Fercan Yalınkılıç

Economic Coup Attempt Trial

Ekonomi ağırlıkla haber yapan Bloomberg HT haber sitesinde 2018 yılının Ağustos ayında Türk Lirası’ndaki değer kaybını ve bunun etkilerini konu alan bir haber yayımlandı. Haberi Bloomberg Türkiye muhabiri Fercan Yalınkılıç ile istihbarat müdürü Kerim Karakaya hazırlamıştı. Haberin yayımlandığı dönemde Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye arasında yaşanan Rahip Andrew Brunson krizi nedeniyle dolar kuru iki hafta içinde 4,70 TL seviyelerinden 7 TL’ye tırmanmıştı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BBDK) haberin yayımlanmasından dört gün sonra 14 Ağustos 2018’de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na ihbarda bulundu. İhbar sonrası açılan soruşturma daha Sermeye Piyasası Kanunu’na (SPK) muhalefet ettikleri iddiasıyla dövizdeki artış, bankalar ve Türkiye ekonomisine yönelik sosyal medya paylaşımlarında bulunan 36 kişinin dosyasıyla birleştirildi.

Soruşturma sonunda Yalınkılıç ve haberi birlikte yazdığı Karaya ile birlikte toplam 38 kişi hakkında Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet ettikleri gerekçesiyle iddianame hazırlandı.

Cumhuriyet Savcısı Kenan Zurnacı’nın hazırladığı Mayıs 2019’da tamamlanarak, mahkemeye sunuldu.

Gazeteci Yalınkılıç’ın da aralarında bulunduğu 38 kişi hakkındaki iddianame Cumhuriyet Savcısı Kenan Zurnacı tarafından hazırlandı. On dört sayfadan oluşan iddianame 27 Mayıs 2019’da tamamlandı.

İddianamede suçlamaya konu haberi hazırlayan Bloomberg haber ajansından Kerim Karakaya ve Fercan Yalınkılıç ile gazeteciler Mustafa Sönmez, Sedef Kabaş, Mervan Yanardağ ve Orhan Kalkan’ın da aralarında bulunduğu 38 kişiye “ekonomik darbe girişiminde bulunmak” iddiası yöneltildi.

İddianamenin ilk bölümünde 8 Ağustos 2018’de yayımlanan haberin içeriğine ilişkin tespitler yer aldı. İddianamede yer verildiği şekliyle haberde bankacılık sisteminin 2001 yılından bu yana karşılaştığı en ciddi döviz krizi ile karşı karşıya olduğu, iki bankanın 10 Ağustos Cuma günü döviz kabul etmediği, bir bankanın ise 5 bin Amerikan doları çekilmesine ilişkin bir müşteri talebini yerine getirmediği belirtildi. Yine bu süreçte döviz hesaplarından para çekilmesine ilişkin taleplerde önemli bir artış olduğu, BDDK’nin 11 Ağustos günü tüm üst düzey banka yetkililerini toplantıya çağırdığı kaydediliyor. Savcı Zurnacı habere dair bu ifadeler için “ülkemiz bankacılık ve finans sisteminin acz içinde olduğu izlenimi vermeye çalışan gerçeğe aykırı ve maksatlı ifadeler” olduğunu belirtiyor.

Haberin yayımlanmasının ardından BDDK ve Türkiye Bankalar Birliği’nin 11 Ağustos’da resmi web sitesi üzerinden “haberin gerçeği yansıtmadığı” yönündeki açıklamalarına atıf yapılıyor.

Ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun 14 Ağustos 2018’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğu bilgisine de yer veriliyor.

Suç duyurusu üzerine yürütülen soruşturmada haber siteleri dışında gerçek kişiler tarafından oluşturulan sosyal medya hesapları üzerinden “aynı amaca hizmet eder nitelikte saldırılarda bulunulduğunun belirlendiği” belirtilerek, sanıklar arasında yer alan sosyal medya kullanıcılarının Ağustos ve Eylül 2018’deki paylaşımlarına yer verildi.

Savcı Zurnacı Karakaya ve Yalınkılıç’ın yanı sıra diğer 36 kişinin ekonomik krizle ilgili sosyal medya paylaşımlarına da iddianamede tek tek yer verdi.

Savcı Zurnacı daha sonra genel değerlendirmeler bölümünde, sanıkların “Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ekonomik düzen istikrarını hedef aldık”larını iddia ediyor. Savcıya göre 38 kişi “firma, kurum ve kuruluşlara ilişkin güvensizliğe yol açan, kaos oluşturacak mahiyette beyan ve açıklamalar” yapmışlar. Zurnacı’ya göre amaçları ise “piyasalarda güvensizlik oluşturmak”tı.

Söz konusu paylaşımlar iddianamede Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet suçu ile ilişkilendiriliyor.

Sanıklara Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107. Maddesi gereğince “piyasa dolandırıcılığı” suçlaması yöneltiliyor. Kanunda yer alan İlgili madde şöyle:

“Sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan ya da bunları yayan ve bu suretle menfaat sağlayanlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar.”

Savcı Zurnacı, şüpheliler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 53/1 maddesinde düzenlenen belirli haklardan yoksun bırakılma tedbirinin de uygulanması talep ediyor.

İddianame İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek, sanıklar hakkında dava açıldı.

Cumhuriyet Savcısı Kenan Zurnacı’nın hazırladığı iddianame İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek, sanıklar hakkında dava açıldı.

Davanın ilk duruşması 20 Eylül 2019 günü görüldü. Karakaya ile birlikte yargılanan diğer gazeteciler ve avukatları duruşmada hazır bulundu. Hakim Hüseyin Tanfer Ayhan görev aldı. Kimlik tespiti ardından sanıklar savunma yapmaya başladı.

Yalınkılıç, Bloomberg yönetiminin şirket kuralları gereği hesaplarını düzenli olarak kontrol ettiğini belirterek, “Sermaye piyasasında işlem yaptığımız tespit edilirse bu iş akdinin feshi nedenidir. Haberi kendi gözlemlerimizle yaptık. Banka yetkilileri bize döviz veremediklerini, bir sonraki iş gününe çağırdıklarını beyan ettiler” savunma yaptı.

Avukat Köksal Bayraktar da “Bir gazeteci kamu yararı varsa, güncel ve doğru ise haber verir. Haber tamamen doğrudur. Dolar 5.60 TL iken 6.80 TL olmuş. Bir günde 1,5 lira değer kazanan parayı yayınlamayacak da ne yapacak” diye sordu.

“Twitter mesajlaşmalarından sonra dolar karşısında lirada bırakın değer kaybı olsun dolar gerilemiştir” diyen Bayraktar, sanıkların beraatini talep etti.

Sanıklar ve sanık müdafilerinin savunmaları tamamlandıktan sonra SPK ve BBDK avukatları söz aldı. SPK avukatı, sanıkların söz konusu suçlardan yargılanmaları taleplerini yineledi. BDDK ise dosyaya suçtan zarar gördüğü gerekçesiyle müdahil olma talebinde bulundu.

Duruşma sonunda kararını açıklayan müdafilerinin beraat taleplerini reddetti. BDDK’nın suçtan zarar görme ihtimaline binaen davaya müdahil olma talebi ise kabul edildi.

Davanın bir sonraki bir duruşması 17 Ocak 2020 tarihine bırakıldı.

1. Standing - Sept. 20, 2019


Ekonomi ağırlıkla haber yapan Bloomberg HT haber sitesinde 2018 yılının Ağustos ayında Türk Lirası’ndaki değer kaybını ve bunun etkilerini konu alan bir haber yayımlandı. Haberi Bloomberg Türkiye muhabiri Fercan Yalınkılıç ile istihbarat müdürü Kerim Karakaya hazırlamıştı. Haberin yayımlandığı dönemde Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye arasında yaşanan Rahip Andrew Brunson krizi nedeniyle dolar kuru iki hafta içinde 4,70 TL seviyelerinden 7 TL’ye tırmanmıştı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ise haberin yayımlanmasından dört gün sonra 14 Ağustos 2018’de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na ihbarda bulundu. İhbar sonrası açılan soruşturma daha Sermeye Piyasası Kanunu’na (SPK) muhalefet ettikleri iddiasıyla dövizdeki artış, bankalar ve Türkiye ekonomisine yönelik sosyal medya paylaşımlarında bulunan 36 kişinin dosyasıyla birleştirildi.

Soruşturma sonunda Yalınkılıç ve haberi birlikte yazdığı Karaya ve gazeteciler Mustafa Sönmez, Merdan Yanardağ, Sedef Kabaş ve Orhan Kalkan’ın da aralarında bulunduğu 38 kişi hakkında Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet ettikleri gerekçesiyle iddianame hazırlandı.

Cumhuriyet Savcısı Kenan Zurnacı’nın hazırladığı Mayıs 2019’da tamamlanarak, mahkemeye sunuldu.

İddianamede suçlamaya konu haberi hazırlayan Bloomberg haber ajansının Türkiye muhabirleri Kerim Karakaya ve Fercan Yalınkılıç ile gazeteciler Mustafa Sönmez, Sedef Kabaş, Mervan Yanardağ ve Orhan Kalkan’ın da aralarında bulunduğu 38 kişiye “ekonomik darbe girişiminde bulunmak” iddiası yöneltildi.

İddianamenin ilk bölümünde 8 Ağustos 2018’de yayımlanan haberin içeriğine ilişkin tespitler yer aldı. İddianamede yer verildiği şekliyle haberde bankacılık sisteminin 2001 yılından bu yana karşılaştığı en ciddi döviz krizi ile karşı karşıya olduğu, iki bankanın 10 Ağustos Cuma günü döviz kabul etmediği, bir bankanın ise 5 bin Amerikan doları çekilmesine ilişkin bir müşteri talebini yerine getirmediği belirtildi. Yine bu süreçte döviz hesaplarından para çekilmesine ilişkin taleplerde önemli bir artış olduğu, BDDK’nin 11 Ağustos günü tüm üst düzey banka yetkililerini toplantıya çağırdığı kaydediliyor. Savcı Zurnazı habere dair bu ifadeler için “ülkemiz bankacılık ve finans sisteminin acz içinde olduğu izlenimi vermeye çalışan gerçeğe aykırı ve maksatlı ifadeler” olduğunu belirtiyor.

Haberin yayımlanmasının ardından BDDK ve Türkiye Bankalar Birliği’nin 11 Ağustos’da resmi web sitesi üzerinden “haberin gerçeği yansıtmadığı” yönündeki açıklamalarına atıf yapılıyor.

Ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’un 14 Ağustos 2018’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğu bilgisine yer veriliyor.

Suç duyurusu üzerine yürütülen soruşturmada haber siteleri dışında gerçek kişiler tarafından oluşturulan sosyal medya hesapları üzerinden “aynı amaca hizmet eder nitelikte saldırılarda bulunulduğunun belirlendiği” belirtilerek, sanıklar arasında yer alan sosyal medya kullanıcılarının Ağustos ve Eylül 2018’deki paylaşımlarına yer verildi.

Savcı Zurnacı Karakaya ve gazeteci ve diğer sanıkların ekonomik krizle ilgili sosyal medya paylaşımlarına da iddianamede tek tek yer verdi.

Savcı Zurnacı daha sonra genel değerlendirmeler bölümünde, sanıkların “Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ekonomik düzen istikrarını hedef aldık”larını iddia ediyor. Savcıya göre 38 kişi “firma, kurum ve kuruluşlara ilişkin güvensizliğe yol açan, kaos oluşturacak mahiyette beyan ve açıklamalar” yapmışlar. Zurnacı’ya göre amaçları ise “piyasalarda güvensizlik oluşturmak”tı.

Söz konusu paylaşımlar iddianamede Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet suçu ile ilişkilendiriliyor.

Sanıklara Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107. Maddesi gereğince “piyasa dolandırıcılığı” suçlaması yöneltiliyor. Kanunda yer alan İlgili madde şöyle:

“Sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan ya da bunları yayan ve bu suretle menfaat sağlayanlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar.”

Savcı Zurnacı, şüpheliler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 53/1 maddesinde düzenlenen belirli haklardan yoksun bırakılma tedbirinin de uygulanması talep ediyor.

İddianame İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek, sanıklar hakkında dava açıldı. Davanın ilk duruşması için 20 Eylül 2019 günü belirlendi. Gazeteciler ve avukatları duruşmada hazır bulundu. Hakim Hüseyin Tanfer Ayhan görev aldı. Kimlik tespiti ardından sanıklar savunma yapmaya başladı.

Savunma yapan gazeteciler kamu yararı çerçevesinde yazdıkları haberin ve paylaşımların gazetecilik faaliyeti kapsamında olduğunu savundu. Avukatlar gazetecilerin beraatini talep etti.

Sanıklar ve sanık müdafilerinin savunmaları tamamlandıktan sonra SPK ve BBDK avukatları söz aldı. SPK avukatı, sanıkların söz konusu suçlardan yargılanmaları taleplerini yineledi. BDDK ise dosyaya suçtan zarar gördüğü gerekçesiyle müdahil olma talebinde bulundu.

Duruşma sonunda kararını açıklayan müdafilerinin beraat taleplerini reddetti. BDDK’nın suçtan zarar görme ihtimaline binaen davaya müdahil olma talebi ise kabul edildi.

Davanın bir sonraki bir duruşması 17 Ocak 2020 tarihine bırakıldı.



Next Trial: Jan. 17, 2020, 10 a.m.


Duruşmada, gazeteciler Merdan Yanardağ, Mustafa Sönmez, Sedef Kabaş, Fercan Yalınkılıç, Kerim Karakaya, Orhan Kalkan ile B.C.S, B.D, C.S, E.Y, L.Ç, T.A, V.D, V.Ş, F.Ç, M.B, H.T. ve B.T. ile müdafileri hazır bulundu. Duruşma da ilk olarak kimlik tespiti yapıldı.
Kimlik tespiti ardından sanıklar savunma yapmaya başladı.

Bloomberg muhabiri Kerim Karakaya, “Biz ekonomi ve finans haberi yapıyoruz. Bloomberg bütün dünyada 100 ülkede ekonomi haberciliğiyle uğraşan bir medya şirketi. 10 Ağustos günü de piyasalar ve ekonomi için önemli bir gündü. O gün dolar yüzde 24 yükseldi. Yaşananları okuyuculara ilettik, yapmamız gereken işimizi yaptık. Haberle ilgili bir maddi menfaat söz konusu olmadığı gibi sermaye aracılığıyla ilgili de bir husus yoktur. BDDK haberden rahatsız oldu ve Cumartesi günü açıklama yaptı. Yapılan açıklamanın ardından bizde haberi güncelledik. 15 yıldır gazetecilik yapıyorum. Çok kez kriz konusunda yazdım. İlk defa yargılanıyorum” dedi.

Fercan Yalınkılıç da savunmasında, “7 yıldır ekonomi haberleri yapıyorum. Türkiye hakkında yazdığım haberlerin benzerini başka ülkeler içinde yazıyorum. Yazdığım haberler gazetecilik etik ve değerleri kapsamındadır. Şirketimizin iç tüzüğü nerdeyse SPK’nınkinden daha katı. Piyasada bir dolar kıtlığı tespit ettik. Döviz bürolarına ve bankalardan bilgi aldık. Sonrasında haberi güncelledik. BDDK’nın açıklamasının ardından haberi güncelledik. Ancak haberin ilk var iddianamede, güncellenen hali yok. Sermaye piyasasında işlem yaptığımız tespit edilirse bu iş akdinin feshi nedenidir. Haberi kendi gözlemlerimizle yaptık. Banka yetkilileri bize döviz veremediklerini, bir sonraki iş gününe çağırdıklarını beyan ettiler” dedi.

Merdan Yanardağ da savunmasında, “Twitter paylaşımları bana aittir. Ben gazeteciyim ve görevimi yapıyorum. Bu davanın maksatlı olduğunu düşünüyorum. FETÖ ile mücadele ettik diye Ergenekon’dan yargılandık, şimdi de FETÖ ile iş birliği yaptığımız üzerinden suçlanıyoruz. Biz gazeteciyiz. BDDK ve SPK hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyorum. Bir dava açılacaksa döviz kurunun yükselesinden karlı çıkanlara açılmalı” dedi.

Mustafa Sönmez de savunmasında, “Her gün benzer mahiyette en az on twit atıyorum. 40 yıllık bir geçmişim var. İfade özgürlüğü hakkımı kullanıyorum. Bu politik bir davadır. BDDK ve SPK burada araç olarak kullanılmıştır. Bu kurumlar buna alet edilmişlerdir. İddianame bir hukuk ayıbıdır. Bu dava muhalifleri susturmaya dönüktür. Buna araç edilen BDDK ve SPK hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyorum. Bundan sonra da ifade özgürlüğü hakkımı kullanmaya devam edeceğim” dedi.

Sedef Kabaş da yaptığı savunmasında, “Söz konusu beyanlarım 25 yıllık habercilik ve medya tecrübem neticesinde yaptığım beyanlardır. Twitterda ki paylaşımlarının ifade özgürlüğü kapsamındadır. Bu paylaşımlar yalnızca ekonomik krize yönelik eleştirilerimdir. Hiçbir kişisel menfaat elde etmem burada söz konusu değildir” dedi.

Orhan Kalkan da savunmasında “Her hangi bir maddi çıkarım yok. Düşünce ve ifade özgürlüğümü kullandım” dedi.

BDDK müdafileri, önceki taleplerinin devam ettiğini ve davaya müdahil olmak istediklerini talep etti.

Ardından söz alan gazetecilerin avukatlarından Köksal Bayraktar, “Bir gazeteci kamu yararı varsa, güncel ve doğru ise haber verir. Haber tamamen doğrudur. Dolar 5.60 TL iken 6.80 TL olmuş. Bir günde 1.5 lira değer kazanan parayı yayınlamayacak da ne yapacak” diye sordu. “Twitter mesajlaşmalarından sonra dolar karşısında lirada bırakın değer kaybı olsun dolar gerilemiştir” diyerek, beraat talep etti.

Avukat Sevgi Kalan Güvercin de “Müvekkilimin ifadesi alınmadan iddianame düzenlenmiştir. Bu adil yargılama hakkının ihlalidir” dedi.

Avukatlar, müvekkilleri hakkında beraat talep etti.

Savunmalar ardından mahkeme hakimi ara kararını açıkladı.


Verilen kararda, BDDK’nın davaya müdahillik talebini kabul etti. Hakim, bazı sanıkların savunmasının alınmamasını ve dosyanın geldiği aşamayı göz önünde bulundurarak, duruşmayı 17 Ocak 2020 tarihine erteledi.


Duruşma Öncesi

10’00’da başlaması beklenen duruşma, 10.05’te başladı. İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesinin duruşma salonu küçük olduğundan kaynaklı duruşma, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin salonunda görülmesine karar verildi. Bunun duyurusu da İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kapısına asılan yazı ile duyuruldu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salonda sanıklar için 20 kişilik, izleyiciler içinde 25 kişilik yer ayrılmıştı. Taraf avukatlar içinde yer ayrıldı. Salonda SEGBİS için iki ayrı TV ekranı yerleştirilmişti.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Medya ve Hukuk Araştırmaları Derneği, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF), Foreign Media Assocation, Punto24 ve Türkiye Gazeteciler Sendikası’ndan yetkililer de izledi.

Genel Gözlemler

Gazeteciler ve sanıklar uzun süre duruşma salonuna alınmadı ve bariyerlerin önünde bekletildi. Duruşma salonunun önüne giden gazetecilerde özel güvenlik tarafından bariyerlerin dışına çıkarıldı. Duruşma salonuna ilk olarak sanıklar alındı. Sanıkların ardından gazeteciler ve izleyiciler salona alındı. Çok sayıda izleyici de duruşma salonuna giremedi. Bir avukatın duruşmaya yanlışlıkla katılıp, müdafi avukatlar kısmında oturması gülüşmelere neden oldu. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını (HAGB) isteyen sanıkların bir kısmı HAGB’nin ne olduğunu bilmediği sonradan ortaya çıktı. Atılan bazı twitlerin salonda okunması gülüşmelere neden oldu. İzleyiciler ve sanıkların bir kısmı duruşmada savcının olmamayışını, “Duruşmada neden savcı yok?” diye nitelendirdi.

Economic Coup Attempt Trial (Indictment)

Economic Coup Attempt Trial 1. Standing (Minutes of the Hearing)