Habip Güler

FETÖ Media Organization

15 Temmuz darbe girişiminin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, “Fetullah Terör Örgütü – Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PYD) medya yapılanması içerisinde yer aldıkları” iddiasıyla çoğunluğu gazeteci 35 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. Hakkında gözaltı kararı verilenlerin isimleri, ilk olarak hükümete yakın basın organlarında yayımlandı. Soruşturma kapsamında ilk gözaltı operasyonları 27 Temmuz 2016’da yapıldı.

Soruşturma talimatı İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Fuzuli Aydoğdu tarafından verildi.

Habip Güler soruşturma kapsamında İstanbul’da gözaltına alındı. Vatan Emniyet Müdürlüğü yerine Gayrettepe’deki Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından 29 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’ne getirildi. Savcılık sorgusunun ardından 19 kişiyle birlikte tutuklama talebiyle birlikte mahkemeye sevk edildi.

Güler ve beraber tutuklamaya sevk edilen 17 kişi hakkında hakimlik tarafıdan “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklama kararı verildi.

Tutuklama kararı sonrası Silivri Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Güler ile birlikte aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan isimler arasında Nazlı Ilıcak, Seyit Kılıç, Abdullah Kılıç, Yakup Sağlam, Bayram Kaya, Cihan Acar, Bünyamin Köseli, Emre Soncan, Mustafa Erkan Acar, Cemal Azmi Kalyoncu, Mehmet Gündem, Cuma Ulus, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Bülent Mumay, Haşim Söylemez, Ali Akkuş, Yakup Çetin, Arda Akın ve Ufuk Şanlı gibi isimler de vardı.

Gazeteci Habip Güler’in de aralarında bulunduğu 27’si gazeteci 29 sanık hakkındaki iddianame savcı Murat Çağlak tarafından hazırlandı. İddianame 196 sayfadan oluşuyordu.

Savcı Çağlak, iddianamenin 112 sayfasında “Fetullah Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ-PYD)” ile ilgili yapılanmasına, kuruluş dönemine dair kapsamlı bir değerlendirmede bulunuyor. Benzer davalarda (FETÖ Ana Medya Davası gibi) benzer değerlendirmeler kullanılıyor.

Güler hakkındaki değerlendirmeler iddianamenin 153’üncü sayfasında başlıyor. Burada Güler’in bir dönem çalıştığı Zaman Gazetesi’nde parlamento muhabirliği yaptığı, gazeteye kayyum atanması kararı sonrası ayrıldığı ve daha sonra Yarına Bakış (KHK ile kapatıldı) çalıştığı bilgisi ile başlıyor. Savcı Yarına Bakış’ı “örgütün algı amaçlı kurduğu gazete” olarak tanımlıyor.

Daha sonra Güler ile alakalı internet ortamında yapılan açık kaynak araştırması özetleniyor:

• “Bugün ve Milet’i basan Habertürk kayyum tehdidiyle dün bu gazeteleri basmadı Gazeteleri Hürriyet bastı. Teşekkürler cesur @Hurriyet”.
• “Garanti Bankası’ndaki 170 bin TL’sini çekip Bank Asya’ya yatıran sosyal demokrat arkadaşım, senden öğrenecek çok şeyimiz olduğunu gördüm” şeklindeki tweet.
• “Yüksek yargıyı sıfırlayan kanun Meclisten geçti. Yargıçlar hiçbir kişi, grup veya kurumdan değil, sadece hukuk kurallarından talimat almalı.”
• “27 Mayıs darbesinin 56. yıl dönümünde, tüm darbecileri ve adaleti katledenleri, tüm zalimleri ve milletin hakkını yiyenleri lanetliyoruz.”
• “Haberleri nedeniyle suçlananlar tutuksuz yargılanmalı. Tutukluluk tehdidi, habercileri ve gerçekleri susturur. #BaransuTutuksuzYargılansın”

Bu paylaşımların yanı sıra yedi ayrı paylaşımına daha yer veriliyor.

Ev aramasında el konulan metaryaller arasından Fetullah Gülen tarafından yazılan kimi kitapların, yine tutuklu gazeteci Mehmet Gündem’in yazdığı “Fetullah Gülen’le 11 gün” ismli kitaba el konulduğu belirtiliyor.

Ayrıca diğer sanık gazeteciler gibi Güler’in de Bank Asya’da hesabının bulunması delil olarak gösteriliyor. Güler’in söz konusu bankaya soruşturma açılması sonrası “Fetullah Gülen’in Bank Asya’ya para yatırın” talimatı ile para yatırdığı savunuldu.

Güler ile tespitler özetlenen ifadesiyle son buluyor.

Savcı Çağlak, Güler’in “örgüt üyesi olduğu” yönündeki tespitini şu gerekçelere bağlıyor:

  • “Twitter’da “#BaransuTutuksuzYargılansın” ve “#17 Aralık’ta’” şeklinde açılan tag ile örgüt amacı ile uyumlu paylaşımlar yapmak.

  • “Örgüt ile mücadele kapsamındaki soruşturmaları itibarsızlaştırmak.

  • “Bugün ve Zaman gazetelerine kayyum atanması sonrası örgütün algı amaçlı kurduğu Yarına Bakış gazetesinde çalışmaya başlamak.

  • “Örgüt liderinin talimatının olduğu dönemde Bankasya’ya anlamlı miktarda para yatırmak.

  • “Evinde örgüt liderine ait çok sayıda kitabı bulundurmak.”

Savcı Çağlak, bu kapsamda Güler’in “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep ediyor.

İddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.

Gazeteci Habip Güler’in de aralarında bulunduğu 27’si gazeteci 29 kişi hakkındaki iddianame 13 Şubat 2017’de kabul edildi. Ardından İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce duruşma günü belirlendi. Davanın ilk duruşması için 27-31 Mart 2017 tarihi olarak belirlendi.

İlk duruşmaya gazeteci Güler’in de aralarında bulunduğu 26 tutuklu, bir tutuksuz sanık katıldı. Sanıklardan gazeteci Said Sefa ile Bülent Ceyhan ise firari oldukları için katılmadı. Duruşmaya tek tutuksuz sanık gazeteci Ünal Tanık’ın eşi M.T. de katıldı. Duruşma sanık ve izleyici sayısının çok olması nedeniyle Çağlayan Adliyesi’nin zemin katındaki büyük salonda görüldü.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ilk olarak tutuklu sanıklardan gazeteciler Atilla Taş ve Murat Aksoy’un avukatı Ali Deniz Ceylan söz aldı.

Avukat Ceylan mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’nın İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimi iken Atilla Taş, Murat Aksoy, Mutlu Çölgeçen ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu hakkında tutuklama kararı verdiğini söyledi. Mevcut kanunlara göre soruşturmada görev yapan hakimin kovuşturmada görev yapamayacağını hatırlatan avukat Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’dan dosyadan el çekmesi; el çekmediği takdirde reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme, reddi hakim talebinin “usule uygun” olmadığı gerekçesiyle “oy birliği” ile reddetti.

Duruşma başlangıcında genelde olanın aksine jandarma görevlilerinin tavırları dikkat çekiciydi. Jandarmalar sanıklar ile yakınların birbirlerini görmelerini engelleyecek şekilde ayağa kalktı, mahkeme başkanının müdahalesi üzerine yeniden oturdu. Mahkeme başkanının sanık savunmalarına geçme acelesi dikkat çekti.

Çok sayıda dava olduğu yönünde açıklama yapan mahkeme başkanı Lorasdağı, avukatların reddi hakim talebini dinlemek istemedi. Sanıklardan Cihan Acar müdafii Gülşah Kaya, iddianame okunmadan savunmalara geçilmesi üzerine “İddianamenin okunmasını talep ediyorum. (Mahkeme başkanı tarafından sözünün kesilmesi üzerine) Duruşma böyle karşılıklı sürmez. Ben talepte bulunurum, siz karar veririsiniz. En azından iddianemeyi özetleme yükümlülüğünüz var” dedi. Mahkeme cevap vermedi. İddianame okunmamasına rağmen tutanaklara “iddianame okundu” şeklinde geçmesine avukat Ömer Kavili “Yalan beyan olduğu kayıtlara geçsin” talebinde bulundu. Mahkeme heyeti cevap vermezken izleyiciler Kavili’yi alkışladı. Alkışlar üzerine mahkeme başkanı “Kimi alkışlıyorsunuz?” diye tepki gösterdi.

Kimlik tespitiyle devam eden duruşmada sanıklar savunma yaptı. Davanın ilk günkü oturumunda tutuklu gazeteci ve yazarlardan Ali Akkuş, Ahmet Memiş, Abdullah Kılıç, Atilla Taş ve Bayram Kaya savunmalarını yaptı. Sanıklar tahliye ve beraat talep etti.

Beş gün süren duruşmaların ardından 31 Mart günü aralarında Güler’in de aralarında bulunduğu 21 tutuklu gazeteci sanık hakkında tahliye kararı verildi. Ancak Güler ile birlikte hakkında tahliye kararı verilen Ahmet Memiş, Bayram Kaya, Cemal Azmi Kalyoncu, Cuma Ulus, Halil İbrahim Balta, Hanım Büşra Erdal ve Muhammet Said Kuloğlu’nun tahliyelerine savcılık tarafından itiraz edildi. İtirazın İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edilmesinin ardından cezaevini terk etmeden yeniden tutuklandı.

Hakkında tahliye kararı verilen diğer 13 kişi ise “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeni bir soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Cezaevinden tahliye olmadan gözaltına alınan 13 gazeteciden 12’si iki haftalık gözaltı sürecinden sonra yeniden tutuklandı.

21 kişi hakkında tahliye kararı veren 25. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İbrahim Lorasdağı, hakimler Barış Cömert ve Necla Yeşilyurt Gülbiçim ise 3 Nisan 2017’de açığa alındı.

Davanın bir sonraki duruşması 27 Nisan 2017’de görüldü. Bu duruşmada gazeteciler, önceki heyetin açığa alınması nedeniyle yeni bir mahkeme heyeti tarafından yargılandı. Duruşma sonunda 20 sanığın da tutukluluk halinin devamına karar verilerek, bir sonraki duruşma 6 Temmuz 2017 tarihine bırakıldı. Davanın üçüncü duruşmasında bir kez daha mahkeme heyeti değişti. Bu duruşmada da Güler ve diğer sanıkların tutukluluklarına devam kararı verildi.

Bu yargılama devam ederken “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeniden hakkında bir soruşturma açılan 13 gazeteciyle ilgili yeni bir iddianame daha hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından hazırlanan iddianame, önceki yargılamanın sürdüğü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

İkinci iddianamenin kabülüyle birlikte Akkuş’un da aralarında bulunduğu 13 kişi hakkındaki “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması 16 Ağustos 2017’de görüldü. Tutuklu sanıkların tümünün hazır bulunduğu duruşmada Mahkeme Başkanı Taner Akıncı, üye hakimler Emre Efe Şimşek ve Özlem Atuk Şimşek görev aldı. Bu duruşmada davanın Güler’in de aralarında bulunduğu 29 sanıklı “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla aynı mahkemede süren dava ile birleştirilmesine karar verildi.

Birleştirme kararı sonrası ilk duruşma ise 24 Ekim 2017’de görüldü. Duruşmada savunma yapan Güler, örgüt üyesi olmadığını ve herhangi bir gazetede çalışmanın örgüt üyeliği konusu olamayacağını belirtti.

Davanın bir sonraki duruşması ise 4 Aralık 2017’de görüldü. Bu duruşmada tanıklar dinlendi. Duruşma sonunda tutuklu yargılanan Murat Aksoy ve Atilla Taş hakkında tahliye kararı verildi.

Savcı, 6 Şubat 2018’de İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sundu. Savcı Güler’in de aralarında bulunduğu 23 sanığın “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep etti.

Gazeteci Murat Aksoy ile birlikte aynı davada tutuklu yargılanan gazeteci Gökçe Fırat Çulhaoğlu ve M.T.’ya ise “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan ceza istedi. Mütalaada ayrıca haklarında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ve Bülent Ceyhan’ın dosyalarının ayrılması da talep edildi.

Savcı mütalaasının ardından söz alan avukatlar, dijital rapor ve diğer delillerin müvekkillerinin lehine olmasına rağmen cezalandırma talep edilmesine tepki gösterdi. Avukatların büyük bölümü ayrıca müvekkillerine yönelik “örgüt üyeliği” iddialarını sabit kılacak somut delillerin yer almadığına dikkat çekti.

Bu duruşmada tutuklu Halil İbrahim Balta’nın sağlık sorunları nedeniyle adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verildi. Soruşturmanın genişletilmesi taleplerini reddeden mahkeme, diğer taleplerin esas hükümle birlikte karara bağlanmasına kararlaştırdı. Avukatların savunma için ek süre talebini kabul eden mahkeme heyeti bir sonraki duruşmanın 22 Şubat 2018’de görülmesine karar verdi.

22 Şubat’taki duruşmada mütalaaya ilişkin son savunmalar yapıldı. Duruşmada söz alan Güler’in avukatı Barış Topuk da silah, bomba gibi şiddet içeren delillerin olmadığı dosyalarda silahlı terör örgütü üyeliği suçlaması yapılamayacağını söyledi. Tweet atarak ve haber yaparak “algı yaratılması” iddiasına değinen Topuk, “Üyesi oldukları örgütün isimlendirilmesinde hata vardır. Bize göre örgüt TTÖ’dür: Tweetçi Terör Örgütü. Terörle mücadele nedeniyle hukuk teamüllerinin yok sayılması kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

Duruşma savunma yapmayan gazetecilerin savunmalarının alınması ve dosyanın karara bağlanması için 7-8 Mart 2018 tarihine ertelendi.

Mahkeme heyeti 8 Mart’taki oturumunda sanıkların son sözünü aldı.

Habip Güler’in son sözü, “Masumiyetimi her dönem ispatladım. 20 aydır çocuklarıma hasretim. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum” oldu.

Ardından karar için duruşmaya ara verdi.

Kararda Güler’in de aralarında bulunduğu 23 sanığın “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasına karar verildi. Güler’e 6 yıl 4 ay hapis cezası verilirken, kendisiyle birlikte 10 gazeteciye de suçlamanın alt sınırından 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmalarına hükmedildi.

Güler dışındaki sanıklar şunlardı: Abdullah Kılıç, Bayram Kaya, Bünyamin Köseli, Cemal Azmi Kalyoncu, Cihan Acar, Halil İbrahim Balta, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Yakup Çetin ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu.

Mahkeme, diğer 12 sanığın ise “suçun işleniş özellikleri ve suça yönelik kastın yoğunluğu” nedeniyle yine “örgüt üyesi olmak” suçlamasından 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı.

Bu grupta yer alanlar isimler şunlardı: Ahmet Memiş, Ali Akkuş, Muhammed Sait Kuloğlu, Mustafa Erkan Acar, Mutlu Çölgeçen, Oğuz Usluer, Seyid Kılıç, Ufuk Şanlı, Ünal Tanık, Yetkin Yıldız, Cuma Ulus ve D. A..

Gazeteci Murat Aksoy “örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Aksoy ile birlikte Atilla Taş’a da aynı suçlamadan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi. Mahkeme, her iki sanığın da tutuksuzluğunun devamına hükmetti. Mahkeme heyeti Rotahaber’in genel yayın yönetmeni Ünal Tanık’ın eşi M. T.’nın da beraatine karar verdi.

Mahkeme ayrıca tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin “hükmen tutuklu” olarak devamına karar verirdi.

Daha önce tahliye edilen sanıklardan Ali Akkuş’un da yeniden tutuklanmasına hükmedildi. Önceden tahliye olan diğer sanıkların ise temyiz süresince tutuksuz hâlleri devam etti.

Kararda hakkında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ile Bülent Ceyhan’ın dosyasının ayrılmasını kararlaştırdı.

Eski Zaman gazetesi çalışanı Emre Soncan’ın da dosyasının hakkındaki bir başka dava ile birleştirilmesi üzerine davada yargılaması yapılan sanık sayısı 26’ya düştü.

İstinaf Süreci

Davanın gerekçeli kararının açıklanmasının ardından istinaf mahkemesine başvuru yapıldı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 22 Ekim 2018 tarihinde vermiş olduğu kararında cezaları onadı. Mahkeme tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin de devamına hükmetti. Avukatların duruşma taleplerine karşın duruşmasız olarak verilen istinaf kararında, dosyada mevcut delillerin suçun ispatı bakımından yerinde ve yeterli olduğu ve yerel mahkemenin kararının hukuka uygun olduğu ifade edildi.

Yargıtay Süreci

Güler ile birlikte 22 gazetecinin cezalarının beş yıl sınırın üzerinde olması nedeniyle bu kez Yargıtay’a temyiz başvurusu yapıldı. Yargıtay Başsavcılığı, temyiz başvurusuna dair verdiği tebliğnamede temyize taşınan davanın reddedilmesini talep etti. Yargıtay Başsavcılığı, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığını öne sürerek temyiz davasının esastan reddedilmesini ve gazetecilerin hükümlerinin onanmasını talep etti.

Dosya hala Yargıtay’da karara bağlanmayı bekliyor.

FETÖ Media Organization (Indictment)

FETÖ Media Organization (Reasoned Judgement)