Filiz Koçali

Filiz Koçali was born in Istanbul in 1958. She graduated from the Press Academy at the Istanbul Academy of Economics and Commercial Sciences.

Koçali was a manager of the Istanbul Branch of the Human Rights Association. She took part in the women’s movement starting from 1987.

Koçali worked at the feminist Kadınca magazine, which began publishing at the end of 1978, Kim magazine, Radikal newspaper and the Independent Communication Network [Bağımsız İletişim Ağı – BİA]. Her articles were published in Söz magazine, the now-closed Yeniden Özgür Gündem newspaper, the now-closed Özgür Gündem newspaper and Sosyalist Demokrasi newspaper.

Koçali was a member of the publication board of Kaktüs magazine, the first socialist feminist magazine of Turkey. She was one of the founders of Pazartesi magazine. Koçali served as the executive editor of Günlük newspaper. Koçali was a member of the Editorial Consultancy Board of the now-closed Özgür Gündem newspaper.

When serving as the president of the Socialist Democracy Party, she was the only female president of a political party in Turkey. She was involved in the founding of the Freedom and Solidarity Party [Özgürlük ve Dayanışma Partisi – ÖDP]. Koçali was the co-president of the now-closed Peace and Democracy Party [Barış ve Demokrasi Partisi – BDP]. She was a member of the Central Executive Committee of the Peoples’ Democratic Party [Halkların Demokratik Partisi – HDP].

Özgür Gündem newspaper, of which Koçali was a writer and a member of the Editorial Consultancy Board, was “completely” shut down by the Statutory Decree No: 675 dated 29 October 2016 issued as part of the State of Emergency rule declared following the military coup attempt on 15 July 2016. During the state of emergency period, the government shut down many media outlets by statutory decrees that were put into effect without the parliament’s approval.

Following the closure of the newspaper, several lawsuits were filed against the newspaper’s co-executive editors, managing editors-in-chief, editors and writers.

Koçali was charged with “terrorist organisation propaganda”, “praising offences and offenders” and “publicly inciting people to commit crime” over one of her articles published with the headline, Korkun Bizden Bahar Geliyor [Be Afraid of Us: Spring Is Coming] in the newspaper’s 8 March 2016 issue. Along with newspaper’s other writers and co-executive editors, the prosecution demanded that Koçali be sentenced to imprisonment of between eighteen months and 12 years.

Koçali was charged over her three of her published articles as part of the trial publicly known as the Özgür Gündem Newspaper Court Case, which charged the newspaper’s managers and writers. Koçali was charged with “disruption of the unity and territorial integrity of the state”, “membership of an armed terrorist organisation” and “terrorist organisation propaganda”. The prosecution demanded one aggravated life sentence and an imprisonment sentence of between 15 years and 32 years for Koçali.

During the trial process, Koçali’s defensive statement was not submitted due to her being abroad. The arrest warrants issued by the courts were not fulfilled. For these reasons, the case files concerning Koçali were separated. The trial is currently proceeding in absentia.

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial

İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi, Özgür Gündem Gazetesi’nin “geçici olarak kapatılmasına” karar verdi. Bunun üzerine polis, 16 Ağustos 2016’da gazetenin İstanbul’daki binasına baskın yaptı. Polis baskınıyla aynı gün, gazetenin yetkilileri hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.

Polis baskını sırasında Koçali evde değildi. Hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

İddianame, 9 Kasım 2016’da tamamlandı.

İddianame, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 9 Kasım 2016’da tamamlandı.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi yazarı Filiz Koçali ile birlikte gazeteciler ve gazete çalışanları hakkındaki iddianame İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 9 Kasım 2016’da tamamlandı.

31 sayfalık iddianame, Özgür Gündem Gazetesi’nin “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” üzerine kuruldu. İlk 13 sayfa, ifadeler ve kimlik bilgilerinin yanı sıra gazetedeki yazılar, haberler, ev aramalarında el konan kitaplardan oluştu.

18 sayfada ise; Özgür Gündem Gazetesi, “PKK/KCK, basın faaliyetlerinin önemi”, gazetede fotoğraf ve beyanları yer alan “PKK/KCK/HPG/MLK-P/KONGRA-GEL mensubu olduğu iddia edilen kişiler” hakkında bilgiler ve bu kişiler hakkında yayınlanan haberler sıralandı.

Köşe yazılarının suçlamalara delil olarak sıralandığı iddianamede tüm sanıklar hakkında hep aynı iddialarda bulunuldu,

İddianamede Filiz Koçali hakkındaki bölüm yaklaşık bir sayfadan oluştu. Gazetede yayınlanan üç yazısı delil olarak gösterildi. Söz konusu köşe yazıları iddianamede şu şekilde sıralandı:

• 1 Haziran 2016 tarihli Özgür Gündem Gazetesi’nin 14. sayfasında yer alan Filiz Koçali tarafından kaleme alınan “Fetihçilere Karşı Yeni Yaşam İnşası” başlıklı yazı içeriğinde; “Ellerinde “Fatih’in torunları JÖH, PÖH” dövizini taşıyanların belki de gözleri yaşarmıştır, kim bilir? Üç boyutlu duygusal atmosfer ve duygusal bir ses! Hangi insan evladı dayanabilir?” şeklindeki beyanı ile “operasyonlarda yer alan Emniyet güçlerinin aşağılandığı,”

• 14 Haziran 2016 tarihli Özgür Gündem Gazetesi’nin 7. sayfasında yer alan Filiz Koçali tarafından kaleme alınan “Kobani Düştü Düşecekten Minbiç Düştü Düşeceğe” başlıklı yazı içeriğinde; “Oysa Sayın Öcalan’ın bu stratejik hedefi, biricik gerçekçi hedeftir” şeklinde beyanda bulunarak, “PKK terör örgütü elebaşı olan A. Öcalan’ın stratejik hedefinin yapılması gereken bir hedefmiş gibi lanse edildiği,”

• 19 Temmuz 2016 tarihli Özgür Gündem Gazetesi’nin 8. sayfasında yer alan Filiz Koçali tarafından kaleme alınan “Şimdi 3. Yol Zamanı” başlıklı yazı içeriğinde; şüphelinin “terörist elebaşına ‘Sayın Öcalan’ şeklinde yorumda bulunarak elebaşına saygısını dile getirdiği anlaşılmıştır.”

İddianame ile Koçali’ye; Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 maddesi doğrultusunda “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma,” 302/1 maddesi doğrultusunda “Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma,” Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi doğrultusunda “Terör Örgütünün Propagandasını Yapma,” Türk Ceza Kanunu’nun 220/1, 2, 8. maddeleri doğrultusunda “Örgüt Kurucusu ve Yöneticisi; Örgüte Üye Olma; Örgüt Propagandası Yapma” suçlamaları yöneltildi.

Böylece Koçali hakkında, TCK 302/1 kapsamında ağırlaştırılmış müebbet, TCK 314/2 kapsamında 10 yıldan 15 yıla kadar, TCK 220/1, 2, 8 kapsamında dört yıldan 12 yıla kadar ve TMK 7/2 kapsamında bir yıldan beş yıla kadar hapsi istendi.

Koçali hakkında istenen toplam ceza, bir ağırlaştırılmış müebbet ve 15 yıldan 32 yıla kadar hapis cezası oldu.

İddianame, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Filiz Koçali’nin de aralarında bulunduğu Özgür Gündem Gazetesi’nin yazar ve yöneticilerinin yargılanmasına, 29 Aralık 2016’da, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Bu duruşmada, yurtdışındaki Filiz Koçali hakkında yakalama kararı verildi. Yargılamanın tüm duruşmalarında, Koçali hakkındaki yakalama kararının gereğinin yerine getirilmesi beklendi.

Yargılamanın 15. duruşması 13 Ocak 2020 tarihinde görüldü. Savcılık, bu duruşmada, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcılık, Koçali hakkındaki yakalama kararının gereğinin yerine getirilmediği gerekçesiyle, dosyasının ayrılmasını talep etti.

Yargılamanın 16. duruşması 14 Şubat 2020 tarihinde görüldü. Mahkeme, savunması alınmadığı gerekçesiyle Filiz Koçali’nin dosyasının ayrılmasına karar verdi.

Ayrılan dosya üzerindeki yargılamanın 15 Mayıs 2020 tarihinde devam etmesine karar verildi. Ancak, duruşma; “coronavirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi.

Yargılamanın 17 Eylül 2020 günü görülecek 18. duruşma ile devam etmesine karar verildi.

16. Standing - Feb. 14, 2020


40 dakika gecikmeli başlayan duruşmanın başında mahkeme başkanı, bir önceki celsede savunmalar için ek süre verdiklerini anımsattı.

İlk olarak söz alan Eren Keskin, mütalaaya katılmadığını belirtti. Keskin özetle şunları söyledi:

“Ben silahlı örgüt üyesi değil, insan hakları savunucusuyum. Ömrümde elime silah almadım. Ben Kürt sorunu, Kıbrıs ve Ermeni meseleleri hakkında resmi ideolojiden farklı düşünüyorum. Özgür Gündem Gazetesi bombalandı, defalarca kapatıldı. Benden dayanışma için genel yayın yönetmenliği hanesine ismimi yazmak istediklerinde seve seve kabul ettim. Bunu Musa Anter’e, Ferhat Tepe ve diğerlerine gönül borcum için yapıyorum. Devletin sürekli fikri değiştiği için çözüm sürecinde, 2013’te bu gazeteye dava açılmıyordu; ben de terörist olarak görülmüyordum. Hakkımda 17 yıl 2 ay hapis cezası var. Yurtdışına gidebilirdim ama gitmedim. Sizlerle aynıyım, hukukçuyum, aynı okullarda okuduk. Örgüt üyesi kararının nasıl verilebileceğini biliyorum. Bununla ilgili Yargıtay’ın içtihatları var biliyorsunuz. Bu içtihatlarda kişinin örgüte iradesini teslim etmesinden bahsediliyor. Ben kimseye irademi teslim etmedim, etmem de. Örgüt üyelerinin avukatlığını yaptım ama üye değilim. Düşüncelerim sebebiyle kimseye hesap vermek zorunda değilim.”

Ardından söz alan Necmiye Alpay, savcının kendisi hakkında beraat kararı verilmesini talep ettiğini hatırlattı. “Bu beraat talebi, bu davada bize verilen zararı ortadan kaldırmıyor” diye konuştu.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’nın ardından İnan Kızılkaya; “Özgür Gündem geleneğinden,’ ‘Kürt basın tarihinden” bahsetti. Kızılkaya şöyle konuştu:

“Kamuoyunun, bir meselenin farklı boyutlarını, muhataplarının ağzından öğrenme hakkı yadsınamaz. Dolayısıyla yapılan iş gazeteciliktir, başka bir şey değil. Metnin tematik analizi dışında, bir haberden kim nasıl bir okuma yapar ve ne tür siyasal çıkar sağlar ya da umar sorusu, gazetecinin temel alacağı bir yöntem değildir. Hiçbir gazeteci de bu durumdan dolayı sorumlu tutulamaz ve yargılanamaz. Davaya konu olan, sorumlu olduğum dönemde, bu özellikler dışında hiçbir habere, yazıya ve görsel malzemeye yönelik bir itiraz yok. İddianamede hiçbir habere yalanlama, maddi delillerin çarpıtıldığına dair suçlama yok. Suçlamalara konu olan yorum, analiz, haber ve röportajlardır. Toplumun merak ettiği güncel sorunlarda halkı, okuru bilgilendirme amaçlı gazetecilik faaliyetleridir. Devlete vergi veren, mali kaynakları belli olan, mali ve yargısal denetime tabi tüzel bir kurumun yasadışı ilişkileri olduğunu iddia etmek akla ve izana muhtaçtır” diye konuştu. Beraatını talep etti.

Zana Bilir Kaya, gazetecilik mesleğinin hakimlik mesleği gibi kamusal bir görev olduğunu belirtti. Toplumun gerçeği öğrenmesi amacıyla haber alma ve yapmasının, gazetecinin hakkı olduğunu dile getirdi. Hakkındaki suçlamaların genel geçer ve soyut suçlamalar olduğunu ifade etti. Kaya, “Ben sadece gazetecilik örgütü mensubuyum. Yaptığımız haberler iktidarı rahatsız edebilir, basının görevlerinden biri iktidarı denetlemektir. İktidar eleştirildi diye yargılanmamız kabul edilemez” dedi.

Avukat Erdal Doğan, müvekkili Aslı Erdoğan’ın savunmasını okudu. Erdoğan yazılı beyanında, iddianamedeki yazılarının rastgele seçildiğini belirtti; bu yazıların farklı dillere çevrilip yayınlandığını, şiddet karşıtı metinler olduğunu söyledi.

Avukatlar esas hakkında savunmalar için süre talep etti. Savcı mütalaasında soruşturmanın genişletilmesine yönelik taleplerin reddedilmesini, süre talebinin ise kabulünü istedi.

Mahkeme başkanı tüm sanık ve avukatlarına son beyanlarını sordu. Ekleyecek bir şeyleri olmadığını söylediler. Duruşmaya karar için ara verildi.


Haklarında yakalama emri bulunan ve henüz ifadesi alınmamış olan Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun dosyalarının ayrılmasına karar verildi.

Yazar Aslı Erdoğan’ın “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” ve “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamaları karşısında beraatine, “terör örgütü propagandası” suçlaması yönünden de davanın açılması için Basın Kanunu’nda belirlenen dört aylık sürenin aşılması sebebiyle düşmesine karar verildi.

Necmiye Alpay ve Bilge Oykut Contepe’nin tüm suçlamalardan beraati kararlaştırıldı.

Savunma için ek süre talep eden Zana Bilir Kaya, Eren Keskin, Kemal Sancılı ve İnan Kızılkaya’nın süre talebi olduğundan, dosyanın ayrılmasına ve ayrı bir dosyada yargılanmasına devamına karar verildi.

Bu dosyanın duruşma tarihi henüz belli olmadı. Daha sonra ayrılan dosyalar üzerindeki yargılamanın, 15 Mayıs 2020’de devam etmesine karar verildi.


Duruşma Salonu

Duruşma salonunda yaklaşık 50 kişilik izleyici alanı vardı. Duruşmayı yaklaşık 60 kişi izledi.

Mahkeme başkanı mikrofon kullanarak konuştu, söyledikleri izleyici alanından rahatlıkla duyuldu. Savcı ise mikrofon kullanmadı, söyledikleri anlaşılmadı.

Avukatlar için ayrılmış masada tek bir mikrofon vardı. Duruşmaya katılan 11 avukat mikrofonu bazen elden ele geçirerek, mikrofonun kablosunun yetmediği zamanlarda ise yer değiştirerek savunma yapmak zorunda kaldılar.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Sınır Tanımayan Gazetciler Örgütü, Af Örgütü Türkiye, Af Örgütü Almanya, Uluslararası Af Örgütü, Medya ve Hukuk Derneği; Hakikat, Adalet ve Hafıza Merkezi, Eşit Haklar için İzleme Derneği, milletvekilleri Ahmet Şık, Züleyha Gülüm ve Sezgin Tanrıkulu ile birlikte gazetciler takip etti.

Genel Gözlemler

İzleyiciler, saat 10.24’te salona alındı. Mahkeme heyeti ise saat 10.40’ta salona girdi ve duruşma başladı. Saat 12.20’de kararın açıklanmasıyla duruşma sona erdi.

Duruşma devam ederken (saat 11.17’de) savcı yerinden kalkarak 1-2 dakikalığına duruşma salonundan çıkıp geri geldi.

Mahkeme başkanı karar için ara verdiğinde tüm seyirciler dışarı çıkarıldı ancak savcı salonda oturuyordu.

Karar için verilen ara 10 dakika sürdü. Baktığı diğer davalarda karar ve/veya ara karar açıklarken basının ve gözlemcilerin salonda bulunmasına izin vermeyen hakim, bu davada kararı açıklarken izleyicilerin salona girmesine izin verdi.

15. Standing - Jan. 13, 2020


Yargılamanın 15. duruşması mahkeme heyetinin yerini almasıyla saat 10.00’da başladı.

Duruşmaya sanıklardan gazetenin Yayın Danışma Kurulu üyesi Necmiye Alpay ve Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin katıldı.

Bir önceki duruşmada izinde olan duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasını mahkemeye sundu.

Mütalaanın sekiz sayfadan oluştuğunu belirten savcı, avukatlara bunun hepsinin mi, yoksa özetinin mi okunmasını istediklerini sordu. Avukatlar özet ve sanıklar hakkında istenen cezaların okunmasının yeterli olacağı yanıtını verdi.

Savcı Aslı Erdoğan ile Zana Bilir Kaya’ya “zincirleme şekilde, basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası;” Eren Keskin ile İnan Kızılkaya’ya “silahlı terör örgütü üyeliği” iddiasıyla ceza verilmesini istedi.

Bilge Oykut Contepe ve Necmiye Alpay’ın ise beraatini istedi.

Ragıp Zarakolu ve Filiz Koçali’nin ifadeleri alınmadığı için dosyaları ayrılmasını talep etti.

Ardından mahkeme başkanı sanıklara ve sanık avukatlarına mütalaaya karşı beyanlarını sordu. Necmiye Alpay bu aşamada bir diyeceğinin olmadığını söyledi.

Eren Keskin ise esas hakkında mütalaaya karşı ek süre istedi.

Mütalaanın Türkiye iç hukukuna aykırı olduğunu söyleyen Keskin, “Bizi düşman olarak görüyorsunuz” dedi. Yıllardır insan hakları savunuculuğu yaptığını ve eş genel yayın yönetmenliği görevini gazeteye yönelik baskılara karşı dayanışma amacıyla üstlendiğini hatırlattı.

Hakkında birçok dava açıldığını söyleyen Keskin, “silahlı terör örgütüne üyelik” suçlamasının kendisine ilk defa yöneltildiğini ve bu ağır suçlama karşısında savunma hazırlamak için süre istedi.

Ardından söz alan avukatı Gülizar Tuncer, müvekkili Eren Keskin’in gazeteci değil, avukat olduğunu hatırlattı. Fiilen gazetenin yayın yönetmenliğini yapmadığını belirtti. “Silahlı terör örgütü üyeliğinin ne demek olduğu yargı işleyişinde unutuldu. Sıkıyönetim mahkemeleri bile bu suçlama için delil arardı. Siz neyle suçladığınızı bilmiyorsunuz” diye konuştu.

Tuncer, Özcan Kılıç ve diğer avukatlar, esas hakkında mütalaaya karşı savunma için süre istedi.

Mütalaa

  • Özgür Gündem Gazetesi yazarı ve yayın danışma kurulu üyesi Aslı Erdoğan’ın gazetede yayınlanan dört yazısı nedeniyle “terör örgütü propagandası suçunu basın yayın yoluyla zincirleme işlemek” (TMK 7/2) suçlamasıyla cezalandırılması ve “Silahlı terör örgütüne üyelik” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından beraati istendi.

  • Gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin’in gazetede yayınlanan dört yazısı ve genel yayın yönetmeni olması nedeniyle “silahlı terör örgütü üyesi olmak” (TCK 314/2 ve TMK 5/1) suçlamasıyla cezalandırılması istendi; “terör örgütü propagandası” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Gazetenin eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya’nın gazetedeki görevi ve gazetede yayınlanan yazılar nedeniyle “silahlı terör örgütüne üye olmak” (TCK 314/2 ve TMK 5/1) suçundan cezalandırılması istendi; “terör örgütü propagandası” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Gazetenin eski Genel Yayın Yönetmeni Zana Bilir Kaya’nın gazetedeki görevi ve gazetede yayınlanan 11 yazı nedeniyle “basın ve yoluyla, zincirleme şekilde terör örgütü propagandası” (TMK 7/2) suçlamasından cezalandırılması istendi; “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Özgür Gündem Gazetesi yazarı ve yayın danışma kurulu üyesi Necmiye Alpay’ın “silahlı terör örgütüne üye olmak,” “terör örgütü propagandası yapmak” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Özgür Gündem Gazetesi yazarları ve yayın danışma kurulu üyeleri Ragıp Zarakolu ve Filiz Koçali’nin ise savunmaları alınmadığı için dosyalarının ayrılması istendi.


Esas hakkındaki mütalaa karşısında savunma hazırlanması için süre talebini kabul eden mahkeme, yargılamanın 14 Şubat 2020 tarihli duruşma ile devam etmesine karar verdi.


Duruşma Öncesi

Duruşma, o gün İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen tek duruşmaydı. Salona açılan barikatlarda herhangi bir sorun yaşanmadı, gazeteciler ve avukatlar duruşma salonunun önüne sorunsuz geçti.

Duruşmaya Katılım

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Medya ve Hukuk Derneği (MLSA) gözlemcileri birçok adliye muhabiri duruşmayı izledi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu yaklaşık 35 kişilikti. Duruşmaya yaklaşık 15 kişi katıldı. Mahkeme başkanı ve savcı mikrofonu kullanarak konuştu, konuşulanlar izleyici bölümünden rahatlıkla duyuldu.

Genel Gözlemler

Duruşma saatinde başladı ve yaklaşık 15 dakika sürdü.

Savcının mütalaayı okumasının ardından avukat Gülizar Tuncer mütalaayı eleştiren bir konuşma yaptı. Mahkeme başkanı, birkaç kez Tuncer’in sözünü keserek “Savunma sınırlarını aşmayın” uyarısında bulundu.

Mahkeme heyeti karar verirken salonu boşaltmadı. Avukatlar iki haftanın mütalaaya karşı savunmaları hazırlamak için çok kısa bir süre olduğunu belirtti. Bunun üzerine mahkeme başkanı duruşmanın 1 ay sonra görülmesine karar verdi.

14. Standing - Nov. 28, 2019


Duruşma, mahkeme heyetinin yerini alması ile başladı.

Duruşmaya; Özgür Gündem Gazetesi’nin Yayın Danışma Kurulu üyesi Necmiye Alpay, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Eş Genel Yayın Yönetmeni ve Eren Keskin katıldı.

Katılan sanık ve avukatların tutanağa geçirilmesinin ardından mahkeme başkanı, geçici olarak atanan duruşma savcısından mütalaasını sordu.

Savcı, bu kapsamlı dosyaya bakan savcının izinde olduğunu söyleyerek ek süre talep etti.

Mahkeme başkanının söz vermesi üzerine yargılanan gazeteciler, bu aşamada bir söyleyecekleri olmadığını ifade etti.

Eren Keskin ise sözlerinin tutanağa geçmesini istediğini söyledi ve savunmasına 28 Kasım 2015’te öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’yi anarak başladı.

“Dava üç yıldır devam ediyor. Bugün mütalaa verilecek diye geldik, üç yıldır bekliyoruz. Duruşma günü belliydi, hepimiz hazırlandık. Bir sonraki duruşmanın yakın bir tarihe verilmesini talep ediyorum” dedi.

Avukat Erdal Doğan da en baştan beri beraat istediklerini, mütalaanın bir an önce verilmesini beklediklerini söyledi.

Mahkeme başkanı, duruşmaya ara vermeden kararını açıkladı.


Duruşmaya bakan savcı izinde olduğu için Cumhuriyet Savcılığı’nın ek süre talebini kabul eden mahkeme, yargılamanın 13 Ocak 2020’de devam etmesine karar verdi.


Duruşma öncesi:

İstanbul Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi binasının 4. katındaki ağır ceza mahkemelerine açılan barikatlarda görevli güvenlik görevlileri değişmişti. Duruşma öncesi gözlemcilerin ve basının barikatlardan geçişinde bir sorun yaşanmadı.

Avukatlar, gazeteciler ve gözlemciler, duruşma salonunun önünde bekliyordu.

Duruşmaya katılım:

Duruşmayı izlemeye yurtdışından gelen heyetler arasında Avrupa Gazeteciler Federasyonu (European Federation of Journalists, EFJ), Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (International Federation of Journalists, IFJ), Uluslararası Basın Ensttitüsü (International Press Institute, IPI), gazeteciler Tim Dawson, Marta Barcenilla Escaño, hukukçu Anna Adamska – Gallant vardı.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Medya ve Hukuk Derneği’nden (MLSA) gözlemliciler ve gazeteciler de takip etti.

Mahkeme salonu koşulları:

Mahkeme salonu yaklaşık 35 kişilikti. 3-4 kişi duruşmayı ayakta izledi.

Kürsüde mikrofon olmasına rağmen mahkeme başkanının ve savcının konuşmaları izleyicilerin bulunduğu bölümden güçlükle duyuldu.

Duruşma

Duruşma 10.42’de başladı. Yaklaşık 13 dakika sürdü.

Mahkeme başkanı ve duruşma savcısı bu duruşmada değişmişti. Daha önceki duruşmalarda mahkeme heyeti üyesi olan hakimlerden biri mahkemenin yeni başkanı olarak görev yapıyordu. Bu duruşmada mütalaasını vermesi beklenen savcının ise izinde olduğu belirtildi.

13. Standing - July 3, 2019


Duruşma, önceki celsede belirlendiği gibi 09.30’da başladı.

Yaklaşık 5 dakika süren duruşmaya, Eren Keskin ve Necmiye Alpay ile altı avukat katıldı.

Duruşmada, ilk olarak Eren Keskin söz alarak, beraatını istedi. Necmiye Alpay’da söz alarak beraatını talep etti.

Ardından söz alan Avukat Erdal Doğan, davanın çok uzadığını dile getirdi. Yargılanan herkesin beraatını talep etti. Doğan, dava ile düşünce ve ifade özgürlüğünün yargılandığının belirtti.

Duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasını hazırlayarak, mahkeme heyetine sunmak için ek süre talep etti.


Mahkeme heyeti, savcının süre talebini kabul etti.

Yargılamanın 28 Kasım 2019’da devam etmesine karar verildi.


Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın yapıldığı salon normal büyüklükteki bir duruşma salonuydu. SEGBİS için iki ayrı ekran kuruluydu. İzleyci, avukat ve sanıklar hakkında da oturma yerleri mevcuttu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı izleyen kimse olmadı.

Genel Gözlemler

Yaklaşık beş dakika süren duruşmada olağanüstü herhangi bir durum yaşanmadı.

12. Standing - April 10, 2019


Saat 10:25’te duruşmanın başlaması için mahkeme heyeti, tutuklu yargılanan imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’ya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanmak istedi.

Ancak Sancılı’nın tutulduğu Edirne Cezaevi’ne yapılan görüntülü aramaya cevap veren cezaevi görevlisi, “Sancılı’nın duruşmaya katılmak için kurumdan (cezaevi yerleşkesinden) ayrıldığını” söyledi.

Salonda yaşanan kısa süreli şaşkınlığın ardından mahkeme heyeti salondan ayrıldı. Yaklaşık 15 dakika sonra, saat 10.40’ta, tutuklu sanık Sancılı’nın adliye nezaretinde tutulduğu anlaşıldı. Sancılı saat 10.53’te kelepçeli bir şekilde mahkeme salonuna getirildi ve duruşma başladı.

Sancılı, dosyadaki dijital materyallerin kendisine ulaştırılmadığını ve bu nedenle inceleyemediğini söyledi. Tahliyesini talep etti.

Tutuksuz yargılanan Eren Keskin, “Bu gazetenin yayın yapmasını desteklemek için künyedeki genel yayın yönetmenliği hanesine ismimi yazdırdım, suç olduğunu da düşünmüyorum” diye konuştu.

Avukat Özcan Kılıç, imtiyaz sahibi Sancılı’nın başka bir davadan hüküm giydiğini ve “kaçma şüphesinin” ortadan kalktığını söyleyerek, bu davadan tahliyesini istedi.

Kılıç dosyadaki dijital inceleme raporlarına da değindi. Özgür Gündem Gazetesi’nin içinde bulunduğu altı katlı binanın tamamında arama yapıldığını, ancak binanın sadece ikinci katının Özgür Gündem Gazetesi’ne ait olduğunu söyleyen Kılıç “Kayyum her şeye el koyduğu için bu malzemeleri inceleyip kime ait olduğunu belirleyemiyoruz” dedi.

Kılıç ayrıca Eren Keskin’in İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyasının İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ana davayla birleştirilmesini talep etti; tek tek farklı mahkemelerde görülen tüm bu davaların gazetenin yayın politikası ile ilgili olduğunu ifade etti.

Kılıç’ın ardından, Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan söz aldı. Avukat Doğan, müvekkilinin evinde yapılan arama sonucu el konulan ve iddianamede sıralanan “malzemelerin” suç teşkil etmediğini ve tamamen yasal olduğunu söylerken, bu malzemeler arasında çok sayıda kitabın da sıralandığını ifade etti, “Bir yazarın evinde bu kitapların bulunması normaldir” dedi.

Duruşma savcısı, dosyanın geldiği aşama ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak Kemal Sancılı’nın tahliye edilmesini talep etti.

Duruşmaya karar için ara verildi.


Mahkeme, avukatların talebi üzerine Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin’in İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı dosyanın Özgür Gündem Ana Davasıyla birleştirilmesi talebini kabul ederek, bu konuda 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne müzekkere yazılmasına karar verdi.

Ayrıca 11 Mayıs 2018’den bu yana tutuklu bulunan ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başka bir davada hakkında verilen mahkumiyet kararı Ocak 2019’da kesinleşen Özgür Gündem Gazetesi İmtiyaz Sahibi Kemal Sancılı’nın, bu dava kapsamında tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmesine karar verildi.


Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sadece Eren Keskin katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşmanın saat 9:45’te başlaması öngörülüyordu. Önceki beş duruşmanın sarkması nedeniyle saat 10:25’te duruşma salonuna girildi. Ancak önce SEGBİS’le bağlanılmaya çalışılan tutuklu sanık Sancılı’nın cezaevinde değil, adliyede olduğu anlaşılması 15 dakika sürdü.

Sancılı saat 10:53’te duruşma salonuna getirildi ve duruşma başladı. Yedi dakika süren duruşmanın ardından saat 11:00’da karar için ara verildi. Saat 11:08’de karar açıklandı ve duruşma sona erdi.

11. Standing - Jan. 17, 2019


Saat 09:15’te başlayacağı duyurulan duruşma, önceki duruşmalardaki sarkma nedeniyle saat 09:35’te başladı.

Gazeteciler, gazetecilerien avukatları ve izleyiciler salona alındığında, mahkeme heyeti ve duruşma savcısı kürsüdeki yerini almıştı.

Mahkeme heyeti başkanı katılanları belirleyerek tutanağa geçirdikten sonra, dosyaya ilişkin gelişmeleri duyurdu.

Mahkeme Başkanı; İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, İnan Kızılkaya ve Kemal Saygılı hakkındaki dosyanın, bu yargılama ile irtibatı nedeniyle birleştirilmesi için onaylarını sorduğunu belirtti. Mahkeme heyeti başkanı, dosyanın geldiği aşama nedeniyle, yargılamanın söz konusu dosya ile birleştirilmesine onay vermediklerini açıkladı.

Soruşturma başladığı sırada el konulan materyallerinin yargılananlara iade edildiğini bildiren mahkeme heyeti başkanı, emniyetin dijital materyallerin incelenmesine ilişkin raporunun da geldiğini ifade etti.

Ardından Kemal Sancılı’nın tutuklu bulunduğu cezaevine SEGBİS bağlantısı yapıldı. Bağlantının beklendiği sırada mahkeme heyeti başkanı ve bir heyet üyesi, yer olmadığı için müştekilere ayrılan bölüme oturan avukat Erdal Doğan ile şakalaştı ve bir başka dava hakkında sohbet etti.

Ardından SEGBİS bağlantısı sağlanınca heyet başkanı, Sancılı’ya, dijital materyallerin incelenmesine ilişkin rapora karşı beyanının olup olmadığını sordu.

Cezaevine ulaşmadığı için raporu inceleme ve avukatlarıyla bu konuda görüşme fırsatı bulunmadığını söyleyen Sancılı, tutuklu kaldığı sürenin göz önüne alınarak tahliyesini talep etti.

Ardından avukatlar söz aldı. Avukat Özcan Kılıç; İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı için 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nce sorulan birleştirme görüşüne olumlu yanıt verilmesini talep etti.

Ardından dijital materyallerle ilgili beyanda bulunan Avukat Özcan Kılıç, henüz raporu inceleyemediklerini, çok hacimli bir rapor olduğunu belirterek, şu hususları bildirdi:

“Özgür Gündem Gazetesi’nin bulunduğu bina dört katlı ve gazete bu binanın sadece iki katında. Polis baskını gerçekleştiğinde binanın tamamı mühürlendi ve polis o binada gazete dışında bulunan 2-3 şirketteki bilgisayar ve dijital materyallere de el koydu. Dolayısıyla bu gelen raporda hangi bilgisayar ve dijital materyallerin Özgür Gündem’e ait olduğunu belirleyip, inceledikten sonra savunma yapacağız.”

Avukat Kılıç bu konuda mahkemeden süre istedi.

Özcan Kılıç, müvekkillerinden Kemal Sancılı’nın tutukluluğunun da artık infaza dönüştüğünü ifade ederek tahliyesini talep etti.

Daha sonra Necmiye Alpay’ın avukatı Adil Demirci dijital materyallerle ilgili raporda kendileriyle ilgili bir husus bulunmadığını, bu aşamada bir talepleri olmadığını dile getirdi.

Eren Keskin ve İnan Kızılkaya’nın avukatı Gülizar Tuncer de dijital materyallerin incelemesine ilişkin rapora ilişkin savunmalarını incelemelerini müteakiben yapacaklarını belirterek süre talep etti.

Ragıp Zarakolu ile Bilge Oykut Contepe’nin avukatı Sennur Baybuğa da bu aşamada bir talep ve beyanları olmadığını ifade etti.

Daha sonra söz alan Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan ise, yargılamanın müvekkilinin yaşamı üzerindeki olumsuz etkisinden söz ederek, şu ana kadar verdikleri dilekçelerin iddianameye yönelik savunmalarını içerdiğini belirtti ve “derhal beraat kararı” verilmesini talep etti.

Mahkeme heyeti daha sonra savcının mütalaasını alarak ara karar için duruşmaya ara verdi.


Mahkeme heyeti; Kemal Sancılı’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Karar; Sancılı’nın, adli kontrol tedbirini ihlal ederek, Yunanistan sınırında bir botta üç kişiyle birlikte yurt dışı kaçma hazırlığı sırasında yakalanması gerekçesine dayandırıldı.

Dijital materyallere ilişkin rapora karşı savunma yapabilmeleri için avukatlara süre tanınmasına karar verildi.

Mahkeme, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı hakkındaki birleştirme taleplerinin de avukatlarının beyanı dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesine karar verdi.

Yargılamanaın 10 Nisan 2019’da devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde herhangi bir basın açıklaması, destek ya da protesto gösterisi yapılmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunun fiziksel koşulları izleyiciler için yeterliydi ancak dokuz sanığın yargılandığı duruşmada savunma avukatlarına ayrılan bölüm yetersiz kaldı.

Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan, şikayetçi avukatlarına ayrılan tarafa, savunma avukatlarının karşısına oturdu. Bu durum mahkeme heyeti başkanı ve üyeler ile avukat Doğan arasında şakalaşmalara yol açtı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı yargılananlardan Aslı Erdoğan’ın annesi ile destek için gelen birkaç kişi ve gazetecilerden oluşan yaklaşık 15 kişi takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşmada herhangi bir gerginlik yaşanmadı. Duruşmayı izleyenlere ve duruşma salonunda dizüstü bilgisayar gibi aygıtların kullanımına sınırlama getirilmedi.

10. Standing - Oct. 10, 2018


Duruşma kimlik kontrollerinin yapılması ile başladı. Mahkeme Başkanı, duruşmaya katılanların bilgisinin duruşma öncesinde verilmesini, böylece zaman kaybedilmeyeceğini ifade edince sanık gazetecilerin avukatlarından biri itiraz etti.

Bunun üzerine mahkeme başkanı, “Alınganlık yapmayın. Biz burada yargılama yapıyoruz. Duruşmaya kimlerin geldiğini takip edecek değiliz” dedi. Duruşma boyunca, bu diyalog dışında herhangi bir tartışma yaşanmadı.

Mahkeme başkanı, dijital inceleme raporlarının klasör halinde dosyaya sunulduğunu ifade etti. Avukatlara bu raporların incelenip incelenmediğini sordu. Sanık avukatları raporu henüz inceleme fırsatı bulamadıklarını kaydetti.

Beyanlara geçildi. Tutuksuz yargılanan gazeteci İnan Kızılkaya, dijital inceleme raporlarını henüz incelemediğini, inceledikten sonra beyanda bulunacağını söyledikten sonra talebi olmadığını ifade etti.

Tutuksuz yargılanan yazar Necmiye Alpay’da raporları henüz incelemediğini söyledi ve “Diyeceğim bir şey yok” diyerek beyanını kısa tuttu.

Tutuksuz yargılanan Eren Keskin ise şunları söyledi:

“Eski beyanımı tekrar ediyorum. Yargılama Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelere ve anayasaya aykırıdır. İfade özgürlüğümüz ihlal edilmiştir. Kendi yazmamış olduğum bir yazı sebebiyle yargılanıyorum.”

Savunamalar sırasında tutuklu yargılanan Kemal Sancılı, Edirne F tipi Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) bağlantısı ile bekletiliyordu.

Mahkemenin kendisine söz vermesiyle, salonda bulunanlara selam ve saygılarını iletti. Öncelikle dijital inceleme raporlarının kendisine henüz ulaştırılmadığını bu yüzden inceleme fırsatının oluşmadığını ifade etti. Yazılı ve sözlü beyanını tekrar ettiğini fakat bir ekleme yapmak istediğini belirtti. Mahkeme heyetinin, basın kanunun 11. Maddesinin incelemesini talep ederek tahliyesini talep etti.

Avukat Özcan Kılıç, dijital inceleme raporlarının henüz incelemediklerini, incelemeyi yaptıktan sonra beyanda bulunacaklarını belirtti. Avukat Özcan Kılıç, dosyada sanık olmayan birçok insanın dijital eşyalarına el konulduğunu ve bu eşyaların kaybolduğunu, el konulan eşyaların akıbetini sorabilecek makam bulamadıklarını, İstanbul 5. Asliye Mahkemesine ve 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulunduklarını fakat sonuç alamadıklarını ifade ederek mahkemeden dijital materyallerin iadesini istedi.

Kılıç, Sancılı’nın uzun süredir tutuklu bulunduğunu, kaçarken yakalandığı için mahkemenin haklı gerekçeleri olduğunu fakat içerde bulunduğu sürenin infaza dönüştüğünü belirterek tahliyesini talep etti.

Kılıç, bunun dışında Eren Keskin’in yurt dışı yasağına değindi. İstanbul Baro Başkanı Adayı ve İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı olan Keskin’in çalışmalarını yapabilmesi için yurtdışı yasağının kaldırılmasını talep etti.

Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan, iddianameden sonra dosyaya giren dijital materyallerin yeni bir delil olarak nitelendirilmesinin Ceza Muhakemeleri Kanunu’na aykırı olduğunu ifade ederek incelemesi biten dijital materyallerin iadesini talep etti.

Diğer sanık avukatları, raporları ineceledikten sonra beyanda bulunacaklarını, bu aşamada bir diyeceklerinin olmadıklarını söylediler.

Eren Keskin avukatı Gülizar Tuncel, Eren Keskin için şunları söyledi:

“Eren Keskin 30 yıldır avukatlık yapan bir meslektaşımız. Ailesi, yakınları bu ülkede yaşıyor. Bu topraklardan ayrılacağı yok. Hakkında yürütülen soruşturmalar var. Bir yere gitmedi. Kendisi aynı zamanda baro seçimlerinde baro başkan adayıdır ve İnsan Hakları Derneği’nin eş başkanıdır. İnsan haklarının korunmasına yönelik faaliyetlerine devam edebilmesi için eş başkan olduğu derneğin uluslararası devlet ve kurumların panel, konferans gibi davetlerine katılma yönünde bir takım görev ve zaruretleri vardır. İnsan haklarıyla ilgili yürüttüğü çalışmaları bilgilendirme yükümlülükleri vardır. Sürdürdüğü avukatlık mesleğinde kamuoyunu aydınlatma görevi vardır. Bundan devlet hoşlanmayabilir ama bu bir sorumluluktur. Bütün bunları yapabilmesi için yurt dışı yasağının kaldırılmasına yönelik talebimizi tekrarlıyoruz.”

Mahkeme, ara karar için duruşmaya kısa bir süre ara verdi.


Mahkeme heyeti, kararında; Kemal Sancılı’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Eren Keskin hakkındaki yurtdışına çıkış yasağı şartının kaldırılmasına ve Filiz Koçali hakkındaki yakalama emrinin devamına karar verildi.

Yargılamanın 17 Ocak 2019 tarihli duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Yargılamanın onuncu duruşmasının 09.45’de başlayacağı duyurulmuştu. Ancak duruşma 10:30 sularında başladı. Duruşma, mahkemenin o gün göreceği duruşmalar listesinin üçüncü sırasındaydı.

Mahkeme salonuna sorun yaşanmadan girildi. Girişlerde kimlik sorulmadı.

Sanık avukatları, sanıklar ve davayı izleyecek gazeteciler duruşma salonu önündeydiler. Bekleme süreci boyunca sohbetler yapıldı. Giriş güvenliği dışında, bekleme salonunda kolluk görevlisi yoktu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin görüleceği duruşma salonu, katılımın da fazla olmadığı göz önüne alınırsa yeteri kadar büyüktü. Duruşmayı izlemek üzere salon dışında bekletilen olmadı. Salonda Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) bağlantısı için bir adet ekran kuruluydu.

Salonda; izleyiciler, avukatlar ve sanıklar için ayrı ayrı oturma yerleri vardı.

Duruşmaya Katılım

Salonda avukatlar, heyet ve sanıklar dışında 20 kişi kadar izleyici vardı. Duruşmaya, tutuksuz yargılanan Necmiye Alpay, Eren Keskin ve İnan Kızılkaya avukatları ile birlikte katıldı.

Aslı Erdoğan’ın annesi de duruşmayı izleyenler arasındaydı. Tutuklu yargılanan Kemal Sancılı ise duruşmaya, tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı.

Duruşmayı; Mezopotamya Ajansı, Evrensel Gazetesi, Cumhuriyet Gazetesi muhabirleri ile Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24) gözlemcileri izledi.

Duruşma günü, ayrıca Özgür Gündem Gazetesi’ne destek vermek amacıyla başlatılan nöbetçi genel yayın yönetmenliği kampanyasına katılan gazetecilerin duruşması da görüldü.

Genel Gözlemler

Duruşma 10-15 dakika sürdü. Tutuksuz yargılanan sanıklar ve avukatları beyanlarını kısa tuttu. SEGBİS bağlantısında sorun yaşanmadı. Ara karar için 5 dakika ara verildi. Duruşma tarihi ve saatinin uygun olup olmadığı sorulduktan sonra tarih kesinleştirildi.

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial (Indictment)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 10. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 11. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 12. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 13. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 14. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 15. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 15. Standing (Mütalaa)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 16. Standing (Minutes of the Hearing)

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial

The Istanbul 8th Criminal Court of Peace “temporarily” shut down the newspaper Özgür Gündem on August 16, 2016. Previously, in order to support the newspaper in the face of mounting pressure, the “Editor-in-chief on Watch” campaign had been launched on May 3, 2016, whereby prominent individuals took turns as the editor-in-chief of the newspaper. The campaign had become necessary after lawsuits were filed against the newspaper’s co-editors-in-chief Eren Keskin and Hüseyin Aykol, and its managing editor İnan Kızılkaya.

The campaign ended on August 7, 2016. Özgür Gündem was permanently shut down by Decree Law no. 675 on October 29, 2016.

Several investigations were launched concerning the co-executive editors, managers and writers of Özgür Gündem newspaper. Filiz Koçali was one of the writers who were placed under investigation.

The Chief Public Prosecutor’s Office of Istanbul launched an investigation concerning Koçali on 8 March 2016 over the article published with the headline, Korkun Bizden Bahar Geliyor [Be Afraid of Us: Spring Is Coming].

The prosecutor’s office could not receive Koçali’s defensive statement as she was resident abroad.

The indictment concerning Koçali, along with Eren Keskin, the co-executive editor of the newspaper and Reyhan Çapan, the managing editor-in-chief of the newspaper was completed on 25 April 2016.

The indictment concerning Koçali, a writer of the now-closed Özgür Gündem newspaper along with Eren Keskin, the co-executive editor of the newspaper and Reyhan Çapan, the managing editor-in-chief of the newspaper was completed on 25 April 2016.

The indictment listed the news items and articles published in the newspaper’s 8 March 2016 issue. The indictment cited as evidence the news items and articles with the headlines, Oremar’da 26 Asker Öldürüldü [26 Soldiers Killed in Oremar], Kürdistan Özgürlük Meşaleleri, Özyönetim Onur Şelaleleri [The Freedom Torches of Kurdistan, Honour Cascades of Self-Government], Barikatların Ardında 8 Mart [8 March Behind Barricades] and PJAK’tan 8 Mart Mesajı Serhildana [8 March Message from PJAK: To The Uprising].

The indictment charged Filiz Koçali over her article with the headline, Korkun Bizden Bahar Geliyor [Be Afraid of Us: Spring Is Coming].

The indictment concerning Koçali was merged with 15 separate indictments concerning Eren Keskin and Hüseyin Aykol, the co-executive editors of the newspaper, Reyhan Çapan, managing editor-in-chief of the newspaper, Reyhan Hacıoğlu, the editor of the newspaper and Celalettin Can, Ayşe Berktay, Nuray Özdoğan and Ayşe Batumlu, writers of the newspaper.

The merged indictments charged the managers and writers of the newspaper with “legitimising and praising the acts and activities of the PKK/KCK terrorist organisation members”, “depicting security officers as people who randomly kill people and disturb the peace”, and “praising and inciting armed attacks and pressure against security officers and all persons and groups, who do not share their opinion” over the news reports and articles that were cited as evidence.

The indictments asserted that the publishing of this content “cannot be evaluated to fall within the scope of freedom of thought and expression or freedom of the press”.

Some of the indictments asserted that “for the recognition of the rights of the press to disseminate, criticise and interpret information, the information should be factual and current, and its disclosure should be to the public’s interest and benefit”. Some of the indictments claimed:

“If criticism contains unnecessary and unbeneficial statements, attributions or interpretations and uses language and expressions that generate hostility and doubt in an ordinary reader or contains defamatory, insulting and derogatory statements, the balance between the subject and expression is disrupted. The article or criticism thus becomes unlawful.”

The indictment charged Koçali with “terrorist organisation propaganda” in accordance with Article 7/2 of the Law on Anti-Terrorism. The prosecution demanded that Koçali be sentenced to imprisonment of between one year and five years.

The indictment also charged Koçali with “publicly inciting people to commit crime” in accordance with Article 214/1 of the Turkish Penal Code. The prosecution demanded that Koçali be sentenced to imprisonment of between six months and five years for this charge.

The indictment charged Koçali with “praising offences and offenders” in accordance with Article 215/1 of the Turkish Penal Code. The prosecution demanded that Koçali be sentenced to imprisonment of up to two years for this charge.

In total, the prosecution demanded that Koçali be sentenced to imprisonment of between 18 months and 12 years.

It was also demanded that Koçali “be deprived of the enjoyment of certain rights” in accordance with Article 53 of the Turkish Penal Code.

16 separate indictments concerning Koçali along with co-executive editors and writers of the newspaper were merged and accepted by the 14th High Criminal Court of Istanbul.

The trial of Filiz Koçali, a writer of the now-closed Özgür Gündem newspaper, and the co-executive editors and writers of the newspaper commenced with the first hearing at the 14th High Criminal Court of Istanbul on 26 May 2016.

Koçali did not attend any hearings of the trial process due to her being abroad. She was not represented by any attorneys during the hearings.

The court issued an arrest warrant concerning Koçali.

The seventh hearing of the trial took place on 26 October 2017. The prosecutor for the hearing presented the opinion of the prosecution as to the accusations at this hearing.

The opinion of the prosecution stated that an arrest warrant had been issued for Koçali, but it was not fulfilled. The prosecution demanded that the case file concerning Koçali be separated on the grounds that her defensive statement was not submitted.

The fourteenth hearing of the trial took place on 21 May 2019.

The court ruled that the case file concerning Koçali be separated on the grounds that the arrest warrant concerning her was not fulfilled and her defensive statement was not submitted. The court ruled to open a new case file concerning Koçali.

14. Standing - May 21, 2019


Duruşma bir saat on dakika gecikmeli başladı.

Duruşmaya, yargılanan gazetecilerden Eren Keskin ve Reyhan Çapan katıldı.

Son savunmalar, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi aracılığıyla kaydedildi.

Keskin ve Çapan, kısa birer savunma yaptı. Keskin ve Çapan; yargılanmalarına neden olan yazılarına basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu söylediler.

Avukatlar, daha önce yaptıkları savunlarını tekrarladılar. Sanıkların beraatlerini talep ettiler.

Daha önceki duruşmada, hakkındaki başka bir yargılama kapsamında İstanbul Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Reyhan Hacıoğlu’nun savunmasını yapmak üzere duruşmaya getirilmesine karar verilmişti.

Mahkeme Başkanı, Hacıoğlu’nun; duruşmanın görüldüğü İstanbul Çağlayan Adliyesi’ne getirildiğini söyledi.

Oysa avukat Özcan Kılıç, Hacıoğlu’nun; “duruşmayı protesto ettiğini ve duruşmaya katılmayacağını yazılı ve sözlü olarak beyan ettiğini” belirtti. Buna yönelik dilekçesini de mahkemeye gönderdiğini belirtti.

Yaklaşık bir saatlik bir saatlik beklemenin ardından, Hacıoğlu’nun Bakırköy Cezaevi’nde olduğu ve adliyeye gelmediği anlaşıldı.

Hacıoğlu’nun, duruşmaya katılmayacağını beyan ettiği dilekçesi, yargılama dosyasına eklendi.

Mahkeme başkanı, karar için; duruşmaya 10 dakika ara verdi.


Verilen aranın ardından, kararın açıklanması için duruşma salonunun kapısı açıldı. Ancak, duruşmaya katılan gözlemciler, karar açıklanırken, salona alınmadı.

Eren Keskin ve Reyhan Çapan; “zincirleme şekilde, basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla üç yıl dokuz ay hapis cezasına çarptırıldı. Çapan hakkındaki ceza ertelenmedi, cezaya ilişkin hükmün açıklanması geri bırakılmadı.

Hüseyin Aykol, “zincirleme şekilde, basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla iki yıl bir ay hapis cezasına çarptırıldı. Aykol hakkındaki ceza ertelenmedi, cezaya ilişkin hükmün açıklanması geri bırakılmadı.

Keskin, Aykol ve Çapan hakkındaki kararlara ilişkin istinaf mahkemesi incelemesi sürüyor.

Ayşe Batumlu ve Reyhan Hacıoğlu “basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla bir yıl üç ay hapis cezasına çarptırıldı. Karara ilişkin hükmün açıklanması geri bırakılmadı. Ancak ceza ertelendi.

Mahkeme; Celalettin Can, Nuray Özdoğan, Ayşe Berktay’ın ise beraatine karar verdi.

Filiz Koçali hakkındaki yargılama dosyasının ise ayrılmasına karar verildi.


Duruşma Öncesi

Yargılanan gazeteciler ve gözlemciler, duruşma öncesinde, duruşmanın görüleceği salonun bulunduğu koridora alınmadı.

Gazeteciler ve gözlemciler, duruşma salonuna; ancak duruşma başladıktan sonra alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda yaklaşık 20 kişilik izleyici alanı bulunuyordu. İçeride kolluk kuvveti yoktu. İki avukatın bulunduğu yerin karşısında yer alan masada, tercüman oturuyordu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı; İrlanda Büyükelçiliği yetkilileri ile Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Bağımsız Gazeteciler Platformu (P24), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) gözlemcileri takip etti.

Genel Gözlemler

Mahkeme heyeti, o gün boyunca, 12 duruşma gördü.

Bu yargılamanın duruşmasının o günkü listeye göre 11. sırada görülmesi gerekiyordu. Ancak duruşma, o günün listesinin son sırasına alındı.

13. Standing - May 8, 2019


Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nde yazısı yayımlandığı için yargılanan H.G., duruşmaya; tutuklu bulunduğu hapishaneden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı.

Mahkeme Başkanı, H.G.’ye “ister Kürtçe ister Türkçe savunma yapabileceğini, mahkeme heyetinin anadilde savunma hakkına saygı duyduğunu, bu nedenle de mahkemede Kürtçe tercümanın hazır bulunduğunu” söyledi.

Cezaevinden yazdığı ve Özgür Gündem Gazetesi’nde, Mart 2016’da yayınlanan bir yazısı nedeniyle yargılanan H.G., savunmasını tercüman aracılığıyla Kürtçe verdi.

Duruşmaya, yargılanan gazetecilerden hiçbiri katılmadı.

Duruşma savcısı, daha önce açıkladığı esas hakkındaki mütalaasını tekrar etti.

Avukat Özcan Kılıç, daha önceki duruşmalarda dile getirdiği; Eren Keskin hakkındaki yargılama dosyasının, kamuoyunda “Özgür Gündem Gazetesi Ana Davası” olarak bilinen ve İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen yargılama dosyası ile birleştirme talebini yineledi.

Avukat Kılıç’ın talebi, tutanaklara yansıtılmadı.

Mahkeme bir önceki duruşmada, Keskin hakkındaki yargılama dosyalarının birleştirilmesi karşısında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nin görüşünün alınmasına karar vermişti. Mahkeme Başkanı, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, birleştirme talebi karşısında olumsuz görüş bildirdiğini açıkladı.

Mahkeme Başkanı, avukat Özcan Kılıç’tan, esas hakkındaki mütalaa karşısındaki savunmasını yapmasını istedi. Mahkeme Başkanı, “savunma yapılırsa, bu duruşmada karar vermek istediğini” belirtti.

Avukat Kılıç ise birleştirme talebi konusunda, bu mahkemenin ısrarcı olabileceğini vurguladı.

Kılıç, savunma için ek süre talep etti. Ayşe Berktay’ın avukatı Sercan Korkmaz da savunma için ek süre istedi.

Mahkeme; karar için, duruşmaya beş dakika ara verdi.


Mahkeme, avukatların savunma için ek süre taleplerini kabul etti.

Hakkındaki bir başka yargılama kapsamında Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Reyhan Hacıoğlu’nun bir sonraki duruşmaya katılması ve hakkında hazırlanıp birleştirilen dosyalar karşısında savunmasını yapması için cezaevine yazı yazılmasına karar verildi.

Yargılamanın, 21 Mayıs 2019 tarihinde görülecek 14. duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Gözlemciler ve gazeteciler, duruşma öncesinde, duruşa salonunun bulunduğu koridora alınmadı. İzleyiciler, duruşma salonuna ancak duruşma başladıktan sonra alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda yaklaşık 20 kişilik izleyici alanı bulunuyordu. İçeride kolluk kuvveti yoktu. İki avukatın bulunduğu yerin karşısında yer alan masada ise tercüman oturuyordu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı; Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) gözlemcileri ile gazeteciler takip etti.

Genel Gözlemler

Mahkeme Başkanı; diğer yargılamalarda da yaptığı gibi, sanığa “sen” diye hitap etti.

Salonda Kürtçe tercümanın hazır bulunduğunu söylerken, “heyet olarak anadilde savunma hakkına saygı duyduklarını” birkaç kez vurguladı.

12. Standing - March 28, 2019


Duruşmaya, yargılanan gazetecilerden hiçbiri katılmadı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma Bürosu’ndan daha önce talep edilen gazeteye ait künye bilgilerinin, mahkemeye ulaştığı açıklandı. Duruşma savcısı, daha önce açıkladığı esas hakkındaki mütalaasını tekrar etti. Ancak, savcı; künye bilgilerinin incelenmesinin ardından mütalaanın değişebileceğini ifade etti.

Avukat Özcan Kılıç, yargılanan gazeteci sayısı fazla olduğundan savunmalar için ek süre istedi. Avukat Kılıç, Eren Keskin’in bu davadaki yargılama dosyasının, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve kamuoyunda “Özgür Gündem Gazetesi Ana Davası” olarak bilinen yargılama dosyası ile birleştirilmesini talep etti.


Eren Keskin’in yargılama dosyaları ile ilgili birleştirme talebi karşısında, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nin görüşünün alınmasına karar verildi.

Yargılamanın, 8 Mayıs 2019 tarihli 13. duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde gazeteciler, duruşmanın görüleceği mahkeme salonunun bulunduğu koridora alınmadı.

Duruşma başladıktan sonra sanıkların isimleri okunmaya başladı.

Gözlemciler, duruşma salonuna; duruşma başladıktan sonra alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda yaklaşık 20 kişilik izleyici alanı bulunuyordu. İçeride kolluk kuvveti yoktu. Mahkeme başkanı ve savcı mikrofon kullanmadığı için söyledikleri zor duyuldu.

Duruşmaya Katılım

Yargılanan gazetecilerden hiçbiri duruşmaya katılmadı.

Duruşmayı; Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24) gözlemcileri ile az sayıda gazeteci takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşmada olağanüstü bir durum yaşanmadı.

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial (Reasoned Judgement)

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial (Minutes of the Hearing)

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial (Indictment)

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial 12. Standing (Minutes of the Hearing)

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial 13. Standing (Minutes of the Hearing)

"Özgür Gündem Newspaper Writers and Co-Editorial Directors" Trial 14. Standing (Minutes of the Hearing)

Contact: pressinarrest@gmail.com

Creative Commons License

Licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.