Eren Keskin

Eren Keskin is an attorney at law. She is the co-chairperson of the Human Rights Association. Keskin was for a writer and the co-executive editor of the now-closed Özgür Gündem newspaper.

Özgür Gündem newspaper was “completely” shut down by the Statutory Decree No: 675 dated 29 October 2016, issued as part of the State of Emergency rule declared following the military coup attempt on 15 July 2016. During the state of emergency period, the government shut down many media outlets by statutory decrees that were put into effect without the parliament’s approval.

Keskin founded the Legal Aid Office Against Sexual Harassment and Rape under Custody. She served as the co-chairperson of the Human Rights Association. She carried out duties at various executive units of the association. Keskin is an honorary member of the Paris Bar Association.

Keskin was the victim of an armed attack in 1994. Keskin was sentenced to imprisonment of twenty eight months on the grounds of using the expression “Kurdistan” in an article she wrote in 1995. She spent six months in prison.

Keskin served as the co-executive editor of Özgür Gündem newspaper between 2013 and 2016. Following the newspaper’s closure, several lawsuits were filed against the managers, writers and correspondents of the newspaper. At least 122 lawsuits were filed against Keskin as the co-executive editor of the newspaper. In total, she was sentenced to imprisonment of 17 years and two months, and a judiciary fine of at least TRY 360,000. The examination of the Court of Cassation on 31 rulings and the examination of the court of appeals on 72 rulings concerning Keskin are underway. 10 rulings concerning Keskin were finalised. As per these rulings, she has been sentenced to judiciary fines of TRY 139,080. Keskin was either acquitted or the cases were dropped at the end of four trials.

16 separate indictments were prepared concerning Keskin over the news items and articles published in the newspaper between February and June 2016. She was charged with “terrorist organisation propaganda”, “praising offences and offenders” and “publicly inciting people to commit crime”. In the merged indictments, the prosecution demanded that Keskin be sentenced to imprisonment of between 18 months and 12 years. On 21 May 2019, Keskin was sentenced to three years and nine months of imprisonment for the crime of “consecutive terrorist organisation propaganda by means of the media” at the end of the trial that lasted three years. The pronouncement of the judgment was not delayed. The sentence was not postponed.

Along with other managers and writers of the newspaper, Keskin was charged with “disruption of the unity and territorial integrity of the state”, “terrorist organisation propaganda” and “membership of an organisation formed to commit crime”. The prosecution demanded one aggravated life sentence and an imprisonment sentence of between 15 years and 32 years. The trial concerning Keskin is currently underway without remand.

Keskin is also being charged with “public defamation of the President” and “terrorist organisation propaganda” after President Tayyip Erdoğan filed a complaint against a news item published in the newspaper. The prosecution demands that Keskin be sentenced to imprisonment of between 26 months and nine years and eight months. This trial concerning Keskin is currently underway. Keskin is being tried without remand.

Keskin was charged with “public defamation of the President” over another news report published in the newspaper. The prosecution demanded that Keskin be sentenced to imprisonment of between 14 months and four years and eight months. Keskin was tried along with Hüseyin Aykol, the co-executive editor of the newspaper, İnan Kızılkaya, the managing editor-in-chief of the newspaper and İhsan Çaralan, a writer for Evrensel newspaper, who participated in the “Editors-in-Chief on Watch” campaign. At the end of the trial process on 25 October 2018, the court rejected the case on the grounds that the “date of crime” fell within the scope of other trials concerning Keskin.

Keskin was called to give testimony on 12 June 2020 due to her social media outputs shared long ago. She was charged with “terrorist organisation propaganda”. A few days later, Keskin’s house in Istanbul was broken into by unidentified persons. Her belongings were displaced. No belongings were taken from the house.

Keskin was sentenced to imprisonment of 10 months due to saying: “The state such a vicious approach that it can kill a 12-year old boy,” regarding the allegations of the killing of 12-year old Uğur Kaymaz with his father in Mardin in January 2015. Several lawsuits were filed against Keskin, and she was convicted over similar statements and speeches as part of the association activities.

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, İhsan Çaralan, İnan Kızılkaya - “Publicly Insulting the President” Trial

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya ve gazeteye destek için düzenlenen “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına destek veren yazar İhsan Çaralan hakkında ayrı ayrı ve farklı tarihlerde soruşturma başlattı.

Özgür Gündem Gazetesi; İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararıyla, 16 Ağustos 2016’da önce “geçici olarak” kapatıldı. Ardından, gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya hakkında dava açıldı. 3 Mayıs 2016 ile 7 Ağustos 2016 tarihleri arasında, gazeteye destek için; “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyası yürütüldü.

Gazete; 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) yönetimi kapsamında 29 Ekim 2016’da çıkarılan 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile bu kez “tamamen” kapatıldı. Hükümet, Meclis onayına başvurmadan yürürlüğe koyduğu KHK’ler ile çok sayıda basın yayın kuruluşunu kapattı.

Keskin ile Aykol ve Kızılkaya, gazetenin; Mart ve Nisan 2016 tarihinde yayımlanan üç sayısındaki haberler üzerinden “Cumhurbaşkanına hakaret etmekle” suçlandı. Çaralan’a ise gazetenin nöbetçi genel yayın yönetmenliği görevini üstlendiği 31 Mayıs 2016 tarihinde yayımlanan bir haber üzerinden, aynı suçlama yöneltildi.

Keskin ile Aykol, Kızılkaya ve Çaralan, haklarında açılan soruşturma kapsamında gözaltına alınmadı. Gazeteciler, ifade vermek için savcılığa davet edildiler.

İnan Kızılkaya, farklı tarihlerde verdiği savunmalarda; haberlerin eser sahibinin belli olmadığını, çeşitli ajanslardan alındığını belirtti. Gazetecilik sınırları içinde yorum ve eleştiri içerir nitelikte haber yaptıklarını söyleyen Kızılkaya, haberlerin ifade ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Haberlerde Cumhurbaşkanına hakaret kast ve niyetinin olmadığını söyledi. Suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise hakkındaki soruşturma kapsamında, davet edilmesine karşın savunma vermedi.

Türk Ceza Kanunu’na göre, bir kişi hakkında “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlaması ile dava açılabilmesi için Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor.

Eren Keskin ve Kızılkaya hakkında dava açılabilmesi için gereken onayın ise 31 Ağustos 2016 tarihinde savcılığa ulaştırıldığı anlaşıldı. Aykol ve Kızılkaya için gereken bakanlık onayı 29 Temmuz 2016 ve 5 Eylül 2016 tarihlerinde verildi. Kızılkaya ve İhsan Çaralan için gereken bakanlık onayının 6 Ekim 2016 tarihinde verildiği görüldü.

Keskin ile Aykol, Kızılkaya ve Çaralan hakkında; Ağustos, Eylül ve Ekim 2016 tarihlerinde altı ayrı iddianame hazırlandı.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin, Hüseyin Aykol; gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya ve gazeteye destek amacıyla bir günlüğüne Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyasına katılan Evrensel Gazetesi yazarı İhsan Çaralan hakkındaki iddianameler, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ağustos, Eylül ve Ekim 2016 tarihlerinde tamamlandı.

İnan Kızılkaya; Hüseyin Aykol, İhsan Çaralan ve Eren Keskin hakkında hazırlanan iddianamelerin tamamında sanık olarak yer aldı. Hüseyin Aykol hazırlanan üç iddianamede sanık olarak bulunurken; Keskin ve Çaralan hakkında ayrı ayrı bir iddianame tamamlanarak mahkemeye sunuldu.

İddianameleri kabul eden İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi; hazırlanan altı iddianamenin birleştirilmesine karar verdi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Hüseyin Aykol ve İnan Kızılkaya hakkında hazırlanan iki iddianamede “mağdur” olarak yer aldı.

20 Eylül 2016 tarihli iddianamede, gazetenin eş genel yayın yönetmenlerinden Eren Keskin ve gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya sanık olarak yer aldı. İddianamede, gazetenin; 23 Mart 2016 tarihli sayısında “Erdoğan’ın Dediği Oldu” başlığı ile yayımlanan habere yer verildi. IŞİD’in Belçika’da gerçekleştirdiği bombalı terör eylemine ilişkin detayların aktarıldığı haberde, “Bombalı saldırıları AKP ve Saray’la işbirliği halindeki DAİŞ çetesi üstlendi” ifadelerinin kullanıldığı iddia edildi.

İddianamede, haberde kullanılan “Saray” ifadesiyle; “Cumhurbaşkanının kastedildiği” öne sürüldü. İddianamede, şu iddialara yer verildi:

“DAİŞ örgütüyle, Cumhurbaşkanı’nın işbirliği içinde oldukları, adeta Sayın Cumhurbaşkanı’nın hedef göstermesiyle terör örgütünün eylem yaptığının ileri sürüldüğü, Sayın Cumhurbaşkanı’nın silahlı terör örgütü DAİŞ ile ilişkilendirilmeye çalışıldığı, bu açıklamaların eleştiri sınırını aşıp, kişinin şeref ve haysiyetini zedeleyici ifadeler olduğu kanaatine varılmıştır.”

Hüseyin Aykol, İnan Kızılkaya ve İhsan Çaralan hakkında hazırlanan iddianamelerde de gazeteciler, gazetede yayımlanan bir haber ve içeriği üzerinden “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” etmekle suçlandı.

Birleştirilen iddianamelerde; suçlama konusu yapılan haberlerin, kimin tarafından yazıldığının belli olmadığı belirtildi. İddianamede, Basın Kanunu’nun 11. maddesine göre, haberden; gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya ile birlikte İhsan Çaralan’ın da sorumlu olduğu ileri sürüldü.

Birleştirilen iddianamelerde, Eren Keskin; Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi uyarınca “Cumhurbaşkanı’na hakaret etmekle” suçlandı. Hakkında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası talep edildi. Ancak, Keskin’in, “suçu alenen işlediği” iddia edildi. Bu nedenle, hakkında istenen cezanın, Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca arttırılması talep edildi. Buna göre, Keskin hakkında; bir yıl iki aydan dört yıl sekiz aya kadar hapis cezası istendi.

Birleştirilen iddianamelerde, Keskin ile birlikte; Hüseyin Aykol, İnan Kızılkaya ve İhsan Çaralan hakkında da aynı suçlamalar karşısında aynı hapis cezaları talep edildi.

Gazetecilerin ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, gazeteciler hakkında hazırlanan altı iddianamenin birleştirilmesine karar verdi.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ile Hüseyin Aykol, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya ve gazeteye destek için düzenlenen “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katılan Evrensel Gazetesi yazarı İhsan Çaralan’ın yargılanmasına, Ocak 2017’de, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılamanın dokuzuncu duruşması 25 Ekim 2018’de görüldü.

Mahkeme, Eren Keskin için; bu dosyadaki “suç tarihinin” hakkındaki diğer yargılamaların kapsamı içine girdiğini belirledi. Mahkeme, Keskin hakkında açılan bu davanın reddine karar verdi.

Ancak Keskin ile birlikte yargılanan Kızılkaya’yı; “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla bir yıl altı ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, “suçun alenen işlendiğine” karar vererek, cezayı bir yıl dokuz ay hapis cezasına çıkardı. Mahkeme, bir de; “suçun zincirleme şekilde işlendiği” değerlendirmesini yaptı. Böylece Kızılkaya hakkındaki ceza, iki yıl iki ay sekiz gün hapis cezasına çıkarılmış oldu. Kızılkaya’nın yargılama sürecindeki “iyi halini” göz önünde bulunduran mahkeme, cezada indirim yaptı.

Sonuç olarak Kızılkaya, “zincirleme şekilde, Cumhurbaşkanına alenen hakaret ettiği” iddiasıyla bir yıl 10 ay 26 gün hapis cezasına çarptırıldı. Kızılkaya hakkında verilen hükmün açıklanması geri bırakıldı.

Kızılkaya ile birlikte yargılanan Hüseyin Aykol da aynı gerekçelerle aynı hapis cezasına çarptırıldı. Ancak Aykol hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılmadı.

İhsan Çaralan hakkında da “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla 11 ay 20 gün hapis cezası verildi.

Hüseyin Aykol açısından verilen hapis cezası kararına ilişkin istinaf mahkemesi incelemesi sürüyor.

9. Standing - Oct. 25, 2018


Duruşma, gazetecilerin kimliklerinin tespiti ile başladı.

Hakim; yargılamaya “mağdur” olarak katılan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın avukatı Hatice Özay’a talepleri olup olmadığını sordu. Özay, şikayetlerinin devam ettiğini söyledi ve gazetecilerin cezalandırılmasını istedi.

Avukat Devrim Avcı Özkurt; Türk Ceza Kanunun’nun, gazetecilerin yargılandığı ve “Cumhurbaşkanına hakaret suçunu” düzenleyen 299. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğunu söyledi ve bu nedenle Anayasa Mahkemesi’ne başvurusu yapılması gerektiğini dile getirdi.

Türkiye’de parlamenter sistemin sona ermesi ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne (Başkanlık Sistemi) geçiş yapılması ile Cumhurbaşkanı’nın bir siyasi partiye üye olabilmesinin önünün açıldığını anımsatan Avukat Özkurt, “Cumhurbaşkanı artık tarafsız değildir. Bir siyasi partinin genel başkanı olduğunu hatırlatmak isterim. Nasıl ki CHP Genel Başkanı ile ilgili özel bir kanun bulunmuyorsa, AKP Genel Başkanı için de özel bir kanun bulunmaması gerekir. Bu durumda Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi Anayasa’nın eşitlik maddesine aykırıdır” dedi.

Avukat Özcan Kılıç, Özkurt ile aynı taleplerde bulundu.

Mahkeme hakimi, sözü; Erdoğan’ın avukatı Hatice Özbay’a söz verdi. Özbay, Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesine yönelik iptal talebi karşısında, daha önce, Anayasa Mahkemesi tarafından ret kararı verildiğini söyledi. Mahkemenin, Anayasa Mahkemesi’ne olası bir başvurusunun; bu yargılamayı sürüncemede bırakacağını ileri sürdü. Avukat Özbay, Anayasa Mahkemesi’ne başvuru talebinin reddini istedi.


Hakim; Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne yapılacak bir iptal başvurusunun, bu yargılama dosyasına bir katkısının olmayacağına karar verdi.

Hakim, yargılamaya son verdi. Kararını açıkladı.

Mahkeme İnan Kızılkaya ve Hüseyin Aykol’u; “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla bir yıl altı ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, “suçun alenen işlendiğine” karar vererek, cezayı bir yıl dokuz ay hapis cezasına çıkardı. Mahkeme, bir de; “suçun zincirleme şekilde işlendiği” değerlendirmesini yaptı. Böylece gazeteciler hakkındaki ceza, iki yıl iki ay sekiz gün hapis cezasına çıkarılmış oldu. Gazetecilerin yargılama sürecindeki “iyi halini” göz önünde bulunduran mahkeme, cezada indirim yaptı.

Sonuç olarak, Aykol ve Kızılkaya; “zincirleme şekilde, Cumhurbaşkanına alenen hakaret ettiği” iddiasıyla bir yıl 10 ay 26 gün hapis cezasına çarptırıldı. Kızılkaya hakkında verilen hükmün açıklanması geri bırakıldı. Ancak, Aykol hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılmadı.

Mahkeme, İhsan Çaralan’ın ise; “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla bir yıl hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi. Ancak, mahkeme; “suçun alenen işlendiğini” kararlaştırıldı. Bu nedenle, Çaralan hakkındaki ceza, bir yıl iki aya çıkarıldı. Çaralan’ın, yargılama sürecindeki “iyi hali” göz önünde bulundurularak, hakkında verilen cezada indirime gidildi.

Sonuç olarak, İhsan Çaralan; “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla 11 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.

Hakkında hazırlanan bir iddianameyle, Kızılkaya ile birlikte yargılamaya dahil edilen Eren Keskin için ise mahkeme, bu dosyadaki “suç tarihinin” Keskin hakkındaki diğer yargılamaların kapsamı içine girdiğini belirledi. Mahkeme, Keskin hakkında açılan bu davanın reddine karar verdi.

Hüseyin Aykol açısından verilen hapis cezası kararına ilişkin istinaf mahkemesi incelemesi sürüyor.


Duruşma Öncesi

Duruşma, daha önce belirlenen saatinde, saat 11.00’da başladı.

Duruşma salonu önünde bir araya gelen gazeteciler ve gözlemciler hiçbir engel ile karşılaşmadan, salona girebildi.

Ağır Ceza Mahkemeleri’nin aksine, Asliye Ceza Mahkemesi’nin bu salonunda; güvenlik bariyerleri yoktu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu, Ağır Ceza Mahkemesi salonlarına göre çok daha küçüktü.

Avukatlar ve sanıklar için, solunan ön tarafından, izleyici ve gazeteciler için ise salonun arka kısımda oturma yeri ayrılmıştı

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya katılmayan yargılanan gazetecileri, duruşma salonunda, avukatları temsil etti.

Duruşmayı, ayrıca; Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24), Disk Basın-İş gözlemcileri ile Evrensel ve Yeni Yaşam Gazetesi çalışanları takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşmada olağanüstü herhangi bir gelişme yaşanmadı.

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, İhsan Çaralan, İnan Kızılkaya - “Publicly Insulting the President” Trial (Indictment)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi, 8 Eylül 2015 tarihinde, “Saray Çıldırdı” başlıklı bir haber yayımladı. Haber, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, o dönemde Türkiye’deki çatışmalı ortamın anımsatılması üzerine yaptığı “400 vekil alınsaydı, durum bugün çok farklı olurdu” açıklaması ile ilgiliydi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, haberin yayımlanmasının ardından, 14 Eylül 2015’te suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, haber ile; “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “terör örgütü propagandası” suçlarının işlendiği iddia edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suç duyurusu üzerine; gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile birlikte, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Reyhan Çapan hakkında soruşturma başlattı.

Türk Ceza Kanunu’na göre, bir kişi hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla dava açılabilmesi için Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor. Eren Keskin ile birlikte, Hüseyin Aykol ve Reyhan Çapan hakkında dava açılabilmesi için gereken bakanlık izni ise 11 Kasım 2015’te alındı.

Eren Keskin ile birlikte Aykol ve Çapan hakkındaki iddianame 26 Kasım 2015’te tamamlandı.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile birlikte gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Reyhan Çapan hakkındaki iddianame, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 26 Kasım 2015’te tamamlandı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, iddianamede, “şikayetçi” olarak yer aldı.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nde, 8 Eylül 2015’te, “Saray Çıldırdı” başlığı ile yayımlanan haber, iddianamede tek delil olarak yer aldı. İddianamede, söz konusu haber içeriği şu şekilde aktarıldı:

“Bilanço dehşet verici; çözüm masasını başkan olmak için deviren Erdoğan’ın 24 Temmuz’da halklara yönelik olarak başlattığı savaş, ülkeyi ateş çemberine çevirdi. 100’ü aşkın çocuk, kadın ve genç infaz edildi, yüzlerce özel harekâtçı ve asker Saray’ın savaşında, 50’yi aşkın gerilla da savunma savaşında yaşamını yitirdi. Açıklamaları şoke etti; Erdoğan operasyona gönderdiği askerlerin Oremar’da ağır kayıp verdiği gün, tüm Türkiye’yi şoke eden açıklamalar yaptı. 400 vekil verilseydi bunlar olmazdı dedi. Daha çok kanın akacağını vurgulayan Erdoğan’ın açıklamaları toplumu dehşete düşürdü, tepki çığ gibi büyüdü.”

İddianamede, ayrıca, haberde; Erdoğan’ın sözlerinden alıntı yapılarak, “Erdoğan: 400 vekil verilseydi bunlar olmazdı, bazı asker aileleri karaktersiz” ifadelerinin kullanıldığı belirtildi. İddianamede, Erdoğan’ın fotoğrafı altında, “Erdoğan: Karaktersiz” yazısının yazdığı ifade edildi.

İddianamede haberin yayımlandığı sayfada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafının altında “Erdoğan: Karaktersiz!” şeklinde bir yazının yer aldığı, yine Hakkari’nin Dağlıca ilçesi kırsalındaki bir çatışmadaki askeri aracın fotoğrafına yer verildiği belirtildi.

İddianamede, haberin yayımlandığı sayfadaki bir görsel için de şu iddialara yer verildi:

“Hakkari ili Dağlıca kırsalında, PKK silahlı terör örgütü üyelerince gerçekleştirilen terör saldırısında şehit düşen askerlerimizin ve içinde bulundukları ‘Akrep’ tabir edilen askeri aracın patlama sonrası görüntülerinin olduğu; bu görselin üzerinde ‘HPG kendi denetiminde bulunan asker cenazeleri için TSK’nin köylüler aracılığı ile ateşkes istediğini açıkladı. HPG’nin izin vermesi üzerine köylüler, asker cenazelerini aldı’ şeklinde haberlerin bulunduğu görülmüştür.”

İddianamede, Erdoğan’ın habere konu olan sözlerinin; “PKK silahlı terör örgütünün söz konusu Dağlıca terör saldırısından çok önce, terörün yoğun olarak yaşanmadığı bir ortamda, bir toplu açılış töreninde; yeni Anayasanın inşası, yeni Anayasa temelinde yeni Türkiye adımının rahatlıkla atılabilmesi amacıyla” söylenen sözler olduğu iddia edildi.

Haberde ise; “Cumhurbaşkanının halklara yönelik savaş başlattığının ve bu amaçla ülkemizi kan gölüne çevirdiğinin; Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının ölümüne neden olduğunun belirtildiği” iddia edildi. Bu şekilde, “Cumhurbaşkanının onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek somut bir olgu isnat edildiği” öne sürüldü.

İddianamede, aynı haberde; “PKK silahlı terör örgütü üyelerinden gerilla olarak bahsedilerek savunma savaşında yaşamını yitirdiklerinden bahsedilmesi sureti ile PKK silahlı terör örgütünün terör saldırılarının meşru bir savaşın savunması kapsamında değerlendirilerek, bu şekilde terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren eylemlerinin meşru gösterilerek terör örgütü propagandası yapıldığı” iddia edildi.

Suçlanan haberin, asker cenazeleri ile ilgili bölümünde ise “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz güçsüzmüş gibi gösterilerek şehitlerimizin cenazelerinin alınması konusunda gerçeğe aykırı olarak silahlı terör örgütüne ateşkes teklif edildiği ve izin alındığı belirtilerek, terör örgütü propagandası yapıldığı” öne sürüldü.

İddianamede, “basın özgürlüğünün sınırsız olmadığı, kişilik haklarına zararda bulunulmamasının yasal ve hukuki bir zorunluluk olduğu” belirtildi. İddianamede, şu ifadeler kullanıldı:

“Eleştirinin verilişinde gereksiz, yararlı olmayan beyan, niteleme ve değerlendirmelere gidilerek içerik ile uygun düşmeyen tahrik edici, yalın bir okuyucuda husumet ve kuşku yaratıcı dil ve ifade kullanılır, seçilen sözcükler aşağılayıcı, küçük düşürücü, incitici nitelikle olursa, haber veya eleştiri hukuka aykırı hale gelir.”

İddianamede, Eren Keskin; Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi uyarınca “Cumhurbaşkanına hakaret etmekle” suçlandı. Hakkında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianamede, “suçun alenen işlendiği” iddia edildi. Bu nedenle, Keskin hakkında talep edilen cezanın, Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında altıda bir oranında arttırılması istendi. Böylece, Keskin hakkında, “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla, toplamda; bir yıl iki aydan dört yıl sekiz aya kadar hapis cezası talep edildi.

Keskin’e ayrıca; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası yapmak” suçlaması yöneltildi. Keskin hakkında, bu kapsamında da bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası istendi.

Keskin hakkında, toplamda, iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası talep edildi.

İddianamede, Keskin için iddia edilen suçlamalar ve karşılığında talep edilen hapis cezalarının aynısı Reyhan Çapan ve Hüseyin Aykol’a da yöneltildi.

Üç gazetecinin, ayrıca; Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki “belirli haklardan yoksun bırakılması” da istendi.

İddianame, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile birlikte gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Reyhan Çapan’ın yargılanmasına İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılamanın dokuzuncu duruşması 28 Şubat 2019’da görüldü. Savcılığın, esas hakkındaki mütalaasını, iki duruşma arasında, mahkemeye sunduğu açıklandı. Mütalaada, gazetede yayımlanan haberler sıralandı. Eren Keskin ile birlikte üç gazetecinin cezalandırılması istendi.

Yargılamanın 11. duruşması 15 Nisan 2019’da görüldü. Duruşma savcısı, esas hakkında mütalaanın yenilenmesi için ek süre istedi. Talep kabul edildi. Bu duruşmada, ayrıca; Eren Keskin’in dosyasının ayrılarak İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde üzerinde yargılama yürütülen dosya ile birleştirilmesine karar verildi.

Karar ile birlikte Keskin’in dosyası, hakkında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakkında devam eden yargılama ile birleştirildi. Yargılama, Hüseyin Aykol ve Reyhan Çapan açısından ise bu mahkemede devam etti.

19. Standing - Feb. 24, 2021


11:00’da başlaması beklenen duruşma, mahkeme heyetinin yerini alması ile 11:20’de başladı. Gazeteciler Hüseyin Aykol ve Reyhan Çapan’ın katılmadığı duruşmada avukatları hazır bulundu.

Dava kapsamında yargılanan diğer sanıklar hakkında çıkarılan yakalama kararının gerçekleşmediği belirtildi. Duruşma savcısı, yakalama kararlarının yerine getirilmesini istedi.


Mahkeme heyeti, dosyadaki eksik hususların tamamlanmasına karar vererek, duruşmayı 22 Haziran 2021 tarihine, saat 11:30’a erteledi.


Duruşma Öncesi

Covid-19 önlemleri kapsamında adliyeye girişler tek sıra haline yapıldı. Girişler bariyerlerle çevrilmişti. Ateş ölçümü ve HES kodu sorgulandıktan sonra avukat ve yurttaşlar adliyeye alındı. Duruşmanın yapıldığı salonun bulunduğu koridor güvenlik bariyerleri ile kapatılmıştı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salon ufak bir salondu. Salonda izleyiciler için hazırlanan koltuklara uyarı yazıları yazıldığı görüldü. Salonda iki SEGBİS ekranı kuruluydu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı MLSA, P24 ve Disk Basın İş izledi.

18. Standing - Dec. 3, 2020


Mahkeme heyetinden bir üyenin değiştiği gözlendi. Yargılanan gazeteciler duruşmaya katılmadı. Avukatları Sercan Korkmaz da mazeret bildirerek, duruşmaya katılmadı.

Bu yüzden, duruşma; yargılama dosyası üzerinden görüldü.

Mahkeme, gazeteci olmayan iki kişi hakkındaki yakalama kararının gereğinin yerine getirilmediğini belirledi.

Duruşma savcısı, yargılama dosyasındaki eksiklerin giderilmesini talep etti.


Mahkeme, gazeteci olmayan iki sanık hakkında daha önce çıkarılan yakalama kararının gereğinin yerine getirilmesinin beklenmesine karar verdi.

Yargılamanın, 24 Şubat 2021 tarihinde görülecek 19. duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Yargılamanın 18. duruşmasının, saat 11.30’da görülmesi gerekiyordu. Yargılanan gazetecilerin avukatı Sercan Korkmaz, saat 10.30’da duruşma salonuna gelerek, mübaşirle konuştu. Koronavirüs pandemisi nedeniyle, heyetin de duruşmaları ertelemeyi tercih ettiği konuşuldu. Bunun üzerine avukat Sercan Korkmaz, mazeret bildireceklerini belirtti.

Duruşma, bu yüzden yargılama dosyası üzerinden görüldü.

17. Standing - Oct. 1, 2020


Saat 10.30’da başlaması gereken duruşma, bir saat 20 dakika gecikmeyle, saat 11.50’de başladı.

Mahkeme heyetindeki bir üyenin değiştiği gözlendi.

Yargılanan gazeteciler Hüseyin Aykol ve Reyhan Çapan duruşmaya katılmadı. Gazetecileri, duruşmada; avukatları Özcan Kılıç temsil etti.

Aykol ve Çapan ile birlikte yargılanın ancak gazeteci olmayan iki kişi hakkındaki yakalama kararının gereğinin yerine getirilmediği açıklandı.

Duruşma savcısı, bu eksikliğin giderilmesini talep etti.


Mahkeme; Aykol ve Çapan ile birlikte yargılanan ancak gazeteci olmayan iki kişi hakkındaki yakalama kararının gereğinin yerine getirilmesinin beklenmesine karar verdi.

Yargılamanın, 3 Aralık 2020 tarihinde görülecek 18. duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Koronavirüs pandemisi karşısında alınan önlemler kapsamında, adliyeye; tek sıra halinde girilebildi. Girişler, bu düzeni sağlamak için bariyerlerle kapatılmıştı.

Pandemi önlemleri kapsamında adliyeye, ateş ölçümü ve X-Ray taramasından geçildikten sonra girilebildi.

Duruşmanın yapıldığı salonun bulunduğu koridor güvenlik bariyerleri ile kapatılmıştı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma, küçük bir salonda görüldü. Koronavirüs pandemisi karşısında alınan sosyal mesafe önleminin sağlanması için, izleyiciler için ayrılan her iki oturma yerinden birine uyarı yazıldı.

Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için duruşma salonuna iki ekran kurulmuştu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) gözlemcisi takip etti.

Genel Gözlemler

Mahkeme heyeti başkanının, koronavirüs pandemisi karşısında alınan önlemlerden biri olan maskeyi takmadığı görüldü. Hakim, uyarılara rağmen maskesini takmadı. Bir heyet üyesi ise “Söyleseniz de boş, maske taktığını görmedim” dedi.

16. Standing - June 16, 2020


Duruşmanın saat 11:00’da başlaması gerekiyordu. Ancak duruşma, gecikmeli olarak saat 13:00’da başladı.

Gazeteciler Reyhan Çapan ve Hüseyin Aykol, duruşmaya katılmadı. Gazetecileri avukatları Özcan Kılıç ve Sercan Korkmaz temsil etti.

Gazeteye yazı yazdıkları gerekçesiyle yargılanan iki sanık hakkındaki yakalama kararının yerine getirilmediği belirtildi.

Avukatlar, bu aşamada beyanda bulunmayacaklarını ifade etti. İddia makamı da eksik hususların giderilmesini istedi.


Gazeteye yazı yazdıkları gerekçesiyle yargılanan iki sanık hakkındaki yakalama kararının infazının beklenmesine karar verildi.

Yargılamanın 1 Ekim 2020 tarihli duruşma ile devam etmesi kararlaştırıldı.


Duruşma Öncesi

İzleyiciler ve gazeteciler X-Ray cihazından geçirilerek adliyeye alındı. Duruşma, “koronavirüs” pandemisi karşısında Türkiye’de alınan tedbirlerin kaldırıldığı ilk gün görüldü. Bu nedenle adliye önünde uzun kuyruklar oluştu.

Avukatların, gazetecilerin ve tüm sanıkların vücut ısıları, ateş ölçer ile ölçüldü. Maske takılmasına ilişkin zorunluluk tek tek hatırlatıldı. Ellerine dezenfektan uygulandı.

Tüm adliyede, sosyal mesafenin korunmasını sağlamak adına belirli aralıklarla şeritler çekildiği görüldü.

Duruşmayı takip etmek isteyen gazeteciler ve dava avukatları kimlik kontrolüne tabi tutulmadan, duruşma saatinden önce duruşmanın görüleceği salonun önüne alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salon ufak bir salondu. Salonda avukat, sanık ve izleyiciler için yerler ayrılmıştı. Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için iki ayrı ekranın yerleştirildiği görüldü.

Duruşma salonunda bulunan iki koltuktan biri, sosyal mesafenin korunması için bantlarla kapatıldı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve P24 gözlemcileri takip etti.

Genel Gözlemler

Sanık yakınları, “koronavirüs” önlemleri kapsamında duruşma salonuna alınmadı. Özel güvenlik görevlilerinin ve mübaşirlerin maske taktığı görüldü.

15. Standing - May 14, 2020


Duruşma; “coronavirüs” pandemisi karşında Türkiye’de alınan tedbirler kapsamında, görülmeden 16 Haziran 2020 tarihine ertelendi.

14. Standing - Feb. 20, 2020


Duruşmanın 13:30’de başlaması bekleniyordu; ancak mahkeme heyeti 10 dakika geç kaldı.

Cezaevinden yazdıkları mektupların gazetede yayımlanması nedeniyle yargılanan M.K. ve L.Y., duruşmaya bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden bağlandı.

Duruşmada, gazetecileri avukatları Özcan Kılıç temsil etti.

Duruşma savcısı, önceki celselerde açıkladığı esas hakkındaki mütalaayı tekrar ettiklerini açıkladı.

Ardından söz alan M. K. ve L. Y. de önce beyanlarını tekrar ettiklerini savundu.

Gazetecilerin avukatları Özcan Kılıç, bu yazıları yazan kişilerin sorumluluğunun olmadığını, sorumluluğun gazetenin yazıişleri müdüründe olduğunu savundu.

Mahkeme heyeti, ara kararını açıkladı.


Mahkeme heyeti, savunmaların alınmayan sanıkların ifadelerinin alınması için haklarında yakalama kararı çıkarılmasına karar verdi.

Yargılamanın 14 Mayıs 2020’de görülecek duruşmada devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

İzleyiciler ve gazeteciler, adliyeye X-Ray cihazından geçirilerek alındı. Duruşmayı takip etmek isteyen gazeteciler ve dava avukatları kimlik kontrolüne tabi tutulmadan, duruşma saatinden önce duruşmanın görüleceği salonun önüne alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salon ufak bir salondu. Salonda avukat, sanık ve izleyiciler için yerler ayrılmıştı. Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için iki ekran kurulmuştu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve P24 gözlemcileri takip etti.

Duruşma yaklaşık 10 dakika sürdü.

13. Standing - Nov. 21, 2019


Duruşma saatinde başladı. Gazeteciler Hüseyin Aykol ve Reyhan Çapan, duruşmaya katılmadı. Gazetecileri, avukat Özcan Kılıç temsil etti.

Duruşma savcısı, önceki duruşmada açıkladığı esas hakkında mütalaayı tekrar etti. Ancak savcı, mütalaadaki bazı hataların düzeltilmesini talep etti.

Savcı, Çapan’ın suçlandığı bölüme Hüseyin Aykol’un isminin yazılmadığını belirtti. Çapan’a yöneltilen tüm suçlamalar, Aykol’a da yöneltildi.

Avukat Özcan Kılıç, savunma için süre talebinde bulundu.


Mahkeme heyeti, avukatların ek süre talebini kabul etti.

Yargılamanın 20 Şubat 2020’de görülecek duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Gazeteciler ve yurttaşlar, adliyeye X-Ray cihazından geçerek girebildi. Yargılanan gazeteciler ve duruşmayı takip edenler, ana koridorda bekletildi. Gazeteciler, duruşma saatinde salona alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma, normal büyüklükte bir salonda görüldü. Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için iki ekran kuruluydu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği(MLSA) ve bazı haber ajanslarının muhabirleri takipm etti.

Genel Gözlemler

Herhangi bir olağanüstü durumun yaşanmadığı duruşma, yaklaşık beş dakika sürdü.

12. Standing - July 17, 2019


Duruşmanın başında söz alan M. K.’nın avukatı Reşat Aydın, müvekkiline yöneltilen suçlamanın ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyleyerek, savunma için ek süre talep etti.

Reyhan Çapan ve Hüseyin Aykol’un avukatı Özcan Kılıç, bu aşamada bir ekleyeceğinin olmadığını, esas hakkında mütalaanın açıklanmasını beklediklerini söyledi.

Duruşma savcısı, yenilenen esas hakkındaki mütalaayı okudu. Gazeteciler, mütalaada, iddianamede delil olarak yer almayan ve Ocak ve Mart 2016’da yayımlanan çeşitli haberler ve yazılar üzerinden de suçlandı. Ancak, delil olarak gösterilen yazı ve haberlerden birçoğu, yargılanan gazetecilere ait değildi. Haber ve yazılarda imzası bulunan isimlerin, “gerçek kimlik bilgilerinin bulunmadığı” iddia edildi. Haber ve yazılarda imzası bulunan ve kimliği tespit edilen başka kişiler de dosyaya sanık olarak eklendi. Suçlanan yazıların, bu kişilerin bulundukları cezaevinden gazeteye gönderdikleri mektuplar olduğu öğrenildi.

Haberlerde, “gazetedeki tüm haberlerin PKK eylemlerini meşrulaştırma övme amacına yönelik olduğu” iddia edildi.

Mütalaada, delil olarak sunulan yazı içeriklerinden sorumlu yazı işleri müdürü olarak Reyhan Çapan’ın, eş genel yayın yönetmeni olarak da Hüseyin Aykol’un sorumlu olduğu iddia edildi.

Esas hakkındaki mütalaada, sadece Çapan; “zincirleme şekilde suç işlemeye alenen tahrik etmek,” “zincirleme şekilde suçu ve işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen övmek,” “zincirleme şekilde terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı.

Avukatlar, açıklanan esas hakkındaki mütalaa karşısında savunmalarını hazırlama için ek süre talep etti.


Mahkeme heyeti, avukatların süre talebini kabul etti.

Yargılamanın 21 Kasım 2019’da görülecek duruşmada devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma, bir önceki duruşmada belirlenen saatten yaklaşık 55 dakika geç başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonunda 20 kişilik oturma yeri bulunuyordu. Avukat ve sanıklar için ayrı ayrı yerler ayrıldı. Duruşmaya kimse katılmadığı için tüm sıralar boş kaldı. Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi için iki dev ekran kuruluydu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı gazeteciler takip etti.

Genel Gözlemler

Toplam beş dakika süren duruşmada, savcı esas hakkındaki mütalaasını sundu. Savcının sözleri, izleyiciler bölümünden zor duyuldu.

11. Standing - April 15, 2019


Duruşmanın, başlama saati öne çekildiğinden, saat 13.30’da değil, 10.30’da başladı.

Mahkeme Başkanı, Eren Keskin’in dosyasının ayrılarak, kamuoyunda “Özgür Gündem Gazetesi Ana Davası” olarak bilinen dosya ile birleştirilip birleştirilmemesi konusunda, tarafların onay verip, vermediklerini sordu.

Duruşma savcısı, Eren Keskin’in dosyasının ayrılmasını talep etti.

Duruşma savcısı, ayrıca; esas hakkında mütalaanın tekrar hazırlanması için süre istedi.


Mahkeme heyeti, kararını açıkladı.

Eren Keskin’in dosyasının ayrılmasına ve bu dosyanın ise esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa iletilmesine karar verildi.

Yargılamanın 17 Temmuz 2019’da görülecek duruşma ile sürmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma saat önceden belirlendiği gibi 9.00’da başladı. Duruşmaya kimse gelmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonunda 20 kişilik oturma yeri bulunuyordu. Avukat ve sanıklar için ayrı ayrı yerler ayrıldı. Duruşmaya izleyici olarak kimse katılmadığı için tüm sıralar boş kaldı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sadece M.K.’nın avukatı Reşat Aydın katıldı.

Genel Gözlemler

13.30’da başlayacağı duyurulan duruşma sabah 10.30’da görüldü.

9. Standing - Feb. 28, 2019


Gazetecilerin avukatı Özcan Kılıç duruşmaya katılmadı. Avukat Kılıç, yazılı savunmasını daha önce Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden sunmuştu.

Savcılığın, esas hakkındaki mütalaasını, iki duruşma arasında, mahkemeye sunduğu açıklandı. Mütalaada, gazetede yayımlanan haberler sıralandı. Üç gazetecinin cezalandırılması istendi.

Mütalaada, gazeteciler hakkındaki iddianamede yer almayan birçok yazı ve haber de sıralandı. Bu yazılar, bazı tutukluların gazeteye gönderdiği yazılardı. Bu kişiler, mütalaada; “terör örgütü propagandası yapmak,” “suç ve suçluyu övmek” ve “suç işlemeye tahrik etmekle” suçlandı.

Başka bir suçlama üzerinden tutuklu bulunan, ancak gazeteye gönderdiği bir mektubun yayınlanması üzerinden suçlanan M.K. bu duruşmada savunmasını yaptı. M.K., savunmasında; “mütalaanın düşünce özgürlüğü ve demokrasinin önüne bir set çektiğini, eleştirel bir yazı olduğunu” ifade edip, beraatini istedi.

Mahkeme heyeti ara kararını açıkladı.


Mahkeme heyeti, kararını duruşmaya ara vermeden açıkladı.

Avukatların; bu dosyanın İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve yine gazetecilerin üzerinde yargılandığı başka bir dosya ile birleştirilmesi talebinin, bir sonraki celsede değerlendirilmesine karar verildi.

Yargılamanın, 15 Nisan 2019 tarihinde sürdürülmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma, önceden belirlendiği gibi, saat 9.00’da başladı. Duruşmaya kimse gelmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonunda 20 kişilik oturma yeri bulunuyordu. Avukat ve sanıklar için ayrı ayrı yer ayrılmıştı. Duruşmaya kimse katılmadığı için tüm sıralar boş kaldı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi için iki dev ekran kuruluydu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı; Medya ve Hukuk Derneği ile birlikte bazı haber ajanslarının muhabirleri izledi.

Genel Gözlemler

Olağanüstü bir gelişmenin yaşanmadığı duruşma yaklaşık 5 dakika sürdü.

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial (Indictment)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 9. Standing (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 11. Standing (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 12. Standing (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 14. Standing (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 15. Standing (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 16. Standing (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 17. Standing (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 18. Standing (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 19. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial

Upon the Istanbul 8th Penal Court of Peace’s decision to close down the Özgür Gündem Newspaper, the police raided the building of the newspaper in Istanbul on Aug. 16, 2016. On the same day, a decision of custody was issued regarding the authorized people of the newspaper.

In August 25, 2016, Eren Keskin’s testimony was taken by the Istanbul Courthouse and she was referred to the court by the prosecutor with the demand of detention.

The court decided to release her with judicial control and stated that:

“… the defendant admitted that her name was listed in the Özgür Gündem Newspaper’s Executive Editor between 2014-2016 (March). During this process, she stated that there was no decision of confiscation about the newspaper and she did not conduct the editorial duties de facto, it was rather a symbolic one. She was doing her own job and working as a lawyer. She did not visit the newspaper’s building to execute editorial work, just visited there one or two times a year and due to the cases opened against the editors and the intensity of her own work, she was omitted from the list in March…

It was concluded that if the measure of arrest is ruled for the defendant, she would be the injured party, thus she can be released with a judicial control decision. For this reason, the demand of detention according to CMK 100 is rejected and if she is not detained or sentenced by another crime, she should be released instantly…”“

The general sense of the 31-page indictment was based on the newspaper’s acting like “the press outlet of “PKK/KCK terrorist organization.” The first 13 pages are composed of columns, news and books confiscated during the raid.

In the other 18 pages, information about the Özgür Gündme Newspaper, PKK/KCK, the significance of press actions, the about the people whose photos and statements are included in the newspaper and who are allegedly members of PKK/KCK/HPG/MLK-P/KONGRA-GEL are listed.

The columns were used as evidence in the indictment and the “detection” about the defendants are all the same: “In a newspaper which operates like the mouthpiece of PKK/KCK, they work as the authorized people/members of the advisory committee knowingly and intentionally. Thus, they support the ultimate aims of the organization and act in the name of it.”

The other documents presented as evidence are books. Six books authored by Abdyullah Öcalan and Duran Kalkan, the photograph of Öcalan found in the building during the raid and eight publications about Kurdish political history.

In the indictment, the part about Eren Keskin is almost two pages. Eren Keskin’s testimony to the prosecutor is summarized:

“When the official report was being prepared, the defendant demanded that the expression of PKK/KCK terrorist organization be erased from the report and only the word “organization” should remain. Thus the word “terrorist” was erased.”

What Keskin said about this situation is quoted as:

“All of the armed organizations defined as “armed violence organization” in the human rights literatüre. This does not mean indicating the organization as legitimate definitely. As human rights defenders, they call ISIS, Al Qaeda, FETÖ etc. as armed violence organization rather than terrorist organizations. She also added that she has never been a member of any organization, never faced an investigation for the allegation of being a member of any terrorist organization, she was not a manager for the newspaper and she rejected all the accusations against her.”

Keskin’s other statements included in the indictment are as follows:

“Till March 27, 2016, I was co-executive editor of Özgür gündem Newspaper with Hüseyin Aykol. After this date, I did not taken on any duty for the newspaper. I wrote columns once every two weeks and my executive editorship is only a symbolic one. A number of managers and columnists of this newspaper have been victims of unsolved murders, some of whom are Musa Anter, Ferhat Tepe, Hüseyin Deniz and so on. Therefore, I accepted the symbolic duty just to support the newspaper with the aim that the murderers of these people should be found. We (as the Saturday Mothers and the Human Rights Association) also made a meeting with the then prime minister, and current President Recep Tayyip Erdoğan in Dolmabahçe Palace and I attended the meeting with the title of the manager of Human Rights Association. The Prime Minister Recep Tayyip Erdoğan stated that ‘there will be no unresolved murder any more and we will catch all the agents.” This meeting was conducted in 2014, I don’t remember the exact date though. I have no authority or efficiency to determine the publishing policy of the newspaper. I am actively a lawyer. The reason why I spend time for the newspaper is to write columns about human rights and violence against women. I don’t have any idea about the PKK/KCK members’ writing columns for the newspaper.”

In the indictment, Eren Keskin’s four columns are listed with these allegations from the prosecutor:

  • The column written by Eren Keskin on Oct. 27, 2014, in the Özgür Gündem newspaper, titled as “Kısmet Sevim” contains these words: “It was written in the announcement that ‘our valued human rights defenders and fellows Kısmet Sevim, Mustafa Akgül and Abdullah Siner made history through their blood. Our fellows who were labouring in various fields of the free press expanded the field of struggle and used their bodies as a shield against ISIS to stop the tyrants…’ In the announcement, these very young three people, gracious young guerillas!” It was stated that she was indicating the members of a terrorist organization as heroes and making propaganda for PKK/KCK as well as calling them as fellows, thus implying that she shares their opinions;

  • The column written by Eren Keskin on Jan. 12, 2016 in the Özgür Gündem newspaper, titled “Pain after Pain” contains these words: “The day I write this column is Jan. 9!
    It has been three years since Sakine, Rojbin and Leyla have been gone. While the pain is still warm, three women were murdered in Şırnak.” It was stated that the women mentioned in the column, Sakine, Rojbin and Leyla were armed members of the YPG, Syria branch of PKK/KCK terrorist organization and that Keskin explicitly says these members of the organization were killed by the security forces;

  • The column written by Eren Keskin on May 10, 2016 in Özgür Gündem newspaper’s 10th page, titled “Being a Woman is not Enough” contains these words; “Sakine Cansız could have choosen an academic life, but she fought for her peope andeven when she was fighting, she continued to be an anti-militarist, feminist and peace-loving person. When needed, she struggled with her male fellows. Today, if the Kurdish people are asked who is their most valuable sister, everyone will say her name, Sakine Cansız.” And she adds: “Of course, Mine Kırkkanat has the right to freedom of expression. But in turn, we have the right to tell her that the most impossible emotion to feel for Sakine and Rojbin is pitying them. You can only respect, love and appreciate them.” It was stated that the person talked about in the column, Sakine Cansız, is code-named after “Sara” within the organization and she is one of the founding members of the PKK. Keskin emphasizes her thoughts on Sakine and Rojbin, saying that “You can only respect, love and appreciate them,” thus she glorifies the terrorists and indicates the founder of the PKK as a hero;

  • The column written by Eren Keskin on May 24, 2016 in Özgür Gündem newspaper’s 5th page, titled “What Should be the Main Struggle?” contains these words; “The military, special warfare structure as the real governor of the T.R. [Turkish Republic] never wants a strong “civic politics.” And she adds: “Thus, we should mainly struggle with the military, racist, patriarchal official ideology of the Turkish Republic.” It was stated that Keskin was using militant statements by calling the Turkish Republic as T.R. and using the word [quasi] Kurdistan as if she is a member of the terrorist organization. The word Kurdistan is not accepted by the Turkish Republic and she tries to impose the readers with what to struggle, endeavoring to rally supporters in the name of the organization.

In the six lines of detection part about Eren Keskin, it is said that:

“There is evidence that Eren Keskin is a member of the advisory board of the newspaper which is the mouthpiece of PKK/KCK terrorist organization, therefore she supports the ultimate aims of the organization and act in the name of it.” Moreover, it is stated that Eren Keskin demanded the word “terrorist” should be erased from the report during her testimony to the prosecutor, thus the prosecutor thinks that she writes like “the defender of the terrorist organization.” In all of her columns, she is explicitly making propaganda for the terrorist organization, her columns feel like she is a militant member of the organization, she is trying to rally supporters through propaganda, she is appreciating the terrorists, by using words like T.R. and Kurdistan, she exceeds the limits of freedom of expression and endeavors to convey her ideology to the readers. She even did not accept the word “terrorist organization” for PKK and demanded it to be erased. Thus, she writes like “the defender of the terrorist organization.”

In her defense at the first hearing of trial on Dec. 29, 2016, Eren Keskin said:

“I reject the accusations. I have been a lawyer for 30 years. I am a human rights defender. Now I am the co-president of the Human Rights Association. I became aware of the Özgür Gündem newspaper when it was launched and I was its lawyer for some time. A lot of people including Musa Anter and little children are killed by unresolved murders. As I am a human rights defender, I advocated the newspaper.

I approved listing my name in the newspaper’s executive editors board for almost three years. I am not a journalist. I had no opportunity to do editorial work for the newspaper as I was a lawyer and am busy doing my job. Thus, my name was listed symbolically there and I was faced with almost 140 trials even because of the columns I did not write.

I, myself wrote the columns which are subject to the indictment yet, the dates of all the columns are clear. I did not face any investigations then. I am against unsolved murders and I never defended violence. I reject the allegation of being a member. During the investigation process, my lawyer wanted to bring me to the prosecutor’s office and though we talked to the assigned prosecutor, he said that he was not available. I never escaped, I came to the prosecutor again, I was referred to be detained, my testimony was taken, I told all these things and then was released.”

At the 5th hearing of trial, her judicial control decision was reversed as her defense had already been taken. At the 10th hearing, her travel ban was also removed.

At the hearing, the presiding judge stated that the digital examination reports were added to the file and asked the lawyers whether they examined them or not. The lawyers of the defendants said they didn’t have a chance to see them at the time.

The statements were then given. İnan Kızılkaya, who was pending trial in the scope of the case, said that he did not review the digital examination reports yet and he would give his statement after seeing them. He said he had no demand from the court.

Necmiye Alpay, who was also pending trial said that she did not examine the digital examination reports and had nothing to say.

Eren Keskin’s (who was pending trial in the scope of the case) travel ban was ruled to be removed. And the decision of arrest about Filiz Koçali would be continued.

The next hearing was set for Jan. 17, 2019. At the hearing, it was seen that the court committee was changed. The lawyer Özcan Kılış took the floor and talked about the digital materials. He said they could not examine them as it was too long and added that:

“The building of Özgür Gündem has four floors and only two floors belong to the newspaper. When the police raided, they sealed the whole building and confiscated the computers and digital materials of the other two-three companies in the building. Thus, we will give our defence after we examine the reports to see which computers and digital materials are included.”

The lawyer Kılıç, demanded additional time from the court for this.

The court decided the continuation of detention for Kemal Sancılı (the grant holder) and postponed the hearing to April 10, 2019.

At the 12th hearing of the trial on April 10. Only Eren Keskin, who was pending trial, attended the hearing. The lawyer Özcan Kılıç made statements about the digital examination reports. He said that the building of Özgür Gündem had four floors and only two floors belonged to the newspaper, yet the whole building was raided and “as the trustee (kayyım) confiscated everything in the building, we cannot examine the materials and cannot determine what belongs to who.”

The court ruled that Kemal Sancılı should be released in the scope of this file.

The next hearing was held on July 3, 2019. At the hearing, there was no change in the court committee. Necmiye Alpay, Eren Keskin and six lawyers attended the hearing.

Eren Keskin took the floor and demanded her acquittal. Necmiye Alpay did the same. After that, the lawyer Erdal Doğan said the trials took too long and each defendant should be acquitted. Doğan also stated that the freedom of thought and expression are on trial.

The prosecutor demanded additional time from the court committee to prepare his opinion on the merits of the case. The court committee accepted his demand and postponed the hearing to Nov. 28, 2019 at 10:30 am.

Due the prosecutor of the case being excused, the board accepted Office of Chief Public Prosecutor’s request for additional time and set the next hearing to January 13th, 2020.

16. Standing - Feb. 14, 2020


40 dakika gecikmeli başlayan duruşmanın başında mahkeme başkanı, bir önceki celsede savunmalar için ek süre verdiklerini anımsattı.

İlk olarak söz alan Eren Keskin, mütalaaya katılmadığını belirtti. Keskin özetle şunları söyledi:

“Ben silahlı örgüt üyesi değil, insan hakları savunucusuyum. Ömrümde elime silah almadım. Ben Kürt sorunu, Kıbrıs ve Ermeni meseleleri hakkında resmi ideolojiden farklı düşünüyorum. Özgür Gündem Gazetesi bombalandı, defalarca kapatıldı. Benden dayanışma için genel yayın yönetmenliği hanesine ismimi yazmak istediklerinde seve seve kabul ettim. Bunu Musa Anter’e, Ferhat Tepe ve diğerlerine gönül borcum için yapıyorum. Devletin sürekli fikri değiştiği için çözüm sürecinde, 2013’te bu gazeteye dava açılmıyordu; ben de terörist olarak görülmüyordum. Hakkımda 17 yıl 2 ay hapis cezası var. Yurtdışına gidebilirdim ama gitmedim. Sizlerle aynıyım, hukukçuyum, aynı okullarda okuduk. Örgüt üyesi kararının nasıl verilebileceğini biliyorum. Bununla ilgili Yargıtay’ın içtihatları var biliyorsunuz. Bu içtihatlarda kişinin örgüte iradesini teslim etmesinden bahsediliyor. Ben kimseye irademi teslim etmedim, etmem de. Örgüt üyelerinin avukatlığını yaptım ama üye değilim. Düşüncelerim sebebiyle kimseye hesap vermek zorunda değilim.”

Ardından söz alan Necmiye Alpay, savcının kendisi hakkında beraat kararı verilmesini talep ettiğini hatırlattı. “Bu beraat talebi, bu davada bize verilen zararı ortadan kaldırmıyor” diye konuştu.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’nın ardından İnan Kızılkaya; “Özgür Gündem geleneğinden,’ ‘Kürt basın tarihinden” bahsetti. Kızılkaya şöyle konuştu:

“Kamuoyunun, bir meselenin farklı boyutlarını, muhataplarının ağzından öğrenme hakkı yadsınamaz. Dolayısıyla yapılan iş gazeteciliktir, başka bir şey değil. Metnin tematik analizi dışında, bir haberden kim nasıl bir okuma yapar ve ne tür siyasal çıkar sağlar ya da umar sorusu, gazetecinin temel alacağı bir yöntem değildir. Hiçbir gazeteci de bu durumdan dolayı sorumlu tutulamaz ve yargılanamaz. Davaya konu olan, sorumlu olduğum dönemde, bu özellikler dışında hiçbir habere, yazıya ve görsel malzemeye yönelik bir itiraz yok. İddianamede hiçbir habere yalanlama, maddi delillerin çarpıtıldığına dair suçlama yok. Suçlamalara konu olan yorum, analiz, haber ve röportajlardır. Toplumun merak ettiği güncel sorunlarda halkı, okuru bilgilendirme amaçlı gazetecilik faaliyetleridir. Devlete vergi veren, mali kaynakları belli olan, mali ve yargısal denetime tabi tüzel bir kurumun yasadışı ilişkileri olduğunu iddia etmek akla ve izana muhtaçtır” diye konuştu. Beraatını talep etti.

Zana Bilir Kaya, gazetecilik mesleğinin hakimlik mesleği gibi kamusal bir görev olduğunu belirtti. Toplumun gerçeği öğrenmesi amacıyla haber alma ve yapmasının, gazetecinin hakkı olduğunu dile getirdi. Hakkındaki suçlamaların genel geçer ve soyut suçlamalar olduğunu ifade etti. Kaya, “Ben sadece gazetecilik örgütü mensubuyum. Yaptığımız haberler iktidarı rahatsız edebilir, basının görevlerinden biri iktidarı denetlemektir. İktidar eleştirildi diye yargılanmamız kabul edilemez” dedi.

Avukat Erdal Doğan, müvekkili Aslı Erdoğan’ın savunmasını okudu. Erdoğan yazılı beyanında, iddianamedeki yazılarının rastgele seçildiğini belirtti; bu yazıların farklı dillere çevrilip yayınlandığını, şiddet karşıtı metinler olduğunu söyledi.

Avukatlar esas hakkında savunmalar için süre talep etti. Savcı mütalaasında soruşturmanın genişletilmesine yönelik taleplerin reddedilmesini, süre talebinin ise kabulünü istedi.

Mahkeme başkanı tüm sanık ve avukatlarına son beyanlarını sordu. Ekleyecek bir şeyleri olmadığını söylediler. Duruşmaya karar için ara verildi.


Haklarında yakalama emri bulunan ve henüz ifadesi alınmamış olan Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun dosyalarının ayrılmasına karar verildi.

Yazar Aslı Erdoğan’ın “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” ve “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamaları karşısında beraatine, “terör örgütü propagandası” suçlaması yönünden de davanın açılması için Basın Kanunu’nda belirlenen dört aylık sürenin aşılması sebebiyle düşmesine karar verildi.

Necmiye Alpay ve Bilge Oykut Contepe’nin tüm suçlamalardan beraati kararlaştırıldı.

Savunma için ek süre talep eden Zana Bilir Kaya, Eren Keskin, Kemal Sancılı ve İnan Kızılkaya’nın süre talebi olduğundan, dosyanın ayrılmasına ve ayrı bir dosyada yargılanmasına devamına karar verildi.

Bu dosyanın duruşma tarihi henüz belli olmadı. Daha sonra ayrılan dosyalar üzerindeki yargılamanın, 15 Mayıs 2020’de devam etmesine karar verildi.


Duruşma Salonu

Duruşma salonunda yaklaşık 50 kişilik izleyici alanı vardı. Duruşmayı yaklaşık 60 kişi izledi.

Mahkeme başkanı mikrofon kullanarak konuştu, söyledikleri izleyici alanından rahatlıkla duyuldu. Savcı ise mikrofon kullanmadı, söyledikleri anlaşılmadı.

Avukatlar için ayrılmış masada tek bir mikrofon vardı. Duruşmaya katılan 11 avukat mikrofonu bazen elden ele geçirerek, mikrofonun kablosunun yetmediği zamanlarda ise yer değiştirerek savunma yapmak zorunda kaldılar.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Sınır Tanımayan Gazetciler Örgütü, Af Örgütü Türkiye, Af Örgütü Almanya, Uluslararası Af Örgütü, Medya ve Hukuk Derneği; Hakikat, Adalet ve Hafıza Merkezi, Eşit Haklar için İzleme Derneği, milletvekilleri Ahmet Şık, Züleyha Gülüm ve Sezgin Tanrıkulu ile birlikte gazetciler takip etti.

Genel Gözlemler

İzleyiciler, saat 10.24’te salona alındı. Mahkeme heyeti ise saat 10.40’ta salona girdi ve duruşma başladı. Saat 12.20’de kararın açıklanmasıyla duruşma sona erdi.

Duruşma devam ederken (saat 11.17’de) savcı yerinden kalkarak 1-2 dakikalığına duruşma salonundan çıkıp geri geldi.

Mahkeme başkanı karar için ara verdiğinde tüm seyirciler dışarı çıkarıldı ancak savcı salonda oturuyordu.

Karar için verilen ara 10 dakika sürdü. Baktığı diğer davalarda karar ve/veya ara karar açıklarken basının ve gözlemcilerin salonda bulunmasına izin vermeyen hakim, bu davada kararı açıklarken izleyicilerin salona girmesine izin verdi.

15. Standing - Jan. 13, 2020


Yargılamanın 15. duruşması mahkeme heyetinin yerini almasıyla saat 10.00’da başladı.

Duruşmaya sanıklardan gazetenin Yayın Danışma Kurulu üyesi Necmiye Alpay ve Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin katıldı.

Bir önceki duruşmada izinde olan duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasını mahkemeye sundu.

Mütalaanın sekiz sayfadan oluştuğunu belirten savcı, avukatlara bunun hepsinin mi, yoksa özetinin mi okunmasını istediklerini sordu. Avukatlar özet ve sanıklar hakkında istenen cezaların okunmasının yeterli olacağı yanıtını verdi.

Savcı Aslı Erdoğan ile Zana Bilir Kaya’ya “zincirleme şekilde, basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası;” Eren Keskin ile İnan Kızılkaya’ya “silahlı terör örgütü üyeliği” iddiasıyla ceza verilmesini istedi.

Bilge Oykut Contepe ve Necmiye Alpay’ın ise beraatini istedi.

Ragıp Zarakolu ve Filiz Koçali’nin ifadeleri alınmadığı için dosyaları ayrılmasını talep etti.

Ardından mahkeme başkanı sanıklara ve sanık avukatlarına mütalaaya karşı beyanlarını sordu. Necmiye Alpay bu aşamada bir diyeceğinin olmadığını söyledi.

Eren Keskin ise esas hakkında mütalaaya karşı ek süre istedi.

Mütalaanın Türkiye iç hukukuna aykırı olduğunu söyleyen Keskin, “Bizi düşman olarak görüyorsunuz” dedi. Yıllardır insan hakları savunuculuğu yaptığını ve eş genel yayın yönetmenliği görevini gazeteye yönelik baskılara karşı dayanışma amacıyla üstlendiğini hatırlattı.

Hakkında birçok dava açıldığını söyleyen Keskin, “silahlı terör örgütüne üyelik” suçlamasının kendisine ilk defa yöneltildiğini ve bu ağır suçlama karşısında savunma hazırlamak için süre istedi.

Ardından söz alan avukatı Gülizar Tuncer, müvekkili Eren Keskin’in gazeteci değil, avukat olduğunu hatırlattı. Fiilen gazetenin yayın yönetmenliğini yapmadığını belirtti. “Silahlı terör örgütü üyeliğinin ne demek olduğu yargı işleyişinde unutuldu. Sıkıyönetim mahkemeleri bile bu suçlama için delil arardı. Siz neyle suçladığınızı bilmiyorsunuz” diye konuştu.

Tuncer, Özcan Kılıç ve diğer avukatlar, esas hakkında mütalaaya karşı savunma için süre istedi.

Mütalaa

  • Özgür Gündem Gazetesi yazarı ve yayın danışma kurulu üyesi Aslı Erdoğan’ın gazetede yayınlanan dört yazısı nedeniyle “terör örgütü propagandası suçunu basın yayın yoluyla zincirleme işlemek” (TMK 7/2) suçlamasıyla cezalandırılması ve “Silahlı terör örgütüne üyelik” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından beraati istendi.

  • Gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin’in gazetede yayınlanan dört yazısı ve genel yayın yönetmeni olması nedeniyle “silahlı terör örgütü üyesi olmak” (TCK 314/2 ve TMK 5/1) suçlamasıyla cezalandırılması istendi; “terör örgütü propagandası” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Gazetenin eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya’nın gazetedeki görevi ve gazetede yayınlanan yazılar nedeniyle “silahlı terör örgütüne üye olmak” (TCK 314/2 ve TMK 5/1) suçundan cezalandırılması istendi; “terör örgütü propagandası” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Gazetenin eski Genel Yayın Yönetmeni Zana Bilir Kaya’nın gazetedeki görevi ve gazetede yayınlanan 11 yazı nedeniyle “basın ve yoluyla, zincirleme şekilde terör örgütü propagandası” (TMK 7/2) suçlamasından cezalandırılması istendi; “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Özgür Gündem Gazetesi yazarı ve yayın danışma kurulu üyesi Necmiye Alpay’ın “silahlı terör örgütüne üye olmak,” “terör örgütü propagandası yapmak” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Özgür Gündem Gazetesi yazarları ve yayın danışma kurulu üyeleri Ragıp Zarakolu ve Filiz Koçali’nin ise savunmaları alınmadığı için dosyalarının ayrılması istendi.


Esas hakkındaki mütalaa karşısında savunma hazırlanması için süre talebini kabul eden mahkeme, yargılamanın 14 Şubat 2020 tarihli duruşma ile devam etmesine karar verdi.


Duruşma Öncesi

Duruşma, o gün İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen tek duruşmaydı. Salona açılan barikatlarda herhangi bir sorun yaşanmadı, gazeteciler ve avukatlar duruşma salonunun önüne sorunsuz geçti.

Duruşmaya Katılım

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Medya ve Hukuk Derneği (MLSA) gözlemcileri birçok adliye muhabiri duruşmayı izledi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu yaklaşık 35 kişilikti. Duruşmaya yaklaşık 15 kişi katıldı. Mahkeme başkanı ve savcı mikrofonu kullanarak konuştu, konuşulanlar izleyici bölümünden rahatlıkla duyuldu.

Genel Gözlemler

Duruşma saatinde başladı ve yaklaşık 15 dakika sürdü.

Savcının mütalaayı okumasının ardından avukat Gülizar Tuncer mütalaayı eleştiren bir konuşma yaptı. Mahkeme başkanı, birkaç kez Tuncer’in sözünü keserek “Savunma sınırlarını aşmayın” uyarısında bulundu.

Mahkeme heyeti karar verirken salonu boşaltmadı. Avukatlar iki haftanın mütalaaya karşı savunmaları hazırlamak için çok kısa bir süre olduğunu belirtti. Bunun üzerine mahkeme başkanı duruşmanın 1 ay sonra görülmesine karar verdi.

14. Standing - Nov. 28, 2019


Duruşma, mahkeme heyetinin yerini alması ile başladı.

Duruşmaya; Özgür Gündem Gazetesi’nin Yayın Danışma Kurulu üyesi Necmiye Alpay, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Eş Genel Yayın Yönetmeni ve Eren Keskin katıldı.

Katılan sanık ve avukatların tutanağa geçirilmesinin ardından mahkeme başkanı, geçici olarak atanan duruşma savcısından mütalaasını sordu.

Savcı, bu kapsamlı dosyaya bakan savcının izinde olduğunu söyleyerek ek süre talep etti.

Mahkeme başkanının söz vermesi üzerine yargılanan gazeteciler, bu aşamada bir söyleyecekleri olmadığını ifade etti.

Eren Keskin ise sözlerinin tutanağa geçmesini istediğini söyledi ve savunmasına 28 Kasım 2015’te öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’yi anarak başladı.

“Dava üç yıldır devam ediyor. Bugün mütalaa verilecek diye geldik, üç yıldır bekliyoruz. Duruşma günü belliydi, hepimiz hazırlandık. Bir sonraki duruşmanın yakın bir tarihe verilmesini talep ediyorum” dedi.

Avukat Erdal Doğan da en baştan beri beraat istediklerini, mütalaanın bir an önce verilmesini beklediklerini söyledi.

Mahkeme başkanı, duruşmaya ara vermeden kararını açıkladı.


Duruşmaya bakan savcı izinde olduğu için Cumhuriyet Savcılığı’nın ek süre talebini kabul eden mahkeme, yargılamanın 13 Ocak 2020’de devam etmesine karar verdi.


Duruşma öncesi:

İstanbul Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi binasının 4. katındaki ağır ceza mahkemelerine açılan barikatlarda görevli güvenlik görevlileri değişmişti. Duruşma öncesi gözlemcilerin ve basının barikatlardan geçişinde bir sorun yaşanmadı.

Avukatlar, gazeteciler ve gözlemciler, duruşma salonunun önünde bekliyordu.

Duruşmaya katılım:

Duruşmayı izlemeye yurtdışından gelen heyetler arasında Avrupa Gazeteciler Federasyonu (European Federation of Journalists, EFJ), Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (International Federation of Journalists, IFJ), Uluslararası Basın Ensttitüsü (International Press Institute, IPI), gazeteciler Tim Dawson, Marta Barcenilla Escaño, hukukçu Anna Adamska – Gallant vardı.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Medya ve Hukuk Derneği’nden (MLSA) gözlemliciler ve gazeteciler de takip etti.

Mahkeme salonu koşulları:

Mahkeme salonu yaklaşık 35 kişilikti. 3-4 kişi duruşmayı ayakta izledi.

Kürsüde mikrofon olmasına rağmen mahkeme başkanının ve savcının konuşmaları izleyicilerin bulunduğu bölümden güçlükle duyuldu.

Duruşma

Duruşma 10.42’de başladı. Yaklaşık 13 dakika sürdü.

Mahkeme başkanı ve duruşma savcısı bu duruşmada değişmişti. Daha önceki duruşmalarda mahkeme heyeti üyesi olan hakimlerden biri mahkemenin yeni başkanı olarak görev yapıyordu. Bu duruşmada mütalaasını vermesi beklenen savcının ise izinde olduğu belirtildi.

13. Standing - July 3, 2019


Duruşma, önceki celsede belirlendiği gibi 09.30’da başladı.

Yaklaşık 5 dakika süren duruşmaya, Eren Keskin ve Necmiye Alpay ile altı avukat katıldı.

Duruşmada, ilk olarak Eren Keskin söz alarak, beraatını istedi. Necmiye Alpay’da söz alarak beraatını talep etti.

Ardından söz alan Avukat Erdal Doğan, davanın çok uzadığını dile getirdi. Yargılanan herkesin beraatını talep etti. Doğan, dava ile düşünce ve ifade özgürlüğünün yargılandığının belirtti.

Duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasını hazırlayarak, mahkeme heyetine sunmak için ek süre talep etti.


Mahkeme heyeti, savcının süre talebini kabul etti.

Yargılamanın 28 Kasım 2019’da devam etmesine karar verildi.


Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın yapıldığı salon normal büyüklükteki bir duruşma salonuydu. SEGBİS için iki ayrı ekran kuruluydu. İzleyci, avukat ve sanıklar hakkında da oturma yerleri mevcuttu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı izleyen kimse olmadı.

Genel Gözlemler

Yaklaşık beş dakika süren duruşmada olağanüstü herhangi bir durum yaşanmadı.

12. Standing - April 10, 2019


Saat 10:25’te duruşmanın başlaması için mahkeme heyeti, tutuklu yargılanan imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’ya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanmak istedi.

Ancak Sancılı’nın tutulduğu Edirne Cezaevi’ne yapılan görüntülü aramaya cevap veren cezaevi görevlisi, “Sancılı’nın duruşmaya katılmak için kurumdan (cezaevi yerleşkesinden) ayrıldığını” söyledi.

Salonda yaşanan kısa süreli şaşkınlığın ardından mahkeme heyeti salondan ayrıldı. Yaklaşık 15 dakika sonra, saat 10.40’ta, tutuklu sanık Sancılı’nın adliye nezaretinde tutulduğu anlaşıldı. Sancılı saat 10.53’te kelepçeli bir şekilde mahkeme salonuna getirildi ve duruşma başladı.

Sancılı, dosyadaki dijital materyallerin kendisine ulaştırılmadığını ve bu nedenle inceleyemediğini söyledi. Tahliyesini talep etti.

Tutuksuz yargılanan Eren Keskin, “Bu gazetenin yayın yapmasını desteklemek için künyedeki genel yayın yönetmenliği hanesine ismimi yazdırdım, suç olduğunu da düşünmüyorum” diye konuştu.

Avukat Özcan Kılıç, imtiyaz sahibi Sancılı’nın başka bir davadan hüküm giydiğini ve “kaçma şüphesinin” ortadan kalktığını söyleyerek, bu davadan tahliyesini istedi.

Kılıç dosyadaki dijital inceleme raporlarına da değindi. Özgür Gündem Gazetesi’nin içinde bulunduğu altı katlı binanın tamamında arama yapıldığını, ancak binanın sadece ikinci katının Özgür Gündem Gazetesi’ne ait olduğunu söyleyen Kılıç “Kayyum her şeye el koyduğu için bu malzemeleri inceleyip kime ait olduğunu belirleyemiyoruz” dedi.

Kılıç ayrıca Eren Keskin’in İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyasının İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ana davayla birleştirilmesini talep etti; tek tek farklı mahkemelerde görülen tüm bu davaların gazetenin yayın politikası ile ilgili olduğunu ifade etti.

Kılıç’ın ardından, Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan söz aldı. Avukat Doğan, müvekkilinin evinde yapılan arama sonucu el konulan ve iddianamede sıralanan “malzemelerin” suç teşkil etmediğini ve tamamen yasal olduğunu söylerken, bu malzemeler arasında çok sayıda kitabın da sıralandığını ifade etti, “Bir yazarın evinde bu kitapların bulunması normaldir” dedi.

Duruşma savcısı, dosyanın geldiği aşama ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak Kemal Sancılı’nın tahliye edilmesini talep etti.

Duruşmaya karar için ara verildi.


Mahkeme, avukatların talebi üzerine Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin’in İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı dosyanın Özgür Gündem Ana Davasıyla birleştirilmesi talebini kabul ederek, bu konuda 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne müzekkere yazılmasına karar verdi.

Ayrıca 11 Mayıs 2018’den bu yana tutuklu bulunan ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başka bir davada hakkında verilen mahkumiyet kararı Ocak 2019’da kesinleşen Özgür Gündem Gazetesi İmtiyaz Sahibi Kemal Sancılı’nın, bu dava kapsamında tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmesine karar verildi.


Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sadece Eren Keskin katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşmanın saat 9:45’te başlaması öngörülüyordu. Önceki beş duruşmanın sarkması nedeniyle saat 10:25’te duruşma salonuna girildi. Ancak önce SEGBİS’le bağlanılmaya çalışılan tutuklu sanık Sancılı’nın cezaevinde değil, adliyede olduğu anlaşılması 15 dakika sürdü.

Sancılı saat 10:53’te duruşma salonuna getirildi ve duruşma başladı. Yedi dakika süren duruşmanın ardından saat 11:00’da karar için ara verildi. Saat 11:08’de karar açıklandı ve duruşma sona erdi.

11. Standing - Jan. 17, 2019


Saat 09:15’te başlayacağı duyurulan duruşma, önceki duruşmalardaki sarkma nedeniyle saat 09:35’te başladı.

Gazeteciler, gazetecilerien avukatları ve izleyiciler salona alındığında, mahkeme heyeti ve duruşma savcısı kürsüdeki yerini almıştı.

Mahkeme heyeti başkanı katılanları belirleyerek tutanağa geçirdikten sonra, dosyaya ilişkin gelişmeleri duyurdu.

Mahkeme Başkanı; İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, İnan Kızılkaya ve Kemal Saygılı hakkındaki dosyanın, bu yargılama ile irtibatı nedeniyle birleştirilmesi için onaylarını sorduğunu belirtti. Mahkeme heyeti başkanı, dosyanın geldiği aşama nedeniyle, yargılamanın söz konusu dosya ile birleştirilmesine onay vermediklerini açıkladı.

Soruşturma başladığı sırada el konulan materyallerinin yargılananlara iade edildiğini bildiren mahkeme heyeti başkanı, emniyetin dijital materyallerin incelenmesine ilişkin raporunun da geldiğini ifade etti.

Ardından Kemal Sancılı’nın tutuklu bulunduğu cezaevine SEGBİS bağlantısı yapıldı. Bağlantının beklendiği sırada mahkeme heyeti başkanı ve bir heyet üyesi, yer olmadığı için müştekilere ayrılan bölüme oturan avukat Erdal Doğan ile şakalaştı ve bir başka dava hakkında sohbet etti.

Ardından SEGBİS bağlantısı sağlanınca heyet başkanı, Sancılı’ya, dijital materyallerin incelenmesine ilişkin rapora karşı beyanının olup olmadığını sordu.

Cezaevine ulaşmadığı için raporu inceleme ve avukatlarıyla bu konuda görüşme fırsatı bulunmadığını söyleyen Sancılı, tutuklu kaldığı sürenin göz önüne alınarak tahliyesini talep etti.

Ardından avukatlar söz aldı. Avukat Özcan Kılıç; İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı için 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nce sorulan birleştirme görüşüne olumlu yanıt verilmesini talep etti.

Ardından dijital materyallerle ilgili beyanda bulunan Avukat Özcan Kılıç, henüz raporu inceleyemediklerini, çok hacimli bir rapor olduğunu belirterek, şu hususları bildirdi:

“Özgür Gündem Gazetesi’nin bulunduğu bina dört katlı ve gazete bu binanın sadece iki katında. Polis baskını gerçekleştiğinde binanın tamamı mühürlendi ve polis o binada gazete dışında bulunan 2-3 şirketteki bilgisayar ve dijital materyallere de el koydu. Dolayısıyla bu gelen raporda hangi bilgisayar ve dijital materyallerin Özgür Gündem’e ait olduğunu belirleyip, inceledikten sonra savunma yapacağız.”

Avukat Kılıç bu konuda mahkemeden süre istedi.

Özcan Kılıç, müvekkillerinden Kemal Sancılı’nın tutukluluğunun da artık infaza dönüştüğünü ifade ederek tahliyesini talep etti.

Daha sonra Necmiye Alpay’ın avukatı Adil Demirci dijital materyallerle ilgili raporda kendileriyle ilgili bir husus bulunmadığını, bu aşamada bir talepleri olmadığını dile getirdi.

Eren Keskin ve İnan Kızılkaya’nın avukatı Gülizar Tuncer de dijital materyallerin incelemesine ilişkin rapora ilişkin savunmalarını incelemelerini müteakiben yapacaklarını belirterek süre talep etti.

Ragıp Zarakolu ile Bilge Oykut Contepe’nin avukatı Sennur Baybuğa da bu aşamada bir talep ve beyanları olmadığını ifade etti.

Daha sonra söz alan Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan ise, yargılamanın müvekkilinin yaşamı üzerindeki olumsuz etkisinden söz ederek, şu ana kadar verdikleri dilekçelerin iddianameye yönelik savunmalarını içerdiğini belirtti ve “derhal beraat kararı” verilmesini talep etti.

Mahkeme heyeti daha sonra savcının mütalaasını alarak ara karar için duruşmaya ara verdi.


Mahkeme heyeti; Kemal Sancılı’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Karar; Sancılı’nın, adli kontrol tedbirini ihlal ederek, Yunanistan sınırında bir botta üç kişiyle birlikte yurt dışı kaçma hazırlığı sırasında yakalanması gerekçesine dayandırıldı.

Dijital materyallere ilişkin rapora karşı savunma yapabilmeleri için avukatlara süre tanınmasına karar verildi.

Mahkeme, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı hakkındaki birleştirme taleplerinin de avukatlarının beyanı dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesine karar verdi.

Yargılamanaın 10 Nisan 2019’da devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde herhangi bir basın açıklaması, destek ya da protesto gösterisi yapılmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunun fiziksel koşulları izleyiciler için yeterliydi ancak dokuz sanığın yargılandığı duruşmada savunma avukatlarına ayrılan bölüm yetersiz kaldı.

Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan, şikayetçi avukatlarına ayrılan tarafa, savunma avukatlarının karşısına oturdu. Bu durum mahkeme heyeti başkanı ve üyeler ile avukat Doğan arasında şakalaşmalara yol açtı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı yargılananlardan Aslı Erdoğan’ın annesi ile destek için gelen birkaç kişi ve gazetecilerden oluşan yaklaşık 15 kişi takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşmada herhangi bir gerginlik yaşanmadı. Duruşmayı izleyenlere ve duruşma salonunda dizüstü bilgisayar gibi aygıtların kullanımına sınırlama getirilmedi.

10. Standing - Oct. 10, 2018


Duruşma kimlik kontrollerinin yapılması ile başladı. Mahkeme Başkanı, duruşmaya katılanların bilgisinin duruşma öncesinde verilmesini, böylece zaman kaybedilmeyeceğini ifade edince sanık gazetecilerin avukatlarından biri itiraz etti.

Bunun üzerine mahkeme başkanı, “Alınganlık yapmayın. Biz burada yargılama yapıyoruz. Duruşmaya kimlerin geldiğini takip edecek değiliz” dedi. Duruşma boyunca, bu diyalog dışında herhangi bir tartışma yaşanmadı.

Mahkeme başkanı, dijital inceleme raporlarının klasör halinde dosyaya sunulduğunu ifade etti. Avukatlara bu raporların incelenip incelenmediğini sordu. Sanık avukatları raporu henüz inceleme fırsatı bulamadıklarını kaydetti.

Beyanlara geçildi. Tutuksuz yargılanan gazeteci İnan Kızılkaya, dijital inceleme raporlarını henüz incelemediğini, inceledikten sonra beyanda bulunacağını söyledikten sonra talebi olmadığını ifade etti.

Tutuksuz yargılanan yazar Necmiye Alpay’da raporları henüz incelemediğini söyledi ve “Diyeceğim bir şey yok” diyerek beyanını kısa tuttu.

Tutuksuz yargılanan Eren Keskin ise şunları söyledi:

“Eski beyanımı tekrar ediyorum. Yargılama Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelere ve anayasaya aykırıdır. İfade özgürlüğümüz ihlal edilmiştir. Kendi yazmamış olduğum bir yazı sebebiyle yargılanıyorum.”

Savunamalar sırasında tutuklu yargılanan Kemal Sancılı, Edirne F tipi Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) bağlantısı ile bekletiliyordu.

Mahkemenin kendisine söz vermesiyle, salonda bulunanlara selam ve saygılarını iletti. Öncelikle dijital inceleme raporlarının kendisine henüz ulaştırılmadığını bu yüzden inceleme fırsatının oluşmadığını ifade etti. Yazılı ve sözlü beyanını tekrar ettiğini fakat bir ekleme yapmak istediğini belirtti. Mahkeme heyetinin, basın kanunun 11. Maddesinin incelemesini talep ederek tahliyesini talep etti.

Avukat Özcan Kılıç, dijital inceleme raporlarının henüz incelemediklerini, incelemeyi yaptıktan sonra beyanda bulunacaklarını belirtti. Avukat Özcan Kılıç, dosyada sanık olmayan birçok insanın dijital eşyalarına el konulduğunu ve bu eşyaların kaybolduğunu, el konulan eşyaların akıbetini sorabilecek makam bulamadıklarını, İstanbul 5. Asliye Mahkemesine ve 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulunduklarını fakat sonuç alamadıklarını ifade ederek mahkemeden dijital materyallerin iadesini istedi.

Kılıç, Sancılı’nın uzun süredir tutuklu bulunduğunu, kaçarken yakalandığı için mahkemenin haklı gerekçeleri olduğunu fakat içerde bulunduğu sürenin infaza dönüştüğünü belirterek tahliyesini talep etti.

Kılıç, bunun dışında Eren Keskin’in yurt dışı yasağına değindi. İstanbul Baro Başkanı Adayı ve İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı olan Keskin’in çalışmalarını yapabilmesi için yurtdışı yasağının kaldırılmasını talep etti.

Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan, iddianameden sonra dosyaya giren dijital materyallerin yeni bir delil olarak nitelendirilmesinin Ceza Muhakemeleri Kanunu’na aykırı olduğunu ifade ederek incelemesi biten dijital materyallerin iadesini talep etti.

Diğer sanık avukatları, raporları ineceledikten sonra beyanda bulunacaklarını, bu aşamada bir diyeceklerinin olmadıklarını söylediler.

Eren Keskin avukatı Gülizar Tuncel, Eren Keskin için şunları söyledi:

“Eren Keskin 30 yıldır avukatlık yapan bir meslektaşımız. Ailesi, yakınları bu ülkede yaşıyor. Bu topraklardan ayrılacağı yok. Hakkında yürütülen soruşturmalar var. Bir yere gitmedi. Kendisi aynı zamanda baro seçimlerinde baro başkan adayıdır ve İnsan Hakları Derneği’nin eş başkanıdır. İnsan haklarının korunmasına yönelik faaliyetlerine devam edebilmesi için eş başkan olduğu derneğin uluslararası devlet ve kurumların panel, konferans gibi davetlerine katılma yönünde bir takım görev ve zaruretleri vardır. İnsan haklarıyla ilgili yürüttüğü çalışmaları bilgilendirme yükümlülükleri vardır. Sürdürdüğü avukatlık mesleğinde kamuoyunu aydınlatma görevi vardır. Bundan devlet hoşlanmayabilir ama bu bir sorumluluktur. Bütün bunları yapabilmesi için yurt dışı yasağının kaldırılmasına yönelik talebimizi tekrarlıyoruz.”

Mahkeme, ara karar için duruşmaya kısa bir süre ara verdi.


Mahkeme heyeti, kararında; Kemal Sancılı’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Eren Keskin hakkındaki yurtdışına çıkış yasağı şartının kaldırılmasına ve Filiz Koçali hakkındaki yakalama emrinin devamına karar verildi.

Yargılamanın 17 Ocak 2019 tarihli duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Yargılamanın onuncu duruşmasının 09.45’de başlayacağı duyurulmuştu. Ancak duruşma 10:30 sularında başladı. Duruşma, mahkemenin o gün göreceği duruşmalar listesinin üçüncü sırasındaydı.

Mahkeme salonuna sorun yaşanmadan girildi. Girişlerde kimlik sorulmadı.

Sanık avukatları, sanıklar ve davayı izleyecek gazeteciler duruşma salonu önündeydiler. Bekleme süreci boyunca sohbetler yapıldı. Giriş güvenliği dışında, bekleme salonunda kolluk görevlisi yoktu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin görüleceği duruşma salonu, katılımın da fazla olmadığı göz önüne alınırsa yeteri kadar büyüktü. Duruşmayı izlemek üzere salon dışında bekletilen olmadı. Salonda Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) bağlantısı için bir adet ekran kuruluydu.

Salonda; izleyiciler, avukatlar ve sanıklar için ayrı ayrı oturma yerleri vardı.

Duruşmaya Katılım

Salonda avukatlar, heyet ve sanıklar dışında 20 kişi kadar izleyici vardı. Duruşmaya, tutuksuz yargılanan Necmiye Alpay, Eren Keskin ve İnan Kızılkaya avukatları ile birlikte katıldı.

Aslı Erdoğan’ın annesi de duruşmayı izleyenler arasındaydı. Tutuklu yargılanan Kemal Sancılı ise duruşmaya, tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı.

Duruşmayı; Mezopotamya Ajansı, Evrensel Gazetesi, Cumhuriyet Gazetesi muhabirleri ile Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24) gözlemcileri izledi.

Duruşma günü, ayrıca Özgür Gündem Gazetesi’ne destek vermek amacıyla başlatılan nöbetçi genel yayın yönetmenliği kampanyasına katılan gazetecilerin duruşması da görüldü.

Genel Gözlemler

Duruşma 10-15 dakika sürdü. Tutuksuz yargılanan sanıklar ve avukatları beyanlarını kısa tuttu. SEGBİS bağlantısında sorun yaşanmadı. Ara karar için 5 dakika ara verildi. Duruşma tarihi ve saatinin uygun olup olmadığı sorulduktan sonra tarih kesinleştirildi.

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial (Indictment)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 10. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 11. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 12. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 13. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 14. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 15. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 15. Standing (Mütalaa)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 16. Standing (Minutes of the Hearing)

"Özgür Gündem Gazetesi" Ana Dava - (Ayrılan Dosya)

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin eş genel yayın yönetmeni Eren Keskin, kamuoyunda “Özgür Gündem Gazetesi Ana Davası” olarak bilinen yargılama kapsamında; gazeteciler İnan Kızılkaya ve Zana Bilir Kaya ile Yayın Danışma Kurulu üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Oykut Contepe ile birlikte yargılanıyordu.

Yargılamanın, 14 Şubat 2020 tarihinde görülen 16. duruşmasında; Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Bilge Oykut Contepe hakkında beraat kararı verildi. Keskin ile birlikte Zana Bilir Kaya ve İnan Kızılkaya ise duruşmada, esas hakkındaki mütalaa karşısında savunmalarını hazırlamak için ek süre talep etti. Talepleri kabul edildi.

Keskin, Kızılkaya ve Kaya hakkındaki yargılama dosyası, “Özgür Gündem Gazetesi Ana Dava” yargılama dosyasından ayrıldı.

Yargılamanın ayrılan dosya açısından birinci duruşması 15 Mayıs 2020 tarihinde görülecekti. Ancak, duruşma; koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi.

Yargılamanın ayrılan dosya açısından ikinci duruşması 9 Eylül 2020 tarihinde görüldü. Mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Yargılanan gazeteciler; Eren Keskin, Zana Bilir Kaya ve İnan Kızılkaya Adliye’deydi. Ancak, avukatları; duruşmaya katılmadı. Avukatlar, mahkemeye mazeret bildirdi.

Mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi. Yargılanan gazeteciler, duruşmaya katılmadı. Mahkeme heyeti, avukatların mazeretini kabul etti.

Yargılamanın ayrılan dosya açısından üçüncü duruşması, 24 Aralık 2020 tarihinde görüldü. Mahkeme heyetinin değiştiği gözlendi. Bu nedenle, önceki duruşmaların tutanakları okundu. Keskin ve Kızılkaya, duruşmaya avukatları ile birlikte katıldı. Mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Eren Keskin, hakkındaki yargılamanın genişletilmesini talep etti. Talep, reddedildi. Karar, “dosyadaki delil durumu” ve “dosyaya bir yenilik katmayacağı” gerekçesine dayandırıldı.

Mahkeme heyeti, mahkeme heyetinin asıl üyesinin babalık izninde olduğunu, yerine görevlendirilen üye hakimin dosyaya hakim olmadığını belirledi. Duruşma, bu nedenle ertelendi. Yargılanan gazetecilerin son sözlerinin bir sonraki duruşmada alınmasına karar verildi.

Davanın, 15 Şubat 2021 tarihinde görülen dördüncü duruşmasında mahkeme heyeti kararını açıkladı. Gazetecilerin alınmadığı duruşmada mahkeme heyeti, Şebnem Korur Fincancı, Erol Önderoğlu ve Ahmet Nesin’in İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı “Özgür Gündem Nöbetçi Yayın Yönetmenleri” dava dosyasındaki birleştirme talep yazısının dosyaya geldiğini belirtti. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyanın karar aşamasına geldiğini göz önüne alarak, talebi reddetti.

Duruşmada Eren Keskin ve avukatları esas mütalaaya karşı, son sözlerini söyledi. Keskin’in son sözleri Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alındı.

Mahkeme heyeti, Eren Keskin’e 5 yıl hapis cezası verdi. Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 5. Maddesi kapsamında ceza yarı oranında arttırılarak 7 yıl 6 aya çıkarıldı. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 62/1. Maddesi kapsamında cezadan 1/6 oranında indirim yapılarak, 6 yıl 3 aya indirildi.

Eren Keskin için de yurt dışı yasağı şeklinde adli kontrol kararı konuldu.

Eren Keskin’e hakkında “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçundan beraat kararı verildi.

4. Standing - Feb. 15, 2021


10:00’ta başlaması beklenen duruşma 15 dakika gecikme ile başladı. Yargılanan Özgür Gündem Gazetesi Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin ve gazetenin Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile avukatları duruşmada hazır bulundu. Covid-19 önlemleri kapsamında gazeteciler duruşmaya alınmadığı için izlenim yapılamadı. Duruşma SEGBİS ile kayıt altına alındı.
Şebnem Korur Fincancı, Erol Önderoğlu ve Ahmet Nesin’in İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı “Özgür Gündem Nöbetçi Yayın Yönetmenleri” dava dosyasındaki birleştirme talep yazısının dosyaya geldiği görüldü. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyanın karar aşamasına geldiğini göz önüne alarak, talebi reddetti.

Duruşmada Eren Keskin ve İnan Kızılkaya ile avukatları esas mütalaaya karşı, son sözlerini söyledi. Keskin ve Kızılkaya’nın son sözleri Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alındı.


5 dakikadan daha az süren duruşma için mahkeme heyeti karar için ara verdi. Mahkeme heyeti, İnan Kızılkaya ve Eren Keskin’e 5’er yıl hapis cezası verildi. Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 5. Maddesi kapsamında ceza yarı oranında arttırılarak 7 yıl 6 aya çıkarıldı. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 62/1. Maddesi kapsamında cezadan 1/6 oranında indirim yapılarak, 6 yıl 3 aya indirildi.

Kararda, İnan Kızılkaya hakkında var olan yurt dışı yasağı şeklinde adli kontrol tedbirinin devamına karar verildi. Eren Keskin içinde yurt dışı yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Mahkeme, İnan Kızılkaya yönünden “Örgüt propagandası yapmak”, “Suç işlemeye alenen teşvik”, “Suçu ve suçluyu övmek”, “Halkı öldürmeye tahrik etmek”, “Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” ve “Terör örgütlerinin yayınlarını basmak ve yayınlamak” suçlarından karar vermeye yer olmadığına hükmetti.

Mahkeme, Zana Bilir Kaya’nın “Terör örgütü üyesi olmak” suçlamasından beraatine karar verdi. “Terör örgütü propagandası yapmak” suçunda ise Kaya’ya 1 yıl 4 ay hapis cezası verildi. Basın-yayın yolu ile suç işlendiği gerekçesi ile ceza yarı oranında arttırılarak 1 yıl 12 aya çıkarıldı. TCK’nın 43. Maddesi kapsamında ¼ oranından artırım yapılarak ceza 1 yıl 18 aya çıkarıldı.

Eren Keskin, İnan Kızılkaya ve Zana Bilir Kaya “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçundan beraatlerine karar verildi. Kaya’nın yurt dışı yasağı şeklindeki adli kontrol kararına devamına karar verildi.


Duruşma Öncesi

Covid-19 pandemisi kapsamında adliye girişinde avukat ve yurttaşların giriş ve çıkışları bariyerlerle ayrılmıştı. Adliye girişinde yurttaşların, avukatların ve gazetecilerin HES kodu okutuldu. Ateş ölçümü yapıldıktan sonra ve X-Ray cihazından geçirilerek adliyeye giriş yapıldı. Duruşma salonunun bulunduğu kat bariyerlerle kapatılmıştı. Duruşmaya gazeteciler alınmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmaya gazeteciler ve izleyiciler alınmadığı için izlenim yapılamadı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı izlemek için MLSA ve Af Örgütü adliyeye geldi.

3. Standing - Dec. 24, 2020


Saat 10.00’da başlaması gereken duruşma, bir saat gecikmeyle, saat 11.00’da başladı. Mahkeme heyetinin değiştiği gözlendi. Bu nedenle, önceki duruşmaların tutanakları okundu.

Yargılanan gazeteciler Eren Keskin ve İnan Kızılkaya, duruşmaya; avukatları Ercan Kanar, Özcan Kılıç, Sercan Korkmaz, Abdullah Bişanoğlu, Elif Taşdöğen, Emrah Baran, İnan Poyraz, Jiyan Kaya, Jiyan Tosun, Davut Arslan, Vedat Ece, İnan Payraz ve Gülizar Tuncer ile birlikte katıldı.

Mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Savunmaların, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alınmasına karar verildi.

Bu nedenle, duruşmaya ilişkin detaylar, duruşma tutanağından öğrenilebildi. Buna göre, Eren Keskin, hakkındaki yargılamanın genişletilmesine ilişkin talebi reddedildi. Karar, “dosyadaki delil durumu” ve “dosyaya bir yenilik katmayacağı” gerekçesine dayandırıldı.

Mahkeme heyeti, ara kararını, duruşmaya ara vermeden açıkladı.


Mahkeme heyeti, mahkeme heyetinin asıl üyesinin babalık izninde olduğunu, yerine görevlendirilen üye hakimin dosyaya hakim olmadığını belirledi. Duruşma, bu nedenle ertelendi.

Yargılanan gazetecilerin son sözlerinin bir sonraki duruşmada alınmasına karar verildi.

Yargılamanın, 15 Şubat 2021 tarihinde görülecek dördüncü duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Koronavirüs karşısında alınan önlemler kapsamında, adliyeye; tek sıra halinde girilebildi. Bu düzen, bariyerlerle sağlandı. Ateş ölçümü ve X-Ray taraması yapıldı. Ayrıca, Hayat Eve Sığar uygulamasından elde edilecek kodun kontrolü de yapıldı.

Sağlık Bakanlığı, koronavirüs pandemisi karşısında alınan önlemler kapsamında geliştirdiği Hayat Eve Sığar uygulaması ile kişisel kod üretilebiliyordu. Kod, kişinin; koronavirüs ile temasını, hastalık durumunu arşivliyor ve saklıyordu. Adalet Bakanlığı da kod uygulamasını yürürlüğe sokarak, pandemi ile teması olan kişilerin adliyelere girmesinin önüne geçmeyi planladı.

Adliyede, duruşma salonunun bulunduğu kat, bariyerlerle kapatılmıştı. Mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin verilmedi. Bu nedenle, duruşma salonuna ilişkin gözlem yapılamadı.

Duruşmaya Katılım

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24) gözlemcileri ile Mezopotamya Ajansı muhabiri, duruşmayı takip etmek için adliyedeydi. Ancak, mahkeme başkanı; gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.
Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlar ise savunma yapmak için duruşma salonuna girebildi.

Genel Gözlemler

Gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin verilmedi. Bu nedenle, yargılamanın sekizinci duruşmasına dair gözlem yapılamadı.

2. Standing - Sept. 9, 2020


Mahkeme heyeti, duruşmanın başlaması gereken saatte yerini aldı.

Mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Yargılanan gazeteciler; Eren Keskin, Zana Bilir Kaya ve İnan Kızılkaya salondaydı. Ancak, avukatları; duruşmaya katılmadı. Avukatlar, mahkemeye mazeret bildirdi.


Mahkeme heyeti, avukatların mazeretini kabul etti.

Yargılamanın, 24 Aralık 2020 tarihinde görülecek üçüncü duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Yurttaşlar ve avukatlar, adliyeye; koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında birbirinden bariyerlerle ayrılmış bölümlerden girdi.

Yine, pandemi önlemleri kapsamında; adliyeye, ateş ölçümü yapıldıktan sonra girilebildi. X-Ray cihazından da geçildi.

Duruşma salonunun bulunduğu kat bariyerlerle kapatılmıştı.

Mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma, küçük bir salonda görüldü.

Mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Bu yüzden, duruşma salonuna ilişkin gözlem yapılamadı.

Duruşmaya Katılım

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24) gözlemcileri ve milletvekilleri duruşmayı izlemek için adliyeye geldi.

Ancak, mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Genel Gözlemler

Mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Bu yüzden, duruşmaya ilişkin gözlemleme yapılamadı.

1. Standing - May 15, 2020


Duruşma; koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi.

Yargılamanın ayrılan dosya açısından ikinci duruşmasının 9 Eylül 2020 tarihinde görülmesine karar verildi.

"Özgür Gündem Gazetesi" Ana Dava - (Ayrılan Dosya) 2. Standing (Minutes of the Hearing)

"Özgür Gündem Gazetesi" Ana Dava - (Ayrılan Dosya) 3. Standing (Minutes of the Hearing)

"Özgür Gündem Gazetesi" Ana Dava - (Ayrılan Dosya) 4. Standing (Minutes of the Hearing)

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial

The Istanbul 8th Criminal Court of Peace “temporarily” shut down the newspaper Özgür Gündem on August 16, 2016. Previously, in order to support the newspaper in the face of mounting pressure, the “Editor-in-chief on Watch” campaign had been launched on May 3, 2016, whereby prominent individuals took turns as the editor-in-chief of the newspaper. The campaign had become necessary after lawsuits were filed against the newspaper’s co-editors-in-chief Eren Keskin and Hüseyin Aykol, and its managing editor İnan Kızılkaya.

The campaign ended on August 7, 2016. Özgür Gündem was permanently shut down by Decree Law no. 675 on October 29, 2016.

Eren Keskin, the co-executive editor of the now-closed Özgür Gündem newspaper, was a defendant in 122 separate investigations and court cases launched over the publications of the newspaper.

Eren Keskin, the co-executive editor of the now-closed Özgür Gündem newspaper, was included in several investigations launched concerning the writers and co-executive editors of the newspaper.

In investigations, Keskin was accused over the news items and articles published in the newspaper’s issues between November 2015 and March 2016. The entirety of the news items and articles, which formed the basis of accusations for Keskin, was published prior to the “Editors-in-Chief on Watch” campaign organised to act in solidarity with the newspaper.

Keskin was not detained as part of the investigation. She was called to the prosecutor’s office to give testimony. According to the indictments, Keskin stated in her testimonies dated 21 January 2016, 17 March 2016 and 23 March 2016 during the investigation process that the newspaper’s Ankara liaisons were contacted by the newspaper’s co-executive editor Hüseyin Aykol, who resided in Ankara. She added that the newspaper was being published in Ankara, and she coordinated the publication in Istanbul. Keskin said, “As we do not think the contents of the news reports contain propaganda materials, we include them in the newspaper and we publish them”.

An investigation was launched concerning Keskin over the news items and articles published in 16 separate issues of the newspaper. However, the indictments concerning Keskin indicated that she gave fewer defensive statements at the prosecutor’s office.

16 separate indictments were prepared concerning Keskin between February 2016 and June 2016.

16 separate indictments concerning Eren Keskin, the co-executive editor of the now-closed Özgür Gündem newspaper, were completed by the Chief Public Prosecutor’s Office of Istanbul on various dates between February 2016 and June 2016.

The indictments were prepared by two prosecutors from the Chief Public Prosecutor’s Office of Istanbul.

All of the indictments also included Reyhan Çapan, the managing editor-in-chief of the newspaper, as a defendant. All indictments concerning Hüseyin Aykol, the co-executive editor of the newspaper, Reyhan Hacıoğlu, the editor of the newspaper and Ayşe Berktay, Nuray Özdoğan, Celalettin Can, Ayşe Batumlu and Filiz Koçali, writers of the newspaper included Keskin and Çapan as defendants. 16 indictments prepared concerning the mentioned journalists were merged.

The first two indictments that included Eren Keskin as a defendant were completed on 2 February 2016. Both of the two indictments included Reyhan Çapan, the managing editor-in-chief of the newspaper, as a defendant.

The two indictments cited as evidence the news reports published in the newspaper on 9 January 2016 and 11 January 2016. The indictment listed the news reports and their content with the headlines, Ölüm Ablukasını Kıracağız [We Will Break the Blockade of Death], Devlet İmralı’da Psikolojik Savaş Yürütüyor [The State Wages Psychological Warfare at İmralı], İnsanlık Kar Altında [Humanity Covered in Snow], Ablukaya Karşı Kesintisiz Direniş [Nonstop Resistance Against the Blockade], PKK: Söz Veriyoruz [The PKK: We Promise], Gerillalar: Hiçbir Teknik Direnişi Yenemez [Guerrillas: No Method Can Beat the Resistance], Çatışma Değil İnfaz [Not A Clash: An Execution], Tecridin Yansıması Katliamlardır [The Result of Isolation is Massacres] and 12 Kurşun 12 İnfaz [12 Bullets, 12 Executions].

The third indictment concerning Keskin was completed on 8 February 2016. The indictment included Hüseyin Aykol, the co-executive editor of the newspaper, as a defendant along with Keskin and Çapan.

The indictment cited as evidence the news items and articles published in the newspaper’s 13 November 2016 issue. The indictment listed the news reports and their content with the headlines, Botan’ın Evlatları Baharı Getirecek [The Children of Botan Usher in Spring], Gülüşleriyle Yaşamı Aydınlatan Kadınlar [Women Whose Smiles Brighten Life], 9 Şehit Derik’e Uğurlandı [9 Martyrs Bid on Their Way to Derik], Cenazeyi Taradılar [They Strafed the Funeral], Cizir Tehdide Boyun Eğmez [Cizir Will Not Surrender to Threats], Her Yeri Botan’a Çevireceğiz [We Will Make Everywhere into Botan] and Kimin Kime Diz Çöktüreceğini Göreceğiz [Who Will Fall on Their Knees: We Will See].

The fourth indictment concerning Keskin was completed on 11 March 2016. The indictment included Hüseyin Aykol, the co-executive editor of the newspaper, Reyhan Hacıoğlu, the editor of the newspaper and Ayşe Berktay and Nuray Özdoğan, the writers for the newspaper as defendants along with Keskin and Çapan.

The indictment cited as evidence the news items and articles published in the newspaper’s 16 November 2015 issue. The indictment listed news reports with the headlines, Halk Kahramanlarını Uğurladı [The People Bid Farewell to Their Heroes], AKP Barbarlıkta DAİŞ Çeteleri ile Yarışıyor [AKP Competes with ISIS Gangs in Barbarity], Özgürlük Sarısı Şengal’in Köylerinde [The Yellow of Freedom in Villages of Sinjar] and YPG: Teröre Karşı Yanınızdayız [YPG: We Stand By You Against Terrorism].

The indictment charged newspaper’s writer Nuray Özdoğan over her article with the headline, Cizre: Direnişin Kadim Kenti [Cizre: The Ancient City of Resistance].

The indictment cited as evidence Ayşe Berktay’s article with the title Barışı ve Huzuru İrademize Sahip Çıkarak Kuracağız [We Will Build Peace and Harmony by Protecting Our Will] for the accusations concerning her.

The indictment charged Reyhan Hacıoğlu over her article with the headline, Mirabellerden Arinlere: Erkek Şiddetine Karşı Özsavunmaya [From the Mirabal Sisters to Arins: Self-Defence Against Male Violence] and İnsanlığın Umudu YPJ [YPJ: Humanity’s Hope].

The fifth indictment concerning Keskin was completed on 23 March 2016. The indictment listed the news items and articles published in the newspaper’s 24 February 2016 issue. The indictment cited as evidence the news items and articles with the headlines, Gever Konuştu: İşgalçi Gidecek [Gever: “The Invader Will Leave”], Hazex’in İradesi Zafer Kazanacak [The Will of Hazex Will Be Victorious], YPS’den Yine Büyük Darbe [Another Blow by the YPS], Çocukları Direnişle Yaşatalım [Let Us Keep Children Alive With Resistance] and Mücadelenin Adı Sur Direnişi [The Name of the Struggle is the Sur Resistance].

The sixth indictment concerning Keskin was completed on 24 March 2016. The indictment listed the news items and articles published in the newspaper’s 26 January 2016 issue. The indictment cited as evidence the news items and articles with the headlines, Cizir’de Bir Bodrum Katında Can Çekişen 25 Yaralı Sivilin Son Mesajı: Binayı Üzerimize Yıktılar. Nefes Alamıyoruz [Final Communication from 25 Injured Civilians Near Death in a Basement Floor in Cizir: They Knocked the Building on Top of Us. We Cannot Breathe], Açlık Grevine Giriyoruz [We Are Going on a Hunger Strike], Kürt Soykırımı; Avrupa ve ABD [The Kurdish Genocide: Europe and the USA], Sen Sustukça Her Ölüm Bir İnfazdır [Every Death Is an Execution If You Keep Silent] and Botan’dan Kürdistan’a, Daha Ne Kadar Susacaksınız [From Botan to Kurdistan, How Much Longer Will You Keep Silent].

The seventh indictment concerning Keskin was completed on 25 March 2016. The indictment listed the news items and articles published in the newspaper’s 18 March 2016 issue. The indictment cited as evidence the news items and articles with the headlines, Amed’in Göbeğine Tank Yığını [Pile of Tanks in the Centre of Amed], Her Eve Bir Top Güllesi [One Cannon Shell for Each House], YPS 27 Asker ve Polis Öldürüldü [YPS: 27 Soldiers and Police Were Killed] and Nevroz Ateşini İsyana Dönüştüreceğiz [We Will Turn the Fire of Newroz into a Rebellion].

The eighth indictment concerning Keskin was completed on 28 March 2016. The indictment listed the news items and articles published in the newspaper’s 10 February 2016 issue. The indictment cited as evidence the news items and articles with the headlines, Hesap Günüdür [It Is the Day of Reckoning], Halk Yürürse İktidar Yıkılır [The Goverment Will Collapse if the People March], Direnmekten Başka Yol Yok [No Other Way But To Resist], Katliamcı Rejim Suçunu Gizliyor [The Murderous Regime Hides Its Crime], YPS’den Devlet Güçlerine Darbe [Blow by the YPS Against State Forces] and Katliama Öfke Büyüyor [Rage Against the Massacre Grows].

The ninth indictment concerning Keskin was completed on 29 March 2019. The indictment listed the news items and articles published in the newspaper’s 27 January 2016 issue. The indictment cited as evidence the news items and articles with the headlines, Her Yer Cizre, Her Sur [Everywhere is Cizre, Everywhere is Sur], Kobane Ruhu Hendeklerde [The Spirit of Kobane in the Trenches] and Cizir İçin Her Alan Bir Direniş Mevzisi Olmalı [Every area in Cizir Should be a Site for Resistance].

The tenth indictment concerning Keskin was completed on 20 March 2016. The indictment listed the news items and articles published in the newspaper’s 4 February 2016 issue. The indictment cited as evidence the news items and articles with the headlines, Kim Bu Katiller [Who Are These Killers], Kürdistan Şehidin Uğurladı [Kurdistan Bids Farewell to Its Martyr], Cizre’deki İnfaz Timleri Kim? [Who Are the Execution Teams in Cizre?], Sur için Yaşam için Direniş [Resistance for Sur Resistance for Life] and Direnişin Adı Genç Kadın [The Name of the Resistance is the Young Woman].

The eleventh indictment concerning Keskin was completed on 20 April 2016. The indictment listed the news items and articles published in the newspaper’s 16 January 2016 issue. The indictment cited as evidence the news items and articles with the headlines, Ahlaksız Savaşa Karşı Tek Cephe [A Single Front Against the Immoral War], Bizim İrademiz Sizin Tanklarınızı Yenecek [Our Willpower Will Defeat Your Tanks] and Erdoğan Bu Savaşın Altında Kalacak [Erdoğan Will Be Trapped Under This War].

The twelfth indictment concerning Keskin was completed on 25 April 2016. This indictment included Celalettin Can, whose article was published in the newspaper, as a defendant along with Keskin and Çapan. The indictment listed the news items and articles published in the newspaper’s 7 February 2016 issue. The indictment listed the news items and articles with the headlines, Şeref Yolunda Şehit Düştüler [Martyred on Honour’s Path], Cizir 56 Gündür Direniyor [Cizir Resisting for 56 Days], YPS: 22 Çeteci Öldürüldü [YPS: 22 Gang Members Killed] and Her Yer Kürdistan Her Yer Barikat [Everywhere is Kurdistan, Barricades are Everywhere].

The indictment charged Celalettin Can over the article with the headline, Gün Direnme, Hakkını Kullanma Günü [The Day Has Come To Resist and Use Your Rights].

The thirteenth indictment concerning Keskin was completed on 25 April 2016. The indictment included Filiz Koçali as a defendant along with Keskin and Reyhan Çapan. The indictment listed the news items and articles published in the newspaper’s 8 March 2016 issue. The indictment cited as evidence the news items and articles with the headlines, Oremar’da 26 Asker Öldürüldü [26 Soldiers Killed in Oremar], Kürdistan Özgürlük Meşaleleri, Özyönetim Onur Şelaleleri [The Freedom Torches of Kurdistan, Honour Cascades of Self-Government], Barikatların Ardında 8 Mart [8 March Behind Barricades] and PJAK’tan 8 Mart Mesajı Serhildana [8 March Message from PJAK: To The Uprising].

The indictment charged Filiz Koçali over her article with the headline, Korkun Bizden Bahar Geliyor [Be Afraid of Us: Spring Is Coming].

The fourteenth indictment concerning Keskin was completed on 27 May 2016. The indictment included Ayşe Batumlu as a defendant along with Keskin and Çapan. The indictment listed news items and articles published in the newspaper’s 2 March 2016 issue. The indictment cited as evidence the news items and articles with the headlines, YPS-Jin Direnişi Yükseliyor [YPS-Jin Resistance Rises], Yürekler Sur ile Atıyor [Hearts Beat With Sur], Botan Sizinle Gurur Duyuyor [Botan Is Proud of You] and Kobani Ruhuyla Serhildan Günü [Uprising Day in the Spirit of Kobane].

The indictment charged Ayşe Batumlu over the article, O Küllerden Yeniden Doğacak Özgür Kadınlar [Those Free Women Who Will Be Reborn From Their Ashes].

The fifteenth indictment concerning Keskin was completed on 13 June 2016. The indictment listed the news items and articles published in the newspaper’s 19 January 2016 issue. The indictment cited as evidence the news items and articles with the headlines, Saraların, Sevelerin Özgürlük Ruhundan Korkuyorlar [They Are Afraid of the Spirits of Freedom of Saras and Seves], Aynı Yolda Sonsuzlaşan 2 Yoldaş [Two Comrades Eternalised on the Same Path] and Cizir’den Kürdistanlılara Direniş Çağrısı [Call for Resistance from Cizir to People of Kurdistan].

The sixteenth indictment concerning Keskin was completed on 27 June 2016. The indictment included Hüseyin Aykol, the co-executive editor of the newspaper, as a defendant along with Keskin and Çapan. The indictment listed the news items and articles published in the newspaper’s 7 March 2016 issue. The indictment cited as evidence the news items and articles with the headlines, Ferman Saray’ın Serhildan Bizim [The Palace May Give Out Orders, We Rise Up], Diz Çökmediler Boyun Eğmediler [They Did Not Kneel, They Did Not Bow] and Biz Kazandık Düşman Yenildi [We Won and the Enemy Is Defeated].

The merged indictments charged Eren Keskin and Reyhan Çapan with “legitimising and praising the acts and activities of the PKK/KCK terrorist organisation members”, “depicting security officers as people who randomly kill people and disturb the peace”, and “praising and inciting armed attacks and pressure against security officers and all persons and groups, who do not share their opinion” over the news reports and articles that were cited as evidence.

The indictments asserted that the publishing of this content “cannot be evaluated to fall within the scope of freedom of thought and expression or freedom of the press”.

Some of the indictments asserted that “for the recognition of the rights of the press to disseminate, criticise and interpret information, the information should be factual and current, and its disclosure should be to the public’s interest and benefit”. Some of the indictments claimed:

“If criticism contains unnecessary and unbeneficial statements, attributions or interpretations and uses language and expressions that generate hostility and doubt in an ordinary reader or contains defamatory, insulting and derogatory statements, the balance between the subject and expression is disrupted. The article or criticism thus becomes unlawful.”

The indictments asserted that Keskin was responsible for all the news reports and articles due to her position as managing editor-in-chief of the newspaper. This claim was grounded on Article 11 of the Press Law. According to the article, “if the author is unknown, the editor-in-chief or the person he/she reports to holds criminal liability”.

The 16 indictments charged Keskin with “terrorist organisation propaganda” in accordance with Article 7/2 of the Law on Anti-Terrorism. The prosecution demanded that Keskin be sentenced to imprisonment of between one year and five years.

The indictment also charged Keskin with “publicly inciting people to commit crime” in accordance with Article 214/1 of the Turkish Penal Code. The prosecution demanded that Keskin be sentenced to imprisonment of between six months and five years for this charge.

The indictment charged Keskin with “praising offences and offenders” in accordance with Article 215/1 of the Turkish Penal Code. The prosecution demanded that Keskin be sentenced to imprisonment of up to two years for this charge.

In total, the prosecution demanded that Keskin be sentenced to imprisonment of between eighteen months and 12 years.

It was also demanded that Keskin “be deprived of the enjoyment of certain rights” in accordance with Article 53 of the Turkish Penal Code.

16 separate indictments concerning Keskin along with co-executive editors and writers of the newspaper were merged and accepted by the 14th High Criminal Court of Istanbul.

The trial of Eren Keskin, the co-executive editor of the now-closed Özgür Gündem newspaper, and the writers and managers of the newspaper commenced with the first hearing at the 14th High Criminal Court of Istanbul on 26 May 2016.

Along with Keskin, Reyhan Çapan, the managing editor-in-chief of the newspaper and Ayşe Berktay and Nuray Özdoğan, writers for the newspaper, attended the hearing with their attorneys.

In her defensive statement at the first hearing, Eren Keskin stated that she voluntarily served as the executive editor of Özgür Gündem newspaper for three years. She stated that she did not think the content of the articles and news reports contained propaganda material, and that they only expressed their opinions. Keskin rejected the delaying of the pronouncement of a possible judgment.

The court ruled that an order be issued for Hüseyin Aykol, who resided in Ankara, to give his defensive statement in Ankara.

The second hearing of the trial took place on 29 September 2016. The panel of judges had changed at this hearing. Keskin did not attend the hearing. The court ruled that Hüseyin Aykol and Nuray Özdoğan be exempted from the hearings, meaning their mandatory attendance to hearings was lifted.

The third hearing of the trial took place on 13 October 2016. One member of the panel of judges, who was present at the second hearing, had changed. Keskin stated the following at this hearing:

“There are 104 lawsuits over articles that we did not write. If the rulings are finalised, we will be sentenced for life. I find that this situation not only contradicts the freedom of expression, but is also laughable”

Keskin rejected the delaying of the pronouncement of a possible judgment.

The prosecutor for the hearing demanded that the case file be sent to the prosecutor’s office for the opinion of the prosecution as to the accusations to be prepared. The demand was accepted, and the hearing was adjourned.

The fourth hearing of the trial took place on 1 December 2016. The panel of judges had changed at this hearing. The prosecutor for the hearing demanded that the indictments concerning Reyhan Çapan which were previously completed, and contained the same allegations with the present case file to be merged. Çapan’s attorney Sercan Korkmaz demanded additional time to prepare defensive statements against the indictments, the merger of which was demanded. The demand was accepted, and the hearing was adjourned.

The fifth hearing of the trial took place on 9 March 2017. The panel of judges had changed once again. The court ruled to wait for the merging of the defendants’ case files to be completed. The hearing was adjourned.

The sixth hearing of the trial took place on 28 June 2017. One member of the panel of judges had changed. The prosecutor for the hearing demanded that the case file be sent to the prosecutor’s office for the opinion of the prosecution as to the accusations to be prepared. The demand was accepted, and the hearing was adjourned.

The seventh hearing of the trial took place on 26 October 2017. One member of the panel of judges had changed. The prosecutor for the hearing presented the opinion of the prosecution as to the accusations at this hearing.

The opinion of the prosecution charged Eren Keskin with “terrorist organisation propaganda” in accordance with Article 7/2 of the Law on Anti-Terrorism. The prosecution demanded that Keskin be sentenced to imprisonment of between one year and five years. However, the opinion of the prosecution asserted that Keskin committed the crime “by means of the media”. The prosecution thus demanded that the imprisonment sentence be increased by half in accordance with the second subsection of Article 7/2 of the Law on Anti-Terrorism. The prosecution thus demanded that Keskin be sentenced to imprisonment of between eighteen months and seven years and six months. However, the opinion of the prosecution asserted that the crime was committed “consecutively”. It was thus demanded that Keskin’s sentence be increased by between a quarter and three-quarters in accordance with Article 43 of the Turkish Penal Code.

In total, the opinion of the prosecution demanded that Keskin be sentenced to imprisonment of between 22 months and 15 days and 13 years, one month and 15 days.

The opinion of the prosecution did not charge Keskin with “publicly inciting people to commit crime” and “praising offences and offenders” with which she was charged in the indictment.

The opinion of the prosecution demanded the same prison sentences on the same charges for Reyhan Çapan and Hüseyin Aykol.

The opinion of the prosecution demanded that Ayşe Berktay, Reyhan Hacıoğlu, Nuray Özdoğan, Celalettin Can and Ayşe Batumlu be acquitted on the grounds of “holding no liability under the Press Law”.

Attorney Özcan Kılıç demanded additional time to prepare defensive statements against the opinion of the prosecution as to the accusations. The demand was accepted, and the hearing was adjourned.

The eighth hearing of the trial took place on 15 March 2018. The panel of judges had changed at this hearing. Attorney Özcan Kılıç demanded additional time to prepare defensive statements once again on the grounds of the case file being extensive. The demand was accepted, and the hearing was adjourned.

The ninth hearing of the trial took place on 7 May 2018. One member of the panel of judges had changed. Attorney Özcan Kılıç demanded that the case file concerning Eren Keskin be merged with the case file of the trial concerning Keskin underway at the 23rd High Criminal Court of Istanbul. Keskin gave the following defensive statement at the hearing:

“I am an advocate of human rights. I am the co-chairperson of the Human Rights Association. Özgür Gündem newspaper was repeatedly shut down and its managers were assassinated. I requested my name to be written on the newspaper’s publication record in 2013. However, I did not actually participate in its activities. To this date, I was sentenced to imprisonment and judiciary fines. I am currently being tried at the 23rd High Criminal Court of Istanbul facing a life sentence.”

Attorney Özcan Kılıç demanded additional time to prepare defensive statements on the grounds of the case file being extensive. The demand was accepted, and the hearing was adjourned.

The tenth hearing of the trial took place on 9 July 2018. The panel of judges had not changed at this hearing. Keskin gave the following defensive statement at this hearing:

“I have never seen any weapons in my life except the weapons carried by the police. However, I am being prosecuted on the allegations that I am a terrorist. I was previously sentenced to imprisonment of 12 and a half years. I know that this court will sentence me too. It is obvious that the judiciary is not independent. History will be the judge of those who now govern Turkey. I will continue applying to the European Court of Human Rights.”

Keskin’s attorney Özcan Kılıç gave the following defensive statement:

“As of the last months of 2015 and with the peace process coming to an end, lawsuits against Keskin started to be filed. Within one year, 140 lawsuits were filed. According to the Press Law, if the author is known, he/she holds responsibility. Keskin serves as the co-executive editor of the newspaper symbolically. Hüseyin Aykol resides in Ankara. He is in the same situation.”

Attorney Özcan Kılıç stated that the content which formed the basis of the accusations “fell within the scope of freedom of expression in accordance with rulings of the European Court of Human Rights and the Constitutional Court”. Stating that these rulings were binding, attorney Kılıç demanded his client’s acquittal.

The eleventh hearing of the trial took place on 9 October 2018. The panel of judges had changed at this hearing. Attorney Özcan Kılıç demanded that the case file concerning Eren Keskin be merged with the case file of the trial being carried out at the 23rd High Criminal Court of Istanbul. The hearing was adjourned to receive the opinion of the 23rd High Criminal Court of Istanbul on the case merger request. The court also demanded the publication and copyright records of the now-closed Özgür Gündem newspaper from the Press Crimes Investigation Bureau of the Chief Public Prosecutor’s Office of Istanbul.

The twelfth hearing of the trial took place on 28 March 2019. It was announced that the Investigation Bureau of the Chief Public Prosecutor’s Office of Istanbul had sent the previously requested documents. The hearing was adjourned to receive the opinion of the 23rd High Criminal Court of Istanbul on the case merger request.

The thirteenth hearing of the trial took place on 8 May 2019. The panel of judges had changed once again. It was announced that the 23rd High Criminal Court of Istanbul had rejected the request to merge the case file concerning Eren Keskin. Keskin’s attorney Özcan Kılıç stated the court may insist on its request.

Attorney Özcan Kılıç demanded additional time to prepare the final defensive statements. The demand was accepted, and the hearing was adjourned.

The fourteenth hearing of the trial took place on 21 May 2019. Keskin attended the hearing. She stated that the news items and articles, which formed the basis of the accusations, fell within the scope of freedom of the press and speech.

The court ruled that Eren Keskin be sentenced to imprisonment of two years on the charge of “terrorist organisation propaganda” in accordance with Article 7/2 of the Law on Anti-Terrorism. The court ruled that the crime “was committed by means of the media”. The court thus increased the sentence by half, and sentenced Keskin to imprisonment of three years. The court also ruled that “the crime was committed consecutively”. The sentence was increased further and Keskin was sentenced to imprisonment of four years and six months. Keskin’s imprisonment sentence was reduced by one sixth due to Keskin’s “good conduct, attitude and behaviour during the trial process”.

Keskin was thus sentenced to imprisonment of three years and nine months for the crime of “consecutive terrorist organisation propaganda by means of the media”.

Keskin was not sentenced over the charges of “praising offences and offenders” and “publicly inciting people to commit crime” with which she was charged in the indictment. The ruling was grounded on Article 44 of the Turkish Penal Code. According to Article 44, “A person who commits more than one offence through a single act may only be sentenced for the offence which carries the severest penalty”.

Keskin’s sentence was not postponed. The pronouncement of the judgment was not delayed.

Keskin’s attorneys launched an appeal against the imprisonment sentence at the court of appeals. The court of appeals’ examination concerning the ruling is underway.

14. Standing - May 21, 2019


Duruşma bir saat on dakika gecikmeli başladı.

Duruşmaya, yargılanan gazetecilerden Eren Keskin ve Reyhan Çapan katıldı.

Son savunmalar, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi aracılığıyla kaydedildi.

Keskin ve Çapan, kısa birer savunma yaptı. Keskin ve Çapan; yargılanmalarına neden olan yazılarına basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu söylediler.

Avukatlar, daha önce yaptıkları savunlarını tekrarladılar. Sanıkların beraatlerini talep ettiler.

Daha önceki duruşmada, hakkındaki başka bir yargılama kapsamında İstanbul Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Reyhan Hacıoğlu’nun savunmasını yapmak üzere duruşmaya getirilmesine karar verilmişti.

Mahkeme Başkanı, Hacıoğlu’nun; duruşmanın görüldüğü İstanbul Çağlayan Adliyesi’ne getirildiğini söyledi.

Oysa avukat Özcan Kılıç, Hacıoğlu’nun; “duruşmayı protesto ettiğini ve duruşmaya katılmayacağını yazılı ve sözlü olarak beyan ettiğini” belirtti. Buna yönelik dilekçesini de mahkemeye gönderdiğini belirtti.

Yaklaşık bir saatlik bir saatlik beklemenin ardından, Hacıoğlu’nun Bakırköy Cezaevi’nde olduğu ve adliyeye gelmediği anlaşıldı.

Hacıoğlu’nun, duruşmaya katılmayacağını beyan ettiği dilekçesi, yargılama dosyasına eklendi.

Mahkeme başkanı, karar için; duruşmaya 10 dakika ara verdi.


Verilen aranın ardından, kararın açıklanması için duruşma salonunun kapısı açıldı. Ancak, duruşmaya katılan gözlemciler, karar açıklanırken, salona alınmadı.

Eren Keskin ve Reyhan Çapan; “zincirleme şekilde, basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla üç yıl dokuz ay hapis cezasına çarptırıldı. Çapan hakkındaki ceza ertelenmedi, cezaya ilişkin hükmün açıklanması geri bırakılmadı.

Hüseyin Aykol, “zincirleme şekilde, basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla iki yıl bir ay hapis cezasına çarptırıldı. Aykol hakkındaki ceza ertelenmedi, cezaya ilişkin hükmün açıklanması geri bırakılmadı.

Keskin, Aykol ve Çapan hakkındaki kararlara ilişkin istinaf mahkemesi incelemesi sürüyor.

Ayşe Batumlu ve Reyhan Hacıoğlu “basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla bir yıl üç ay hapis cezasına çarptırıldı. Karara ilişkin hükmün açıklanması geri bırakılmadı. Ancak ceza ertelendi.

Mahkeme; Celalettin Can, Nuray Özdoğan, Ayşe Berktay’ın ise beraatine karar verdi.

Filiz Koçali hakkındaki yargılama dosyasının ise ayrılmasına karar verildi.


Duruşma Öncesi

Yargılanan gazeteciler ve gözlemciler, duruşma öncesinde, duruşmanın görüleceği salonun bulunduğu koridora alınmadı.

Gazeteciler ve gözlemciler, duruşma salonuna; ancak duruşma başladıktan sonra alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda yaklaşık 20 kişilik izleyici alanı bulunuyordu. İçeride kolluk kuvveti yoktu. İki avukatın bulunduğu yerin karşısında yer alan masada, tercüman oturuyordu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı; İrlanda Büyükelçiliği yetkilileri ile Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Bağımsız Gazeteciler Platformu (P24), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) gözlemcileri takip etti.

Genel Gözlemler

Mahkeme heyeti, o gün boyunca, 12 duruşma gördü.

Bu yargılamanın duruşmasının o günkü listeye göre 11. sırada görülmesi gerekiyordu. Ancak duruşma, o günün listesinin son sırasına alındı.

13. Standing - May 8, 2019


Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nde yazısı yayımlandığı için yargılanan H.G., duruşmaya; tutuklu bulunduğu hapishaneden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı.

Mahkeme Başkanı, H.G.’ye “ister Kürtçe ister Türkçe savunma yapabileceğini, mahkeme heyetinin anadilde savunma hakkına saygı duyduğunu, bu nedenle de mahkemede Kürtçe tercümanın hazır bulunduğunu” söyledi.

Cezaevinden yazdığı ve Özgür Gündem Gazetesi’nde, Mart 2016’da yayınlanan bir yazısı nedeniyle yargılanan H.G., savunmasını tercüman aracılığıyla Kürtçe verdi.

Duruşmaya, yargılanan gazetecilerden hiçbiri katılmadı.

Duruşma savcısı, daha önce açıkladığı esas hakkındaki mütalaasını tekrar etti.

Avukat Özcan Kılıç, daha önceki duruşmalarda dile getirdiği; Eren Keskin hakkındaki yargılama dosyasının, kamuoyunda “Özgür Gündem Gazetesi Ana Davası” olarak bilinen ve İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen yargılama dosyası ile birleştirme talebini yineledi.

Avukat Kılıç’ın talebi, tutanaklara yansıtılmadı.

Mahkeme bir önceki duruşmada, Keskin hakkındaki yargılama dosyalarının birleştirilmesi karşısında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nin görüşünün alınmasına karar vermişti. Mahkeme Başkanı, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, birleştirme talebi karşısında olumsuz görüş bildirdiğini açıkladı.

Mahkeme Başkanı, avukat Özcan Kılıç’tan, esas hakkındaki mütalaa karşısındaki savunmasını yapmasını istedi. Mahkeme Başkanı, “savunma yapılırsa, bu duruşmada karar vermek istediğini” belirtti.

Avukat Kılıç ise birleştirme talebi konusunda, bu mahkemenin ısrarcı olabileceğini vurguladı.

Kılıç, savunma için ek süre talep etti. Ayşe Berktay’ın avukatı Sercan Korkmaz da savunma için ek süre istedi.

Mahkeme; karar için, duruşmaya beş dakika ara verdi.


Mahkeme, avukatların savunma için ek süre taleplerini kabul etti.

Hakkındaki bir başka yargılama kapsamında Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Reyhan Hacıoğlu’nun bir sonraki duruşmaya katılması ve hakkında hazırlanıp birleştirilen dosyalar karşısında savunmasını yapması için cezaevine yazı yazılmasına karar verildi.

Yargılamanın, 21 Mayıs 2019 tarihinde görülecek 14. duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Gözlemciler ve gazeteciler, duruşma öncesinde, duruşa salonunun bulunduğu koridora alınmadı. İzleyiciler, duruşma salonuna ancak duruşma başladıktan sonra alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda yaklaşık 20 kişilik izleyici alanı bulunuyordu. İçeride kolluk kuvveti yoktu. İki avukatın bulunduğu yerin karşısında yer alan masada ise tercüman oturuyordu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı; Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) gözlemcileri ile gazeteciler takip etti.

Genel Gözlemler

Mahkeme Başkanı; diğer yargılamalarda da yaptığı gibi, sanığa “sen” diye hitap etti.

Salonda Kürtçe tercümanın hazır bulunduğunu söylerken, “heyet olarak anadilde savunma hakkına saygı duyduklarını” birkaç kez vurguladı.

12. Standing - March 28, 2019


Duruşmaya, yargılanan gazetecilerden hiçbiri katılmadı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma Bürosu’ndan daha önce talep edilen gazeteye ait künye bilgilerinin, mahkemeye ulaştığı açıklandı. Duruşma savcısı, daha önce açıkladığı esas hakkındaki mütalaasını tekrar etti. Ancak, savcı; künye bilgilerinin incelenmesinin ardından mütalaanın değişebileceğini ifade etti.

Avukat Özcan Kılıç, yargılanan gazeteci sayısı fazla olduğundan savunmalar için ek süre istedi. Avukat Kılıç, Eren Keskin’in bu davadaki yargılama dosyasının, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve kamuoyunda “Özgür Gündem Gazetesi Ana Davası” olarak bilinen yargılama dosyası ile birleştirilmesini talep etti.


Eren Keskin’in yargılama dosyaları ile ilgili birleştirme talebi karşısında, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nin görüşünün alınmasına karar verildi.

Yargılamanın, 8 Mayıs 2019 tarihli 13. duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde gazeteciler, duruşmanın görüleceği mahkeme salonunun bulunduğu koridora alınmadı.

Duruşma başladıktan sonra sanıkların isimleri okunmaya başladı.

Gözlemciler, duruşma salonuna; duruşma başladıktan sonra alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda yaklaşık 20 kişilik izleyici alanı bulunuyordu. İçeride kolluk kuvveti yoktu. Mahkeme başkanı ve savcı mikrofon kullanmadığı için söyledikleri zor duyuldu.

Duruşmaya Katılım

Yargılanan gazetecilerden hiçbiri duruşmaya katılmadı.

Duruşmayı; Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24) gözlemcileri ile az sayıda gazeteci takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşmada olağanüstü bir durum yaşanmadı.

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial (Reasoned Judgement)

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial (Minutes of the Hearing)

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial (Indictment)

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial 12. Standing (Minutes of the Hearing)

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial 13. Standing (Minutes of the Hearing)

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial 14. Standing (Minutes of the Hearing)

Contact: pressinarrest@gmail.com

Creative Commons License

Licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.