Gülfem Karataş

“Özgür Gündem Raid” Trial

İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi, Özgür Gündem Gazetesi’ni, 16 Ağustos 2016’da, “terör örgütü propagandası” yapıldığı iddiası ile geçici olarak kapatıldı. Gazete, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) yönetimi sürecinde çıkarılan 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatıldı. OHAL döneminde, hükümetin Meclis’in onayını almadan çıkardığı KHK’larla pek çok basın yayın kuruluşu kapatıldı.

Geçici kapatma kararını uygulamak üzere polisler Özgür Gündem Gazetesi’nin İstanbul’daki binasına baskın düzenledi. Binaya çıkan sokağın iki yanı polis barikatları ile kapatıldı. Polisler binada arama yaptı, binadaki kişilere kimlik kontrolü yaptı.

Bu sırada İstanbul merkezli haber kanlı İMC TV, gazetenin kapatılma kararı ile ilgili haber yapmak üzere gazete binasındaydı. İMC TV muhabiri Gülfem Karataş, tüm yaşananları canlı yayında aktarıyordu. Polisin, İMC TV yayınını engellemeye çalıştığı da görüntülere yansıdı.

Baskın sırasında, İMC TV muhabiri Gülfem Karataş’ın da aralarında olduğu 22 kişi darp edilerek ters kelepçe ile gözaltına alındı. Bunlardan 17’si gazeteciydi. Baskında gözaltına alınanlar farklı karakollara götürüldüler. Üç günlük gözaltı sürecinin ardından Karataş ile birlikte gözaltına alınanlar, ifadeleri alınmak üzere savcılığa sevk edildi. Karataş, savcılıktaki ifadesinde şunları söyledi:

“Ülkücü bıyığına benzer bıyıklı, mavi tişörtlü, uzun boylu ve siyah saçlı polis bana bu hakaretleri etti. Ardından kırmızı tişörtlü bir polis bana, merdivenlerden indiğimiz sırada, sırtıma zincirle vurduğu için yaralandım. Bu sırada gözlüğüm kırıldı. Ayrıca burada beni ters kelepçelediler. Yedi saat kelepçeyle bekletildim. Bu yüzden el bileklerim hala yaralı vaziyettedir. Üç hilal bilekliği olan bir polis bunu bize göstererek ‘Bunun anlamını biliyor musunuz, orospular, kahpeler’ diyerek hakaret etti.”

Karataş ve beraberindekiler 18 Ağustos 2016’da tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Gözaltına alınan 22 kişi hakkındaki iddianame, 27 Eylül 2017’de tamamlandı.

İddianame, 27 Eylül 2017 tarihinde tamamlandı, beş sayfadan oluştu. İddianamenin üç sayfasında 22 kişinin kimlik bilgileri sıralandı. Gazete baskınında görevli 3 Terörle Mücadele Şubesi polisi de iddianamede şikayetçi olarak yer aldı.

İddianamesinin dördüncü sayfasından itibaren, Özgür Gündem Gazetesi’ne yönelik polis baskınının nasıl geliştiği özetlendi. Buna göre; İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı görevlilerin, gazete binasının açık kapısından girdiği ve İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği’nin kararının okunduğu ve arama yapılacağının bildirildiği ifade edildi.

İddianameye göre, bu sırada görüşülen kişi olan Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ve Genel Yayın Yönetmeni Zana Bilir Kaya’ya kapatma işleminin nasıl yapılacağının anlatıldığı aktarıldı. Kızılkaya ve Kaya’ya haklarında gözaltı kararının olduğu bildirildi.

İddianamede, gözaltı işleminin uygulanmak istendiği sırada Kızılkaya ve Kaya ile birlikte o sırada gazete binasında bulunanların “görevli polis memurlarına sözlü ve fiziksel mukavemette bulunduğu” öne sürüldü.

İddianamede; “polis memurlarına tehdit içeren sözler söylendiği”, “İMC TV canlı yayının durdurulması istendiğinde de polis memurlarına fiziksel saldırıların gerçekleştiği” iddia edildi.

Polislere, “Buradan kimseyi çıkartamazsınız, siz kimsiniz, sizi tanımıyoruz, aşağılık herifler”, “Şerefsizler, Fethullahçılar bile sizden daha iyiydi, siz AKP’nin polislerisiniz”, “Mahkeme kararını tanımıyoruz, arama yaptırmayacağız, ölmek var dönmek yok”, “Yaptığınız hukuksuzluğu canlı yayında herkese göstereceğiz” sözlerinin söylendiği iddia edildi.

Ancak; iddia edilen bu fiili şüphelilerden hangilerinin işlediğine dair kimlik bilgisi verilmedi.

Polis memurlarının “kademeli olarak güç kullanarak direnmenin sonlandırılmasını istediği” yakalama ve el koyma işlemlerinin yapıldığı iddia edildi.

İddianamede; gözaltına alınanların emniyette susma hakkını kullandığı, savcılıkta ise suçlamayı kabul etmedikleri aktarıldı. Şüpheli olarak tanımlanan gazetecilerin beyanları iddianamede yer almıyor.

Bir sayfalık özetin ardından iddianamede; İMC TV kameramanı Çetin ve diğer sanıkların İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı görevlilere işyerinde arama yaptırmamak ve gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü ile genel yayın yönetmeninin gözaltına alınmaması için direnç gösterdikleri iddia edildi. Sanıkların, “hakaret ve tehdit içerir sözler söyledikleri anlaşılmıştır” ifadeleri kullanıldı. Tüm şüphelilerin cezalandırılması talep edildi.

Türk Ceza Kanunu’nun 125/3 maddesiyle düzenlenen “Kamu görevlisine hakaret” ve Türk Ceza Kanunu’nun 265. maddesiyle düzenlenen “Kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek” suçlamaları yöneltildi.

Sanıklar hakkında; Türk Ceza Kanunu’nun 125/3 maddesi kapsamında “kamu görevlisine hakaret” suçunu işledikleri gerekçesiyle 1 yıldan 2 yıla kadar hapis cezası istendi.

Sanıklara ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 265. maddesi kapsamında, “Kamu görevlisinin görevini”, “toplu halde” ve “silahla ya da suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanarak engellemek” suçlaması yöneltildi. Bu iddia ile sanıklar hakkında, 1 yıl 6 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Böylece sanıklar hakkında istenen toplam ceza 2 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası oldu.

Ayrıca sanıkların, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi kapsamında belli haklardan yoksun bırakılması da talep edildi.

Yargılama süreci 9 Şubat 2018’de İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı. İMC TV muhabiri Gülfem Karataş, ilk duruşmada, gözaltına alındıkları gün yaşadıklarını anlattı. Özgür Gündem Gazetesi’nin kapatılması haberi üzerine gazete binasına geldiğini anlattı. Çekim yaptıkları ikinci kata; maskeli, silahlı vaziyette özel tim ekiplerinin girdiğini ve arama yapılacağını söylediklerini aktardı. Haber merkezine durumu anlatarak canlı yayına başlayacağını söylediğini, bu sırada polislerin kimliklerini istediğini söyledi.

Canlı yayına başladıklarında “polislerin kendilerine kamerayı kapatmalarını söylemelerini, kameramanın kamerayı yere indirdiğini, kamerayı kapatamadıkları için polislerin bel hizalarından görüntüler olduğunu” anlattı. Bu sırada bir sivil polisin, “Sen ne yapıyorsun?” diyerek kameraya müdahale etmesi üzerine kameraman Gökhan Çetin’in İMC çalışanı olduğunu söylediğini aktardı. Gülfem Karataş, polislerin Gökhan Çetin’i gözaltına almak istemesi üzerine buna izin vermemeye çalıştıklarını, ancak önce Çetin’in sonra da herkesin gözaltına alındığını anlattı.

İddianamede yer alan sözleri söylemediğini; 2. kattan aşağıya doğru indirilirken, “bir polis memurunun demir çubuk benzeri aletle sırtına vurduğunu”, “bu memura döndüğünde kendisine sinkaflı sözler söylediğini” belirtti. 1. katta ters kelepçelendiğini, itilerek polis aracına bindirildiğini, yere doğru fırlatıldıklarını belirtti. Suçlamaları kabul etmeyerek beraatını talep etti. Karataş ayrıca; hakkında yargılamanın sonunda verilecek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını istemediğini de belirtti.

Avukatı Cemal Polat, Gülfem Karakaş’ın olayın mağduru olduğunu, gazetecilik yapmasının engellenip hakarete uğradığını söyledi. Söz alan diğer sanıklar da karşılaştıkları polis şiddetini anlattı, suçlamaları reddetti.

Bu duruşmada avukat Özcan Kılıç, binaya gelen ikinci polis ekibinin binadakilere hakaret ettiğini, ters kelepçe taktığını anlattı. Kendisine yönelik de darp ve hakaret içeren eylemlerde bulunulduğunu söyledi. Sanıkları gözaltında ziyaret ettiğinde yüzlerinde ve vücutlarında darp izlerini gördüğünü aktardı.

Yargılamanın 2. duruşması, 29 Haziran 2018’de görüldü. Şikayetçi polisler G.E. ve M.G., duruşmaya katılmadı. Hakim, polislerin de bir sonraki duruşmada hazır edilmesi için zorla getirilmesine karar verdi. Hakim, şikayetçi polis Z.M.’nin ise ifadesinin alınması için görev yaptığı emniyet müdürlüğüne talimat yazılmasına karar verdi.

Yargılamanın 3. duruşması 30 Ocak 2019’da görüldü. Bu duruşmada, şikayetçi polis G.E.’nin yanısıra dört tanık polis memuru da dinlendi. Şikayetçi polis memuru G.E., “arama yapılırken canlı yayının devam ettiğini, canlı yayını durdurma hususunda uyardıklarını ancak gazetecilerin kendilerini dinlemediğini” iddia etti. Polis G.E., gazetecilerin “aramanın usulsüz olduğunu söylediklerini, sözlü itirazların fiziki mukavemete dönüştüğünü, gözaltına alma işlemi yapacaklarını söylediğinde ise direncin arttığını” öne sürdü.

Polis G.E., olay yerinin kalabalık olduğu gerekçesiyle, hangi sanığın, kime, hangi eylemde bulunduğuna dair; isim isim ayrım yapma imkanı olmadığını söyledi. İddianamede, baskın sırasında gazetecilerin söylediği iddia edilen sözleri sıraladı, ancak bunların kimlerin söylediğini hatırlamadığını, onları görse bile “tanıyabileceğini düşünmediğini” ifade etti. Baskın sırasında Emniyet tarafından kayıt yapılıp yapılmadığını ise hatırlamadığını söyledi.

Tanık dört polis de, ifadelerinde “polise mukavemet olduğu”, “polisi tahrik edici sözler söylendiği”, “canlı yayını kapatmaya direnç gösterildiği” gibi iddialar öne çıktı.

Polis memurlarının beyanlarına karşı söz alan avukat Özcan Kılıç, bir müvekkili ile polis arasında gerilim yaşandığını, polis memurlarının gözaltına başladığını, ters kelepçe takıldığını ve mukavemette bulunmanın söz konusu olmadığını söyledi.

Gülfem Karataş’ın avukatı Cemal Polat ise, binaya onlarca polis memurunu girdiğini, çalışanların çoğunun kadın olduğunu, mukavemetin söz konusu olmadığını söyledi.

Mahkeme baskın sırasında görevli polis memuru G.E.’nin “suçtan zarar görmesi ihtimali” gerekçesiyle davaya şikayetçi taraf olarak katılmasına karar verdi.

Avukat Hazal Pekşen de müvekkillerin baskın sırasında el konulan telefonlarının halen iade edilmediğini söyledi.

Yargılamanın 4. Duruşması 19 Haziran 2019’da görüldü. Hakim, Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılarak, el konulan telefonlar hakkında işlem yapılıp yapılmadığının, ayrıca el konulan malzemelerin nerede olduğunun sorulmasına karar verdi.

Yargılamanın 5. Duruşması 5 Kasım 2019’a görüldü.

Yargılamanın 6. Duruşması 25 Şubat 2020’de görüldü. Hakim, sanık gazetecilerin, baskın sırasında el konulan telefonları üzerinde herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu’ndan sorulmasına karar verdi.

Yargılama, 2 Haziran 2020 tarihinde görülecek yedinci duruşma ile sürecekti. Ancak, duruşma; koronavirüs salgını karşısında Türkiye’de alınan tedbirler kapsamında, görülmeden, ertelendi.

Yargılamanın sekizinci duruşması 22 Ekim 2020 tarihinde görüldü. Mahkeme başkanının değiştiği gözlendi. Gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin verilmedi. Yargılanan gazeteciler ve diğer sanıklar duruşmaya katılmadı.

Mahkeme, önceki duruşmalarda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan; gazeteye düzenlenen baskın sırasında el konulan telefonları istemişti. Başsavcılıktan verilen yanıtta, telefonlara; kamuoyunda “Özgür Gündem Gazetesi Ana Davası” olarak bilinen yargılamayı yürüten İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından el konulduğunun belirtildiği aktarıldı.

Avukat Özcan Kılıç, “Özgür Gündem Gazetesi Davası” ile bu dosyanın bir ilgisinin olmadığını, Özgür Gündem Gazetesi soruşturması kapsamında el konulan dijital materyallerin kendilerine teslim edildiğini dile getirdi. Avukat Hazal Pekşen Demirhan ise “el konulan telefonların ortada olmadığını” söyledi; “eşyaların nerede olduğunun araştırılmasını” istedi.

Mahkeme, gazetecilerin telefonlarının teslim edilmesi ile ilgili talep karşısında, “karar verilmesine yer olmadığına” karar verdi. Karar, “dosyada böyle bir emanet ve ek bulunamadığı” gerekçesine dayandırıldı. Dosyanın karar için incelemeye alınmasına karar verildi.

Yargılamanın, 16 Şubat 2021 tarihinde görülecek dokuzuncu duruşma ile devam etmesine karar verildi.

8. Standing - Oct. 22, 2020


Saat 10.10’da başlaması gereken duruşma, yaklaşık 40 dakika gecikmeyle, saat 10.50’de başladı.

Mahkeme başkanının değiştiği gözlendi. Gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin verilmedi.

Yargılanan gazeteciler ve diğer sanıklar duruşmaya katılmadı.

Mahkeme, önceki duruşmalarda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan; gazeteye düzenlenen baskın sırasında el konulan telefonları istemişti. Başsavcılıktan verilen yanıtta, telefonlara; kamuoyunda Özgür Gündem Gazetesi Ana Davası olarak bilinen yargılamayı yürüten İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından el konulduğunun belirtildiği aktarıldı.

Avukat Özcan Kılıç, Özgür Gündem Gazetesi Davası ile bu dosyanın bir ilgisinin olmadığını, Özgür Gündem Gazetesi soruşturması kapsamında el konulan dijital materyallerin kendilerine teslim edildiğini dile getirdi.

Avukat Hazal Pekşen Demirhan ise “el konulan telefonların ortada olmadığını” söyledi; “eşyaların nerede olduğunun araştırılmasını” istedi.

Duruşma savcısı, dosyadaki eksiklerin tamamlanmasını talep etti.


Mahkeme, gazetecilerin telefonlarının teslim edilmesi ile ilgili talep karşısında, “karar verilmesine yer olmadığına” karar verdi. Karar, “dosyada böyle bir emanet ve ek bulunamadığı” gerekçesine dayandırıldı.

Dosyanın karar için incelemeye alınmasına karar verildi.

Yargılamanın, 16 Şubat 2021 tarihinde görülecek dokuzuncu duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Koronavirüs karşısında alınan önlemler kapsamında, adliyeye; tek sıra halinde girilebildi. Bu düzen, bariyerlerle sağlandı. Ateş ölçümü ve X-Ray taraması yapıldı.

Duruşmanın yapıldığı salonun önünde bariyer yoktu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma küçük bir salonda görüldü. İzleyiciler için ayrılan her iki oturma yerinden biri, koronavirüs karşısında alınan sosyal mesafe önleminin sağlanması için bantla kapatılmıştı.

Gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin verilmedi. Bu nedenle, duruşma salonuna ilişkin gözlem yapılamadı.

Duruşmaya Katılım

Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24), Disk Basın-İş, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) gözlemcileri ile Evrensel Gazetesi ve Mezopotamya Ajansı çalışanları, duruşmayı takip etmek için adliyeydi. Ancak, mahkeme başkanı; gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Genel Gözlemler

Gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin verilmedi. Bu nedenle, yargılamanın sekizinci duruşmasına dair gözlem yapılamadı.

7. Standing - June 2, 2020


Duruşma, pandemi ilan edilen “coronavirüs” salgını karşısında Türkiye’de alınan önlemler kapsamında görülmeden ertelendi.

Bir sonraki duruşma 22 Ekim 2020 tarihine bırakıldı.

6. Standing - Feb. 25, 2020


Duruşma, 09:40 saatinin belirlenmesine rağmen 35 dakika gecikme ile başladı. Mahkeme hakiminin yerini alması ile başlayan duruşmaya, sanıklar ve müştekiler katılmazken, avukatları hazır bulundu.

Celse arasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu tarafından Taksim Şehit Haşim Usta Polis Merkezi Amirliği’ne yazılan yazıya yanıt verildiğini açıklayan hakim, gözaltına alınan gazetecilerin el konulan dijital materyallerinin akıbetine ilişkin bilgi verildiğini söyledi.

Cevapta, iki telefon ve bazı dijital materyallerin tespit edilemediği, görevli polis hakkında soruşturma başlatıldığı belirtildi.

Ardından söz alan Avukat Sercan Korkmaz, gelen belgeleri inceleyeceklerini, sonraki duruşmada beyanda bulunacaklarını belirtti. Diğer avukatlar da aynı beyanda bulundu.

Avukat Hazal Pekşen Demirhan, hakkında yakalama kararı bulunan sanık gazetecilerin dosyalarının ayrılmasını talep etti. Demirhan, adli emanette bulunan dijital materyallerin taraflarına iadesini istedi.


Ara kararını açıklayan mahkeme hakimi, yurtdışında oldukları için duruşmalara katılmayan sanık gazetecilerin yakalanmalarının beklenmesine karar verdi.

Avukatların süre talebi kabul edilirken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosuna yazı yazılarak, sanık gazetecilerin el konulan telefonlarına dair her hangi bir işlem yapılıp yapılmadığının bildirilmesi istendi.

Davanın 7’inci duruşması 2 Haziran 2020 tarihine, saat 09:40’a bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Adliye girişinde gazeteciler ve izleyiciler X-Ray cihazından geçirildi. Duruşmanın görüleceği koridorda güvenlik bariyeri bulunmuyordu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu, Çağlayan Adliyesindeki standart salonlardandı. Seyirciler için 10 kişilik yer ayrılmıştı. Duruşma salonunda pencere bulunmuyordu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı, P24, DİSK Basın İş, Gazetecileri Koruma Komites (CPJ) Türkiye Temsilcisi Özgür Öğret ve MLSA izledi.

Gözlemler

Mahkeme hakimi, duruşmanın geç başlaması nedeniyle avukatlardan özür diledi. Sanık gazetecilerin el konulan telefonlarının akıbetinin bildirilmemesine karşı mahkeme hakimi, bu durumun dosyayı karara çıkarmaları konusunda da zorladığını söyledi.

5. Standing - Nov. 5, 2019


Yeni gelen evrakların dosyaya eklenmesiyle duruşma başladı.

Hakim, gözaltına alınan gazetecilerin el konulan malzemelerinin nerede olduğu ve iadesiyle ilgili Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’ne yazılan müzekkereye cevap geldiğini söyledi. Cevapta soruların Taksim’deki Haşim Usta Polis Merkezi’ne sorulması gerektiğinin yazıldığını aktardı.

Hakim, Emniyet’in soruşturma sırasında tutulan tüm tutanakları göndermiş olması gerektiğini ifade etti.

Avukat Özcan Kılıç söz alarak, davaya konu baskının polis tarafından kameraya çekildiğini hatırlattı. Mahkemenin bu görüntüleri izlemesinin, davayı sonuçlandırmaya yeteceğini ifade etti.

Hakim, Emniyet’in bu görüntüleri göndermediğini böyle bir görüntü olmadığı yönünde cevap verdiğini belirtti.

Ardından hakim, ifadeleri alınmayan dört gazeteci hakkındaki yakalama kararının halen infaz edilmediğini söyledi. Avukat Kılıç, gazeteciler Amine Demirkıran, Günay Aksoy, Bayram Balcı ve Ersin Çaksu’nun yurtdışında olduğunu söyledi.


Hakim, Taksim Haşim Usta Polis Merkezi’ne gözaltı sırasında el konulan eşyalarla ilgili yazı yazılmasına karar verdi. Bu yazıda, verilecek yanıta soruşturma aşamasında tutulan tüm tutanakların eklenmesinin de isteneceğine karar verildi.

Mahkeme; yurtdışında oldukları için duruşmaya katılmayan sanıklar Amine Demirkıran, Günay Aksoy, Bayram Balcı ve Ersin Çaksu’nun yakalanmalarının beklenmesine hükmetti.


Duruşma Öncesi:

  1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin o günkü ikinci duruşmasıydı. İlk duruşma saati 9:30, ikinci duruşma saati 9:32, üçüncü duruşma saati ise 9:33 olarak belirlenmişti. Salonun önünde bekleyen birkaç kişi vardı.

Duruşma:

Duruşma 9.35’de başladı. 9.43’te sona erdi.

Mahkeme Salonu Koşulları:

Salonda izleyiciler için sekiz kişilik oturma alanı bulunuyordu. Salon küçük olduğu için mikrofon kullanımına gerek kalmadı.

Duruşmaya Katılım:

Duruşmaya avukatlar ile Mezopotamya Ajansı ile Medya ve Hukuk Derneği katıldı.

4. Standing - June 19, 2019


Yeni gelen evrakların dosyaya eklenmesiyle duruşma başladı.

Hakim, 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen “Özgür Gündem Ana Davasının” iddianamesinin mahkemeye gönderildiğini açıkladı. Mahkemeden asıl istenenin gözaltına alınan gazetecilerin el konulan malzemelerinin iadesiyle ilgili olduğunu ancak mahkemenin bunun yerine iddianameyi gönderdiğini belirtti. Avukatlar, el konulan malzemelerin akıbetini, Emniyet ve savcılıktan öğrenemediklerini söyledi.

Avukat Özcan Kılıç, Özgür Gündem Gazetesi’nin beş katlı binasına yapılan baskında el konulan malzemeleri bile geri aldıklarını, ancak bu davada sanık olan 22 gazetecinin malzemelerine hala ulaşamadıklarını belirtti.

Avukat Hazal Pekşen de el konulan telefonların her birinin kime ait olduğuna dair tutanak bulunduğunu söyledi. Emniyet’e yazı yazılarak, bu telefonlar hakkında herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığının sorulmasını istedi.

Başka bir davadan tutuklu bulunan Özgürlükçü Demokrasi editörü Reyhan Hacıoğlu’nun SEGBİS ile mahkemeye bağlanması bekleniyordu ancak Hacıoğlu diğer davalarda olduğu gibi mahkemeye katılmayacağını beyan etti. Avukatı, Hacıoğlu’nun duruşmalardan vareste tutulmasını istedi. Hacıoğlu’nun karar aşamasında mahkemede hazır bulunacağını belirtti.

Hakim, dört sanık hakkındaki yakalama kararının hala infaz edilmediğini söyledi ve “Bu kişilere ulaşsak da davayı bitirsek” dedi. Avukat Özcan Kılıç, bu dört kişinin yurtdışında bulunduğunu, avukatları olarak kendisinin beyanda bulunabileceğini belirtti.

Kılıç son olarak baskın sırasında İMC TV kamerasının canlı yayında olduğunu, ayrıca Emniyet’in de kendi kamerasıyla baskını kayıt altına aldığını belirtti. Hakimden, karar vermeden önce bu görüntülerin izlenmesini istedi.


Hakim, Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılarak, el konulan telefonlar hakkında işlem yapılıp yapılmadığının, ayrıca el konulan malzemelerin nerede olduğunun sorulmasına karar verdi. Yurtdışında oldukları için duruşmaya katılmalan sanıkların yakalanmalarının beklenmesine karar verdi.


Duruşma öncesi

  1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin o günkü ilk duruşmasıydı. Duruşma öncesi kimse yoktu.

Mahkeme salonu koşulları

Salonda izleyiciler için 8 kişilik oturma alanı bulunuyordu. Salon küçük olduğu için mikrofon kullanımına gerek kalmadı.

Duruşmaya katılım

Duruşmaya sadece avukatlar ile Mezopotamya Ajansı, P24 internet sitesi Medya ve Hukuk Derneği (MLSA) raportörleri katıldı.

3. Standing - Jan. 30, 2019


Yeni gelen evrakların dosyaya eklenmesiyle duruşma başladı. Duruşmada Özgür Gündem Gazetesi’ne baskında görevli beş Terörle Mücadele polisi şikayetçi ve tanık olarak dinlendi.

Polis G. E. ifadesinde, kapatma kararı tebliğ edilirken, gazetedekilerin “Arama sırasında canlı yayının devam ettiğini, bu konuda kendilerini uyardıklarını ancak yapılan işlemin usulsüz olduğunu söyleyerek önce sözlü mukavemette bulunduklarını, sonra yavaş yavaş fiziki mukavemete dönmeye başladığını” söyledi.

Hakimin “fiziki mukavemeti” anlatmasını istemesi üzerine polis G.E., “Ufak ufak bizi ittirdiler. Gözaltına almak istediğimizde direnç başladı. Grup birlikte hareket ediyordu. ‘Siz AKP’nin polislerisiniz, FETÖ’cüler bile sizden iyiydi’ diyorlardı” ifadelerini kullandı.

Polis M. A. da zemin katta görevli olduğunu, gelen bağırış sesi üzerine sesin geldiği yere gittiklerini söyledi. Polis, “Gittiğimizde görevli polis arkadaşlarımıza zorluk çıkarıyorlardı. Direniyorlardı, bunu sözlü slogan atarak, polise karşı tahrik edici sözler söyleyerek, fiziki direnerek yapıyorlardı” dedi. “Fiziki direnme”yle ilgili hakimin sorusunu “Memur arkadaşlara engel olmak için önlerinde durup direniyorlardı” dedi. “Fiziki olarak vurma oldu mu” sorusunu ise “Evet, kesinlikle bir hücum oldu” diyerek yanıtladı.

Polis V. D, en üst katta görevli olduğunu, canlı yayın yapıldığını arkadaşlarından duyduklarını ve aşağı indiklerini söylerken “Binayı boşaltmalarını istedik, çıkmadılar. Saldıran da oldu, benim tişörtüm yırtıldı, güneş gözlüğüm kırıldı. Yapan kişiyi bilmiyorum, kargaşa vardı” dedi.

Polis K. T, canlı yayını görünce müdahalede bulunduklarını, “kademeli gözaltı” yaptıklarını, “koridor yapıp” araca götürdüklerini; sanıkların cam masayı “üzerlerine attıklarını, daha doğrusu iteklediklerini, polisler de müdahale etmek durumunda kaldığını” söyledi. Polis, “En az iki kişi hakaret etti, alay ettiler, gülmeye başladılar” dedi.

Polis M. T. de “Biz onları dışarı çıkarmaya çalışırken üzerimize saldırdılar” dedi. Sözlü ve fiziki dirençle karşılaştıklarını ifade etti.

Hakim, tüm tanıklara tek tek, sanıklar özelinde suçlama olup olmadığını ve bahsettikleri fiziki mukavemetin nasıl gerçekleştiğini sordu. Tanık polisler; “ittirdiler”, “hücum ettiler”, “cam masayı bize attıklarını hatırlıyorum, yani iteklediler” gibi yanıtlar verdi. Polisler, sanık gazetecilerin iddianamede yer alan hakaretleri de ettiğini, ancak kimin hangi sözü söylediğini hatırlayamadıklarını söylediler.

Avukat Özcan Kılıç, bahsettikleri gün kendisinin de Özgür Gündem binasında olduğunu, bir müvekkil ile polis arasında gerilim yaşandığının doğru olduğunu ancak mukavemetin söz konusu olmadığını, gözaltı sırasında ters kelepçe yapıldığını söyledi.

Avukat Cemal Polat, tanık beyanlarını kabul etmediklerini, gazetede çalışanlarının birçoğunun kadın olduğunu, mukavemetin söz konusu olmadığını söyledi.

Avukat Hazal Pekşen de müvekkillerin baskın sırasında el konulan telefonlarının iade edilmediğini söyledi. Emniyet’in kendilerini Özgür Gündem ana davasının görüldüğü İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yönlendirdiğini ancak bu davanın sanıkları ile o davanın sanıklarının ayrı olduğunu, bu karışıklığın çözülmesini istedi.

Duruşmaya 5 dakika ara verildi.


Aranın ardından karar açıklandı.

Savunmaları alınmayan gazetecilerin savunmalarının alınması için duruşma ertelendi. Bir sonraki duruşma 19 Haziran 2019 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

  1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin o günkü ilk duruşmasıydı. Duruşma öncesi kimse yoktu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Salonda izleyiciler için sekiz kişilik oturma alanı bulunuyordu. Salon küçük olduğu için mikrofon kullanımına gerek kalmadı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya, üç avukat ile P24 ve MLSA raportörleri katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşma yaklaşık 1 saat sürdü. Hakim, tanık polisleri dikkatle dinlerken, avukatlara çok kısa söz hakkı verdi. Avukatlar konuştuğu süre boyunca gözlerini elindeki dosyalardan ayırmadı ve tanığa soru sormak isteyen bir avukata “Bugün sadece sizin dosyanız yok” dedi.

Hakim, yöneltilen “fiziki mukavemet” suçlamasının nasıl gerçekleştiğine değinmeyen tanık polislere üst üste ayrıntılı sorular yöneltti. Hakaret suçlamasını hangi sanığa yönelttiklerini sordu.

“Özgür Gündem Raid” Trial (Indictment)

“Özgür Gündem Raid” Trial 3. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Raid” Trial 4. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Raid” Trial 5. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Raid” Trial 6. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Raid” Trial 8. Standing (Minutes of the Hearing)

Press in Arrest is a database, monitoring, documentation and collective memory study of Press Research Association.
+90 (312) 945 15 56 | pressinarrest@gmail.com

Creative Commons License
Licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.