Cihan Acar

FETÖ Media Organization

15 Temmuz darbe girişiminin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Fetullah Terör Örgütü – Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) medya yapılanması içerisinde yer aldıkları” iddiasıyla çoğunluğu gazeteci 35 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Hakkında gözaltı kararı verilenlerin isimleri, ilk olarak hükümete yakın basın organlarında yayımlandı. Anadolu Ajansı gözaltı kararını “FETÖ’nün medya yapılanmasına operasyon” şeklinde duyurdu.

Soruşturma talimatı İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Fuzuli Aydoğdu tarafından verildi. Soruşturmada ilk gözaltı operasyonu 26 Temmuz 2016’da yapıldı.

Acar soruşturma kapsamında 29 Temmuz 2017’da İstanbul’da gözaltına alındı. Kendisiyle birlikte aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınanlar birlikte Vatan Emniyet Müdürlüğü yerine Gayrettepe’deki Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından 30 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’ne getirildi. Savcılık sorgusunun ardından 19 kişiyle birlikte tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Acar ve beraber tutuklamaya sevk edilen 17 kişi hakkında hakimlik tarafından “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklama kararı verildi.

Tutuklama kararı sonrası Silivri Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Acar ile birlikte aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan isimler arasında Nazlı Ilıcak, Seyit Kılıç, Cezmi Azmi Kalyoncu, Bünyamin Köseli, Abdullah Kılıç, Yakup Sağlam, Cihan Acar, Bünyamin Köseli, Emre Soncan, Mustafa Erkan Acar, Habip Güler, Mehmet Gündem, Cuma Ulus, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Haşim Söylemez, Ali Akkuş, Yakup Çetin ve Ufuk Şanlı gibi isimler de vardı. Bu isimler de çeşitli tarihlerde sevk edildikleri mahkemece tutuklandı.

Gazeteci Cihan Acar’ın aralarında bulunduğu 27’si gazeteci 29 sanık hakkındaki iddianame savcı Murat Çağlak tarafından hazırlandı. İddianame 196 sayfadan oluşuyordu.

Savcı Çağlak, iddianamenin 112 sayfasında “Fetullah Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ-PDY)” ile ilgili yapılanmasına, kuruluş dönemine dair kapsamlı bir değerlendirmede bulunuyor. Benzer davalarda da (FETÖ Ana Medya Davası gibi) böylesi değerlendirmeler kullanılıyor.

Acar hakkındaki değerlendirmeler iddianamenin 136’ıncı sayfasında başlıyor. Burada Acar’ın bir dönem çalıştığı kayyum atanan Zaman Gazetesi’nde çalıştığı daha sonra kayyum tarafından işine son verildiği kaydediliyor. İddianamede Acar ve diğer sanıklarla ilgili yapılan iletişimin tespitinde iddianamedeki sanıkların örgütünün haberleşme aracı olarak kullandığı iddia edilen Bylock programıyla iletişimde kurduklarına dair kayıtların olduğuna yer veriliyor. İddianamede gazetecilerin yurtdışı çıkış kayıtları, sosyal medya paylaşımları, banka hesaplarındaki hareketlilik de deliller arasında gösteriliyor.

Savcı Çağlak iddianamede daha sonra Acar’ın Zaman Gazetesi’ne kayyum atanması ve kapanması sürecine dair sosyal medya hesabından yapmış olduğu paylaşımlara yer verdi.

Ardında ise Acar’a ait olduğu belirtilen kişisel blogundaki üç yazısı da iddianamede sıralandı:

  • “Yakub Saygılı’dan müthiş açıklama: 21 soruştuma daha var” başlıklı yazı
  • “28 Şubat Medyası 14 Aralık’la birlikte yine sahnede” başlıklı yazı.
  • “Çağlayan Adliyesi’nde hukuk skandalı” başlıklı yazı.

Ev araması sırasnda el konulan digital materyallerine incelenmek üzere el konulduğu kaydediliyor, soruşturma açamasındaki ifadesi özetleniyor.

Ardından savcı Çağlak, “yazı ve paylaşımlar ile şüphelinin örgüt adına algı faaliyetlerinde bulunması ve hakkında soruşturma yapılan örgüt üyeleri ile birlikte Çağlayan Adliyesinde protesto eylemlerine katılması dikkate alındığında şüphelinin örgüt üyesi olduğu kanatine varılmıştır” değerlendirmesi yaparak, cezalandırılmasını talep ediyor.

Çağlak’ın hazırladığı iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi. Yargılamanın ilk duruşmasında Akkuş hakkında tahliye kararı verildi. Ancak henüz cezaevinden çıkmadan “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeni bir soruşturma kapsamında yeniden gözaltına alındı. Bu soruşturma ile ilgili de hakkında ikinci bir iddianame daha hazırlandı.

İkinci İddianame

İkinci iddianame İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından 5 Haziran 2017’de tamamlandı. Aynı mahkemeye sunularak, ikinci yargılama başladı. Ancak daha sonra bu iki yargılama da birleştirildi.

Bu iddianame ise 314 sayfadan oluştu. İddianamede Acar ile birlikte daha önceki iddianamede de sanık olarak yer alan 13 gazeteci hakkında hazırlandı. Aynı şekilde iddianamenin ilk bölümü “FETÖ/PDY” yapılanması ve kuruluşunun yanısıra “hedef ve amaçlarına” dair 192 sayfalık değerlendirmeler yer aldı. Savcı Fidan, Acar ile diğer sanıklarla ilgili yapılan iletişmin tespitinde iddianamedeki sanıkların örgütünün haberleşme aracı olarak kullandığı iddia edilen Bylock programıyla iletişimde kurduklarına dair kayıtların olduğunu belirtti. Sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlar, yurtdışı çıkış kayıtları, Asya Bank hesaplarındaki para hareketliliği deliller arasında gösteriliyor.

Acar’ın çalışmış olduğu gazetenin bağlı olduğu şirketlerde sigorta kaydının olması da diğer sanıklarda olduğu gibi Acar ile ilgili bölümüne konuldu. Ardından bu şirketlerin “FETÖ ilişkisi” nedeniyle çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnameler ile kapatıldığı hatırlatılıyor.

Acar’ın aynı zamanda PAK Medya İşçileri Sendikası üyesi olduğu ve sendikanın da Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkartılan KHK ile kapatıldığı bilgisi de iddianameye konuldu.

Bir başka delil ise Acar’ın banka hesaplarının bulunduğu Asya Bank ile ilgili. Acar’ın söz konusu bankaya soruşturma açılması sonrası “Fetullah Gülen’in Bank Asya’ya para yatırın” talimatı ile para yatırdığı savunuldu. Acar’ın 3 Ocak 2013 ile 26 Ekim 2015 tarihleri arasında bu hesaplarda 366 işlem gerçekleştirdiği bilgisine yer verildi.

Acar ile ilgili tespitlerin son bölümünde ise hakkında “FETÖ” iddiasıyla soruşturma ve kovuşturma açılan isimlerle irtibatının olduğuna dair iletişimin tespitine dair yapılan araştırmalar yer aldı. Savcı Fidan, Acar’ın üç kişiyle çeşitli tarihlerdeki iletişimi iddianameye koydu. Ayrıca Acar’ın telefonundan örgütün kendi arasında iletişim kurmak için kullandığı iddia edilen Bylock programının yüklü olduğu kaydedildi.

Savcı Fidan bu tespitler ışığında Acar’ın da aralarında bulunduğu 13 sanığı “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün medya unsurları” şeklinde değerlendirerek, şüphelilerin “Anayasal düzeni ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini hedef alan terör örgütüyle organik bağ içerisinde ve amaçları doğrultusunda süreklilik ve çeşitlilik arz edecek şekilde örgütsel faaliyetlerde bulundukları” tespitinde bulundu.

Savcı Fidan, Acar ve diğer sanıkların “örgütün algı faaliyetlerine katılmış olmaları nedeniyle”, “Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme” suçunu işlediklerini savundu. Bu kapsamda cezalandırılmalarını istedi. İddianamenin aynı mahkmede süren diğer dava ile birleştirillmesini talep ederek, iddianameyi İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sundu.

Gazeteci Cihan Acar ile birlikte 27’si gazeteci 29 sanıklı dava hakkındaki iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek, yargılanmaya başlandı. Davanın ilk duruşması için 27-31 Mart 2017 tarihi belirlendi.

İlk duruşmaya Acar’ın da aralarında bulunduğu 26 tutuklu, bir tutuksuz sanık katıldı. Sanıklardan gazeteci Said Sefa ile Bülent Ceyhan ise firari oldukları için katılmadı. Duruşmaya tek tutuksuz sanık gazeteci Ünal Tanık’ın eşi M.T. de katıldı. Duruşma ise sanık ve izleyici sayısının çok olması nedeniyle duruşma Çağlayan Adliyesi’nin zemin katındaki büyük salonda görüldü.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ilk olarak tutuklu sanıklardan gazeteciler Atilla Taş ve Murat Aksoy’un avukatı Ali Deniz Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’nın dört sanığı tutuklayan İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimi olduğunu belirterek reddi hakim talebinde bulundu, mahkeme reddi hakim talebini “oy birliği” ile reddetti. 

Avukat Ceylan, mahkeme başkanı Lorasdağı’nın, İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimi iken Atilla Taş, Murat Aksoy, Mutlu Çölgeçen ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu hakkında tutuklama kararı verdiğini hatırlattı. Mevcut kanunlara göre soruşturmada görev yapan hakimin kovuşturmada görev yapamayacağını hatırlatan avukat Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’dan dosyadan el çekmesini, el çekmediği takdirde reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme, reddi hakim talebinin “usule uygun” olmadığı gerekçesiyle reddetti.

Duruşma başlangıcında genelde olanın aksine jandarma görevlilerinin tavırları dikkat çekiciydi. Jandarmalar sanıklar ile yakınların birbirlerini görmelerini engelleyecek şekilde ayağa kalktı, mahkeme başkanının müdahalesi üzerine yeniden oturdu. Mahkeme başkanının sanık savunmalarına geçme acelesi dikkat çekti. Çok sayıda dava olduğu yönünde açıklama yapan mahkeme başkanı Lorasdağı, avukatların reddi hakim talebini dinlemek istemedi.

Acar’ın müdafii Gülşah Kaya, iddianame okunmadan savunmalara geçilmesi üzerine “İddianamenin okunmasını talep ediyorum. (Mahkeme başkanı tarafından sözünün kesilmesi üzerine) Duruşma böyle karşılıklı sürmez, Ben talepte bulunurum, siz karar veririsiniz. En azından iddianemeyi özetleme yükümlülüğünüz var” dedi, mahkeme cevap vermedi. İddianame okunmamasına rağmen tutanaklara “iddianame okundu” şeklinde geçmesine avukat Ömer Kavili “Yalan beyan olduğu kayıtlara geçsin” talebinde bulundu, mahkeme heyeti cevap vermezken izleyiciler Kavili’yi alkışladı. Alkışlar üzerine mahkeme başkanı “Kimi alkışlıyorsunuz?” diye tepki gösterdi.

Kimlik tespitiyle devam eden duruşmada sanıklar savunma yaptı. Davanın ilk günkü oturumunda tutuklu gazeteci ve yazarlardan Ahmet Memiş, Abdullah Kılıç, Atilla Taş, Ali Akkuş ve Bayram Kaya savunmalarını yaptı; tahliye ve beraat talep ettiler.

Beş gün süren duruşmaların ardından 31 Mart günü savcılık aralarında Acar’ın da bulunduğu 8 kişi için tahliye talep etti. Davanın görüldüğü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti duruşmanın sonunda Acar’la birlikte toplam 21 kişinin tahliye edilmesine karar verdi. Ancak tahliyeler gerçekleşmeden savcı tarafından tahliyesi istenen ve aralarında Acar’ın da bulunduğu 13 kişi haklarında bu kez “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeni bir soruşturma kapsamında gözaltı kararı verildi. Acar ve 12 gazeteci cezaeevinden çıkmadan yeniden gözaltına alındı. Acar ve 11 diğer kişi iki hafta sonra tutuklanıp tekrar cezaevine gönderildi. Geri kalan sekiz kişinin de tahliye kararına ise savcılıkça yapılan itirazın kabul edilmesiyle tahliyeler gerçekleşemeden tekrar tutuklandı.

21 kişi hakkında tahliye kararı veren 25. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İbrahim Lorasdağı, hakimler Barış Cömert ve Necla Yeşilyurt Gülbiçim 3 Nisan 2017’de açığa alındı.

Davanın bir sonraki duruşması 27 Nisan 2017’de görüldü. Bu duruşmada gazeteciler önceki heyetin açığa alınması nedeniyle yeni bir mahkeme heyeti tarafından yargılandı. Duruşma sonunda 20 sanığın da tutukluluk halinin devamına karar verilerek, bir sonraki duruşma 6 Temmuz 2017 tarihine bırakıldı. Davanın üçüncü duruşmasında bir kez daha mahkeme heyeti değişti. Duruşma mahkeme başkanının mahkemeye ulaşan evrakları okumasıyla başladı. Duruşmada söz alan sanıklar ve avukatları “terör örgütü üyeliği” suçlamasını reddederek tahliyelerini talep etti. Mahkeme Acar ile diğer sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verdi.

İkinci İddianame

Bu yargılama devam ederken “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeniden tutuklanan Acar ile birlikte 13 gazeteci hakkında ikinci bir iddianame daha hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından hazırlanan iddianame, önceki yargılamanın sürdüğü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İkinci iddianamenin kabülüyle birlikte Aksoy’un da aralarında bulunduğu 13 kişi hakkındaki “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması 16 Ağustos 2017’de görüldü. Tutuklu sanıkların tümünün hazır bulunduğu duruşmada Mahkeme Başkanı Taner Akıncı, üye hakimler Emre Efe Şimşek ve Özlem Atuk Şimşek yerlerini aldı.

Acar, bu duruşmada savunma yaptı. Mahkeme heyetine Yeşil Yol filmindeki bir replikten alıntı yaparak savunmasına başlayan Acar, “Çok yorgunum sayın heyet” dedi.

Savunması

Acar eğitim, Soma, Suruç ve mülteci ve çevre konularındaki haberlerini hatırlattı. Acar’ın savunmasında öne çıkan diğer başlıklar şöyleydi:

“Hiçbir örgüt adına haber yapmadım. 27 yaşımda cezaevinde girdim 28 yaşımı cezaevinde geçirdim. Hayatım gizli ve saklı değil, sonuna kadar şeffaftır. Bu temiz geçmişimle terör örgütü üyeliği ve darbeye teşebbüs ile suçlandım.

“Ailem bilmediğinden sekiz saat beni cezaevinde bekledi. Yorgunum çünkü o gece gözaltına alınan ben değildim, yargılanan ailemdi. İlk ‘Annem hayatta mı?’ diye sordum. Öğrendim ki annem sinir krizi geçirmiş, ablam beni görmeye gelen altı yaşındaki yeğenimi saatlerce avutamadığını söyledi bana.

“Adını duymadığım beni tanımayan kişiler tahliyemle toplum vicdanını kararttığımı öne sürdü. Tutukluluğum haber dahi olmazken tahliyem nasıl toplum vicdanını karartıyor? Eğer ben tahliye olmasaydım böyle bir iddianame yazılacak mıydı?

“Tam 13 aydır özgürlüğümden mahrumum. Tutuklu değil, cezaevinde tutulan biriyim. Yaşadığım hiçbir acı, bugün burada terörist olmadığımı ıspatlamaya çalışırken, sizleri gazeteci olduğuma ikna etmetye çalışmak kadar acı olmadı.

“Üç buçuk yıllık muhabirim, meslek hayatımın yarısı kadar süredir hapisteyim. Gençliğimin baharındayım ama en güzel çağlarımı hapiste geçiriyorum. Giyiniyorum, taranıyorum ama hep aynı kişiye soruyorum ‘Yakup nasıl olmuş?’

“İddianamede bazı görüşme kayıtları şüpheli gibi yansıtılmış. ByLock kullandığı iddia edilen kişilerle görüşme suçlama konusu olmuş. 

“215 bin ByLock kullanıcısı olduğu iddia ediliyor. Bunların her biri 100 ByLock’suz kişiyle görüşse 21 milyon kişi ile görüşmüş olur. Ülkenin dörtte birini şüpheli konumuna sokan bu suçlamaya dikkat edilmesi gerekir.

“Ben görüşmelerimi gizli yapmıyorum, hepsini haberde detaylı yazıyorum. İddianamede toplam 18 görüşme kaydım görünüyor. Yedisi gazeteci, beşi ile aynı kurumda çalışıyorum. Beşi avukat. Dört kişi hakkında ByLock iddiası var, haklarındaki soruşturma benim görüşmemin ardından açılmış.

“Ben muhabir olarak bazen haberin başlığına bile karışamayan biriyim. Gazete yönetimleri yayın politikasını belirler. Haberimin girip girmesine dahi karar veremezken nasıl algı operasyonu yürüteyim?

“Evet Pak Medya Sendikası üyeliğim oldu. Kayyumdan sonra Bugün’den tazminatsız işten atıldım. Pak Medya bana ulaşarak hukuki mücadele yürütebileceklerini, üye olmam gerektiğini söylediler. Kabul ettim. Devletin E-Devlet sitesine girip üye oldum. Eğer Pak Medya Sendikası suçlama konusu oluyorsa E-Devlet bunun neresinde?

“Yurtdışı giriş çıkışlarım iddianameye girmiş. Hayatımda üç defa PR ajansı davetiyle Kosova, Arnavutluk ve Bulgaristan’a gazeteci olarak gittim. Keşke gezebilseydim.

“Savunmamı hazırlarken insan neyle suçlandığını unutabiliyor. Ne zaman TCK’ya baksam irkiliyorum, ‘darbe girişimi’ suçlaması çünkü. Ben daha askerliğini yapmamış, eline silah almamış, darbe girişimini daha ilk saniyeden lanetleyen biriyim. Durum buyken cezaevindeki sekiz ayın sonunda her nasılsa darbecilikle suçlandım.

“Bir insan nasıl aynı anda iki yerde bulunmamazsa bu deliller de bu iddianamenin konusu olamaz. Soruşturmam 31 Mart’ta açıldı ve ben o sırada Silivri Cezaevi’ndeydim. Ben tahliyemle gözaltına alındım, bir saniye bile özgür kalamadım. Bu dosya tahliyemle, sıfır delille açıldı. Hakkımda aynı delillerle iddianame yazıldı. Her bir satırını okudum ama kendimle ilgili bir bağ kuramadım. Zaten 15 Temmuz ile ilişkilendirilmem mümkün değil. Sayın savcı sonuç bölümünde ‘algı yönetimi’ diye yazmıştı. Ama bu suçlama benimle ilişkilendirilemiyor.

“Savcı terör kelimesinin kökeninden bahsediyor ama isterdim ki Magna Carta’daki masumiyet karinesinden, Voltaire’in ifade özgürlüğü savunusundan, peygamber efendimizin suçun şahsiliğine dair sözlerinden bahsetsin.

“Bu iki günlük yargılamanın sonunda tahliyem önünde ne engel var? Tüm deliller toplandı, dosyada tek bir tanık yok, 13 aydır tutukluyum. Ben tam 13 ay cezaevinde ailemden hasret kalacağım ve tahliye olursam kaçacağım öyle mi? Ben tahliye olsam annem evden çıkmama bile izin vermez.”

Acar, tahliye talebinde bulunarak, savunmasını tamamladı. Duruşma sonunda mahkeme heyeti Acar ile birlikte yargılanan gazeteci Bünyamin Köseli’nin tahliyesine karar verdi. Mahkeme ayrıca bu davanın “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla devam eden yargılama ile birleştirilmesine karar verdi.

Birleştirme kararı sonrası ilk duruşma ise 24 Ekim 2017’de görüldü. 24 Ekim 2017’de duruşmada savcının talebi doğrultusunda verilen ara kararla, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Bu duruşmada sanıklar hakkında ifade veren kimi tanıklar dinlendi.

Davanın bir sonraki duruşması ise 4 Aralık 2018’de görüldü. Duruşma sonunda mahkeme tutuklu yargılanan 20 gazetecinin tümünün tutukluluklarının devamına karar verdi.

Davanın 6 Şubat 2018’de görülen duruşmasında sanıkların, bilirkişi tarafından sanıklara ait dijital materyallere ilişkin hazırlamış olduğu rapora dair beyanları alındı. Savcı bu duruşmada mütalaasını da sundu. Acar’ın da aralarında bulunduğu 13 sanık hakkındaki “anayasal düzeni bozma” suçlamasıyla açılanan davanın dürülmesini talep etti. Ayrıca Acar birlikte daha önce tahliye edilen Atilla Taş, Ali Akkuş ve Bünyamin Köseli’nin yeniden tutuklanmalarını talep etti.

Savcı mütalaasında davada yargılanan Murat Aksoy ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu ile M.T. dışında kalan Acar’ın da bulunduğu diğer sanıkların “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılması talep edildi. Mütalaada ayrıca haklarında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ve Bülent Ceyhan’ın dosyalarının ayrılması da talep edildi.

Savcı mütalaasının ardından söz alan avukatlar, dijital rapor ve diğer delillerin müvekkillerinin lehine olmasına rağmen cezalandırma talep edilmesine tepki gösterdi. Avukatların büyük bölümü ayrıca müvekkillerine yönelik “örgüt üyeliği” iddialarını sabit kılacak somut delillerin yer almadığına dikkat çekti. Bu duruşmada beyanlarda bulunan Acar, raporda yüz binlerce doküman arasında hakkında yalnızca Fethullah Gülen’in 300-400 karakterlik bir biyografisinin yer aldığı bir Word belgesiyle, farklı isimlerin bulunduğu bir Excel dokümanının bulunduğuna dikkat çekti. “Aynı laptopta, fotoğrafçı olmamdan ötürü 200 binin üzerinde fotoğraf, 10 binin üzerinde belge vardı. Toplamda 650 bin dokümandan çıkan sadece bir Word bir de Excel belgesi,” diye konuştu.

Duruşmada tutuklu Halil İbrahim Balta’nın sağlık sorunları nedeniyle adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verildi. Soruşturmanın genişletilmesi taleplerini reddeden mahkeme, diğer taleplerin esas hükümle birlikte karara bağlanmasına kararlaştırdı. Avukatların savunma için ek süre talebini kabul eden mahkeme heyeti bir sonraki duruşmanın 22 Şubat 2018’de görülmesine karar verdi.

Davanın bir sonraki duruşması 22-23 Şubat 2018’de görüldü. Acar, ikinci günde savunma yaptı. Acar çok kısa bir gazetecilik hayatına karşılık çok büyük bir cezayla karşı karşıya olduğunu söyledi. “Savunmamı meslek hayatım gibi kısa ve öz tutacağım” diyen Acar, iddianamede aleyhine gösterilen 10 tweeti çalıştığı Zaman gazetesine kayyum atanmasının ardından paylaştığını belirtti. Acar, “Hayatımdan bu iki saati çıkarsak, ben burada olur muydum?” diye konuştu. Benzer şekilde aleyhine gösterilen haberlerin de kendisinden istenen haberler olduğunu vurgulayan Acar, “Gazeteciliği çok sevdim, ödül aldım. Mesleğimi icra ederken yasaların ve vicdanımın güvencesine dayandım” ifadelerini kullandı.

Karar Duruşması

Davanın bir sonraki duruşması ise savunmalarını yapmayan gazetecilerin savunmalarını yapmaları ve karar için 7-8 Mart 2018 tarihine bırakıldı. İki gün boyunca süren oturumlarda savcı mütalaasına karşı savunmalarını daha önce yapamayan sanıklar savunma yaptı. Ardından gazetecilerin son sözlerini aldı.

Acar’ın son sözü “Ben hayatımı bir başkasının istekleri ile yaşamadık. Karşınızdayım. Vereceğiniz karara saygı duyuyorum. Tek istediğim şey özgürlük. Beraatimi istiyorum,” oldu.

Mahkeme heyeti daha sonra kararını açıkladı. Acar’ın da aralarında bulunduğu 11 sanığın “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla alt sınırdan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmalarına hükmetti. Acar’ın dışındaki isimler şunlardı: Abdullah Kılıç, Bayram Kaya, Bünyamin Köseli, Cemal Azmi Kalyoncu, Habip Güler, Halil İbrahim Balta, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Yakup Çetin ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu.

Mahkeme, diğer 12 sanığı ise “suçun işleniş özellikleri ve suça yönelik kastın yoğunluğu” nedeniyle yine “silahlı terör örgütü üyeliği” suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Bu grupta yer alanlar gazeteciler şunlardı: Ahmet Memiş, Ali Akkuş, Muhammed Sait Kuloğlu, Mustafa Erkan Acar, Mutlu Çölgeçen, Oğuz Usluer, Seyid Kılıç, Ufuk Şanlı, Ünal Tanık, Yetkin Yıldız, Cuma Ulus ve D. A..

Gazeteci Murat Aksoy’a ise “örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası verildi. Aynı dosyada yargılanan Atilla Taş’a da aynı suçlamadan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi. Mahkeme, her iki sanığın da tutuksuzluğunun devamına hükmetti. Mahkeme heyeti davada tutuksuz yargılanan Rotahaber’in genel yayın yönetmeni Ünal Tanık’ın eşi M. T.’ın ise beraatine hükmetti.

Mahkeme ayrıca tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin “hükmen tutuklu” olarak devamına karar verirken, daha önce tahliye edilen sanıklardan Ali Akkuş’un da yeniden tutuklanması kararı verdi. Daha önce tahliye olan Acar ile birlikte diğer sanıkların ise tutuksuz hâlleri temyiz sürecinin sonuna kadar devam edecek.

Ayrıca hakkında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ile Bülent Ceyhan’ın dosyasının ayrılmasını kararlaştırdı. Yine Emre Soncan’ın da dosyasının hakkındaki bir başka soruşturmayla birleştirilmesi üzerine davada yargılaması yapılan sanık sayısı 26’ya düştü.

İstinaf Süreci

Davanın gerekçeli kararının açıklanmasının ardından istinaf mahkemesine temyiz başvurusunu yapıldı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 22 Ekim 2018 tarihinde vermiş olduğu kararında temyiz talebini reddederek, cezaları onadı. Mahkeme tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin de devamına hükmetti. Avukatların duruşma taleplerine karşın duruşmasız olarak verilen istinaf kararında, dosyada mevcut delillerin suçun ispatı bakımından yerinde ve yeterli olduğu ve yerel mahkemenin kararının hukuka uygun olduğu ifade edildi.

Yargıtay Süreci

Acar ve 22 gazetecinin cezalarının beş yıl sınırın üzerinde olması nedeniyle bu kez Yargıtay’a temyiz başvurusu yapıldı. Yargıtay Başsavcılığı, temyiz başvurusuna dair verdiği tebliğnamede temyize taşınan davanın reddedilmesini talep etti. Yargıtay Başsavcılığı, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığını öne sürerek temyiz davasının esastan reddedilmesini ve gazetecilerin hükümlerinin onanmasını talep etti.

Dosya Yargıtay’da henüz karara bağlanmayı bekliyor. Yargıtay’ın cezayı onaylaması durumunda Acar, yeniden cezaevine girecek.

FETÖ Media Organization (Indictment)

FETÖ Media Organization (Reasoned Judgement)