Eren Keskin

Eren Keskin is a lawyer, she is also a columnist, the founder of Bureau of Legal Support for the Victims of Abuse and Rape during Custody, and co-president of Human Rights Association. She worked as a co-editor-in-chief for Özgür Gündem Newspaper. She also worked as the president of the Human Rights Association’s Istanbul Branch. She has taken part in the human rights struggle and movement for a long time.

With the closing down of the Özgür Gündem, the prosecution for the columnists and managers of the newspaper began. Keskin is on trial for “being a member of a terrorist organization” and “making propaganda for a terrorist organization.”

Keskin was sentenced to 10 months in prison according to TCK 301, for saying that “the state has such a violent nature to slaughter a 12-yearold boy” regarding Uğur Kaymaz who was killed with his father in Mardin in Jan. 2015.

Keskin was also sentenced to 7 years and 6 months in prison in May 2016 with Reyhan Çapan (the former editor-in-chief for Özgür Gündem) on the charge of “making propaganda for an organization.”

By June 24, 2019, there were 122 cases opened against Özgür Gündem editors. In total, they were sentenced to 17 years and 2 months in prison and received a fine of 360,000 Turkish liras law fine. In 5 of the 122 cases, the prosecutions continue. Thrity one of them are at the Court of Cassation, while 72 of them are at the Regional Courts of Justice. In 10 of them, the sentences are finalized. The law fines of these cases are 139,80 TL in total. In four of the cases, the verdict of acquittal was issued or the case was dismissed.

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi, 8 Eylül 2015 tarihinde, “Saray Çıldırdı” başlıklı bir haber yayımladı. Haber, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, o dönemde Türkiye’deki çatışmalı ortamın anımsatılması üzerine yaptığı “400 vekil alınsaydı, durum bugün çok farklı olurdu” açıklaması ile ilgiliydi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, haberin yayımlanmasının ardından, 14 Eylül 2015’te suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, haber ile; “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “terör örgütü propagandası” suçlarının işlendiği iddia edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suç duyurusu üzerine; gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile birlikte, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Reyhan Çapan hakkında soruşturma başlattı.

Türk Ceza Kanunu’na göre, bir kişi hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla dava açılabilmesi için Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor. Eren Keskin ile birlikte, Hüseyin Aykol ve Reyhan Çapan hakkında dava açılabilmesi için gereken bakanlık izni ise 11 Kasım 2015’te alındı.

Eren Keskin ile birlikte Aykol ve Çapan hakkındaki iddianame 26 Kasım 2015’te tamamlandı.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile birlikte gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Reyhan Çapan hakkındaki iddianame, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 26 Kasım 2015’te tamamlandı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, iddianamede, “şikayetçi” olarak yer aldı.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nde, 8 Eylül 2015’te, “Saray Çıldırdı” başlığı ile yayımlanan haber, iddianamede tek delil olarak yer aldı. İddianamede, söz konusu haber içeriği şu şekilde aktarıldı:

“Bilanço dehşet verici; çözüm masasını başkan olmak için deviren Erdoğan’ın 24 Temmuz’da halklara yönelik olarak başlattığı savaş, ülkeyi ateş çemberine çevirdi. 100’ü aşkın çocuk, kadın ve genç infaz edildi, yüzlerce özel harekâtçı ve asker Saray’ın savaşında, 50’yi aşkın gerilla da savunma savaşında yaşamını yitirdi. Açıklamaları şoke etti; Erdoğan operasyona gönderdiği askerlerin Oremar’da ağır kayıp verdiği gün, tüm Türkiye’yi şoke eden açıklamalar yaptı. 400 vekil verilseydi bunlar olmazdı dedi. Daha çok kanın akacağını vurgulayan Erdoğan’ın açıklamaları toplumu dehşete düşürdü, tepki çığ gibi büyüdü.”

İddianamede, ayrıca, haberde; Erdoğan’ın sözlerinden alıntı yapılarak, “Erdoğan: 400 vekil verilseydi bunlar olmazdı, bazı asker aileleri karaktersiz” ifadelerinin kullanıldığı belirtildi. İddianamede, Erdoğan’ın fotoğrafı altında, “Erdoğan: Karaktersiz” yazısının yazdığı ifade edildi.

İddianamede haberin yayımlandığı sayfada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafının altında “Erdoğan: Karaktersiz!” şeklinde bir yazının yer aldığı, yine Hakkari’nin Dağlıca ilçesi kırsalındaki bir çatışmadaki askeri aracın fotoğrafına yer verildiği belirtildi.

İddianamede, haberin yayımlandığı sayfadaki bir görsel için de şu iddialara yer verildi:

“Hakkari ili Dağlıca kırsalında, PKK silahlı terör örgütü üyelerince gerçekleştirilen terör saldırısında şehit düşen askerlerimizin ve içinde bulundukları ‘Akrep’ tabir edilen askeri aracın patlama sonrası görüntülerinin olduğu; bu görselin üzerinde ‘HPG kendi denetiminde bulunan asker cenazeleri için TSK’nin köylüler aracılığı ile ateşkes istediğini açıkladı. HPG’nin izin vermesi üzerine köylüler, asker cenazelerini aldı’ şeklinde haberlerin bulunduğu görülmüştür.”

İddianamede, Erdoğan’ın habere konu olan sözlerinin; “PKK silahlı terör örgütünün söz konusu Dağlıca terör saldırısından çok önce, terörün yoğun olarak yaşanmadığı bir ortamda, bir toplu açılış töreninde; yeni Anayasanın inşası, yeni Anayasa temelinde yeni Türkiye adımının rahatlıkla atılabilmesi amacıyla” söylenen sözler olduğu iddia edildi.

Haberde ise; “Cumhurbaşkanının halklara yönelik savaş başlattığının ve bu amaçla ülkemizi kan gölüne çevirdiğinin; Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının ölümüne neden olduğunun belirtildiği” iddia edildi. Bu şekilde, “Cumhurbaşkanının onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek somut bir olgu isnat edildiği” öne sürüldü.

İddianamede, aynı haberde; “PKK silahlı terör örgütü üyelerinden gerilla olarak bahsedilerek savunma savaşında yaşamını yitirdiklerinden bahsedilmesi sureti ile PKK silahlı terör örgütünün terör saldırılarının meşru bir savaşın savunması kapsamında değerlendirilerek, bu şekilde terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren eylemlerinin meşru gösterilerek terör örgütü propagandası yapıldığı” iddia edildi.

Suçlanan haberin, asker cenazeleri ile ilgili bölümünde ise “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz güçsüzmüş gibi gösterilerek şehitlerimizin cenazelerinin alınması konusunda gerçeğe aykırı olarak silahlı terör örgütüne ateşkes teklif edildiği ve izin alındığı belirtilerek, terör örgütü propagandası yapıldığı” öne sürüldü.

İddianamede, “basın özgürlüğünün sınırsız olmadığı, kişilik haklarına zararda bulunulmamasının yasal ve hukuki bir zorunluluk olduğu” belirtildi. İddianamede, şu ifadeler kullanıldı:

“Eleştirinin verilişinde gereksiz, yararlı olmayan beyan, niteleme ve değerlendirmelere gidilerek içerik ile uygun düşmeyen tahrik edici, yalın bir okuyucuda husumet ve kuşku yaratıcı dil ve ifade kullanılır, seçilen sözcükler aşağılayıcı, küçük düşürücü, incitici nitelikle olursa, haber veya eleştiri hukuka aykırı hale gelir.”

İddianamede, Eren Keskin; Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi uyarınca “Cumhurbaşkanına alenen hakaret etmekle” suçlandı. Keskin’e ayrıca, Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası yapmak” suçlaması yöneltildi. Keskin hakkında, 2 yıl 2 aydan 9 yıl 8 aya kadar hapis cezası istendi. İddianamede, Keskin ile birlikte; Hüseyin Aykol ve Reyhan Çapan hakkında da aynı suçlamalarla aynı hapis cezası talep edildi.

Üç gazetecinin Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki “belirli haklardan yoksun bırakılması” talep edildi.

İddianame, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile birlikte gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Reyhan Çapan’ın yargılanmasına İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılamanın dokuzuncu duruşması 28 Şubat 2019’da görüldü. Savcılığın, esas hakkındaki mütalaasını, iki duruşma arasında, mahkemeye sunduğu açıklandı. Mütalaada, gazetede yayımlanan haberler sıralandı. Eren Keskin ile birlikte üç gazetecinin cezalandırılması istendi.

Yargılamanın 11. duruşması 15 Nisan 2019’da görüldü. Duruşma savcısı, esas hakkında mütalaanın yenilenmesi için ek süre istedi. Talep kabul edildi. Bu duruşmada, ayrıca; Eren Keskin’in dosyasının ayrılarak İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde üzerinde yargılama yürütülen dosya ile birleştirilmesine karar verildi.

Karar ile birlikte Keskin’in dosyası, hakkında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakkında devam eden yargılama ile birleştirildi. Yargılama, Hüseyin Aykol ve Reyhan Çapan açısından ise bu mahkemede devam etti.

16. Standing - June 16, 2020


Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi, 8 Eylül 2015 tarihinde, “Saray Çıldırdı” başlıklı bir haber yayımladı. Haber, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, o dönemde Türkiye’deki çatışmalı ortamın anımsatılması üzerine yaptığı “400 vekil alınsaydı, durum bugün çok farklı olurdu” açıklaması ile ilgiliydi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, haberin yayımlanmasının ardından, 14 Eylül 2015’te suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, haber ile; “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “terör örgütü propagandası” suçlarının işlendiği iddia edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suç duyurusu üzerine; gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Hüseyin Aykol ve Eren Keskin ile birlikte, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Reyhan Çapan hakkında soruşturma başlattı.

Türk Ceza Kanunu’na göre, bir kişi hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla dava açılabilmesi için Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor. Aykol, Keskin ve Çapan hakkında dava açılabilmesi için gereken bakanlık izni ise 11 Kasım 2015’te alındı.

Aykol, Keskin ve Çapan hakkındaki iddianame 26 Kasım 2015’te tamamlandı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, iddianamede, “şikayetçi” olarak yer aldı.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nde, 8 Eylül 2015’te, “Saray Çıldırdı” başlığı ile yayımlanan haber, iddianamede tek delil olarak yer aldı. İddianamede, söz konusu haber içeriği şu şekilde aktarıldı:

“Bilanço dehşet verici; çözüm masasını başkan olmak için deviren Erdoğan’ın 24 Temmuz’da halklara yönelik olarak başlattığı savaş, ülkeyi ateş çemberine çevirdi. 100’ü aşkın çocuk, kadın ve genç infaz edildi, yüzlerce özel harekâtçı ve asker Saray’ın savaşında, 50’yi aşkın gerilla da savunma savaşında yaşamını yitirdi. Açıklamaları şoke etti; Erdoğan operasyona gönderdiği askerlerin Oremar’da ağır kayıp verdiği gün, tüm Türkiye’yi şoke eden açıklamalar yaptı. 400 vekil verilseydi bunlar olmazdı dedi. Daha çok kanın akacağını vurgulayan Erdoğan’ın açıklamaları toplumu dehşete düşürdü, tepki çığ gibi büyüdü.”

İddianamede, ayrıca, haberde; Erdoğan’ın sözlerinden alıntı yapılarak, “Erdoğan: 400 vekil verilseydi bunlar olmazdı, bazı asker aileleri karaktersiz” ifadelerinin kullanıldığı belirtildi. İddianamede, Erdoğan’ın fotoğrafı altında, “Erdoğan: Karaktersiz” yazısının yazdığı ifade edildi.

İddianamede haberin yayımlandığı sayfada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafının altında “Erdoğan: Karaktersiz!” şeklinde bir yazının yer aldığı, yine Hakkari’nin Dağlıca ilçesi kırsalındaki bir çatışmadaki askeri aracın fotoğrafına yer verildiği belirtildi.

İddianamede, haberin yayımlandığı sayfadaki bir görsel için de şu iddialara yer verildi:

“Hakkari ili Dağlıca kırsalında, PKK silahlı terör örgütü üyelerince gerçekleştirilen terör saldırısında şehit düşen askerlerimizin ve içinde bulundukları ‘Akrep’ tabir edilen askeri aracın patlama sonrası görüntülerinin olduğu; bu görselin üzerinde ‘HPG kendi denetiminde bulunan asker cenazeleri için TSK’nin köylüler aracılığı ile ateşkes istediğini açıkladı. HPG’nin izin vermesi üzerine köylüler, asker cenazelerini aldı’ şeklinde haberlerin bulunduğu görülmüştür.”

İddianamede, Erdoğan’ın habere konu olan sözlerinin; “PKK silahlı terör örgütünün söz konusu Dağlıca terör saldırısından çok önce, terörün yoğun olarak yaşanmadığı bir ortamda, bir toplu açılış töreninde; yeni Anayasanın inşası, yeni Anayasa temelinde yeni Türkiye adımının rahatlıkla atılabilmesi amacıyla” söylenen sözler olduğu iddia edildi.

Haberde ise; “Cumhurbaşkanının halklara yönelik savaş başlattığının ve bu amaçla ülkemizi kan gölüne çevirdiğinin; Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının ölümüne neden olduğunun belirtildiği” iddia edildi. Bu şekilde, “Cumhurbaşkanının onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek somut bir olgu isnat edildiği” öne sürüldü.

İddianamede, aynı haberde; “PKK silahlı terör örgütü üyelerinden gerilla olarak bahsedilerek savunma savaşında yaşamını yitirdiklerinden bahsedilmesi sureti ile PKK silahlı terör örgütünün terör saldırılarının meşru bir savaşın savunması kapsamında değerlendirilerek, bu şekilde terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren eylemlerinin meşru gösterilerek terör örgütü propagandası yapıldığı” iddia edildi.

Suçlanan haberin, asker cenazeleri ile ilgili bölümünde ise “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz güçsüzmüş gibi gösterilerek şehitlerimizin cenazelerinin alınması konusunda gerçeğe aykırı olarak silahlı terör örgütüne ateşkes teklif edildiği ve izin alındığı belirtilerek, terör örgütü propagandası yapıldığı” öne sürüldü.

İddianamede, “basın özgürlüğünün sınırsız olmadığı, kişilik haklarına zararda bulunulmamasının yasal ve hukuki bir zorunluluk olduğu” belirtildi. İddianamede, şu ifadeler kullanıldı:

“Eleştirinin verilişinde gereksiz, yararlı olmayan beyan, niteleme ve değerlendirmelere gidilerek içerik ile uygun düşmeyen tahrik edici, yalın bir okuyucuda husumet ve kuşku yaratıcı dil ve ifade kullanılır, seçilen sözcükler aşağılayıcı, küçük düşürücü, incitici nitelikle olursa, haber veya eleştiri hukuka aykırı hale gelir.”

İddianamede Aykol, Keskin ve Çapan; Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi uyarınca “Cumhurbaşkanına alenen hakaret etmekle” suçlandı. Gazetecilere ayrıca, Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası yapmak” suçlaması yöneltildi. Gazeteciler hakkında, ayrı ayrı, 2 yıl 2 aydan 9 yıl 8 aya kadar hapis cezası istendi.

Gazetecilerin yargılanmasına İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılamanın dokuzuncu duruşması 28 Şubat 2019’da görüldü. Savcılığın, esas hakkındaki mütalaasını, iki duruşma arasında, mahkemeye sunduğu açıklandı. Mütalaada, gazetede yayımlanan haberler sıralandı. Üç gazetecinin cezalandırılması istendi.

Yargılamanın 11. duruşması 15 Nisan 2019’da görüldü. Duruşma savcısı, esas hakkında mütalaanın yenilenmesi için ek süre istedi. Talep kabul edildi. Bu duruşmada, ayrıca; Eren Keskin’in dosyasının ayrılarak İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde üzerinde yargılama yürütülen dosya ile birleştirilmesine karar verildi.

Karar ile birlikte Keskin’in dosyası, hakkında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakkında devam eden yargılama ile birleştirildi. Yargılama, Hüseyin Aykol ve Reyhan Çapan açısından bu mahkemede devam etti.

Yargılamanın 12. duruşması 17 Temmuz 2019’da görüldü. Duruşma savcısı, yenilenen esas hakkındaki mütalaayı okudu. Gazeteciler, mütalaada, iddianamede delil olarak yer almayan ve Ocak ve Mart 2016’da yayımlanan çeşitli haberler ve yazılar üzerinden de suçlandı. Ancak, delil olarak gösterilen yazı ve haberlerden birçoğu, yargılanan gazetecilere ait değildi. Haber ve yazılarda imzası bulunan isimlerin, “gerçek kimlik bilgilerinin bulunmadığı” iddia edildi. Haber ve yazılarda imzası bulunan ve kimliği tespit edilen başka kişiler de dosyaya sanık olarak eklendi. Suçlanan yazıların, bu kişilerin bulundukları cezaevinden gazeteye gönderdikleri mektuplar olduğu öğrenildi.

Haberlerde, “gazetedeki tüm haberlerin PKK eylemlerini meşrulaştırma övme amacına yönelik olduğu” iddia edildi.

Mütalaada, delil olarak sunulan yazı içeriklerinden sorumlu yazı işleri müdürü olarak Reyhan Çapan’ın, eş genel yayın yönetmeni olarak da Hüseyin Aykol’un sorumlu olduğu iddia edildi.

Esas hakkındaki mütalaada, sadece Çapan; “zincirleme şekilde suç işlemeye alenen tahrik etmek,” “zincirleme şekilde suçu ve işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen övmek,” “zincirleme şekilde terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı.

Duruşmada, gazetecilerin avukatları, mütalaa karşısında savunma hazırlamak üzere ek süre istedi. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın 13. duruşması 21 Kasım 2019’da görüldü. Duruşma savcısı, bir önceki duruşmada okuduğu esas hakkındaki mütalaada hata yapıldığını belirterek, düzeltilmesini istedi. Savcı, Çapan’ın suçlandığı bölüme Hüseyin Aykol’un isminin yazılmadığını belirtti. Çapan’a yöneltilen tüm suçlamalar, Aykol’a da yöneltildi. Gazetecilerin avukatı Özcan Kılıç, savunma hazırlamak için süre istedi. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın 14. duruşması 20 Şubat 2020’de görüldü. Bu duruşmada, cezaevinden gönderdikleri mektupları yayımlanan sanıklar savunma yaptı. Gazetecilerin avukatları Özcan Kılıç, bu yazıları yazan kişilerin sorumluluğunun olmadığını, sorumluluğun gazetenin yazıişleri müdüründe olduğunu savundu.

Yargılamanın 15. duruşması 14 Mayıs 2020’de görülecekti. Ancak, duruşma; “koronavirüs” pandemisi karşında Türkiye’de alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi.

Yargılamanın 16. duruşması, “koronavirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamındaki normalleşme kararı sonrasında 16 Haziran 2020’de görüldü.



Next Trial: Oct. 1, 2020, 10:30 a.m.


Duruşmanın saat 11:00’da başlaması gerekiyordu. Ancak duruşma, gecikmeli olarak saat 13:00’da başladı.

Gazeteciler Reyhan Çapan ve Hüseyin Aykol, duruşmaya katılmadı. Gazetecileri avukatları Özcan Kılıç ve Sercan Korkmaz temsil etti.

Gazeteye yazı yazdıkları gerekçesiyle yargılanan iki sanık hakkındaki yakalama kararının yerine getirilmediği belirtildi.

Avukatlar, bu aşamada beyanda bulunmayacaklarını ifade etti. İddia makamı da eksik hususların giderilmesini istedi.


Gazeteye yazı yazdıkları gerekçesiyle yargılanan iki sanık hakkındaki yakalama kararının infazının beklenmesine karar verildi.

Yargılamanın 1 Ekim 2020 tarihli duruşma ile devam etmesi kararlaştırıldı.


Duruşma Öncesi

İzleyiciler ve gazeteciler X-Ray cihazından geçirilerek adliyeye alındı. Duruşma, “koronavirüs” pandemisi karşısında Türkiye’de alınan tedbirlerin kaldırıldığı ilk gün görüldü. Bu nedenle adliye önünde uzun kuyruklar oluştu.

Avukatların, gazetecilerin ve tüm sanıkların vücut ısıları, ateş ölçer ile ölçüldü. Maske takılmasına ilişkin zorunluluk tek tek hatırlatıldı. Ellerine dezenfektan uygulandı.

Tüm adliyede, sosyal mesafenin korunmasını sağlamak adına belirli aralıklarla şeritler çekildiği görüldü.

Duruşmayı takip etmek isteyen gazeteciler ve dava avukatları kimlik kontrolüne tabi tutulmadan, duruşma saatinden önce duruşmanın görüleceği salonun önüne alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salon ufak bir salondu. Salonda avukat, sanık ve izleyiciler için yerler ayrılmıştı. Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için iki ayrı ekranın yerleştirildiği görüldü.

Duruşma salonunda bulunan iki koltuktan biri, sosyal mesafenin korunması için bantlarla kapatıldı.
Duruşmaya Katılım

Duruşmayı, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve P24 gözlemcileri takip etti.

Genel Gözlemler

Sanık yakınları, “koronavirüs” önlemleri kapsamında duruşma salonuna alınmadı. Özel güvenlik görevlilerinin ve mübaşirlerin maske taktığı görüldü.

15. Standing - May 14, 2020


Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi, 8 Eylül 2015 tarihinde, “Saray Çıldırdı” başlıklı bir haber yayımladı. Haber, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, o dönemde Türkiye’deki çatışmalı ortamın anımsatılması üzerine yaptığı “400 vekil alınsaydı, durum bugün çok farklı olurdu” açıklaması ile ilgiliydi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, haberin yayımlanmasının ardından, 14 Eylül 2015’te suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, haber ile; “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “terör örgütü propagandası” suçlarının işlendiği iddia edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suç duyurusu üzerine; gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Hüseyin Aykol ve Eren Keskin ile birlikte, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Reyhan Çapan hakkında soruşturma başlattı.

Türk Ceza Kanunu’na göre, bir kişi hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla dava açılabilmesi için Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor. Aykol, Keskin ve Çapan hakkında dava açılabilmesi için gereken bakanlık izni ise 11 Kasım 2015’te alındı.

Aykol, Keskin ve Çapan hakkındaki iddianame 26 Kasım 2015’te tamamlandı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, iddianamede, “şikayetçi” olarak yer aldı.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nde, 8 Eylül 2015’te, “Saray Çıldırdı” başlığı ile yayımlanan haber, iddianamede tek delil olarak yer aldı. İddianamede, söz konusu haber içeriği şu şekilde aktarıldı:

“Bilanço dehşet verici; çözüm masasını başkan olmak için deviren Erdoğan’ın 24 Temmuz’da halklara yönelik olarak başlattığı savaş, ülkeyi ateş çemberine çevirdi. 100’ü aşkın çocuk, kadın ve genç infaz edildi, yüzlerce özel harekâtçı ve asker Saray’ın savaşında, 50’yi aşkın gerilla da savunma savaşında yaşamını yitirdi. Açıklamaları şoke etti; Erdoğan operasyona gönderdiği askerlerin Oremar’da ağır kayıp verdiği gün, tüm Türkiye’yi şoke eden açıklamalar yaptı. 400 vekil verilseydi bunlar olmazdı dedi. Daha çok kanın akacağını vurgulayan Erdoğan’ın açıklamaları toplumu dehşete düşürdü, tepki çığ gibi büyüdü.”

İddianamede, ayrıca, haberde; Erdoğan’ın sözlerinden alıntı yapılarak, “Erdoğan: 400 vekil verilseydi bunlar olmazdı, bazı asker aileleri karaktersiz” ifadelerinin kullanıldığı belirtildi. İddianamede, Erdoğan’ın fotoğrafı altında, “Erdoğan: Karaktersiz” yazısının yazdığı ifade edildi.

İddianamede haberin yayımlandığı sayfada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafının altında “Erdoğan: Karaktersiz!” şeklinde bir yazının yer aldığı, yine Hakkari’nin Dağlıca ilçesi kırsalındaki bir çatışmadaki askeri aracın fotoğrafına yer verildiği belirtildi.

İddianamede, haberin yayımlandığı sayfadaki bir görsel için de şu iddialara yer verildi:

“Hakkari ili Dağlıca kırsalında, PKK silahlı terör örgütü üyelerince gerçekleştirilen terör saldırısında şehit düşen askerlerimizin ve içinde bulundukları ‘Akrep’ tabir edilen askeri aracın patlama sonrası görüntülerinin olduğu; bu görselin üzerinde ‘HPG kendi denetiminde bulunan asker cenazeleri için TSK’nin köylüler aracılığı ile ateşkes istediğini açıkladı. HPG’nin izin vermesi üzerine köylüler, asker cenazelerini aldı’ şeklinde haberlerin bulunduğu görülmüştür.”

İddianamede, Erdoğan’ın habere konu olan sözlerinin; “PKK silahlı terör örgütünün söz konusu Dağlıca terör saldırısından çok önce, terörün yoğun olarak yaşanmadığı bir ortamda, bir toplu açılış töreninde; yeni Anayasanın inşası, yeni Anayasa temelinde yeni Türkiye adımının rahatlıkla atılabilmesi amacıyla” söylenen sözler olduğu iddia edildi.

Haberde ise; “Cumhurbaşkanının halklara yönelik savaş başlattığının ve bu amaçla ülkemizi kan gölüne çevirdiğinin; Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının ölümüne neden olduğunun belirtildiği” iddia edildi. Bu şekilde, “Cumhurbaşkanının onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek somut bir olgu isnat edildiği” öne sürüldü.

İddianamede, aynı haberde; “PKK silahlı terör örgütü üyelerinden gerilla olarak bahsedilerek savunma savaşında yaşamını yitirdiklerinden bahsedilmesi sureti ile PKK silahlı terör örgütünün terör saldırılarının meşru bir savaşın savunması kapsamında değerlendirilerek, bu şekilde terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren eylemlerinin meşru gösterilerek terör örgütü propagandası yapıldığı” iddia edildi.

Suçlanan haberin, asker cenazeleri ile ilgili bölümünde ise “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz güçsüzmüş gibi gösterilerek şehitlerimizin cenazelerinin alınması konusunda gerçeğe aykırı olarak silahlı terör örgütüne ateşkes teklif edildiği ve izin alındığı belirtilerek, terör örgütü propagandası yapıldığı” öne sürüldü.

İddianamede, “basın özgürlüğünün sınırsız olmadığı, kişilik haklarına zararda bulunulmamasının yasal ve hukuki bir zorunluluk olduğu” belirtildi. İddianamede, şu ifadeler kullanıldı:

“Eleştirinin verilişinde gereksiz, yararlı olmayan beyan, niteleme ve değerlendirmelere gidilerek içerik ile uygun düşmeyen tahrik edici, yalın bir okuyucuda husumet ve kuşku yaratıcı dil ve ifade kullanılır, seçilen sözcükler aşağılayıcı, küçük düşürücü, incitici nitelikle olursa, haber veya eleştiri hukuka aykırı hale gelir.”

İddianamede Aykol, Keskin ve Çapan; Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi uyarınca “Cumhurbaşkanına alenen hakaret etmekle” suçlandı. Gazetecilere ayrıca, Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası yapmak” suçlaması yöneltildi. Gazeteciler hakkında, ayrı ayrı, 2 yıl 2 aydan 9 yıl 8 aya kadar hapis cezası istendi.

Gazetecilerin yargılanmasına İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılamanın dokuzuncu duruşması 28 Şubat 2019’da görüldü. Savcılığın, esas hakkındaki mütalaasını, iki duruşma arasında, mahkemeye sunduğu açıklandı. Mütalaada, gazetede yayımlanan haberler sıralandı. Üç gazetecinin cezalandırılması istendi.

Yargılamanın 11. duruşması 15 Nisan 2019’da görüldü. Duruşma savcısı, esas hakkında mütalaanın yenilenmesi için ek süre istedi. Talep kabul edildi. Bu duruşmada, ayrıca; Eren Keskin’in dosyasının ayrılarak İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde üzerinde yargılama yürütülen dosya ile birleştirilmesine karar verildi.

Karar ile birlikte Keskin’in dosyası, hakkında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakkında devam eden yargılama ile birleştirildi. Yargılama, Hüseyin Aykol ve Reyhan Çapan açısından bu mahkemede devam etti.

Yargılamanın 12. duruşması 17 Temmuz 2019’da görüldü. Duruşma savcısı, yenilenen esas hakkındaki mütalaayı okudu. Gazeteciler, mütalaada, iddianamede delil olarak yer almayan ve Ocak ve Mart 2016’da yayımlanan çeşitli haberler ve yazılar üzerinden de suçlandı. Ancak, delil olarak gösterilen yazı ve haberlerden birçoğu, yargılanan gazetecilere ait değildi. Haber ve yazılarda imzası bulunan isimlerin, “gerçek kimlik bilgilerinin bulunmadığı” iddia edildi. Haber ve yazılarda imzası bulunan ve kimliği tespit edilen başka kişiler de dosyaya sanık olarak eklendi. Suçlanan yazıların, bu kişilerin bulundukları cezaevinden gazeteye gönderdikleri mektuplar olduğu öğrenildi.

Haberlerde, “gazetedeki tüm haberlerin PKK eylemlerini meşrulaştırma övme amacına yönelik olduğu” iddia edildi.

Mütalaada, delil olarak sunulan yazı içeriklerinden sorumlu yazı işleri müdürü olarak Reyhan Çapan’ın, eş genel yayın yönetmeni olarak da Hüseyin Aykol’un sorumlu olduğu iddia edildi.

Esas hakkındaki mütalaada, sadece Çapan; “zincirleme şekilde suç işlemeye alenen tahrik etmek,” “zincirleme şekilde suçu ve işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen övmek,” “zincirleme şekilde terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı.

Duruşmada, gazetecilerin avukatları, mütalaa karşısında savunma hazırlamak üzere ek süre istedi. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın 13. duruşması 21 Kasım 2019’da görüldü. Duruşma savcısı, bir önceki duruşmada okuduğu esas hakkındaki mütalaada hata yapıldığını belirterek, düzeltilmesini istedi. Savcı, Çapan’ın suçlandığı bölüme Hüseyin Aykol’un isminin yazılmadığını belirtti. Çapan’a yöneltilen tüm suçlamalar, Aykol’a da yöneltildi. Gazetecilerin avukatı Özcan Kılıç, savunma hazırlamak için süre istedi. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın 14. duruşması 20 Şubat 2020’de görüldü. Bu duruşmada, cezaevinden gönderdikleri mektupları yayımlanan sanıklar savunma yaptı. Gazetecilerin avukatları Özcan Kılıç, bu yazıları yazan kişilerin sorumluluğunun olmadığını, sorumluluğun gazetenin yazıişleri müdüründe olduğunu savundu.

Yargılamanın 15. duruşması 14 Mayıs 2020’de görülecekti. Ancak, duruşma; “coronavirüs” pandemisi karşında Türkiye’de alınan tedbirler kapsamında, görülmeden 16 Haziran 2020 tarihine ertelendi.



Next Trial: June 16, 2020, 9 a.m.


Duruşma; “coronavirüs” pandemisi karşında Türkiye’de alınan tedbirler kapsamında, görülmeden 16 Haziran 2020 tarihine ertelendi.

14. Standing - Feb. 20, 2020


Özgür Gündem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin ve Sorumlu Yazıişleri Müdürü Reyhan Çapan hakkındaki soruşturma İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 2016 yılında başlatıldı.

Özgür Gündem gazetesinde 9 Mart 2016 tarihinde çıkan haberler ve yazılar gerekçe gösterilerek 13 Nisan 2016 günü iddianame hazırlandı. Hazırlanan iddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

İddianameye konu haberler ise bölge kentlerindeki “öz yönetim”leri konu haberler oldu. “PKK/KCK terör örgütü mensuplarının gerçekleştirdikleri eylemlerin propagandası yapmak”, “nefret ve şiddet çağrısında bulunmak”, “halkın bir kesimini suç işlemek üzere tahrik etmek” gibi suçlamalar yapıldı.

Savcı, gazetede mahlas ile yazı yazan Seyit Botan’ın gerçek kimlik bilgileri bulunamadığından yazılarının içeriğinden Basın Kanunu uyarınca Eren Keskin ve Reyhan Çapan’ın sorumlu tuttu. Bu yazılarda örgüt propagandası yapıldığını ileri sürdü. Hakkında iddianame hazırlanan gazetenin yazarlarından olan ve cezaevinde bulunan İslam Tüner, Methi Kaya, Lütfi Yavuzaslan’ın ve yayın yönetmeni Hüseyin Aykol’un dosyaları bu davayla birleştirildi.

18 Nisan 2019’da ise Eren Keskin’in dosyasının ayrılarak, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Özgür Gündem ana davasıyla birleştirilmesine karar verildi.

Savcı esas hakkında mütalaasını Temmuz 2019’daki 12. duruşmada sundu. Tüm sanıkların “suç işlemeye tahrik”, “suçu ve suçluyu övme” ve “örgüt propagandası” suçlamalarından; Hüseyin Aykol, Reyhan Çapan hakkında ayrıca “zincirleme suç işlemek”ten cezalandırılmasını istedi.

Dava sanıkların esas hakkında savunmalarını yapmaları için 21 Kasım 2019’a bırakıldı. Duruşmada avukatların savunma için süre talebi kabul edilerek bir sonraki duruşma 20 Şubat 2020’ye bıraktı. 20 Şubat 2020’de görülen duruşmada, esas hakkındaki mütalaaya karşı bazı sanıkların savunmaları alınmadığı için duruşma 14 Mayıs 2020’ye bırakıldı.



Next Trial: May 14, 2020, 2:45 p.m.


Duruşmanın 13:30’de başlaması bekleniyordu; ancak mahkeme heyeti 10 dakika geç kaldı.

Cezaevinden yazdıkları mektupların gazetede yayımlanması nedeniyle yargılanan M.K. ve L.Y., duruşmaya bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden bağlandı.

Duruşmada, gazetecileri avukatları Özcan Kılıç temsil etti.

Duruşma savcısı, önceki celselerde açıkladığı esas hakkındaki mütalaayı tekrar ettiklerini açıkladı.

Ardından söz alan M. K. ve L. Y. de önce beyanlarını tekrar ettiklerini savundu.

Gazetecilerin avukatları Özcan Kılıç, bu yazıları yazan kişilerin sorumluluğunun olmadığını, sorumluluğun gazetenin yazıişleri müdüründe olduğunu savundu.

Mahkeme heyeti, ara kararını açıkladı.


Mahkeme heyeti, savunmaların alınmayan sanıkların ifadelerinin alınması için haklarında yakalama kararı çıkarılmasına karar verdi.

Yargılamanın 14 Mayıs 2020’de görülecek duruşmada devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

İzleyiciler ve gazeteciler, adliyeye X-Ray cihazından geçirilerek alındı. Duruşmayı takip etmek isteyen gazeteciler ve dava avukatları kimlik kontrolüne tabi tutulmadan, duruşma saatinden önce duruşmanın görüleceği salonun önüne alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salon ufak bir salondu. Salonda avukat, sanık ve izleyiciler için yerler ayrılmıştı. Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için iki ekran kurulmuştu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve P24 gözlemcileri takip etti.

Duruşma yaklaşık 10 dakika sürdü.

13. Standing - Nov. 21, 2019


Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi, 8 Eylül 2015 tarihinde, “Saray Çıldırdı” başlıklı bir haber yayımladı. Haber, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, o dönemde Türkiye’deki çatışmalı ortamın anımsatılması üzerine yaptığı “400 vekil alınsaydı, durum bugün çok farklı olurdu” açıklaması ile ilgiliydi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, haberin yayımlanmasının ardından, 14 Eylül 2015’te suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, haber ile; “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “terör örgütü propagandası” suçlarının işlendiği iddia edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suç duyurusu üzerine; gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Hüseyin Aykol ve Eren Keskin ile birlikte, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Reyhan Çapan hakkında soruşturma başlattı.

Türk Ceza Kanunu’na göre, bir kişi hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla dava açılabilmesi için Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor. Aykol, Keskin ve Çapan hakkında dava açılabilmesi için gereken bakanlık izni ise 11 Kasım 2015’te alındı.

Aykol, Keskin ve Çapan hakkındaki iddianame 26 Kasım 2015’te tamamlandı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, iddianamede, “şikayetçi” olarak yer aldı.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nde, 8 Eylül 2015’te, “Saray Çıldırdı” başlığı ile yayımlanan haber, iddianamede tek delil olarak yer aldı. İddianamede, söz konusu haber içeriği şu şekilde aktarıldı:

“Bilanço dehşet verici; çözüm masasını başkan olmak için deviren Erdoğan’ın 24 Temmuz’da halklara yönelik olarak başlattığı savaş, ülkeyi ateş çemberine çevirdi. 100’ü aşkın çocuk, kadın ve genç infaz edildi, yüzlerce özel harekâtçı ve asker Saray’ın savaşında, 50’yi aşkın gerilla da savunma savaşında yaşamını yitirdi. Açıklamaları şoke etti; Erdoğan operasyona gönderdiği askerlerin Oremar’da ağır kayıp verdiği gün, tüm Türkiye’yi şoke eden açıklamalar yaptı. 400 vekil verilseydi bunlar olmazdı dedi. Daha çok kanın akacağını vurgulayan Erdoğan’ın açıklamaları toplumu dehşete düşürdü, tepki çığ gibi büyüdü.”

İddianamede, ayrıca, haberde; Erdoğan’ın sözlerinden alıntı yapılarak, “Erdoğan: 400 vekil verilseydi bunlar olmazdı, bazı asker aileleri karaktersiz” ifadelerinin kullanıldığı belirtildi. İddianamede, Erdoğan’ın fotoğrafı altında, “Erdoğan: Karaktersiz” yazısının yazdığı ifade edildi.

İddianamede haberin yayımlandığı sayfada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafının altında “Erdoğan: Karaktersiz!” şeklinde bir yazının yer aldığı, yine Hakkari’nin Dağlıca ilçesi kırsalındaki bir çatışmadaki askeri aracın fotoğrafına yer verildiği belirtildi.

İddianamede, haberin yayımlandığı sayfadaki bir görsel için de şu iddialara yer verildi:

“Hakkari ili Dağlıca kırsalında, PKK silahlı terör örgütü üyelerince gerçekleştirilen terör saldırısında şehit düşen askerlerimizin ve içinde bulundukları ‘Akrep’ tabir edilen askeri aracın patlama sonrası görüntülerinin olduğu; bu görselin üzerinde ‘HPG kendi denetiminde bulunan asker cenazeleri için TSK’nin köylüler aracılığı ile ateşkes istediğini açıkladı. HPG’nin izin vermesi üzerine köylüler, asker cenazelerini aldı’ şeklinde haberlerin bulunduğu görülmüştür.”

İddianamede, Erdoğan’ın habere konu olan sözlerinin; “PKK silahlı terör örgütünün söz konusu Dağlıca terör saldırısından çok önce, terörün yoğun olarak yaşanmadığı bir ortamda, bir toplu açılış töreninde; yeni Anayasanın inşası, yeni Anayasa temelinde yeni Türkiye adımının rahatlıkla atılabilmesi amacıyla” söylenen sözler olduğu iddia edildi.

Haberde ise; “Cumhurbaşkanının halklara yönelik savaş başlattığının ve bu amaçla ülkemizi kan gölüne çevirdiğinin; Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının ölümüne neden olduğunun belirtildiği” iddia edildi. Bu şekilde, “Cumhurbaşkanının onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek somut bir olgu isnat edildiği” öne sürüldü.

İddianamede, aynı haberde; “PKK silahlı terör örgütü üyelerinden gerilla olarak bahsedilerek savunma savaşında yaşamını yitirdiklerinden bahsedilmesi sureti ile PKK silahlı terör örgütünün terör saldırılarının meşru bir savaşın savunması kapsamında değerlendirilerek, bu şekilde terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren eylemlerinin meşru gösterilerek terör örgütü propagandası yapıldığı” iddia edildi.

Suçlanan haberin, asker cenazeleri ile ilgili bölümünde ise “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz güçsüzmüş gibi gösterilerek şehitlerimizin cenazelerinin alınması konusunda gerçeğe aykırı olarak silahlı terör örgütüne ateşkes teklif edildiği ve izin alındığı belirtilerek, terör örgütü propagandası yapıldığı” öne sürüldü.

İddianamede, “basın özgürlüğünün sınırsız olmadığı, kişilik haklarına zararda bulunulmamasının yasal ve hukuki bir zorunluluk olduğu” belirtildi. İddianamede, şu ifadeler kullanıldı:

“Eleştirinin verilişinde gereksiz, yararlı olmayan beyan, niteleme ve değerlendirmelere gidilerek içerik ile uygun düşmeyen tahrik edici, yalın bir okuyucuda husumet ve kuşku yaratıcı dil ve ifade kullanılır, seçilen sözcükler aşağılayıcı, küçük düşürücü, incitici nitelikle olursa, haber veya eleştiri hukuka aykırı hale gelir.”

İddianamede Aykol, Keskin ve Çapan; Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi uyarınca “Cumhurbaşkanına alenen hakaret etmekle” suçlandı. Gazetecilere ayrıca, Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası yapmak” suçlaması yöneltildi. Gazeteciler hakkında, ayrı ayrı, 2 yıl 2 aydan 9 yıl 8 aya kadar hapis cezası istendi.

Gazetecilerin yargılanmasına İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılamanın dokuzuncu duruşması 28 Şubat 2019’da görüldü. Savcılığın, esas hakkındaki mütalaasını, iki duruşma arasında, mahkemeye sunduğu açıklandı. Mütalaada, gazetede yayımlanan haberler sıralandı. Üç gazetecinin cezalandırılması istendi.

Yargılamanın 11. duruşması 15 Nisan 2019’da görüldü. Duruşma savcısı, esas hakkında mütalaanın yenilenmesi için ek süre istedi. Talep kabul edildi. Bu duruşmada, ayrıca; Eren Keskin’in dosyasının ayrılarak İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde üzerinde yargılama yürütülen dosya ile birleştirilmesine karar verildi.

Karar ile birlikte Keskin’in dosyası, hakkında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakkında devam eden yargılama ile birleştirildi. Yargılama, Hüseyin Aykol ve Reyhan Çapan açısından bu mahkemede devam etti.

Yargılamanın 12. duruşması 17 Temmuz 2019’da görüldü. Duruşma savcısı, yenilenen esas hakkındaki mütalaayı okudu. Gazeteciler, mütalaada, iddianamede delil olarak yer almayan ve Ocak ve Mart 2016’da yayımlanan çeşitli haberler ve yazılar üzerinden de suçlandı. Ancak, delil olarak gösterilen yazı ve haberlerden birçoğu, yargılanan gazetecilere ait değildi. Haber ve yazılarda imzası bulunan isimlerin, “gerçek kimlik bilgilerinin bulunmadığı” iddia edildi. Haber ve yazılarda imzası bulunan ve kimliği tespit edilen başka kişiler de dosyaya sanık olarak eklendi. Suçlanan yazıların, bu kişilerin bulundukları cezaevinden gazeteye gönderdikleri mektuplar olduğu öğrenildi.

Haberlerde, “gazetedeki tüm haberlerin PKK eylemlerini meşrulaştırma övme amacına yönelik olduğu” iddia edildi.

Mütalaada, delil olarak sunulan yazı içeriklerinden sorumlu yazı işleri müdürü olarak Reyhan Çapan’ın, eş genel yayın yönetmeni olarak da Hüseyin Aykol’un sorumlu olduğu iddia edildi.

Esas hakkındaki mütalaada, sadece Çapan; “zincirleme şekilde suç işlemeye alenen tahrik etmek,” “zincirleme şekilde suçu ve işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen övmek,” “zincirleme şekilde terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı.

Duruşmada, gazetecilerin avukatları, mütalaa karşısında savunma hazırlamak üzere ek süre istedi. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın 13. duruşması 21 Kasım 2019’da görüldü.



Next Trial: Feb. 20, 2020, 1:30 p.m.


Duruşma saatinde başladı. Gazeteciler Hüseyin Aykol ve Reyhan Çapan, duruşmaya katılmadı. Gazetecileri, avukat Özcan Kılıç temsil etti.

Duruşma savcısı, önceki duruşmada açıkladığı esas hakkında mütalaayı tekrar etti. Ancak savcı, mütalaadaki bazı hataların düzeltilmesini talep etti.

Savcı, Çapan’ın suçlandığı bölüme Hüseyin Aykol’un isminin yazılmadığını belirtti. Çapan’a yöneltilen tüm suçlamalar, Aykol’a da yöneltildi.

Avukat Özcan Kılıç, savunma için süre talebinde bulundu.


Mahkeme heyeti, avukatların ek süre talebini kabul etti.

Yargılamanın 20 Şubat 2020’de görülecek duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Gazeteciler ve yurttaşlar, adliyeye X-Ray cihazından geçerek girebildi. Yargılanan gazeteciler ve duruşmayı takip edenler, ana koridorda bekletildi. Gazeteciler, duruşma saatinde salona alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma, normal büyüklükte bir salonda görüldü. Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için iki ekran kuruluydu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği(MLSA) ve bazı haber ajanslarının muhabirleri takipm etti.

Genel Gözlemler

Herhangi bir olağanüstü durumun yaşanmadığı duruşma, yaklaşık beş dakika sürdü.

12. Standing - July 17, 2019


Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi, 8 Eylül 2015 tarihinde, “Saray Çıldırdı” başlıklı bir haber yayımladı. Haber, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, o dönemde Türkiye’deki çatışmalı ortamın anımsatılması üzerine yaptığı “400 vekil alınsaydı, durum bugün çok farklı olurdu” açıklaması ile ilgiliydi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, haberin yayımlanmasının ardından, 14 Eylül 2015’te suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, haber ile; “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “terör örgütü propagandası” suçlarının işlendiği iddia edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suç duyurusu üzerine; gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Hüseyin Aykol ve Eren Keskin ile birlikte, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Reyhan Çapan hakkında soruşturma başlattı.

Türk Ceza Kanunu’na göre, bir kişi hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla dava açılabilmesi için Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor. Aykol, Keskin ve Çapan hakkında dava açılabilmesi için gereken bakanlık izni ise 11 Kasım 2015’te alındı.

Aykol, Keskin ve Çapan hakkındaki iddianame 26 Kasım 2015’te tamamlandı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, iddianamede, “şikayetçi” olarak yer aldı.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nde, 8 Eylül 2015’te, “Saray Çıldırdı” başlığı ile yayımlanan haber, iddianamede tek delil olarak yer aldı. İddianamede, söz konusu haber içeriği şu şekilde aktarıldı:

“Bilanço dehşet verici; çözüm masasını başkan olmak için deviren Erdoğan’ın 24 Temmuz’da halklara yönelik olarak başlattığı savaş, ülkeyi ateş çemberine çevirdi. 100’ü aşkın çocuk, kadın ve genç infaz edildi, yüzlerce özel harekâtçı ve asker Saray’ın savaşında, 50’yi aşkın gerilla da savunma savaşında yaşamını yitirdi. Açıklamaları şoke etti; Erdoğan operasyona gönderdiği askerlerin Oremar’da ağır kayıp verdiği gün, tüm Türkiye’yi şoke eden açıklamalar yaptı. 400 vekil verilseydi bunlar olmazdı dedi. Daha çok kanın akacağını vurgulayan Erdoğan’ın açıklamaları toplumu dehşete düşürdü, tepki çığ gibi büyüdü.”

İddianamede, ayrıca, haberde; Erdoğan’ın sözlerinden alıntı yapılarak, “Erdoğan: 400 vekil verilseydi bunlar olmazdı, bazı asker aileleri karaktersiz” ifadelerinin kullanıldığı belirtildi. İddianamede, Erdoğan’ın fotoğrafı altında, “Erdoğan: Karaktersiz” yazısının yazdığı ifade edildi.

İddianamede haberin yayımlandığı sayfada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafının altında “Erdoğan: Karaktersiz!” şeklinde bir yazının yer aldığı, yine Hakkari’nin Dağlıca ilçesi kırsalındaki bir çatışmadaki askeri aracın fotoğrafına yer verildiği belirtildi.

İddianamede, haberin yayımlandığı sayfadaki bir görsel için de şu iddialara yer verildi:

“Hakkari ili Dağlıca kırsalında, PKK silahlı terör örgütü üyelerince gerçekleştirilen terör saldırısında şehit düşen askerlerimizin ve içinde bulundukları ‘Akrep’ tabir edilen askeri aracın patlama sonrası görüntülerinin olduğu; bu görselin üzerinde ‘HPG kendi denetiminde bulunan asker cenazeleri için TSK’nin köylüler aracılığı ile ateşkes istediğini açıkladı. HPG’nin izin vermesi üzerine köylüler, asker cenazelerini aldı’ şeklinde haberlerin bulunduğu görülmüştür.”

İddianamede, Erdoğan’ın habere konu olan sözlerinin; “PKK silahlı terör örgütünün söz konusu Dağlıca terör saldırısından çok önce, terörün yoğun olarak yaşanmadığı bir ortamda, bir toplu açılış töreninde; yeni Anayasanın inşası, yeni Anayasa temelinde yeni Türkiye adımının rahatlıkla atılabilmesi amacıyla” söylenen sözler olduğu iddia edildi.

Haberde ise; “Cumhurbaşkanının halklara yönelik savaş başlattığının ve bu amaçla ülkemizi kan gölüne çevirdiğinin; Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının ölümüne neden olduğunun belirtildiği” iddia edildi. Bu şekilde, “Cumhurbaşkanının onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek somut bir olgu isnat edildiği” öne sürüldü.

İddianamede, aynı haberde; “PKK silahlı terör örgütü üyelerinden gerilla olarak bahsedilerek savunma savaşında yaşamını yitirdiklerinden bahsedilmesi sureti ile PKK silahlı terör örgütünün terör saldırılarının meşru bir savaşın savunması kapsamında değerlendirilerek, bu şekilde terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren eylemlerinin meşru gösterilerek terör örgütü propagandası yapıldığı” iddia edildi.

Suçlanan haberin, asker cenazeleri ile ilgili bölümünde ise “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz güçsüzmüş gibi gösterilerek şehitlerimizin cenazelerinin alınması konusunda gerçeğe aykırı olarak silahlı terör örgütüne ateşkes teklif edildiği ve izin alındığı belirtilerek, terör örgütü propagandası yapıldığı” öne sürüldü.

İddianamede, “basın özgürlüğünün sınırsız olmadığı, kişilik haklarına zararda bulunulmamasının yasal ve hukuki bir zorunluluk olduğu” belirtildi. İddianamede, şu ifadeler kullanıldı:

“Eleştirinin verilişinde gereksiz, yararlı olmayan beyan, niteleme ve değerlendirmelere gidilerek içerik ile uygun düşmeyen tahrik edici, yalın bir okuyucuda husumet ve kuşku yaratıcı dil ve ifade kullanılır, seçilen sözcükler aşağılayıcı, küçük düşürücü, incitici nitelikle olursa, haber veya eleştiri hukuka aykırı hale gelir.”

İddianamede Aykol, Keskin ve Çapan; Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi uyarınca “Cumhurbaşkanına alenen hakaret etmekle” suçlandı. Gazetecilere ayrıca, Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası yapmak” suçlaması yöneltildi. Gazeteciler hakkında, ayrı ayrı, 2 yıl 2 aydan 9 yıl 8 aya kadar hapis cezası istendi.

Gazetecilerin yargılanmasına İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılamanın dokuzuncu duruşması 28 Şubat 2019’da görüldü. Savcılığın, esas hakkındaki mütalaasını, iki duruşma arasında, mahkemeye sunduğu açıklandı. Mütalaada, gazetede yayımlanan haberler sıralandı. Üç gazetecinin cezalandırılması istendi.

Yargılamanın 11. duruşması 15 Nisan 2019’da görüldü. Duruşma savcısı, esas hakkında mütalaanın yenilenmesi için ek süre istedi. Talep kabul edildi. Bu duruşmada, ayrıca; Eren Keskin’in dosyasının ayrılarak İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde üzerinde yargılama yürütülen dosya ile birleştirilmesine karar verildi.

Karar ile birlikte Keskin’in dosyası, hakkında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakkında devam eden yargılama ile birleştirildi. Yargılama, Hüseyin Aykol ve Reyhan Çapan açısından bu mahkemede devam etti.

Yargılamanın 12. duruşması 17 Temmuz 2019’da görüldü.



Next Trial: Nov. 21, 2019, 1:30 p.m.


Duruşmanın başında söz alan M. K.’nın avukatı Reşat Aydın, müvekkiline yöneltilen suçlamanın ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyleyerek, savunma için ek süre talep etti.

Reyhan Çapan ve Hüseyin Aykol’un avukatı Özcan Kılıç, bu aşamada bir ekleyeceğinin olmadığını, esas hakkında mütalaanın açıklanmasını beklediklerini söyledi.

Duruşma savcısı, yenilenen esas hakkındaki mütalaayı okudu. Gazeteciler, mütalaada, iddianamede delil olarak yer almayan ve Ocak ve Mart 2016’da yayımlanan çeşitli haberler ve yazılar üzerinden de suçlandı. Ancak, delil olarak gösterilen yazı ve haberlerden birçoğu, yargılanan gazetecilere ait değildi. Haber ve yazılarda imzası bulunan isimlerin, “gerçek kimlik bilgilerinin bulunmadığı” iddia edildi. Haber ve yazılarda imzası bulunan ve kimliği tespit edilen başka kişiler de dosyaya sanık olarak eklendi. Suçlanan yazıların, bu kişilerin bulundukları cezaevinden gazeteye gönderdikleri mektuplar olduğu öğrenildi.

Haberlerde, “gazetedeki tüm haberlerin PKK eylemlerini meşrulaştırma övme amacına yönelik olduğu” iddia edildi.

Mütalaada, delil olarak sunulan yazı içeriklerinden sorumlu yazı işleri müdürü olarak Reyhan Çapan’ın, eş genel yayın yönetmeni olarak da Hüseyin Aykol’un sorumlu olduğu iddia edildi.

Esas hakkındaki mütalaada, sadece Çapan; “zincirleme şekilde suç işlemeye alenen tahrik etmek,” “zincirleme şekilde suçu ve işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen övmek,” “zincirleme şekilde terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı.

Avukatlar, açıklanan esas hakkındaki mütalaa karşısında savunmalarını hazırlama için ek süre talep etti.


Mahkeme heyeti, avukatların süre talebini kabul etti.

Yargılamanın 21 Kasım 2019’da görülecek duruşmada devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma, bir önceki duruşmada belirlenen saatten yaklaşık 55 dakika geç başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonunda 20 kişilik oturma yeri bulunuyordu. Avukat ve sanıklar için ayrı ayrı yerler ayrıldı. Duruşmaya kimse katılmadığı için tüm sıralar boş kaldı. Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi için iki dev ekran kuruluydu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı gazeteciler takip etti.

Genel Gözlemler

Toplam beş dakika süren duruşmada, savcı esas hakkındaki mütalaasını sundu. Savcının sözleri, izleyiciler bölümünden zor duyuldu.

11. Standing - April 15, 2019


Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi, 8 Eylül 2015 tarihinde, “Saray Çıldırdı” başlıklı bir haber yayımladı. Haber, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, o dönemde Türkiye’deki çatışmalı ortamın anımsatılması üzerine yaptığı “400 vekil alınsaydı, durum bugün çok farklı olurdu” açıklaması ile ilgiliydi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, haberin yayımlanmasının ardından, 14 Eylül 2015’te suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, haber ile; “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “terör örgütü propagandası” suçlarının işlendiği iddia edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suç duyurusu üzerine; gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Hüseyin Aykol ve Eren Keskin ile birlikte, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Reyhan Çapan hakkında soruşturma başlattı.

Türk Ceza Kanunu’na göre, bir kişi hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla dava açılabilmesi için Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor. Aykol, Keskin ve Çapan hakkında dava açılabilmesi için gereken bakanlık izni ise 11 Kasım 2015’te alındı.

Aykol, Keskin ve Çapan hakkındaki iddianame 26 Kasım 2015’te tamamlandı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, iddianamede, “şikayetçi” olarak yer aldı.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nde, 8 Eylül 2015’te, “Saray Çıldırdı” başlığı ile yayımlanan haber, iddianamede tek delil olarak yer aldı. İddianamede, söz konusu haber içeriği şu şekilde aktarıldı:

“Bilanço dehşet verici; çözüm masasını başkan olmak için deviren Erdoğan’ın 24 Temmuz’da halklara yönelik olarak başlattığı savaş, ülkeyi ateş çemberine çevirdi. 100’ü aşkın çocuk, kadın ve genç infaz edildi, yüzlerce özel harekâtçı ve asker Saray’ın savaşında, 50’yi aşkın gerilla da savunma savaşında yaşamını yitirdi. Açıklamaları şoke etti; Erdoğan operasyona gönderdiği askerlerin Oremar’da ağır kayıp verdiği gün, tüm Türkiye’yi şoke eden açıklamalar yaptı. 400 vekil verilseydi bunlar olmazdı dedi. Daha çok kanın akacağını vurgulayan Erdoğan’ın açıklamaları toplumu dehşete düşürdü, tepki çığ gibi büyüdü.”

İddianamede, ayrıca, haberde; Erdoğan’ın sözlerinden alıntı yapılarak, “Erdoğan: 400 vekil verilseydi bunlar olmazdı, bazı asker aileleri karaktersiz” ifadelerinin kullanıldığı belirtildi. İddianamede, Erdoğan’ın fotoğrafı altında, “Erdoğan: Karaktersiz” yazısının yazdığı ifade edildi.

İddianamede haberin yayımlandığı sayfada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafının altında “Erdoğan: Karaktersiz!” şeklinde bir yazının yer aldığı, yine Hakkari’nin Dağlıca ilçesi kırsalındaki bir çatışmadaki askeri aracın fotoğrafına yer verildiği belirtildi.

İddianamede, haberin yayımlandığı sayfadaki bir görsel için de şu iddialara yer verildi:

“Hakkari ili Dağlıca kırsalında, PKK silahlı terör örgütü üyelerince gerçekleştirilen terör saldırısında şehit düşen askerlerimizin ve içinde bulundukları ‘Akrep’ tabir edilen askeri aracın patlama sonrası görüntülerinin olduğu; bu görselin üzerinde ‘HPG kendi denetiminde bulunan asker cenazeleri için TSK’nin köylüler aracılığı ile ateşkes istediğini açıkladı. HPG’nin izin vermesi üzerine köylüler, asker cenazelerini aldı’ şeklinde haberlerin bulunduğu görülmüştür.”

İddianamede, Erdoğan’ın habere konu olan sözlerinin; “PKK silahlı terör örgütünün söz konusu Dağlıca terör saldırısından çok önce, terörün yoğun olarak yaşanmadığı bir ortamda, bir toplu açılış töreninde; yeni Anayasanın inşası, yeni Anayasa temelinde yeni Türkiye adımının rahatlıkla atılabilmesi amacıyla” söylenen sözler olduğu iddia edildi.

Haberde ise; “Cumhurbaşkanının halklara yönelik savaş başlattığının ve bu amaçla ülkemizi kan gölüne çevirdiğinin; Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının ölümüne neden olduğunun belirtildiği” iddia edildi. Bu şekilde, “Cumhurbaşkanının onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek somut bir olgu isnat edildiği” öne sürüldü.

İddianamede, aynı haberde; “PKK silahlı terör örgütü üyelerinden gerilla olarak bahsedilerek savunma savaşında yaşamını yitirdiklerinden bahsedilmesi sureti ile PKK silahlı terör örgütünün terör saldırılarının meşru bir savaşın savunması kapsamında değerlendirilerek, bu şekilde terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren eylemlerinin meşru gösterilerek terör örgütü propagandası yapıldığı” iddia edildi.

Suçlanan haberin, asker cenazeleri ile ilgili bölümünde ise “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz güçsüzmüş gibi gösterilerek şehitlerimizin cenazelerinin alınması konusunda gerçeğe aykırı olarak silahlı terör örgütüne ateşkes teklif edildiği ve izin alındığı belirtilerek, terör örgütü propagandası yapıldığı” öne sürüldü.

İddianamede, “basın özgürlüğünün sınırsız olmadığı, kişilik haklarına zararda bulunulmamasının yasal ve hukuki bir zorunluluk olduğu” belirtildi. İddianamede, şu ifadeler kullanıldı:

“Eleştirinin verilişinde gereksiz, yararlı olmayan beyan, niteleme ve değerlendirmelere gidilerek içerik ile uygun düşmeyen tahrik edici, yalın bir okuyucuda husumet ve kuşku yaratıcı dil ve ifade kullanılır, seçilen sözcükler aşağılayıcı, küçük düşürücü, incitici nitelikle olursa, haber veya eleştiri hukuka aykırı hale gelir.”

İddianamede Aykol, Keskin ve Çapan; Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi uyarınca “Cumhurbaşkanına alenen hakaret etmekle” suçlandı. Gazetecilere ayrıca, Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası yapmak” suçlaması yöneltildi. Gazeteciler hakkında, ayrı ayrı, 2 yıl 2 aydan 9 yıl 8 aya kadar hapis cezası istendi.

Gazetecilerin yargılanmasına İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılamanın dokuzuncu duruşması 28 Şubat 2019’da görüldü. Savcılığın, esas hakkındaki mütalaasını, iki duruşma arasında, mahkemeye sunduğu açıklandı. Mütalaada, gazetede yayımlanan haberler sıralandı. Üç gazetecinin cezalandırılması istendi.

Yargılamanın 11. duruşması 15 Nisan 2019’da görüldü.



Next Trial: July 17, 2019, 11 a.m.


Duruşmanın, başlama saati öne çekildiğinden, saat 13.30’da değil, 10.30’da başladı.

Mahkeme Başkanı, Eren Keskin’in dosyasının ayrılarak, kamuoyunda “Özgür Gündem Gazetesi Ana Davası” olarak bilinen dosya ile birleştirilip birleştirilmemesi konusunda, tarafların onay verip, vermediklerini sordu.

Duruşma savcısı, Eren Keskin’in dosyasının ayrılmasını talep etti.

Duruşma savcısı, ayrıca; esas hakkında mütalaanın tekrar hazırlanması için süre istedi.


Mahkeme heyeti, kararını açıkladı.

Eren Keskin’in dosyasının ayrılmasına ve bu dosyanın ise esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa iletilmesine karar verildi.

Yargılamanın 17 Temmuz 2019’da görülecek duruşma ile sürmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma saat önceden belirlendiği gibi 9.00’da başladı. Duruşmaya kimse gelmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonunda 20 kişilik oturma yeri bulunuyordu. Avukat ve sanıklar için ayrı ayrı yerler ayrıldı. Duruşmaya izleyici olarak kimse katılmadığı için tüm sıralar boş kaldı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sadece M.K.’nın avukatı Reşat Aydın katıldı.

Genel Gözlemler

13.30’da başlayacağı duyurulan duruşma sabah 10.30’da görüldü.

9. Standing - Feb. 28, 2019


Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi, 8 Eylül 2015 tarihinde, “Saray Çıldırdı” başlıklı bir haber yayımladı. Haber, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, o dönemde Türkiye’deki çatışmalı ortamın anımsatılması üzerine yaptığı “400 vekil alınsaydı, durum bugün çok farklı olurdu” açıklaması ile ilgiliydi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, haberin yayımlanmasının ardından, 14 Eylül 2015’te suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, haber ile; “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “terör örgütü propagandası” suçlarının işlendiği iddia edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suç duyurusu üzerine; gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Hüseyin Aykol ve Eren Keskin ile birlikte, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Reyhan Çapan hakkında soruşturma başlattı.

Türk Ceza Kanunu’na göre, bir kişi hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla dava açılabilmesi için Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor. Aykol, Keskin ve Çapan hakkında dava açılabilmesi için gereken bakanlık izni ise 11 Kasım 2015’te alındı.

Aykol, Keskin ve Çapan hakkındaki iddianame 26 Kasım 2015’te tamamlandı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, iddianamede, “şikayetçi” olarak yer aldı.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nde, 8 Eylül 2015’te, “Saray Çıldırdı” başlığı ile yayımlanan haber, iddianamede tek delil olarak yer aldı. İddianamede, söz konusu haber içeriği şu şekilde aktarıldı:

“Bilanço dehşet verici; çözüm masasını başkan olmak için deviren Erdoğan’ın 24 Temmuz’da halklara yönelik olarak başlattığı savaş, ülkeyi ateş çemberine çevirdi. 100’ü aşkın çocuk, kadın ve genç infaz edildi, yüzlerce özel harekâtçı ve asker Saray’ın savaşında, 50’yi aşkın gerilla da savunma savaşında yaşamını yitirdi. Açıklamaları şoke etti; Erdoğan operasyona gönderdiği askerlerin Oremar’da ağır kayıp verdiği gün, tüm Türkiye’yi şoke eden açıklamalar yaptı. 400 vekil verilseydi bunlar olmazdı dedi. Daha çok kanın akacağını vurgulayan Erdoğan’ın açıklamaları toplumu dehşete düşürdü, tepki çığ gibi büyüdü.”

İddianamede, ayrıca, haberde; Erdoğan’ın sözlerinden alıntı yapılarak, “Erdoğan: 400 vekil verilseydi bunlar olmazdı, bazı asker aileleri karaktersiz” ifadelerinin kullanıldığı belirtildi. İddianamede, Erdoğan’ın fotoğrafı altında, “Erdoğan: Karaktersiz” yazısının yazdığı ifade edildi.

İddianamede haberin yayımlandığı sayfada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafının altında “Erdoğan: Karaktersiz!” şeklinde bir yazının yer aldığı, yine Hakkari’nin Dağlıca ilçesi kırsalındaki bir çatışmadaki askeri aracın fotoğrafına yer verildiği belirtildi.

İddianamede, haberin yayımlandığı sayfadaki bir görsel için de şu iddialara yer verildi:

“Hakkari ili Dağlıca kırsalında, PKK silahlı terör örgütü üyelerince gerçekleştirilen terör saldırısında şehit düşen askerlerimizin ve içinde bulundukları ‘Akrep’ tabir edilen askeri aracın patlama sonrası görüntülerinin olduğu; bu görselin üzerinde ‘HPG kendi denetiminde bulunan asker cenazeleri için TSK’nin köylüler aracılığı ile ateşkes istediğini açıkladı. HPG’nin izin vermesi üzerine köylüler, asker cenazelerini aldı’ şeklinde haberlerin bulunduğu görülmüştür.”

İddianamede, Erdoğan’ın habere konu olan sözlerinin; “PKK silahlı terör örgütünün söz konusu Dağlıca terör saldırısından çok önce, terörün yoğun olarak yaşanmadığı bir ortamda, bir toplu açılış töreninde; yeni Anayasanın inşası, yeni Anayasa temelinde yeni Türkiye adımının rahatlıkla atılabilmesi amacıyla” söylenen sözler olduğu iddia edildi.

Haberde ise; “Cumhurbaşkanının halklara yönelik savaş başlattığının ve bu amaçla ülkemizi kan gölüne çevirdiğinin; Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının ölümüne neden olduğunun belirtildiği” iddia edildi. Bu şekilde, “Cumhurbaşkanının onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek somut bir olgu isnat edildiği” öne sürüldü.

İddianamede, aynı haberde; “PKK silahlı terör örgütü üyelerinden gerilla olarak bahsedilerek savunma savaşında yaşamını yitirdiklerinden bahsedilmesi sureti ile PKK silahlı terör örgütünün terör saldırılarının meşru bir savaşın savunması kapsamında değerlendirilerek, bu şekilde terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren eylemlerinin meşru gösterilerek terör örgütü propagandası yapıldığı” iddia edildi.

Suçlanan haberin, asker cenazeleri ile ilgili bölümünde ise “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz güçsüzmüş gibi gösterilerek şehitlerimizin cenazelerinin alınması konusunda gerçeğe aykırı olarak silahlı terör örgütüne ateşkes teklif edildiği ve izin alındığı belirtilerek, terör örgütü propagandası yapıldığı” öne sürüldü.

İddianamede, “basın özgürlüğünün sınırsız olmadığı, kişilik haklarına zararda bulunulmamasının yasal ve hukuki bir zorunluluk olduğu” belirtildi. İddianamede, şu ifadeler kullanıldı:

“Eleştirinin verilişinde gereksiz, yararlı olmayan beyan, niteleme ve değerlendirmelere gidilerek içerik ile uygun düşmeyen tahrik edici, yalın bir okuyucuda husumet ve kuşku yaratıcı dil ve ifade kullanılır, seçilen sözcükler aşağılayıcı, küçük düşürücü, incitici nitelikle olursa, haber veya eleştiri hukuka aykırı hale gelir.”

İddianamede Aykol, Keskin ve Çapan; Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi uyarınca “Cumhurbaşkanına alenen hakaret etmekle” suçlandı. Gazetecilere ayrıca, Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası yapmak” suçlaması yöneltildi. Gazeteciler hakkında, ayrı ayrı, 2 yıl 2 aydan 9 yıl 8 aya kadar hapis cezası istendi.

Gazetecilerin yargılanmasına İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılamanın dokuzuncu duruşması 28 Şubat 2019’da görüldü.



Next Trial: April 15, 2019, 1:30 p.m.


Gazetecilerin avukatı Özcan Kılıç duruşmaya katılmadı. Avukat Kılıç, yazılı savunmasını daha önce Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden sunmuştu.

Savcılığın, esas hakkındaki mütalaasını, iki duruşma arasında, mahkemeye sunduğu açıklandı. Mütalaada, gazetede yayımlanan haberler sıralandı. Üç gazetecinin cezalandırılması istendi.

Mütalaada, gazeteciler hakkındaki iddianamede yer almayan birçok yazı ve haber de sıralandı. Bu yazılar, bazı tutukluların gazeteye gönderdiği yazılardı. Bu kişiler, mütalaada; “terör örgütü propagandası yapmak,” “suç ve suçluyu övmek” ve “suç işlemeye tahrik etmekle” suçlandı.

Başka bir suçlama üzerinden tutuklu bulunan, ancak gazeteye gönderdiği bir mektubun yayınlanması üzerinden suçlanan M.K. bu duruşmada savunmasını yaptı. M.K., savunmasında; “mütalaanın düşünce özgürlüğü ve demokrasinin önüne bir set çektiğini, eleştirel bir yazı olduğunu” ifade edip, beraatini istedi.

Mahkeme heyeti ara kararını açıkladı.


Mahkeme heyeti, kararını duruşmaya ara vermeden açıkladı.

Avukatların; bu dosyanın İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve yine gazetecilerin üzerinde yargılandığı başka bir dosya ile birleştirilmesi talebinin, bir sonraki celsede değerlendirilmesine karar verildi.

Yargılamanın, 15 Nisan 2019 tarihinde sürdürülmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma, önceden belirlendiği gibi, saat 9.00’da başladı. Duruşmaya kimse gelmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonunda 20 kişilik oturma yeri bulunuyordu. Avukat ve sanıklar için ayrı ayrı yer ayrılmıştı. Duruşmaya kimse katılmadığı için tüm sıralar boş kaldı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi için iki dev ekran kuruluydu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı; Medya ve Hukuk Derneği ile birlikte bazı haber ajanslarının muhabirleri izledi.

Genel Gözlemler

Olağanüstü bir gelişmenin yaşanmadığı duruşma yaklaşık 5 dakika sürdü.

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial (Indictment)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 9. Standing (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 11. Standing (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 12. Standing (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 14. Standing (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 15. Standing (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 16. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial

Upon the Istanbul 8th Penal Court of Peace’s decision to close down the Özgür Gündem Newspaper, the police raided the building of the newspaper in Istanbul on Aug. 16, 2016. On the same day, a decision of custody was issued regarding the authorized people of the newspaper.

In August 25, 2016, Eren Keskin’s testimony was taken by the Istanbul Courthouse and she was referred to the court by the prosecutor with the demand of detention.

The court decided to release her with judicial control and stated that:

“… the defendant admitted that her name was listed in the Özgür Gündem Newspaper’s Executive Editor between 2014-2016 (March). During this process, she stated that there was no decision of confiscation about the newspaper and she did not conduct the editorial duties de facto, it was rather a symbolic one. She was doing her own job and working as a lawyer. She did not visit the newspaper’s building to execute editorial work, just visited there one or two times a year and due to the cases opened against the editors and the intensity of her own work, she was omitted from the list in March…

It was concluded that if the measure of arrest is ruled for the defendant, she would be the injured party, thus she can be released with a judicial control decision. For this reason, the demand of detention according to CMK 100 is rejected and if she is not detained or sentenced by another crime, she should be released instantly…”“

The general sense of the 31-page indictment was based on the newspaper’s acting like “the press outlet of “PKK/KCK terrorist organization.” The first 13 pages are composed of columns, news and books confiscated during the raid.

In the other 18 pages, information about the Özgür Gündme Newspaper, PKK/KCK, the significance of press actions, the about the people whose photos and statements are included in the newspaper and who are allegedly members of PKK/KCK/HPG/MLK-P/KONGRA-GEL are listed.

The columns were used as evidence in the indictment and the “detection” about the defendants are all the same: “In a newspaper which operates like the mouthpiece of PKK/KCK, they work as the authorized people/members of the advisory committee knowingly and intentionally. Thus, they support the ultimate aims of the organization and act in the name of it.”

The other documents presented as evidence are books. Six books authored by Abdyullah Öcalan and Duran Kalkan, the photograph of Öcalan found in the building during the raid and eight publications about Kurdish political history.

In the indictment, the part about Eren Keskin is almost two pages. Eren Keskin’s testimony to the prosecutor is summarized:

“When the official report was being prepared, the defendant demanded that the expression of PKK/KCK terrorist organization be erased from the report and only the word “organization” should remain. Thus the word “terrorist” was erased.”

What Keskin said about this situation is quoted as:

“All of the armed organizations defined as “armed violence organization” in the human rights literatüre. This does not mean indicating the organization as legitimate definitely. As human rights defenders, they call ISIS, Al Qaeda, FETÖ etc. as armed violence organization rather than terrorist organizations. She also added that she has never been a member of any organization, never faced an investigation for the allegation of being a member of any terrorist organization, she was not a manager for the newspaper and she rejected all the accusations against her.”

Keskin’s other statements included in the indictment are as follows:

“Till March 27, 2016, I was co-executive editor of Özgür gündem Newspaper with Hüseyin Aykol. After this date, I did not taken on any duty for the newspaper. I wrote columns once every two weeks and my executive editorship is only a symbolic one. A number of managers and columnists of this newspaper have been victims of unsolved murders, some of whom are Musa Anter, Ferhat Tepe, Hüseyin Deniz and so on. Therefore, I accepted the symbolic duty just to support the newspaper with the aim that the murderers of these people should be found. We (as the Saturday Mothers and the Human Rights Association) also made a meeting with the then prime minister, and current President Recep Tayyip Erdoğan in Dolmabahçe Palace and I attended the meeting with the title of the manager of Human Rights Association. The Prime Minister Recep Tayyip Erdoğan stated that ‘there will be no unresolved murder any more and we will catch all the agents.” This meeting was conducted in 2014, I don’t remember the exact date though. I have no authority or efficiency to determine the publishing policy of the newspaper. I am actively a lawyer. The reason why I spend time for the newspaper is to write columns about human rights and violence against women. I don’t have any idea about the PKK/KCK members’ writing columns for the newspaper.”

In the indictment, Eren Keskin’s four columns are listed with these allegations from the prosecutor:

  • The column written by Eren Keskin on Oct. 27, 2014, in the Özgür Gündem newspaper, titled as “Kısmet Sevim” contains these words: “It was written in the announcement that ‘our valued human rights defenders and fellows Kısmet Sevim, Mustafa Akgül and Abdullah Siner made history through their blood. Our fellows who were labouring in various fields of the free press expanded the field of struggle and used their bodies as a shield against ISIS to stop the tyrants…’ In the announcement, these very young three people, gracious young guerillas!” It was stated that she was indicating the members of a terrorist organization as heroes and making propaganda for PKK/KCK as well as calling them as fellows, thus implying that she shares their opinions;

  • The column written by Eren Keskin on Jan. 12, 2016 in the Özgür Gündem newspaper, titled “Pain after Pain” contains these words: “The day I write this column is Jan. 9!
    It has been three years since Sakine, Rojbin and Leyla have been gone. While the pain is still warm, three women were murdered in Şırnak.” It was stated that the women mentioned in the column, Sakine, Rojbin and Leyla were armed members of the YPG, Syria branch of PKK/KCK terrorist organization and that Keskin explicitly says these members of the organization were killed by the security forces;

  • The column written by Eren Keskin on May 10, 2016 in Özgür Gündem newspaper’s 10th page, titled “Being a Woman is not Enough” contains these words; “Sakine Cansız could have choosen an academic life, but she fought for her peope andeven when she was fighting, she continued to be an anti-militarist, feminist and peace-loving person. When needed, she struggled with her male fellows. Today, if the Kurdish people are asked who is their most valuable sister, everyone will say her name, Sakine Cansız.” And she adds: “Of course, Mine Kırkkanat has the right to freedom of expression. But in turn, we have the right to tell her that the most impossible emotion to feel for Sakine and Rojbin is pitying them. You can only respect, love and appreciate them.” It was stated that the person talked about in the column, Sakine Cansız, is code-named after “Sara” within the organization and she is one of the founding members of the PKK. Keskin emphasizes her thoughts on Sakine and Rojbin, saying that “You can only respect, love and appreciate them,” thus she glorifies the terrorists and indicates the founder of the PKK as a hero;

  • The column written by Eren Keskin on May 24, 2016 in Özgür Gündem newspaper’s 5th page, titled “What Should be the Main Struggle?” contains these words; “The military, special warfare structure as the real governor of the T.R. [Turkish Republic] never wants a strong “civic politics.” And she adds: “Thus, we should mainly struggle with the military, racist, patriarchal official ideology of the Turkish Republic.” It was stated that Keskin was using militant statements by calling the Turkish Republic as T.R. and using the word [quasi] Kurdistan as if she is a member of the terrorist organization. The word Kurdistan is not accepted by the Turkish Republic and she tries to impose the readers with what to struggle, endeavoring to rally supporters in the name of the organization.

In the six lines of detection part about Eren Keskin, it is said that:

“There is evidence that Eren Keskin is a member of the advisory board of the newspaper which is the mouthpiece of PKK/KCK terrorist organization, therefore she supports the ultimate aims of the organization and act in the name of it.” Moreover, it is stated that Eren Keskin demanded the word “terrorist” should be erased from the report during her testimony to the prosecutor, thus the prosecutor thinks that she writes like “the defender of the terrorist organization.” In all of her columns, she is explicitly making propaganda for the terrorist organization, her columns feel like she is a militant member of the organization, she is trying to rally supporters through propaganda, she is appreciating the terrorists, by using words like T.R. and Kurdistan, she exceeds the limits of freedom of expression and endeavors to convey her ideology to the readers. She even did not accept the word “terrorist organization” for PKK and demanded it to be erased. Thus, she writes like “the defender of the terrorist organization.”

In her defense at the first hearing of trial on Dec. 29, 2016, Eren Keskin said:

“I reject the accusations. I have been a lawyer for 30 years. I am a human rights defender. Now I am the co-president of the Human Rights Association. I became aware of the Özgür Gündem newspaper when it was launched and I was its lawyer for some time. A lot of people including Musa Anter and little children are killed by unresolved murders. As I am a human rights defender, I advocated the newspaper.

I approved listing my name in the newspaper’s executive editors board for almost three years. I am not a journalist. I had no opportunity to do editorial work for the newspaper as I was a lawyer and am busy doing my job. Thus, my name was listed symbolically there and I was faced with almost 140 trials even because of the columns I did not write.

I, myself wrote the columns which are subject to the indictment yet, the dates of all the columns are clear. I did not face any investigations then. I am against unsolved murders and I never defended violence. I reject the allegation of being a member. During the investigation process, my lawyer wanted to bring me to the prosecutor’s office and though we talked to the assigned prosecutor, he said that he was not available. I never escaped, I came to the prosecutor again, I was referred to be detained, my testimony was taken, I told all these things and then was released.”

At the 5th hearing of trial, her judicial control decision was reversed as her defense had already been taken. At the 10th hearing, her travel ban was also removed.

At the hearing, the presiding judge stated that the digital examination reports were added to the file and asked the lawyers whether they examined them or not. The lawyers of the defendants said they didn’t have a chance to see them at the time.

The statements were then given. İnan Kızılkaya, who was pending trial in the scope of the case, said that he did not review the digital examination reports yet and he would give his statement after seeing them. He said he had no demand from the court.

Necmiye Alpay, who was also pending trial said that she did not examine the digital examination reports and had nothing to say.

Eren Keskin’s (who was pending trial in the scope of the case) travel ban was ruled to be removed. And the decision of arrest about Filiz Koçali would be continued.

The next hearing was set for Jan. 17, 2019. At the hearing, it was seen that the court committee was changed. The lawyer Özcan Kılış took the floor and talked about the digital materials. He said they could not examine them as it was too long and added that:

“The building of Özgür Gündem has four floors and only two floors belong to the newspaper. When the police raided, they sealed the whole building and confiscated the computers and digital materials of the other two-three companies in the building. Thus, we will give our defence after we examine the reports to see which computers and digital materials are included.”

The lawyer Kılıç, demanded additional time from the court for this.

The court decided the continuation of detention for Kemal Sancılı (the grant holder) and postponed the hearing to April 10, 2019.

At the 12th hearing of the trial on April 10. Only Eren Keskin, who was pending trial, attended the hearing. The lawyer Özcan Kılıç made statements about the digital examination reports. He said that the building of Özgür Gündem had four floors and only two floors belonged to the newspaper, yet the whole building was raided and “as the trustee (kayyım) confiscated everything in the building, we cannot examine the materials and cannot determine what belongs to who.”

The court ruled that Kemal Sancılı should be released in the scope of this file.

The next hearing was held on July 3, 2019. At the hearing, there was no change in the court committee. Necmiye Alpay, Eren Keskin and six lawyers attended the hearing.

Eren Keskin took the floor and demanded her acquittal. Necmiye Alpay did the same. After that, the lawyer Erdal Doğan said the trials took too long and each defendant should be acquitted. Doğan also stated that the freedom of thought and expression are on trial.

The prosecutor demanded additional time from the court committee to prepare his opinion on the merits of the case. The court committee accepted his demand and postponed the hearing to Nov. 28, 2019 at 10:30 am.

Due the prosecutor of the case being excused, the board accepted Office of Chief Public Prosecutor’s request for additional time and set the next hearing to January 13th, 2020.

16. Standing - Feb. 14, 2020


Özgür Gündem Gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” suçlamasıyla “geçici olarak” kapatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu gazetenin dokuz yöneticisi ve yazarı hakkında gözaltı kararı çıkardı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem Gazetesi imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Zana Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Oykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Zana Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı ise 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da hakkındaki gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Zana Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Kemal Sancılı ise 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem Gazetesi’nin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia edildi. “PKK/KCK/HPG/MLKP/KONGRA-GEL mensubu” olduğu iddia edilen kişiler hakkında gazetede yayımlanan haberler bu iddiaya delil olarak sunuldu. Gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” suçlaması yönelten savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında şu iddialara yer verdi:

“İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait altı kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan kitapları da deliller arasında sıralandı.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarın “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak gösterdiğini,” “güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirdiğini ve güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” iddia etti.

Savcı, yazılarından hareketle, Aslı Erdoğan’ın; “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiğini” iddia etti.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulundu. Savcı, Necmiye Alpay’ı; “Özgür Gündem Gazetesi’nin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmekle” suçladı.

İddianamede dört köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de “PKK/KCK propagandası yapmakla,” “militanca beyanlarda bulunmakla” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmakla” suçlandı.

Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, “PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı” yönündeki beyanı da iddianamede yer aldı.

Savcı, Keskin’in ifade tutanaklarından; “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, bu tutumunu “terör örgütünün kalem silahşörü” suçlamasına gerekçe olarak kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, “gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği” yönündeki savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.

Yargılama, 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşma ile başladı.

Aslı Erdoğan, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Zana Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Oykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Zana Bilir Kaya; 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Gazetecilerin yurtdışına çıkışları yasaklandı. Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay’ın yurtdışına çıkış yasakları 22 Haziran 2017’de kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Yargılamanın 28 Kasım 2019’da görülen 14. duruşmasında, duruşma savcısının mütalaasını vermesi bekleniyordu. Ancak savcının izinde olması gerekçesiyle, duruşma ertelendi. Esas hakkındaki mütalaa, 13 Ocak 2020 tarihli 15. duruşmada sunuldu.

Savcılık; Aslı Erdoğan ile Zana Bilir Kaya için, “zincirleme şekilde; basın ve yoluyla, terör örgütü propagandası;” Eren Keskin ile İnan Kızılkaya için “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamalarıyla ceza verilmesini talep etti.

Bilge Oykut Centepe ve Necmiye Alpay’ın ise beraatı istendi. Yurtdışındaki Ragıp Zarakolu ve Filiz Koçali’nin dosyalarının, ifadeleri alınmadığı için ayrılması istendi.

Yargılamanın 16. duruşması 14 Şubat 2020’de görüldü.


40 dakika gecikmeli başlayan duruşmanın başında mahkeme başkanı, bir önceki celsede savunmalar için ek süre verdiklerini anımsattı.

İlk olarak söz alan Eren Keskin, mütalaaya katılmadığını belirtti. Keskin özetle şunları söyledi:

“Ben silahlı örgüt üyesi değil, insan hakları savunucusuyum. Ömrümde elime silah almadım. Ben Kürt sorunu, Kıbrıs ve Ermeni meseleleri hakkında resmi ideolojiden farklı düşünüyorum. Özgür Gündem Gazetesi bombalandı, defalarca kapatıldı. Benden dayanışma için genel yayın yönetmenliği hanesine ismimi yazmak istediklerinde seve seve kabul ettim. Bunu Musa Anter’e, Ferhat Tepe ve diğerlerine gönül borcum için yapıyorum. Devletin sürekli fikri değiştiği için çözüm sürecinde, 2013’te bu gazeteye dava açılmıyordu; ben de terörist olarak görülmüyordum. Hakkımda 17 yıl 2 ay hapis cezası var. Yurtdışına gidebilirdim ama gitmedim. Sizlerle aynıyım, hukukçuyum, aynı okullarda okuduk. Örgüt üyesi kararının nasıl verilebileceğini biliyorum. Bununla ilgili Yargıtay’ın içtihatları var biliyorsunuz. Bu içtihatlarda kişinin örgüte iradesini teslim etmesinden bahsediliyor. Ben kimseye irademi teslim etmedim, etmem de. Örgüt üyelerinin avukatlığını yaptım ama üye değilim. Düşüncelerim sebebiyle kimseye hesap vermek zorunda değilim.”

Ardından söz alan Necmiye Alpay, savcının kendisi hakkında beraat kararı verilmesini talep ettiğini hatırlattı. “Bu beraat talebi, bu davada bize verilen zararı ortadan kaldırmıyor” diye konuştu.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’nın ardından İnan Kızılkaya; “Özgür Gündem geleneğinden,’ ‘Kürt basın tarihinden” bahsetti. Kızılkaya şöyle konuştu:

“Kamuoyunun, bir meselenin farklı boyutlarını, muhataplarının ağzından öğrenme hakkı yadsınamaz. Dolayısıyla yapılan iş gazeteciliktir, başka bir şey değil. Metnin tematik analizi dışında, bir haberden kim nasıl bir okuma yapar ve ne tür siyasal çıkar sağlar ya da umar sorusu, gazetecinin temel alacağı bir yöntem değildir. Hiçbir gazeteci de bu durumdan dolayı sorumlu tutulamaz ve yargılanamaz. Davaya konu olan, sorumlu olduğum dönemde, bu özellikler dışında hiçbir habere, yazıya ve görsel malzemeye yönelik bir itiraz yok. İddianamede hiçbir habere yalanlama, maddi delillerin çarpıtıldığına dair suçlama yok. Suçlamalara konu olan yorum, analiz, haber ve röportajlardır. Toplumun merak ettiği güncel sorunlarda halkı, okuru bilgilendirme amaçlı gazetecilik faaliyetleridir. Devlete vergi veren, mali kaynakları belli olan, mali ve yargısal denetime tabi tüzel bir kurumun yasadışı ilişkileri olduğunu iddia etmek akla ve izana muhtaçtır” diye konuştu. Beraatını talep etti.

Zana Bilir Kaya, gazetecilik mesleğinin hakimlik mesleği gibi kamusal bir görev olduğunu belirtti. Toplumun gerçeği öğrenmesi amacıyla haber alma ve yapmasının, gazetecinin hakkı olduğunu dile getirdi. Hakkındaki suçlamaların genel geçer ve soyut suçlamalar olduğunu ifade etti. Kaya, “Ben sadece gazetecilik örgütü mensubuyum. Yaptığımız haberler iktidarı rahatsız edebilir, basının görevlerinden biri iktidarı denetlemektir. İktidar eleştirildi diye yargılanmamız kabul edilemez” dedi.

Avukat Erdal Doğan, müvekkili Aslı Erdoğan’ın savunmasını okudu. Erdoğan yazılı beyanında, iddianamedeki yazılarının rastgele seçildiğini belirtti; bu yazıların farklı dillere çevrilip yayınlandığını, şiddet karşıtı metinler olduğunu söyledi.

Avukatlar esas hakkında savunmalar için süre talep etti. Savcı mütalaasında soruşturmanın genişletilmesine yönelik taleplerin reddedilmesini, süre talebinin ise kabulünü istedi.

Mahkeme başkanı tüm sanık ve avukatlarına son beyanlarını sordu. Ekleyecek bir şeyleri olmadığını söylediler. Duruşmaya karar için ara verildi.


Haklarında yakalama emri bulunan ve henüz ifadesi alınmamış olan Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun dosyalarının ayrılmasına karar verildi.

Yazar Aslı Erdoğan’ın “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” ve “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamaları karşısında beraatine, “terör örgütü propagandası” suçlaması yönünden de davanın açılması için Basın Kanunu’nda belirlenen dört aylık sürenin aşılması sebebiyle düşmesine karar verildi.

Necmiye Alpay ve Bilge Oykut Contepe’nin tüm suçlamalardan beraati kararlaştırıldı.

Savunma için ek süre talep eden Zana Bilir Kaya, Eren Keskin, Kemal Sancılı ve İnan Kızılkaya’nın süre talebi olduğundan, dosyanın ayrılmasına ve ayrı bir dosyada yargılanmasına devamına karar verildi.

Bu dosyanın duruşma tarihi henüz belli olmadı. Daha sonra ayrılan dosyalar üzerindeki yargılamanın, 15 Mayıs 2020’de devam etmesine karar verildi.


Duruşma Salonu

Duruşma salonunda yaklaşık 50 kişilik izleyici alanı vardı. Duruşmayı yaklaşık 60 kişi izledi.

Mahkeme başkanı mikrofon kullanarak konuştu, söyledikleri izleyici alanından rahatlıkla duyuldu. Savcı ise mikrofon kullanmadı, söyledikleri anlaşılmadı.

Avukatlar için ayrılmış masada tek bir mikrofon vardı. Duruşmaya katılan 11 avukat mikrofonu bazen elden ele geçirerek, mikrofonun kablosunun yetmediği zamanlarda ise yer değiştirerek savunma yapmak zorunda kaldılar.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Sınır Tanımayan Gazetciler Örgütü, Af Örgütü Türkiye, Af Örgütü Almanya, Uluslararası Af Örgütü, Medya ve Hukuk Derneği; Hakikat, Adalet ve Hafıza Merkezi, Eşit Haklar için İzleme Derneği, milletvekilleri Ahmet Şık, Züleyha Gülüm ve Sezgin Tanrıkulu ile birlikte gazetciler takip etti.

Genel Gözlemler

İzleyiciler, saat 10.24’te salona alındı. Mahkeme heyeti ise saat 10.40’ta salona girdi ve duruşma başladı. Saat 12.20’de kararın açıklanmasıyla duruşma sona erdi.

Duruşma devam ederken (saat 11.17’de) savcı yerinden kalkarak 1-2 dakikalığına duruşma salonundan çıkıp geri geldi.

Mahkeme başkanı karar için ara verdiğinde tüm seyirciler dışarı çıkarıldı ancak savcı salonda oturuyordu.

Karar için verilen ara 10 dakika sürdü. Baktığı diğer davalarda karar ve/veya ara karar açıklarken basının ve gözlemcilerin salonda bulunmasına izin vermeyen hakim, bu davada kararı açıklarken izleyicilerin salona girmesine izin verdi.

15. Standing - Jan. 13, 2020


Özgür Gündem Gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” suçlamasıyla “geçici olarak” kapatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu gazetenin dokuz yöneticisi ve yazarı hakkında gözaltı kararı çıkardı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem Gazetesi imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Zana Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Oykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Zana Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı ise 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da hakkındaki gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Zana Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Kemal Sancılı ise 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem Gazetesi’nin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia edildi. “PKK/KCK/HPG/MLKP/KONGRA-GEL mensubu” olduğu iddia edilen kişiler hakkında gazetede yayımlanan haberler bu iddiaya delil olarak sunuldu. Gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” suçlaması yönelten savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında şu iddialara yer verdi:

“İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait altı kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan kitapları da deliller arasında sıralandı.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarın “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak gösterdiğini,” “güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirdiğini ve güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” iddia etti.

Savcı, yazılarından hareketle, Aslı Erdoğan’ın; “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiğini” iddia etti.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulundu. Savcı, Necmiye Alpay’ı; “Özgür Gündem Gazetesi’nin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmekle” suçladı.

İddianamede dört köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de “PKK/KCK propagandası yapmakla,” “militanca beyanlarda bulunmakla” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmakla” suçlandı.

Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, “PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı” yönündeki beyanı da iddianamede yer aldı.

Savcı, Keskin’in ifade tutanaklarından; “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, bu tutumunu “terör örgütünün kalem silahşörü” suçlamasına gerekçe olarak kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, “gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği” yönündeki savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.

Yargılama, 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşma ile başladı.

Aslı Erdoğan, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Zana Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Oykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Zana Bilir Kaya; 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Gazetecilerin yurtdışına çıkışları yasaklandı. Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay’ın yurtdışına çıkış yasakları 22 Haziran 2017’de kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Yargılamanın 28 Kasım 2019’da görülen 14. duruşmasında, duruşma savcısının mütalaasını vermesi bekleniyordu. Ancak savcının izinde olması gerekçesiyle, duruşma ertelendi.

Yargılamanın 15. duruşması 13 Ocak 2020’de görüldü.



Next Trial: Feb. 14, 2020, 10 a.m.


Yargılamanın 15. duruşması mahkeme heyetinin yerini almasıyla saat 10.00’da başladı.

Duruşmaya sanıklardan gazetenin Yayın Danışma Kurulu üyesi Necmiye Alpay ve Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin katıldı.

Bir önceki duruşmada izinde olan duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasını mahkemeye sundu.

Mütalaanın sekiz sayfadan oluştuğunu belirten savcı, avukatlara bunun hepsinin mi, yoksa özetinin mi okunmasını istediklerini sordu. Avukatlar özet ve sanıklar hakkında istenen cezaların okunmasının yeterli olacağı yanıtını verdi.

Savcı Aslı Erdoğan ile Zana Bilir Kaya’ya “zincirleme şekilde, basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası;” Eren Keskin ile İnan Kızılkaya’ya “silahlı terör örgütü üyeliği” iddiasıyla ceza verilmesini istedi.

Bilge Oykut Contepe ve Necmiye Alpay’ın ise beraatini istedi.

Ragıp Zarakolu ve Filiz Koçali’nin ifadeleri alınmadığı için dosyaları ayrılmasını talep etti.

Ardından mahkeme başkanı sanıklara ve sanık avukatlarına mütalaaya karşı beyanlarını sordu. Necmiye Alpay bu aşamada bir diyeceğinin olmadığını söyledi.

Eren Keskin ise esas hakkında mütalaaya karşı ek süre istedi.

Mütalaanın Türkiye iç hukukuna aykırı olduğunu söyleyen Keskin, “Bizi düşman olarak görüyorsunuz” dedi. Yıllardır insan hakları savunuculuğu yaptığını ve eş genel yayın yönetmenliği görevini gazeteye yönelik baskılara karşı dayanışma amacıyla üstlendiğini hatırlattı.

Hakkında birçok dava açıldığını söyleyen Keskin, “silahlı terör örgütüne üyelik” suçlamasının kendisine ilk defa yöneltildiğini ve bu ağır suçlama karşısında savunma hazırlamak için süre istedi.

Ardından söz alan avukatı Gülizar Tuncer, müvekkili Eren Keskin’in gazeteci değil, avukat olduğunu hatırlattı. Fiilen gazetenin yayın yönetmenliğini yapmadığını belirtti. “Silahlı terör örgütü üyeliğinin ne demek olduğu yargı işleyişinde unutuldu. Sıkıyönetim mahkemeleri bile bu suçlama için delil arardı. Siz neyle suçladığınızı bilmiyorsunuz” diye konuştu.

Tuncer, Özcan Kılıç ve diğer avukatlar, esas hakkında mütalaaya karşı savunma için süre istedi.

Mütalaa

  • Özgür Gündem Gazetesi yazarı ve yayın danışma kurulu üyesi Aslı Erdoğan’ın gazetede yayınlanan dört yazısı nedeniyle “terör örgütü propagandası suçunu basın yayın yoluyla zincirleme işlemek” (TMK 7/2) suçlamasıyla cezalandırılması ve “Silahlı terör örgütüne üyelik” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından beraati istendi.

  • Gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin’in gazetede yayınlanan dört yazısı ve genel yayın yönetmeni olması nedeniyle “silahlı terör örgütü üyesi olmak” (TCK 314/2 ve TMK 5/1) suçlamasıyla cezalandırılması istendi; “terör örgütü propagandası” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Gazetenin eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya’nın gazetedeki görevi ve gazetede yayınlanan yazılar nedeniyle “silahlı terör örgütüne üye olmak” (TCK 314/2 ve TMK 5/1) suçundan cezalandırılması istendi; “terör örgütü propagandası” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Gazetenin eski Genel Yayın Yönetmeni Zana Bilir Kaya’nın gazetedeki görevi ve gazetede yayınlanan 11 yazı nedeniyle “basın ve yoluyla, zincirleme şekilde terör örgütü propagandası” (TMK 7/2) suçlamasından cezalandırılması istendi; “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Özgür Gündem Gazetesi yazarı ve yayın danışma kurulu üyesi Necmiye Alpay’ın “silahlı terör örgütüne üye olmak,” “terör örgütü propagandası yapmak” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Özgür Gündem Gazetesi yazarları ve yayın danışma kurulu üyeleri Ragıp Zarakolu ve Filiz Koçali’nin ise savunmaları alınmadığı için dosyalarının ayrılması istendi.


Esas hakkındaki mütalaa karşısında savunma hazırlanması için süre talebini kabul eden mahkeme, yargılamanın 14 Şubat 2020 tarihli duruşma ile devam etmesine karar verdi.


Duruşma Öncesi

Duruşma, o gün İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen tek duruşmaydı. Salona açılan barikatlarda herhangi bir sorun yaşanmadı, gazeteciler ve avukatlar duruşma salonunun önüne sorunsuz geçti.

Duruşmaya Katılım

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Medya ve Hukuk Derneği (MLSA) gözlemcileri birçok adliye muhabiri duruşmayı izledi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu yaklaşık 35 kişilikti. Duruşmaya yaklaşık 15 kişi katıldı. Mahkeme başkanı ve savcı mikrofonu kullanarak konuştu, konuşulanlar izleyici bölümünden rahatlıkla duyuldu.

Genel Gözlemler

Duruşma saatinde başladı ve yaklaşık 15 dakika sürdü.

Savcının mütalaayı okumasının ardından avukat Gülizar Tuncer mütalaayı eleştiren bir konuşma yaptı. Mahkeme başkanı, birkaç kez Tuncer’in sözünü keserek “Savunma sınırlarını aşmayın” uyarısında bulundu.

Mahkeme heyeti karar verirken salonu boşaltmadı. Avukatlar iki haftanın mütalaaya karşı savunmaları hazırlamak için çok kısa bir süre olduğunu belirtti. Bunun üzerine mahkeme başkanı duruşmanın 1 ay sonra görülmesine karar verdi.

14. Standing - Nov. 28, 2019


Özgür Gündem Gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” suçlamasıyla “geçici olarak” kapatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu gazetenin dokuz yöneticisi ve yazarı hakkında gözaltı kararı çıkardı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem Gazetesi imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Zana Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Oykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Zana Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı ise 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da hakkındaki gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Zana Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Kemal Sancılı ise 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem Gazetesi’nin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia edildi. “PKK/KCK/HPG/MLKP/KONGRA-GEL mensubu” olduğu iddia edilen kişiler hakkında gazetede yayımlanan haberler bu iddiaya delil olarak sunuldu. Gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” suçlaması yönelten savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında şu iddialara yer verdi:

“İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait altı kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan kitapları da deliller arasında sıralandı.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarın “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak gösterdiğini,” “güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirdiğini ve güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” iddia etti.

Savcı, yazılarından hareketle, Aslı Erdoğan’ın; “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiğini” iddia etti.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulundu. Savcı, Necmiye Alpay’ı; “Özgür Gündem Gazetesi’nin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmekle” suçladı.

İddianamede dört köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de “PKK/KCK propagandası yapmakla,” “militanca beyanlarda bulunmakla” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmakla” suçlandı.

Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, “PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı” yönündeki beyanı da iddianamede yer aldı.

Savcı, Keskin’in ifade tutanaklarından; “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, bu tutumunu “terör örgütünün kalem silahşörü” suçlamasına gerekçe olarak kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, “gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği” yönündeki savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.

Yargılama, 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşma ile başladı.

Aslı Erdoğan, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Zana Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Oykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Zana Bilir Kaya; 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Gazetecilerin yurtdışına çıkışları yasaklandı. Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay’ın yurtdışına çıkış yasakları 22 Haziran 2017’de kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Yargılamanın 14. duruşması 28 Kasım 2019’da görüldü.



Next Trial: Jan. 13, 2020, 10 a.m.


Duruşma, mahkeme heyetinin yerini alması ile başladı.

Duruşmaya; Özgür Gündem Gazetesi’nin Yayın Danışma Kurulu üyesi Necmiye Alpay, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Eş Genel Yayın Yönetmeni ve Eren Keskin katıldı.

Katılan sanık ve avukatların tutanağa geçirilmesinin ardından mahkeme başkanı, geçici olarak atanan duruşma savcısından mütalaasını sordu.

Savcı, bu kapsamlı dosyaya bakan savcının izinde olduğunu söyleyerek ek süre talep etti.

Mahkeme başkanının söz vermesi üzerine yargılanan gazeteciler, bu aşamada bir söyleyecekleri olmadığını ifade etti.

Eren Keskin ise sözlerinin tutanağa geçmesini istediğini söyledi ve savunmasına 28 Kasım 2015’te öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’yi anarak başladı.

“Dava üç yıldır devam ediyor. Bugün mütalaa verilecek diye geldik, üç yıldır bekliyoruz. Duruşma günü belliydi, hepimiz hazırlandık. Bir sonraki duruşmanın yakın bir tarihe verilmesini talep ediyorum” dedi.

Avukat Erdal Doğan da en baştan beri beraat istediklerini, mütalaanın bir an önce verilmesini beklediklerini söyledi.

Mahkeme başkanı, duruşmaya ara vermeden kararını açıkladı.


Duruşmaya bakan savcı izinde olduğu için Cumhuriyet Savcılığı’nın ek süre talebini kabul eden mahkeme, yargılamanın 13 Ocak 2020’de devam etmesine karar verdi.


Duruşma öncesi:

İstanbul Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi binasının 4. katındaki ağır ceza mahkemelerine açılan barikatlarda görevli güvenlik görevlileri değişmişti. Duruşma öncesi gözlemcilerin ve basının barikatlardan geçişinde bir sorun yaşanmadı.

Avukatlar, gazeteciler ve gözlemciler, duruşma salonunun önünde bekliyordu.

Duruşmaya katılım:

Duruşmayı izlemeye yurtdışından gelen heyetler arasında Avrupa Gazeteciler Federasyonu (European Federation of Journalists, EFJ), Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (International Federation of Journalists, IFJ), Uluslararası Basın Ensttitüsü (International Press Institute, IPI), gazeteciler Tim Dawson, Marta Barcenilla Escaño, hukukçu Anna Adamska – Gallant vardı.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Medya ve Hukuk Derneği’nden (MLSA) gözlemliciler ve gazeteciler de takip etti.

Mahkeme salonu koşulları:

Mahkeme salonu yaklaşık 35 kişilikti. 3-4 kişi duruşmayı ayakta izledi.

Kürsüde mikrofon olmasına rağmen mahkeme başkanının ve savcının konuşmaları izleyicilerin bulunduğu bölümden güçlükle duyuldu.

Duruşma

Duruşma 10.42’de başladı. Yaklaşık 13 dakika sürdü.

Mahkeme başkanı ve duruşma savcısı bu duruşmada değişmişti. Daha önceki duruşmalarda mahkeme heyeti üyesi olan hakimlerden biri mahkemenin yeni başkanı olarak görev yapıyordu. Bu duruşmada mütalaasını vermesi beklenen savcının ise izinde olduğu belirtildi.

13. Standing - July 3, 2019


Özgür Gündem Gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” suçlamasıyla “geçici olarak” kapatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu gazetenin dokuz yöneticisi ve yazarı hakkında gözaltı kararı çıkardı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem Gazetesi imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Zana Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Oykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Zana Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı ise 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da hakkındaki gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Zana Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Kemal Sancılı ise 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem Gazetesi’nin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia edildi. “PKK/KCK/HPG/MLKP/KONGRA-GEL mensubu” olduğu iddia edilen kişiler hakkında gazetede yayımlanan haberler bu iddiaya delil olarak sunuldu. Gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” suçlaması yönelten savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında şu iddialara yer verdi:

“İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait altı kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan kitapları da deliller arasında sıralandı.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarın “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak gösterdiğini,” “güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirdiğini ve güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” iddia etti.

Savcı, yazılarından hareketle, Aslı Erdoğan’ın; “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiğini” iddia etti.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulundu. Savcı, Necmiye Alpay’ı; “Özgür Gündem Gazetesi’nin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmekle” suçladı.

İddianamede dört köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de “PKK/KCK propagandası yapmakla,” “militanca beyanlarda bulunmakla” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmakla” suçlandı.

Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, “PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı” yönündeki beyanı da iddianamede yer aldı.

Savcı, Keskin’in ifade tutanaklarından; “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, bu tutumunu “terör örgütünün kalem silahşörü” suçlamasına gerekçe olarak kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, “gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği” yönündeki savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.

Yargılama, 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşma ile başladı.

Aslı Erdoğan, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Zana Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Oykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Zana Bilir Kaya; 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Gazetecilerin yurtdışına çıkışları yasaklandı. Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay’ın yurtdışına çıkış yasakları 22 Haziran 2017’de kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Yargılamanın 13. duruşması 3 Temmuz 2019’da görüldü.



Next Trial: Nov. 28, 2019, 10:30 a.m.


Duruşma, önceki celsede belirlendiği gibi 09.30’da başladı.

Yaklaşık 5 dakika süren duruşmaya, Eren Keskin ve Necmiye Alpay ile altı avukat katıldı.

Duruşmada, ilk olarak Eren Keskin söz alarak, beraatını istedi. Necmiye Alpay’da söz alarak beraatını talep etti.

Ardından söz alan Avukat Erdal Doğan, davanın çok uzadığını dile getirdi. Yargılanan herkesin beraatını talep etti. Doğan, dava ile düşünce ve ifade özgürlüğünün yargılandığının belirtti.

Duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasını hazırlayarak, mahkeme heyetine sunmak için ek süre talep etti.


Mahkeme heyeti, savcının süre talebini kabul etti.

Yargılamanın 28 Kasım 2019’da devam etmesine karar verildi.


Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın yapıldığı salon normal büyüklükteki bir duruşma salonuydu. SEGBİS için iki ayrı ekran kuruluydu. İzleyci, avukat ve sanıklar hakkında da oturma yerleri mevcuttu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı izleyen kimse olmadı.

Genel Gözlemler

Yaklaşık beş dakika süren duruşmada olağanüstü herhangi bir durum yaşanmadı.

12. Standing - April 10, 2019


Özgür Gündem Gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” suçlamasıyla “geçici olarak” kapatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu gazetenin dokuz yöneticisi ve yazarı hakkında gözaltı kararı çıkardı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem Gazetesi imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Zana Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Oykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Zana Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı ise 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da hakkındaki gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Zana Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Kemal Sancılı ise 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem Gazetesi’nin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia edildi. “PKK/KCK/HPG/MLKP/KONGRA-GEL mensubu” olduğu iddia edilen kişiler hakkında gazetede yayımlanan haberler bu iddiaya delil olarak sunuldu. Gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” suçlaması yönelten savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında şu iddialara yer verdi:

“İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait altı kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan kitapları da deliller arasında sıralandı.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarın “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak gösterdiğini,” “güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirdiğini ve güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” iddia etti.

Savcı, yazılarından hareketle, Aslı Erdoğan’ın; “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiğini” iddia etti.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulundu. Savcı, Necmiye Alpay’ı; “Özgür Gündem Gazetesi’nin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmekle” suçladı.

İddianamede dört köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de “PKK/KCK propagandası yapmakla,” “militanca beyanlarda bulunmakla” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmakla” suçlandı.

Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, “PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı” yönündeki beyanı da iddianamede yer aldı.

Savcı, Keskin’in ifade tutanaklarından; “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, bu tutumunu “terör örgütünün kalem silahşörü” suçlamasına gerekçe olarak kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, “gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği” yönündeki savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.

Yargılama, 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşma ile başladı.

Aslı Erdoğan, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Zana Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Oykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Zana Bilir Kaya; 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Gazetecilerin yurtdışına çıkışları yasaklandı. Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay’ın yurtdışına çıkış yasakları 22 Haziran 2017’de kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Yargılamanın 12. duruşması 10 Nisan 2019’da görüldü.



Next Trial: July 3, 2019, 9:30 a.m.


Saat 10:25’te duruşmanın başlaması için mahkeme heyeti, tutuklu yargılanan imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’ya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanmak istedi.

Ancak Sancılı’nın tutulduğu Edirne Cezaevi’ne yapılan görüntülü aramaya cevap veren cezaevi görevlisi, “Sancılı’nın duruşmaya katılmak için kurumdan (cezaevi yerleşkesinden) ayrıldığını” söyledi.

Salonda yaşanan kısa süreli şaşkınlığın ardından mahkeme heyeti salondan ayrıldı. Yaklaşık 15 dakika sonra, saat 10.40’ta, tutuklu sanık Sancılı’nın adliye nezaretinde tutulduğu anlaşıldı. Sancılı saat 10.53’te kelepçeli bir şekilde mahkeme salonuna getirildi ve duruşma başladı.

Sancılı, dosyadaki dijital materyallerin kendisine ulaştırılmadığını ve bu nedenle inceleyemediğini söyledi. Tahliyesini talep etti.

Tutuksuz yargılanan Eren Keskin, “Bu gazetenin yayın yapmasını desteklemek için künyedeki genel yayın yönetmenliği hanesine ismimi yazdırdım, suç olduğunu da düşünmüyorum” diye konuştu.

Avukat Özcan Kılıç, imtiyaz sahibi Sancılı’nın başka bir davadan hüküm giydiğini ve “kaçma şüphesinin” ortadan kalktığını söyleyerek, bu davadan tahliyesini istedi.

Kılıç dosyadaki dijital inceleme raporlarına da değindi. Özgür Gündem Gazetesi’nin içinde bulunduğu altı katlı binanın tamamında arama yapıldığını, ancak binanın sadece ikinci katının Özgür Gündem Gazetesi’ne ait olduğunu söyleyen Kılıç “Kayyum her şeye el koyduğu için bu malzemeleri inceleyip kime ait olduğunu belirleyemiyoruz” dedi.

Kılıç ayrıca Eren Keskin’in İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyasının İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ana davayla birleştirilmesini talep etti; tek tek farklı mahkemelerde görülen tüm bu davaların gazetenin yayın politikası ile ilgili olduğunu ifade etti.

Kılıç’ın ardından, Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan söz aldı. Avukat Doğan, müvekkilinin evinde yapılan arama sonucu el konulan ve iddianamede sıralanan “malzemelerin” suç teşkil etmediğini ve tamamen yasal olduğunu söylerken, bu malzemeler arasında çok sayıda kitabın da sıralandığını ifade etti, “Bir yazarın evinde bu kitapların bulunması normaldir” dedi.

Duruşma savcısı, dosyanın geldiği aşama ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak Kemal Sancılı’nın tahliye edilmesini talep etti.

Duruşmaya karar için ara verildi.


Mahkeme, avukatların talebi üzerine Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin’in İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı dosyanın Özgür Gündem Ana Davasıyla birleştirilmesi talebini kabul ederek, bu konuda 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne müzekkere yazılmasına karar verdi.

Ayrıca 11 Mayıs 2018’den bu yana tutuklu bulunan ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başka bir davada hakkında verilen mahkumiyet kararı Ocak 2019’da kesinleşen Özgür Gündem Gazetesi İmtiyaz Sahibi Kemal Sancılı’nın, bu dava kapsamında tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmesine karar verildi.


Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sadece Eren Keskin katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşmanın saat 9:45’te başlaması öngörülüyordu. Önceki beş duruşmanın sarkması nedeniyle saat 10:25’te duruşma salonuna girildi. Ancak önce SEGBİS’le bağlanılmaya çalışılan tutuklu sanık Sancılı’nın cezaevinde değil, adliyede olduğu anlaşılması 15 dakika sürdü.

Sancılı saat 10:53’te duruşma salonuna getirildi ve duruşma başladı. Yedi dakika süren duruşmanın ardından saat 11:00’da karar için ara verildi. Saat 11:08’de karar açıklandı ve duruşma sona erdi.

11. Standing - Jan. 17, 2019


Özgür Gündem Gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” suçlamasıyla “geçici olarak” kapatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu gazetenin dokuz yöneticisi ve yazarı hakkında gözaltı kararı çıkardı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem Gazetesi imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Zana Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Oykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Zana Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı ise 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da hakkındaki gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Zana Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Kemal Sancılı ise 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem Gazetesi’nin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia edildi. “PKK/KCK/HPG/MLKP/KONGRA-GEL mensubu” olduğu iddia edilen kişiler hakkında gazetede yayımlanan haberler bu iddiaya delil olarak sunuldu. Gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” suçlaması yönelten savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında şu iddialara yer verdi:

“İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait altı kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan kitapları da deliller arasında sıralandı.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarın “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak gösterdiğini,” “güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirdiğini ve güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” iddia etti.

Savcı, yazılarından hareketle, Aslı Erdoğan’ın; “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiğini” iddia etti.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulundu. Savcı, Necmiye Alpay’ı; “Özgür Gündem Gazetesi’nin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmekle” suçladı.

İddianamede dört köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de “PKK/KCK propagandası yapmakla,” “militanca beyanlarda bulunmakla” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmakla” suçlandı.

Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, “PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı” yönündeki beyanı da iddianamede yer aldı.

Savcı, Keskin’in ifade tutanaklarından; “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, bu tutumunu “terör örgütünün kalem silahşörü” suçlamasına gerekçe olarak kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, “gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği” yönündeki savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.

Yargılama, 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşma ile başladı.

Aslı Erdoğan, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Zana Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Oykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Zana Bilir Kaya; 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Gazetecilerin yurtdışına çıkışları yasaklandı. Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay’ın yurtdışına çıkış yasakları 22 Haziran 2017’de kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Yargılamanın 11. duruşması 17 Ocak 2019’da görüldü.



Next Trial: April 10, 2019, 9:15 a.m.


Saat 09:15’te başlayacağı duyurulan duruşma, önceki duruşmalardaki sarkma nedeniyle saat 09:35’te başladı.

Gazeteciler, gazetecilerien avukatları ve izleyiciler salona alındığında, mahkeme heyeti ve duruşma savcısı kürsüdeki yerini almıştı.

Mahkeme heyeti başkanı katılanları belirleyerek tutanağa geçirdikten sonra, dosyaya ilişkin gelişmeleri duyurdu.

Mahkeme Başkanı; İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, İnan Kızılkaya ve Kemal Saygılı hakkındaki dosyanın, bu yargılama ile irtibatı nedeniyle birleştirilmesi için onaylarını sorduğunu belirtti. Mahkeme heyeti başkanı, dosyanın geldiği aşama nedeniyle, yargılamanın söz konusu dosya ile birleştirilmesine onay vermediklerini açıkladı.

Soruşturma başladığı sırada el konulan materyallerinin yargılananlara iade edildiğini bildiren mahkeme heyeti başkanı, emniyetin dijital materyallerin incelenmesine ilişkin raporunun da geldiğini ifade etti.

Ardından Kemal Sancılı’nın tutuklu bulunduğu cezaevine SEGBİS bağlantısı yapıldı. Bağlantının beklendiği sırada mahkeme heyeti başkanı ve bir heyet üyesi, yer olmadığı için müştekilere ayrılan bölüme oturan avukat Erdal Doğan ile şakalaştı ve bir başka dava hakkında sohbet etti.

Ardından SEGBİS bağlantısı sağlanınca heyet başkanı, Sancılı’ya, dijital materyallerin incelenmesine ilişkin rapora karşı beyanının olup olmadığını sordu.

Cezaevine ulaşmadığı için raporu inceleme ve avukatlarıyla bu konuda görüşme fırsatı bulunmadığını söyleyen Sancılı, tutuklu kaldığı sürenin göz önüne alınarak tahliyesini talep etti.

Ardından avukatlar söz aldı. Avukat Özcan Kılıç; İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı için 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nce sorulan birleştirme görüşüne olumlu yanıt verilmesini talep etti.

Ardından dijital materyallerle ilgili beyanda bulunan Avukat Özcan Kılıç, henüz raporu inceleyemediklerini, çok hacimli bir rapor olduğunu belirterek, şu hususları bildirdi:

“Özgür Gündem Gazetesi’nin bulunduğu bina dört katlı ve gazete bu binanın sadece iki katında. Polis baskını gerçekleştiğinde binanın tamamı mühürlendi ve polis o binada gazete dışında bulunan 2-3 şirketteki bilgisayar ve dijital materyallere de el koydu. Dolayısıyla bu gelen raporda hangi bilgisayar ve dijital materyallerin Özgür Gündem’e ait olduğunu belirleyip, inceledikten sonra savunma yapacağız.”

Avukat Kılıç bu konuda mahkemeden süre istedi.

Özcan Kılıç, müvekkillerinden Kemal Sancılı’nın tutukluluğunun da artık infaza dönüştüğünü ifade ederek tahliyesini talep etti.

Daha sonra Necmiye Alpay’ın avukatı Adil Demirci dijital materyallerle ilgili raporda kendileriyle ilgili bir husus bulunmadığını, bu aşamada bir talepleri olmadığını dile getirdi.

Eren Keskin ve İnan Kızılkaya’nın avukatı Gülizar Tuncer de dijital materyallerin incelemesine ilişkin rapora ilişkin savunmalarını incelemelerini müteakiben yapacaklarını belirterek süre talep etti.

Ragıp Zarakolu ile Bilge Oykut Contepe’nin avukatı Sennur Baybuğa da bu aşamada bir talep ve beyanları olmadığını ifade etti.

Daha sonra söz alan Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan ise, yargılamanın müvekkilinin yaşamı üzerindeki olumsuz etkisinden söz ederek, şu ana kadar verdikleri dilekçelerin iddianameye yönelik savunmalarını içerdiğini belirtti ve “derhal beraat kararı” verilmesini talep etti.

Mahkeme heyeti daha sonra savcının mütalaasını alarak ara karar için duruşmaya ara verdi.


Mahkeme heyeti; Kemal Sancılı’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Karar; Sancılı’nın, adli kontrol tedbirini ihlal ederek, Yunanistan sınırında bir botta üç kişiyle birlikte yurt dışı kaçma hazırlığı sırasında yakalanması gerekçesine dayandırıldı.

Dijital materyallere ilişkin rapora karşı savunma yapabilmeleri için avukatlara süre tanınmasına karar verildi.

Mahkeme, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı hakkındaki birleştirme taleplerinin de avukatlarının beyanı dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesine karar verdi.

Yargılamanaın 10 Nisan 2019’da devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde herhangi bir basın açıklaması, destek ya da protesto gösterisi yapılmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunun fiziksel koşulları izleyiciler için yeterliydi ancak dokuz sanığın yargılandığı duruşmada savunma avukatlarına ayrılan bölüm yetersiz kaldı.

Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan, şikayetçi avukatlarına ayrılan tarafa, savunma avukatlarının karşısına oturdu. Bu durum mahkeme heyeti başkanı ve üyeler ile avukat Doğan arasında şakalaşmalara yol açtı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı yargılananlardan Aslı Erdoğan’ın annesi ile destek için gelen birkaç kişi ve gazetecilerden oluşan yaklaşık 15 kişi takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşmada herhangi bir gerginlik yaşanmadı. Duruşmayı izleyenlere ve duruşma salonunda dizüstü bilgisayar gibi aygıtların kullanımına sınırlama getirilmedi.

10. Standing - Oct. 10, 2018


Özgür Gündem Gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” suçlamasıyla “geçici olarak” kapatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu gazetenin dokuz yöneticisi ve yazarı hakkında gözaltı kararı çıkardı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem Gazetesi imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Zana Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Oykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Zana Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı ise 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da hakkındaki gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Zana Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Kemal Sancılı ise 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem Gazetesi’nin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia edildi. “PKK/KCK/HPG/MLKP/KONGRA-GEL mensubu” olduğu iddia edilen kişiler hakkında gazetede yayımlanan haberler bu iddiaya delil olarak sunuldu. Gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” suçlaması yönelten savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında şu iddialara yer verdi:

“İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait altı kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan kitapları da deliller arasında sıralandı.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarın “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak gösterdiğini,” “güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirdiğini ve güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” iddia etti.

Savcı, yazılarından hareketle, Aslı Erdoğan’ın; “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiğini” iddia etti.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulundu. Savcı, Necmiye Alpay’ı; “Özgür Gündem Gazetesi’nin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmekle” suçladı.

İddianamede dört köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de “PKK/KCK propagandası yapmakla,” “militanca beyanlarda bulunmakla” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmakla” suçlandı.

Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, “PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı” yönündeki beyanı da iddianamede yer aldı.

Savcı, Keskin’in ifade tutanaklarından; “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, bu tutumunu “terör örgütünün kalem silahşörü” suçlamasına gerekçe olarak kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, “gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği” yönündeki savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.

Yargılama, 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşma ile başladı.

Aslı Erdoğan, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Zana Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Oykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Zana Bilir Kaya; 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Gazetecilerin yurtdışına çıkışları yasaklandı. Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay’ın yurtdışına çıkış yasakları 22 Haziran 2017’de kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Yargılamanın 10. duruşması 10 Ekim 2018’de görüldü.



Next Trial: Jan. 17, 2019, 9:15 a.m.


Duruşma kimlik kontrollerinin yapılması ile başladı. Mahkeme Başkanı, duruşmaya katılanların bilgisinin duruşma öncesinde verilmesini, böylece zaman kaybedilmeyeceğini ifade edince sanık gazetecilerin avukatlarından biri itiraz etti.

Bunun üzerine mahkeme başkanı, “Alınganlık yapmayın. Biz burada yargılama yapıyoruz. Duruşmaya kimlerin geldiğini takip edecek değiliz” dedi. Duruşma boyunca, bu diyalog dışında herhangi bir tartışma yaşanmadı.

Mahkeme başkanı, dijital inceleme raporlarının klasör halinde dosyaya sunulduğunu ifade etti. Avukatlara bu raporların incelenip incelenmediğini sordu. Sanık avukatları raporu henüz inceleme fırsatı bulamadıklarını kaydetti.

Beyanlara geçildi. Tutuksuz yargılanan gazeteci İnan Kızılkaya, dijital inceleme raporlarını henüz incelemediğini, inceledikten sonra beyanda bulunacağını söyledikten sonra talebi olmadığını ifade etti.

Tutuksuz yargılanan yazar Necmiye Alpay’da raporları henüz incelemediğini söyledi ve “Diyeceğim bir şey yok” diyerek beyanını kısa tuttu.

Tutuksuz yargılanan Eren Keskin ise şunları söyledi:

“Eski beyanımı tekrar ediyorum. Yargılama Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelere ve anayasaya aykırıdır. İfade özgürlüğümüz ihlal edilmiştir. Kendi yazmamış olduğum bir yazı sebebiyle yargılanıyorum.”

Savunamalar sırasında tutuklu yargılanan Kemal Sancılı, Edirne F tipi Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) bağlantısı ile bekletiliyordu.

Mahkemenin kendisine söz vermesiyle, salonda bulunanlara selam ve saygılarını iletti. Öncelikle dijital inceleme raporlarının kendisine henüz ulaştırılmadığını bu yüzden inceleme fırsatının oluşmadığını ifade etti. Yazılı ve sözlü beyanını tekrar ettiğini fakat bir ekleme yapmak istediğini belirtti. Mahkeme heyetinin, basın kanunun 11. Maddesinin incelemesini talep ederek tahliyesini talep etti.

Avukat Özcan Kılıç, dijital inceleme raporlarının henüz incelemediklerini, incelemeyi yaptıktan sonra beyanda bulunacaklarını belirtti. Avukat Özcan Kılıç, dosyada sanık olmayan birçok insanın dijital eşyalarına el konulduğunu ve bu eşyaların kaybolduğunu, el konulan eşyaların akıbetini sorabilecek makam bulamadıklarını, İstanbul 5. Asliye Mahkemesine ve 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulunduklarını fakat sonuç alamadıklarını ifade ederek mahkemeden dijital materyallerin iadesini istedi.

Kılıç, Sancılı’nın uzun süredir tutuklu bulunduğunu, kaçarken yakalandığı için mahkemenin haklı gerekçeleri olduğunu fakat içerde bulunduğu sürenin infaza dönüştüğünü belirterek tahliyesini talep etti.

Kılıç, bunun dışında Eren Keskin’in yurt dışı yasağına değindi. İstanbul Baro Başkanı Adayı ve İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı olan Keskin’in çalışmalarını yapabilmesi için yurtdışı yasağının kaldırılmasını talep etti.

Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan, iddianameden sonra dosyaya giren dijital materyallerin yeni bir delil olarak nitelendirilmesinin Ceza Muhakemeleri Kanunu’na aykırı olduğunu ifade ederek incelemesi biten dijital materyallerin iadesini talep etti.

Diğer sanık avukatları, raporları ineceledikten sonra beyanda bulunacaklarını, bu aşamada bir diyeceklerinin olmadıklarını söylediler.

Eren Keskin avukatı Gülizar Tuncel, Eren Keskin için şunları söyledi:

“Eren Keskin 30 yıldır avukatlık yapan bir meslektaşımız. Ailesi, yakınları bu ülkede yaşıyor. Bu topraklardan ayrılacağı yok. Hakkında yürütülen soruşturmalar var. Bir yere gitmedi. Kendisi aynı zamanda baro seçimlerinde baro başkan adayıdır ve İnsan Hakları Derneği’nin eş başkanıdır. İnsan haklarının korunmasına yönelik faaliyetlerine devam edebilmesi için eş başkan olduğu derneğin uluslararası devlet ve kurumların panel, konferans gibi davetlerine katılma yönünde bir takım görev ve zaruretleri vardır. İnsan haklarıyla ilgili yürüttüğü çalışmaları bilgilendirme yükümlülükleri vardır. Sürdürdüğü avukatlık mesleğinde kamuoyunu aydınlatma görevi vardır. Bundan devlet hoşlanmayabilir ama bu bir sorumluluktur. Bütün bunları yapabilmesi için yurt dışı yasağının kaldırılmasına yönelik talebimizi tekrarlıyoruz.”

Mahkeme, ara karar için duruşmaya kısa bir süre ara verdi.


Mahkeme heyeti, kararında; Kemal Sancılı’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Eren Keskin hakkındaki yurtdışına çıkış yasağı şartının kaldırılmasına ve Filiz Koçali hakkındaki yakalama emrinin devamına karar verildi.

Yargılamanın 17 Ocak 2019 tarihli duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Yargılamanın onuncu duruşmasının 09.45’de başlayacağı duyurulmuştu. Ancak duruşma 10:30 sularında başladı. Duruşma, mahkemenin o gün göreceği duruşmalar listesinin üçüncü sırasındaydı.

Mahkeme salonuna sorun yaşanmadan girildi. Girişlerde kimlik sorulmadı.

Sanık avukatları, sanıklar ve davayı izleyecek gazeteciler duruşma salonu önündeydiler. Bekleme süreci boyunca sohbetler yapıldı. Giriş güvenliği dışında, bekleme salonunda kolluk görevlisi yoktu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin görüleceği duruşma salonu, katılımın da fazla olmadığı göz önüne alınırsa yeteri kadar büyüktü. Duruşmayı izlemek üzere salon dışında bekletilen olmadı. Salonda Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) bağlantısı için bir adet ekran kuruluydu.

Salonda; izleyiciler, avukatlar ve sanıklar için ayrı ayrı oturma yerleri vardı.

Duruşmaya Katılım

Salonda avukatlar, heyet ve sanıklar dışında 20 kişi kadar izleyici vardı. Duruşmaya, tutuksuz yargılanan Necmiye Alpay, Eren Keskin ve İnan Kızılkaya avukatları ile birlikte katıldı.

Aslı Erdoğan’ın annesi de duruşmayı izleyenler arasındaydı. Tutuklu yargılanan Kemal Sancılı ise duruşmaya, tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı.

Duruşmayı; Mezopotamya Ajansı, Evrensel Gazetesi, Cumhuriyet Gazetesi muhabirleri ile Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24) gözlemcileri izledi.

Duruşma günü, ayrıca Özgür Gündem Gazetesi’ne destek vermek amacıyla başlatılan nöbetçi genel yayın yönetmenliği kampanyasına katılan gazetecilerin duruşması da görüldü.

Genel Gözlemler

Duruşma 10-15 dakika sürdü. Tutuksuz yargılanan sanıklar ve avukatları beyanlarını kısa tuttu. SEGBİS bağlantısında sorun yaşanmadı. Ara karar için 5 dakika ara verildi. Duruşma tarihi ve saatinin uygun olup olmadığı sorulduktan sonra tarih kesinleştirildi.

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial (Indictment)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 10. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 11. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 12. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 13. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 14. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 15. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 15. Standing (Mütalaa)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 16. Standing (Minutes of the Hearing)

"Özgür Gündem Gazetesi" Ana Dava - (Ayrılan Dosya)

Eren Keskin, “Özgür Gündem Gazetesi” Ana Davası’nda gazeteciler İnan Kızılkaya ve Zana Bilir Kaya ile Yayın Danışma Kurulu üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Oykut Contepe ile birlikte yargılanıyordu. Gazetenin 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” suçlamasıyla “geçici olarak” kapatılmasının ardından yargılanan Keskin’in bu davaki yargılaması tutuksuz olarak sürdü. Yargılamanın 14 Şubat 2020’de görülen 16’ıncı duruşmasında Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Bilge Oykut Contepe hakkında beraat kararı verildi. Keskin ile birlikte Zana Bilir Kaya ve İnan Kızılkaya’nın dosyaları ise esas hakkındaki mütalaa karşısındaki savunma için süre talep ettikleri için ayrıldı.

Dosyaları ayrılan isimlerin yargılamalarına 15 Mayıs 2020 tarihli duruşma ile devam edilmesine karar verildi. Ancak, duruşma; Koranavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler nedeniyle, görülmeden ertelendi.

Yargılamanın 9 Eylül 2020 günü görülecek duruşma ile devam etmesine karar verildi.

1. Standing - May 15, 2020


Özgür Gündem Gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” suçlamasıyla “geçici olarak” kapatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu gazetenin dokuz yöneticisi ve yazarı hakkında gözaltı kararı çıkardı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem Gazetesi imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Zana Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Oykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Zana Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı ise 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da hakkındaki gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Zana Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Kemal Sancılı ise 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem Gazetesi’nin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia edildi. “PKK/KCK/HPG/MLKP/KONGRA-GEL mensubu” olduğu iddia edilen kişiler hakkında gazetede yayımlanan haberler bu iddiaya delil olarak sunuldu. Gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” suçlaması yönelten savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında şu iddialara yer verdi:

“İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait altı kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan kitapları da deliller arasında sıralandı.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarın “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak gösterdiğini,” “güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirdiğini ve güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” iddia etti.

Savcı, yazılarından hareketle, Aslı Erdoğan’ın; “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiğini” iddia etti.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulundu. Savcı, Necmiye Alpay’ı; “Özgür Gündem Gazetesi’nin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmekle” suçladı.

İddianamede dört köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de “PKK/KCK propagandası yapmakla,” “militanca beyanlarda bulunmakla” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmakla” suçlandı.

Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, “PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı” yönündeki beyanı da iddianamede yer aldı.

Savcı, Keskin’in ifade tutanaklarından; “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, bu tutumunu “terör örgütünün kalem silahşörü” suçlamasına gerekçe olarak kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, “gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği” yönündeki savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.

Yargılama, 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşma ile başladı.

Aslı Erdoğan, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Zana Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Oykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Zana Bilir Kaya; 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Gazetecilerin yurtdışına çıkışları yasaklandı. Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay’ın yurtdışına çıkış yasakları 22 Haziran 2017’de kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Yargılamanın 28 Kasım 2019’da görülen 14. duruşmasında, duruşma savcısının mütalaasını vermesi bekleniyordu. Ancak savcının izinde olması gerekçesiyle, duruşma ertelendi. Esas hakkındaki mütalaa, 13 Ocak 2020 tarihli 15. duruşmada sunuldu.

Savcılık; Aslı Erdoğan ile Zana Bilir Kaya için, “zincirleme şekilde; basın ve yoluyla, terör örgütü propagandası;” Eren Keskin ile İnan Kızılkaya için “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamalarıyla ceza verilmesini talep etti.

Bilge Oykut Centepe ve Necmiye Alpay’ın ise beraatı istendi. Yurtdışındaki Ragıp Zarakolu ve Filiz Koçali’nin dosyalarının, ifadeleri alınmadığı için ayrılması istendi.

Yargılamanın 16. duruşması 14 Şubat 2020’de görüldü. Mahkeme; Bilge Oykut Contepe ve Necmiye Alpay’ın beraatine karar verdi.

Aslı Erdoğan’ın “devletin birliğini ve ülkenin bütünlüğünü bozmak,” “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamalarından beraatına karar veren mahkeme; “zincirleme şekilde, basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası” suçlamasının ise düşürülmesine hükmetti. Düşürme kararı, Aslı Erdoğan hakkında bu iddia üzerinden açılan davanın Basın Kanunu’nun belirlediği dört aylık süre içinde açılmadığı gerekçesine dayandırıldı.

Mahkeme; yurtdışındaki Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun dosyalarının suçlamalara ilişkin beyanlarının alınmaması gerekçesiyle ayrılmasına karar verdi.

Zana Bilir Kaya, İnan Kızılkaya, Kemal Sancılı ve Eren Keskin’in dosyaları, esas hakkındaki mütalaa karşısındaki savunma için süre talep ettikleri için ayrıldı.

Dosyaları ayrılan gazetecilerin yargılamalarına 15 Mayıs 2020 tarihli duruşma ile devam edilmesine karar verildi. Ancak, duruşma; “coranavirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirler nedeniyle, görülmeden ertelendi.

Yargılamanın 9 Eylül 2020 günü görülecek 18. duruşma ile devam etmesine karar verildi.



Next Trial: Sept. 9, 2020, 10 a.m.


Duruşma, “coronavirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi.

Yargılamanın, 9 Eylül 2020 tarihinde görülecek 18. duruşma ile devam etmesine karar verildi.

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial

Özgür Gündem Gazetesi’ne yönelik baskılardan dolayı 3 Mayıs 2016’da Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyası başlatıldı. Kampanyaya başlanılmasının sebebi gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile birlikte gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya hakkında açılan davalardı. Kampanya, 7 Ağustos 2016’da sona erdi. Gazete ilk olarak 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi kararıyla “geçici” olanak kapatıldı. 15 Temmuz 2016 askeri darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) yönetimi kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile “tamamen” kapatıldı.

Kampanyaya katılan 56 nöbetçi yayın yönetmeninden 49’una soruşturma açıldı. Soruşturmaların 11’i takipsizlikle sonuçlandı. 38 dava açıldı. Deniz Türkali hakkındaki dava ise soruşturma süresinin zamanaşımına uğramasından ötürü düştü.

Yargılamalar, İstanbul 13., 14. ve 22. Ağır Ceza Mahkemelerinde görüldü.

Dava açılanlar

Hakkında dava açılan 37 isim şöyle:

A. Kumru Başer, Ahmet Nesin, Ayşe Batumlu, Ayşe Düzkan, Beyza Üstün, Can Dündar, Celal Başlangıç, Celalettin Can, Cengiz Baysoy, Çilem Küçükkkeleş, Derya Okatan, Dicle Anter, Erol Önderoğlu, Ertuğrul Mavioğlu, Faruk Balıkçı, Faruk Eren, Fehim Işık, Hüseyin Tahmaz, Hakkı Boltan, Hasan Cemal, Hasan Hayri Şanlı, İbrahim Bodur, İhsan Çaralan, Julide Kural, Murat Çelikkan, Murat Uyurkulak, Nadire Mater, Necmiye Alpay, Nevin Erdemir, Öncü Akgül, Ragıp Duran, Said Sefa, Şanar Yurdatapan, Şebnem Korur Fincancı, Tuğrul Eryılmaz, Veysi Altay, Yıldırım Türker.

Takipsiz kararı verilenler

Kampanyaya katıldıkları için hakkında soruşturma açılıp takipsizlik verilen 11 isim şöyle:

İhsan Eliaçık, Sebahat Tuncel, Ahmet Abakay, Eşber Yağmurdereli, Hasip Kaplan, Işın Eliçin, Kemal Can, Mustafa Sönmez, Melda Onur, Uğur Karadaş, Nurcan Baysal.

27 Nöbetçi Yayın Yönetmeni ceza aldı

Kampanyaya katılan Şanar Yurdatapan, İbrahim Bodur, Cengiz Baysoy, İmam Canpolat, Çilem Küçükkeleş, Nadire Mater, Yıldırım Türker, Hasan Cemal, Faruk Balıkçı, Dicle Anter, Derya Okatan, Kumru Başer, Ayşe Batumlu, Jülide Kural, İlham Bakır, Murat Uyurkulak, Murat Çelikkan, Beyza Üstün, Nevin Erdemir, Hakkı Boltan, Hasan Hayri Şanlı ve Tuğrul Eryılmaz, Hüseyin Aykol, Ayşe Düzkan, Ragıp Duran, Mehmet Ali Çelebi ve Hüseyin Bektaş davaları olmak üzere 27 kişi hakkında toplamda 352 ay 15 gün hapis ve 68 bin TL para cezası verildi.

Murat Çelikkan ve Ayşe Düzkan hapis yattı

Cezası ertelenmeyen nöbetçi genel yayın yönetmenlerinden Murat Çelikkan, 14 Ağustos 2017’de Kırklareli Cezaevi’ne girdi, 14 Ekim 2017’de açık cezaevine alındı, 21 Ekim 2017’de tahliye edildi. Ayşe Düzkan’ın da cezası ertelenmedi. İstinaf Mahkemesi’nin 1 yıl 6 aylık hapis cezasını onamasının ardından cezasının infazı için 29 Ocak’ta teslim oldu. Bakırköy Kadın Cezaevi’ne konuldu. Daha sonra nakledildiği Eskişehir Açık Cezaevi’nden 12 Haziran 2019’da tahliye oldu.

Nöbetçi yayın yönetmenliği nedeniyle yargılanan Faruk Eren, Ertuğrul Mavioğlu, Fehim Işık, Celal Başlangıç, Öncü Akgül ve İhsan Çaralan 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılırken, cezalar ertelendi. Celalettin Can’a verilen 1 yıl 3 ay hapis cezası ise ertelenmedi. Gazetenin yazarlarından Ömer Ağın beraat etti.

Cezaevinden gönderdikleri mektup nedeniyle yargılanan Mehmet Şirin Taşdemir, Veysel Kemer, Yüksel Oğuz beraat ederken, Dilşah Kocakaya 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı ve cezası ertelenmedi.

Davaları ayrı ayrı görülen nöbetçi yayın yönetmenlerinden Can Dündar ve Said Sefa’nın yargılamaları yokluklarında sürüyor.

Tutuklanan ilk üç Nöbetçi Yayın Yönetmeni beraat etti

Bu soruşturmada ilk tutuklamalar Erol Önderoğlu, Ahmet Nesin ve Şebnem Korur Fincancı’ya uygulanmıştı. 20 Haziran 2016’da tutuklanan üç isim 10 gün sonra serbest bırakıldı. Bu üç isim 17 Temmuz 2019’da görülen 11. duruşmada tüm suçlamalardan beraat etti.

Kızılkaya 38 davada da sanık

Açılan 38 davanın hepsinde gazetenin Sorumlu Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya da sanık olarak yargılandı. Kızılkaya hakkında açılan davaların büyük bir bölümü özgür Gündem Ana Davası ile birleştirildi.

37 nöbetçi yayın yönetmeni Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 7/2 maddesi doğrultusunda “terör örgütü propagandası yapmak” ve 6. maddesi doğrultusunda “Terör örgütlerinin bildiri veya açıklamalarını basma veya yayınlamak”, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 215/1 maddesi doğrultusunda “suç işlemeye alenen tahrik” ve TCK 214/1 maddesi doğrultusunda “suçu ve suçluyu övme” ile suçlandı.

Eren Keskin, eş genel yayın yönetmenliği görevi nedeniyle gazeteye açılan 122 davada şüpheli olarak yer aldı. Hakkındaki iddianameler, birçok savcı tarafından çeşitli tarihlerde hazırlanarak, mahkemelere sunuldu.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nde 2016 yılında yayımlanan birçok sayısındaki haberler gerekçe gösterilerek, o dönem eş genel yayın yönetmeni olan Eren Keskin hakkında 122 iddianame hazırlandı. İddianamelerin bir kısmı İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen yargılamada birleştirildi.

Keskin’in bu mahkemede yargılama konusu olan dosyalarının yoğunluğu nedeniyle dosyalarına henüz ulaşamadık. Bu davaların dosyalarına ulaştıkça, bu bölüm güncellenecektir.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi eş genel yayın yönetmeni Eren Keskin hakkında hazırlanan iddianamelerin bir bölümüyle ilgili yargılama İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı.

Mahkemedeki yargılama Keskin’in yanı sıra gazetenin eş yayın yönetmenleri, editör, sorumlu yazı işleri müdürü ve yazarlarının aralarında bulunduğu toplam 24 kişi hakkında “terör örgütü propagandası”, “suçu ve suçluyu övme” ve “suç işlemeye alenen tahrik” suçlamalarıyla yürütüldü.

Birleştirme sonrası yargılamanın 11’inci duruşması 28 Mart 2019’da görüldü. Duruşmada savcı, esas hakkındaki mütalaasında gazetecilerin atılı suçlamalardan cezalandırılmasını talep etti.

Avukat Özcan Kılıç, sanık sayısı fazla olduğundan savunmalar için ek süre istedi. Dosya sanıklarından Eren Keskin’in dosyasının İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Özgür Gündem Ana Davası ile birleştirilmesini talep etti. Mahkeme başkanı, birleştirme talebinin 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sorulmasına, bazı sanıklar hakkındaki yakalama emri kararlarının infazlarının beklenmesine karar verdi.

Yargılamanın bir sonraki duruşması 8 Mayıs 2019’da görüldü. Duruşma savcısı, 26 Ekim 2017’de verilen esas hakkındaki mütalaayı tekrar ettiğini söyledi.

Ardından söz alan avukat Özcan Kılıç, Eren Keskin’in İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyası ile birleştirme talebini yeniden dile getirdi ancak bu talep tutanaklara geçmedi.

Mahkeme başkanı, sanıklardan Eren Keskin’in dosyasının birleştirilmesi konusunda İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazılan birleştirme önerisine olumsuz cevap verildiğini söyledi.

Avukat Kılıç’tan esas hakkındaki savunmasını yapmasını isteyen mahkeme başkanı, “savunma yapılırsa, bu celse karar vermek istediğini” belirtti.

Avukat Kılıç, 14. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin Keskin’in dosyasının birleştirilmesi konusunda “ısrarcı olabileceğini” vurguladı ve savunma için ek süre talep etti. Mahkeme, avukatların savunma için ek süre taleplerini kabul ederek, duruşmayı erteledi.

Yargılama, 21 Mayıs 2019’daki 14’üncü duruşma ile karara bağlandı.

Keskin’in “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmasına karar verildi. Ayrıca Keskin ile birlikte gazetenin diğer eş genel yayın yönetmeni Hüseyin Aykol’a 2 yıl 1 ay, sorumlu yazı işleri müdürü Reyhan Çapan’a da 3 yıl 9 ay hapis cezası verildi.

Dava kapsamında yargılanan gazeteciler Reyhan Hacıoğlu ve Ayşe Batumlu’ya da aynı suçlamayla 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Bu cezalar ertelendi.

Dava kapsamında yargılanan Nuray Özdoğan, Ayşe Berktay ve Celalettin Can hakkında ise beraat kararı verildi.

Dosyada hakkında yakalama kararı bulunan Filiz Koçali hakkında ise yakalama kararının infaz edilmediği ve savunması alınmadığı için dosyanın ayrılmasına karar verildi.

İstinaf Süreci

Karar, ceza alanlar açısından itirazla istinaf mahkemesine taşındı. İstinaf süreci devam ediyor.

14. Standing - May 21, 2019


Özgür Gündem Gazetesi’ne yönelik baskılardan dolayı 3 Mayıs 2016’da Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyası başlatıldı. Kampanyaya başlanılmasının sebebi gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile birlikte gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya hakkında açılan davalardı. Kampanya, 7 Ağustos 2016’da sona erdi. Gazete ilk olarak 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi kararıyla “geçici” olanak kapatıldı. 15 Temmuz 2016 askeri darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) yönetimi kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile “tamamen” kapatıldı.

Kampanyaya katılan 56 nöbetçi yayın yönetmeninden 49’una soruşturma açıldı. Soruşturmaların 11’i takipsizlikle sonuçlandı. 38 dava açıldı. Deniz Türkali hakkındaki dava ise soruşturma süresinin zamanaşımına uğramasından ötürü düştü.

Kampanyaya katılan 56 nöbetçi yayın yönetmeninden 49’una soruşturma açıldı. Soruşturmaların 11’i takipsizlikle sonuçlandı. 38 dava açıldı. Deniz Türkali hakkındaki dava ise soruşturma süresinin zamanaşımına uğramasından ötürü düştü.

Yargılamalar, İstanbul 13., 14. ve 22. Ağır Ceza Mahkemelerinde görüldü.

Dava açılanlar

Hakkında dava açılan 37 isim şöyle: A. Kumru Başer, Ahmet Nesin, Ayşe Batumlu, Ayşe Düzkan, Beyza Üstün, Can Dündar, Celal Başlangıç, Celalettin Can, Cengiz Baysoy, Çilem Küçükkkeleş, Derya Okatan, Dicle Anter, Erol Önderoğlu, Ertuğrul Mavioğlu, Faruk Balıkçı, Faruk Eren, Fehim Işık, Hüseyin Tahmaz, Hakkı Boltan, Hasan Cemal, Hasan Hayri Şanlı, İbrahim Bodur, İhsan Çaralan, Julide Kural, Murat Çelikkan, Murat Uyurkulak, Nadire Mater, Necmiye Alpay, Nevin Erdemir, Öncü Akgül, Ragıp Duran, Said Sefa, Şanar Yurdatapan, Şebnem Korur Fincancı, Tuğrul Eryılmaz, Veysi Altay, Yıldırım Türker.

Takipsiz kararı verilenler

Kampanyaya katıldıkları için hakkında soruşturma açılıp takipsizlik verilen 11 isim şöyle: İhsan Eliaçık, Sebahat Tuncel, Ahmet Abakay, Eşber Yağmurdereli, Hasip Kaplan, Işın Eliçin, Kemal Can, Mustafa Sönmez, Melda Onur, Uğur Karadaş, Nurcan Baysal.

27 Nöbetçi Yayın Yönetmeni ceza aldı

Kampanyaya katılan Şanar Yurdatapan, İbrahim Bodur, Cengiz Baysoy, İmam Canpolat, Çilem Küçükkeleş, Nadire Mater, Yıldırım Türker, Hasan Cemal, Faruk Balıkçı, Dicle Anter, Derya Okatan, Kumru Başer, Ayşe Batumlu, Jülide Kural, İlham Bakır, Murat Uyurkulak, Murat Çelikkan, Beyza Üstün, Nevin Erdemir, Hakkı Boltan, Hasan Hayri Şanlı ve Tuğrul Eryılmaz, Hüseyin Aykol, Ayşe Düzkan, Ragıp Duran, Mehmet Ali Çelebi ve Hüseyin Bektaş davaları olmak üzere 27 kişi hakkında toplamda 352 ay 15 gün hapis ve 68 bin TL para cezası verildi.

Murat Çelikkan ve Ayşe Düzkan hapis yattı

Cezası ertelenmeyen nöbetçi genel yayın yönetmenlerinden Murat Çelikkan, 14 Ağustos 2017’de Kırklareli Cezaevi’ne girdi, 14 Ekim 2017’de açık cezaevine alındı, 21 Ekim 2017’de tahliye edildi. Ayşe Düzkan’ın da cezası ertelenmedi. İstinaf Mahkemesi’nin 1 yıl 6 aylık hapis cezasını onamasının ardından cezasının infazı için 29 Ocak’ta teslim oldu. Bakırköy Kadın Cezaevi’ne konuldu. Daha sonra nakledildiği Eskişehir Açık Cezaevi’nden 12 Haziran 2019’da tahliye oldu.

Nöbetçi yayın yönetmenliği nedeniyle yargılanan Faruk Eren, Ertuğrul Mavioğlu, Fehim Işık, Celal Başlangıç, Öncü Akgül ve İhsan Çaralan 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılırken, cezalar ertelendi. Celalettin Can’a verilen 1 yıl 3 ay hapis cezası ise ertelenmedi. Gazetenin yazarlarından Ömer Ağın beraat etti.

Cezaevinden gönderdikleri mektup nedeniyle yargılanan Mehmet Şirin Taşdemir, Veysel Kemer, Yüksel Oğuz beraat ederken, Dilşah Kocakaya 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı ve cezası ertelenmedi.

Davaları ayrı ayrı görülen nöbetçi yayın yönetmenlerinden Can Dündar ve Said Sefa’nın yargılamaları yokluklarında sürüyor.

Tutuklanan ilk üç Nöbetçi Yayın Yönetmeni beraat etti

Bu soruşturmada ilk tutuklamalar Erol Önderoğlu, Ahmet Nesin ve Şebnem Korur Fincancı’ya uygulanmıştı. 20 Haziran 2016’da tutuklanan üç isim 10 gün sonra serbest bırakıldı. Bu üç isim 17 Temmuz 2019’da görülen 11. duruşmada tüm suçlamalardan beraat etti.

Kızılkaya 38 davada da sanık

Açılan 38 davanın hepsinde gazetenin Sorumlu Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya da sanık olarak yargılandı. Kızılkaya hakkında açılan davaların büyük bir bölümü özgür Gündem Ana Davası ile birleştirildi.

37 nöbetçi yayın yönetmeni 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 7/2 maddesi doğrultusunda “terör örgütü propagandası yapmak” ve 6. Maddesi doğrultusunda “Terör örgütlerinin bildiri veya açıklamalarını basma veya yayınlamak”, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 215/1 maddesi doğrultusunda “suç işlemeye alenen tahrik” ve TCK 214/1 maddesi doğrultusunda “suçu ve suçluyu övme” ile suçlandı.

Kapatılan Özgür Gündem gazetesi eş yayın yönetmenleri, sorumlu yazı işleri müdürü, altı yazarının aralarnda bulunduğu toplam 24 kişinin “terör örgütü propagandası”, “suçu ve suçluyu övme” ve “suç işlemeye alenen tahrik” suçlamalarıyla yargılandığı davalar birleştirildi.

Savcılık, 26 Ekim 2017’de verilen esas hakkındaki mütalaada sanıklar Reyhan Çapan, Emire Eren Keskin ve Hüseyin Aykol’un “yayın yoluyla ve zincirleme biçimde silahlı terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını, diğer sanıklar hakkında ise ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini istedi.

Yargılamanın son ve karar duruşması 21 Mayıs 2019’da görüldü. Dava kapsamında yargılanan Ayşe Batumlu ve Reyhan Hacıoğlu’na 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Batumlu ve Hacıoğlu’na verilen hapis cezaları ertelendi. Ayrıca Hüseyin Aykol’a 2 yıl 1 ay, Eren Keskin ve Reyhan Çapan’a 3 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Davada yargılanan Ayşe Berktay, Celalettin Can ve Nuray Özdoğan beraat etti. Filiz Koçali hakkındaki yakalama kararı infaz edilmediği ve savunması alınmadığı için dosyanın ayrılmasına karar verildi.

Karar daha sonra istinaf mahkemesine taşındı. İstinaf süreci devam ediyor.


Duruşma bir saat on dakika gecikmeli başladı.

Savcı, sanık Emrullah Kurcan’ın avukatı Serhat Çakmak’ın mazeretinin reddedilmesini mütalaa etti, mahkeme mazeretin reddine karar verdi.

Duruşmaya sanıklardan Eren Keskin ve Reyhan Çapan katıldı. Başka bir dosyadan hükümlü olan sanıklardan T. T. ise duruşmaya SEGBİS ile bağlandı.

Keskin ve Çapan sırayla söz alarak çok kısa birer savunma yaptı ve yargılanan yazıların basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu söyledi. Temel ise savunmasında ifade özgürlüğüne vurgu yaptı. Ardından söz alan avukatlar, daha önceki savunmalarını tekrarladı ve tüm sanıkların beraatini istedi.

Mahkeme heyeti, başka bir davadan hüküm giyen ve cezaevinde olan Reyhan Hacıoğlu’nun Çağlayan Adliyesi’ne getirildiğini söyledi.

Avukat Özcan Kılıç, Hacıoğlu’nun “duruşmayı protesto ettiğini ve katılmayacağını yazılı ve sözlü olarak beyan ettiğini” belirtti ve bu konudaki dilekçesini mahkemeye gönderdiğini belirtti. Yaklaşık bir saatlik bir bekleyişten sonra Hacıoğlu’nun Bakırköy Cezaevi’nde olduğu ve adliyeye gelmediği anlaşıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde gazeteciler ve sanıklar duruşma koridoruna alınmadı. Gazeteciler duruşma başladıktan sonra duruşma salonuna alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda yaklaşık 20 kişilik izleyici alanı bulunuyordu. İçeride kolluk kuvveti yoktu. İki müdafii avukatın karşısında yer alan masada tercüman oturuyordu.

Duruşmaya Katılım

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), P24, TGS’den gözlemciler ve gazeteciler duruşmayı izledi.

Genel Gözlemler

Mahkeme salonunda gün boyunca 12 duruşma görüldü. Kapıdaki listeye ve daha önce belirlenen saate göre 11. sırada görülmesi planlanan Özgür Gündem duruşmasını gün sonuna bırakan mahkeme heyeti, önce 12. sıradaki duruşmayı Özgür Gündem duruşmasından önceye aldı.


Mahkeme başkanı, karar için duruşma salonunun boşaltılmasını istedi. 10 dakika sonra duruşma salonu kapısı açıldı ancak gazeteciler ve gözlemciler karar açıklanırken salona alınmadı.

Eren Keskin ve Reyhan Çapan 3 yıl 9 ay, Hüseyin Aykol 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Avukat Ayşe Batumlu ve cezaevinde açlık grevinde olan Reyhan Hacıoğlu’na verilen 1 yıl 3 ay hapis cezası ertelendi.

Ayşe Berktay, Celalettin Can ve Nuray Özdoğan beraat etti.

Filiz Koçali hakkındaki yakalama kararı infaz edilmediği ve savunması alınmadığı için dosyanın ayrılmasına karar verildi.

13. Standing - May 8, 2019


Özgür Gündem Gazetesi’ne yönelik baskılardan dolayı 3 Mayıs 2016’da Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyası başlatıldı. Kampanyaya başlanılmasının sebebi gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile birlikte gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya hakkında açılan davalardı. Kampanya, 7 Ağustos 2016’da sona erdi. Gazete ilk olarak 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi kararıyla “geçici” olanak kapatıldı. 15 Temmuz 2016 askeri darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) yönetimi kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile “tamamen” kapatıldı.

Kampanyaya katılan 56 nöbetçi yayın yönetmeninden 49’una soruşturma açıldı. Soruşturmaların 11’i takipsizlikle sonuçlandı. 38 dava açıldı. Deniz Türkali hakkındaki dava ise soruşturma süresinin zamanaşımına uğramasından ötürü düştü.

Yargılamalar, İstanbul 13., 14. ve 22. Ağır Ceza Mahkemelerinde görüldü.

Dava açılanlar

Hakkında dava açılan 37 isim şöyle: A. Kumru Başer, Ahmet Nesin, Ayşe Batumlu, Ayşe Düzkan, Beyza Üstün, Can Dündar, Celal Başlangıç, Celalettin Can, Cengiz Baysoy, Çilem Küçükkkeleş, Derya Okatan, Dicle Anter, Erol Önderoğlu, Ertuğrul Mavioğlu, Faruk Balıkçı, Faruk Eren, Fehim Işık, Hüseyin Tahmaz, Hakkı Boltan, Hasan Cemal, Hasan Hayri Şanlı, İbrahim Bodur, İhsan Çaralan, Julide Kural, Murat Çelikkan, Murat Uyurkulak, Nadire Mater, Necmiye Alpay, Nevin Erdemir, Öncü Akgül, Ragıp Duran, Said Sefa, Şanar Yurdatapan, Şebnem Korur Fincancı, Tuğrul Eryılmaz, Veysi Altay, Yıldırım Türker.

Takipsiz kararı verilenler

Kampanyaya katıldıkları için hakkında soruşturma açılıp takipsizlik verilen 11 isim şöyle: İhsan Eliaçık, Sebahat Tuncel, Ahmet Abakay, Eşber Yağmurdereli, Hasip Kaplan, Işın Eliçin, Kemal Can, Mustafa Sönmez, Melda Onur, Uğur Karadaş, Nurcan Baysal.

27 Nöbetçi Yayın Yönetmeni ceza aldı

Kampanyaya katılan Şanar Yurdatapan, İbrahim Bodur, Cengiz Baysoy, İmam Canpolat, Çilem Küçükkeleş, Nadire Mater, Yıldırım Türker, Hasan Cemal, Faruk Balıkçı, Dicle Anter, Derya Okatan, Kumru Başer, Ayşe Batumlu, Jülide Kural, İlham Bakır, Murat Uyurkulak, Murat Çelikkan, Beyza Üstün, Nevin Erdemir, Hakkı Boltan, Hasan Hayri Şanlı ve Tuğrul Eryılmaz, Hüseyin Aykol, Ayşe Düzkan, Ragıp Duran, Mehmet Ali Çelebi ve Hüseyin Bektaş davaları olmak üzere 27 kişi hakkında toplamda 352 ay 15 gün hapis ve 68 bin TL para cezası verildi.

Murat Çelikkan ve Ayşe Düzkan hapis yattı

Cezası ertelenmeyen nöbetçi genel yayın yönetmenlerinden Murat Çelikkan, 14 Ağustos 2017’de Kırklareli Cezaevi’ne girdi, 14 Ekim 2017’de açık cezaevine alındı, 21 Ekim 2017’de tahliye edildi. Ayşe Düzkan’ın da cezası ertelenmedi. İstinaf Mahkemesi’nin 1 yıl 6 aylık hapis cezasını onamasının ardından cezasının infazı için 29 Ocak’ta teslim oldu. Bakırköy Kadın Cezaevi’ne konuldu. Daha sonra nakledildiği Eskişehir Açık Cezaevi’nden 12 Haziran 2019’da tahliye oldu.

Nöbetçi yayın yönetmenliği nedeniyle yargılanan Faruk Eren, Ertuğrul Mavioğlu, Fehim Işık, Celal Başlangıç, Öncü Akgül ve İhsan Çaralan 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılırken, cezalar ertelendi. Celalettin Can’a verilen 1 yıl 3 ay hapis cezası ise ertelenmedi. Gazetenin yazarlarından Ömer Ağın beraat etti.

Cezaevinden gönderdikleri mektup nedeniyle yargılanan Mehmet Şirin Taşdemir, Veysel Kemer, Yüksel Oğuz beraat ederken, Dilşah Kocakaya 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı ve cezası ertelenmedi.

Davaları ayrı ayrı görülen nöbetçi yayın yönetmenlerinden Can Dündar ve Said Sefa’nın yargılamaları yokluklarında sürüyor.

Tutuklanan ilk üç Nöbetçi Yayın Yönetmeni beraat etti

Bu soruşturmada ilk tutuklamalar Erol Önderoğlu, Ahmet Nesin ve Şebnem Korur Fincancı’ya uygulanmıştı. 20 Haziran 2016’da tutuklanan üç isim 10 gün sonra serbest bırakıldı. Bu üç isim 17 Temmuz 2019’da görülen 11. duruşmada tüm suçlamalardan beraat etti.

Kızılkaya 38 davada da sanık

Açılan 38 davanın hepsinde gazetenin Sorumlu Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya da sanık olarak yargılandı. Kızılkaya hakkında açılan davaların büyük bir bölümü özgür Gündem Ana Davası ile birleştirildi.

37 nöbetçi yayın yönetmeni 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 7/2 maddesi doğrultusunda “terör örgütü propagandası yapmak” ve 6. Maddesi doğrultusunda “Terör örgütlerinin bildiri veya açıklamalarını basma veya yayınlamak”, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 215/1 maddesi doğrultusunda “suç işlemeye alenen tahrik” ve TCK 214/1 maddesi doğrultusunda “suçu ve suçluyu övme” ile suçlandı.

Kapatılan Özgür Gündem gazetesi eş yayın yönetmenleri, sorumlu yazı işleri müdürü, altı yazarının aralarnda bulunduğu toplam 24 kişinin “terör örgütü propagandası”, “suçu ve suçluyu övme” ve “suç işlemeye alenen tahrik” suçlamalarıyla yargılandığı davalar birleştirildi.

Savcılık, 26 Ekim 2017’de verilen esas hakkındaki mütalaada sanıklar Reyhan Çapan, Emire Eren Keskin ve Hüseyin Aykol’un “yayın yoluyla ve zincirleme biçimde silahlı terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını, diğer sanıklar hakkında ise ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini istedi.

Yargılamanın son ve karar duruşması 21 Mayıs 2019’da görüldü. Dava kapsamında yargılanan Ayşe Batumlu ve Reyhan Hacıoğlu’na 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Batumlu ve Hacıoğlu’na verilen hapis cezaları ertelendi. Ayrıca Hüseyin Aykol’a 2 yıl 1 ay, Eren Keskin ve Reyhan Çapan’a 3 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Davada yargılanan Ayşe Berktay, Celalettin Can ve Nuray Özdoğan beraat etti. Filiz Koçali hakkındaki yakalama kararı infaz edilmediği ve savunması alınmadığı için dosyanın ayrılmasına karar verildi.

Karar daha sonra istinaf mahkemesine taşındı. İstinaf süreci devam ediyor.



Next Trial: May 21, 2019, 3:30 p.m.


Sanıklardan H. G., cezaevinden SEGBİS’le mahkemeye bağlandı. Mahkeme başkanı, Güçlü’ye “ister Kürtçe ister Türkçe savunma yapabileceğini, mahkeme heyetinin anadilde savunma hakkına saygı duyduğunu, bu nedenle de mahkemede Kürtçe tercümanın hazır bulunduğunu” söyledi.

Cezaevinden yazdığı ve Özgür Gündem’de Mart 2016’da yayınlanan bir yazısı nedeniyle bu davada yargılanan Güçlü, tercüman aracılığıyla ifade verdi.

Duruşmaya katılan başka sanık olmadı.

Duruşma savcısı, 26 Ekim 2017’de verilen esas hakkındaki mütalaayı tekrar ettiğini söyledi.

Ardından söz alan avukat Özcan Kılıç, Eren Keskin’in İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyası ile birleştirme talebini yeniden dile getirdi ancak bu talep tutanaklara geçmedi.

Mahkeme başkanı, sanıklardan Eren Keskin’in dosyasının birleştirilmesi konusunda İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazılan birleştirme önerisine olumsuz cevap verildiğini söyledi. Kılıç’tan esas hakkındaki savunmasını yapmasını isteyen mahkeme başkanı, “savunma yapılırsa, bu celse karar vermek istediğini” belirtti. Avukat Kılıç, 14. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin Keskin’in dosyasının birleştirilmesi konusunda “ısrarcı olabileceğini” vurguladı ve savunma için ek süre talep etti.

Ayşe Berktay’ın avukatı Sercan Korkmaz da ek süre talep etti.

Mahkeme karar için 5 dakika ara verdi.


Mahkeme, avukatların savunma için ek süre taleplerini kabul ederek, bir sonraki duruşmanın yaklaşık iki hafta sonra, 21 Mayıs 2019’da görülmesine karar verdi.

Başka bir dava nedeniyle tutuklu bulunan sanık Reyhan Hacıoğlu’nun bir sonraki duruşmaya katılması için cezaevine yazı yazılmasına da karar verdi.

Bir sonraki duruşma 21 Mayıs 2019’a bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde gazeteciler ve sanıklar duruşma koridoruna alınmadı. Gazeteciler duruşma başladıktan sonra duruşma salonuna alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda yaklaşık 20 kişilik izleyici alanı bulunuyordu. İçeride kolluk kuvveti yoktu. İki müdafii avukatın karşısında yer alan masada tercüman oturuyordu.

Duruşmaya Katılım

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), P24, TGS’den gözlemciler ve gazeteciler duruşmayı izledi.

Genel Gözlemler

Mahkeme Başkanı, diğer davalarda da yaptığı gibi, sanığa “sen” diye hitap etti. Salonda Kürtçe tercümanın hazır bulunduğunu söylerken, “heyet olarak anadilde savunma hakkına saygı duyduklarını” birkaç kez vurguladı.

12. Standing - March 28, 2019


Özgür Gündem Gazetesi’ne yönelik baskılardan dolayı 3 Mayıs 2016’da Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyası başlatıldı. Kampanyaya başlanılmasının sebebi gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile birlikte gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya hakkında açılan davalardı. Kampanya, 7 Ağustos 2016’da sona erdi. Gazete ilk olarak 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi kararıyla “geçici” olanak kapatıldı. 15 Temmuz 2016 askeri darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) yönetimi kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile “tamamen” kapatıldı.

Kampanyaya katılan 56 nöbetçi yayın yönetmeninden 49’una soruşturma açıldı. Soruşturmaların 11’i takipsizlikle sonuçlandı. 38 dava açıldı. Deniz Türkali hakkındaki dava ise soruşturma süresinin zamanaşımına uğramasından ötürü düştü.

Yargılamalar, İstanbul 13., 14. ve 22. Ağır Ceza Mahkemelerinde görüldü.

Dava açılanlar

Hakkında dava açılan 37 isim şöyle: A. Kumru Başer, Ahmet Nesin, Ayşe Batumlu, Ayşe Düzkan, Beyza Üstün, Can Dündar, Celal Başlangıç, Celalettin Can, Cengiz Baysoy, Çilem Küçükkkeleş, Derya Okatan, Dicle Anter, Erol Önderoğlu, Ertuğrul Mavioğlu, Faruk Balıkçı, Faruk Eren, Fehim Işık, Hüseyin Tahmaz, Hakkı Boltan, Hasan Cemal, Hasan Hayri Şanlı, İbrahim Bodur, İhsan Çaralan, Julide Kural, Murat Çelikkan, Murat Uyurkulak, Nadire Mater, Necmiye Alpay, Nevin Erdemir, Öncü Akgül, Ragıp Duran, Said Sefa, Şanar Yurdatapan, Şebnem Korur Fincancı, Tuğrul Eryılmaz, Veysi Altay, Yıldırım Türker.

Takipsiz kararı verilenler

Kampanyaya katıldıkları için hakkında soruşturma açılıp takipsizlik verilen 11 isim şöyle: İhsan Eliaçık, Sebahat Tuncel, Ahmet Abakay, Eşber Yağmurdereli, Hasip Kaplan, Işın Eliçin, Kemal Can, Mustafa Sönmez, Melda Onur, Uğur Karadaş, Nurcan Baysal.

27 Nöbetçi Yayın Yönetmeni ceza aldı

Kampanyaya katılan Şanar Yurdatapan, İbrahim Bodur, Cengiz Baysoy, İmam Canpolat, Çilem Küçükkeleş, Nadire Mater, Yıldırım Türker, Hasan Cemal, Faruk Balıkçı, Dicle Anter, Derya Okatan, Kumru Başer, Ayşe Batumlu, Jülide Kural, İlham Bakır, Murat Uyurkulak, Murat Çelikkan, Beyza Üstün, Nevin Erdemir, Hakkı Boltan, Hasan Hayri Şanlı ve Tuğrul Eryılmaz, Hüseyin Aykol, Ayşe Düzkan, Ragıp Duran, Mehmet Ali Çelebi ve Hüseyin Bektaş davaları olmak üzere 27 kişi hakkında toplamda 352 ay 15 gün hapis ve 68 bin TL para cezası verildi.

Murat Çelikkan ve Ayşe Düzkan hapis yattı

Cezası ertelenmeyen nöbetçi genel yayın yönetmenlerinden Murat Çelikkan, 14 Ağustos 2017’de Kırklareli Cezaevi’ne girdi, 14 Ekim 2017’de açık cezaevine alındı, 21 Ekim 2017’de tahliye edildi. Ayşe Düzkan’ın da cezası ertelenmedi. İstinaf Mahkemesi’nin 1 yıl 6 aylık hapis cezasını onamasının ardından cezasının infazı için 29 Ocak’ta teslim oldu. Bakırköy Kadın Cezaevi’ne konuldu. Daha sonra nakledildiği Eskişehir Açık Cezaevi’nden 12 Haziran 2019’da tahliye oldu.

Nöbetçi yayın yönetmenliği nedeniyle yargılanan Faruk Eren, Ertuğrul Mavioğlu, Fehim Işık, Celal Başlangıç, Öncü Akgül ve İhsan Çaralan 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılırken, cezalar ertelendi. Celalettin Can’a verilen 1 yıl 3 ay hapis cezası ise ertelenmedi. Gazetenin yazarlarından Ömer Ağın beraat etti.

Cezaevinden gönderdikleri mektup nedeniyle yargılanan Mehmet Şirin Taşdemir, Veysel Kemer, Yüksel Oğuz beraat ederken, Dilşah Kocakaya 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı ve cezası ertelenmedi.

Davaları ayrı ayrı görülen nöbetçi yayın yönetmenlerinden Can Dündar ve Said Sefa’nın yargılamaları yokluklarında sürüyor.

Tutuklanan ilk üç Nöbetçi Yayın Yönetmeni beraat etti

Bu soruşturmada ilk tutuklamalar Erol Önderoğlu, Ahmet Nesin ve Şebnem Korur Fincancı’ya uygulanmıştı. 20 Haziran 2016’da tutuklanan üç isim 10 gün sonra serbest bırakıldı. Bu üç isim 17 Temmuz 2019’da görülen 11. duruşmada tüm suçlamalardan beraat etti.

Kızılkaya 38 davada da sanık

Açılan 38 davanın hepsinde gazetenin Sorumlu Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya da sanık olarak yargılandı. Kızılkaya hakkında açılan davaların büyük bir bölümü özgür Gündem Ana Davası ile birleştirildi.

37 nöbetçi yayın yönetmeni 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 7/2 maddesi doğrultusunda “terör örgütü propagandası yapmak” ve 6. Maddesi doğrultusunda “Terör örgütlerinin bildiri veya açıklamalarını basma veya yayınlamak”, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 215/1 maddesi doğrultusunda “suç işlemeye alenen tahrik” ve TCK 214/1 maddesi doğrultusunda “suçu ve suçluyu övme” ile suçlandı.

Kapatılan Özgür Gündem gazetesi eş yayın yönetmenleri, sorumlu yazı işleri müdürü, altı yazarının aralarnda bulunduğu toplam 24 kişinin “terör örgütü propagandası”, “suçu ve suçluyu övme” ve “suç işlemeye alenen tahrik” suçlamalarıyla yargılandığı davalar birleştirildi.

Savcılık, 26 Ekim 2017’de verilen esas hakkındaki mütalaada sanıklar Reyhan Çapan, Emire Eren Keskin ve Hüseyin Aykol’un “yayın yoluyla ve zincirleme biçimde silahlı terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını, diğer sanıklar hakkında ise ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini istedi.

Yargılamanın son ve karar duruşması 21 Mayıs 2019’da görüldü. Dava kapsamında yargılanan Ayşe Batumlu ve Reyhan Hacıoğlu’na 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Batumlu ve Hacıoğlu’na verilen hapis cezaları ertelendi. Ayrıca Hüseyin Aykol’a 2 yıl 1 ay, Eren Keskin ve Reyhan Çapan’a 3 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Davada yargılanan Ayşe Berktay, Celalettin Can ve Nuray Özdoğan beraat etti. Filiz Koçali hakkındaki yakalama kararı infaz edilmediği ve savunması alınmadığı için dosyanın ayrılmasına karar verildi.

Karar daha sonra istinaf mahkemesine taşındı. İstinaf süreci devam ediyor.



Next Trial: May 8, 2019, 1:30 p.m.


Duruşmaya sanıklar katılmadı.

Savcı, esas hakkındaki mütalaasını tekrar etti. Avukat Özcan Kılıç, sanık sayısı fazla olduğundan savunmalar için ek süre istedi ve Eren Keskin’in İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Özgür Gündem Ana Davası ile birleştirilmesini talep etti.

26 Ekim 2017’de verilen esas hakkındaki mütalaayı tekrar eden savcılık, gazetenin mevkute beyannamelerinin incelenmesi sonucu esas hakkındaki mütalaanın değişebileceğini ifade etti.


Mahkeme Başkanı, birleştirme talebinin 23. Ağır Ceza Mahkemesine sorulmasına, bazı sanıklar hakkındaki yakalama emri kararlarının infazlarının beklenmesine karar verdi.

Ayrıca 25 Ocak 2016 ve 02 Şubat 2016 tarihli Özgür Gündem Gazetesinin Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına teslim tarihini gösterir tutanakların istenmesine hükmetti.

Bir sonraki duruşma 8 Mayıs 2019’a bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde gazeteciler duruşma koridoruna alınmadı. Duruşma başladıktan sonra sanıkların isimleri okunmaya başladı. Gazeteciler duruşma başladıktan sonra duruşma salonuna alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda yaklaşık 20 kişilik izleyici alanı bulunuyordu. İçeride kolluk kuvveti yoktu. Mahkeme başkanı ve savcı mikrofon kullanmadığı için söyledikleri duyulmuyordu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya az sayıda gazeteci katıldı. Sanıklar duruşmaya katılmadı.

Genel Gözlemler

Duruşmada olağanüstü bir durum yaşanmadı.

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial (Indictment)

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial (Reasoned Judgement)

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial (Minutes of the Hearing)

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial 12. Standing (Minutes of the Hearing)

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial 13. Standing (Minutes of the Hearing)

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial 14. Standing (Minutes of the Hearing)

Press in Arrest is a database, monitoring, documentation and collective memory study of Press Research Association.
+90 (312) 945 15 56 | pressinarrest@gmail.com