Hayri Demir

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - Afrin Operation Social Media Trial

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, gazeteci Hayri Demir hakkında, sosyal medya hesabındaki paylaşımları gerekçe göstererek soruşturma başlattı. Soruşturma; Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyindeki Afrin’e yönelik askeri operasyon sırasında yaptığı sosyal medya paylaşımları üzerine kuruldu. 22 Ocak 2018’de Ankara’daki evine düzenlenen polis baskını ile gözaltına alındı. Cep telefonuna, bilgisayarına ve haber notlarının bulunduğu dört ajandasına el kondu.

Aralarında Artı TV Ankara Temsilcisi Sibel Hürtaş’ın da bulunduğu 11 kişi ile birlikte Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Dört gün boyunca; Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nün “gözaltı merkezi” olarak kullandığı kapalı spor salonunda tutuldu. Emniyet sorgusunda; “Afrin operasyonu” üzerine altı sosyal medya paylaşımına ilişkin sorular yöneltildi. Bu paylaşımlar; “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “terör örgütü propagandası” suçlamaları kapsamında değerlendirildi.

26 Ocak 2018’de Ankara Adliyesi’ne çıkarıldı. Savcılık ifadesi alınmadan tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkeme, hakkında yurt dışına çıkış yasağı koyarak, tahliyesine karar verdi.

Demir ile birlikte gazeteci Sibel Hürtaş’ın da aralarında bulunduğu 11 kişi hakkındaki iddianame 9 Nisan 2018’de tamamlandı.

Gazeteci Hayri Demir ile birlikte gazeteci Sibel Hürtaş’ın da aralarında bulunduğu 11 kişi hakkındaki iddianame, 9 Nisan 2018’de tamamlandı.

46 sayfalık iddianamenin 30 sayfası “PKK’nin tarih ve yapılanmasına dair değerlendirmelerden” oluştu. Bu değerlendirmeler benzer suçlamalarla hazırlanan iddianamelerinde kullanılan ortak metnin bir parçasıydı.

Fırat Haber Ajansı’nın, “Afrin operasyonu” ile ilgili 19 farklı haberi de iddianameye kondu. Soruşturmanın bu haberlerin yayınlanması üzerine başlatıldığı belirtildi. Söz konusu haberler; “terör örgütü propagandası yapmak” ve “halkı kin ve düşmanlığa sevk edici paylaşımlarda bulunmak” kapsamında değerlendirildi.

Demir hakkındaki suçlamalara, iddianamenin bir sayfasında yer verildi. Afrin’e düzenlenen askeri operasyona ilişkin gelişmeleri aktaran sosyal medya paylaşımları, delil olarak gösterildi. Paylaşımlardan bazıları şöyleydi:

“Afrin doğusuna düşen Şehba bölgesinde Zivan köyü civarında da çatışmalar yaşanıyor. Bu arada Bülbül köyü civarındaki çatışmaların durduğu ve ÖSO’nun geri çekildiği yönünde bilgiler geliyor.”

“Yerel kaynaklar Afrin’in kuzeyinde ve Türkiye sınır hattındaki Bülbül köyü civarında YPG ile ÖSO TSK arasında şiddetli çatışmaların olduğu bilgisini veriyor. Hemen sınır hattındaki bir köye dünden bu yana yoğun top atışları vardı.”

“Böylesi haberlerle her karşılaştığımda tek hatırladığım Kobani sınırlarında aynı anda artarda çekilmiş̧ bu fotoğraflarla gerçeğin nasıl örtbas edildiği, o gün bu medya fotoğraflar düştüğü durumu gözler önüne sermiştir. Görünüşe göre Anadolu Ajansı herkesten önce operasyona başlamış̧, son dakika diye geçtiği Rus askeri çekildi haberi Şam’dan son dakika ile yalanlandı.”

Demir’in bu paylaşımları, 19 Ocak 2018’de yapmıştı. Ancak paylaşımlara ve soruşturmalara konu olan “Afrin operasyonu” o tarihte henüz başlamamıştı.

Demir’in; Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ile cezaevinden mektup yoluyla yaptığı söyleşinin metni de iddianameye delil olarak kondu.

İddianamede, Demir hakkında daha önce açılan soruşturmaların bilgisine de yer verilmesi dikkat çekti. Ancak sıralanan soruşturmalar, yargılamalar henüz tamamlanmamıştı.

İddianamede, Demir; Türk Ceza Yasası’nın 216. maddesinde düzenlenen “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmekle” suçlandı. Hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası istendi. Demir, ayrıca; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesinde düzenlenen “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Bu suçu işlediği iddiasıyla da hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası istendi. Böylece; Demir hakkında, toplamda iki yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Demir’in ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi kapsamında, “belirli haklardan yoksun bırakılması” da istendi.

İddianame, Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Mahkemenin; Demir’i, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek” ve “terör örgütü propagandası yapmak” iddialarıyla yargılayan mahkeme ile aynı mahkeme olması dikkat çekti.

Gazeteci Hayri Demir ve Sibel Hürtaş ile 10 kişi hakkındaki yargılama, Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 6 Eylül 2018’de görülen ilk duruşma ile başladı.

Demir, suçlandığı sosyal medya paylaşımlarının kaynağının haber olduğunu savundu. Suçlandığı paylaşımların yapıldığı iddia edilen tarihte; Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyindeki “Afrin operasyonuna” henüz başlamadığını anımsattı. “Afrin operasyonu” başlamadan yapılan paylaşımlarla operasyonu nasıl karalayabileceğini sorguladı. Paylaşımlarında bir haberin tüm öğelerinin olduğunu belirten Demir, sadece gazeteciliğinin yargılandığını ifade etti. Demir, savunmasında şu ifadeleri kullandı:

“Beş tweet’ten yargılanıyorum. Beş tweet 111 kelimeden oluşuyor. 700 harf yapıyor. Harf başına altı gün ceza isteniyor hakkımda. Gazetecilik yapmanın bu kadar suç olmaması gerekiyor. Gazetecilik suç değildir.”

Mahkeme; Demir’in suçlandığı sosyal medya paylaşımlarının hangi tarihte yapıldığına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü’nden bilgi istenmesine karar verdi.

Demir ayrıca, mahkemeye; 18 farklı yayın organında yayımlanan ve suçlandığı sosyal medya paylaşımlarıyla benzer içerikli haberleri sundu.

Mahkeme, gazeteci olmayan tutuklu üç sanığın tahliyesine karar verdi.

Yargılamanın ikinci duruşması, 22 Kasım 2018’de görüldü. Duruşmada, mahkeme heyetinden bir üyenin değiştiği görüldü. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün, paylaşımların ne zaman yapıldığını gösteren raporu dosyaya eklendi. Duruşmada, Demir ile birlikte Sibel Hürtaş’ın da duruşmalardan vareste tutulmasına, yani duruşmalara katılma zorunluluğunun kaldırılmasına karar verildi.

Yargılamanın üçüncü duruşması, 22 Ocak 2019’da görüldü. Avukat Nilay Nayman; suçlanan paylaşımlarda suç unsuru bulunmadığını belirtti. Mahkeme; dosyanın, esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa gönderilmesine karar verdi.

Yargılamanın dördüncü duruşması 27 Mart 2019’da görüldü.

Duruşma savcısı, bu duruşmada; esas hakkındaki mütalaasını açıklamadı. Bunun yerine gazeteci Hayri Demir’in de aralarında bulunduğu yedi kişi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamındaki “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağıladığı” iddiasıyla soruşturma açılmasını istedi.

Yasalara göre; bir kişi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamında soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanlığı’nın izni gerekiyordu. Mahkeme, soruşturma için Adalet Bakanlığı’na başvurulmasına karar verdi.

Yargılamanın beşinci duruşması 3 Temmuz 2019’da görüldü. Gazeteci Hayri Demir ile birlikte yedi sanık hakkında soruşturma açılabilmesi için gereken Adalet Bakanlığı izninin gelmediği görüldü.

Yargılamanın altıncı duruşması 3 Aralık 2019’da görüldü. Demir, “Bir yıldır duruşmalara geliyoruz ama bir adım dahi atılmış değil. Yargılamanın sürmesi hem bu açıdan bizi zor duruma sokuyor hem de davada hâlâ karar verilmediği için hakkımızdaki adli kontrol hükümleri de devam ediyor. Bu davanın uzaması ve adli kontrol hükümlerinin sürmesi nedeniyle mağduriyetimiz var. Yargı Paketi yürürlüğe girdiği için davanın temeli ortadan kalkmıştır. Ayrıca Türk Ceza Kanunun 301. Maddesi için yargılama talep etmenizin hukuki alt yapısı yoktur” dedi.

Demir, hakkındaki yurtdışı çıkış yasağının kaldırılmasını ve beraatini talep etti. Yurtdışına çıkış yasağının kaldırılması yönündeki talepler reddedildi.

Yargılama, 26 Mart 2020 tarihli yedinci duruşma ile devam edecekti. Ancak, duruşma; “coronavirüs” pandemisi karşısında Türkiye’de alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi.

Yargılamanın sekizinci duruşması, 25 Haziran 2020 tarihinde görüldü.

Hayri Demir hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanlığı’ndan izin istenmişti. Ancak, Adalet Bakanlığı’nın, henüz görüş bildirmediği görüldü.

Demir; hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanlığı’ndan, yaklaşık bir yıl önce izin istendiğini, bu talebe dayanak gösterilen sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek daha önce zaten yargılandığını söyledi. Adalet Bakanlığı’ndan istenen izin için daha fazla beklenmemesini talep etti.

Bursa’da yaşayan bir kişinin, Demir aleyhine verdiği ifadenin bu yargılama dosyasına eklendiği görüldü. Mahkeme başkanı, beyanı okudu. Buna göre, beyanda bulunan kişi; “Demir’i, 2015 Aralık ayında Suriye’nin Kamışlı bölgesinde gördüğünü, o dönem Dicle Haber Ajansı (DİHA) bünyesinde faaliyet gösterdiğini, DİHA için bu bölgede haber yaptığını” iddia etmişti.

Demir, 2015 yılı Aralık ayında, Suriye’de gazeteci olarak çalıştığını, hakkında ifade veren kişiyi de gazeteci olarak tanıdığını söyledi. Demir, söz konusu ifadelerin, hakkındaki bu yargılamanın dosyası ile ilgili olmadığını; aynı ifadelerin hakkındaki açılan diğer dosyada da yer aldığını dile getirdi.

Gazeteci Sibel Hürtaş ise savunmasında; kendisine Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasının yöneltildiğini, ancak kamuoyunda “Yargıda Reform Paketi” olarak bilinen yasal düzenleme ile bu madde üzerinde düzenleme yapıldığını anımsattı. Hürtaş; “Biz, hala, 1. Yargı Paketi’ni pratiğe sokabilmiş değiliz” diyerek, yasanın uygulanması gerektiğini belirtti.

Hürtaş, ayrıca; Hayri Demir hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca istenen soruşturma izninin kendisini kapsamadığını, ancak Adalet Bakanlığı’ndan beklenen yazının gelmemesi nedeniyle, hakkındaki yargılamanın da uzatıldığını belirtti. Bu yüzden, hakkındaki dosyanın, ana dosyadan ayrılmasını talep etti.

Demir ve Hürtaş’ın avukatı Nuray Özdoğan ise Demir hakkında beyanda bulunan kişinin, “Demir’in haberci olduğunu” söylediğini anımsattı. Beyanların hiçbirinin Demir’in aleyhine olmadığını söyledi. Ancak, beyanların devam eden bir yargılama dosyasına eklenmesinin hukuksuz olduğuna dikkat çekti. Bunun, “kanaat yaratmaya yönelik olduğunu” söyledi. Özdoğan, gazeteciler hakkındaki yurtdışına çıkış yasağının kaldırılmasını talep etti.

Mahkeme, gazeteciler hakkındaki yurtdışına çıkış yasağı uygulamasının sürdürülmesine karar verildi. Hayri Demir hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca soruşturma açılması için Adalet Bakanlığı’ndan istenen görüşün beklenmesine karar verdi.

Yargılamanın, 25 Kasım 2020 tarihinde görülecek dokuzuncu duruşma ile devam etmesine karar verildi.

8. Standing - June 25, 2020


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 22 Ocak 2018’de; Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyindeki Afrin kentine yönelik askeri operasyonu sırasında sosyal medyadan paylaşım yapanlar hakkında soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında; gazeteci Hayri Demir ve Sibel Hürtaş’ın da aralarında olduğu 12 kişi, Ankara’daki evlerine düzenlenen polis baskını ile gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün “gözaltı merkezi” olarak kullandığı kapalı spor salonuna götürüldü.

Emniyet’te, Demir ve Hürtaş’a; Afrin operasyonuna ilişkin sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları soruldu.

Gazeteci Sibel Hürtaş, 25 Ocak 2018’de; Ankara Adliyesi’nde savcılığa çıkarıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

Gazeteci Hayri Demir ise, 26 Ocak 2018’de, Ankara Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık ifadesi alınmadan Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklanması istendi. Hakimlik, Demir’i; yurtdışına çıkış yasağı şartı ile tahliye etti.

Gazeteciler Demir ve Hürtaş’ın da aralarında bulunduğu 12 kişi hakkındaki iddianame, 9 Nisan 2018’de tamamlandı. İddianame, 14 Mayıs 2018’de; Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve gazeteciler hakkındaki dava açıldı.

Yargılama; Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 6 Eylül 2018’de görülen ilk duruşma ile başladı. İlk duruşmada, üç tutuklu sanığın tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesine karar verildi.

Yargılamanın ikinci duruşması 22 Kasım 2018’de görüldü. Bu duruşmada, sanıkların ek savunma için süre talepleri kabul edildi. Tüm sanıkların duruşmalara katılma zorunluluğu kaldırıldı.

Yargılamanın üçüncü duruşması 22 Ocak 2019’da görüldü. Mahkeme, yargılama dosyasının; esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa gönderilmesine karar verdi.

Yargılamanın dördüncü duruşması 27 Mart 2019’da görüldü. Duruşma savcısı, bu duruşmada; esas hakkındaki mütalaasını açıklamadı.

Gazeteci Hayri Demir’in de aralarında bulunduğu yedi kişi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamındaki “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağıladığı” iddiasıyla soruşturma açılmasını istedi.

Yasalara göre; bir kişi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamında soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanlığı’nın izni gerekiyordu. Mahkeme, soruşturma için Adalet Bakanlığı’na başvurulmasına karar verdi.

Yargılamanın beşinci duruşması 3 Temmuz 2019’da görüldü. Gazeteci Hayri Demir ile birlikte yedi sanık hakkında soruşturma açılabilmesi için gereken Adalet Bakanlığı izninin gelmediği görüldü.

Yargılamanın altıncı duruşması 3 Aralık 2019’da görüldü. Yurtdışına çıkış yasağının kaldırılması yönündeki talepler reddedildi.

Hayri Demir ile birlikte yedi sanık hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamında soruşturma açılması için gereken Adalet Bakanlığı izni henüz dosyaya eklenmedi.

Yargılama, 26 Mart 2020 tarihli yedinci duruşma ile devam edecekti. Ancak, duruşma; pandemi ilan edilen “corona virüs” salgını karşısında Türkiye’de alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi.

Yargılamanın sekizinci duruşması, 25 Haziran 2020 tarihinde görüldü.



Next Trial: Nov. 25, 2020, 9:10 a.m.


Gazeteciler Hayri Demir ile Sibel Hürtaş hakkındaki yargılamanın, saat 09.00’da başlaması gereken sekizinci duruşması, yarım saat gecikme ile saat 09.30’da başladı.

Demir ve Hürtaş, duruşmaya; avukatları Nuray Özdoğan ile birlikte katıldı.

Hayri Demir hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanlığı’ndan izin istenmişti. Ancak, Adalet Bakanlığı’nın, henüz görüş bildirmediği görüldü.

Bursa’da yaşayan bir kişinin, Demir aleyhine verdiği ifadenin bu yargılama dosyasına eklendiği görüldü. Mahkeme başkanı, beyanı okudu. Buna göre, beyanda bulunan kişi; “Demir’i, 2015 Aralık ayında Suriye’nin Kamışlı bölgesinde gördüğünü, o dönem Dicle Haber Ajansı (DİHA) bünyesinde faaliyet gösterdiğini, DİHA için bu bölgede haber yaptığını” iddia etmişti.

Hakim, Demir’e; aleyhinde beyanda bulunan kişiyi tanıyıp, tanımadığını sordu. 2015 yılı Aralık ayında, Suriye’de gazeteci olarak çalıştığını, hakkında ifade veren kişiyi de gazeteci olarak tanıdığını söyledi. Demir, söz konusu ifadelerin, hakkındaki bu yargılamanın dosyası ile ilgili olmadığını; aynı ifadelerin hakkındaki açılan diğer dosyada da yer aldığını dile getirdi.

Demir; hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanlığı’ndan, yaklaşık bir yıl önce izin istendiğini, bu talebe dayanak gösterilen sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek daha önce zaten yargılandığını söyledi. Adalet Bakanlığı’ndan istenen izin için daha fazla beklenmemesini talep etti.

Gazeteci Sibel Hürtaş ise savunmasında; kendisine Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasının yöneltildiğini, ancak kamuoyunda “Yargıda Reform Paketi” olarak bilinen yasal düzenleme ile bu madde üzerinde düzenleme yapıldığını anımsattı.

Hakimin, Hürtaş’a, yapılan düzenlemenin ne olduğunu sorması dikkat çekti. Hürtaş, yapılan düzenleme ile haber ve eleştirilerin “terör örgütü propagandası” suçlamasını oluşturmayacağı yönünde düzenleme yapıldığını anımsattı.

Hürtaş; “Biz, hala, 1. Yargı Paketi’ni pratiğe sokabilmiş değiliz” diyerek, yasanın uygulanması gerektiğini belirtti.

Hürtaş, ayrıca; Hayri Demir hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca istenen soruşturma izninin kendisini kapsamadığını, ancak Adalet Bakanlığı’ndan beklenen yazının gelmemesi nedeniyle, hakkındaki yargılamanın da uzatıldığını belirtti. Bu yüzden, hakkındaki dosyanın, ana dosyadan ayrılmasını talep etti.

Demir ve Hürtaş’ın avukatı Nuray Özdoğan ise Demir hakkında beyanda bulunan kişinin, “Demir’in haberci olduğunu” söylediğini anımsattı. Beyanların hiçbirinin Demir’in aleyhine olmadığını söyledi. Ancak, beyanların devam eden bir yargılama dosyasına eklenmesinin hukuksuz olduğuna dikkat çekti. Bunun, “kanaat yaratmaya yönelik olduğunu” söyledi.

Yargılamanın, Ocak 2018’den beri sürdüğünü, bunun masumiyet karinesini de ihlal ettiğini dile getirdi.

Avukat Nuray Özdoğan, ayrıca; gazeteciler hakkındaki yurtdışına çıkış yasağının da kaldırılmasını talep etti. Bu tedbirin, bir cezalandırmaya dönüştüğünü söyledi.

Özdoğan, “Yargı paketi” ile, Meclis’in; bu tip soruşturma ve yargılamaların önüne geçmeyi amaçladığını belirterek, gazeteciler hakkında, yasanın düzenleme yapılmış haliyle uygulanmasını da talep etti.

Duruşma savcısı, gazeteciler hakkındaki yurtdışına çıkış yasağının uygulanmasına devam edilmesini talep etti. Demir’in, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca soruşturulması için Adalet Bakanlığı’ndan istenen görüşün beklenmesini istedi.

Mahkeme heyeti, karar için duruşmaya ara vermedi.


Heyet, ara kararını açıkladı.

Mahkeme, Sibel Hürtaş’ın dosyasının, ana dosyadan ayrılması yönündeki talebini reddetti.

Avukat Nuray Özdoğan’ın, gazeteciler hakkındaki yurtdışına çıkış yasağına son verilmesi yönündeki talebi de kabul edilmedi. Mahkemenin, yurtdışına çıkış yasağının; “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ölçülülük ilkesine uygun olduğunu” belirtmesi dikkat çekti. Gazeteciler hakkındaki yurtdışına çıkış yasağı uygulamasının sürdürülmesine karar verildi.

Mahkeme; Hayri Demir hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca soruşturma açılması için Adalet Bakanlığı’ndan istenen görüşün beklenmesine karar verdi.

Yargılamanın, 25 Kasım 2020 tarihinde görülecek dokuzuncu duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Yargılamanın sekizinci duruşması Ankara Sıhhiye Adliyesi’nde, Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Ankara Adliyesi girişinde, bu duruşmanın başlama saatinden önce “koronavirüs” pandemisi karşısında önlem alınmamış olması dikkat çekti. Adliye girişinde, gerekli olduğu halde ateş ölçümü yapılmadı. Bu yüzden kapı önlerinde sıra da oluşmadı. Ancak duruşmanın bitmesinin ardından girişlerde ateş ölçümlerinin yapılmaya başlandığı görüldü.

Duruşmanın saat 09.00’da başlaması gerekiyordu. Ancak, başlama saati geldiğinde, mahkeme salonunun açılmadığı, mahkemenin o gün göreceği duruşmalara dair listenin de hazırlanıp, salon kapısına asılmadığı görüldü.

Listenin asılması ile birlikte, mahkemenin o gün 14 duruşma göreceği anlaşıldı. 14 duruşmadan Hayri Demir ve Sibel Hürtaş’ın yargılandığı dava dışındaki tüm dosyaların “silahlı terör örgütüne üyelik” iddiasıyla açıldığı görüldü.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi salonu; havalandırılmış, aydınlık ve temizdi. Sanıklar ve izleyiciler için yeterince yer ayrılmıştı. Mahkeme salonunda, diğer yargılamalara ilişkin dosyaların açılmamış çuvallar içinde sıralandığı görüldü.

Duruşmaya Katılım

Gazeteciler Hayri Demir ve Sibel Hürtaş, duruşmaya; avukatları Nuray Özdoğan ile birlikte katıldı. Yargılamanın gazeteci olmayan diğer 10 sanığı duruşmaya katılmadı.

Duruşmayı Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) gözlemcisi de takip etti.

Mahkeme heyetini korumakla görevli koruma polisinin, duruşma boyunca mahkeme salonunun izleyici sıralarında oturması dikkat çekti.

Genel Gözlemler

Mahkeme başkanı, mahkeme heyet üyeleri, savcı ve duruşma katibi, koronavirüs pandemisi karşısında tedbir için maskeliydi.

Başkanın, savunmalarının tamamlanmasının ardından gazetecilere “otur bakalım yerine” demesi dikkat çekti.

Başkan, avukat Nuray Özdoğan’ı bir kere maskesini düzeltmesi için uyardığı görüldü.

Mahkeme heyeti başkanı, alınan ara kararı tutanağa geçirirken, bir heyet üyesinin yargılamanın bir sonraki duruşmasının görüleceği tarihi açıkladığı görüldü.

7. Standing - March 26, 2020


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 22 Ocak 2018’de; Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyindeki Afrin kentine yönelik askeri operasyonu sırasında sosyal medyadan paylaşım yapanlar hakkında soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında; gazeteci Hayri Demir ve Sibel Hürtaş’ın da aralarında olduğu 12 kişi, Ankara’daki evlerine düzenlenen polis baskını ile gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün “gözaltı merkezi” olarak kullandığı kapalı spor salonuna götürüldü.

Emniyet’te, Demir ve Hürtaş’a; Afrin operasyonuna ilişkin sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları soruldu.

Gazeteci Sibel Hürtaş, 25 Ocak 2018’de; Ankara Adliyesi’nde savcılığa çıkarıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

Gazeteci Hayri Demir ise, 26 Ocak 2018’de, Ankara Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık ifadesi alınmadan Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklanması istendi. Hakimlik, Demir’i; yurtdışına çıkış yasağı şartı ile tahliye etti.

Gazeteciler Demir ve Hürtaş’ın da aralarında bulunduğu 12 kişi hakkındaki iddianame, 9 Nisan 2018’de tamamlandı. İddianame, 14 Mayıs 2018’de; Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve gazeteciler hakkındaki dava açıldı.

Yargılama; Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 6 Eylül 2018’de görülen ilk duruşma ile başladı. İlk duruşmada, üç tutuklu sanığın tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesine karar verildi.

Yargılamanın ikinci duruşması 22 Kasım 2018’de görüldü. Bu duruşmada, sanıkların ek savunma için süre talepleri kabul edildi. Tüm sanıkların duruşmalara katılma zorunluluğu kaldırıldı.

Yargılamanın üçüncü duruşması 22 Ocak 2019’da görüldü. Mahkeme, yargılama dosyasının; esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa gönderilmesine karar verdi.

Yargılamanın dördüncü duruşması 27 Mart 2019’da görüldü. Duruşma savcısı, bu duruşmada; esas hakkındaki mütalaasını açıklamadı.

Gazeteci Hayri Demir’in de aralarında bulunduğu yedi kişi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamındaki “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağıladığı” iddiasıyla soruşturma açılmasını istedi.

Yasalara göre; bir kişi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamında soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanlığı’nın izni gerekiyordu. Mahkeme, soruşturma için Adalet Bakanlığı’na başvurulmasına karar verdi.

Yargılamanın beşinci duruşması 3 Temmuz 2019’da görüldü. Gazeteci Hayri Demir ile birlikte yedi sanık hakkında soruşturma açılabilmesi için gereken Adalet Bakanlığı izninin gelmediği görüldü.

Yargılamanın altıncı duruşması 3 Aralık 2019’da görüldü. Yurtdışına çıkış yasağının kaldırılması yönündeki talepler reddedildi.

Hayri Demir ile birlikte yedi sanık hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamında soruşturma açılması için gereken Adalet Bakanlığı izni henüz dosyaya eklenmedi.

Yargılama, 26 Mart 2020 tarihli yedinci duruşma ile devam edecekti. Ancak, duruşma; pandemi ilan edilen “corona virüs” salgını karşısında Türkiye’de alınan tedbirler nedeniyle 25 Haziran 2020 tarihine ertelendi.



Next Trial: June 25, 2020, 9 a.m.


Duruşma; pandemi ilan edilen “corona virüs” salgını karşısında Türkiye’de alınan tedbirler nedeniyle 25 Haziran 2020 tarihine ertelendi.

6. Standing - Dec. 3, 2019


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 22 Ocak 2018’de; Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyindeki Afrin kentine yönelik askeri operasyonu sırasında sosyal medyadan paylaşım yapanlar hakkında soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında; gazeteci Hayri Demir ve Sibel Hürtaş’ın da aralarında olduğu 12 kişi, Ankara’daki evlerine düzenlenen polis baskını ile gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün “gözaltı merkezi” olarak kullandığı kapalı spor salonuna götürüldü.

Emniyet’te, Demir ve Hürtaş’a; Afrin operasyonuna ilişkin sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları soruldu.

Gazeteci Sibel Hürtaş, 25 Ocak 2018’de; Ankara Adliyesi’nde savcılığa çıkarıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

Gazeteci Hayri Demir ise, 26 Ocak 2018’de, Ankara Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık ifadesi alınmadan Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklanması istendi. Hakimlik, Demir’i; yurtdışına çıkış yasağı şartı ile tahliye etti.

Gazeteciler Demir ve Hürtaş’ın da aralarında bulunduğu 12 kişi hakkındaki iddianame, 9 Nisan 2018’de tamamlandı. İddianame, 14 Mayıs 2018’de; Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve gazeteciler hakkındaki dava açıldı.

Yargılama; Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 6 Eylül 2018’de görülen ilk duruşma ile başladı. İlk duruşmada, üç tutuklu sanığın tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesine karar verildi.

Yargılamanın ikinci duruşması 22 Kasım 2018’de görüldü. Bu duruşmada, sanıkların ek savunma için süre talepleri kabul edildi. Tüm sanıkların duruşmalara katılma zorunluluğu kaldırıldı.

Yargılamanın üçüncü duruşması 22 Ocak 2019’da görüldü. Mahkeme, yargılama dosyasının; esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa gönderilmesine karar verdi.

Yargılamanın dördüncü duruşması 27 Mart 2019’da görüldü. Duruşma savcısı, bu duruşmada; esas hakkındaki mütalaasını açıklamadı.

Gazeteci Hayri Demir’in de aralarında bulunduğu yedi kişi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamındaki “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağıladığı” iddiasıyla soruşturma açılmasını istedi.

Yasalara göre; bir kişi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamında soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanlığı’nın izni gerekiyordu. Mahkeme, soruşturma için Adalet Bakanlığı’na başvurulmasına karar verdi.

Yargılamanın beşinci duruşması 3 Temmuz 2019’da görüldü. Gazeteci Hayri Demir ile birlikte yedi sanık hakkında soruşturma açılabilmesi için gereken Adalet Bakanlığı izninin gelmediği görüldü.

Yargılamanın altıncı duruşması 3 Aralık 2019’da görüldü.



Next Trial: March 26, 2020, 9 a.m.


Duruşma için 09:15 saatinin belirlenmesine rağmen, duruşma 45 dakika gecikmeli başladı.

Mahkeme başkanı, Demir ve bazı sanıkların, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçunu düzenleyen 301. maddesi kapsamında yargılanması için gereken kovuşturma izni talebine yanıt verilmediğini aktardı.

Hayri Demir’in avukatı Ebru Akkal, mahkemenin; savcının TCK’nın 301. maddesi kapsamında sanıkların ek savunmasının alınması talebine ilişkin avukat beyanlarının alınmadan, kovuşturma izni istediğine dikkat çekti.

“Mahkeme aynı zamanda bize bu konuda ek süre verdi. Ancak savunmayı beklemeden izin için bakanlığa yazı yazdı. Bu durum savunma hakkının ihlalidir. Tez, antitez ve sentez ilkesi ihlal edildi.”

Ek savunma konusunda süre isteyen Akkal, Hayri Demir’in yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmamış olmasının da mağduriyete neden olduğunu belirterek, yasağın kaldırılması talebinde bulundu.

Daha sonra Sibel Hürtaş, söz aldı. Hürtaş, Meclis’e sunulan birinci yargı paketinin Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini anımsattı:

“Bu paketle Terörle Mücadele Kanunu’nun terör propagandasını düzenleyen 7/2 maddesine ‘Haber verme sınırını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz’ hükmü eklendi. Biz de bu davada haber ve paylaşımlar nedeniyle yargılanıyoruz. Yargı paketi, haber verme sınırları içinde ise yargılama yapamazsınız diyor. Biz gazetecilik yaptık. Bu nedenle davada durma kararı verilmesini istiyoruz.”

Mahkeme başkanının Hürtaş’ın sözlerini tutanağa geçirirken yargı paketinin adını ‘Bu ne olarak geçiyor?’ şeklinde sorardu. Mahkeme başkanı, 7/2. maddeye eklenen cümleyi tam olarak yazdırmadı.

Hayri Demir ise şu beyanda bulundu:

“1 yıldır duruşmalara geliyoruz ama bir adım dahi atılmış değil. Yargılamanın sürmesi bizi zor duruma sokuyor, davada hâlâ karar verilmediği için hakkımızdaki adli kontrol hükümleri de devam ediyor. Bu davanın uzaması ve adli kontrol hükümlerinin sürmesi nedeniyle mağduriyetimiz var. Yargı Paketi yürürlüğe girdiği için davanın temeli ortadan kalkmıştır. Ayrıca Türk Ceza Kanunun 301. maddesi için yargılama talep etmenizin hukuki alt yapısı yoktur.”

Demir, beraat talebinde bulundu.


Mahkeme heyeti, kararını; duruşmaya ara vermeden açıkladı.

Avukatlara, ek savunma konusunda süre verilmesine karar verildi. Hayri Demir’in yurtdışına çıkış yasağı ise kaldırılmadı.

Adalet Bakanlığı’ndan 301. madde konusunda istenen kovuşturma izni talebinin beklenmesine karar verilerek, 7. duruşmanın 26 Mart 2020 tarihinde görülmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Ankara Sıhhiye’deki Adliye’ye X-ray cihazından, kemerler ve çantalar ayrı ayrı olmak üzere, yoğun bir güvenlik aramasından geçilerek girildi. Duruşma saatinde başladı. Ancak duruşma salonu için farklı bir mahkemenin küçük duruşma salonlarından biri tercih edildi. Duruşma için 09:15 saati belirlenmişti, ancak 45 dakika gecikmeli başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin gördüğü davalara ait klasörlerin izleyici sıralarının arkasına yığıldığı görüldü. Mahkeme salonu havalandırılmış ve temizdi. İzleyiciler için yeteri kadar oturma yeri vardı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için iki büyük ekran salonda hazırdı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmada Hayri Demir ile avukatı Ebru Akkal ve Sibel Hürtaş hazır bulundu.

Avrupa Birliği Delegasyonu temsilcileri, Uluslararası Af Örgütü temsilcileri, Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Can Güleryüzlü, Haber Sen Genel Sekreteri Burak Ustaoğlu, DİSK Basın İş’ten Osman Köse ile Türkiye Gazeteciler Sendikası Ankara Şubesi yöneticileri Alican Uludağ ve Tamer Arda Erşin de duruşmayı izledi.

Genel Gözlemler

Önceki celselerde görev alan heyet başkanının bu duruşmada değiştiği görüldü. Dosyaya yeni bakmaya başlayan mahkeme başkanının dosyaya hakim olmadığı gözlendi. Beyanlarda bulunanların sözlerini, tutanağa, özet olarak geçirtti.

5. Standing - July 3, 2019


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 22 Ocak 2018’de; Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyindeki Afrin kentine yönelik askeri operasyonu sırasında sosyal medyadan paylaşım yapanlar hakkında soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında; gazeteci Hayri Demir ve Sibel Hürtaş’ın da aralarında olduğu 12 kişi, Ankara’daki evlerine düzenlenen polis baskını ile gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün “gözaltı merkezi” olarak kullandığı kapalı spor salonuna götürüldü.

Emniyet’te, Demir ve Hürtaş’a; Afrin operasyonuna ilişkin sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları soruldu.

Gazeteci Sibel Hürtaş, 25 Ocak 2018’de; Ankara Adliyesi’nde savcılığa çıkarıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

Gazeteci Hayri Demir ise, 26 Ocak 2018’de, Ankara Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık ifadesi alınmadan Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklanması istendi. Hakimlik, Demir’i; yurtdışına çıkış yasağı şartı ile tahliye etti.

Gazeteciler Demir ve Hürtaş’ın da aralarında bulunduğu 12 kişi hakkındaki iddianame, 9 Nisan 2018’de tamamlandı. İddianame, 14 Mayıs 2018’de; Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve gazeteciler hakkındaki dava açıldı.

Yargılama; Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 6 Eylül 2018’de görülen ilk duruşma ile başladı. İlk duruşmada, üç tutuklu sanığın tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesine karar verildi.

Yargılamanın ikinci duruşması 22 Kasım 2018’de görüldü. Bu duruşmada, sanıkların ek savunma için süre talepleri kabul edildi. Tüm sanıkların duruşmalara katılma zorunluluğu kaldırıldı.

Yargılamanın üçüncü duruşması 22 Ocak 2019’da görüldü. Mahkeme, yargılama dosyasının; esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa gönderilmesine karar verdi.

Yargılamanın dördüncü duruşması 27 Mart 2019’da görüldü. Duruşma savcısı, bu duruşmada; esas hakkındaki mütalaasını açıklamadı.

Gazeteci Hayri Demir’in de aralarında bulunduğu yedi kişi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamındaki “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağıladığı” iddiasıyla soruşturma açılmasını istedi.

Yasalara göre; bir kişi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamında soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanlığı’nın izni gerekiyordu. Mahkeme, soruşturma için Adalet Bakanlığı’na başvurulmasına karar verdi.

Yargılamanın beşinci duruşması 3 Temmuz 2019’da görüldü.



Next Trial: Dec. 3, 2019, 9:15 a.m.


Duruşmaya, tutuksuz yargılanan gazeteciler Sibel Hürtaş ve Hayri Demir, avukatları ile birlikte katıldı.

Mahkeme heyeti başkanı; Demir’in de aralarında olduğu yedi sanık hakkında Türk Ceza Kanunu (TCK) 301. maddeden soruşturma izni için daha önce Adalet Bakanlığı’na yazılan yazıya cevap gelmediğini kaydetti.

Demir ve Hürtaş’ın avukatı Nuray Özdoğan; “Müvekkillerim yönünden yurt dışına çıkış yasakları halen devam etmektedir. Adli kontrol devamının dosyaya bir yarar sağlamayacağı kanaatindeyiz. Müvekkilim Sibel Hürtaş basın mensubudur. Bu nedenle yurt dışına çıkışının yasaklanması cezalandırmaya dönüşmüştür” diyerek tüm müvekkillerin adli kontrollerinin kaldırılmasını istedi.

Diğer sanık avukatlarından Alişan Şahin ise 301. maddenin anayasanın eşitlik ile düşünce ve ifade hürriyeti ilkelerine aykırı olduğunu, maddenin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasını istedi.


Mahkeme heyeti, kararını; duruşmaya ara vermeden açıkladı.

Yurtdışı yasaklarının kaldırılması yönündeki talepler reddedildi.

Adalet Bakanlığı’ndan beklenen soruşturma izni gelmediği için duruşma 3 Aralık 2019 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Ankara Sıhhiye’deki Adliye’ye x-ray cihazından, kemerler ve çantalar ayrı ayrı olmak üzere, yoğun bir güvenlik aramasından geçilerek girildi. Duruşma bir saat geç başladı.

Duruşma salonu için farklı bir mahkemenin küçük duruşma salonlarından biri tercih edildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin gördüğü davalara ait klasörlerin izleyici sıralarının arkasına yığıldığı görüldü. Mahkeme salonu havalandırılmış ve temizdi. İzleyiciler için yeteri kadar oturma yeri vardı. Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) sistemi için iki büyük ekran salonda hazırdı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya gazeteci sanıkların yanı sıra iki avukat katıldı.

Genel Gözlemler

Olağanüstü bir durum yaşanmadı.

4. Standing - March 27, 2019


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 22 Ocak 2018’de; Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyindeki Afrin kentine yönelik askeri operasyonu sırasında sosyal medyadan paylaşım yapanlar hakkında soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında; gazeteci Hayri Demir ve Sibel Hürtaş’ın da aralarında olduğu 12 kişi, Ankara’daki evlerine düzenlenen polis baskını ile gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün “gözaltı merkezi” olarak kullandığı kapalı spor salonuna götürüldü.

Emniyet’te, Demir ve Hürtaş’a; Afrin operasyonuna ilişkin sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları soruldu.

Gazeteci Sibel Hürtaş, 25 Ocak 2018’de; Ankara Adliyesi’nde savcılığa çıkarıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

Gazeteci Hayri Demir ise, 26 Ocak 2018’de, Ankara Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık ifadesi alınmadan Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklanması istendi. Hakimlik, Demir’i; yurtdışına çıkış yasağı şartı ile tahliye etti.

Gazeteciler Demir ve Hürtaş’ın da aralarında bulunduğu 12 kişi hakkındaki iddianame, 9 Nisan 2018’de tamamlandı. İddianame, 14 Mayıs 2018’de; Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve gazeteciler hakkındaki dava açıldı.

Yargılama; Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 6 Eylül 2018’de görülen ilk duruşma ile başladı. İlk duruşmada, üç tutuklu sanığın tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesine karar verildi.

Yargılamanın ikinci duruşması 22 Kasım 2018’de görüldü. Bu duruşmada, sanıkların ek savunma için süre talepleri kabul edildi. Tüm sanıkların duruşmalara katılma zorunluluğu kaldırıldı.

Yargılamanın üçüncü duruşması 22 Ocak 2019’da görüldü. Mahkeme, yargılama dosyasının; esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa gönderilmesine karar verdi.

Yargılamanın dördüncü duruşması 27 Mart 2019’da görüldü.



Next Trial: July 3, 2019, 1:30 p.m.


Duruşma belirlenen saatte başladı.

Duruşmaya, tutuksuz yargılanan gazeteciler Sibel Hürtaş ve Hayri Demir, avukatları ile birlikte katıldı.

Duruşma savcısı, bu duruşmada; esas hakkındaki mütalaasını açıklamadı.

Hayri Demir’in de aralarında bulunduğu yedi kişi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamındaki “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağıladığı” iddiasıyla soruşturma açılmasını istedi.

Yasalara göre; bir kişi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamında soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanlığı’nın izni gerekiyordu.

Hayri Demir; savcının soruşturulması için Adalet Bakanlığı’ndan izin istediği paylaşımın, “İşte devletin faili belli cinayetleri, önce fişlediler, sonra bir bir katlettiler” ifadelerini içerdiğini belirtti. Paylaşımın, 2014 yılında hazırladığı bir haberle ilgili olduğunu dile getirdi. Haberle ilgili hakkında, o dönemde de dava açıldığını belirten Demir, şunları söyledi:

“Haber, 1990’lı yıllarda dönemin Jandarma komutanlarına ilişkin resmi bir belge idi. O dönem bu listedeki insanların gözaltına alınıp sonra kaybedilmesini yazdım. Tamamen belgeli bir haberdi. Ailelerle görüşüp haberleştirmiştim. Devletin organlarını aşağılama kastı ile hareket etmedim.”

Demir, savcının yeni soruşturma talebinin reddedilmesini istedi.

Demir ve Hürtaş savcının bu mütalaasına karşı beyanda bulunmak için mahkemeden süre talep etti.

Avukat Alişan Şahin; Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş iradesinin 1. Meclis’te oluştuğunu, bu meclisin tutanaklarında Lazistan, Kürdistan gibi kayıtların geçtiğine işaret etti. Bu nedenle Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 301. maddesinin Ceza Yasası içinde yer almasının doğru olmadığını ifade eden Şahin, savcının halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu yönünden beyanda bulunmayıp TCK’nın 301. maddesi yönündeki talebinin yasal olmadığını vurguladı.

Avukat Nuray Özdoğan ise mahkemenin; TCK’nın 301. maddesine ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği “Taner Akçam” kararını dikkate almasını istedi.


Mahkeme heyeti, kararını; duruşmaya ara vermeden açıkladı.

Kararda, savcılığın; Demir’in de aralarında bulunduğu yedi kişi hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesindeki suçlama üzerinden soruşturma açılması talebinin Adalet Bakanlığı’nın iznine tabi olduğu belirtildi.

Mahkeme, soruşturma için Adalet Bakanlığı’na başvurulmasına karar verdi.

Bir sonraki duruşma, 3 Temmuz 2019 saat 11:30’a bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Ankara Sıhhiye’deki Adliye’ye x-ray cihazından, kemerler ve çantalar ayrı ayrı olmak üzere, yoğun bir güvenlik aramasından geçilerek girildi. Duruşma saatinde başladı.

Ancak duruşma salonu için farklı bir mahkemenin küçük duruşma salonlarından biri tercih edildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin gördüğü davalara ait klasörlerin izleyici sıralarının arkasına yığıldığı görüldü. Mahkeme salonu havalandırılmış ve temizdi. İzleyiciler için yeteri kadar oturma yeri vardı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için iki büyük ekran salonda hazırdı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sadece iki avukat katıldı.

Genel Gözlemler

Heyet başkanı, avukatların savunmalarına iki kez müdahale etti. Savunmaların kısa tutulmasını istedi.

3. Standing - Jan. 22, 2019


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 22 Ocak 2018’de; Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyindeki Afrin kentine yönelik askeri operasyonu sırasında sosyal medyadan paylaşım yapanlar hakkında soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında; gazeteci Hayri Demir ve Sibel Hürtaş’ın da aralarında olduğu 12 kişi, Ankara’daki evlerine düzenlenen polis baskını ile gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün “gözaltı merkezi” olarak kullandığı kapalı spor salonuna götürüldü.

Emniyet’te, Demir ve Hürtaş’a; Afrin operasyonuna ilişkin sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları soruldu.

Gazeteci Sibel Hürtaş, 25 Ocak 2018’de; Ankara Adliyesi’nde savcılığa çıkarıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

Gazeteci Hayri Demir ise, 26 Ocak 2018’de, Ankara Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık ifadesi alınmadan Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklanması istendi. Hakimlik, Demir’i; yurtdışına çıkış yasağı şartı ile tahliye etti.

Gazeteciler Demir ve Hürtaş’ın da aralarında bulunduğu 12 kişi hakkındaki iddianame, 9 Nisan 2018’de tamamlandı. İddianame, 14 Mayıs 2018’de; Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve gazeteciler hakkındaki dava açıldı.

Yargılama; Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 6 Eylül 2018’de görülen ilk duruşma ile başladı. İlk duruşmada, üç tutuklu sanığın tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesine karar verildi.

Yargılamanın ikinci duruşması 22 Kasım 2018’de görüldü. Bu duruşmada, sanıkların ek savunma için süre talepleri kabul edildi. Tüm sanıkların duruşmalara katılma zorunluluğu kaldırıldı.

Yargılamanın üçüncü duruşması 22 Ocak 2019’da görüldü.



Next Trial: March 27, 2019, 1:30 p.m.


Duruşma belirlenen saatte başladı.

Tutuksuz yargılanan gazeteciler Sibel Hürtaş ve Hayri Demir, duruşmaya katılmadı. Duruşmaya sadece avukatlar katıldı.

Avukat Nilay Yayman, suçlamalara konu olan paylaşımlarda suç unsuru olmadığını belirtti.

Duruşma savcısı; eksik hususların giderilmesi, yoksa mütalaanın hazırlanması amacıyla dosyanın tarafına gönderilmesini talep etti.


Mahkeme heyeti, kararını ara vermeden kararını açıkladı.

Heyet, esas hakkında mütalaanın hazırlanması için dosyanın savcılığa gönderilmesine karar verdi.


Duruşma Öncesi

Ankara Sıhhiye’deki Adliye’ye x-ray cihazından, kemerler ve çantalar ayrı ayrı olmak üzere, yoğun bir güvenlik aramasından geçilerek girildi. Duruşma saatinde başladı.

Ancak duruşma salonu için farklı bir mahkemenin küçük duruşma salonlarından biri tercih edildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin gördüğü davalara ait klasörlerin izleyici sıralarının arkasına yığıldığı görüldü. Mahkeme salonu havalandırılmış ve temizdi. İzleyiciler için yeteri kadar oturma yeri vardı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için iki büyük ekran salonda hazırdı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sadece iki avukat katıldı.

2. Standing - Nov. 22, 2018


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 22 Ocak 2018’de; Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyindeki Afrin kentine yönelik askeri operasyonu sırasında sosyal medyadan paylaşım yapanlar hakkında soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında; gazeteci Hayri Demir ve Sibel Hürtaş’ın da aralarında olduğu 12 kişi, Ankara’daki evlerine düzenlenen polis baskını ile gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün “gözaltı merkezi” olarak kullandığı kapalı spor salonuna götürüldü.

Emniyet’te, Demir ve Hürtaş’a; Afrin operasyonuna ilişkin sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları soruldu.

Gazeteci Sibel Hürtaş, 25 Ocak 2018’de; Ankara Adliyesi’nde savcılığa çıkarıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

Gazeteci Hayri Demir ise, 26 Ocak 2018’de, Ankara Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık ifadesi alınmadan Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklanması istendi. Hakimlik, Demir’i; yurtdışına çıkış yasağı şartı ile tahliye etti.

Gazeteciler Demir ve Hürtaş’ın da aralarında bulunduğu 12 kişi hakkındaki iddianame, 9 Nisan 2018’de tamamlandı. İddianame, 14 Mayıs 2018’de; Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve gazeteciler hakkındaki dava açıldı.

Yargılama; Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 6 Eylül 2018’de görülen ilk duruşma ile başladı. İlk duruşmada, üç tutuklu sanığın tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesine karar verildi.

Yargılamanın ikinci duruşması 22 Kasım 2018’de görüldü.



Next Trial: Jan. 22, 2019, 1:30 p.m.


İlk duruşmada; Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden istenen ve iddianameye delil olarak konulan sosyal medya paylaşımlarının hangi tarih ve saatte paylaşıldığına ilişkin araştırma tutanağına karşı sanıkların beyanları alındı.

Gazeteci Hayri Demir, “Dosyaya sunulan Emniyet araştırma tutanağına da bakıldığı zaman söz konusu beş paylaşımım 19 Ocak 2018 tarihlidir. Burada Afrin’e dönük operasyonu karalama ve örgüt propagandası yapmaktan dolayı yargılanıyorum. Ancak soruşturma ve yargılama henüz başlamamış bir operasyonla ilgilidir. Bu nasıl oluyor? Başlamamış bir operasyona dair nasıl bir propaganda ya da halkı kin ve öfkeye tahrik suçu işleyebilirim. Ancak önceki duruşmada da belirttiğim üzere tamamen evrensel gazetecilik kuralları kapsamındadır. Bu paylaşımların yer aldığı 19 haber çıktısını önceki celse sunmuştum. Dolayısıyla yaptığım bir gazetecilik faaliyetidir, beraatımı talep ediyorum” dedi.

Demir, dosyaya yeni eklenen Emniyet araştırması tutanağını kendisine tebliğ edilmediği için inceleyemediğini belirterek, ek süre talep etti.

Demir ayrıca; yargılama sonundaki olası mahkumiyet kararının açıklanmasının geri bırakılmasını (HAGB) talep etti.

Gazeteci Sibel Hürtaş, “Ben ilk ifademde her şeyi söyledim. Emniyet’ten hangi tweet’ler geldi bilmiyorum. İddia makamı lehe ve aleyhe delilleri toplamakla yükümlüdür. Diğer paylaşımlarımın da dosya içerisine alınmasını talep ediyorum” dedi.

Hürtaş, yargılama sonundaki olası mahkumiyet kararının açıklanmasının geri bırakılmasını (HAGB) reddetti.

Ardından tüm sanık avukatları adına ortak savunma yapacağını beyan eden avukat Nuray Özdoğan, ek beyanda bulunmak için süre talep etti. Özdoğan ayrıca sanıkların duruşmalardan vareste (duruşmada hazır edilme zorunluluğunun bulunmaması) tutulmasını istedi.

Duruşma savcısı, sanıklara ek beyanda bulunmak üzere ek süre verilmesini ve sanıkların duruşmalardan vareste tutulmasını istedi.

Bu arada gazeteci Hürtaş’ın avukatı Arkın Hürtaş, tüm sanık avukatları adına ortak beyana itiraz etti. Avukat Hürtaş, mahkeme heyeti başkanının duruşmayı katı bir biçimde yönettiğini belirterek “İyi de yapıyorsunuz. Ancak duruşma salonunda biz polis telsizi sesini duyuyoruz. Bu adil yargılama hakkının ihlalidir. Bunun tutanaklara geçirilmesini istiyoruz” dedi.


Mahkeme heyeti, duruşmaya ara vermeden kararını açıkladı.

Heyet, ara karar için gereken müzakereyi ise oturdukları yerden yaptı.

Sanıkların tüm duruşmalardan vareste tutulması talebi kabul edildi.

Yine sanıkların savunma için ek süre talepleri de kabul gördü. Üçüncü duruşma 22 Ocak 2019 saat 13.30’da görülecek.


Duruşma Öncesi

Ankara Sıhhiye’deki Adliye’ye x-ray cihazından kemerler ve çantalar ayrı ayrı olmak üzere yoğun bir güvenlik aramasından geçilerek girildi. Duruşma saati 10:40 olarak belirlenmişti, ancak duruşma saat 11:40 sularında başladı. Duruşmanın görüleceği Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi için belirlenen salonun önünde özel güvenlik görevlilerinin yanısıra resmi polislerin de görevlendirildiği görüldü.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma günü, aynı salonda 11 farklı duruşmanın görülmesi planlanmıştı. Duruşma salonu büyüktü. Ancak mahkemenin gördüğü davalara ait klasörler izleyici sıralarının arkasına yığılmıştı. Mahkeme salonu havalandırılmış ve temizdi. İzleyiciler için yeteri kadar oturma yeri vardı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) sistemi için iki büyük ekran salonda hazırdı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya; gazeteci sanıkların avukatı Ebru Akkal ve diğer sanık avukatları katıldı. Duruşmayı Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Çağdaş Gazeteciler Derneği yöneticilerinin yanısıra sanık yakınları izledi. Salonda dört resmi polis vardı.

Genel Gözlemler

Sanıklar, sanık avukatları ve izleyiciler “telefonlar kapalı olsun” uyarısıyla salona alındı. Sanıkların ve avukatların duruşmaya katılıp katılmadıklarının tespiti yapıldı.

1. Standing - Sept. 6, 2018


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 22 Ocak 2018’de; Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyindeki Afrin kentine yönelik askeri operasyonu sırasında sosyal medyadan paylaşım yapanlar hakkında soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında; gazeteci Hayri Demir ve Sibel Hürtaş’ın da aralarında olduğu 12 kişi, Ankara’daki evlerine düzenlenen polis baskını ile gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün “gözaltı merkezi” olarak kullandığı kapalı spor salonuna götürüldü.

Emniyet’te, Demir ve Hürtaş’a; Afrin operasyonuna ilişkin sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları soruldu.

Gazeteci Sibel Hürtaş, 25 Ocak 2018’de; Ankara Adliyesi’nde savcılığa çıkarıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

Gazeteci Hayri Demir ise, 26 Ocak 2018’de, Ankara Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık ifadesi alınmadan Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklanması istendi. Hakimlik, Demir’i; yurtdışına çıkış yasağı şartı ile tahliye etti.

Gazeteciler Demir ve Hürtaş’ın da aralarında bulunduğu 12 kişi hakkındaki iddianame, 9 Nisan 2018’de tamamlandı. İddianame, 14 Mayıs 2018’de; Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve gazeteciler hakkındaki dava açıldı.

Yargılama; Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 6 Eylül 2018’de görülen ilk duruşma ile başladı.



Next Trial: Nov. 22, 2018, 10:40 a.m.


Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma, kimlik tespiti ile başladı. Gazeteci Sibel Hürtaş ve Hayri Demir’in savunması, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alındı. Gazeteci Demir’in savunmasının satır başları şöyle:

“Bu yargılama konusu olan soruşturmanın tamamı gazetecilik faaliyetimdir. Attığım tweetler haber niteliğinde olup, tamamen gazetecilik faaliyetinin bir parçasıdır. Soruşturmaya konu olan paylaşımlarım henüz operasyon başlamamışken yapılan ve birçok yerde yayımlanan haberlerdir. Soruşturma dosyasındaki tutanaklarda operasyonunu karaladığım iddia ediliyor, bununla suçlanıyorum. Operasyon 20 Ocak’ta, benim paylaşımlarım ise 19 Ocak’ta yapılmış. Başlamayan operasyonu nasıl karalamış olabilirim?”

Demir, suçlama konusu yapılan beş paylaşımın aynı içerikte olduğunu beyan edip, mahkemeye; çeşitli medya organlarında yayınlanan 19 haberi sundu. Demir savunmasına şöyle devam etti:

“Soruşturma konusu olan tweet’ler toplamda 111 kelime, 700 karakterden oluşuyor. 700 karaktere yani 700 harfe karşılık hakkımda 3 bin 780 gün hapis cezası isteniyor. Her bir harf için 6 gün hapsim isteniyor. Gazetecilik faaliyeti bu kadar ağır bir ‘suç’ mu? Bunlar tamamıyla bir gazeteciliktir. Habercilik 5N1K kuralıyla yapılır. Bu unsular ne zaman, ne, nasıl, neden, nerede ve kim sorularına yanıt arar? Bir bilgi, olay haberleştirilecekse bu unsurları taşımak, içermek zorundadır. Mesleğini bu kuralla icra eden bir gazeteci, bunu yaptığı için yargılanamaz ve sorumlu tutulamaz. Tüm bu faaliyetlerim gazeteciliktir, yazdıklarımın tamamı gazetecilik faaliyetidir. Bu faaliyet suç olarak görülemez, cezalandırılamaz. Bunun adı gazeteciliktir, gazetecilik suç değildir.”

Gazeteci Sibel Hürtaş ise şu savunmayı yaptı:

“Hesabımdan hem muhaliflerin hem de iktidarın fikirlerini gösteren haber tweetlerini paylaştım. Ben her iki tarafı da yayınlarıma taşıdım. Ama şimdi propagandadan yargılanıyorum Birinin haberlerini twitter’da RT etmek o görüşe katılmak anlamına gelmiyor. Ben haber vermek adına onları paylaştım. Tarafsız bir gazetecilik olarak faaliyette bulundum. Tarafsızlık gazeteciliğin birinci ilkesi. Sizin elinizde cımbızlanmış kısmı var. Benim yaptığım iş gazeteciliktir. Tek sesli yayın yapsaydım propaganda yapmış olacaktım. Ama ben tek düşünce değil, herkesin fikrini kamuoyuna taşıyorum. Mantıksal açıdan bu iddianameye yaklaşmam mümkün değil. Dosyadaki suç unsurları arasına bir yaşındaki oğlumun fotoğrafının konulması da trajikomiktir. Ben 20 yıllık gazeteciyim. Bunun uzun yılları bu koridorlarda geçti. Bu adliyede adliye muhabirliği yaptım. Ama kendi iddianamemi anlamıyorum. Okuyorum, neyle suçlandığını bilmiyorum. Gazeteci olarak bu iddianame gelseydi haber değeri yok diye yapmazdım. Savunmam 3 kelime olacak. Gazetecilik suç değildir.”

Hayri Demir’in avukatı Ebru Akkal ise “Demir, tamamen gazetecilik faaliyetleri nedeniyle burada yargılanmaktadır. Ev araması sırasında müvekkilimin yaptığı röportaja bile suç unsuru olarak el konulmuştur. Bu faaliyetlerin tamamı gazetecilik kapsamında olup, yargılama konusu yapılamaz” dedi.

Savcı tutuklu üç sanığın, tutuklulukta geçirdiği sürenin dikkate alınarak tahliye edilmelerini istedi.


Mahkeme, sanıkların; ev aramalarında el konulan dijital materyallerinin iadesine karar verdi.

Ayrıca, Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılarak; suçlamalara delil olarak iddianameye konulan sosyal medya paylaşımlarının hangi tarihte gerçekleştirildiğine yönelik rapor istenmesini kararlaştırdı.

Sanıkların yurtdışı yasaklarının devam etmesine karar verdi.

Heyet, üç tutuklu sanığın tahliyesine karar vererek, duruşma 22 Kasım 2018 saat 10.40’a erteledi.


Duruşma Öncesi

Ankara Sıhhiye’deki Adliye binasına x-ray cihazıyla yoğun bir güvenlik aramasından geçilerek girildi. Kemerlerin, cüzdanların çıkarılması istendi.

09.30’da başlayacağı belirlenen duruşma, 10.00 sularında başladı. Duruşma salonu, Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonu değildi. Salonun kapısında, hangi mahkemenin çalışacağına dair bir tabela de yerleştirilmemişti.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonu küçüktü. İzleyiciler için altı sıra ayrılmıştı. 11 sanık için altı sandalye ayrılmıştı. Tutuklu sanıklar da jandarma eşliğinde oturdukları için bazı sanıklar izleyici sırasında oturmak zorunda kaldı.

Mahkeme heyeti başkanı, sadece dört izleyicinin salona girmesine izin verdi. Ayrıca izleyicilerin ayakta durmasına da izin vermedi. Duruşma salonunun kapısı açık bırakıldı. Salona alınmayan gazeteciler ve diğer izleyiciler duruşmayı kapı eşiğinden izlemek zorunda kaldı.

Duruşma Katılım

Duruşmaya; Demir’in avukatı Ebru Akkal ve diğer sanık avukatları katıldı.

Tutuklu sanıklar ise jandarma eşliğinde getirildi ve kendilerini bu şekilde savundu.

Duruşmayı Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Ankara Şube Başkanı Sinan Tartanoğlu, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Ankara Şube Başkanı Çınar Livane Özer, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu’nun yanı sıra çok sayıda gazeteci izledi.

Genel Gözlemler

Jandarma, tutuklu sanıkların yanı başında kelepçelerini birbirine vurarak ses çıkardı.

Öte yandan tutuklu sanıklara su verilmemesi dikkat çekti.

Mahkeme heyeti sıklıkla sanıkların beyanlarını bölerek araya girdi.

Mahkeme heyeti başkanı, duruşma boyunca sert bir tutum sergiledi.

Avukatların duruşma salonunun küçüklüğüne dair itirazları ve yer değişikliği talepleri reddedildi. Hakim, söz almak isteyen avukatlara sık sık “düzeni bozacak yorumda bulunmayın” uyarısında bulundu. Hakim, ayrıca; “Mahkeme düzeninden ben sorumluyum” uyarısında bulundu.

İzleyici sırasında oturmak zorunda kalan sanıklar, sıraları geldiğinde, savunma yapmak için sanık bölümüne geçmek zorunda kaldı.

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - Afrin Operation Social Media Trial (Indictment)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - Afrin Operation Social Media Trial (Defense)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - Afrin Operation Social Media Trial (The Second Defense)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - Afrin Operation Social Media Trial 1. Standing (Minutes of the Hearing)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - Afrin Operation Social Media Trial 2. Standing (Minutes of the Hearing)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - Afrin Operation Social Media Trial 3. Standing (Minutes of the Hearing)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - Afrin Operation Social Media Trial 4. Standing (Minutes of the Hearing)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - Afrin Operation Social Media Trial 5. Standing (Minutes of the Hearing)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - Afrin Operation Social Media Trial 6. Standing (Minutes of the Hearing)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - Afrin Operation Social Media Trial 8. Standing (Minutes of the Hearing)

Hayri Demir - Membership and Propaganda Trial

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu, Mezopotamya Ajansı muhabiri Hayri Demir hakkında soruşturma başlattı. Demir, 16 Mart 2017’de; Ankara’daki evine yapılan polis baskını ile gözaltına alındı. Baskın sırasında cep telefonuna ve bilgisayarına el kondu. Soruşturma kapsamında, ayrıca; gazeteci olmayan iki kişi daha gözaltına alındı.

Demir, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü tarafından “gözaltı merkezi” olarak kullanılan kapalı spor salonuna götürüldü. Sekiz gün boyunca gözaltında tutuldu. Emniyet sorgusunda, Demir’e; Suriye’nin kuzeyine giderek yaptığı haberler ve çektiği görüntüler soruldu. Sekiz günün sonunda, gözaltı süresi bir hafta daha uzatıldı. Ancak 24 Mart 2017’de, Ankara Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık sorgusunun ardından tutuklanma talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Hakimlik kararı ile yurt dışına çıkış yasağı ve imza yükümlülüğü şartı ile serbest bırakıldı.

Demir hakkındaki iddianame; gözaltına alınmasından yaklaşık 2.5 yıl sonra, 16 Mayıs 2019’da tamamlandı.

Gazeteci Hayri Demir hakkındaki iddianame, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 16 Mayıs 2019’da tamamlandı.

Demir’in, Ankara’daki evine; 28 Şubat 2016’da hırsız girmişti. Demir’in fotoğraf makinasının içindeki hafıza kartı çalınmıştı. İddianamede; Ö.H. isimli bir şahsın, hırsızlık olayının üzerinden 24 saat geçmeden, Demir’in evinin bulunduğu sokakta hafıza kartını bulduğu ve emniyete ulaştırdığı öne sürüldü.

Demir’in hafıza kartında bulunan görüntülerin, iddianamede delil olarak sıralanması dikkat çekti.

İddianameye göre, hafıza kartı üzerinde inceleme yapıldı. Soruşturmanın; “Demir’in haber için çektiği görüntü ve fotoğrafların örgüt mensuplarına ait olduğu iddiası üzerine başlatıldığı” belirtildi.

İddianamede, Demir’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Dicle Haber Ajansı muhabiri olarak çalıştığı belirtildi.

Ardından, evine yapılan baskında polis tarafından el konulan dijital materyal ve kitap içerikleri sıralandı. Paul White tarafından kaleme alınan ve İletişim Yayınları tarafından basılan “PKK - Dağlardan İnmek” ile Metin Yeğin tarafından hazırlanan Meksika ve Guatemala’daki barış deneyimlerini konu alan “Gerillanın Barışı” isimli kitaplar iddianamede delili olarak gösterildi.

İddianamede, Demir’in; sosyal medya paylaşımlarına da yer verildi. Paylaşımlar; sosyal medya hesabı üzerinde Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yapılan açık kaynak araştırması verilerine dayandırıldı. Demir’in, “1990’yı yıllarda öldürülen gazetecileri anmak amacıyla yayımlanan bir gazete ilanını” paylaştığı belirtildi. Oysa Demir, bu paylaşım üzerinden daha önce cezalandırılmıştı.

Demir’in sosyal medya hesabı Bolu Emniyet Müdürlüğü tarafından da araştırıldı. Demir’in, HDP’nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş ile yaptığı röportaj ve röportaja ilişkin fotoğrafı paylaşması da deliller arasında gösterildi.

Demir’in; Şanlıurfa Akçakale’den yaptığı canlı bağlantıyı içeren fotoğraf da suç kapsamında değerlendirildi. Demir’in; 2015 yılında, Diyarbakır’da Nevruz bayramında çektiği fotoğraflara da iddianamede yer verildi. Demir’in; 7 Eylül 2014’te Demokratik Toplum Kongresi’nin olağan kurultayında çekilen fotoğrafı da delil olarak gösterildi. Fotoğrafta, Demir’in boynunda basın tanıtım kartı olduğu görülüyordu. Bu paylaşımları tamamı üzerinden “terör örgütü propagandası yapıldığı” iddia edildi.

İddianamede, evinden çalındıktan sonra Emniyete ulaşan hafıza kartındaki görüntü ve fotoğraflar sıralandı.

Suriye Ayn El Arab’ta (Kobanê) çekildiği belirtilen görüntülerin, “PKK/KCK adına Suriye ülkesi yapılanması içerisinde faaliyet yürüten örgüt mensuplarına ait görüntüler olduğu” iddia edildi. Oysa görüntüler, Dicle Haber Ajansı’nın görüntülü haber aboneleri için çatışma bölgesinden çekilmiş anonslardı.

Demokratik Suriye Güçleri’nin Fırat Nehri’nin batı yakasına operasyon başlattığı sırada yapılan röportajlar da iddianameye konuldu. O dönem, Fırat Nehri, Türkiye hükümeti tarafından “kırmızı çizgi” ilan edilmişti.

Savcı, hafıza kartından elde edilen görüntülerin; “Suriye toprakları içerisinde yer alan PKK/KCK terör örgütünün Suriye yapılanması, silahlı kanadı olan YPG’nin kontrolünde yer alan Şengal, Kobani, Kamışlı bölgelerinde çekilmiş fotoğraflar ve videolar olduğu, çekilen görüntülerin geneli itibariyle yaşanan çatışmalar öncesinde, çatışma anında ve çatışma sonrasında çekilmiş fotoğraf ve videolar olduğunu” öne sürdü.

Savcının, videolarla ilgili değerlendirmesinde, Demir için; “elinde fotoğraf ve video kameralar bulunun şahıs” ifadesini kullanması dikkat çekti.

Savcı, Demir’in; “YPG yapılanması içerisinde faaliyet yürüten örgüt mensupları ile birlikte hareket ettiğini” iddia etti. Görüntülerin de “PKK/KCK terör örgütü adına yayınların yapıldığı internet, TV ve basın yayın kuruluşları bünyesinde faaliyet yürüten örgüt mensupları veya şahıslara servis edildiğini” öne sürdü.

İddianamede, Demir; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 ve Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 maddeleri düzenlenen, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” ve “basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Toplamda dokuz yıldan 22 yıl altı aya kadar hapsi istendi. Demir’in ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki, “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

İddianame, Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 28 Mayıs 2019’da kabul edildi.

Gazeteci Hayri Demir’in yargılanmasına, Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 24 Eylül 2019’da görülen ilk duruşma ile başlandı.

Duruşma kimlik tespitiyle başladı. Bu sırada mahkeme başkanı, Demir’e; “Seni başka dosyadan da dinlememiş miydik?” diye sordu. Demir, aynı mahkemede gazeteci Sibel Hürtaş ile birlikte yargılandığı davayı anımsatarak, “Evet başka bir gazeteciler dosyasında daha yargılanıyorum” yanıtını verdi. Mahkeme başkanı ise Demir’in bu yanıtına “Yalnız burada gazeteci yargılamıyoruz” karşılığını verdi.

Demir, iddianame kendisine gönderilmediği için savunmasını hazırlayamadığını belirtti. Savunması için ek süre talebinde bulundu.

Yargılamanın ikinci duruşması, 23 Ekim 2019’da görüldü. Demir; suçlamaların tamamen gazetecilik faaliyetleri kapsamında olduğunu ve dosyada, gazetecilik faaliyeti dışında herhangi bir delilin olmadığını söyledi. “Bu dosya tamamen bana karşı hazırlanmış bir kumpas dosyasıdır” diyen Demir, davanın evinden çalınan hafıza kartlarının emniyete teslim edilmesiyle açıldığını belirtti. Delillerin hukuka aykırı elde edildiğini belirten Demir, beraatini talep etti .

Mahkeme, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na; Demir’in hafıza kartının evinden çalınması ile ilgili soruşturmanın geldiği aşama ile yazı yazılmasına karar verdi. Hafıza kartından çıkan görüntülerin örneğinin savunmasını yapması için Demir’e verilmesi kararlaştırıldı. Demir’in suçlandığı sosyal medya paylaşımları için açılan davada verilen kararın Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sorulması kararlaştırıldı.

Yargılamanın üçüncü duruşması, 23 Ocak 2020’de görüldü.

Önceki duruşmada, Demir’in evinin soyulması ile ilgili soruşturma dosyasının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan istenmesine karar verilmişti. Ancak başsavcılığın mahkemeye yanlış dosyayı gönderdiği görüldü. Demir, “Savcılık yanlış dosyayı göndermiş” dedi. Demir, dosyadaki görüntülerin kendisine ait olmayan kısımlarının da kendisine aitmiş gibi deşifre edildiğini belirtti ve buna örnekler verdi. Dosyada 50’ye yakın görüntü deşifresinin mevcut olduğunu, bunların tamamının gazetecilik faaliyeti kapsamında çatışma bölgesinde çekilen anonslar olduğunu belirtti.

Mahkeme başkanı, Demir’in görüntü deşifreleri ile ilgili savunmasını; “siyasi savunma yapma, burası yeri değil. İddianamedeki suçlamalara yanıt ver. Burada siyasi savunma yapacaksan savunmanı sonlandırıp susma hakkını kullanmış sayacağım” uyarısı ile kesti.

Duruşma sonunda, mahkeme; hırsızlık olayı ile ilgili soruşturma dosyasının savcılıktan yeniden istenmesine karar verdi. Yine paylaşımlarla ilgili daha önce açılan dava dosyalarının mahkemelerden yeniden istenmesi kararlaştırıldı.

Yargılama 28 Nisan 2020’deki dördüncü duruşma ile sürecekti. Ancak “coronavirüs” salgını nedeniyle Türkiye’de alınan tedbirler kapsamında ertelendi. Yargılamanın 17 Eylül 2020 günü görülecek beşinci duruşma ile sürmesine karar verildi.

4. Standing - April 28, 2020


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu, Mezopotamya Ajansı muhabiri Hayri Demir hakkında soruşturma başlattı. Demir, 16 Mart 2017’de; Ankara’daki evine yapılan polis baskını ile gözaltına alındı.

Demir, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü tarafından “gözaltı merkezi” olarak kullanılan kapalı spor salonuna götürüldü. Sekiz gün boyunca gözaltında tutuldu. Emniyet sorgusunda, Demir’e; Suriye’nin kuzeyine giderek yaptığı haberler ve çektiği görüntüler soruldu. Sekiz günün sonunda, gözaltı süresi bir hafta daha uzatıldı. Ancak 24 Mart 2017’de, Ankara Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık sorgusunun ardından tutuklanma talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Hakimlik kararı ile yurt dışına çıkış yasağı ve imza yükümlülüğü şartı ile serbest bırakıldı.

Demir hakkındaki iddianame; gözaltına alınmasından yaklaşık 2.5 yıl sonra, 16 Mayıs 2019’da tamamlandı.

Demir’in, Ankara’daki evine; 28 Şubat 2016’da hırsız girmişti. Demir’in fotoğraf makinasının içindeki hafıza kartı çalınmıştı. İddianamede; Ö.H. isimli bir şahsın, hırsızlık olayının üzerinden 24 saat geçmeden, Demir’in evinin bulunduğu sokakta hafıza kartını bulduğu ve emniyete ulaştırdığı öne sürüldü.

Demir’in hafıza kartında bulunan görüntülerin, iddianamede delil olarak sıralanması dikkat çekti.

İddianamede, evinden çalındıktan sonra Emniyete ulaşan hafıza kartındaki görüntü ve fotoğraflar sıralandı.

Suriye Ayn El Arab’ta (Kobanê) çekildiği belirtilen görüntülerin, “PKK/KCK adına Suriye ülkesi yapılanması içerisinde faaliyet yürüten örgüt mensuplarına ait görüntüler olduğu” iddia edildi. Oysa görüntüler, Dicle Haber Ajansı’nın görüntülü haber aboneleri için çatışma bölgesinden çekilmiş anonslardı.

Demokratik Suriye Güçleri’nin Fırat Nehri’nin batı yakasına operasyon başlattığı sırada yapılan röportajlar da iddianameye konuldu. O dönem, Fırat Nehri, Türkiye hükümeti tarafından “kırmızı çizgi” ilan edilmişti.

Savcı, hafıza kartından elde edilen görüntülerin; “Suriye toprakları içerisinde yer alan PKK/KCK terör örgütünün Suriye yapılanması, silahlı kanadı olan YPG’nin kontrolünde yer alan Şengal, Kobani, Kamışlı bölgelerinde çekilmiş fotoğraflar ve videolar olduğu, çekilen görüntülerin geneli itibariyle yaşanan çatışmalar öncesinde, çatışma anında ve çatışma sonrasında çekilmiş fotoğraf ve videolar olduğunu” öne sürdü.

Savcının, videolarla ilgili değerlendirmesinde, Demir için; “elinde fotoğraf ve video kameralar bulunun şahıs” ifadesini kullanması dikkat çekti.

İddianamede, Demir; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 ve Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 maddeleri düzenlenen, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” ve “basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Toplamda 9 yıldan 22 yıl 6 aya kadar hapsi istendi.

Gazeteci Hayri Demir’in yargılanmasına, Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 24 Eylül 2019’da görülen ilk duruşma ile başlandı. Demir, iddianame kendisine gönderilmediği için savunmasını hazırlayamadığını belirtti. Savunması için ek süre talebinde bulundu.

Yargılamanın ikinci duruşması 23 Ekim 2019’da görüldü. Demir; suçlamaların tamamen gazetecilik faaliyetleri kapsamında olduğunu ve dosyada, gazetecilik faaliyeti dışında herhangi bir delilin olmadığını söyledi. “Bu dosya tamamen bana karşı hazırlanmış bir kumpas dosyasıdır” diyen Demir, davanın evinden çalınan hafıza kartlarının emniyete teslim edilmesiyle açıldığını belirtti. Mahkeme, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na; Demir’in hafıza kartının evinden çalınması ile ilgili soruşturmanın geldiği aşama ile yazı yazılmasına karar verdi.

Yargılamanın üçüncü duruşması, 23 Ocak 2020’de görüldü. Ankara Cumhuriyet Başsavclığı’ndan, Demir’in hafıza kartının evinden çalınmasına ilişkin soruşturmanın ne aşamada olduğuna ilişkin yazının geldiği görüldü. Ancak Başsavcılığın farklı bir soruşturma dosyasını sunduğu anlaşıldı. Demir, belgeye itiraz ederek, soruşturma numarasının yanlış sunulduğunu, bu nedenle farklı bir soruşturmaya dair belgenin mahkemeye gönderildiğini kaydetti.

Demir, dosyaya dayanak oluşan görüntülerde kendisine ait olmayan kısımların kendisine aitmiş gibi deşifre edildiğini belirterek, bunlara örnekler verdi.

Dosyada Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) eski sözcüsü olan Talal Silo ile yaptığı bir röportajın da suç unsuru olarak gösterildiğini anımsatan Demir, “Söz konusu şahıs şu an Türkiye’de yaşıyor” diyerek, bu duruma dair beyanlarını sürdürmek istedi.

Ancak mahkeme başkanı, Demir’in sözünü keserek, “Bunun dosya ile ne alakası var. Dosyadaki suçlamalara dair beyanlarda bulun” şeklinde sert bir ifade kullandı. Ardından söz alan avukat Nuray Özdoğan, Hayri Demir’in sözünün kesilmesi nedeniyle mahkemeyi eleştirdi. Özdoğan, dosyaya yeni gelen evrakları incelemek ve beyanda bulunmak için süre talep etti.

Mahkeme heyeti, Hayri Demir’in evinde yaşanan hırsızlık olayına ilişkin soruşturma dosyasının savcılıktan, daha önce hakkında benzer paylaşımlar nedeniyle açılan İstanbul ve Diyarbakır’daki dava dosyalarının mahkemelerden istenmesine karar verdi.

Yargılamanın dördüncü duruşması 28 Nisan 2020’de görülecekti. ncak duruşma; “coronavirüs” salgını nedeniyle alınan tedbirler kapsamında ertelendi. Bir sonraki duruşma 17 Eylül 2020 tarihinde görülecek.



Next Trial: Sept. 17, 2020, 11:15 a.m.


Duruşma, pandemi ilan edilen “coronavirüs” karşısında Türkiye’de alınan tedbirler kapsamında görülmeden, ertelendi.

Bir sonraki duruşma 17 Eylül 2020 gününe bırakıldı.

3. Standing - Jan. 23, 2020


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu, Mezopotamya Ajansı muhabiri Hayri Demir hakkında soruşturma başlattı. Demir, 16 Mart 2017’de; Ankara’daki evine yapılan polis baskını ile gözaltına alındı.

Demir, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü tarafından “gözaltı merkezi” olarak kullanılan kapalı spor salonuna götürüldü. Sekiz gün boyunca gözaltında tutuldu. Emniyet sorgusunda, Demir’e; Suriye’nin kuzeyine giderek yaptığı haberler ve çektiği görüntüler soruldu. Sekiz günün sonunda, gözaltı süresi bir hafta daha uzatıldı. Ancak 24 Mart 2017’de, Ankara Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık sorgusunun ardından tutuklanma talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Hakimlik kararı ile yurt dışına çıkış yasağı ve imza yükümlülüğü şartı ile serbest bırakıldı.

Demir hakkındaki iddianame; gözaltına alınmasından yaklaşık 2.5 yıl sonra, 16 Mayıs 2019’da tamamlandı.

Demir’in, Ankara’daki evine; 28 Şubat 2016’da hırsız girmişti. Demir’in fotoğraf makinasının içindeki hafıza kartı çalınmıştı. İddianamede; Ö.H. isimli bir şahsın, hırsızlık olayının üzerinden 24 saat geçmeden, Demir’in evinin bulunduğu sokakta hafıza kartını bulduğu ve emniyete ulaştırdığı öne sürüldü.

Demir’in hafıza kartında bulunan görüntülerin, iddianamede delil olarak sıralanması dikkat çekti.

İddianamede, evinden çalındıktan sonra Emniyete ulaşan hafıza kartındaki görüntü ve fotoğraflar sıralandı.

Suriye Ayn El Arab’ta (Kobanê) çekildiği belirtilen görüntülerin, “PKK/KCK adına Suriye ülkesi yapılanması içerisinde faaliyet yürüten örgüt mensuplarına ait görüntüler olduğu” iddia edildi. Oysa görüntüler, Dicle Haber Ajansı’nın görüntülü haber aboneleri için çatışma bölgesinden çekilmiş anonslardı.

Demokratik Suriye Güçleri’nin Fırat Nehri’nin batı yakasına operasyon başlattığı sırada yapılan röportajlar da iddianameye konuldu. O dönem, Fırat Nehri, Türkiye hükümeti tarafından “kırmızı çizgi” ilan edilmişti.

Savcı, hafıza kartından elde edilen görüntülerin; “Suriye toprakları içerisinde yer alan PKK/KCK terör örgütünün Suriye yapılanması, silahlı kanadı olan YPG’nin kontrolünde yer alan Şengal, Kobani, Kamışlı bölgelerinde çekilmiş fotoğraflar ve videolar olduğu, çekilen görüntülerin geneli itibariyle yaşanan çatışmalar öncesinde, çatışma anında ve çatışma sonrasında çekilmiş fotoğraf ve videolar olduğunu” öne sürdü.

Savcının, videolarla ilgili değerlendirmesinde, Demir için; “elinde fotoğraf ve video kameralar bulunun şahıs” ifadesini kullanması dikkat çekti.

İddianamede, Demir; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 ve Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 maddeleri düzenlenen, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” ve “basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Toplamda 9 yıldan 22 yıl 6 aya kadar hapsi istendi.

Gazeteci Hayri Demir’in yargılanmasına, Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 24 Eylül 2019’da görülen ilk duruşma ile başlandı. Demir, iddianame kendisine gönderilmediği için savunmasını hazırlayamadığını belirtti. Savunması için ek süre talebinde bulundu.

Yargılamanın ikinci duruşması 23 Ekim 2019’da görüldü. Demir; suçlamaların tamamen gazetecilik faaliyetleri kapsamında olduğunu ve dosyada, gazetecilik faaliyeti dışında herhangi bir delilin olmadığını söyledi. “Bu dosya tamamen bana karşı hazırlanmış bir kumpas dosyasıdır” diyen Demir, davanın evinden çalınan hafıza kartlarının emniyete teslim edilmesiyle açıldığını belirtti. Mahkeme, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na; Demir’in hafıza kartının evinden çalınması ile ilgili soruşturmanın geldiği aşama ile yazı yazılmasına karar verdi.

Yargılamanın üçüncü duruşması, 23 Ocak 2020’de görüldü.



Next Trial: April 28, 2020, 9 a.m.


Duruşmanın 11.00’da başlayacağı belirtilmişti. Ancak, duruşma; yaklaşık 80 dakika gecikmeli olarak 12:20’de başladı. Gazeteci Hayri Demir, avukatı Nuray Özdoğan ile birlikte duruşmaya katıldı.

Duruşma önceki celsede alınan ara kararlara dair dosyaya ulaşan belgelerin okunmasıyla başladı.

Ankara Cumhuriyet Başsavclığı’ndan, Demir’in hafıza kartının evinden çalınmasına ilişkin soruşturmanın ne aşamada olduğuna ilişkin yazının geldiği görüldü. Ancak Başsavcılığın farklı bir soruşturma dosyasını sunduğu anlaşıldı. Demir, belgeye itiraz ederek, soruşturma numarasının yanlış sunulduğunu, bu nedenle farklı bir soruşturmaya dair belgenin mahkemeye gönderildiğini kaydetti.

Demir, dava dosyasına ulaşan evraklarla ilgili olarak, “Bu dosyalar henüz UYAP’a yüklenmediği için evraklardan haberdar olmadım. Buna dair beyanlarda bulunmayacağım. Ancak geçen celsede görüntülerin birer kopyasının tarafıma verilmesi kararıyla görüntüleri inceledim. Buna dair beyanlarda bulunacağım” dedi.

Ardından Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) kaydı başlatılarak Demir’in beyanı alındı.

Demir, dosyaya dayanak oluşan görüntülerde kendisine ait olmayan kısımların kendisine aitmiş gibi deşifre edildiğini belirterek, bunlara örnekler verdi.

Kendi beyanları olmadığı halde dosyaya konulan bu görüntü deşifrelerini kabul etmeyen Demir, dosyada 50’ye yakın görüntü deşifresinin mevcut olduğunu, bunlarının tamamımın gazetecilik faaliyeti kapsamında çatışma bölgesinde çekilen anonslar olduğunu ve haber unsurlarından oluştuğunu kaydetti. Söz konusu görüntülerde herhangi bir suç unsuru olmadığını ifade eden Demir, görüntülere ait anlatımların mesleki faaliyetinin bir parçası olduğunu dile getirdi.

Dosyada Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) eski sözcüsü olan Talal Silo ile yaptığı bir röportajın da suç unsuru olarak gösterildiğini anımsatan Demir, “Söz konusu şahıs şu an Türkiye’de yaşıyor” diyerek, bu duruma dair beyanlarını sürdürmek istedi.

Ancak mahkeme başkanı, Demir’in sözünü keserek, “Bunun dosya ile ne alakası var. Dosyadaki suçlamalara dair beyanlarda bulun” şeklinde sert bir ifade kullandı.

Demir ise bu durumun dosyayla bağı olduğuna vurgu yaparak, “Bu şahsın Türkiye’de yaşadığı ortaya çıkınca Aralık 2017’de Reuters ve Anadolu Ajansı da kendisiyle röportaj yaptı. Hatta bu röportaj sırasında güvenlik yetkilileri de bulunuyordu. Ancak bu röportajlara dair tek bir soruşturma yok, üstelik röportaj yapılırken güvenlik yetkilileri de aynı ortamda bulunuyor ama nedense aynı şahsın açıklama yaptığı görüntüler benim hakkımda delil olarak dosyada karşıma çıkıyor. Söz konusu kişi bulunduğum çatışma bölgesindeki gelişmelere dair bilgisine başvurduğum bir kaynak. Bu kaynak Arapça konuşuyor ancak tutanağa ‘Kürtçe çözümlenemedi’ şeklinde geçilmiş. Bu bile aslında dosyanın nasıl bir saikle hazırlandığını gösteriyor” diye devam etti.

Demir, Aralık 2015’te bölgede bulunduğu sırada çekmiş olduğu fotoğraf ve haberlerin yer aldığı aralarında Hürriyet, Star, Evrensel, T24 ve Yeni Şafak gazetelerinde yer aldığı yayın organlarında çıkan haberlerini mahkemeye sundu. Ancak mahkeme heyeti söz konusu dosyayı kendisine sunan mübaşire “Ver kendisine, üst yazı yazsın öyle kabul edelim” diyerek geri çevirdi.

Beyanlarına devam eden Demir, “Deşifrelerde özellikle nedense bu kısımlar dikkat çekmek için boldlanmış, yani koyu yazılmış. Orada şunu diyorum, ‘Türkiye’nin kırmızı çizgi ilan ettiği’ aslında bu dosyanın oluşturulmasının tek nedeni de bana göre bu ifadedir. Bir intikam hırsıyla bu dosya hazırlanmıştır. Sunmak istediğim haberlerde de görülüyor bu ifadeyi o günlerde tüm medya organları kullanıyordu. Çünkü dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu söz konusu bölge ‘Türkiye’nin kırmızı çizgisidir’ demişti. O yüzden de kamuoyunun dikkatleri oradaydı” ifadesini kullandığı sırada mahkeme başkanı, bir kez daha Demir’in sözünü kesti. Demir’i “siyasi savunma yapma, burası yeri değil. İddianamedeki suçlamalara yanıt ver. Burada siyasi savunma yapacaksan savunmanı sonlandırıp susma hakkını kullanmış sayacağım” diye sert şekilde uyardı.

Bu sırada itirazda bulunmak isteyen avukat Nuray Özdoğan’ın da sözünü kesen mahkeme başkanı, “Avukat hanım beyan sırası geldiğinde dile getirin” diyerek, konuşmasına izin vermedi.

Mahkeme başkanının bu tavrını kabul etmeyen Demir ise “Bu siyasi savunma değil, bana istinat edilen suçlamalara dair beyanda bulunuyorum ki bu doğal hakkım. Ben beyanda bulunurken o dönemin konjonktürünü de anlatmak zorundayım. Bir bütün olarak ele alamadığım takdirde eksik kalacaktır” dedi.

Demir, açık kaynak araştırma tutanağında kişisel internet sitesinde yer alan yazılara dair de beyanda bulundu. Bazı röportajların başlığının alınıp suçlama olarak yöneltildiğini kaydeden Demir, “Bunlar benim görüşüm olarak verilmiş. Kolluk burada art niyetli hareket etmiştir. Çünkü başlığın alındığı yazının tamamı dosyaya konulmuş olsaydı bunların bir röportaj olduğu açık bir şekilde görülecekti. Örneğin ‘AKP’nin Kürtlere açtığı savaş darbe olarak geri döndü’ başlıklı haber de dosyaya suç unsuru olarak konulmuş. Oysa bu yazı dönemin HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile yaptığım bir röportaj. Demirtaş’ın dile getirdiği beyanlardan bir noktasını başlık olarak seçmişim. Yine Ovacık Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ile yaptığım bir röportaj da delil olarak burada yer alıyor. Bununla birlikte iddianame ‘YPJ’nin sadece askeri güç değil, toplumu yeniden inşa eden bir güç olduğunu, YPJ’nin başarılı operasyonlar yaptığı’ şeklinde yer alan ve buna benzer mahiyetteki yazılar da delil olarak gösterilmiş. Oysa ben bu yazılar nedeniyle 2016 yılında da hakkımda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu tarafından yürütülen soruşturmayla yargılandım. Hakkımda iddianame hazırlandı. Ancak basın kanunu göz önünde bulundurularak duruşma görülmeden davaya dair düşme kararı verildi. Bu dosyanın da mahkemenizce istenilmesini talep ediyorum” dedi.

Ardından söz alan avukat Nuray Özdoğan, Hayri Demir’in sözünün kesilmesi nedeniyle mahkemeyi eleştirdi. Özdoğan, dosyaya yeni gelen evrakları incelemek ve beyanda bulunmak için süre talep etti.

Mahkeme heyeti duruşmaya ara vermeden kararını açıkladı.


Mahkeme heyeti Hayri Demir’in evinde yaşanan hırsızlık olayına ilişkin soruşturma dosyasının savcılıktan, daha önce hakkında benzer paylaşımlar nedeniyle açılan İstanbul ve Diyarbakır’daki dava dosyalarının mahkemelerden istenmesine karar verdi. Duruşma arasında gelen belgeleri inceleyip beyanda bulunması için Demir’e süre veren mahkeme, bir sonraki duruşmayı 28 Nisan 2020 saat 09:00’a bıraktı.


Duruşma Öncesi

Duruşmanın görüldüğü adliye binasına X-ray cihazından yapılan aramadan sonra girildi. Duruşma belirlenen saatinden yaklaşık 80 dakika gecikmeli başladı. Duruşma salonu mahkemenin kendi salonu değildi. Farklı bir mahkemeye ait daha küçük bir duruşma salonu belirlenmişti.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonu ağır ceza mahkemelerinin salonlarına göre küçük bir salondu. İzleyiciler için 10 kişilik bir sıra ayrılmıştı. Beyanlar Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alındı. Duruşma salonu havalandırılmış ve temizdi.

Duruşmaya Katılım

Demir ve avukatı Nuray Özdoğan’ın yanı sıra Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Af Örgütü, P24 temsilcileri ile gazeteciler duruşmayı takip etti.

Genel Gözlemler

Mahkeme başkanının oldukça gergin olduğu gözlenirken, 7-8 kez Demir’in savunmasını kestiği görüldü. Demir’i “savunması kısa tutması” için telkinde bulunan mahkeme başkanını duruşma sırasında Demir’e “yavaş ol kayıt alınıyor” demesine karşılık ilerleyen dakikalarda “hızlı ol zaman bizim için değerli” demesi de dikkat çekti.

Duruşma görülmeye başlamadan önce sivil iki polisin duruşma salonu görevlisi ile Demir’i ve duruşmayı izlemek için gelenlere dair kendi aralarında konuştukları ve notlar aldıkları görüldü.

2. Standing - Oct. 23, 2019


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu, Mezopotamya Ajansı muhabiri Hayri Demir hakkında soruşturma başlattı. Demir, 16 Mart 2017’de; Ankara’daki evine yapılan polis baskını ile gözaltına alındı.

Demir, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü tarafından “gözaltı merkezi” olarak kullanılan kapalı spor salonuna götürüldü. Sekiz gün boyunca gözaltında tutuldu. Emniyet sorgusunda, Demir’e; Suriye’nin kuzeyine giderek yaptığı haberler ve çektiği görüntüler soruldu. Sekiz günün sonunda, gözaltı süresi bir hafta daha uzatıldı. Ancak 24 Mart 2017’de, Ankara Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık sorgusunun ardından tutuklanma talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Hakimlik kararı ile yurt dışına çıkış yasağı ve imza yükümlülüğü şartı ile serbest bırakıldı.

Demir hakkındaki iddianame; gözaltına alınmasından yaklaşık 2.5 yıl sonra, 16 Mayıs 2019’da tamamlandı.

Demir’in, Ankara’daki evine; 28 Şubat 2016’da hırsız girmişti. Demir’in fotoğraf makinasının içindeki hafıza kartı çalınmıştı. İddianamede; Ö.H. isimli bir şahsın, hırsızlık olayının üzerinden 24 saat geçmeden, Demir’in evinin bulunduğu sokakta hafıza kartını bulduğu ve emniyete ulaştırdığı öne sürüldü.

Demir’in hafıza kartında bulunan görüntülerin, iddianamede delil olarak sıralanması dikkat çekti.

İddianamede, evinden çalındıktan sonra Emniyete ulaşan hafıza kartındaki görüntü ve fotoğraflar sıralandı.

Suriye Ayn El Arab’ta (Kobanê) çekildiği belirtilen görüntülerin, “PKK/KCK adına Suriye ülkesi yapılanması içerisinde faaliyet yürüten örgüt mensuplarına ait görüntüler olduğu” iddia edildi. Oysa görüntüler, Dicle Haber Ajansı’nın görüntülü haber aboneleri için çatışma bölgesinden çekilmiş anonslardı.

Demokratik Suriye Güçleri’nin Fırat Nehri’nin batı yakasına operasyon başlattığı sırada yapılan röportajlar da iddianameye konuldu. O dönem, Fırat Nehri, Türkiye hükümeti tarafından “kırmızı çizgi” ilan edilmişti.

Savcı, hafıza kartından elde edilen görüntülerin; “Suriye toprakları içerisinde yer alan PKK/KCK terör örgütünün Suriye yapılanması, silahlı kanadı olan YPG’nin kontrolünde yer alan Şengal, Kobani, Kamışlı bölgelerinde çekilmiş fotoğraflar ve videolar olduğu, çekilen görüntülerin geneli itibariyle yaşanan çatışmalar öncesinde, çatışma anında ve çatışma sonrasında çekilmiş fotoğraf ve videolar olduğunu” öne sürdü.

Savcının, videolarla ilgili değerlendirmesinde, Demir için; “elinde fotoğraf ve video kameralar bulunun şahıs” ifadesini kullanması dikkat çekti.

İddianamede, Demir; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 ve Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 maddeleri düzenlenen, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” ve “basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Toplamda 9 yıldan 22 yıl 6 aya kadar hapsi istendi.

Gazeteci Hayri Demir’in yargılanmasına, Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 24 Eylül 2019’da görülen ilk duruşma ile başlandı. Demir, iddianame kendisine gönderilmediği için savunmasını hazırlayamadığını belirtti. Savunması için ek süre talebinde bulundu.

Yargılamanın ikinci duruşması 23 Ekim 2019’da görüldü.



Next Trial: Jan. 23, 2020, 11 a.m.


Tutuksuz yargılanan gazeteci Hayri Demir, duruşmaya; avukatı Gulan Çağın Kaleli ile birlikte katıldı. Demir şunları söyledi:

“Burada gazetecilik mesleğim nedeniyle, gazeteciliğin yargılandığını belirterek başlamak istiyorum. Çünkü onlarca sayfa olarak hazırlanan dosyada gazetecilik mesleğime dair faaliyetim dışında tek bir iddia, suçlama ya da delil konulmamıştır. Sırf mesleğimi yaptığım için bugün burada yargılanıyorum.”

Demir, devamında gazetecilik tanımı yapmak istedi. Ancak Mahkeme Başkanı, Demir’in sözünü keserek, “Gazetecilik tanımı yapma, iddianamedeki suçlamalara dair savunma yap” dedi. Demir ise “Ama burada yargılanan mesleki faaliyetlerimdir. Dolayısıyla gazeteciliğin ne olduğunu, gazetenin kim olduğunun çerçevesini çizdikten sonra suçlamalara tek tek anlatacağım. Çünkü gazeteciliğim suçlama konusu yapılmıştı” diye karşılık verdi ve savunmasına şöyle devam etti:

“Beğenseniz de beğenmeseniz de suçlamaya çalışılanın adı gazeteciliktir. Sadece ben değil, mesleğini yaptığını için yüzlerce meslektaşım da aynı gerekçelerle yargılanmaktayız. Dünyada üzerindeki 180 ülkeden Türkiye basın özgürlüğü açısından 157. sırada yer alıyor. Her geçen gün de daha da geriye düşmekteyiz. Şu an burada bir gazeteci olarak yargılanırken, 100’ü aşkın meslektaşım en azından benim kadar şanslı olmadığı için tutuklu olarak yargılanıyor. Gazetecilerin mesleklerini yapmaları için bu adliyelerde olmaları gerekirken, bu davalarla mesailerimiz duruşma salonlarında mesleğimizi savunarak geçirmekle karşı karşıyayız. Bu fotoğraf bile gazetecilerin nasıl bir baskı ile karşı karşıya kaldığının açık göstergesidir.

Elbette sadece kendi adıma endişe duymuyorum; bana bu yargılamanın sonunda talep edilen ceza miktarı kadar ceza verseniz de buna dair bir endişem ya da korkum yoktur. Gazeteciliğin ateşten gömlek giymek olduğunu sahada bir fiil olarak deneyimledim. Sadece sahada karşı karşıya kaldıklarımızla değil aslında mesleğimiz gereği karşı karşıya kaldığımız baskılar da bu mesleğin ateşten gömlek giymek olduğunu gösteriyor. Asıl endişem gazetecilik mesleği olduğu gibi tüm toplum adınadır. Çünkü bugün gazeteciler, akademisyenler, hak savunucuları başta olmak üzere neredeyse tüm meslek grubundan insanlar, davalarla sindirilmeye çalışılıyor. Muhalif tek bir sesin, görüşün ifade özgürlüğü kapsamında dahi dile getirilmesine tahammül edilmezken, muhaliflerin karşısında bulunan kesimlere de ilginç bir şekilde ‘sınırsız bir ifade özgürlüğü’ tanınıyor.

Dosyanın esasına girmeden önce usulüne ilişkin kimi hususlara dikkat çekmek istiyorum. Elbette içeriğine dair hususlara tek değineceğim; ancak öncelikle soruşturma ve ardından hazırlanan iddianamenin kumpasla tarif edilebilecek bir dosya olduğunu belirtmek istiyorum. Dosyanın savcılığa iade edilmesini ve savcılık tarafından da böylesi bir soruşturmanın hukuk tarihine kara bir leke olarak geçmemesi için takipsizlik kararı verilmesini talep ediyorum. Çünkü tamamen hukuk dışı elde edilmiş olan, çelişkiler nedeniyle aydınlatılmayan bir hırsızlık durumuyla elde edilmiş olan hafıza kartlarındaki habercilik faaliyetlerim “suçmuş” gibi önüme konulmuş. Elbette gazetecilik suç değildir, önüme ‘suç’ olarak konulanların tamamımın da gazetecilik faaliyeti kapsamında olduğunu belirtiyorum.

Dosyadaki çelişkiler bir kumpas ile karşı karşıya olduğumu gösteriyor. Kart bulunmadan bir gün önce kaldığım eve hırsız giriyor. Kartların bulunduğu çekmecenin üzerindeki kumbaraya ya da başka değerli bir şeye dokunmuyor. Nedense çekmecedeki kartları almak gibi bir girişimde bulunuyor. Bu kart bir gün sonra da emniyete ulaşıyor. Kimseyi zan altında bırakamam ama bu durumun kendisi hayatın olağan akışına ters bir durumdur. Bu nasıl bir hırsızlık girişimi takdiri sizlere bırakıyorum.”

Demir, hafıza kartında bulunan ve delil olarak dosyaya konulan görüntülere ilişkin ise şu savunmayı yaptı:

“Evet Suriye’ye gittim, bu gizli saklı olarak yaptığım bir durum değildi. Suriye’ye geçmeden önce sınır hattında da günlerce haber takibinde bulundum. Hatta kapanan Başbakanlığa bağlı Basın Enformasyon Başkanlığı tarafından özel akredite verilerek, sınır hattındaki gelişmeleri takip ettim ki buna dair verilen kimlik kartını soruşturma aşamasında dosyaya ibraz ettik. Sınır hattında çalıştığım dönemde bugün olduğu gibi sınır kapıları kapalıydı. Benim gibi onlarca gazeteci sınırı kaçakçıları eşliğinde geçerek, sınırın diğer tarafından gelişmeleri aktardı. Gizli saklı gitmiş olsaydım, o günlerde yaptığım haberler imza kullanmaz, video anonsları çekmezdim. O günlerde yaptığım onlarca haber, dosyaya konulan fotoğraflar birçok televizyon ve gazetede yayımlanan haberler oldu. O günlerde ve sonrasında hatta bugünlerde bile gazeteciler yasal olmayan yollardan gidiyor. Orada haber yapıp dönüyor.

Dosyada ilginç birkaç durum daha var. Nedense gözaltına alındıktan sonra 4 Nisan 2017’de birisi ihbar ediyor. Kaldı ki o dönem Bolu’da da yaşamıyorum. Bolu’dan ayrılalı beş yıl olmuş. Mezun olduğumu belirtmiş bir de ihbarcı. Ardından da savcılık tarafından hakkımda soruşturma açılıyor. İlginç olan soruşturma aşamasında gözaltına alınıp tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmamdan hemen sonra bu ihbar yapılıyor. Soruşturmaya dayanak olan delillerin hukuk dışı deliller olacağı düşünülmüş ki böylesi bir ihbar yapılıyor demek istemiyorum ama hissettirilen tamamen bu.”

Demir, 2015 yılında HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile yaptığı söyleşi ve o sırada çektirdiği fotoğrafında “suç unsuru” olarak dosyaya konulduğunu anımsatarak, “Bir siyasi partinin genel başkanı, milletvekili ile mesleğim kapsamında söyleşi yapmam, bunu yayınlamam dahi suçlama konusu yapılıyor. Bu nedenle başta da belirtiğim gibi burada gazetecilik faaliyetimden dolayı yargılanıyorum” dedi.

Demir, şöyle devam etti:

“Evet bugün burada gazetecilik mesleğimden dolayı yargılanıyorum. Burada anayasada güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğini belirtmek istiyorum. Sırf bu nedenlerle AİHM’de 2018 yılında düşünce ve ifade özgürlüğü konularında en fazla mahkum edilen ülkeyiz. Ben bir gazeteciyim. Mesleğimin gereği olarak kamuoyunu bilgilendirmek adına binlerce haber yazdım. Aslında anayasa gazeteciye bir noktada güvence de veriyor. Ancak ne yazık ki bu güvenceye rağmen gazetecilik ve suç olguları yan yana getirilmektedir. Gazetecinin işi haber yapmaktır, haber bir suç unsuru değildir. Beraatimi ve gazetecilik faaliyetlerimi özgürce yürütme hakkımı talep ediyorum.”

Demir’in ayrıntılı savunmasına ulaşmak için tıklayınız

Ardından avukatı Gulan Çağın Kaleli, beyanda bulundu. Kaleli, davanın hukuk dışı delillerle ortaya konulduğunu belirterek, hırsızlık olayına dair açılan soruşturmanın akıbetinin sorulmasını talep etti. Yine Demir’in bu dosyadaki paylaşımlarının farklı dosyalarda da yargılama konusu yapıldığını belirten Kaleli, bu dosyaların da dosyaya eklenmesini talep etti.

Kaleli, yazılı savunmalarını hazırlamak için suçlamaya konu görüntülerin bulunduğu materyallerin birer kopyasının kendilerine verilmesini talep ederek, süre talebinde bulundu.

Mahkeme heyeti, duruşmaya ara vermeden ara kararını açıkladı.


Mahkeme heyeti; Demir’in savunmasında, iddianameye konu teşkil eden hafıza kartının ikamet ettiği evden çalındığına ilişkin savcılığın yürüttüğü soruşturmanın akıbetinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan sorulmasına karar verdi.

Demir’in paylaşımları üzerinden daha önce yürütülen yargılanmasına ilişkin Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne müzekkere yazılarak kararın örneğinin mahkemeye gönderilmesine karar verildi.

Hafıza kartlarından çıkan görüntülerin birer örneğinin, savunmasını hazırlaması için Demir’e verilmesine karar veren mahkeme, ayrıca suç unsuruna rastlanmadığı belirlenen dijital materyallerin de iadesine hükmetti.

Davanın bir sonraki duruşması 23 Ocak 2020 saat 11:00’e bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma belirlenen saatinde başladı. Duruşmanın görüldüğü adliye binasına X-Ray cihazından yapılan aramadan sonra girildi. Duruşma salonu mahkemenin kendi salonu değil, farklı bir mahkemeye ait daha küçük bir salondu. Duruşmayı takip etmek isteyenlerin salona girişinde herhangi bir engel çıkarılmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonu ağır ceza mahkemelerinin salonlarına göre küçük bir salondu. İzleyiciler için on kişilik bir sıra ayrılmıştı. Beyanlar, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alındı. Duruşma salonu havalandırılmış ve temizdi.

Duruşmaya Katılım

Demir ve avukatı Gulan Çağın Kaleli’nin yanı sıra Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği, Af Örgütü temsilcileri ile çok sayıda gazeteci duruşmayı takip etti.

Genel Gözlemler

Mahkeme başkanı, Demir’in savunmasını iki kez kesti. Demir’in savunmasını yaptığı sırada notlar aldığı görüldü. Demir ve avukatının tüm talepleri kabul edildi. Heyetin savunmaları dinlediği görüldü.

1. Standing - Sept. 24, 2019


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu, Mezopotamya Ajansı muhabiri Hayri Demir hakkında soruşturma başlattı. Demir, 16 Mart 2017’de; Ankara’daki evine yapılan polis baskını ile gözaltına alındı.

Demir, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü tarafından “gözaltı merkezi” olarak kullanılan kapalı spor salonuna götürüldü. Sekiz gün boyunca gözaltında tutuldu. Emniyet sorgusunda, Demir’e; Suriye’nin kuzeyine giderek yaptığı haberler ve çektiği görüntüler soruldu. Sekiz günün sonunda, gözaltı süresi bir hafta daha uzatıldı. Ancak 24 Mart 2017’de, Ankara Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık sorgusunun ardından tutuklanma talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Hakimlik kararı ile yurt dışına çıkış yasağı ve imza yükümlülüğü şartı ile serbest bırakıldı.

Demir hakkındaki iddianame; gözaltına alınmasından yaklaşık 2.5 yıl sonra, 16 Mayıs 2019’da tamamlandı.

Demir’in, Ankara’daki evine; 28 Şubat 2016’da hırsız girmişti. Demir’in fotoğraf makinasının içindeki hafıza kartı çalınmıştı. İddianamede; Ö.H. isimli bir şahsın, hırsızlık olayının üzerinden 24 saat geçmeden, Demir’in evinin bulunduğu sokakta hafıza kartını bulduğu ve emniyete ulaştırdığı öne sürüldü.

Demir’in hafıza kartında bulunan görüntülerin, iddianamede delil olarak sıralanması dikkat çekti.

İddianamede, evinden çalındıktan sonra Emniyete ulaşan hafıza kartındaki görüntü ve fotoğraflar sıralandı.

Suriye Ayn El Arab’ta (Kobanê) çekildiği belirtilen görüntülerin, “PKK/KCK adına Suriye ülkesi yapılanması içerisinde faaliyet yürüten örgüt mensuplarına ait görüntüler olduğu” iddia edildi. Oysa görüntüler, Dicle Haber Ajansı’nın görüntülü haber aboneleri için çatışma bölgesinden çekilmiş anonslardı.

Demokratik Suriye Güçleri’nin Fırat Nehri’nin batı yakasına operasyon başlattığı sırada yapılan röportajlar da iddianameye konuldu. O dönem, Fırat Nehri, Türkiye hükümeti tarafından “kırmızı çizgi” ilan edilmişti.

Savcı, hafıza kartından elde edilen görüntülerin; “Suriye toprakları içerisinde yer alan PKK/KCK terör örgütünün Suriye yapılanması, silahlı kanadı olan YPG’nin kontrolünde yer alan Şengal, Kobani, Kamışlı bölgelerinde çekilmiş fotoğraflar ve videolar olduğu, çekilen görüntülerin geneli itibariyle yaşanan çatışmalar öncesinde, çatışma anında ve çatışma sonrasında çekilmiş fotoğraf ve videolar olduğunu” öne sürdü.

Savcının, videolarla ilgili değerlendirmesinde, Demir için; “elinde fotoğraf ve video kameralar bulunun şahıs” ifadesini kullanması dikkat çekti.

İddianamede, Demir; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 ve Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 maddeleri düzenlenen, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” ve “basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Toplamda 9 yıldan 22 yıl 6 aya kadar hapsi istendi.

Gazeteci Hayri Demir’in yargılanmasına, Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 24 Eylül 2019’da görülen ilk duruşma ile başlandı.



Next Trial: Oct. 23, 2019, 10:30 a.m.


Gazeteci Hayri Demir, duruşmaya katıldı.

Duruşma kimlik tespiti ile başladı. Bu sırada, mahkeme başkanı; “Seni başka dosyadan da dinlememiş miydik?” diye sordu. Demir; aynı mahkemede gazeteci Sibel Hürtaş ile birlikte yargılandığı davayı anımsatarak, “Evet başka bir gazeteciler dosyasında daha yargılanıyorum” yanıtını verdi. Mahkeme başkanının yanıtı ise “Yalnız burada gazeteci yargılamıyoruz” oldu.

Daha sonra beyanda bulunan Demir, iddianamenin kendisine tebliğ edilmediğini belirterek; savunmasını hazırlayamadığı için süre talebinde bulundu.


Mahkeme heyeti, yaklaşık üç dakikada tamamlan duruşmada kararını, ara vermeden açıkladı.

Mahkeme heyeti bir sonraki duruşmayı 23 Ekim 2019 saat 10:30 bıraktı.


Duruşma Öncesi

Duruşmanın görüldüğü Ankara Adliyesi’ne X Ray cihazından geçilerek girildi. Kemer ve çantalar cihazdan geçirilmesine rağmen güvenlik görevlileri tarafından üst araması da yapıldı.

Duruşma için 11:45 saati belirlenmesine rağmen yaklaşık 3 saat geç başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü mahkeme salonu, Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kendi salonu değildi. Duruşma için asliye ceza mahkemelerinin bulunduğu katta farklı ve daha küçük bir salon belirlenmişti. Kapısına herhangi bir tabela takılmamış, yazılı bir kağıt ile mahkeme ismi asılmıştı. Salon havalandırılmış ve temizdi.

Duruşmaya Katılım

Demir duruşmada hazır bulundu. Ayrıca duruşmayı, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Ankara yöneticileri Sibel Hürtaş ve Alican Uludağ izledi. Duruşma salonunda mahkeme heyetinin koruması olan iki polis bulunuyordu.

Genel Gözlemler

Duruşmada mahkeme başkanı, ile Demir arasında geçen diyalog dışında herhangi bir olağandışı durum yaşanmadı. Heyet, kararını; duruşmaya ara vermeden açıkladı. Bir sonraki duruşma için bir aydan daha kısa bir tarih belirlenmesi dikkat çekti.

Hayri Demir - Membership and Propaganda Trial (Indictment)

Hayri Demir - Membership and Propaganda Trial 1. Standing (Minutes of the Hearing)

Hayri Demir - Membership and Propaganda Trial 2. Standing (Minutes of the Hearing)

Hayri Demir - Membership and Propaganda Trial 2. Standing (Defense)

Hayri Demir - Membership and Propaganda Trial 3. Standing (Minutes of the Hearing)

Press in Arrest is a database, monitoring, documentation and collective memory study of Press Research Association.
+90 (312) 945 15 56 | pressinarrest@gmail.com