Hüseyin Deniz

KCK Media Trial

20 Aralık 2011’de sabaha karşı, İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Adana ve Diyarbakır’da Dicle Haber Ajansı (DİHA), Özgür Gündem gazetesi, Fırat Haber Ajansı, Roj TV başta olmak üzere Kürt medyası çalışanlarına yönelik KCK operasyonunda 49 gazeteci evlerine ve medya kuruluşlarına düzenlenen polis baskınlarında gözaltına alındı. Ertesi gün gözaltına alınan tüm gazeteciler İstanbul Vatan Emniyet’teki Terörle Mücadele Şubesi’ne (TEM) götürüldü. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Bilal Bayraktar tarafından yürütülen soruşturma kapsamında “kısıtlılık-gizlilik kararı” alındığı söylenerek gözaltındaki gazetecilere ve avukatlarına suçlamalar hakkında bilgi verilmedi.

Hüseyin Deniz de 20 Aralık 2013’te İstanbul’da ev baskınıyla gözaltına alındı.

23 Aralık 2011’de sabaha karşı önce sağlık raporu alınmasının ardından Beşiktaş’ta bulunan İstanbul Adliyesi’ne getirilen gazetecilerden yedisi savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılırken, Pekgöz’ün de aralarında bulunduğu 42 gazeteci mahkemeye sevk edildi.

İddianameye göre, Deniz savcılıkta verdiği ifadede “Evrensel gazetesinde muhabir-yazar olarak çalıştığını ve sarı basın kartının olduğunu” söyledi. Deniz’e yapılan suçlamalardan biri “Demokratik Aydınlanma Birliği’nin (Yekitiya Ragihandina Demokratik – YRD) konferanslarına katılmaktı. Bu konferanslara katılmadığını beyan etti. Ayrıca “Gözaltına alınan Davut Uçar, Ertuş, Bozkurt, Ramazan Pekgöz, Sibel Güler, Ayşe Oymak’ı gazetecilik faaliyeti nedeniyle tanıdığını, haber amaçlı yurtdışına çıktığını, gizli tanık ifadelerini ve iddiaları kabul etmediğini” söyledi. Deniz’e savcılık sorgusunda 2011’de KCK ana davasında tutuklanan C.K.’den elde edildiği iddia edilen belgeler soruldu, bu belgelerden yola çıkılarak suçlama yöneltildi.

24 Aralık 2011’de Deniz ile 35 gazeteci ve medya çalışanı tutuklandı. Deniz, Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ne götürüldü.

İddianame İstanbul Cumhuriyet Savcısı Bilal Bayraktar tarafından 27 Nisan 2012’de tamamlandı. İddianamede özetle, “KCK/PKK Basın Komitesi” ve “Demokratik Aydınlanma Birliği’nin (Yekîtiya Ragihandina Demokratik – YRD)” Kürt medyasının yayın politikasını ve haberleri yönlendirdiği savunuldu. İddianamede 44 gazeteci ve medya çalışanı “örgüt yöneticisi olmak” ya da “örgüt üyesi olmak” ile suçlandı.

İddianamede “KCK/PKK’nin Basın Komitesi’nin, örgütün medya ağında hiyerarşiyi sağlamlaştırmak için 2001’den bu yana düzenli toplantılar düzenlediği, Basın Konferansları’nın zamanla YRD Konferansları’na dönüştüğü”, “Basın Komitesi’nin Kürdistan devleti kurulması doğrultusunda yayın politikası oluşturmayı hedeflediği” gibi değerlendirmeler yer aldı.

Gazetecilik faaliyetleri “örgütsel faaliyet” olarak tanımlanırken; iddianamede “sözde gazetecilik”, “devletin imajını bozacak haberler”, “Türk devletini sıkıntıya sokacak haberler”, “örgütsel gazetecilik”, “bağımsız bir gazeteci tarafından bu haberlerin yapılmasının mümkün olamayacağı”, “bilgisayarda bulunan fotoğraflarla devlet büyüklerine hakaret edildiği” gibi değerlendirmeler sıralandı.

800 sayfalık iddianamenin 37 sayfasında KCK/PKK yapılanması anlatıldı; bu bölümde savcının tespitleri ile yakalanan ya da teslim olan üç örgüt üyesinin ve üç gizli tanığın ifadelerine yer verildi. Bunların yanısıra Öcalan’ın avukatlarıyla yaptığı görüşmeler ve avukatların kendi aralarındaki yazışmaların dökümleri de yer aldı.

Sonraki 100 sayfada ise Kürt medyasının tarihçesi, 1970’lerden bu yana yayın yapan gazete, dergi, radyo, televizyon ve internet siteleri ve bu medyaların örgütle ilişkisine dair iddialara yer verildi. Başta DİHA, ANF, Azadiya Welat ve Roj Tv olmak üzere birçok medya kuruluşunun “KCK/PKK’nin amaçları doğrultusunda yayın yaptığını iddia eden savcılık, delil olarak bu medya kuruluşlarının birbirinden alıntıladığı haberleri, görüntü, yazı ve röportajlar, gizli tanık ifadeleri, şüpheli ifadeleri ve KCK Sözleşmesi’nde basın-yayınla ilgili bölümler gösterildi.

Gazetecilerin haberleri, gazetecilik faaliyetleri, Roj TV ve ANF gibi medya kuruluşlarıyla çalışmaları ya da haber aktarımı yapmaları suç delili olarak değerlendirildi. İddianamenin 650 sayfası 44 gazeteciyle ilgili bireysel değerlendirmelerden oluştu.

Dicle Haber Ajansı (DİHA), Fırat Basım Yayım Dağıtım Şirketi, Gün Matbaa (Azadiya Welat, Denge Welat, Özgür Gündem, Yeni Demokratik Toplum, Yeni Demokratik Yaşam, Yeni Demokratik Ulus gazeteleri; Özgür Halk, Demokratik Modernite, Yurtsever Gençlik dergilerinin basıldığı matbaa), Fırat Haber Ajansı (ANF), Azadiya Welat gazeteleri, Özgür Gündem ve öncesinde Türkçe olarak yayınlanan günlük ve haftalık gazeteler, Roj Tv, Medya Tv, Mezopotamya Radyo’nun da aralarında bulunduğu çeşitli yayın organları ve haber siteleri “KCK/PKK’nin basın yayın organları” arasında sıralandı.

Hüseyin Deniz ile ilgili 10 sayfalık bölüm iddianamenin 323. sayfasında başlıyor.
İddianamede ev baskınında el konulan Kürtçe kitaplar ve haber metinleri ile fotoğrafları delil olarak yer aldı.
Savcı haber metinleri için “terör örgütünü/Öcalan’ı övücü nitelikle metin”, “Devlete karşı kin ve nefret uyandıran metin” gibi tanımlar kullandı. Deniz’i “Özgür Gündem ve Dicle Haber Ajansı’nda örgütsel çalışmalar yürütmek”, Basın Komitesi’nde (YRD) yöneticilik ve YRD konferanslarına katılmakla suçladı.

Deniz’in ikametinde yapılan arama sonucu iddianameye delil olarak eklenenler arasında bilgisayar, SİM kart, hafıza kartları, harddiskler ve basın kartlarının yanısıra Kürtçe ecza/ekonomi/edebiyat kitapları ve Öcalan’ın kitaplarının da aralarında bulunduğu sekiz kitap yer aldı.
İddianameye delil olarak eklenen kitaplar şöyle:

Dermanen Bijişkiya Geleri (Geleneksel Hekimlik), Enstituya Kurdi Stenbolê, 1992; A. Öcalan, Kürt Sorununda Çözüm ve Çözümsüzlük, Mem Yayınları; Sey Mistefaü Axcixan, Tij Yayınları; Kongra-Gel Kürdistan Halk Kongresi Demokratik Kuruluş Belgeleri, Çetin Yayıncılık; Aboriyê Tirkî- İngilîz- Kurdî (Ekonomik Türkçe- İngilizce- Kürtçe), Enstituya Kurdi Stenbolê; A. Öcalan, Oligarşik Cumhuriyet Gerçeği, Mem Yayınları; A. Öcalan, Sosyalizmde Israr İnsan Olmakta Isrardır; Şahine Bekire Sorekli, Çiroken Hejdeh Salan Çirok (18 Yılın Öyküsü), Doz yayınları.

“Yurtdışına giriş-çıkış kayıtlarının incelenmesi” başlığında, Deniz’in 2003-2009 yılında Türkiye’den giriş ve çıkış yaptığı tarihler listelendi. İddianamenin ilerleyen bölümünde, Deniz’in üç farklı YRD konferansı için yurtdışına çıktığı iddia edildi. Savcı, Deniz’in YRD’nin 6-14 Mayıs 2003’te düzenlendiği iddia edilen 2. Basın Yayın Konferansına katılmak için 30 Mart 2003’te Türkiye’den çıkıp 21 Mayıs 2003’te giriş yaptığını; ayrıca YRD’nin 4-14 Haziran 2005’te düzenlenen 3. Basın Yayın Konferansına katılmak için 20 Mayıs 2005’te Türkiye’den çıkıp 17 Haziran 2005’te döndüğünü ve son olarak Eylül 2009’da dokuz gün süren 5. Basın Yayın Konferansı için dokuz gün boyunca yurtdışında olduğunu savundu.

Deniz’in el konulan malzemelerinin incelenmesi sonucu dosyaya eklenen deliller şöyle sıralandı:

1- “Köy Korucuları Tarafından Gerçekleştirilen İnsan Hakları İhlalleri Bilançosu (1990-2009)” başlıklı İnsan Hakları Derneği (İHD) raporu.
Savcı, raporda Fırat Haber Ajansı’nın web sitesinde yayınlanan haberlere yer verildiğini belirtti.
2- Almanya medyasında çıkan haberlerin derlendiği Türkçe bir haber metnini içeren word dosyası.
3- Abdullah Öcalan’ın Kürt Sorununda Çözüm ve Çözümsüzlük başlıklı kitabı.
4- Çetin Yayıncılık’tan çıkan, İstanbul 6. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde 2003’te yasaklanan “Kongra-Gel Kürdistan Halk Kongresi Demokratik Kuruluş Belgeleri” başlıklı kitap.
5- Abdullah Öcalan’ın İstanbul 3. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde 2001’de yasaklanan “Oligarşik Cumhuriyet Gerçeği” başlıklı kitabı.
6- Abdullah Öcalan’ın İstanbul 6. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde 1999’da yasaklanan “Sosyalizmde Israr İnsan Olmakta Isrardır” başlıklı kitabı.
7- Şahine Bekire Sorekli’nin Doz yayınlarından çıkan, Kürtçe bir sözlü edebiyat derlemesi olan Çiroken Hejdeh Salan Çirok (18 Yılın Öyküsü) başlıklı kitabı.
Savcı, iddianamede bu kitapla ilgili “kitabın tamamen Kürtçe olarak yazıldığı, Avrupa’da yaşadığı yıllarda yazdığı ve 19 yıllık Kürt tarihini anlatan bandrolsüz kitap olduğu tespit edilmiştir” açıklamasına yer verdi.
8- Medyaya sızan, Abdullah Öcalan ve avukatlarının görüşme notlarının olduğu dosya.
9- Gündem Gazetesi Yayın Kurulu raporu.
10- “Askerlikle ilgili sorular içerdiği” ifade edilen bir metin.
11- Öcalan’ın fotoğraflarının bulunduğu jpg dosyaları.

Hüseyin Deniz’in el konulan dijital belgelerinin incelenmesinde, 11 haber metninden bölümler iddianameye delil olarak eklendi. Savcı iddianamede yer verdiği haber metinlerinin “terör örgütünü övücü nitelikte” olduğunu söylerken, haber metinleri hakkında “Öcalan isimli şahsı Kürt kökenli vatandaşlarımızın önderi gibi göstererek ve söz konusu şahsı övücü mahiyette hazırlanmış metin belgesi”, “Kürt kökenli vatandaşlarımızı Devlete karşı kin ve nefret uyandıran metin belgesi” gibi ifadeler kullandı.

Kasım 2011’de KCK ana dava kapsamında tutuklanan başka bir gazeteciden elde edildiği söylenen dokümanlar da iddianamenin Deniz hakkındaki bölümüne bir başlık olarak eklendi.

Savcı, KCK ana davada tutuklanan C.K.’nin elde edildiği söylenen dokümanların incelenmesi sonucu, Deniz’in YRD’nin 2005’te düzenlediği 3. Basın Yayın Konferansına ve konferanstan sonra Murat Karayılan’la yapılan 14 kişilik toplantıya katılanlar arasında olduğunun “tespit edildiğini” iddia etti. Ayrıca Hüseyin Deniz’in 2005 ve 2006’da Ülkede Özgür Gündem gazetesinde yapılan dört toplantıya katıldığını söyledi.

“Basın Komitesi üst düzey sorumlu yöneticisi” olmakla suçlandığı bölümde, Deniz’in (1999’da Mısır Çarşısı patlaması nedeniyle yargılanan sosyolog) “Pınar Selek taraftarı bir seyir izlediği” gibi ifadeler de yer aldı.

“İltisaklı tanık, gizli tanık ve şüpheli beyanlarına ilişkin deliller” başlığında gizli tanık Bahar’ın “25- Hüseyin Deniz: Özgür Gündem gazetesinde yönetici düzeyinde faaliyet gösterdiğini biliyorum. Örgütün basın alanında yönetici düzeyinde faaliyet yürüttü” şeklinde beyanına yer verildi.

Savcı, Deniz ile ilgili hukuki değerlendirme bölümünde, “Basın Komitesinin Türkiye yürütülmesinde sorumlu düzeyde faaliyet gösterdiğini” savundu. Ayrıca “örgütün basın yayın organlarında Özgür Gündem ve Dicle Haber Ajansı’nda örgütsel çalışmalar yaptığı” ifadesini kullandı.

Deniz’in 2003, 2005 ve 2009’daki YRD toplantılarına katılmasının yanısıra, “örgüt üst düzey yöneticileriyle daha dar kapsamlı toplantılara da iştirak ettiğini” ve Murat Karayılan ile “özel ve örgütsel toplantıya katıldığını” iddia etti.

Savcı “Doğan kod adını kullandığını” söylediği Deniz’i, “örgütün üst düzey yöneticilerinden aldığı talimatları örgütün basın yayın kuruluşlarının başındaki kişilere ulaştırmakla suçladı.

Bu iddialar sonrası Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 314/1. maddesi gereği “Silahlı Örgüt Yönetiçisi Olmak” ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi gereği cezasının artırılarak 15 yıldan 30 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.

Anadilde savunma hakkı tartışmalarının damga vurduğu yargılamalar, 10 Eylül 2012’den 3 Mart 2014’e kadar Özel Yetkili 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde (32 celseden oluşan 10 fasıl) gerçekleşti. Çağlayan Adliyesi’nde başlayan duruşmalar, 12 Kasım 2012’de Silivri yerleşkesindeki duruşma salonuna taşındı. 26 Mart 2014’ten 11 Ocak 2018’e kadar ise Çağlayan Adliyesi’ndeki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 15 duruşma görüldü.

Deniz’in de aralarında bulunduğu tutuklu sanıklar, günlerce süren duruşmalar için farklı cezaevlerinden Silivri’ye getirildi. Duruşmalar sonlanınca yeniden karayolu ile cezaevine götürüldü.

Yargılamanın başında, anadilde savunma taleplerinin reddedilmesi üzerine duruşma salonunda protestolar gerçekleşti, ardından KCK’den tutuklu tüm tutuklu gazeteciler ve avukatlar açlık grevine başladı. Sanıklar kimlik tespitinde Kürtçe ve Kürtçe’nin Zazaca lehçesinde cevap vermeye devam etti.

Duruşmalarda sık sık tartışmalar yaşandı, protestolar gerçekleşti, avukatların mikrofonları kapatıldı, salon boşaltıldı. 15. Ağır Ceza Mahkemesi, seyirciler, avukatla ve sanıklar hakkında mahkemeyi alkışla protesto ettikleri için ya da “savunma sınırlarını aşan ve suç teşkil eden sözleri” iddiasıyla 6 kez suç duyurusunda bulundu.

44 sanık hakkındaki 800 sayfalık iddianamenin ve dosyaları birleştirilen iki sanık hakkındaki 185 sayfalık iddianamenin okunması 6 duruşma sürdü. İddianameler dönüşümlü olarak iki TRT spikeri tarafından çoğunlukla boş salona okundu.

Ocak 2013’te başka bir mahkemede yargılanan iki kişinin daha dosyası ve 187 sayfalık iddianamesi KCK basın davasıyla birleştirildi. İddianamelerin okunması 22 Nisan 2013’teki 12. celsede tamamlandığında tutuklu sanıklardan 11’i tahliye edilmişti.

22 Nisan 2013’teki 12. celsede avukatların Kürtçe savunmalar için getirdikleri Kürt Enstitüsü’nden (Enstîtuya Kurdî) tercümanlar da hazır bulundu. Tüm sanıklar adına hazırlanan 25 sayfalık Kürtçe savunmayı, tutuklu sanıklardan DİHA editörü Ertuş Bozkurt mahkeme salonunda okudu. Ortak savunmanın ardından tutuklu sanıklar bireysel savunmalarını yaptılar. Tutuklu sanıkların savunmaları 18 Haziran 2013’teki 17. celsede tamamlandı. Avukatların beyanlarının ardından 25 Eylül 2013’teki 19. celsede tutuksuz sanıklar da savunmalarına başladı.

Hüseyin Deniz savunmasını 24 Nisan 2013’te görülen 13. celsede tercüman aracılığıyla Kürtçe olarak yaptı. Sözlerine, evlerine sabaha karşı baskın yapılmasını ve sanıkların Kürtçe savunma talebine karşı mahkemenin tavrını eleştirerek başladı.

Gazetecilik mesleğini mahkeme heyetine anlatan Deniz, gazetecilerin bilgiyi görünür kıldıkları için tehdit ve baskılarla karşılaşmasının bu davaya özgü olmadığını söyledi. 1945’de yakılan Tan gazetesinden 1994’te Özgür Gündem’in bombalanmasına Türkiye’de yaşanan birçok olaydan örnekler verdi. “Sebep neydi? Mesele hakikatti” diye konuştu.
Savunmasına 25 Nisan 2013’teki 14. celsede devam eden Deniz şöyle konuştu: “Ne yazık ki bugün mahkemeler ve mahkemelerin yetkileri siyasi iradenin elindedir. Doğrusu bu yaşananlardan dolayı mahkeme heyetini suçlu bulmuyorum. Ben inanıyorum ki onların elinde de bir şey yoktur. (…) Bugün biz yargılanıyoruz. Her yargılanma tarihidir. Ama mahkeme heyetine şunu söylemek istiyorum. Yani hakları özgürlükler çerçevesinde ele almanız gerekiyor.”

Ardından mahkeme başkanı, Deniz hakkındaki delillerin dosya başlıklarını okumaya başladı. Deniz, delillerin ayrıntılı bir şekilde okunmasını ve tartışılmasını istedi, mahkeme reddetti. Avukatı Nazan Yaman da, heyetin bu tavrının “muhakemenin olmayacağı, yapılmayacağı, böyle bir tartışmanın gereksiz olduğu, sadece iddianame ile bu davada yetinilmesi gerektiği” anlamına geldiğini söyleyerek tepki gösterdi: “88 klasör 300 bilmem kaçıncı sayfa, 200 bilmem kaçıncı klasör şu sayfa… Yaptığınız delillerin okunması değildir. Yaptığınız sadece dizi pusulasının okunmasıdır. Dizi pusulası okunmakla bu mahkemede yapılacak olan yargılamaya hukuki bir kimlik kazandırmak mümkün değildir. Açalım o klasörü, içindeki o deliller neden bahsediyor?”

Yaman, Deniz’in Irak’taki YRD konferansına katıldığı iddia edilen tarihlerde Almanya’da olduğunu söyledi; bunun, delillerin içeriğinin tartışılmasının önemine örnek teşkil ettiğini söyledi.
Mahkeme başkanı Alçık, avukat Yaman’a “Demagoji yapmanın anlamı yok” diye cevap verdi. Yaşanan tartışmanın ardından, hakim Alçık avukatın mikrofonunun kapatılmasını istedi, “Konuşmanıza izin vermiyorum” dedi. Yaman, delillerle ilgili ek dosyaların müvekkiline tebliğ edilmesini talep etti.

26 Nisan 2013’teki 15. celsede söz alan avukat Yaman, Deniz’in Özgür Gündem ve DİHA’daki gazetecilik faaliyetlerinin iddianamede “örgüt faaliyeti” olarak ele alındığını, iddianamede gösterilen deliller arasında suça konu yapılabilecek bir husus olmadığını söyledi. Haber fotoğraflarının ve haber metinlerinin suç teşkil etmediğini söyledi. Evde bulunan Kürtçe ekonomi sözlüğünün bile “delil” sayıldığını ekledi. Deniz’in YRD konferanslarına katıldığının iddia edildiği tarihlerde nerede olduğunu açıkladı.

Duruşmalar delil ikamesine yönelik itirazlar ve mahkemenin süre kısıtlamasına dair tartışmalarla devam etti.

13 Ocak 2014’teki 30. celsede, avukatlar gündemdeki Özel Yetkili Mahkemelerin lağvedileceğine dair tartışmaların bu mahkemeyi de tartışmalı hale getirdiğini söyleyerek, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılamanın durdurulmasını ve tutukluların tahliyesini talep etti. Mahkeme bu talebi reddetti.

21 Şubat 2014’te ÖYM’lerin kanun değişikliğiyle tamamen kaldırılmasının ardından 15. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki son celse 3 Mart 2014’te görüldü. Dava dosyası Adliyesi’ndeki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

Deniz’in de aralarında bulunduğu 8 tutuklu sanık, 27 Mart 2014’te yapılan rutin tutukluluk incelemesi sonucu 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nce tahliye edildi. Böylece davada tutuklu sanık kalmadı.
Yargılama 10 Temmuz 2014’ten itibaren Çağlayan Adliyesi’ndeki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam etti. 37 sanık hakkındaki yurtdışına çıkış yasağı da Vedat Yılmaz Abdurrahmanoğlu’nun başkanlığındaki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada kaldırıldı. 5 Kasım 2014’teki 2. duruşmadan itibaren hakim Ersin Özlaslan, 20 Haziran 2017’de görülen 10. duruşmadan itibaren ise hakim Hakan Türkön mahkeme başkanlığına atandı. 10. Duruşmada, Türkön’ün Emniyet’e müzekkere yazılarak gazetecilerin pasaportlarını Kanun Hükmünde Kararname kapsamında iptal edilmesini istediği ortaya çıktı.

Avukatlar kaldırılan ÖYM’lerdeki yargılamaların meşruiyetini kaybettiğini, bu yargılamaların ağır ceza mahkemelerinde devam etmesinin Anayasa’ya aykırı olduğunu söyledi ve İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi dosyayı anayasaya aykırılık iddiasının incelenmesi için Anayasa Mahkemesi’ne gönderdi. AYM’den cevap gelmesi için iki duruşma bekleyen mahkeme, 16 ay sonra AYM’den cevap gelmediğini söyleyerek davaya kendisi bakma kararı aldı.

Avukatlar AYM kararının beklenmesi ve tüm sanıkların beraati taleplerini ilerleyen duruşmalarda da tekrar etti. Sonraki duruşmalarda da avukatlar, yargılama İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşınana kadar soruşturma, kovuşturma ve yargı aşamasında yer alan kolluk görevlileri, savcılar ve hakimlerin çoğunun 15 Temmuz darbe girişiminin ardından tutuklu ya da firari olduğunu söylerken, hepsi hakkındaki hukuki işlemlerin dosyaya eklenmesini istedi. Mahkeme bu talebi kabul ederken, sanık gazeteciler hakkında şimdiye açılan tüm kovuşturma ve soruşturmalarının da dosyaya eklenmesine karar verdi.

46 sanıktan sadece firari sanık İsmet Kayhan mahkemede savunmasını yapmadı. Delil ikamesi de henüz gerçekleşmedi.

Dosyaya, soruşturma-kovuşturma aşamasında görev alan emniyet görevlileri hakkında İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesindeki dosyanın eklenmesi bekleniyor. Aynı zamanda İsmet Kayhan hakkındaki yakalama kararının infazı bekleniyor.

Davanın 16. duruşması 21 Mayıs 2019’da görüldü.

Davanın 17. duruşması 22 Ekim 2019’da görüldü. Bir sonraki duruşma 25 Şubat 2020 saat 10.30’da görülecek. Eylül 2012’den bugüne süren davada iddia makamı esas hakkındaki mütalaasını halen vermedi.

17. Standing - Oct. 22, 2019


Kürt medyasından 46 gazeteci ve medya çalışanının 2012’de bugüne yargılandığı dava.

Süreç 20 Aralık 2011’de sabaha karşı, İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Adana ve Diyarbakır’da Dicle Haber Ajansı (DİHA), Özgür Gündem gazetesi, Fırat Haber Ajansı, Roj TV başta olmak üzere Kürt medyası çalışanlarına yönelik KCK operasyonunda 49 gazeteci evlerine ve medya kuruluşlarına düzenlenen polis baskınlarında gözaltına alınmasıyla başladı.

İddianameyi 15 Temmuz darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilen Cumhuriyet Savcısı Bilal Bayraktar hazırladı.

10 Eylül 2012’den 3 Mart 2014’e kadar Özel Yetkili 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde (32 celseden oluşan 10 fasıl) gerçekleşti.

Çağlayan Adliyesi’nde başlayan duruşmalar, 12 Kasım 2012’de Silivri yerleşkesindeki duruşma salonuna taşındı.

26 Mart 2014’ten 9 Mayıs 2019’a kadar Çağlayan Adliyesi’ndeki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 16 duruşma görüldü.

Kürt medyasından 46 gazeteci ve medya çalışanının yedi yıldır “örgüt yöneticiliği” veya “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı dava.

Süreç 20 Aralık 2011’de sabaha karşı, İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Adana ve Diyarbakır’da Dicle Haber Ajansı (DİHA), Özgür Gündem gazetesi, Fırat Haber Ajansı, Roj TV başta olmak üzere Kürt medyası çalışanlarına yönelik “Kürdistan Topluluklar Birliği” (KCK) operasyonunda 49 kişi evlerine ve medya kuruluşlarına düzenlenen polis baskınlarında gözaltına alınmasıyla başladı.

27 Nisan 2012’de hazırlanan iddianamede, gazetecilik faaliyetleri savcılık tarafından “örgütsel faaliyet” olarak tanımlanırken; iddianamede “sözde gazetecilik”, “eyleme gazeteci görünümünde katılmak”, “devletin imajını bozacak /devleti sıkıntıya sokacak haberler”, “Şüphelinin gazetecilik faaliyeti yapmayıp, örgütün ekmeğine yağ süren nitelikte haberler yaptığı görülmüştür” gibi ifadeler kullanıldı.

Türkiye tarihinin en kalabalık gazeteci yargılaması ve toplu gazeteci yargılamalarının ilk örneği olarak değerlendirilen “KCK Basın” davasında yargılanan 46 gazeteci ve medya çalışanından 37’si 9 ay ile 2,5 yıl arası tutuklu kaldı.

10 Eylül 2012’den 3 Mart 2014’e kadar Özel Yetkili 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde (32 celseden oluşan 10 fasıl) gerçekleşti. Mahkeme üç gün süren ilk faslın ardından, “sanıkların duruşmadaki tavır ve davranışları, duruşma salonunun yetersizliği” gibi gerekçelerle Çağlayan Adliyesi’ndeki duruşmaların, 12 Kasım 2012’de Silivri yerleşkesindeki mahkeme salonuna taşınmasına karar verdi.

21 Şubat 2014’te kanun değişikliğiyle özel yetkili mahkemelerin tamamen kaldırılmasının ardından, yargılama 26 Mart 2014’ten bu yana Çağlayan Adliyesi’ndeki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor. Halen esas hakkında mütalaa açıklanmadı.

Davanın 18. duruşması 25 Şubat 2020’de görülecek.



Next Trial: Feb. 25, 2020, 10:30 a.m.


İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 17. duruşmada, Hakan Türkön başkanlığında üye hakimler Halide Yazıcı ve Ayşegül Yazıcı Yılmaz’dan oluşan mahkeme heyeti görev yaptı.

Bir önceki duruşmada, sanıklardan Yüksel Genç hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyanın KCK Basın dosyasıyla birleştirilmesi talebi, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmişti. İki duruşma arasında, İstinaf Mahkemesi, Genç hakkındaki iki dosyanın İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde birleştirilmesine resen karar verdi. Duruşma, bu kararın dosyaya eklenmesiyle başladı. Yeni dosya eklendiği için Genç’in tekrar savunma sunması istendi. Avukat Özcan Kılıç, Genç’in savunması için Diyarbakır’da hazır edileceğini ifade etti.

Sanıklardan Ziya Çiçekçi hakkında “terör örgütü yayınlarını basmak ve yayınlamak” suçlamasıyla İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyanın İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde birleştirilmesi için muvafakat (kabul etme) yazısı geldi. Avukat Özcan Kılıç da dosyaların birleştirilmesi talebinde bulundu.

Avukat Mehtap Acar Ulus, FETÖ suçlamasıyla yargılanan ve etkin pişmanlıktan yararlanan bir emniyet müdürünün (Yunus Dolar) müvekkili Çağdaş Ulus’un sahte delillerle tutuklandığına dair ifadelerinin olduğunu belirtti ve bu konudaki delilleri mahkemeye sundu. Müvekkili Ulus’un dosyasının ayrılmasını talep etti.


Mahkeme, sanıklardan Yüksel Genç’in bir sonraki duruşmada savunmasını sunmak üzere Diyarbakır’da bir mahkemede SEGBİS’le hazır edilmesi için talimat yazılmasına karar verdi. Çağdaş Ulus’un dosyasının ayrılması talebini reddetti. Ziya Çiçek’in dosyasının birleştirilmesi talebini de reddetti.

İsmet Kayhan hakkındaki yakalama kararının infazının beklenmesine de karar veren mahkeme bir sonraki duruşmanın 25 Şubat 2020 saat 10.30’da görüleceğini açıkladı.


Duruşma öncesi:

Duruşma öncesi gazetecilerin bir kısmının barikattan geçip mahkeme salonu önünde beklemesine izin verildi. Mahkeme salonu önü kalabalıklaştıktan sonra ise barikattan geçişler kapatıldı. İki gazetecinin salon önüne girişine duruşma başladığı ana kadar izin verilmedi. Gazeteciler ve güvenlik görevlileri arasında tartışma yaşandı. Gazetecilerden biri, güvenlik görevlisine “keyfi davrandığını” söyledi. Bunun üzerine güvenlik görevlisi barikatı kapatarak “Sadece senin geçişine izin vermiyorum, keyfi değil mi” dedi. Duruşmanın başlamasıyla, güvenlik şefi gelerek, gazetecilerin içeri girişini sağladı.

Mahkeme salonu koşulları:

Mahkeme salonu katılımcı sayısına göre genişti. Mahkeme başkanı mikrofon kullanmadı ve duruşmada konuşulan hiçbir şey izleyici bölümünden duyulmadı.

Duruşmaya katılım:

Duruşmaya sanık müdafii olarak altı avukat katıldı. Mezopotamya Haber Ajansı, P24 ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) duruşmayı haber/rapor amacıyla takip etti.

Duruşma:

Duruşma öngörülen saatten 40 dakika sonra başladı, 25 dakika sürdü.

Salona girdikten sonra yaklaşık 10 dakika boyunca mahkeme katibi dosyayla ilgili telefonda konuştu. İzleyici bölümünden sadece “Burası terör mahkemesi değil” cümlesi duyuldu. Avukatlar, konuşmanın sanıklardan Yüksel Genç’in İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan dava dosyasının KCK Basın dosyasıyla birleştirilmesiyle ilgili olduğunu açıkladı.

Duruşma başladığında, avukatlardan biri başka bir adliyede de duruşması olduğu için ayrılacağını ifade etti. Bunun üzerine mahkeme başkanı öfkelendi, birkaç dakikalık bir tartışma yaşandı.
Mahkeme karar için ara verdiğinde salon boşaltıldı. Beş dakika sonra salonun kapısı açıldı. Mahkeme başkanının bir sonraki duruşma tarihini söylemesiyle duruşma sona erdi.

Mahkeme heyeti üyelerinden biri değişmişti. Mahkeme başkanı erkek, heyetin iki üyesi kadın hakimdi.

16. Standing - May 9, 2019


Kürt medyasından 46 gazeteci ve medya çalışanının 7 yıldır yargılandığı dava.

Süreç 20 Aralık 2011’de sabaha karşı, İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Adana ve Diyarbakır’da Dicle Haber Ajansı (DİHA), Özgür Gündem gazetesi, Fırat Haber Ajansı, Roj TV başta olmak üzere Kürt medyası çalışanlarına yönelik KCK operasyonunda 49 gazeteci evlerine ve medya kuruluşlarına düzenlenen polis baskınlarında gözaltına alınmasıyla başladı.

İddianameyi 15 Temmuz darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilen Cumhuriyet Savcısı Bilal Bayraktar hazırladı.

10 Eylül 2012’den 3 Mart 2014’e kadar Özel Yetkili 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde (32 celseden oluşan 10 fasıl) gerçekleşti.

Çağlayan Adliyesi’nde başlayan duruşmalar, 12 Kasım 2012’de Silivri yerleşkesindeki duruşma salonuna taşındı.

26 Mart 2014’ten 9 Mayıs 2019’a kadar Çağlayan Adliyesi’ndeki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 16 duruşma görüldü.

Kürt medyasından 46 gazeteci ve medya çalışanının yedi yıldır “örgüt yöneticiliği” veya “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı dava.

Süreç 20 Aralık 2011’de sabaha karşı, İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Adana ve Diyarbakır’da Dicle Haber Ajansı (DİHA), Özgür Gündem gazetesi, Fırat Haber Ajansı, Roj TV başta olmak üzere Kürt medyası çalışanlarına yönelik “Kürdistan Topluluklar Birliği” (KCK) operasyonunda 49 kişi evlerine ve medya kuruluşlarına düzenlenen polis baskınlarında gözaltına alınmasıyla başladı.

27 Nisan 2012’de hazırlanan iddianamede, gazetecilik faaliyetleri savcılık tarafından “örgütsel faaliyet” olarak tanımlanırken; iddianamede “sözde gazetecilik”, “eyleme gazeteci görünümünde katılmak”, “devletin imajını bozacak /devleti sıkıntıya sokacak haberler”, “Şüphelinin gazetecilik faaliyeti yapmayıp, örgütün ekmeğine yağ süren nitelikte haberler yaptığı görülmüştür” gibi ifadeler kullanıldı.

Türkiye tarihinin en kalabalık gazeteci yargılaması ve toplu gazeteci yargılamalarının ilk örneği olarak değerlendirilen “KCK Basın” davasında yargılanan 46 gazeteci ve medya çalışanından 37’si 9 ay ile 2,5 yıl arası tutuklu kaldı.

10 Eylül 2012’den 3 Mart 2014’e kadar Özel Yetkili 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde (32 celseden oluşan 10 fasıl) gerçekleşti. Mahkeme üç gün süren ilk faslın ardından, “sanıkların duruşmadaki tavır ve davranışları, duruşma salonunun yetersizliği” gibi gerekçelerle Çağlayan Adliyesi’ndeki duruşmaların, 12 Kasım 2012’de Silivri yerleşkesindeki mahkeme salonuna taşınmasına karar verdi.

21 Şubat 2014’te kanun değişikliğiyle özel yetkili mahkemelerin tamamen kaldırılmasının ardından, yargılama 26 Mart 2014’ten bu yana Çağlayan Adliyesi’ndeki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor.

Davanın bir sonraki duruşması 22 Ekim 2019’a bırakıldı.



Next Trial: Oct. 22, 2019, 10 a.m.


Mahkeme başkanı mikrofon kullanmadığı için 10 dakika süren duruşma boyunca katılımcılar çok az şey duyabildi. Daha sonra duruşma tutanağından edinilen bilgiye göre, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nün sanık Dilek Demiral’ın pasaportu üzerindeki şerhin kaldırılması şeklindeki işlemlerin devam ettiği yönünde cevabı dosyaya eklendi. Ayrıca KCK Basın soruşturmasını yürüten emniyet görevlileri hakkında görevi kötüye kullanma suçlamasıyla İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dosyanın (2018/273) derdest olduğuna dair cevap ve duruşma zaptı örneği de mahkemeye ulaştı. Avukat Özcan Kılıç, Ocak 2019’da görülen bir önceki duruşmada bu davanın akıbetinin öğrenilmesini talep etmişti.

Mahkeme heyeti Hakan Türkön (Başkan), Ayşegül Yazıcı Yılmaz, Sevil Çalışkan Koçkuzu’dan oluştu.

Mahkeme başkanı Türkön, sanıklardan Yüksel Genç hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bir dava açıldığını ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kendilerine birleştirme kararı gönderdiğini söyledi. Türkön, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti olarak birleştirmeye muvafakat (onay) vermediklerini söyledi.

Duruşma savcısı Ahmet Eryeli, bu duruşmada da esas hakkındaki mütalaasını açıklamadı; eksiklerin giderilmesini mütalaa etti.

Mahkeme ara vermeden, kararını açıkladı.


Sanıklardan Yüksel Genç hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosyayla birleştirilmesini kabul etmeyen mahkeme, dosyayı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderdi.

Bir sonraki duruşmanın 22 Ekim 2019 saat 10.00’a bırakılmasına karar verildi.


Duruşma Öncesi

Avukatlar ve iki muhabirin salona girmesinin ardından salonun kapısı kapandı. Bundan birkaç saniye sonra mahkeme salonunun kapısına vardığımda, kapının önünde durarak içeri girmeme engel olan güvenlik görevlisi, hangi duruşmaya geldiğimi sordu. Ardından KCK Basın duruşmasının henüz başlamadığını söyleyerek, içeri giremeyeceğimi ifade etti. Birkaç dakikalık tartışmanın ardından, güvenlik görevlisi kapıyı açtı.

Davanın 16. celsesinde mahkeme üyelerinden biri değişmişti.

Duruşmaya katılım

Duruşmaya sanık müdafii olarak altı avukat katıldı. Mezopotamya Haber Ajansı, P24, MLSA ve TGS’den muhabir/avukatlar duruşmayı haber/rapor amacıyla takip etti.

Genel Gözlemler

Mahkeme başkanı mikrofon kullanmadığı için izleyici alanından sadece sanıklardan Yüksel Genç’in dosyası ile ilgili konuşmalar ve bir sonraki duruşma tarihi duyulabildi.

Duruşma 10 dakika sürdü.

15. Standing - Jan. 11, 2019


20 Aralık 2011’de sabaha karşı, İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Adana ve Diyarbakır’da Dicle Haber Ajansı (DİHA), Özgür Gündem gazetesi, Fırat Haber Ajansı, Roj Tv başta olmak üzere Kürt medyası çalışanlarına yönelik “Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) operasyonunda” 49 gazeteci evlerine ve medya kuruluşlarına düzenlenen polis baskınlarında gözaltına alındı. Yedi gazeteci savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılırken, 42 gazeteci mahkemeye sevk edildi. 24 Aralık 2011’de altı gazeteci mahkemede serbest bırakıldı, 36 gazeteci tutuklandı.

KCK Basın Davası iddianamesi 27 Nisan 2012’de İstanbul Cumhuriyet Savcısı Bilal Bayraktar tarafından hazırlandı. 808 sayfalık iddianamede özetle, KCK/PKK Basın Komitesi ve Demokratik Aydınlanma Birliği’nin (Yekitiya Ragihandina Demokratik – YRD) Kürt medyasının yayın politikasını ve haberleri yönlendirdiği savunuldu ve 49 gazeteci örgüt yöneticiliği ya da örgüt üyeliği ile suçlandı.

Davanın ilk duruşması, 36 gazetecinin tutuklanmasından 8,5 ay sonra, 10 Eylül 2012’de gerçekleşti.

Gazeteciler Çağdaş Ulus ve Cihat Ablay 13 Eylül 2012’de; Çiğdem Aslan ve Oktay Candemir 16 Kasım 2012’de; İsmail Yıldız, Pervin Yerlikaya, Zuhal Tekiner, Ziya Çiçekçi, Çağdaş Kaplan, Ömer Çiftçi ve Saffet Orman 8 Şubat 2013’te; Zeynep Kuray ile Sadık Topaloğlu 26 Nisan 2013’te, Ömer Çelik ve Selahattin Aslan 19 Haziran 2013’te; İrfan Bilgiç ve Fatma Koçak 27 Eylül 2013’te; Nilgün Yıldız 6 Aralık 2013’te; Nahide Ermiş 14 Ocak 2014’te; Dilek Demiral, Sibel Güler ve Ayşe Oyman 3 Mart 2014’te; Mazlum Özdemir, Şeyhmus Fidan, Hüseyin Deniz, Nevin Erdemir, Semiha Alankuş, Kenan Kırkaya, Mehmet Emin Yıldırım ve Haydar Tekin 27 Mart 2014’te; Ramazan Pekgöz, Nurettin Fırat, Turabi Kişin, Yüksel Genç, Davut Uçar, Ertuş Bozkurt 12 Mayıs 2014’te tahliye edildi ve davada tutuklu sanık kalmadı.

Özel Yetkili Mahkemelerin (ÖYM) kaldırılmasının ardından, dava Temmuz 2014’te İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülmeye başlandı.

Sanık avukatları, daha önce Özel yetkili savcılıklarca açılmış soruşturma ve davaların özel yetkileri kaldırılan Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından yürütülmeye devam edilmesine itiraz etti ve Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurulmasını talep etti.

İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 6 Kasım 2014’te dosyayı AYM’ye gönderdi. 10 Nisan 2015 ve 10 Eylül 2015’teki duruşmaları AYM kararının gelmesi için erteleyen İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 15 Ocak 2016’da görülen duruşmada AYM’nin dosya ile ilgili kararını açıklamamasını gerekçe göstererek davalara kendisi bakma kararı aldı.

Yeniden görülmeye başlanan davanın 15. son duruşması 11 Ocak 2019’da görüldü. Bir sonraki duruşma 9 Mayıs 2019’da görülecek.



Next Trial: May 9, 2019, 1 p.m.


Hakan Türkon başkanlığında üye hakimler Ayşegül Yazıcı Yılmaz ve Halide Yazıcı’dan oluşan mahkeme heyetinin yerini almasıyla KCK Basın Davası’nın 15. duruşması başladı. Duruşma 10 dakika sürdü.

Avukat Hasan Erdoğan, müvekkili Kenan Kırkkaya hakkındaki yurtdışına çıkış yasağının kaldırılmasını talep etti.

Avukat Özcan Kılıç da KCK Basın soruşturmasını yürüten emniyet görevlileri hakkında görevi kötüye kullanma suçlamasıyla İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan davanın (2018/273) akıbetinin öğrenilmesini talep etti.


1- İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/273 Esas sayılı dosyasının ne aşamada bulunduğunun ilgili mahkemeden sorulmasına,
2-Sanıklardan Kenan Kırkaya müdafii avukat Hasan Erdoğan, sanık Fatma Koçak müdafii avukat Senem Doğanoğlu, sanık Kenan Kırkaya müdafii avukat Nuray Özdoğan’ın mazeretlerinin kabulü ile kendilerine yeni duruşma gününün tebliğine,
3- Sanıklardan Kenan Kırkaya vekaletname sunan avukat Nuray Özdoğan’ın adı geçen sanık müdafii olarak davaya kabulüne
4- Sanık Dilek Demiral adına vekaletname sunan avukat Zelal Pelin Doğan’ın adı geçen sanık müdadii olarak davaya kabulüne,
5-Sanıklardan İsmet Kayhan hakkında savunmasmın tespiti maksadıyla Mahkememize getirilmek veya SEGBİS vasıtasıyla hazır edilmek üzere çıkartılan yakalama emrinin infaz edilmesinin beklenilmesine,
6-Sanıklardan Kenan Kırkaya hakkında daha önce verilmiş ve UYAP sisteminde kalmış bir yurt dışı çıkış yasağı işlemi bulunup bulunmadıgmın kalemce kontrolü ile böyle bir kayıt varsa kaldırılması için gerekli işlemin yapılmasına,
7-Bu nedenle duruşmanın 9 Mayıs 2019 günü saat 13:00 bırakılmasma karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma öngörülen saatte başladı. Öncesinde sanık gazeteciler ile duruşmayı takibe gelen gazeteciler sohbet etti. Duruşma öncesi herhangi bir destek açıklaması yapılmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu katılımcı sayısına göre genişti. Mahkeme başkanı mikrofon kullanmadı ve sözleri katılımcılar tarafından duyulmadı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya iki sanık ve dokuz avukat katıldı. Dört muhabir duruşmayı haber/rapor amacıyla takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşma yıllardır sürdüğü, halen esas hakkında mütalaa verilmediği ve davada ilerleme olmadığı için duruşmaya katılım çok düşüktü.

KCK Media Trial (Indictment)

KCK Media Trial 15. Standing (Minutes of the Hearing)

KCK Media Trial 16. Standing (Minutes of the Hearing)