sarıkaya, in the indictment, mentioned the titles of the articles, that were the subjects of the accusations. Both of the articles subject to the investigation were published at March 11th, 2016, at Cumhuriyet Daily with the title “The police officer accused of shooting Berkin Elvan could not remember his place of duty” and at BirGün Daily with the title “Confidentiality order of Berkin investigation caused not to disrepute the murderer”.

Indictment also included the journalists’ statements at the prosecutors office during the investigation.

Cansever Uğur did not add any comments to his statement at the prosecutor’s office and stated that the news were in the scope of public’s right to be informed and freedom of thought.

Prosecutor Sarıkaya argued that the article on BirGün Daily about death of Elvan had the name of the officer written as Emin Y. and the officer was identifiable from the photo.

Prosecutor, claimed that “Berkin Elvan’s death was exploited by some terrorist organisations” and the aforementioned articles “suspect officer was put on target for left organisations” and argued that Cansever Uğur had committed the crime of “identifying officials that were on anti-terror duties as targets”, regulated by the article 6/1 of the Anti-Terror Law.

Uğur was requested to be punished for the accused crimes from 1 year to 3 years of imprisonment and also to be bereaved of specific rights according to the article 53 Turkish Penal Code.

The indictment against the journalists was approved by Istanbul 34th Assize Court and a case was opened.

First hearing of the case will be held at April 9th, 2020.

Berkin Elvan Haberleri Davası (Indictment)

İnce, Uğur - Birgün Newspaper, Fuat Avni Trial

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 15 Temmuz 2019 darbe girişiminin ardından, yazılı ve görsel basın ile sosyal medya alanındaki “örgüt faaliyetleri” ile ilgili soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında, “Fuat Avni” adlı Twitter hesabı da inceleme altına alındı. “Fuat Avni” adlı Twitter hesabının “örgüt tarafından kullanıldığı” iddia edildi.

BirGün Gazetesi’nin internet sitesi de soruşturmaya dahil edildi.

BirGün Gazetesi’nin internet sitesinden ve Twitter hesabından 19 Mart 2014 ile 6 Aralık 2015 tarihleri arasında “Fuat Avni” içerikli 456 paylaşım yapıldığı öne sürüldü.

BirGün Gazetesi’nin internet sitesinin eski sorumlu haber müdürleri Cansever Uğur ve Barış İnce ile birlikte gazetenin yayıncı şirketinin iki yöneticisi soruşturma kapsamında savcılığa ifade vermeye çağrıldı.

Cansever Uğur savcılığa verdiği ifadede, BirGün Gazetesi olarak muhalif olduklarını söyledi. Uğur, “FETÖ olarak tabir edilen gruba karşı” yayınlarının olduklarını, devlet tarafından örgüt kabul edilmeden önce de mücadele ettiklerini söyledi. “Fuat Avni” Twitter hesabı ile ilgili olarak sadece BirGün Gazetesi’nin değil tüm yazılı ve görsel basında haberler yapıldığını belirtti.

BirGün Gazetesi’nin internet sitesinin eski sorumlu haber müdürleri Cansever Uğur ve Barış İnce ile birlikte gazetenin yayıncı şirketinin iki yöneticisi hakkındaki iddianame İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Murat Çağlak tarafından 16 Temmuz 2019’da tamamlandı.

16 sayfadan oluşan iddianamede, “FETÖ’nün yazılı ve görsel basın ile sosyal medyayı etkin olarak kullandığı” değerlendirmesi yapıldı. “Fuat Avni” adlı Twitter hesabından yapılan paylaşımlardan pek çok örnek verildi.

“Fuat Avni” adlı Twitter hesabından 2013 yılından itibaren ülke gündemini belirleyen paylaşımlar yapılmıştı. Bu paylaşımların birçoğu AKP iktidarı ile Fetullah Gülen Cemaati arasındaki ayrışmanın/çatışmanın yansımalarını içeriyordu. Örneğin Zaman Gazetesi’ne operasyon yapılacağı, operasyondan önce “Fuat Avni” adlı Twitter hesabından paylaşılmıştı.

BirGün Gazetesi ise iddianamede, “Fuat Avni” adlı Twitter hesabından yapılan paylaşımlar üzerinden haber yapmakla suçlandı. Suçlamalara delil olarak gösterilen 25 haber, 4 Ağustos 2014 ile 6 Nisan 2016 tarihleri arasında yayımlanmıştı.

İddianameye göre, BirGün Gazetesi’nin internet sitesinde “Fuat Avni” adlı Twitter hesabında paylaşıldıktan sonra “Fuat Avni’den yeni iddia! Yarın sabah operasyon kapıda”, “Fuat Avni’den seçim yorumu”, “Fuat Avni’nin önceden duyurduğu ‘paralel’ operasyon başladı” başlıklarında haberler yayımlandı.

25 haberin delil olarak sıralandığı iddianamede, “Yukarıdakilere benzer çok sayıda örnek olup, tamamını buraya alma imkanı olmadığından birkaç tanesi alınmıştır” ifadelerinin kullanılması dikkat çekti.

İddianamede, “Fuat Avni” adlı Twitter hesabının “FETÖ’nün kara propaganda hesabı” olduğu öne sürüldü. “Fuat Avni” adlı Twitter hesabından atılmış tweetlerin, “hiçbir teyide ihtiyaç hissedilmeksizin topluma duyurulduğu, hesabın popülaritesinin arttırıldığı” iddia edildi.

Bu haberlerle, “örgütle mücadele kapsamında yapılan soruşturmaların önceden topluma duyurulduğu, toplum üzerinde baskı ve korku aracı olarak kullanıldığı” öne sürüldü.

İddianamede Cansever Uğur’un Bylock kullanmadığı; “FETÖ ile iltisaklı derneklerde, şirketlerde Bank Asya’da” kaydının bulunmadığı belirtildi. Ayrıca “FETÖ’nün tepe yöneticileri ile irtibatının bulunmadığı” da ifade edildi. Ancak BirGün Gazetesi’nin internet sitesinin “örgütün amacına yönelik faaliyet yürüttüğü” iddia edildi.

İddianamede şu ifadelerin kullanılması ise dikkat çekti:

“Şüphelilerin örgüt ile hiyerarşik bağlarının olmadığı, geçmişte örgüt aleyhine çok sayıda haber yaptıkları anlaşılmıştır.”

Tüm bunlara rağmen Cansever Uğur’a, Türk Ceza Kanunu’nun 220/7 ve 314/2 düzenlemelerinde tanımlanan “Örgüt İçindeki Hiyerarşik Yapıya Dahil Olmamakla Birlikte, Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etmek” suçlaması yöneltildi. Ayrıca istenen cezasının Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1 düzenlemesi çerçevesinde yarı oranında arttırılması istendi. Böylece Uğur hakkında 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

BirGün Gazetesi’nin internet sitesinin eski sorumlu haber müdürleri Cansever Uğur ve Barış İnce ile birlikte gazetenin yayıncı şirketinin iki yöneticisi hakkındaki iddianame İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 30 Ağustos 2019’da kabul edildi.

Davanın ilk duruşması 26 Kasım 2019’da görüldü. Duruşmada beyanda bulunan Uğur, “Aleniyet kazanmış bilgiler gazetede yer alması gereken haberlerdir. Gazeteciler bu bilgileri yok sayamaz. Bizim yaptığımız da habercilik refleksidir. Biz başından beri FETÖ karşılığı yapmış bir gazeteyiz. Nasıl oluyor da yardım ettiğim belirtiliyor anlamış değilim” dedi.

Uğur’un “Böyle bir konu olsa yine haber yaparız,” demesi üzerine mahkeme başkanı “Gazeteciler olarak ülke bir daha bu pozisyona gelse herhalde artık araştırmadan haber yapmazsınız,” dedi. Uğur ise “Halkın haber alma hakkı için yine olsa aynı haberleri yaparız” şeklinde konuştu.

Avukat Tolgay Güvercin ise gazetenin attığı manşetlerin tamamen eleştiri niteliğinde olduğunu söyledi. Güvercin, mahkeme başkanın gazetecilere yönelttiği “Neyi eksik yaptınız diye düşündünüz mü” sorusunu hatırlatarak “Gazeteciler olarak bir şeyi eksik yaptıklarını düşünmüyorum” diye konuştu.

Sık sık gazeteciliğe yönelik sorular soran mahkeme başkanı, “Ben gazeteciliği bilmem, şunu soruyorum: gazeteciler olarak geriye dönük şöyle yapmasaydık dediğiniz oldu mu?” diye tekrar sordu.

Avukat Ali Deniz Ceylan da, “Gazetecilik nedir, ne değildir tartışması yapmanın yeri burası değildir” dedi.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, esasa ilişkin mütalaanın hazırlanması için savcıya süre verilmesine karar vererek bir sonraki duruşmayı 5 Mart 2020 tarihine bıraktı.

Mahkeme heyeti, tarafların esas hakkındaki savunma ve mütalaalarını hazırlamalarını istedi. Kararda, mahkeme heyeti gazetecilerin hangi oda, dernek ya da sendikaya üye olup olmadıklarını belirlemek için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yazı yazılmasına karar verdi.

Başka bir maddede ise, sanıkların otel giriş çıkışlarının tespiti için İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne talimat yazılarak, yanlarındaki kişilerin FETÖ ile ihtisaklı olup olmadıklarının belirlenmesi istendi.

1. Standing - Nov. 26, 2019


Birgün Gazetesi’nin internet sitesinin eski sorumlu müdürleri Barış İnce ve Cansever Uğur ile gazetenin yayıncı şirketinin iki yöneticisi hakkında “Fuat Avni” adlı twitter hesabından paylaşılanları haberleştirmek iddiası ile dava açıldı.

Barış İnce, Cansever Uğur ve gazetenin diğer iki yöneticisi hakkındaki iddianame, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Murat Çağlak tarafından 16 Temmuz 2019’da tamamlandı.

İnce ve Uğur, Gülen cemaati ile hükümet arasındaki çatışmanın görünür olmaya başladığı dönem “Fuat Avni” isimli twitter hesabından yapılan paylaşımları haberleştirdikleri gerekçesiyle “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” ile suçlandı.

İddianamede İnce ve Uğur’un “Bylock kullanmadıkları”, “FETÖ ile iltisaklı derneklerde, şirketlerde Bank Asya’da kayıtlarının bulunmadığı”, “FETÖ’nün tepe yöneticileri ile irtibatlarının bulunmadığı” belirtildi.

İddianamede İnce ve Uğur için şu ifadelerin kullanılması da dikkat çekti:

“Şüphelilerin örgüt ile hiyerarşik bağlarının olmadığı, geçmişte örgüt aleyhine çok sayıda haber yaptıkları anlaşılmıştır.”

Tüm bunlara rağmen iddianame ile İnce ve Uğur’a Türk Ceza Kanunu’nun 220/7 ve 314/2 maddelerinde tanımlanan “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlaması yöneltildi. Ayrıca istenen cezasının Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1 düzenlemesi çerçevesinde yarı oranında arttırılması istendi. Böylece İnce ve Uğur hakkında 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi.
İddianame 30 Ağustos 2019’da, İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Yargılamanın ilk duruşması, 26 Kasım 2019 tarihinde görüldü. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, esasa ilişkin mütalaanın hazırlanması için savcıya süre verilmesine karar vererek bir sonraki duruşmayı 5 Mart 2020 tarihine bıraktı. Mahkeme heyeti, tarafların esas hakkındaki savunma ve mütalaalarını hazırlamalarını istedi.

Kararda, mahkeme heyeti gazetecilerin hangi oda, dernek ya da sendikaya üye olup olmadıklarını belirlemek için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yazı yazılmasına karar verdi.

Başka bir maddede ise sanıkların otel giriş çıkışlarının tespiti için İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne talimat yazılarak, yanlarındaki kişilerin FETÖ ile ihtisaklı olup olmadıklarının belirlenmesi istendi. Davanın ikinci duruşması 5 Mart 2020 tarihinde görülecek.



Next Trial: March 5, 2020, 11 a.m.


Ömer Günaydın başkanlığında üye hakimler Ahmet Selçuk Özkan ve Onur Sert’ten oluşan mahkeme heyetinin yerini alması ile birlikte duruşma yaklaşık olarak bir buçuk saat gecikmeli olarak 12:10’da başladı. Duruşma savcısı İkram Coşkun’du. Duruşmada sanıklar ve avukatları hazır bulundu.

Duruşmada ilk olarak Barış İnce beyanda bulundu.

İnce, iddianamede belirtilen tarihlerde gazetenin yazı işleri müdürü olduğunu, Fuat Avni ile ilgili girilen haberlere dair bilgisinin olduğunu söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Fuat Avni ile ilgili haberleri sadece biz değil, ana akım da haber yaptı. Biz de o dönemde bu kişinin her yazdığının çıkmasından dolayı haber yaptık. O süreçte toplumda ‘Fuat Avni kimdir’ tartışması başlamıştı. Hatta Bülent Arınç, ‘Evliya mı bu kişi’ demişti. Fuat Avni’nin Bakanlar Kurulundan haber sızdırıyor olmasından dolayı bakan olabileceğini düşündük. Benim ve gazetenin siyasi çizgisi ortadadır. Herhangi bir kasıt amacımız yoktur. Suçlamaları kabul etmiyorum” dedi.

Fuat Avni’nin Twitter fenomeni olduğunu söyleyen İnce, “Sosyal medya artık bir kaynak. Aleniyeti var. Twitter ya da Facebook artık aleni bir durumdur. Wikileaks gibidir. Fuat Avni haberlerini kamuoyu merak ediyor. Böyle olunca da haber niteliği taşıyor” dedi.

BirGün gazetesinin kurulduğu günden beri FETÖ dahil tarikatlarla mücadele eden bir yayın çizgisinde olduğunu ifade eden gazetenin dönemin politika editörü Cansever Uğur da “Aleniyet kazanmış bilgiler gazetede yer alması gereken haberlerdir. Gazeteciler bu bilgileri yok sayamaz. Bizim yaptığımız da habercilik refleksidir. Biz başından beri FETÖ karşılığı yapmış bir gazeteyiz. Nasıl oluyor da yardım ettiğim belirtiliyor anlamış değilim” dedi.

Uğur’un “Böyle bir konu olsa yine haber yaparız,” demesi üzerine mahkeme başkanı “Gazeteciler olarak ülke bir daha bu pozisyona gelse herhalde artık araştırmadan haber yapmazsınız,” dedi. Uğur ise “Halkın haber alma hakkı için yine olsa aynı haberleri yaparız” şeklinde konuştu.

Avukat Tolgay Güvercin ise gazetenin attığı manşetlerin tamamen eleştiri niteliğinde olduğunu söyledi. Güvercin, mahkeme başkanın gazetecilere yönelttiği “Neyi eksik yaptınız diye düşündünüz mü” sorusunu hatırlatarak “Gazeteciler olarak bir şeyi eksik yaptıklarını düşünmüyorum” diye konuştu.

Sık sık gazeteciliğe yönelik sorular soran mahkeme başkanı, “Ben gazeteciliği bilmem, şunu soruyorum: gazeteciler olarak geriye dönük şöyle yapmasaydık dediğiniz oldu mu?” diye tekrar sordu.

Avukat Ali Deniz Ceylan da, “Gazetecilik nedir, ne değildir tartışması yapmanın yeri burası değildir” dedi.


Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, esasa ilişkin mütalaanın hazırlanması için savcıya süre verilmesine karar vererek bir sonraki duruşmayı 5 Mart 2020 tarihine bıraktı. Mahkeme heyeti, tarafların esas hakkındaki savunma ve mütalaalarını hazırlamalarını istedi.

Kararda, mahkeme heyeti gazetecilerin hangi oda, dernek ya da sendikaya üye olup olmadıklarını belirlemek için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yazı yazılmasına karar verdi.

Başka bir maddede ise sanıkların otel giriş çıkışlarının tespiti için İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne talimat yazılarak, yanlarındaki kişilerin FETÖ ile ihtisaklı olup olmadıklarının belirlenmesi istendi.


Duruşma Öncesi

Adliye girişinde gazeteciler ve yurttaşlar X-Ray cihazından geçirildi. Duruşmanın yapıldığı salonun bulunduğu koridor bariyerlerle kapalıydı. Gazeteciler ve izleyicilere engel çıkarılmadı. Duruşma salonunun önünde beklenilmesine izin verildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonunda sanık ve avukatları için yer ayrılmıştı. Aynı şekilde izleyici ve gazeteciler için de 25 kişilik yer ayrılmıştı. SEGBİS için iki ayrı TV ekranı kuruluydu. Adliyenin orta büyüklükteki bir duruşma salonunda duruşma görüldü.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı ÖDP, TGS, P24, MLSA ve bazı gazeteciler izledi.

Genel Gözlemler

10:40’ta başlaması beklenen duruşma, 12:05’te bekledi. Mahkeme başkanının gazetecilere “Neyi eksik yaptınız diye düşündünüz mü?”, “Bir daha olsa yapar mıydınız”, “Ders çıkardınız mı”, “Gazetecilerin artık bilgiyi teyit etmesi gerekmiyor mu?” şeklinde sorular sorması dikkat çekti. Mahkeme başkanın soruları üzerine avukatlar mahkeme başkanına tepki gösterdi. Avukatlar “gazetecilik tartışmasının yeri burası değil” diye yanıt verdi.

Mahkeme başkanını soruları salonda gülüşmelere neden oldu.

İnce, Uğur - Birgün Newspaper, Fuat Avni Trial (Indictment)

İnce, Uğur - Birgün Newspaper, Fuat Avni Trial 1. Standing (Minutes of the Hearing)