Eren Keskin

Eren Keskin is a lawyer, she is also a columnist, the founder of Bureau of Legal Support for the Victims of Abuse and Rape during Custody, and co-president of Human Rights Association. She worked as a co-editor-in-chief for Özgür Gündem Newspaper. She also worked as the president of the Human Rights Association’s Istanbul Branch. She has taken part in the human rights struggle and movement for a long time.

With the closing down of the Özgür Gündem, the prosecution for the columnists and managers of the newspaper began. Keskin is on trial for “being a member of a terrorist organization” and “making propaganda for a terrorist organization.”

Keskin was sentenced to 10 months in prison according to TCK 301, for saying that “the state has such a violent nature to slaughter a 12-yearold boy” regarding Uğur Kaymaz who was killed with his father in Mardin in Jan. 2015.

Keskin was also sentenced to 7 years and 6 months in prison in May 2016 with Reyhan Çapan (the former editor-in-chief for Özgür Gündem) on the charge of “making propaganda for an organization.”

By June 24, 2019, there were 122 cases opened against Özgür Gündem editors. In total, they were sentenced to 17 years and 2 months in prison and received a fine of 360,000 Turkish liras law fine. In 5 of the 122 cases, the prosecutions continue. Thrity one of them are at the Court of Cassation, while 72 of them are at the Regional Courts of Justice. In 10 of them, the sentences are finalized. The law fines of these cases are 139,80 TL in total. In four of the cases, the verdict of acquittal was issued or the case was dismissed.

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, İhsan Çaralan, İnan Kızılkaya - “Publicly Insulting the President” Trial

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya ve gazeteye destek için düzenlenen “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına destek veren yazar İhsan Çaralan hakkında ayrı ayrı ve farklı tarihlerde soruşturma başlattı.

Özgür Gündem Gazetesi; İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararıyla, 16 Ağustos 2016’da önce “geçici olarak” kapatıldı. Ardından, gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya hakkında dava açıldı. 3 Mayıs 2016 ile 7 Ağustos 2016 tarihleri arasında, gazeteye destek için; “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyası yürütüldü.

Gazete; 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) yönetimi kapsamında 29 Ekim 2016’da çıkarılan 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile bu kez “tamamen” kapatıldı. Hükümet, Meclis onayına başvurmadan yürürlüğe koyduğu KHK’ler ile çok sayıda basın yayın kuruluşunu kapattı.

Keskin ile Aykol ve Kızılkaya, gazetenin; Mart ve Nisan 2016 tarihinde yayımlanan üç sayısındaki haberler üzerinden “Cumhurbaşkanına hakaret etmekle” suçlandı. Çaralan’a ise gazetenin nöbetçi genel yayın yönetmenliği görevini üstlendiği 31 Mayıs 2016 tarihinde yayımlanan bir haber üzerinden, aynı suçlama yöneltildi.

Keskin ile Aykol, Kızılkaya ve Çaralan, haklarında açılan soruşturma kapsamında gözaltına alınmadı. Gazeteciler, ifade vermek için savcılığa davet edildiler.

İnan Kızılkaya, farklı tarihlerde verdiği savunmalarda; haberlerin eser sahibinin belli olmadığını, çeşitli ajanslardan alındığını belirtti. Gazetecilik sınırları içinde yorum ve eleştiri içerir nitelikte haber yaptıklarını söyleyen Kızılkaya, haberlerin ifade ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Haberlerde Cumhurbaşkanına hakaret kast ve niyetinin olmadığını söyledi. Suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise hakkındaki soruşturma kapsamında, davet edilmesine karşın savunma vermedi.

Türk Ceza Kanunu’na göre, bir kişi hakkında “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlaması ile dava açılabilmesi için Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor.

Eren Keskin ve Kızılkaya hakkında dava açılabilmesi için gereken onayın ise 31 Ağustos 2016 tarihinde savcılığa ulaştırıldığı anlaşıldı. Aykol ve Kızılkaya için gereken bakanlık onayı 29 Temmuz 2016 ve 5 Eylül 2016 tarihlerinde verildi. Kızılkaya ve İhsan Çaralan için gereken bakanlık onayının 6 Ekim 2016 tarihinde verildiği görüldü.

Keskin ile Aykol, Kızılkaya ve Çaralan hakkında; Ağustos, Eylül ve Ekim 2016 tarihlerinde altı ayrı iddianame hazırlandı.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin, Hüseyin Aykol; gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya ve gazeteye destek amacıyla bir günlüğüne Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyasına katılan Evrensel Gazetesi yazarı İhsan Çaralan hakkındaki iddianameler, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ağustos, Eylül ve Ekim 2016 tarihlerinde tamamlandı.

İnan Kızılkaya; Hüseyin Aykol, İhsan Çaralan ve Eren Keskin hakkında hazırlanan iddianamelerin tamamında sanık olarak yer aldı. Hüseyin Aykol hazırlanan üç iddianamede sanık olarak bulunurken; Keskin ve Çaralan hakkında ayrı ayrı bir iddianame tamamlanarak mahkemeye sunuldu.

İddianameleri kabul eden İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi; hazırlanan altı iddianamenin birleştirilmesine karar verdi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Hüseyin Aykol ve İnan Kızılkaya hakkında hazırlanan iki iddianamede “mağdur” olarak yer aldı.

20 Eylül 2016 tarihli iddianamede, gazetenin eş genel yayın yönetmenlerinden Eren Keskin ve gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya sanık olarak yer aldı. İddianamede, gazetenin; 23 Mart 2016 tarihli sayısında “Erdoğan’ın Dediği Oldu” başlığı ile yayımlanan habere yer verildi. IŞİD’in Belçika’da gerçekleştirdiği bombalı terör eylemine ilişkin detayların aktarıldığı haberde, “Bombalı saldırıları AKP ve Saray’la işbirliği halindeki DAİŞ çetesi üstlendi” ifadelerinin kullanıldığı iddia edildi.

İddianamede, haberde kullanılan “Saray” ifadesiyle; “Cumhurbaşkanının kastedildiği” öne sürüldü. İddianamede, şu iddialara yer verildi:

“DAİŞ örgütüyle, Cumhurbaşkanı’nın işbirliği içinde oldukları, adeta Sayın Cumhurbaşkanı’nın hedef göstermesiyle terör örgütünün eylem yaptığının ileri sürüldüğü, Sayın Cumhurbaşkanı’nın silahlı terör örgütü DAİŞ ile ilişkilendirilmeye çalışıldığı, bu açıklamaların eleştiri sınırını aşıp, kişinin şeref ve haysiyetini zedeleyici ifadeler olduğu kanaatine varılmıştır.”

Hüseyin Aykol, İnan Kızılkaya ve İhsan Çaralan hakkında hazırlanan iddianamelerde de gazeteciler, gazetede yayımlanan bir haber ve içeriği üzerinden “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” etmekle suçlandı.

Birleştirilen iddianamelerde; suçlama konusu yapılan haberlerin, kimin tarafından yazıldığının belli olmadığı belirtildi. İddianamede, Basın Kanunu’nun 11. maddesine göre, haberden; gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya ile birlikte İhsan Çaralan’ın da sorumlu olduğu ileri sürüldü.

Birleştirilen iddianamelerde, Eren Keskin; Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi uyarınca “Cumhurbaşkanı’na hakaret etmekle” suçlandı. Hakkında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası talep edildi. Ancak, Keskin’in, “suçu alenen işlediği” iddia edildi. Bu nedenle, hakkında istenen cezanın, Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca arttırılması talep edildi. Buna göre, Keskin hakkında; bir yıl iki aydan dört yıl sekiz aya kadar hapis cezası istendi.

Birleştirilen iddianamelerde, Keskin ile birlikte; Hüseyin Aykol, İnan Kızılkaya ve İhsan Çaralan hakkında da aynı suçlamalar karşısında aynı hapis cezaları talep edildi.

Gazetecilerin ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, gazeteciler hakkında hazırlanan altı iddianamenin birleştirilmesine karar verdi.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ile Hüseyin Aykol, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya ve gazeteye destek için düzenlenen “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katılan Evrensel Gazetesi yazarı İhsan Çaralan’ın yargılanmasına, Ocak 2017’de, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılamanın dokuzuncu duruşması 25 Ekim 2018’de görüldü.

Mahkeme, Eren Keskin için; bu dosyadaki “suç tarihinin” hakkındaki diğer yargılamaların kapsamı içine girdiğini belirledi. Mahkeme, Keskin hakkında açılan bu davanın reddine karar verdi.

Ancak Keskin ile birlikte yargılanan Kızılkaya’yı; “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla bir yıl altı ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, “suçun alenen işlendiğine” karar vererek, cezayı bir yıl dokuz ay hapis cezasına çıkardı. Mahkeme, bir de; “suçun zincirleme şekilde işlendiği” değerlendirmesini yaptı. Böylece Kızılkaya hakkındaki ceza, iki yıl iki ay sekiz gün hapis cezasına çıkarılmış oldu. Kızılkaya’nın yargılama sürecindeki “iyi halini” göz önünde bulunduran mahkeme, cezada indirim yaptı.

Sonuç olarak Kızılkaya, “zincirleme şekilde, Cumhurbaşkanına alenen hakaret ettiği” iddiasıyla bir yıl 10 ay 26 gün hapis cezasına çarptırıldı. Kızılkaya hakkında verilen hükmün açıklanması geri bırakıldı.

Kızılkaya ile birlikte yargılanan Hüseyin Aykol da aynı gerekçelerle aynı hapis cezasına çarptırıldı. Ancak Aykol hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılmadı.

İhsan Çaralan hakkında da “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla 11 ay 20 gün hapis cezası verildi.

Hüseyin Aykol açısından verilen hapis cezası kararına ilişkin istinaf mahkemesi incelemesi sürüyor.

9. Standing - Oct. 25, 2018


Duruşma, gazetecilerin kimliklerinin tespiti ile başladı.

Hakim; yargılamaya “mağdur” olarak katılan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın avukatı Hatice Özay’a talepleri olup olmadığını sordu. Özay, şikayetlerinin devam ettiğini söyledi ve gazetecilerin cezalandırılmasını istedi.

Avukat Devrim Avcı Özkurt; Türk Ceza Kanunun’nun, gazetecilerin yargılandığı ve “Cumhurbaşkanına hakaret suçunu” düzenleyen 299. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğunu söyledi ve bu nedenle Anayasa Mahkemesi’ne başvurusu yapılması gerektiğini dile getirdi.

Türkiye’de parlamenter sistemin sona ermesi ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne (Başkanlık Sistemi) geçiş yapılması ile Cumhurbaşkanı’nın bir siyasi partiye üye olabilmesinin önünün açıldığını anımsatan Avukat Özkurt, “Cumhurbaşkanı artık tarafsız değildir. Bir siyasi partinin genel başkanı olduğunu hatırlatmak isterim. Nasıl ki CHP Genel Başkanı ile ilgili özel bir kanun bulunmuyorsa, AKP Genel Başkanı için de özel bir kanun bulunmaması gerekir. Bu durumda Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi Anayasa’nın eşitlik maddesine aykırıdır” dedi.

Avukat Özcan Kılıç, Özkurt ile aynı taleplerde bulundu.

Mahkeme hakimi, sözü; Erdoğan’ın avukatı Hatice Özbay’a söz verdi. Özbay, Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesine yönelik iptal talebi karşısında, daha önce, Anayasa Mahkemesi tarafından ret kararı verildiğini söyledi. Mahkemenin, Anayasa Mahkemesi’ne olası bir başvurusunun; bu yargılamayı sürüncemede bırakacağını ileri sürdü. Avukat Özbay, Anayasa Mahkemesi’ne başvuru talebinin reddini istedi.


Hakim; Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne yapılacak bir iptal başvurusunun, bu yargılama dosyasına bir katkısının olmayacağına karar verdi.

Hakim, yargılamaya son verdi. Kararını açıkladı.

Mahkeme İnan Kızılkaya ve Hüseyin Aykol’u; “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla bir yıl altı ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, “suçun alenen işlendiğine” karar vererek, cezayı bir yıl dokuz ay hapis cezasına çıkardı. Mahkeme, bir de; “suçun zincirleme şekilde işlendiği” değerlendirmesini yaptı. Böylece gazeteciler hakkındaki ceza, iki yıl iki ay sekiz gün hapis cezasına çıkarılmış oldu. Gazetecilerin yargılama sürecindeki “iyi halini” göz önünde bulunduran mahkeme, cezada indirim yaptı.

Sonuç olarak, Aykol ve Kızılkaya; “zincirleme şekilde, Cumhurbaşkanına alenen hakaret ettiği” iddiasıyla bir yıl 10 ay 26 gün hapis cezasına çarptırıldı. Kızılkaya hakkında verilen hükmün açıklanması geri bırakıldı. Ancak, Aykol hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılmadı.

Mahkeme, İhsan Çaralan’ın ise; “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla bir yıl hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi. Ancak, mahkeme; “suçun alenen işlendiğini” kararlaştırıldı. Bu nedenle, Çaralan hakkındaki ceza, bir yıl iki aya çıkarıldı. Çaralan’ın, yargılama sürecindeki “iyi hali” göz önünde bulundurularak, hakkında verilen cezada indirime gidildi.

Sonuç olarak, İhsan Çaralan; “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla 11 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.

Hakkında hazırlanan bir iddianameyle, Kızılkaya ile birlikte yargılamaya dahil edilen Eren Keskin için ise mahkeme, bu dosyadaki “suç tarihinin” Keskin hakkındaki diğer yargılamaların kapsamı içine girdiğini belirledi. Mahkeme, Keskin hakkında açılan bu davanın reddine karar verdi.

Hüseyin Aykol açısından verilen hapis cezası kararına ilişkin istinaf mahkemesi incelemesi sürüyor.


Duruşma Öncesi

Duruşma, daha önce belirlenen saatinde, saat 11.00’da başladı.

Duruşma salonu önünde bir araya gelen gazeteciler ve gözlemciler hiçbir engel ile karşılaşmadan, salona girebildi.

Ağır Ceza Mahkemeleri’nin aksine, Asliye Ceza Mahkemesi’nin bu salonunda; güvenlik bariyerleri yoktu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu, Ağır Ceza Mahkemesi salonlarına göre çok daha küçüktü.

Avukatlar ve sanıklar için, solunan ön tarafından, izleyici ve gazeteciler için ise salonun arka kısımda oturma yeri ayrılmıştı

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya katılmayan yargılanan gazetecileri, duruşma salonunda, avukatları temsil etti.

Duruşmayı, ayrıca; Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24), Disk Basın-İş gözlemcileri ile Evrensel ve Yeni Yaşam Gazetesi çalışanları takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşmada olağanüstü herhangi bir gelişme yaşanmadı.

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, İhsan Çaralan, İnan Kızılkaya - “Publicly Insulting the President” Trial Download

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi, 8 Eylül 2015 tarihinde, “Saray Çıldırdı” başlıklı bir haber yayımladı. Haber, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, o dönemde Türkiye’deki çatışmalı ortamın anımsatılması üzerine yaptığı “400 vekil alınsaydı, durum bugün çok farklı olurdu” açıklaması ile ilgiliydi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, haberin yayımlanmasının ardından, 14 Eylül 2015’te suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, haber ile; “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “terör örgütü propagandası” suçlarının işlendiği iddia edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suç duyurusu üzerine; gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile birlikte, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Reyhan Çapan hakkında soruşturma başlattı.

Türk Ceza Kanunu’na göre, bir kişi hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla dava açılabilmesi için Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor. Eren Keskin ile birlikte, Hüseyin Aykol ve Reyhan Çapan hakkında dava açılabilmesi için gereken bakanlık izni ise 11 Kasım 2015’te alındı.

Eren Keskin ile birlikte Aykol ve Çapan hakkındaki iddianame 26 Kasım 2015’te tamamlandı.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile birlikte gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Reyhan Çapan hakkındaki iddianame, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 26 Kasım 2015’te tamamlandı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, iddianamede, “şikayetçi” olarak yer aldı.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nde, 8 Eylül 2015’te, “Saray Çıldırdı” başlığı ile yayımlanan haber, iddianamede tek delil olarak yer aldı. İddianamede, söz konusu haber içeriği şu şekilde aktarıldı:

“Bilanço dehşet verici; çözüm masasını başkan olmak için deviren Erdoğan’ın 24 Temmuz’da halklara yönelik olarak başlattığı savaş, ülkeyi ateş çemberine çevirdi. 100’ü aşkın çocuk, kadın ve genç infaz edildi, yüzlerce özel harekâtçı ve asker Saray’ın savaşında, 50’yi aşkın gerilla da savunma savaşında yaşamını yitirdi. Açıklamaları şoke etti; Erdoğan operasyona gönderdiği askerlerin Oremar’da ağır kayıp verdiği gün, tüm Türkiye’yi şoke eden açıklamalar yaptı. 400 vekil verilseydi bunlar olmazdı dedi. Daha çok kanın akacağını vurgulayan Erdoğan’ın açıklamaları toplumu dehşete düşürdü, tepki çığ gibi büyüdü.”

İddianamede, ayrıca, haberde; Erdoğan’ın sözlerinden alıntı yapılarak, “Erdoğan: 400 vekil verilseydi bunlar olmazdı, bazı asker aileleri karaktersiz” ifadelerinin kullanıldığı belirtildi. İddianamede, Erdoğan’ın fotoğrafı altında, “Erdoğan: Karaktersiz” yazısının yazdığı ifade edildi.

İddianamede haberin yayımlandığı sayfada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafının altında “Erdoğan: Karaktersiz!” şeklinde bir yazının yer aldığı, yine Hakkari’nin Dağlıca ilçesi kırsalındaki bir çatışmadaki askeri aracın fotoğrafına yer verildiği belirtildi.

İddianamede, haberin yayımlandığı sayfadaki bir görsel için de şu iddialara yer verildi:

“Hakkari ili Dağlıca kırsalında, PKK silahlı terör örgütü üyelerince gerçekleştirilen terör saldırısında şehit düşen askerlerimizin ve içinde bulundukları ‘Akrep’ tabir edilen askeri aracın patlama sonrası görüntülerinin olduğu; bu görselin üzerinde ‘HPG kendi denetiminde bulunan asker cenazeleri için TSK’nin köylüler aracılığı ile ateşkes istediğini açıkladı. HPG’nin izin vermesi üzerine köylüler, asker cenazelerini aldı’ şeklinde haberlerin bulunduğu görülmüştür.”

İddianamede, Erdoğan’ın habere konu olan sözlerinin; “PKK silahlı terör örgütünün söz konusu Dağlıca terör saldırısından çok önce, terörün yoğun olarak yaşanmadığı bir ortamda, bir toplu açılış töreninde; yeni Anayasanın inşası, yeni Anayasa temelinde yeni Türkiye adımının rahatlıkla atılabilmesi amacıyla” söylenen sözler olduğu iddia edildi.

Haberde ise; “Cumhurbaşkanının halklara yönelik savaş başlattığının ve bu amaçla ülkemizi kan gölüne çevirdiğinin; Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının ölümüne neden olduğunun belirtildiği” iddia edildi. Bu şekilde, “Cumhurbaşkanının onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek somut bir olgu isnat edildiği” öne sürüldü.

İddianamede, aynı haberde; “PKK silahlı terör örgütü üyelerinden gerilla olarak bahsedilerek savunma savaşında yaşamını yitirdiklerinden bahsedilmesi sureti ile PKK silahlı terör örgütünün terör saldırılarının meşru bir savaşın savunması kapsamında değerlendirilerek, bu şekilde terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren eylemlerinin meşru gösterilerek terör örgütü propagandası yapıldığı” iddia edildi.

Suçlanan haberin, asker cenazeleri ile ilgili bölümünde ise “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz güçsüzmüş gibi gösterilerek şehitlerimizin cenazelerinin alınması konusunda gerçeğe aykırı olarak silahlı terör örgütüne ateşkes teklif edildiği ve izin alındığı belirtilerek, terör örgütü propagandası yapıldığı” öne sürüldü.

İddianamede, “basın özgürlüğünün sınırsız olmadığı, kişilik haklarına zararda bulunulmamasının yasal ve hukuki bir zorunluluk olduğu” belirtildi. İddianamede, şu ifadeler kullanıldı:

“Eleştirinin verilişinde gereksiz, yararlı olmayan beyan, niteleme ve değerlendirmelere gidilerek içerik ile uygun düşmeyen tahrik edici, yalın bir okuyucuda husumet ve kuşku yaratıcı dil ve ifade kullanılır, seçilen sözcükler aşağılayıcı, küçük düşürücü, incitici nitelikle olursa, haber veya eleştiri hukuka aykırı hale gelir.”

İddianamede, Eren Keskin; Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi uyarınca “Cumhurbaşkanına hakaret etmekle” suçlandı. Hakkında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianamede, “suçun alenen işlendiği” iddia edildi. Bu nedenle, Keskin hakkında talep edilen cezanın, Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında altıda bir oranında arttırılması istendi. Böylece, Keskin hakkında, “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla, toplamda; bir yıl iki aydan dört yıl sekiz aya kadar hapis cezası talep edildi.

Keskin’e ayrıca; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası yapmak” suçlaması yöneltildi. Keskin hakkında, bu kapsamında da bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası istendi.

Keskin hakkında, toplamda, iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası talep edildi.

İddianamede, Keskin için iddia edilen suçlamalar ve karşılığında talep edilen hapis cezalarının aynısı Reyhan Çapan ve Hüseyin Aykol’a da yöneltildi.

Üç gazetecinin, ayrıca; Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki “belirli haklardan yoksun bırakılması” da istendi.

İddianame, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile birlikte gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Reyhan Çapan’ın yargılanmasına İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılamanın dokuzuncu duruşması 28 Şubat 2019’da görüldü. Savcılığın, esas hakkındaki mütalaasını, iki duruşma arasında, mahkemeye sunduğu açıklandı. Mütalaada, gazetede yayımlanan haberler sıralandı. Eren Keskin ile birlikte üç gazetecinin cezalandırılması istendi.

Yargılamanın 11. duruşması 15 Nisan 2019’da görüldü. Duruşma savcısı, esas hakkında mütalaanın yenilenmesi için ek süre istedi. Talep kabul edildi. Bu duruşmada, ayrıca; Eren Keskin’in dosyasının ayrılarak İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde üzerinde yargılama yürütülen dosya ile birleştirilmesine karar verildi.

Karar ile birlikte Keskin’in dosyası, hakkında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakkında devam eden yargılama ile birleştirildi. Yargılama, Hüseyin Aykol ve Reyhan Çapan açısından ise bu mahkemede devam etti.

17. Standing - Oct. 1, 2020


Saat 10.30’da başlaması gereken duruşma, bir saat 20 dakika gecikmeyle, saat 11.50’de başladı.

Mahkeme heyetindeki bir üyenin değiştiği gözlendi.

Yargılanan gazeteciler Hüseyin Aykol ve Reyhan Çapan duruşmaya katılmadı. Gazetecileri, duruşmada; avukatları Özcan Kılıç temsil etti.

Aykol ve Çapan ile birlikte yargılanın ancak gazeteci olmayan iki kişi hakkındaki yakalama kararının gereğinin yerine getirilmediği açıklandı.

Duruşma savcısı, bu eksikliğin giderilmesini talep etti.


Mahkeme; Aykol ve Çapan ile birlikte yargılanan ancak gazeteci olmayan iki kişi hakkındaki yakalama kararının gereğinin yerine getirilmesinin beklenmesine karar verdi.

Yargılamanın, 3 Aralık 2020 tarihinde görülecek 18. duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Koronavirüs pandemisi karşısında alınan önlemler kapsamında, adliyeye; tek sıra halinde girilebildi. Girişler, bu düzeni sağlamak için bariyerlerle kapatılmıştı.

Pandemi önlemleri kapsamında adliyeye, ateş ölçümü ve X-Ray taramasından geçildikten sonra girilebildi.

Duruşmanın yapıldığı salonun bulunduğu koridor güvenlik bariyerleri ile kapatılmıştı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma, küçük bir salonda görüldü. Koronavirüs pandemisi karşısında alınan sosyal mesafe önleminin sağlanması için, izleyiciler için ayrılan her iki oturma yerinden birine uyarı yazıldı.

Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için duruşma salonuna iki ekran kurulmuştu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) gözlemcisi takip etti.

Genel Gözlemler

Mahkeme heyeti başkanının, koronavirüs pandemisi karşısında alınan önlemlerden biri olan maskeyi takmadığı görüldü. Hakim, uyarılara rağmen maskesini takmadı. Bir heyet üyesi ise “Söyleseniz de boş, maske taktığını görmedim” dedi.

16. Standing - June 16, 2020


Duruşmanın saat 11:00’da başlaması gerekiyordu. Ancak duruşma, gecikmeli olarak saat 13:00’da başladı.

Gazeteciler Reyhan Çapan ve Hüseyin Aykol, duruşmaya katılmadı. Gazetecileri avukatları Özcan Kılıç ve Sercan Korkmaz temsil etti.

Gazeteye yazı yazdıkları gerekçesiyle yargılanan iki sanık hakkındaki yakalama kararının yerine getirilmediği belirtildi.

Avukatlar, bu aşamada beyanda bulunmayacaklarını ifade etti. İddia makamı da eksik hususların giderilmesini istedi.


Gazeteye yazı yazdıkları gerekçesiyle yargılanan iki sanık hakkındaki yakalama kararının infazının beklenmesine karar verildi.

Yargılamanın 1 Ekim 2020 tarihli duruşma ile devam etmesi kararlaştırıldı.


Duruşma Öncesi

İzleyiciler ve gazeteciler X-Ray cihazından geçirilerek adliyeye alındı. Duruşma, “koronavirüs” pandemisi karşısında Türkiye’de alınan tedbirlerin kaldırıldığı ilk gün görüldü. Bu nedenle adliye önünde uzun kuyruklar oluştu.

Avukatların, gazetecilerin ve tüm sanıkların vücut ısıları, ateş ölçer ile ölçüldü. Maske takılmasına ilişkin zorunluluk tek tek hatırlatıldı. Ellerine dezenfektan uygulandı.

Tüm adliyede, sosyal mesafenin korunmasını sağlamak adına belirli aralıklarla şeritler çekildiği görüldü.

Duruşmayı takip etmek isteyen gazeteciler ve dava avukatları kimlik kontrolüne tabi tutulmadan, duruşma saatinden önce duruşmanın görüleceği salonun önüne alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salon ufak bir salondu. Salonda avukat, sanık ve izleyiciler için yerler ayrılmıştı. Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için iki ayrı ekranın yerleştirildiği görüldü.

Duruşma salonunda bulunan iki koltuktan biri, sosyal mesafenin korunması için bantlarla kapatıldı.
Duruşmaya Katılım

Duruşmayı, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve P24 gözlemcileri takip etti.

Genel Gözlemler

Sanık yakınları, “koronavirüs” önlemleri kapsamında duruşma salonuna alınmadı. Özel güvenlik görevlilerinin ve mübaşirlerin maske taktığı görüldü.

15. Standing - May 14, 2020


Duruşma; “coronavirüs” pandemisi karşında Türkiye’de alınan tedbirler kapsamında, görülmeden 16 Haziran 2020 tarihine ertelendi.

14. Standing - Feb. 20, 2020


Duruşmanın 13:30’de başlaması bekleniyordu; ancak mahkeme heyeti 10 dakika geç kaldı.

Cezaevinden yazdıkları mektupların gazetede yayımlanması nedeniyle yargılanan M.K. ve L.Y., duruşmaya bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden bağlandı.

Duruşmada, gazetecileri avukatları Özcan Kılıç temsil etti.

Duruşma savcısı, önceki celselerde açıkladığı esas hakkındaki mütalaayı tekrar ettiklerini açıkladı.

Ardından söz alan M. K. ve L. Y. de önce beyanlarını tekrar ettiklerini savundu.

Gazetecilerin avukatları Özcan Kılıç, bu yazıları yazan kişilerin sorumluluğunun olmadığını, sorumluluğun gazetenin yazıişleri müdüründe olduğunu savundu.

Mahkeme heyeti, ara kararını açıkladı.


Mahkeme heyeti, savunmaların alınmayan sanıkların ifadelerinin alınması için haklarında yakalama kararı çıkarılmasına karar verdi.

Yargılamanın 14 Mayıs 2020’de görülecek duruşmada devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

İzleyiciler ve gazeteciler, adliyeye X-Ray cihazından geçirilerek alındı. Duruşmayı takip etmek isteyen gazeteciler ve dava avukatları kimlik kontrolüne tabi tutulmadan, duruşma saatinden önce duruşmanın görüleceği salonun önüne alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salon ufak bir salondu. Salonda avukat, sanık ve izleyiciler için yerler ayrılmıştı. Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için iki ekran kurulmuştu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve P24 gözlemcileri takip etti.

Duruşma yaklaşık 10 dakika sürdü.

13. Standing - Nov. 21, 2019


Duruşma saatinde başladı. Gazeteciler Hüseyin Aykol ve Reyhan Çapan, duruşmaya katılmadı. Gazetecileri, avukat Özcan Kılıç temsil etti.

Duruşma savcısı, önceki duruşmada açıkladığı esas hakkında mütalaayı tekrar etti. Ancak savcı, mütalaadaki bazı hataların düzeltilmesini talep etti.

Savcı, Çapan’ın suçlandığı bölüme Hüseyin Aykol’un isminin yazılmadığını belirtti. Çapan’a yöneltilen tüm suçlamalar, Aykol’a da yöneltildi.

Avukat Özcan Kılıç, savunma için süre talebinde bulundu.


Mahkeme heyeti, avukatların ek süre talebini kabul etti.

Yargılamanın 20 Şubat 2020’de görülecek duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Gazeteciler ve yurttaşlar, adliyeye X-Ray cihazından geçerek girebildi. Yargılanan gazeteciler ve duruşmayı takip edenler, ana koridorda bekletildi. Gazeteciler, duruşma saatinde salona alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma, normal büyüklükte bir salonda görüldü. Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için iki ekran kuruluydu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği(MLSA) ve bazı haber ajanslarının muhabirleri takipm etti.

Genel Gözlemler

Herhangi bir olağanüstü durumun yaşanmadığı duruşma, yaklaşık beş dakika sürdü.

12. Standing - July 17, 2019


Duruşmanın başında söz alan M. K.’nın avukatı Reşat Aydın, müvekkiline yöneltilen suçlamanın ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyleyerek, savunma için ek süre talep etti.

Reyhan Çapan ve Hüseyin Aykol’un avukatı Özcan Kılıç, bu aşamada bir ekleyeceğinin olmadığını, esas hakkında mütalaanın açıklanmasını beklediklerini söyledi.

Duruşma savcısı, yenilenen esas hakkındaki mütalaayı okudu. Gazeteciler, mütalaada, iddianamede delil olarak yer almayan ve Ocak ve Mart 2016’da yayımlanan çeşitli haberler ve yazılar üzerinden de suçlandı. Ancak, delil olarak gösterilen yazı ve haberlerden birçoğu, yargılanan gazetecilere ait değildi. Haber ve yazılarda imzası bulunan isimlerin, “gerçek kimlik bilgilerinin bulunmadığı” iddia edildi. Haber ve yazılarda imzası bulunan ve kimliği tespit edilen başka kişiler de dosyaya sanık olarak eklendi. Suçlanan yazıların, bu kişilerin bulundukları cezaevinden gazeteye gönderdikleri mektuplar olduğu öğrenildi.

Haberlerde, “gazetedeki tüm haberlerin PKK eylemlerini meşrulaştırma övme amacına yönelik olduğu” iddia edildi.

Mütalaada, delil olarak sunulan yazı içeriklerinden sorumlu yazı işleri müdürü olarak Reyhan Çapan’ın, eş genel yayın yönetmeni olarak da Hüseyin Aykol’un sorumlu olduğu iddia edildi.

Esas hakkındaki mütalaada, sadece Çapan; “zincirleme şekilde suç işlemeye alenen tahrik etmek,” “zincirleme şekilde suçu ve işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen övmek,” “zincirleme şekilde terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı.

Avukatlar, açıklanan esas hakkındaki mütalaa karşısında savunmalarını hazırlama için ek süre talep etti.


Mahkeme heyeti, avukatların süre talebini kabul etti.

Yargılamanın 21 Kasım 2019’da görülecek duruşmada devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma, bir önceki duruşmada belirlenen saatten yaklaşık 55 dakika geç başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonunda 20 kişilik oturma yeri bulunuyordu. Avukat ve sanıklar için ayrı ayrı yerler ayrıldı. Duruşmaya kimse katılmadığı için tüm sıralar boş kaldı. Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi için iki dev ekran kuruluydu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı gazeteciler takip etti.

Genel Gözlemler

Toplam beş dakika süren duruşmada, savcı esas hakkındaki mütalaasını sundu. Savcının sözleri, izleyiciler bölümünden zor duyuldu.

11. Standing - April 15, 2019


Duruşmanın, başlama saati öne çekildiğinden, saat 13.30’da değil, 10.30’da başladı.

Mahkeme Başkanı, Eren Keskin’in dosyasının ayrılarak, kamuoyunda “Özgür Gündem Gazetesi Ana Davası” olarak bilinen dosya ile birleştirilip birleştirilmemesi konusunda, tarafların onay verip, vermediklerini sordu.

Duruşma savcısı, Eren Keskin’in dosyasının ayrılmasını talep etti.

Duruşma savcısı, ayrıca; esas hakkında mütalaanın tekrar hazırlanması için süre istedi.


Mahkeme heyeti, kararını açıkladı.

Eren Keskin’in dosyasının ayrılmasına ve bu dosyanın ise esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa iletilmesine karar verildi.

Yargılamanın 17 Temmuz 2019’da görülecek duruşma ile sürmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma saat önceden belirlendiği gibi 9.00’da başladı. Duruşmaya kimse gelmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonunda 20 kişilik oturma yeri bulunuyordu. Avukat ve sanıklar için ayrı ayrı yerler ayrıldı. Duruşmaya izleyici olarak kimse katılmadığı için tüm sıralar boş kaldı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sadece M.K.’nın avukatı Reşat Aydın katıldı.

Genel Gözlemler

13.30’da başlayacağı duyurulan duruşma sabah 10.30’da görüldü.

9. Standing - Feb. 28, 2019


Gazetecilerin avukatı Özcan Kılıç duruşmaya katılmadı. Avukat Kılıç, yazılı savunmasını daha önce Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden sunmuştu.

Savcılığın, esas hakkındaki mütalaasını, iki duruşma arasında, mahkemeye sunduğu açıklandı. Mütalaada, gazetede yayımlanan haberler sıralandı. Üç gazetecinin cezalandırılması istendi.

Mütalaada, gazeteciler hakkındaki iddianamede yer almayan birçok yazı ve haber de sıralandı. Bu yazılar, bazı tutukluların gazeteye gönderdiği yazılardı. Bu kişiler, mütalaada; “terör örgütü propagandası yapmak,” “suç ve suçluyu övmek” ve “suç işlemeye tahrik etmekle” suçlandı.

Başka bir suçlama üzerinden tutuklu bulunan, ancak gazeteye gönderdiği bir mektubun yayınlanması üzerinden suçlanan M.K. bu duruşmada savunmasını yaptı. M.K., savunmasında; “mütalaanın düşünce özgürlüğü ve demokrasinin önüne bir set çektiğini, eleştirel bir yazı olduğunu” ifade edip, beraatini istedi.

Mahkeme heyeti ara kararını açıkladı.


Mahkeme heyeti, kararını duruşmaya ara vermeden açıkladı.

Avukatların; bu dosyanın İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve yine gazetecilerin üzerinde yargılandığı başka bir dosya ile birleştirilmesi talebinin, bir sonraki celsede değerlendirilmesine karar verildi.

Yargılamanın, 15 Nisan 2019 tarihinde sürdürülmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma, önceden belirlendiği gibi, saat 9.00’da başladı. Duruşmaya kimse gelmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonunda 20 kişilik oturma yeri bulunuyordu. Avukat ve sanıklar için ayrı ayrı yer ayrılmıştı. Duruşmaya kimse katılmadığı için tüm sıralar boş kaldı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi için iki dev ekran kuruluydu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı; Medya ve Hukuk Derneği ile birlikte bazı haber ajanslarının muhabirleri izledi.

Genel Gözlemler

Olağanüstü bir gelişmenin yaşanmadığı duruşma yaklaşık 5 dakika sürdü.

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial Download

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 9. Standing (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 11. Standing (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 12. Standing (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 14. Standing (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 15. Standing (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 16. Standing (Minutes of the Hearing)

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, Reyhan Çapan - “Publicly Insulting the President” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 17. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial

Upon the Istanbul 8th Penal Court of Peace’s decision to close down the Özgür Gündem Newspaper, the police raided the building of the newspaper in Istanbul on Aug. 16, 2016. On the same day, a decision of custody was issued regarding the authorized people of the newspaper.

In August 25, 2016, Eren Keskin’s testimony was taken by the Istanbul Courthouse and she was referred to the court by the prosecutor with the demand of detention.

The court decided to release her with judicial control and stated that:

“… the defendant admitted that her name was listed in the Özgür Gündem Newspaper’s Executive Editor between 2014-2016 (March). During this process, she stated that there was no decision of confiscation about the newspaper and she did not conduct the editorial duties de facto, it was rather a symbolic one. She was doing her own job and working as a lawyer. She did not visit the newspaper’s building to execute editorial work, just visited there one or two times a year and due to the cases opened against the editors and the intensity of her own work, she was omitted from the list in March…

It was concluded that if the measure of arrest is ruled for the defendant, she would be the injured party, thus she can be released with a judicial control decision. For this reason, the demand of detention according to CMK 100 is rejected and if she is not detained or sentenced by another crime, she should be released instantly…”“

The general sense of the 31-page indictment was based on the newspaper’s acting like “the press outlet of “PKK/KCK terrorist organization.” The first 13 pages are composed of columns, news and books confiscated during the raid.

In the other 18 pages, information about the Özgür Gündme Newspaper, PKK/KCK, the significance of press actions, the about the people whose photos and statements are included in the newspaper and who are allegedly members of PKK/KCK/HPG/MLK-P/KONGRA-GEL are listed.

The columns were used as evidence in the indictment and the “detection” about the defendants are all the same: “In a newspaper which operates like the mouthpiece of PKK/KCK, they work as the authorized people/members of the advisory committee knowingly and intentionally. Thus, they support the ultimate aims of the organization and act in the name of it.”

The other documents presented as evidence are books. Six books authored by Abdyullah Öcalan and Duran Kalkan, the photograph of Öcalan found in the building during the raid and eight publications about Kurdish political history.

In the indictment, the part about Eren Keskin is almost two pages. Eren Keskin’s testimony to the prosecutor is summarized:

“When the official report was being prepared, the defendant demanded that the expression of PKK/KCK terrorist organization be erased from the report and only the word “organization” should remain. Thus the word “terrorist” was erased.”

What Keskin said about this situation is quoted as:

“All of the armed organizations defined as “armed violence organization” in the human rights literatüre. This does not mean indicating the organization as legitimate definitely. As human rights defenders, they call ISIS, Al Qaeda, FETÖ etc. as armed violence organization rather than terrorist organizations. She also added that she has never been a member of any organization, never faced an investigation for the allegation of being a member of any terrorist organization, she was not a manager for the newspaper and she rejected all the accusations against her.”

Keskin’s other statements included in the indictment are as follows:

“Till March 27, 2016, I was co-executive editor of Özgür gündem Newspaper with Hüseyin Aykol. After this date, I did not taken on any duty for the newspaper. I wrote columns once every two weeks and my executive editorship is only a symbolic one. A number of managers and columnists of this newspaper have been victims of unsolved murders, some of whom are Musa Anter, Ferhat Tepe, Hüseyin Deniz and so on. Therefore, I accepted the symbolic duty just to support the newspaper with the aim that the murderers of these people should be found. We (as the Saturday Mothers and the Human Rights Association) also made a meeting with the then prime minister, and current President Recep Tayyip Erdoğan in Dolmabahçe Palace and I attended the meeting with the title of the manager of Human Rights Association. The Prime Minister Recep Tayyip Erdoğan stated that ‘there will be no unresolved murder any more and we will catch all the agents.” This meeting was conducted in 2014, I don’t remember the exact date though. I have no authority or efficiency to determine the publishing policy of the newspaper. I am actively a lawyer. The reason why I spend time for the newspaper is to write columns about human rights and violence against women. I don’t have any idea about the PKK/KCK members’ writing columns for the newspaper.”

In the indictment, Eren Keskin’s four columns are listed with these allegations from the prosecutor:

  • The column written by Eren Keskin on Oct. 27, 2014, in the Özgür Gündem newspaper, titled as “Kısmet Sevim” contains these words: “It was written in the announcement that ‘our valued human rights defenders and fellows Kısmet Sevim, Mustafa Akgül and Abdullah Siner made history through their blood. Our fellows who were labouring in various fields of the free press expanded the field of struggle and used their bodies as a shield against ISIS to stop the tyrants…’ In the announcement, these very young three people, gracious young guerillas!” It was stated that she was indicating the members of a terrorist organization as heroes and making propaganda for PKK/KCK as well as calling them as fellows, thus implying that she shares their opinions;

  • The column written by Eren Keskin on Jan. 12, 2016 in the Özgür Gündem newspaper, titled “Pain after Pain” contains these words: “The day I write this column is Jan. 9!
    It has been three years since Sakine, Rojbin and Leyla have been gone. While the pain is still warm, three women were murdered in Şırnak.” It was stated that the women mentioned in the column, Sakine, Rojbin and Leyla were armed members of the YPG, Syria branch of PKK/KCK terrorist organization and that Keskin explicitly says these members of the organization were killed by the security forces;

  • The column written by Eren Keskin on May 10, 2016 in Özgür Gündem newspaper’s 10th page, titled “Being a Woman is not Enough” contains these words; “Sakine Cansız could have choosen an academic life, but she fought for her peope andeven when she was fighting, she continued to be an anti-militarist, feminist and peace-loving person. When needed, she struggled with her male fellows. Today, if the Kurdish people are asked who is their most valuable sister, everyone will say her name, Sakine Cansız.” And she adds: “Of course, Mine Kırkkanat has the right to freedom of expression. But in turn, we have the right to tell her that the most impossible emotion to feel for Sakine and Rojbin is pitying them. You can only respect, love and appreciate them.” It was stated that the person talked about in the column, Sakine Cansız, is code-named after “Sara” within the organization and she is one of the founding members of the PKK. Keskin emphasizes her thoughts on Sakine and Rojbin, saying that “You can only respect, love and appreciate them,” thus she glorifies the terrorists and indicates the founder of the PKK as a hero;

  • The column written by Eren Keskin on May 24, 2016 in Özgür Gündem newspaper’s 5th page, titled “What Should be the Main Struggle?” contains these words; “The military, special warfare structure as the real governor of the T.R. [Turkish Republic] never wants a strong “civic politics.” And she adds: “Thus, we should mainly struggle with the military, racist, patriarchal official ideology of the Turkish Republic.” It was stated that Keskin was using militant statements by calling the Turkish Republic as T.R. and using the word [quasi] Kurdistan as if she is a member of the terrorist organization. The word Kurdistan is not accepted by the Turkish Republic and she tries to impose the readers with what to struggle, endeavoring to rally supporters in the name of the organization.

In the six lines of detection part about Eren Keskin, it is said that:

“There is evidence that Eren Keskin is a member of the advisory board of the newspaper which is the mouthpiece of PKK/KCK terrorist organization, therefore she supports the ultimate aims of the organization and act in the name of it.” Moreover, it is stated that Eren Keskin demanded the word “terrorist” should be erased from the report during her testimony to the prosecutor, thus the prosecutor thinks that she writes like “the defender of the terrorist organization.” In all of her columns, she is explicitly making propaganda for the terrorist organization, her columns feel like she is a militant member of the organization, she is trying to rally supporters through propaganda, she is appreciating the terrorists, by using words like T.R. and Kurdistan, she exceeds the limits of freedom of expression and endeavors to convey her ideology to the readers. She even did not accept the word “terrorist organization” for PKK and demanded it to be erased. Thus, she writes like “the defender of the terrorist organization.”

In her defense at the first hearing of trial on Dec. 29, 2016, Eren Keskin said:

“I reject the accusations. I have been a lawyer for 30 years. I am a human rights defender. Now I am the co-president of the Human Rights Association. I became aware of the Özgür Gündem newspaper when it was launched and I was its lawyer for some time. A lot of people including Musa Anter and little children are killed by unresolved murders. As I am a human rights defender, I advocated the newspaper.

I approved listing my name in the newspaper’s executive editors board for almost three years. I am not a journalist. I had no opportunity to do editorial work for the newspaper as I was a lawyer and am busy doing my job. Thus, my name was listed symbolically there and I was faced with almost 140 trials even because of the columns I did not write.

I, myself wrote the columns which are subject to the indictment yet, the dates of all the columns are clear. I did not face any investigations then. I am against unsolved murders and I never defended violence. I reject the allegation of being a member. During the investigation process, my lawyer wanted to bring me to the prosecutor’s office and though we talked to the assigned prosecutor, he said that he was not available. I never escaped, I came to the prosecutor again, I was referred to be detained, my testimony was taken, I told all these things and then was released.”

At the 5th hearing of trial, her judicial control decision was reversed as her defense had already been taken. At the 10th hearing, her travel ban was also removed.

At the hearing, the presiding judge stated that the digital examination reports were added to the file and asked the lawyers whether they examined them or not. The lawyers of the defendants said they didn’t have a chance to see them at the time.

The statements were then given. İnan Kızılkaya, who was pending trial in the scope of the case, said that he did not review the digital examination reports yet and he would give his statement after seeing them. He said he had no demand from the court.

Necmiye Alpay, who was also pending trial said that she did not examine the digital examination reports and had nothing to say.

Eren Keskin’s (who was pending trial in the scope of the case) travel ban was ruled to be removed. And the decision of arrest about Filiz Koçali would be continued.

The next hearing was set for Jan. 17, 2019. At the hearing, it was seen that the court committee was changed. The lawyer Özcan Kılış took the floor and talked about the digital materials. He said they could not examine them as it was too long and added that:

“The building of Özgür Gündem has four floors and only two floors belong to the newspaper. When the police raided, they sealed the whole building and confiscated the computers and digital materials of the other two-three companies in the building. Thus, we will give our defence after we examine the reports to see which computers and digital materials are included.”

The lawyer Kılıç, demanded additional time from the court for this.

The court decided the continuation of detention for Kemal Sancılı (the grant holder) and postponed the hearing to April 10, 2019.

At the 12th hearing of the trial on April 10. Only Eren Keskin, who was pending trial, attended the hearing. The lawyer Özcan Kılıç made statements about the digital examination reports. He said that the building of Özgür Gündem had four floors and only two floors belonged to the newspaper, yet the whole building was raided and “as the trustee (kayyım) confiscated everything in the building, we cannot examine the materials and cannot determine what belongs to who.”

The court ruled that Kemal Sancılı should be released in the scope of this file.

The next hearing was held on July 3, 2019. At the hearing, there was no change in the court committee. Necmiye Alpay, Eren Keskin and six lawyers attended the hearing.

Eren Keskin took the floor and demanded her acquittal. Necmiye Alpay did the same. After that, the lawyer Erdal Doğan said the trials took too long and each defendant should be acquitted. Doğan also stated that the freedom of thought and expression are on trial.

The prosecutor demanded additional time from the court committee to prepare his opinion on the merits of the case. The court committee accepted his demand and postponed the hearing to Nov. 28, 2019 at 10:30 am.

Due the prosecutor of the case being excused, the board accepted Office of Chief Public Prosecutor’s request for additional time and set the next hearing to January 13th, 2020.

16. Standing - Feb. 14, 2020


40 dakika gecikmeli başlayan duruşmanın başında mahkeme başkanı, bir önceki celsede savunmalar için ek süre verdiklerini anımsattı.

İlk olarak söz alan Eren Keskin, mütalaaya katılmadığını belirtti. Keskin özetle şunları söyledi:

“Ben silahlı örgüt üyesi değil, insan hakları savunucusuyum. Ömrümde elime silah almadım. Ben Kürt sorunu, Kıbrıs ve Ermeni meseleleri hakkında resmi ideolojiden farklı düşünüyorum. Özgür Gündem Gazetesi bombalandı, defalarca kapatıldı. Benden dayanışma için genel yayın yönetmenliği hanesine ismimi yazmak istediklerinde seve seve kabul ettim. Bunu Musa Anter’e, Ferhat Tepe ve diğerlerine gönül borcum için yapıyorum. Devletin sürekli fikri değiştiği için çözüm sürecinde, 2013’te bu gazeteye dava açılmıyordu; ben de terörist olarak görülmüyordum. Hakkımda 17 yıl 2 ay hapis cezası var. Yurtdışına gidebilirdim ama gitmedim. Sizlerle aynıyım, hukukçuyum, aynı okullarda okuduk. Örgüt üyesi kararının nasıl verilebileceğini biliyorum. Bununla ilgili Yargıtay’ın içtihatları var biliyorsunuz. Bu içtihatlarda kişinin örgüte iradesini teslim etmesinden bahsediliyor. Ben kimseye irademi teslim etmedim, etmem de. Örgüt üyelerinin avukatlığını yaptım ama üye değilim. Düşüncelerim sebebiyle kimseye hesap vermek zorunda değilim.”

Ardından söz alan Necmiye Alpay, savcının kendisi hakkında beraat kararı verilmesini talep ettiğini hatırlattı. “Bu beraat talebi, bu davada bize verilen zararı ortadan kaldırmıyor” diye konuştu.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’nın ardından İnan Kızılkaya; “Özgür Gündem geleneğinden,’ ‘Kürt basın tarihinden” bahsetti. Kızılkaya şöyle konuştu:

“Kamuoyunun, bir meselenin farklı boyutlarını, muhataplarının ağzından öğrenme hakkı yadsınamaz. Dolayısıyla yapılan iş gazeteciliktir, başka bir şey değil. Metnin tematik analizi dışında, bir haberden kim nasıl bir okuma yapar ve ne tür siyasal çıkar sağlar ya da umar sorusu, gazetecinin temel alacağı bir yöntem değildir. Hiçbir gazeteci de bu durumdan dolayı sorumlu tutulamaz ve yargılanamaz. Davaya konu olan, sorumlu olduğum dönemde, bu özellikler dışında hiçbir habere, yazıya ve görsel malzemeye yönelik bir itiraz yok. İddianamede hiçbir habere yalanlama, maddi delillerin çarpıtıldığına dair suçlama yok. Suçlamalara konu olan yorum, analiz, haber ve röportajlardır. Toplumun merak ettiği güncel sorunlarda halkı, okuru bilgilendirme amaçlı gazetecilik faaliyetleridir. Devlete vergi veren, mali kaynakları belli olan, mali ve yargısal denetime tabi tüzel bir kurumun yasadışı ilişkileri olduğunu iddia etmek akla ve izana muhtaçtır” diye konuştu. Beraatını talep etti.

Zana Bilir Kaya, gazetecilik mesleğinin hakimlik mesleği gibi kamusal bir görev olduğunu belirtti. Toplumun gerçeği öğrenmesi amacıyla haber alma ve yapmasının, gazetecinin hakkı olduğunu dile getirdi. Hakkındaki suçlamaların genel geçer ve soyut suçlamalar olduğunu ifade etti. Kaya, “Ben sadece gazetecilik örgütü mensubuyum. Yaptığımız haberler iktidarı rahatsız edebilir, basının görevlerinden biri iktidarı denetlemektir. İktidar eleştirildi diye yargılanmamız kabul edilemez” dedi.

Avukat Erdal Doğan, müvekkili Aslı Erdoğan’ın savunmasını okudu. Erdoğan yazılı beyanında, iddianamedeki yazılarının rastgele seçildiğini belirtti; bu yazıların farklı dillere çevrilip yayınlandığını, şiddet karşıtı metinler olduğunu söyledi.

Avukatlar esas hakkında savunmalar için süre talep etti. Savcı mütalaasında soruşturmanın genişletilmesine yönelik taleplerin reddedilmesini, süre talebinin ise kabulünü istedi.

Mahkeme başkanı tüm sanık ve avukatlarına son beyanlarını sordu. Ekleyecek bir şeyleri olmadığını söylediler. Duruşmaya karar için ara verildi.


Haklarında yakalama emri bulunan ve henüz ifadesi alınmamış olan Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun dosyalarının ayrılmasına karar verildi.

Yazar Aslı Erdoğan’ın “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” ve “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamaları karşısında beraatine, “terör örgütü propagandası” suçlaması yönünden de davanın açılması için Basın Kanunu’nda belirlenen dört aylık sürenin aşılması sebebiyle düşmesine karar verildi.

Necmiye Alpay ve Bilge Oykut Contepe’nin tüm suçlamalardan beraati kararlaştırıldı.

Savunma için ek süre talep eden Zana Bilir Kaya, Eren Keskin, Kemal Sancılı ve İnan Kızılkaya’nın süre talebi olduğundan, dosyanın ayrılmasına ve ayrı bir dosyada yargılanmasına devamına karar verildi.

Bu dosyanın duruşma tarihi henüz belli olmadı. Daha sonra ayrılan dosyalar üzerindeki yargılamanın, 15 Mayıs 2020’de devam etmesine karar verildi.


Duruşma Salonu

Duruşma salonunda yaklaşık 50 kişilik izleyici alanı vardı. Duruşmayı yaklaşık 60 kişi izledi.

Mahkeme başkanı mikrofon kullanarak konuştu, söyledikleri izleyici alanından rahatlıkla duyuldu. Savcı ise mikrofon kullanmadı, söyledikleri anlaşılmadı.

Avukatlar için ayrılmış masada tek bir mikrofon vardı. Duruşmaya katılan 11 avukat mikrofonu bazen elden ele geçirerek, mikrofonun kablosunun yetmediği zamanlarda ise yer değiştirerek savunma yapmak zorunda kaldılar.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Sınır Tanımayan Gazetciler Örgütü, Af Örgütü Türkiye, Af Örgütü Almanya, Uluslararası Af Örgütü, Medya ve Hukuk Derneği; Hakikat, Adalet ve Hafıza Merkezi, Eşit Haklar için İzleme Derneği, milletvekilleri Ahmet Şık, Züleyha Gülüm ve Sezgin Tanrıkulu ile birlikte gazetciler takip etti.

Genel Gözlemler

İzleyiciler, saat 10.24’te salona alındı. Mahkeme heyeti ise saat 10.40’ta salona girdi ve duruşma başladı. Saat 12.20’de kararın açıklanmasıyla duruşma sona erdi.

Duruşma devam ederken (saat 11.17’de) savcı yerinden kalkarak 1-2 dakikalığına duruşma salonundan çıkıp geri geldi.

Mahkeme başkanı karar için ara verdiğinde tüm seyirciler dışarı çıkarıldı ancak savcı salonda oturuyordu.

Karar için verilen ara 10 dakika sürdü. Baktığı diğer davalarda karar ve/veya ara karar açıklarken basının ve gözlemcilerin salonda bulunmasına izin vermeyen hakim, bu davada kararı açıklarken izleyicilerin salona girmesine izin verdi.

15. Standing - Jan. 13, 2020


Yargılamanın 15. duruşması mahkeme heyetinin yerini almasıyla saat 10.00’da başladı.

Duruşmaya sanıklardan gazetenin Yayın Danışma Kurulu üyesi Necmiye Alpay ve Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin katıldı.

Bir önceki duruşmada izinde olan duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasını mahkemeye sundu.

Mütalaanın sekiz sayfadan oluştuğunu belirten savcı, avukatlara bunun hepsinin mi, yoksa özetinin mi okunmasını istediklerini sordu. Avukatlar özet ve sanıklar hakkında istenen cezaların okunmasının yeterli olacağı yanıtını verdi.

Savcı Aslı Erdoğan ile Zana Bilir Kaya’ya “zincirleme şekilde, basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası;” Eren Keskin ile İnan Kızılkaya’ya “silahlı terör örgütü üyeliği” iddiasıyla ceza verilmesini istedi.

Bilge Oykut Contepe ve Necmiye Alpay’ın ise beraatini istedi.

Ragıp Zarakolu ve Filiz Koçali’nin ifadeleri alınmadığı için dosyaları ayrılmasını talep etti.

Ardından mahkeme başkanı sanıklara ve sanık avukatlarına mütalaaya karşı beyanlarını sordu. Necmiye Alpay bu aşamada bir diyeceğinin olmadığını söyledi.

Eren Keskin ise esas hakkında mütalaaya karşı ek süre istedi.

Mütalaanın Türkiye iç hukukuna aykırı olduğunu söyleyen Keskin, “Bizi düşman olarak görüyorsunuz” dedi. Yıllardır insan hakları savunuculuğu yaptığını ve eş genel yayın yönetmenliği görevini gazeteye yönelik baskılara karşı dayanışma amacıyla üstlendiğini hatırlattı.

Hakkında birçok dava açıldığını söyleyen Keskin, “silahlı terör örgütüne üyelik” suçlamasının kendisine ilk defa yöneltildiğini ve bu ağır suçlama karşısında savunma hazırlamak için süre istedi.

Ardından söz alan avukatı Gülizar Tuncer, müvekkili Eren Keskin’in gazeteci değil, avukat olduğunu hatırlattı. Fiilen gazetenin yayın yönetmenliğini yapmadığını belirtti. “Silahlı terör örgütü üyeliğinin ne demek olduğu yargı işleyişinde unutuldu. Sıkıyönetim mahkemeleri bile bu suçlama için delil arardı. Siz neyle suçladığınızı bilmiyorsunuz” diye konuştu.

Tuncer, Özcan Kılıç ve diğer avukatlar, esas hakkında mütalaaya karşı savunma için süre istedi.

Mütalaa

  • Özgür Gündem Gazetesi yazarı ve yayın danışma kurulu üyesi Aslı Erdoğan’ın gazetede yayınlanan dört yazısı nedeniyle “terör örgütü propagandası suçunu basın yayın yoluyla zincirleme işlemek” (TMK 7/2) suçlamasıyla cezalandırılması ve “Silahlı terör örgütüne üyelik” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından beraati istendi.

  • Gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin’in gazetede yayınlanan dört yazısı ve genel yayın yönetmeni olması nedeniyle “silahlı terör örgütü üyesi olmak” (TCK 314/2 ve TMK 5/1) suçlamasıyla cezalandırılması istendi; “terör örgütü propagandası” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Gazetenin eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya’nın gazetedeki görevi ve gazetede yayınlanan yazılar nedeniyle “silahlı terör örgütüne üye olmak” (TCK 314/2 ve TMK 5/1) suçundan cezalandırılması istendi; “terör örgütü propagandası” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Gazetenin eski Genel Yayın Yönetmeni Zana Bilir Kaya’nın gazetedeki görevi ve gazetede yayınlanan 11 yazı nedeniyle “basın ve yoluyla, zincirleme şekilde terör örgütü propagandası” (TMK 7/2) suçlamasından cezalandırılması istendi; “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Özgür Gündem Gazetesi yazarı ve yayın danışma kurulu üyesi Necmiye Alpay’ın “silahlı terör örgütüne üye olmak,” “terör örgütü propagandası yapmak” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Özgür Gündem Gazetesi yazarları ve yayın danışma kurulu üyeleri Ragıp Zarakolu ve Filiz Koçali’nin ise savunmaları alınmadığı için dosyalarının ayrılması istendi.


Esas hakkındaki mütalaa karşısında savunma hazırlanması için süre talebini kabul eden mahkeme, yargılamanın 14 Şubat 2020 tarihli duruşma ile devam etmesine karar verdi.


Duruşma Öncesi

Duruşma, o gün İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen tek duruşmaydı. Salona açılan barikatlarda herhangi bir sorun yaşanmadı, gazeteciler ve avukatlar duruşma salonunun önüne sorunsuz geçti.

Duruşmaya Katılım

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Medya ve Hukuk Derneği (MLSA) gözlemcileri birçok adliye muhabiri duruşmayı izledi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu yaklaşık 35 kişilikti. Duruşmaya yaklaşık 15 kişi katıldı. Mahkeme başkanı ve savcı mikrofonu kullanarak konuştu, konuşulanlar izleyici bölümünden rahatlıkla duyuldu.

Genel Gözlemler

Duruşma saatinde başladı ve yaklaşık 15 dakika sürdü.

Savcının mütalaayı okumasının ardından avukat Gülizar Tuncer mütalaayı eleştiren bir konuşma yaptı. Mahkeme başkanı, birkaç kez Tuncer’in sözünü keserek “Savunma sınırlarını aşmayın” uyarısında bulundu.

Mahkeme heyeti karar verirken salonu boşaltmadı. Avukatlar iki haftanın mütalaaya karşı savunmaları hazırlamak için çok kısa bir süre olduğunu belirtti. Bunun üzerine mahkeme başkanı duruşmanın 1 ay sonra görülmesine karar verdi.

14. Standing - Nov. 28, 2019


Duruşma, mahkeme heyetinin yerini alması ile başladı.

Duruşmaya; Özgür Gündem Gazetesi’nin Yayın Danışma Kurulu üyesi Necmiye Alpay, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Eş Genel Yayın Yönetmeni ve Eren Keskin katıldı.

Katılan sanık ve avukatların tutanağa geçirilmesinin ardından mahkeme başkanı, geçici olarak atanan duruşma savcısından mütalaasını sordu.

Savcı, bu kapsamlı dosyaya bakan savcının izinde olduğunu söyleyerek ek süre talep etti.

Mahkeme başkanının söz vermesi üzerine yargılanan gazeteciler, bu aşamada bir söyleyecekleri olmadığını ifade etti.

Eren Keskin ise sözlerinin tutanağa geçmesini istediğini söyledi ve savunmasına 28 Kasım 2015’te öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’yi anarak başladı.

“Dava üç yıldır devam ediyor. Bugün mütalaa verilecek diye geldik, üç yıldır bekliyoruz. Duruşma günü belliydi, hepimiz hazırlandık. Bir sonraki duruşmanın yakın bir tarihe verilmesini talep ediyorum” dedi.

Avukat Erdal Doğan da en baştan beri beraat istediklerini, mütalaanın bir an önce verilmesini beklediklerini söyledi.

Mahkeme başkanı, duruşmaya ara vermeden kararını açıkladı.


Duruşmaya bakan savcı izinde olduğu için Cumhuriyet Savcılığı’nın ek süre talebini kabul eden mahkeme, yargılamanın 13 Ocak 2020’de devam etmesine karar verdi.


Duruşma öncesi:

İstanbul Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi binasının 4. katındaki ağır ceza mahkemelerine açılan barikatlarda görevli güvenlik görevlileri değişmişti. Duruşma öncesi gözlemcilerin ve basının barikatlardan geçişinde bir sorun yaşanmadı.

Avukatlar, gazeteciler ve gözlemciler, duruşma salonunun önünde bekliyordu.

Duruşmaya katılım:

Duruşmayı izlemeye yurtdışından gelen heyetler arasında Avrupa Gazeteciler Federasyonu (European Federation of Journalists, EFJ), Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (International Federation of Journalists, IFJ), Uluslararası Basın Ensttitüsü (International Press Institute, IPI), gazeteciler Tim Dawson, Marta Barcenilla Escaño, hukukçu Anna Adamska – Gallant vardı.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Medya ve Hukuk Derneği’nden (MLSA) gözlemliciler ve gazeteciler de takip etti.

Mahkeme salonu koşulları:

Mahkeme salonu yaklaşık 35 kişilikti. 3-4 kişi duruşmayı ayakta izledi.

Kürsüde mikrofon olmasına rağmen mahkeme başkanının ve savcının konuşmaları izleyicilerin bulunduğu bölümden güçlükle duyuldu.

Duruşma

Duruşma 10.42’de başladı. Yaklaşık 13 dakika sürdü.

Mahkeme başkanı ve duruşma savcısı bu duruşmada değişmişti. Daha önceki duruşmalarda mahkeme heyeti üyesi olan hakimlerden biri mahkemenin yeni başkanı olarak görev yapıyordu. Bu duruşmada mütalaasını vermesi beklenen savcının ise izinde olduğu belirtildi.

13. Standing - July 3, 2019


Duruşma, önceki celsede belirlendiği gibi 09.30’da başladı.

Yaklaşık 5 dakika süren duruşmaya, Eren Keskin ve Necmiye Alpay ile altı avukat katıldı.

Duruşmada, ilk olarak Eren Keskin söz alarak, beraatını istedi. Necmiye Alpay’da söz alarak beraatını talep etti.

Ardından söz alan Avukat Erdal Doğan, davanın çok uzadığını dile getirdi. Yargılanan herkesin beraatını talep etti. Doğan, dava ile düşünce ve ifade özgürlüğünün yargılandığının belirtti.

Duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasını hazırlayarak, mahkeme heyetine sunmak için ek süre talep etti.


Mahkeme heyeti, savcının süre talebini kabul etti.

Yargılamanın 28 Kasım 2019’da devam etmesine karar verildi.


Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın yapıldığı salon normal büyüklükteki bir duruşma salonuydu. SEGBİS için iki ayrı ekran kuruluydu. İzleyci, avukat ve sanıklar hakkında da oturma yerleri mevcuttu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı izleyen kimse olmadı.

Genel Gözlemler

Yaklaşık beş dakika süren duruşmada olağanüstü herhangi bir durum yaşanmadı.

12. Standing - April 10, 2019


Saat 10:25’te duruşmanın başlaması için mahkeme heyeti, tutuklu yargılanan imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’ya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanmak istedi.

Ancak Sancılı’nın tutulduğu Edirne Cezaevi’ne yapılan görüntülü aramaya cevap veren cezaevi görevlisi, “Sancılı’nın duruşmaya katılmak için kurumdan (cezaevi yerleşkesinden) ayrıldığını” söyledi.

Salonda yaşanan kısa süreli şaşkınlığın ardından mahkeme heyeti salondan ayrıldı. Yaklaşık 15 dakika sonra, saat 10.40’ta, tutuklu sanık Sancılı’nın adliye nezaretinde tutulduğu anlaşıldı. Sancılı saat 10.53’te kelepçeli bir şekilde mahkeme salonuna getirildi ve duruşma başladı.

Sancılı, dosyadaki dijital materyallerin kendisine ulaştırılmadığını ve bu nedenle inceleyemediğini söyledi. Tahliyesini talep etti.

Tutuksuz yargılanan Eren Keskin, “Bu gazetenin yayın yapmasını desteklemek için künyedeki genel yayın yönetmenliği hanesine ismimi yazdırdım, suç olduğunu da düşünmüyorum” diye konuştu.

Avukat Özcan Kılıç, imtiyaz sahibi Sancılı’nın başka bir davadan hüküm giydiğini ve “kaçma şüphesinin” ortadan kalktığını söyleyerek, bu davadan tahliyesini istedi.

Kılıç dosyadaki dijital inceleme raporlarına da değindi. Özgür Gündem Gazetesi’nin içinde bulunduğu altı katlı binanın tamamında arama yapıldığını, ancak binanın sadece ikinci katının Özgür Gündem Gazetesi’ne ait olduğunu söyleyen Kılıç “Kayyum her şeye el koyduğu için bu malzemeleri inceleyip kime ait olduğunu belirleyemiyoruz” dedi.

Kılıç ayrıca Eren Keskin’in İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyasının İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ana davayla birleştirilmesini talep etti; tek tek farklı mahkemelerde görülen tüm bu davaların gazetenin yayın politikası ile ilgili olduğunu ifade etti.

Kılıç’ın ardından, Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan söz aldı. Avukat Doğan, müvekkilinin evinde yapılan arama sonucu el konulan ve iddianamede sıralanan “malzemelerin” suç teşkil etmediğini ve tamamen yasal olduğunu söylerken, bu malzemeler arasında çok sayıda kitabın da sıralandığını ifade etti, “Bir yazarın evinde bu kitapların bulunması normaldir” dedi.

Duruşma savcısı, dosyanın geldiği aşama ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak Kemal Sancılı’nın tahliye edilmesini talep etti.

Duruşmaya karar için ara verildi.


Mahkeme, avukatların talebi üzerine Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin’in İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı dosyanın Özgür Gündem Ana Davasıyla birleştirilmesi talebini kabul ederek, bu konuda 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne müzekkere yazılmasına karar verdi.

Ayrıca 11 Mayıs 2018’den bu yana tutuklu bulunan ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başka bir davada hakkında verilen mahkumiyet kararı Ocak 2019’da kesinleşen Özgür Gündem Gazetesi İmtiyaz Sahibi Kemal Sancılı’nın, bu dava kapsamında tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmesine karar verildi.


Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sadece Eren Keskin katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşmanın saat 9:45’te başlaması öngörülüyordu. Önceki beş duruşmanın sarkması nedeniyle saat 10:25’te duruşma salonuna girildi. Ancak önce SEGBİS’le bağlanılmaya çalışılan tutuklu sanık Sancılı’nın cezaevinde değil, adliyede olduğu anlaşılması 15 dakika sürdü.

Sancılı saat 10:53’te duruşma salonuna getirildi ve duruşma başladı. Yedi dakika süren duruşmanın ardından saat 11:00’da karar için ara verildi. Saat 11:08’de karar açıklandı ve duruşma sona erdi.

11. Standing - Jan. 17, 2019


Saat 09:15’te başlayacağı duyurulan duruşma, önceki duruşmalardaki sarkma nedeniyle saat 09:35’te başladı.

Gazeteciler, gazetecilerien avukatları ve izleyiciler salona alındığında, mahkeme heyeti ve duruşma savcısı kürsüdeki yerini almıştı.

Mahkeme heyeti başkanı katılanları belirleyerek tutanağa geçirdikten sonra, dosyaya ilişkin gelişmeleri duyurdu.

Mahkeme Başkanı; İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, İnan Kızılkaya ve Kemal Saygılı hakkındaki dosyanın, bu yargılama ile irtibatı nedeniyle birleştirilmesi için onaylarını sorduğunu belirtti. Mahkeme heyeti başkanı, dosyanın geldiği aşama nedeniyle, yargılamanın söz konusu dosya ile birleştirilmesine onay vermediklerini açıkladı.

Soruşturma başladığı sırada el konulan materyallerinin yargılananlara iade edildiğini bildiren mahkeme heyeti başkanı, emniyetin dijital materyallerin incelenmesine ilişkin raporunun da geldiğini ifade etti.

Ardından Kemal Sancılı’nın tutuklu bulunduğu cezaevine SEGBİS bağlantısı yapıldı. Bağlantının beklendiği sırada mahkeme heyeti başkanı ve bir heyet üyesi, yer olmadığı için müştekilere ayrılan bölüme oturan avukat Erdal Doğan ile şakalaştı ve bir başka dava hakkında sohbet etti.

Ardından SEGBİS bağlantısı sağlanınca heyet başkanı, Sancılı’ya, dijital materyallerin incelenmesine ilişkin rapora karşı beyanının olup olmadığını sordu.

Cezaevine ulaşmadığı için raporu inceleme ve avukatlarıyla bu konuda görüşme fırsatı bulunmadığını söyleyen Sancılı, tutuklu kaldığı sürenin göz önüne alınarak tahliyesini talep etti.

Ardından avukatlar söz aldı. Avukat Özcan Kılıç; İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı için 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nce sorulan birleştirme görüşüne olumlu yanıt verilmesini talep etti.

Ardından dijital materyallerle ilgili beyanda bulunan Avukat Özcan Kılıç, henüz raporu inceleyemediklerini, çok hacimli bir rapor olduğunu belirterek, şu hususları bildirdi:

“Özgür Gündem Gazetesi’nin bulunduğu bina dört katlı ve gazete bu binanın sadece iki katında. Polis baskını gerçekleştiğinde binanın tamamı mühürlendi ve polis o binada gazete dışında bulunan 2-3 şirketteki bilgisayar ve dijital materyallere de el koydu. Dolayısıyla bu gelen raporda hangi bilgisayar ve dijital materyallerin Özgür Gündem’e ait olduğunu belirleyip, inceledikten sonra savunma yapacağız.”

Avukat Kılıç bu konuda mahkemeden süre istedi.

Özcan Kılıç, müvekkillerinden Kemal Sancılı’nın tutukluluğunun da artık infaza dönüştüğünü ifade ederek tahliyesini talep etti.

Daha sonra Necmiye Alpay’ın avukatı Adil Demirci dijital materyallerle ilgili raporda kendileriyle ilgili bir husus bulunmadığını, bu aşamada bir talepleri olmadığını dile getirdi.

Eren Keskin ve İnan Kızılkaya’nın avukatı Gülizar Tuncer de dijital materyallerin incelemesine ilişkin rapora ilişkin savunmalarını incelemelerini müteakiben yapacaklarını belirterek süre talep etti.

Ragıp Zarakolu ile Bilge Oykut Contepe’nin avukatı Sennur Baybuğa da bu aşamada bir talep ve beyanları olmadığını ifade etti.

Daha sonra söz alan Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan ise, yargılamanın müvekkilinin yaşamı üzerindeki olumsuz etkisinden söz ederek, şu ana kadar verdikleri dilekçelerin iddianameye yönelik savunmalarını içerdiğini belirtti ve “derhal beraat kararı” verilmesini talep etti.

Mahkeme heyeti daha sonra savcının mütalaasını alarak ara karar için duruşmaya ara verdi.


Mahkeme heyeti; Kemal Sancılı’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Karar; Sancılı’nın, adli kontrol tedbirini ihlal ederek, Yunanistan sınırında bir botta üç kişiyle birlikte yurt dışı kaçma hazırlığı sırasında yakalanması gerekçesine dayandırıldı.

Dijital materyallere ilişkin rapora karşı savunma yapabilmeleri için avukatlara süre tanınmasına karar verildi.

Mahkeme, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı hakkındaki birleştirme taleplerinin de avukatlarının beyanı dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesine karar verdi.

Yargılamanaın 10 Nisan 2019’da devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde herhangi bir basın açıklaması, destek ya da protesto gösterisi yapılmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunun fiziksel koşulları izleyiciler için yeterliydi ancak dokuz sanığın yargılandığı duruşmada savunma avukatlarına ayrılan bölüm yetersiz kaldı.

Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan, şikayetçi avukatlarına ayrılan tarafa, savunma avukatlarının karşısına oturdu. Bu durum mahkeme heyeti başkanı ve üyeler ile avukat Doğan arasında şakalaşmalara yol açtı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı yargılananlardan Aslı Erdoğan’ın annesi ile destek için gelen birkaç kişi ve gazetecilerden oluşan yaklaşık 15 kişi takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşmada herhangi bir gerginlik yaşanmadı. Duruşmayı izleyenlere ve duruşma salonunda dizüstü bilgisayar gibi aygıtların kullanımına sınırlama getirilmedi.

10. Standing - Oct. 10, 2018


Duruşma kimlik kontrollerinin yapılması ile başladı. Mahkeme Başkanı, duruşmaya katılanların bilgisinin duruşma öncesinde verilmesini, böylece zaman kaybedilmeyeceğini ifade edince sanık gazetecilerin avukatlarından biri itiraz etti.

Bunun üzerine mahkeme başkanı, “Alınganlık yapmayın. Biz burada yargılama yapıyoruz. Duruşmaya kimlerin geldiğini takip edecek değiliz” dedi. Duruşma boyunca, bu diyalog dışında herhangi bir tartışma yaşanmadı.

Mahkeme başkanı, dijital inceleme raporlarının klasör halinde dosyaya sunulduğunu ifade etti. Avukatlara bu raporların incelenip incelenmediğini sordu. Sanık avukatları raporu henüz inceleme fırsatı bulamadıklarını kaydetti.

Beyanlara geçildi. Tutuksuz yargılanan gazeteci İnan Kızılkaya, dijital inceleme raporlarını henüz incelemediğini, inceledikten sonra beyanda bulunacağını söyledikten sonra talebi olmadığını ifade etti.

Tutuksuz yargılanan yazar Necmiye Alpay’da raporları henüz incelemediğini söyledi ve “Diyeceğim bir şey yok” diyerek beyanını kısa tuttu.

Tutuksuz yargılanan Eren Keskin ise şunları söyledi:

“Eski beyanımı tekrar ediyorum. Yargılama Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelere ve anayasaya aykırıdır. İfade özgürlüğümüz ihlal edilmiştir. Kendi yazmamış olduğum bir yazı sebebiyle yargılanıyorum.”

Savunamalar sırasında tutuklu yargılanan Kemal Sancılı, Edirne F tipi Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) bağlantısı ile bekletiliyordu.

Mahkemenin kendisine söz vermesiyle, salonda bulunanlara selam ve saygılarını iletti. Öncelikle dijital inceleme raporlarının kendisine henüz ulaştırılmadığını bu yüzden inceleme fırsatının oluşmadığını ifade etti. Yazılı ve sözlü beyanını tekrar ettiğini fakat bir ekleme yapmak istediğini belirtti. Mahkeme heyetinin, basın kanunun 11. Maddesinin incelemesini talep ederek tahliyesini talep etti.

Avukat Özcan Kılıç, dijital inceleme raporlarının henüz incelemediklerini, incelemeyi yaptıktan sonra beyanda bulunacaklarını belirtti. Avukat Özcan Kılıç, dosyada sanık olmayan birçok insanın dijital eşyalarına el konulduğunu ve bu eşyaların kaybolduğunu, el konulan eşyaların akıbetini sorabilecek makam bulamadıklarını, İstanbul 5. Asliye Mahkemesine ve 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulunduklarını fakat sonuç alamadıklarını ifade ederek mahkemeden dijital materyallerin iadesini istedi.

Kılıç, Sancılı’nın uzun süredir tutuklu bulunduğunu, kaçarken yakalandığı için mahkemenin haklı gerekçeleri olduğunu fakat içerde bulunduğu sürenin infaza dönüştüğünü belirterek tahliyesini talep etti.

Kılıç, bunun dışında Eren Keskin’in yurt dışı yasağına değindi. İstanbul Baro Başkanı Adayı ve İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı olan Keskin’in çalışmalarını yapabilmesi için yurtdışı yasağının kaldırılmasını talep etti.

Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan, iddianameden sonra dosyaya giren dijital materyallerin yeni bir delil olarak nitelendirilmesinin Ceza Muhakemeleri Kanunu’na aykırı olduğunu ifade ederek incelemesi biten dijital materyallerin iadesini talep etti.

Diğer sanık avukatları, raporları ineceledikten sonra beyanda bulunacaklarını, bu aşamada bir diyeceklerinin olmadıklarını söylediler.

Eren Keskin avukatı Gülizar Tuncel, Eren Keskin için şunları söyledi:

“Eren Keskin 30 yıldır avukatlık yapan bir meslektaşımız. Ailesi, yakınları bu ülkede yaşıyor. Bu topraklardan ayrılacağı yok. Hakkında yürütülen soruşturmalar var. Bir yere gitmedi. Kendisi aynı zamanda baro seçimlerinde baro başkan adayıdır ve İnsan Hakları Derneği’nin eş başkanıdır. İnsan haklarının korunmasına yönelik faaliyetlerine devam edebilmesi için eş başkan olduğu derneğin uluslararası devlet ve kurumların panel, konferans gibi davetlerine katılma yönünde bir takım görev ve zaruretleri vardır. İnsan haklarıyla ilgili yürüttüğü çalışmaları bilgilendirme yükümlülükleri vardır. Sürdürdüğü avukatlık mesleğinde kamuoyunu aydınlatma görevi vardır. Bundan devlet hoşlanmayabilir ama bu bir sorumluluktur. Bütün bunları yapabilmesi için yurt dışı yasağının kaldırılmasına yönelik talebimizi tekrarlıyoruz.”

Mahkeme, ara karar için duruşmaya kısa bir süre ara verdi.


Mahkeme heyeti, kararında; Kemal Sancılı’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Eren Keskin hakkındaki yurtdışına çıkış yasağı şartının kaldırılmasına ve Filiz Koçali hakkındaki yakalama emrinin devamına karar verildi.

Yargılamanın 17 Ocak 2019 tarihli duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Yargılamanın onuncu duruşmasının 09.45’de başlayacağı duyurulmuştu. Ancak duruşma 10:30 sularında başladı. Duruşma, mahkemenin o gün göreceği duruşmalar listesinin üçüncü sırasındaydı.

Mahkeme salonuna sorun yaşanmadan girildi. Girişlerde kimlik sorulmadı.

Sanık avukatları, sanıklar ve davayı izleyecek gazeteciler duruşma salonu önündeydiler. Bekleme süreci boyunca sohbetler yapıldı. Giriş güvenliği dışında, bekleme salonunda kolluk görevlisi yoktu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin görüleceği duruşma salonu, katılımın da fazla olmadığı göz önüne alınırsa yeteri kadar büyüktü. Duruşmayı izlemek üzere salon dışında bekletilen olmadı. Salonda Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) bağlantısı için bir adet ekran kuruluydu.

Salonda; izleyiciler, avukatlar ve sanıklar için ayrı ayrı oturma yerleri vardı.

Duruşmaya Katılım

Salonda avukatlar, heyet ve sanıklar dışında 20 kişi kadar izleyici vardı. Duruşmaya, tutuksuz yargılanan Necmiye Alpay, Eren Keskin ve İnan Kızılkaya avukatları ile birlikte katıldı.

Aslı Erdoğan’ın annesi de duruşmayı izleyenler arasındaydı. Tutuklu yargılanan Kemal Sancılı ise duruşmaya, tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı.

Duruşmayı; Mezopotamya Ajansı, Evrensel Gazetesi, Cumhuriyet Gazetesi muhabirleri ile Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24) gözlemcileri izledi.

Duruşma günü, ayrıca Özgür Gündem Gazetesi’ne destek vermek amacıyla başlatılan nöbetçi genel yayın yönetmenliği kampanyasına katılan gazetecilerin duruşması da görüldü.

Genel Gözlemler

Duruşma 10-15 dakika sürdü. Tutuksuz yargılanan sanıklar ve avukatları beyanlarını kısa tuttu. SEGBİS bağlantısında sorun yaşanmadı. Ara karar için 5 dakika ara verildi. Duruşma tarihi ve saatinin uygun olup olmadığı sorulduktan sonra tarih kesinleştirildi.

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial Download

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 10. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 11. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 12. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 13. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 14. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 15. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 15. Standing (Mütalaa)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 16. Standing (Minutes of the Hearing)

"Özgür Gündem Gazetesi" Ana Dava - (Ayrılan Dosya)

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin eş genel yayın yönetmeni Eren Keskin, kamuoyunda “Özgür Gündem Gazetesi Ana Davası” olarak bilinen yargılama kapsamında; gazeteciler İnan Kızılkaya ve Zana Bilir Kaya ile Yayın Danışma Kurulu üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Oykut Contepe ile birlikte yargılanıyordu.

Yargılamanın, 14 Şubat 2020 tarihinde görülen 16. duruşmasında; Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Bilge Oykut Contepe hakkında beraat kararı verildi. Keskin ile birlikte Zana Bilir Kaya ve İnan Kızılkaya ise duruşmada, esas hakkındaki mütalaa karşısında savunmalarını hazırlamak için ek süre talep etti. Talepleri kabul edildi.

Keskin, Kızılkaya ve Kaya hakkındaki yargılama dosyası, “Özgür Gündem Gazetesi Ana Dava” yargılama dosyasından ayrıldı.

Yargılamanın ayrılan dosya açısından birinci duruşması 15 Mayıs 2020 tarihinde görülecekti. Ancak, duruşma; koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi.

Yargılamanın ayrılan dosya açısından ikinci duruşması 9 Eylül 2020 tarihinde görüldü. Mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Yargılanan gazeteciler; Eren Keskin, Zana Bilir Kaya ve İnan Kızılkaya Adliye’deydi. Ancak, avukatları; duruşmaya katılmadı. Avukatlar, mahkemeye mazeret bildirdi.

Mahkeme heyeti, avukatların mazeretini kabul etti. Yargılamanın, 24 Aralık 2020 tarihinde görülecek üçüncü duruşma ile devam etmesine karar verildi.

2. Standing - Sept. 9, 2020


Mahkeme heyeti, duruşmanın başlaması gereken saatte yerini aldı.

Mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Yargılanan gazeteciler; Eren Keskin, Zana Bilir Kaya ve İnan Kızılkaya salondaydı. Ancak, avukatları; duruşmaya katılmadı. Avukatlar, mahkemeye mazeret bildirdi.


Mahkeme heyeti, avukatların mazeretini kabul etti.

Yargılamanın, 24 Aralık 2020 tarihinde görülecek üçüncü duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Yurttaşlar ve avukatlar, adliyeye; koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında birbirinden bariyerlerle ayrılmış bölümlerden girdi.

Yine, pandemi önlemleri kapsamında; adliyeye, ateş ölçümü yapıldıktan sonra girilebildi. X-Ray cihazından da geçildi.

Duruşma salonunun bulunduğu kat bariyerlerle kapatılmıştı.

Mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma, küçük bir salonda görüldü.

Mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Bu yüzden, duruşma salonuna ilişkin gözlem yapılamadı.

Duruşmaya Katılım

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24) gözlemcileri ve milletvekilleri duruşmayı izlemek için adliyeye geldi.

Ancak, mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Genel Gözlemler

Mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Bu yüzden, duruşmaya ilişkin gözlemleme yapılamadı.

1. Standing - May 15, 2020


Duruşma; koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi.

Yargılamanın ayrılan dosya açısından ikinci duruşmasının 9 Eylül 2020 tarihinde görülmesine karar verildi.

"Özgür Gündem Gazetesi" Ana Dava - (Ayrılan Dosya) 2. Standing (Minutes of the Hearing)

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial

Özgür Gündem Gazetesi; İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararıyla, 16 Ağustos 2016’da önce “geçici olarak” kapatıldı.

Ardından, gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya hakkında dava açıldı. 3 Mayıs 2016 ile 7 Ağustos 2016 tarihleri arasında, gazeteye destek için; “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyası yürütüldü.

Gazete; 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) yönetimi kapsamında 29 Ekim 2016’da çıkarılan 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile bu kez “tamamen” kapatıldı. Hükümet, Meclis onayına başvurmadan yürürlüğe koyduğu KHK’ler ile çok sayıda basın yayın kuruluşunu kapattı.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin eş genel yayın yönetmeni Eren Keskin, gazetenin yayınları nedeniyle açılan 122 farklı soruşturma ve davada sanık olarak yer aldı.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin yazarları ile eş yayın yönetmenleri hakkında açılan çok sayıda soruşturmaya, gazetenin eş genel yayın yönetmeni Eren Keskin de dahil edildi.

Keskin, soruşturmalarda; gazetenin Kasım 2015 ile Mart 2016 tarihleri arasında yayımlanan sayılarındaki haberler ve yazılar üzerinden suçlandı. Keskin’in suçlandığı haber ve yazıların tamamı, gazete ile dayanışmak için düzenlenen “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenleri Kampanyası’ndan” önce yayımlanmıştı.

Keskin, hakkında açılan soruşturmalar kapsamında gözaltına alınmadı. Keskin, savcılığa ifade vermeye davet edildi. Hakkındaki iddianamelere göre; Keskin, soruşturma aşamasında, 21 Ocak 2016, 17 Mart 2016 ve 23 Mart 2016 tarihlerinde verdiği ifadede; gazetenin Ankara irtibatlarının, Ankara’da yaşayan eş genel yayın yönetmeni Hüseyin Aykol tarafından sağlandığını, gazetenin de Ankara’da basıldığını, kendisinin ise İstanbul baskısı koordine ettiğini dile getirdi. Keskin, “Haberlerin içeriğinde propaganda olmadığını düşündüğümüzden dolayı gazeteye alıp, yayın yapmaktayız” dedi.

Keskin hakkında, gazetenin 16 farklı sayısında yayımlanan haber ve yazılar üzerinden soruşturma başlatıldı. Ancak, hakkındaki iddianamelerde, Keskin’in savcılığa bundan çok daha az sayıda savunma verdiği görüldü.

Keskin hakkında, Şubat 2016 ile Haziran 2016 arasında 16 ayrı iddianame hazırlandı.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin eş genel yayın yönetmeni Eren Keskin hakkındaki 16 ayrı iddianame, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Şubat 2016 ile Haziran 2016 arasında farklı tarihlerde tamamlandı.

İddianameler, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda görevli iki savcı tarafından hazırlandı.

Hakkındaki iddianamelerin tamamında, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Reyhan Çapan da sanık olarak yer aldı. Keskin ve Çapan; gazetenin eş genel yayın yönetmeni Hüseyin Aykol, gazetenin editörü Reyhan Hacıoğlu ile yazarlar Ayşe Berktay, Nuray Özdoğan, Celalettin Can, Ayşe Batumlu ve Filiz Koçali hakkında hazırlanan iddianamelerin tamamında sanık olarak yer aldı. Söz konusu gazeteciler hakkında hazırlanan, toplamda 16 iddianame birleştirildi.

Eren Keskin’in sanık olarak yer aldığı iddianamelerin ilk ikisi 2 Şubat 2016 tarihinde tamamlandı. Gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Reyhan Çapan iki iddianamede de sanık olarak yer aldı.

İki iddianamede, gazetenin 9 Ocak 2016 ve 11 Ocak 2016 tarihlerinde yayımlanan haberler delil olarak gösterildi. “Ölüm Ablukasını Kıracağız,” “Devlet İmralı’da Psikolojik Savaş Yürütüyor,” “İnsanlık Kar Altında,” “Ablukaya Karşı Kesintisiz Direniş,” “PKK: Söz Veriyoruz,” “Gerillalar: Hiçbir Teknik Direnişi Yenemez,” “Çatışma Değil İnfaz,” “Tecridin Yansıması Katliamlardır,” “12 Kurşun 12 İnfaz” başlıklı haberler ve içerikleri sıralandı.

Keskin hakkındaki üçüncü iddianame, 8 Şubat 2016 tarihinde tamamlandı. İddianamede, Keskin ve Çapan ile birlikte, gazetenin eş genel yayın yönetmeni Hüseyin Aykol da sanık olarak yer aldı.

İddianamede, gazetenin 13 Ocak 2016 tarihli sayısında yayımlanan haber ve yazılara delil olarak yer verildi. “Botan’ın Evlatları Baharı Getirecek,” “Gülüşleriyle Yaşamı Aydınlatan Kadınlar,” “9 Şehit Derik’e Uğurlandı,” “Cenazeyi Taradılar,” “Cizir Tehdide Boyun Eğmez,” “Her Yeri Botan’a Çevireceğiz,” “Kimin Kime Diz Çöktüreceğini Göreceğiz” haberler ve içerikleri sıralandı.

Keskin hakkındaki dördüncü iddianame 11 Mart 2016 tarihinde tamamlandı. İddianamede, Keskin ve Çapan ile birlikte; gazetenin eş genel yayın yönetmeni Hüseyin Aykol, editörü Reyhan Hacıoğlu ile yazarları Ayşe Berktay ve Nuray Özdoğan da sanık olarak yer aldı.

Bu iddianamede, gazetenin, 16 Kasım 2015 tarihli sayısındaki haber ve yazılar, delil olarak gösterildi. “Halk Kahramanlarını Uğurladı,” “AKP Barbarlıkta DAİŞ Çeteleri ile Yarışıyor,” “Özgürlük Sarısı Şengal’in Köylerinde,” ve “YPG: Teröre Karşı Yanınızdayız” başlıklı haberler sıralandı.

İddianamede, gazetenin yazarı Nuray Özdoğan; “Cizre: Direnişin Kadim Kenti” başlıklı yazısı üzerinden suçlandı.

Ayşe Berktay’ın, “Barışı ve Huzuru İrademize Sahip Çıkarak Kuracağız” başlıklı yazısı, hakkındaki suçlamalara delil olarak gösterildi.

Reyhan Hacıoğlu ise “Mirabellerden Arinlere: Erkek Şiddetine Karşı Özsavunmaya” ve “İnsanlığın Umudu YPJ” başlıkları ile yayımlanan yazısı üzerinden suçlandı.

Keskin hakkındaki beşinci iddianame, 23 Mart 2016 tarihinde tamamlandı. İddianamede, gazetenin 24 Şubat 2016 tarihinde yayımlanan sayısındaki haberler ve yazılar sıralandı. “Gever Konuştu: İşgalci Gidecek,” “Hazex’in İradesi Zafer Kazanacak,” “YPS’den Yine Büyük Darbe,” “Çocukları Direnişle Yaşatalım,” “Mücadelenin Adı Sur Direnişi” başlıklı haber ve yazılara delil olarak yer verildi.

Keskin hakkındaki altıncı iddianame 24 Mart 2016 tarihinde tamamlandı. İddianamede, gazetenin 26 Ocak 2016 tarihli sayısında yer alan haber ve yazılar sıralandı. “Cizir’de Bir Bodrum Katında Can Çekişen 25 Yaralı Sivilin Son Mesajı: Binayı Üzerimize Yıktılar. Nefes Alamıyoruz,” “Açlık Grevine Giriyoruz,” “Kürt Soykırımı; Avrupa ve ABD,” “Sen Sustukça Her Ölüm Bir İnfazdır,” “Botan’dan Kürdistan’a, Daha Ne Kadar Susacaksınız” başlıklı yazı ve haberlere, delil olarak yer verildi.

Keskin hakkındaki yedinci iddianame, 25 Mart 2016 tarihinde tamamlandı. İddianamede, gazetenin 18 Mart 2016 tarihinde yayımlanan haber ve yazılarına yer verildi. “Amed’in Göbeğine Tank Yığını,” “Her Eve Bir Top Güllesi,” “YPS: 27 Asker ve Polis Öldürüldü,” “Nevroz Ateşini İsyana Dönüştüreceğiz” başlıklı haber ve yazılara delil olarak yer verildi.

Keskin hakkındaki sekizinci iddianame, 28 Mart 2016 tarihinde tamamlandı. İddianamede, gazetenin 10 Şubat 2016 tarihli sayısında yayımlanan haber ve yazılara yer verildi. “Hesap Günüdür,” “Halk Yürürse İktidar Yıkılır,” “Direnmekten Başka Yol Yok”, “Katliamcı Rejim Suçunu Gizliyor,” “YPS’den Devlet Güçlerine Darbe,” “Katliama Öfke Büyüyor” başlıklı haber ve yazılara suç delili olarak yer verildi.

Keskin hakkındaki dokuzuncu iddianame, 29 Mart 2019 tarihinde tamamlandı. İddianamede, gazetenin 27 Ocak 2016 tarihinde yayımlanan haber ve yazılarına yer verildi. “Her Yer Cizre, Her Yer Sur,” “Kobane Ruhu Hendeklerde,” “Cizir İçin Her Alan Bir Direniş Mevzisi Olmalı” başlıklı haber ve yazılar, suçlamalara delil olarak gösterildi.

Hakkındaki 10. iddianame 20 Mart 2016 tarihinde tamamlandı. İddianamede, gazetenin 4 Şubat 2016 tarihli sayısında yer alan haber ve yazılara yer verildi. “Kim Bu Katiller,” “Kürdistan Şehidin Uğurladı,” “Cizre’deki İnfaz Timleri Kim?,” “Sur için Yaşam için Direniş,” “Direnişin Adı Genç Kadın” başlıklı haber ve yazılar suçlamalara delil olarak gösterildi.

Keskin hakkındaki 11. iddianame, 20 Nisan 2016 tarihinde tamamlandı. İddianamede, gazetenin 16 Ocak 2016 tarihli sayısında yer alan haber ve yazılara yer verildi. “Ahlaksız Savaşa Karşı Tek Cephe,” “Bizim İrademiz Sizin Tanklarınızı Yenecek,” “Erdoğan Bu Savaşın Altında Kalacak” başlıklı haber ve yazılar suçlamalara delil olarak gösterildi.

Keskin hakkında hazırlanan 12. iddianame ise 25 Nisan 2016 tarihinde tamamlandı. Bu iddianamede Keskin ve Çapan ile birlikte gazetede yazısı yayımlanan Celalettin Can da sanık olarak yer aldı. İddianamede, gazetenin 7 Şubat 2016 tarihinde yayımlanan sayısındaki haber ve yazılara yer verildi. “Şeref Yolunda Şehit Düştüler,” “Cizir 56 Gündür Direniyor,” “YPS: 22 Çeteci Öldürüldü,” “Her Yer Kürdistan Her Yer Barikat” başlıklı haber ve yazılara yer verildi.

İddianamede, Celalettin Can; “Gün Direnme, Hakkını Kullanma Günü” başlıklı yazısı üzerinden suçlandı.

Keskin hakkındaki 13. iddianame, 25 Nisan 2016 tarihinde tamamlandı. İddianamede Keskin ve Reyhan Çapan ile birlikte Filiz Koçali de sanık olarak yer aldı. İddianamede, gazetenin 8 Mart 2016 tarihli sayısında yer alan haber ve yazılara yer verildi. “Oremar’da 26 Asker Öldürüldü,” “Kürdistan Özgürlük Meşaleleri, Özyönetim Onur Şelaleleri,” “Barikatların Ardında 8 Mart,” “PJAK’tan 8 Mart Mesajı: Serhildana” başlıklı haber ve yazılar suçlamalara delil olarak gösterildi.

İddianamede, Filiz Koçali ise “Korkun Bizden Bahar Geliyor” başlıklı yazısı üzerinden suçlandı.

Keskin hakkındaki 14. iddianame, 27 Mayıs 2016 tarihinde tamamlandı. İddianamede Keskin ve Çapan ile birlikte Ayşe Batumlu da sanık olarak yer aldı. İddianamede, gazetenin 2 Mart 2016 tarihli sayısında yayımlanan haber ve yazılar sıralandı. “YPS-Jin Direnişi Yükseliyor,” “Yürekler Sur ile Atıyor,” “Botan Sizinle Gurur Duyuyor,” “Kobani Ruhuyla Serhildan Günü” başlıklı yazı ve haberler suçlamalara delil olarak gösterildi.

İddianamede, Ayşe Batumlu; “O Küllerden Yeniden Doğacak Özgür Kadınlar” başlıklı yazısı üzerinden suçlandı.

Keskin hakkındaki 15. iddianame, 13 Haziran 2016 tarihinde tamamlandı. İddianamede, gazetenin 19 Ocak 2016 tarihinde yayımlanan haber ve yazılarına yer verildi. “Saraların, Sevelerin Özgürlük Ruhundan Korkuyorlar,” “Aynı Yolda Sonsuzlaşan 2 Yoldaş,” “Cizir’den Kürdistanlılara Direniş Çağrısı” başlıklı haber ve yazılar suçlamalara delil olarak gösterildi.

Keskin hakkındaki 16. iddianame ise 27 Haziran 2016 tarihinde yayımlandı. İddianamede, Keskin ve Çapan ile birlikte gazetenin eş genel yayın yönetmeni Hüseyin Aykol da sanık olarak yer aldı. İddianamede, gazetenin 7 Mart 2016 tarihinde yayımlanan haber ve yazıları suçlamalara delil olarak sıralandı. “Ferman Saray’ın Serhildan Bizim,” “Diz Çökmediler Boyun Eğmediler,” “Biz Kazandık Düşman Yenildi” başlıklı yazılar ve haberler suçlamalara delil olarak gösterildi.

Haklarındaki 16 iddianamede Eren Keskin ile birlikte Reyhan Çapan; delil olarak gösterilen haberler ve yazılar üzerinden, “PKK/KCK terör örgütü mensuplarının eylem ve faaliyetlerini meşru göstermek ve övmekle,” “güvenlik görevlilerini rastgele kişi öldüren, asayişi bozan kişiler olarak göstermekle,” “açıkça şiddeti, isyanı, güvenlik görevlilerine ve kendileri ile aynı görüşü savunmayan diğer tüm kişi ve gruplara karşı silahlı saldırıyı, baskıyı övmek ve teşvik etmekle” suçlandı.

İddianamelerde, “bu içeriklerin yayımlanmasının düşünce ve ifade hürriyeti veya basın hürriyeti kapsamında değerlendirilemeyeceği” öne sürüldü.

İddianamelerin birkaçında, “basının, bilgiyi yayma ve eleştirme ve yorumlama haklarının kabulü için bilginin gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamunun ilgi ve yararının bulunması gerektiği” öne sürüldü. Bazı iddianamelerde, şu iddialar öne sürüldü:

“Eleştirinin verilişinde gereksiz, yararlı olmayan beyan, niteleme ve değerlendirmelere gidilerek, içerik ile uygun düşmeyen tahrik edici, yalın bir okuyucuda husumet ve kuşku yaratıcı dil ve ifade kullanılır, seçilen sözcükler aşağılayıcı küçük düşürücü, incitici nitelikte olursa, konu ile ifade arasındaki denge bozulur. Haber veya eleştiri, hukuka aykırı hale gelir.”

İddianamelerde Keskin’in, tüm bu haber ve yazılardan, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü olduğu için sorumlu olduğu iddia edildi. Bu iddia, Basın Kanunu’nun 11. maddesine dayandırıldı. Maddenin, “eser sahibinin belli olmaması durumunda yazı işleri müdürü ile bağlı bulunduğu kişinin cezai sorumluluğunun bulunduğu” hükmünü içerdiği anımsatıldı.

Hakkındaki 16 iddianamede, Keskin; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası istendi.

İddianamelerde Keskin, ayrıca; Türk Ceza Kanunu’nun 214/1 maddesi uyarınca, “suç işlemeye alenen tahrik etmekle” suçlandı. Bu kapsamda da hakkında, altı aydan beş yıla kadar hapsi istendi.

Keskin’e bir de, Türk Ceza Kanunu’nun 215/1 maddesi uyarınca “suçu ve suçluyu övmek” suçlaması yöneltildi. Bu kapsamda da hakkında iki yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Keskin hakkında, toplamda, bir yıl altı aydan 12 yıla kadar hapis cezası istendi.

Keskin’in ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki “belirli haklardan yoksun bırakılması” talep edildi.

Keskin ile birlikte gazetenin eş yayın yönetmenleri ve yazarları hakkındaki 16 ayrı iddianamede, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından birleştirilerek kabul edildi.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin eş genel yayın yönetmeni Eren Keskin ile birlikte gazetenin yazar ve yöneticilerinin yargılanmasına, 26 Mayıs 2016 tarihinde, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başlandı.

Duruşmaya; Keskin ile birlikte, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Reyhan Çapan ile yazarları Ayşe Berktay ve Nuray Özdoğan, avukatları ile birlikte katıldı.

İlk duruşmadaki savunmasında, Eren Keskin; Özgür Gündem Gazetesi’nin genel yayın yönetmenliği üç yıl gönüllü olarak yaptığı belirtti. Yazılarda ve haberlerde propaganda olduğunu düşünmediğini, sadece düşüncelerini açıkladıklarını söyledi. Hakkındaki olası hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını da kabul etmedi.

Mahkeme, Ankara’da yaşayan Hüseyin Aykol’un savunmasının Ankara’da alınması için talimat yazılmasına karar verdi.

Yargılamanın ikinci duruşması 29 Eylül 2016 tarihinde görüldü. Mahkeme heyetinin değiştiği gözlendi. Keskin, duruşmaya katılmadı. Mahkeme, Hüseyin Aykol ve Nuray Özdoğan’ın duruşmalardan vareste tutulmasına, yani duruşmalara katılma zorunluluklarının kaldırılmasına karar verdi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 13 Ekim 2016 tarihinde görüldü. İkinci duruşmada görev alan mahkeme heyetinden bir üye hakimin değiştiği gözlendi. Keskin, bu duruşmada şunları söyledi:

“Yazmadığımız yazılar hakkında 104 tane davamız vardır. Eğer bunlar kesinleşirse neredeyse ömür boya hapse mahkum olacağız. Bu durumun da ifade özgürlüğü ile çeliştiği gibi son derece komik olduğunu düşünüyorum.”

Keskin, hakkındaki olası hükmün açıklanmasının geri bırakılması da reddetti.

Duruşma savcısı, yargılama dosyasının, esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa iletilmesini talep etti. Savcılığın talebi kabul edildi, duruşma ertelendi.

Yargılamanın dördüncü duruşması, 1 Aralık 2016 tarihinde görüldü. Mahkeme heyetinin değiştiği gözlendi. Duruşma savcısı; Reyhan Çapan hakkında, daha önce tamamlanan ve bu yargılama dosyasında yöneltilen suçlamalarla aynı iddiaları taşıyan iddianamelerin birleştirilmesini talep etti. Çapan’ın avukatı Sercan Korkmaz, birleştirilmesi talep edilen iddianameler karşısında savunma yapmak için süre istedi. Talep kabul edildi, duruşma ertelendi.

Yargılamanın beşinci duruşması 9 Mart 2017 tarihinde görüldü. Mahkeme heyetinin yine değiştiği gözlendi. Sanıklar hakkındaki yargılama dosyalarının birleştirilme işleminin tamamlanmasının beklenmesine karar verildi. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın altıncı duruşması, 28 Haziran 2017 tarihinde görüldü. Mahkeme heyetinden bir üye hakimin değiştiği gözlendi. Duruşma savcısı; yargılama dosyasının, esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa iletilmesini talep etti. Talep kabul edildi, duruşma ertelendi.

Yargılamanın yedinci duruşması 26 Ekim 2017 tarihinde görüldü. Mahkeme heyetinden bir üye hakimin değiştiği gözlendi. Duruşma savcısı, bu duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıkladı.

Mütalaada, Eren Keskin; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Buna göre hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası talep edildi. Ancak, mütalaada, Keskin’in; “suçu basın ve yayın yoluyla” işlediği iddia edildi. Bu nedenle hakkında istenen cezanın, Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yarı oranında arttırılması talep edildi. Buna göre hakkında bir yıl altı aydan yedi yıl altı aya kadar hapis cezası istendi. Ancak, mütalaada yine, “suçun zincirleme şekilde işlendiği” öne sürüldü. Bu nedenle de hakkında istenen cezanın, Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesi uyarınca dörtte birinden dörtte üçüne kadar arttırılması talep edildi.

Böylece, mütalaada, Keskin hakkında, toplamda; bir yıl 10 ay 15 günden 13 yıl bir ay 15 güne kadar hapis cezası talep edildi.

Keskin, mütalaada; iddianame ile kendisine yöneltilen “suç işlemeye alenen tahrik” ve “suç ve suçluyu övme” iddiaları ile suçlanmadı.

Mütalaada, Reyhan Çapan ve Hüseyin Aykol hakkında da aynı suçlamalar karşısında aynı hapis cezaları talep edildi.

Mütalaada, ayrıca; Ayşe Berktay, Reyhan Hacıoğlu, Nuray Özdoğan, Celalettin Can ve Ayşe Batumlu hakkında, “Basın Kanunu kapsamında sorumluluklarının bulunmadığı” gerekçesiyle beraat talep edildi.

Avukat Özcan Kılıç, esas hakkındaki mütalaa karşısında savunma hazırlamak için ek süre istedi. Talep kabul edildi, duruşma ertelendi.

Yargılamanın sekizinci duruşması 15 Mart 2018 tarihinde görüldü. Mahkeme heyetinin değiştiği gözlendi. Avukat Özcan Kılıç, dosyanın kapsamlı olması nedeniyle, savunma için bir kez daha ek süre istedi. Talep kabul edildi, duruşma ertelendi.

Yargılamanın dokuzuncu duruşması 7 Mayıs 2018 tarihinde görüldü. Mahkeme heyetinden bir üyenin değiştiği gözlendi. Avukat Özcan Kılıç, Keskin hakkındaki bu yargılama dosyasının İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Keskin hakkındaki dosya ile birleştirilmesi gerektiğini dile getirdi. Keskin, duruşmada şu savunmayı yaptı:

“İnsan hakları savunucuyum, İnsan Hakları Derneği’nin de eş başkanıyım. Özgür Gündem Gazetesi defalarca kapatılmış ve yöneticileri suikasta uğramıştır. 2013 yılında bu gazetenin künyesine ismimin yazılmasını ifade ettim. Ancak fiilen bir görevine gitmedim. Bugüne kadar hapis ve para cezaları aldım. Halen de İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde müebbet hapisle yargılanıyorum.”

Avukat Özcan Kılıç ayrıca, dosyanın kapsamlı olması nedeniyle, savunma için yeniden ek süre istedi. Talep kabul edildi, duruşma ertelendi.

Yargılamanın 10. duruşması 9 Temmuz 2018 tarihinde görüldü. Mahkeme heyeti, bu kez değişmedi. Keskin, bu duruşmada da şu savunmayı yaptı:

“Ömrümde, polislerin silahı dışında silah görmedim. Ancak burada terörist isnadı ile yargılanmaktayım. Hakkımda daha önce 12.5 yıl hapis cezası verildi. Mahkemenizce de ceza verileceğini biliyorum. Yargının bağımsız olmadığı da açık bir husustur. Tarih, şuanda Türkiye’yi yönetenleri yargılayacaktır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar da müracaatımı sürdüreceğim.”

Keskin’in avukatı Özcan Kılıç ise şu savunmayı yaptı:

“2015 yılı sonlarından itibaren, çözüm sürecinin sona ermesi ile birlikte, Keskin hakkında davalar açılmaya başlandı. 1 yıllık sürede, 140 tane dava açıldı. Basın Kanunu’na göre eser sahibi varsa, sorumluluk ona aittir. Keskin, sembolik olarak gazetenin eş genel yayın yönetmenidir. Hüseyin Aykol da Ankara’da yaşamaktadır. O da aynı konumdadır.”

Avukat Özcan Kılıç ayrıca; suçlamalara konu içeriklerin, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarına göre ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu” söyledi. Bu kararların bağlayıcı olduğunu dile getiren avukat Kılıç, beraat talep etti.

Yargılamanın 11. duruşması 9 Ekim 2018 tarihinde görüldü. Mahkeme heyetinin değiştiği gözlendi. Avukat Özcan Kılıç, Eren Keskin hakkındaki bu yargılama dosyasının, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın yargılama dosyası ile birleştirilmesini, tekrar talep etti. Duruşma, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nin birleştirme talebine karşı görüşünün alınması için ertelendi. Mahkeme ayrıca, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu’ndan, kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin künyesine ilişkin bilgi istedi.

Yargılamanın 12. Duruşması 28 Mart 2019 tarihinde görüldü. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma Bürosu’ndan daha önce talep edilen künye bilgilerinin mahkemeye ulaştığı açıklandı. Duruşma, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nin birleştirme talebine karşı görüşünün alınması için ertelendi.

Yargılamanın 13. duruşması 8 Mayıs 2019 tarihinde görüldü. Mahkeme heyetinin yine değiştiği görüldü. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Eren Keskin hakkındaki yargılama dosyasının birleştirilmesi talebini reddettiği açıklandı. Keskin’in avukatı Özcan Kılıç, mahkemenin talebinde direnebileceğini söyledi.

Avukat Özcan Kılıç, son savunmaların hazırlanması için süre talep etti. Talep kabul edildi, duruşma ertelendi.

Yargılamanın 14. duruşması 21 Mayıs 2019 tarihinde görüldü. Keskin, duruşmaya katıldı. Yargılamaya konu olan yazı ve haberlerin, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu söyledi.

Mahkeme, Eren Keskin’i; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla iki yıl hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, “suçun basın ve yayın yoluyla işlendiğine” karar verdi. Bu nedenle, cezayı; yarı oranında arttırarak, üç yıla çıkardı. Mahkeme, bir de, “suçun zincirleme şekilde işlendiğini” kararlaştırdı. Bu nedenle, ceza bir kez daha arttırılarak, dört yıl altı ay hapis cezasına çıkarıldı. Keskin hakkındaki ceza, “yargılama sürecinde iyi hal, tutum ve davranışları” gerekçesiyle altı bir oranında indirildi.

Sonuç olarak Keskin, “zincirleme şekilde ve basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla üç yıl dokuz ay hapis cezasına çarptırıldı.

Keskin hakkında, iddianamede kendisine yöneltilen “suçu ve suçluyu övme” ve “suç işlemeye alenen tahrik” suçlamasından ceza verilmedi. Bu karar, Türk Ceza Kanunu’nun 44. maddesine dayandırıldı. Buna göre, “bir fiil ile birden fazla suçun oluşması durumunda en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırıldığı” ifade edildi.

Keskin hakkındaki ceza ertelenmedi, cezaya ilişkin hükmün açıklanması geri bırakılmadı.

Hapis cezasına ilişkin karara, istinaf mahkemesinde itiraz edildi. Karara ilişkin istinaf mahkemesi incelemesi sürüyor.

14. Standing - May 21, 2019


Duruşma bir saat on dakika gecikmeli başladı.

Duruşmaya, yargılanan gazetecilerden Eren Keskin ve Reyhan Çapan katıldı.

Son savunmalar, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi aracılığıyla kaydedildi.

Keskin ve Çapan, kısa birer savunma yaptı. Keskin ve Çapan; yargılanmalarına neden olan yazılarına basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu söylediler.

Avukatlar, daha önce yaptıkları savunlarını tekrarladılar. Sanıkların beraatlerini talep ettiler.

Daha önceki duruşmada, hakkındaki başka bir yargılama kapsamında İstanbul Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Reyhan Hacıoğlu’nun savunmasını yapmak üzere duruşmaya getirilmesine karar verilmişti.

Mahkeme Başkanı, Hacıoğlu’nun; duruşmanın görüldüğü İstanbul Çağlayan Adliyesi’ne getirildiğini söyledi.

Oysa avukat Özcan Kılıç, Hacıoğlu’nun; “duruşmayı protesto ettiğini ve duruşmaya katılmayacağını yazılı ve sözlü olarak beyan ettiğini” belirtti. Buna yönelik dilekçesini de mahkemeye gönderdiğini belirtti.

Yaklaşık bir saatlik bir saatlik beklemenin ardından, Hacıoğlu’nun Bakırköy Cezaevi’nde olduğu ve adliyeye gelmediği anlaşıldı.

Hacıoğlu’nun, duruşmaya katılmayacağını beyan ettiği dilekçesi, yargılama dosyasına eklendi.

Mahkeme başkanı, karar için; duruşmaya 10 dakika ara verdi.


Verilen aranın ardından, kararın açıklanması için duruşma salonunun kapısı açıldı. Ancak, duruşmaya katılan gözlemciler, karar açıklanırken, salona alınmadı.

Eren Keskin ve Reyhan Çapan; “zincirleme şekilde, basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla üç yıl dokuz ay hapis cezasına çarptırıldı. Çapan hakkındaki ceza ertelenmedi, cezaya ilişkin hükmün açıklanması geri bırakılmadı.

Hüseyin Aykol, “zincirleme şekilde, basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla iki yıl bir ay hapis cezasına çarptırıldı. Aykol hakkındaki ceza ertelenmedi, cezaya ilişkin hükmün açıklanması geri bırakılmadı.

Keskin, Aykol ve Çapan hakkındaki kararlara ilişkin istinaf mahkemesi incelemesi sürüyor.

Ayşe Batumlu ve Reyhan Hacıoğlu “basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla bir yıl üç ay hapis cezasına çarptırıldı. Karara ilişkin hükmün açıklanması geri bırakılmadı. Ancak ceza ertelendi.

Mahkeme; Celalettin Can, Nuray Özdoğan, Ayşe Berktay’ın ise beraatine karar verdi.

Filiz Koçali hakkındaki yargılama dosyasının ise ayrılmasına karar verildi.


Duruşma Öncesi

Yargılanan gazeteciler ve gözlemciler, duruşma öncesinde, duruşmanın görüleceği salonun bulunduğu koridora alınmadı.

Gazeteciler ve gözlemciler, duruşma salonuna; ancak duruşma başladıktan sonra alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda yaklaşık 20 kişilik izleyici alanı bulunuyordu. İçeride kolluk kuvveti yoktu. İki avukatın bulunduğu yerin karşısında yer alan masada, tercüman oturuyordu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı; İrlanda Büyükelçiliği yetkilileri ile Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Bağımsız Gazeteciler Platformu (P24), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) gözlemcileri takip etti.

Genel Gözlemler

Mahkeme heyeti, o gün boyunca, 12 duruşma gördü.

Bu yargılamanın duruşmasının o günkü listeye göre 11. sırada görülmesi gerekiyordu. Ancak duruşma, o günün listesinin son sırasına alındı.

13. Standing - May 8, 2019


Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nde yazısı yayımlandığı için yargılanan H.G., duruşmaya; tutuklu bulunduğu hapishaneden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı.

Mahkeme Başkanı, H.G.’ye “ister Kürtçe ister Türkçe savunma yapabileceğini, mahkeme heyetinin anadilde savunma hakkına saygı duyduğunu, bu nedenle de mahkemede Kürtçe tercümanın hazır bulunduğunu” söyledi.

Cezaevinden yazdığı ve Özgür Gündem Gazetesi’nde, Mart 2016’da yayınlanan bir yazısı nedeniyle yargılanan H.G., savunmasını tercüman aracılığıyla Kürtçe verdi.

Duruşmaya, yargılanan gazetecilerden hiçbiri katılmadı.

Duruşma savcısı, daha önce açıkladığı esas hakkındaki mütalaasını tekrar etti.

Avukat Özcan Kılıç, daha önceki duruşmalarda dile getirdiği; Eren Keskin hakkındaki yargılama dosyasının, kamuoyunda “Özgür Gündem Gazetesi Ana Davası” olarak bilinen ve İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen yargılama dosyası ile birleştirme talebini yineledi.

Avukat Kılıç’ın talebi, tutanaklara yansıtılmadı.

Mahkeme bir önceki duruşmada, Keskin hakkındaki yargılama dosyalarının birleştirilmesi karşısında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nin görüşünün alınmasına karar vermişti. Mahkeme Başkanı, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, birleştirme talebi karşısında olumsuz görüş bildirdiğini açıkladı.

Mahkeme Başkanı, avukat Özcan Kılıç’tan, esas hakkındaki mütalaa karşısındaki savunmasını yapmasını istedi. Mahkeme Başkanı, “savunma yapılırsa, bu duruşmada karar vermek istediğini” belirtti.

Avukat Kılıç ise birleştirme talebi konusunda, bu mahkemenin ısrarcı olabileceğini vurguladı.

Kılıç, savunma için ek süre talep etti. Ayşe Berktay’ın avukatı Sercan Korkmaz da savunma için ek süre istedi.

Mahkeme; karar için, duruşmaya beş dakika ara verdi.


Mahkeme, avukatların savunma için ek süre taleplerini kabul etti.

Hakkındaki bir başka yargılama kapsamında Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Reyhan Hacıoğlu’nun bir sonraki duruşmaya katılması ve hakkında hazırlanıp birleştirilen dosyalar karşısında savunmasını yapması için cezaevine yazı yazılmasına karar verildi.

Yargılamanın, 21 Mayıs 2019 tarihinde görülecek 14. duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Gözlemciler ve gazeteciler, duruşma öncesinde, duruşa salonunun bulunduğu koridora alınmadı. İzleyiciler, duruşma salonuna ancak duruşma başladıktan sonra alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda yaklaşık 20 kişilik izleyici alanı bulunuyordu. İçeride kolluk kuvveti yoktu. İki avukatın bulunduğu yerin karşısında yer alan masada ise tercüman oturuyordu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı; Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) gözlemcileri ile gazeteciler takip etti.

Genel Gözlemler

Mahkeme Başkanı; diğer yargılamalarda da yaptığı gibi, sanığa “sen” diye hitap etti.

Salonda Kürtçe tercümanın hazır bulunduğunu söylerken, “heyet olarak anadilde savunma hakkına saygı duyduklarını” birkaç kez vurguladı.

12. Standing - March 28, 2019


Duruşmaya, yargılanan gazetecilerden hiçbiri katılmadı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma Bürosu’ndan daha önce talep edilen gazeteye ait künye bilgilerinin, mahkemeye ulaştığı açıklandı. Duruşma savcısı, daha önce açıkladığı esas hakkındaki mütalaasını tekrar etti. Ancak, savcı; künye bilgilerinin incelenmesinin ardından mütalaanın değişebileceğini ifade etti.

Avukat Özcan Kılıç, yargılanan gazeteci sayısı fazla olduğundan savunmalar için ek süre istedi. Avukat Kılıç, Eren Keskin’in bu davadaki yargılama dosyasının, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve kamuoyunda “Özgür Gündem Gazetesi Ana Davası” olarak bilinen yargılama dosyası ile birleştirilmesini talep etti.


Eren Keskin’in yargılama dosyaları ile ilgili birleştirme talebi karşısında, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nin görüşünün alınmasına karar verildi.

Yargılamanın, 8 Mayıs 2019 tarihli 13. duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde gazeteciler, duruşmanın görüleceği mahkeme salonunun bulunduğu koridora alınmadı.

Duruşma başladıktan sonra sanıkların isimleri okunmaya başladı.

Gözlemciler, duruşma salonuna; duruşma başladıktan sonra alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda yaklaşık 20 kişilik izleyici alanı bulunuyordu. İçeride kolluk kuvveti yoktu. Mahkeme başkanı ve savcı mikrofon kullanmadığı için söyledikleri zor duyuldu.

Duruşmaya Katılım

Yargılanan gazetecilerden hiçbiri duruşmaya katılmadı.

Duruşmayı; Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24) gözlemcileri ile az sayıda gazeteci takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşmada olağanüstü bir durum yaşanmadı.

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial Download

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial (Reasoned Judgement)

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial (Minutes of the Hearing)

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial 12. Standing (Minutes of the Hearing)

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial 13. Standing (Minutes of the Hearing)

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial 14. Standing (Minutes of the Hearing)

Press in Arrest is a database, monitoring, documentation and collective memory study of Press Research Association.
+90 (312) 945 15 56 | pressinarrest@gmail.com

Creative Commons License
Licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.