İshak Karakaş

İshak Karakaş - “Propaganda of Terrorist Organization in Successive Intervals” Trial

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu, kapatılan Halkın Nabzı Gazetesi’nin genel yayın yönetmeni İshak Karakaş hakkında, sosyal medya paylaşımlarını gerekçe göstererek soruşturma başlattı.

Karakaş’ın paylaşımları; Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Suriye’nin Afrin kentine yönelik operasyonu ile ilgiliydi.

İshak Karakaş, 22 Ocak 2018’de, gece yarısı evine yapılan baskınla gözaltına alındı.

Çeşitli kentlerde, aralarında gazetecilerine de olduğu çok sayıda kişi aynı gerekçeyle soruşturmaya dahil edildi.

Karakaş, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Gözaltı işlemleri dört gün sürdü. İddianameye göre, Karakaş; gözaltı ve soruşturma sürecinde, paylaşımlarında propaganda amacı gütmediğini, “hümanist bir insan olduğundan insan ölümlerine karşı olduğu için bu paylaşımları yaptığını” söyledi.

26 Ocak 2018’de, adliyeye çıkarıldı. “Terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklandı. Silivri Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne götürüldü. Aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan 10 kişi daha tutuklandı.

Karakaş hakkındaki iddianame, 23 Mart 2018’de tamamlandı.

Kapatılan Halkın Nabzı Gazetesi’nin genel yayın yönetmeni İshak Karakaş hakkındaki iddianame, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından, 23 Mart 2018’de tamamlandı. İddianamede, Karakaş ile birlikte 10 kişi daha sanık olarak yer aldı.

İddianamenin 14 sayfasında, “PKK’nın kuruluşuna dair iddialar” sıralandı.

Karakaş’ın sosyal medya paylaşımları ile “terör örgütünün genel anlamda cebir, şiddet, tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmaya teşvik edecek şekilde propaganda yaptığı” iddia edildi.

İddianamede, Karakaş; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 ve Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddeleri uyarınca “zincirleme şekilde, terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Hakkında bir yıl üç aydan sekiz yıl dokuz aya kadar hapis cezası talep edildi. Karakaş’ın ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki “belirli haklardan yoksun bırakılması” da istendi.

İddianame, İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Kapatılan Halkın Nabzı Gazetesi’nin genel yayın yönetmeni İshak Karakaş’ın yargılanmasına, 8 Mayıs 2018’de, İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başlandı.

Karakaş, duruşmaya; tutuklu bulunduğu İstanbul Silivri Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden getirildi. Karakaş, tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. 102 gün süren tutukluluğun ardından cezaevinden çıktı. Ancak, yurtdışına çıkışı yasaklandı. Hakkında, karakola imza vermek şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 20 Kasım 2018’de görüldü. Duruşmada Karakaş’ın avukatı Yıldız İmrek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve başka mahkemelerin emsal kararlarını içeren dosyayı mahkeme heyetine sundu. Dilekçe içerisinde beraat istemine dair talepleri de yer aldı. Yurtdışına çıkış yasağının kaldırılması da istedi.

Karakaş ise “Gazeteciyim. Kültürel amaçlı yurt dışına çıkmam gerekiyor. Barış Vakfı üyesi olduğumdan yurt dışına çıkmam gerekiyor. Bunun içinde yurt dışı yasağımın kaldırılmasını talep ediyorum” dedi.

Karakaş hakkındaki yurtdışına çıkış yasağı kaldırılmadı.

Yargılamanın dördüncü duruşması 17 Ocak 2019’da görüldü. Savcılığın; duruşmadan 15 gün önce, 2 Ocak 2019’da, esas hakkındaki mütalaasını dosyaya sunduğu görüldü. Mütalaada, Karakaş’ın; “zincirleme şekilde, terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla cezalandırılması talep edildi.

Karakaş, esas hakkındaki mütalaa karşısındaki savunmasında; bir gazeteci ve Barış Vakfı kurucu üyesi olarak “barış yanlısı” olduğunu söyledi. Paylaşımlarının amacının, sivillerin öldürülmesine karşı olmasıyla ilgili olduğunu dile getirdi. Paylaşımlarında; hiçbir terör örgütünün propagandasını yapmadığını, “siviller ölmesin” dediğini söyledi. Karakaş, mahkeme başkanının sorusu üzerine; hakkındaki olası ceza hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasını istedi.

Mahkeme, Karakaş hakkında uygulanan tüm adli kontrol tedbirlerini kaldırdı.

Yargılamanın beşinci duruşması, 26 Mart 2019 tarihinde görüldü. Karakaş’ın avukatı Yıldız İmrek, “savaşa karşı barışın propagandasının yapılmasının insanlık tarihi kadar eski olduğunu” söyledi.

Karakaş’ın suçlamaya konu sosyal medya paylaşımlarının sadece Afrin’e yönelik askeri müdahale hakkında olduğuna işaret eden İmrek, “atılı suçu destekleyecek şekilde herhangi bir terör örgütünün propagandasına yönelik başkaca hiçbir paylaşımı bulunmadığının” altını çizdi.

Atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığını belirten avukat İmrek, beraat talep etti.

Gazeteci Karakaş, son söz olarak; “Savaşa karşıyım. Afrin, Suriye savaşı sırasında tek silahın patlamadığı bir yerdi. Bölge halkları oraya sığınmıştı. Afrin’e askeri müdahalede bulunulması nedeniyle buna karşı çıktım ve barışı savundum” dedi.

Mahkeme, Karakaş’ın; “zincirleme şekilde, basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla bir yıl altı ay 22 gün hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Cezaya ilişkin hükmün açıklanması geri bırakıldı (HAGB).

5. Standing - March 26, 2019


Duruşma, önceki duruşmaların planlanandan geç bitmesi nedeniyle öğleden sonraya kaldı.

Mahkeme heyetinin saat 13.50’de salondaki yerini almasının ardından önceki duruşmada süre tanınan savunma avukatları, esas hakkındaki mütalaaya karşı, savunma yaptı.

Gazeteci olmayan diğer sanık avukatlarının beyan ve savunmalarının ardından İshak Karakaş’ın avukatı Yıldız İmrek söz aldı.

Yıldız İmrek savunmasında, savaşa karşı barışın propagandasının yapılmasının insanlık tarihi kadar eski olduğunu söyledi. Bu hakkın, günümüzde de geçerliliğini sürdüren ve başta Birleşmiş Milletler’e ait olan çok sayıda bildirgeye yansıdığına işaret etti.

İnsanların din, milliyet gibi sebeplerle tarih boyunca yıkıcı savaşlara giriştiğini dile getiren Avukat İmrek, Ortadoğu’da da yıkıcı savaşların yaşandığını ve müvekkilinin, Türkiye’nin de böyle bir yıkıcı savaşa girmesine karşı çıktığını belirtti.

İshak Karakaş’ın suçlamaya konu sosyal medya paylaşımlarının sadece Afrin’e yönelik askeri müdahale hakkında olduğuna işaret eden avukat İmrek; atılı suçu destekleyecek şekilde herhangi bir terör örgütünün propagandasına yönelik başkaca hiçbir paylaşımı bulunmadığının altını çizdi.

İmrek, esas hakkındaki mütalaada; İshak Karakaş’ın Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2. maddesi kapsamında cezalandırılmasını talep eden savcılığın, zorunlu olmasına karşın, bu mütalaasına ilişkin hiçbir gerekçe göstermediğini vurguladı.

Esas hakkındaki mütalaada, “paylaşımların yapıldığı zaman aralığı…” denilerek, sadece paylaşımların zamanına işaret edildiğini ifade eden İmrek, atılı suçu düzenleyen yasa maddesindeki maddi ve manevi unsurların arasında böyle bir şey bulunmadığını kaydetti.

Avukat Yıldız İmrek, savcılığın bu tutumunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarında bahsedilen “olguya dayalı kanaat özgürlüğü” denilen ihlali oluşturduğunu ifade etti.

İmrek, müvekkilinin sadece iddianamede yer verilenlerde değil, sosyal medya hesaplarındaki hiçbir paylaşımında, “PKK, PYD, YPJ” gibi örgütlerle ilgili övücü ya da mazur gösterici mesaj olmadığını söyledi.

İmrek, yasada atılı suça ilişkin gösterilen maddi unsurların, “terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek propaganda” olduğunu belirtti.

İmrek, müvekkilinin paylaşımlarında; atılı suçun bu maddi unsurlarının hiçbirinin bulunmadığını söyledi. Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2. maddesinde gösterilen suçun manevi unsuru olarak Yargıtay kararlarında “genel kast”ın arandığını anlatan ve buna ilişkin örnek kararlar gösteren avukat İmrek, suçun unsurlarının bu yönüyle de oluşmadığını ifade etti.

Müvekkilinin bir barış aktivisti olduğunu, Türkiye Barış Vakfı’nın kurucu üyelerinden ve yöneticilerinden biri olduğunu hatırlatan İmrek, müvekkilinin suçlamaya konu mesajlarında, savaşa karşı görüşlerini ve sivillerin ölümüne ilişkin haberleri paylaştığını kaydetti.

İshak Karakaş’ın terör örgütünün cebir ve şiddet yöntemlerinin propagandasını yapıp teşvik etmesinin söz konusu olmadığını, tam aksine tüm aktörlerin cebir ve şiddet yöntemlerine, bir barış aktivisti olarak karşı çıktığının altını çizdi.

İmrek, AİHM’in, TMK’nın 7/2. maddesi kapsamında verilen hükümlere ilişkin yapılan başvurularda; bu maddenin “yasadaki anlamından koparılarak, konjonktürel olarak yorumlandığı ve bu nedenle de yasa maddesine ilişkin öngörülebilirliğin ortadan kalktığı” yorumunda bulunduğunu anlattı.

İmrek, AİHM’in yasa maddesinin bu şekilde yorumlanmasını eleştirdiği ve fikir açıklama ve ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğine hükmettiği kararlarından örnekler sundu.

Atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığını belirten Avukat İmrek, müvekkilinin beraatini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise İshak Karakaş’ın lehine olacak hususların uygulanmasını talep etti.

Mahkeme heyeti avukatların savunmalarını tamamlamasının ardından sanıkların son beyanlarını aldı.

Gazeteci İshak Karakaş, Türkiye Barış Vakfı’nın kurucu üyesi ve yöneticisi bir barış aktivisti olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi:

“Savaşa karşıyım. Afrin, Suriye savaşı sırasında tek silahın patlamadığı bir yerdi. Bölge halkları oraya sığınmıştı. Afrin’e askeri müdahalede bulunulması nedeniyle buna karşı çıktım ve barışı savundum. Suç işlemedim, beraatimi talep ederim.”

Mahkeme heyeti daha sonra kararın açıklanması için duruşmaya ara verdi.


Mahkeme, Karakaş’ın; “zincirleme şekilde, basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla bir yıl altı ay 22 gün hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Cezaya ilişkin hükmün açıklanması geri bırakıldı (HAGB).


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde herhangi bir protesto ya da destek gösterisi, basın açıklaması gerçekleşmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunun koşulları sanıklar ve izleyiciler açısından, duruşmanın izlenebilmesi ve sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi yönünden yeterli durumdaydı.

Ancak toplamda 10 sanıklı olan duruşma salonunda, savunma avukatları için ayrılan, mahkeme heyeti ile Cumhuriyet savcısının bulunduğu kürsünün, heyete göre sol yanında bulunan kısım yetersizdi.

Toplamda 10 avukatın bulunduğu duruşmada, avukatlar; savunma avukatlarına ayrılan yerin karşısında bulunan “şikayetçi” avukatları kısmına oturdu. Davada “şikayetçi” olmaması nedeniyle bu konuda bir sorun yaşanmadı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı gazeteci Ahmet Tulgar, basın mensupları, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ile gözlemci kurumların temsilcilerinden oluşan yaklaşık 10 kişi izledi.

4. Standing - Jan. 17, 2019


Saat 09.50’de başlaması gereken duruşma, gecikmeli olarak saat 12.30’da başladı.

Gazeteci İshak Karakaş, duruşmaya; avukatı ile birlikte katıldı.

Savcılığın; duruşmadan 15 gün önce, 2 Ocak 2019’da, esas hakkındaki mütalaasını dosyaya sunduğu görüldü. Mütalaada, Karakaş’ın; “zincirleme şekilde, terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla cezalandırılması talep edildi. Duruşma savcısı, mütalaasını duruşmada okumadı.

Mahkeme heyeti, Karakaş ve diğer sanıklara; hükmün açıklamasının geri bırakılmasını isteyip istemediğini sordu. Sanıklar ve avukatlar hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını istedi.

Duruşmada, söz alan tüm avukatlar mütalaaya katılmadıklarını ve esas hakkındaki savunmalarının sonraki celsede yapmak istediklerini söyledi.

Gazeteci İshak Karakaş, hazırladığı esas hakkındaki yazılı savunmasını mahkeme heyetine sundu. Karakaş, savunmasını duruşma salonunda okudu.

Konuşmasında bir gazeteci ve Barış Vakfı kurucusu üyesi olarak barış yanlısı olduğunu, savcının suç isnat ettiği Twitter paylaşımlarında amacının sivillerin öldürülmesine karşı olmasıyla ilgili olduğunu beyan etti. Paylaşımlarında hiçbir örgütün propagandasını yapmadığını, “Siviller ölmesin” dediğini söyledi.

Diğer sanıklar söz almadı.

Mahkeme heyeti, ara karar için, duruşmaya beş dakika ara verdi.


Mahkeme heyeti; Karakaş ve diğer sanıkların yurt dışı yasağı ve adli kontrol uygulamalarını “savunmaların alındığı” gerekçesi ile kaldırdı.

Esas hakkındaki mütalaa karşısında savunma için ek süre tanındı.

Yargılamanın, 26 Mart 2019 tarihinde görülecek beşinci duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

09.50’de başlaması beklenen duruşma 12.30’da başladı. Duruşma öncesinde herhangi bir destek açıklaması yapılmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Salonda izleyiciler için 20 kişilik oturma alanı ayrılmıştı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) bağlantıları için iki ekran vardı. Salon, penceresizdi.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı gazeteciler ve bazı insan hakları savunucuları izledi. Salonda 13 kişi vardı.

Genel Gözlemler

Mahkeme heyeti sakindi. Sanık ve avukatlara müdahale etmedi. Mahkeme heyeti ve avukatlar arasında şakalaşmalar bile yaşandı. Bir sonrai duruşma günü de avukatların planlamasına göre belirlendi. Duruşma 20 dakika sürdü.

3. Standing - Nov. 20, 2018


Duruşma, mahkeme heyetinin yerini almasıyla başladı.

Duruşmada ilk olarak dosyaya eklenen belgeler okundu.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne yazılan yazıya verilen yanıtta; gözaltına alınanların dijital materyallerinin Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne gönderildiği ve imaj alma işlemlerinin henüz başlamadığı belirtildi.

Gazeteci İshak Karakaş’ın avukatı Yıldız İmrek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve başka mahkemelerin emsal kararlarını içeren dosyayı, mahkeme heyetine sundu. Dilekçe içerisinde beraat talebi de yer aldı.

Avukat İmrek, “Savcının mütalaasına katılmıyoruz. Biz eksik evrakların tamamlanmasını istiyoruz. Müvekkilim hakkında yurt dışı yasağının kaldırılmasını istiyorum. Müvekkilim gazeteci ve insan hakları savunucusudur” dedi.

İshak Karataş ise “Gazeteciyim. Kültürel amaçlı yurt dışına çıkmam gerekiyor. Barış Vakfı üyesi olduğumdan yurt dışına çıkmam gerekiyor. Bunun içinde yurt dışı yasağımın kaldırılmasını talep ediyorum” dedi.


Mahkeme, gazeteci İshak Karakaş’ın, yurtdışına çıkış yasağını kaldırmadı.

Önceki duruşmalarda istenilen raporların dosyaya bir şey katmayacağı yönünde kanaat bildiren mahkeme heyeti; bu kararlardan vazgeçilmesine, esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için yargılama dosyasının savcılığa gönderilmesine karar verdi.

Yargılamanın, 17 Ocak 2019 tarihli dördüncü duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Adliye girişlerinde, izleyicilerin üstü arandı. Kemerler bile çıkarıldı. Bilgisayar gibi teknik eşyaşar ayrı ayrı x-ray cihazından geçirildi.

Adliyenin, duruşmanın görüldüğü 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bulunduğu dördüncü katında bir araya gelindi.

Gazeteci İshak Karakaş ve izleyiciler ile gazeteciler; bariyerlerle kapalı koridorda, duruşma başlayana kadar bekletildi.

Önce, adliye muhabirleri duruşma salonuna alındı. İzleyici olarak gelen gazeteciler ve diğer gazeteciler, duruşmanın başlamasına kısa bir süre kalana kadar bekletildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin görüleceği duruşma salonu orta büyüklükte bir salondu. Sanıklar ve avukatlar için ayrı oturma yerleri, izleyici ve basın içinde arka tarafta oturma yerleri oluşturuldu. Mahkeme başkanı ayakta kalan izleyicilerin dışarı çıkarılmasını istedi.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya tutuklu gazetecilerin aileleri, 10’dan fazla avukat ve birkaç gazeteci katıldı. Tutuksuz yargılanan Karakaş da duruşmaya katıldı.

Genel Gözlemler

Mahkeme heyeti ile avukatlar arasında duruşma günü verilmesi konusunda anlaşmazlık yaşandı. En son 17 Ocak 2019 tarihinde karar kılındı.

Mahkeme heyeti, duruşma boyunca sanık ve avukatlara müdahale etmedi. Sık sık not aldıkları görüldü.

İshak Karakaş - “Propaganda of Terrorist Organization in Successive Intervals” Trial (Indictment)

İshak Karakaş - “Propaganda of Terrorist Organization in Successive Intervals” Trial 3. Standing (Minutes of the Hearing)

İshak Karakaş - “Propaganda of Terrorist Organization in Successive Intervals” Trial 4. Standing (Minutes of the Hearing)

İshak Karakaş - “Propaganda of Terrorist Organization in Successive Intervals” Trial 5. Standing (Minutes of the Hearing)

Contact: pressinarrest@gmail.com

Creative Commons License

Licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.