Gökçe Fırat Çulhaoğlu

FETÖ Media Organization

15 Temmuz darbe girişiminin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Fetullah Terör Örgütü – Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) medya yapılanması içerisinde yer aldıkları” iddiasıyla çoğunluğu gazeteci 35 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Hakkında gözaltı kararı verilenlerin isimleri, ilk olarak hükümete yakın basın organlarında yayımlandı. Anadolu Ajansı gözaltı kararını “FETÖ’nün medya yapılanmasına operasyan” şeklinde duyurdu.

Soruşturma talimatı İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Fuzuli Aydoğdu tarafından verildi.

Çulhaoğlu, soruşturma kapsamında İstanbul’da gözaltına alındı. Çulhaoğlu ile birlikte gazeteciler Murat Aksoy, Mutlu Çölgeçen ve Atilla Taş da aynı günlerde gözaltına alındı. Vatan Emniyet Müdürlüğü yerine Gayrettepe’deki Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından 3 Eylül 2016’da adliye çıkartıldı. Çulhaoğlu, Atilla Taş, Mutlu Çölgeçen ve Murat Aksoy savcılık sorgularının ardından tutuklanma talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Gece geç saatlere kadar süren hakimlik işlemlerinin ardından hakkında “FETÖ örgütü içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, bilerek ve isteyerek örgüte yardım etmek” suçlamasıyla tutuklama kararı verildi.

Silivri Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Gazeteci Gökçe Fırat Çulhaoğlu Köseli’nin aralarında bulunduğu 27’si gazeteci 29 sanık hakkındaki iddianame savcı Murat Çağlak tarafından hazırlandı. İddianame 196 sayfadan oluşuyordu.

Savcı Çağlak, iddianamenin 112 sayfasında “Fetullah Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ-PDY)” ile ilgili yapılanmasına, kuruluş dönemine dair kapsamlı bir değerlendirmede bulunuyor. Benzer davalarda da böylesi değerlendirmeler kullanılıyor. Bu metinler benzer davalarda (FETÖ Medya Ana Dava gibi) ortak metinler olarak yargılamalarda karşımıza çıkabiliyor.

Çulhaoğlu hakkındaki değerlendirmeler iddianamenin 149’uncu sayfasında başlıyor. Burada Çulhaoğlu’nun çalışmış olduğu yayın organlarının bilgisine yer veriliyor. Ardından Çulhaoğlu için şu değerlendirmelere yer veriliyor: “Sistematik ve örgütlü bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti Devletini, resmi kurumlarını, Cumhurbaşkanını, Başbakanını ve devlet büyüklerini halkın gözü önünde küçük duruma düşürmek için paylaşımlar yaptığı tespit edilmiştir.”

İddianamede, Çulhaoğlu hakkında tutuklamanın “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” iddiası ile yapılmış olmasına rağmen, suçlamanın “örgüt üyeliği” olarak vasıflandırıldığını belirtildi.

Aynı bölümde Çulhaoğlu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili kullanmış olduğu “Hırsız”, “Diploması yok”, “Diktatör” gibi ifadeler “hakaret” olarak gösteriliyor. Çulhaoğlu’nun 15 Temmuz darbe girişimi esnasından Erdoğan’ın halkı sokağa çıkma çağrısına ilişkin olarak “Tayyip, halkı sokağa çağırıyor. Hedefi insanları askere ezdirme”!” ve “Vatandaş: Sokağa çıkma! İç savaşa yol ver”e!” şeklinde paylaşımlar yaptığı tespitine yer verildi.

Çulhaoğlu ile ilgili yapılan tespitlerden birisi de Periscope isimli canlı video paylaşımı uygulamasını kullanarak Erdoğan’a ilişki “Tayyip efendi eninde sonunda asılacak”, “Tayyip Erdoğan’ı iple mi asalım yoksa .....m” şeklinde sözler sarf ederek hakarette bulunduğu savunuluyor.

Savcı Çağlak, bu paylaşımlar için “sistemli ve örgütlü bir şekilde ülke içerisinde insanları kutuplaştırarak kaos ortamı ve iç savaş̧ çıkarmaya yönelik çalışma içerisinde olduğu değerlendirilmiştir” değerlendirmesinde bulunuyor. Açık kaynak araştırmaları bölümünde sosyal medya hesabı üzerinden yapmış olduğu paylaşımlar sıralanıyor:

• “Tayyip’in diploma numarası da sahte! #DİPLOMAsızSAHTEkar”
• “Mesele diplomasının olmaması değil Sahte dipolma yapması Buna kalpazanlık denir. #DİPLOMAsiYOK”
• “H.... Cumhurbaşkanı olmaz. Cumhurbaşkanı oldu diye h.. demekten vazgeçmeyeceğiz!”
• “Anayasa açık. CB seçilenin milletvekilliği düşer! Tayyip. 3 gündür. BB koltuğunda işgalci! H…z adam koltuğu da işgal etti.”
• “Sen d…tör olmasaydın sana d…tör demezdik. Katil olmasan katil demezdik. H…z olmasan. h…z demezdik.”
• “H…ız Vaar! 17-25’in kitabı çıktı. Toplatılmadan alın”
• “Yolsuzluk dosyaları ile ilgili konulan yayın yasağını elbette tanımıyoruz. Tayyip’in tapelerini de basacağız, h…zlıklarını da”
• “Daha dün Ergenekon da bu subaylar mı darbe yapacak diye karşı çıkanlar? insaf be: Bu savcı ve polisler mi darbe yapacak!!!”
• “Dünyanın hangi demokratik ülkesinde hükümet mahkeme kararları uygulanmaz diye yasa çıkartabilir! Bu yasaya imza atanlar hesap da verecek.”
• “Hırsız Zaman Gazetesi’ne kayyum atamış̧”
• “Tayyip Erdoğan’a tavsiyem: Sakın ABD’ye gitme. Reza’nın yanına atarlar seni de”
• “17 Aralık polisleri dışarı çıkacak 4 Bakan 1 Başbakan dahil Hırsızlar hapse girecek”
• “17 Aralık artık uluslararası terör, kara para ve kaçakçılık davasıdır. Dönemin 4 bakanı ve 1 başbakanı yargılanacak!” şeklinde paylaşımlar yaptığı tespit edilmiştir.

Sosyal medya paylaşımları sonrasından Çulhaoğlu’nun Türksolu dergisindeki sekiz yazısı da deliller arasında sıralanıyor:

• “H…Z Oyları da Çaldı”
• “Hırsız Var!”
• “Mursi Gitti Sıra Tayyip’te”
• “Dı̇nle Dı̇ktatör Seve Seve Gı̇deceksı̇n!”
• “Yolsuzluk Dosyasında 1 Numara!”
• “Bebek Katilleri”
• “Kanlı mı Gidecek Kansız mı?”
• “Kim Kimi Dinliyor?

Ardından Çulhaoğlu’nun emniyet ve savcılık aşamasında vermiş olduğu ifadesinin özetine yer veriliyor.

Savcı Çağlak, Çulhaoğlu’nun “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla cezalandırılmasını talep ediyor. Bu talebe ilişkin “FETÖ terör örgütünün genel tavrına uygun olarak, Sayın Cumhurbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ve itham içeren paylaşımda bulunduğu, yapılan darbe girişimini tiyatro alarak nitelendirdiği, darbe girişimi öncesinde de yönetime müdahele gerektiği yönünde yazı ve tweet attığı bu haliyle şüphelinin örgüt adına algı faaliyetlerinde bulunarak örgüt üyesi olduğu kanaatine varılmıştır. Her ne kadar şüpheli hakkında örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlaması ile tutuklama yapılmış ise de eyle,m yukarıdaki deliller dikkate alınarak örgüt üyeliği olarak vasıflandırılmıştır” değerlendirmesi yapılıyor.

Çağlak’ın hazırladığı iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi. Yargılamanın ilk duruşmasında birçok gazeteci hakkında tahliye kararı verildi. Hakkında tahliye kararı verilen gazetecilerden sekizi henüz cezaevinden çıkmadan “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeni bir soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Bu suçlamaya ilişkin ise ikinci bir iddianame hazırlandı. Hakkında “darbeye teşebbüs” suçlaması yöneltilen isimlerde birisi de Çulhaoğlu idi.

İkinci İddianame

İkinci iddianame İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından 5 Haziran 2017’de tamamlandı. Aynı mahkemeye sunularak, ikinci yargılama başladı. Ancak daha sonra bu iki yargılama da birleştirildi.

Bu iddianame ise 314 sayfadan oluştu. İddianame Çulhaoğlu ile birlikte daha önceki iddianamede de sanık olarak yer alan 13 gazeteci hakkında hazırlandı.

Aynı şekilde iddianamenin ilk bölümü “FETÖ/PDY” yapılanması ve kuruluşunun yanısıra “hedef ve amaçlarına” dair 192 sayfalık değerlendirmeler yer aldı.

Savcı Fidan, Çulhaoğlu ve diğer sanıklarla ilgili yapılan iletişimin tespitinde iddianamedeki sanıkların örgütünün haberleşme aracı olarak kullandığı iddia edilen Bylock programıyla iletişimde kurduklarına dair kayıtların olduğunu belirtti. İddianamede gazetecilerin yurtdışı çıkış kayıtları, sosyal medya paylaşımları, banka hesaplarındaki hareketlilik de deliller arasında gösterildi.

Savcı Fidan, kamuyounda “Tahşiye” olarak bilinen soruşturmayla ilgili olarak Zaman gazetesi ve Samanyolu televiyonunun yöneticileri Ekrem Dumanlı ve Hidayet Karaca gibi isimlerin gözaltına alındığı operasyon sırasında gazete ve emniyet müdürlüğü çevresinde Çulhaoğlu’nun da bulunduğuna dair telefon sinyallerinin olduğunu kaydetti. Söz konusu operasyon sırasında Zaman Gazetesi ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü önünde protestolar yapılmıştı.

Bu tespitlerden sonra bir kez daha Çulhaoğlu’nun sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlarına yer verildi.

Bu paylaşımlar arasında Zaman Gazetesi yöneticisi Ekrem Dumanlı’nın da aralarında bulunduğu kimi isimlerin gözaltına alınması sonrasında gazete binası, adliye ve emniyet müdürlüğü önünde çekip paylaştığı fotoğrafları da konuldu. İddianamede görülen paylaşımda Çulhaoğlu’nun bu fotoğrafı “Adliye önünde özgür basın nöbetindeyiz” ifadesiyle paylaşıyor.

İddianamede Çulhaoğlu’nun Ekrem Dumanlı’nın da katıldığı kamuya açık bir etkinlikte çekilen fotoğraflarına da yer verildi. Söz konusu etkinliğin Günün Mağdurları Derneği tarafından organize edilen bir iftar yemeği programı olduğu belirtiliyor.

Savcı Fidan, soruşturmaya konu suçlama kapsamında Çulhaoğlu’nun cezalandırılmasını talebine ilişkin şu değerlendirmede bulunuyor:

“Sistematik ve örgütlü bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti Devletini, resmi kurumlarını, Cumhurbaşkanını, Başbakanını ve devlet büyüklerini halkın gözü önünde küçük duruma düşürmek için paylaşımlar yaptığı, yine aynı profil üzerinen, Türkiye Cumhuriyeti Devletinde kaos olduğu, hukukun olmadığı, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin İslami terör örgütlerine destek verdiği, baskı ve diktatörlük rejiminin olduğu algısı oluşturarak darbeye zemin oluşturacak paylaşımlar yaptığı ve yurt içi ve yurt dışında, sahibi olduğu ve Türkiye’de basımı ve dağıtımı yasaklanmıs “Türk Solu” isimli dergi üzerinden, yine aynı şekilde yayınlar yaparak yurt içi ve yurt dışında kamuoyu oluşturduğu değerlendirilmektedir.”

Savcı Fidan, bu tespitler sonrasında Çulhaoğlu için “SOSYALİST/SOLCU GÖRÜNÜMLÜ FETÖ/PDY TETİKÇİSİ OLDUĞU anlaşılmıştır” ifadesi kullanıyor.

(NOT: İmla-yazım hatalarına iddianame olduğu gibi alındığı için müdahale edilmemiştir.)

Gazeteci Gökçe Fırat Çuhaloğlu’nun da aralarında bulunduğu 27’si gazeteci 29 sanıklı dava hakkındaki iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek, yargılanmaya başlandı. Davanın ilk duruşması için 27-31 Mart 2017 tarihi belirlendi.

İlk duruşmaya 26 tutuklu, bir tutuksuz sanık katıldı. Sanıklardan gazeteci Said Sefa ile Bülent Ceyhan firari oldukları için katılmadı. Duruşmaya tek tutuksuz sanık gazeteci Ünal Tanık’ın eşi M.T. de katıldı. Duruşma sanık ve izleyici sayısının çok olması nedeniyle Çağlayan Adliyesi’nin zemin katındaki büyük salonda görüldü.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ilk olarak tutuklu sanıklardan gazeteciler Atilla Taş ve Murat Aksoy’un avukatı Ali Deniz Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’nın İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimi iken Atilla Taş, Murat Aksoy, Mutlu Çölgeçen ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu hakkında tutuklama kararı verdiğini hatırlattı. Mevcut kanunlara göre soruşturmada görev yapan hakimin kovuşturmada görev yapamayacağını hatırlatan avukat Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’dan dosyadan el çekmesini, el çekmediği takdirde reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme, reddi hakim talebinin “usule uygun” olmadığı gerekçesiyle “oy birliği” ile reddetti.

Duruşma başlangıcında genelde olanın aksine jandarma tavırları dikkat çekiciydi. Jandarmalar sanıklar ile yakınların birbirlerini görmelerini engelleyecek şekilde ayağa kalktı, mahkeme başkanının müdahalesi üzerine yeniden oturdu.

Mahkeme başkanının sanık savunmalarına geçme acelesi dikkat çekti. Çok sayıda dava olduğu yönünde açıklama yapan mahkeme başkanı Lorasdağı, avukatların reddi hakim talebini dinlemek istemedi. Sanıklardan Cihan Acar müdafii Gülşah Kaya, iddianame okunmadan savunmalara geçilmesi üzerine “İddianamenin okunmasını talep ediyorum. (Mahkeme başkanı tarafından sözünün kesilmesi üzerine) Duruşma böyle karşılıklı sürmez. Ben talepte bulunurum, siz karar veririsiniz. En azından iddianemeyi özetleme yükümlülüğünüz var” dedi, mahkeme cevap vermedi. İddianame okunmamasına rağmen tutanaklara “iddianame okundu” şeklinde geçmesine avukat Ömer Kavili “Yalan beyan olduğu kayıtlara geçsin” talebinde bulundu. Mahkeme heyeti cevap vermezken izleyiciler Kavili’yi alkışladı. Alkışlar üzerine mahkeme başkanı “Kimi alkışlıyorsunuz?” diye tepki gösterdi.

Kimlik tespitiyle devam eden duruşmada sanık gazeteciler savunma yaptı. İlk oturumunda tutuklu gazeteci ve yazarlardan Ahmet Memiş, Abdullah Kılıç, Atilla Taş, Ali Akkuş ve Bayram Kaya savunma yaptı.

Duruşmanın karar oturumu 31 Mart’ta tamamlandı. Duruşma savcısı 13 kişinin tahliyesini talep ederken, mahkeme heyeti bu 13 kişiyle birlikte davanın 26 tutuklu sanığından toplam 21’inin tahliyesine karar verdi. Ancak duruşma savcısı aynı gün tahliye kararı verilen sekiz gazetecinin tahliyesine itiraz etti.

Duruşma savcısının itirazını aynı gün işleme koyan 26. Ağır Ceza Mahkemesi talebi kabul ederek Memiş ile birlikte Hanım Büşra Erdal, Bayram Kaya, Cemal Azmi Kalyoncu, Cuma Ulus, Habib Güler, Halil İbrahim Balta ve Muhammet Said Kuloğlu hakkında yeniden yakalama kararı çıkardı ve söz konusu sekiz kişi tahliye olamadan cezaevinde kaldı.

Gazeteci Çuhaoğlu ve hakkında tahliye kararı verilen 13 kişi ile ilgili ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı aynı gün “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeni bir soruşturma kapsamında yeniden gözaltı kararı verdi. Bu kişiler de cezaevinden çıktıktan sonra gözaltına alınarak emniyet müdürlüğüne götürüldü. Burada sorgulanan Çulhaoğlu ve şüpheliler çıkarıldıkları sulh ceza hakimliği tarafından tutuklanarak yeniden cezaevine götürüldü.

21 kişi hakkında tahliye kararı veren 25. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İbrahim Lorasdağı, hakimler Barış Cömert ve Necla Yeşilyurt Gülbiçim ise 3 Nisan 2017’de açığa alındı.

Davanın bir sonraki duruşması 27 Nisan 2017 tarihinde yapıldı. Bu duruşmada tanıklar dinlendi. Bir sonraki duruşma ise 6 Temmuz 2017’ye bırakıldı. Davanın üçüncü duruşmasında mahkeme heyetinin de üçüncü kez değiştiği görüldü. Duruşma sonunda ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, dava kapsamında tutuklu bulunan 13 sanığın ve avukatlarının tahliye taleplerini reddetti, duruşmayı ileri tarihe bıraktı.

Bu yargılama devam ederken “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeniden tutuklanan Çuhaloğlu ve 13 gazeteci hakkında ikinci bir iddianame daha hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından hazırlanan iddianame, önceki yargılamanın sürdüğü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

İKİNCİ DAVA

İkinci iddianamenin kabülüyle birlikte Çulhaoğlu’nun aralarında bulunduğu 13 kişi hakkındaki “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması, 16 Ağustos 2017’de görüldü. Tutuklu sanıkların tümünün hazır bulunduğu duruşmada Mahkeme Başkanı Taner Akıncı, üye hakimler Emre Efe Şimşek ve Özlem Atuk Şimşek yerlerini aldı. Bu duruşmada Çulhaoğlu’nun savunması Mahkeme Başkanı Taner Akıncı’nın “iddianameden sapmamaya çalışın” uyarısıyla başladı.

Çulhaoğlu, savunmasında kendisinin ve Türksolu dergisinin “en başından beri FETÖ karşıtı” olduğunu belirtti. Bu yöndeki haber ve manşetlerden örnekler veren Çulhaoğlu, “Gökçe Fırat’dan bir darbeci çıkaramazsınız. Hele FETÖ’cü bir darbeci hiç çıkaramazsınız,” dedi. Çulhaoğlu, “Gazetecilik bir suçlama olamaz. Gazeteciliğin cezasını ancak okuru verir,” dedi ve mahkemeden kendisi hakkındaki delillere göre karar vermesini istedi.

“Siz Türksolu dergisinin başyazarını yargılıyorsunuz ama savcı kimi yargıladığını bilmiyor” diyen Çulhaoğlu, iddianamede Türk Solu dergisinin “yasadışı” olarak yer aldığını, kendisinin “Türk Solu Gazetesi Sahibi” olarak anıldığını belirterek “Savcı vurdu ve ofsayt oldu. Hiç gol olmayacak zaten” dedi.

Çulhaoğlu, “Zaman’ı, Türksolu’nu okumadan yazmışlar iddianameyi, bana verseler daha iyi iddianame çıkarırdım. 544 sayı Türksolu yayınlanmış, Gülen aleyhine 448 sayı yayınlanmış. 91’i benim köşe yazım. Siz sonra 15 yıl boyunca Fetullah Gülen aleyhine 91 yazı yazmış birine ‘FETÖ’nün medya yapılanması’ diyeceksiniz.” ifadelerini kullandı.

Mahkeme heyeti iki tutuklu gazetecinin tahliyesine, diğerlerinin ise tutukluluklarının devamına karar verdi. Bir sonraki duruşmayı ise diğer yargılama dosyası ile birleştirilmesine karar vererek, 24 Ekim 2017’ye bıraktı.

Birleştirme kararı sonrası ilk duruşma 24 Ekim 2017’de görüldü. Mahkemeye ulaşan Bank Asya ve ByLock kullanımına dair raporların okunmasından sonra sanık gazeteciler ve avukatları, kısaca söz aldı. Bu duruşmada Bünyamin Köseli’nin tahliyesine karar verildi.

Davanın bir sonraki duruşması ise 4 Aralık 2017’de görüldü. Tanıkların ifadelerinin dinlenmesinin ardından mütalaasını açıklayan savcı, tüm tutuklu sanıklarının tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Bu duruşmada duruşmada Zaman gazetesi eski ekonomi muhabirlerinden Halil İbrahim Balta sağlık sorunları nedeniyle adlî kontrol şartıyla tahliye edildi.

Mahkeme heyeti tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek, duruşmayı 6 Şubat 2018’e bıraktı. Duruşmada savcı esas hakkındaki mütalaasını sundu. Çuhaloğlu’nun da aralarında bulunduğu 13 sanık hakkındaki “anayasal düzeni bozma” suçlamasının düşürülmesini talep eden savcı, Gökçe Fırat Çulhaoğlu ile birlikte Murat Aksoy ve Muhterem Tanık dışındaki tüm sanıkların “FETÖ/PDY örgütü üyeliği” suçlamasından cezalandırılmasını talep etti. Daha önce tahliye edilen tüm sanıklardan Atilla Taş, Ali Akkuş, Bünyamin Köseli ve Cihan Acar’ın yeniden tutuklanmalarını istedi. Savcı, daha önce tahliye edilen Murat Aksoy ile birlikte Gökçe Fırat Çulhaoğlu’nun ve gazeteci Ünal Tanık’ın eşi M.T.’nin de “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan ceza istedi. Savcı, Çulhaoğlu’nun tahliyesini de istedi. Mütalaada firari oldukları için haklarında yakalama kararı bulunan Said Sefa ve Bülent Ceyhan’ın dosyalarının ayrılması da talep edildi. Mütalaanın ardından avukatların savunma için ek süre talepleri kabul edilerek, duruşma 22 Şubat 2018’e bırakıldı. Soruşturmanın genişletilmesi taleplerini reddeden mahkeme, diğer taleplerin esas hükümle birlikte karara bağlanmasına kararlaştırdı.

ÇULHAOĞLU’NUN SAVUNMASI

22 Şubat 2018’de görülen duruşmanın ikinci oturumunda savunma yapan Gökçe Fırat Çulhaoğlu ise kendisine yöneltilen “örgütü üyeliği” suçlamalarını eleştirerek, “Bu ülkede Fethullahçı yapılanmayla ilgili uyarılar yapan ilk insanım. ‘Paralel devlet’ tabirini ilk ben kullandım. Adını koyduğum örgütün üyesi yapıldım” diye konuştu. Mahkemeye daha önce hiç tahliye talep etmediğini vurgulayan Çulhaoğlu, “Hiç dilekçe vermedim. AYM ve AİHM’e başvurmadım. 1,5 yıldır özgürlük dilenmedim. Çünkü suçsuz olduğumu biliyorum” ifadelerini kullandı. Duruşmada ara kararını açıklayan mahkeme Emre Soncan hakkında başka bir dava açıldığı gerekçesiyle dosyasını ayırdı. Soncan “Bugün de mi tahliye olacamayacağım” dedi. 

Karar

Davanın karar duruşması 7-8 Mart 2018 tarihinde görüldü. İki gün boyunca süren oturumlarda savcı mütalaasına karşı savunmalarını daha önce yapamayan sanıkları dinlendi. Esas hakkında savunmaların bitmesinin ardından son sözler alındı. Gökçe Fırat Çulhaoğlu son sözü; “Hayatta bir insan için korunması gereken en önemli şey onuru ve masumiyetidir. Masumiyet denince akla ilk gelen bebektir. 42 yaşında hapse girdim. Bebek masumiyetiyle buradan çıkmak istiyorum. Bugün doğum günüm. Beni doğduğum gün gibi annemin kucağına yollamanızı istiyorum” oldu.

Mahkeme heyeti kararını 8 Mart 2018 günü açıkladı. Üç sanık dışında diğer 23 sanığın “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamasından cezalandırılmasına hükmetti. Gazeteci Aksoy “örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Gazeteci Atilla Taş’a da aynı suçlamadan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi. Mahkeme, her iki sanığın da tutuksuzluğunun devamına hükmetti. Mahkeme heyeti Rotahaber’in genel yayın yönetmeni sahibi Ünal Tanık’ın eşi M. T.’nın ise beraatine karar verdi.

Mahkeme heyeti, Çulhaoğlu’nun da aralarında bulunduğu 11 sanığın “örgüt üyesi olmak” suçundan alt sınırdan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmalarına hükmetti. Çuhaloğlu dışında aynı miktarda ceza alan isimler şunlardı: Abdullah Kılıç, Bayram Kaya, Bünyamin Köseli, Cemal Azmi Kalyoncu, Cihan Acar, Habip Güler, Halil İbrahim Balta, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın ve Yakup Çetin.

Mahkeme, diğer 12 gazeteci sanık hakkında ise “suçun işleniş özellikleri ve suça yönelik kastın yoğunluğu” nedeniyle yine “örgüt üyesi olmak” suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Bu grupta yer alanlar ise şunlardı: Ahmet Memiş, Ali Akkuş, Muhammed Sait Kuloğlu, Mustafa Erkan Acar, Mutlu Çölgeçen, Oğuz Usluer, Seyid Kılıç, Ufuk Şanlı, Ünal Tanık, Yetkin Yıldız, Cuma Ulus ve gazeteci olmayan D. A.

Mahkeme ayrıca tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin “hükmen tutuklu” olarak devamına karar verirken, daha önce tahliye edilen sanıklardan Ali Akkuş’un da yeniden tutuklanmasına hükmedildi. Önceden tahliye olan diğer sanıkların ise temyiz süresince tutuksuz hâlleri devam etmesi kararrı verildi. Mahkeme kararında ayrıca hakkında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ile Bülent Ceyhan’ın dosyasının ayrılmasını kararlaştırdı. Eski Zaman gazetesi çalışanı Emre Soncan’ın da dosyasının hakkındaki bir başka soruşturmayla birleştirilmesi üzerine davada yargılaması yapılan sanık sayısı 26’ya düştü.

İstinaf Süreci

Çulhaoğlu ve diğer sanık gazeteciler hakkında verilen hapis cezaları daha sonra istinaf mahkemesine taşındı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi temyiz başvurusunu reddederek, verilen hapis cezalarını onadı. Kararda tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi. BAM kararında, dosyada mevcut delillerin suçun ispatı bakımından yerinde ve yeterli olduğu ve yerel mahkemenin kararının hukuka uygun olduğu ifade edildi.

Yargıtay Süreci

Çulhaoğlu’nun almış olduğu hapis cezasının beş yıl sınırının üzerinde olması nedeniyle bu kez Yargıtay’a temyiz başvurusu yapıldı. Yargıtay Başsavcılığı, temyiz başvurusuna dair verdiği tebliğnamede temyize taşınan davanın reddedilmesini talep etti. Yargıtay Başsavcılığı, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığını öne sürerek temyiz davasının esastan reddedilmesini ve gazetecilerin hükümlerinin onanmasını talep etti.

Dosya Yargıtay’da karara bağlanmayı bekliyor.

FETÖ Media Organization (Indictment)

FETÖ Media Organization (Reasoned Judgement)