Emrah Direk

“Karşı Newspaper” Trial

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, kapanan Karşı Gazetesi’nin sahibi, yöneticileri ve çalışanları ile ilgili soruşturma başlattı.

Gazetenin internet sitesinin yayın yönetmeni ve sorumlu müdürü Emrah Direk hakkında 4 Nisan 2016’da gözaltı kararı verildi. Karar verildiğinde Direk yurtdışındaydı. Bu yüzden savcılıkta ifade vermedi.

Direk ile birlikte yedisi gazeteci 11 kişi hakkındaki iddianame 7 Haziran 2018’de tamamlandı.

Kapanan Karşı Gazetesi’nin internet sitesinin yayın yönetmeni ve sorumlu müdürü Emrah Direk ile birlikte; Karşı Gazetesi’nin sahibi, yönetici ve çalışanlarının da aralarında bulunduğu yedisi gazeteci 11 kişi hakkındaki iddianame, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 7 Haziran 2018’de tamamlandı. İddianame 81 sayfadan oluştu.

İddianamede, yedi sayfa boyunca; “Fethullahçı Terör Örgütü’nün strateji ve yöntemlerine ilişkin” iddialar sıralandı.

“Mevzuat” başlığı altında basın özgürlüğüne ilişkin düzenlemeler aktarıldı. Bu bölümde, “Basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü yukarıda belirtildiği üzere yasal ve anayasal koruma altına alınmasına rağmen bu özgürlükler sınırsız değildir” ifadeleri koyu harflerle yazıldı.

İddianamede, Emrah Direk’in; Karşı Gazetesi’nin internet sitesinde, “silahlı terör örgütü adına yoğun algı faaliyetinde bulunduğu” iddia edildi.

İddianamede; gazetede, gazetenin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında yayımlanan haberler başlıkları ile sıralandı.

İddianamede, 1 Ekim 2014 tarihinde yayımlanan bir bildiri de suçlama konusu yapıldı. Bildiri, gazetenin polis tarafından basılması ve gazetenin internet sitesinin erişime engellenmesine tepki için hazırlanmış ve yayınlanmıştı. Bildiride, şu ifadeler kullanılıyordu:

“Dün dediğimiz gibi eşkıyalar gibi ofis bassanız da, bizi kukla hukukçularınıza yargılatsanız da, üzerimize demir parmaklıklar kapatsanız da, fark etmez. Herkesi susturmayı başarsanız da gerçeğin sesini kesemeyeceksiniz. Gerçek ve gerçeği haykıranlar sonsuza dek Karşı’nızda olacak.”

İddianamede, Emrah Direk’in; “FETÖ’nün haberleşme programı” olduğu iddia edilen “Bylock programının kullanıcısı olduğu” öne sürüldü. Direk’in “örgüt adına algı faaliyetleri yapmak için kurulan Karşı Gazetesi’nde çalıştığı” gerekçesiyle “silahlı terör örgütü üyesi” olduğu iddia edildi.

Direk, iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddeleri ile düzenlenen “silahlı terör örgütü üyesi olmakla” suçlandı. Hakkında yedi yıl altı aydan 15 yıla kadar hapis cezası istendi.

Direk’in ayrıca, Türk Kanunu’nun 53. maddesindeki “belli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

İddianame İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Kapanan Karşı Gazetesi’nin genel yayın yönetmeni Eren Erdem hakkındaki iddianame de İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 21 Mayıs 2018’de kabul edildi.

Gazeteci Emrah Direk ile birlikte Karşı Gazetesi’nin sahibi, yönetici ve çalışanlarının da aralarında bulunduğu yedisi gazeteci 11 kişi hakkındaki iddianameyi kabul eden İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi ile gazetenin eski genel yayın yönetmeni Eren Erdem hakkındaki iddianameyi kabul eden İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi arasında; yargılamanın hangisi tarafından yürütüleceğine ilişkin anlaşmazlık yaşandı. Uyuşmazlık, istinaf mahkemesine taşındı.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 17 Eylül 2018’de; Eren Erdem’in iddianamesinin Karşı Gazetesi’ne yönelik iddianame ile birleştirilmesine karar verdi. İstinaf Mahkemesi, birleşen iddianameler üzerinden yargılamanın İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yürütülmesini kararlaştırdı.

Direk ile birlikte aralarında Eren Erdem’in de bulunduğu Karşı Gazetesi çalışanları hakkındaki yargılama 27 Eylül 2018’de, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı.

Yargılamanın beşinci ve karar duruşması 1 Mart 2019’da görüldü.

Mahkeme, haklarındaki yakalama kararının gereği yerine getirilmeyen Emrah Direk ile birlikte Değer Özergün, Ufuk Emin Köroğlu, Mehmet Aydoğmuş ve Murat Kazancı’nın dosyalarının ayrılmasına karar verdi.

5. Standing - March 1, 2019


Heyetin yerini almasıyla duruşma saat 11.30 civarında başladı. Saat 13.00’da verilen öğle arasının ardından 14.00’da duruşmaya devam edildi. Saat 15.42’de karar için ara verildi. Saat 18.45’te karar açıklandı.

Tutuklu Eren Erdem’in salona alınmasının ardından izleyiciler salona girdi. Tutuksuz sanıklar Emre Erciş, Turan Ababey ve Kutlu Esendemir, duruşmaya katıldı.

Duruşma, Avrasya Araştırma Başkanı Kemal Özkiraz’ın Eren Erdem’in tanığı olarak dinlenmesiyle başladı. Özkiraz, dosyadaki sanıklardan Emre Erciş’in “Erdem’le husumeti olduğunu ve ona iftira attığını” dile getirdiğine iki kez şahit olduğunu anlattı. “Erciş ile ortak bir arkadaşımız vasıtasıyla aynı ortamdayken, ortak arkadaşımız Erciş’e ‘Yaptığın yazık, günah’ dedi. Erciş de dedi ki, ‘Benim onunla (Eren Erdem) hesabım bitmedi. FETÖ’cü olmadığını ben de biliyorum ama tutuklanana kadar elimden geleni yapacağım’ dedi. Bu olay 30 Ağustos’ta oldu. Bir kere de benim arabama bindiğinde aynı şeyi söyledi” diye konuştu.

Tanık Özkiraz’ın beyanı sırasında salonda bulunan Erciş müdahale ederek “Bu kişiyi ilk defa gördüm. Gazeteden ayrılmamın Erdem’le husumetten olduğunu söylüyor, bu yalan. Husumetimiz yoktu. Ben ‘Eren Erdem FETÖ’cü değildir’ diye tweet attım” dedi.

Mahkeme başkanı, Erciş’e “sataşmayın” şeklinde uyarıda bulundu.

Ardından Erdem’e söz verildi. Erdem, Özkiraz’ın bahsettiği “ortak arkadaş”ın ismini sorarak, bu ismin tutanaklara geçmesini istedi.

Tanığın dinlenmesinin ardından mütalaası sorulan savcı, tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamını ve mahkeme aracılığıyla Eren Erdem hakkında MİT TIR’ları belgelerini usulsüz temin ederek ifşa etme suçlamasıyla suç duyurusunda bulunulmasını istedi.

Mahkeme suç duyurusu kararına yer olmadığına karar verdi. Mahkeme başkanı “tahliye taleplerini alalım” diyerek sanıklara sırayla söz vereceğini ifade etti.

Eren Erdem, yaklaşık 45 dakikalık bir beyanda bulundu. 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nin; davaya bakan bu mahkemenin değerlendirmelerini gözardı ederek Ocak 2019’da verilen tahliye kararını bozmasını eleştirdi. Tahliyeye itiraz hakkının Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi ile yasalaştığını da vurguladı.

İddianamede hakkında delil olarak gösterilen hususlara değinen Erdem,“TUSKON’dan Yusuf” adlı bir kişinin gazeteye gelip kendisine CD bıraktığına dair iddiaya konu olan Yusuf’un varolmadığının kanıtlandığını söyledi.

Beyaz TV’ye gizli tanık olarak çıkan bir sanığın “gazeteye çikolata kutularında CD geldiği” iddiasını mahkemede dile getirmediğinin altını çizdi.

Aleyhine delil olarak gösterilen tüm iddiaların arkasında gizli tanık beyanlarının olduğunu dile getiren Erdem şöyle konuştu:

“Aleyhime bir şey yok. İddianamedeki her şey ortaya çıkarıldı. Cevaplanacak bir şey kalmadı. Bana siyaseten bir ceza verilecekse, FETÖ dışında bir suçlamadan kesilsin. Beni bu ithamdan kurtarın. Başka örgütlere sokun, o örgütlerden olmadığımı kanıtlayayım. Ben hayatımda sadece iki örgütün üyesiyim; CHP ve Beşiktaş.

Benim için tahliye kararı verdiğinizde sizin (mahkeme heyetine hitaben) için de FETÖ’cü dediler. İşte bu suçlamayı yapmak bu kadar kolay.

Dünya Türkiye’nin yargıda hata yapmasını bekliyor. Ben bu dosyayı AİHM önünde koymak istemiyorum, ben bundan utanç duyarım.

Mütalaada bazı sanıklar için beraat isteniyor. Buna katılıyorum. Hepsi gazetecidir. Bazıları için ise ceza isteniyor. Bu davada eylem yargılansaydı, böyle olmazdı. Benim de yargılanan bir eylemim yok.

İddianamede gizli tanık olarak yer alan kişi, buraya gelip ‘Furkan Haykır bana telkin yaptı, bana FETÖ iftirası atmamı söylediler’ dediği halde mütalaada savcılık beyanının esas alınması isteniyor. Bu nasıl olabilir? Herkes FETÖ’ye ‘Hoca Efendi’ derken, ben terör örgütü demiştim.

İddianamede fiziki takip, SMS vs gibi bir delil yok. Ne yapmışım? Haber yapmışım. Bu ülkenin 1 numarası, Cumhurbaşkanı CHP’ye ‘terörist’ diyor, savcıların da böyle davranması normal. MİT TIR’ları davasında casusluğu yapanlar tahliye oldu! Aydınlık gazetesi davasında beraat verilmiş çünkü Basın Kanunu’nun belirlediği 4 aylık zaman aşımı dolmuş. Gizli tanığın ifşasının da benimle bir ilgisi yok. Ben ifşa olmuş gizli tanığı haber yaparım. Bunu haber yapana değil, deşifre edene dava açılır.

İddia makamının esas hakkında mütalaası kafa yapıyor, okudukça kafayı buluyorum. Kantinden peynir söyleyip bunu okuyorum. Ve özellikle tecrit altında tutuluyorum. Cezaevinde beni yanına çağıran bir savcı bana ‘Tecrit de zordur ha… Bu CHP’nin FETÖ’yle ilişkileri var’ diyor. Bana aslında partini sat, diyor. Kimseyi satmadığım için 9 aydır içerideyim. Etkin pişmanlık safsatasından yararlanmam, ceza çıksa da gidip yatarım. Ben adalet talep ediyorum, beraatimi talep ediyorum.

Sanıklardan Emre Erciş’e bir şey söyleyeceğim. Aramızda husumet vardır. Husumetin sebepleri de vardır.

Bunu bir helalleşme celsesi olarak görüyorum. Beraat edersem, içeride yattığım süre için tazminat davası açmayacağımı da söylemek istiyorum. Biliyorum, birçok dosyada bunu dikkate alıyorlar. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum.”

Erdem’in beyanının bitmesinin ardından salondaki izleyicilerin yarısı duruşmadan ayrıldı. Erdem’in avukatı Onur Cingil söz aldı.

Erdem hakkındaki tek delilin gizli tanık beyanları olduğunu, ifşa olan gizli tanığın da bu beyanlarını inkar ettiğini vurgulayan Cingil, Erdem’in FETÖ’ye ilişkin kitabını, makalelerini ve tweetlerini mahkemeye sundu.

Saat 13.00’da Erdem’in pansumanının yapılması ve öğle yemeği için duruşmaya bir saat ara verildi. Saat 14.00’da duruşma tekrar başladı.

Avukat Onur Cingil, Erdem’in gizli tanığın ifşası suçunu işlemediğini söyledi.

Anayasa Mahkemesi’nin tek delil olarak gizli tanık beyanıyla yargılama yapılamayacağına dair Serdar Batur kararını (2014/15652); AİHM’in “dolaylı örgüt üyeliği” suçlamasının aşırı geniş yorumlandığına dair İmret v. Türkiye (Başvuru no. 57316/10); Castells v. İspanya (Başvuru No. 11798/85) ve Atilla Kart v. Türkiye kararlarını (Başvuru No. 8917/05) mahkemeye sundu.

Avukat Zeynel Öztürk, soruşturmanın basın savcılığında başlayıp daha sonra ağır ceza mahkemesine geldiğini belirtti, Basın Kanunu’na göre zaman aşımı dolduğu için davayla ilgili düşme kararı alınmasını talep etti.

Avukat Gülsüm Öner Yetgin, Erdem’in yengesi olduğunu söyleyerek, duygusal bir konuşma yaptı; yaşananların hukuksuz olduğunu söyledi.

Kutlu Esendemir’in avukatları Taylan Tanay, Aslı Kazan ve Serdar Laçin, Basın Kanunu’nun işletilmesi ve davanın düşmesi gerektiğini söylerken, müvekkilleri hakkında hiçbir suçlama olmadığını sadece gazete çalışanı olduğu için yargılandığını ifade etti.

Mehmet Bozkurt’un avukatı Cihan Öztugay, müvekkili hakkındaki ByLock iddiasının açığa kavuştuğunu, hakkındaki diğer iddiaları oluşturan haberlere ise müvekkilinin zaten karşı çıktığını söyledi. Müvekkilinin beraatini isterken, beraatin 253-2/B maddesinden verilmesi gerektiğini vurguladı.

Ardından mahkeme başkanı tüm sanıklara son sözünü sordu. Hepsi beraat talep etti.

Kutlu Esendemir’in son söz olarak “Mahkemeden hiçbir talebim yoktur” demesi üzerine, mahkeme başkanı da “Bizim de size bir diyeceğimiz yok” dedi.

Son sözlerin alınmasının ardından, karar için duruşmaya ara verildi.


Mahkeme, Eren Erdem’in; “soruşturmanın gizliliğini ihlal etmek” ve “gizli tanığın ifşası” suçlamalarından beraatine karar verdi. Ancak, mahkeme; “hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlamasından 4 yıl 2 ay hapisle cezalandırılmasına karar verdi.

Eren Erdem’in tutukluluk halinin de devamına karar verildi.

Mahkeme, Kutlu Esendemir ve Mehmet Bozkurt’un beraatine karar verdi. Gazetecilerin haklarındaki adli kontrol tedbirleri de kaldırıldı.

Mahkeme; hakkında yakalama kararı bulunan ve henüz yakalama kararları infaz edilmeyen Ufuk Emin Köroğlu, Emrah Direk, Değer Özergün, Mehmet Aydoğmuş ve Murat Kazancı hakkındaki dosyanın ayrılmasına da karar verdi.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesi mahkeme salonu önünde, avukatlar, sanık yakınları ve CHP’lilerden oluşan 30-40 kişilik bir kalabalık vardı.

Güvenlik, sadece milletvekillerinin ve avukatların turnikeyi geçerek mahkeme salonu önünde duruşmayı beklemesine izin verdi. Güvenlik görevlilerinden biri “mahkeme başkanının kimsenin alınmaması yönünde talimatı olduğunu, basın için özel bir uyarıda bulunmadığını ancak ‘basının alınmaması talimatının her zaman geçerli olduğunu” söyledi.

Saat 11.00’da turnike açıldı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Salonda izleyiciler için yaklaşık 30-35 kişilik oturma alanı bulunuyordu. 10-15 kişi duruşmayı ayakta izledi.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı eski veya mevcut CHP milletvekilleri Barış Yarkadaş, Mahmut Tanal, Melda Onur, Ali Şeker, Sera Kadıgil takip etti.

Sanık yakınları ve CHP’lilerin yanısıra, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve P24 gözlemcileri duruşmadaydı.

Genel Gözlemler

Mahkemede o gün görülen tek duruşma olmasına rağmen, duruşma öngörülen saatten (10.00) 1,5 saat gecikmeli başladı.

İzleyiciler saat 11.10’da mahkeme salonuna alındı, heyet ise 11.25’te salona girdi.

Duruşma boyunca iki güvenlik görevlisi ve sekiz jandarma salonda bekledi.

Saat 15.45’te karar için ara veren heyet, 1.5-2 saat içinde kararı açıklayacağını belirtti. İki saat sonra kararın 18.45’te açıklanacağı duyuruldu.

Saat 16.30 civarında, üzerlerinde “polis” yazılı yelekler olan sekiz polis mahkeme salonunun önüne gelerek beklemeye başladı. Bu polisler, saat 19.00’da kararın açıklanmasının ardından T.A’i tutuklayarak cezaevine götürdü.

“Karşı Newspaper” Trial (Reasoned Judgement)

“Karşı Newspaper” Trial (Indictment)

“Karşı Newspaper” Trial 5. Standing (Minutes of the Hearing)

Contact: pressinarrest@gmail.com

Creative Commons License

Licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.