Cemal Azmi Kalyoncu

FETÖ Media Organization

15 Temmuz darbe girişiminin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Fetullah Terör Örgütü – Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PYD) medya yapılanması içerisinde yer aldıkları” iddiasıyla çoğunluğu gazeteci 35 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Hakkında gözaltı kararı verilenlerin isimleri, ilk olarak hükümete yakın basın organlarında yayımlandı. Anadolu Ajansı gözaltı kararını “FETÖ’nün medya yapılanmasına operasyan” şeklinde duyurdu.

Soruşturma talimatı İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Fuzuli Aydoğdu tarafından verildi.

Kalyoncu soruşturma kapsamında 26 Temmuz 2017’da İstanbul’da gözaltına alındı. Kendisiyle birlikte aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınanlar birlikte Vatan Emniyet Müdürlüğü yerine Gayrettepe’deki Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından 30 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’ne getirildi. Savcılık sorgusunun ardından 19 kişiyle birlikte tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Kalyoncu ve beraber tutuklamaya sevk edilen 17 kişi hakkında hakimlik tarafından “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklama kararı verildi.

Tutuklama kararı sonrası Silivri Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Kalyoncu ile birlikte aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan isimler arasında Nazlı Ilıcak, Seyit Kılıç, Bünyamin Köseli, Abdullah Kılıç, Yakup Sağlam, Cihan Acar, Bünyamin Köseli, Emre Soncan, Mustafa Erkan Acar, Habip Güler, Mehmet Gündem, Cuma Ulus, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Haşim Söylemez, Ali Akkuş, Yakup Çetin ve Ufuk Şanlı gibi isimler de vardı. Bu isimler de çeşitli tarihlerde sevk edildikleri mahkemece tutuklandı.

Gazeteci Kalyoncu’nun da aralarında bulunduğu 27’si gazeteci 29 sanık hakkındaki iddianame savcı Murat Çağlak tarafından hazırlandı. İddianame 196 sayfadan oluşuyordu.

Savcı Çağlak, iddianamenin 112 sayfasında “Fetullah Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ-PDY)” ile ilgili yapılanmasına, kuruluş dönemine dair kapsamlı bir değerlendirmede bulunuyor. Benzer davalarda da (FETÖ Ana Medya Davası gibi) böylesi değerlendirmeler kullanılıyor.

Kalyoncu hakkındaki değerlendirmeler iddianamenin 133’üncü sayfasında başlıyor. Burada Kalyoncu’nun bir dönem çalıştığı ve Mart 2016’da İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği’nce 4 Mayıs 2016’da kayyum atanan Zaman Gazetesi’nde çalıştığı bilgisi yer alıyor. İddianamede Kalyoncu ve diğer sanıklarla ilgili yapılan iletişimin tespitinde iddianamedeki sanıkların örgütünün haberleşme aracı olarak kullandığı iddia edilen Bylock programıyla iletişimde kurduklarına dair kayıtların olduğuna yer veriliyor. İddianamede gazetecilerin yurtdışı çıkış kayıtları, sosyal medya paylaşımları, banka hesaplarındaki hareketlilik de deliller arasında gösteriliyor.

Savcı Çağlak, diğer sanıklarla ilgili sosyal medya hesapları için yaptığı değerlendirmeyi Kalyoncu için de yapıyor: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhinde kamuoyu oluşturmak için twitter isimli sitede sahte kullanıcı adlarıyla hesap oluşturup… Şüpheliye ait’“cemalkalyonc’” hesabından, yukarıdaki hesaplardan yapılmış paylaşımlardan bazılarını retweet (tekrar paylaşma) yaptığı.”

İddianamede Kalyoncu’nun kaleme aldığı “Nurlu Hayatlar” isimli kitapta Fetullah Gülen’i öven bölümlerin olduğunu belirtiyor.

Sonraki bölümde ise Kalyoncu’nun sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlarına yer veriliyor:

• … adresinden atılan “Medyascope, Gazeteport, Rotahaber, ABC Gazetesi ve Karşı Gazete’nin internet sitelerine erişim engellendi” şeklindeki tweeti reetwet yaptığı .
• … adresinden atılan “Haber portalları @Rotahaber @karsigazete @Medyascopetv ve @CanErzincan_TV internet sitelerine açıktan erişim TİB tarafından engellendi.” şeklindeki tweeti reetwet yaptığı.
• T24 @t24comtr adresinden atılan “Gülen: Uluslararası bir komisyon darbeyi araştırsın, sonucunu şimdiden kabul ediyoruz” şeklindeki tweeti reetwet yaptığı.
• T24 @t24comtr adresinden atılan “Fehmi Koru: ‘Darbenin beyni’ Gülen olabilir mi? Olmasa da oldu bile.. ” şeklindeki tweeti reetwet yaptığı.
• … adresinden atılan “Bu kanunun amacı Yargıtay’ı küçültmek değil biat etmeyenleri tasfiye etmektir.” şeklindeki tweeti reetwet yaptığı.
• “Daha neler!! Elif Çakır’dan Erdoğan’a: Acı acı on7yirmi5.com/gundem/elif- cakır@onyediyirmibes aracılığıyla” şeklinde tweet attığı anlaşılmıştır.

Ardından Kalyoncu’nun ev aramasında el konulan materyallerine yer veriliyor. Bilgisiyar ve telefon bilgileri yer alırken, inceleme sonuçlarına dair bir bilgi yer almıyor.

Bu tespitlerin ardından Kalyoncu’nun ifadesinin özetine yer veriliyor: “Türkiye Gazeticiler Cemiyeti, Türkiye Gazeticiler Sendikası ve Ekonomi Gazeteciler Derneği üyelikleri dışında herhangibir kurum veya kurulaşa üyeliğinin olmadığını, Fetullah Gülen Cemaati ile herhangi bir yasal veya özel bağının olmadığını, çalıştığı dergi ve gazetenin bu cemaate ait olup olmadığını bilmediğini,tespit edilen yazı ve paylaşımların kendisine ait olduğunu, ancak yazarken veya paylaşım yaparken herhangi bir cemaatkurum veya kuruluş lehine veya aleyhine yazmadığını, tamamen gazetecilik yaptığını, FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısının olmadığını, suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.”

İddianamede Kalyoncu ile ilgili bölüm savcı Çağlak’ın değerlendirmeleriyle son buluyor. Bu bölümde iddianameye konulan paylaşımlar “örgüt üyelerinin karapropaganda yaptıkları konular arasında yer almaktadır” kapsamında değerlendiriliyor.

Aynı bölümde mahkeme kararıyla 28 Ocak 2015’te yönetimi değiştirilen Bugün TV’nin, Can Erzincan TV’nin “propaganda aracı” olduğu değerlendiriliyor. FETÖ yayın organı olduğu öne sürülen Can Erzincan TV, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı talimatı sonrası 14 Temmuz 2016’da kapatılmıştı. Gazeteciler Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın Can Erzincan TV’de 15 Temmuz’dan bir gün önce yaptıkları programdaki yorumları, FETÖ Medya Ana Dava’da suçlamalar arasında bulunuyor. Bu programa konuk olarak katılan Mehmet Altan da aynı davada yargılanıyor.

Savcı Çağlak, bu tespitlerle Kalyoncu’nun “örgüt adına algı faaliyetlerine katılarak örgüt üyesi olduğu kanaatine varılmıştır” değerlendirmesinde bulunarak, cezalandırılmasını talep ediyor.

Çağlak’ın hazırladığı iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi.

Gazeteci Cezmi Azmi Kalyoncu ile birlikte 27’si gazeteci 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame 13 Şubat 2017’de kabul edildi. Ardından İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce duruşma günü belirlendi. Davanın ilk duruşması için 27-31 Mart 2017 tarihi olarak belirlendi.

İlk duruşmaya Kalyoncu’nun da aralarında bulunduğu 26 tutuklu, bir tutuksuz sanık katıldı. Sanıklardan hakkında yakalama kararı bulunan gazeteci Said Sefa ile Bülent Ceyhan ise firari oldukları için katılmadı. Duruşmaya tek tutuksuz sanık gazeteci Ünal Tanık’ın eşi M.T. de katıldı. Duruşma ise sanık ve izleyici sayısının çok olması nedeniyle Çağlayan Adliyesi’nin zemin katındaki büyük salonda görüldü.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ilk olarak tutuklu sanıklardan gazeteciler Atilla Taş ve Murat Aksoy’un avukatı Ali Deniz Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’nın İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimi iken Atilla Taş, Murat Aksoy, Mutlu Çölgeçen ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu hakkında tutuklama kararı verdiğini hatırlattı. Mevcut kanunlara göre soruşturmada görev yapan hakimin kovuşturmada görev yapamayacağını hatırlatan avukat Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’dan dosyadan el çekmesini, el çekmediği takdirde reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme, reddi hakim talebinin “usule uygun” olmadığı gerekçesiyle “oy birliği” ile reddetti..

Duruşma başlangıcında genelde olanın aksine jandarma görevlilerinin tavırları dikkat çekiciydi. Jandarmalar sanıklar ile yakınların birbirlerini görmelerini engelleyecek şekilde ayağa kalktı, mahkeme başkanının müdahalesi üzerine yeniden oturdu. Mahkeme başkanının sanık savunmalarına geçme acelesi dikkat çekti. Çok sayıda dava olduğu yönünde açıklama yapan mahkeme başkanı Lorasdağı, avukatların reddi hakim talebini dinlemek istemedi.

Sanıklardan Cihan Acar müdafii Gülşah Kaya, iddianame okunmadan savunmalara geçilmesi üzerine “İddianamenin okunmasını talep ediyorum. (Mahkeme başkanı tarafından sözünün kesilmesi üzerine) Duruşma böyle karşılıklı sürmez, Ben talepte bulunurum, siz karar veririsiniz. En azından iddianemeyi özetleme yükümlülüğünüz var” dedi, mahkeme cevap vermedi. İddianame okunmamasına rağmen tutanaklara “iddianame okundu” şeklinde geçmesine avukat Ömer Kavili “Yalan beyan olduğu kayıtlara geçsin” talebinde bulundu, mahkeme heyeti cevap vermezken izleyiciler Kavili’yi alkışladı. Alkışlar üzerine mahkeme başkanı “Kimi alkışlıyorsunuz?” diye tepki gösterdi.

Kimlik tespitiyle devam eden duruşmada sanıklar savunma yaptı. Davanın ilk günkü oturumunda tutuklu gazeteci ve yazarlardan Ahmet Memiş, Abdullah Kılıç, Atilla Taş, Ali Akkuş ve Bayram Kaya savunmalarını yaptı. Beş gün süren duruşmaların ardından 31 Mart günü aralarında Kalyoncu ve dört gazeteci dışında 21 tutuklu gazeteci sanık hakkında tahliye kararı verildi. Ancak sekiz diğer sanık, savcının itirazının İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edilmesinin ardından cezaevini terk etmeden yeniden tutuklandı. Hakkında tahliye kararı verilen 13 kişi ise “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeni bir soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Cezaevinden tahliye olmadan gözaltına alınan 13 gazeteciden 12’si iki haftalık gözaltı sürecinden sonra yeniden tutuklandı. İlk duruşma sonunda serbest kalan tek gazeteci Ali Akkuş oldu.

21 kişi hakkında tahliye kararı veren 25. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İbrahim Lorasdağı, hakimler Barış Cömert ve Necla Yeşilyurt Gülbiçim 3 Nisan 2017’de açığa alındı.

Davanın bir sonraki duruşması 27 Nisan 2017’de görüldü. Bu duruşmada gazeteciler önceki heyetin açığa alınması nedeniyle yeni bir mahkeme heyeti tarafından yargılandı. Duruşma sonunda 20 sanığın da tutukluluk halinin devamına karar verilerek, bir sonraki duruşma 6 Temmuz 2017 tarihine bırakıldı. Bu duruşmada da sanıkların tutukluluklarına devam kararı verildi.

Bu yargılama devam ederken aynı davada yargılanan 13 gazetecinin hakkında hazırlanan iddianamenin de ilk duruşması 16 Ağustos’ta görüldü. Bu duruşmada iki gazeteci tahliye olurken, davanın Kalyoncu’nun da yargılandığı “örgüt üyesi olmak” suçlamasının yöneltildiği davayla birleştirilmesine karar verildi.

Birleştirme kararı sonrası ilk duruşma ise 24 Ekim 2017’de görüldü. 24 Ekim 2017’de duruşmada savcının talebi doğrultusunda verilen ara kararla, Atilla Taş, Murat Aksoy ve D. A. tahliye edilirken, aralarında Kalyoncu’nun da bulunduğu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Mahkemeye Bank Asya ve Bylock kullanımına dair raporlar sunulurken, bu duruşmada raporlar okundu. Sanık gazeteciler ve avukatları raporlara dair kısaca söz aldı. Bank Asya raporuna göre altı kişinin Bank Asya’da hesabının bulunmadığı, tutuklu dört sanığın Bank Asya’daki hesaplarının şüpheli olduğu, diğer sanıkların ise bankada hesabının bulunduğu ancak hayatın olağan akışına aykırı bir hareketin söz konusu olmadığı kaydedildi.

Birleştirme kararı sonrası ikinci duruşma 3-4 Aralık 2018’de görüldü. İki gün süren duruşma tanıkların dinlenmesiyle başladı. Duruşmada tanıklara bir önceki duruşmada tahliye edilen Bünyamin Köseli, hakkında yakalama kararı bulunan Sait Sefa ve tutuklu sanıklar Bayram Kaya, Ahmet Memiş ve Muhammed Sait Kuloğlu hakkında sorular sorulurken toplam altı tanık dinlendi. Tanık ifadelerinin ardından mütalaasını açıklayan savcı, tüm tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamını istedi. Daha sonra tanık beyanlarına ilişkin olarak söz alan sanıklardan Seyit Kılıç ve Ufuk Şanlı HTS kayıtlarına dayalı Bylock raporlarına itiraz ederek, telefon HTS kayıtlarıyla Bylock kullanımını gösterdiği iddia edilen telefon HTS kayıtlarının birbiriyle çeliştiklerini anlattı.

Savcı 6 Şubat 2018 tarihindeki duruşmada mütalaasını sundu. Mütalasında Kalyoncu’nun da aralarında bulunduğu 23 kişinin “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep etti. Duruşma avukatların savunma için ek süre talebinin kabul edilmesiyle 22 Şubat 2018’e bırakıldı. Bu duruşmada sağlık sorunları nedeniyle Halil İbrahim Balta’nın tahliyesine karar verildi. Savcı mütalaasının ardından söz alan avukatlar, dijital rapor ve diğer delillerin müvekkillerinin lehine olmasına rağmen cezalandırma talep edilmesine tepki gösterdi. Avukatların büyük bölümü ayrıca müvekkillerine yönelik “örgüt üyeliği” iddialarını sabit kılacak somut delillerin yer almadığına dikkat çekti.

Kalyoncu, 22-23 Şubat tarihinde görülen duruşmanın ikinci oturumunda savunma yaptı. Kalyoncu, Zaman gazetesinde 21 yaşında başka yerde iş bulamadığı için çalıştığını, ardından Aksiyon’dan kadrolu bir teklif alınca düşünmeden kabul ettiğini söyledi. O dönemde Aksiyon dergisinde Fehmi Koru, Ahmet Taşgetiren, Ayşe Böhürler ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu gibi isimlerin yazdığını hatırlatan Kalyoncu, “Aksiyon’da çalışmaktan dolayı örgüt üyeliğinden suçlanıyorum, o hâlde bu derginin bunca sene çıkmasına nasıl izin verildi?” diye sordu.

Kalyoncu’nun avukatı Hacer Kutay ise bu davalarla birlikte “literatüre ‘örgüt adına algı yaratma’ tabirinin girdiğini belirtti. Av. Kutay, “Bu tabirlerle somut deliller yok sayılmakta, yargılama gerçeklere değil niyet okuyuculuğuna dayanmaktadır” dedi.

Karar Duruşması

Bir grup gazetecinin savunmasının alınması ve yargılamanın karara bağlanması için duruşma 7-8 Mart 2018 tarihine bırakıldı.

Davanın karar duruşmasında önceki celse savunma yapmayan gazeteciler savunma yaptı. Duruşmanın ikinci gününde sanıklara son sözleri soruldu. Kalyoncu’nun son sözü, “46 yıllık ömrümde örgüt üyeliği ile ilgim olmadı. Adaletin tecelli edeceğine inanıyorum” oldu.

Son sözlerin alınmasının ardından mahkeme heyeti kararını açıkladı. Kararda Kalyoncu ile birlikte 13 sanığın “örgüt üyesi olmak” cezalandırılmasına karar verildi. Kalyoncu ile birlikte “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla hapis cezası verilen 11 gazetecinin suçlamanın alt sınırdan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmalarına hükmedildi. Bu sanıklar şunlardı: Abdullah Kılıç, Bayram Kaya, Bünyamin Köseli, Hanım Büşra Erdal, Cihan Acar, Habip Güler, Halil İbrahim Balta, Hüseyin Aydın, Yakup Çetin ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu. Mahkeme, diğer 12 sanığın ise “suçun işleniş özellikleri ve suça yönelik kastın yoğunluğu” nedeniyle yine “örgüt üyesi olmak” suçlamasından 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Bu grupta yer alanlar şunlar: Ahmet Memiş, Ali Akkuş, Muhammed Sait Kuloğlu, Mustafa Erkan Acar, Mutlu Çölgeçen, Oğuz Usluer, Seyid Kılıç, Ufuk Şanlı, Ünal Tanık, Yetkin Yıldız, Cuma Ulus ve D. A..

Gazeteci Murat Aksoy “örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Aksoy ile birlikte Atilla Taş’a da aynı suçlamadan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi. Mahkeme, her iki sanığın da tutuksuzluğunun devamına hükmetti. Mahkeme heyeti Rotahaber’in genel yayın yönetmeni Ünal Tanık’ın eşi M. T.’nın da beraatine karar verdi.

Mahkeme ayrıca tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin “hükmen tutuklu” olarak devamına karar verdi. Daha önce tahliye edilen sanıklardan Ali Akkuş’un da yeniden tutuklanmasına hükmedildi. Önceden tahliye olan diğer sanıkların ise temyiz süresince tutuksuz hâlleri devam etti. Kararda hakkında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ile Bülent Ceyhan’ın dosyasının ayrılmasını kararlaştırdı. Eski Zaman gazetesi çalışanı Emre Soncan’ın da dosyasının hakkındaki bir başka dava ile birleştirilmesi üzerine davada yargılaması yapılan sanık sayısı 26’ya düştü.

İstinaf Süreci

Davanın gerekçeli kararının açıklanmasının ardından istinaf mahkemesine temyiz başvurusunu yapıldı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 22 Ekim 2018 tarihinde vermiş olduğu kararında temyiz talebini reddederek, cezaları onadı. Mahkeme tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin de devamına hükmetti. Avukatların duruşma taleplerine karşın duruşmasız olarak verilen istinaf kararında, dosyada mevcut delillerin suçun ispatı bakımından yerinde ve yeterli olduğu ve yerel mahkemenin kararının hukuka uygun olduğu ifade edildi.

Yargıtay Süreci

İstinaf mahkemesinin temyiz başvurusunu reddetmesi üzerine 23 sanık için cezalarının beş yıl sınırın üzerinde olması nedeniyle bu kez Yargıtay’a temyiz başvurusu yapıldı. Yargıtay Başsavcılığı, temyiz başvurusuna dair verdiği tebliğnamede temyize taşınan davanın reddedilmesini talep etti. Yargıtay Başsavcılığı, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığını öne sürerek temyiz davasının esastan reddedilmesini ve gazetecilerin hükümlerinin onanmasını talep etti.

FETÖ Media Organization (Indictment)

FETÖ Media Organization (Reasoned Judgement)