İdris Sayılğan

İdris Sayılğan - DİHA Trial

Muş Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma 16 Ekim 2016’da evine yapılan baskında gözaltına alındı. Gözaltına alındığı sırada darp edildiği daha sonra aile bireyleri tarafından aktarıldı.

Aynı operasyonda aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) yönetici ve üyelerinin de bulunduğu beş kişi daha gözaltına alındı.

Soruşturma kapsamında İdris Sayılğan’a “örgüt üyesi olmak” suçlaması yöneltildi. Muş Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltındayken bir hafta boyunca karanlık bir hücrede tek başına tutuldu.

Savcılıkta sorgusunda, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın (SES) Diyarbakır Şube Başkanı ile yaptığı söyleşi soruldu. Söyleşi Ankara Tren Garı’nın önünde 100’den fazla kişinin yaşamını yitirdiği terör saldırısına ilişkindi. Sayılğan’ın farklı tarihlerde çıkan çatışmalarda yaşamını yitirdikten sonra Muş’a getirilen PKK’lilerin cenaze törenlerini takip etmesi de sorgulama konusu yapıldı. Sayılğan’a “Neden örgüt mensuplarının cenazelerini haber yapıyorsun?” sorusu yöneltildi.

Muş Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı.

Hakkındaki iddianame Muş Cumhuriyet Savcısı Mustafa Demirbaş tarafından hazırlandı. Hakkında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 13 yıla kadar hapis cezası istendi.

İddianamesi tutukluluğunun dokuzuncu ayında tamamlandı. İdris Sayılğan’ın aralarında bulunduğu altı kişi hakkında hazırlanan iddianame, 436 sayfadan oluştu. Muş Cumhuriyet Savcısı Muhammed Mustafa Demirbaş’ın hazırladığı iddianame Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafında kabul edilerek, dava açıldı.

İddianamede soruşturmanın o günlerde Kürt kentlerinde yapılan “öz yönetim” ilanlarına ilişkin başlatıldığı kaydedildi.

Savcı Demirbaş, Sayılğan’ı Dicle Haber Ajansı’nda (DİHA) PKK’nın mücadelesinin haklı gösterilmesi amacına hizmet eden yayınlar yapmakla suçladı.
Sayılğan’ın çeşitli tarihlerde haber kaynakları ve çalıştığı ajansın muhabirleriyle yaptığı 65 telefon görüşmesi delil olarak iddianemeye alındı. Sayılğan’ın telefonları Muş Ağır Ceza Mahkemesi’nin 19 Nisan 2016 tarihli kararı ile dinlenmiş ve kayda alınmıştı.

Delil olarak iddianameye giren telefon görüşmelerinden birisi, 10 Ekim Ankara katliamını protesto yürüyüşüne katıldığı için hakkında adli ve idari soruşturma başlatılan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Muş Şube Başkanı İdris Gürkan ile yaptığı söyleşiye ilişkindi.

Sayılğan, Avrupa’dan yayın yapan Med Nuçe isimli televizyon kanalına katılmış, Ağrı’daki 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamalarına ilişkin izlenimlerini aktarmıştı. Telefonla katıldığı yayının kayıtları da iddianameye alındı.

Savcı Demirbaş, bir haber kaynağının Sayılğan’a haberin yayınlanıp yayınlamadığını sorduğu kısa mesajı da deliller arasına koydu. Sayılğan’ın gazeteci arkadaşları ile yaptığı görüşmeler de suçlama konusu yapıldı.

Savcı, Sayılğan’ın bir görüşmesini ise “yanlı haber arayışı” olarak değerlendirdi.

Suç unsuru olmadığını belirlediği iletişim kayıtlarını bile iddianamesine ekleyen Savcı Demirbaş, Sayılğan’ın tüm bu görüşmelerini “örgütsel faaliyet” olarak değerlendirdi.

Sayılğan’ın yaptığı beş haber de suçlama konusu yapıldı.

İddianamede Sayılğan’ın şu şekilde suçlanması dikkat çekti:

“Bin yıldır bu coğrafyada birlikte yaşamış kız alıp kız vermiş ve bir olmuş iki toplumu tam ortadan bölmek ve düşman etmek amacıyla bilinçli haber takipleri yapmak; ısrarla Kürt halkının inkâr, imha ve asimilasyona tabi tutulduğu gibi ifadelere yer vermek; haberlere yorumlar katarak ‘Kürdistan, özgürlük mücadelesi, öz yönetim’ kavramlarına ağırlık vermek…”

Savcı Demirbaş, Sayılğan’ın “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi.

Yargılamanın ilk duruşması 8 Kasım 2017 tarihinde görüldü. İdris Sayılğan, hakim karşısına ilk çıktığında 13 aydır tutukluydu. Savunmasında, 117 sayfalık iddianamenin 60 sayfasının haber içerikli telefon görüşmelerinin kayıtlarından oluştuğunu söyledi. Sadece örgütle ilgili değil binlerce haber yaptığını söyledi. Toplumu ilgilendiren her konunun haber olduğunu dile getirdi.

Avukat Barış Oflas, müvekkiline ait telefon görüşmelerinin dinlenilmesinin usulsüz olduğunu söyleyerek, tahliye talep etti. Ancak mahkeme heyeti Sayılğan ve beraberindekilerin tutukluluklarının devamına karar vererek, ikinci duruşmayı 19 Şubat 2018 tarihine bıraktı.

Yargılamanın ikinci duruşmasında Sayılğan, Türkçe savunma yaptı. İlk duruşmadaki Kürtçe savunmasının çevirisinin iyi yapılmadığını dile getirdi. Haber kaynakları ve haber müdürü ile arasındaki görüşmelerdeki “haber geldi mi” sorusunun talimat olarak değerlendirildiğini aktardı. Sadece örgüt üyelerine ait cenazeleri değil, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun mitinglerini de takip ettiğini söyledi. Suçlama konusu yapılan haberler için yayınlandıkları dönemde soruşturma açılmadığını belirtti.

Üçüncü duruşma 23 Mayıs 2018’de görüldü. İlk iki duruşmada SEGBİS sistemi üzerinden savunma yapan Sayılğan, üçüncü duruşmada ise SEGBİS sistemindeki arıza nedeniyle savunmasını yapamadı.

Sayılğan’ın tutukluluğu devam ederken, Temmuz 2018’de Anayasa Mahkemesi’ne, Ekim 2018’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru yapıldı. İki yüksek mahkeme de başvurulara ilişkin kararlarını vermedi.

Yargılamanın dördüncü duruşması 5 Ekim 2018 tarihine görüldü. Savcı, Sayılğan ile birlikte tüm sanıkların tutukluluklarının devamına karar verdi.

Sayılğan şu savunmayı yaptı:

“Kimden nasıl, hangi talimatı almışım. Hukukta iddialar söylentiler üzerinden değil, deliller üzerinden ispatlanmalı.”

Bir sonraki duruşma 24 Aralık 2018’e görüldü.

Davanın karar duruşması ise 25 Ocak 2019’da görüldü. Tutuklandıktan sonra ilk kez Muş’taki duruşma salonunda hazır bulunan Sayılğan’a “Silahlı terör örgütü üyesi olmak” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla 8 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

Sayılğan’ın avukatları kararı istinaf mahkemesine taşıdı. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi’nce yapılan inceleme sonrası Sayılğan hakkında tahliye kararı verildi. Kararla birlikte Sayılğan tutuklanmasından bin 137 gün sonra 27 Kasım 2019’da cezaevinden tahliye oldu.

Davanın istinaf mahkemesindeki süreci ise devam ediyor.

5. Standing - Dec. 24, 2018


Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi Mezunu gazeteci İdris Sayılğan 2014-2016 yılları arasında Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA)’da çalıştı. DİHA’da çalışırken; haber kaynaklarıyla yaptığı görüşmeler, yazdığı haberler, sosyal medyada yaptığı paylaşımlar, haber kaynaklarıyla yaptığı telefon görüşmeleri gerekçe gösterilerek, 17 Ekim 2016’da sabah saatlerinde Muş’taki evine yapılan polis baskınıyla gözaltına alındı. Yedi gün gözaltında kalan Sayılğan, bu süre boyunca tek başına bir hücrede tutularak, avukatını arama hakkı engellendi. 24 Ekim 2016’da “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla beş kişiyle birlikte tutuklandı.

Muş Cezaevi’nde iki hafta kaldıktan sonra hiçbir gerekçe gösterilmeden, ailesinden 450 km uzaklıktaki Trabzon E Tipi Cezaevi’ne sevk edildi. Muş Cumhuriyet Başsavcılığı, Sayılğan tutuklandıktan 9 ay sonra soruşturmayı tamamlayarak iddianameyi hazırladı. İddianameyi hazırlayan Cumhuriyet Savcısı Mustafa Demirbaş, Sayılğan’ın “Örgüt üyeliği” iddiasıyla 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi. Savcı Demirbaş, “örgüt üyeliği” iddiasını Sayılğan’ın haber kaynaklarıyla yaptığı 65 adet telefon görüşmesine dayandırdı. Dosya kapsamında Sayılğan ile birlikte aynı iddia ile yargılanan diğer beş kişi tutuklandıktan 13 ay sonra 8 Kasım 2017’de hakim karşısına çıktı. Görülen beş duruşmanın hiçbirinde Sayılğan hakim karşısına çıkarılmadı.

Uzun süren tutukluluk ve etkin bir yargılama yapılmaması nedeniyle Sayılğan’ın avukatları Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nden (MLSA) Avukat Veysel Ok ve Barış Oflas 11 Temmuz 2018’de Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuruda bulundu. Sayılğan’ın yaptığı haberlerin ve haber amaçlı görüşmelerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmesi gerektiği belirtilen başvuruda Sayılğan’ın DİHA’da gazetecilik yapması nedeniyle ayrımcılığa uğradığı, kişi güvenliği ve özgürlüğü hakkı ile özel hayat korunması, adil yargılanma, ifade özgürlüğü ve adil yargılama haklarının ihlal edildiği belirtildi. Ancak AYM, başvuruyu karara bağlamadı. Bunun üzerine MLSA ile Londra merkezli basın özgürlüğü örgütü Media Legal Defence Initiative (MLDI) avukatları, iki yılı aşkın süredir tutuklu bulunan Gazeteci İdris Sayılğan için 9 Ekim’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu. Başvuruda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 5, 6, 10, 13 ve 18. maddelerinde düzenlenen; özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, ifade özgürlüğü, etkili başvuru hakkı ile ilgili hükümlerinin ihlal edildiği ifade ediliyor.

AİHM başvurusunda Sayılğan’ın yalnızca haber kaynakları ile yaptığı görüşmeler ve yayınladığı haberler nedeniyle tutuklu bulunduğu vurgulanarak bunun ifade özgürlüğü ve kişi güvenliği ve özgürlüğü haklarının açık bir ihlali olduğu belirtildi. Ayrıca Sayılğan’ın gazeteci olduğu vurgulanarak başvurunun Mahkeme tarafından öncelikli olarak incelenmesi talep edildi. Uluslararası bir örgütün bir gazetecinin AİHM başvurusuna destek vermesi Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyor.



Next Trial: Jan. 25, 2019, midnight


Gazeteci İdris Sayılğan’ın “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı davanın 5. duruşması, hakim Güngör Murad Uçar başkanlığında üye hakimler Sibel Aybey ve Şenol Kartal’dan oluşan mahkeme heyetinin yerini almasıyla başladı.

Duruşmada Savcı Oğuz Tancan esas hakkındaki mütalaasını vererek sanıkların tutukluluk hallerinin devam etmesini istedi.

Savcı Oğuz Tancan verdiği mütalaada İdris Sayılğan’ın PKK’nin eylemlerini meşru göstermek amacıyla haberler yaptığı, KCK çağrısı sonrası aynı doğrultuda paralellik gösteren paylaşım ve haberler yayınladığı, bu haberlere yorumlar katarak “Kürdistan, özgürlük mücadelesi, öz yönetim” kavramlarına ağırlık verdiğini belirtti.

Tancan “Dosyada mevcut olan 12/ 06/ 2018 tarihli emniyet araştırma tutanağı, mahkemeler ve Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından gönderilen mahkeme kararları ile iddianamelerden anlaşılacağı üzere dosyamız sanıklarının tamamı hakkında örgütsel bağlantılarını gösterecek şekilde 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu, örgüt propagandası ve üyeliği suçlarından adli soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin yapılmış olduğu, hususları birlikte nazara alındığında, sanıkların bilinçli bir şekilde PKK/KCK terör örgütünü meşru göstermek amacını güttükleri, PKK/ KCK terör örgütü ile iltisaklı DBP yöneticileri ile yakın irtibatlarının bulunduğu, sanıkların faaliyetlerinin KCK sözleşmesi ve HPG yönetmeliği gibi sözde örgütün stratejilerini belirleyen metinlerde bir karşılığının olduğu, bunun yanında sanıkların eylemlerinin münferit olmadığı ve süreklilik arz ettiği görüldüğünden sanıkların PKK/KCK terör örgütünün aktif bir üyesi oldukları anlaşılmakla; sanıkların üzerlerine atılı “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan ayrı ayrı olmak üzere eylemlerine uyan TCK 314/ 2, 53, 58/ 9, 63 maddeleri ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. Maddesi uyarınca cezalandırılmalarına, tutuklu sanıklar yönünden ise suçta öngörülen ceza miktarına nazara alındığında sanığın kaçma ve saklanma ihtimalinin mevcut olması, tutuklu sanık hakkında uygulanacak her türlü adli kontrol kararının bu aşamada umulan gayeye hizmet etmeyeceğinin anlaşılması, sanıkların üzerine yüklenen suçun kanunda belirtilen ceza miktarının alt ve üst sınırları göz önüne alınarak tutuklu sanıkların tutukluluk halinin hüküm ile birlikte devamına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur” dedi.

SEGBİS yöntemi ile bağlanan Hatice Şeker, Ayşe Söylemez ve Çiçek Tutuş’un ardından İdris Sayılğan’a bağlanarak mütalaya karşı görüşleri soruldu.

Tercüman Ferhat Güvenç aracılığıyla Kürtçe konuşan Sayılğan, tutuklu bulunduğu süre içerisinde halen hakim karşısına çıkartılmadığını hatırlatarak, “Mahkemeye çıkma talebim önceleri OHAL koşulları gerekçe gösterilerek reddediliyordu. Şimdi de ‘getiremeyiz’ diyorlar.” dedi.

Daha önce yaptığı savunmayı anımsatan Sayılğan, “Benim illegal bir yapılanmayla ilgim yoktur. İddianamede de görüldüğü üzere yapılan telefon konuşmaları sadece haberlerle ilgilidir. Kimseden talimat almamışım. Mahkeme heyetine soruyorum: Ben PKK’nin hangi hiyerarşik yapılanması içerisinde yer alıyorum? Kiminle ilişki kurmuşum? İddia makamı iddiasını ispat etmelidir. Bunlar soyut ve boş delillerdir. Doğrusu bu heyeti nasıl ikna edebiliriz bilmiyorum. Biz ne konuşsak boşa gidiyor, dikkate alınmıyor. Ben savunma için hazırlık yapmıştım ama artık bunu yapmaya bile gerek duymuyorum. Bizi burada tiyatrocu gibi oynatıyorlar. Heyetten hiçbir beklentim yok. Tahliye talebim de yok. Heyetin görüşü siyasidir. Ne ahlaki, ne hukuki ne de vicdanidir. AKP herkesi mahkum etmek istiyor. Biz hiçbir zaman baş eğmedik, eğmeyeceğiz! Yaşasın basın özgürlüğü!” diye konuştu.

Sayılğan’ın avukatı Barış Oflas, iddia makamının esas hakkındaki mütalasını kabul etmediklerini belirterek, mütalaya karşı ek süre talebinde bulundu. Sayılğan’ın 26 aydır tutuklu bulunduğunu belirten Oflas, bir kez bile hakim karşısında savunma veremediğini belirtti.

Oflas, “Bu duruşmada da SEGBİS ile savunması alınmıştır. Müvekkilim geçen celse savunması bile alınmadan tutukluluğun devamına karar verilmiştir. Müvekkilim bizzat mahkeme huzuruna getirilmemesi yüz yüzelik ilkesine ve adli yargılanma hakkına aykırılık oluşturmaktadır” dedi.

Hak ihlalinin oluştuğuna ilişkin olarak AİHM’e başvuru yaptıklarını söyleyen Oflas, “Bu celse mahkemenize sunmuş olduğumuz belgeden de anlaşılacağı üzere AİHM tarafından başvurumuz öne alınmıştır. Bu da mahkeme tarafından hak ihlali kararı verileceğinin güçlü bir göstergesidir. Dolayısıyla biz bekletici mesele yapılması noktasında talepte bulunmuştuk. Ancak talebimiz reddedilmiştir. Müvekkilin savunmasının önüne geçerek beyanda bulunmak istemiyoruz, dolayısıyla tahliyeye ilişkin takdir mahkemenindir. Ancak biz bu aşamada müvekkilin önümüzdeki celse huzura getirilerek esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasının huzurda alınmasını talep ediyoruz” dedi.

Duruşma bir sonraki celse tutukluların hazır edilmesine karar verilerek, 25 Ocak 2019 tarihine bırakıldı.


Karar salon boşaltılmadan verildi.

İdris Sayılğan, Ayşe Söylemez, Çiçek Tutuş ve Hatice Şeker’in üzerine atılı suçu işlediklerine dair dosyada kuvvetli suç şüphesi içeren delillerin olduğu belirtildi. Kararda, “Müsnet (isnat edilen) suçun 5271 Sayılı CMK’nın 100/3 maddesinde tutuklama nedenlerinin var sayılabileceği katalog suçlardan olması, sanıkların üzerlerine yüklenen suçta öngörülen ceza miktarına nazaran sanıkların kaçma ve saklanma ihtimallerinin mevcut olması, tutuklu sanıklar haklarında uygulanacak her türlü adli kontrol kararının bu aşamada umulan gayeye hizmet etmeyeceğinin anlaşılması, sanıkların üzerlerine yüklenen suçun kanunda belirtilen ceza miktarının alt ve üst sınırları göz önüne alınarak tutuklama tedbirinin ölçülülük ilkesine aykırı olmayacağının anlaşılması nazara alınarak sanıklar Ayşe Söylemez, Çiçek Tutuş, Hatice Şeker ve İdris Sayılğan’ın tutukluluk hallerinin devamına karar verildi” denildi.

Kararda talepleri doğrultusunda sanıkların duruşma salonunda bizzat hazır edilmeleri konusunda cezaevi idarelerine müzekkere yazılmasına, gerek görülmesi halinde tutuklu sanıkların yargılama sonuçlanıncaya kadar Muş Cezaevi’ne veya başka yakın bir cezaevine nakillerinin sağlanmasını istenildi. Kararda önümüzdeki celsenin karar duruşması olacağı belirtilerek, sanıkların uzun tutukluluk süresi de gözetilerek mazeretsiz bir şekilde hazır edilmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Adliyeye girişte herkesin üst aramasından geçirildi. Koridorlarda bulunan sandalyelerde beklenildi. Duruşma saati 10.30 olarak belirlenmesine rağmen öğleden sonra 13.30’a bırakıldı. Öğle arasında adliyede bulunanlar dışarı çıkartıldı. İzleyici bölümüne alınanlar kimlik ve üst aramazından geçirildi. Mahkeme heyetinin geç gelmesi nedeniyle saat 14:00’de duruşma başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma Muş Adliyesi’ndeki 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. yeteri sayıda penceresi olan ferah ve geniş bir salondu. Ön sıradaki sandalyeler boş bırakıldı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmada tutuksuz yargılanan Maşallah Akalın ve Medeni Işık sanık sandalyesindeki yerini aldı. Trabzon E Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan İdris Sayılğan, Bayburt M Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Hatice Şeker ve Ayşe Söylemez ile Van T Tipi Cezaevi’nde bulunan Çiçek Tutuş SEGBİS yöntemi ile duruşmaya katıldı.

Sayılğan’ın avukatı Barış Oflas ile diğer tutukluların avukatları Sabahattin Göçmen, Feridun Taş ve Abdullah Aslan hazır bulundu. Her sanığın üç yakını, Özgür Gazeteciler İnisiyatifi Sözcüsü Hakkı Bolkan ve bir gazeteci muhabiri katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşmayı izlemek üzere Sayılğan ve diğer tutukluların yakınları gelmişti. Fakat her sanığın sadece üç yakınının içeri alınacağı belirtilerek, “öncelikle anne, baba ve eş olması tercih edilecek” denilerek, kimlik kontrolü ve üst araması yapıldı. Tutuksuz sanık yakınlarının alınmayacağı belirtildi. Duruşmanın aleniyeti ihlal edildi. Dışarıdan izleyici olarak katılmak isteyen bir avukat bile kimlik göstermesine rağmen mübaşir tarafından engellendi. “Hakime sorup döneyim” dedi. Polislerin tavrı çok kaba ve sertti. Üniformalı dokuz polis izleyici bölümünün her bir köşesinde otururken, diğer duruşmalara nazaran gergin bir hava hakimdi. İzleyicilere ön sıradaki koltuklara oturmalarına izin verilmedi. Kadın ve erkekleri ayrı ayrı yerleştiren polisler, kimin nerede oturacağına kendileri karar verdi. SEGBİS sistemiyle bağlantıda sorun yaşandığı için gecikme oldu. Mahkeme heyeti, sanıkları dikkatli dinledi.

İdris Sayılğan - DİHA Trial 5. Standing (Minutes of the Hearing)

İdris Sayılğan - Propaganda Davası

Gazeteci İdris Sayılğan, “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezaevinde bulunurken, hakkında sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek ikinci bir soruşturma başlatıldı. Soruşturma sonunda Sayılğan hakkında ikinci bir iddianame hazırlanarak mahkemeye sunuldu.

Sayılğan hakkındaki iddianame Muş Cumhuriyet Savcısı Ahmet Bilgin tarafından hazırlandı. İki sayfadan oluşan iddianame 5 Temmuz 2019’da tamamlanarak, mahkemeye sunuldu.

Sayılğan’a “Basın Yoluyla Zincirleme Örgüt Propagandası Yapmak” suçlaması yöneltildi.

İddianamede Sayılğan’ın Facebook isimli sosyal medya hesabında yer alan 7 ayrı paylaşımı suçlamaya dayanak gösterildi. Bu paylaşımlardan ikisi Sayılğan’ın çalıştığı ve daha sonra Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Dicle Haber Ajansı’nda yayımlanan haberleriydi.

Suçlama konusu yapılan bir başka paylaşım ise 15 Şubat 2016’da Van’da düzenlenen bir yürüyüşte çektiği fotoğrafı “Van’da 15 Şubat komplosu yürüyüşünün ardından…” ifadeleriyle yaptığı paylaşımdı.

Bir başka paylaşım ise “Cenazesi 13 gündür Mürşitpınar Sınır Kapısı’nda bekletilen YPG savaşçısı Rıdvan Çelik için Muş’un Yeşilyurt Mahallesi’nde taziye çadırı kuruldu. Çelik’in babası Vahdettin Çelik 1993 yılında Zengok’ta askerler tarafından yakılarak katledilmişti” şeklindeki paylaşımdı.

Suçlama konusu paylaşımların ardından Sayılğan’ın savunmasının özetine yer verildi. Sayılğan savunmasında ceza aldığı davada bu paylaşımlarında suçlama konusu yapıldığını ve suçlamayı kabul etmediğini belirtti. Savcı Bilgin ise, yapılan araştırmada Sayılğan’ın ceza aldığı davada “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla ceza almadığını aktararak, yeni iddianamenin de bu gerekçeyle hazırlandığını ifade ediyor.

Bilgin, iddianame kapsamında Sayılğan’ın “basın yoluyla zincirleme örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla 12,5 yıl kadar hapis istemiyle yargılanmasını talep ediyor. Aynı zamanda Türk Ceza Kanunu’nun 53’üncü maddesinde yer alan belirli haklardan yoksun bırakılması hükmünün uygulanmasını talep ediliyor.

Gazeteci İdris Sayılğan hakkında “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla hazırlanan iddianame Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek, dava açıldı.

Davanın ilk duruşması için 8 Ocak 2020 tarihi belirlendi. Sayılğan, davanın ilk duruşmasında hazır bulundu. Sayılğan savunmasını Kürtçe yapacağını bildirdi.

Muş Adliye Sarayı binasında o gün için görevli sadece bir Kürtçe tercüman olduğu ve onunda adliye dışında olduğu söylenince, heyet başkanı Sayılğan’ın avukatına hitaben; “O zaman biz de, siz de tercümanın gelmesini bekleyeceğiz” dedi. Avukat, “Biz zaten savunma için ek süre talep edeceğiz. O yüzden duruşmayı ertelemenizi talep ediyoruz” demesi üzerine hakim, “Ben ‘örgüt propagandası suçlamalarını’ ertelemiyorum” dedi.

Bunun üzerine yeni bir tercüman bulundu ve duruşma salonuna getirildi. Sayılğan savunmasında “Şu an ceza aldığım iddianamede yer alan birçok paylaşım bu dosyada da yer almış. Şimdiki dosyanın 1.sayfasında yer alan paylaşım aynı zamanda ceza aldığım diğer dosyanın 77.sayfasın yer alıyor. Ben suça konu olan tüm paylaşımları, gazetecilik mesleği gereği ve haber alma - verme özgürlüğü kapsamında yaptım. Bu yüzden beraatimi talep ediyorum” dedi.

Savunmanın ardından mütalaasını veren savcı, Sayılğan’ın atılı suçlamayla cezalandırılmasını talep etti. Avukatlar mütalaaya karşı ek savunma yapmak için süre talebinde bulundu. Talebi kabul ednen mahkeme bir sonraki duruşmayı 25 Mart 2020 tarihine bıraktı.

1. Standing - Jan. 8, 2020


Gazeteci İdris Sayılğan, “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezaevinde bulunurken, hakkında sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek ikinci bir soruşturma başlatıldı. Soruşturma sonunda Sayılğan hakkında ikinci bir iddianame hazırlanarak mahkemeye sunuldu.

İddianameyi Cumhuriyet Savcısı Ahmet Bilgin hazırladı. İki sayfadan oluşan iddianame, 5 Temmuz 2019’da tamamlanarak mahkemeye sunuldu. Sayılğan’a “Basın Yoluyla Zincirleme Şekilde Örgüt Propagandası Yapmak” suçlaması yöneltildi.

İddianamede Sayılğan’ın Facebook isimli sosyal medya hesabında yer alan yedi ayrı paylaşımı suçlamaya dayanak gösterildi. Bu paylaşımlardan ikisi Sayılğan’ın çalıştığı ve daha sonra Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Dicle Haber Ajansı’nda yayımlanan haberleriydi. Suçlama konusu yapılan bir başka paylaşım ise 15 Şubat 2016’da Van’da düzenlenen bir yürüyüşte çektiği fotoğrafı “Van’da 15 Şubat komplosu yürüyüşünün ardından…” ifadeleriyle yayınlamasıydı. Bir başka paylaşım ise “Cenazesi 13 gündür Mürşitpınar Sınır Kapısı’nda bekletilen YPG savaşçısı Rıdvan Çelik için Muş’un Yeşilyurt Mahallesi’nde taziye çadırı kuruldu. Çelik’in babası Vahdettin Çelik 1993 yılında Zengok’ta askerler tarafından yakılarak katledilmişti” şeklindeki paylaşımdı.

Bilgin, iddianame kapsamında Sayılğan’ın “basın yoluyla örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla 7,5 yıl kadar hapis istemiyle yargılanmasını talep ediyor. Aynı zamanda Türk Ceza Kanunu’nun 53’üncü maddesinde yer alan belirli haklardan yoksun bırakılması hükmünün uygulanmasını talep ediliyor.

İddianame Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek, dava açıldı. Davanın ilk duruşması için 8 Ocak 2020 tarihi belirlendi. Sayılğan, duruşmada hazır bulundu.
Mahkeme başkanının kararıyla aile bireyleri kapıda bekleyen polisler tarafından duruşma salonuna alınmadı. Sayılğan savunmasını Kürtçe yapacağını bildirdi.

Muş Adliye Sarayı binasında o gün için görevli sadece bir Kürtçe tercüman olduğu ve tercümanında şu an adliye dışında olduğu söylenince, heyet başkanı Sayılğan’ın avukatına hitaben; “O zaman biz de, siz de tercümanın gelmesini bekleyeceğiz” dedi. Avukat; “Biz zaten savunma için ek süre talep edeceğiz. O yüzden duruşmayı ertelemenizi talep ediyoruz” demesi üzerine Hakim;”Ben ‘örgüt propagandası suçlamalarını’ ertelemiyorum” dedi. Bunun üzerine yeni bir tercüman bulundu ve duruşma salonuna getirildi.

Sayılğan duruşmasındaki savunmasında, “Şu an ceza aldığım iddianamede yer alan birçok paylaşım bu dosyada da yer almış. Şimdiki dosyanın 1.sayfasında yer alan paylaşım aynı zamanda ceza aldığım diğer dosyanın 77.sayfasın yer alıyor. Ben suça konu olan tüm paylaşımları, gazetecilik mesleği gereği ve haber alma - verme özgürlüğü kapsamında yaptım. Bu yüzden beraatimi talep ediyorum” dedi.”

Yapılan savunmanın ardından mütalaa veren savcı; “Sayılğan’ın övdüğü örgüt eylemlerini basın yoluyla meşru, mağdur ve mahzun göstermeyi amaçladığı gerekçesiyle ‘Terör Örgütü Propagandası’ suçundan arttırımlı olarak cezalandırılmasını” istedi. Daha sonra söz alan Sayılğan’ın avukatı Mustafa Mürtezaoğlu’nun karara ilişkin ek süre talep etmesi talebi kabul edilerek, bir sonraki duruşma 25 Mart 2020 gününe bırakıldı.



Next Trial: March 25, 2020, 9 a.m.


İdris Sayılğan’ın duruşması sabah saat 9:50 olarak belirlenmişti. Fakat duruşma 23 dakika gecikmeli olarak saat 10:13’te başladı. Mahkeme başkanının kararıyla aile bireyleri kapıda bekleyen polisler tarafından duruşma salonuna alınmadı.

Duruşmada başkan Yusuf Böke, üyeler Şenol Kartal ile Halit Buğra Duran ve savcı Serhat Çaylak yerini aldı.

Sayılğan savunmasını Kürtçe yapacağını bildirdi. Muş Adliye Sarayı binasında o gün için görevli sadece bir Kürtçe tercüman olduğu ve o tercümanında adliye dışında olduğu söylendi. Heyet başkanı Sayılğan’ın avukatına hitaben; “O zaman biz de, siz de tercümanın gelmesini bekleyeceğiz” dedi. Avukat “Biz zaten savunma için ek süre talep edeceğiz. O yüzden duruşmayı ertelemenizi talep ediyoruz” demesi üzerine hakim, “Ben ‘örgüt propagandası suçlamalarını’ ertelemiyorum” dedi. Bunun üzerine yeni bir tercüman bulundu ve duruşma salonuna getirildi.

Sayılğan savunmasında, “Şu an ceza aldığım iddianamede yer alan birçok paylaşım bu dosyada da yer almış. Şimdiki dosyanın 1. sayfasında yer alan paylaşım aynı zamanda ceza aldığım diğer dosyanın 77. sayfasında yer alıyor. Suça konu olan tüm paylaşımları, gazetecilik mesleği gereği ve haber alma, verme özgürlüğü kapsamında yaptım. Bu yüzden beraatimi talep ediyorum” dedi.

Yapılan savunmanın ardından mütalaa veren Savcı; “Sayılğan’ın övdüğü örgüt eylemlerini basın yoluyla meşru, mağdur ve mahzun göstermeyi amaçladığı gerekçesiyle ‘Terör Örgütü Propagandası’ suçundan artırımlı olarak cezalandırılmasını” istedi.

Daha sonra söz alan Sayılğan’ın avukatı Mustafa Mürtezaoğlu’nun karara ilişkin ek süre talebi, kabul edildi.


Duruşma, avukatların savunma için ek süre talebinin kabul edilmesiyle 25 Mart 2020 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşmanın görüleceği Muş Adliyesinin bulunduğu yerleşkede Valilik binası ile birlikte Defterdarlık binası da bulunuyor. Bu yüzden Adliye’ye girmeden önce ilk giriş kapısında X-ray cihazlarından geçiliyor. Ardından iki dakikalık bir yürüyüş mesafesinde olan Adliye kapısına varılıyor. Burada bir kez daha X-ray cihazından geçtikten sonra binaya giriliyor. Adliye binası kapısında bulunan X-ray cihazının metal eşyalara uyarı verip vermemesine bakılmaksızın elle arama yapılıyor.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu havalandırılmış, geniş ve aydınlıktı. Salon kapısında dört üniformalı polis memuru bekliyordu. İçeride ayrıca bir polis memuru daha vardı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için iki büyük TV ekranından biri izleyicileri diğeri hakim heyetine dönük olarak salonda hazırdı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sanığın Avukatı Mustafa Murtezaoğlu ile Medya Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) temsilcisi Şenol Bali katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşma başlamadan önce duruşma salonunda bulunan üniformalı polis memuru, kapıda bekleyen polis memurlarına heyet başkanının ‘tutuksuz yargılanan duruşmalara izleyici almadığını’ bildirdi. Bunun üzerine yaptığımız itiraz sonucu heyet başkanının ancak iki izleyiciye izin verdiği söylendi. Bu nedenle aile bireyleri duruşma salonuna alınmadı. Duruşma salonunda izleyicilere ayrılan alana geçtiğimiz andan itibaren arkamıza, önümüze, sağ ve sol yanlarımıza birer polis oturdu. Cep telefonlarının kapatılması gerektiğini ve neden not alındığı soruldu.

Duruşma başlamadan önce tercüman krizinin yaşanması sonrası, avukatla kendi aramızda yaptığımız istişare sonrası heyet başkanı bana dönerek, “Siz kimsiniz?” diye sordu. “Davayı izlediğimi ve gazeteci olduğumu söyledim”. Bunun üzerine “duruşma düzenini bozduğumu” iddia ederek beni duruşma salonundan çıkarttı. Polislerin bana yönelmesi sonrası kalktığım yere tekrar oturdum ve heyet başkanına: “Polislerin müdahale etmemesi durumunda çıkacağımı” bildirdim. Polislerin müdahale etmemesi sonrası duruşma salonundan çıktım.

İdris Sayılğan - Propaganda Davası (Indictment)

İdris Sayılğan - Propaganda Davası 1. Standing (Minutes of the Hearing)