Faruk Eren

Eren was born in Istanbul in 1964. He graduated from Pertevniyal High School. He was declared wanted prior the military coup on 12 September 1980. Eren was caught in 1982 and detained in a military prison for three years. He was acquitted after a court case that lasted for 30 years.

He started out as a journalist after being released. Eren worked as an editor and managing editor at Dünya, Milliyet, Akşam, Evrensel, Yeni Yüzyıl, Radikal, Vatan and Cumhuriyet newspapers and NTV and IMC TV channels.

Eren currently acts as the chairperson of Basın-İş Trade Union, which represents printing press workers and journalists, under the Confederation of Progressive Trade Unions of Turkey.

Özgür Gündem Newspaper was “temporarily” shut down on 16 August 2016 by the ruling of 8th Criminal Court of Peace of Istanbul. Following the ruling, the prosecutor’s office filed a lawsuit concerning Eren Kesin and Hüseyin Aykol, co-chief editors of the newspaper and İnan Kızılkaya, managing editor. Between 3 May 2016 and 7 August 2016, a campaign named Editors-in-Chief on Watch was carried out to support the journalists. The newspaper was “fully” shut down by Statutory Decree 675 of 29 October 2016 issued as part of the State of Emergency rule declared following the military coup attempt on 15 July 2016.

Eren was among the journalists who participated in the Editors-In-Chief on Watch campaign organised in solidarity with Özgür Gündem newspaper. He acted as the newspaper’s editor-in-chief on 5 May 2016. He was then placed under investigation. Eren was charged over the news and articles published in Özgür Gündem newspaper on the day he acted as the newspaper’s editor-in-chief.

The indictment charged Eren with “terrorist organisation propaganda”, “publicly inciting others to commit crime” and “praising offences and offenders”. The prosecution demanded that Eren be sentenced to imprisonment of between eighteen months and 12 years.

The case file concerning Eren was merged with other indictments prepared concerning Ertuğrul Mavioğlu, İhsan Çaralan, Celal Başlangıç, Fehim Işık, Öncü Akgül, Hüseyin Aykol and Ömer Ağın, who similarly participated in the Editors-In-Chief on Watch campaign.

Eren was sentenced to imprisonment of fifteen months on the charge of “terrorist organisation propaganda by means of the media” in the final hearing of the trial on 3 April 2019. The sentence was postponed.

Çiğdem Toker - PTT / “Suit for Damage”

Cumhuriyet Gazetesi’nde 22 Nisan 2018 tarihinde “PTT’nin ayrıcalıklı şirketi” başlığı ile yayımlanan köşe yazısı nedeniyle PTT tarafından Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi’ne şikayette bulunuldu.

Çiğdem Toker’in yazısına göre PTT’nin bir kamera alım ihalesinin dosyasında STM adında bir şirketin yararına olacak şekilde değişiklikler yapılmıştı.

PTT’nin şikayet dilekçesinde “köşe yazısında kullanılan üslup ve ifadelerin şirketi aşağılayıcı, güvenirliğini sarsmaya yönelik olduğu” iddia edildi. Verilen bilgilerin de gerçeği yansıtmadığı öne sürüldü. Dilekçede, PTT şirketinin geçmişi, marka değeri ve ticari prestiji sıralandı. Basın özgürlüğünün sınırsız olmadığı belirtilerken, “Basın özgürlüğünün kişilik haklarına üstün tutulabilmesi için, haberin gerçeğe uygun olması” gerektiği ifade edildi.

Toker’in, yazısında; şirketin asılsız iddialarla, hiçbir sözleşme ilişkisi içine girmediği şahıslarla sözleşme yapmış gibi sunulduğu” iddia edildi. Şirketin “hukuka aykırı şekilde ihale gerçekleştirmiş ve usulsüzlüklere imza atmış bir şirket olarak lanse edildiği” öne sürüldü.

PTT tarafından 27 Nisan 2018 tarihinde Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi Başkanlığı’na sunulan dilekçede, Toker ile dönemin Cumhuriyet Gazetesi yazı işleri müdürü Faruk Eren ve genel yayın yönetmeni Murat Sabuncu ile gazete aleyhinde 50 bin TL manevi tazminat talep edildi.

Tazminat talepli davalarda asliye hukuk mahkemeleri görevlendirilir. Dava şikayet dilekçesi ile görülür; savcı iddianame hazırlamaz ve bu duruşmalara girmez.

Gazeteci – yazar Çiğdem Toker ile Cumhuriyet Gazetesi’nde dönemin yazı işleri müdürü Faruk Eren ile genel yayın yönetmeni Murat Sabuncu’nun yargılanmasına, 30 Ekim 2018’de, Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başlandı.

Hakim, Toker’in yazısında aktardığı, PTT’nin açtığı kamu ihalesi ile ilgili bilgi ve belgelerin dosyaya eklenmesini istedi. Ayrıca köşe yazısının yayınlandığı gün geçerli olan gazete künyesi ve Cumhuriyet Gazetesi’nin Toker’in yazısının yayımlandığı günkü nüshasını talep etti.

Hakim, ayrıca Toker’in sosyo-ekonomik durumunun da araştırılmasını istedi.

Yargılamanın ikinci duruşması 31 Ocak 2019 tarihinde görüldü. Bir önceki duruşmada istenen belgeleri mahkemeye sunulmadığı belirtildi. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 25 Nisan 2019 tarihinde görüldü. Duruşma aynı gerekçeyle ertelendi.

Yargılamanın dördüncü duruşması 11 Haziran 2019 tarihinde görüldü. İlk duruşmada istenen belgelerin tamamlandığı açıklandı.

Mahkeme, “manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle” davanın reddine karar verdi.

Eren ve Sabuncu için ise mahkeme, tazminat talebini “husumet yönünden” reddetti. Buna göre mahkeme, tazminatın Eren ve Sabuncu’dan istenemeyeceğine, Eren ve Sabuncu’nun bu tazminat davasında taraf olmadığına karar verdi.

4. Standing - June 11, 2019


Duruşma 12:30 olarak belirlenen saatinde başladı.

Duruşmada ilk olarak Çiğdem Toker için sosyal ekonomik durum araştırmasına dair gelen yazılar okundu.

Şikayetçi şirketin avukatı Çağıl Özağır, beyan edilen miktarın kendilerine göre düşük olduğunu ve traji yüksek bir gazetede gazetecilik yapan Toker’in gelir durumun daha yüksek olması gerektiğini savundu.

Toker, ekonomik durum araştırmasına dair beyanlarını görevlilere beyan ettiğini söyledi.

Daha sonra söz alan avukat Özağır, “Yasaya aykırı olarak ihale gerçekleştirilmiş bir şirketmiş gibi kamuoyuna lanse edilmiş olup, bu durum şirket saygınlığını ve itibarını zedelemiştir. Tazminat talebinin kabulünü gerektirecek şartlar oluşmuştur” dedi.

Toker’in avukatı Evrim İnal ise “Dava konusu yayın resmi tutanak olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanakalrından alınarak yayınlanmıştır. Görünür gerçekliğe uygun olarak haber yapılmıştır. Kişilik haklarının ihlali söz konusu olmayıp davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Çiğdem Toker ise şunları söyledi:

“Ben kamu yararı gözeterek TBMM’de KİT komisyonu görüşmeleri sırasında PTT hesapları denetlenirken komisyonda görev alan milletvekillerinin gündeme getirdiği konularla ilgili olarak resmi tutanaklara uygun şekilde haber yaptım. Hakkımda açılan dava haksız ve yersizdir. Reddine karar verilmesini talep ediyorum.”


Hakim, duruşmaya ara vermeden kararını açıkladı. “Manevi tazminatı gerektirecek yasal şartlar oluşmadığından” açılan davanın ispat edilememiş olması nedeniyle reddine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşmanın görüleceği 20. Asliye Ceza Mahkemesi’nin bulunduğu Dışkap Adliyesi daha önceki dönemlerde bir dershane olarak kullanılan bir binaydı.

15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişimi sonrasında adliyeye çevrilen binanın salonları küçüktü.

Binaya X-Ray arama cihazından geçildikten sonra girildi. Herhangi bir kimlik sorgulaması yapılmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu oldukça ufaktı. İzleyiciler için sadece beş kişilik bir yer ayrılmıştı. Bazı izleyiciler ayakta izlemek zorunda kaldı. Hakim, “Lütfen oturun” demesine rağmen oturacak yer yoktu. Mahkemenin asliye ceza mahkemesi olması ve iş yoğunluğu nedeniyle salonun birçok yerinde davalara ait klasörler bulunuyordu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya Toker’e destek olmak amacıyla Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Ankara Şubesi yöneticisi Sibel Hürtaş ve gazeteciler katıldı.

Genel Gözlemler

Hakim oldukça nazik yaklaştı. Toker sözlerini olduğu gibi tutanağı aktardı. Duruşmanın başında salondaki kalabalığı görünce “Hayırdır, bu kadar kalabalık izleyici var” şeklinde tebessüm ederek soru sordu. İzleyiciler de “Yargılanan gazetecilik, dolayısıyla gazeteciler de burada” diye yanıt verdi. Duruşma esnasındaki yanıtlarına bakıldığın dosyaya hakim olduğu gözlendi.

3. Standing - April 25, 2019


Hakimin bir önceki duruşmalarda talep ettiği belgelerin dosyaya girdiği görüldü.

Yargılamaya konu olan köşe yazısının yayımlandığı gün Cumhuriyet Gazetesi’nin bir nüshası, aynı gün geçerli olan gazete künyesi talep edilmişti.

PTT’nin avukatı Salihanur İldeniz, tazminat taleplerinin kabul edilmesini istedi. Bunun için emsal teşkil edebileceği düşünülen Yargıtay kararları sunuldu.

Toker’in avukatı Evrim İnal ise davanın reddedilmesini talep etti.


Mahkeme Başkanı, emniyet müdürlüğünden Toker’in sosyo-ekonomik durum araştırmasının yapılmasını talep etti.

Hakim, yargılamanın dördüncü duruşmasının 11 Haziran 2019 tarihine bırakılmasına karar verdi.


Duruşma Öncesi

Duruşma tam olarak daha önce belirlenen saatte başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonu küçüktü, ancak havadar ve ışık alıyordu. İzleyici sırası azdı. Ancak solanda, asliye hukuk ve asliye ceza davaları görüldüğünden bu eksiklik sorun oluşturmadı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya Toker’in avukatı Evrim İnal ve PTT avukatı Salihanur İldeniz katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşmada herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı.

2. Standing - Jan. 31, 2019


Duruşmada, hakim; bir önceki duruşmada talep ettiği tutanakların henüz ulaşmadığını belirledi.


Mahkeme, yargılamanın ikinci duruşmasının 25 Nisan 2019 saat 09:45’te yapılmasına karar verdi.


Duruşma Öncesi

Ankara Dışkapı’daki Adliye’ye x-ray cihazından kemerler ve çantalar ayrı ayrı olmak üzere yoğun bir güvenlik aramasından geçilerek girildi. Duruşmada, Toker’i; avukatı temsil etti.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu küçük ancak havadar ve aydınlıktı. Her mahkeme salonunda olduğu gibi görülmeyi bekleyen dosyalar, pencere kenarlarında, koltukların altında birikmişti.

Duruşmaya Katılım

Çiğdem Toker duruşmada avukatı tarafından temsil edildi. Duruşmanın başka bir katılımcısı olmadı.

Genel Gözlemler

Duruşmada herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı.

Çiğdem Toker - PTT / “Suit for Damage” 2. Standing (Minutes of the Hearing)

Çiğdem Toker - PTT / “Suit for Damage” 3. Standing (Minutes of the Hearing)

Çiğdem Toker - PTT / “Suit for Damage” 4. Standing (Minutes of the Hearing)

Faruk Eren, Fehim Işık, Ertuğrul Mavioğlu vd. – “Özgür Gündem Newspaper Solidarity” Trial

Özgür Gündem Newspaper was “temporarily” shut down on 16 August 2016 by the ruling of 8th Criminal Court of Peace of Istanbul. Following the ruling, the prosecutor’s office filed a lawsuit concerning Eren Kesin and Hüseyin Aykol, co-chief editors of the newspaper and İnan Kızılkaya, managing editor. Between 3 May 2016 and 7 August 2016, a campaign named Editors-in-Chief on Watch was carried out to support the journalists. The newspaper was “fully” shut down by Statutory Decree 675 of 29 October 2016 issued as part of the State of Emergency rule declared following the military coup attempt on 15 July 2016.

Following the coup attempt on 15 July 2016, the government shut down many media outlets by statutory decrees that were put into effect without the parliament’s approval.

56 journalists participated in the Editors-in-Chief on Watch campaign that was initiated to support Özgür Gündem newspaper. Investigations commenced concerning 49 of the journalists. A decision not to prosecute was in 11 of the investigations. The case against Deniz Türkali lapsed due to statute of limitations of the investigation.

Journalist Faruk Eren was one of the journalists who supported the campaign “Editors-In-Chief on Watch”. Eren acted as the editor-in-chief of the newspaper on 5 May 2016. An investigation was launched concerning him. Eren was charged with news items and articles published in Özgür Gündem newspaper on the day he acted as editor-in-chief.

According to the indictment, Eren stated in his testimony during the investigation process on 23 May 2016 that he had assumed the editor-in-chief position for one day to act in solidarity with Özgür Gündem newspaper which was facing pressure. Eren stated that freedom of press and speech are problematic in Turkey, and he had assumed the role of acting editor-in-chief in reaction.

The indictment concerning Faruk Eren was completed on 24 May 2016.

The indictment concerning journalist Faruk Eren was completed by the Chief Prosecutor’s Office of Istanbul on 24 May 2016.

İnan Kızılkaya, the managing editor of the Özgür Gündem newspaper, was also listed as a suspect in the indictment.

The indictment charged Faruk Eren over three news articles published on 5 May 2016 when he was the acting editor-in-chief of Özgür Gündem newspaper. The indictment listed the titles and content of the news articles as follows:

• “[Police Special Ops. Under Ruins in Şirnex”: “In Şirnex, where the self-government’s resistance marks its 52nd day, violent clashes are taking place. Of the 15 [Gendarmerie Special Ops. and Police Special Ops.], who wanted to turn two houses in Bahçelievler neighbourhood into headquarters, 10 died after being trapped under the rubble as YPS members blew up the houses.”
• “Guerrilla Operations Continue”: “On 4 May at 08:00 AM, our Guerrilla forces met with soldiers of the TR army in the field and a conflict took place. Our Guerrilla forces successfully hit the soldiers here from two flanks.”
• “Destruction Continues in Cizir”: “In the Cizir district of Şirnex, the destruction that started in the city after the 80-day long genocidal attacks of the state forces against the self-government resistance continues”.

The indictment asserted that the news articles “legitimised and praised the acts and activities of PKK/KCK organisation members and aimed to garner respect in society for these acts”.

It was asserted that all articles in the newspaper “aimed to legitimise and praise the acts of the terrorist organisation PKK”. The indictment asserted that publishing of these articles “cannot be evaluated to fall within the scope of freedom of thought and expression or freedom of press”.

The indictment grounded the investigation concerning Faruk Eren and İnan Kızılkaya over the news articles in the third clause of Article 11 of the Press Law. The indictment stated that the legislation contained the provision: “If the owner of a periodical is not specified or he/she does not hold criminal liability during the publication or he/she could not be tried due to being abroad, the responsible manager, editor or editor-in-chief shall be held responsible”. The indictment accordingly stated that “if the author of the news article is not known, the responsible editor-in-chief or executive director shall be held responsible”.

The indictment charged Faruk Eren with “terrorist organisation propaganda” in accordance with Article 7/2 of the Law on Anti-Terrorism. The prosecution demanded that Eren be sentenced to imprisonment of between one year and five years within this scope.

In addition, Eren was charged with “inciting others to commit crime” according to Article 214/1 of the Turkish Penal Code. The prosecution demanded that Eren be sentenced to an additional imprisonment of between six months and five years.

The indictment also charged Eren with “praising offences and offenders” according to Article 215/1 of the Turkish Penal Code. The prosecution demanded Eren be sentenced to an additional imprisonment of two years over this charge.

In total, the prosecution demanded that Eren be sentenced to imprisonment of between eighteen months and 12 years.

It was also demanded that Eren “be deprived of the enjoyment of certain rights” in accordance with Article 53 of the Turkish Penal Code.

The indictment concerning Eren and Kızılkaya was accepted by the 14th High Criminal Court of Istanbul.

The trial of journalist Faruk Eren and İnan Kızılkaya commenced with the first hearing at the 14th High Criminal Court of Istanbul on 22 September 2016.

Eren made his defensive statement at the first hearing. Stating that “freedom of press and speech are in a miserable condition”, Eren made the following defensive statement:

“I am a journalist and the chairperson of DİSK Basın-İş [Confederation of Progressive Trade Unions of Turkey – Union of Press Workers]. Over 100 journalists are in prison, and there are innumerable journalists against which lawsuits are filed. Hrant Dink and Abdi İpekçi were killed because they were journalists. However, Özgür Gündem suffered the most. When I visited the newspaper in solidarity, I saw the pictures of murdered employees of the newspaper on the walls. I supported them for these reasons. I do not think that we committed the said crimes.”

Eren’s attorney Erkut Kılıç said, “It is not possible to be conversant with all the news items that the newspaper published in one day of acting as the editor-in-chief duty for support”. Faruk Eren was exempted from the hearings, meaning that his mandatory attendance to hearings was lifted.

The second hearing of the trial took place on 25 October 2016.

The third hearing of the trial took place on 21 February 2017. The case file concerning Eren and Kızılkaya was merged with the case files concerning Ertuğrul Mavioğlu, İhsan Çaralan, Celal Başlangıç, Fehim Işık, Öncü Akgül, Hüseyin Aykol and Ömer Ağın who similarly participated in the Editors-In-Chief on Watch Campaign.

The case file of İnan Kızılkaya, the editor-in-chief of the newspaper was separated from this file and merged with the case file publicly known as the “Özgür Gündem Newspaper Court Case” at this hearing.

Faruk Eren did not attend to fourth, fifth and sixth hearings of the trial on 4 July 2017, 26 October 2017 and 15 March 2018 respectively. The case file was sent to the prosecutor’s office for the opinion of the prosecution as to the accusations to be prepared.

The seventh hearing of the trial took place on 7 May 2018. The prosecutor for the hearing presented the opinion of the prosecution as to the accusations at this hearing.

The opinion of the prosecution charged Eren with “terrorist organisation propaganda” in accordance with Article 7/2 of the Law on Anti-Terrorism. The opinion of the prosecution asserted that Eren had committed the crime of “terrorist organisation propaganda” “by means of the media”. The prosecution thus demanded that the imprisonment sentence be increased by half in accordance with the second clause of Article 7/2 of the Law on Anti-Terrorism. However, the indictment had charged Eren with “terrorist organisation propaganda”. The opinion of the prosecution demanded that Eren be sentenced to imprisonment of between eighteen months and seven years and six months.

The opinion of the prosecution did not demand Eren to be sentenced on the charges of “praising offences and offenders” and “inciting others to commit crime”. However, the indictment had charged Eren with these crimes.

Eren demanded additional time to prepare his defensive statement against the opinion of the prosecution as to the accusations at the hearing. The demand was accepted, and the hearing was adjourned.

Eren did not attend the eighth hearing of the trial on 16 July 2018.

The ninth hearing of the trial took place on 10 October 2018. Eren demanded additional time to prepare his defensive statement. The demand was accepted, and the hearing was adjourned.

Eren did not attend the tenth hearing of the trial on 28 March 2019.

The court had demanded the publication and copyright records of Özgür Gündem newspaper in previous hearings from the Press Office of the Chief Public Prosecutor’s Office of Istanbul. It was announced at this hearing that the prosecutor’s office had sent the requested documents. According to documentation, the names of “editors-in-chief on watch” were included in the newspaper’s publication and copyright records for one day.

The eleventh hearing of the trial took place on 3 April 2019. Eren said, “I will keep defending my freedom of press and speech as a journalist,” and made the following defensive statement:

“I have been a journalist for over 30 years. I am the chairperson of DİSK Basın-İş. I knew that unless we protected Özgür Gündem, we would not be able to defend freedom of press and speech. For this reason, I was one of the first acting editors-in-chief of the newspaper. Unfortunately, we did not succeed. Özgür Gündem does not exist anymore. In reality, we defend our profession. My request from you is to defend your profession, the law and justice.”

Eren’s attorney Yeşinil Yeşilyurt stated that Eren had no intention of “engaging in terrorist organisation propaganda”, and he did not hold any responsibility in accordance with Article 11 of the Press Law.

When asked about his final say, Faruk Eren said, “I repeat, we defended the freedom of press and speech. I demand my acquittal.”

The court ruled that Eren be sentenced to imprisonment of one year on the charge of “terrorist organisation propaganda” in accordance with Article 7/2 of the Law on Anti-Terrorism. However, the court ruled that the crime “terrorist organisation propaganda was committed by means of the media”. Eren’s sentence was then increased by half in accordance with the second clause of Article 7/2 of the Law on Anti-Terrorism, and he was sentenced to imprisonment of fifteen months.

The court declined to issue a ruling on charges of “publicly inciting others to commit crime” and “praising offences and offenders”.

The pronouncement of the judgment was not delayed; however the imprisonment sentence was suspended.

11. Standing - April 3, 2019


Duruşma, mahkeme heyetinin salondaki yerini almasıyla, yarım saat gecikmeli olarak başladı.

Avukat Özcan Kılıç; yargılanan gazetecilerin, daha sonra kapatılan Özgür Gündem Gazetesi için “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği Kampanyasına” gazete ile dayanışmak amacıyla ve gönüllülük esası ile bir günlüğüne katıldıklarını dile getirdi. Gazetecilerin isimlerinin, gazetenin künyesine, bu nedenle bir günlüğüne yazıldığını aktardı. Gazetecilerin, Basın Kanunu’na göre cezai sorumluluklarının olmadığını belirtti, bu nedenle yargılanmalarının da doğru olmadığını ifade etti.

Avukat Kılıç, dava dosyasının çok özensiz hazırlandığını söyledi.

Savcılığın, esas hakkındaki mütalaada iddianameyi tekrar ettiğini dile getiren Özcan Kılıç, yargılama süreci boyunca yapılan savunmaların ve dosyaya eklenen belgelerin de dikkate alınmadığını vurguladı.

Avukatlar Devrim Avcı, Yıldız İmrek, Rozerin Seda Kip, Yeşinil Yeşilyurt, Fikret İlkiz ve Ekin Güneş Saygılı nöbetçi yayın yönetmenliğinin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Basın Kanunu’na göre bu davada yargılanan gazetecilerin cezai sorumluluklarının olmadığını tekrar eden avukatlar, iddianamede neyin propaganda olduğunun dahi belirtilmediğinin altını çizdi.

Tutuksuz olarak yargılanan gazeteci Faruk Eren ise duruşmada şu savunmayı yaptı:

“30 yıldan fazladır gazetecilik yapıyorum, DİSK Basın-İş Sendikasının genel başkanıyım. Eğer Özgür Gündem’i koruyamazsak basın ve ifade özgürlüğünü savunamayacağımızı biliyordum. O nedenle ilk nöbetçi yayın yönetmenlerinden biri oldum. Ne yazık ki başarılı olamadık. Özgür Gündem artık yok. Biz aslında mesleğimizi savunuyoruz. Sizden de talebim mesleğinizi, hukuku ve adaleti savunmanızdır.”

Duruşmaya, karar için 20 dakika ara verildi. Duruşma salonu boşaltıldı.


Aranın ardından mahkeme heyeti kararını açıkladı.

Mahkeme Başkanı, kararında önce; gazetecilerin ve avukatlarının “nöbetçi yayın yönetmenliğinin Basın Kanunu kapsamında sorumluluk doğurmadığı” yönündeki savunmalarına karşılık verdi.

Mahkeme Başkanı, “Geçici olarak sorumlu yayın yönetmenliği yapan sanıkların sorumluluğunu biz kabul ettik” dedi.

Mahkeme, Faruk Eren, İhsan Çaralan, Fehim Işık, Ertuğrul Mavioğlu, Celal Başlangıç, Celalettin Can, Ömer Ağın ve Öncü Akgül’ün; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasından bir yıl hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Ancak, mahkeme; “terör örgütü propagandası suçunun basın ve yayın yoluyla işlendiğine” karar verdi. Bu nedenle, gazeteciler hakkındaki ceza, Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesinin ikinci fıkrası uyarınca arttırıldı, gazeteciler bir yıl üç ay hapis cezasına çıkarıldı.

Mahkeme, gazeteciler hakkında; “suç işlemeye alenen tahrik etmek” ve “suç ve suçluyu övmek” suçlamalarından hüküm verilmesine yer olmadığına karar verdi.

Ömer Ağın ise hakkındaki tüm suçlamalardan beraat ettirildi.

Eren, Işık, Mavioğlu, Başlangıç, Can ve Akgül hakkında verilen hükmün açıklanmasını geri bırakılmadı; ancak hapis cezasının ertelenmesine karar verildi. İhsan Çaralan hakkında verilen hükmün ise açıklanması geri bırakıldı.

Mahkeme, Aykol’un; “Sürgünlere Doyamadılar” başlıklı yazısı nedeniyle “terör örgütü propagandası yapmak,” “suçu ve suçluyu övmek” ve “suç işlemeye alenen tahrik etmek” suçlamalarından beraatine karar verdi.

Mahkeme, Aykol hakkında; birleştirilen dosyalarda yöneltilen suçlamalar açısından kararını da bu duruşmada verdi.

Buna göre, mahkeme, Aykol hakkında; başka iddianamelerde yöneltilen “terör örgütü propagandası yapmak,” “suçu ve suçluyu övmek” ve “suç işlemeye alenen tahrik etmek” suçlamaları üzerinden hüküm verilmesine yer olmadığına karar verdi.

Yine, Aykol’un; başka bir iddianame ile yöneltilen “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” suçlamasından beraatine karar verildi.

Ancak, mahkeme, Hüseyin Aykol’un; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla iki yıl hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Mahkeme, “suçun basın ve yayın yoluyla işlendiğini” değerlendirdi. Bu yüzden, verilen hapis cezası, Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesinin ikinci fıkrası uyarınca üç yıl hapis cezasına çıkarıldı. Yine, “suçun zincirleme şekilde işlendiğine” karar verildi. Bu nedenle, verilen hapis cezası, Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesi uyarınca dört yıl altı ay hapis cezasına çıkarıldı. Bu hapis cezası da Aykol’un; “yargılama sürecindeki iyi hal, tutum ve davranışları” gerekçe gösterilerek üç yıl dokuz ay hapis cezasına indirildi. Hükmün açıklanması geri bırakılması, hapis cezası ertelenmedi.


Duruşma Öncesi

Mahkeme mübaşiri, duruşma öncesinde mahkeme salonu önünde bekleyen gazeteciler ve gözlemcilere, “Sessiz olmalarını, mahkeme başkanının rahatsız olduğunu” söyledi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda yaklaşık 20 kişilik izleyici alanı bulunuyordu. İçeride bir güvenlik görevlisi oturuyordu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya, tutuksuz olarak yargılanan gazeteci Faruk Eren katıldı.

Karar duruşması olması nedeniyle, duruşmayı; aralarında gazetecilerin de olduğu yaklaşık 20 kişi izledi.

Genel Gözlemler

Mahkeme başkanı ve duruşma savcısı mikrofon kullanmadığı için söyledikleri zor duyuldu. Karar okunurken, kararın yazıldığı bilgisayara bağlı olan yazıcı çalıştırıldı. Bu nedenle, kararın duyulması daha da zorlaştı.

10. Standing - March 28, 2019


Duruşma, önceki duruşmada İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu’ndan talep edilen bilginin dosyaya eklenmesi ile başladı.

Mahkeme, önceki duruşmada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu’ndan; Özgür Gündem Gazetesi’nin künye bilgilerini talep etmişti.

Savcılığın, dosyaya eklenen yanıta göre, nöbetçi genel yayın yönetmenlerinin isimleri bir günlüğüne gazetenin künyesine de basılmıştı.

Duruşma savcısı, daha önce açıkladığı esas hakkındaki mütalaasını tekrar etti.

Avukat Özcan Kılıç, dosyada özensizlikler olduğunu söyledi.

Sanıklardan Fehim Işık’ın sorumlu yayın yönetmeni olduğuna dair bir belge olmadığını belirten Kılıç, savcılıktan gelen belgenin de bunu desteklediğini ifade etti.

Avukat Kılıç, Basın Kanunu’nun 11. maddesinin de ihlal edildiğini dile getirdi.

Özcan Kılıç, Ömer Ağın’ın suçlanmasına konu olan yazının başlığındaki “Savaşanlar kaybedebilir ancak savaşmayanlar baştan kaybetmiştir” sözünün ünlü şair ve tiyatro yazarı Bertolt Brecht’e ait olduğunu dile getirdi. Kılıç, alıntının, iddianameye; “terör örgütü propagandası” olarak yansıtıldığını belirtti.

Kılıç; savcılığın esas hakkındaki mütalaasını gözden geçirmesi ve sanıkların cezai sorumluluğuna dair yeni bir inceleme yapılması gerektiğini ifade etti.

Avukatlar Hatice Ezgi Güngördü, Fikret İlkiz, Rozerin Seda Kip ve Devrim Avcı, dosyaya eklenen evrakları incelemek için süre talep etti.


Sanıklar ve avukatlarına evrakları incelemesi için süre verilmesine ve bir sonraki duruşmanın bir hafta sonra görülmesine karar verildi.

Buna göre, yargılamanın; 3 Nisan 2019 tarihinde görülecek 11. duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda yaklaşık 20 kişilik izleyici alanı bulunuyordu. İçeride kolluk kuvveti yoktu. Mahkeme başkanı ve savcı mikrofon kullanmadığı için söyledikleri zor duyuldu.

Duruşmaya Katılım

Yargılanan gazeteciler duruşmaya katılmadı. Celal Başlangıç’ı avukatı Fikret İlkiz, Ertuğrul Mavioğlu’nu avukatı Rozerin Seda Kip, İhsan Çaralan’ı avukatı Devrim Avcı Özkurt temsil etti.

Ayrıca, duruşmayı; Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF), Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24) ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) gözlemcileri takip etti.

Genel Gözlemler

Mahkeme başkanı, bu duruşmada karar vermek istediğini söyledi, avukatlar dosyaya eklenen evrakları incelemek için süre istedi. Mahkeme başkanı buna gerek olmadığını ifade etti. Avukatlar, taleplerinde ısrarcı olunca duruşma bir hafta sonraya ertelendi.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) gözlemcisi; mahkeme başkanının duruşma başladıktan sonra salona giriş yapılmasını istemediği için duruşma salonuna alınmadı.

9. Standing - Oct. 10, 2018


Yargılamanın dokuzuncu duruşması, duruşma savcısının, daha önce açıkladığı esas hakkındaki mütalaasını tekrar etmesi ile başladı. Mahkeme heyetinin değiştiği görüldü.

Avukat Özcan Kılıç, “Mütalaada çok ciddi hatalar var” dedi. Mahkeme Başkanı, “Maddi hata olma olasılığı olabilir. Zaten savcı mütalaayı yenileyeceğini mütalaa etti” yanıtı verdi. Avukat Kılıç ise “Biz mütalaanın savcıya iadesini istiyoruz” karşılığını verdi.

Öncü Akgül’ün avukatı Ekin Güneş Saygılı ise ek süre talebinde bulundu.

İhsan Çaralan’ın avukatı Devrim Avcı Özkurt, esas hakkındaki mütalaa karısındaki dokuz sayfadan oluşan savunma metnini, mahkemeye sundu.

Ertuğrul Mavioğlu’nun avukatı Rozerin Seda Kip, “Celse arasında, tevsii tahkikat (yargılamanın genişletilmesi) taleplerimizi içeren dosyayı mahkemenize sunmuştuk. Taleplerimizi tekrarladık. Önceki heyet tarafından değerlendirilmeyen taleplerimizin değerlendirilmesini istiyoruz. Esas hakkındaki savunmamızı yeni mütalaa sunulduğunda yapacağız” dedi.


Mahkeme; karar için, duruşmaya beş dakika ara verdi.

Mahkeme, gazetecilerin ve avukatların savunma için ek süre taleplerini kabul etti. Mavioğlu ve avukatının yargılamanın genişletilmesi talebi ise “yargılamanın geldiği aşama göz önünde bulundurularak” reddedildi.

Mahkeme; İstanbul CUmhuriyet Başsavcılığı basın bürosundan Özgür Gündem Gazetesi’nin künye bilgilerini talep etmişti.

Yargılamanın, 28 Mart 2019 tarihinde görülecek 11. duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Saat 11.12’de başlaması gereken duruşma 10 dakika gecikmeli olarak başladı.

Duruşmanın başlaması ile gazeteciler, avukatları ve izleyiciler duruşma salonuna alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin görüldüğü duruşma salonu orta büyüklükte bir salondu.

Yargılamanın gazeteciler için farklı, izleyiciler ve gazeteciler için farklı oturma yerleri ayrılmıştı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya, tutuksuz olarak yargılanan gazeteciler Faruk Eren ve Ertuğrul Mavioğlu katıldı.

Duruşmayı; Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Ahmet Şık ve çok sayıda gazeteci takip etti.
Genel Gözlemler

Mahkeme heyeti yargılanan gazetecileri ve avukatlarını dikkatle dinledi. Bir sonraki duruşmanın tarihi ve başlama saati avukatların taleplerine göre belirlendi.

Avukatlar ile heyet üyeleri arasında şakalaşmalar bile oldu.

Ancak duruşmaya, ara karar için ara verildiğinde; avukatlar, izleyiciler ve gazeteciler; duruşma salonundan çıkarıldı. Aranın bitmesi beklenilirken, bir gazeteci duruşma salonu önünde bekleyenlerin fotoğrafını çekmek istedi. Özel güvenlik görevlileri, gazeteciye engel oldu. Özel güvenlik görevlileri ile gazeteciler ile izleyiciler arasında tartışma yaşandı.

Ara kararın açıklanması için duruşma salonunun kapısı açıldı. Özel güvenlik görevlileri, duruşma salonuna, avukatların dışında kimsenin alınmayacağını duyurdu. Kararın, mahkeme heyeti tarafından verildiği açıklandı. Ancak, mahkeme heyetinin bu yönde bir kararının olmadığı görüldü.

Özel güvenlik görevlilerinin uyarına rağmen, duruşma salonu önündeki tüm bekleyenler salona girdi.

Faruk Eren, Fehim Işık, Ertuğrul Mavioğlu vd. – “Özgür Gündem Newspaper Solidarity” Trial (Indictment)

Faruk Eren, Fehim Işık, Ertuğrul Mavioğlu vd. – “Özgür Gündem Newspaper Solidarity” Trial (The Court of Appeal's Judgement)

Faruk Eren, Fehim Işık, Ertuğrul Mavioğlu vd. – “Özgür Gündem Newspaper Solidarity” Trial (The Court of Appeal's Judgement)

Faruk Eren, Fehim Işık, Ertuğrul Mavioğlu vd. – “Özgür Gündem Newspaper Solidarity” Trial 10. Standing (Minutes of the Hearing)

Faruk Eren, Fehim Işık, Ertuğrul Mavioğlu vd. – “Özgür Gündem Newspaper Solidarity” Trial 11. Standing (Minutes of the Hearing)

Press in Arrest is a database, monitoring, documentation and collective memory study of Press Research Association.
+90 (312) 945 15 56 | pressinarrest@gmail.com

Creative Commons License
Licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.