İnan Kızılkaya

Aykol-Kızılkaya Trial for Insulting the President
9. Standing - Oct. 25, 2018


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı Murat İnam tarafından, 11 Ağustos 2016 tarihinde Özgür Gündem gazetesinin Eş Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykol ve gazetenin Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya hakkında iddianame hazırlandı. İddianameye konu ise Özgür Gündem gazetesinin 08 Nisan 2016 tarihli 1. sayfasında “Şahsı İçin Ülkeyi Yıkıyor” başlığıyla yayımlanan haber oldu. Haberde “Erdoğan’ın ‘binaları yıkın’ emri sonrası Silopiya’da biri 70 yaşındaki bir nine, diğeri 2 yaşındaki bir bebek 9 kişi katledildi…”, “Ya ben ya ülke diyor Bahçeli ve Ergenekon’la başkanlık karşılığında soykırım anlaşması yapan Erdoğan katliam emirlerine devam etti” cümleleri soruşturmanın dayanağını oluşturdu. Soruşturma konu olan diğer haberler ise gazetenin 7.sayfasında yayınlanan “Erdoğan Kelle Avcılığına Soyundu” ve yine gazetenin 8.sayfasında yayınlanan “2 Yaşındaki Bebeği Katlettiler” haberleri oldu.
İddianamede haberler için savcı, “…söz konusu yazılarda Şırnak ve Silopi’de yaşanan olaylarla ilgili olarak Cumhurbaşkanı aleyhinde açıklamalarda bulunulduğu, bu açıklamaların eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarını aşarak Cumhurbaşkanı’nı aşağılayacak boyuta ulaştığı, haberin eleştiri sınırları içinde verilmesi mümkünken, katliam emirleri veren, tehditlerde bulunan, soykırım emirleri verip kelle avcılığı yapan tabirleriyle Cumhurbaşkanı’nın anılmasının hakaret suçunu oluşturacağı kanaatine varılmıştır” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şikayetçi olarak yer alan iddianame İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı Umut Tepe tarafından hazırlanan 23 Ağustos 2016 tarihinde aynı mahkemeye birleştirme talepli gönderildi. Aykol ve Kızılkaya’nın şüpheli olarak yer aldığı iddianamede Cumhurbaşkanı Erdoğan şikayetçi olarak yer aldı. Gazetenin 15 Nisan 2016 tarihli 1. iayfasında yayımlanan “Fitnenin başı bu zirvededir” başlıklı haberde kullanılan “…’Mezhepçilik fitnedir’ diyen Erdoğan’ın bir yandan DAİŞ’i desteklemesi bir yandan da Kürt düşmanlığı yapması ‘fitnenin başı zirvede’ dedirtti” ifadeleri iddianamede “Cumhrubaşkanı’na hakaret“ olarak yer aldı.

Savcı Murat İnam tarafından 20 Eylül 2016 tarihinde hazırlanan iddianamede ise bu defa gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin ile gazetenin Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya şüpheli olarak yer aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise iddianamede şikayetçi konumundaydı. Suçlama konusu ise gazetenin 23 Mart 2016 tarihli nüshasının 1. sayfasında yer alan “Erdoğan’ın Dediği Oldu” başlıklı haber oldu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı Davut Zerman tarafından 7 Ekim 2016 tarihinde hazırlanan iddianame, Kızılkaya ve Aykol hakkında “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla iddianame hazırlandı. 25 Nisan 2016 tarihli nüshasının 1. sayfasında yayımlanan “Vahşete Saray ödülü” başlıklı haber iddianameye suçlama konusu oldu. İddianamede aynı mahkemeye birleştirme talepli olarak gönderildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı Umut Tepe tarafından 26 Ekim 2016 tarihinde hazırlanan iddianame de ise gazetenin yazarı İhsan Çaralan ve gazetenin Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya şüpheli, Cumhurbaşkanı Erdoğan ise şikayetçi konumu ile yer aldı. Gazetenin 31 Mayıs 2016 tarihli nüshasının 1.sayfasında yer alan “aynı yer aynı katil“ haberi suçlama konusu yapıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı Ahmet Dalgalı tarafından da 21 Aralık 2016 tarihinde İnan Kızılkaya hakkında gazetede 04 Ağustos 2016 tarihinde yayınlanan “Tarihi Uyarı” haber gerekçesi ile “cumhurbaşkanı’na hakaret”ten iddianame hazırlandı. Bu iddianamede de şikayetçi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan yer aldı.

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilen 6 ayrı iddianame birleştirildi. Davanın ilk duruşması ise Ocak 2017’de görülmeye başlandı.

Davanın 25 Ekim 2018’de görülen 9’uncu duruşmasında karar çıktı.

Aykol ve Kızılkaya’ya “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla 1 yıl 6’ar ay hapis cezası verdi. Mahkeme hakimi, gazetecilerin eylemlerini alenen gerçekleştirdiğini iddia ederek, 1 yıl 9’ar ay hapis cezasına yükselti.

Gazetecilerin aynı suçu değişik zamanlarda birden fazla defa işlediğini ileri süren mahkeme hakimi, cezayı 2 yıl 2 ay 8’er güne çıkardı. Gazetecilerin yargılama sürecindeki davranışlarına atıfta bulunan mahkeme hakimi, cezayı 1 yıl 10 ay 26’ar güne indirdi. Mahkeme hakimi, Kızılkaya için hükmün açıklanmasını geriye bırakılmasına karar vererek, 5 yıl süre ile denetimli serbestlik verdi.

Mahkeme hakimi, İhsan Çaralan içinde aynı suçtan 1 yıl hapis cezası verdi. Çaralan’ın eylemini alenen gerçekleştirdiğini ileri süren mahkeme hakimi, cezayı 1 yıl 2 aya çıkardı. Çaralan’ın yargılamada ki davranışlarını göz önünde bulunduran mahkeme hakimi, cezayı 11 ay 20 güne indirdi. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren mahkeme hakimi, 5 yıl süre ile denetimli serbestlik kararı verdi.

Eren Keskin hakkında ise aynı suçlama ile İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başka davaların devam ettiğini ve suçlama tarihini kapsadığı gerekçesi ile açılan davanın reddine karar verdi.


Duruşma, duruşmaya gelenlerin tespiti ile başladı. İlk olarak mahkeme hakimi Nursel Bedir, Erdoğan’ın avukatı Hatice Özay’a talepleri olup olmadığını sordu. Özay, şikayetlerinin devam ettiğini ve gazetecilerin cezalandırılmasını istedi.

Yargılanan gazeteciler müdafi Devrim Avcı Özkurt söz alarak, TCK 299 maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğunu ve bu kapsamda Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapılmasını istedi.

Özkurt: “Cumhurbaşkanı artık tarafsız değildir. Bir siyasi partinin genel başkanı olduğunu hatırlatmak isterim. Nasıl ki CHP Genel Başkanı ile ilgili özel bir kanun bulunmuyorsa AKP Genel Başkanı içinde özel bir kanun bulunmaması gerekir. Bu durumda TCK 299 maddesi Anayasa’nın eşitlik maddesine aykırıdır.”

Sonrasında söz alan yargılanan gazeteciler müdafi avukatı Özcan Kılıç, Özkurt ile aynı taleplerde bulundu.

Mahkeme hakimi Nursel Bedir, talepler üzerine Erdoğan’ın avukatı Hatice Özbay’a söz verdi. Özbay, Anayasa Mahkemesi’nin daha önce yargılamaya ilişkin verdiği ret kararını hatırlatarak, başvurunun dosyayı sürüncemede bırakacağını ileri sürerek, talebin reddi yönünde talepte bulundu.

Mahkeme hakimi Bedir, bunun üzerine Anayasa Mahkemesi’ne aykırılık yönünden dosyanın gönderilmesi talebinin dosyaya bir katkı sunmayacağı görüşü ile talebi reddederek, yargılamaya son verip kararını açıkladı.


Duruşma Öncesi

Duruşma, saati olan 11.00’da başladı. Duruşma salonu önünde bir araya gelen izleyiciler hiçbir engel ile karşılaşmadan salona geçti. Ağır Ceza Mahkemelerinin aksine, güvenlik bariyerlerinin olmadığı bir duruşma salonu. Avukatlar, gazeteciler, sendika temsilcileri duruşmaya geldi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin görüleceği duruşma diğer salonlara göre çok daha küçük bir yerdi. Avukatlar ve sanıklar için ön tarafta, izleyici ve gazeteciler için ise arka kısımda oturma yeri ayarlandı. Duruşma salonunda ki sesler duruşmayı bazen böldüğü söylenebilir.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya yargılanan gazeteciler katılmazken, müdafi avukatları Özcan Kılıç ile Devrim Avcı Özkurt hazır bulundu. TGS, P24, DİSK Basın-İş temcileri, Evrensel ve Yeni Yaşam gazeteci çalışanları duruşmayı izledi.

Genel Gözlemler

Duruşmada olağanüstü herhangi bir gelişme yaşanmadı.


Aykol ve Kızılkaya’ya “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla 1 yıl 6’ar ay hapis cezası verdi. Mahkeme hakimi, gazetecilerin eylemlerini alenen gerçekleştirdiğini iddia ederek, 1 yıl 9’ar aya hapis cezasına yükselti.

Gazetecilerin aynı suçu değişik zamanlarda birden fazla defa işlediğini ileri süren mahkeme hakimi, cezayı 2 yıl 2 ay 8’er güne çıkardı. Gazetecilerin yargılama sürecindeki davranışlarına atıfta bulunan mahkeme hakimi, cezayı 1 yıl 10 ay 26’ar güne indirdi. Mahkeme hakimi, Kızılkaya için hükmün açıklanmasını geriye bırakılmasına karar vererek, 5 yıl süre ile denetimli serbestlik verdi.

Mahkeme hakimi, İhsan Çaralan içinde aynı suçtan 1 yıl hapis cezası verdi. Çaralan’ın eylemini alenen gerçekleştirdiğini ileri süren mahkeme hakimi, cezayı 1 yıl 2 aya çıkardı. Çaralan’ın yargılamada ki davranışlarını göz önünde bulunduran mahkeme hakimi, cezayı 11 ay 20 güne indirdi. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren mahkeme hakimi, 5 yıl süre ile denetimli serbestlik kararı verdi.

Eren Keskin hakkında ise aynı suçlama ile İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başka davaların devam ettiğini ve suçlama tarihini kapsadığı gerekçesi ile açılan davanın reddine karar verdi.

Social Media Trial About Çitil

Gazeteci İnan Kızılkaya ile birlikte altı gazeteci hakkında 2016 yılında dönemin Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı olan Musa Çitil’in şikayeti üzerine, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.

Çitil; Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki sokağa çıkma yasağının devam ettiği dönemde ilçede yürütülen askeri operasyonlara ilişkin “Kuşatmanın adı ‘Bayrak 12’, başındaki isim Musa Çitil” başlıklı haberden şikayetçi oldu. Haberde; askeri operasyonlara ilişkin gelişmelere ve operasyonun Musa Çitil tarafından yürütüldüğü aktarılmıştı.

Soruşturma, Şubat 2016’da Dicle Haber Ajansı’nda (DİHA) yayımlanan haberin, Özgür Gündem Gazetesi’nin sosyal medya hesabından da paylaşılmış olması gerekçesiyle gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya ve gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı da soruşturmaya dahil edildi. Bu isimlerin yanı sıra haberi sosyal medya hesaplarından paylaşan gazeteciler Çağdaş Kaplan, Ömer Çelik, Hamza Gündüz, Selman Çiçek ve gazeteci Abdulvahap Taş hakkında da soruşturma açıldı.

Musa Çitil’in, 18 Mayıs 2016’da Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği şikayet dilekçesinde, “Sosyal medya hesapları üzerinden propaganda yapıldığı, görev aldığı operasyonlar ile ilgili hedef haline getirildiğini” iddia etti. Savcılık, soruşturma kapsamında, gazetecilerin kullandıkları sosyal medya hesaplarını inceledi.

Kızılkaya ve diğer gazeteciler hakkındaki iddianame 31 Mayıs 2018’de tamamlandı.

Gazeteci İnan Kızılkaya ve diğer gazeteciler hakkındaki iddianame, Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Tufan Çaldıran tarafından 31 Mayıs 2018’de tamamlandı. Musa Çitil, iddianamede; “şikayetçi” olarak yer aldı.

İddianamede, Özgür Gündem Gazetesi’nin sosyal medya hesabındaki habere ilişkin paylaşımdan Kızılkaya sorumlu tutuldu. Burada, Kızılkaya’nın; gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü olduğu bilgisine yer verildi.

İddianamede; Kızılkaya’nın soruşturma aşamasında, farklı bir yargılama kapsamında tutuklu bulunduğu cezaevinden yaptığı savunmasına yer verildi. Kızılkaya ifadesinde özetle, görev aldığı gazetedeki haberlerin tümünün ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini kaydetti.

Savcı Çaldıran, haberde bir takım bilgi ve fotoğrafları yayınlayarak Çitil’in hedef gösterildiğini iddia etti.

İddianame, Kızılkaya; Terörle Mücadele Kanunu’nun 6/1 maddesi gereğince, “Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermekle” suçlandı. Hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası istendi. Kızılkaya’nın ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

Altısı gazeteci sekiz sanık hakkındaki iddianame, Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi.

Gazeteci İnan Kızılkaya ile birlikte altı gazetecinin yargılanmasına; Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 3 Ekim 2018’de görülen ilk duruşma ile başlandı. Kızılkaya, ilk duruşmaya katılmadı.

Yargılamanın ikinci duruşması, 13 Ocak 2019’a görüldü. Duruşmada Galip Akpınar başkanlığında, üyeler Hülya Yeşiller ve Birsen Özgümüş’ten oluşan mahkeme heyeti görev aldı. Duruşma savcısı Ahmet Faruk Karakuş idi.

Duruşmadan iki gün önce Çitil, Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla dosyaya 40 sayfalık bir şikayet dilekçesi daha sundu.

Çitil, ikinci dilekçesinde; gazetecilerin verdikleri ifadelerde “basın özgürlüğü kapsamında haber yaptık” yönündeki beyanlarına atıf yaptı. “Gerçek dışı haber yaparak iftira yaymak ve paylaşmak suretiyle şahsım başta olmak üzere bütün Jandarma Genel Komutanlığı mensuplarının ve diğer güvenlik güçlerinin terör örgütü karşısında icra ettiği başarılı operasyonları karalamaya çalıştıkları” iddiasında bulundu.

Dilekçede, yargılamanın ilk duruşma sonrasında farklı basın yayın organlarında çıkan haberler de eklendi. Dilekçede davaya katılma talebinde bulunan Çitil, gazetecilerin “en ağır şekilde cezalandırılmasını” da talep etti. Yargılamanın ikinci duruşmasında Çitil’in yargılamaya katılım talebi kabul edildi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 8 Mayıs 2019 günü görüldü. Bu duruşmada, mahkeme heyeti; Galip Akpınar’ın başkanlığında, üyeler Gülcan Odabaşı ve Hülya Yeşiller’den oluştu. Başka bir suçtan tutuklu olarak yargılanan Özgür Gündem Gazetesi’nin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’nın ifadesinin Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile alınmasına karar verildi. Avukat Resul Temur da gelen belgelere diyeceklerinin olmadığını ve savunmalarını tekrar ettiklerini belirtti.

Yargılamanın dördüncü duruşması 2 Ekim 2019 günü görüldü. Bu duruşmada, mahkeme heyeti; Enver Akman’ın başkanlığında, üyeler Mehmet Tur ve Tuçe Akdaş Meydan’dan oluştu. Duruşma savcısı Abdullah Kılıç, bu duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Kılıç, mütalaasında gazetecilerin; “paylaşımları ile Sur ilçesinde PKK’ye yönelik ‘Bayrak 12’ isimli operasyonda görev alan Musa Çitil’e ait birtakım bilgileri ve resmini paylaşarak müştekiyi hedef gösterdiğini” iddia etti. Gazetecilerin bu gerekçeyle cezalandırılmalarını talep etti. Avukat Resul Temur, esas hakkındaki mütalaaya katılmadıklarını belirtti. Mütalaa karşısında savunma için ek süre istedi.

Yargılamanın beşinci duruşması 18 Aralık 2019’da görüldü. Bu duruşmada, mahkeme heyeti; yine Enver Akman’ın başkanlığında, üyeler Mehmet Tur ve Nazım Tüzün’den oluştu. Duruşma savcısı Ömer Işık, önceki mütalaayı tekrar ettiklerini dile getirdi. Ancak heyet başkanı Akman, İnan Kızılkaya ve diğer gazetecilerin beraatine karar verdi.

İstinaf Süreci

Savcılık, beraat kararına itiraz etti. Dosya, itiraz üzerine istinaf mahkemesine taşındı. Yargılama istinaf davasında devam ediyor.

5. Standing - Dec. 18, 2019


Jandarma Genel Komutan Yardımcısı Korgeneral Musa Çitil, Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı görevinde bulunduğu dönemde yürüttüğü Sur Operasyonu’na dair “Kuşatmanın adı ‘Bayrak 12’, başındaki isim Musa Çitil” başlıklı haberi, sosyal medya hesaplarında paylaştıkları için yedisi gazeteci sekiz kişi hakkında suç duyurusunda bulundu.

Çitil, söz konusu haberle “hedef gösterildiği” iddiasıyla Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulundu. Bu şikayet üzerine Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Dicle Haber Ajansı’nın (DİHA) Haber Müdürü Ömer Çelik, DİHA muhabirleri Çağdaş Kaplan, Hamza Gündüz, Selman Çiçek ve gazeteci A. Vahap Taş ile haberi kapatılan Özgür Gündem gazetesinin resmi sosyal medya hesabında paylaşan gazetenin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ve gazetenin İmtiyaz Sahibi Kemal Sancılı ve S.G adlı bir sosyal medya kullanıcısı hakkında soruşturma başlatıldı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Şubat 2016’da yayınlanan haberi sosyal medya hesaplarında paylaştıkları gerekçesiyle yürüttüğü soruşturmayı tamamlayarak iddianame hazırladı. Cumhuriyet Savcısı Tufan Çaldıran’ın hazırladığı iddianamede, “Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” iddiasıyla yedi gazeteci için 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istendi.

DİHA muhabiri Selman Çiçek hakkında sosyal medya paylaşımları nedeniyle “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla ayrıca 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Gazeteciler savunmalarında haberi sosyal medya hesaplarında paylaştıklarını kabul ettiler.

İddianamede, DİHA muhabiri Selman Çiçek’in ayrıca sosyal medya hesabında yer alan paylaşımlarla örgütün cebir, şiddet eylemlerini övdüğü, meşru göstermeye çalışmak suretiyle üzerine atılı “örgüt propagandası yapmak” suçunu işlediği iddia edildi.

İddianamenin Diyarbakır 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edilmesi üzerine açılan davanın ilk duruşması 3 Ekim 2018’de görüldü.

Musa Çitil 16 Ocak’taki duruşmadan iki gün önce Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 40 sayfalık dilekçe sundu. Dilekçede, gazetecilerin verdikleri ifadelerinde “basın özgürlüğü kapsamında haber yaptık” beyanlarında bulunmasına atıfta bulunarak, “Söz konusu beyanların zamanlaması ve halen devam ettiği göz önüne alındığında ismimi ve resmimi paylaşarak bölücü terör örgütüne destek ve propaganda faaliyetlerine ısrarlı devam ettikleri; gerçek dışı haber yaparak iftira yaymak ve paylaşmak suretiyle şahsım başta olmak üzere bütün Jandarma Genel Komutanlığı mensuplarının ve diğer güvenlik güçlerinin terör örgütü karşısında icra ettiği başarılı operasyonları karalamaya çalıştıkları ve başarılı görev yapan personeli sindirmeye çalıştıkları sabittir” iddiasında bulundu.

Çitil’in dilekçesinde şikayetçi olduğu gazetecilere dair sunduğu ‘ek deliller’ ise, açılan dava ve ilk duruşmaya dair farklı basın-yayın organlarında çıkan haberler oldu. Mahkemeye sunduğu dilekçesinde Çitil, Mardin’in Derik ilçesinde 13 köylünün öldürülmesi suçlamasıyla hakkında açılan davaya dair Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen beraat kararı ve Yargıtay tarafından onama kararını da dilekçesine ekledi. Çitil, davaya katılmayı ve gazetecilerin en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti.

Davanın 4. duruşması 2 Ekim 2019’da görüldü. Duruşmada mütalaasını sunan savcı Abdullah Kılıç, sanıkların sosyal medya paylaşımları ile Sur ilçesinde PKK’ye yönelik Bayrak 12 isimli operasyonda görev alan Musa Çitil’i hedef gösterdiklerini söyledi. Bu nedenle Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek suçunu işledikleri, 3713 Sayılı TMK’nın 6/1 maddesince cezalandırılmalarını istedi. Duruşma gazeteci ve avukatların ek savunma için süre talebinin kabulüyle 18 Aralık 2019’a bırakıldı. Davanın son duruşmasında mahkeme heyeti atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle gazetecilerin beraatlerine karar verdi.


Duruşma 09.50 olarak belirlenmesine rağmen 10.30’da başladı. Enver Akman başkanlığında üye hakimler Ramazan Dündar ile Mehmet Tur’dan oluuşan mahkeme heyeti ve duruşma savcısı Nazım Tüzün yerini aldı.

Duruşmada Kemal Sancılı’nın ara duruşmada tutuklu bulunduğu Edirne Kapalı Cezaevi’nden tahliye edildiği için Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile hazır edilmemişti.

Mahkeme Başkanı Abdulvahap Taş’a “Eğer senin hakkında bugün karar verirsek hükmün geri bırakılmasını ister misin?” diye sordu.

Abdulvahap Taş beyanında sadece haber amaçlı paylaşım yaptığını, bunun suç olmadığını, kimseyi ifşa etmediğini ve hedef göstermediğini belirterek öncelikle beraatini aksi takdirde hükmün geri bırakılmasını talep ettiğini söyledi.

Savcı önceki mütalaayı tekrar ettiklerini belirtti. Yapılan yargılama, sanık beyanları ve tüm dosya kapsamında sanıkların dosyada yer alan paylaşımları ile Sur ilçesinde PKK örgütüne yönelik Bayrak 12 isimli operasyonda görev alan Musa Çitil’e ait birtakım bilgileri ve resmini paylaşarak müştekiyi hedef gösterdiğini söyledi. Bu nedenle sanıkarın “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” suçunu işlediklerini ve Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 6/1 maddesince cezalandırılmalarını istedi.


Duruşma Öncesi

Duruşma Diyarbakır Adliyesi’ndeki 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşma 9:50 olarak belirlenmesine rağmen 10:30’da yapıldı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü mahkeme salonu, Diyarbakır Adliyesi’ndeki standart salonlardan birisiydi. Duruşma salonunun bulunduğu koridorda iki ayrı yere bariyer konulmuştu. Salon havalandırılmış ve temizdi.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya Abdulvahap Taş avukatı Resul Temur ile birlikte katıldı. Duruşmayı Susma 24 Platformu’ndan Özkan Küçük, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Diyarbakır Şube Başkanı Mahmut Oral, TGS avukatlarından Ülkü Şahin, iki gazeteci izledi.

Genel Gözlemler

Duruşmayı adliye koridorunda bekleyen üç sivil polis, izleyici sıralarından izledi. Kemal Sancılı’nın ara duruşmada tahliye edildiğini mahkeme başkanı mübaşirden öğrendi. Sanık Abdulvahap Taş savunmasını yaptıktan sonra mahkeme başkanı “Beraatimi istiyorum” diyorsun değil mi diye sorarak hatırlatmada bulundu.


Mahkeme heyeti duruşmaya 10 dakika ara verdikten sonra kararını verdi.

Heyet, haklarında her ne kadar “terörle mücadele operasyonlarında görevli kişileri hedef göstermek” gerekçesiyle dava açılmışsa da üzerlerine “atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı” gerekçesiyle sanıkların beraatlerine karar verdi.

4. Standing - Oct. 2, 2019


Jandarma Genel Komutan Yardımcısı Korgeneral Musa Çitil, Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı görevinde bulunduğu dönemde yürüttüğü Sur Operasyonu’na dair “Kuşatmanın adı ‘Bayrak 12’, başındaki isim Musa Çitil” başlıklı haberi, sosyal medya hesaplarında paylaştıkları için yedisi gazeteci sekiz kişi hakkında suç duyurusunda bulundu.

Çitil, söz konusu haberle “hedef gösterildiği” iddiasıyla Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulundu. Bu şikayet üzerine Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Dicle Haber Ajansı’nın (DİHA) Haber Müdürü Ömer Çelik, DİHA muhabirleri Çağdaş Kaplan, Hamza Gündüz, Selman Çiçek ve gazeteci A. Vahap Taş ile haberi kapatılan Özgür Gündem gazetesinin resmi sosyal medya hesabında paylaşan gazetenin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ve gazetenin İmtiyaz Sahibi Kemal Sancılı ve S.G adlı bir sosyal medya kullanıcısı hakkında soruşturma başlatıldı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Şubat 2016’da yayınlanan haberi sosyal medya hesaplarında paylaştıkları gerekçesiyle yürüttüğü soruşturmayı tamamlayarak iddianame hazırladı. Cumhuriyet Savcısı Tufan Çaldıran’ın hazırladığı iddianamede, “Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” iddiasıyla yedi gazeteci için 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istendi.

DİHA muhabiri Selman Çiçek hakkında sosyal medya paylaşımları nedeniyle “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla ayrıca 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Gazeteciler savunmalarında haberi sosyal medya hesaplarında paylaştıklarını kabul ettiler.

İddianamede, DİHA muhabiri Selman Çiçek’in ayrıca sosyal medya hesabında yer alan paylaşımlarla örgütün cebir, şiddet eylemlerini övdüğü, meşru göstermeye çalışmak suretiyle üzerine atılı “örgüt propagandası yapmak” suçunu işlediği iddia edildi.

İddianamenin Diyarbakır 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edilmesi üzerine açılan davanın ilk duruşması 3 Ekim 2018’de görüldü.

Musa Çitil 16 Ocak’taki duruşmadan iki gün önce Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 40 sayfalık dilekçe sundu. Dilekçede, gazetecilerin verdikleri ifadelerinde “basın özgürlüğü kapsamında haber yaptık” beyanlarında bulunmasına atıfta bulunarak, “Söz konusu beyanların zamanlaması ve halen devam ettiği göz önüne alındığında ismimi ve resmimi paylaşarak bölücü terör örgütüne destek ve propaganda faaliyetlerine ısrarlı devam ettikleri; gerçek dışı haber yaparak iftira yaymak ve paylaşmak suretiyle şahsım başta olmak üzere bütün Jandarma Genel Komutanlığı mensuplarının ve diğer güvenlik güçlerinin terör örgütü karşısında icra ettiği başarılı operasyonları karalamaya çalıştıkları ve başarılı görev yapan personeli sindirmeye çalıştıkları sabittir” iddiasında bulundu.

Çitil’in dilekçesinde şikayetçi olduğu gazetecilere dair sunduğu ‘ek deliller’ ise, açılan dava ve ilk duruşmaya dair farklı basın-yayın organlarında çıkan haberler oldu. Mahkemeye sunduğu dilekçesinde Çitil, Mardin’in Derik ilçesinde 13 köylünün öldürülmesi suçlamasıyla hakkında açılan davaya dair Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen beraat kararı ve Yargıtay tarafından onama kararını da dilekçesine ekledi. Çitil, davaya katılmayı ve gazetecilerin en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti.

Davanın 4. duruşması 2 Ekim 2019’da görüldü. Duruşmada mütalaasını sunan savcı Abdullah Kılıç, sanıkların sosyal medya paylaşımları ile Sur ilçesinde PKK’ye yönelik Bayrak 12 isimli operasyonda görev alan Musa Çitil’i hedef gösterdiklerini söyledi. Bu nedenle Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek suçunu işledikleri, 3713 Sayılı TMK’nın 6/1 maddesince cezalandırılmalarını istedi. Duruşma gazeteci ve avukatların ek savunma için süre talebinin kabulüyle 18 Aralık 2019’a bırakıldı.



Next Trial: Dec. 18, 2019, 9 a.m.


Duruşmada mahkeme heyeti, Enver Akman başkanlığında üye hâkimler Mehmet Tur ve Tuğçe Akdaş Meydan’dan oluştu. Duuruşma savcısı Abdullah Kılıç idi.

Mahkeme başkanı sanık S.G. hakkındaki yakalama emrinin infaz edilmediğini açıkladı. Kemal Sancılı önceki savunmalarını tekrar ettiğini söyledi. Avukat Resul Temur da eksiklerin giderilmesini istedi.

Duruşmada mütalaasını sunan savcı Abdullah Kılıç, sanıkların sosyal medya paylaşımları ile Sur ilçesinde PKK’ye yönelik Bayrak 12 isimli operasyonda görev alan Musa Çitil’i hedef gösterdiklerini söyledi. Savcı sanıkların “Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” suçunu işlediklerini ve Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 6/1 maddesince cezalandırılmalarını istedi.
Savcının mütalaasının ardından avukat Resul Temur mütalaaya katılmadıklarını, savunma için süre istediklerini belirtti.


Mahkeme heyeti, duruşmaya ara vermeden kararını şu şekilde açıkladı.

Sanık avukatlarının verilen mütalaaya yönelik savunma hazırlanması için süre verildi.

Sanık S.G. hakkındaki yakalama emrinin infazının beklenmesine, akıbetinin sorulmasına; başka suçtan tutuklu Kemal Sancılı’nın tutuklu olması halinde SEGBİS sistemiyle hazır edilmesi için cezaevi müdürlüğüne müzekkere yazılmasına; tutuksuz sanık Abdulvahap Taş’ın savunma yapması için duruşmada hazır edilmesine karar verdi.

Yargılamanın bir sonraki duruşması 18 Aralık 2019 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma Diyarbakır Adliyesi’ndeki 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşma saati 10.10 olarak belirtilmesine rağmen saat 09.15’te yapıldı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü mahkeme salonu, Diyarbakır Adliyesi’ndeki standart salonlardan birisiydi. Duruşma salonunun bulunduğu koridorda iki ayrı yere bariyer konulmuştu. Salon havalandırılmış ve temizdi.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sadece Edirne F Tipi Cezaevi’nde başka bir suçtan tutuklu Kemal Sancılı Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Duruşmada avukat Resul Temur ve tutuksuz yargılanan Selman Çiçek hazır bulundu. Çağdaş Kaplan, Ömer Çelik, İnan Kızılkaya, Abdulvahap Taş, Selman Çiçek ve Hamza Gündüz duruşmaya katılmadı.

Genel Gözlemler

Çok kısa süren duruşmada olağanüstü bir durum yaşanmadı.

3. Standing - May 8, 2019


Jandarma Genel Komutan Yardımcısı Korgeneral Musa Çitil, Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı görevinde bulunduğu dönemde yürüttüğü Sur Operasyonu’na dair “Kuşatmanın adı ‘Bayrak 12’, başındaki isim Musa Çitil” başlıklı haberi sosyal medya hesaplarında paylaştıkları için yedisi gazeteci sekiz kişi hakkında suç duyurusunda bulundu.

Çitil, söz konusu haberle “hedef gösterildiği” iddiasıyla Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulundu. Bu şikayet üzerine KHK ile kapatılan DİHA’nın Haber Müdürü Ömer Çelik, DİHA muhabirleri Çağdaş Kaplan, Hamza Gündüz, Selman Çiçek ve gazeteci Abdulvahap Taş ile haberi kapatılan Özgür Gündem gazetesinin resmi sosyal medya hesabında paylaşan gazetenin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ve gazetenin İmtiyaz Sahibi Kemal Sancılı hakkında soruşturma başlatıldı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Şubat 2016’da yayınlanan haberi sosyal medya hesaplarında paylaştıkları gerekçesiyle yedi gazeteci hakkında yürüttüğü soruşturmayı tamamlayarak iddianame hazırladı. Cumhuriyet Savcısı Tufan Çaldıran’ın hazırladığı iddianamede, “Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” iddiasıyla yedi gazeteci için 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istendi.  

DİHA muhabiri Selman Çiçek hakkında sosyal medya paylaşımları nedeniyle “örgüt propagandası yapmak”  iddiasıyla ayrıca 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İfadesi alınan gazetecilerin savunmaları ve paylaşımları incelendiğinde de paylaşımları yaptıkları ve bunu kabul ettikleri belirtilen iddianamede, şu değerlendirme bulunuldu:

“Yapılan soruşturma sonucunda yukarıda yer verilen ve dosya arasına alınan paylaşımlar ile Sur ilçesinde PKK/KCK terör örgütüne yönelik operasyonlarda görev alan müştekiye ait bir takım bilgileri ve resmi yayınlamak suretiyle  müştekiyi hedef göstermek suretiyle üzerlerine atılı terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek suçunu işledikleri…”

İddianamede, DİHA muhabiri Selman Çiçek’in sosyal medya hesabında yer alan paylaşımlarla örgütün cebir, şiddet eylemlerini övdüğü, meşru göstermeye çalışmak suretiyle üzerine atılı “örgüt propagandası yapmak” suçunu işlediği iddia edildi.

İddianamenin Diyarbakır 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edilmesi üzerine açılan davanın ilk duruşması 3 Ekim 2018’de görüldü.

Musa Çitil 16 Ocak’taki duruşmadan iki gün önce Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 40 sayfalık dilekçe sundu. Dilekçede, gazetecilerin verdikleri ifadelerinde “basın özgürlüğü kapsamında haber yaptık” beyanlarında bulunmasına atıfta bulunarak, “Söz konusu beyanların zamanlaması ve halen devam ettiği göz önüne alındığında ismimi ve resmimi paylaşarak bölücü terör örgütüne destek ve propaganda faaliyetlerine ısrarlı devam ettikleri; gerçek dışı haber yaparak iftira yaymak ve paylaşmak suretiyle şahsım başta olmak üzere bütün Jandarma Genel Komutanlığı mensuplarının ve diğer güvenlik güçlerinin terör örgütü karşısında icra ettiği başarılı operasyonları karalamaya çalıştıkları ve başarılı görev yapan personeli sindirmeye çalıştıkları sabittir” iddiasında bulundu.

Çitil’in dilekçesinde şikayetçi olduğu gazetecilere dair sunduğu ‘ek deliller’ ise, açılan dava ve ilk duruşmaya dair farklı basın-yayın organlarında çıkan haberler oldu. Mahkemeye sunduğu dilekçesinde Çitil, Mardin’in Derik ilçesinde 13 köylünün öldürülmesi suçlamasıyla hakkında açılan davaya dair Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen beraat kararı ve Yargıtay tarafından onama kararını da dilekçesine ekledi. Çitil, davaya katılma talebinin olduğunu, gazetecilerin en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti.



Next Trial: Oct. 2, 2019, 9 a.m.


Mahkeme heyeti Galip Akpınar (Başkan), Gülcan Onbaşı ve Hülya Yeşiller’den oluştu. Duruşma savcısı Ahmet Faruk Karakuş idi.

Duruşmada gazeteci olmayan tek sanık S.G. hakkındaki yakalama emrinin infaz edilmediği görüldü.

Kemal Sancılı önceki savunmalarını tekrar ettiğini söyledi. Bir önceki celse kendisi hakkında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamanın devam ettiğini belirtmesi üzerine gönderilen yazıya cevap verildiği belirtildi.

Avukat Resul Temur da gelen belgelere diyeceklerinin olmadığını ve savunmalarını tekrar ettiklerini belirtti.


Mahkeme heyeti, duruşmaya ara vermeden kararını verdi.

Sanık S.G. hakkındaki yakalama emrinin infazının beklenmesine, akıbetinin sorulmasına, başka suçtan tutuklu Kemal Sancılı’nın tutuklu olması halinde SEGBİS sistemiyle hazır edilmesi için cezaevi müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verdi.

Bir sonraki duruşma 2 Ekim 2019 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma Diyarbakır Adliyesi’ndeki 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşma belirlenen saatte yapıldı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü mahkeme salonu, Diyarbakır Adliyesi’ndeki standart salonlardan birisiydi. Duruşma salonunun bulunduğu koridorda iki ayrı yere bariyer konulmuştu. Salon havalandırılmış ve temizdi.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sadece Edirne F Tipi Cezaevi’nde başka bir suçtan tutuklu Kemal Sancılı Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Avukat Resul Temur de hazır bulundu.

Genel Gözlemler

Çok kısa süren duruşmada olağanüstü bir durum yaşanmadı.

Duruşma için isimler okunmasına rağmen araya iki duruşma daha alınarak bekletildi. Mahkemede olağanüstü bir durum yaşanmadı.

2. Standing - Jan. 16, 2019


Jandarma Genel Komutan Yardımcısı Korgeneral Musa Çitil, Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı görevinde bulunduğu dönemde yürüttüğü Sur Operasyonu’na dair “Kuşatmanın adı ‘Bayrak 12’, başındaki isim Musa Çitil” başlıklı haberi sosyal medya hesaplarında paylaştıkları için yedisi gazeteci sekiz kişi hakkında suç duyurusunda bulundu.

Çitil, söz konusu haberle “hedef gösterildiği” iddiasıyla Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulundu. Bu şikayet üzerine KHK ile kapatılan DİHA’nın Haber Müdürü Ömer Çelik, DİHA muhabirleri Çağdaş Kaplan, Hamza Gündüz, Selman Çiçek ve gazeteci Abdulvahap Taş ile haberi kapatılan Özgür Gündem gazetesinin resmi sosyal medya hesabında paylaşan gazetenin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ve gazetenin İmtiyaz Sahibi Kemal Sancılı hakkında soruşturma başlatıldı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Şubat 2016’da yayınlanan haberi sosyal medya hesaplarında paylaştıkları gerekçesiyle yürüttüğü soruşturmayı tamamlayarak iddianame hazırladı. Hazırlanan iddianamede, “Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” iddiasıyla yedi gazeteci için 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istendi. DİHA muhabiri Selman Çiçek hakkında sosyal medya paylaşımları nedeniyle “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla ayrıca 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianameyi hazırlayan Cumhuriyet Savcısı Tufan Çaldıran, ifadesi alınan gazetecilerin savunmaları ve paylaşımları incelendiğinde de paylaşımları yaptıkları ve bunu kabul ettiklerini belirtti.

Çaldıran iddianamede şu değerlendirme bulunuldu:

“Yapılan soruşturma sonucunda yukarıda yer verilen ve dosya arasına alınan paylaşımlar ile Sur ilçesinde PKK/KCK terör örgütüne yönelik operasyonlarda görev alan müştekiye ait bir takım bilgileri ve resmi yayınlamak suretiyle  müştekiyi hedef göstermek suretiyle üzerlerine atılı terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek suçunu işledikleri…”

İddianamenin Diyarbakır 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edilmesi üzerine açılan davanın ilk duruşması 3 Ekim 2018’de görüldü.

Musa Çitil 16 Ocak’taki duruşmadan iki gün önce Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 40 sayfalık dilekçe sundu. Dilekçede, gazetecilerin verdikleri ifadelerinde “basın özgürlüğü kapsamında haber yaptık” beyanlarında bulunmasına atıfta bulunarak, “Söz konusu beyanların zamanlaması ve halen devam ettiği göz önüne alındığında ismimi ve resmimi paylaşarak bölücü terör örgütüne destek ve propaganda faaliyetlerine ısrarlı devam ettikleri; gerçek dışı haber yaparak iftira yaymak ve paylaşmak suretiyle şahsım başta olmak üzere bütün Jandarma Genel Komutanlığı mensuplarının ve diğer güvenlik güçlerinin terör örgütü karşısında icra ettiği başarılı operasyonları karalamaya çalıştıkları ve başarılı görev yapan personeli sindirmeye çalıştıkları sabittir” iddiasında bulundu.

Çitil’in dilekçesinde şikayetçi olduğu gazetecilere dair sunduğu ‘ek deliller’ ise, açılan dava ve ilk duruşmaya dair farklı basın-yayın organlarında çıkan haberler oldu.  Mahkemeye sunduğu dilekçesinde Çitil, Mardin’in Derik ilçesinde 13 köylünün öldürülmesi suçlamasıyla hakkında açılan davaya dair Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen beraat kararı ve Yargıtay tarafından onama kararını da dilekçesine ekledi. Çitil, davaya katılma talebinin olduğunu, gazetecilerin en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti.



Next Trial: May 8, 2019, midnight


Duruşma saati 10.10 olarak belirlenmesine rağmen 11:40’da başladı. Mahkeme heyetinde, Galip Akpınar başkanlığında Birsen Özgümüş ve Hülya Yeşiller görev aldı.

Savcı Ahmet Faruk Karakuş verdiği mütalaada; Musa Çitil’in suçtan zarar görme ihtimaline karşı katılan olarak kabulüne, sanık S.G. hakkındaki yakalama emrinin devamına ve sanıklardan Kemal Sancılı hakkında yazılı savunma yapılması için gelecek celseye kadar süre verilmesini mütalaa etti.

Duruşmada Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde başka bir suçtan tutuklu Özgür Gündem Gazetesi İmtiyaz Sahibi Kemal Sancılı Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Avukat Resul Temur de hazır bulundu. Mahkeme heyetinin tebligat yoluyla şikayet ve delillerini sunmasını istediği Çitil’in, Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 40 sayfalık dilekçe sunduğu belirtildi. Mahkeme Başkanı, Çitil’in davaya katılma talebinin olduğunu söyledi.

Kemal Sancılı, beyanlarında, “ben müştekiyi tanımıyorum, suçlamaları da kabul etmiyorum” dedi. Özgür Gündem Gazetesinin İmtiyaz Sahibi olduğunu, müşteki ile ilgili herhangi bir yazısının bulunmadığını söyleyen Sancılı, “Konuya ilişkin İstanbul 23. ve 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden davalarım var. Beraatimi istiyorum” dedi. Avukat Resul Temur da söz konusu internet sitesinin Özgür Gündem ANF uzantılı olduğunu, müvekkile isnat edilen suçun gerçekten Özgür Gündem gazetesine ait olup olmadığının incelenmesini istedi.

Avukat Temur, müşteki Çitil’in davaya katılma talebini kabul etmediklerini belirterek, ayrıca yazılı savunma için süre istedi.


Mahkeme Başkanı Galip Akpınar duruşmaya ara vermeden kararını verdi. Müşteki Musa Çitil’in suçtan zarar görme ihtimaline binaen kamu davasına katılan olarak kabulüne karar verdi. Sanık Kemal Sancılı’nın bu celsedeki beyanları dikkate alınarak, hakkında kamu davası bulunup bulunmadığının İstanbul 23. ve 27. Ağır Ceza Mahkemelerine sorulmasına karar verildi.

Davanın bir sonraki duruşması 8 Mayıs 2019 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma Diyarbakır Adliyesi’ndeki 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. İzleyicilerin duruşma salonunun bulunduğu koridora geçişine izin verildi. Duruşma salona girişte herhangi bir üst araması yapılmadı. Basın mensuplarına basın kartı sorulmadı. Duruşma saati 10.10 olarak belirlenmesine rağmen 11:40’da başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü mahkeme salonu, Diyarbakır Adliyesi’ndeki standart salonlardan birisiydi. Duruşma salonunun bulunduğu koridorda iki ayrı yere bariyer konulmuştu. Salon havalandırılmış ve temizdi.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya tutuksuz yargılanan Abdulavahap Taş katıldı. İzleyici olarak sadece Mezopotamya Haber Ajansı muhabiri katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşma için isimler okunmasına rağmen araya iki duruşma daha alınarak bekletildi. Mahkemede olağanüstü bir durum yaşanmadı.

Social Media Trial About Çitil (Indictment)

Social Media Trial About Çitil 2. Standing (Minutes of the Hearing)

Social Media Trial About Çitil 4. Standing (Minutes of the Hearing)

Social Media Trial About Çitil 5. Standing (Minutes of the Hearing)

İnan Kızılkaya-Özgür Gündem Propangada Davası

Gazeteci İnan Kızılkaya’nın sorumlu yazı işleri müdürlüğü görevini yaptığı Özgür Gündem Gazetesi, Şubat 2016’da, Başbakanlık İletişim Merkezi’ne (BİMER) şikayet edildi. İhbarı, Rize Emniyet Müdürlüğü değerlendirdi. Müdürlük, gazetenin internet sitesinde yer alan haberleri raporlaştırarak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü de gazetenin internet sitesi üzerinden ayrıca bir çalışma yürüttü.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Rize Emniyet Müdürlüğü’nün gönderdiği beş ayrı haber üzerinden soruşturma başlattı. Soruşturmada, gazetenin; “terör örgütü propagandası yaptığı” iddia edildi. Kızılkaya’nın, Özgür Gündem Gazetesi’nin internet sitesinden sorumlu olduğu belirtildi.

Kızılkaya ile birlikte gazetenin sahibi Kemal Sancılı hakkındaki iddianame 22 Mart 2017’de tamamlandı.

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya ile gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı hakkındaki iddianame, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu savcılarından Murat İnam tarafından 22 Mart 2017’de tamamlandı. İddianame iki sayfadan oluştu.

İddianamede, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nün gazetenin internet sitesi üzerinde yaptığı incelemenin ardından hazırlanan tespit tutanağı aktarıldı. Tutanak uyarınca, iddianamede; Özgür Gündem Gazetesi’nin internet sitesinde yayınlanan beş ayrı haber başlıkları ile birlikte sıralandı.

Buna göre; 4 Nisan 2016’da yayımlanan “Her çalışmada sorumluluk aldı”, 12 Mayıs 2016’da yayımlanan “Yürüyüşlerle, protestolarla, serhıldanlarla yayılan birleşik direnişin karşısında hiçbir güç duramaz”, 21 Haziran 2016’da yayımlanan “Zinan ve Sema Yüce anıldı”, “400 kurumla özgürlük nöbeti” ve “HBDH: Her yeri direniş alanına çevirelim” başlıklı haberler suçlama konusu yapıldı.

Savcı Murat İnam, bu haberlerde; “PKK/KCK silahlı terör örgütü ve bu örgüte bağlı alt örgütlerin; cebir, şiddet içeren eylemlerinin övücü, bu eylemleri meşru göstermeye çalışarak propagandasının yapıldığını” iddia etti.

Kızılkaya, iddianame ile; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesinde düzenlenen, “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası istendi.

Kızılkaya’nın ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi kapsamında, “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

Özgür Gündem Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ve gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı hakkındaki yargılama; 9 Kasım 2017’de, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı. Bu duruşmada, mahkeme heyeti; Abdurrahman Orkun Dağ’ın başkanlığında, üyeler Seval Alaçam Sağlam ile Halit İçdemir’den oluştu. Duruşma savcılığı görevini ise Onur Ekinci yürüttü. İnan Kızılkaya, bu duruşmaya katılmadı. Kızılkaya’yı duruşmada, avukatı Özcan Kılıç temsil etti.

Avukat Kılıç, suçlanan haberlerin yayınlandığı tarihlerde Kızılkaya’nın gazete ile herhangi bir ilişkisinin olmadığını belirtti. Haberlerin yayınlandığı tarihlerde gazetenin sorumlu yazı işleri müdürünün Reyhan Çapan olduğunu dile getirdi. Duruşma; haberlerin, yayınlandığı tarihlerde gazetenin sorumlu yazı işleri müdürünün kim olduğunun tespiti için ertelendi.

Yargılamanın ikinci duruşması 23 Kasım 2017’de görüldü. Bu duruşmada, mahkeme heyeti; Abdurrahman Orkun Dağ’ın başkanlığında, üyeler Halit İçdemir ve Hüseyin Çoban’dan oluştu. Duruşma savcılığı görevini ise Onur Ekinci yürüttü.

Kızılkaya; gazetenin sorumlu yazı işleri müdürlüğü görevini 27 Mart 2016 ile 16 Ağustos 2016 tarihleri arasında yürüttüğünü ve gazetenin sadece basılı nüshalarından sorumlu olduğunu belirtti. Gazetenin internet sayfası bakımından, sorumlu yazı işleri müdürlüğünün söz konusu olmadığını söyledi. Kızılkaya, “İnternet ucu açık bir uygulama olup bazılarında vatandaşlar kendileri paylaşım yapmaktadır. İnternet gazetesinin sorumlu yazı işleri müdürlüğü için bir görevlendirme yoktur. Gazetenin basılı nüshaları yönünden sorumlu yazı işleri müdürü olan şahıs aynı zamanda internet gazetesinin sorumlu yazı işleri müdürü değildir. Gazete ve ikisi birbirinden farklıdır” dedi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 5 Nisan 2018’de görüldü. Kızılkaya, bu duruşmaya katılmadı. Duruşmada Kızılkaya’yı, avukatı Özcan Kılıç temsil etti. Yargılamanın dördüncü duruşmasında; internet sitesinde yayımlanan haberlerde imzaları olan Fırat Benli ve İsmet Ariş’in tanık olarak dinlenmesine karar verildi. İddianamede sıralanan haberlerin yayınlandığı tarihlerde sorumlu yazı işleri müdürünün kim olduğunun; yazı işleri müdürünün internet sayfası sorumlu müdürü ile aynı kişi olup olmadığının İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne sorulmasına karar verildi.

Yargılamanın beşinci duruşması 8 Ocak 2019’da görüldü. Bu duruşmada, mahkeme heyeti; Tamer Keskin’in başkanlığında, üyeler Ebru Altun Ergül ve Simge İncedal’dan oluştu. Duruşma savcılığı görevini ise Murat Demircioğlu yürüttü. Duruşmaya sadece avukat Özcan Kılıç katıldı. Kılıç, bu dosyanın; İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve kamuoyunda “Özgür Gündem Ana Davası” olarak bilinen yargılama dosyası ile birleştirilmesini talep etti. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın altıncı duruşması 26 Mart 2019’da görüldü. Duruşmada, mahkeme heyeti değişmedi. Duruşma savcılığı görevini Adnan Ok yürüttü. İnan Kızılkaya’nın dosyalarının birleştirilmesi ile ilgili talebe, “Özgür Gündem Ana Davası’nı” yürüten mahkemeden yanıt gelmediği görüldü. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın yedinci duruşması 13 Haziran 2019’da görüldü. Mahkemeden beklenen yazı bu duruşmada da gelmedi. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın sekizinci duruşması 2 Ekim 2019’da görüldü. Bu duruşmada, mahkeme heyeti; Tamer Keskin’in başkanlığında, üyeler Fatih Akgün ve Kürşad Bektaş’tan oluştu. Duruşma savcılığı görevini ise Korkmaz Gülsün yürüttü. Mahkeme, dosyanın; esas hakkında mütalaanın hazırlanması için savcılığa gönderilmesine karar verdi.

Yargılamanın dokuzuncu duruşması 28 Kasım 2019’da görüldü. Bu duruşmada, mahkeme heyeti; Ersin Öztürk’ün başkanlığında, üyeler Fatih Akgün ve Kürşad Bektaş’tan oluştu. Duruşma savcılığı görevini yine Korkmaz Gülsün yürüttü.

Savcı Korkmaz Gülsün, bu duruşmada, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. İddianamede, Kızılkaya hakkında; “terör örgütü propagandası” iddiasıyla hapis cezası istenmişti. Ancak savcı, “terör örgütü propagandası” suçunun “zincirleme şekilde işlendiğini iddia etti. Savcının suç vasfını değiştirmesiyle, Kızılkaya hakkında istenen ceza; “1 yıldan 5 yıla kadar” hapis cezasından “1 yıl 3 aydan 8 yıl 9 aya” çıktı. Duruşma, esas hakkındaki savunmanın alınması için ertelendi.

Yargılamanın 10. duruşması 10 Aralık 2019’da görüldü. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, Kızılkaya hakkında açılan bu dosyanın “Özgür Gündem Ana Davası’nın” dosyası ile birleştirilmesine onay vermedi. Bu yargılamayı yürüten bu mahkeme; dosyayı, uyuşmazlığın çözülmesi amacıyla Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderdi.

Yargılama, 26 Mart 2020’de görülecek 11. duruşma ile sürecek.

10. Standing - Dec. 10, 2019


Gazeteci İnan Kızılkaya’nın sorumlu yazı işleri müdürlüğü görevini yaptığı Özgür Gündem Gazetesi, Şubat 2016’da, Başbakanlık İletişim Merkezi’ne (BİMER) şikayet edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Rize Emniyet Müdürlüğü’nün gönderdiği beş ayrı haber üzerinden soruşturma başlattı. Soruşturmada, gazetenin; “terör örgütü propagandası yaptığı” iddia edildi.

Kızılkaya ile birlikte gazetenin sahibi Kemal Sancılı hakkındaki iddianame 22 Mart 2017’de tamamlandı.

4 Nisan 2016’da yayımlanan “Her çalışmada sorumluluk aldı”, 12 Mayıs 2016’da yayımlanan “Yürüyüşlerle, protestolarla, serhıldanlarla yayılan birleşik direnişin karşısında hiçbir güç duramaz”, 21 Haziran 2016’da yayımlanan “Zinan ve Sema Yüce anıldı”, “400 kurumla özgürlük nöbeti” ve “HBDH: Her yeri direniş alanına çevirelim” başlıklı haberler suçlama konusu yapıldı.

Savcı Murat İnam, bu haberlerde; “PKK/KCK silahlı terör örgütü ve bu örgüte bağlı alt örgütlerin; cebir, şiddet içeren eylemlerinin övücü, bu eylemleri meşru göstermeye çalışarak propagandasının yapıldığını” iddia etti.

Kızılkaya, iddianame ile; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesinde düzenlenen, “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası istendi.

Yargılama; 9 Kasım 2017’de, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı.

Avukat Özcan Kılıç, suçlanan haberlerin yayınlandığı tarihlerde Kızılkaya’nın gazete ile herhangi bir ilişkisinin olmadığını belirtti. Haberlerin yayınlandığı tarihlerde gazetenin sorumlu yazı işleri müdürünün Reyhan Çapan olduğunu dile getirdi. Duruşma; haberlerin, yayınlandığı tarihlerde gazetenin sorumlu yazı işleri müdürünün kim olduğunun tespiti için ertelendi.

Yargılamanın ikinci duruşması 23 Kasım 2017’de görüldü. Kızılkaya; gazetenin sorumlu yazı işleri müdürlüğü görevini 27 Mart 2016 ile 16 Ağustos 2016 tarihleri arasında yürüttüğünü ve gazetenin sadece basılı nüshalarından sorumlu olduğunu belirtti. Yargılamanın dördüncü duruşmasında mahkeme; iddianamede sıralanan haberlerin yayınlandığı tarihlerde sorumlu yazı işleri müdürünün kim olduğunun; yazı işleri müdürünün internet sayfası sorumlu müdürü ile aynı kişi olup olmadığının İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne sorulmasına karar verdi.

Yargılamanın beşinci duruşması 8 Ocak 2019’da görüldü. Avukat Özcan Kılıç, bu dosyanın; İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve kamuoyunda “Özgür Gündem Ana Davası” olarak bilinen yargılama dosyası ile birleştirilmesini talep etti.

Yargılamanın dokuzuncu duruşması 28 Kasım 2019’da görüldü.

Savcı Korkmaz Gülsün, bu duruşmada, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. İddianamede, Kızılkaya hakkında; “terör örgütü propagandası” iddiasıyla hapis cezası istenmişti. Ancak savcı, “terör örgütü propagandası” suçunun “zincirleme şekilde işlendiğini iddia etti. Savcının suç vasfını değiştirmesiyle, Kızılkaya hakkında istenen ceza; “1 yıldan 5 yıla kadar” hapis cezasından “1 yıl 3 aydan 8 yıl 9 aya” çıktı. Duruşma, esas hakkındaki savunmanın alınması için ertelendi.

Yargılamanın 10. duruşması 10 Aralık 2019’da görüldü.



Next Trial: March 26, 2020, 9:30 a.m.


Bu duruşmada, mahkeme heyeti; Ersin Öztürk başkanlığında, üyeler Fatih Akgün ve Kürşad Bektaş’tan oluştu. Duruşma savcılığı görevini ise Korkmaz Gülsün yürüttü.

14.10’a başlaması beklenen duruşma, yaklaşık olarak bir saat geç, 15:05’te başladı. İnan Kızılkaya duruşmaya katılmadı. Duruşmada, Kızılkaya’yı; avukatı Sercan Korkmaz temsil etti.

Avukat Korkmaz, esas hakkındaki savunmasını sundu. Korkmaz; dosyanın İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden “Özgür Gündem Ana Davası” ile birleştirilmesini talebine yineledi. Korkmaz, “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamasından ceza verildiği durumda, “terör örgütü propagandası” suçundan ceza verilemeyeceğini ifade etti.

Mahkeme başkanı Ersin Öztürk, “Şık olmaz, etik olmaz. Zaten bu propaganda davası” diyerek, iki dosyanın birleştirilmesinin mümkün olmayacağını belirtti.

Mahkeme, karar için, duruşmaya beş dakika ara verdi.


Her ne kadar iki dosyanın birleştirilmesi yönünde talepte bulunulmuş ise de İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından dosyaların birleştirilmediğine belirtilerek, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine (BAM) gönderilmesine karar verildi.

Böylece dava dosyası İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen “Özgür Gündem Ana Dava” ile birleştirilmesi talebiyle Bölge Adliye Mahkemesi’ne (BAM) gönderilmiş oldu.

Mahkeme BAM’dan gelecek yanıtı, 26 Mart 2020 günüs aat 09:30’da görülecek 11. duruşmada değerlendirecek.


Duruşma Öncesi

İzleyiciler ve gazeteciler X-ray cihazından geçirilerek adliyeye alındı. Duruşmayı takip etmek isteyen gazeteciler ve dava avukatları kimlik kontrolüne tabi tutulmadan ve duruşma saatinden önce duruşmanın görüleceği salonun önüne alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salon adliyenin en büyük salonlarından biriydi. Salonda avukat, sanık ve izleyiciler için yerler ayrılmıştı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için salonda iki ayrı ekran bulunuyordu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve gazeteciler izledi

9. Standing - Nov. 28, 2019


Gazeteci İnan Kızılkaya’nın sorumlu yazı işleri müdürlüğü görevini yaptığı Özgür Gündem Gazetesi, Şubat 2016’da, Başbakanlık İletişim Merkezi’ne (BİMER) şikayet edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Rize Emniyet Müdürlüğü’nün gönderdiği beş ayrı haber üzerinden soruşturma başlattı. Soruşturmada, gazetenin; “terör örgütü propagandası yaptığı” iddia edildi.

Kızılkaya ile birlikte gazetenin sahibi Kemal Sancılı hakkındaki iddianame 22 Mart 2017’de tamamlandı.

4 Nisan 2016’da yayımlanan “Her çalışmada sorumluluk aldı”, 12 Mayıs 2016’da yayımlanan “Yürüyüşlerle, protestolarla, serhıldanlarla yayılan birleşik direnişin karşısında hiçbir güç duramaz”, 21 Haziran 2016’da yayımlanan “Zinan ve Sema Yüce anıldı”, “400 kurumla özgürlük nöbeti” ve “HBDH: Her yeri direniş alanına çevirelim” başlıklı haberler suçlama konusu yapıldı.

Savcı Murat İnam, bu haberlerde; “PKK/KCK silahlı terör örgütü ve bu örgüte bağlı alt örgütlerin; cebir, şiddet içeren eylemlerinin övücü, bu eylemleri meşru göstermeye çalışarak propagandasının yapıldığını” iddia etti.

Kızılkaya, iddianame ile; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesinde düzenlenen, “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası istendi.

Yargılama; 9 Kasım 2017’de, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı.

Avukat Özcan Kılıç, suçlanan haberlerin yayınlandığı tarihlerde Kızılkaya’nın gazete ile herhangi bir ilişkisinin olmadığını belirtti. Haberlerin yayınlandığı tarihlerde gazetenin sorumlu yazı işleri müdürünün Reyhan Çapan olduğunu dile getirdi. Duruşma; haberlerin, yayınlandığı tarihlerde gazetenin sorumlu yazı işleri müdürünün kim olduğunun tespiti için ertelendi.

Yargılamanın ikinci duruşması 23 Kasım 2017’de görüldü. Kızılkaya; gazetenin sorumlu yazı işleri müdürlüğü görevini 27 Mart 2016 ile 16 Ağustos 2016 tarihleri arasında yürüttüğünü ve gazetenin sadece basılı nüshalarından sorumlu olduğunu belirtti. Yargılamanın dördüncü duruşmasında mahkeme; iddianamede sıralanan haberlerin yayınlandığı tarihlerde sorumlu yazı işleri müdürünün kim olduğunun; yazı işleri müdürünün internet sayfası sorumlu müdürü ile aynı kişi olup olmadığının İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne sorulmasına karar verdi.

Yargılamanın beşinci duruşması 8 Ocak 2019’da görüldü. Avukat Özcan Kılıç, bu dosyanın; İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve kamuoyunda “Özgür Gündem Ana Davası” olarak bilinen yargılama dosyası ile birleştirilmesini talep etti.

Yargılamanın dokuzuncu duruşması 28 Kasım 2019’da görüldü.



Next Trial: Dec. 10, 2019, 2:10 p.m.


Bu duruşmada, mahkeme heyeti; Ersin Öztürk başkanlığında, üyeler Fatih Akgün ve Kürşad Bektaş’tan oluştu. Duruşma savcılığı görevini Korkmaz Gülsün yürüttü.

09.30’da başlaması beklenen duruşma, 11.00’da başladı. Duruşmaya İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı katılmadı. Kızılkaya ve Sancılı’yı avukatları Sercan Korkmaz temsil etti.

Duruşma, savcı Gülsün’ün esas hakkındaki mütalaasını açıklaması ile başladı.

İddianamede, Kızılkaya hakkında; “terör örgütü propagandası” iddiasıyla hapis cezası istenmişti. Ancak savcı, “terör örgütü propagandası” suçunun “zincirleme şekilde işlendiğini iddia etti. Savcının suç vasfını değiştirmesiyle, Kızılkaya hakkında istenen ceza; “1 yıldan 5 yıla kadar” hapis cezasından “1 yıl 3 aydan 8 yıl 9 aya” çıktı.

Avukat Sercan Korkmaz, esas hakkındaki savunmanın hazırlanması için süre istedi.


Mahkeme heyeti, avukat Sercan Korkmaz’ın süre talebini kabul ederek, duruşmayı 10 Aralık 2019 tarihine, saat 14.10’a bıraktı.


Duruşma Öncesi

İzleyiciler ve gazeteciler X-ray cihazından geçirilerek adliyeye alındı. Duruşmayı takip etmek isteyen gazeteciler ve dava avukatları kimlik kontrolüne tabi tutulmadan ve duruşma saatinden önce duruşmanın görüleceği salonun önüne alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salon adliyenin en büyük salonlarından biriydi. Salonda avukat, sanık ve izleyiciler için yerler ayrılmıştı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için salonda iki ayrı ekran bulunuyordu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı izleyen olmadı.

İnan Kızılkaya-Özgür Gündem Propangada Davası (Indictment)

İnan Kızılkaya-Özgür Gündem Propangada Davası 9. Standing (Minutes of the Hearing)

İnan Kızılkaya-Özgür Gündem Propangada Davası 10. Standing (Minutes of the Hearing)

Kaya-Aykol- Kızılkaya / Özgür Gündem Trial

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem gazetesindeki yazılar nedeniyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından ayrı ayrı soruşturmalar başlatıldı. Açılan davalar sonrasında 14 iddianame, İstanbul 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından birleştirildi.

Bu süreçte gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykol için 10, İnan Kızılkaya için 14 ve Zana Bilir Kaya için 2 iddianame hazırlandı. İddianamelerde, “Hükümeti, yargı organlarını veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama”, “Türk milletini, cumhuriyetini ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni alenen aşağılama” suçlamaları yöneltildi.

Özgür Gündem gazetesindeki haberler nedeniyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 2016 yılından başlayarak farklı soruşturmalar başlatıldı. Bu soruşturmalar sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu savcılarından Murat İnam, Umut Tepe ve Celal Sarıdere tarafından 14 ayrı iddianame hazırlandı. İddianamelerden 1’inde Hatip Dicle’nin, 10’unda Hüseyin Aykol’un, 14’ünde İnan Kızılkaya’nın ve ikisinde ise Zana Kaya’nın adı sanık olarak geçti ve haklarında davalar açıldı.

Kızılkaya’nın sanık olduğu davanın iddianamesi Murat İnam tarafından bir sayfa olarak hazırlandı. 6 Aralık 2016’da tamamlandı. Mahkemeye sunulan iddianamede Özgür Gündem gazetesinde çıkan yazı ve haberler suçlama konusu yapıldı.

Gazetenin 12 Ağustos 2016 da yayımlanan baskısının 1. ve 12. sayfalarındaki “Ver Petrolü, Al Cephaneyi” , “Petrolü Al, Silahı Sat, Gazeteciyi Öldür” başlıklı yazınsı suçlamaya dayanak gösterildi. Ancak söz konusu haberin içeriğine iddianamede yer verilmedi.

Savcı İnam, bu yazıda devlet kurumu olan Milli İstihbarat Teşkilatı’nı (MİT) aşağılama ve küçük düşürmeye yönelik ifadelerin olduğunu savundu. Haberi yazan kişinin Erdoğan Altan olduğu ancak, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürünce yazarın kimlik bilgilerinin bildirilmediği, bu kapsamda gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü olan Kaya hakkında soruşturma başlatıldığı ifade edildi.

TCK’nın 301/1-2 maddesinde düzenlenen “Hükümeti, yargı organlarını veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama”, “Türk milletini, cumhuriyetini ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni alenen aşağılama” suçlamalarından dava açılması için Adalet Bakanlığı’nın 7 Kasım 2016’da izin verildiği de iddianamede yer aldı.

Gazeteciler Kaya, Kızılkaya ve Aykol hakkındaki 14 ayrı iddianamenin birleştirilmesi kararı sonrası duruşmalar İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı.

Davanın onuncu duruşması 20 Aralık 2018’de görüldü. Bu duruşmada hakim Nursel Bedir salonda olan gazetecilere hangi basından olduğunu sordu. Hatip Dicle’ye tebligat gönderildiğini fakat yanıt alınamadığı için duruşmada bir şey olmayacağını bu yüzden salonda bulunmalarına gerek olmadığını söyledi. “Yine de tabi siz bilirsiniz” dedi.

Davanın bir sonraki duruşması 28 Mart 2019’da görüldü. Duruşmada söz alan avukat Özcan Kılıç’ın önceki savunmalarını tekrar ettiklerini beyan etti.

Hakim Nursel Bedir, Hatip Dicle’nin yurt dışında olduğu, bu nedenle ifade veremediğinin söylendiğini ancak bu konuda ne bir mazeret dilekçesi verildiğini ne de avukatının duruşmaya katılarak bir beyanda bulunduğunu söyledi. Hakim Bedir ardından da avukat Kılıç’a, Hatip Dicle’nin müdafiinin telefonunun kendisinde bulunup bulunmadığını sorarak, “Arayalım buradaysa gelip mazeret neyse bildirsin ya da bir beyanda bulunsun. Böyle olunca yakalama kararı çıkarmaktan başka çare kalmıyor” dedi.

Sorduğu telefon numarasıyla ilgili olumsuz yanıt alan hakim Nursel Bedir, duruşmayı sonlandırdı.

Davanın bir sonraki duruşması ise 16 Mayıs 2019’da görüldü. Duruşmada hâkim Nursel Bedir, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda oluşan “zincirleme suç”a ilişkin hükümler içeren 43. maddesinin uygulanması ihtimaline karşı, ek savunma hakkı verdi.

Mahkeme başkanı Hatip Dicle hakkında çıkarılan yakalama emrinin devamına ve infazının beklenmesine karar verdi. Bir sonraki duruşma ise 10 Ekim 2019 tarihine bırakıldı. Bu duruşmada da mahkeme başkanı Nursel Bedir, dosyadaki başka sanık Hatip Dicle hakkında var olan tutuklama kararının yerine getirilmemesinden kaynaklı, yakalama kararının infazını beklenilmesine karar verdi.

Bir sonraki duruşma 6 Şubat 2020’ye bırakıldı. Bu duruşma da sanık Hatip Dicle hakkındaki yakalama kararının infazının beklenmesine için 2 Haziran 2020 saat 10.00’a ertelendi.

15. Standing - Feb. 6, 2020


Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem gazetesindeki yazılar nedeniyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından ayrı ayrı soruşturmalar başlatıldı. Açılan davalar sonrasında 14 iddianame, İstanbul 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından birleştirildi.

Hatip Dicle için bir, Hüseyin Aykol için 10, İnan Kızılkaya için 14 ve Zana Kaya için iki iddianame hazırlandı. İddianamelerde, “Hükümeti, yargı organlarını veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama”, “Türk milletini, cumhuriyetini ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni alenen aşağılama” suçlamaları yöneltildi.

Dava kapsamında Kürt siyasetçi Hatip Dicle hakkında çıkarılan yakalama kararının infazı bekleniyor.

Davanın bir sonraki duruşması 2 Haziran 2020’de görülecek.



Next Trial: June 2, 2020, 10 a.m.


Gazeteci İnan Kızılkaya’nın gazeteciler Hüseyin Aykol ve Zana Bilir’le birlikte yargılandığı bu duruşmadan hemen önce, nöbetçi yayın yönetmeni Can Dündar ile birlikte Özgür Gündem’de yayımlanan bir yazı nedeniyle yargılandığı başka bir duruşma vardı.

Ardarda görülen bu iki duruşma toplam dört dakika sürdü.

Can Dündar’la birlikte “hakaret” suçlamasıyla yargılandığı duruşmanın ardından Dündar’ın avukatı salondan çıktı.

Hakim Nursel Bedir, bu dosyada sanık olarak yer alan siyasetçi Hatip Dicle hakkındaki yakalama kararının henüz infaz edilmediğini söyledi ve kararı yazdırmaya başladı. Duruşma sona erdi.


Mahkeme, sanık Hatip Dicle hakkındaki yakalama kararının infazının beklenmesine karar vererek, bir sonraki duruşmayı 2 Haziran 2020 saat 10.00’a bıraktı.


Duruşma Öncesi

Duruşmadan hemen önce, aynı mahkemede İnan Kızılkaya’nın Özgür Gündem’de yayınlanan bir yazı nedeniyle “hakaret” suçlamasıyla yargılandığı başka bir dava vardı.

Duruşma Salonu

Duruşma salonunda izleyiciler için altı sandalyelik yer ayrılmıştı. Sadece iki muhabir takip ettiği için yer sorunu yaşanmadı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşma yaklaşık iki dakika sürdü.

14. Standing - Oct. 10, 2019


Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem gazetesindeki yazılar nedeniyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından ayrı ayrı soruşturmalar başlatıldı. Açılan davalar sonrasında 14 iddianame, İstanbul 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından birleştirildi.

Hatip Dicle için 1, Hüseyin Aykol için 10, İnan Kızılkaya için 14 ve Zana Kaya için 2 iddianame hazırlandı. İddianamelerde, “Hükümeti, yargı organlarını veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama”, “Türk milletini, cumhuriyetini ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni alenen aşağılama” suçlamaları yöneltildi.

Dava kapsamında Kürt siyasetçi Hatip Dicle hakkında çıkarılan yakalama kararının infazı bekleniyor.



Next Trial: Feb. 6, 2020, 10:10 a.m.


Avukat Özcan Kılıç’ın talebi doğrultusunda duruşma bir saat erken başladı. Sanık gazetecilerin katılmadığı duruşmada, mahkeme başkanı Nursel Bedir, dosyadaki başka sanık Hatip Dicle hakkında var olan tutuklama kararının yerine getirilmemesinden kaynaklı, yakalama kararının infazını beklenilmesine karar verdi.

Avukat Kılıç’ın talebi olmaması üzerine mahkeme hakimi Bedir, duruşmayı 6 Şubat 2020’ye bıraktı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesi salona girişte barikat yoktu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salon ufak bir salondu. Salonda, izleyiciler için 10 kişilik oturma yeri ayrılmıştı. Avukat ve sanıklar için de ayrı ayrı yerler hazırlanmıştı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı izleyen kişi ve kurum olmadı.

13. Standing - May 16, 2019


Özgür Gündem gazetesindeki haberler nedeniyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 2016 yılından başlayarak farklı farklı soruşturmalar başlatıldı. Bu soruşturmalar sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu savcılarından Murat İnam, Umut Tepe ve Celal Sarıdere tarafından 14 ayrı iddianame hazırlandı.

Hatip Dicle’nin iddianamelerden 1’inde, Hüseyin Aykol’un 10’unda, İnan Kızılkaya’nın 14’ünde ve Zana Kaya’nın da 2’sinde sanık olduğu davalar açıldı. Gazeteciler Hüseyin Aykol, İnan Kızılkaya ve Zana Bilir Kaya ile Hatip Dicle’ye Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca cezalandırılmaları talebiyle, “Devletin Askeri Teşkilatını Alenen Aşağılama”, “Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Devletin Kurum ve Organlarını Aşağılama”, “Devletin Emniyet Güçlerini Alenen Aşağılama”, “Devletin Emniyet Teşkilatını Alenen Aşağılama” suçlamaları yöneltildi.

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ayrı ayrı açılan 14 dava birleştirilerek tek dava halinde görülmeye başlandı. Birleştirilen davaların ilk duruşması İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 8 Aralık 2016’da görüldü.



Next Trial: Oct. 10, 2019, 11:05 a.m.


Duruşma gecikmeli olarak başladı. Mahkemede hakim Nursel Bedir, görevliydi.

Hatip Dicle hakkında yakalama kararının infaz edilmediği görüldü.

Avukat Özcan Kılıç’a ek savunması soruldu.

Kılıç, TCK 301. maddenin tartışmalı olduğunu ve yeniden düzenlenmesine ihtiyaç duyulduğunu anlattı. Müvekkillerinin suç işleme kastı ile hareket etmediklerini belirtti. Beraat talep etti.


Mahkeme başkanı Hatip Dicle hakkında çıkarılan yakalama emrinin devamına ve infazının beklenmesine karar verdi.

Bir sonraki duruşma ise 10 Ekim 2019 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesi salona girişte barikat yoktu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma, küçük, seyircilere altı sandalye ayrılan, penceresiz bir salonda görüldü.

Duruşmaya Katılım

10.20’de başlayacağı duyurulan duruşma, 10.44’te başladı.

Duruşmayı dört gazeteci ve ikisi avukat üç izleyici takip etti. Sanıklar duruşmaya katılmadı

12. Standing - March 28, 2019


Özgür Gündem gazetesindeki haberler nedeniyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 2016 yılından başlayarak farklı farklı soruşturmalar başlatıldı. Bu soruşturmalar sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu savcılarından Murat İnam, Umut Tepe ve Celal Sarıdere tarafından 14 ayrı iddianame hazırlandı.

Hatip Dicle’nin iddianamelerden 1’inde, Hüseyin Aykol’un 10’unda, İnan Kızılkaya’nın 14’ünde ve Zana Kaya’nın da 2’sinde sanık olduğu davalar açıldı. Gazeteciler Hüseyin Aykol, İnan Kızılkaya ve Zana Bilir Kaya ile Hatip Dicle’ye Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca cezalandırılmaları talebiyle, “Devletin Askeri Teşkilatını Alenen Aşağılama”, “Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Devletin Kurum ve Organlarını Aşağılama”, “Devletin Emniyet Güçlerini Alenen Aşağılama”, “Devletin Emniyet Teşkilatını Alenen Aşağılama” suçlamaları yöneltildi.

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ayrı ayrı açılan 14 dava birleştirilerek tek dava halinde görülmeye başlandı. Birleştirilen davaların ilk duruşması İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 8 Aralık 2016’da görüldü.



Next Trial: May 16, 2019, 10:20 a.m.


Duruşma mahkemede görülen önceki davaların sarkması nedeniyle ilan edilen saati 11.45 yerine 12.15’te başladı.

Duruşmanın hemen başında Avukat Özcan Kılıç ile hâkim Nursel Bedir arasında, bir önceki dosyada verdiği bir karar nedeniyle esprili bir diyalog yaşandı. Avukat Kılıç, kendi duruşma sırasını beklerken izlediği davada kararını açıklayan Hâkim Bedir’in vekalet ücretleriyle ilgili hükmünü övdü. Kılıç, bu konuda başka mahkemelerce farklı bir yol izlendiğini söyledi. Mahkemenin Hâkimi Bedir’in ise, kanundaki usulün aynı olduğunu ve kendisinin de buna göre karar verdiğini söyledi. Ardından da duruşma başladı.

Hâkim Nursel Bedir, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda oluşan “zincirleme suç”a ilişkin hükümler içeren 43. maddesinin uygulanması ihtimaline karşı, ek savunma hakkı verdi.

Ardından da sanık avukatı Özcan Kılıç’a talep ve beyanını sordu. Avukat Özcan Kılıç, ek savunma için süre talep etti.

Daha sonra hâkim ara karar vererek duruşmayı sonlandırdı.


Mahkeme ek savunma için sanıklar müdafiine süre vererek duruşmayı erteledi.

Bir sonraki duruşma 16 Mayıs 2019 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde hiçbir faaliyet, destek ya da protesto gösterisi gerçekleşmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunun durumu, davanın tarafları ve izleyenler açısından yeterliydi.

Duruşmaya Katılım

Sanıkların katılmadığı duruşmaya sadece Hüseyin Aykol, Zana Bilir Kaya ve İnan Kızılkaya’nın müdafii Avukat Özcan Kılıç katıldı. Duruşmayı Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ile iki gazeteci takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşma, hâkimin avukat ile karşılıklı sohbeti ve anlayış sergilediği tutumu nedeniyle gerginlikten uzak geçti. Önündeki dosya yoğunluğu nedeniyle son derece hızlı bir şekilde ilerleyen ancak usûli hiçbir işlemi atlamayan hâkimin, bu esnada avukat ile de sohbet edebilmesi dikkat çekiciydi. İzleyenler açısından duruşmada hiçbir bir engel çıkarılmadı, mahkeme salonunda dizüstü bilgisayar gibi elektronik aygıtların kullanımına ilişkin bir kısıtlama getirilmedi.

11. Standing - Feb. 21, 2019


Özgür Gündem gazetesindeki haberler nedeniyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 2016 yılından başlayarak farklı farklı soruşturmalar başlatıldı. Bu soruşturmalar sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu savcılarından Murat İnam, Umut Tepe ve Celal Sarıdere tarafından 14 ayrı iddianame hazırlandı. Hatip Dicle’nin iddianamelerden 1’inde, Hüseyin Aykol’un 10’unda, İnan Kızılkaya’nın 14’ünde ve Zana Kaya’nın da 2’sinde sanık olduğu davalar açıldı.

Gazeteciler Hüseyin Aykol, İnan Kızılkaya ve Zana Bilir Kaya ile Hatip Dicle’ye Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca cezalandırılmaları talebiyle, “Devletin Askeri Teşkilatını Alenen Aşağılama”, “Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Devletin Kurum ve Organlarını Aşağılama”, “Devletin Emniyet Güçlerini Alenen Aşağılama”, “Devletin Emniyet Teşkilatını Alenen Aşağılama” suçlamaları yöneltildi.

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ayrı ayrı açılan 14 dava birleştirilerek tek dava halinde görülmeye başlandı. Birleştirilen davaların ilk duruşması İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 8 Aralık 2016’da görüldü.



Next Trial: March 28, 2019, 11:45 a.m.


Duruşma saat 12.00’da başladı. Hakim Nursel Bedir önceki celsede birleşen dosya kapsamında Hatip Dicle’nin, Diyarbakır’da talimatla ifadesinin alınması için yazılan müzekkereye cevap geldiğini ve ifadesinin yine alınamadığını bildirdi.

Önceki savunmalarını tekrar ettiklerini beyan ettiğini belirtten avukat Özcan Kılıç ile hakim Nursel Bedir arasında şöyle bir diyalog yaşandı:

Hakim Bedir, Hatip Dicle’nin yurt dışında olduğu, bu nedenle ifade veremediğinin söylendiğini ancak bu konuda ne bir mazeret dilekçesi verildiğini ne de avukatının duruşmaya katılarak bir beyanda bulunduğunu söyledi.

Ardından avukat Kılıç’a, Hatip Dicle’nin müdafiinin telefonunun kendisinde bulunup bulunmadığını sorarak, “Arayalım buradaysa gelip mazeret neyse bildirsin ya da bir beyanda bulunsun. Böyle olunca yakalama kararı çıkarmaktan başka çare kalmıyor” dedi.

Sorduğu telefon numarasıyla ilgili olumsuz yanıt alan hakim Nursel Bedir, duruşmayı sonlandırdı.


Savunması alınmayan Hatip Dicle hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 98. ve 199. maddeleri uyarınca yakalama kararı çıkarıldı.

Bir sonraki duruşma, 28 Mart 2019 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde hiçbir faaliyet, destek ya da protesto gösterisi gerçekleşmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunun durumu, davanın tarafları ve izleyenler açısından yeterliydi.

Duruşmaya Katılım

Sanıkların katılmadığı duruşmaya sadece Hüseyin Aykol, Zana Bilir Kaya ve İnan Kızılkaya’nın müdafii avukat Özcan Kılıç katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşmada izleyenler açısından herhangi bir engel çıkarılmadı, mahkeme salonunda dizüstü bilgisayar gibi elektronik aygıtların kullanımına ilişkin bir kısıtlama getirilmedi.

10. Standing - Dec. 20, 2018


Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem gazetesindeki yazılar nedeniyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından ayrı ayrı soruşturmalar başlatıldı. Açılan davalar sonrasında 14 iddianame, İstanbul 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından birleştirildi.

Hatip Dicle için 1, Hüseyin Aykol için 10, İnan Kızılkaya için 14 ve Zana Kaya için 2 iddianame hazırlandı. İddianamelerde, “Hükümeti, yargı organlarını veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama”, “Türk milletini, cumhuriyetini ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni alenen aşağılama” suçlamaları yöneltildi.



Next Trial: Feb. 21, 2019, noon


Hakim Nursel Bedir salonda olan gazetecilere hangi basından olduğunu sordu.

Hatip Dicle’ye tebligat gönderildiğini fakat yanıt alınamadığı için duruşmada bir şey olmayacağını bu yüzden salonda bulunmalarına gerek olmadığını söyledi. “Yine de tabi siz bilirsiniz” dedi. Tutanak yazılırken, avukat Özcan Kılıç ve hakim arasındaki diyalog sıcaktı. Hatta Kılıç, espri yaparak yazılan talimata yanıt alınmadığı için duruşmada bir şey olmayacağını bildiğini fakat basının baskısıyla geldiğini söyledi. “Gelmesem, gelmedi yazarlar” dedi.

Hatip Dicle’nin ifadesinin alınması için Diyarbakır Asliye Ceza Mahkemesi’ne yazı yazılmasına ilişkin ifade alınması için duruşma 21 Şubat 2019 tarihine bırakıldı.

Duruşma beş dakika kadar sürdü.


Sanık Mehmet Hatip Dicle için Diyarbakır Asliye Ceza Mahkemesi’ne yazılan talimatta yanıt alınamadığı için talimat duruşması 21 Şubat 2019 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Gündem duruşmasından önce, aynı gün Cumhuriyet gazetesi muhabiri Alican Uludağ ile Duygu Güvenç’in yargılandığı davanın duruşması da İstanbul 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Gazeteci Alican Uludağ savunma yaptı. Salonun önünde bu duruşmayı bekleyenler de bulunuyordu. Fakat kendilerinden sonra görülen duruşmaya katılmadılar. Bunda duruşmada bir şey olmayacağının bilinmesinin etkili olduğunun notunu düşelim.

Duruşmaya Aykol, Kaya, Kızılkaya ve Dicle katılmazken avukatları Özcan Kılıç hazır bulundu. Mahkeme salonunun girişinde bariyerler yoktu. Duruşma 11:35’de başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin görüleceği duruşma salonu küçük ve havasızdı. Fakat hakim, kâtip, izleyenler ve sanık avukatı dışında kimse olmadığı için salonun küçük olması sorun arz etmedi. Salonda iki tane büyük dev ekran televizyon vardı.

Duruşmaya Katılım

Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve gazeteciler duruşmayı izledi. Duruşmada, jandarma ekipleri ve emniyet görevlileri yoktu.

Genel Gözlemler

Hakim Nursel Bedir, avukat Özcan Kılıç’la ve gazetecilerle şakalaştı. Bir başka gazeteci duruşmasında tanıdığımız Bedir, görülen duruşmada bilinenin aksine sıcaktı. Zabıt tutulurken avukat Özcan Kılıç, hakime siyasetçi Hatip Dicle için çıkarılan yakalama kararının ardından aynı isimle bir kamyon şoförünün gözaltına alındığını gülümseyerek anlattı. Gözaltına alınan kişinin savcılık ifadesi sırasında hakkında yakalama kararı bulunan Kürt siyasetçi Hatip Dicle olmadığı anlaşılmıştı.

Kaya-Aykol- Kızılkaya / Özgür Gündem Trial 10. Standing (Minutes of the Hearing)

Kaya-Aykol- Kızılkaya / Özgür Gündem Trial 11. Standing (Minutes of the Hearing)

Kaya-Aykol- Kızılkaya / Özgür Gündem Trial 12. Standing (Minutes of the Hearing)

Kaya-Aykol- Kızılkaya / Özgür Gündem Trial 13. Standing (Minutes of the Hearing)

Kaya-Aykol- Kızılkaya / Özgür Gündem Trial 14. Standing (Minutes of the Hearing)

Kaya-Aykol- Kızılkaya / Özgür Gündem Trial 15. Standing (Minutes of the Hearing)

Özgür Gündem Main Trial

İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi’nin Özgür Gündem Gazetesi’ni kapatma kararı üzerine polis, 16 Ağustos 2016’da gazetenin İstanbul’daki binasına baskın yaptı. İnan Kızılkaya, gazete binasında gözaltına altına alındı.

Baskın sırasında gözaltına alınan 20’si gazeteci 22 kişi, 18 Ağustos 2016’da, savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Kızılkaya ise 22 Ağustos 2016’da tutuklandı.

31 sayfalık iddianame, gazetenin “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddiası üzerine kuruldu. İlk 13 sayfa, ifadeler ve kimlik bilgilerinin yanı sıra gazetedeki yazılar, haberler, ev aramalarında el konan kitaplardan oluştu.

18 sayfada ise Özgür Gündem Gazetesi, “PKK/KCK”, “basın faaliyetlerinin önemi”, gazetede fotoğraf ve beyanları yer alan “PKK/KCK/HPG/MLK-P/KONGRA-GEL mensubu olduğu iddia edilen kişiler” hakkında bilgiler ve bu kişiler hakkında yayınlanan haberler sıralanıyor.

Köşe yazılarının suçlamaya delil olarak yer aldığı iddianamede sanıklar hakkındaki “tespit” hep aynı iddiaları içerdi:

“İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

İddianamede İnan Kızılkaya’ya bir sayfadan az yer ayrıldı. Savcılıkta verdiği ifade, iddianamede şu ifadelerle aktarıldı:

“Gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluk kuvvetlerince uğradığı, hakaret ve darp olaylarından dolayı kolluk görevlilerinden şikayetçi olduğu, haklarında gerekli soruşturma ve kovuşturmanın yapılmasını talep ettiği…”

Abdullah Öcalan’a ait “Amaradan İmralı’ya” kitabının Kızılkaya’nın evinde aramada “ele geçirildiği” bilgisi de iddianamede yer aldı.

İddianame ile Kızılkaya’ya; Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 maddesi doğrultusunda “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma”, 302/1 maddesi doğrultusunda “Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma”, Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi doğrultusunda “Terör Örgütünün Propagandasını Yapma”, Türk Ceza Kanunu’nun 220/1, 2, 8. maddeleri doğrultusunda “Örgüt Kurucusu ve Yöneticisi; Örgüte Üye Olma; Örgüt Propagandası Yapma” suçlamaları yöneltildi.

Böylece Kızılkaya hakkında, TCK 302/1 kapsamında ağırlaştırılmış müebbet, TCK 314/2 kapsamında 10 yıldan 15 yıla kadar, TCK 220/1,2,8 kapsamında 4 yıldan 12 yıla kadar ve TMK 7/2 kapsamında 1 yıldan 5 yıla kadar hapsi istendi.

Kızılkaya hakkında istenen toplam ceza, bir ağırlaştırılmış müebbet ve 15 yıldan 32 yıla kadar hapis cezası oldu.

İnan Kızılkaya, Zana Bilir Kaya ile birlikte; “Özgür Gündem Ana Davası” yargılamasının, 29 Aralık 2016’da görülen ilk duruşmasına, tutuklu bulunduğu Silivri Ceza İnfaz Kurumu’ndan, “görevli personel ve araç olmadığı” gerekçesiyle getirilmedi. Yargılamayı sürdüren İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, sanıkları duruşmada hazır etmeyen kamu görevlilerinin tespiti için savcılığa suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

Getirilmediği duruşmada Kızılkaya’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Kızılkaya, ilk 3 duruşmaya hem götürülmedi, hem de tutukluluk halinin devamına karar verildi. Hakim karşısına ilk kez, yargılamanın 14 Mart 2017 tarihli dördüncü duruşmasında çıkabildi. Tahliye talebi yine reddedildi.

22 Haziran 2017’deki 5. Duruşmada şu savunmayı yaptı:

“Ben gazeteciyim, bunun eğitimini aldım. İddianameye konu edilen eylemler de yalnızca gazetecilik faaliyeti doğrultusunda yaptığım haberlerden ibarettir. O tarihte hangi haberlere imza atmışsam bugün de o haberlerin altına aynen imzamı atarım. Basın ve habercilik ilkelerinde 5N 1K kuralı vardır, yani bir haberin; ‘nereden, nasıl, niçin, neden, kiminle’ şeklinde sorulan soruları cevaplaması, içeriğinin denetlenebilir olması gerekir. Yapmış olduğum tüm haberlerde bu ilkelere riayet ettim.

Yapılan yargılama siyasal bir yargılamadır. Özellikle genel seçimlerden sonra siyasal iktidar Kürt meselesinde güvenlik eksenli politikaları devreye soktu, bu politikalar nedeniyle bugün çok sayıda gazeteci suç teşkil etmeyen eylemlerden dolayı tutukludur. İddianamede gazetenin PKK örgütünün yayın organı olduğu veya bu örgütün politikaları doğrultusunda yayın yaptığı iddia olunmakta ise de, soruşturma dosyasında bunu kanıtlayan herhangi bir veri de bulunmamaktadır. Bu aşamada tahliyemi talep ediyorum, ben suç işlemedim.”

31 Ekim 2017’de altıncı duruşmada tahliye talebini şöyle yineledi:

“Tahliyemi talep ediyorum. 441 gündür tutukluyum. Gazeteye yüzlerce polis gelerek düşman kalesini dağıtırcasına, ‘Devletin gücünü göstereceğiz’ şeklinde hareket ettiler. Ben gazetede beş ay görev yaptım. Gazete muhalif, eleştirel bir gazetedir. İnsanlar için asıl önemli olan devletin gücü değil özgürlüğü hissetmeleridir. Otorite, güç ile kalem dengesinde kalemimi kıramayacaklar. Bilgi edinme hakkı evrensel bir haktır. Gazetemiz kapatılmıştır. Ben gazeteciyim. Özgürlük istiyorum. Gazetecilik suç değildir.”

Bu duruşmada savcı tutukluluğun devamını talep etse de mahkeme heyeti, Kızılkaya’nın tahliyesine karar verdi. Heyet, kararını, “tutuklulukta geçirdikleri süreye göre bu aşamada tutuksuz yargılanmalarının orantılı olması, tutukluluğun tedbir oluşu, tedbirden beklenen amacın büyük oranda hasıl olması” gerekçesini kullandı. Ancak Kızılkaya hakkında yurtdışına çıkış yasağı kondu.

Davanın 10’uncu duruşması 10 Ekim 2018 tarihinde görüldü. Bu duruşmada Ahmet Uğuz (Başkan), Ali Özcan ve Emine Çakır (üyeler) ile savcı Aydın Boztaş görev aldı.

Duruşmada Mahkeme Başkanı Ahmet Uğuz, dijital inceleme raporlarının klasör halinde dosyaya sunulduğunu ifade etti. Avukatlara bu raporların incelenip incelenmediğini sordu. Sanık avukatları raporu henüz inceleme fırsatı bulamadıklarını kaydetti. Kızılkaya, dijital inceleme raporlarını henüz incelemediğini, inceledikten sonra beyanda bulunacağını söyledi.

17 Ocak 2019 tarihli duruşmada, mahkeme heyetinde değişiklik olduğu görüldü. Ali Özcan’ın yerine Abdullah Ok görev aldı. Duruşmada dijital materyallerle ilgili beyanda bulunan Avukat Özcan Kılıç, henüz raporu inceleyemediklerini, çok hacimli bir rapor olduğunu belirterek, ek süre istedi. Kılıç, şunları söyledi:

“Özgür Gündem Gazetesi’nin bulunduğu bina dört katlı ve gazete bu binanın sadece iki katında. Polis baskını gerçekleştiğinde binanın tamamı mühürlendi ve polis o binada gazete dışında bulunan 2-3 şirketteki bilgisayar ve dijital materyallere de el koydu. Dolayısıyla bu gelen raporda hangi bilgisayar ve dijital materyallerin Özgür Gündem’e ait olduğunu belirleyip, inceledikten sonra savunma yapacağız.”

Davanın 10 Nisan 2019’da görülen 12’inci duruşması önceki iki duruşmada görev alan savcı Aydın Boztaş’ın yerine Hakan Gökalp Uçan görev aldı.

Bir sonraki duruşma ise 3 Temmuz 2019 tarihine bırakıldı. Duruşmada savcı ve mahkemeye heyetinde bir değişiklik olmadı. Duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasını hazırlayarak, mahkeme heyetine sunmak için ek süre talep etti. Mahkeme heyeti savcının süre talebini kabul ederek, duruşmayı 28 Kasım 2019’a bıraktı. Duruşma savcısı izinde olduğu için Cumhuriyet Savcılığı’nın ek süre talebini kabul eden mahkeme, bir sonraki duruşmanın 13 Ocak 2020’de görülmesine karar verdi.

Davanın son duruşmasında, mahkeme heyeti, Ahmet Uğuz başkanlığında üye hakimler Emine Çakır ve Murat Tuncer’den oluştu. Bir önceki duruşmada izinde olan duruşma savcısı Hakan Gökalp Uçan, esas hakkındaki mütalaasını mahkemeye sundu.

Savcı Uçan, Kızılkaya’nın “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep etti. Kızılkaya hakkında 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis cezası istendi. Duruşma, esas hakkında mütalaa karşı savunmaların hazırlanması için ertelendi.

14 Şubat 2020 tarihli duruşmada, Kızılkaya şunları söyledi:

“Yapılan iş gazeteciliktir. Metnin tematik analizi dışında, bir haberden kim nasıl bir okuma yapar, ne tür siyasal çıkar sağlar ya da umar, sorusu gazetecinin temel alacağı bir yöntem değildir. Hiçbir gazeteci de bu durumdan dolayı sorumlu tutulamaz ve yargılanamaz. Davaya konu olan sorumlu olduğum dönemde bu özellikler dışında hiçbir habere, yazıya ve görsel malzemeye yönelik bir itiraz yok. İddianamedeki hiçbir habere yalanlama, maddi delillerin çarpıtıldığına dair suçlama yok. Devlete vergi veren, mali kaynakları belli olan, mali ve yargısal denetime tabi tüzel bir kurumun yasadışı ilişkileri olduğunu iddia etmek akla ve izana muhtaçtır” diye konuştu. Kızılkaya, beraatını talep etti.

Kızılkaya, savunma için süre talep etti. Mahkeme heyeti, Kızılkaya’nın dosyasının ayrılmasına karar verdi. Ayrılan dosya için duruşma tarihi belirlenmedi.

16. Standing - Feb. 14, 2020


Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu gazetenin dokuz yöneticisi ve yazarı hakkında gözaltı kararı çıkardı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi. Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu Üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Aykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı ise 2 Ocak’ta tutuklandı. Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı. Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tahliye edildi. Kemal Sancılı 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti. 31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem Gazetesi’nin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia edildi. “PKK/KCK/HPG/MLKP/KONGRA-GEL mensubu” olduğu iddia edilen kişiler hakkında gazetede yayımlanan haberler bu iddiaya delil olarak sunuldu. Gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” suçlaması yönelten savcı Tepe, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında şu ifadeleri kullandı:

“İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Savcı, Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait altı kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine sekiz yayını da iddialarının delilleri arasına koydu.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarın “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak” gösterdiğini, güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirdiğini ve “güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” belirtiyor. Savcı, Erdoğan’ın yazılarından yaptığı çıkarsama ve onun eleştirilerinden hareketle de “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiği” suçlamasını öne sürüyor.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulunuyor. Savcı, Necmiye Alpay’ı, “Özgür Gündem gazetesinin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmek” ile suçluyor.

İddianamede dört köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de alıntı yapılan bu yazılarında “PKK/KCK propagandası yapmak”, “militanca beyanlarda bulunmak” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmak” ile suçlandı. Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı da iddianamede yer aldı. Savcı, ifade zaptından “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, “terör örgütünün kalem silahşörü” ifadesini kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.

Davanın görülmesine 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Davanın 28 Kasım 2019’da görülen son duruşmasında savcının mütalaasını sunması bekleniyordu. Ancak duruşma savcısı izinde olduğu için duruşma 13 Ocak 2020’ye ertelendi.

13 Ocak’ta esas hakkında mütalaasını sunan savcılık, Aslı Erdoğan ile Zana Bilir Kaya için “basın yoluyla zincirleme örgüt propagandası”; Eren Keskin ile İnan Kızılkaya için “örgüt üyeliği”nden ceza verilmesini; Bilge Aykut ve Necmiye Alpay’ın beraatini istedi. Ragıp Zarakolu ve Filiz Koçali’nin ifadeleri alınmadığı için dosyaları ayrılmasını talep etti.


İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüler davanın karar duşumasında Ahmet Uğuz başkanlığında üye hakimler Emine Çakır ve Murat Tuncer’den oluşan mahkeme heyeti görev yaptı. Duruşma savcısı Hakan Gökalp Uçan idi.

40 dakika gecikmeli başlayan duruşmanın başında mahkeme başkanı, bir önceki celsede savunmalar için ek süre verdiklerini anımsattı.

İlk olarak söz alan Eren Keskin, mütalaaya katılmadığını belirtti. Keskin özetle şunları söyledi:

“Ben silahlı örgüt üyesi değil, insan hakları savunucusuyum. Ömrümde elime silah almadım. Ben Kürt sorunu, Kıbrıs ve Ermeni meseleleri hakkında resmi ideolojiden farklı düşünüyorum. Özgür Gündem Gazetesi bombalandı, defalarca kapatıldı. Benden dayanışma için genel yayın yönetmenliği hanesine ismimi yazmak istediklerinde seve seve kabul ettim. Bunu Musa Anter’e, Ferhat Tepe ve diğerlerine gönül borcum için yapıyorum. Devletin sürekli fikri değiştiği için çözüm sürecinde, 2013’te bu gazeteye dava açılmıyordu; ben de terörist olarak görülmüyordum. Hakkımda 17 yıl 2 ay hapis cezası var. Yurtdışına gidebilirdim ama gitmedim. Sizlerle aynıyım, hukukçuyum, aynı okullarda okuduk. Örgüt üyesi kararının nasıl verilebileceğini biliyorum. Bununla ilgili Yargıtay’ın içtihatları var biliyorsunuz. Bu içtihatlarda kişinin örgüte iradesini teslim etmesinden bahsediliyor. Ben kimseye irademi teslim etmedim, etmem de. Örgüt üyelerinin avukatlığını yaptım ama üye değilim. Düşüncelerim sebebiyle kimseye hesap vermek zorunda değilim.”

Ardından söz alan Necmiye Alpay, savcının kendisi hakkında beraat istediğini hatırlattı. “Bu beraat talebi, bu davada bize verilen zararı ortadan kaldırmıyor” diye konuştu.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’nın ardından İnan Kızılkaya, ‘Özgür Gündem geleneğinden’,
‘Kürt basın’ tarihinden bahsetti. Kızılkaya şöyle konuştu:

“Kamuoyunun, bir meselenin farklı boyutlarını, muhataplarının ağzından öğrenme hakkı yadsınamaz. Dolayısıyla yapılan iş gazeteciliktir, başka bir şey değil. Metnin tematik analizi dışında, bir haberden kim nasıl bir okuma yapar ve ne tür siyasal çıkar sağlar ya da umar sorusu, gazetecinin temel alacağı bir yöntem değildir. Hiçbir gazeteci de bu durumdan dolayı sorumlu tutulamaz ve yargılanamaz. Davaya konu olan, sorumlu olduğum dönemde, bu özellikler dışında hiçbir habere, yazıya ve görsel malzemeye yönelik bir itiraz yok. İddianamede hiçbir habere yalanlama, maddi delillerin çarpıtıldığına dair suçlama yok. Suçlamalara konu olan yorum, analiz, haber ve röportajlardır. Toplumun merak ettiği güncel sorunlarda halkı, okuru bilgilendirme amaçlı gazetecilik faaliyetleridir. Devlete vergi veren, mali kaynakları belli olan, mali ve yargısal denetime tabi tüzel bir kurumun yasadışı ilişkileri olduğunu iddia etmek akla ve izana muhtaçtır” diye konuştu. Beraatını talep etti.

Zana Bilir Kaya, gazetecilik mesleğinin hakimlik mesleği gibi kamusal bir görev olduğunu belirtti. Toplumun gerçeği öğrenmesi amacıyla haber alma ve yapmasının, gazetecinin hakkı olduğunu dile getirdi. Hakkındaki suçlamaların genel geçer ve soyut suçlamalar olduğunu ifade etti. Kaya, “Ben sadece gazetecilik örgütü mensubuyum. Yaptığımız haberler iktidarı rahatsız edebilir, basının görevlerinden biri iktidarı denetlemektir. İktidar eleştirildi diye yargılanmamız kabul edilemez” dedi.

Avukat Erdal Doğan, müvekkili Aslı Erdoğan’ın savunmasını okudu. Erdoğan yazılı beyanında, iddianamedeki yazılarının rastgele seçildiğini belirtti; bu yazıların farklı dillere çevrilip yayınlandığını, şiddet karşıtı metinler olduğunu söyledi.

Avukatlar esas hakkında savunmalar için süre talep etti. Savcı mütalaasında soruşturmanın genişletilmesine yönelik taleplerin reddedilmesini, süre talebinin ise kabulünü istedi.

Mahkeme başkanı tüm sanık ve avukatlarına son beyanlarını sordu. Ekleyecek bir şeyleri olmadığını söylediler. Duruşmaya karar için ara verildi.


Haklarında yakalama emri bulunan ve henüz ifadesi alınmamış olan Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun dosyalarının ayrılmasına,

Yazar Aslı Erdoğan’ın “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” ve “örgüt üyeliği” suçlamalarında beraatine, “örgüt propagandası” suçlaması yönünden de Basın Kanunu’ndaki dört aylık sürenin aşılması sebebiyle düşmesine,

Necmiye Alpay ve Bilge Aykut’un tüm suçlamalardan beraatine,

Savunma için ek süre talep eden Zana Kaya, Eren Keskin, Kemal Sancılı ve İnan Kızılkaya’nın süre talebi olduğundan, dosyanın ayrılmasına ve ayrı bir dosyada yargılanmasına devamına karar verildi.

Bu dosyanın duruşma tarihi henüz belli olmadı.


Duruşma Salonu

Duruşma salonunda yaklaşık 50 kişilik izleyici alanı vardı. Duruşmayı yaklaşık 60 kişi izledi.
Mahkeme başkanı mikrofon kullanarak konuştu, söyledikleri izleyici alanından rahatlıkla duyuldu. Savcı ise mikrofon kullanmadı, söyledikleri anlaşılmadı.

Avukatlar için ayrılmış masada tek bir mikrofon vardı. Duruşmaya katılan 11 avukat mikrofonu bazen elden ele geçirerek, mikrofonun kablosunun yetmediği zamanlarda ise yer değiştirerek savunma yapmak zorunda kaldılar.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Sınır Tanımayan Gazetciler Örgütü, Af Örgütü Türkiye, Af Örgütü Almanya, Uluslararası Af Örgütü, Medya ve Hukuk Derneği; Hakikat, Adalet ve Hafıza Merkezi, Eşit Haklar için İzleme Derneği, milletvekilleri Ahmet Şık, Züleyha Gülüm ve Sezgin Tanrıkulu ile birlikte gazetciler takip etti.

Genel Gözlemler

Saat 10.24’te izleyiciler salona alındı. Mahkeme heyeti ise saat 10.40’ta salona girdi ve duruşma başladı. Saat 12.20’de kararın açıklanmasıyla duruşma sona erdi.

Duruşma devam ederken (saat 11.17’de) savcı yerinden kalkarak 1-2 dakikalığına duruşma salonundan çıkıp geri geldi.

Mahkeme başkanı karar için ara verdiğinde tüm seyirciler dışarı çıkarıldı ancak savcı salonda oturuyordu.

Karar için verilen ara 10 dakika sürdü. Baktığı diğer davalarda karar ve/veya ara karar açıklarken basının ve gözlemcilerin salonda bulunmasına izin vermeyen hakim Ahmet Uğuz, bu davada kararı açıklarken izleyicilerin salona girmesine izin verdi.

15. Standing - Jan. 13, 2020


Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu gazetenin dokuz yöneticisi ve yazarı hakkında gözaltı kararı çıkardı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi. Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu Üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Aykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı ise 2 Ocak’ta tutuklandı. Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı. Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tahliye edildi. Kemal Sancılı 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti. 31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem Gazetesi’nin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia edildi. “PKK/KCK/HPG/MLKP/KONGRA-GEL mensubu” olduğu iddia edilen kişiler hakkında gazetede yayımlanan haberler bu iddiaya delil olarak sunuldu. Gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” suçlaması yönelten savcı Tepe, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında şu ifadeleri kullandı:

“İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Savcı, Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait altı kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine sekiz yayını da iddialarının delilleri arasına koydu.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarın “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak” gösterdiğini, güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirdiğini ve “güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” belirtiyor. Savcı, Erdoğan’ın yazılarından yaptığı çıkarsama ve onun eleştirilerinden hareketle de “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiği” suçlamasını öne sürüyor.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulunuyor. Savcı, Necmiye Alpay’ı, “Özgür Gündem gazetesinin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmek” ile suçluyor.

İddianamede dört köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de alıntı yapılan bu yazılarında “PKK/KCK propagandası yapmak”, “militanca beyanlarda bulunmak” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmak” ile suçlandı. Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı da iddianamede yer aldı. Savcı, ifade zaptından “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, “terör örgütünün kalem silahşörü” ifadesini kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.

Davanın görülmesine 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Davanın 28 Kasım 2019’da görülen son duruşmasında savcının mütalaasını sunması bekleniyordu. Ancak duruşma savcısı izinde olduğu için duruşma 13 Ocak 2020’ye ertelendi.

13 Ocak’ta esas hakkında mütalaasını sunan savcılık, Aslı Erdoğan ile Zana Bilir Kaya için “basın yoluyla zincirleme örgüt propagandası”; Eren Keskin ile İnan Kızılkaya için “örgüt üyeliği”nden ceza verilmesini; Bilge Aykut ve Necmiye Alpay’ın beraatini istedi. Ragıp Zarakolu ve Filiz Koçali’nin ifadeleri alınmadığı için dosyaları ayrılmasını talep etti.



Next Trial: Feb. 14, 2020, 10 a.m.


Ahmet Uğuz başkanlığında üye hakimler Emine Çakır ve Murat Tuncer’den oluşan mahkeme heyetinin yerini almasıyla 15. Duruşma saat 10.00’da başladı.

Duruşmaya sanıklardan gazetenin Yayın Danışma Kurulu üyesi Necmiye Alpa ve Eş Genel Yayın Yönetmeni, avukat Eren Keskin katıldı.

Bir önceki duruşmada izinde olan duruşma savcısı Hakan Gökalp Uçan, esas hakkındaki mahkemeye sundu. Mütalaanın sekiz sayfadan oluştuğunu belirten savcı Uçan, avukatlara bunun hepsini mi yoksa özetini mi mahkeme salonunda okumasının istediklerini sordu. Avukatlar özet ve sanıklar hakkında istenen cezaların okumasının yeter olacağı yanıtını verdi.

Savcı Aslı Erdoğan ile Zana Bilir Kaya’ya “basın yoluyla zincirleme örgüt propagandası”; Eren Keskin ile İnan Kızılkaya’ya “örgüt üyeliği”nden ceza verilmesini istedi. Bilge Aykut ve Necmiye Alpay’ın beraatini istedi. Ragıp Zarakolu ve Filiz Koçali’nin ifadeleri alınmadığı için dosyaları ayrılmasını talep etti.

Ardından mahkeme başkanı sanıklara ve sanık avukatlarına mütalaaya karşı beyanlarını sordu. Necmiye Alpay bu aşamada bir diyeceği olmadığını söyledi.

Eren Keskin ise esas hakkında mütalaaya karşı ek süre istedi. Mütalaanın Türkiye iç hukukuna aykırı olduğunu söyleyen Keskin, “Bizi düşman olarak görüyorsunuz” dedi. Yıllardır insan hakları savunuculuğu yaptığını ve eş genel yayın yönetmenliği görevini gazeteye yönelik baskılara karşı dayanışma amacıyla üstlendiğini hatırlattı. Hakkında birçok dava açıldığını söyleyen Keskin, “silahlı terör örgütüne üyelik” suçlamasının kendisine ilk defa yöneltildiğini ve bu ağır suçlama karşısında savunma hazırlamak için süre istedi.

Ardından söz alan avukatı Gülizar Tuncer, müvekkili Eren Keskin’in gazeteci değil, avukat olduğunu hatırlattı. Fiilen gazetenin yayın yönetmenliğini yapmadığını belirtti. “Silahlı terör örgütü üyeliğinin ne demek olduğu yargı işleyişinde unutuldu. Sıkıyönetim mahkemeleri bile bu suçlama için delil arardı. Siz neyle suçladığınızı bilmiyorsunuz” diye konuştu. Tuncer, Özcan Kılıç ve diğer avukatlar, esas hakkında mütalaaya karşı savunma için süre istedi.

Mütalaa

  • Özgür Gündem gazetesi yazarı ve yayın danışma kurulu üyesi Aslı Erdoğan’ın gazetede yayınlanan dört yazısı nedeniyle “terör örgütü propagandası suçunu basın yayın yoluyla zincirleme işlemek” (TMK 7/2) suçlamasıyla cezalandırılması ve “Silahlı terör örgütüne üyelik” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından beraati istendi.

  • Gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin’in gazetede yayınlanan dört yazısı ve genel yayın yönetmeni olması nedeniyle “silahlı terör örgütü üyesi olmak” (TCK 314/2 ve TMK 5/1) suçlamasıyla cezalandırılması istendi; “örgüt propagandası” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Gazetenin eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya’nın gazetedeki görevi ve gazetede yayınlanan yazılar nedeniyle “silahlı terör örgütüne üye olmak” (TCK 314/2 ve TMK 5/1) suçundan cezalandırılması istendi; “örgüt propagandası” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Gazetenin eski Genel Yayın Yönetmeni Zana Bilir Kaya’nın gazetedeki görevi ve gazetede yayınlanan 11 yazı nedeniyle “basın yoluyla zincirleme örgüt propagandası” (TMK 7/2) suçlamasından cezalandırılması istendi; “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Özgür Gündem gazetesi yazarı ve yayın danışma kurulu üyesi Necmiye Alpay’ın silahlı terör örgütüne üye olmak”, “örgüt propagandası yapmak” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Özgür Gündem gazetesi yazarları ve yayın danışma kurulu üyeleri Ragıp Zarakolu ve Filiz Koçali’nin ise savunmaları alınmadığı için dosyalarının ayrılması istendi.


Savunma için süre talebini kabul eden mahkeme, bir sonraki duruşmanın 14 Şubat 2020 günü saat 10.00’da görülmesine karar verdi.


Duruşma Öncesi

Özgür Gündem Ana Davası, o gün İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen tek duruşmaydı. Salona açılan barikatlarda herhangi bir sorun yaşanmadı, gazeteciler ve avukatlar duruşma salonunun önüne sorunsuz geçti.

Duruşmaya Katılım

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Medya ve Hukuk Derneği (MLSA), Mezopotamya Ajansı, Evrensel gazetesinden gazeteciler ve birçok adliye muhabiri duruşmayı izledi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu yaklaşık 35 kişilikti. Duruşmaya yaklaşık 15 kişi katıldı.
Mahkeme başkanı ve savcı mikrofonu kullanarak konuştu, konuşulanlar izleyici bölümünden rahatlıkla duyuldu.

Genel Gözlemler

Duruşma saatinde başladı ve yaklaşık 15 dakika sürdü.

Savcının mütalaayı okumasının ardından avukat Gülizar Tuncer mütalaayı eleştiren bir konuşma yaptı. Mahkeme başkanı Uğuz, birkaç kez Tuncer’in sözünü keserek “Savunma sınırlarını aşmayın” uyarısında bulundu.

Mahkeme heyeti karar verirken salonu boşaltmadı. Mahkeme başkanı önce 29 Ocak tarihini önerdi. Avukatlar iki haftanın mütalaaya karşı savunmaları hazırlamak için çok kısa bir süre olduğunu belirtti. Mahkeme başkanı duruşmanın 1 ay sonra görülmesine karar verdi.

14. Standing - Nov. 28, 2019


Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu gazetenin dokuz yöneticisi ve yazarı hakkında gözaltı kararı çıkardı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi. Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu Üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Aykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı ise 2 Ocak’ta tutuklandı. Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı. Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tahliye edildi. Kemal Sancılı 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti. 31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem Gazetesi’nin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia edildi. “PKK/KCK/HPG/MLKP/KONGRA-GEL mensubu” olduğu iddia edilen kişiler hakkında gazetede yayımlanan haberler bu iddiaya delil olarak sunuldu. Gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” suçlaması yönelten savcı Tepe, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında şu ifadeleri kullandı:

“İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Savcı, Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait altı kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine sekiz yayını da iddialarının delilleri arasına koydu.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarın “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak” gösterdiğini, güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirdiğini ve “güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” belirtiyor. Savcı, Erdoğan’ın yazılarından yaptığı çıkarsama ve onun eleştirilerinden hareketle de “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiği” suçlamasını öne sürüyor.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulunuyor. Savcı, Necmiye Alpay’ı, “Özgür Gündem gazetesinin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmek” ile suçluyor.

İddianamede dört köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de alıntı yapılan bu yazılarında “PKK/KCK propagandası yapmak”, “militanca beyanlarda bulunmak” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmak” ile suçlandı. Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı da iddianamede yer aldı. Savcı, ifade zaptından “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, “terör örgütünün kalem silahşörü” ifadesini kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.

Davanın görülmesine 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Davanın 28 Kasım 2019’da görülen son duruşmasında savcının mütalaasını sunması bekleniyordu. Ancak duruşma savcısı izinde olduğu için duruşma 13 Ocak 2020’ye ertelendi.



Next Trial: Jan. 13, 2020, 10 a.m.


Abdullah Ok başkanlığında üye hakimler Emre Çakır ve Murat Tuncer’den oluşan mahkeme heyetinin yerini almasıyla duruşma başladı. Sanıklardan gazetenin Yayın Danışma Kurulu üyesi Necmiye Alpay, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Eş Genel Yayın Yönetmeni, avukat Eren Keskin duruşmaya katıldı.

Katılan sanık ve avukatların tutanağa geçirilmesinin ardından mahkeme başkanı, geçici olarak atanan duruşma savcısı Orhan Biçicioğlu’na mütalaasını sordu. Savcı, bu kapsamlı dosyaya bakan savcının izinde olduğunu söyleyerek ek süre talep etti.

Mahkeme başkanının söz vermesi üzerine yargılanan gazeteciler, bu aşamada bir söyleyecekleri olmadığını ifade etti.

Eren Keskin ise sözlerinin tutanağa geçmesini istediğini söyledi ve 28 Kasım 2015’te öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’yi anarak konuşmaya başladı. “Dava üç yıldır devam ediyor. Bugün mütalaa verilecek diye geldik, üç yıldır bekliyoruz. Duruşma günü belliydi, hepimiz hazırlandık. Bir sonraki duruşmanın yakın bir tarihe verilmesini talep ediyorum” dedi.

Avukat Erdal Doğan da en baştan beri beraat istediklerini, mütalaanın bir an önce verilmesini beklediklerini söyledi.

Mahkeme başkanı, duruşmaya ara vermeden kararını açıkladı.


Duruşmaya bakan savcı izinde olduğu için Cumhuriyet Savcılığı’nın ek süre talebini kabul eden mahkeme, bir sonraki duruşmanın 13 Ocak 2020’de görülmesine karar verdi.


Duruşma öncesi:

Çağlayanda’ki İstanbul Adliyesi binasının 4. katındaki ağır ceza mahkemelerine açılan barikatlarda görevli güvenlik görevlileri değişmişti. Duruşma öncesi gözlemcilerin ve basının barikatlardan geçişinde bir sorun yaşanmadı.

Duruşma salonunun önü avukatlar, gazeteciler ve gözlemcilerle doluydu.

Duruşmaya katılım:

Duruşmayı izlemeye yurtdışından gelen heyetler arasında Avrupa Gazeteciler Federasyonu (European Federation of Journalists, EFJ), Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (International Federation of Journalists, IFJ), Uluslararası Basın Ensttitüsü (International Press Institute, IPI), gazeteciler Tim Dawson, Marta Barcenilla Escaño, hukukçu Anna Adamska – Gallant vardı.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Medya ve Hukuk Derneği (MLSA) ve Mezopotamya Ajansı’ndan gazeteciler de duruşmayı izledi.

Mahkeme salonu koşulları:

Mahkeme salonu yaklaşık 35 kişilikti. 3-4 kişi duruşmayı ayakta izledi.

Kürsüde mikrofon olmasına rağmen mahkeme başkanının ve savcının konuşmaları izleyicilerin bulunduğu bölümden güçlükle duyuluyordu.

Duruşma:

Duruşma 10.42’de başladı. Yaklaşık 13 dakika sürdü.

Mahkeme başkanı ve duruşma savcısı bu duruşmada değişmişti. Daha önceki duruşmalarda mahkeme heyeti üyesi olan hakimlerden biri mahkemenin yeni başkanı olarak görev yapıyordu. Bu duruşmada mütalaasını vermesi beklenen savcının ise izinde olduğu belirtildi.

13. Standing - July 3, 2019


Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu’nca başlatılan 2016/95651 No’lu soruşturma kapsamında gazetenin 9 yöneticisi ve yazarı hakkında da gözaltı kararı çıkarıldı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu Üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Aykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tahliye edildi. Kemal Sancılı 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe 2016/4148 No’lu iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem gazetesinin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia ediliyor. Bu iddianın dayanağı olarak da PKK/KCK/HPG/MLKP/ KONGRA-GEL mensubu olduğu belirtilen kişiler hakkında gazetede yer alan haberler sıralanıyor.

Bu şekilde gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” olmakla suçlayan savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında ise şu “akıl yürütmeyi” yapıyor: “İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Savcı, Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait 6 kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine 8 yayını da iddialarının delilleri arasına koydu.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarı, “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak göstermek”, güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirmek ve “güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” belirtiyor. Savcı, Erdoğan’ın yazılarından yaptığı çıkarsama ve onun eleştirilerinden hareketle de “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiği” suçlamasını öne sürüyor.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulunuyor. Savcı, Alpay’ı, “Özgür Gündem gazetesinin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmek” ile suçluyor.

İddianamede 4 köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de alıntı yapılan bu yazılarında “PKK/KCK propagandası yapmak”, “militanca beyanlarda bulunmak” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmak” ile suçlandı. Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı da iddianamede yer aldı. Savcı, ifade zaptından “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, “terör örgütünün kalem silahşörü” ifadesini kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.
Davanın görülmesine 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılananlardan Aslı Erdoğan savunmasında, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi. Gazetede mahlas ile yazan kişileri bilme olanağı bulunmadığını anlatan Erdoğan, savaş karşıtı, anti militarist olduğunu, meşru müdafaa için dahi olsa insan öldürmeyi kabul etmediğini belirterek, suçlamaları reddetti.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Aykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı ise davanın 4. duruşmasında yaptığı savunmasında 2015 yılının Eylül ayından kapandığı tarihe kadar gazetenin imtiyaz sahibi olduğunu anlattı.

Bugüne kadar 10 celsesi görülen davada Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Bilir Kaya 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldılar. Erdoğan ve Alpay hakkındaki yurt dışı yasağı tedbirleri ise davanın 22 Haziran 2017’deki duruşmasında kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’deki duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi. Eren Keskin hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri de 22 Haziran 2017’de görülen duruşmada kaldırıldı.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı da 31 Ekim 2017’de yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edilmesinin ardından, Yunanistan sınırındaki askeri yasak bölgede “kaçma hazırlığında” yakalanması üzerine 11 Mayıs 2018’de adli kontrol tedbirine uyulmadığı gerekçesiyle yeniden tutuklandı.

İkamet ettiği İsveç’te istinabe yoluyla ifadesi alınacak olan Ragıp Zarakol’un hakkındaki yakalama kararı ise 4 Haziran 2018’de kaldırıldı. Davada yargılanan Filiz Koçali hakkında ise yakalama kararı bulunuyor.

Davanın 3 Temmuz 2019’da görülen son duruşmasında savcının mütalaasını sunması için süre talebi kabul edilerek, duruşma 28 Kasım 2019’a bırakıldı.



Next Trial: Nov. 28, 2019, 10:30 a.m.


Duruşma, önceki celse belirtildiği gibi 09.30’da başladı. Yaklaşık 5 dakika süren duruşmada sanıklar Eren Keskin ve Necmiye Alpay ile 6 avukat hazır bulundu. Duruşmada, ilk olarak Eren Keskin söz alarak, beraatını istedi. Necmiye Alpay’da söz alarak beraatını talep etti. Ardından söz alan Avukat Erdal Doğan, davanın çok uzadığını dile getirerek, yargılanan herkesin beraatını talep etti. Doğan, dava ile düşünce ve ifade özgürlüğünün yargılandığının belirtti.

Duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasını hazırlayarak, mahkeme heyetine sunmak için ek süre talep etti.


Mahkeme heyeti, savcının süre talebini kabul etti. Duruşma 28 Kasım 2019 tarihine, saat 10.30’a ertelendi.


Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın yapıldığı salon normal büyüklükteki bir duruşma salonuydu. SEGBİS için iki ayrı TV ekranı kuruluydu. İzleyci, avukat ve sanıklar hakkında da oturma yerleri mevcuttu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı izleyen kimse olmadı.

Genel Gözlemler

Yaklaşık beş dakika süren duruşmada olağanüstü herhangi bir durum yaşanmadı.

12. Standing - April 10, 2019


Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu’nca başlatılan 2016/95651 No’lu soruşturma kapsamında gazetenin dokuz yöneticisi ve yazarı hakkında da gözaltı kararı çıkarıldı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu Üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Aykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tahliye edildi. Kemal Sancılı 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe 2016/4148 No’lu iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem gazetesinin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia ediliyor. Bu iddianın dayanağı olarak da PKK/KCK/HPG/MLKP/ KONGRA-GEL mensubu olduğu belirtilen kişiler hakkında gazetede yer alan haberler sıralanıyor.

Bu şekilde gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” olmakla suçlayan savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında ise şu “akıl yürütmeyi” yapıyor: “İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Savcı, Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait 6 kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine 8 yayını da iddialarının delilleri arasına koydu.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarı, “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak göstermek”, güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirmek ve “güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” belirtiyor. Savcı, Erdoğan’ın yazılarından yaptığı çıkarsama ve onun eleştirilerinden hareketle de “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiği” suçlamasını öne sürüyor.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulunuyor. Savcı, Alpay’ı, “Özgür Gündem gazetesinin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmek” ile suçluyor.

İddianamede 4 köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de alıntı yapılan bu yazılarında “PKK/KCK propagandası yapmak”, “militanca beyanlarda bulunmak” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmak” ile suçlandı. Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı da iddianamede yer aldı. Savcı, ifade zaptından “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, “terör örgütünün kalem silahşörü” ifadesini kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.
Davanın görülmesine 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılananlardan Aslı Erdoğan savunmasında, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi. Gazetede mahlas ile yazan kişileri bilme olanağı bulunmadığını anlatan Erdoğan, savaş karşıtı, anti militarist olduğunu, meşru müdafaa için dahi olsa insan öldürmeyi kabul etmediğini belirterek, suçlamaları reddetti.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Aykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı ise davanın 4. duruşmasında yaptığı savunmasında 2015 yılının Eylül ayından kapandığı tarihe kadar gazetenin imtiyaz sahibi olduğunu anlattı.

Bugüne kadar 10 celsesi görülen davada Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Bilir Kaya 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldılar. Erdoğan ve Alpay hakkındaki yurt dışı yasağı tedbirleri ise davanın 22 Haziran 2017’deki duruşmasında kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’deki duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi. Eren Keskin hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri de 22 Haziran 2017’de görülen duruşmada kaldırıldı.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı da 31 Ekim 2017’de yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edilmesinin ardından, Yunanistan sınırındaki askeri yasak bölgede “kaçma hazırlığında” yakalanması üzerine 11 Mayıs 2018’de adli kontrol tedbirine uyulmadığı gerekçesiyle yeniden tutuklandı.

İkamet ettiği İsveç’te istinabe yoluyla ifadesi alınacak olan Ragıp Zarakol’un hakkındaki yakalama kararı ise 4 Haziran 2018’de kaldırıldı. Davada yargılanan Filiz Koçali hakkında ise yakalama kararı bulunuyor.

Davanın 3 Temmuz 2019’da görülen son duruşmasında savcının mütalaasını sunması için süre talebi kabul edilerek, duruşma 28 Kasım 2019’a bırakıldı.



Next Trial: July 3, 2019, 9:30 a.m.


Saat 10:25’te duruşmanın başlaması için Ahmet Uğuz başkanlığındaki mahkeme heyeti tutuklu yargılanan imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’ya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanmak istedi. Ancak Sancılı’nın tutulduğu Edirne Cezaevi’ne yapılan görüntülü aramaya cevap veren cezaevi görevlisi, “Sancılı’nın duruşmaya katılmak için kurumdan (cezaevi yerleşkesinden) ayrıldığını” söyledi.

Salonda yaşanan kısa süreli şaşkınlığın ardından mahkeme heyeti salondan ayrıldı. Yaklaşık 15 dakika sonra, saat 10.40’ta, tutuklu sanık Sancılı’nın adliye nezaretinde tutulduğu anlaşıldı. Sancılı saat 10.53’te kelepçeli bir şekilde mahkeme salonuna getirildi ve duruşma başladı.

Sancılı, dosyadaki dijital materyallerin kendisine ulaştırılmadığını ve bu nedenle inceleyemediğini söyledi. Tahliyesini talep etti.

Tutuksuz yargılanan Eş Genel Yayın Yönetmeni ve avukat Eren Keskin “Bu gazetenin yayın yapmasını desteklemek için künyedeki genel yayın yönetmenliği hanesine ismimi yazdırdım, suç olduğunu da düşünmüyorum” diye konuştu.

Duruşmada hazır bulunan iki sanığın ardından söz alan avukat Özcan Kılıç, imtiyaz sahibi Sancılı’nın başka bir davadan hüküm giydiğini ve “kaçma şüphesinin” ortadan kalktığını söyleyerek, bu davadan tahliyesini istedi.

Kılıç dosyadaki dijital inceleme raporlarına da değindi. Özgür Gündem’in içinde bulunduğu 6 katlı binanın tamamında arama yapıldığını ancak binanın sadece ikinci katının Özgür Gündem’e ait olduğunu söyleyen Kılıç “Kayyum her şeye el koyduğu için bu malzemeleri inceleyip kime ait olduğunu belirleyemiyoruz” dedi.

Kılıç ayrıca Eren Keskin’in İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyasının İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ana davayla birleştirilmesini talep etti; tek tek farklı mahkemelerde görülen tüm bu davaların gazetenin yayın politikası ile ilgili olduğunu ifade etti.

Kılıç’ın ardından, Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan söz aldı. Avukat Doğan, müvekkilinin evinde yapılan arama sonucu el konulan ve iddianamede sıralanan “malzemelerin” suç teşkil etmediğini ve tamamen yasal olduğunu söylerken, bu malzemeler arasında çok sayıda kitabın da sıralandığını ifade etti, “Bir yazarın evinde bu kitapların bulunması normaldir” dedi.
Duruşma savcısı, dosyanın geldiği aşama ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak Kemal Sancılı’nın tahliyesini mütalaa etti.

Duruşmaya karar için ara verildi.


Mahkeme, avukatların talebi üzerine Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin’in İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı dosyanın Özgür Gündem ana davasıyla birleştirilmesi talebini kabul ederek, bu konuda 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne müzekkere yazılmasına karar verdi.

Ayrıca 11 Mayıs 2018’den bu yana tutuklu bulunan ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başka bir davada hakkında verilen mahkumiyet kararı Ocak 2019’da kesinleşen Özgür Gündem gazetesi imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’nın bu davadan tahliyesine karar verildi.


Duruşmaya Katılım

Duruşmaya tutuksuz sanıklardan sadece avukat Eren Keskin katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşmanın saat 9:45’te başlaması öngörülüyordu. Önceki beş duruşmanın sarkması nedeniyle saat 10:25’te duruşma salonuna girildi. Ancak önce SEGBİS’le bağlanılmaya çalışılan tutuklu sanık Sancılı’nın cezaevinde değil, adliyede olduğu anlaşılması 15 dakika sürdü.

Sancılı saat 10:53’te duruşma salonuna getirildi ve duruşma başladı. Yedi dakika süren duruşmanın ardından saat 11:00’da karar için ara verildi. Saat 11:08’de karar açıklandı ve duruşma sona erdi.

11. Standing - Jan. 17, 2019


Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu’nca başlatılan 2016/95651 No’lu soruşturma kapsamında gazetenin 9 yöneticisi ve yazarı hakkında da gözaltı kararı çıkarıldı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu Üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Aykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tahliye edildi. Kemal Sancılı 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe 2016/4148 No’lu iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem gazetesinin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia ediliyor. Bu iddianın dayanağı olarak da PKK/KCK/HPG/MLKP/ KONGRA-GEL mensubu olduğu belirtilen kişiler hakkında gazetede yer alan haberler sıralanıyor.

Bu şekilde gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” olmakla suçlayan savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında ise şu “akıl yürütmeyi” yapıyor: “İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Savcı, Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait 6 kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine 8 yayını da iddialarının delilleri arasına koydu.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarı, “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak göstermek”, güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirmek ve “güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” belirtiyor. Savcı, Erdoğan’ın yazılarından yaptığı çıkarsama ve onun eleştirilerinden hareketle de “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiği” suçlamasını öne sürüyor.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulunuyor. Savcı, Alpay’ı, “Özgür Gündem gazetesinin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmek” ile suçluyor.

İddianamede 4 köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de alıntı yapılan bu yazılarında “PKK/KCK propagandası yapmak”, “militanca beyanlarda bulunmak” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmak” ile suçlandı. Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı da iddianamede yer aldı. Savcı, ifade zaptından “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, “terör örgütünün kalem silahşörü” ifadesini kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.
Davanın görülmesine 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılananlardan Aslı Erdoğan savunmasında, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi. Gazetede mahlas ile yazan kişileri bilme olanağı bulunmadığını anlatan Erdoğan, savaş karşıtı, anti militarist olduğunu, meşru müdafaa için dahi olsa insan öldürmeyi kabul etmediğini belirterek, suçlamaları reddetti.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Aykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı ise davanın 4. duruşmasında yaptığı savunmasında 2015 yılının Eylül ayından kapandığı tarihe kadar gazetenin imtiyaz sahibi olduğunu anlattı.

Bugüne kadar 10 celsesi görülen davada Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Bilir Kaya 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldılar. Erdoğan ve Alpay hakkındaki yurt dışı yasağı tedbirleri ise davanın 22 Haziran 2017’deki duruşmasında kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’deki duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi. Eren Keskin hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri de 22 Haziran 2017’de görülen duruşmada kaldırıldı.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı da 31 Ekim 2017’de yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edilmesinin ardından, Yunanistan sınırındaki askeri yasak bölgede “kaçma hazırlığında” yakalanması üzerine 11 Mayıs 2018’de adli kontrol tedbirine uyulmadığı gerekçesiyle yeniden tutuklandı.

İkamet ettiği İsveç’te istinabe yoluyla ifadesi alınacak olan Ragıp Zarakol’un hakkındaki yakalama kararı ise 4 Haziran 2018’de kaldırıldı. Davada yargılanan Filiz Koçali hakkında ise yakalama kararı bulunuyor.

Davanın 3 Temmuz 2019’da görülen son duruşmasında savcının mütalaasını sunması için süre talebi kabul edilerek, duruşma 28 Kasım 2019’a bırakıldı.



Next Trial: April 10, 2019, 9:15 a.m.


Başlaması saati 09:15 olarak belirlenen duruşma, önceki duruşmadaki sarkma nedeniyle saat 09:35’te başladı.

Taraflar ve izleyiciler salona alındığında Ahmet Uğuz başkanlığında üye hakimler Abdullah Ok, ve Emine Çakır’dan oluşan mahkeme heyeti ve duruşma savcısı Aydın Boztaş kürsüdeki yerlerini almıştı. Mahkeme heyeti başkanı katılanları belirleyerek zapta geçirdikten sonra, dosyaya ilişkin gelişmeleri duyurdu.

Tutuksuz yargılananlardan İnan Kızılkaya karar için ara verildiği sırada duruşmaya geldi; Kemal Sancılı ise tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS aracılığıyla bağlandı.

Başkan Ahmet Uğuz, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, İnan Kızılkaya ve Kemal Saygılı hakkında, 2017/77 esas sayılı dosyanın, bu yargılama ile irtibatı nedeniyle dosyanın birleştirilmesi için muvaffakiyetlerini sorduğunu belirtti. Mahkeme heyeti başkanı, dosyanın geldiği aşama nedeniyle, yargılamanın söz konusu dosya ile birleştirilmesine muvaffakiyet vermediklerini açıkladı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı emanetince, soruşturma başladığı sırada el konulan materyallerinin yargılananlara iade edildiğini bildiren mahkeme heyeti başkanı, emniyetin dijital materyallerin incelenmesine ilişkin raporunun da geldiğini ifade etti.

Ardından Kemal Sancılı’nın tutuklu bulunduğu cezaevine SEGBİS bağlantısı yapıldı. Bağlantının beklendiği sırada mahkeme heyeti başkanı Ahmet Uğuz ve üyelerden Dr. Abdullah Ok, yer olmadığı için müştekilere ayrılan kısma oturan Avukat Erdal Doğan ile şakalaştı ve bir başka dava hakkında sohbet etti.

Ardından SEGBİS bağlantısı sağlanınca heyet başkanı sanıklardan Kemal Sancılı’ya dijital materyallerin incelenmesine ilişkin rapora karşı beyan ve savunması olup olmadığını sordu. Cezaevine ulaşmadığı için raporu inceleme ve avukatlarıyla bu konuda görüşme fırsatı bulunmadığını söyleyen Sancılı, tutuklu kaldığı sürenin göz önüne alınarak tahliyesini talep etti.

Ardından avukatlar söz aldı. İlk olarak beyanda bulunan tüm sanıklar müdafi Özcan Kılıç, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı için 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nce sorulan birleştirme görüşüne olumlu yanıt verilmesini talep etti ve müvekkilleri hakkında bir birleştirme talebinin daha bulunduğunu ifade etti.

Ardından dijital materyallerle ilgili beyanda bulunan Avukat Özcan Kılıç, henüz raporu inceleyemediklerini, çok hacimli bir rapor olduğunu belirterek, şu hususları bildirdi:

“Özgür Gündem gazetesinin bulunduğu bina dört katlı ve gazete bu binanın sadece iki katında. Polis baskını gerçekleştiğinde binanın tamamı mühürlendi ve polis o binada gazete dışında bulunan 2-3 şirketteki bilgisayar ve dijital materyallere de el koydu. Dolayısıyla bu gelen raporda hangi bilgisayar ve dijital materyallerin Özgür Gündem’e ait olduğunu belirleyip, inceledikten sonra savunma yapacağız.”

Avukat Kılıç bu konuda mahkemeden süre istedi.

Özcan Kılıç, müvekkillerinden Kemal Sancılı’nın tutukluluğunun da artık infaza dönüştüğünü ifade ederek tahliyesini talep etti.

Daha sonra Necmiye Alpay’ın müdafilerinden Avukat Adil Demirci söz aldı ve dijital materyallerle ilgili raporda kendileriyle ilgili bir husus bulunmadığını, bu aşamada bir talepleri olmadığını dile getirdi.

Eren Keskin ve İnan Kızılkaya’nın müdafilerinden Avukat Gülizar Tuncer de dijital materyallerin incelemesine ilişkin rapora ilişkin savunmalarını incelemelerini müteakiben yapacaklarını belirterek süre talep etti.

Ragıp Zarakolu ile Bilge Aykut Contepe’nin avukatı Sennur Baybuğa da bu aşamada bir talep ve beyanları olmadığını ifade etti.

Daha sonra söz alan Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan ise, yargılamanın müvekkilinin yaşamı üzerindeki olumsuz etkisinden söz ederek, şu ana kadar verdikleri dilekçelerin iddianameye yönelik savunmalarını içerdiğini belirtti ve CMK’nın 223. maddesinde düzenlenen “derhal beraat kararı” verilmesini talep etti.

Mahkeme heyeti daha sonra savcının mütalaasını alarak ara karar için duruşmaya ara verdi.


Mahkeme heyeti Kemal Sancılı’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Bunun gerekçesi olarak da sanığın adli kontrol tedbirini ihlal ederek, Yunanistan sınırında bir botta üç kişiyle birlikte yurt dışı kaçma hazırlığında yakalanmasını, kaçma şüphesinin yanı sıra kuvvetli suç şüphesi bulunmasını gösterdi. Tutukluluğun devamı yönündeki karara İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itirazda bulunulabileceği hatırlatıldı.

Dijital materyallere ilişkin rapora karşı savunma yapabilmeleri için avukatlara süre tanınmasına hükmeden mahkeme, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı hakkındaki birleştirme taleplerinin de avukatlarının beyanı dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesine karar verdi.

Tutukluluk incelemesinin 14 Şubat ve 15 Mart 2019 tarihlerinde heyetçe dosya üzerinden yapılması kararını veren mahkeme duruşmayı, 10 Nisan 2019 tarihine, saat 09:15’e bıraktı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde herhangi bir basın açıklaması, destek ya da protesto gösterisi yapılmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunun fiziksel koşulları izleyiciler için yeterliydi ancak dokuz sanık bulunan davada savunma avukatlarına ayrılan bölüm yetersiz kaldı. Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan, müşteki avukatlarına (bu davada müşteki yok) ayrılan tarafa, savunma avukatlarının karşısına oturdu. Bu durum mahkeme heyeti başkanı ve üyeler ile avukat Doğan arasında şakalaşmalara yol açtı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı yargılananlardan Aslı Erdoğan’ın annesi ile destek için gelen birkaç kişi ve gazetecilerden oluşan yaklaşık 15 kişi takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşmada herhangi bir gerginlik yaşanmadı. Duruşmayı izleyenlere ve duruşma salonunda dizüstü bilgisayar gibi aygıtların kullanımına bir sınırlama getirilmedi.

10. Standing - Oct. 10, 2018


Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu’nca başlatılan 2016/95651 No’lu soruşturma kapsamında gazetenin 9 yöneticisi ve yazarı hakkında da gözaltı kararı çıkarıldı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu Üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Aykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tahliye edildi. Kemal Sancılı 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe 2016/4148 No’lu iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem gazetesinin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia ediliyor. Bu iddianın dayanağı olarak da PKK/KCK/HPG/MLKP/ KONGRA-GEL mensubu olduğu belirtilen kişiler hakkında gazetede yer alan haberler sıralanıyor.

Bu şekilde gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” olmakla suçlayan savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında ise şu “akıl yürütmeyi” yapıyor: “İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Savcı, Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait 6 kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine 8 yayını da iddialarının delilleri arasına koydu.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarı, “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak göstermek”, güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirmek ve “güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” belirtiyor. Savcı, Erdoğan’ın yazılarından yaptığı çıkarsama ve onun eleştirilerinden hareketle de “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiği” suçlamasını öne sürüyor.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulunuyor. Savcı, Alpay’ı, “Özgür Gündem gazetesinin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmek” ile suçluyor.

İddianamede dört köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de alıntı yapılan bu yazılarında “PKK/KCK propagandası yapmak”, “militanca beyanlarda bulunmak” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmak” ile suçlandı. Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı da iddianamede yer aldı. Savcı, ifade zaptından “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, “terör örgütünün kalem silahşörü” ifadesini kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.
Davanın görülmesine 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılananlardan Aslı Erdoğan savunmasında, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi. Gazetede mahlas ile yazan kişileri bilme olanağı bulunmadığını anlatan Erdoğan, savaş karşıtı, anti militarist olduğunu, meşru müdafaa için dahi olsa insan öldürmeyi kabul etmediğini belirterek, suçlamaları reddetti.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Aykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı ise davanın 4. duruşmasında yaptığı savunmasında 2015 yılının Eylül ayından kapandığı tarihe kadar gazetenin imtiyaz sahibi olduğunu anlattı.

Bugüne kadar 10 celsesi görülen davada Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Bilir Kaya 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldılar. Erdoğan ve Alpay hakkındaki yurt dışı yasağı tedbirleri ise davanın 22 Haziran 2017’deki duruşmasında kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’deki duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi. Eren Keskin hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri de 22 Haziran 2017’de görülen duruşmada kaldırıldı.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı da 31 Ekim 2017’de yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edilmesinin ardından, Yunanistan sınırındaki askeri yasak bölgede “kaçma hazırlığında” yakalanması üzerine 11 Mayıs 2018’de adli kontrol tedbirine uyulmadığı gerekçesiyle yeniden tutuklandı.

İkamet ettiği İsveç’te istinabe yoluyla ifadesi alınacak olan Ragıp Zarakol’un hakkındaki yakalama kararı ise 4 Haziran 2018’de kaldırıldı. Davada yargılanan Filiz Koçali hakkında ise yakalama kararı bulunuyor.

Davanın 3 Temmuz 2019’da görülen son duruşmasında savcının mütalaasını sunması için süre talebi kabul edilerek, duruşma 28 Kasım 2019’a bırakıldı.



Next Trial: Jan. 17, 2019, 9:15 a.m.


İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Özgür Gündem Ana Davası’nda mahkeme heyeti, Ahmet Uğuz başkanlığında üye hakimler Ali Özcan ve Emine Çakır’dan oluştu. Duruşma kimlik kontrollerinin yapılması ile başladı. Başkan Ahmet Uğuz, duruşmaya katılanların bilgisinin duruşma öncesinde verilmesini, böylece zaman kaybedilmeyeceğini ifade edince sanık avukatlardan biri itiraz etti. Bunun üzerine başkan Uğuz, “Alınganlık yapmayın. Biz burada yargılama yapıyoruz. Duruşmaya kimlerin geldiğini takip edecek değiliz” dedi. Duruşma boyunca, bu diyalog dışında münakaşa yaşanmadı. Heyet, kısa süren duruşma boyunca mahkemeye karşı ilgiliydi.

Mahkeme başkanı Ahmet Uğuz dijital inceleme raporlarının klasör halinde dosyaya sunulduğunu ifade etti. Avukatlara bu raporların incelenip incelenmediğini sordu. Sanık avukatları raporu henüz inceleme fırsatı bulamadıklarını kaydetti.

Beyanlara geçildi. Dava kapsamında tutuksuz yargılanan gazeteci İnan Kızılkaya, dijital inceleme raporlarını henüz incelemediğini, inceledikten sonra beyanda bulunacağını söyledikten sonra talebi olmadığını ifade etti.

Tutuksuz yargılanan yazar Necmiye Alpay’da raporları henüz incelemediğini söyledi ve “Diyeceğim bir şey yok” diyerek beyanını kısa tuttu.

Tutuksuz yargılanan bir diğer isim Eren Keskin ise şunları söyledi: “Eski beyanımı tekrar ediyorum. Yargılama Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelere ve anayasaya aykırıdır. İfade özgürlüğümüz ihlal edilmiştir. Kendi yazmamış olduğum bir yazı sebebiyle yargılanıyorum.”

Bu esnalarda tutuklu yargılanan Kemal Sancılı, Edirne F tipi kapalı Cezaevi’nden SEGBİS bağlantısı ile bekletiliyordu. Mahkemenin kendisine söz vermesiyle, salonda bulunanlara selam ve saygılarını iletti. Öncelikle dijital inceleme raporlarının kendisine henüz ulaştırılmadığını bu yüzden inceleme fırsatının oluşmadığını ifade etti. Yazılı ve sözlü beyanını tekrar ettiğini fakat bir ekleme yapmak istediğini belirtti. Mahkeme heyetinin, basın kanunun 11. Maddesinin incelemesini talep ederek tahliyesini talep etti.

Sanık beyanları alındıktan sonra avukatlara soruldu. İlk sözü sanık müdafii Av. Özcan Kılıç aldı. Kılıç, öncelikle dijital inceleme raporlarının henüz incelemediklerini, incelemeyi yaptıktan sonra beyanda bulunacaklarını belirtti. Avukat Özcan Kılıç, dosyada sanık olmayan birçok insanın dijital eşyalarına el konulduğunu ve bu eşyaların kaybolduğunu, el konulan eşyaların akıbeti için merci bulamadıklarını, İstanbul 5. Asliye Mahkemesine ve 13 Ağır Ceza Mahkemesine başvuruda bulunduklarını fakat sonuç alamadıklarını ifade ederek mahkemeden iadesini istedi. Kılıç, Sancılı’nın uzun süredir tutuklu bulunduğunu, kaçarken yakalandığı için mahkemenin haklı gerekçeleri olduğunu fakat içerde bulunduğu süre boyunca cezasının infaza dönüştüğünün belirterek tahliyesini talep etti.

Kılıç, bunun dışında Eren Keskin’in yurt dışı yasağına değindi. İstanbul Baro Başkanı Adayı ve İHD Genel Başkanı olan Keskin’in çalışmalarını yapabilmesi için yurtdışı yasağının kaldırılmasını talep etti.

Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan, iddianameden sonra dosyaya giren dijital materyallerin yeni bir delil olarak nitelendirilmesinin CMK’nın 160. maddesine aykırılık teşkil ettiğini ifade ederek incelemesi biten dijital materyallerin sanığa iadesini talep etti.

Diğer sanık avukatları, raporları ineceledikten sonra beyanda bulunacaklarını, bu aşamada bir diyeceklerinin olmadıklarını söylediler.

Eren Keskin müdafii avukatı Gülizar Tuncel, Eren Keskin için şunları söyledi:
“Eren Keskin 30 yıldır avukatlık yapan bir meslektaşımız. Ailesi, yakınları bu ülkede yaşıyor. Bu topraklardan ayrılacağı yok. Hakkında yürütülen soruşturmalar var. Bir yere gitmedi. Kendisi aynı zamanda baro seçimlerinde baro başkan adayıdır ve İnsan Hakları Derneği’nin eş başkanıdır. İnsan haklarının korunmasına yönelik faaliyetlerine devam edebilmesi için eş başkan olduğu derneğin uluslararası devlet ve kurumların panel, konferans gibi davetlerine katılma yönünde bir takım görev ve zaruretleri vardır. İnsan haklarıyla ilgili yürüttüğü çalışmaları bilgilendirme yükümlülükleri vardır. Sürdürdüğü avukatlık mesleğinde kamuoyunu aydınlatma görevi vardır. Bundan devlet hoşlanmayabilir ama bu bir sorumluluktur. Bütün bunları yapabilmesi için yurt dışı yasağının kaldırılmasına yönelik talebimizi tekrarlıyoruz.”


Mahkeme heyeti, kararında Sancılı’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Eren Keskin hakkında verilen “yurtdışına çıkış yasağı” şartının kaldırılmasına ve Filiz Koçali hakkındaki yakalama emrinin devamına karar verildi.

Bir sonraki duruşma 17 Ocak 2019 günü saat 09:15’e bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Davanın onuncu duruşması İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüleceği biliniyordu. 09.45’de başlayacağı duyurulan duruşma 10:30 sularında başladı. Duruşma üçüncü sıradaydı. Mahkeme salonuna güvenlik bariyerlerinde sorun yaşanmadan girildi. Öyle ki girişlerde kimlik dahi sorulmadı. Sanık avukatları, sanıklar ve davayı izleyecek gazeteciler duruşma salonu önündeydiler. Bekleme süreci boyunca sohbetler yapıldı. Giriş güvenliği dışında bekleme salonunda kolluk görülmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin görüleceği duruşma salonu katılımın da fazla olmadığı göz önüne alınırsa yeteri kadar büyüktü. Duruşmayı izlemek üzere salon dışında bekletilen olmadı. Salonda SEGBİS bağlantısı için bir adet televizyon ve izleyiciler, avukatlar, sanıklar ve gazeteciler için ayrı ayrı oturma yerleri vardı.

Duruşmaya Katılım

Salonda müdafii avukatları, heyet ve sanıklar dışında 20 kişi kadar izleyici vardı. Duruşmada dava kapsamında tutuksuz yargılanan Necmiye Alpay, Eren Keskin, İnan Kızılkaya ve avukatları hazır bulundu. Sanıklardan Aslı Erdoğan’ın annesi de duruşmayı izleyenler arasındaydı. Tutuklu yargılanan Kemal Sancılı ise hapishaneden SEGBİS ile katıldı. Mezopotamya Ajansı, Evrensel Gazetesi, Cumhuriyet Gazetesi muhabirleri ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24) duruşmayı izledi. Duruşma günü ayrıca yine aynı gazeteye destek vermek amacıyla nöbetçi genel yayın yönetmenliği kampanyasına katılan gazetecilerin duruşması olduğu için katılımda bölünmeler yaşandı.

Genel Gözlemler

Davada mahkeme heyetinin sanıkları ve avukatları dinlediği görüldü. Duruşma 10-15 dakika sürdü. Tutuksuz yargılanan sanıklar ve müdafi avukatları beyanlarını kısa tuttu. SEGBİS bağlantısında sorun yaşanmadı. Ara karar için 5 dakika ara verildi. Duruşma tarihi ve saatinin uygun olup olmadığı sorulduktan sonra tarih kesinleştirildi.

Özgür Gündem Main Trial (Indictment)

Özgür Gündem Main Trial 10. Standing (Minutes of the Hearing)

Özgür Gündem Main Trial 12. Standing (Minutes of the Hearing)

Özgür Gündem Main Trial 13. Standing (Minutes of the Hearing)

Özgür Gündem Main Trial 14. Standing (Minutes of the Hearing)

Özgür Gündem Main Trial 15. Standing Download