İnan Kızılkaya

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, İhsan Çaralan, İnan Kızılkaya - “Publicly Insulting the President” Trial

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya ile eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol hakkında ayrı ayrı soruşturma başlattı. Soruşturmaya, Özgür Gündem Gazetesi’ne destek için düzenlenen “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katılan yazar İhsan Çaralan da dahil edildi.

Özgür Gündem Gazetesi; İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararıyla, 16 Ağustos 2016’da önce “geçici olarak” kapatıldı. Ardından, gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya hakkında dava açıldı. 3 Mayıs 2016 ile 7 Ağustos 2016 tarihleri arasında, gazeteye destek için; “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyası yürütüldü.

Gazete; 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) yönetimi kapsamında 29 Ekim 2016’da çıkarılan 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile bu kez “tamamen” kapatıldı. Hükümet, Meclis onayına başvurmadan yürürlüğe koyduğu KHK’ler ile çok sayıda basın yayın kuruluşunu kapattı.

Kızılkaya ile Aykol ve Keskin, gazetenin; Mart ve Nisan 2016 tarihinde yayımlanan üç sayısındaki haberler üzerinden “Cumhurbaşkanına hakaret etmekle” suçlandı. Çaralan’a ise gazetenin nöbetçi genel yayın yönetmenliği görevini üstlendiği 31 Mayıs 2016 tarihinde yayımlanan bir haber üzerinden, aynı suçlama yöneltildi. Kızılkaya, Çaralan hakkında açılan soruşturmada da “şüpheli” olarak yer aldı.

Kızılkaya ile Aykol, Keskin ve Çaralan; haklarında açılan soruşturma kapsamında gözaltına alınmadı. Gazeteciler, ifade vermek için savcılığa davet edildiler.

Kızılkaya, farklı tarihlerde verdiği savunmalarda; haberlerin eser sahibinin belli olmadığını, çeşitli ajanslardan alındığını belirtti. Gazetecilik sınırları içinde yorum ve eleştiri içerir nitelikte haber yaptıklarını söyleyen Kızılkaya, haberlerin ifade ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Haberlerde Cumhurbaşkanına hakaret kast ve niyetinin olmadığını söyledi. Suçlamaları reddetti.

Türk Ceza Kanunu’na göre, bir kişi hakkında “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlaması ile dava açılabilmesi için Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor.

Kızılkaya ve Aykol için gereken bakanlık onayı 29 Temmuz 2016 ve 5 Eylül 2016 tarihlerinde verildi. Kızılkaya ve İhsan Çaralan için gereken bakanlık onayının 6 Ekim 2016 tarihinde verildiği görüldü. Eren Keskin ve Kızılkaya hakkında dava açılabilmesi için gereken onayın ise 31 Ağustos 2016 tarihinde savcılığa ulaştırıldığı anlaşıldı.

Kızılkaya, Aykol, Keskin ve Çaralan hakkında; Ağustos, Eylül ve Ekim 2016 tarihlerinde altı ayrı iddianame hazırlandı.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya, gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Hüseyin Aykol, Eren Keskin ile gazeteye destek amacıyla bir günlüğüne “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katılan Evrensel Gazetesi yazarı İhsan Çaralan hakkındaki iddianameler, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ağustos, Eylül ve Ekim 2016 tarihlerinde tamamlandı. Kızılkaya hakkındaki bir iddianame ise yine Ağustos 2016 tarihinde, ancak bu kez Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlandı.

İnan Kızılkaya; Hüseyin Aykol, İhsan Çaralan ve Eren Keskin hakkında ayrı ayrı hazırlanan toplam altı iddianamenin hepsinde “sanık” olarak yer aldı. Hüseyin Aykol’un hazırlanan üç iddianamede “sanık” olarak yer aldığı görülürken; Keskin ve Çaralan hakkında ayrı ayrı bir iddianame tamamlanarak mahkemeye sunuldu.

İddianameleri kabul eden İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi; hazırlanan altı iddianamenin birleştirilmesine karar verdi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, İnan Kızılkaya ile Hüseyin Aykol hakkında hazırlanan iki iddianamede “mağdur” olarak yer aldı.

11 Ağustos 2016 tarihli iddianamede, İnan Kızılkaya ve Hüseyin Aykol’un “sanık” olarak yer aldığı görüldü. İddianamede, gazetenin; 8 Nisan 2016 tarihinde yayımlanan “Şahsı için Ülkeyi Yıkıyor” başlıklı habere yer verildi. Haberde, “Erdoğan’ın ‘binaları yıkın’ emri sonrası Silopiya’da biri 70 yaşındaki bir nine, diğeri iki yaşındaki bir bebek, 9 kişi katledildi” ifadelerinin kullanıldığı öne sürüldü.

İddianamede, haberde kullanılan ifadelerin; “Cumhurbaşkanı’nı aşağılayacak boyuta ulaştığı; Cumhurbaşkanı’nın katliam emirleri veren, tehditlerde bulunan, soykırım emirleri verip, ‘kelle avcılığı yapan’ tabirleriyle anıldığı” iddia edildi.

23 Ağustos 2016 tarihli iddianamede; Kızılkaya ve Aykol sanık olarak yer aldı. İddianamede; gazetenin, 15 Nisan 2016 tarihli sayısında yer alan “Fitnenin Başı Bu Zirvededir” başlıklı habere yer verildi. Haberde, “Mezhepçilik fitnedir’ diyen Erdoğan’ın bir yandan DAİŞ’i desteklemesi bir yandan da Kürt düşmanlığı yapması ‘fitnenin başı bu zirvede’ dedirtti” ifadelerinin kullanıldığı öne sürüldü.

İddianamede, haberde; “Cumhurbaşkanı’nın bir terör örgütünü desteklediği, Kürt düşmanı olduğu, ‘fitneni başı’ olarak gösterildiği” iddia edildi. “Haberin eleştiri sınırının dışına taştığı, hakaret teşkil ettiği” öne sürüldü.

20 Eylül 2016 tarihli iddianamede; İnan Kızılkaya ile birlikte, gazetenin eş genel yayın yönetmenlerinden Eren Keskin’in de “sanık” olarak yer aldığı görüldü. İddianamede, gazetenin; 23 Mart 2016 tarihli sayısında “Erdoğan’ın Dediği Oldu” başlığı ile yayımlanan habere yer verildi. IŞİD’in Belçika’da gerçekleştirdiği bombalı terör eylemine ilişkin detayların aktarıldığı haberde, “Bombalı saldırıları AKP ve Saray’la işbirliği halindeki DAİŞ çetesi üstlendi” ifadelerinin kullanıldığı iddia edildi.

İddianamede, haberde kullanılan “Saray” ifadesiyle; “Cumhurbaşkanının kastedildiği” öne sürüldü. İddianamede, şu iddialara yer verildi:

“DAİŞ örgütüyle, Cumhurbaşkanı’nın işbirliği içinde oldukları, adeta Sayın Cumhurbaşkanı’nın hedef göstermesiyle terör örgütünün eylem yaptığının ileri sürüldüğü, Sayın Cumhurbaşkanı’nın silahlı terör örgütü DAİŞ ile ilişkilendirilmeye çalışıldığı, bu açıklamaların eleştiri sınırını aşıp, kişinin şeref ve haysiyetini zedeleyici ifadeler olduğu kanaatine varılmıştır.”

Kızılkaya ve Aykol’un “sanık” olarak yer aldığı üçüncü iddianame ise 7 Ekim 2016 tarihinde tamamlandı. İddianamede, gazetenin; 25 Nisan 2016 tarihinde yayımlanan, “Vahşete Saray Ödülü” başlıklı haberine yer verildi. Haberde; “Şırnak’ta, 3 Ekim 2015 günü, Hacı Birlik’in öldürülmesinde rol aldığı iddia edilen özel harekat polislerini Cumhurbaşkanı tarafından ödüllendirildiği” iddia edilmişti.

İddianamede, haberin başlık ve içeriğinde yer alan ifadelerin “Cumhurbaşkanına yönelik alenen hakaret suçunu içerdiği” iddia edildi. Haberin, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile Yargıtay içtihadına göre eleştiri sınırlarını aştığı” öne sürüldü.

26 Ekim 2016 tarihli iddianame ise Kızılkaya ile birlikte, Evrensel Gazetesi yazarı İhsan Çaralan, “sanık” olarak yer aldı. İddianamede, gazetenin; 31 Mayıs 2016 tarihinde yayımlanan sayısındaki “Aynı Yer, Aynı Katil” başlıklı haberine yer verildi. Haberde, “Erdoğan’ın emriyle 34 Kürdün savaş uçaklarıyla katledildiği Roboski’de ikinci katliam” ifadelerinin kullanıldığı belirtildi.

Suçlamaya konu haberin yayınlandığı gün, İhsan Çaralan; Özgür Gündem Gazetesi’ne destek için düzenlenen “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyası kapsamında gazetenin yayın yönetimi görevini üstlenmişti.

Özgür Gündem Gazetesi; İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararıyla, 16 Ağustos 2016’da önce “geçici olarak” kapatıldı. Ardından, gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya hakkında dava açıldı. 3 Mayıs 2016 ile 7 Ağustos 2016 tarihleri arasında, gazeteye destek için; “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyası yürütüldü.

İddianamede, Kızılkaya ve Çaralan hakkındaki soruşturmanın Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nin suç duyurusu üzerine açıldığı belirtildi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise iddianamede “mağdur” olarak yer aldı.

İddianamede, gazetenin; 31 Mayıs 2016 tarihinde yayımlanan sayısındaki “Aynı Yer, Aynı Katil” başlıklı haberine yer verildi. Haberde, “Erdoğan’ın emriyle 34 Kürdün savaş uçaklarıyla katledildiği Roboski’de ikinci katliam” ifadelerinin kullanıldığı belirtildi.

İddianamede, haberin “düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği” iddia edildi. “Cumhurbaşkanı olan mağdurun talimatıyla, katılma maruz kaldığı şeklinde asılsız iddialarla hakaret suçunun işlendiği” öne sürüldü. Haberin, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtay içtihadına göre hakaret suçu kapsamında kaldığı” ileri sürüldü.

21 Aralık 2016 tarihli iddianame ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlandı. İddianamede, İnan Kızılkaya; gazetenin 4 Ağustos 2016 tarihindeki sayısında yayınlanan “Tarihi Uyarı” haber üzerinden suçlandı.

Birleştirilen iddianamelerde; suçlama konusu yapılan haberlerin, kimin tarafından yazıldığının belli olmadığı belirtildi. İddianamede, Basın Kanunu’nun 11. maddesine göre, haberden; gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya ile eş genel yayın yönetmeni Hüseyin Aykol ve Eren Keskin ile birlikte İhsan Çaralan’ın da sorumlu olduğu ileri sürüldü.

Birleştirilen iddianamelerde, Kızılkaya; Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi uyarınca “Cumhurbaşkanı’na hakaret etmekle” suçlandı. Hakkında, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası talep edildi. Ancak, iddianamelerde Kızılkaya’nın; söz konusu “suçu alenen işlediği” iddia edildi. Bu nedenle, hakkında istenen cezanın, Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca arttırılması talep edildi. Buna göre, Kızılkaya hakkında; bir yıl iki aydan dört yıl sekiz aya kadar hapis cezası istendi.

İddianamelerde, Kızılkaya ile birlikte; Hüseyin Aykol, Eren Keskin ve İhsan Çaralan hakkında da aynı suçlamalar karşısında aynı hapis cezaları talep edildi.

Gazetecilerin ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, gazeteciler hakkında hazırlanan altı iddianamenin birleştirilmesine istendi.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya ile birlikte gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin, Hüseyin Aykol ve gazeteye destek için düzenlenen “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katılan Evrensel Gazetesi yazarı İhsan Çaralan’ın yargılanmasına, Ocak 2017’de, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılamanın dokuzuncu duruşması 25 Ekim 2018’de görüldü.

Mahkeme, İnan Kızılkaya’yı; “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla bir yıl altı ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, “suçun alenen işlendiğine” karar vererek, cezayı bir yıl dokuz ay hapis cezasına çıkardı. Mahkeme, bir de; “suçun zincirleme şekilde işlendiği” değerlendirmesini yaptı. Böylece Kızılkaya hakkındaki ceza, iki yıl iki ay sekiz gün hapis cezasına çıkarılmış oldu. Kızılkaya’nın yargılama sürecindeki “iyi halini” göz önünde bulunduran mahkeme, cezada indirim yaptı.

Sonuç olarak Kızılkaya, “zincirleme şekilde, Cumhurbaşkanına alenen hakaret ettiği” iddiasıyla bir yıl 10 ay 26 gün hapis cezasına çarptırıldı. Kızılkaya hakkında verilen hükmün açıklanması geri bırakıldı.

Kızılkaya ile birlikte yargılanan Hüseyin Aykol da aynı gerekçelerle aynı hapis cezasına çarptırıldı. Ancak Aykol hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılmadı.

Yine Kızılkaya ile birlikte yargılanan İhsan Çaralan hakkında da “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla 11 ay 20 gün hapis cezası verildi.

Hakkında hazırlanan bir iddianameyle, Kızılkaya ile birlikte yargılamaya dahil edilen Eren Keskin için ise mahkeme, bu dosyadaki “suç tarihinin” Keskin hakkındaki diğer yargılamaların kapsamı içine girdiğini belirledi. Mahkeme, Keskin hakkında açılan bu davanın reddine karar verdi.

Hüseyin Aykol açısından verilen hapis cezası kararına ilişkin istinaf mahkemesi incelemesi sürüyor.

9. Standing - Oct. 25, 2018


Duruşma, gazetecilerin kimliklerinin tespiti ile başladı.

Hakim; yargılamaya “mağdur” olarak katılan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın avukatı Hatice Özay’a talepleri olup olmadığını sordu. Özay, şikayetlerinin devam ettiğini söyledi ve gazetecilerin cezalandırılmasını istedi.

Avukat Devrim Avcı Özkurt; Türk Ceza Kanunun’nun, gazetecilerin yargılandığı ve “Cumhurbaşkanına hakaret suçunu” düzenleyen 299. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğunu söyledi ve bu nedenle Anayasa Mahkemesi’ne başvurusu yapılması gerektiğini dile getirdi.

Türkiye’de parlamenter sistemin sona ermesi ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne (Başkanlık Sistemi) geçiş yapılması ile Cumhurbaşkanı’nın bir siyasi partiye üye olabilmesinin önünün açıldığını anımsatan Avukat Özkurt, “Cumhurbaşkanı artık tarafsız değildir. Bir siyasi partinin genel başkanı olduğunu hatırlatmak isterim. Nasıl ki CHP Genel Başkanı ile ilgili özel bir kanun bulunmuyorsa, AKP Genel Başkanı için de özel bir kanun bulunmaması gerekir. Bu durumda Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi Anayasa’nın eşitlik maddesine aykırıdır” dedi.

Avukat Özcan Kılıç, Özkurt ile aynı taleplerde bulundu.

Mahkeme hakimi, sözü; Erdoğan’ın avukatı Hatice Özbay’a söz verdi. Özbay, Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesine yönelik iptal talebi karşısında, daha önce, Anayasa Mahkemesi tarafından ret kararı verildiğini söyledi. Mahkemenin, Anayasa Mahkemesi’ne olası bir başvurusunun; bu yargılamayı sürüncemede bırakacağını ileri sürdü. Avukat Özbay, Anayasa Mahkemesi’ne başvuru talebinin reddini istedi.


Hakim; Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne yapılacak bir iptal başvurusunun, bu yargılama dosyasına bir katkısının olmayacağına karar verdi.

Hakim, yargılamaya son verdi. Kararını açıkladı.

Mahkeme İnan Kızılkaya ve Hüseyin Aykol’u; “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla bir yıl altı ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, “suçun alenen işlendiğine” karar vererek, cezayı bir yıl dokuz ay hapis cezasına çıkardı. Mahkeme, bir de; “suçun zincirleme şekilde işlendiği” değerlendirmesini yaptı. Böylece gazeteciler hakkındaki ceza, iki yıl iki ay sekiz gün hapis cezasına çıkarılmış oldu. Gazetecilerin yargılama sürecindeki “iyi halini” göz önünde bulunduran mahkeme, cezada indirim yaptı.

Sonuç olarak, Aykol ve Kızılkaya; “zincirleme şekilde, Cumhurbaşkanına alenen hakaret ettiği” iddiasıyla bir yıl 10 ay 26 gün hapis cezasına çarptırıldı. Kızılkaya hakkında verilen hükmün açıklanması geri bırakıldı. Ancak, Aykol hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılmadı.

Mahkeme, İhsan Çaralan’ın ise; “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla bir yıl hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi. Ancak, mahkeme; “suçun alenen işlendiğini” kararlaştırıldı. Bu nedenle, Çaralan hakkındaki ceza, bir yıl iki aya çıkarıldı. Çaralan’ın, yargılama sürecindeki “iyi hali” göz önünde bulundurularak, hakkında verilen cezada indirime gidildi.

Sonuç olarak, İhsan Çaralan; “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla 11 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.

Hakkında hazırlanan bir iddianameyle, Kızılkaya ile birlikte yargılamaya dahil edilen Eren Keskin için ise mahkeme, bu dosyadaki “suç tarihinin” Keskin hakkındaki diğer yargılamaların kapsamı içine girdiğini belirledi. Mahkeme, Keskin hakkında açılan bu davanın reddine karar verdi.

Hüseyin Aykol açısından verilen hapis cezası kararına ilişkin istinaf mahkemesi incelemesi sürüyor.


Duruşma Öncesi

Duruşma, daha önce belirlenen saatinde, saat 11.00’da başladı.

Duruşma salonu önünde bir araya gelen gazeteciler ve gözlemciler hiçbir engel ile karşılaşmadan, salona girebildi.

Ağır Ceza Mahkemeleri’nin aksine, Asliye Ceza Mahkemesi’nin bu salonunda; güvenlik bariyerleri yoktu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu, Ağır Ceza Mahkemesi salonlarına göre çok daha küçüktü.

Avukatlar ve sanıklar için, solunan ön tarafından, izleyici ve gazeteciler için ise salonun arka kısımda oturma yeri ayrılmıştı

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya katılmayan yargılanan gazetecileri, duruşma salonunda, avukatları temsil etti.

Duruşmayı, ayrıca; Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24), Disk Basın-İş gözlemcileri ile Evrensel ve Yeni Yaşam Gazetesi çalışanları takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşmada olağanüstü herhangi bir gelişme yaşanmadı.

Hüseyin Aykol, Eren Keskin, İhsan Çaralan, İnan Kızılkaya - “Publicly Insulting the President” Trial (Indictment)

“Musa Çitil News” Trial

Gazeteci İnan Kızılkaya ile birlikte altı gazeteci hakkında 2016 yılında dönemin Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı olan Musa Çitil’in şikayeti üzerine, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.

Çitil; Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki sokağa çıkma yasağının devam ettiği dönemde ilçede yürütülen askeri operasyonlara ilişkin “Kuşatmanın adı ‘Bayrak 12’, başındaki isim Musa Çitil” başlıklı haberden şikayetçi oldu. Haberde; askeri operasyonlara ilişkin gelişmelere ve operasyonun Musa Çitil tarafından yürütüldüğü aktarılmıştı.

Soruşturma, Şubat 2016’da Dicle Haber Ajansı’nda (DİHA) yayımlanan haberin, Özgür Gündem Gazetesi’nin sosyal medya hesabından da paylaşılmış olması gerekçesiyle gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya ve gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı da soruşturmaya dahil edildi. Bu isimlerin yanı sıra haberi sosyal medya hesaplarından paylaşan gazeteciler Çağdaş Kaplan, Ömer Çelik, Hamza Gündüz, Selman Çiçek ve gazeteci Abdulvahap Taş hakkında da soruşturma açıldı.

Musa Çitil’in, 18 Mayıs 2016’da Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği şikayet dilekçesinde, “Sosyal medya hesapları üzerinden propaganda yapıldığı, görev aldığı operasyonlar ile ilgili hedef haline getirildiğini” iddia etti. Savcılık, soruşturma kapsamında, gazetecilerin kullandıkları sosyal medya hesaplarını inceledi.

Kızılkaya ve diğer gazeteciler hakkındaki iddianame 31 Mayıs 2018’de tamamlandı.

Gazeteci İnan Kızılkaya ve diğer gazeteciler hakkındaki iddianame, 31 Mayıs 2018’de tamamlandı. Musa Çitil, iddianamede; “şikayetçi” olarak yer aldı.

İddianamede, Özgür Gündem Gazetesi’nin sosyal medya hesabındaki habere ilişkin paylaşımdan Kızılkaya sorumlu tutuldu. Burada, Kızılkaya’nın; gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü olduğu bilgisine yer verildi.

İddianamede; Kızılkaya’nın soruşturma aşamasında, farklı bir yargılama kapsamında tutuklu bulunduğu cezaevinden yaptığı savunmasına yer verildi. Kızılkaya ifadesinde özetle, görev aldığı gazetedeki haberlerin tümünün ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini kaydetti.

Savcı, haberde bir takım bilgi ve fotoğrafları yayınlayarak Çitil’in hedef gösterildiğini iddia etti.

İddianame, Kızılkaya; Terörle Mücadele Kanunu’nun 6/1 maddesi gereğince, “Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermekle” suçlandı. Hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası istendi. Kızılkaya’nın ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

Altısı gazeteci sekiz sanık hakkındaki iddianame, Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi.

Gazeteci İnan Kızılkaya ile birlikte altı gazetecinin yargılanmasına; Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 3 Ekim 2018’de görülen ilk duruşma ile başlandı. Kızılkaya, ilk duruşmaya katılmadı.

Yargılamanın ikinci duruşması, 13 Ocak 2019’a görüldü.

Duruşmadan iki gün önce Çitil, Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla dosyaya 40 sayfalık bir şikayet dilekçesi daha sundu.

Çitil, ikinci dilekçesinde; gazetecilerin verdikleri ifadelerde “basın özgürlüğü kapsamında haber yaptık” yönündeki beyanlarına atıf yaptı. “Gerçek dışı haber yaparak iftira yaymak ve paylaşmak suretiyle şahsım başta olmak üzere bütün Jandarma Genel Komutanlığı mensuplarının ve diğer güvenlik güçlerinin terör örgütü karşısında icra ettiği başarılı operasyonları karalamaya çalıştıkları” iddiasında bulundu.

Dilekçede, yargılamanın ilk duruşma sonrasında farklı basın yayın organlarında çıkan haberler de eklendi. Dilekçede davaya katılma talebinde bulunan Çitil, gazetecilerin “en ağır şekilde cezalandırılmasını” da talep etti. Yargılamanın ikinci duruşmasında Çitil’in yargılamaya katılım talebi kabul edildi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 8 Mayıs 2019 günü görüldü.

Başka bir suçtan tutuklu olarak yargılanan Özgür Gündem Gazetesi’nin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’nın ifadesinin Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile alınmasına karar verildi. Avukat Resul Tamur da gelen belgelere diyeceklerinin olmadığını ve savunmalarını tekrar ettiklerini belirtti.

Yargılamanın dördüncü duruşması 2 Ekim 2019 günü görüldü.

Duruşma savcısı, bu duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, mütalaasında gazetecilerin; “paylaşımları ile Sur ilçesinde PKK’ye yönelik ‘Bayrak 12’ isimli operasyonda görev alan Musa Çitil’e ait birtakım bilgileri ve resmini paylaşarak müştekiyi hedef gösterdiğini” iddia etti. Gazetecilerin bu gerekçeyle cezalandırılmalarını talep etti. Avukat Resul Tamur, esas hakkındaki mütalaaya katılmadıklarını belirtti. Mütalaa karşısında savunma için ek süre istedi.

Yargılamanın beşinci duruşması 18 Aralık 2019’da görüldü. Duruşma savcısı, önceki mütalaayı tekrar ettiklerini dile getirdi. Mahkeme heyeti, İnan Kızılkaya ve diğer gazetecilerin beraatine karar verdi.

İstinaf Süreci

Savcılık, beraat kararına itiraz etti. Dosya, itiraz üzerine istinaf mahkemesine taşındı. Yargılama istinaf davasında devam ediyor.

5. Standing - Dec. 18, 2019


Duruşma 09.50 olarak belirlenmesine rağmen 10.30’da başladı.

Duruşmada Kemal Sancılı’nın ara duruşmada tutuklu bulunduğu Edirne Kapalı Cezaevi’nden tahliye edildiği için Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile hazır edilmemişti.

Mahkeme Başkanı, Abdulvahap Taş’a “Eğer senin hakkında bugün karar verirsek hükmün geri bırakılmasını ister misin?” diye sordu.

Abdulvahap Taş beyanında sadece haber amaçlı paylaşım yaptığını, bunun suç olmadığını, kimseyi ifşa etmediğini ve hedef göstermediğini belirterek öncelikle beraatini aksi takdirde hükmün geri bırakılmasını talep ettiğini söyledi.

Savcı, önceki mütalaayı tekrar ettiklerini belirtti. Yapılan yargılama, sanık beyanları ve tüm dosya kapsamında sanıkların dosyada yer alan paylaşımları ile Sur ilçesinde PKK örgütüne yönelik Bayrak 12 isimli operasyonda görev alan Musa Çitil’e ait birtakım bilgileri ve resmini paylaşarak müştekiyi hedef gösterdiğini söyledi.

Bu nedenle sanıkarın “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” suçunu işlediklerini iddia etti ve Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 6/1 maddesince cezalandırılmalarını istedi.


Mahkeme heyeti duruşmaya 10 dakika ara verdikten sonra kararını verdi.

Heyet, haklarında her ne kadar “terörle mücadele operasyonlarında görevli kişileri hedef göstermek” gerekçesiyle dava açılmışsa da üzerlerine “atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı” gerekçesiyle sanıkların beraatlerine karar verdi.


Duruşma Öncesi

Duruşma Diyarbakır Adliyesi’ndeki 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşma 9:50 olarak belirlenmesine rağmen 10:30’da yapıldı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü mahkeme salonu, Diyarbakır Adliyesi’ndeki standart salonlardan birisiydi. Duruşma salonunun bulunduğu koridorda iki ayrı yere bariyer konulmuştu. Salon havalandırılmış ve temizdi.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya Abdulvahap Taş avukatı Resul Temur ile birlikte katıldı. Duruşmayı Susma 24 Platformu’ndan Özkan Küçük, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Diyarbakır Şube Başkanı Mahmut Oral, TGS avukatlarından Ülkü Şahin ve iki gazeteci izledi.

Genel Gözlemler

Duruşmayı adliye koridorunda bekleyen üç sivil polis, izleyici sıralarından izledi. Kemal Sancılı’nın ara duruşmada tahliye edildiğini mahkeme başkanı mübaşirden öğrendi. Sanık Abdulvahap Taş savunmasını yaptıktan sonra mahkeme başkanı “Beraatimi istiyorum” diyorsun değil mi diye sorarak hatırlatmada bulundu.

4. Standing - Oct. 2, 2019


Mahkeme başkanı sanık S.G. hakkındaki yakalama emrinin infaz edilmediğini açıkladı. Kemal Sancılı önceki savunmalarını tekrar ettiğini söyledi. Avukat Resul Temur da eksiklerin giderilmesini istedi.

Duruşmada mütalaasını sunan savcı, sanıkların sosyal medya paylaşımları ile Sur ilçesinde PKK’ye yönelik Bayrak 12 isimli operasyonda görev alan Musa Çitil’i hedef gösterdiklerini söyledi. Savcı, sanıkların “Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” suçunu işlediklerini ve Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 6/1 maddesince cezalandırılmalarını istedi.

Savcının mütalaasının ardından avukat Resul Temur mütalaaya katılmadıklarını, savunma için süre istediklerini belirtti.


Mahkeme heyeti, duruşmaya ara vermeden kararını şu şekilde açıkladı.

Sanık avukatlarının verilen mütalaaya yönelik savunma hazırlanması için süre verildi.

Sanık S.G. hakkındaki yakalama emrinin infazının beklenmesine, akıbetinin sorulmasına; başka suçtan tutuklu Kemal Sancılı’nın tutuklu olması halinde SEGBİS sistemiyle hazır edilmesi için cezaevi müdürlüğüne müzekkere yazılmasına; tutuksuz sanık Abdulvahap Taş’ın savunma yapması için duruşmada hazır edilmesine karar verdi.

Yargılamanın bir sonraki duruşması 18 Aralık 2019 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma Diyarbakır Adliyesi’ndeki 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşma saati 10.10 olarak belirtilmesine rağmen saat 09.15’te yapıldı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü mahkeme salonu, Diyarbakır Adliyesi’ndeki standart salonlardan birisiydi. Duruşma salonunun bulunduğu koridorda iki ayrı yere bariyer konulmuştu. Salon havalandırılmış ve temizdi.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sadece Edirne F Tipi Cezaevi’nde başka bir suçtan tutuklu Kemal Sancılı Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Duruşmada avukat Resul Temur ve tutuksuz yargılanan Selman Çiçek hazır bulundu. Çağdaş Kaplan, Ömer Çelik, İnan Kızılkaya, Abdulvahap Taş, Selman Çiçek ve Hamza Gündüz duruşmaya katılmadı.

Genel Gözlemler

Çok kısa süren duruşmada olağanüstü bir durum yaşanmadı.

3. Standing - May 8, 2019


Duruşmada gazeteci olmayan tek sanık S.G. hakkındaki yakalama emrinin infaz edilmediği görüldü.

Kemal Sancılı önceki savunmalarını tekrar ettiğini söyledi. Bir önceki celse kendisi hakkında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamanın devam ettiğini belirtmesi üzerine gönderilen yazıya cevap verildiği belirtildi.

Avukat Resul Temur da gelen belgelere diyeceklerinin olmadığını ve savunmalarını tekrar ettiklerini belirtti.


Mahkeme heyeti, duruşmaya ara vermeden kararını verdi.

Sanık S.G. hakkındaki yakalama emrinin infazının beklenmesine, akıbetinin sorulmasına, başka suçtan tutuklu Kemal Sancılı’nın tutuklu olması halinde SEGBİS sistemiyle hazır edilmesi için cezaevi müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verdi.

Bir sonraki duruşma 2 Ekim 2019 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma Diyarbakır Adliyesi’ndeki 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşma belirlenen saatte yapıldı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü mahkeme salonu, Diyarbakır Adliyesi’ndeki standart salonlardan birisiydi. Duruşma salonunun bulunduğu koridorda iki ayrı yere bariyer konulmuştu. Salon havalandırılmış ve temizdi.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sadece Edirne F Tipi Cezaevi’nde başka bir suçtan tutuklu Kemal Sancılı Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Avukat Resul Temur de hazır bulundu.

Genel Gözlemler

Çok kısa süren duruşmada olağanüstü bir durum yaşanmadı.

Duruşma için isimler okunmasına rağmen araya iki duruşma daha alınarak bekletildi. Mahkemede olağanüstü bir durum yaşanmadı.

2. Standing - Jan. 16, 2019


Duruşma saati 10.10 olarak belirlenmesine rağmen 11:40’da başladı.

Savcı, verdiği mütalaada; Musa Çitil’in suçtan zarar görme ihtimaline karşı katılan olarak kabulüne, sanık S.G. hakkındaki yakalama emrinin devamına ve sanıklardan Kemal Sancılı hakkında yazılı savunma yapılması için gelecek celseye kadar süre verilmesini mütalaa etti.

Duruşmada Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde başka bir suçtan tutuklu Özgür Gündem Gazetesi İmtiyaz Sahibi Kemal Sancılı Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Avukat Resul Temur de hazır bulundu. Mahkeme heyetinin tebligat yoluyla şikayet ve delillerini sunmasını istediği Çitil’in, Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 40 sayfalık dilekçe sunduğu belirtildi. Mahkeme Başkanı, Çitil’in davaya katılma talebinin olduğunu söyledi.

Kemal Sancılı, beyanlarında, “ben müştekiyi tanımıyorum, suçlamaları da kabul etmiyorum” dedi. Özgür Gündem Gazetesinin İmtiyaz Sahibi olduğunu, müşteki ile ilgili herhangi bir yazısının bulunmadığını söyleyen Sancılı, “Konuya ilişkin İstanbul 23. ve 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden davalarım var. Beraatimi istiyorum” dedi. Avukat Resul Temur da söz konusu internet sitesinin Özgür Gündem ANF uzantılı olduğunu, müvekkile isnat edilen suçun gerçekten Özgür Gündem gazetesine ait olup olmadığının incelenmesini istedi.

Avukat Temur, müşteki Çitil’in davaya katılma talebini kabul etmediklerini belirterek, ayrıca yazılı savunma için süre istedi.


Mahkeme Başkanı, duruşmaya ara vermeden kararını verdi. Müşteki Musa Çitil’in suçtan zarar görme ihtimaline binaen kamu davasına katılan olarak kabulüne karar verdi. Sanık Kemal Sancılı’nın bu celsedeki beyanları dikkate alınarak, hakkında kamu davası bulunup bulunmadığının İstanbul 23. ve 27. Ağır Ceza Mahkemelerine sorulmasına karar verildi.

Davanın bir sonraki duruşması 8 Mayıs 2019 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma Diyarbakır Adliyesi’ndeki 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. İzleyicilerin duruşma salonunun bulunduğu koridora geçişine izin verildi. Duruşma salona girişte herhangi bir üst araması yapılmadı. Basın mensuplarına basın kartı sorulmadı. Duruşma saati 10.10 olarak belirlenmesine rağmen 11:40’da başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü mahkeme salonu, Diyarbakır Adliyesi’ndeki standart salonlardan birisiydi. Duruşma salonunun bulunduğu koridorda iki ayrı yere bariyer konulmuştu. Salon havalandırılmış ve temizdi.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya tutuksuz yargılanan Abdulavahap Taş katıldı. İzleyici olarak sadece Mezopotamya Haber Ajansı muhabiri katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşma için isimler okunmasına rağmen araya iki duruşma daha alınarak bekletildi. Mahkemede olağanüstü bir durum yaşanmadı.

“Musa Çitil News” Trial (Indictment)

“Musa Çitil News” Trial 2. Standing (Minutes of the Hearing)

“Musa Çitil News” Trial 3. Standing (Minutes of the Hearing)

“Musa Çitil News” Trial 4. Standing (Minutes of the Hearing)

“Musa Çitil News” Trial 5. Standing (Minutes of the Hearing)

İnan Kızılkaya - “Propaganda of Terrorist Organization” Trial

Gazeteci İnan Kızılkaya’nın sorumlu yazı işleri müdürlüğü görevini yaptığı Özgür Gündem Gazetesi, Şubat 2016’da, Başbakanlık İletişim Merkezi’ne (BİMER) şikayet edildi. İhbarı, Rize Emniyet Müdürlüğü değerlendirdi. Müdürlük, gazetenin internet sitesinde yer alan haberleri raporlaştırarak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü de gazetenin internet sitesi üzerinden ayrıca bir çalışma yürüttü.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Rize Emniyet Müdürlüğü’nün gönderdiği beş ayrı haber üzerinden soruşturma başlattı. Soruşturmada, gazetenin; “terör örgütü propagandası yaptığı” iddia edildi. Kızılkaya’nın, Özgür Gündem Gazetesi’nin internet sitesinden sorumlu olduğu belirtildi.

Kızılkaya ile birlikte gazetenin sahibi Kemal Sancılı hakkındaki iddianame 22 Mart 2017’de tamamlandı.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya ile gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı hakkındaki iddianame, 22 Mart 2017’de tamamlandı. İddianame iki sayfadan oluştu.

İddianamede, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nün gazetenin internet sitesi üzerinde yaptığı incelemenin ardından hazırlanan tespit tutanağı aktarıldı. Tutanak uyarınca, iddianamede; Özgür Gündem Gazetesi’nin internet sitesinde yayınlanan beş ayrı haber başlıkları ile birlikte sıralandı.

Buna göre; 4 Nisan 2016’da yayımlanan “Her çalışmada sorumluluk aldı”, 12 Mayıs 2016’da yayımlanan “Yürüyüşlerle, protestolarla, serhıldanlarla yayılan birleşik direnişin karşısında hiçbir güç duramaz”, 21 Haziran 2016’da yayımlanan “Zinan ve Sema Yüce anıldı”, “400 kurumla özgürlük nöbeti” ve “HBDH: Her yeri direniş alanına çevirelim” başlıklı haberler suçlama konusu yapıldı.

Savcı, bu haberlerde; “PKK/KCK silahlı terör örgütü ve bu örgüte bağlı alt örgütlerin; cebir, şiddet içeren eylemlerinin övücü, bu eylemleri meşru göstermeye çalışarak propagandasının yapıldığını” iddia etti.

Kızılkaya, iddianame ile; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesinde düzenlenen, “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası istendi.

Kızılkaya’nın ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi kapsamında, “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

Özgür Gündem Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ve gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı hakkındaki yargılama; 9 Kasım 2017’de, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı. İnan Kızılkaya, bu duruşmaya katılmadı. Kızılkaya’yı duruşmada, avukatı Özcan Kılıç temsil etti.

Avukat Kılıç, suçlanan haberlerin yayınlandığı tarihlerde Kızılkaya’nın gazete ile herhangi bir ilişkisinin olmadığını belirtti. Haberlerin yayınlandığı tarihlerde gazetenin sorumlu yazı işleri müdürünün Reyhan Çapan olduğunu dile getirdi. Duruşma; haberlerin, yayınlandığı tarihlerde gazetenin sorumlu yazı işleri müdürünün kim olduğunun tespiti için ertelendi.

Yargılamanın ikinci duruşması 23 Kasım 2017’de görüldü.

Kızılkaya; gazetenin sorumlu yazı işleri müdürlüğü görevini 27 Mart 2016 ile 16 Ağustos 2016 tarihleri arasında yürüttüğünü ve gazetenin sadece basılı nüshalarından sorumlu olduğunu belirtti. Gazetenin internet sayfası bakımından, sorumlu yazı işleri müdürlüğünün söz konusu olmadığını söyledi. Kızılkaya, “İnternet ucu açık bir uygulama olup bazılarında vatandaşlar kendileri paylaşım yapmaktadır. İnternet gazetesinin sorumlu yazı işleri müdürlüğü için bir görevlendirme yoktur. Gazetenin basılı nüshaları yönünden sorumlu yazı işleri müdürü olan şahıs aynı zamanda internet gazetesinin sorumlu yazı işleri müdürü değildir. Gazete ve ikisi birbirinden farklıdır” dedi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 5 Nisan 2018’de görüldü. Kızılkaya, bu duruşmaya katılmadı. Duruşmada Kızılkaya’yı, avukatı Özcan Kılıç temsil etti. Yargılamanın dördüncü duruşmasında; internet sitesinde yayımlanan haberlerde imzaları olan Fırat Benli ve İsmet Ariş’in tanık olarak dinlenmesine karar verildi. İddianamede sıralanan haberlerin yayınlandığı tarihlerde sorumlu yazı işleri müdürünün kim olduğunun; yazı işleri müdürünün internet sayfası sorumlu müdürü ile aynı kişi olup olmadığının İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne sorulmasına karar verildi.

Yargılamanın beşinci duruşması 8 Ocak 2019’da görüldü. Duruşmaya sadece avukat Özcan Kılıç katıldı. Kılıç, bu dosyanın; İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve kamuoyunda “Özgür Gündem Ana Davası” olarak bilinen yargılama dosyası ile birleştirilmesini talep etti. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın altıncı duruşması 26 Mart 2019’da görüldü. İnan Kızılkaya’nın dosyalarının birleştirilmesi ile ilgili talebe, “Özgür Gündem Ana Davası’nı” yürüten mahkemeden yanıt gelmediği görüldü. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın yedinci duruşması 13 Haziran 2019’da görüldü. Mahkemeden beklenen yazı bu duruşmada da gelmedi. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın sekizinci duruşması 2 Ekim 2019’da görüldü Mahkeme, dosyanın; esas hakkında mütalaanın hazırlanması için savcılığa gönderilmesine karar verdi.

Yargılamanın dokuzuncu duruşması 28 Kasım 2019’da görüldü. Savcı, bu duruşmada, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. İddianamede, Kızılkaya hakkında; “terör örgütü propagandası” iddiasıyla hapis cezası istenmişti. Ancak savcı, “terör örgütü propagandası” suçunun “zincirleme şekilde işlendiğini iddia etti. Savcının suç vasfını değiştirmesiyle, Kızılkaya hakkında istenen ceza; “1 yıldan 5 yıla kadar” hapis cezasından “1 yıl 3 aydan 8 yıl 9 aya” çıktı. Duruşma, esas hakkındaki savunmanın alınması için ertelendi.

Yargılamanın 10. duruşması 10 Aralık 2019’da görüldü. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, Kızılkaya hakkında açılan bu dosyanın “Özgür Gündem Ana Davası’nın” dosyası ile birleştirilmesine onay vermedi. Bu yargılamayı yürüten bu mahkeme; dosyayı, uyuşmazlığın çözülmesi amacıyla Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderdi.

Yargılama, 26 Mart 2020’de görülecek 11. duruşma ile sürecekti. Ancak, duruşma; pandemi ilan edilen coronavirüs salgını nedeniyle alınan tedbirler kapsamında görülmedi. Mahkeme heyeti, dosya üzerinden verdiği kararda, yargılamanın İnan Kızılkaya’nın yargılandığı Özgür Gündem Ana Davası ile birleştirilmesini kararlaştırdı.

11. Standing - March 26, 2020


Duruşma; pandemi ilan edilen coronavirüs salgını nedeniyle alınan tedbirler kapsamında görülmedi. Mahkeme heyeti dosya üzerinden yaptığı inceleme sonunda, yargılamanın İnan Kızılkaya’nın yargılandığı Özgür Gündem Ana Davası ile birleştirilmesine karar verdi.

10. Standing - Dec. 10, 2019


14.10’a başlaması beklenen duruşma, yaklaşık olarak bir saat geç, 15:05’te başladı. İnan Kızılkaya duruşmaya katılmadı. Duruşmada, Kızılkaya’yı; avukatı Sercan Korkmaz temsil etti.

Avukat Korkmaz, esas hakkındaki savunmasını sundu. Korkmaz; dosyanın İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden “Özgür Gündem Ana Davası” ile birleştirilmesini talebine yineledi. Korkmaz, “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamasından ceza verildiği durumda, “terör örgütü propagandası” suçundan ceza verilemeyeceğini ifade etti.

Mahkeme Başkanı, “Şık olmaz, etik olmaz. Zaten bu propaganda davası” diyerek, iki dosyanın birleştirilmesinin mümkün olmayacağını belirtti.

Mahkeme, karar için, duruşmaya beş dakika ara verdi.


Her ne kadar iki dosyanın birleştirilmesi yönünde talepte bulunulmuş ise de İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından dosyaların birleştirilmediğine belirtilerek, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine (BAM) gönderilmesine karar verildi.

Böylece dava dosyası İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen “Özgür Gündem Ana Dava” ile birleştirilmesi talebiyle Bölge Adliye Mahkemesi’ne (BAM) gönderilmiş oldu.

Mahkeme BAM’dan gelecek yanıtı, 26 Mart 2020 günüs aat 09:30’da görülecek 11. duruşmada değerlendirecek.


Duruşma Öncesi

İzleyiciler ve gazeteciler X-ray cihazından geçirilerek adliyeye alındı. Duruşmayı takip etmek isteyen gazeteciler ve dava avukatları kimlik kontrolüne tabi tutulmadan ve duruşma saatinden önce duruşmanın görüleceği salonun önüne alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salon adliyenin en büyük salonlarından biriydi. Salonda avukat, sanık ve izleyiciler için yerler ayrılmıştı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için salonda iki ayrı ekran bulunuyordu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve gazeteciler izledi

9. Standing - Nov. 28, 2019


09.30’da başlaması beklenen duruşma, 11.00’da başladı. Duruşmaya İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı katılmadı. Kızılkaya ve Sancılı’yı avukatları Sercan Korkmaz temsil etti.

Duruşma, savcının esas hakkındaki mütalaasını açıklaması ile başladı.

İddianamede, Kızılkaya hakkında; “terör örgütü propagandası” iddiasıyla hapis cezası istenmişti. Ancak savcı, “terör örgütü propagandası” suçunun “zincirleme şekilde işlendiğini iddia etti. Savcının suç vasfını değiştirmesiyle, Kızılkaya hakkında istenen ceza; “1 yıldan 5 yıla kadar” hapis cezasından “1 yıl 3 aydan 8 yıl 9 aya” çıktı.

Avukat Sercan Korkmaz, esas hakkındaki savunmanın hazırlanması için süre istedi.


Mahkeme heyeti, avukat Sercan Korkmaz’ın süre talebini kabul ederek, duruşmayı 10 Aralık 2019 tarihine, saat 14.10’a bıraktı.


Duruşma Öncesi

İzleyiciler ve gazeteciler X-ray cihazından geçirilerek adliyeye alındı. Duruşmayı takip etmek isteyen gazeteciler ve dava avukatları kimlik kontrolüne tabi tutulmadan ve duruşma saatinden önce duruşmanın görüleceği salonun önüne alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salon adliyenin en büyük salonlarından biriydi. Salonda avukat, sanık ve izleyiciler için yerler ayrılmıştı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için salonda iki ayrı ekran bulunuyordu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı izleyen olmadı.

İnan Kızılkaya - “Propaganda of Terrorist Organization” Trial (Indictment)

İnan Kızılkaya - “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 9. Standing (Minutes of the Hearing)

İnan Kızılkaya - “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 10. Standing (Minutes of the Hearing)

Zana Bilir Kaya, Hüseyin Aykol, İnan Kızılkaya - “Degrading Turkish Nation, State of Turkish Republic, the Organs and Institutions of the State” Trial

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu; daha sonra kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin eş genel yayın yönetmeni Hüseyin Aykol ve sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya hakkında, gazetenin Nisan 2016 tarihli sayılarında yayımlanan haber ve yazılar üzerinden soruşturma başlattı.

Soruşturmaya; gazetenin Ağustos 2016 tarihinde yayımlanan sayısındaki haberler nedeniyle, dönemin genel yayın yönetmeni Zana Bilir Kaya da dahil edildi.

Hüseyin Aykol, İnan Kızılkaya ve Zana Bilir Kaya; “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyet Devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılamakla” suçlandı. Gazeteciler hakkında, “2015 ve 2016 yıllarında Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu kentlerinde, PKK karşısında düzenlenen askeri operasyonlar” ile ilgili haberler ve köşe yazılar delil gösterildi.

Türk Ceza Kanunu’nu bir kişi hakkında bu suçlama ile soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor. Aykol, Kızılkaya ve Kaya hakkında soruşturma açılabilmesi için gereken bakanlık izni Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ve Kasım 2016 tarihlerinde verildi.

Gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya, hakkındaki soruşturma kapsamında gözaltına alınmadı. Hakkında, daha sonra hazırlanan yedi iddianamede de, soruşturma aşamasında savunmasının alındığına dair bir bilgiye yer verilmedi.

Kızılkaya hakkındaki yedi iddianame, Ağustos, Eylül ve Aralık 2016 tarihlerinde hazırlandı. Kızılkaya hakkındaki altı iddianamede, gazetenin eş genel yayın yönetmeni Hüseyin Aykol sanık olarak yer alırken, bir iddianamede ise Zana Bilir Kaya sanık olarak yer aldı. Toplamda yedi iddianame, daha sonra, mahkeme kararı ile birleştirildi.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya hakkındaki yedi iddianame Ağustos, Eylül ve Aralık 2016 tarihlerinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlandı. Kızılkaya hakkındaki altı iddianamede Hüseyin Aykol, bir iddianamede ise Zana Bilir Kaya sanık olarak yer aldı.

İnan Kızılkaya ile birlikte Hüseyin Aykol hakkında hazırlanan 4 Ağustos 2016 tarihli iddianamede; gazetenin, 15 Nisan 2016 tarihli haberleri, suçlamalara delil olarak sıralandı.

“Şehba’da TSK Katliamı” ve “Cenazeye İşkence Vahşet Boyutunda” başlıklı haberlerin, “güvenlik güçlerini aşağılamaya ve küçük düşürmeye yönelik, karalama mahiyetinde haberler olduğu” iddia edildi. İddianamede, “İddia’ biçimde verilen bu haberlerle öncelikle güvenlik kuvvetlerine hakaret suçunun işlendiği” öne sürüldü. “Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında, kapsamı belirtilen ifade özgürlüğü kavramının dışına çıkıldığı” ileri sürüldü.

15 Ağustos 2016 tarihli iddianamede; gazetenin, 24 Nisan 2016 tarihli sayısında yayımlanan haberlere yer verildi. “Soykırım Bodrumu,” “Aç, Susuz Bombalar Altında,“ “Psikolojik Savaşın Psikoloji Bozulursa” başlıklı haberler sıralandı. Haberlerde, “Devletin güvenlik güçleri aleyhine niteleme yapıldığı” iddia edildi.

25 Ağustos 2016 tarihli iddianamede; gazetenin, 1 Nisan 2016 tarihli sayısında yer alan haberler sıralandı. “Moğol Saldırısı” başlıklı haber, suçlamalara delil olarak gösterildi. Haberde açıklamalarına yer verilen siyasetçi, iddianamede sanık olarak yer aldı. İddianamede, haberlerin; “basın özgürlüğü ve düşünceyi açıklama hürriyeti kapsamında değerlendirilemeyeceği” iddia edildi. “Devleti, devletin kurum ve organlarını aşağılayacak ifadeler kullanıldığı” ileri sürüldü.

26 Ağustos tarihli iddianamede; gazetenin, 3 Nisan 2016 tarihli sayısında yer alan haberler sıralandı. “PÖH Cenazeleri Mezbahanede” ve “Ölüler Saklanıyor, Cenazeler Mezbahanede” başlıklı haber, gazeteciler hakkındaki suçlamalara delil olarak gösterildi. İddianamede; haberlerde, “Polis özel harekat birimleri ile emniyet teşkilatının küçük düşürülmeye çalışıldığı” iddia edildi. “Atılan başlık ve yazı içeriğinin basın özgürlüğü ve düşünce açıklama özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği” öne sürüldü.

22 Eylül 2016 tarihli iddianamede ise gazetenin 5 Nisan 2016 tarihinde “Özel Harekatçılar Birbirini Vurdu” başlıklı haberi, gazeteciler aleyhinde delil olarak kullanıldı.

27 Eylül 2016 tarihli iddianamede ise, gazetenin 13 Nisan 2016 tarihli sayısında yayımlanan haberler sıralandı. “Gimgim’da (Muş - Varto) 2 HPG’li infaz edildi,” “Toplu Katliam Fotoğrafı” ve “Katiller Poz Verdiler, Sürüklediler” başlıklı haberler, gazeteciler hakkındaki suçlamalara delil olarak gösterildi. İddianame, şu iddialara yer verildi:

“Haberlerin, ülkenin doğusunda terör örgütü mensuplarıyla silahlı çatışma halinde olan güvenlik güçlerine yönelik yapılan aşağılama ve küçük düşürmeye yönelik karalama mahiyetinde haberler olduğu, haberde yansıtılan ithamların suç teşkil edici nitelikte olmasına karşın, haber dayanakları objektif kanıtlara dayanmadığı gibi, ‘görünür gerçeklik’ mahiyetinde olduğunu gösterecek bir dayanağın da olmadığı…”

Gazetenin Aykol’dan sonraki genel yayın yönetmeni Zana Bilir Kaya ile gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya hakkındaki iddianame ise 6 Aralık 2016 tarihinde tamamlandı.

Kaya ve Kızılkaya, iddianamede; gazetenin 12 Ağustos 2016 tarihli sayısında, “Ver Petrolü, Al Cephaneyi,” “Petrolü Al, Silahı Sat, Gazeteciyi Öldür” başlığı ile yayımlanan yazılar, suçlamalara delil olarak gösterildi. İddianamede, yazıda; “Milli İstihbarat Teşkilatı’nı aşağılama ve küçük düşürmeye yönelik ifadelerin olduğu” iddia edildi.

İddianamede; yazıyı kaleme alan kişinin isminin belirtildiği, ancak “İnan Kızılkaya’nın avukatının yazarın kimlik bilgilerinin bilinmediğini ifade ettiği” öne sürüldü. Bu yüzden yayınlanan yazıdan Zana Bilir Kaya ve İnan Kızılkaya’nın sorumlu olduğu ileri sürüldü.

İddianamelerde İnan Kızılkaya, Hüseyin Aykol ve Zana Bilir Kaya; Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyet Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılamak” ve “Devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılamakla” suçlandı. Gazeteciler hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Gazetecilerin, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

Hüseyin Aykol ve İnan Kızılkaya hakkındaki altı iddianame ile Zana Bilir Kaya ile İnan Kızılkaya hakkındaki bir iddianame, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından birleştirilerek kabul edildi.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya, eş genel yayın yönetmeni Hüseyin Aykol ve gazetenin Aykol’dan sonra göreve gelen genel yayın yönetmeni Zana Bilir Kaya hakkındaki yargılama, 8 Aralık 2016 tarihinde, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı.

Kızılkaya ve diğer gazeteciler, duruşmaya katılmadı. Gazetecileri, duruşmada; avukatları Özcan Kılıç temsil etti. Yayımlanan yazılardan birinin içeriği ile ilgili İçişleri Bakanlığı’ndan bilgi alınmasına karar verildi. Ankara’da yaşayan gazeteci Hüseyin Aykol’un ifadesinin Ankara’da bir mahkeme tarafından alınması için talimat yazılmasına karar verildi.

Yargılananı ikinci duruşması, 18 Ocak 2017 tarihinde görüldü. İnan Kızılkaya, duruşmaya; avukatı Sercan Korkmaz ile birlikte katıldı. Daha önceki savunmalarını tekrar ettiğini dile getiren İnan Kızılkaya, hazırladıkları yazılı savunmanın avukatları tarafından daha sonra sunulacağını dile getirdi. Kızılkaya, hakkında verilecek olası bir cezaya ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etti. Avukat Korkmaz, Kızılkaya’nın; duruşmalardan vareste tutulmasını, yani duruşmalara katılma zorunluluğunun kaldırılmasını talep etti. Mahkeme, talebi kabul etti.

Yargılamanın üçüncü duruşması 4 Nisan 2017 tarihinde görüldü. Mahkeme başkanının değiştiği gözlendi. Kızılkaya ve diğer gazeteciler, duruşmaya katılmadı. Gazetecileri, duruşmada; avukatları temsil etti.

Avukatlar, mahkemeye; Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliği’nin Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki insan haklarına ilişkin raporunu sundu. Hüseyin Aykol’un savunmasının alınması için birinci duruşmada yazılan talimata yanıt verilmediği görüldü. Mahkeme, yanıtın beklenmesine karar verdi. Duruşma, ertelendi.

Yargılamanın dördüncü duruşması, 8 Haziran 2017 tarihinde görüldü. Duruşmaya kimse katılmadı. Ancak Hüseyin Aykol’un Ankara’da alınan savunasının dosyaya eklendiği belirtildi. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın beşinci duruşması 19 Ekim 2017 tarihinde görüldü. Gazeteciler duruşmaya katılmadı. Avukatları ise mahkemeye mazeret dilekçesi sundu. Avukatların, mazeretleri kabul edildi. Duruşma, ertelendi.

Yargılamanın altıncı duruşması 30 Kasım 2017 tarihinde görüldü. Gazeteciler duruşmaya katılmadı. Gazetecileri, duruşmada; avukatları Özcan Kılıç temsil etti. Savcılığın, esas hakkındaki mütalaasını sunduğu belirtildi. Avukat Kılıç’a, esas hakkındaki mütalaa karşısında savunma için ek süre verildi.

Yargılamanın yedinci duruşması 5 Nisan 2018 tarihinde görüldü. Gazeteciler ve avukatları duruşmaya katılmadı. Avukatların mazeret dilekçesi kabul edildi. Duruşma, ertelendi.

Yargılamanın sekizinci duruşması 28 Haziran 2018 tarihinde görüldü. Mahkeme hakiminin değiştiği gözlendi. Gazeteciler ve avukatları duruşmaya katılmadı. Avukatların mazeret dilekçesi kabul edildi. Duruşma, ertelendi.

Yargılamanın dokuzuncu duruşması, 25 Ekim 2018 tarihinde görüldü. Gazeteciler duruşmaya katılmadı. Mahkeme hakiminin yine değiştiği gözlendi. Gazetecileri, duruşmada; avukatları Özcan Kılıç temsil etti.

Avukat Kılıç, gazetecilerin suçlandığı Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinin “tartışmalı bir madde olduğunu” söyledi. Haberlerin belli bir şahsa yönelik olmadığını; haberlerde, örneğin Jandarma Genel Komutanlığı’nın, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün adının geçtiğini belirtti. Maddenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğunu dile getirdi. Kılıç, şu ifadeleri kullandı:

“Devlet kurumlarının bu şekilde bir koruma altında tutulmasına ilişkin kanun maddesinin, kanunun sistematiği açısından uygun olmadığı çeşitli uluslararası yargılamalarda dile getirilmiştir. Yapılan haberler ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir. Kamuyu ilgilendiren hususlarda haber yapılmasının suç olarak kabul edilmesi mümkün değildir.”

Yargılamanın 10. duruşması 20 Aralık 2018 tarihinde görüldü. Duruşmaya katılmayan gazetecileri, avukatları Özcan Kılıç temsil etti. Daha önceki duruşmalarda; gazetecilerle birlikte yargılanan ancak gazeteci olmayan bir sanığın savunmasının Diyarbakır’da alınması için talimat yazılmıştı. Sanığın, savunmasının alınmasının beklenmesine karar verildi. Duruşma, ertelendi.

Yargılamanın 11. duruşması 21 Şubat 2019 tarihinde görüldü. Gazeteciler duruşmaya katılmadı. Gazetecileri, duruşmada; avukatları Özcan Kılıç temsil etti. Gazetecilerle birlikte yargılanan ancak gazeteci olmayan bir sanık hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

Yargılamanın 12. duruşması 28 Mart 2019 tarihinde görüldü. Hakim, gazetecilere yönelik suçlamanın, “zincirleme şekilde işlendiği” iddiasına dönüşebileceğini açıkladı. Hakim, avukat Özcan Kılıç’tan bu durum karşısında savunmasını hazırlaması için süre tanıdı.

Yargılamanın 13. duruşması 16 Mayıs 2019 tarihinde görüldü. Avukat Özcan Kılıç, gazeteciler yöneltilen suçlamanın birden fazla kez işlendiği iddiası ile “zincirleme suç kapsamına” girmesi olasılığı karşısında savunma yaptı. Kılıç, şunları söyledi:

“Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesi, açıkça, suç hükümlerinin aynı kişiye yönelik birden fala kez işlenmesini düzenlemiştir. Dosyamızda, kanunun aradığı bağlamda kişi yoktur.”

Kılıç, daha önceki savunmalarında olduğu gibi; gazetecilere yönelik suçlamaların dayanağı olan Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinin Birleşmiş Milletler sözleşmelerine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu belirtti. Tartışmalı maddenin yeniden düzenlenmesine ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

Mahkeme; gazetecilerle birlikte yargılanan ancak gazeteci olmayan bir sanık hakkında daha önce çıkarılan yakalama kararının gereğinin yerine getirilmesi için, duruşmayı erteledi.

Yargılamanın 14. duruşması 10 Ekim 2019 tarihinde görüldü. Duruşma, aynı gerekçeyle ertelendi.

Yargılamanın 15. duruşması 6 Şubat 2020 tarihinde görüldü. Duruşma, aynı gerekçeyle ertelendi.

Yargılamanın 16. duruşması 2 Haziran 2020 tarihinde görülecekti. Ancak, duruşma; koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi.

Yargılamanın 17. duruşması 22 Eylül 2020 tarihinde görüldü. Duruşma mahkeme heyetinin yine değiştiği gözlendi. Duruşmaya katılmayan gazetecileri, avukatları Özcan Kılıç temsil etti. Duruşma; Gazetecilerle birlikte yargılanan ancak gazeteci olmayan bir sanık hakkında daha önce çıkarılan yakalama kararının gereğinin yerine getirilmesi için ertelendi.

Yargılamanın, 15 Aralık 2020 tarihinde görülecek 18. duruşma ile devam etmesine karar verildi.

17. Standing - Sept. 22, 2020


Saat 10.00’da başlaması gereken duruşma, bir saat 20 dakika gecikmeli olarak, saat 11.20’de başladı.

Mahkeme başkanının değiştiği gözlendi.

2020-2021 Adli Yılı’nın başlaması ile birlikte adliyelerde daha önce kaldırılan bir uygulamaya geri dönüldü. Buna göre; savcıların asliye ceza mahkemeleri yargılamalarına katılmalarının önü açıldı. Asliye Ceza Mahkemeleri’ndeki duruşma savcısı uygulamasına 2011 yılında son verilmişti.

Bu duruşma da duruşma savcısının katılımı ile görüldü.

Yargılanan gazeteciler, duruşmaya katılmadı. Gazetecileri, avukatları Özcan Kılıç temsil etti.

Mahkeme başkanı, gazetecilerle birlikte yargılanan siyasetçi Hatip Dicle hakkında, daha önce çıkarılan yakalama kararının gereğinin yerine getirilmediğini açıkladı.

Duruşma savcısı ve avukat Özcan Kılıç, bu eksikliğin tamamlanmasını talep etti.


Mahkeme, siyasetçi Hatip Dicle hakkındaki yakalama kararının gereğinin yerine getirilmesinin beklenmesine karar verdi.

Yargılamanın 15 Aralık 2020 tarihinde görülecek 18. duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında adliyeye girişler, tek sıra halinde yapıldı. Girişler, bariyerlerle çevrilmişti. Avukatlar ve yurttaşlar, adliyeye; ateş ölçümü yapıldıktan sonra alındı.

Duruşmanın yapıldığı salonun önüne bariyer konulmamıştı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma, küçük bir mahkeme salonunda görüldü. İzleyciler için ayrılan bölümdeki, oturma yerlerinden her iki tanesinden birine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan sosyal mesafe tedbirini sağlamak amacıyla uyarı bantları yapıştırılmıştı.

Duruşmaya Katılım

Yargılanan gazeteciler duruşmaya katılmadı. Gazetecileri, avukatları Özcan Kılıç temsil temsil etti.

Genel Gözlemler

Duruşma birkaç dakika sürdü. Duruşmada, olağanüstü bir gelişme yaşanmadı.

16. Standing - June 2, 2020


Duruşma, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi.


Yargılamanın, 22 Eylül 2020 tarihinde görülecek 17. duruşma ile devam etmesine karar verildi.

15. Standing - Feb. 6, 2020


Gazeteci İnan Kızılkaya’nın gazeteciler Hüseyin Aykol ve Zana Bilir’le birlikte yargılandığı bu duruşmadan hemen önce, nöbetçi yayın yönetmeni Can Dündar ile birlikte Özgür Gündem’de yayımlanan bir yazı nedeniyle yargılandığı başka bir duruşma vardı.

Ardarda görülen bu iki duruşma toplam dört dakika sürdü.

Can Dündar’la birlikte “hakaret” suçlamasıyla yargılandığı duruşmanın ardından Dündar’ın avukatı salondan çıktı.

Hakim, bu dosyada sanık olarak yer alan siyasetçi Hatip Dicle hakkındaki yakalama kararının henüz infaz edilmediğini söyledi ve kararı yazdırmaya başladı. Duruşma sona erdi.


Mahkeme, sanık Hatip Dicle hakkındaki yakalama kararının infazının beklenmesine karar vererek, bir sonraki duruşmayı 2 Haziran 2020 saat 10.00’a bıraktı.


Duruşma Öncesi

Duruşmadan hemen önce, aynı mahkemede İnan Kızılkaya’nın Özgür Gündem’de yayınlanan bir yazı nedeniyle “hakaret” suçlamasıyla yargılandığı başka bir dava vardı.

Duruşma Salonu

Duruşma salonunda izleyiciler için altı sandalyelik yer ayrılmıştı. Sadece iki muhabir takip ettiği için yer sorunu yaşanmadı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşma yaklaşık iki dakika sürdü.

14. Standing - Oct. 10, 2019


Avukat Özcan Kılıç’ın talebi doğrultusunda duruşma bir saat erken başladı. Sanık gazetecilerin katılmadığı duruşmada, hakim, dosyadaki başka sanık Hatip Dicle hakkında var olan tutuklama kararının yerine getirilmemesinden kaynaklı, yakalama kararının infazını beklenilmesine karar verdi.

Avukat Kılıç’ın talebi olmaması üzerine mahkeme hakimi, duruşmayı 6 Şubat 2020’ye bıraktı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesi salona girişte barikat yoktu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salon ufak bir salondu. Salonda, izleyiciler için 10 kişilik oturma yeri ayrılmıştı. Avukat ve sanıklar için de ayrı ayrı yerler hazırlanmıştı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı izleyen kişi ve kurum olmadı.

13. Standing - May 16, 2019


Duruşma gecikmeli olarak başladı. Mahkemede hakim, görevliydi.

Hatip Dicle hakkında yakalama kararının infaz edilmediği görüldü.

Avukat Özcan Kılıç’a ek savunması soruldu.

Kılıç, TCK 301. maddenin tartışmalı olduğunu ve yeniden düzenlenmesine ihtiyaç duyulduğunu anlattı. Müvekkillerinin suç işleme kastı ile hareket etmediklerini belirtti. Beraat talep etti.


Mahkeme başkanı Hatip Dicle hakkında çıkarılan yakalama emrinin devamına ve infazının beklenmesine karar verdi.

Bir sonraki duruşma ise 10 Ekim 2019 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesi salona girişte barikat yoktu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma, küçük, seyircilere altı sandalye ayrılan, penceresiz bir salonda görüldü.

Duruşmaya Katılım

10.20’de başlayacağı duyurulan duruşma, 10.44’te başladı.

Duruşmayı dört gazeteci ve ikisi avukat üç izleyici takip etti. Sanıklar duruşmaya katılmadı

12. Standing - March 28, 2019


Duruşma mahkemede görülen önceki davaların sarkması nedeniyle ilan edilen saati 11.45 yerine 12.15’te başladı.

Duruşmanın hemen başında Avukat Özcan Kılıç ile hâkim arasında, bir önceki dosyada verdiği bir karar nedeniyle esprili bir diyalog yaşandı. Avukat Kılıç, kendi duruşma sırasını beklerken izlediği davada kararını açıklayan hakimin vekalet ücretleriyle ilgili hükmünü övdü. Kılıç, bu konuda başka mahkemelerce farklı bir yol izlendiğini söyledi. Mahkemenin hâkimiin ise, kanundaki usulün aynı olduğunu ve kendisinin de buna göre karar verdiğini söyledi. Ardından da duruşma başladı.

Hâkim, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda oluşan “zincirleme suç”a ilişkin hükümler içeren 43. maddesinin uygulanması ihtimaline karşı, ek savunma hakkı verdi.

Ardından da sanık avukatı Özcan Kılıç’a talep ve beyanını sordu. Avukat Özcan Kılıç, ek savunma için süre talep etti.

Daha sonra hâkim ara karar vererek duruşmayı sonlandırdı.


Mahkeme ek savunma için sanıklar müdafiine süre vererek duruşmayı erteledi.

Bir sonraki duruşma 16 Mayıs 2019 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde hiçbir faaliyet, destek ya da protesto gösterisi gerçekleşmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunun durumu, davanın tarafları ve izleyenler açısından yeterliydi.

Duruşmaya Katılım

Sanıkların katılmadığı duruşmaya sadece Hüseyin Aykol, Zana Bilir Kaya ve İnan Kızılkaya’nın müdafii Avukat Özcan Kılıç katıldı. Duruşmayı Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ile iki gazeteci takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşma, hâkimin avukat ile karşılıklı sohbeti ve anlayış sergilediği tutumu nedeniyle gerginlikten uzak geçti. Önündeki dosya yoğunluğu nedeniyle son derece hızlı bir şekilde ilerleyen ancak usûli hiçbir işlemi atlamayan hâkimin, bu esnada avukat ile de sohbet edebilmesi dikkat çekiciydi. İzleyenler açısından duruşmada hiçbir bir engel çıkarılmadı, mahkeme salonunda dizüstü bilgisayar gibi elektronik aygıtların kullanımına ilişkin bir kısıtlama getirilmedi.

11. Standing - Feb. 21, 2019


Duruşma saat 12.00’da başladı. Hakim, önceki celsede birleşen dosya kapsamında Hatip Dicle’nin, Diyarbakır’da talimatla ifadesinin alınması için yazılan müzekkereye cevap geldiğini ve ifadesinin yine alınamadığını bildirdi. Önceki savunmalarını tekrar ettiklerini beyan ettiğini belirtten avukat Özcan Kılıç ile hakim arasında şöyle bir diyalog yaşandı:

Hakim, Hatip Dicle’nin yurt dışında olduğu, bu nedenle ifade veremediğinin söylendiğini ancak bu konuda ne bir mazeret dilekçesi verildiğini ne de avukatının duruşmaya katılarak bir beyanda bulunduğunu söyledi.

Ardından avukat Kılıç’a, Hatip Dicle’nin müdafiinin telefonunun kendisinde bulunup bulunmadığını sorarak, “Arayalım buradaysa gelip mazeret neyse bildirsin ya da bir beyanda bulunsun. Böyle olunca yakalama kararı çıkarmaktan başka çare kalmıyor” dedi.

Sorduğu telefon numarasıyla ilgili olumsuz yanıt alan hakim, duruşmayı sonlandırdı.


Savunması alınmayan Hatip Dicle hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 98. ve 199. maddeleri uyarınca yakalama kararı çıkarıldı.

Bir sonraki duruşma, 28 Mart 2019 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde hiçbir faaliyet, destek ya da protesto gösterisi gerçekleşmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunun durumu, davanın tarafları ve izleyenler açısından yeterliydi.

Duruşmaya Katılım

Sanıkların katılmadığı duruşmaya sadece Hüseyin Aykol, Zana Bilir Kaya ve İnan Kızılkaya’nın müdafii avukat Özcan Kılıç katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşmada izleyenler açısından herhangi bir engel çıkarılmadı, mahkeme salonunda dizüstü bilgisayar gibi elektronik aygıtların kullanımına ilişkin bir kısıtlama getirilmedi.

10. Standing - Dec. 20, 2018


Saat 11:00’de başlaması beklenen duyurulan duruşma, saat 11:35’te başladı.

Hakim, önce; yargılamayı takip etmek için salonda bulunan gazetecilere, hangi basın kuruluşuna mensup olduklarını sordu.

Daha önceki duruşmalarda, mahkeme; gazetecilerle birlikte yargılanan siyasetçi Hatip Dicle’nin savunmasının Diyarbakır’da alınması için talimat yazılmasına karar vermişti. Yazılan yazıya yanıt verilmediği açıklandı.


Hakim, savunması alınmayan Hatip Dicle’nin savunmasının alınmasının beklenmesine karar verdi.

Yargılamanın, 21 Şubat 2019 tarihinde görülecek 11. duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Yargılamanın 10. duruşmasından önce aynı mahkemede; Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ ile gazetenin eski muhabiri Duygu Güvenç hakkındaki yargılamanın duruşması görüldü.

Bu nedenle; Zana Bilir Kaya, İnan Kızılkaya ve Hüseyin Aykol’un yargılanacağı duruşma öncesinde, mahkeme salonunun önünde, Uludağ ile Güven’in duruşmasını bekleyenler de vardı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüleceği mahkeme salonu küçük ve havasızdı. Yargılaanan gazeteciler duruşmaya katılmadığı için bu durum, bir sorun yaşatmadı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu ve gazeteciler takip etti.

Genel Gözlemler

Daha önceki duruşmalarda, mahkeme; gazetecilerle birlikte yargılanan siyasetçi Hatip Dicle’nin savunmasının Diyarbakır’da alınması için talimat yazılmasına karar vermişti.

Hakim, gazetecilere; daha önce yazılan bu yazıya verilecek yanıtın henüz ulaşmadığını, bu nedenle, bu duruşmada herhangi bir gelişme yaşanmayacağını, salonda bulunmalarına gerek olmadığını dile getirdi. “Yine de tabii siz bilirsiniz” dedi.

Duruşmada; hakim ile gazetecilerin avukatı Özcan Kılıç arasında samimi bir diyalog da yaşandı.

Kılıç; Hatip Dicle’nin savunmasının alınması için yazılan talimat yazısına yanıt gelmediği için bu nedenle duruşmada herhangi bir gelişme yaşanmayacağını bildiğini söyledi. Kılıç, “gelmesem, ‘gelmedi’ yazarlar” dedi.

Kılıç, ayrıca, hakime; Hatip Dicle hakkında çıkarılan yakalama kararının ardından aynı isimle bir kamyon şoförünün gözaltına alındığını, gülümseyerek anlattı. Şoförün, siyasetçi Hatip Dicle olmadığı, savcılık ifadesi sırasında anlaşılmıştı.

Zana Bilir Kaya, Hüseyin Aykol, İnan Kızılkaya - “Degrading Turkish Nation, State of Turkish Republic, the Organs and Institutions of the State” Trial (Indictment)

Zana Bilir Kaya, Hüseyin Aykol, İnan Kızılkaya - “Degrading Turkish Nation, State of Turkish Republic, the Organs and Institutions of the State” Trial (Minutes of the Hearing)

Zana Bilir Kaya, Hüseyin Aykol, İnan Kızılkaya - “Degrading Turkish Nation, State of Turkish Republic, the Organs and Institutions of the State” Trial 10. Standing (Minutes of the Hearing)

Zana Bilir Kaya, Hüseyin Aykol, İnan Kızılkaya - “Degrading Turkish Nation, State of Turkish Republic, the Organs and Institutions of the State” Trial 11. Standing (Minutes of the Hearing)

Zana Bilir Kaya, Hüseyin Aykol, İnan Kızılkaya - “Degrading Turkish Nation, State of Turkish Republic, the Organs and Institutions of the State” Trial 12. Standing (Minutes of the Hearing)

Zana Bilir Kaya, Hüseyin Aykol, İnan Kızılkaya - “Degrading Turkish Nation, State of Turkish Republic, the Organs and Institutions of the State” Trial 13. Standing (Minutes of the Hearing)

Zana Bilir Kaya, Hüseyin Aykol, İnan Kızılkaya - “Degrading Turkish Nation, State of Turkish Republic, the Organs and Institutions of the State” Trial 14. Standing (Minutes of the Hearing)

Zana Bilir Kaya, Hüseyin Aykol, İnan Kızılkaya - “Degrading Turkish Nation, State of Turkish Republic, the Organs and Institutions of the State” Trial 15. Standing (Minutes of the Hearing)

Zana Bilir Kaya, Hüseyin Aykol, İnan Kızılkaya - “Degrading Turkish Nation, State of Turkish Republic, the Organs and Institutions of the State” Trial 17. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial

İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi’nin Özgür Gündem Gazetesi’ni kapatma kararı üzerine polis, 16 Ağustos 2016’da gazetenin İstanbul’daki binasına baskın yaptı. İnan Kızılkaya, gazete binasında gözaltına alındı.

Gazete binasına çevik kuvvet polislerince yapılan baskında gazete binasında bulunan 24 gazeteci ve gazete çalışanı, darp edilerek gözaltına alındı. İnan Kızılkaya, Zana Bilir Kaya ile birlikte Özgür Gündem Gazetesine yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınarak, ayrı araçlara bindirildi. Kızılkaya; Bilir Kaya ile birlikte İstanbul’un Esenler ilçesinde bulunan Atışalanı Polis Merkezi’ne götürüldü.

Kızılkaya ve Bilir’in avukatları; gözaltı kararına itiraz etmek için gittikleri adliyede iki gün boyunca yetkili savcılık ve hakimlik ile görüştürülmedi.

Kızılkaya ve Bilir’in gözaltı süresi 20 Ağustos 2016 tarihinde beş gün daha uzatıldı.

Kızılkaya ve Bilir Kaya, 22 Ağustos 2016 tarihinde Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne getirilerek, savcılığa çıkarıldı.

Savcılık ifadesinde, Özgür Gündem Gazetesi’nde 27 Mart 2016 tarihinden itibaren sorumlu yazıişleri müdürlüğü yaptığını söyleyen İnan Kızılkaya, şunları söyledi:

“Genel Yayın Yönetmenimiz Bilir Kaya’dır. Yayın Danışma Kurulu üyeleri Aslı Erdoğan, Ayhan Bilgen, Bilge Contepe, Filiz Koçali, Necmiye Alpay, Ragıp Zarakolu’dur. Gazetenin imtiyaz sahibi ise Kemal Sancılı’dır. Gazetede editoryal bağımsızlık ilkemiz vardır. Habere ve yayın politikasına müdahale etmemiz söz konusu değildir. Yayın politikamız muhalif bir nitelik arz etmektedir. Diğer medya kuruluşlarının haberleştiremediği haberlere yer vermeyi uygun görmekteyiz. Örgüt propagandası yaptığımız iddialarını kabul etmiyorum. Örgüt yönetici ve üyelerinden talimat alarak haber yapmamız söz konusu değildir. Dağ kadrosunda bulunan mahlas isimler kullanan kişilerin yazılarını gazetemizde zaman zaman yer veririz. Biz bu yazıları sosyal medyada araştırırız.

Okuyucu kitlemiz Türkiye’de olup bitenleri bir de PKK ve KCK penceresinden görmek istediği için bu haberleri yapmaktayız. Örgüt yöneticileriyle ilgili aramızda hiçbir bağımız yoktur. Yapmış olduğumuz haberler bazen Türkiye’deki basın yayın kuruluşlarının dikkatini çekip haberleştirilmektedir. Başka basın yayın kuruluşlarında çıkan haberler kamuoyunu ilgilendiriyorsa biz de bu haberlere gazetemizde yer veririz. Gazetenin mali durumunu bilmem söz konusu değildir. Bildiğim kadarıyla hem elden hem de bayilere gazete dağıtılmakta. Gazetenin geliri bundan ibarettir. Zaman zaman reklam gelirimiz de olmaktadır. Bana sorduğunuz inceleme tutanağında geçen Abdullah Öcalan resminin propaganda amaçlı kullanıldığı iddiasını kabul etmem. Söz konusu resim, Özgür Gündem gazetesinin eski bir nüshasına aittir. Yine mahkeme kararı ile el konulmasına karar verilen yayınlar, ilgili yayınevleri tarafından medya kuruluşu olduğumuz için bilgilendirme ve tanıtım amaçlı bize gönderilen kitaplardır. Bana isnat edilen hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum. Ayrıca gözaltına alındığım ve nezarethaneye götürüldüğüm süreçte kolluk kuvvetlerince uğradığım hakaret ve darptan dolayı şikayetçiyim. Haklarında soruşturma yapılmasını talep ediyoruz.”

Kızılkaya, “silahlı terör örgütü üyesi olmak,” “terör örgütü propagandası yapmak” ve “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” iddialarıyla ve tutuklanma talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edildi. Kızılkaya, çıkarıldığı sulh ceza hakimliği tarafından tutuklandı.

Kızılkaya, önce Metris R Tipi Kapalı Cezaevi’ne, ardından Silivri 9 No’lu Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildi.

İddianame, 9 Kasım 2016 tarihinde tamamlandı.

Özgür Gündem Gazetesi’nin yazar ve yöneticileri hakkındaki iddianame, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu tarafından 9 Kasım 2016’da tamamlandı.

31 sayfalık iddianame, gazetenin “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddiası üzerine kuruldu. İlk 13 sayfa, ifadeler ve kimlik bilgilerinin yanı sıra gazetedeki yazılar, haberler, ev aramalarında el konan kitaplardan oluştu.

18 sayfada ise Özgür Gündem Gazetesi, “PKK/KCK”, “basın faaliyetlerinin önemi”, gazetede fotoğraf ve beyanları yer alan “PKK/KCK/HPG/MLK-P/KONGRA-GEL mensubu olduğu iddia edilen kişiler” hakkında iddialar ve bu kişiler hakkında yayınlanan haberler sıralanıyor.

Köşe yazılarının suçlamaya delil olarak yer aldığı iddianamede sanıklar hakkındaki “tespit” hep aynı iddiaları içerdi:

“İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

İddianamede İnan Kızılkaya’ya bir sayfadan az yer ayrıldı. Savcılıkta verdiği ifade, iddianamede şu ifadelerle aktarıldı:

“Gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluk kuvvetlerince uğradığı, hakaret ve darp olaylarından dolayı kolluk görevlilerinden şikayetçi olduğu, haklarında gerekli soruşturma ve kovuşturmanın yapılmasını talep ettiği…”

Abdullah Öcalan’a ait “Amaradan İmralı’ya” kitabının Kızılkaya’nın evinde aramada “ele geçirildiği” bilgisi de iddianamede yer aldı.

İddianame ile Kızılkaya’ya; Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 maddesi doğrultusunda “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma,” 302/1 maddesi doğrultusunda “Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma,” Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi doğrultusunda “Terör Örgütünün Propagandasını Yapma,” Türk Ceza Kanunu’nun 220/1, 2, 8. maddeleri doğrultusunda “Örgüt Kurucusu ve Yöneticisi; Örgüte Üye Olma; Örgüt Propagandası Yapma” suçlamaları yöneltildi.

Böylece Kızılkaya hakkında, TCK 302/1 kapsamında ağırlaştırılmış müebbet, TCK 314/2 kapsamında 10 yıldan 15 yıla kadar, TCK 220/1, 2, 8 kapsamında dört yıldan 12 yıla kadar ve TMK 7/2 kapsamında bir yıldan beş yıla kadar hapsi istendi.

Kızılkaya hakkında istenen toplam ceza, bir ağırlaştırılmış müebbet ve 15 yıldan 32 yıla kadar hapis cezası oldu.

İddianame, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya’nın da aralarında bulunduğu Özgür Gündem Gazetesi yazar ve yöneticilerinin yargılanmasına, 29 Aralık 2016’da, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başlandı.

İnan Kızılkaya, Zana Bilir Kaya ile birlikte ilk duruşmaya, tutuklu bulunduğu Silivri Ceza İnfaz Kurumu’ndan, “görevli personel ve araç olmadığı” gerekçesiyle getirilmedi. Yargılamayı sürdüren İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, sanıkları duruşmada hazır etmeyen kamu görevlilerinin tespiti için savcılığa suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Getirilmediği duruşmada Kızılkaya’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Kızılkaya, yargılamanın ilk üç duruşmasına hem götürülmedi, hem de tutukluluk halinin devamına karar verildi. Hakim karşısına ilk kez, yargılamanın 14 Mart 2017 tarihli dördüncü duruşmasında çıkabildi. Tahliye talebi yine reddedildi.

Yargılamanın beşinci duruşması 22 Haziran 2017’de görüldü. Kızılkaya, şu savunmayı yaptı:

“Ben gazeteciyim, bunun eğitimini aldım. İddianameye konu edilen eylemler de yalnızca gazetecilik faaliyeti doğrultusunda yaptığım haberlerden ibarettir. O tarihte hangi haberlere imza atmışsam bugün de o haberlerin altına aynen imzamı atarım. Basın ve habercilik ilkelerinde 5N 1K kuralı vardır, yani bir haberin; ‘nereden, nasıl, niçin, neden, kiminle’ şeklinde sorulan soruları cevaplaması, içeriğinin denetlenebilir olması gerekir. Yapmış olduğum tüm haberlerde bu ilkelere riayet ettim.

Yapılan yargılama siyasal bir yargılamadır. Özellikle genel seçimlerden sonra siyasal iktidar Kürt meselesinde güvenlik eksenli politikaları devreye soktu, bu politikalar nedeniyle bugün çok sayıda gazeteci suç teşkil etmeyen eylemlerden dolayı tutukludur. İddianamede gazetenin PKK örgütünün yayın organı olduğu veya bu örgütün politikaları doğrultusunda yayın yaptığı iddia olunmakta ise de, soruşturma dosyasında bunu kanıtlayan herhangi bir veri de bulunmamaktadır. Bu aşamada tahliyemi talep ediyorum, ben suç işlemedim.”

Yargılamanın altıncı duruşması 31 Ekim 2017’de görüldü. İnan Kızılkaya şunları söyledi:

“Tahliyemi talep ediyorum. 441 gündür tutukluyum. Gazeteye yüzlerce polis gelerek düşman kalesini dağıtırcasına, ‘Devletin gücünü göstereceğiz’ şeklinde hareket ettiler. Ben gazetede beş ay görev yaptım. Gazete muhalif, eleştirel bir gazetedir. İnsanlar için asıl önemli olan devletin gücü değil özgürlüğü hissetmeleridir. Otorite, güç ile kalem dengesinde kalemimi kıramayacaklar. Bilgi edinme hakkı evrensel bir haktır. Gazetemiz kapatılmıştır. Ben gazeteciyim. Özgürlük istiyorum. Gazetecilik suç değildir.”

Bu duruşmada savcı tutukluluğun devamını talep etse de mahkeme heyeti, Kızılkaya’nın tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesine karar verdi. Heyet, kararını; “tutuklulukta geçirdikleri süreye göre bu aşamada tutuksuz yargılanmalarının orantılı olması, tutukluluğun tedbir oluşu, tedbirden beklenen amacın büyük oranda hasıl olması” gerekçesini kullandı. Ancak Kızılkaya hakkında yurtdışına çıkış yasağı kondu.

Yargılamanın 10. duruşması 10 Ekim 2018’de görüldü. Duruşmada Mahkeme Başkanı, dijital inceleme raporlarının klasör halinde dosyaya sunulduğunu ifade etti. Avukatlara bu raporların incelenip incelenmediğini sordu. Sanık avukatları raporu henüz inceleme fırsatı bulamadıklarını kaydetti. Kızılkaya, dijital inceleme raporlarını henüz incelemediğini, inceledikten sonra beyanda bulunacağını söyledi.

Yargılamanın 11. duruşması 17 Ocak 2019 tarihinde görüldü. Bu duruşmada, mahkeme heyetinde değişiklik olduğu görüldü. Duruşmada dijital materyallerle ilgili beyanda bulunan avukat Özcan Kılıç, henüz raporu inceleyemediklerini, çok hacimli bir rapor olduğunu belirterek, ek süre istedi. Kılıç, şunları söyledi:

“Özgür Gündem Gazetesi’nin bulunduğu bina dört katlı ve gazete bu binanın sadece iki katında. Polis baskını gerçekleştiğinde binanın tamamı mühürlendi ve polis o binada gazete dışında bulunan 2-3 şirketteki bilgisayar ve dijital materyallere de el koydu. Dolayısıyla bu gelen raporda hangi bilgisayar ve dijital materyallerin Özgür Gündem’e ait olduğunu belirleyip, inceledikten sonra savunma yapacağız.”

Yargılamanın 12. duruşması 10 Nisan 2019’da görüldü. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın 13. duruşması 3 Temmuz 2019 tarihinde görüldü. Duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasını hazırlayarak, mahkeme heyetine sunmak için ek süre talep etti. Mahkeme heyeti savcının süre talebini kabul ederek, duruşmayı erteledi.

Yargılamanın 14. duruşması 28 Kasım 2019’da görüldü. Duruşma savcısı izinde olduğu için Cumhuriyet Savcılığı’nın ek süre talebinde bulundu. Talebi kabul eden mahkeme, duruşmayı erteledi.

Yargılamanın 15. duruşması 13 Ocak 2020 tarihinde görüldü. Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı.

Savcı, Kızılkaya’nın; “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep etti. Kızılkaya hakkında yedi yıl altı aydan 15 yıla kadar hapis cezası talep etti. Duruşma, esas hakkında mütalaa karşı savunmaların hazırlanması için ertelendi.

Yargılamanın 16. duruşması 14 Şubat 2020 tarihinde görüldü. Kızılkaya şunları söyledi:

“Yapılan iş gazeteciliktir. Metnin tematik analizi dışında, bir haberden kim nasıl bir okuma yapar, ne tür siyasal çıkar sağlar ya da umar, sorusu gazetecinin temel alacağı bir yöntem değildir. Hiçbir gazeteci de bu durumdan dolayı sorumlu tutulamaz ve yargılanamaz. Davaya konu olan sorumlu olduğum dönemde bu özellikler dışında hiçbir habere, yazıya ve görsel malzemeye yönelik bir itiraz yok. İddianamedeki hiçbir habere yalanlama, maddi delillerin çarpıtıldığına dair suçlama yok. Devlete vergi veren, mali kaynakları belli olan, mali ve yargısal denetime tabi tüzel bir kurumun yasadışı ilişkileri olduğunu iddia etmek akla ve izana muhtaçtır.”

Kızılkaya, savunma için süre talep etti. Mahkeme heyeti, Kızılkaya’nın dosyasının ayrılmasına karar verdi. Ayrılan dosya için duruşma tarihi 15 Mayıs 2020 tarihi olarak belirlendi. Ancak, duruşma; “coronavirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi.

Yargılamanın 9 Eylül 2020 tarihinde görülecek 18. duruşma ile devam etmesine karar verildi.

16. Standing - Feb. 14, 2020


40 dakika gecikmeli başlayan duruşmanın başında mahkeme başkanı, bir önceki celsede savunmalar için ek süre verdiklerini anımsattı.

İlk olarak söz alan Eren Keskin, mütalaaya katılmadığını belirtti. Keskin özetle şunları söyledi:

“Ben silahlı örgüt üyesi değil, insan hakları savunucusuyum. Ömrümde elime silah almadım. Ben Kürt sorunu, Kıbrıs ve Ermeni meseleleri hakkında resmi ideolojiden farklı düşünüyorum. Özgür Gündem Gazetesi bombalandı, defalarca kapatıldı. Benden dayanışma için genel yayın yönetmenliği hanesine ismimi yazmak istediklerinde seve seve kabul ettim. Bunu Musa Anter’e, Ferhat Tepe ve diğerlerine gönül borcum için yapıyorum. Devletin sürekli fikri değiştiği için çözüm sürecinde, 2013’te bu gazeteye dava açılmıyordu; ben de terörist olarak görülmüyordum. Hakkımda 17 yıl 2 ay hapis cezası var. Yurtdışına gidebilirdim ama gitmedim. Sizlerle aynıyım, hukukçuyum, aynı okullarda okuduk. Örgüt üyesi kararının nasıl verilebileceğini biliyorum. Bununla ilgili Yargıtay’ın içtihatları var biliyorsunuz. Bu içtihatlarda kişinin örgüte iradesini teslim etmesinden bahsediliyor. Ben kimseye irademi teslim etmedim, etmem de. Örgüt üyelerinin avukatlığını yaptım ama üye değilim. Düşüncelerim sebebiyle kimseye hesap vermek zorunda değilim.”

Ardından söz alan Necmiye Alpay, savcının kendisi hakkında beraat kararı verilmesini talep ettiğini hatırlattı. “Bu beraat talebi, bu davada bize verilen zararı ortadan kaldırmıyor” diye konuştu.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’nın ardından İnan Kızılkaya; “Özgür Gündem geleneğinden,’ ‘Kürt basın tarihinden” bahsetti. Kızılkaya şöyle konuştu:

“Kamuoyunun, bir meselenin farklı boyutlarını, muhataplarının ağzından öğrenme hakkı yadsınamaz. Dolayısıyla yapılan iş gazeteciliktir, başka bir şey değil. Metnin tematik analizi dışında, bir haberden kim nasıl bir okuma yapar ve ne tür siyasal çıkar sağlar ya da umar sorusu, gazetecinin temel alacağı bir yöntem değildir. Hiçbir gazeteci de bu durumdan dolayı sorumlu tutulamaz ve yargılanamaz. Davaya konu olan, sorumlu olduğum dönemde, bu özellikler dışında hiçbir habere, yazıya ve görsel malzemeye yönelik bir itiraz yok. İddianamede hiçbir habere yalanlama, maddi delillerin çarpıtıldığına dair suçlama yok. Suçlamalara konu olan yorum, analiz, haber ve röportajlardır. Toplumun merak ettiği güncel sorunlarda halkı, okuru bilgilendirme amaçlı gazetecilik faaliyetleridir. Devlete vergi veren, mali kaynakları belli olan, mali ve yargısal denetime tabi tüzel bir kurumun yasadışı ilişkileri olduğunu iddia etmek akla ve izana muhtaçtır” diye konuştu. Beraatını talep etti.

Zana Bilir Kaya, gazetecilik mesleğinin hakimlik mesleği gibi kamusal bir görev olduğunu belirtti. Toplumun gerçeği öğrenmesi amacıyla haber alma ve yapmasının, gazetecinin hakkı olduğunu dile getirdi. Hakkındaki suçlamaların genel geçer ve soyut suçlamalar olduğunu ifade etti. Kaya, “Ben sadece gazetecilik örgütü mensubuyum. Yaptığımız haberler iktidarı rahatsız edebilir, basının görevlerinden biri iktidarı denetlemektir. İktidar eleştirildi diye yargılanmamız kabul edilemez” dedi.

Avukat Erdal Doğan, müvekkili Aslı Erdoğan’ın savunmasını okudu. Erdoğan yazılı beyanında, iddianamedeki yazılarının rastgele seçildiğini belirtti; bu yazıların farklı dillere çevrilip yayınlandığını, şiddet karşıtı metinler olduğunu söyledi.

Avukatlar esas hakkında savunmalar için süre talep etti. Savcı mütalaasında soruşturmanın genişletilmesine yönelik taleplerin reddedilmesini, süre talebinin ise kabulünü istedi.

Mahkeme başkanı tüm sanık ve avukatlarına son beyanlarını sordu. Ekleyecek bir şeyleri olmadığını söylediler. Duruşmaya karar için ara verildi.


Haklarında yakalama emri bulunan ve henüz ifadesi alınmamış olan Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun dosyalarının ayrılmasına karar verildi.

Yazar Aslı Erdoğan’ın “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” ve “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamaları karşısında beraatine, “terör örgütü propagandası” suçlaması yönünden de davanın açılması için Basın Kanunu’nda belirlenen dört aylık sürenin aşılması sebebiyle düşmesine karar verildi.

Necmiye Alpay ve Bilge Oykut Contepe’nin tüm suçlamalardan beraati kararlaştırıldı.

Savunma için ek süre talep eden Zana Bilir Kaya, Eren Keskin, Kemal Sancılı ve İnan Kızılkaya’nın süre talebi olduğundan, dosyanın ayrılmasına ve ayrı bir dosyada yargılanmasına devamına karar verildi.

Bu dosyanın duruşma tarihi henüz belli olmadı. Daha sonra ayrılan dosyalar üzerindeki yargılamanın, 15 Mayıs 2020’de devam etmesine karar verildi.


Duruşma Salonu

Duruşma salonunda yaklaşık 50 kişilik izleyici alanı vardı. Duruşmayı yaklaşık 60 kişi izledi.

Mahkeme başkanı mikrofon kullanarak konuştu, söyledikleri izleyici alanından rahatlıkla duyuldu. Savcı ise mikrofon kullanmadı, söyledikleri anlaşılmadı.

Avukatlar için ayrılmış masada tek bir mikrofon vardı. Duruşmaya katılan 11 avukat mikrofonu bazen elden ele geçirerek, mikrofonun kablosunun yetmediği zamanlarda ise yer değiştirerek savunma yapmak zorunda kaldılar.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Sınır Tanımayan Gazetciler Örgütü, Af Örgütü Türkiye, Af Örgütü Almanya, Uluslararası Af Örgütü, Medya ve Hukuk Derneği; Hakikat, Adalet ve Hafıza Merkezi, Eşit Haklar için İzleme Derneği, milletvekilleri Ahmet Şık, Züleyha Gülüm ve Sezgin Tanrıkulu ile birlikte gazetciler takip etti.

Genel Gözlemler

İzleyiciler, saat 10.24’te salona alındı. Mahkeme heyeti ise saat 10.40’ta salona girdi ve duruşma başladı. Saat 12.20’de kararın açıklanmasıyla duruşma sona erdi.

Duruşma devam ederken (saat 11.17’de) savcı yerinden kalkarak 1-2 dakikalığına duruşma salonundan çıkıp geri geldi.

Mahkeme başkanı karar için ara verdiğinde tüm seyirciler dışarı çıkarıldı ancak savcı salonda oturuyordu.

Karar için verilen ara 10 dakika sürdü. Baktığı diğer davalarda karar ve/veya ara karar açıklarken basının ve gözlemcilerin salonda bulunmasına izin vermeyen hakim, bu davada kararı açıklarken izleyicilerin salona girmesine izin verdi.

15. Standing - Jan. 13, 2020


Yargılamanın 15. duruşması mahkeme heyetinin yerini almasıyla saat 10.00’da başladı.

Duruşmaya sanıklardan gazetenin Yayın Danışma Kurulu üyesi Necmiye Alpay ve Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin katıldı.

Bir önceki duruşmada izinde olan duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasını mahkemeye sundu.

Mütalaanın sekiz sayfadan oluştuğunu belirten savcı, avukatlara bunun hepsinin mi, yoksa özetinin mi okunmasını istediklerini sordu. Avukatlar özet ve sanıklar hakkında istenen cezaların okunmasının yeterli olacağı yanıtını verdi.

Savcı Aslı Erdoğan ile Zana Bilir Kaya’ya “zincirleme şekilde, basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası;” Eren Keskin ile İnan Kızılkaya’ya “silahlı terör örgütü üyeliği” iddiasıyla ceza verilmesini istedi.

Bilge Oykut Contepe ve Necmiye Alpay’ın ise beraatini istedi.

Ragıp Zarakolu ve Filiz Koçali’nin ifadeleri alınmadığı için dosyaları ayrılmasını talep etti.

Ardından mahkeme başkanı sanıklara ve sanık avukatlarına mütalaaya karşı beyanlarını sordu. Necmiye Alpay bu aşamada bir diyeceğinin olmadığını söyledi.

Eren Keskin ise esas hakkında mütalaaya karşı ek süre istedi.

Mütalaanın Türkiye iç hukukuna aykırı olduğunu söyleyen Keskin, “Bizi düşman olarak görüyorsunuz” dedi. Yıllardır insan hakları savunuculuğu yaptığını ve eş genel yayın yönetmenliği görevini gazeteye yönelik baskılara karşı dayanışma amacıyla üstlendiğini hatırlattı.

Hakkında birçok dava açıldığını söyleyen Keskin, “silahlı terör örgütüne üyelik” suçlamasının kendisine ilk defa yöneltildiğini ve bu ağır suçlama karşısında savunma hazırlamak için süre istedi.

Ardından söz alan avukatı Gülizar Tuncer, müvekkili Eren Keskin’in gazeteci değil, avukat olduğunu hatırlattı. Fiilen gazetenin yayın yönetmenliğini yapmadığını belirtti. “Silahlı terör örgütü üyeliğinin ne demek olduğu yargı işleyişinde unutuldu. Sıkıyönetim mahkemeleri bile bu suçlama için delil arardı. Siz neyle suçladığınızı bilmiyorsunuz” diye konuştu.

Tuncer, Özcan Kılıç ve diğer avukatlar, esas hakkında mütalaaya karşı savunma için süre istedi.

Mütalaa

  • Özgür Gündem Gazetesi yazarı ve yayın danışma kurulu üyesi Aslı Erdoğan’ın gazetede yayınlanan dört yazısı nedeniyle “terör örgütü propagandası suçunu basın yayın yoluyla zincirleme işlemek” (TMK 7/2) suçlamasıyla cezalandırılması ve “Silahlı terör örgütüne üyelik” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından beraati istendi.

  • Gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin’in gazetede yayınlanan dört yazısı ve genel yayın yönetmeni olması nedeniyle “silahlı terör örgütü üyesi olmak” (TCK 314/2 ve TMK 5/1) suçlamasıyla cezalandırılması istendi; “terör örgütü propagandası” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Gazetenin eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya’nın gazetedeki görevi ve gazetede yayınlanan yazılar nedeniyle “silahlı terör örgütüne üye olmak” (TCK 314/2 ve TMK 5/1) suçundan cezalandırılması istendi; “terör örgütü propagandası” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Gazetenin eski Genel Yayın Yönetmeni Zana Bilir Kaya’nın gazetedeki görevi ve gazetede yayınlanan 11 yazı nedeniyle “basın ve yoluyla, zincirleme şekilde terör örgütü propagandası” (TMK 7/2) suçlamasından cezalandırılması istendi; “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Özgür Gündem Gazetesi yazarı ve yayın danışma kurulu üyesi Necmiye Alpay’ın “silahlı terör örgütüne üye olmak,” “terör örgütü propagandası yapmak” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Özgür Gündem Gazetesi yazarları ve yayın danışma kurulu üyeleri Ragıp Zarakolu ve Filiz Koçali’nin ise savunmaları alınmadığı için dosyalarının ayrılması istendi.


Esas hakkındaki mütalaa karşısında savunma hazırlanması için süre talebini kabul eden mahkeme, yargılamanın 14 Şubat 2020 tarihli duruşma ile devam etmesine karar verdi.


Duruşma Öncesi

Duruşma, o gün İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen tek duruşmaydı. Salona açılan barikatlarda herhangi bir sorun yaşanmadı, gazeteciler ve avukatlar duruşma salonunun önüne sorunsuz geçti.

Duruşmaya Katılım

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Medya ve Hukuk Derneği (MLSA) gözlemcileri birçok adliye muhabiri duruşmayı izledi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu yaklaşık 35 kişilikti. Duruşmaya yaklaşık 15 kişi katıldı. Mahkeme başkanı ve savcı mikrofonu kullanarak konuştu, konuşulanlar izleyici bölümünden rahatlıkla duyuldu.

Genel Gözlemler

Duruşma saatinde başladı ve yaklaşık 15 dakika sürdü.

Savcının mütalaayı okumasının ardından avukat Gülizar Tuncer mütalaayı eleştiren bir konuşma yaptı. Mahkeme başkanı, birkaç kez Tuncer’in sözünü keserek “Savunma sınırlarını aşmayın” uyarısında bulundu.

Mahkeme heyeti karar verirken salonu boşaltmadı. Avukatlar iki haftanın mütalaaya karşı savunmaları hazırlamak için çok kısa bir süre olduğunu belirtti. Bunun üzerine mahkeme başkanı duruşmanın 1 ay sonra görülmesine karar verdi.

14. Standing - Nov. 28, 2019


Duruşma, mahkeme heyetinin yerini alması ile başladı.

Duruşmaya; Özgür Gündem Gazetesi’nin Yayın Danışma Kurulu üyesi Necmiye Alpay, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Eş Genel Yayın Yönetmeni ve Eren Keskin katıldı.

Katılan sanık ve avukatların tutanağa geçirilmesinin ardından mahkeme başkanı, geçici olarak atanan duruşma savcısından mütalaasını sordu.

Savcı, bu kapsamlı dosyaya bakan savcının izinde olduğunu söyleyerek ek süre talep etti.

Mahkeme başkanının söz vermesi üzerine yargılanan gazeteciler, bu aşamada bir söyleyecekleri olmadığını ifade etti.

Eren Keskin ise sözlerinin tutanağa geçmesini istediğini söyledi ve savunmasına 28 Kasım 2015’te öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’yi anarak başladı.

“Dava üç yıldır devam ediyor. Bugün mütalaa verilecek diye geldik, üç yıldır bekliyoruz. Duruşma günü belliydi, hepimiz hazırlandık. Bir sonraki duruşmanın yakın bir tarihe verilmesini talep ediyorum” dedi.

Avukat Erdal Doğan da en baştan beri beraat istediklerini, mütalaanın bir an önce verilmesini beklediklerini söyledi.

Mahkeme başkanı, duruşmaya ara vermeden kararını açıkladı.


Duruşmaya bakan savcı izinde olduğu için Cumhuriyet Savcılığı’nın ek süre talebini kabul eden mahkeme, yargılamanın 13 Ocak 2020’de devam etmesine karar verdi.


Duruşma öncesi:

İstanbul Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi binasının 4. katındaki ağır ceza mahkemelerine açılan barikatlarda görevli güvenlik görevlileri değişmişti. Duruşma öncesi gözlemcilerin ve basının barikatlardan geçişinde bir sorun yaşanmadı.

Avukatlar, gazeteciler ve gözlemciler, duruşma salonunun önünde bekliyordu.

Duruşmaya katılım:

Duruşmayı izlemeye yurtdışından gelen heyetler arasında Avrupa Gazeteciler Federasyonu (European Federation of Journalists, EFJ), Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (International Federation of Journalists, IFJ), Uluslararası Basın Ensttitüsü (International Press Institute, IPI), gazeteciler Tim Dawson, Marta Barcenilla Escaño, hukukçu Anna Adamska – Gallant vardı.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Medya ve Hukuk Derneği’nden (MLSA) gözlemliciler ve gazeteciler de takip etti.

Mahkeme salonu koşulları:

Mahkeme salonu yaklaşık 35 kişilikti. 3-4 kişi duruşmayı ayakta izledi.

Kürsüde mikrofon olmasına rağmen mahkeme başkanının ve savcının konuşmaları izleyicilerin bulunduğu bölümden güçlükle duyuldu.

Duruşma

Duruşma 10.42’de başladı. Yaklaşık 13 dakika sürdü.

Mahkeme başkanı ve duruşma savcısı bu duruşmada değişmişti. Daha önceki duruşmalarda mahkeme heyeti üyesi olan hakimlerden biri mahkemenin yeni başkanı olarak görev yapıyordu. Bu duruşmada mütalaasını vermesi beklenen savcının ise izinde olduğu belirtildi.

13. Standing - July 3, 2019


Duruşma, önceki celsede belirlendiği gibi 09.30’da başladı.

Yaklaşık 5 dakika süren duruşmaya, Eren Keskin ve Necmiye Alpay ile altı avukat katıldı.

Duruşmada, ilk olarak Eren Keskin söz alarak, beraatını istedi. Necmiye Alpay’da söz alarak beraatını talep etti.

Ardından söz alan Avukat Erdal Doğan, davanın çok uzadığını dile getirdi. Yargılanan herkesin beraatını talep etti. Doğan, dava ile düşünce ve ifade özgürlüğünün yargılandığının belirtti.

Duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasını hazırlayarak, mahkeme heyetine sunmak için ek süre talep etti.


Mahkeme heyeti, savcının süre talebini kabul etti.

Yargılamanın 28 Kasım 2019’da devam etmesine karar verildi.


Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın yapıldığı salon normal büyüklükteki bir duruşma salonuydu. SEGBİS için iki ayrı ekran kuruluydu. İzleyci, avukat ve sanıklar hakkında da oturma yerleri mevcuttu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı izleyen kimse olmadı.

Genel Gözlemler

Yaklaşık beş dakika süren duruşmada olağanüstü herhangi bir durum yaşanmadı.

12. Standing - April 10, 2019


Saat 10:25’te duruşmanın başlaması için mahkeme heyeti, tutuklu yargılanan imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’ya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanmak istedi.

Ancak Sancılı’nın tutulduğu Edirne Cezaevi’ne yapılan görüntülü aramaya cevap veren cezaevi görevlisi, “Sancılı’nın duruşmaya katılmak için kurumdan (cezaevi yerleşkesinden) ayrıldığını” söyledi.

Salonda yaşanan kısa süreli şaşkınlığın ardından mahkeme heyeti salondan ayrıldı. Yaklaşık 15 dakika sonra, saat 10.40’ta, tutuklu sanık Sancılı’nın adliye nezaretinde tutulduğu anlaşıldı. Sancılı saat 10.53’te kelepçeli bir şekilde mahkeme salonuna getirildi ve duruşma başladı.

Sancılı, dosyadaki dijital materyallerin kendisine ulaştırılmadığını ve bu nedenle inceleyemediğini söyledi. Tahliyesini talep etti.

Tutuksuz yargılanan Eren Keskin, “Bu gazetenin yayın yapmasını desteklemek için künyedeki genel yayın yönetmenliği hanesine ismimi yazdırdım, suç olduğunu da düşünmüyorum” diye konuştu.

Avukat Özcan Kılıç, imtiyaz sahibi Sancılı’nın başka bir davadan hüküm giydiğini ve “kaçma şüphesinin” ortadan kalktığını söyleyerek, bu davadan tahliyesini istedi.

Kılıç dosyadaki dijital inceleme raporlarına da değindi. Özgür Gündem Gazetesi’nin içinde bulunduğu altı katlı binanın tamamında arama yapıldığını, ancak binanın sadece ikinci katının Özgür Gündem Gazetesi’ne ait olduğunu söyleyen Kılıç “Kayyum her şeye el koyduğu için bu malzemeleri inceleyip kime ait olduğunu belirleyemiyoruz” dedi.

Kılıç ayrıca Eren Keskin’in İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyasının İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ana davayla birleştirilmesini talep etti; tek tek farklı mahkemelerde görülen tüm bu davaların gazetenin yayın politikası ile ilgili olduğunu ifade etti.

Kılıç’ın ardından, Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan söz aldı. Avukat Doğan, müvekkilinin evinde yapılan arama sonucu el konulan ve iddianamede sıralanan “malzemelerin” suç teşkil etmediğini ve tamamen yasal olduğunu söylerken, bu malzemeler arasında çok sayıda kitabın da sıralandığını ifade etti, “Bir yazarın evinde bu kitapların bulunması normaldir” dedi.

Duruşma savcısı, dosyanın geldiği aşama ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak Kemal Sancılı’nın tahliye edilmesini talep etti.

Duruşmaya karar için ara verildi.


Mahkeme, avukatların talebi üzerine Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin’in İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı dosyanın Özgür Gündem Ana Davasıyla birleştirilmesi talebini kabul ederek, bu konuda 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne müzekkere yazılmasına karar verdi.

Ayrıca 11 Mayıs 2018’den bu yana tutuklu bulunan ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başka bir davada hakkında verilen mahkumiyet kararı Ocak 2019’da kesinleşen Özgür Gündem Gazetesi İmtiyaz Sahibi Kemal Sancılı’nın, bu dava kapsamında tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmesine karar verildi.


Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sadece Eren Keskin katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşmanın saat 9:45’te başlaması öngörülüyordu. Önceki beş duruşmanın sarkması nedeniyle saat 10:25’te duruşma salonuna girildi. Ancak önce SEGBİS’le bağlanılmaya çalışılan tutuklu sanık Sancılı’nın cezaevinde değil, adliyede olduğu anlaşılması 15 dakika sürdü.

Sancılı saat 10:53’te duruşma salonuna getirildi ve duruşma başladı. Yedi dakika süren duruşmanın ardından saat 11:00’da karar için ara verildi. Saat 11:08’de karar açıklandı ve duruşma sona erdi.

11. Standing - Jan. 17, 2019


Saat 09:15’te başlayacağı duyurulan duruşma, önceki duruşmalardaki sarkma nedeniyle saat 09:35’te başladı.

Gazeteciler, gazetecilerien avukatları ve izleyiciler salona alındığında, mahkeme heyeti ve duruşma savcısı kürsüdeki yerini almıştı.

Mahkeme heyeti başkanı katılanları belirleyerek tutanağa geçirdikten sonra, dosyaya ilişkin gelişmeleri duyurdu.

Mahkeme Başkanı; İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, İnan Kızılkaya ve Kemal Saygılı hakkındaki dosyanın, bu yargılama ile irtibatı nedeniyle birleştirilmesi için onaylarını sorduğunu belirtti. Mahkeme heyeti başkanı, dosyanın geldiği aşama nedeniyle, yargılamanın söz konusu dosya ile birleştirilmesine onay vermediklerini açıkladı.

Soruşturma başladığı sırada el konulan materyallerinin yargılananlara iade edildiğini bildiren mahkeme heyeti başkanı, emniyetin dijital materyallerin incelenmesine ilişkin raporunun da geldiğini ifade etti.

Ardından Kemal Sancılı’nın tutuklu bulunduğu cezaevine SEGBİS bağlantısı yapıldı. Bağlantının beklendiği sırada mahkeme heyeti başkanı ve bir heyet üyesi, yer olmadığı için müştekilere ayrılan bölüme oturan avukat Erdal Doğan ile şakalaştı ve bir başka dava hakkında sohbet etti.

Ardından SEGBİS bağlantısı sağlanınca heyet başkanı, Sancılı’ya, dijital materyallerin incelenmesine ilişkin rapora karşı beyanının olup olmadığını sordu.

Cezaevine ulaşmadığı için raporu inceleme ve avukatlarıyla bu konuda görüşme fırsatı bulunmadığını söyleyen Sancılı, tutuklu kaldığı sürenin göz önüne alınarak tahliyesini talep etti.

Ardından avukatlar söz aldı. Avukat Özcan Kılıç; İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı için 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nce sorulan birleştirme görüşüne olumlu yanıt verilmesini talep etti.

Ardından dijital materyallerle ilgili beyanda bulunan Avukat Özcan Kılıç, henüz raporu inceleyemediklerini, çok hacimli bir rapor olduğunu belirterek, şu hususları bildirdi:

“Özgür Gündem Gazetesi’nin bulunduğu bina dört katlı ve gazete bu binanın sadece iki katında. Polis baskını gerçekleştiğinde binanın tamamı mühürlendi ve polis o binada gazete dışında bulunan 2-3 şirketteki bilgisayar ve dijital materyallere de el koydu. Dolayısıyla bu gelen raporda hangi bilgisayar ve dijital materyallerin Özgür Gündem’e ait olduğunu belirleyip, inceledikten sonra savunma yapacağız.”

Avukat Kılıç bu konuda mahkemeden süre istedi.

Özcan Kılıç, müvekkillerinden Kemal Sancılı’nın tutukluluğunun da artık infaza dönüştüğünü ifade ederek tahliyesini talep etti.

Daha sonra Necmiye Alpay’ın avukatı Adil Demirci dijital materyallerle ilgili raporda kendileriyle ilgili bir husus bulunmadığını, bu aşamada bir talepleri olmadığını dile getirdi.

Eren Keskin ve İnan Kızılkaya’nın avukatı Gülizar Tuncer de dijital materyallerin incelemesine ilişkin rapora ilişkin savunmalarını incelemelerini müteakiben yapacaklarını belirterek süre talep etti.

Ragıp Zarakolu ile Bilge Oykut Contepe’nin avukatı Sennur Baybuğa da bu aşamada bir talep ve beyanları olmadığını ifade etti.

Daha sonra söz alan Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan ise, yargılamanın müvekkilinin yaşamı üzerindeki olumsuz etkisinden söz ederek, şu ana kadar verdikleri dilekçelerin iddianameye yönelik savunmalarını içerdiğini belirtti ve “derhal beraat kararı” verilmesini talep etti.

Mahkeme heyeti daha sonra savcının mütalaasını alarak ara karar için duruşmaya ara verdi.


Mahkeme heyeti; Kemal Sancılı’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Karar; Sancılı’nın, adli kontrol tedbirini ihlal ederek, Yunanistan sınırında bir botta üç kişiyle birlikte yurt dışı kaçma hazırlığı sırasında yakalanması gerekçesine dayandırıldı.

Dijital materyallere ilişkin rapora karşı savunma yapabilmeleri için avukatlara süre tanınmasına karar verildi.

Mahkeme, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı hakkındaki birleştirme taleplerinin de avukatlarının beyanı dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesine karar verdi.

Yargılamanaın 10 Nisan 2019’da devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde herhangi bir basın açıklaması, destek ya da protesto gösterisi yapılmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunun fiziksel koşulları izleyiciler için yeterliydi ancak dokuz sanığın yargılandığı duruşmada savunma avukatlarına ayrılan bölüm yetersiz kaldı.

Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan, şikayetçi avukatlarına ayrılan tarafa, savunma avukatlarının karşısına oturdu. Bu durum mahkeme heyeti başkanı ve üyeler ile avukat Doğan arasında şakalaşmalara yol açtı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı yargılananlardan Aslı Erdoğan’ın annesi ile destek için gelen birkaç kişi ve gazetecilerden oluşan yaklaşık 15 kişi takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşmada herhangi bir gerginlik yaşanmadı. Duruşmayı izleyenlere ve duruşma salonunda dizüstü bilgisayar gibi aygıtların kullanımına sınırlama getirilmedi.

10. Standing - Oct. 10, 2018


Duruşma kimlik kontrollerinin yapılması ile başladı. Mahkeme Başkanı, duruşmaya katılanların bilgisinin duruşma öncesinde verilmesini, böylece zaman kaybedilmeyeceğini ifade edince sanık gazetecilerin avukatlarından biri itiraz etti.

Bunun üzerine mahkeme başkanı, “Alınganlık yapmayın. Biz burada yargılama yapıyoruz. Duruşmaya kimlerin geldiğini takip edecek değiliz” dedi. Duruşma boyunca, bu diyalog dışında herhangi bir tartışma yaşanmadı.

Mahkeme başkanı, dijital inceleme raporlarının klasör halinde dosyaya sunulduğunu ifade etti. Avukatlara bu raporların incelenip incelenmediğini sordu. Sanık avukatları raporu henüz inceleme fırsatı bulamadıklarını kaydetti.

Beyanlara geçildi. Tutuksuz yargılanan gazeteci İnan Kızılkaya, dijital inceleme raporlarını henüz incelemediğini, inceledikten sonra beyanda bulunacağını söyledikten sonra talebi olmadığını ifade etti.

Tutuksuz yargılanan yazar Necmiye Alpay’da raporları henüz incelemediğini söyledi ve “Diyeceğim bir şey yok” diyerek beyanını kısa tuttu.

Tutuksuz yargılanan Eren Keskin ise şunları söyledi:

“Eski beyanımı tekrar ediyorum. Yargılama Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelere ve anayasaya aykırıdır. İfade özgürlüğümüz ihlal edilmiştir. Kendi yazmamış olduğum bir yazı sebebiyle yargılanıyorum.”

Savunamalar sırasında tutuklu yargılanan Kemal Sancılı, Edirne F tipi Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) bağlantısı ile bekletiliyordu.

Mahkemenin kendisine söz vermesiyle, salonda bulunanlara selam ve saygılarını iletti. Öncelikle dijital inceleme raporlarının kendisine henüz ulaştırılmadığını bu yüzden inceleme fırsatının oluşmadığını ifade etti. Yazılı ve sözlü beyanını tekrar ettiğini fakat bir ekleme yapmak istediğini belirtti. Mahkeme heyetinin, basın kanunun 11. Maddesinin incelemesini talep ederek tahliyesini talep etti.

Avukat Özcan Kılıç, dijital inceleme raporlarının henüz incelemediklerini, incelemeyi yaptıktan sonra beyanda bulunacaklarını belirtti. Avukat Özcan Kılıç, dosyada sanık olmayan birçok insanın dijital eşyalarına el konulduğunu ve bu eşyaların kaybolduğunu, el konulan eşyaların akıbetini sorabilecek makam bulamadıklarını, İstanbul 5. Asliye Mahkemesine ve 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulunduklarını fakat sonuç alamadıklarını ifade ederek mahkemeden dijital materyallerin iadesini istedi.

Kılıç, Sancılı’nın uzun süredir tutuklu bulunduğunu, kaçarken yakalandığı için mahkemenin haklı gerekçeleri olduğunu fakat içerde bulunduğu sürenin infaza dönüştüğünü belirterek tahliyesini talep etti.

Kılıç, bunun dışında Eren Keskin’in yurt dışı yasağına değindi. İstanbul Baro Başkanı Adayı ve İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı olan Keskin’in çalışmalarını yapabilmesi için yurtdışı yasağının kaldırılmasını talep etti.

Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan, iddianameden sonra dosyaya giren dijital materyallerin yeni bir delil olarak nitelendirilmesinin Ceza Muhakemeleri Kanunu’na aykırı olduğunu ifade ederek incelemesi biten dijital materyallerin iadesini talep etti.

Diğer sanık avukatları, raporları ineceledikten sonra beyanda bulunacaklarını, bu aşamada bir diyeceklerinin olmadıklarını söylediler.

Eren Keskin avukatı Gülizar Tuncel, Eren Keskin için şunları söyledi:

“Eren Keskin 30 yıldır avukatlık yapan bir meslektaşımız. Ailesi, yakınları bu ülkede yaşıyor. Bu topraklardan ayrılacağı yok. Hakkında yürütülen soruşturmalar var. Bir yere gitmedi. Kendisi aynı zamanda baro seçimlerinde baro başkan adayıdır ve İnsan Hakları Derneği’nin eş başkanıdır. İnsan haklarının korunmasına yönelik faaliyetlerine devam edebilmesi için eş başkan olduğu derneğin uluslararası devlet ve kurumların panel, konferans gibi davetlerine katılma yönünde bir takım görev ve zaruretleri vardır. İnsan haklarıyla ilgili yürüttüğü çalışmaları bilgilendirme yükümlülükleri vardır. Sürdürdüğü avukatlık mesleğinde kamuoyunu aydınlatma görevi vardır. Bundan devlet hoşlanmayabilir ama bu bir sorumluluktur. Bütün bunları yapabilmesi için yurt dışı yasağının kaldırılmasına yönelik talebimizi tekrarlıyoruz.”

Mahkeme, ara karar için duruşmaya kısa bir süre ara verdi.


Mahkeme heyeti, kararında; Kemal Sancılı’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Eren Keskin hakkındaki yurtdışına çıkış yasağı şartının kaldırılmasına ve Filiz Koçali hakkındaki yakalama emrinin devamına karar verildi.

Yargılamanın 17 Ocak 2019 tarihli duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Yargılamanın onuncu duruşmasının 09.45’de başlayacağı duyurulmuştu. Ancak duruşma 10:30 sularında başladı. Duruşma, mahkemenin o gün göreceği duruşmalar listesinin üçüncü sırasındaydı.

Mahkeme salonuna sorun yaşanmadan girildi. Girişlerde kimlik sorulmadı.

Sanık avukatları, sanıklar ve davayı izleyecek gazeteciler duruşma salonu önündeydiler. Bekleme süreci boyunca sohbetler yapıldı. Giriş güvenliği dışında, bekleme salonunda kolluk görevlisi yoktu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin görüleceği duruşma salonu, katılımın da fazla olmadığı göz önüne alınırsa yeteri kadar büyüktü. Duruşmayı izlemek üzere salon dışında bekletilen olmadı. Salonda Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) bağlantısı için bir adet ekran kuruluydu.

Salonda; izleyiciler, avukatlar ve sanıklar için ayrı ayrı oturma yerleri vardı.

Duruşmaya Katılım

Salonda avukatlar, heyet ve sanıklar dışında 20 kişi kadar izleyici vardı. Duruşmaya, tutuksuz yargılanan Necmiye Alpay, Eren Keskin ve İnan Kızılkaya avukatları ile birlikte katıldı.

Aslı Erdoğan’ın annesi de duruşmayı izleyenler arasındaydı. Tutuklu yargılanan Kemal Sancılı ise duruşmaya, tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı.

Duruşmayı; Mezopotamya Ajansı, Evrensel Gazetesi, Cumhuriyet Gazetesi muhabirleri ile Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24) gözlemcileri izledi.

Duruşma günü, ayrıca Özgür Gündem Gazetesi’ne destek vermek amacıyla başlatılan nöbetçi genel yayın yönetmenliği kampanyasına katılan gazetecilerin duruşması da görüldü.

Genel Gözlemler

Duruşma 10-15 dakika sürdü. Tutuksuz yargılanan sanıklar ve avukatları beyanlarını kısa tuttu. SEGBİS bağlantısında sorun yaşanmadı. Ara karar için 5 dakika ara verildi. Duruşma tarihi ve saatinin uygun olup olmadığı sorulduktan sonra tarih kesinleştirildi.

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial (Indictment)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 10. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 11. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 12. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 13. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 14. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 15. Standing (Minutes of the Hearing)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 15. Standing (Mütalaa)

“Özgür Gündem Newspaper” Main Trial 16. Standing (Minutes of the Hearing)

"Özgür Gündem Gazetesi" Ana Dava - (Ayrılan Dosya)

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin sorumyu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya, kamuoyunda “Özgür Gündem Gazetesi Ana Davası” olarak bilinen yargılama kapsamında; gazeteciler Eren Keskin ve Zana Bilir Kaya ile Yayın Danışma Kurulu üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Oykut Contepe ile birlikte yargılanıyordu.

Yargılamanın, 14 Şubat 2020 tarihinde görülen 16. duruşmasında; Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Bilge Oykut Contepe hakkında beraat kararı verildi. Keskin ile birlikte Zana Bilir Kaya ve İnan Kızılkaya ise duruşmada, esas hakkındaki mütalaa karşısında savunmalarını hazırlamak için ek süre talep etti. Talepleri kabul edildi.

Keskin, Kızılkaya ve Kaya hakkındaki yargılama dosyası, “Özgür Gündem Gazetesi Ana Dava” yargılama dosyasından ayrıldı.

Yargılamanın ayrılan dosya açısından birinci duruşması 15 Mayıs 2020 tarihinde görülecekti. Ancak, duruşma; koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi.

Yargılamanın ayrılan dosya açısından ikinci duruşması 9 Eylül 2020 tarihinde görüldü. Mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Yargılanan gazeteciler; Eren Keskin, Zana Bilir Kaya ve İnan Kızılkaya Adliye’deydi. Ancak, avukatları; duruşmaya katılmadı. Avukatlar, mahkemeye mazeret bildirdi.

Mahkeme heyeti, avukatların mazeretini kabul etti. Yargılamanın, 24 Aralık 2020 tarihinde görülecek üçüncü duruşma ile devam etmesine karar verildi.

2. Standing - Sept. 9, 2020


Mahkeme heyeti, duruşmanın başlaması gereken saatte yerini aldı.

Mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Yargılanan gazeteciler; Eren Keskin, Zana Bilir Kaya ve İnan Kızılkaya salondaydı. Ancak, avukatları; duruşmaya katılmadı. Avukatlar, mahkemeye mazeret bildirdi.


Mahkeme heyeti, avukatların mazeretini kabul etti.

Yargılamanın, 24 Aralık 2020 tarihinde görülecek üçüncü duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Yurttaşlar ve avukatlar, adliyeye; koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında birbirinden bariyerlerle ayrılmış bölümlerden girdi.

Yine, pandemi önlemleri kapsamında; adliyeye, ateş ölçümü yapıldıktan sonra girilebildi. X-Ray cihazından da geçildi.

Duruşma salonunun bulunduğu kat bariyerlerle kapatılmıştı.

Mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma, küçük bir salonda görüldü.

Mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Bu yüzden, duruşma salonuna ilişkin gözlem yapılamadı.

Duruşmaya Katılım

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24) gözlemcileri ve milletvekilleri duruşmayı izlemek için adliyeye geldi.

Ancak, mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Genel Gözlemler

Mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Bu yüzden, duruşmaya ilişkin gözlemleme yapılamadı.

1. Standing - May 15, 2020


Duruşma; koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi.

Yargılamanın ayrılan dosya açısından ikinci duruşmasının 9 Eylül 2020 tarihinde görülmesine karar verildi.

"Özgür Gündem Gazetesi" Ana Dava - (Ayrılan Dosya) 2. Standing (Minutes of the Hearing)

Press in Arrest is a database, monitoring, documentation and collective memory study of Press Research Association.
+90 (312) 945 15 56 | pressinarrest@gmail.com

Creative Commons License
Licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.