Kazım Kızıl

Kazım Kızıl - Insulting the President of the Republic Trial

Belgesel yapımcısı, video aktivist ve gazeteci Kazım Kızıl, 17 Nisan 2017 tarihinde 16 Nisan Anayasa referandumu sonrası bir grup üniversite öğrencisi tarafından İzmir’in Bornova ilçesinde düzenlenen bir protesto gösterisi sırasında gazeteci Anıl Deveci ve 19 göstericiyle birlikte gözaltına alındı.

Kızıl, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet etmekten gözaltına alındı ancak 21 Nisan’da çıkarıldığı mahkemede sosyal medya paylaşımlarının geriye dönük incelenmesi sonrasında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla tutuklandı. Kızıl’la birlikte altı kişi daha tutuklanırken Deveci ve diğerleri adlî kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı savcılarından Mehmet Alyaprak’ın hazırladığı iddianamede Kızıl’ın bazı sosyal medya paylaşımlarında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunu işlediği iddia edildi. Savcı bu suçlamasında Kızıl’ın Türk Ceza Kanunu (TCK) 299/1-2’den 1 yıl 2 aydan 4 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılmasını istedi.

Ayrıca Kızıl’ın olayın yaşandığı gün tüm uyarılara rağmen olay yerinden ayrılmadığı, “Gösteri ve Yürüyüş Kanunu’na muhalefet” suçunu da işlediği iddia edildi. Savcı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 32/1. maddesi gereği 6 aydan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi.

İddianamede Kazım Kızıl için toplam olarak 1 yıl 8 aydan 7 yıl 11 aya kadar hapsi istendi.

Gazeteci Kazım Kızıl ile birlikte yedisi tutuklu 24 sanık hakkındaki iddianame 5 Mayıs 2017 tarihinde tamamlandı. İddianame İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı savcılarından Mehmet Alyaprak tarafından hazırlandı.

Yedi sayfadan oluşan iddianamede Kızıl’a “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “2911 sayılı kanuna aykırı yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” suçlaması yöneltildi. İddianamenin ilk dört sayfasında sanıkların kimlik bilgileri, suçlama ve sevk maddelerine yer verildi.

Beşinci sayfadan itibaren ise suçlamaya konu soruşturmaya dair ayrıntılardan oluştu. Savcı Alyaprak’ın hazırladığı iddianamede suçlamaya iki protesto konu edildi. İddianamede 16 Nisan 2017 Anayasa değişikliği referandumu gününde ve 17 Nisan’da gerçekleşen iki protesto iddianamedeki suçlamalara dayanak gösterildi.

İlk protesto gösterisi 16 Nisan 2017 referandumu günü bir grup öğrenci tarafından Bornova ilçesinde düzenlenmişti. Savcı bu protesto sırasında E.A. ile D.B.H’nin “Hırsız katil Erdoğan” sloganı atarak “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunu işledikleri savundu. Bu protesto sırasında beş kişinin gözaltına alındığı bilgisine yer verilirken, Kazım Kızıl ile ilgili herhangi bir değerlendirme ve bilgiye yer verilmedi.

İddianameye konu ikinci protesto gösterisi ise 17 Nisan’da akşam saatlerinde gerçekleşmişti. İddianamede genişçe anlatılan protesto eyleminde yaklaşık kırk kişilik bir gruba sanıklardan E.A. ve İ.S.’nin konuşma yaptığı ve çeşitli dövizlerin açıldığı belirtiliyor. Polislerin, yaptıkları “uyarıya” rağmen dağılmadıkları belirtilen gruba daha sonra gerçekleşen müdahalede Kazım Kızıl ile birlikte on kişinin polislerce gözaltına alındı bilgisine yer veriliyor. Ancak bu bölümde de Kazım Kızıl ile ilgili herhangi bir değerlendirme ya da tespitte bulunulmuyor.

İddianamede Kazım Kızıl’ın gözaltına alındıktan sonra sosyal medya hesabına dair yapılan açık kaynak araştırmasında beş ayrı paylaşımı deliller arasına konuldu. 31 Mart 2016 ile 3 Kasım 2016 tarihleri arasındaki paylaşımlarda Kızıl’ın Erdoğan ile ilgili paylaşımlar yaptığı görülüyor. Yurtdışından yayın yapan bir gazetenin “Diktatör Erdoğan” başlığı ile yayımlanan kupürünü kendi hesabından “Şeresizler; yollarımız, köprülerimiz, özgür basın ve imam hatiplerimiz derken şimdi de diktatörümüzü kıskanmışlar! #ÇokiçtenSöylüyorum:/” şeklinde yaptığı paylaşım suç unsuru paylaşımlardan birisi olarak gösterildi. Yine Erdoğan’ın fotoğrafının yer aldığı “Cumhurbaşkanı Erdoğan: Demokrasinin tanımını yeniden yaptık.” şeklinde bir görseli “Adını da #Faşizm koyduk…” ifadesiyle paylaşması da suçlama konusu yapıldı.

Savcı Alyaprak, Kızıl’ın bu paylaşımlarla atılı suçu işlediğini savunarak, cezalandırılmasını talep etti.

Gazeteci Kazım Kızıl ve 23 kişi hakkında Mehmet Alyaprak tarafından hazırlanan iddianame sunulduğu, İzmir 33. Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.

Davanın ilk duruşması için 10 Temmuz 2017 günü belirlendi. Tutuklu yargılanan Kızıl, Menemen T Tipi Kapalı Cezaevi’nden duruşmaya getirildi. Duruşmada hakim Nuray Sayar, görev aldı.

Kazım Kızıl savunmasında, gazeteci olduğunu ve 17 Nisan’daki gösteriyi haber maksadıyla gazeteci olarak takip ettiğini söyledi.

Kızıl, gazetecilik meslek odalarına kayıtlı olduğunu anımsattı. Kızıl’ın savunmasının satır başları şöyleydi:

“Çevre sorunları, mülteciler, kadın hakları konusunda çalışmalar yapmaktayım. Bunlarla ilgili hem haber vermekte hem de orta ve kısa metrajlı üretimler yapmaktayım. Bu üretimlerimi yerel ve uluslararası platformlarda paylaşmaktayım.

“17 Nisan günü sosyal medyadan duyduğum protesto haberi üzerine haber takibi yapmak için Bornova Küçükpark’a gittim. Bu meydanın bir tarafında 15-20 kişilik gösterici grup vardı, diğer tarafında ise çoğunluğu sivil olan 100’ün üzerinde polis vardı. Ben de bu alanı görecek şekilde diğer bir köşede gazeteci arkadaşlarımın yanında konumlandım. Eylem çok fazla sürmedi, birkaç dakika sonra dağılma başladı, boynumda basın kartım asılı şekilde kayıt yapıyordum. Bu sırada polis müdahalesi başladı ve ben çekime devam ettim. Bu sırada bir polis memuru direkt bana gelerek sol kolumu bükerek gözaltına almak istedi. Ben basın mensubu olduğumu söyledim, buna rağmen gözaltı yapılmaya devam edildi. Ensemden de bastırılmak suretiyle 200-300 metre ilerdeki gözaltı için araca bindirilmeye götürüldüm. Hatta bir polis memuru ‘Kazım’ı da mı gözaltına aldın’ diyerek, diğer polise seslendi. Gözaltına alınırken de kameram kayıttaydı. Daha sonra polis tarafından kamerama el konuldu. Sonradan görüntülerin büyük çoğunluğunun polisler tarafından silinmiş olduğunu öğrendim. Başlangıçtaki silinmeyen kayıtları avukatım sunacaktır, ben gazetecilik faaliyeti için söz konusu yere gitmiştim.”

Kazım Kızıl, suçlama konusu yapılan paylaşımlarına dair de şu beyanlarda bulundu:

“Mahkemeye çıkarılmak için adliyeye getirildiğimde cumhurbaşkanına hakaret suçlaması olduğunu da öğrendim. Bu suçlama yeni olmasına rağmen savcılıkta da ifadem alınmadı. Sorguda da cumhurbaşkanına hakaret suçlaması ile bir şey sorulmadığı için ben sadece 2911 sayılı kanuna muhalefet suçlaması ile ilgili beyanda bulunmuştum. İddianame tebliğ edilince atılı eylemleri öğrendim, tutuklama yapıldıktan sonra delil oluşturulduğunu düşünmekteyim. Bu durum adli yargılanma hakkımı ve savunma hakkımı kısıtlamıştır.

“Cumhurbaşkanının demokrasinin tanımını yeniden yaptığı söylemi vardır; ben de bu söyleme karşı eleştirel bir yorumda bulunmuştum. Faşizm kelimesi bir yönetim biçimidir, krallık veya başkanlık gibidir. Ben de mübalağa gibi gelebilecek bir eleştiride bulundum.

“Paylaşımlarımın tamamı Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerinde ve Anayasa’da korunan ifade özgürlüğü kapsamındadır. Herhangi bir şahsa karşı değil Cumhurbaşkanlığı makamına yöneliktir. Bir gazeteci olarak ağır ve sert eleştiride bulunma hakkımı kullandım. Paylaşımlar sert gelebilir ancak ifade özgürlüğü bu paylaşımları korumaktadır. İfadelerimin hiçbirisinde şiddete çağrı, isyana teşvik ve hakaret niteliği yoktur.”

Duruşma sonunda Kazım Kızıl ve diğer altı tutuklu sanığın adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verildi. Davanın bir sonraki duruşma 16 Ekim 2017 tarihine bırakıldı.

Davanın ikinci duruşmasında hakim Nuray Sayar görev aldı. Duruşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılma talebi kabul edildi. Davanın bir sonraki duruşması 15 Ocak 2018 tarihine bırakıldı.

Davanın dördüncü duruşması 16 Nisan 2018’da, beşinci duruşması ise 4 Haziran 2018’e görüldü. 4 Haziran 2018’deki bu duruşmaya Kazım Kızıl ve avukatı katılmazken davanın diğer sanıklarının avukatları müvekkillerinin beraatini talep etti.

Karar beklenen 1 Ekim 2018 günü görülen sekizinci duruşmada karar çıkmadı, dava 19 Aralık 2018 tarihine bırakıldı.

Davanın dokuzuncu duruşmasında İzmir Valiliği’ne yazılan müzekkereye İzmir Valiliği Hukuk İşleri Şube Müdürlüğü ve İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’nden “(davaya konu olan) gösteri yürüyüşünün yapılacağına dair bir bildirim yoktur” şeklinde cevap geldiği belirtildi ve dosyaya eklendi. Hâkim Nuray Saray bilirkişi raporunun (eylemde “dağılın” anonsu yapılıp yapılmadığı ve sanıkların bu anonsa uyup uymadığına ilişkin görüntülerin incelenmesi) gelmediğini söyledi ve avukatlara beyanlarını sordu. Duruşma bilirkişi raporunun beklenmesi için bir sonraki duruşmayı 18 Mart 2019’a bıraktı.

Davanın onuncu duruşmasında birçok sanık ve avukat mazeret sunarak duruşmaya katılmadı. Hâkim Nuray Sayar, bilirkişi raporunun kendisine ibraz edildiğini detaylı bir şekilde inceleyemediğini ancak rapora göre; Kazım Kızıl’ın eylem sırasında polisin, dağılın anonsu sonrasında dağılmadığına dair bir kanıt veya kamera kaydına ulaşılmadığını söyledi ancak bu konuşmalar duruşma tutanağına yazılmadı.

Davanın bir sonraki duruşması 19 Haziran 2019’da görüldü. Karar duruşması olduğu için duruşma 1 saat sürdü. Duruşmada hâkim Nuray Sayar, görev aldı.

Kararda Kızıl’ın gözaltı gerekçesi olarak gösterilen “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa Muhalefet” suçundan CMK 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verildi. Ancak iddianameyle yargılama konusu yapılan sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla cezalandırılmasına karar verildi. Bu kapsamda Kızıl’a 1 yıl 3 ay 16 gün hapis cezası verildi. Kızıl’ın tutuklu yargılandığı süre bu cezadan mahsup edildi.

Karar temyiz için istinaf mahkemesine taşındı. İstinaftaki temyiz incelemesi hala sürüyor.

11. Standing - June 19, 2019


2017 yılının Nisan ayında içerisinde partili cumhurbaşkanlığı sistemini de barındıran maddelerin de olduğu anayasa değişikliği referandumu gerçekleşti. Referandum sonrasında birçok ilde gerçekleşen Yüksek Seçim Kurulu (YSK) protestoları sırasında, İzmir’deki protestoyu takip eden belgeselci, gazeteci Kazıl Kızıl, 23 göstericiyle birlikte gözaltına alındı.

2911 nolu Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet ettiği gerekçesiyle gözaltına alınan Kızıl, dört gün sonra, 2016 yılında yaptığı sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla tutuklandı. Diğer altı sanık da 2911 nolu Kanun’a muhalefetten tutuklandı. Eylemde atılan sloganlardan dolayı tüm sanıklara Cumhurbaşkanına hakaret suçlaması da yöneltildi.

Kızıl, gözaltına alındığı eylem sırasında polislerin kendi aralarında “Kazım’ı da aldın mı” diye konuştuğunu duyduğunu belirtti.

Üç ay sonra görülen ilk duruşmada, aynı dosyada yargılanan diğer altı tutuklu sanıkla birlikte tahliye edildi. Aynı duruşmada davaya katılma talebinde bulunan Erdoğan’ın vekili, hiçbir duruşmaya gelmedi.

Davanın 19 Haziran 2019’daki karar duruşmasında Kızıl’a “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla 1 yıl hapis cezası verildi. Cezaevinde kaldığı süre bu cezadan mahsup edildi.


Karar duruşması olduğu için duruşma 1 saat sürdü. İstanbul ve Ankara da görülen duruşmalara kıyasla her hangi bir tartışma ya da sözlü sataşmanın yaşanmadığı gözlemlendi.

Sırasıyla avukatlar savunmalarını yaptı.

Avukat Aydın Özcan suçlamaları kabul etmediklerini önceki savunmalarına katıldığını ve tüm sanıkların beraatine karar verilmesini talep etti.

Avukat Dinçer Çalım, Bir önceki duruşmada sunulan bilirkişi raporunun beklenen sorulara cevap vermediğini belirterek bilirkişi raporunu kabul etmediklerini ifade etti. Güvenlik güçlerinin doğrudan saldırı şeklinde müdahale ettiğini ve bu yüzden tüm sanıkların beraatini talep etti.

Avukatlar Gözde Belen, Mehmet Cansız, Oktay Uysal, Şule Arslan Hızal ve Tuğçe Nazlı Akın önceki savunmalarına katıldıldıklarını ifade ederek tüm sanıkların beraatini talep ettiler.


Duruşma Öncesi

İzmir Adliyesi girişinde alınan yüksek güvenlik önlemleri nedeniyle arama kuyruğu oluştu.

Saat 10:00’da başlaması öngörülen duruşma, o mahkeme için günün ilk duruşması olmasına rağmen 10:30’de başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Yaklaşık 10 metrekarelik mahkeme salonunda avukat ve izleyiciler için yeterli alan bulunmuyor. Mahkeme heyetine ayrılan bölüm dışında avukatlar için, yaklaşık 1 metrelik bir ofis masası tahsis edilmişti. Katibin masasının yarım metre uzaklığında bulunan bankta 6-7 kişilik oturma alanı vardı.

Avukatlar, sanık, sanık yakını ve gözlemci, bu bankta yan yana oturdu. Salonda yer kalmadığı için MLSA gözlemcisi içeriye alınmadı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya 8 avukat dışında kimse katılmadı.


Gazeteci Kazım Kızıl’ın yargılandığı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa Muhalefet suçundan CMK 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verildi.

Kızıl’ın sosyal medya paylaşımlarına dayanarak Cumhurbaşkanına hakaret suçu kapsamında 1 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Tutuklu yargılandığı süre bu cezanın mahsubuna sayıldı.

10. Standing - March 18, 2019


2017 yılının Nisan ayında içerisinde partili cumhurbaşkanlığı sistemini de barındıran maddelerin de olduğu anayasa değişikliği referandumu gerçekleşti. Referandum sonrasında birçok ilde gerçekleşen Yüksek Seçim Kurulu (YSK) protestoları sırasında, İzmir’deki protestoyu takip eden belgeselci, gazeteci Kazıl Kızıl, 23 göstericiyle birlikte gözaltına alındı.

2911 nolu Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet ettiği gerekçesiyle gözaltına alınan Kızıl, dört gün sonra, 2016 yılında yaptığı sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla tutuklandı. Diğer altı sanık da 2911 nolu Kanun’a muhalefetten tutuklandı. Eylemde atılan sloganlardan dolayı tüm sanıklara Cumhurbaşkanına hakaret suçlaması da yöneltildi.

Kızıl, gözaltına alındığı eylem sırasında polislerin kendi aralarında “Kazım’ı da aldın mı” diye konuştuğunu duyduğunu belirtti.

Üç ay sonra görülen ilk duruşmada, aynı dosyada yargılanan diğer altı tutuklu sanıkla birlikte tahliye edildi. Aynı duruşmada davaya katılma talebinde bulunan Erdoğan’ın vekili, hiçbir duruşmaya gelmedi.



Next Trial: June 19, 2019, 10 a.m.


Duruşma 15 dakika sürdü.

Sanıkların ve birçok avukatın mazeret dilekçelerinin dosyaya konmasının ardından hakim, bilirkişi raporunun kendisine ibraz edildiğini detaylı bir şekilde inceleyemediğini ancak rapora göre; Kazım Kızıl’ın eylem sırasında polisin, dağılın anonsu sonrasında dağılmadığına dair bir kanıt veya kamera kaydına ulaşılmadığını söyledi ancak bu konuşmalar duruşma tutanağına yazılmadı.

Avukat Aydın Özcan suçlamaları kabul etmediklerini ek bilirkişi raporunun da bu yönde görüş bildirdiğini ifade ederek önceden vermiş oldukları yazılı beyanlarını tekrar ettiklerini ifade etti.


Hakim Nuray Sayar, artan iş yükünden dolayı bilirkişi raporunun detaylı olarak inceleyemediği için karara dair görüşünü bir sonraki duruşmada açıklayacağını ifade etti.


Duruşma Öncesi

İzmir Adliyesi girişinde alınan yüksek güvenlik önlemleri nedeniyle arama kuyruğu oluştu. Yaşanan yoğunluk ve abartılı güvenlik önlemlerinden dolayı adliyeye gelen insanlar, şikayetçi olduklarını sesli bir şekilde ifade etti.

Saat 10:00’da başlaması öngörülen duruşma, o mahkeme için günün ilk duruşması olmasına rağmen 10:20’de başladı. Bekleme sırasında avukatlar, davanın kararının hep ertelenmesinden rahatsızlık duyduklarını, aralarında konuştu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Yaklaşık 10 metrekarelik mahkeme salonunda avukat ve izleyiciler için yeterli alan bulunmuyor. Mahkeme heyetine ayrılan bölüm dışında avukatlar için, yaklaşık 1 metrelik bir ofis masası tahsis edilmişti. Katibin masasının yarım metre uzaklığında bulunan bankta 6-7 kişilik oturma alanı vardı.

Avukatlar, sanık, sanık yakını ve gözlemci, bu bankta yan yana oturdu.

Duruşmaya Katılım

24 sanıklı davanın 11. duruşmasına bir sanık, bu sanığın babası ve dört avukat katıldı. Duruşmayı, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneğinden bir temsilci takip etti.

Genel Gözlemler

24 sanıklı bir davanın 11. duruşmasıydı. Büyük çoğunluğu üniversite öğrencisi olan sanıklar daha önceki duruşmalarda savunmalarını vermişti. Hakim bilirkişi raporunu incelemediği için duruşma kısa sürdü.

Mahkeme salonunda gergin bir atmosfer yoktu, herkesin sakin bir tutumu vardı.

9. Standing - Dec. 19, 2018


Nisan 2017’de birçok ilde gerçekleşen Yüksek Seçim Kurulu (YSK) protestoları sırasında, İzmir’deki protestoyu görüntüleyen belgeselci Kazıl Kızıl, 23 göstericiyle birlikte gözaltına alındı.

2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet ettiği gerekçesiyle gözaltına alınan Kızıl, dört gün sonra, 2016’da yaptığı sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek Cumhurbaşkanına Hakaret suçlamasıyla tutuklandı. Diğer altı sanık da 2911 sayılı Kanun’a muhalefetten tutuklandı. Eylemde atılan sloganlardan dolayı tüm sanıklara Cumhurbaşkanına hakaret suçlaması da yöneltildi.

Kızıl, gözaltına alındığı eylem sırasında polislerin kendi aralarında “Kazım’ı da aldın mı” diye konuştuğunu duyduğunu belirtti.

İddianameyi İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı savcılarından Mehmet Alyaprak hazırladı.

Üç ay sonra görülen ilk duruşmada, aynı dosyada yargılanan diğer altı tutuklu sanıkla birlikte tahliye edildi. Aynı duruşmada davaya katılma talebinde bulunan Erdoğan’ın vekili, hiçbir duruşmaya gelmedi.



Next Trial: March 18, 2018, 10 a.m.


Duruşma 20 dakika sürdü.

Sanıkların ve birçok avukatın mazerete dilekçelerinin dosyaya konmasının ardından, İzmir Valiliği’ne yazılan müzekkereye İzmir Valiliği Hukuk İşleri Şube Müdürlüğü ve İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’nden “(davaya konu olan) gösteri yürüyüşünün yapılacağına dair bir bildirim yoktur” şeklinde cevap geldiği belirtildi ve dosyaya eklendi.

Hakim Nuray Sayar, bilirkişi raporunun (eylemde “dağılın” anonsu yapılıp yapılmadığı ve sanıkların bu anonsa uyup uymadığına ilişkin görüntülerin incelenmesi) gelmediğini söyledi ve avukatlara beyanlarını sordu.

Avukat Oktay Uysal, gelen cevaplarda (müzekkerelere cevaplar ve bilirkişi raporları) eylem için “izin” alınıp alınmadığının ancak yasal mevzuatta “izin”den değil, “bildirim”den bahsedildiğini belirtti, (ancak bu bölüm tutanakta yer almadı). AİHM’in ani gerçekleşen olaylarda, barışçıl protestolar için bir bildirim yapılamayacağını belirten kararları hatırlattı ve bu kararları dosyaya ekledi. Uysal, bildirim prosedürünün gösterinin engellenmesini değil, göstericilerin güvenliğinin sağlanmasını amaçladığını söyledi. Eylemin referanduma tepki olarak gerçekleştirildiğini ifade eden avukat Uysal, bu nedenle önceden bildirim yapılmasının mümkün olmadığını belirtti.

Diğer avukatlar, “Uysal’ın beyanlarına katılıyoruz” dedi.

Avukat Dinçer Çalım, “Olayda 2911 sayılı yasa kapsamında bir toplantı yoktur, sadece bir basın açıklaması vardır, basın açıklaması da herhangi bir bildirime ve izne tabi değildir” dedi. OHAL sırasında bir dönem İzmir Valiliği’nin şehirde toplantı ve gösterileri yasakladığını ve bu dönemde yapılan basın açıklamaları hakkında yapılan yargılamalarda, “silahsız, barışçıl amaçlı toplantı yapılmasının engellenemeyeceğinden dolayı beraat kararları verildiğini” ifade etti ve emsal kararları dosyaya sunacağını söyledi.


Bilirkişi raporunun gelmesi için bir sonraki duruşmanın beklenmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Saat 9.30’da başlaması öngörülen duruşma, o mahkeme için günün ilk duruşması olmasına rağmen 9.50’de başladı.

Duruşma salonuna girdikten sonra hakim ile avukatlar duruşma salonlarının yerinin değiştirilmesi nedeniyle yaşanan sıkıntılarla ilgili bir sohbet geçti.

Mahkeme Salonu Koşulları

İzmir Adliyesi’ndeki mahkeme salonlarının yerleri değiştirilmekteydi. İzmir 33. Asliye Ceza Mahkemesi’nin bulunduğu yere Ağır Ceza Mahkemesi getirilmişti, bu duruşma salonunun kapısına asılan bilgi notuyla yönlendirildiğim mahkeme salonu kapısında başka bir bilgi notu bulunuyordu. Gittiğim üçüncü salon, duruşmanın gerçekleşeceği salondu.

Yaklaşık 10 metrekarelik salonda izleyiciler için bir bölüm bulunmuyordu. Mahkeme heyetine ayrılan bölüm dışında avukatlar için, iki standart ofis masası yerleştirilmişti. Katipin masasına yarım metre uzaklığında bulunan bankta yedi kişilik oturma alanı vardı.

Avukatlar, sanık, sanık yakını ve gözlemci, bu bankta yan yana oturdu.

Duruşmaya Katılım

24 sanıklı davanın dokuzuncu duruşmasına bir sanık, bu sanığın bir yakını ve yedi avukat katıldı.

Beklenen bilirkişi raporu gelmediği için sanıklar ve birçok avukat mazeret bildirerek duruşmaya katılmadı.

Genel Gözlemler

24 sanıklı bir davanın dokuzuncu duruşmasıydı. Büyük çoğunluğu üniversite öğrencisi olan sanıklar daha önceki duruşmalarda savunmalarını vermişti. Dosyanın ilerlemesi için bu duruşmada bilirkişi raporunun gelmesi bekleniyordu. Ancak eylemde “dağılın” anonsu yapılıp yapılmadığı ve sanıkların bu anonsa uyup uymadığına ilişkin görüntülerin incelenmesine ilişkin rapor hala gelmediği için duruşma çok kısa sürdü.

Bir sanık yakını (babası), kendisinin de mahkemelerde bilirkişilik yaptığını, dosyadaki bilirkişi raporlarının “kötü yazılmış ve mantıksız olduğunu”, sanıklar hakkında cumhurbaşkanına hakaret suçlaması olduğu için hakimin kişisel kanaatine göre karar vermesinin zor olduğunu düşündüğünü anlattı.

Mahkeme salonunda İstanbul’da görülen ifade özgürlüğü davalarındaki gibi gergin bir atmosfer ya da çatışmacı bir iletişim biçimi yoktu.

Kazım Kızıl - Insulting the President of the Republic Trial (Indictment)

Kazım Kızıl - Insulting the President of the Republic Trial 9. Standing (Minutes of the Hearing)

Kazım Kızıl - Insulting the President of the Republic Trial 10. Standing (Minutes of the Hearing)

Kazım Kızıl - Insulting the President of the Republic Trial 11. Standing (Minutes of the Hearing)