Hayri Demir

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - Afrin Operation Social Media Trial

Gazeteci Hayri Demir, 22 Ocak 2018 gecesi Ankara’daki evine yapılan baskında gözaltına alındı. Aynı soruşturma kapsamında Artı TV Ankara Temsilcisi Sibel Hürtaş’ın da aralarında bulunduğu 11 kişi daha gözaltına alındı. Baskın sırasında telefon ve bilgisayarının yanı sıra haber notlarının yer aldığı dört ajandasına el kondu.

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki Afrin’e dönük “Zeytin Dalı Harekatı” ile ilgili gelişmelere dair yaptığı paylaşımlar soruşturmanın gerekçesi olarak gösterildi.

Dört gün boyunca Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün gözaltı merkezi olarak kullandığı kapalı spor salonunda tutuldu. Emniyet’te kendisine Afrin operasyonun dair Twitter hesabından yaptığı altı paylaşıma ilişkin sorular yöneltildi. Paylaşımları “Halkı kin ve düşmanlığa teşvik” ve “örgüt propagandası yapmak” suçları kapsamında değerlendirildi.

26 Ocak 2018’de Ankara Adliyesi’ne çıkarıldı. Savcılık ifadesi alınmadan doğrudan tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkemedeki işlemlerinin ardından “yurt dışına çıkış yasağı” konularak serbest bırakıldı.

Demir ile birlikte 11 kişi hakkındaki iddianame Ankara Cumhuriyet Savcısı Muhammed Akif Ongun tarafından 9 Nisan 2018’de tamamlandı. İddianame Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 14 Mayıs’ta kabul edildi.

Ankara Cumhuriyet Savcısı Muhammed Akif Ongun’un hazırladığı iddianame 9 Nisan 2018’de tamamlandı. Demir’e Türk Ceza Yasası’nın 216. maddesinde düzenlenen “Halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek” ve Terörle Mücadele Yasası’nın 7. maddesinde düzenlenen “Terör örgütü propagandasını basın yoluyla yapma” suçlamaları yöneltildi.

Demir ile birlikte 12 kişiye hakkında hazırlanan iddianame toplamda 46 sayfadan oluştu. Ancak iddianamenin 30 sayfası savcının PKK’nin tarih ve yapılanmasına dair değerlendirmelerinden oluştu. Bu değerlendirmeler benzer birçok iddianamede kullanılan ortak bir metinden oluştu.
Savcı Ongun, Suriye’nin kuzeyindeki Afrin’e yönelik askeri operasyonda ile ilgili Fırat Haber Ajansı’nda yer alan 19 farklı haberi iddianamesine tam metin olarak koydu. Bu haberler soruşturmanın başlamasının gerekçesi olarak gösterildi. İddianameye göre bu haberler Afrin operasyonu üzerinden terör örgütü propagandası yapmak, halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek suçları ile ilişkilendirildi.

Demir için iddianamede bir sayfa ayrıldı. Demir’in Afrin operasyonuna ilişkin haber vermek amaçlı son dakika gelişmelerinden ibaret sosyal medya paylaşımları delil olarak gösterildi. Demir’in suçlanmasına neden olan sosyal medya paylaşımlarından bir tanesi şuydu:

“Görünüşe göre Anadolu Ajansı herkesten önce operasyona başlamış, son dakika diye geçtiği Rus askeri çekildi haberi Şam’dan son dakika ile yalanlandı.”

İddianameye göre Demir, bu paylaşımları, 19 Ocak tarihinde yaptı. Ancak soruşturmanın gerekçesi olan Afrin operasyonu o tarihte henüz başlamamıştı.

Demir’in Halkların Demokratik Partisi’nin eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ile cezaevinden mektup yoluyla yaptığı söyleşinin metni de iddianameye delil olarak kondu.

İddianameye Demir hakkında açılan diğer soruşturmalar da eklendi. Oysa Demir hakkındaki bu soruşturmalar, yargılamalar henüz tamamlanmamıştı.

Savcı Ongun, Demir hakkında Türk Ceza Yasası’nın 216. Maddesinde düzenlenen “Halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek” ve Terörle Mücadele Yasası’nın 7. Maddesinde düzenlenen “Terör örgütü propagandasını basın yoluyla yapma” suçunu işlediğini savundu.

Savcı, Hayri Demir’in Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 216/1 maddesinde düzenlenen “Halkı Kin ve Düşmanlığa Sevk Etmek” suçlaması dolayısıyla 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi. Ayrıca Terörle Mücarele Kanunu’nun “Terör Örgütü Propagandası Yapmak” suçlamasını düzenleyen 7/2. Maddesi gereği 1 yıldan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını da istedi. İstenen toplam ceza 2 yıldan 8 yıla kadar hapis oldu.

Yargılamanın ilk duruşması 6 Eylül 2018’de görüldü. Demir, suçlama konusu yapılan sosyal medya paylaşımlarının haber kaynaklı olduğunu savundu. Afrin operasyonu başlamadan yapılan paylaşımlarla operasyonu nasıl karalayabileceğini sorguladı. Paylaşımlarında bir haberin tüm öğelerinin olduğunu belirten Demir, sadece gazeteciliğinin yargılandığını ifade etti. Demir, savunmasında şu ifadeleri kullandı:

“5 tweet’ten yargılanıyorum. 5 tweet 111 kelimeden oluşuyor. 700 harf yapıyor. Harf başına 6 gün ceza isteniyor hakkımda. Gazetecilik yapmak bu kadar suç olmaması gerekiyor. Gazetecilik suç değildir.”

Demir, dosyaya delil olarak konulan paylaşımlarıyla benzer mahiyette o günlerde yayımlanmış 18 farklı yayın organının haberlerini mahkemeye sundu.

Mahkeme ara kararında dosya kapsamında tutuklu bulunan üç sanığın tahliyesine karar verdi. Mahkeme, Demir’in suçlandığı sosyal medya paylaşımlarının hangi tarihte yapıldığına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü’nden bilgi istedi.

Davanın ikinci duruşması 22 Kasım’da görüldü. Mahkeme heyeti tüm sanıklar hakkında sonraki duruşmalar için vareste tutulmaları kararı vererek, bir sonraki duruşmayı 22 Ocak 2019’a bıraktı. Davanın ikinci duruşmasında Emniyet Genel Müdürlüğü’nden istenilen bilgiler dosyaya eklendi.

Davanın bir sonraki duruşması 27 Mart 2019’a bırakıldı. Davanın bu duruşmasında savcı Nuri Gül, Demir’in de aralarında bulunduğu yedi sanık hakkında paylaşımlarının TCK’nin 301. maddesi kapsamında düzenlenen “Türk milletin, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçlarını kapsamında yargılama yapılması için Adalet Bakanlığı’ndan izin talep edilmesi istendi. Mahkeme Demir ve 6 sanık hakkında 301’den soruşturma açılması için Adalet Bakanlığı’na başvurulmasına karar verdi.

Davanın bir sonraki duruşması ise 3 Temmuz 2019’a bırakıldı. Bu duruşmada Adalet Bakanlığı’ndan beklenen soruşturma izni yazısının gelmediği görüldü. Bu nedenle bir sonraki duruşma 3 Aralık 2019’a bırakıldı.

5. Standing - July 3, 2019


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 22 Ocak 2018’de Suriye’nin kuzeyindeki Afrin kentine TSK tarafından başlatılan Zeytin Dalı Harekatı’nı eleştirenlere dönük soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında, gazeteci Demir ve Hürtaş’ın da aralarında bulunduğu 12 kişi, aynı günün akşamı, evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı.

Şüpheliler Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün gözaltı merkezi olarak kullandığı kapalı spor salonuna götürüldüler.

Emniyet’te Demir ve Hürtaş’ın Afrin operasyonuna ilişkin sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları sorgu konusu yapıldı.

Gazeteci Hürtaş, 25 Ocak 2018’de Ankara Adliyesi’nde savcılığa çıkarıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “örgüt propagandasını basın yoluyla yapmak” suçlaması ile ifadesi alındı. Ardından Hürtaş adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

Gazeteci Demir ise 26 Ocak 2018’de Ankara Adliyesi’ne getirildi. Savcılık huzuruna çıkarılmadan aynı gerekçelerle tutuklanma talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Nöbetçi Hakimlik; Demir’in, yurtdışına çıkış yasağı ile serbest bırakılmasına karar verdi.

Sanıklar hakkındaki iddianame Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı savcılarından Muhammet Akif Ongun tarafından 9 Nisan 2018’de tamamlandı. Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nin iddianameyi 14 Mayıs 2018’de kabul etmesi ile dava açıldı.

Yargılamanın ilk duruşması için 6 Eylül 2018 tarihi belirlendi.

İlk duruşmada 3 tutuklu sanığın tahliyesine karar verildi.

Yargılamanın ikinci duruşmasında sanıkların ek savunma için süre talepleri kabul edildi ve duruşma 22 Ocak 2019 tarihine ertelendi. Tüm sanıklar duruşmadan vareste tutuldu.

Davanın üçüncü duruşması 27 Mart 2019’da görüldü. Duruşmada savcı Nuri Gül, Demir’in de aralarında bulunduğu yedi sanık hakkında paylaşımlarının TCK’nin 301. maddesi kapsamında düzenlenen “Türk milletin, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçlarını kapsamında yargılama yapılması için Adalet Bakanlığı’ndan izin talep edilmesi istendi. Mahkeme Demir ve 6 sanık hakkında 301’den soruşturma açılması için Adalet Bakanlığı’na başvurulmasına karar verdi.

Davanın bir sonraki duruşması ise 3 Temmuz 2019’a bırakıldı. Bu duruşmada Adalet Bakanlığı’ndan beklenen soruşturma izni yazısının gelmediği görüldü. Bu nedenle bir sonraki duruşma 3 Aralık 2019’a bırakıldı.



Next Trial: Dec. 3, 2019, 9:15 a.m.


Duruşmaya tutuksuz yargılanan gazeteciler Sibel Hürtaş ve Hayri Demir ile avukatları katıldı.
Duruşmada Muhammet Karaca (Başkan), üyeler Ali Rıza Doğmuş ile Çağlar Pürlüpınar ve savcı Sultan Çavunduroğlu görev aldı.

Mahkeme heyeti başkanı, Türk Ceza Kanunu (TCK) 301. maddeden soruşturma izni için Adalet Bakanlığına yazılan müzekkereye cevap gelmediğini kaydetti.
Demir ve Hürtaş’ın avukatı Nuray Özdoğan “Müvekkillerim yönünden yurt dışına çıkış yasakları halen devam etmektedir. Adli kontrol devamının dosyaya bir yarar sağlamayacağı kanaatindeyiz. Müvekkilim Sibel Hürtaş basın mensubudur. Bu nedenle yurt dışına çıkışının yasaklanması cezalandırmaya dönüşmüştür” diyerek tüm müvekkillerin adli kontrollerinin kaldırılmasını istedi.

Diğer sanık avukatlarından Alişan Şahin ise 301. maddenin anayasanın eşitlik ile düşünce ve ifade hürriyeti ilkelerine aykırı olduğunu, maddenin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapılmasını istedi.


Mahkeme heyeti, duruşmaya ara vermeden kararını açıkladı. Avukatların yurtdışı yasağı olarak konulan adli kontrol şartının kaldırılması yönündeki talebi reddedildi. Adalet Bakanlığı’ndan beklenen soruşturma izni için duruşma ertelendi.

Bir sonraki duruşma 3 Aralık 2019 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Ankara Sıhhiye’deki Adliye’ye x-ray cihazından kemerler ve çantalar ayrı ayrı olmak üzere yoğun bir güvenlik aramasından geçilerek girildi. Duruşma bir saat geç başladı. Ancak duruşma salonu için farklı bir mahkemenin küçük duruşma salonlarından biri tercih edildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin gördüğü davalara ait klasörlerin izleyici sıralarının arkasına yığıldığı görüldü. Mahkeme salonu havalandırılmış ve temizdi. İzleyiciler için yeteri kadar oturma yeri vardı. SEGBİS sistemi için iki büyük TV ekranı salonda hazırdı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sadece tutuksuz sanıkların avukatlarından iki isim katıldı. Başka da katılan olmadı.

Genel Gözlemler

Olağanüstü bir durum yaşanmadı.

4. Standing - March 27, 2019


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 22 Ocak 2018’de Suriye’nin kuzeyindeki Afrin kentine TSK tarafından başlatılan Zeytin Dalı Harekatı’nı eleştirenlere dönük soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında, gazeteci Demir ve Hürtaş’ın da aralarında bulunduğu 12 kişi, aynı günün akşamı, evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı.

Şüpheliler Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün gözaltı merkezi olarak kullandığı kapalı spor salonuna götürüldüler.
Emniyet’te Demir ve Hürtaş’ın Afrin operasyonuna ilişkin sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları sorgu konusu yapıldı.

Gazeteci Hürtaş, 25 Ocak 2018’de Ankara Adliyesi’nde savcılığa çıkarıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “örgüt propagandasını basın yoluyla yapmak” suçlaması ile ifadesi alındı. Ardından Hürtaş adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

Gazeteci Demir ise 26 Ocak 2018’de Ankara Adliyesi’ne getirildi. Savcılık huzuruna çıkarılmadan aynı gerekçelerle tutuklanma talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Nöbetçi Hakimlik; Demir’in yurtdışına çıkış yasağı ile serbest bırakılmasına karar verdi.

Sanıklar hakkındaki iddianame Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı savcılarından Muhammet Akif Ongun tarafından 9 Nisan 2018’de tamamlandı. Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nin iddianameyi 14 Mayıs 2018’de kabul etmesi ile dava açıldı.

Yargılamanın ilk duruşması için 6 Eylül 2018 tarihi belirlendi.

İlk duruşmada 3 tutuklu sanığın tahliyesine karar verildi.

Yargılamanın ikinci duruşmasında sanıkların ek savunma için süre talepleri kabul edildi ve duruşma 22 Ocak 2019 tarihine ertelendi. Tüm sanıklar duruşmadan vareste tutuldu.

Davanın üçüncü duruşması 27 Mart 2019’da görüldü. Duruşmada savcı Nuri Gül, Demir’in de aralarında bulunduğu yedi sanık hakkında paylaşımlarının TCK’nin 301. maddesi kapsamında düzenlenen “Türk milletin, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçlarını kapsamında yargılama yapılması için Adalet Bakanlığı’ndan izin talep edilmesi istendi. Mahkeme Demir ve 6 sanık hakkında 301’den soruşturma açılması için Adalet Bakanlığı’na başvurulmasına karar verdi.

Davanın bir sonraki duruşması ise 3 Temmuz 2019’a bırakıldı. Bu duruşmada Adalet Bakanlığı’ndan beklenen soruşturma izni yazısının gelmediği görüldü. Bu nedenle bir sonraki duruşma 3 Aralık 2019’a bırakıldı.



Next Trial: July 3, 2019, 1:30 p.m.


Duruşma belirlenen saatte başladı. Duruşmaya tutuksuz yargılanan gazeteciler Sibel Hürtaş ve Hayri Demir ile avukatları katıldı.

Duruşmada Muhammet Karaca (Başkan), üyeler Ali Rıza Doğmuş ile Çağlar Pürlüpınar ve savcı Nuri Gül görev aldı.

Bir önceki duruşmada esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için dosyanın gönderildiği Cumhuriyet Savcısı Nuri Gül, bu duruşmada mütalaasını açıklamadı. Savcı Gül, sanıklar Hayri Demir ile birlikte 7 sanık hakkında iddianameye konu bazı paylaşımlarına dikkat çekerek, bu paylaşımların “örgüt propagandası yapmak” suçunun yanında TCK’nin 301. maddesindeki “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devletin kurum ve kuruluşlarını aşağılama” suçunu da oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu suç yönünden TCK’nin 301/4 maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı’ndan izin alınarak dava açılması gerektiği için Adalet Bakanlığı’yla müzakere yapılmasını talep etti. Dava açılması halinde her iki dosyanın birleştirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Savcının talebine karşı söz verilen gazeteci Hayri Demir, savcının Adalet Bakanlığı’ndan izin istediği “İşte devletin faili belli cinayetleri, önce fişlediler, sonra bir bir katlettiler” şeklindeki paylaşımının 2014 yılında yaptığı bir haber olduğunu belirtti. Bu haberle ilgili o dönem hakkında dava açıldığını belirten Demir, “Haber, 1990’lı yıllarda dönemin Jandarma komutanlarına ilişkin resmi bir belge idi. O dönem bu listedeki insanların gözaltına alınıp sonra kaybedilmesini yazdım. Tamamen belgeli bir haberdi. Ailelerle görüşüp haberleştirmiştim. Devletin organlarını aşağılama kastı ile hareket etmedim” dedi. Bu nedenle savcının talebinin reddedilmesini istedi.

Demir ve Hürtaş savcının bu mütalaasına karşı beyanda bulunmak için mahkemeden süre talep etti.

Avukat Alişan Şahin, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş iradesinin 1. Meclis’te oluştuğunu, bu meclisin tutanaklarında Lazistan, Kürdistan gibi kayıtların geçtiğine işaret etti. Bu nedenle TCK’nın 301. maddesinin Ceza Yasası içinde yer almasının doğru olmadığını ifade eden Şahin, savcının halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu yönünden beyanda bulunmayıp TCK’nın 301. maddesi yönündeki talebinin yasal olmadığını vurguladı.

Avukat Nuray Özdoğan ise TCK’nın 301. maddesine ilişkin AİHM’in verdiği Taner Akçam kararını mahkemenin dikkate almasını istedi.


Mahkeme heyeti duruşmaya ara vermeden kararını açıkladı. Kararda, Demir’in arasında bulunduğu 7 sanığın paylaşımlarının TCK’nın 301. maddesindeki suçu oluşturma ihtimalinin bulunduğu, bu suç yönünden yargılama yapılabilmesi için Adalet Bakanlığı’nın izni gerektiği, bu nedenle Adalet Bakanlığı’ndan kovuşturma izni verilip verilmeyeceğinin sorulmasına hükmedildi. Bu eylemler yönünden izin verilinceye kadar kovuşturmanın durmasına hükmetti.

Heyet, sanıklara isnat olunan diğer eylemler yönünden ise yargılamaya iddianamedeki sevk maddeleri uyarınca devam edilmesine, bakanlıktan izin verilip verilmemesinden sonra sanıklara isnat olunan diğer eylemler yönünden mütaala beyanı için dosyanın savcılığa gönderilmesine karar verdi.

Bir sonraki duruşma, 3 Temmuz 2019 saat 11:30’a bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Ankara Sıhhiye’deki Adliye’ye x-ray cihazından kemerler ve çantalar ayrı ayrı olmak üzere yoğun bir güvenlik aramasından geçilerek girildi. Duruşma saatinde başladı. Ancak duruşma salonu için farklı bir mahkemenin küçük duruşma salonlarından biri tercih edildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin gördüğü davalara ait klasörlerin izleyici sıralarının arkasına yığıldığı görüldü. Mahkeme salonu havalandırılmış ve temizdi. İzleyiciler için yeteri kadar oturma yeri vardı. SEGBİS sistemi için iki büyük TV ekranı salonda hazırdı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sadece tutuksuz sanıkların avukatlarından iki isim katıldı. Başka da katılan olmadı.

Genel Gözlemler

Heyet başkanı Muhammet Karaca’nın sanık müdafilerinin beyanlarını kıs tutması için iki kez uyarı mahiyetinde sözünü kestiği görüldü.

3. Standing - Jan. 22, 2019


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 22 Ocak 2018’de Suriye’nin kuzeyindeki Afrin kentine TSK tarafından başlatılan Zeytin Dalı Harekatı’nı eleştirenlere dönük soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında, gazeteci Demir ve Hürtaş’ın da aralarında bulunduğu 12 kişi, aynı günün akşamı, evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı.

Şüpheliler Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün gözaltı merkezi olarak kullandığı kapalı spor salonuna götürüldüler.

Emniyet’te Demir ve Hürtaş’ın Afrin operasyonuna ilişkin sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları sorgu konusu yapıldı.

Gazeteci Hürtaş, 25 Ocak 2018’de Ankara Adliyesi’nde savcılığa çıkarıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “örgüt propagandasını basın yoluyla yapmak” suçlaması ile ifadesi alındı. Ardından Hürtaş adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

Gazeteci Demir ise 26 Ocak 2018’de Ankara Adliyesi’ne getirildi. Savcılık huzuruna çıkarılmadan aynı gerekçelerle tutuklanma talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Nöbetçi Hakimlik; Demir’in, yurtdışına çıkış yasağı ile serbest bırakılmasına karar verdi.

Sanıklar hakkındaki iddianame Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı savcılarından Muhammet Akif Ongun tarafından 9 Nisan 2018’de tamamlandı. Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nin iddianameyi 14 Mayıs 2018’de kabul etmesi ile dava açıldı.

Yargılamanın ilk duruşması için 6 Eylül 2018 tarihi belirlendi.

İlk duruşmada 3 tutuklu sanığın tahliyesine karar verildi.

Yargılamanın ikinci duruşmasında sanıkların ek savunma için süre talepleri kabul edildi ve duruşma 22 Ocak 2019 tarihine ertelendi. Tüm sanıklar duruşmadan vareste tutuldu.

Davanın üçüncü duruşması 27 Mart 2019’da görüldü. Duruşmada savcı Nuri Gül, Demir’in de aralarında bulunduğu yedi sanık hakkında paylaşımlarının TCK’nin 301. maddesi kapsamında düzenlenen “Türk milletin, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçlarını kapsamında yargılama yapılması için Adalet Bakanlığı’ndan izin talep edilmesi istendi. Mahkeme Demir ve 6 sanık hakkında 301’den soruşturma açılması için Adalet Bakanlığı’na başvurulmasına karar verdi.

Davanın bir sonraki duruşması ise 3 Temmuz 2019’a bırakıldı. Bu duruşmada Adalet Bakanlığı’ndan beklenen soruşturma izni yazısının gelmediği görüldü. Bu nedenle bir sonraki duruşma 3 Aralık 2019’a bırakıldı.



Next Trial: March 27, 2019, 1:30 p.m.


Duruşma belirlenen saatte başladı. Duruşmaya tutuksuz yargılanan gazeteciler Sibel Hürtaş ve Hayri Demir katılmadı. Sadece tutuksuz sanıkların avukatları katıldı. Duruşmada Muhammet Karaca (Başkan), üyeler Ali Rıza Doğmuş ile Çağlar Pürlüpınar ve savcı Akif Karakuş görev aldı.

Avukat Nilay Nayman, duruşmada yaptığı beyanda açık araştırma tutanağındaki paylaşımlara dair suç unsuru olmadığını belirtti.

Duruşma savcısı Akif Karakuş, eksik hususların giderilmesi yoksa mütalaanın hazırlanması amacıyla dosyanın tarafında tevdi edilmesini talep etti.


Mahkeme heyeti duruşmaya ara vermeden kararını açıkladı. Avukatların ve sanıkların mazeretini kabul eden heyet, mütalaanın hazırlanması için dosyanın savcılığa gönderilmesine karar verdi.


Duruşma Öncesi

Ankara Sıhhiye’deki Adliye’ye x-ray cihazından kemerler ve çantalar ayrı ayrı olmak üzere yoğun bir güvenlik aramasından geçilerek girildi. Duruşma saatinde başladı. Ancak duruşma salonu için farklı bir mahkemenin küçük duruşma salonlarından biri tercih edildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin gördüğü davalara ait klasörlerin izleyici sıralarının arkasına yığıldığı görüldü. Mahkeme salonu havalandırılmış ve temizdi. İzleyiciler için yeteri kadar oturma yeri vardı. SEGBİS sistemi için iki büyük TV ekranı salonda hazırdı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sadece tutuksuz sanıkların avukatlarından iki isim katıldı. Başka da katılan olmadı

2. Standing - Nov. 22, 2018


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 22 Ocak 2018’de Suriye’nin kuzeyindeki Afrin kentine TSK tarafından başlatılan Zeytin Dalı Harekatı’nı eleştirenlere dönük soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında, gazeteci Demir ve Hürtaş’ın da aralarında bulunduğu 11 kişi, aynı günün akşamı, evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı.

Şüpheliler Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün gözaltı merkezi olarak kullandığı kapalı spor salonuna götürüldüler.

Emniyet’te Demir ve Hürtaş’ın Afrin operasyonuna ilişkin sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları sorgu konusu yapıldı.

Gazeteci Hürtaş, 25 Ocak 2018’de Ankara Adliyesi’nde savcılığa çıkarıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “örgüt propagandasını basın yoluyla yapmak” suçlaması ile ifadesi alındı. Ardından Hürtaş adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

Gazeteci Demir ise 26 Ocak 2018’de Ankara Adliyesi’ne getirildi. Savcılık huzuruna çıkarılmadan aynı gerekçelerle tutuklanma talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Nöbetçi Hakimlik; Demir’in, yurtdışına çıkış yasağı ile serbest bırakılmasına karar verdi.

Sanıklar hakkındaki iddianame Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı savcılarından Muhammet Akif Ongun tarafından 9 Nisan 2018’de tamamlandı. Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nin iddianameyi 14 Mayıs 2018’de kabul etmesi ile dava açıldı. Davada tüm sanıkların Afrin operasyonu günlerinde sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları paylaşımlar suçlama konusu yapıldı.

Yargılamanın ilk duruşması için 6 Eylül 2018 tarihi belirlendi.

Yargılamanın ikinci duruşmasında sanıkların ek savunma için süre talepleri kabul edildi ve üçüncü duruşma için 22 Ocak 2019 tarihi bırakıldı.

Dördüncü duruşma için ise 27 Mart günü belirlendi. Davanın 3 Temmuz 2019’de görülen duruşmasında mahkeme yurt dışı yasağının kaldırılması talebini reddetti. Gazeteci Demir hakkında Adalet Bakanlığı’ndan talep edilen 301’e ilişkin soruşturma izninin gelmemesi nedeniyle duruşma 3 Aralık 2019’a bırakıldı.



Next Trial: Jan. 22, 2019, 1:30 p.m.


Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma, hakum Muhammet Karaca başkanlığında üye hakimler Ali Rıza Doğmuş ve Oğuzhan Bülent Ataalp’ten oluşan heyetin yerine almasıyla başladı. İlk önce ilk duruşmada iddianameye delil olarak konulan sosyal medya paylaşımlarının hangi tarih ve saatte paylaşıldığına ilişkin Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden istenen araştırma tutanağına karşı sanıkların beyanları alındı.

Gazeteci Hayri Demir, “Dosyaya sunulan Emniyet araştırma tutanağına da bakıldığı zaman söz konusu beş paylaşımım 19 Ocak 2018 tarihlidir. Burada Afrin’e dönük operasyonu karalama ve örgüt propagandası yapmaktan dolayı yargılanıyorum. Ancak soruşturma ve yargılama henüz başlamamış bir operasyonla ilgilidir. Bu nasıl oluyor? Başlamamış bir operasyona dair nasıl bir propaganda ya da halkı kin ve öfkeye tahrik suçu işleyebilirim. Ancak önceki duruşmada da belirttiğim üzere tamamen evrensel gazetecilik kuralları kapsamındadır. Bu paylaşımların yer aldığı 19 haber çıktısını önceki celse sunmuştum. Dolayısıyla yaptığım bir gazetecilik faaliyetidir, beraatımı talep ediyorum” dedi.

Demir, dosyaya yeni eklenen Emniyet araştırması tutanağını kendisine tebliğ edilmediği için inceleyemediğini belirterek, ek süre talep etti. Demir ayrıca, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasını (yargılamanın sonunda verilmesi muhtemel cezanın infazının 5 yıl süre ertelenmesi) talep etti.

Gazeteci Hürtaş ise, “Ben ilk ifademde her şeyi söyledim. Emniyet’ten hangi tweet’ler geldi bilmiyorum. İddianamedeki tweet’lerse, iddia makamı lehe ve aleyhe delilleri toplamakla yükümlüdür. Diğer paylaşımlarımın da dosya içerisine alınmasını talep ediyorum” dedi. Hürtaş, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasını (yargılamanın sonunda verilmesi muhtemel cezanın infazının 5 yıl süre ertelenmesi) reddetti.

Ardından tüm sanık avukatları adına ortak savunma yapacağını beyan eden avukat Nuray Özdoğan, ek beyanda bulunmak için süre talep etti. Özdoğan ayrıca sanıkların duruşmalardan vareste (duruşmada hazır edilme zorunluluğunun bulunmaması) tutulmasını istedi.
Duruşma savcısı Nuri Gül, sanıklara ek beyanda bulunmak üzere ek süre verilmesini ve sanıkların duruşmalardan vareste tutulmasını istedi.

Bu arada gazeteci Hürtaş’ın avukatı Arkın Hürtaş, tüm sanık avukatları adına ortak beyana itiraz etti. Avukat Hürtaş, mahkeme heyeti başkanı Muhammed Karaca’nın duruşmayı katı bir biçimde yönettiğini belirterek “İyi de yapıyorsunuz. Ancak duruşma salonunda biz polis telsizi sesini duyuyoruz. Bu adil yargılama hakkının ihlalidir. Bunun tutanaklara geçirilmesini istiyoruz” dedi.


Mahkeme heyeti, duruşmaya ara vermeden kararını açıkladı. Heyet, ara karar için gereken müzakereyi ise oturdukları yerden yaptı. Sanıkların tüm duruşmalardan vareste tutulması talebi kabul edildi. Yine sanıkların savunma için ek süre talepleri de kabul gördü. Üçüncü duruşma 22 Ocak 2019 saat 13.30’da görülecek.


Duruşma Öncesi

Ankara Sıhhiye’deki Adliye’ye x-ray cihazından kemerler ve çantalar ayrı ayrı olmak üzere yoğun bir güvenlik aramasından geçilerek girildi. Duruşma saati 10:40 olarak belirlenmişti, ancak duruşma saat 11:40 sularında başladı. Duruşmanın görüleceği Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi için belirlenen salonun önünde özel güvenlik görevlilerinin yanısıra resmi polislerin de görevlendirildiği görüldü.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma günü, aynı salonda 11 farklı duruşmanın görülmesi planlanmıştı. Duruşma salonu büyüktü. Ancak mahkemenin gördüğü davalara ait klasörlerin izleyici sıralarının arkasına yığılmıştı. Mahkeme salonu havalandırılmış ve temizdi. İzleyiciler için yeteri kadar oturma yeri vardı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) sistemi için iki büyük TV ekranı salonda hazırdı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sanıkların avukatları, ayrıca gazeteci olan sanıkların avukatları Ebru Akkal katıldı. Duruşmayı Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Çağdaş Gazeteciler Derneği yöneticilerinin yanısıra sanık yakınları izledi. Salonda dört resmi polis vardı.

Genel Gözlemler

Sanıklar, sanık avukatları ve izleyiciler “telefonlar kapalı olsun” uyarısıyla salona alındı. Sanıkların ve avukatların duruşmaya katılıp katılmadıklarının tespiti yapıldı.

1. Standing - Sept. 6, 2018


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 22 Ocak 2018’de Suriye’nin kuzeyindeki Afrin kentine TSK tarafından başlatılan Zeytin Dalı Harekatı’nı eleştirenlere dönük soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında, gazeteci Hayri Demir ve Sibel Hürtaş’ın da aralarında bulunduğu 10 kişi, aynı günün akşamı, evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı.

Gözaltna alınanlar Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün gözaltı merkezi olarak kullandığı kapalı spor salonuna götürüldü. Emniyet sorgusunda Demir ve Hürtaş’ın Afrin operasyonuna ilişkin sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları soruldu.

Gazeteci Sibel Hürtaş, 25 Ocak 2018’de Ankara Adliyesi’nde savcılığa çıkarıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “örgüt propagandasını basın yoluyla yapmak” suçlaması ile ifadesi alındı. Ardından adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

Gazeteci Hayri Demir ise 26 Ocak 2018’de Ankara Adliyesi’ne getirildi. Savcılık huzuruna çıkarılmadan aynı gerekçelerle tutuklanma talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Nöbetçi hakimlik Hayri Demir’in, yurtdışına çıkış yasağı ile serbest bırakılmasına karar verdi.

İddianame Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı savcılarından Muhammet Akif Ongun tarafından 9 Nisan 2018’de tamamlandı. Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nin iddianameyi 14 Mayıs 2018’de kabul etmesi ile dava açıldı. Yargılamanın ilk duruşması için 6 Eylül 2018 tarihi belirlendi.



Next Trial: Nov. 22, 2018, 10:40 a.m.


Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında mahkeme heyeti, Muhammet Karaca başkanlığında üye hakimler Ali Rıza Doğmuş ve Oğuzhan Bülent Ataalp’den oluştu.

Duruşma kimlik tespiti ile başladı. Gazeteci Sibel Hürtaş ve Hayri Demir’in savunması SEGBİS sistemi ile kayıt altına alındı.

Gazeteci Demir’in savunmasının satır başları şöyle:

“Bu yargılama konusu olan soruşturmanın tamamı gazetecilik faaliyetimdir. Attığım tweetler haber niteliğinde olup tamamen gazetecilik faaliyetinin bir parçasıdır. Soruşturmaya konu olan paylaşımlarım henüz operasyon başlamamışken yapılan ve birçok yerde yayımlanan haberlerdir. Soruşturma dosyasındaki tutanaklarda operasyonunu karaladığım iddia ediliyor, bununla suçlanıyorum. Ancak operasyon 20 Ocak’ta benim paylaşımlarım ise 19 Ocak’ta yapılmış. Başlamayan operasyonu nasıl karalamış olabilirim?”

Demir, suçlama konusu yapılan beş paylaşımın aynı içerikte olduğunu beyan edip, çeşitli medya organlarında yayınlanan 19 haberi heyete sundu. Demir savunmasına şöyle devam etti:

“Soruşturma konusu olan tweet’ler toplamda 111 kelime, 700 karakterden oluşuyor. 700 karaktere yani 700 harfe karşılık hakkımda 3 bin 780 gün hapis cezası isteniyor. Her bir harf için 6 gün hapsim isteniyor. Gazetecilik faaliyeti bu kadar ağır bir ‘suç’ mu? Bunlar tamamıyla bir gazeteciliktir. Habercilik 5N1K kuralıyla yapılır. Bu unsular Ne zaman, ne, nasıl, neden, nerede ve kim sorularına yanıt arar? Bir bilgi, olay haberleştirilecekse bu unsurları taşımak, içermek zorundadır. Mesleğini bu kuralla icra eden bir gazeteci, bunu yaptığı için yargılanamaz ve sorumlu tutulamaz. Tüm bu faaliyetlerim gazeteciliktir, yazdıklarımın tamamı gazetecilik faaliyetidir. Bu faaliyet suç olarak görülemez, cezalandırılamaz. bunun adı gazeteciliktir, gazetecilik suç değildir.”

Gazeteci Sibel Hürtaş ise savunmasını şu ifadelerle yaptı:

“Hesabımdan hem muhaliflerin hem de iktidarın fikirlerini gösteren haber tweetlerini paylaştım. Ben her iki tarafı da yayınlarıma taşıdım. Ama şimdi propagandadan yargılanıyorum Birinin haberlerini twitter’da RT etmek o görüşe katılmak anlamına gelmiyor. Ben haber vermek adına onları paylaştım. Tarafsız bir gazetecilik olarak faaliyette bulundum. Tarafsızlık gazeteciliğin birinci ilkesi sizin elinizde cımbızlanmış kısmı var. Benim yaptığım iş gazeteciliktir. Tek sesli yayın yapsaydım propaganda yapmış olacaktım. Ama ben tek düşünce değil, herkesin fikrini kamuoyuna taşıyorum. Mantıksal açıdan bu iddianameye yaklaşmam mümkün değil. Dosyadaki suç unsurları arasına bir yaşındaki oğlumun fotoğrafının konulması da trajikomiktir. Ben 20 yıllık gazeteciyim. Bunun uzun yılları bu koridorlarda geçti. Bu adliyede adliye muhabirliği yaptım. Ama kendi iddianamemi anlamıyorum. Okuyorum, neyle suçlandığını bilmiyorum. Gazeteci olarak bu iddianame gelseydi haber değeri yok diye yapmazdım. Savunmam 3 kelime olacak. Gazetecilik suç değildir.”

Hayri Demir’in avukatı Ebru Akkal ise “Demir, tamamen gazetecilik faaliyetleri nedeniyle burada yargılanmaktadır. Ev araması sırasında müvekkilimin yaptığı röportaja bile suç unsuru olarak el konulmuştur. Bu faaliyetlerin tamamı gazetecilik kapsamında olup, yargılama konusu yapılamaz” dedi.

Savcı Nuri Gül, tutuklu Lezgin Tekay, Saim Serin ve Barış Ceyhan’ın tutuklulukta geçirdiği sürenin dikkate alınarak tahliye edilmelerini istedi.


Mahkeme sanıkların ev aramalarında el konulan dijital materyallerinin iadesine karar verdi. Ayrıca, Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılarak, suçlamaya delil olarak iddianameye konulan sosyal medya paylaşımlarının hangi tarihte gerçekleştirildiğine yönelik rapor istenmesini kararlaştırdı.

Yurtdışı yasağının devam etmesine karar verdi.

Heyet, üç tutuklu sanığın tahliyesine karar vererek, davanın ikinci duruşmanı 22 Kasım 2018 saat 10.40’a erteledi.


Duruşma Öncesi

Ankara Sıhhiye’deki Adliye’ye x-ray cihazından kemerler ve çantalar ayrı ayrı olmak üzere yoğun bir güvenlik aramasından geçilerek girildi. Duruşma saati 09.30 olarak belirlenmişti, ancak duruşma saat 10.00 sularında başladı. Duruşmanın görülmesi için mahkemeye ait olmayan bir duruşma salonu belirlenmişti. Bu yüzden duruşma salonunun hangi mahkemenin orada çalıştığına dair bir tabela da yerleştirilmemişti.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonu küçüktü. İzleyiciler için altı sıra ayrılmıştı. 11 sanıklı yargılama için sanıklara altı sandalye uygun görülmüştü. Tutuklu sanıklar da jandarma eşliğinde oturdukları için bazı sanıklar izleyici sırasında oturmak zorunda kaldı. Mahkeme heyeti başkanı Muhammet Karaca sadece dört izleyicinin salona girmesine izin verdi. Ayrıca izleyicilerin ayakta durmasına da izin vermedi. Duruşma salonunun kapısı açık bırakıldı. Salona alınmayan gazeteciler ve diğer izleyiciler duruşmayı kapı eşiğinden izlemek zorunda kaldı.

Duruşma Katılım

Duruşmaya sanıkların avukatları, ayrıca gazeteci olan sanıkların avukatları Ebru Akkal katıldı. Tutuklu sanıklar ise jandarma eşliğinde getirildi ve kendilerini bu şekilde savundu. Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmayı Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Ankara Şube Başkanı Sinan Tartanoğlu, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Ankara Şube Başkanı Çınar Livane Özer, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu’nun yanı sıra çok sayıda gazeteci izledi.

Genel Gözlemler

Jandarma, tutuklu sanıkların yanı başında kelepçelerini birbirine vurarak ses çıkardı. Öte yandan tutuklu sanıklara su verilmemesi dikkat çekti. Mahkeme heyeti sıklıkla sanıkların beyanlarını bölerek araya girdi. Mahkeme heyeti başkanı Karaca duruşma boyunca sert bir tutum sergiledi. Avukatların duruşma salonunun küçüklüğüne dair itirazları ve yer değişikliği talepleri reddedildi. Hakim Karaca, söz almak isteyen avukatlara sık sık “düzeni bozacak yorumda bulunmayın” uyarısında bulundu. Hakim Karaca ayrıca “Mahkeme düzeninden ben sorumluyum” uyarısında bulundu. İzleyici sırasında oturmak zorunda kalan sanıklar, sıraları geldiğinde, savunma yapmak için sanık bölümüne geçmek zorunda kaldı.

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - Afrin Operation Social Media Trial (Indictment)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - Afrin Operation Social Media Trial (Defense)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - Afrin Operation Social Media Trial (The Second Defense)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - Afrin Operation Social Media Trial 1. Standing (Minutes of the Hearing)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - Afrin Operation Social Media Trial 2. Standing (Minutes of the Hearing)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - Afrin Operation Social Media Trial 3. Standing (Minutes of the Hearing)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - Afrin Operation Social Media Trial 4. Standing (Minutes of the Hearing)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - Afrin Operation Social Media Trial 5. Standing (Minutes of the Hearing)

Hayri Demir - Membership and Propaganda Trial

Gazeteci Hayri Demir hakkında Mezopotamya Ajansı’na (MA) bağlı olarak Ankara’da çalıştığı sırada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu’nca soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında 16 Mart 2017’de evine yapılan baskınla gözaltına alındı. Ev baskını sırasında bilgisayar ve telefonlarına el konuldu. Aynı soruşturma kapsamında E.E. ve R.A. isimli şahıslar hakkında da gözaltı kararı verildi.

Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından gözaltı merkezi olarak kullanılan kapalı spor salonunda sekiz gün boyunca gözaltında tutuldu. Emniyetteki sorgusunda Demir’in PYD kontrolündeki Suriye bölgesine giderek yaptığı haberler ve çektiği görüntüler suçlama konusu olarak yöneltildi.

Sekiz günün bitiminde, gözaltı süresi bir hafta daha uzatıldı. Ancak 24 Mart 2017 günü soruşturma kapsamında gözaltına alınan E.E. ile birlikte Ankara Adliyesi’ne çıkartıldı.

Savcılık ifadesinin ardından tutuklanma talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edildi. Hakimlikteki sorgunun ardından Demir, yurt dışı çıkış yasağı ve imza yükümlülüğü şeklindeki adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

Soruşturma kapsamındaki iddianame gözaltı sürecinden yaklaşık 2,5 yıl sonra hazırlandı. Ankara Cumhuriyet Savcısı Muhammed Akif Ongun tarafından hazırlanan iddianame, 22 sayfadan oluşuyordu. İddianamenin hazırlanmasıyla birlikte soruşturmaya konu delillerin Hayri Demir’in 28 Şubat 2016’da evine giren hırsızların çaldığı fotoğraf makinasına ait hafıza kartının emniyete ulaştırılmasıyla elde edildiği ortaya çıktı. İddianamede Ö.H. isimli şahsın hırsızlık olayının üzerinden henüz 24 saat geçmeden Demir’in evinin bulunduğu sokakta hafıza kartlarını bulduğu ve emniyete ulaştırdığı ileri sürüldü.

Hafıza kartları üzerinde yapılan inceleme sonrası Demir’in haber amaçlı çektiği görüntü ve fotoğrafların örgüt mensuplarına ait olması üzerine soruşturmanın başlatıldığı belirtiliyor.

İddianamede hakkında yapılan araştırmada Demir’in Türkiye Büyük Milletve Meclisi’nde DİHA muhabiri olarak çalıştığı belirtilerek, ardından evine yapılan baskında el konulan dijital materyaller ve kitaplara yer veriliyor. Ev aramasında el konulan Paul White tarafından kaleme alınan ve İletişim Yayınları tarafından basılan “PKK- Dağlardan İnmek” ile Metin Yeğin tarafından hazırlanan Meksika ve Guatemala’daki barış deneyimlerini konu alan “Gerillanın Barışı” isimli kitaplar “suç unsuru” olarak deliller arasında gösteriliyor.

İddianamede daha sonra Ankara Emniyet Müdürlüğü, Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğü tarafından yapılan açık kaynak araştırmasıyla elde edilen sosyal medya paylaşımlarına yer veriliyor. Söz konusu paylaşımlar arasından 1990’lı yıllarda öldürülen gazetecileri anmak amacıyla yayımlanan bir gazete ilanını paylaştığına yer veriliyor. Aynı paylaşım Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde de suçlama konusu yapılıp Demir’e ceza verilmiş olmasına rağmen bu yargılamada da suçlama konusu yapılıyor.

Bolu Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılarak dosyaya konulan araştırma tutanağındaki sosyal medya paylaşımlarından birisi ise Demir’in HDP’nin önceki dönem eş genel başkanı Selahattin Demirtaş ile yapmış olduğu bir röportaj. Demir’in Ekim 2015’te Demirtaş ile yaptığı söyleşi ve o sırada çektirdiği fotoğrafı sosyal medya hesabından paylaşması suçlamaya dair deliller arasında gösteriliyor.

Demir’in Urfa’nın Akçakale ilçesinde haber takibi yaparken yapmış olduğu canlı bağlantıya dair paylaşmış olduğu fotoğraf da “örgüt propagandası yapmak” suçlaması kapsamında gösterilen paylaşımlardan birisi. Yine Demir’in 2015 yılında Diyarbakır Newroz’unda haber amaçlı çektiği fotoğraflar da bu kapsamda iddianamede yer alıyor.

Demir’in 7 Eylül 2014’te Demokratik Toplum Kongresi’nin olağan kurultayında boynunda basın kartı varken çekilmiş olan fotoğrafı da suçlama konusu yapılan bir başka paylaşım.

Demir’in kendi adına açılan internet sitesi ve çeşitli yayın organlarında yayımlanan haberlerine dair paylaşımları da iddianamede “örgüt propagandası yapmak” suçlaması kapsamında değerlendiriliyor.

İddianamenin 11’inci sayfasından sonraki suçlamalar, çalındıktan sonra emniyete ulaştırılan hafıza kartlarındaki görüntü ve fotoğrafların dökümünden oluşuyor. Suriye’nin Kobanê bölgesinde çekildiği belirtilen görüntüler, “PKK/KCK adına Suriye ülkesi yapılanması içerisinde faaliyet yürüten örgüt mensuplarına ait görüntüler olduğu tespit edilmiştir” şeklinde değerlendiriliyor. Söz konusu görüntülerin Demir’in çatışma bölgesinde ajansın görüntülü abonelerine servis edilmek amacıyla çekilen anoslar olduğu anlaşılıyor.

Türk yetkililerin “kırmızıçizgi” ilan ettiği Suriye’deki Fırat’ın batı yakasına dönük Demokratik Suriye Güçleri (DSG) tarafından başlatılan operasyon sırasında bölge yetkilileriyle yaptığı röportajlar da iddianameye konuldu.

Görüntülere ait deşifrenin ardından Demir’in emniyet ve savcılıkta vermiş olduğu ifadesine yer verildi.

Savcı Ongun, hafıza kartlarında elde edilen görüntüler için “Suriye toprakları içerisinde yer alan PKK/KCK terör örgütünün Suriye yapılanması silahlı kanadı olan YPG’nin kontrolünde yer alan Şengal, Kobani, Kamışlı bölgelerinde çekilmiş fotoğraflar ve videolar olduğu, çekilen görüntülerin geneli itibariyle yaşanan çatışmalar öncesinde, çatışma anında ve çatışma sonrasında çekilmiş fotoğraf ve videolar olduğu” değerlendirmesini yaptı.

Ongun, değerlendirme bölümünde Demir için “elinde fotoğraf ve video kameralar bulunan şahıs” ifadesini kullandı.

Ayrıca Ongun, bu deliller ışığında Demir’e ilişkin “YPG yapılanması içerisinde faaliyet yürüten örgüt mensupları ile birlikte hareket ettiği, çekilen görüntülerin PKK/KCK terör örgütü adına yayınların yapıldığı internet, TV ve basın yayın kuruluşları bünyesinde faaliyet yürüten örgüt mensupları veya şahıslara servis edildiği belirlenmiştir” değerlendirmesinde bulundu.

Demir’in dosya kapsamında “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla cezalandırılması talep edildi. Savcı bu suçlamayla Türk Ceza Kanunu’nun 314/1’de düzenlenen “Silahlı Örgütüne Üye Olma” suçlamasıyla 5 yıldan 10 yıla kadar cezalandırılmasını istedi. Savcı bu cezanın Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 5. madde ile yarı oranında arttırılarak 7,5 yıldan 15 yıl olarak düzenlenmesini istedi. Propaganda suçlaması için ise TMK 7/2 ve 2. Cümle dolayısıyla 1,5 yıldan 7,5 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi. Böylece toplam istenen hapis cezası 9 yıldan 22,5 yıl kadar oldu.

İddianame Demir hakkında hazırlanırken, aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan E.E ve R.A.’nın dosyaları ise ayrıldı.

İddianame 28 Mayıs 2019’da Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Davanın ilk duruşması için 24 Eylül 2019 günü belirlendi. Demir, duruşmada hazır bulunurken, avukatları mazeret bildirerek duruşmaya katılmadı. Duruşmada Muhammet Karaca (başkan) , Oğuzhan Bülent Ataalp ve Ali Rıza Doğmuş (üyeler) ile Nuri Gül (savcı) yerini aldı.

Duruşma kimlik tespitiyle başladı. Bu sırada mahkeme başkanı, “Seni başka dosyadan da dinlememiş miydik?” diye sordu. Demir, aynı mahkemede gazeteci Sibel Hürtaş ile birlikte yargılandığı davayı anımsatarak, “Evet başka bir gazeteciler dosyasında daha yargılanıyorum” yanıtını verdi. Mahkeme başkanı ise Demir’in bu yanıtına “Yalnız burada gazeteci yargılamıyoruz” diye karşılık verdi.
Daha sonra beyanda bulunan Demir, iddianamenin kendisine tebliğ edilmediği belirterek, savunmasını hazırlayamadığı için süre talebinde bulundu.

Yaklaşık üç dakika süren duruşmada mahkeme heyeti Demir’in süre talebini kabul ederek, duruşmayı erteledi. Bir sonraki duruşma 23 Ekim 2019’a bırakıldı.

Davanın ikinci duruşmasında savunma yapan Demir, suçlamaların tamamen gazetecilik faaliyetleri kapsamında olduğunu ve gazetecilik faaliyeti dışında herhangi bir delilin dosyayada bulunmadığına dikkat çekti. “Bu dosya tamamen bana karşı hazırlanmış bir kumpas dosyasıdır” diyen Demir, davanın evinden çalınan hafıza kartlarının emniyete teslim edilmesiyle açıldığını belirtti. Delillerin hukuka aykırı elde edildiğini belirten Demir, beraatini talep etti.

Demir’in ayrıntılı savunmasına ulaşmak için tıklayınız .

Mahkeme heyeti, Demir’in savunmasında iddianameye konu teşkil eden SD kartın ikamet ettiği evden çalındığına ve buna ilişkin savcılığın soruşturma yürüttüğünü dair bu soruşturmanın akıbetinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan sorulmasına karar verdi. Yine Demir’in daha önce yargılandığı dosyadaki paylaşımlarına dair Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne müzekkere yazılarak kararın örneğinin mahkemeye gönderilmesine karar verildi. Hafıza kartlarından çıkan görüntülerin birer örneğinin savunmasını hazırlaması için Demir’e verilmesine karar veren mahkeme, ayrıca suç unsuruna rastlanmadığı belirlenen dijital materyallerin de iadesine hükmetti.

Davanın bir sonraki duruşması 23 Ocak 2020 saat 11:00’e bırakıldı.

2. Standing - Oct. 23, 2019


Gazeteci Hayri Demir, 16 Mart 2017’de Ankara’da gözaltına alındı. Sekiz günlük gözaltı sürecinin ardından adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Bu soruşturmada Demir’e Demokratik Birlik Partisi (PYD - Partiya Yekîtiya Demokrat) denetiminde bulunan Suriye’nin kuzeyine giderek bu bölgeden yaptığı haberler suçlama olarak yöneltildi. İki yılı aşkın süre devam eden soruşturma sonunda Ankara Cumhuriyet Savcısı Muhammed Akif Ongun tarafından 16 Mayıs 2019’da iddianame hazırlandı.

İddianamenin hazırlanmasıyla birlikte soruşturmaya konu delillerin Demir’in 28 Şubat 2016’da evine giren hırsızların çaldığı fotoğraf makinasına ait hafıza kartının emniyete ulaştırılmasıyla elde edildiği ortaya çıktı. İddianamede Ö.H. isimli şahsın hırsızlık olayının üzerinden henüz 24 saat geçmeden Demir’in evinin bulunduğu sokakta hafıza kartlarını bulduğu ve emniyete ulaştırdığı ileri sürüldü.

İddianamede Demir’in Suriye’de haber amaçlı çektiği görüntü ve fotoğraflar, “örgüt içerisinde faaliyet yürütmek” kapsamında değerlendirildi. Ayrıca sosyal medya paylaşımlarına da yer verilen iddianamede Demir’in “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla cezalandırılması talep edildi.
İddianame Demir’in yargılamasının devam ettiği Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Demir’in “Silahlı Örgüt Üyesi Olmak” ve “Silahlı Örgüt Propagandası Yapmak” iddiasıyla cezalandırılması talep edilen davanın duruşması 24 Eylül 2019’da görüldü.

Duruşmada hazır bulunan Demir, iddianamenin kendisine teblip edilmediğini belirterek savunma için süre talep etti. Mahkeme heyeti Demir’in talebini kabul ederek bir sonraki duruşmayı 23 Ekim 2019’a bıraktı.

Davanın ikinci duruşmasında savunma yapan Demir, suçlamaların tamamen gazetecilik faaliyetleri kapsamında olduğunu ve gazetecilik faaliyeti dışında herhangi bir delilin dosyayada bulunmadığına dikkat çekti. “Bu dosya tamamen bana karşı hazırlanmış bir kumpas dosyasıdır” diyen Demir, davanın evinden çalınan hafıza kartlarının emniyete teslim edilmesiyle açıldığını belirtti. Delillerin hukuka aykırı elde edildiğini belirten Demir, beraatini talep etti.

Davanın bir sonraki duruşması 23 Ocak 2020 tarihine bırakıldı.



Next Trial: Jan. 23, 2020, 11 a.m.


Tutuksuz yargılanan gazeteci Hayri Demir ile avukatı Gulan Çağın Kaleli, duruşmada hazır bulundu. Başkan Muhammet Karaca, üyeler Oğuzhan Bülent Ataalp ve Çağlar Gürlüpınar ile savcı Nuri Gül yerini aldı.

Kimlik tespitinin ardından Demir savunma yaptı. Demir’in savunmasının satır başları şöyleydi:

“Burada gazetecilik mesleğim nedeniyle, gazeteciliğin yargılandığını belirterek başlamak istiyorum. Çünkü onlarca sayfa olarak hazırlanan dosyada gazetecilik mesleğime dair faaliyetim dışında tek bir iddia, suçlama ya da delil konulmamıştır. Sırf mesleğimi yaptığım için bugün burada yargılanıyorum.

Demir, devamında gazetecilik tanımı yapmak istedi. Ancak Mahkeme Başkanı Karaca, Demir’in sözünü keserek, “Gazetecilik tanımı yapma, iddianamedeki suçlamalara dair savunma yap” dedi. Demir ise “Ama burada yargılanan mesleki faaliyetlerimdir. Dolayısıyla gazeteciliğin ne olduğunu, gazetenin kim olduğunun çerçevesini çizdikten sonra suçlamalara tek tek anlatacağım. Çünkü gazeteciliğim suçlama konusu yapılmıştı” diye karşılık verdi ve savunmasına kaldığı yerden devam etti:

“Beğenseniz de beğenmeseniz de suçlamaya çalışılanın adı gazeteciliktir. Sadece ben değil, mesleğini yaptığını için yüzlerce meslektaşım da aynı gerekçelerle yargılanmaktayız. Dünyada üzerindeki 180 ülkeden Türkiye basın özgürlüğü açısından 157. sırada yer alıyor. Her geçen gün de daha da geriye düşmekteyiz. Şu an burada bir gazeteci olarak yargılanırken, 100’ü aşkın meslektaşım en azından benim kadar şanslı olmadığı için tutuklu olarak yargılanıyor. Gazetecilerin mesleklerini yapmaları için bu adliyelerde olmaları gerekirken, bu davalarla mesailerimiz duruşma salonlarında mesleğimizi savunarak geçirmekle karşı karşıyayız. Bu fotoğraf bile gazetecilerin nasıl bir baskı ile karşı karşıya kaldığının açık göstergesidir.

Elbette sadece kendi adıma endişe duymuyorum; bana bu yargılamanın sonunda talep edilen ceza miktarı kadar ceza verseniz de buna dair bir endişem ya da korkum yoktur. Gazeteciliğin ateşten gömlek giymek olduğunu sahada bir fiil olarak deneyimledim. Sadece sahada karşı karşıya kaldıklarımızla değil aslında mesleğimiz gereği karşı karşıya kaldığımız baskılar da bu mesleğin ateşten gömlek giymek olduğunu gösteriyor. Asıl endişem gazetecilik mesleği olduğu gibi tüm toplum adınadır. Çünkü bugün gazeteciler, akademisyenler, hak savunucuları başta olmak üzere neredeyse tüm meslek grubundan insanlar, davalarla sindirilmeye çalışılıyor. Muhalif tek bir sesin, görüşün ifade özgürlüğü kapsamında dahi dile getirilmesine tahammül edilmezken, muhaliflerin karşısında bulunan kesimlere de ilginç bir şekilde ‘sınırsız bir ifade özgürlüğü’ tanınıyor.”

“Dosyanın esasına girmeden önce usulüne ilişkin kimi hususlara dikkat çekmek istiyorum. Elbette içeriğine dair hususlara tek değineceğim; ancak öncelikle soruşturma ve ardından hazırlanan iddianamenin kumpasla tarif edilebilecek bir dosya olduğunu belirtmek istiyorum. Dosyanın savcılığa iade edilmesini ve savcılık tarafından da böylesi bir soruşturmanın hukuk tarihine kara bir leke olarak geçmemesi için takipsizlik kararı verilmesini talep ediyorum. Çünkü tamamen hukuk dışı elde edilmiş olan, çelişkiler nedeniyle aydınlatılmayan bir hırsızlık durumuyla elde edilmiş olan hafıza kartlarındaki habercilik faaliyetlerim “suçmuş” gibi önüme konulmuş. Elbette gazetecilik suç değildir, önüme ‘suç’ olarak konulanların tamamımın da gazetecilik faaliyeti kapsamında olduğunu belirtiyorum.”

“Dosyadaki çelişkiler bir kumpas ile karşı karşıya olduğumu gösteriyor. Kart bulunmadan bir gün önce kaldığım eve hırsız giriyor. Kartların bulunduğu çekmecenin üzerindeki kumbaraya ya da başka değerli bir şeye dokunmuyor. Nedense çekmecedeki kartları almak gibi bir girişimde bulunuyor. Bu kart bir gün sonra da emniyete ulaşıyor. Kimseyi zan altında bırakamam ama bu durumun kendisi hayatın olağan akışına ters bir durumdur. Bu nasıl bir hırsızlık girişimi takdiri sizlere bırakıyorum.” dedi.

Demir, hafıza kartının bulunan ve delil olarak dosyaya konulan görüntülere ilişkin ise şu savunmayı yaptı: “Evet Suriye’ye gittim, bu gizli saklı olarak yaptığım bir durum değildi. Suriye’ye geçmeden önce sınır hattında da günlerce haber takibinde bulundum. Hatta kapanan Başbakanlığa bağlı Basın Enformasyon Başkanlığı tarafından özel akredite verilerek, sınır hattındaki gelişmeleri takip ettim ki buna dair verilen kimlik kartını soruşturma aşamasında dosyaya ibraz ettik. Sınır hattında çalıştığım dönemde bugün olduğu gibi sınır kapıları kapalıydı. Benim gibi onlarca gazeteci sınırı kaçakçıların eşliğinde geçerek, sınırın diğer tarafından gelişmeleri aktardı. Gizli saklı gitmiş olsaydım, o günlerde yaptığım haberler imza kullanmaz, video anonsları çekmezdim. O günlerde yaptığım onlarca haber, dosyaya konulan fotoğraflar birçok televizyon ve gazetede yayımlanan haberler oldu. O günlerde ve sonrasında hatta bugünlerde bile gazeteciler yasal olmayan yollardan gidiyor. Orada haber yapıp dönüyor.”

“Dosyada ilginç birkaç durum daha var. Nedense gözaltına alındıktan sonra 4 Nisan 2017’de birisi ihbar ediyor. Kaldı ki o dönem Bolu’da da yaşamıyorum. Bolu’dan ayrılalı beş yıl olmuş. Mezun olduğumu belirtmiş bir de ihbarcı. Ardından da savcılık tarafından hakkımda soruşturma açılıyor. İlginç olan soruşturma aşamasında gözaltına alınıp tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmamdan hemen sonra bu ihbar yapılıyor. Soruşturmaya dayanak olan delillerin hukuk dışı deliller olacağı düşünülmüş ki böylesi bir ihbar yapılıyor demek istemiyorum ama hissettirilen tamamen bu.”

Demir, 2015 yılında HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile yaptığı söyleşi ve o sırada çektirdiği fotoğrafında “suç unsuru” olarak dosyaya konulduğunu anımsatarak, “Bir siyasi partinin genel başkanı, milletvekili ile mesleğim kapsamında söyleşi yapmam, bunu yayınlamam dahi suçlama konusu yapılıyor. Bu nedenle başta da belirtiğim gibi burada gazetecilik faaliyetimden dolayı yargılanıyorum” dedi.

Demir, şöyle devam etti: “Evet bugün burada gazetecilik mesleğimden dolayı yargılanıyorum. Burada anayasada güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğini belirtmek istiyorum. Sırf bu nedenlerle AİHM’de 2018 yılında düşünce ve ifade özgürlüğü konularında en fazla mahkum edilen ülkeyiz. Ben bir gazeteciyim. Mesleğimin gereği olarak kamuoyunu bilgilendirmek adına binlerce haber yazdım. Aslında anayasa gazeteciye bir noktada güvence de veriyor. Ancak ne yazık ki bu güvenceye rağmen gazetecilik ve suç olguları yan yana getirilmektedir. Gazetecinin işi haber yapmaktır, haber bir suç unsuru değildir. Beraatimi ve gazetecilik faaliyetlerimi özgürce yürütme hakkımı talep ediyorum.”

Demir’in ayrıntılı savunmasına ulaşmak için tıklayınız

Ardından avukatı Gulan Çağın Kaleli, beyanlarda bulundu.

Kaleli, davanın hukuk dışı delillerle ortaya konulduğunu belirterek, hırsızlık olayına dair açılan soruşturmanın akıbetinin sorulmasını talep etti. Yine Demir’in bu dosyadaki paylaşımlarının farklı dosyalarda da yargılama konusu yapıldığını belirten Kaleli, bu dosyaların da dosyaya eklenmesini talep etti.

Kaleli, yazılı savunmalarını hazırlamak için suçlamaya konu görüntülerin bulunduğu materyallerin birer kopyasının kendilerine verilmesini talep ederek, süre talebinde bulundu.

Mahkeme heyeti, duruşmaya ara vermeden ara kararını açıkladı.


Mahkeme heyeti, Demir’in savunmasında iddianameye konu teşkil eden SD kartın ikamet ettiği evden çalındığına ve buna ilişkin savcılığın soruşturma yürüttüğünü dair bu soruşturmanın akıbetinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan sorulmasına karar verdi. Yine Demir’in daha önce yargılandığı dosyadaki paylaşımlarına dair Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne müzekkere yazılarak kararın örneğinin mahkemeye gönderilmesine karar verildi. Hafıza kartlarından çıkan görüntülerin birer örneğinin savunmasını hazırlaması için Demir’e verilmesine karar veren mahkeme, ayrıca suç unsuruna rastlanmadığı belirlenen dijital materyallerin de iadesine hükmetti.

Davanın bir sonraki duruşması 23 Ocak 2020 saat 11:00’e bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma belirlenen saatinde başladı. Duruşmanın görüldüğü adliye binasına X-Ray cihazından yapılan aramadan sonra girildi. Duruşma salonu mahkemenin kendi salonu değil, farklı bir mahkemeye ait daha küçük bir duruşma salonu olarak belirlenmişti. Duruşmayı takip etmek isteyenlerin salona girişinde herhangi bir engel çıkartılmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonu ağır ceza mahkemelerinin salonlarına göre küçük bir salondu. İzleyiciler için on kişilik bir sıra ayrılmıştı. Beyanlar SEGBİS ile kayıt altına alındı. Duruşma salonu havalandırılmış ve temizdi.

Duruşmaya Katılım

Demir ve avukatı Gulan Çağın Kaleli’nin yanı sıra Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği, Af Örgütü temsilcileri ile çok sayıda gazeteci duruşmayı takip etti.

Genel Gözlemler

Mahkeme başkanı Demir’in savunmasını iki kez kesti. Demir’in savunmasını yaptığı sırada notlar aldığı görüldü. Demir ve avukatının tüm talepleri kabul edildi. Heyetin savunmaları dinlediği görüldü.

1. Standing - Sept. 24, 2019


Gazeteci Hayri Demir, 16 Mart 2017’de Ankara’da gözaltına alındı. Sekiz günlük gözaltı sürecinin ardından adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Bu soruşturmada Demir’e Demokratik Birlik Partisi (PYD - Partiya Yekîtiya Demokrat) denetiminde bulunan Suriye’nin kuzeyine giderek bu bölgeden yaptığı haberler suçlama olarak yöneltildi. İki yılı aşkın süre devam eden soruşturma sonunda Ankara Cumhuriyet Savcısı Muhammed Akif Ongun tarafından 16 Mayıs 2019’da iddianame hazırlandı.

İddianamenin hazırlanmasıyla birlikte soruşturmaya konu delillerin Demir’in 28 Şubat 2016’da evine giren hırsızların çaldığı fotoğraf makinasına ait hafıza kartının emniyete ulaştırılmasıyla elde edildiği ortaya çıktı. İddianamede Ö.H. isimli şahsın hırsızlık olayının üzerinden henüz 24 saat geçmeden Demir’in evinin bulunduğu sokakta hafıza kartlarını bulduğu ve emniyete ulaştırdığı ileri sürüldü.

İddianamede Demir’in Suriye’de haber amaçlı çektiği görüntü ve fotoğraflar, “örgüt içerisinde faaliyet yürütmek” kapsamında değerlendirildi. Ayrıca sosyal medya paylaşımlarına da yer verilen iddianamede Demir’in “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla cezalandırılması talep edildi.

İddianame Demir’in yargılamasının devam ettiği Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Demir’in “Silahlı Örgüt Üyesi Olmak” ve “Silahlı Örgüt Propagandası Yapmak” iddiasıyla cezalandırılması talep edilen davanın duruşması 24 Eylül 2019’da görüldü.

Duruşmada hazır bulunan Demir, iddianamenin kendisine teblip edilmediğini belirterek savunma için süre talep etti. Mahkeme heyeti Demir’in talebini kabul ederek bir sonraki duruşmayı 23 Ekim 2019’a bıraktı.



Next Trial: Oct. 23, 2019, 10:30 a.m.


Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşmasında gazeteci Hayri Demir, hazır bulundu. Avukatları Gulan Çağı Kaleli ve Nuray Özdoğan mazeret bildirerek duruşmaya katılmadı.

Mahkeme heyeti Muhammet Karaca başkanlığında üye hakimler Oğuzhan Bülent Ataalp ve Ali Rıza Doğmuş’tan oluştu. Duruşma savcısı Nuri Gül’dü.

Duruşma kimlik tespitiyle başladı. Duruşmayı Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) takip etti.

Bu sırada mahkeme başkanı, “Seni başka dosyadan da dinlememiş miydik?” diye sordu.

Demir, aynı mahkemede gazeteci Sibel Hürtaş ile birlikte yargılandığı davayı anımsatarak, “Evet başka bir gazeteciler dosyasında daha yargılanıyorum” yanıtını verdi.

Mahkeme başkanının yanıtı ise “Yalnız burada gazeteci yargılamıyoruz” oldu.

Daha sonra beyanda bulunan Demir, iddianamenin kendisine tebliğ edilmediği belirterek, savunmasını hazırlayamadığı için süre talebinde bulundu.


Yaklaşık üç dakika süren duruşmada karar ara verilmeden açıklandı. Mahkeme heyeti bir sonraki duruşmayı 23 Ekim 2019 saat 10:30 bıraktı.


Duruşma Öncesi

Duruşmanın görüldüğü Ankara Adliyesi’ne X Ray cihazından geçilerek girildi. Kemer ve çantalar cihazdan geçirilmesine rağmen güvenlik görevlileri tarafından üst araması da yapıldı.

Duruşma için 11:45 saati belirlenmesine rağmen yaklaşık 3 saat geç başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü mahkeme salonu Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’ne ait kendi salonu değildi. Duruşma için asliye ceza mahkemelerinin bulunduğu katta farklı ve daha küçük bir duruşma salonu belirlenmişti. Kapısı herhangi bir tabela takılmamış, yazılı bir kağıt ile mahkeme ismi asılmıştı. Salon havalandırılmış ve temizdi.

Duruşmaya Katılım

Demir duruşmada hazır bulundu. Ayrıca TGS Ankara yöneticileri Sibel Hürtaş ve Alican Uludağ duruşmayı izledi. Duruşma salonunda mahkeme heyetinin koruması olan iki polis bulunuyordu.

Genel Gözlemler

Duruşmada mahkeme başkanı Karaca ile Demir arasında geçen diyalog dışında herhangi bir olağandışı durum yaşanmadı. Heyet kararını ara vermeksizin açıkladı. Duruşma için bir aydan daha kısa bir tarih belirlenmesi dikkat çekti.

Hayri Demir - Membership and Propaganda Trial (Indictment)

Hayri Demir - Membership and Propaganda Trial 1. Standing (Minutes of the Hearing)

Hayri Demir - Membership and Propaganda Trial 2. Standing (Minutes of the Hearing)

Hayri Demir - Membership and Propaganda Trial 2. Standing (Defense)