Eren Keskin

Eren Keskin is a lawyer, she is also a columnist, the founder of Bureau of Legal Support for the Victims of Abuse and Rape during Custody, and co-president of Human Rights Association. She worked as a co-editor-in-chief for Özgür Gündem Newspaper. She also worked as the president of the Human Rights Association’s Istanbul Branch. She has taken part in the human rights struggle and movement for a long time.

With the closing down of the Özgür Gündem, the prosecution for the columnists and managers of the newspaper began. Keskin is on trial for “being a member of a terrorist organization” and “making propaganda for a terrorist organization.”

Keskin was sentenced to 10 months in prison according to TCK 301, for saying that “the state has such a violent nature to slaughter a 12-yearold boy” regarding Uğur Kaymaz who was killed with his father in Mardin in Jan. 2015.

Keskin was also sentenced to 7 years and 6 months in prison in May 2016 with Reyhan Çapan (the former editor-in-chief for Özgür Gündem) on the charge of “making propaganda for an organization.”

By June 24, 2019, there were 122 cases opened against Özgür Gündem editors. In total, they were sentenced to 17 years and 2 months in prison and received a fine of 360,000 Turkish liras law fine. In 5 of the 122 cases, the prosecutions continue. Thrity one of them are at the Court of Cassation, while 72 of them are at the Regional Courts of Justice. In 10 of them, the sentences are finalized. The law fines of these cases are 139,80 TL in total. In four of the cases, the verdict of acquittal was issued or the case was dismissed.

The Özgür Gündem Main Case, in which Keskin is on trial with the other members and managers of the newspaper, will continue on Nov. 28, 2019, at 10:30 am.

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - Özgür Gündem Trial
12. Standing - July 17, 2019


Özgür Gündem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin ve Sorumlu Yazıişleri Müdürü Reyhan Çapan hakkındaki soruşturma İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 2016 yılında başlatıldı.

Özgür Gündem gazetesinde 9 Mart 2016 tarihinde çıkan haberler ve yazılar gerekçe gösterilerek 13 Nisan 2016 günü iddianame hazırlandı. Hazırlanan iddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

İddianameye konu haberler ise bölge kentlerindeki “öz yönetim”leri konu haberler oldu. “PKK/KCK terör örgütü mensuplarının gerçekleştirdikleri eylemlerin propagandası yapmak”, “nefret ve şiddet çağrısında bulunmak”, “halkın bir kesimini suç işlemek üzere tahrik etmek” gibi suçlamalar yapıldı.

Savcı gazetede mahlas ile yazı yazan Seyit Botan’ın gerçek kimlik bilgileri bulunamadığından yazılarının içeriğinden Basın Kanunu uyarınca Eren Keskin ve Reyhan Çapan’ın sorumlu tuttu. Bu yazılarda örgüt propagandası yapıldığını ileri sürdü. Hakkında iddianame hazırlanan gazetenin yazarlarından olan ve cezaevinde bulunan İslam Tüner, Methi Kaya, Lütfi Yavuzaslan’ın ve yayın yönetmeni Hüseyin Aykol’un dosyaları bu davayla birleştirildi.

18 Nisan 2019’da ise Eren Keskin’in dosyasının ayrılarak, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Özgür Gündem ana davasıyla birleştirilmesine karar verildi.

Savcı esas hakkında mütalaasını Temmuz 2019’daki 12. duruşmada sundu. Tüm sanıkların “suç işlemeye tahrik”, “suçu ve suçluyu övme” ve “örgüt propagandası” suçlamalarından; Hüseyin Aykol, Reyhan Çapan hakkında ayrıca “zincirleme suç işlemek”ten cezalandırılmasını istedi.

Dava sanıkların esas hakkında savunmalarını yapmaları için 21 Kasım 2019’a bırakıldı.



Next Trial: Nov. 21, 2019, 1:30 p.m.


Mahkeme heyeti Ali Günay başkanlığında üye hakimler Harun Bayram ve Sümeyye Gözte Tekin’den oluştu.

Duruşmanın başında söz alan Methi Kaya’nın avukatı Reşat Aydın, müvekkiline yöneltilen suçlamanın ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyleyerek süre talep etti.

Reyhan Çapan ve Hüseyin Aykol’un avukatı Özcan Kılıç, bu aşamada ekleyecek bir şeyi olmadığını ve esas hakkında mütalaayı beklediklerini söyledi.

Ardından duruşma savcısı Abdullah Gül, mütalaasında sanıkların atılı tüm suçlardan cezalandırılmasını istediğini söyledi. Bir sayfalık mütalaasını yazılı olarak mahkemeye sundu.

Esas hakkında mütalaada 09 Mart 2016 tarihli Özgür Gündem’de yayınlanan 12; 22 Ocak 2016 tarihli 11 ve 10 Mart 2016 tarihli 12 haber/yazının ve “gazetedeki tüm haberlerin” “PKK eylemlerini meşrulaştırma, övme amacına yönelik olduğunu” söylendi. Savcılık, yazarların tamamının kimlik bilgisi bulunamadığı için yazılardan yazı işleri müdürü Reyhan Çapan ve yayın yönetmeni Hüseyin Aykol’un sorumlu olduğunu savundu. Tüm sanıkların “suç işlemeye tahrik”, “suçu ve suçluyu övme” ve “örgüt propagandası” suçlamalarından cezalandırılmasını istendi. Mütalaada Hüseyin Aykol, Reyhan Çapan hakkında ayrıca “zincirleme suç işlemek” suçlaması da yer aldı.

Avukatlar, savunma hazırlamak için süre talep ettiler.


Avukatların süre talebini kabul eden mahkeme başkanı Ali Günay, bir sonraki bir sonraki celsenin 21 Kasım 2019’da saat 13.30’da görülmesine karar verildiğini açıkladı.


Duruşmaya Katılım

Duruşmaya az sayıda gazeteci ve iki avukat katıldı.

Genel Gözlemler

Toplam beş dakika süren duruşmada, savcı Abdullah Gül esas hakkındaki mütalaasını sundu. Savcı Gül’ün söylediklerini izleyici bölümünden duymak oldukça zordu.

11. Standing - April 15, 2019


Özgür Gündem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin ve Sorumlu Yazıişleri Müdürü Reyhan Çapan hakkındaki soruşturma İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 2016 yılında başlatıldı.

Özgür Gündem gazetesinde 9 Mart 2016 tarihinde çıkan haberler ve yazılar gerekçe gösterilerek 13 Nisan 2016 günü iddianame hazırlandı. Hazırlanan iddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

İddianameye konu haberler ise bölge kentlerindeki “öz yönetim”leri konu haberler oldu. “PKK/KCK terör örgütü mensuplarının gerçekleştirdikleri eylemlerin propagandası yapmak”, “nefret ve şiddet çağrısında bulunmak”, “halkın bir kesimini suç işlemek üzere tahrik etmek” gibi suçlamalar yapıldı.

Savcı gazetede mahlas ile yazı yazan Seyit Botan’ın gerçek kimlik bilgileri bulunamadığından yazılarının içeriğinden Basın Kanunu uyarınca Eren Keskin ve Reyhan Çapan’ın sorumlu tuttu. Bu yazılarda örgüt propagandası yapıldığını ileri sürdü. Hakkında iddianame hazırlanan gazetenin yazarlarından İslam Tüner, Methi Kaya ve Lütfi Yavuzaslan cezaevinde bulunduğu için ifadeleri alınmadı. Dosya, 2016/94, 2016/24, 2016/13, 2016/123, 2016/ 192, 2016/191 esas sayılı dosyalardan oluşuyordu. Mahkeme son olarak 2016/171 esas sayılı dosyayı da birleştirdi.



Next Trial: July 17, 2019, 11 a.m.


İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Ali Günay, Eren Keskin’in dosyasının ayrılarak Özgür Gündem Ana davası olarak bilinen 2016/25 Esas sayılı dosyayla birleştirilmesi konusunda tarafların onayını sordu.

Methi Kaya’nın avukatı Reşat Aydın dosyaya yeni atandığını belirterek süre istedi.

Savcı Abdullah Gül, tekrar mütalaasını hazırlamak için süre istedi. Eren Keskin yönünden dosyanın ayrılarak İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/25 esas sayılı dosya ile birleştirilmesini talep etti


Mahkeme Eren Keskin yönünden dosyanın ayrılarak mahkemenin yeni esasına kaydedilmesine, dosyanın mütalaa hazırlanmak üzere savcıya iletilmesine, avukatın süre talebinin kabulüne karar verdi.


Genel Gözlemler

13.30’da başlayacağı duyurulan duruşma sabah 10.30’da görüldü. Duruşmaya sadece Methi Kaya’nın avukatı Reşat Aydın katıldı.

9. Standing - Feb. 28, 2019


Özgür Gündem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin ve Sorumlu Yazıişleri Müdürü Reyhan Çapan hakkındaki soruşturma İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 2016 yılında başlatıldı.

Özgür Gündem gazetesinde 9 Mart 2016 tarihinde çıkan haberler ve yazılar gerekçe gösterilerek 13 Nisan 2016 günü iddianame hazırlandı. Hazırlanan iddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

İddianameye konu haberler ise bölge kentlerindeki “öz yönetim”leri konu haberler oldu. “PKK/KCK terör örgütü mensuplarının gerçekleştirdikleri eylemlerin propagandası yapmak”, “nefret ve şiddet çağrısında bulunmak”, “halkın bir kesimini suç işlemek üzere tahrik etmek” gibi suçlamalar yapıldı.

Savcı gazetede mahlas ile yazı yazan Seyit Botan’ın gerçek kimlik bilgileri bulunamadığından yazılarının içeriğinden Basın Kanunu uyarınca Eren Keskin ve Reyhan Çapan’ın sorumlu tuttu. Bu yazılarda örgüt propagandası yapıldığını ileri sürdü. Hakkında iddianame hazırlanan gazetenin yazarlarından İslam Tüner, Methi Kaya ve Lütfi Yavuzaslan cezaevinde bulunduğu için ifadeleri alınmadı. Dosya, 2016/94, 2016/24, 2016/13, 2016/123, 2016/ 192, 2016/191 esas sayılı dosyalardan oluşuyordu. Mahkeme son olarak 2016/171 esas sayılı dosyayı da birleştirdi.



Next Trial: April 15, 2019, 1:30 p.m.


Duruşmaya başka bir suçtan tutuklu bulunan sanık Methi Kaya, tutuklu bulunduğu Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nden SEGBİS ile katıldı.

Keskin ve Çapan’ın avukatı Özcan Kılıç mazeret bildirdiği için duruşmaya katılmadı.

Avukat Kılıç mahkeme heyetine yazılı savunmasını “UYAP” üzerinden sunmuştu.

Ali Günay başkanlığında üye hakimler Harun Bayram ve Sümeyye Gözde Tekin’den oluşan mahkeme heyeti, iddia makamının da esas hakkındaki mütalaasını celse arasında UYAP üzerinden mahkemeye sunduğunu açıkladı.

Mahkeme heyeti, mütalaayı okudu. Mütalaada, gazetede çıkan birçok yazı ve haber sıralanarak, “örgüt propagandası” yapıldığını ve beş kişinin “Örgüt propagandası yapmak”, “Suç ve suçluyu övmek”, “Suç işlemeye tahrik” etmek iddiasıyla cezalandırılmaları talep edildi.

Sanık Methi Kaya yaptığı savunmasında mütalaanın düşünce özgürlüğü ve demokrasinin önüne bir set çektiğini, eleştirel bir yazı olduğunu ifade edip, beraatini istedi.


Mahkeme heyeti ara vermeden, avukat Özcan Kılıç’ın mazeretini kabul ederek, avukatların İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen başka dosyaların birleştirilmesi yönündeki talebi sonraki celse değerlendireceğine karar verdi. Duruşma 15 Nisan 2019 günü saat 13:30’a bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma saat önceden belirlendiği gibi 9.00’da başladı. Duruşmaya kimse gelmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonunda 20 kişilik oturma yeri bulunuyordu. Avukat ve sanıklar için ayrı ayrı yerler ayrıldı. Duruşmaya kimse katılmadığı için tüm sıralar boş duruyordu. SEGBİS hazırlanmıştı. 

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - Özgür Gündem Trial (Indictment)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - Özgür Gündem Trial 9. Standing (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - Özgür Gündem Trial 11. Standing (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - Özgür Gündem Trial 12. Standing (Minutes of the Hearing)

Özgür Gündem Main Trial

Upon the Istanbul 8th Penal Court of Peace’s decision to close down the Özgür Gündem Newspaper, the police raided the building of the newspaper in Istanbul on Aug. 16, 2016. On the same day, a decision of custody was issued regarding the authorized people of the newspaper.

In August 25, 2016, Eren Keskin’s testimony was taken by the Istanbul Courthouse and she was referred to the court by the prosecutor with the demand of detention.
The court decided to release her with judicial control and stated that:

“… the defendant admitted that her name was listed in the Özgür Gündem Newspaper’s Executive Editor between 2014-2016 (March). During this process, she stated that there was no decision of confiscation about the newspaper and she did not conduct the editorial duties de facto, it was rather a symbolic one. She was doing her own job and working as a lawyer. She did not visit the newspaper’s building to execute editorial work, just visited there one or two times a year and due to the cases opened against the editors and the intensity of her own work, she was omitted from the list in March…”

“It was concluded that if the measure of arrest is ruled for the defendant, she would be the injured party, thus she can be released with a judicial control decision. For this reason, the demand of detention according to CMK 100 is rejected and if she is not detained or sentenced by another crime, she should be released instantly…”

The general sense of the 31-page indictment was based on the newspaper’s acting like “the press outlet of “PKK/KCK terrorist organization.” The first 13 pages are composed of columns, news and books confiscated during the raid.

In the other 18 pages, information about the Özgür Gündme Newspaper, PKK/KCK, the significance of press actions, the about the people whose photos and statements are included in the newspaper and who are allegedly members of PKK/KCK/HPG/MLK-P/KONGRA-GEL are listed.

The columns were used as evidence in the indictment and the “detection” about the defendants are all the same: “In a newspaper which operates like the mouthpiece of PKK/KCK, they work as the authorized people/members of the advisory committee knowingly and intentionally. Thus, they support the ultimate aims of the organization and act in the name of it.”

The other documents presented as evidence are books. Six books authored by Abdyullah Öcalan and Duran Kalkan, the photograph of Öcalan found in the building during the raid and eight publications about Kurdish political history.

In the indictment, the part about Eren Keskin is almost two pages. Eren Keskin’s testimony to the prosecutor is summarized: “When the official report was being prepared, the defendant demanded that the expression of PKK/KCK terrorist organization be erased from the report and only the word “organization” should remain. Thus the word “terrorist” was erased.”

What Keskin said about this situation is quoted as:

“All of the armed organizations defined as “armed violence organization” in the human rights literatüre. This does not mean indicating the organization as legitimate definitely. As human rights defenders, they call ISIS, Al Qaeda, FETÖ etc. as armed violence organization rather than terrorist organizations. She also added that she has never been a member of any organization, never faced an investigation for the allegation of being a member of any terrorist organization, she was not a manager for the newspaper and she rejected all the accusations against her.”

Keskin’s other statements included in the indictment are as follows:

“Till March 27, 2016, I was co-executive editor of Özgür gündem Newspaper with Hüseyin Aykol. After this date, I did not taken on any duty for the newspaper. I wrote columns once every two weeks and my executive editorship is only a symbolic one. A number of managers and columnists of this newspaper have been victims of unsolved murders, some of whom are Musa Anter, Ferhat Tepe, Hüseyin Deniz and so on. Therefore, I accepted the symbolic duty just to support the newspaper with the aim that the murderers of these people should be found. We (as the Saturday Mothers and the Human Rights Association) also made a meeting with the then prime minister, and current President Recep Tayyip Erdoğan in Dolmabahçe Palace and I attended the meeting with the title of the manager of Human Rights Association. The Prime Minister Recep Tayyip Erdoğan stated that ‘there will be no unresolved murder any more and we will catch all the agents.” This meeting was conducted in 2014, I don’t remember the exact date though. I have no authority or efficiency to determine the publishing policy of the newspaper. I am actively a lawyer. The reason why I spend time for the newspaper is to write columns about human rights and violence against women. I don’t have any idea about the PKK/KCK members’ writing columns for the newspaper.”

In the indictment, Eren Keskin’s four columns are listed with these allegations from the prosecutor:

  • The column written by Eren Keskin on Oct. 27, 2014, in the Özgür Gündem newspaper, titled as “Kısmet Sevim” contains these words: “It was written in the announcement that ‘our valued human rights defenders and fellows Kısmet Sevim, Mustafa Akgül and Abdullah Siner made history through their blood. Our fellows who were labouring in various fields of the free press expanded the field of struggle and used their bodies as a shield against ISIS to stop the tyrants…’ In the announcement, these very young three people, gracious young guerillas!” It was stated that she was indicating the members of a terrorist organization as heroes and making propaganda for PKK/KCK as well as calling them as fellows, thus implying that she shares their opinions;

  • The column written by Eren Keskin on Jan. 12, 2016 in the Özgür Gündem newspaper, titled “Pain after Pain” contains these words: “The day I write this column is Jan. 9!
    It has been three years since Sakine, Rojbin and Leyla have been gone. While the pain is still warm, three women were murdered in Şırnak.” It was stated that the women mentioned in the column, Sakine, Rojbin and Leyla were armed members of the YPG, Syria branch of PKK/KCK terrorist organization and that Keskin explicitly says these members of the organization were killed by the security forces;

  • The column written by Eren Keskin on May 10, 2016 in Özgür Gündem newspaper’s 10th page, titled “Being a Woman is not Enough” contains these words; “Sakine Cansız could have choosen an academic life, but she fought for her peope andeven when she was fighting, she continued to be an anti-militarist, feminist and peace-loving person. When needed, she struggled with her male fellows. Today, if the Kurdish people are asked who is their most valuable sister, everyone will say her name, Sakine Cansız.” And she adds: “Of course, Mine Kırkkanat has the right to freedom of expression. But in turn, we have the right to tell her that the most impossible emotion to feel for Sakine and Rojbin is pitying them. You can only respect, love and appreciate them.” It was stated that the person talked about in the column, Sakine Cansız, is code-named after “Sara” within the organization and she is one of the founding members of the PKK. Keskin emphasizes her thoughts on Sakine and Rojbin, saying that “You can only respect, love and appreciate them,” thus she glorifies the terrorists and indicates the founder of the PKK as a hero;

  • The column written by Eren Keskin on May 24, 2016 in Özgür Gündem newspaper’s 5th page, titled “What Should be the Main Struggle?” contains these words; “The military, special warfare structure as the real governor of the T.R. [Turkish Republic] never wants a strong “civic politics.” And she adds: “Thus, we should mainly struggle with the military, racist, patriarchal official ideology of the Turkish Republic.” It was stated that Keskin was using militant statements by calling the Turkish Republic as T.R. and using the word [quasi] Kurdistan as if she is a member of the terrorist organization. The word Kurdistan is not accepted by the Turkish Republic and she tries to impose the readers with what to struggle, endeavoring to rally supporters in the name of the organization.

In the six lines of detection part about Eren Keskin, it is said that:

“There is evidence that Eren Keskin is a member of the advisory board of the newspaper which is the mouthpiece of PKK/KCK terrorist organization, therefore she supports the ultimate aims of the organization and act in the name of it.” Moreover, it is stated that Eren Keskin demanded the word “terrorist” should be erased from the report during her testimony to the prosecutor, thus the prosecutor thinks that she writes like “the defender of the terrorist organization.” In all of her columns, she is explicitly making propaganda for the terrorist organization, her columns feel like she is a militant member of the organization, she is trying to rally supporters through propaganda, she is appreciating the terrorists, by using words like T.R. and Kurdistan, she exceeds the limits of freedom of expression and endeavors to convey her ideology to the readers. She even did not accept the word “terrorist organization” for PKK and demanded it to be erased. Thus, she writes like “the defender of the terrorist organization.”

In her defense at the first hearing of trial on Dec. 29, 2016, Eren Keskin said:

“I reject the accusations. I have been a lawyer for 30 years. I am a human rights defender. Now I am the co-president of the Human Rights Association. I became aware of the Özgür Gündem newspaper when it was launched and I was its lawyer for some time. A lot of people including Musa Anter and little children are killed by unresolved murders. As I am a human rights defender, I advocated the newspaper.”

“I approved listing my name in the newspaper’s executive editors board for almost three years. I am not a journalist. I had no opportunity to do editorial work for the newspaper as I was a lawyer and am busy doing my job. Thus, my name was listed symbolically there and I was faced with almost 140 trials even because of the columns I did not write.”

“I, myself wrote the columns which are subject to the indictment yet, the dates of all the columns are clear. I did not face any investigations then. I am against unsolved murders and I never defended violence. I reject the allegation of being a member. During the investigation process, my lawyer wanted to bring me to the prosecutor’s office and though we talked to the assigned prosecutor, he said that he was not available. I never escaped, I came to the prosecutor again, I was referred to be detained, my testimony was taken, I told all these things and then was released.”

At the 5th hearing of trial, her judicial control decision was reversed as her defense had already been taken. At the 10th hearing, her travel ban was also removed. At this hearing, the court committee was composed of Ahmet Uğuz (the presiding judge), Ali Özcan and Emine Çakır (members) and the prosecutor Aydın Boztaş.

At the hearing, the presiding judge Ahmet Uğuz stated that the digital examination reports were added to the file and asked the lawyers whether they examined them or not. The lawyers of the defendants said they didn’t have a chance to see them at the time.

The statements were then given. İnan Kızılkaya, who was pending trial in the scope of the case, said that he did not review the digital examination reports yet and he would give his statement after seeing them. He said he had no demand from the court.

Necmiye Alpay, who was also pending trial said that she did not examine the digital examination reports and had nothing to say.

Eren Keskin’s (who was pending trial in the scope of the case) travel ban was ruled to be removed. And the decision of arrest about Filiz Koçali would be continued.
The next hearing was set for Jan. 17, 2019. At the hearing, it was seen that the court committee was changed. Abdullah Ok was on duty instead of Ali Özcan. The lawyer Özcan Kılış took the floor and talked about the digital materials. He said they could not examine them as it was too long and added that:

“The building of Özgür Gündem has four floors and only two floors belong to the newspaper. When the police raided, they sealed the whole building and confiscated the computers and digital materials of the other two-three companies in the building. Thus, we will give our defence after we examine the reports to see which computers and digital materials are included.”

The lawyer Kılıç, demanded additional time from the court for this.

The court decided the continuation of detention for Kemal Sancılı (the grant holder) and postponed the hearing to April 10, 2019.

At the 12th hearing of the trial on April 10, the prosecutor Aydın Boztaş was replaced by Hakan Gökalp Uçan. Only Eren Keskin, who was pending trial, attended the hearing. The lawyer Özcan Kılıç made statements about the digital examination reports. He said that the building of Özgür Gündem had four floors and only two floors belonged to the newspaper, yet the whole building was raided and “as the trustee (kayyım) confiscated everything in the building, we cannot examine the materials and cannot determine what belongs to who.”

The court ruled that Kemal Sancılı should be released in the scope of this file.

The next hearing was held on July 3, 2019. At the hearing, there was no change in the court committee. Necmiye Alpay, Eren Keskin and six lawyers attended the hearing.
Eren Keskin took the floor and demanded her acquittal. Necmiye Alpay did the same. After that, the lawyer Erdal Doğan said the trials took too long and each defendant should be acquitted. Doğan also stated that the freedom of thought and expression are on trial.

The prosecutor demanded additional time from the court committee to prepare his opinion on the merits of the case. The court committee accepted his demand and postponed the hearing to Nov. 28, 2019 at 10:30 am.

13. Standing - July 3, 2019


Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu’nca başlatılan 2016/95651 No’lu soruşturma kapsamında gazetenin 9 yöneticisi ve yazarı hakkında da gözaltı kararı çıkarıldı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu Üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Aykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tahliye edildi. Kemal Sancılı 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe 2016/4148 No’lu iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem gazetesinin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia ediliyor. Bu iddianın dayanağı olarak da PKK/KCK/HPG/MLKP/ KONGRA-GEL mensubu olduğu belirtilen kişiler hakkında gazetede yer alan haberler sıralanıyor.

Bu şekilde gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” olmakla suçlayan savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında ise şu “akıl yürütmeyi” yapıyor: “İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Savcı, Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait 6 kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine 8 yayını da iddialarının delilleri arasına koydu.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarı, “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak göstermek”, güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirmek ve “güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” belirtiyor. Savcı, Erdoğan’ın yazılarından yaptığı çıkarsama ve onun eleştirilerinden hareketle de “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiği” suçlamasını öne sürüyor.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulunuyor. Savcı, Alpay’ı, “Özgür Gündem gazetesinin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmek” ile suçluyor.

İddianamede 4 köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de alıntı yapılan bu yazılarında “PKK/KCK propagandası yapmak”, “militanca beyanlarda bulunmak” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmak” ile suçlandı. Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı da iddianamede yer aldı. Savcı, ifade zaptından “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, “terör örgütünün kalem silahşörü” ifadesini kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.
Davanın görülmesine 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılananlardan Aslı Erdoğan savunmasında, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi. Gazetede mahlas ile yazan kişileri bilme olanağı bulunmadığını anlatan Erdoğan, savaş karşıtı, anti militarist olduğunu, meşru müdafaa için dahi olsa insan öldürmeyi kabul etmediğini belirterek, suçlamaları reddetti.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Aykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı ise davanın 4. duruşmasında yaptığı savunmasında 2015 yılının Eylül ayından kapandığı tarihe kadar gazetenin imtiyaz sahibi olduğunu anlattı.

Bugüne kadar 10 celsesi görülen davada Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Bilir Kaya 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldılar. Erdoğan ve Alpay hakkındaki yurt dışı yasağı tedbirleri ise davanın 22 Haziran 2017’deki duruşmasında kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’deki duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi. Eren Keskin hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri de 22 Haziran 2017’de görülen duruşmada kaldırıldı.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı da 31 Ekim 2017’de yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edilmesinin ardından, Yunanistan sınırındaki askeri yasak bölgede “kaçma hazırlığında” yakalanması üzerine 11 Mayıs 2018’de adli kontrol tedbirine uyulmadığı gerekçesiyle yeniden tutuklandı.

İkamet ettiği İsveç’te istinabe yoluyla ifadesi alınacak olan Ragıp Zarakol’un hakkındaki yakalama kararı ise 4 Haziran 2018’de kaldırıldı. Davada yargılanan Filiz Koçali hakkında ise yakalama kararı bulunuyor.

Davanın 3 Temmuz 2019’da görülen son duruşmasında savcının mütalaasını sunması için süre talebi kabul edilerek, duruşma 28 Kasım 2019’a bırakıldı.



Next Trial: Nov. 28, 2019, 10:30 a.m.


Duruşma, önceki celse belirtildiği gibi 09.30’da başladı. Yaklaşık 5 dakika süren duruşmada sanıklar Eren Keskin ve Necmiye Alpay ile 6 avukat hazır bulundu. Duruşmada, ilk olarak Eren Keskin söz alarak, beraatını istedi. Necmiye Alpay’da söz alarak beraatını talep etti. Ardından söz alan Avukat Erdal Doğan, davanın çok uzadığını dile getirerek, yargılanan herkesin beraatını talep etti. Doğan, dava ile düşünce ve ifade özgürlüğünün yargılandığının belirtti.

Duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasını hazırlayarak, mahkeme heyetine sunmak için ek süre talep etti.


Mahkeme heyeti, savcının süre talebini kabul etti. Duruşma 28 Kasım 2019 tarihine, saat 10.30’a ertelendi.


Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın yapıldığı salon normal büyüklükteki bir duruşma salonuydu. SEGBİS için iki ayrı TV ekranı kuruluydu. İzleyci, avukat ve sanıklar hakkında da oturma yerleri mevcuttu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı izleyen kimse olmadı.

Genel Gözlemler

Yaklaşık beş dakika süren duruşmada olağanüstü herhangi bir durum yaşanmadı.

12. Standing - April 10, 2019


Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu’nca başlatılan 2016/95651 No’lu soruşturma kapsamında gazetenin dokuz yöneticisi ve yazarı hakkında da gözaltı kararı çıkarıldı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu Üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Aykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tahliye edildi. Kemal Sancılı 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe 2016/4148 No’lu iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem gazetesinin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia ediliyor. Bu iddianın dayanağı olarak da PKK/KCK/HPG/MLKP/ KONGRA-GEL mensubu olduğu belirtilen kişiler hakkında gazetede yer alan haberler sıralanıyor.

Bu şekilde gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” olmakla suçlayan savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında ise şu “akıl yürütmeyi” yapıyor: “İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Savcı, Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait 6 kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine 8 yayını da iddialarının delilleri arasına koydu.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarı, “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak göstermek”, güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirmek ve “güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” belirtiyor. Savcı, Erdoğan’ın yazılarından yaptığı çıkarsama ve onun eleştirilerinden hareketle de “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiği” suçlamasını öne sürüyor.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulunuyor. Savcı, Alpay’ı, “Özgür Gündem gazetesinin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmek” ile suçluyor.

İddianamede 4 köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de alıntı yapılan bu yazılarında “PKK/KCK propagandası yapmak”, “militanca beyanlarda bulunmak” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmak” ile suçlandı. Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı da iddianamede yer aldı. Savcı, ifade zaptından “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, “terör örgütünün kalem silahşörü” ifadesini kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.
Davanın görülmesine 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılananlardan Aslı Erdoğan savunmasında, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi. Gazetede mahlas ile yazan kişileri bilme olanağı bulunmadığını anlatan Erdoğan, savaş karşıtı, anti militarist olduğunu, meşru müdafaa için dahi olsa insan öldürmeyi kabul etmediğini belirterek, suçlamaları reddetti.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Aykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı ise davanın 4. duruşmasında yaptığı savunmasında 2015 yılının Eylül ayından kapandığı tarihe kadar gazetenin imtiyaz sahibi olduğunu anlattı.

Bugüne kadar 10 celsesi görülen davada Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Bilir Kaya 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldılar. Erdoğan ve Alpay hakkındaki yurt dışı yasağı tedbirleri ise davanın 22 Haziran 2017’deki duruşmasında kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’deki duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi. Eren Keskin hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri de 22 Haziran 2017’de görülen duruşmada kaldırıldı.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı da 31 Ekim 2017’de yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edilmesinin ardından, Yunanistan sınırındaki askeri yasak bölgede “kaçma hazırlığında” yakalanması üzerine 11 Mayıs 2018’de adli kontrol tedbirine uyulmadığı gerekçesiyle yeniden tutuklandı.

İkamet ettiği İsveç’te istinabe yoluyla ifadesi alınacak olan Ragıp Zarakol’un hakkındaki yakalama kararı ise 4 Haziran 2018’de kaldırıldı. Davada yargılanan Filiz Koçali hakkında ise yakalama kararı bulunuyor.

Davanın 3 Temmuz 2019’da görülen son duruşmasında savcının mütalaasını sunması için süre talebi kabul edilerek, duruşma 28 Kasım 2019’a bırakıldı.



Next Trial: July 3, 2019, 9:30 a.m.


Saat 10:25’te duruşmanın başlaması için Ahmet Uğuz başkanlığındaki mahkeme heyeti tutuklu yargılanan imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’ya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanmak istedi. Ancak Sancılı’nın tutulduğu Edirne Cezaevi’ne yapılan görüntülü aramaya cevap veren cezaevi görevlisi, “Sancılı’nın duruşmaya katılmak için kurumdan (cezaevi yerleşkesinden) ayrıldığını” söyledi.

Salonda yaşanan kısa süreli şaşkınlığın ardından mahkeme heyeti salondan ayrıldı. Yaklaşık 15 dakika sonra, saat 10.40’ta, tutuklu sanık Sancılı’nın adliye nezaretinde tutulduğu anlaşıldı. Sancılı saat 10.53’te kelepçeli bir şekilde mahkeme salonuna getirildi ve duruşma başladı.

Sancılı, dosyadaki dijital materyallerin kendisine ulaştırılmadığını ve bu nedenle inceleyemediğini söyledi. Tahliyesini talep etti.

Tutuksuz yargılanan Eş Genel Yayın Yönetmeni ve avukat Eren Keskin “Bu gazetenin yayın yapmasını desteklemek için künyedeki genel yayın yönetmenliği hanesine ismimi yazdırdım, suç olduğunu da düşünmüyorum” diye konuştu.

Duruşmada hazır bulunan iki sanığın ardından söz alan avukat Özcan Kılıç, imtiyaz sahibi Sancılı’nın başka bir davadan hüküm giydiğini ve “kaçma şüphesinin” ortadan kalktığını söyleyerek, bu davadan tahliyesini istedi.

Kılıç dosyadaki dijital inceleme raporlarına da değindi. Özgür Gündem’in içinde bulunduğu 6 katlı binanın tamamında arama yapıldığını ancak binanın sadece ikinci katının Özgür Gündem’e ait olduğunu söyleyen Kılıç “Kayyum her şeye el koyduğu için bu malzemeleri inceleyip kime ait olduğunu belirleyemiyoruz” dedi.

Kılıç ayrıca Eren Keskin’in İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyasının İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ana davayla birleştirilmesini talep etti; tek tek farklı mahkemelerde görülen tüm bu davaların gazetenin yayın politikası ile ilgili olduğunu ifade etti.

Kılıç’ın ardından, Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan söz aldı. Avukat Doğan, müvekkilinin evinde yapılan arama sonucu el konulan ve iddianamede sıralanan “malzemelerin” suç teşkil etmediğini ve tamamen yasal olduğunu söylerken, bu malzemeler arasında çok sayıda kitabın da sıralandığını ifade etti, “Bir yazarın evinde bu kitapların bulunması normaldir” dedi.
Duruşma savcısı, dosyanın geldiği aşama ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak Kemal Sancılı’nın tahliyesini mütalaa etti.

Duruşmaya karar için ara verildi.


Mahkeme, avukatların talebi üzerine Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin’in İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı dosyanın Özgür Gündem ana davasıyla birleştirilmesi talebini kabul ederek, bu konuda 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne müzekkere yazılmasına karar verdi.

Ayrıca 11 Mayıs 2018’den bu yana tutuklu bulunan ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başka bir davada hakkında verilen mahkumiyet kararı Ocak 2019’da kesinleşen Özgür Gündem gazetesi imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’nın bu davadan tahliyesine karar verildi.


Duruşmaya Katılım

Duruşmaya tutuksuz sanıklardan sadece avukat Eren Keskin katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşmanın saat 9:45’te başlaması öngörülüyordu. Önceki beş duruşmanın sarkması nedeniyle saat 10:25’te duruşma salonuna girildi. Ancak önce SEGBİS’le bağlanılmaya çalışılan tutuklu sanık Sancılı’nın cezaevinde değil, adliyede olduğu anlaşılması 15 dakika sürdü.

Sancılı saat 10:53’te duruşma salonuna getirildi ve duruşma başladı. Yedi dakika süren duruşmanın ardından saat 11:00’da karar için ara verildi. Saat 11:08’de karar açıklandı ve duruşma sona erdi.

11. Standing - Jan. 17, 2019


Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu’nca başlatılan 2016/95651 No’lu soruşturma kapsamında gazetenin 9 yöneticisi ve yazarı hakkında da gözaltı kararı çıkarıldı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu Üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Aykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tahliye edildi. Kemal Sancılı 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe 2016/4148 No’lu iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem gazetesinin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia ediliyor. Bu iddianın dayanağı olarak da PKK/KCK/HPG/MLKP/ KONGRA-GEL mensubu olduğu belirtilen kişiler hakkında gazetede yer alan haberler sıralanıyor.

Bu şekilde gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” olmakla suçlayan savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında ise şu “akıl yürütmeyi” yapıyor: “İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Savcı, Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait 6 kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine 8 yayını da iddialarının delilleri arasına koydu.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarı, “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak göstermek”, güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirmek ve “güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” belirtiyor. Savcı, Erdoğan’ın yazılarından yaptığı çıkarsama ve onun eleştirilerinden hareketle de “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiği” suçlamasını öne sürüyor.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulunuyor. Savcı, Alpay’ı, “Özgür Gündem gazetesinin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmek” ile suçluyor.

İddianamede 4 köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de alıntı yapılan bu yazılarında “PKK/KCK propagandası yapmak”, “militanca beyanlarda bulunmak” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmak” ile suçlandı. Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı da iddianamede yer aldı. Savcı, ifade zaptından “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, “terör örgütünün kalem silahşörü” ifadesini kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.
Davanın görülmesine 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılananlardan Aslı Erdoğan savunmasında, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi. Gazetede mahlas ile yazan kişileri bilme olanağı bulunmadığını anlatan Erdoğan, savaş karşıtı, anti militarist olduğunu, meşru müdafaa için dahi olsa insan öldürmeyi kabul etmediğini belirterek, suçlamaları reddetti.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Aykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı ise davanın 4. duruşmasında yaptığı savunmasında 2015 yılının Eylül ayından kapandığı tarihe kadar gazetenin imtiyaz sahibi olduğunu anlattı.

Bugüne kadar 10 celsesi görülen davada Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Bilir Kaya 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldılar. Erdoğan ve Alpay hakkındaki yurt dışı yasağı tedbirleri ise davanın 22 Haziran 2017’deki duruşmasında kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’deki duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi. Eren Keskin hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri de 22 Haziran 2017’de görülen duruşmada kaldırıldı.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı da 31 Ekim 2017’de yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edilmesinin ardından, Yunanistan sınırındaki askeri yasak bölgede “kaçma hazırlığında” yakalanması üzerine 11 Mayıs 2018’de adli kontrol tedbirine uyulmadığı gerekçesiyle yeniden tutuklandı.

İkamet ettiği İsveç’te istinabe yoluyla ifadesi alınacak olan Ragıp Zarakol’un hakkındaki yakalama kararı ise 4 Haziran 2018’de kaldırıldı. Davada yargılanan Filiz Koçali hakkında ise yakalama kararı bulunuyor.

Davanın 3 Temmuz 2019’da görülen son duruşmasında savcının mütalaasını sunması için süre talebi kabul edilerek, duruşma 28 Kasım 2019’a bırakıldı.



Next Trial: April 10, 2019, 9:15 a.m.


Başlaması saati 09:15 olarak belirlenen duruşma, önceki duruşmadaki sarkma nedeniyle saat 09:35’te başladı.

Taraflar ve izleyiciler salona alındığında Ahmet Uğuz başkanlığında üye hakimler Abdullah Ok, ve Emine Çakır’dan oluşan mahkeme heyeti ve duruşma savcısı Aydın Boztaş kürsüdeki yerlerini almıştı. Mahkeme heyeti başkanı katılanları belirleyerek zapta geçirdikten sonra, dosyaya ilişkin gelişmeleri duyurdu.

Tutuksuz yargılananlardan İnan Kızılkaya karar için ara verildiği sırada duruşmaya geldi; Kemal Sancılı ise tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS aracılığıyla bağlandı.

Başkan Ahmet Uğuz, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, İnan Kızılkaya ve Kemal Saygılı hakkında, 2017/77 esas sayılı dosyanın, bu yargılama ile irtibatı nedeniyle dosyanın birleştirilmesi için muvaffakiyetlerini sorduğunu belirtti. Mahkeme heyeti başkanı, dosyanın geldiği aşama nedeniyle, yargılamanın söz konusu dosya ile birleştirilmesine muvaffakiyet vermediklerini açıkladı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı emanetince, soruşturma başladığı sırada el konulan materyallerinin yargılananlara iade edildiğini bildiren mahkeme heyeti başkanı, emniyetin dijital materyallerin incelenmesine ilişkin raporunun da geldiğini ifade etti.

Ardından Kemal Sancılı’nın tutuklu bulunduğu cezaevine SEGBİS bağlantısı yapıldı. Bağlantının beklendiği sırada mahkeme heyeti başkanı Ahmet Uğuz ve üyelerden Dr. Abdullah Ok, yer olmadığı için müştekilere ayrılan kısma oturan Avukat Erdal Doğan ile şakalaştı ve bir başka dava hakkında sohbet etti.

Ardından SEGBİS bağlantısı sağlanınca heyet başkanı sanıklardan Kemal Sancılı’ya dijital materyallerin incelenmesine ilişkin rapora karşı beyan ve savunması olup olmadığını sordu. Cezaevine ulaşmadığı için raporu inceleme ve avukatlarıyla bu konuda görüşme fırsatı bulunmadığını söyleyen Sancılı, tutuklu kaldığı sürenin göz önüne alınarak tahliyesini talep etti.

Ardından avukatlar söz aldı. İlk olarak beyanda bulunan tüm sanıklar müdafi Özcan Kılıç, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı için 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nce sorulan birleştirme görüşüne olumlu yanıt verilmesini talep etti ve müvekkilleri hakkında bir birleştirme talebinin daha bulunduğunu ifade etti.

Ardından dijital materyallerle ilgili beyanda bulunan Avukat Özcan Kılıç, henüz raporu inceleyemediklerini, çok hacimli bir rapor olduğunu belirterek, şu hususları bildirdi:

“Özgür Gündem gazetesinin bulunduğu bina dört katlı ve gazete bu binanın sadece iki katında. Polis baskını gerçekleştiğinde binanın tamamı mühürlendi ve polis o binada gazete dışında bulunan 2-3 şirketteki bilgisayar ve dijital materyallere de el koydu. Dolayısıyla bu gelen raporda hangi bilgisayar ve dijital materyallerin Özgür Gündem’e ait olduğunu belirleyip, inceledikten sonra savunma yapacağız.”

Avukat Kılıç bu konuda mahkemeden süre istedi.

Özcan Kılıç, müvekkillerinden Kemal Sancılı’nın tutukluluğunun da artık infaza dönüştüğünü ifade ederek tahliyesini talep etti.

Daha sonra Necmiye Alpay’ın müdafilerinden Avukat Adil Demirci söz aldı ve dijital materyallerle ilgili raporda kendileriyle ilgili bir husus bulunmadığını, bu aşamada bir talepleri olmadığını dile getirdi.

Eren Keskin ve İnan Kızılkaya’nın müdafilerinden Avukat Gülizar Tuncer de dijital materyallerin incelemesine ilişkin rapora ilişkin savunmalarını incelemelerini müteakiben yapacaklarını belirterek süre talep etti.

Ragıp Zarakolu ile Bilge Aykut Contepe’nin avukatı Sennur Baybuğa da bu aşamada bir talep ve beyanları olmadığını ifade etti.

Daha sonra söz alan Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan ise, yargılamanın müvekkilinin yaşamı üzerindeki olumsuz etkisinden söz ederek, şu ana kadar verdikleri dilekçelerin iddianameye yönelik savunmalarını içerdiğini belirtti ve CMK’nın 223. maddesinde düzenlenen “derhal beraat kararı” verilmesini talep etti.

Mahkeme heyeti daha sonra savcının mütalaasını alarak ara karar için duruşmaya ara verdi.


Mahkeme heyeti Kemal Sancılı’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Bunun gerekçesi olarak da sanığın adli kontrol tedbirini ihlal ederek, Yunanistan sınırında bir botta üç kişiyle birlikte yurt dışı kaçma hazırlığında yakalanmasını, kaçma şüphesinin yanı sıra kuvvetli suç şüphesi bulunmasını gösterdi. Tutukluluğun devamı yönündeki karara İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itirazda bulunulabileceği hatırlatıldı.

Dijital materyallere ilişkin rapora karşı savunma yapabilmeleri için avukatlara süre tanınmasına hükmeden mahkeme, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı hakkındaki birleştirme taleplerinin de avukatlarının beyanı dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesine karar verdi.

Tutukluluk incelemesinin 14 Şubat ve 15 Mart 2019 tarihlerinde heyetçe dosya üzerinden yapılması kararını veren mahkeme duruşmayı, 10 Nisan 2019 tarihine, saat 09:15’e bıraktı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde herhangi bir basın açıklaması, destek ya da protesto gösterisi yapılmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunun fiziksel koşulları izleyiciler için yeterliydi ancak dokuz sanık bulunan davada savunma avukatlarına ayrılan bölüm yetersiz kaldı. Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan, müşteki avukatlarına (bu davada müşteki yok) ayrılan tarafa, savunma avukatlarının karşısına oturdu. Bu durum mahkeme heyeti başkanı ve üyeler ile avukat Doğan arasında şakalaşmalara yol açtı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı yargılananlardan Aslı Erdoğan’ın annesi ile destek için gelen birkaç kişi ve gazetecilerden oluşan yaklaşık 15 kişi takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşmada herhangi bir gerginlik yaşanmadı. Duruşmayı izleyenlere ve duruşma salonunda dizüstü bilgisayar gibi aygıtların kullanımına bir sınırlama getirilmedi.

10. Standing - Oct. 10, 2018


Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu’nca başlatılan 2016/95651 No’lu soruşturma kapsamında gazetenin 9 yöneticisi ve yazarı hakkında da gözaltı kararı çıkarıldı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu Üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Aykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tahliye edildi. Kemal Sancılı 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe 2016/4148 No’lu iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem gazetesinin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia ediliyor. Bu iddianın dayanağı olarak da PKK/KCK/HPG/MLKP/ KONGRA-GEL mensubu olduğu belirtilen kişiler hakkında gazetede yer alan haberler sıralanıyor.

Bu şekilde gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” olmakla suçlayan savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında ise şu “akıl yürütmeyi” yapıyor: “İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Savcı, Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait 6 kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine 8 yayını da iddialarının delilleri arasına koydu.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarı, “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak göstermek”, güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirmek ve “güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” belirtiyor. Savcı, Erdoğan’ın yazılarından yaptığı çıkarsama ve onun eleştirilerinden hareketle de “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiği” suçlamasını öne sürüyor.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulunuyor. Savcı, Alpay’ı, “Özgür Gündem gazetesinin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmek” ile suçluyor.

İddianamede dört köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de alıntı yapılan bu yazılarında “PKK/KCK propagandası yapmak”, “militanca beyanlarda bulunmak” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmak” ile suçlandı. Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı da iddianamede yer aldı. Savcı, ifade zaptından “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, “terör örgütünün kalem silahşörü” ifadesini kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.
Davanın görülmesine 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılananlardan Aslı Erdoğan savunmasında, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi. Gazetede mahlas ile yazan kişileri bilme olanağı bulunmadığını anlatan Erdoğan, savaş karşıtı, anti militarist olduğunu, meşru müdafaa için dahi olsa insan öldürmeyi kabul etmediğini belirterek, suçlamaları reddetti.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Aykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı ise davanın 4. duruşmasında yaptığı savunmasında 2015 yılının Eylül ayından kapandığı tarihe kadar gazetenin imtiyaz sahibi olduğunu anlattı.

Bugüne kadar 10 celsesi görülen davada Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Bilir Kaya 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldılar. Erdoğan ve Alpay hakkındaki yurt dışı yasağı tedbirleri ise davanın 22 Haziran 2017’deki duruşmasında kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’deki duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi. Eren Keskin hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri de 22 Haziran 2017’de görülen duruşmada kaldırıldı.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı da 31 Ekim 2017’de yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edilmesinin ardından, Yunanistan sınırındaki askeri yasak bölgede “kaçma hazırlığında” yakalanması üzerine 11 Mayıs 2018’de adli kontrol tedbirine uyulmadığı gerekçesiyle yeniden tutuklandı.

İkamet ettiği İsveç’te istinabe yoluyla ifadesi alınacak olan Ragıp Zarakol’un hakkındaki yakalama kararı ise 4 Haziran 2018’de kaldırıldı. Davada yargılanan Filiz Koçali hakkında ise yakalama kararı bulunuyor.

Davanın 3 Temmuz 2019’da görülen son duruşmasında savcının mütalaasını sunması için süre talebi kabul edilerek, duruşma 28 Kasım 2019’a bırakıldı.



Next Trial: Jan. 17, 2019, 9:15 a.m.


İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Özgür Gündem Ana Davası’nda mahkeme heyeti, Ahmet Uğuz başkanlığında üye hakimler Ali Özcan ve Emine Çakır’dan oluştu. Duruşma kimlik kontrollerinin yapılması ile başladı. Başkan Ahmet Uğuz, duruşmaya katılanların bilgisinin duruşma öncesinde verilmesini, böylece zaman kaybedilmeyeceğini ifade edince sanık avukatlardan biri itiraz etti. Bunun üzerine başkan Uğuz, “Alınganlık yapmayın. Biz burada yargılama yapıyoruz. Duruşmaya kimlerin geldiğini takip edecek değiliz” dedi. Duruşma boyunca, bu diyalog dışında münakaşa yaşanmadı. Heyet, kısa süren duruşma boyunca mahkemeye karşı ilgiliydi.

Mahkeme başkanı Ahmet Uğuz dijital inceleme raporlarının klasör halinde dosyaya sunulduğunu ifade etti. Avukatlara bu raporların incelenip incelenmediğini sordu. Sanık avukatları raporu henüz inceleme fırsatı bulamadıklarını kaydetti.

Beyanlara geçildi. Dava kapsamında tutuksuz yargılanan gazeteci İnan Kızılkaya, dijital inceleme raporlarını henüz incelemediğini, inceledikten sonra beyanda bulunacağını söyledikten sonra talebi olmadığını ifade etti.

Tutuksuz yargılanan yazar Necmiye Alpay’da raporları henüz incelemediğini söyledi ve “Diyeceğim bir şey yok” diyerek beyanını kısa tuttu.

Tutuksuz yargılanan bir diğer isim Eren Keskin ise şunları söyledi: “Eski beyanımı tekrar ediyorum. Yargılama Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelere ve anayasaya aykırıdır. İfade özgürlüğümüz ihlal edilmiştir. Kendi yazmamış olduğum bir yazı sebebiyle yargılanıyorum.”

Bu esnalarda tutuklu yargılanan Kemal Sancılı, Edirne F tipi kapalı Cezaevi’nden SEGBİS bağlantısı ile bekletiliyordu. Mahkemenin kendisine söz vermesiyle, salonda bulunanlara selam ve saygılarını iletti. Öncelikle dijital inceleme raporlarının kendisine henüz ulaştırılmadığını bu yüzden inceleme fırsatının oluşmadığını ifade etti. Yazılı ve sözlü beyanını tekrar ettiğini fakat bir ekleme yapmak istediğini belirtti. Mahkeme heyetinin, basın kanunun 11. Maddesinin incelemesini talep ederek tahliyesini talep etti.

Sanık beyanları alındıktan sonra avukatlara soruldu. İlk sözü sanık müdafii Av. Özcan Kılıç aldı. Kılıç, öncelikle dijital inceleme raporlarının henüz incelemediklerini, incelemeyi yaptıktan sonra beyanda bulunacaklarını belirtti. Avukat Özcan Kılıç, dosyada sanık olmayan birçok insanın dijital eşyalarına el konulduğunu ve bu eşyaların kaybolduğunu, el konulan eşyaların akıbeti için merci bulamadıklarını, İstanbul 5. Asliye Mahkemesine ve 13 Ağır Ceza Mahkemesine başvuruda bulunduklarını fakat sonuç alamadıklarını ifade ederek mahkemeden iadesini istedi. Kılıç, Sancılı’nın uzun süredir tutuklu bulunduğunu, kaçarken yakalandığı için mahkemenin haklı gerekçeleri olduğunu fakat içerde bulunduğu süre boyunca cezasının infaza dönüştüğünün belirterek tahliyesini talep etti.

Kılıç, bunun dışında Eren Keskin’in yurt dışı yasağına değindi. İstanbul Baro Başkanı Adayı ve İHD Genel Başkanı olan Keskin’in çalışmalarını yapabilmesi için yurtdışı yasağının kaldırılmasını talep etti.

Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan, iddianameden sonra dosyaya giren dijital materyallerin yeni bir delil olarak nitelendirilmesinin CMK’nın 160. maddesine aykırılık teşkil ettiğini ifade ederek incelemesi biten dijital materyallerin sanığa iadesini talep etti.

Diğer sanık avukatları, raporları ineceledikten sonra beyanda bulunacaklarını, bu aşamada bir diyeceklerinin olmadıklarını söylediler.

Eren Keskin müdafii avukatı Gülizar Tuncel, Eren Keskin için şunları söyledi:
“Eren Keskin 30 yıldır avukatlık yapan bir meslektaşımız. Ailesi, yakınları bu ülkede yaşıyor. Bu topraklardan ayrılacağı yok. Hakkında yürütülen soruşturmalar var. Bir yere gitmedi. Kendisi aynı zamanda baro seçimlerinde baro başkan adayıdır ve İnsan Hakları Derneği’nin eş başkanıdır. İnsan haklarının korunmasına yönelik faaliyetlerine devam edebilmesi için eş başkan olduğu derneğin uluslararası devlet ve kurumların panel, konferans gibi davetlerine katılma yönünde bir takım görev ve zaruretleri vardır. İnsan haklarıyla ilgili yürüttüğü çalışmaları bilgilendirme yükümlülükleri vardır. Sürdürdüğü avukatlık mesleğinde kamuoyunu aydınlatma görevi vardır. Bundan devlet hoşlanmayabilir ama bu bir sorumluluktur. Bütün bunları yapabilmesi için yurt dışı yasağının kaldırılmasına yönelik talebimizi tekrarlıyoruz.”


Mahkeme heyeti, kararında Sancılı’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Eren Keskin hakkında verilen “yurtdışına çıkış yasağı” şartının kaldırılmasına ve Filiz Koçali hakkındaki yakalama emrinin devamına karar verildi.

Bir sonraki duruşma 17 Ocak 2019 günü saat 09:15’e bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Davanın onuncu duruşması İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüleceği biliniyordu. 09.45’de başlayacağı duyurulan duruşma 10:30 sularında başladı. Duruşma üçüncü sıradaydı. Mahkeme salonuna güvenlik bariyerlerinde sorun yaşanmadan girildi. Öyle ki girişlerde kimlik dahi sorulmadı. Sanık avukatları, sanıklar ve davayı izleyecek gazeteciler duruşma salonu önündeydiler. Bekleme süreci boyunca sohbetler yapıldı. Giriş güvenliği dışında bekleme salonunda kolluk görülmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin görüleceği duruşma salonu katılımın da fazla olmadığı göz önüne alınırsa yeteri kadar büyüktü. Duruşmayı izlemek üzere salon dışında bekletilen olmadı. Salonda SEGBİS bağlantısı için bir adet televizyon ve izleyiciler, avukatlar, sanıklar ve gazeteciler için ayrı ayrı oturma yerleri vardı.

Duruşmaya Katılım

Salonda müdafii avukatları, heyet ve sanıklar dışında 20 kişi kadar izleyici vardı. Duruşmada dava kapsamında tutuksuz yargılanan Necmiye Alpay, Eren Keskin, İnan Kızılkaya ve avukatları hazır bulundu. Sanıklardan Aslı Erdoğan’ın annesi de duruşmayı izleyenler arasındaydı. Tutuklu yargılanan Kemal Sancılı ise hapishaneden SEGBİS ile katıldı. Mezopotamya Ajansı, Evrensel Gazetesi, Cumhuriyet Gazetesi muhabirleri ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24) duruşmayı izledi. Duruşma günü ayrıca yine aynı gazeteye destek vermek amacıyla nöbetçi genel yayın yönetmenliği kampanyasına katılan gazetecilerin duruşması olduğu için katılımda bölünmeler yaşandı.

Genel Gözlemler

Davada mahkeme heyetinin sanıkları ve avukatları dinlediği görüldü. Duruşma 10-15 dakika sürdü. Tutuksuz yargılanan sanıklar ve müdafi avukatları beyanlarını kısa tuttu. SEGBİS bağlantısında sorun yaşanmadı. Ara karar için 5 dakika ara verildi. Duruşma tarihi ve saatinin uygun olup olmadığı sorulduktan sonra tarih kesinleştirildi.

Özgür Gündem Main Trial (Indictment)

Özgür Gündem Main Trial 10. Standing (Minutes of the Hearing)

Özgür Gündem Main Trial 12. Standing (Minutes of the Hearing)

Özgür Gündem Main Trial 13. Standing (Minutes of the Hearing)

Özgür Gündem's Columnists and Co-Editors in Chief Trial
14. Standing - May 21, 2019


Kapatılan Özgür Gündem gazetesi eş yayın yönetmenleri, sorumlu yazı işleri müdürü, altı yazarının aralarnda bulunduğu toplam 24 kişinin “terör örgütü propagandası”, “suçu ve suçluyu övme” ve “suç işlemeye alenen tahrik” suçlamalarıyla yargılandığı davalar birleştirildi.

Savcılık, 26 Ekim 2017’de verilen esas hakkındaki mütalaada sanıklar Reyhan Çapan, Emire Eren Keskin ve Hüseyin Aykol’un “yayın yoluyla ve zincirleme biçimde silahlı terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını, diğer sanıklar hakkında ise ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini istedi.

Davada “örgüt propagandası” suçlamasıyla 7 kişiye ceza verilirken, sekiz kişi beraat etti. Diğer bir yedi kişinin ise dosyasının ayrılmasına karar verildi.


Savcı, sanık Emrullah Kurcan’ın avukatı Serhat Çakmak’ın mazeretinin reddedilmesini mütalaa etti, mahkeme mazeretin reddine karar verdi.

Duruşmaya sanıklardan Eren Keskin ve Reyhan Çapan katıldı. Başka bir dosyadan hükümlü olan sanıklardan Tahir Temel ise duruşmaya SEGBİS ile bağlandı.

Keskin ve Çapan sırayla söz alarak çok kısa birer savunma yaptı ve yargılanan yazıların basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu söyledi. Temel ise savunmasında ifade özgürlüğüne vurgu yaptı. Ardından söz alan avukatlar, daha önceki savunmalarını tekrarladı ve tüm sanıkların beraatini istedi.

Mahkeme heyeti, başka bir davadan hüküm giyen ve cezaevinde olan Reyhan Hacıoğlu’nun Çağlayan Adliyesi’ne getirildiğini söyledi.. Avukat Özcan Kılıç, Hacıoğlu’nun “duruşmayı protesto ettiğini ve katılmayacağını yazılı ve sözlü olarak beyan ettiğini” belirtti ve bu konudaki dilekçesini mahkemeye gönderdiğini belirtti. Yaklaşık bir saatlik bir bekleyişten sonra Hacıoğlu’nun Bakırköy Cezaevi’nde olduğu ve adliyeye gelmediği anlaşıldı.


Mahkeme başkanı, karar için duruşma salonunun boşaltılmasını istedi. 10 dakika sonra duruşma salonu kapısı açıldı ancak gazeteciler ve gözlemciler karar açıklanırken salona alınmadı.

Eren Keskin ve Reyhan Çapan 3 yıl 9 ay, Hüseyin Aykol 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Avukat Ayşe Batumlu ve cezaevinde açlık grevinde olan Reyhan Hacıoğlu’na verilen 1 yıl 3 ay hapis cezası ertelendi.

Ayşe Berktay, Celalettin Can ve Nuray Özdoğan beraat etti.

Filiz Koçali hakkındaki yakalama kararı infaz edilmediği ve savunması alınmadığı için dosyanın ayrılmasına karar verildi.


Genel Gözlemler

Mahkeme salonunda gün boyunca 12 duruşma görüldü. Kapıdaki listeye ve daha önce belirlenen saate göre 11. sırada görülmesi planlanan Özgür Gündem duruşmasını gün sonuna bırakan mahkeme heyeti, önce 12. sıradaki duruşmayı Özgür Gündem duruşmasından önceye aldı.

13. Standing - May 8, 2019


Kapatılan Özgür Gündem gazetesi eş yayın yönetmenleri, sorumlu yazı işleri müdürü, altı yazarının aralarnda bulunduğu toplam 24 kişinin “terör örgütü propagandası”, “suçu ve suçluyu övme” ve “suç işlemeye alenen tahrik” suçlamalarıyla yargılandığı davalar birleştirildi.

Savcılık, 26 Ekim 2017’de verilen esas hakkındaki mütalaada sanıklar Reyhan Çapan, Emire Eren Keskin ve Hüseyin Aykol’un “yayın yoluyla ve zincirleme biçimde silahlı terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını, diğer sanıklar hakkında ise ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini istedi.



Next Trial: May 21, 2019, 3:30 p.m.


Sanıklardan Hüseyin Güçlü, cezaevinden SEGBİS’le mahkemeye bağlandı. Mahkeme başkanı, Güçlü’ye “ister Kürtçe ister Türkçe savunma yapabileceğini, mahkeme heyetinin anadilde savunma hakkına saygı duyduğunu, bu nedenle de mahkemede Kürtçe tercümanın hazır bulunduğunu” söyledi.

Mahkeme heyeti Murat Özer (Başkan), Mücteba Akkaya ve Ünal Altınöz’den oluştu.

Cezaevinden yazdığı ve Özgür Gündem’de Mart 2016’da yayınlanan bir yazısı nedeniyle bu davada yargılanan Güçlü, tercüman aracılığıyla ifade verdi.

Duruşmaya katılan başka sanık olmadı.

Duruşma savcısı Mehmet İlker Durmaz, 26 Ekim 2017’de verilen esas hakkındaki mütalaayı tekrar ettiğini söyledi.

Ardından söz alan avukat Özcan Kılıç, Eren Keskin’in İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyası ile birleştirme talebini yeniden dile getirdi ancak bu talep tutanaklara geçmedi. Mahkeme başkanı, sanıklardan Eren Keskin’in dosyasının birleştirilmesi konusunda İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazılan birleştirme önerisine olumsuz cevap verildiğini söyledi. Kılıç’tan esas hakkındaki savunmasını yapmasını isteyen mahkeme başkanı, “savunma yapılırsa, bu celse karar vermek istediğini” belirtti. Avukat Kılıç, 14. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin Keskin’in dosyasının birleştirilmesi konusunda “ısrarcı olabileceğini” vurguladı ve savunma için ek süre talep etti.

Ayşe Berktay’ın avukatı Sercan Korkmaz da ek süre talep etti.

Mahkeme karar için 5 dakika ara verdi.


Mahkeme, avukatların savunma için ek süre taleplerini kabul ederek, bir sonraki duruşmanın yaklaşık iki hafta sonra, 21 Mayıs 2019’da görülmesine karar verdi.

Başka bir dava nedeniyle tutuklu bulunan sanık Reyhan Hacıoğlu’nun bir sonraki duruşmaya katılması için cezaevine yazı yazılmasına da karar verdi.


Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda yaklaşık 20 kişilik izleyici alanı bulunuyordu. İçeride kolluk kuvveti yoktu. İki müdafii avukatın karşısında yer alan masada tercüman oturuyordu.

Duruşmaya Katılım

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), P24, TGS’den gözlemciler ve gazeteciler duruşmayı izledi.

Genel Gözlemler

Mahkeme başkanı Murat Özer, diğer davalarda da yaptığı gibi, sanığa “sen” diye hitap etti.
Özer salonda Kürtçe tercümanın hazır bulunduğunu söylerken, “heyet olarak anadilde savunma hakkına saygı duyduklarını” birkaç kez vurguladı.

11. Standing - March 28, 2019


Kapatılan Özgür Gündem gazetesi eş yayın yönetmenleri, sorumlu yazı işleri müdürü, altı yazarının aralarnda bulunduğu toplam 24 kişinin “terör örgütü propagandası”, “suçu ve suçluyu övme” ve “suç işlemeye alenen tahrik” suçlamalarıyla yargılandığı davalar birleştirildi.

Savcılık, 26 Ekim 2017’de verilen esas hakkındaki mütalaada sanıklar Reyhan Çapan, Emire Eren Keskin ve Hüseyin Aykol’un “yayın yoluyla ve zincirleme biçimde silahlı terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını, diğer sanıklar hakkında ise ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini istedi.



Next Trial: May 8, 2019, 1:30 p.m.


Savcı Ercan Gümüş, esas hakkındaki mütalaasını tekrar etti. Avukat Özcan Kılıç, sanık sayısı fazla olduğundan savunmalar için ek süre istedi ve Eren Keskin’in İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Özgür Gündem Ana Davası ile birleştirilmesini talep etti.

26 Ekim 2017’de verilen esas hakkındaki mütalaayı tekrar eden savcılık, gazetenin mevkute beyannamelerinin incelenmesi sonucu esas hakkındaki mütalaanın değişebileceğini ifade etti.


Mahkeme başkanı Murat Özer, birleştirme talebinin 23. Ağır Ceza Mahkemesine sorulmasına, bazı sanıklar hakkındaki yakalama emri kararlarının infazlarının beklenmesine karar verdi. Ayrıca 25 Ocak 2016 ve 02 Şubat 2016 tarihli Özgür Gündem Gazetesinin Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına teslim tarihini gösterir tutanakların istenmesine hükmetti.


Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda yaklaşık 20 kişilik izleyici alanı bulunuyordu. İçeride kolluk kuvveti yoktu. Mahkeme başkanı ve savcı mikrofon kullanmadığı için söyledikleri duyulmuyordu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya az sayıda gazeteci katıldı.

Özgür Gündem's Columnists and Co-Editors in Chief Trial 11. Standing (Minutes of the Hearing)

Özgür Gündem's Columnists and Co-Editors in Chief Trial 13. Standing (Minutes of the Hearing)

Özgür Gündem's Columnists and Co-Editors in Chief Trial 14. Standing (Minutes of the Hearing)