Hüseyin Aydın

FETÖ Media Organization

15 Temmuz darbe girişiminin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Fetullah Terör Örgütü – Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PYD) medya yapılanması içerisinde yer aldıkları” iddiasıyla çoğunluğu gazeteci 35 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Hakkında gözaltı kararı verilenlerin isimleri ilk olarak hükümete yakın basın organlarında yayımlandı. Soruşturma kapsamında ilk gözaltı operasyonları 26 Temmuz 2016’da yapıldı.

Soruşturma talimatı İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Fuzuli Aydoğdu tarafından verildi.

Aydın soruşturma kapsamında 26 Temmuz 2016’da İstanbul’da gözaltına alındı. Vatan Emniyet Müdürlüğü yerine Gayrettepe’deki Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından 30 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’ne getirildi. Savcılık sorgusunun ardından 19 kişiyle birlikte tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Aydın ve beraber tutuklamaya sevk edilen 17 kişi hakkında hakimlik tarafıdan “silahlı örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklama kararı verildi.

Tutuklama kararı sonrası Silivri Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Aydın ile birlikte aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan isimler arasında Nazlı Ilıcak, Seyit Kılıç, Abdullah Kılıç, Yakup Sağlam, Bayram Kaya, Cihan Acar, Bünyamin Köseli, Emre Soncan, Mustafa Erkan Acar, Cemal Azmi Kalyoncu, Habip Güler, Mehmet Gündem, Cuma Ulus, Hanım Büşra Erdal, Bülent Mumay, Haşim Söylemez, Ali Akkuş, Yakup Çetin, Arda Akın ve Ufuk Şanlı gibi isimler de vardı.

Gazeteci Hüseyin Aydın’ın da aralarında bulunduğu 27’si gazeteci 29 sanık hakkındaki iddianame İstanbul Cumhuriyet Savcısı Murat Çağlak tarafından hazırlandı. İddianame 196 sayfadan oluşuyor.

Aydın ile ilgili tespit ve değerlendirmeler iddianamenin 164’üncü sayfasında başlıyor.

Savcı Çağlak, iddianamenin 112 sayfasında “Fetullah Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ-PYD)” yapılanmasının kuruluş dönemine dair kapsamlı bir değerlendirmede bulunuyor. Benzer davalarda da (FETÖ Medya Ana Davası gibi) böylesi uzun değerlendirmeler kullanılıyor. Bazı iddianamelerde bu metinler ortak metinler de olabiiyor.

İddianamede Aydın ile ilgili bölüm “açık kaynak araştırması” adı altında yer alan tespitlerle başlıyor.

Bu bölümde Aydın’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın katılımıyla “Günışığı Projesi” adıyla gerçekleştirilen organizasyona davet edilmediği halde katılmak istediğine dair bir bilgiye yer veriliyor. Aydın daha sonra yaptığı açıklamalarda bu etkinliği, gazeteci kimliğiyle takip etmek istediğini ancak kendisine engel çıkartıldığını açıklayacaktı.

Bu bölümün ardından Aydın’ın sosyal medya hesabından yapmış olduğu 13 ayrı paylaşıma yer veriliyor: * “Doymuyorlar yahu! Bu nasıl midedir.”
“Fatih Üniversitesi boğazında kalan son lokma olur inşallah!!!!.”
“Hidayet Karaca ve polislerin tutuklu yargılandığı dava Ramazan ayının son haftasına ertelendi.” * “Kazım Aksoy az önce Tahsıye’de sanikti. O duruşma ara verdi. Şimdi 25 Aralık’ta sanik sandalyesinde.” * “Tahşiye duruşmasından çıkıp 25 Aralik duruşmasina girdiğinizde pek fark hissedemiyorsunuz. Aynı iddialar aynı söylemler…”
* “Tahşiyeci Turgut Yıldırım: Bunlar sakız gibi. Tanıştıklarınin yakalarıni birakmiyor. Gazete kurban burs istiyorlar. (Hizmet Hareketi için). Aynı iddialar aynı söylemler…” * “@meral_aksener: Karşımıza dantel kefenli çakma kahramanları getirin de görelim.” * “Bu dernek terör örgütüne destek verecek ve bu polisler bu derneğe bu kadar rahat girecek öyle mi?” * “Ne işsiz kalmak tatmin ediyor sizi ne zindanlara tıkmak! Ne ara bu kadar gözünüz döndü?” * “kayyum Zaman ve Cihan’da kıyım yaptı” şeklinde samanyoluhaber@shaber adresinden atılmış tweeti retweet etmek. * “Son dakika! Kırıkkale’de nefret operasyonuyla gözaltına alınan 7 kişi serbest bırakıldı.” * “Ordu’daki Hizmet okullarına da kayyum atamışlar. Dur durak yok!”

Aydın’ın ev aramasında el konulan materyallere de iddianamede yer veriliyor. Bilgisayar ve telefonun yanı sıra “Rüya Tabirleri Ansiklopedisi-2” isimli bir kitap da el konulanlar arasında alıyor.

Aydın’ın Bank Asya’daki hesabındaki para miktarında 2013-2015 arasında artış yaşandığına dair bir bilgiye de yer veriliyor. Bank Asya’da hesap varlığı birçok “FETÖ” davasında delil olarak kullanılıyor. Davalarda bankaya soruşturma açılması sonrası Fetullah Gülen’in talimatıyla hesap açtırıldığı ve para yüklendiği savunuluyor.

Aydın’ın daha sonra emniyet ve savcılık aşamasındaki kısa ifadesine yer veriliyor.

Savcı Çağlak, bu tespitlerden hareketle Aydın’ın “örgüt adına algı faaliyetlerinde bulunarak örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep etti.

Çağlak’ın hazırladığı iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Yargılamanın ilk duruşmasında Aydın hakkında tahliye kararı verildi. Ancak henüz cezaevinden çıkmadan “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeni bir soruşturma kapsamında yeniden gözaltına alındı. Gözaltı işleminin ardından ikinci bir suçlamayla tutuklanarak, cezaevine götürüldü.

Bu soruşturma ile ilgili de hakkında ikinci bir iddianame daha hazırlandı.

İkinci İddianeme

İkinci iddianame İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından 5 Haziran 2017’de tamamlandı. Aynı mahkemeye sunularak, ikinci yargılama başladı. Ancak daha sonra bu iki yargılama da birleştirildi.

Bu iddianame ise 314 sayfadan oluştu. İddianamede Aydın ile birlikte daha önceki iddianamede de sanık olarak yer alan 13 gazeteci hakkında hazırlandı. Aynı şekilde iddianamenin ilk bölümü “FETÖ/PYD” yapılanması ve kuruluşunun yanısıra “hedef ve amaçlarına” dair 192 sayfalık değerlendirmeler yer aldı.

Aydın ile ilgili tespit ve değerlendirmelerin bulunduğu bölüm iddianamenin 204’uncu sayfasından başlıyor. Söz konusu bölümün başlangıcında Aydın’ın çalıştığı yayın organlarına yer veriliyor. Bunlardan Cihan Haber Ajansı ve Zaman Gazetesi de “silahlı terör örgütünün basın-yayın yapılanmasında yer aldığı” değerlendirmesiyle yer alıyor. Yayın organlarıyla ilgili olarak açılan soruşturma ve sonrasında Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında kapatılmış olduklarına dair bilgilere yer veriliyor.

Aydın’ın Aralık 2013’te Ankara’da konakladığı bir otelin “FETÖ kontrolünde” olduğu bilgisine de iddianamede yer veriliyor. Savcı Fidan bu otelde özel/gizli odaların olduğuna dair açık kaynak araştırmalarının olduğunu savunuyor.

Davada diğer gazeteciler gibi Aydın’ın da Bank Asya ismindeki bankada hesaplarının olduğu ve 2013 sonrasında bu hesaplardaki mevduatta artış olduğu belirtiliyor. Birçok benzer davada Bank Asya’da hesap olması yargılama konusunda delil olarak gösteriliyor. İddiaya göre; bankaya soruşturma açılması sonrasında Fetullah Gülen’in çağrısıyla “örgütü sahiplenmek” amacıyla para yatırıldığı belirtiliyor. Aydın’ın bu bankaya ait kredi kartıyla alışveriş yaptığı yerler de “FETÖ ile iltisaklı kurum” olarak iddianameye konuldu.

Daha sonraki bölümde ise Aydın’ın telefonunda Bylock isimli programın yüklü olduğu tespitine yer veriliyor. Bylock’un örgütün kendi arasında haberleşmek amacıyla geliştirdiği bir program olduğu savunuluyor. Aydın’ın da bu programla ya da bu programın yüklü olduğu kişilerle 17 ayrı görüşme gerçekleştirdiğine yer veriliyor.

Aydın’ın Bugün TV, Kanaltürk televizyonunun kapatıldığı günlerde protesto amacıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğü önünde telefonundan sinyal alındığına da yer verilen iddianamede bu toplanmanın “örgüt mensuplarınca organize edildiği” savunuldu.

Savcı Fidan bu tespitler ışığında Aydın’ın da aralarında bulunduğu 13 sanığı “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün medya unsurları” şeklinde değerlendirerek, şüphelilerin “Anayasal düzeni ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini hedef alan terör örgütüyle organik bağ içerisinde ve amaçları doğrultusunda süreklilik ve çeşitlilik arz edecek şekilde örgütsel faaliyetlerde bulundukları” tespitinde bulundu.

Savcı Fidan, Aydın ve diğer sanıkların “örgütün algı faaliyetlerine katılmış olmaları nedeniyle”, Türk Ceza Kanunu’nun 309 ve 312. maddelernde düzenlenen “Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme” suçunu işlediklerini savundu. Bu kapsamda iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmalarını istedi. İddianamenin aynı mahkmede süren diğer dava ile birleştirillmesini talep ederek, iddianameyi İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sundu.

Gazeteci Hüseyin Aydın ile birlikte 27’si gazeteci 29 sanıklı davanın iddianamesi İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek, yargılanmaya başlandı. Davanın ilk duruşması için 27-31 Mart 2017 tarihi belirlendi.

İlk duruşmaya Aydın’ın da aralarında bulunduğu 26 tutuklu ve bir tutuksuz sanık katıldı. Sanıklardan, hakkında yakalama kararı bulunan gazeteciler Said Sefa ve Bülent Ceyhan ise firari oldukları için katılmadı. Duruşmaya tek tutuksuz sanık gazeteci Ünal Tanık’ın eşi M.T. de katıldı. Duruşma, sanık ve izleyici sayısının çok olması nedeniyle Çağlayan Adliyesi’nin zemin katındaki büyük salonda görüldü.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ilk olarak tutuklu sanıklardan gazeteciler Atilla Taş ve Murat Aksoy’un avukatı Ali Deniz Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’nın, İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimi iken Atilla Taş, Murat Aksoy, Mutlu Çölgeçen ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu hakkında tutuklama kararı verdiğini hatırlattı. Mevcut kanunlara göre soruşturmada görev yapan hakimin kovuşturmada görev yapamayacağını hatırlatan avukat Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’dan dosyadan el çekmesini, el çekmediği takdirde reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme, reddi hakim talebinin “usule uygun” olmadığı gerekçesiyle “oy birliği” ile reddetti.

Duruşma başlangıcında genelde olanın aksine jandarma görevlilerinin tavırları dikkat çekiciydi. Jandarmalar sanıklar ile yakınların birbirlerini görmelerini engelleyecek şekilde ayağa kalktı, mahkeme başkanının müdahalesi üzerine yeniden oturdu. Mahkeme başkanının sanık savunmalarına geçme acelesi dikkat çekti.

Çok sayıda dava olduğu yönünde açıklama yapan mahkeme başkanı Lorasdağı, avukatların reddi hakim talebini dinlemek istemedi. Sanıklardan Cihan Acar müdafii Gülşah Kaya, iddianame okunmadan savunmalara geçilmesi üzerine “İddianamenin okunmasını talep ediyorum. (Mahkeme başkanı tarafından sözünün kesilmesi üzerine) Duruşma böyle karşılıklı sürmez. Ben talepte bulunurum, siz karar veririsiniz. En azından iddianemeyi özetleme yükümlülüğünüz var” dedi, mahkeme cevap vermedi. İddianame okunmamasına rağmen tutanaklara “iddianame okundu” şeklinde geçmesine avukat Ömer Kavili “Yalan beyan olduğu kayıtlara geçsin” talebinde bulundu. Mahkeme heyeti cevap vermezken izleyiciler Kavili’yi alkışladı. Alkışlar üzerine mahkeme başkanı “Kimi alkışlıyorsunuz?” diye tepki gösterdi.

Kimlik tespitiyle devam eden duruşmada sanıklar savunma yaptı. Davanın ilk günkü oturumunda tutuklu gazeteci ve yazarlardan Ahmet Memiş, Abdullah Kılıç, Atilla Taş, Ali Akkuş ve Bayram Kaya savunmalarını yaptı.

Beş gün süren duruşmaların ardından 31 Mart günü dört sanığın dışında Aydın ile birlikte 21 kişinin tahliye edilmesine karar verdi. Ancak tahliyeler gerçekleşmeden sekiz kişinin tahliyesine savcılıkça itiraz edildi. İtiraz İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi ve sekiz kişi cezaevinden henüz çıkmadan yeniden tutuklandı. Hakkında tahliye kararı verilen Aydın ile birlikte diğer on üç kişi ise bu kez “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla açılan yeni bir soruşturma ile gözaltına alındı. Aydın 11 Nisan günü aynı gerekçeyle 11 gazeteci ile birlikte yeniden tutuklandı.

21 kişi hakkında tahliye kararı veren 25. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İbrahim Lorasdağı, hakimler Barış Cömert ve Necla Yeşilyurt Gülbiçim ise 3 Nisan 2017’de açığa alındı.

Davanın ikinci duruşması 27 Nisan 2017 tarihinde görüldü. Duruşmaya az sayıda gazeteci dışında izleyici alınmadı. Davanın üçüncü duruşması ise 6 Temmuz’da görüldü. Bu duruşmada mahkeme heyeti bir kez daha değişti. Duruşmada yeni heyette Ayhan Arduç (Başkan) ile üyeler Emre Binici ve Emre Efe Şimşek yer aldı. Duruşma mahkeme başkanının mahkemeye ulaşan evrakları okumasıyla başladı. Duruşmada söz alan sanıklar ve avukatları “terör örgütü üyeliği” suçlamasını reddederek tahliyelerini talep etti.

Bu yargılama devam ederken “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeniden tutuklanan Aydın ile birlikte 13 gazeteci hakkında ikinci bir iddianame daha hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından hazırlanan iddianame, önceki yargılamanın sürdüğü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İkinci iddianamenin kabülüyle birlikte Aydın’ın da aralarında bulunduğu 13 kişi hakkındaki Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 maddesi uyarınca “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması 16 Ağustos 2017’de görüldü. Davanın ilk duruşmasında 17 Ağustos günü Aydın ile birlikte Murat Aksoy, Erkan Acar, Oğuz Usluer, Atilla Taş, Seyid Kılıç ve Yakup Çetin savunma yaptı.

İlk sözü alan Hüseyin Aydın, Cihan Haber Ajansı’nda muhabirlik yaptığını, Bank Asya hesabındaki para girişlerinin maaş ve mesai ödemeleri olduğunu söyledi. Aydın, sadece Cihan Haber Ajansı’nda çalıştığı için darbe girişimi gibi ağır bir suçla suçlanmayı kaldıramadığını ifade etti. Aydın, iddianamede yer alan görüşme kayıtlarıyla ilgili olarak ise “Benim bu hain darbeyi gerçekleştirenle bir bağlantım var mı? Yok. İş yerimdeki adam ByLock kullanmışsa nereden bilebilirim?” diye sordu.

Duruşmada bu davanın Aydın ve 28 kişinin yargılandığı ve “FETÖ medya yapılanması” olarak bilinen aynı mahkemedeki yargılama ile birleştirilmesine karar verildi.

Birleştirme kararı sonrası ilk duruşma 24 Ekim 2017’de görüldü. Mahkemeye ulaşan Bank Asya ve ByLock kullanımına dair raporların okunmasından sonra sanık gazeteciler ve avukatları, kısaca söz aldı. Duruşma sonunda tutuklu yargılanan gazeteciler Murat Aksoy ve Atilla Taş’ın tahliyesine karar verildi. Bu tahliyelerin ardından davada tutuklu yargılanan gazeteci sayısı 20’ye düştü.

Davanın bir sonraki duruşması ise 3-4 Aralık 2017’ye bırakıldı. Mahkemeye ulaşan Bank Asya ve ByLock kullanımına dair raporların okunmasından sonra sanık gazeteciler ve avukatları, kısaca söz aldı. Avukatların büyük bölümü ayrıca müvekkillerine yönelik “örgüt üyeliği” iddialarını sabit kılacak somut delillerin yer almadığına dikkat çekti.

Davanın bir sonraki duruşması ise 6 Şubat 2018’e bırakıldı.

Savcı, 6 Şubat 2018’de İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sundu. Savcı 13 sanık hakkında açılan “anayasal düzeni bozma” iddialı davanın düşürülmesini talep etti. Çölgeçen ile birlikte 23 sanığın “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılması talep edildi. Aynı davada yargılanan gazeteciler Murat Aksoy ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu ile M.T.’nin ise “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan cezalandırılması istendi.

Mütalaada ayrıca haklarında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ve Bülent Ceyhan’ın dosyalarının ayrılması da talep edildi.

Savcı mütalaasının ardından söz alan avukatlar, dijital rapor ve diğer delillerin müvekkillerinin lehine olmasına rağmen cezalandırma talep edilmesine tepki gösterdi. Avukatların büyük bölümü ayrıca müvekkillerine yönelik “örgüt üyeliği” iddialarını sabit kılacak somut delillerin yer almadığına dikkat çekti.
Bu duruşmada tutuklu Halil İbrahim Balta’nın sağlık sorunları nedeniyle adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verildi. Soruşturmanın genişletilmesi taleplerini reddeden mahkeme, diğer taleplerin esas hükümle birlikte karara bağlanmasına kararlaştırdı. Avukatların savunma için ek süre talebini kabul eden mahkeme heyeti bir sonraki duruşmanın 22 Şubat 2018’de görülmesine karar verdi.

Sanıklar mütalaya ilişkin savunmalarını 22-23 Şubat 2018’deki duruşmada yaptı. Bu duruşmada Taner Akıncı (Başkan), üyeler Ayni Kavi ve Özlem Atuk Çıldır ile savcı Aydın Boztaş görev aldı. Duruşmada Mahkeme Başkanı Taner Akıncı’nın sanık avukatlarından Ömer Kavili’ye söz vermek istemedi. Akıncı “Biz size savunma hakkı veriyoruz kullanıp kullanmamak size kalmış” dedi. Kavili “Dosyayı büroma yolladığınız takdirde savunma yapacağız. Müvekkilim de öyle savunma yapacak. Delil olmadan yargılama olmaz, hukuksuz yargılama yapıyorsunuz” diyerek dışarı çıkacağını söylerken Akıncı da “Avukat beyi dışarı çıkarın” dedi, Kavili duruşma salonundan çıktı.

Duruşmada bir grup gazeteci savunmasını yaptı. Duruşma Aydın ile geri kalan gazetecilerin savunmalarının alınması ve dosyanın karara bağlanması için 7-8 Mart 2018 tarihine bırakıldı.

Davanın karar duruşmasında da Taner Akıncı (Başkan), üyeler Ayni Kavi ve Özlem Atuk Çıldır ile savcı Aydın Boztaş görev aldı. Duruşmanın ikinci gününde gazetecilerin son sözleri alındı. Aydın’ın son sözü, “Şimdi vereceğiniz karar hapishanede kalan insanlar için ölüm demek. Eşim çok acı çekiyor. Bu çukurdan beni kurtarın” oldu.

Son sözlerin alınmasının ardından mahkeme kararını açıkladı. Kararda Aydın’ında aralarında bulunduğu 23 kişiye “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasına hükmedildi.

Kararda, Aydın ve 10 gazetecinin “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla verilen hapis cezasının suçlamanın alt sınırdan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmalarına hükmedildi. Aydın’ın dışında aynı miktarda ceza alanlar Abdullah Kılıç, Bayram Kaya, Bünyamin Köseli, Cemal Azmi Kalyoncu, Cihan Acar, Habip Güler, Halil İbrahim Balta, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Yakup Çetin ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu idi.

Ayrıca 12 sanığın “suçun işleniş özellikleri ve suça yönelik kastın yoğunluğu” nedeniyle yine “örgüt üyesi olmak” suçlamasından 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmasına karar verildi. Bu grupta yer alanlar ise Ahmet Memiş, Ali Akkuş, Muhammed Sait Kuloğlu, Mustafa Erkan Acar, Oğuz Usluer, Seyid Kılıç, Ufuk Şanlı, Ünal Tanık, Yetkin Yıldız, Cuma Ulus, Mutlu Çölgeçen ve gazeteci olmayan tek sanık D. A. idi.

Davada tutuksuz yargılanan Murat Aksoy da “örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Aksoy ile birlikte Atilla Taş’a da aynı suçlamadan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi. Mahkeme, her iki sanığın da tutuksuzluğunun devamına hükmetti. Mahkeme heyeti Rotahaber’in genel yayın yönetmeni Ünal Tanık’ın eşi M. T.’nin ise beraatine karar verdi.

Mahkeme ayrıca Aydın ile birlikte tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin “hükmen tutuklu” olarak devamına karar verdi. Daha önce tahliye edilen sanıklardan Ali Akkuş’un da yeniden tutuklanmasına hükmedildi. Hakkında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ile Bülent Ceyhan’ın dosyasının ayrılması kararlaştırıldı. Eski Zaman gazetesi çalışanı Emre Soncan’ın da dosyasının hakkındaki bir başka dava ile birleştirilmesi üzerine davada yargılaması yapılan sanık sayısı 26’ya düştü.

İstinaf Süreci

Davanın gerekçeli kararının açıklanmasının ardından istinaf mahkemesine itiraz edildi. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 22 Ekim 2018 tarihinde vermiş olduğu kararında itirazı reddederek, cezaları onadı. Mahkeme tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin de devamına hükmetti. Avukatların duruşma taleplerine karşın duruşmasız olarak verilen istinaf kararında, dosyada mevcut delillerin suçun ispatı bakımından yerinde ve yeterli olduğu ve yerel mahkemenin kararının hukuka uygun olduğu ifade edildi.

Yargıtay Süreci

İtirazın reddedilmesinin ardından bu kez Aydın ile birlikte 23 gazetecinin cezalarının beş yıl sınırın üzerinde olması nedeniyle Yargıtay’a temyiz başvurusu yapıldı. Yargıtay Başsavcılığı tebliğnamesinde temyiz talebinin reddedilmesini talep etti. Yargıtay Başsavcılığı, yargılamanın kanuna uygun olarak yapıldığını öne sürerek temyiz davasının esastan reddedilmesini ve gazetecilerin hükümlerinin onanmasını talep etti.

Dosya Yargıtay’da henüz karara bağlanmayı bekliyor.

FETÖ Media Organization (Indictment)

FETÖ Media Organization (Reasoned Judgement)