Kenan Kırkaya

KCK Media Trial

20 Aralık 2011’de sabaha karşı, İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Adana ve Diyarbakır’da Dicle Haber Ajansı (DİHA), Özgür Gündem gazetesi, Fırat Haber Ajansı, Roj TV başta olmak üzere Kürt medyası çalışanlarına yönelik KCK operasyonunda 49 gazeteci ve medya çalışanı evlerine ve medya kuruluşlarına düzenlenen polis baskınlarında gözaltına alındı. Ertesi gün gözaltına alınan tüm gazeteciler İstanbul Vatan Emniyet’teki Terörle Mücadele Şubesi’ne (TEM) götürüldü.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Bilal Bayraktar tarafından yürütülen soruşturma kapsamında “kısıtlılık-gizlilik kararı” alındığı söylenerek gözaltındaki gazetecilere ve avukatlarına suçlamalar hakkında bilgi verilmedi.

Kenan Kırkaya da 20 Aralık 2011’de Ankara’daki evine yapılan baskında gözaltına alındı. Polis sorgusu sırasında kendisine yaptığı haberler hakkında sorular soruldu.

Kırkaya cezaevinden yazdığı bir mektupta, polislerin kendisine “senin yaptığın haber teröristin yarattığı tehlikeden daha büyük” dediğini anlattı. 23 Aralık 2011’de sabaha karşı önce sağlık raporu alınmasının ardından Beşiktaş’ta bulunan İstanbul Adliyesi’ne getirilen gazetecilerden yedisi savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılırken, Kırkaya’nın da aralarında bulunduğu 42 gazeteci mahkemeye sevk edildi.

İddianameye göre, Kırkaya savcılıkta verdiği ifadede “2002’de DİHA’da çalışmaya başladığını, hiçbir terör örgütü ile bağlantısı olmadığını, KCK/PKK terör örgütünün basın komitesi hakkında bir bilgisinin olmadığını, ikametinde yapılan aramada ele geçen bilgisayar ve diğer dijital malzemelerin kendisine ait olmadığını, DİHA’ya ait olduğunu, Fatma Koçak ve Ertuş Bozkurt’un DİHA çalışanı olduğunu” söyledi.

Gözaltı sürecinin ardından savcılıkça tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. Kırkaya, 24 Aralık 2011’de 35 gazeteci ve medya çalışanıyla tutuklandı. Diğer gazetecilerle birlikte Kandıra 1 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

İddianame İstanbul Cumhuriyet Savcısı Bilal Bayraktar tarafından 27 Nisan 2012’de tamamlandı. İddianamede özetle, “KCK/PKK Basın Komitesi” ve “Demokratik Aydınlanma Birliği’nin (Yekîtiya Ragihandina Demokratik – YRD)” Kürt medyasının yayın politikasını ve haberleri yönlendirdiği savunuldu. İddianamede 44 gazeteci ve medya çalışanı “örgüt yöneticisi olmak” ya da “örgüt üyesi olmak” ile suçlandı.

İddianamede “KCK/PKK’nin Basın Komitesi’nin, örgütün medya ağında hiyerarşiyi sağlamlaştırmak için 2001’den bu yana düzenli toplantılar düzenlediği, Basın Konferansları’nın zamanla YRD Konferansları’na dönüştüğü”, “Basın Komitesi’nin Kürdistan devleti kurulması doğrultusunda yayın politikası oluşturmayı hedeflediği” gibi değerlendirmeler yer aldı.

Gazetecilik faaliyetleri “örgütsel faaliyet” olarak tanımlanırken; iddianamede “sözde gazetecilik”, “devletin imajını bozacak haberler”, “Türk devletini sıkıntıya sokacak haberler”, “örgütsel gazetecilik”, “bağımsız bir gazeteci tarafından bu haberlerin yapılmasının mümkün olamayacağı”, “bilgisayarda bulunan fotoğraflarla devlet büyüklerine hakaret edildiği” gibi değerlendirmeler sıralandı.

800 sayfalık iddianamenin 37 sayfasında KCK/PKK yapılanması anlatıldı; bu bölümde savcının tespitleri ile yakalanan ya da teslim olan üç örgüt üyesinin ve üç gizli tanığın ifadelerine yer verildi. Bunların yanısıra Öcalan’ın avukatlarıyla yaptığı görüşmeler ve avukatların kendi aralarındaki yazışmaların dökümleri de yer aldı.

Sonraki 100 sayfada ise Kürt medyasının tarihçesi, 1970’lerden bu yana yayın yapan gazete, dergi, radyo, televizyon ve internet siteleri ve bu medyaların örgütle ilişkisine dair iddialara yer verildi. Başta DİHA, ANF, Azadiya Welat ve Roj Tv olmak üzere birçok medya kuruluşunun “KCK/PKK’nin amaçları doğrultusunda yayın yaptığını iddia eden savcılık, delil olarak bu medya kuruluşlarının birbirinden alıntıladığı haberleri, görüntü, yazı ve röportajlar, gizli tanık ifadeleri, şüpheli ifadeleri ve KCK Sözleşmesi’nde basın-yayınla ilgili bölümler gösterildi.

Gazetecilerin haberleri, gazetecilik faaliyetleri, Roj TV ve ANF gibi medya kuruluşlarıyla çalışmaları ya da haber aktarımı yapmaları suç delili olarak değerlendirildi. İddianamenin 650 sayfası 44 gazeteciyle ilgili bireysel değerlendirmelerden oluştu.

Dicle Haber Ajansı (DİHA), Fırat Basım Yayım Dağıtım Şirketi, Gün Matbaa (Azadiya Welat, Denge Welat, Özgür Gündem, Yeni Demokratik Toplum, Yeni Demokratik Yaşam, Yeni Demokratik Ulus gazeteleri; Özgür Halk, Demokratik Modernite, Yurtsever Gençlik dergilerinin basıldığı matbaa), Fırat Haber Ajansı (ANF), Azadiya Welat gazeteleri, Özgür Gündem ve öncesinde Türkçe olarak yayınlanan günlük ve haftalık gazeteler, Roj Tv, Medya Tv, Mezopotamya Radyo’nun da aralarında bulunduğu çeşitli yayın organları ve haber siteleri “KCK/PKK’nin basın yayın organları” arasında sıralandı.

İddianamenin 650 sayfası 44 gazeteciyle ilgili bireysel değerlendirmelerden oluştu.

Kenan Kırkaya ile ilgili 44 sayfalık bölüm iddianamenin 362. sayfasında başlıyor.

Bu bölümde çoğu Kürtçe 29 kitap ve dergi, DİHA muhabirleriyle telefon görüşmeleri, Roj TV ve DİHA’dan gazetecilerle e-postalar; Kırkaya imzalı 32 haber, söyleşi ve yazısı; harddisklerinde bulunan haber metni, fotoğrafı ve belgeleri delil olarak yer aldı. Savcı, PKK lideri Öcalan’ın avukatları aracılığıyla örgütsel talimatların bir mail adresine yüklendiğini ve Kırkaya’nın da aralarında olduğu kişilerin bu talimatları alarak medya aracılığıyla yaydığını iddia etti.

En başta yer alan arşiv kayıtlarında savcı, Kırkaya’nın 1999-2002 yılları arası, biri anadilde eğitim hakkı eyleminde olmak üzere dört farklı tarihte gözaltına alındığına ve bunlardan ikisinde tutuklandığına dikkat çekti. Kırkaya’nın 2004’te DİHA’ya yapılan baskında gözaltına alındığı bilgisine de yer veren savcı, bu soruşturmaların sonuçlarını, tahliye tarihlerini paylaşmadı.

Kırkaya’nın ikametinde yapılan aramada el konulan not defteri, ajanda, laptop, SIM kart, fotoğraf makinesi, fotoğraf filmleri gibi malzemelerin yanı sıra, 29 kitap ve dergi de iddianameye eklendiBu 29 yayın arasında Kürtçe yayın yapan Zend, Deng ve Tîroj dergilerinin üç sayısı ve Abdullah Öcalan’ın “Yol Haritası: Türkiye’de Demokratikleşme Sorunları, Kürdistan’da Çözüm Modelleri”, İsmail Beşikçi’nin “Bir Aydın, Bir Örgüt ve Kürt Sorunu” ve Samî Tan’ın “Rêzimana Kurmancî” (Kürtçe Dilbilgisi) gibi kitaplar bulunuyor.

Kırkaya’nın telefonunun dinlemesi sonucu, ikisi “KCK Basın” davasında yargılanan, toplam üç DİHA çalışanıyla telefon görüşmelerinin tapeleri, savcının “bir arada hareket etikleri tespit edilmiştir” değerlendirmesiyle iddianamede yer aldı:

1- Ekim 2009’da (davanın sanıklarından) DİHA Yazıişleri Müdürü Fatma Koçak’la yaptığı telefon görüşmesinin tapesi.
2- Haziran 2009’da bir DİHA muhabiriyle bir haberle ilgili telefon görüşmesinin tapesi.
3- Aralık 2007’de (davanın sanıklarından) DİHA editörü Ertuş Bozkurt’la bir haberle ilgili telefon görüşmesinin tapesi.
Kırkaya’nın e-posta takibi sonucu, Roj TV ve DİHA’dan gazetecilerle yaptığı görüşmeler iddianameye delil olarak eklendi:
1- Öcalan’ın avukatlarıyla görüşme notlarının bulunduğu e-posta.
2- Roj TV’de çalışan ve e-postası takip edilen bir gazetecinin, Kırkaya’ya attığı haber konulu e-posta.
3- KCK operasyonlarında tutuklanan bir Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) yöneticisinin Kırkaya’ya “Haber anlamında işine yarayacak bölümleri alırsın” notuyla gönderdiği e-posta.
4- o...@...com adresinden Kırkaya’ya gönderilen Öcalan’ın avukatlarıyla görüşme notlarının bulunduğu e-posta. (İddianamenin önceki bölümlerinde, savcılık Öcalan’ın avukatlarıyla görüşme notlarının “avukatlarca maillerin taslak bölümüne şifrelerle kaydedildikten sonra Irak’ın kuzeyinde düzenlendiği ve Irak ve Avrupa’ya gönderildiği ve buradan da o...@...com adresi üzerinden Türkiye’ye gönderildiğini iddia etmişti.)
5- DİHA muhasebecisi ve davanın sanıklarından Pervin Yerlikaya ile e-posta le irtibatta olması.
6- DİHA editörü ve davanın sanıklarından Ramazan Pekgöz ile haber takibi konulu e-postası.
7- Roj TV’de çalışan ve e-postası takip edilen bir gazeteciyle e-posta aracılığıyla irtibatta olması.
8- ANF editörü ve davanın sanıklarından İsmet Kayhan’la 11 MSN görüşmesi.

“Terör örgütü propagandası” içerdiği iddia edilen haberler iddianamede şöyle sıralandı:

1- DİHA’da 13 Aralık 2011’de yayınlanan “Ailelerin 2 bin kilometrelik adalet arayışı” başlıklı Kırkaya imzalı haber.
2- DİHA’da 4 Aralık 2011’de yayınlanan “Salim Ensarioğlu: Devlet Kürt nüfusunu azaltmak için yasa hazırladı” başlıklı Kırkaya imzalı söyleşi.
3- DİHA’da 25 Kasım 2011’de yayınlanan “Seyit Rıza’nın torunundan Başbakan’a tarihi yanıt: Dersim katliamı sürüyor” başlıklı Kırkaya imzalı haber.
4- DİHA’da 1 Kasım 2011’de yayınlanan “Kriminalize edilen BDP siyaset akademileri gerçeği!” başlıklı Kırkaya imzalı haber.
5- DİHA’da 20 Ekim 2011’de yayınlanan “Medya ile 6 Nisan 1990 toplantısı güncelliyor mu?” başlıklı Kırkaya imzalı haber.
6- DİHA’da 9 Ekim 2011’de yayınlanan “Kimse bizden PKK’ye düşmanlık beklemesin” başlıklı Kırkaya imzalı haber.
7- DİHA’da 6 Eylül 2011’de yayınlanan “AKP’li eski vekilden özeleştiri: Durumumuz Heco Ağa gibidir” başlıklı Kırkaya imzalı haber.
8- DİHA’da 3 Eylül 2011’de yayınlanan “30 yıldır değişmeyen konsept: Öcalan’ı etkisiz hale getirmek” başlıklı Kırkaya imzalı haber.
9- DİHA’da 6 Ağustos 2011’de yayınlanan “Anayasa Konseyi devlet ile toplum arasında köprü olabilir” başlıklı Kırkaya imzalı haber.
10- DİHA’da 21 Mayıs 2011’de yayınlanan “Başbakan’ın Kürt sorunuyla imtihanı: Bir adım ileri, iki adım geri” başlıklı Kırkaya imzalı haber.
11- DİHA’da 18 Mayıs 2011’de yayınlanan “Kürt Hareketinin 20 yıllık birlik arayışı” başlıklı Kırkaya imzalı haber.
12- DİHA’da 10 Mayıs 2011’de yayınlanan “Tuğluk: Adım atılmazsa Suriye ve Mısır’dan daha beter olacağımızı görmüyorlar mı?” başlıklı Kırkaya imzalı söyleşi.
13- DİHA’da 11 Mart 2011’de yayınlanan “Newroz ateşi bu yıl 130 merkezde yakılacak” başlıklı Kırkaya ve Sertaç Kayar imzalı haber.
14- DİHA’da 6 Mart 2011’de yayınlanan “Beşikçi: AKP’nin bölgede başarılı olması çözümü erteler” başlıklı Kırkaya imzalı söyleşi.
15- DİHA’da 20 Ocak 2011’de yayınlanan “Tarihi davaların avukatlarından KCK davası yorumu: Kürtlere karşı hukuk katledildi” başlıklı Kırkaya imzalı röportaj.
16- DİHA’da 30 Aralık 2010’da yayınlanan “Azadiya Welat’tan Türk aydınlarına ‘Kürt olsaydınız ne isterdiniz?’ sorusu” başlıklı Kırkaya imzalı haber.
17- DİHA’da 29 Ekim 2010’da yayınlanan “Demirtaş: ‘Kış geliyor PKK eylem yapamaz’ demek, savaşı istemek demektir” başlıklı Kırkaya imzalı haber.
18- DİHA’da 21 Eylül 2010’da yayınlanan “Demirtaş: Hükümetin randevu vermediği DTK İmralı’ya gidiyor” başlıklı Kırkaya imzalı haber.
19- DİHA’da 7 Eylül 2010’da yayınlanan “BDP: Boykot 80 yıllık inkar ve imha siyasetine isyandır” başlıklı Kırkaya imzalı haber.
20- DİHA’da 17 Temmuz 2010’da yayınlanan “Demirtaş: Lozan’a imza atan Kürt vekillerin yaptığını bize yaptırmak istediler” başlıklı Kırkaya ve Alper Atalay imzalı haber.
21- DİHA’da 28 Mayıs 2010’da yayınlanan “Ufuk Uras: Bir heyetin Öcalan ile görüşmesi süreci rahatlatır” başlıklı Kırkaya imzalı söyleşi.
22- DİHA’da 24 Eylül 2009’da yayınlanan “Tezkere PKK’yi bitirmedi ölümleri arttırdı” başlıklı Kırkaya imzalı haber.
23- DİHA’da 14 Eylül 2010’da yayınlanan “Cangızbay: PKK silahsızlandırılmadan önce Türkiye siyaseti silahsızlandırılmalı” başlıklı Kırkaya imzalı söyleşi.
24- DİHA’da 19 Ağustos 2009’da yayınlanan “Oran: Öcalan’ın avukatlarının engellenmesi hükümetin tutarsızlığıdır” başlıklı Kırkaya imzalı söyleşi.
25- DİHA’da 14 Ağustos 2009’da yayınlanan “Tezkere PKK’yi bitirmedi ölümleri arttırdı” başlıklı Kırkaya imzalı haber.
26- DİHA’da 24 Eylül 2009’da yayınlanan “Gözler İmralı’da: Türkiye Öcalan’ın yol haritasını bekliyor” başlıklı Kırkaya imzalı haber.
27- DİHA’da 5 Şubat 2009’da yayınlanan “DTP Türkiye metropollerinde alternatif yaratmaya çalışıyor” başlıklı Kırkaya imzalı haber.
28- DİHA’da 25 Kasım 2008’de yayınlanan “DTP’li Tuğluk’tan hükümete: Çatışmaların devam etmesinin nedeni Öcalan değil” başlıklı Kırkaya imzalı haber.
29- ANF’de 16 Temmuz 2011’de yayınlanan “Bu acı Kürt sorununun acısı ve gerçeği” başlıklı Kırkaya imzalı yazı.
30- Özgür Gündem web sitesinde 14 Kasım 2011’de yayınlanan “Marmara eylemi yeni bir fırtınanın habercisi mi” başlıklı Kırkaya imzalı yazı.
31- Özgür Gündem web sitesinde 1 Ekim 2011’de yayınlanan “Başbakan’ın direniş çağrısı Hizbullah’a mı?” başlıklı Kırkaya imzalı haber.
32- Özgür Gündem web sitesinde 19 Mayıs 2011’de yayınlanan “Kürtler arasında birlik arayışı” başlıklı Kırkaya imzalı haber.

İddianamede Kırkaya’nın ikametinde yapılan aramada 75 adet CD/DVD’ye el konulduğu belirtilirken, el konulan CD/DVD’lerin içeriğiyle ilgili şu değerlendirmeler yer aldı:
1- İçeriğinde “PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün kırsal alanda faaliyet gösteren silahlı militanlarının propagandasının yapıldığı ve övüldüğü” iddia edilen yedi adet mp3 formatlı ses dosyası.
2- KCK soruşturması ve PKK hakkında “haber ve yorumların bulunduğu belgeler” olarak ifade edilen yazılar.
3- Öcalan ile ilgili açıklamalar.
4- Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ile ilgili yazılar.
5- Kenan Kırkaya imzalı, KCK operasyonları ile ilgili gazete yazıları.
6- PKK üyesinin cenaze görüntüleri. (İddianamede, “Kürtçe söylenen ağıtın eşliğinde PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün propagandasının yapıldığı” ifadesi kullanıldı.)
7- Miting, basın açıklaması, mezarda anma gibi yerlerde çekilmiş haber fotoğrafları. (İddianamede fotoğrafların içeriğine değinilmedi, bu fotoğrafların “çok sayıda” olduğu ve çoğunda örgüt bayrak ve flamalarının yer aldığı ifade edildi.)
8- KCK iddianameleri.
9- “Örgüte eleman kazandırmak ve milli duyguları hassas olan vatandaşlarımızı alenen tahrik ederek provakasyonel nitelikte hazırlanmış metin” şeklinde ifade edilen bir yazı.
10- Kenan Kırkaya’nın DTP Eşbaşkanı Emine Ayna ile gerçekleştirdiği, “Ayna: Öcalan Kürtler için lider olduğu için Öcalan’a yaklaşım Kürtlere yaklaşımdır” başlığıyla DİHA’da yayınlanan röportaj. İddianamede röportajdan alıntılar yer aldı, savcı “DTP’nin kapatılması halinde bunun sonuçları herkes için ağır olur şeklinde ifade kullanarak tehditkar sözler sarfettiği ve Öcalan’ın Kürtlerin hakkı için mücadele yürüttüğünü söylediği tespit edilmiştir” ifadesini kullandı.
11- Kırkaya’nın yazdığı belirtilen “Kürtler ideolojik/düşünsel kuşatma altında” başlıklı yazı.
12- Ağır hasta bir mahpusun tedavisiyle ilgili yaşanan sıkıntılar konusunda Kırkaya’nın mahpusun ablasıyla arasındaki mesajlar.
13- Kırkaya imzalı “Entegre bir politika olarak Kürtleri karşı karşıya getirme” başlıklı yazı.

Kırkaya ilgili deliller arasında “Öcalan’dan önderlik komitesi üyesi avukatlar tarafından alınan görüşme notlarının 1. hali olan örgütsel talimatların örgüt mensuplarına ulaştırılmasına ilişkin deliller ve değerlendirilmesi” başlığı yer aldı.

Savcı, Öcalan’la görüşme notlarının bir mail adresine yüklendiğini ve Kırkaya’nın sadece örgütün üst düzey yöneticilerinde şifresi bulunan e-posta adreslerine giriş yaptığını ve “örgüt adına talimatları ilgili kişilere ve basın yayın organlarına ulaştırdığını” iddia etti.

İddianamede, Öcalan’la İmralı’da gerçekleştirdiği haftalık görüşmeler sonrasında avukatlar tarafından metin haline getirilen görüşme notlarının o...@...com adresine yüklendiğini ve bu adresin şifresini bilen örgüt üyeleri tarafından farklı zamanlarda okunduğu söylendi. Teknik takip sonucu o...@...com adresiyle ilgili elde edilen tapelere göre, “görüşme notlarının” Kenan Kırkaya’nın e-posta adresinin de aralarında bulunduğu beş e-posta adresinden okunduğu ifade edildi.

Teknik takip sonucu bu e-postaların okunduğu IP numaraları ve okunma tarih/saatleri iddianamede sıralanırken, yapılan inceleme sonucu yedi IP’nin Ankara’da bir adrese kayıtlı olduğu, diğer IP numarasının kim tarafından kullanıldığının tespit edilemediği belirtildi. o...@...com adresindeki içerikleri okumak için giriş yapılan IP adresinden Kırkaya’nın e-posta adresine de giriş yapıldığı iddia edilirken, “giriş yapılan zaman dilimlerinin karşılaştırılması” başlıklı bir liste sıralandı. Ardından Kırkaya’nın çeşitli tarihlerde o...@...com adresine girerek okuduğu iddia edilen “Görüşme Notlarının 2. Hali” başlıklı sekiz dosyanın içeriğine ilişkin 11 sayfalık bir özete yer verildi.

Savcı “Öcalan’ın örgütü yönetmeye devam ettiğini, talimatlarını avukatlar aracılığıyla ilettiğini, avukatların sistematik olarak aldıkları bilgileri analiz ettikten sonra çok gizli bir şekilde bu bilgilerin ve talimatların önceden tespit edilen mail adreslerinin taslaklar kısmına kaydettikleri, bilahare bu mail adresine sadece Kenan Kırkaya’nın da içinde bulunduğu üst düzey örgüt yöneticilerinde bulunan mail adresinin şifresini kullanmak suretiyle örgüte müzahir kesime ulaştırdıkları, bu talimatlara göre de örgütün şekillendiği ve kendi tabirleriyle ‘eylemsellik geliştirdikleri’ net olarak anlaşılmıştır” dedi.

“İltisaklı tanık, gizli tanık ve şüpheli beyanlarına ilişkin deliller” başlığında Kırkaya ile ilgili şu ifadeler yer aldı:

1- Gizli tanık Bahar’ın “Tekrar Basın Komitesinde faaliyet yürüten isimleri sayacak olursak: (…) 23. Kenan Kırkaya: Ankara’da DİHA’da (Dicle Haber Ajansı) yönetici düzeyinde faaliyet yürütmektedir. Basın Komitesi adına çalışır. Daha önce BDP’de basın danışmanlığı yapıyordu” şeklinde ifadesi.
2- Gizli tanık Batuhan Yıldız’ın “1- Kenan Kırkaya: Ankara Dicle Haber Ajansı’nda çalışmakta” ifadesi.

Savcı, Kenan Kırkaya ile ilgili hukuki değerlendirme bölümünde, “Basın Komitesinin Türkiye yürütmesinde sorumlu düzeyde faaliyet gösterdiğini”, “Türkiye yürütmesinde bulunan yedi kişiden birisi olduğunu” ve “DİHA’da sorumlu düzeyde faaliyet gösterdiğini” söyledi.

Kırkaya’nın Öcalan’ın avukatları aracılığıyla gönderdiği talimatları okuyup, bu talimatları yönetiminde olduğu DİHA vasıtasıyla geniş kitlelere ulaştırdığını savundu. Kırkaya’nın “talimatları diğer basın kuruluşlarına da ulaştırmak suretiyle ülke çağında onlarca eylemin meydana gelmesine aracılık yaptığını” savundu.

Kırkaya’nın “Türkiye Cumhuriyeti Devletini kamuoyu nezdinde küçük düşürmeye yönelik haberlere imza attığını” ifade etti ve Kırkaya’yı örgüt yöneticiliğiyle suçladı. Türk Ceza Kanunu’nun 314/1 maddesi gereği “Silahlı Örgüt Yöneticisi Olmak” suçundan Kenan kırkaya’nın 10 yıldan 15 yıla cezalandırılmasını talep eden savcı, bu cezanın Terörle Mücadele Kanunu’nun ceza arttırıcı maddesi gereği 15 yıldan 30 yıla kadar hapis olmasını istedi.

Anadilde savunma hakkı tartışmalarının damga vurduğu yargılamalar, 10 Eylül 2012’den 3 Mart 2014’e kadar Özel Yetkili 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde (32 celseden oluşan 10 fasıl) görüldü. Çağlayan Adliyesi’nde başlayan duruşmalar, 12 Kasım 2012’de Silivri yerleşkesindeki duruşma salonuna taşındı. 26 Mart 2014’ten 11 Ocak 2018’e kadar ise Çağlayan Adliyesi’ndeki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 15 duruşma görüldü.

Kırkaya’nın da aralarında bulunduğu tutuklu sanıklar, günlerce süren duruşmalar için farklı cezaevlerinden Silivri’ye getirildi. Duruşma bitimlerinde yeniden karayolu ile cezaevlerine götürüldü.

Yargılamanın başında, anadilde savunma taleplerinin reddedilmesi üzerine duruşma salonunda protestolar gerçekleşti, ardından KCK’den tutuklu tüm tutuklu gazeteciler ve avukatlar açlık grevine başladı. Sanıklar kimlik tespitinde Kürtçe ve Kürtçenin Zazaca lehçesinde cevap vermeye devam etti.

Duruşmalarda sık sık tartışmalar yaşandı, protestolar gerçekleşti, avukatların mikrofonları kapatıldı, salon boşaltıldı. 15. Ağır Ceza Mahkemesi, seyirciler, avukatla ve sanıklar hakkında mahkemeyi alkışla protesto ettikleri için ya da “savunma sınırlarını aşan ve suç teşkil eden sözleri” iddiasıyla 6 kez suç duyurusunda bulundu.

44 sanık hakkındaki 800 sayfalık iddianamenin ve dosyaları birleştirilen iki sanık hakkındaki 185 sayfalık iddianamenin okunması 6 duruşma sürdü. İddianameler dönüşümlü olarak iki TRT spikeri tarafından çoğunlukla boş salona okundu. Ocak 2013’te başka bir mahkemede yargılanan iki kişinin daha dosyası ve 187 sayfalık iddianamesi KCK basın davasıyla birleştirildi. İddianamelerin okunması 22 Nisan 2013’teki 12. celsede tamamlandığında 37 tutuklu sanıktan 11’i tahliye edilmişti.

22 Nisan 2013’teki 12. celsede avukatların Kürtçe savunmalar için getirdikleri Kürt Enstitüsü’nden (Enstîtuya Kurdî) tercümanlar da hazır bulundu. Tüm sanıklar adına hazırlanan 25 sayfalık Kürtçe savunmayı, tutuklu sanıklardan DİHA editörü Ertuş Bozkurt okudu. Ortak savunmanın ardından tutuklu sanıklar bireysel savunmalarını yaptılar. Tutuklu sanıkların savunmaları 18 Haziran 2013’teki 17. Celsede tamamlandı. Avukatların beyanlarının ardından 25 Eylül 2013’teki 19. Celsede tutuksuz sanıklar da savunmalarına başladı.

13 Kasım 2012’de Silivri’de görülen 5. Celsede, bir seneye yakın süredir tutuklu bulunan Kırkaya ve İsmail Yıldız’ın duruşma arasında ya da duruşma salonunda çocuklarını görme talebi mahkeme heyetince reddedildi.

8 Şubat 2013’te görülen 11. Celsede söz alan avukat Hasan Erdoğan, 102 klasörden oluşan “KCK Basın” dosyasının neredeyse tamamının röportajlar, yazılar ve çeşitli gazetecilik faaliyetlerinden oluştuğunu vurguladı. Kırkaya hakkındaki iki klasörlük deliller içerisinde 33 adet yazının defalarca tekrarlandığını, yazılardan çeşitli alıntılara yer verildiğini söyleyen avukat Erdoğan, bu yazılar/haberler hakkında açılmış dava bulunmadığının altını çizdi. “İddianameyi özetlemek gerekirse ‘mayınlı alanlarda gazetecilik yapmak’ olarak özetleyebiliriz” diye konuşan Erdoğan, 14 aydır tutuklu bulunan sanıklara halen anadilde savunma hakkı tanınmamış olduğu için dosyanın içeriğini tartışmaya başlayamadıklarını anlattı.

Avukat Davut Erkan da iddianamede bir algı yaratılmaya çalışıldığını anlattı. Kırkaya’yla ilgili GBT kayıtlarından örnekler veren Davut, iddianamede tutuklanma gerekçesi ya da beraat durumu gibi bilgilere yer verilmediğine dikkat çekti.

25 Nisan 2013’te görülen 14. celsede Kenan Kırkaya tercüman aracılığıyla Kürtçe yaptığı savunmasına “Bu iddianameye göre bir gazeteci olarak sözde gazeteci olarak sözde Kürt olarak karşınızdayım. Ama bana göre sözde bir iddianame. Sözde bir yargılama ile yargılanıyorum” diyerek başladı.

“İddianamede yer alan haberleri gözden geçirdik, bu çalışmalarımdan dolayı başım dik duruyorum. Çünkü bu haberlerde barış var, demokrasi talebi var, bu ülkenin gelişimi var. 800 sayfalık iddianameyi anlamak için 10 kere okudum ama doğrusu bu iddianame bizim tutuklu olmamız ile ilgili hiçbir şey söylemiyor.

“Mayınlı alanlarda haber yapıyorsunuz, diyorlar. Nedir bu mayınlı alanlar? Kürt sorunudur. Diyorlar ki; Kürt sorunu hakkında haber yapma. Peki biz ne hakkında haber yapacağız? Ben Kürdüm ben bu ülkenin vatandaşıyım. Ülkenin geleceği beni alakadar ediyor. Kürt sorunu bu ülkenin bir gerçeğidir. Ben bunun üzerine gazetecilik yapıyorum. (…) Bu iddianamede 32 haberim var, devlet bundan bir örgüt kurmuş, yaratmış. Ama aynı devlet Hrant Dink’in öldürülmesinde herhangi bir örgüt bulamıyor, 17 ay üzerinden geçti, Roboski’de öldürülen 34 insanın katilini bulamıyor, Ceylan Önkol’un, Uğur Kaymaz’ın katilleri hala bulunamadı. Ama bizim haberlerimizden örgüt bulabiliyorlar. Bu da bu ülkenin bir gerçeğidir”

Kırkaya iddianamede yer alan haberlerine değindi, aynı haberlerin ana akım medyada da yer aldığını ancak sadece Kürt medyasının haberlerinin suç konusu haline getirildiğini örneklerle anlattı. İki yaşındaki Hêvi Jiyan isimli kızının videolarının olduğu DVD’lerin bile iddianameye delil olarak eklendiğini, ek dosyalar içinde eşiyle özel konuşmalarının yer aldığını vurguladı.

Kırkaya’nın savunmasını bitirmesinin ardından mahkeme başkanı Ali Alçık, “Başından beri yapılan bir çarpıtmayı düzeltmek zorundayım” diye söze başladı ve “Davanın başından beri dedik, biz mahkeme olarak kimseyi peşinen suçlamadık. Burada yargılanan kişiler silahlı terör örgütünün yöneticisi ve üyesi olmakla suçlanmaktadırlar. Mahkeme bu iddiayı yargılamaktadır. Mahkeme bu iddiayı yargılarken yargılanan kişilerin milliyetine, diline, uyruğuna, mesleğine karışmaz. Onları dikkate almaz. Sadece isnat edilen suçlamaları yargılar” diye konuştu.

Kırkaya’nın cevap verme talebini reddeden hakim Alçık, Kırkaya hakkındaki delillerin numaralarını okumaya başladı. Kırkaya, eşiyle yaptığı özel görüşmelerin tapelerinin ek klasörlerden çıkartılmasını talep etti ve diğer delillere daha sonra avukatı aracılığıyla cevap vereceğini söyledi.

Hakim Alpaslan Uz, “PKK/KCK Avrupa .basın Sorumlusu” olarak tanımladığı ANF editörü İsmet Kayhan’la 11 görüşme yaptığını söyleyerek “Buna karşı bir diyeceğin var mı” diye sordu. Kırkaya, bahsedilen kişinin gazeteci olduğunu söyledi.

26 Nisan 2013’teki 15. celsede, avukat Fırat Epözdemir mahkemeye Kırkaya’nın DİHA’da çalışırken hakkında açılan davada verilen beraat kararını, DİHA’yla olan serbest muhabirlik sözleşmesini ve Hürriyet, Milliyet, Radikal gibi gazetelerde yayınlanan haberlerden bir derlemeyi sundu.

Avukat Hasan Erdoğan, Öcalan’ın avukatlarıyla görüşme notlarıyla ilgili suçlamalara değindi; o...@...com adresinden gelen e-postaların tek taraflı olduğunu, suçlama konusu olamayacağını söyledi. Ayrıca sanık gazetecilerin o...@...com adresine giriş yaptığına dair iddiaların gerçek dışı olduğunu ifade etti ve mahkemeye bu konuyla ilgili bilirkişi raporu sundu. Söz konusu mail adresinin Almanya’dan tek taraflı olarak mail attığını ve gelen maillerin kimseyle paylaşmadığını, dolayısıyla ortada bir iletişim ağı ya da karşılıklı bir etkileşim olmadığını anlattı. Kırkaya’nın 32 haberiyle ilgili suçlamalara da değinen Erdoğan, Taraf gazetesinde yayınlanan 30 adet ve Radikal gazetesinde yayınlanan üç adet benzer haberleri mahkemeye sundu.

İddianamede Kırkaya’nın “Basın Komitesindeki yönetici düzeydeki yedi kişiden biri olduğunun” söylendiğini hatırlatan avukat Erdoğan, iddianamede yer alan yedi kişilik listede Kırkaya’nın isminin yer almadığının altını çizdi. Kırkaya’nın DİHA muhasebecisi ve davanın sanıklarından Pervin Yerlikaya ile iddianamede yer alan görüşmesinin içeriğinin, BDP’nin ajans aboneliği ücretiyle ilgili olduğuna dair de belgeleri mahkemeye sundu.

Duruşma savcısı mütalaasında, Kırkaya savunmasında “sözde iddianame, sözde yargılama, rezil ve rezalet olan bir iddianame sözlerini kullandığı” için hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi. Mahkeme bu talebi kabul etti. Ayrıca o...@...com adresine gelen giden postaların ve bu e-posta hesabına giriş yapılan IP adreslerinin tespiti için Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına (TİB) müzekkere yazılmasına karar verdi. Ayrıca bazı sanıklar hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

19 Haziran 2013’teki 18. celsede mahkeme, TİB’den cevap geldiğini söylerken, “cevapta ilgili e-mailin IP tarih ve saat bilgilerinin istenildiği anlaşıldığından söz konusu bilgiler eklenerek yeniden müzekkere yazılmasına” karar verdi. Bu müzekkerenin cevabı halen gelmedi.

Yine 18. celsede, avukat Erdoğan müvekkili Kırkaya hakkında delillerin haberlerden, mesajlardan ve o...@..com adresinden gelen e-postalardan oluştuğunun altını çizerken, “Dosyayı incelerken bu yöneticilik iddiasının nereden geldiğini, neye dayandığını anlayamadık. Sayın İddia Makamının yapması gerekeni biz yaptık. Çünkü müvekkilin beraat ettiği dosyaları sanki mahkum olmuş gibi tek tek sıralamıştı, biz ise hepsini topladık sunduk. Diğer delillerle ilgili bilirkişi raporları vs de sunduk. (…) Şunu anlatmaya çalışıyorum Sayın Başkan. İddia Makamı bir iddia ileri sürüyor, iki klasörlük delil sunuyor ve iki klasörlük delilin tamamı müvekkilin yazı ve röportajlarından ibaret. Yani aslında gazetecilik faaliyetinin yargılandığını anlatmaya çalışıyorum. Biz delil topluyoruz” dedi ve tevsii tahkikat (kovuşturmanın genişletilmesi) talebinde bulundu.

Duruşmalar delil ikamesine yönelik itirazlar ve mahkemenin süre kısıtlamasına dair tartışmalarla devam etti. 13 Ocak 2014’teki 30. Celsede, avukatlar gündemdeki Özel Yetkili Mahkemelerin lağvedileceğine dair tartışmaların bu mahkemeyi de tartışmalı hale getirdiğini söyleyerek, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılamanın durdurulmasını ve tutukluların tahliyesini talep etti. Mahkeme bu talebi reddetti.

21 Şubat 2014’te ÖYM’lerin kanun değişikliğiyle tamamen kaldırılmasının ardından 15. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki son celse 3 Mart 2014’te görüldü. Dava dosyası Adliyesi’ndeki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

Kırkaya’nın da aralarında bulunduğu sekiz tutuklu sanık, 27 Mart 2014’te yapılan rutin tutukluluk incelemesi sonucu 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nce tahliye edildi.

12 Mayıs 2014’te altı gazeteci daha tahliye oldu ve böylece davada tutuklu sanık kalmadı.

Yargılama 10 Temmuz 2014’ten itibaren Çağlayan Adliyesi’ndeki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam etti. 37 sanık hakkındaki yurtdışına çıkış yasağı da Vedat Yılmaz Abdurrahmanoğlu’nun başkanlığındaki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada kaldırıldı.

5 Kasım 2014’teki 2. duruşmadan itibaren hakim Ersin Özlaslan, 20 Haziran 2017’de görülen 10. duruşmadan itibaren ise hakim Hakan Türkön mahkeme başkanlığına atandı.

  1. duruşmada, Türkön’ün Emniyet’e müzekkere yazılarak gazetecilerin pasaportlarını Kanun Hükmünde Kararname kapsamında iptal edilmesini istediği ortaya çıktı.

Avukatlar kaldırılan ÖYM’lerdeki yargılamaların meşruiyetini kaybettiğini, bu yargılamaların ağır ceza mahkemelerinde devam etmesinin Anayasa’ya aykırı olduğunu söyledi ve İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi dosyayı anayasaya aykırılık iddiasının incelenmesi için Anayasa Mahkemesi’ne gönderdi. AYM’den cevap gelmesi için iki duruşma bekleyen mahkeme, 16 ay sonra AYM’den cevap gelmediğini söyleyerek davaya kendisi bakma kararı aldı.

Avukatlar AYM kararının beklenmesi ve tüm sanıklar hakkında beraat taleplerini ilerleyen duruşmalarda da tekrar etti. Sonraki duruşmalarda da avukatlar, yargılama İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşınana kadar soruşturma, kovuşturma ve yargı aşamasında yer alan kolluk görevlileri, savcılar ve hakimlerin çoğunun 15 Temmuz darbe girişiminin ardından tutuklu ya da firari olduğunu söylerken, hepsi hakkındaki hukuki işlemlerin dosyaya eklenmesini istedi. Mahkeme bu talebi kabul ederken, sanık gazeteciler hakkında şimdiye açılan tüm kovuşturma ve soruşturmalarının da dosyaya eklenmesine karar verdi.

46 sanıktan sadece firari sanık İsmet Kayhan mahkemede savunmasını yapmadı. Delil ikamesi de henüz gerçekleşmedi.

Dosyaya, soruşturma-kovuşturma aşamasında görev alan emniyet görevlileri hakkında İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesindeki dosyanın eklenmesi bekleniyor. Aynı zamanda İsmet Kayhan hakkındaki yakalama kararının infazı bekleniyor.

Davanın 16. duruşması 21 Mayıs 2019’da görüldü.

Davanın 17. duruşması 22 Ekim 2019’da görüldü. Bir sonraki duruşma 25 Şubat 2020 saat 10.30’da görülecek. Eylül 2012’den bugüne süren davada iddia makamı esas hakkındaki mütalaasını halen vermedi.

17. Standing - Oct. 22, 2019


Kürt medyasından 46 gazeteci ve medya çalışanının 2012’de bugüne yargılandığı dava.

Süreç 20 Aralık 2011’de sabaha karşı, İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Adana ve Diyarbakır’da Dicle Haber Ajansı (DİHA), Özgür Gündem gazetesi, Fırat Haber Ajansı, Roj TV başta olmak üzere Kürt medyası çalışanlarına yönelik KCK operasyonunda 49 gazeteci evlerine ve medya kuruluşlarına düzenlenen polis baskınlarında gözaltına alınmasıyla başladı.

İddianameyi 15 Temmuz darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilen Cumhuriyet Savcısı Bilal Bayraktar hazırladı.

10 Eylül 2012’den 3 Mart 2014’e kadar Özel Yetkili 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde (32 celseden oluşan 10 fasıl) gerçekleşti.

Çağlayan Adliyesi’nde başlayan duruşmalar, 12 Kasım 2012’de Silivri yerleşkesindeki duruşma salonuna taşındı.

26 Mart 2014’ten 9 Mayıs 2019’a kadar Çağlayan Adliyesi’ndeki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 16 duruşma görüldü.

Kürt medyasından 46 gazeteci ve medya çalışanının yedi yıldır “örgüt yöneticiliği” veya “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı dava.

Süreç 20 Aralık 2011’de sabaha karşı, İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Adana ve Diyarbakır’da Dicle Haber Ajansı (DİHA), Özgür Gündem gazetesi, Fırat Haber Ajansı, Roj TV başta olmak üzere Kürt medyası çalışanlarına yönelik “Kürdistan Topluluklar Birliği” (KCK) operasyonunda 49 kişi evlerine ve medya kuruluşlarına düzenlenen polis baskınlarında gözaltına alınmasıyla başladı.

27 Nisan 2012’de hazırlanan iddianamede, gazetecilik faaliyetleri savcılık tarafından “örgütsel faaliyet” olarak tanımlanırken; iddianamede “sözde gazetecilik”, “eyleme gazeteci görünümünde katılmak”, “devletin imajını bozacak /devleti sıkıntıya sokacak haberler”, “Şüphelinin gazetecilik faaliyeti yapmayıp, örgütün ekmeğine yağ süren nitelikte haberler yaptığı görülmüştür” gibi ifadeler kullanıldı.

Türkiye tarihinin en kalabalık gazeteci yargılaması ve toplu gazeteci yargılamalarının ilk örneği olarak değerlendirilen “KCK Basın” davasında yargılanan 46 gazeteci ve medya çalışanından 37’si 9 ay ile 2,5 yıl arası tutuklu kaldı.

10 Eylül 2012’den 3 Mart 2014’e kadar Özel Yetkili 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde (32 celseden oluşan 10 fasıl) gerçekleşti. Mahkeme üç gün süren ilk faslın ardından, “sanıkların duruşmadaki tavır ve davranışları, duruşma salonunun yetersizliği” gibi gerekçelerle Çağlayan Adliyesi’ndeki duruşmaların, 12 Kasım 2012’de Silivri yerleşkesindeki mahkeme salonuna taşınmasına karar verdi.

21 Şubat 2014’te kanun değişikliğiyle özel yetkili mahkemelerin tamamen kaldırılmasının ardından, yargılama 26 Mart 2014’ten bu yana Çağlayan Adliyesi’ndeki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor. Halen esas hakkında mütalaa açıklanmadı.

Davanın 18. duruşması 25 Şubat 2020’de görülecek.



Next Trial: Feb. 25, 2020, 10:30 a.m.


İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 17. duruşmada, Hakan Türkön başkanlığında üye hakimler Halide Yazıcı ve Ayşegül Yazıcı Yılmaz’dan oluşan mahkeme heyeti görev yaptı.

Bir önceki duruşmada, sanıklardan Yüksel Genç hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyanın KCK Basın dosyasıyla birleştirilmesi talebi, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmişti. İki duruşma arasında, İstinaf Mahkemesi, Genç hakkındaki iki dosyanın İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde birleştirilmesine resen karar verdi. Duruşma, bu kararın dosyaya eklenmesiyle başladı. Yeni dosya eklendiği için Genç’in tekrar savunma sunması istendi. Avukat Özcan Kılıç, Genç’in savunması için Diyarbakır’da hazır edileceğini ifade etti.

Sanıklardan Ziya Çiçekçi hakkında “terör örgütü yayınlarını basmak ve yayınlamak” suçlamasıyla İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyanın İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde birleştirilmesi için muvafakat (kabul etme) yazısı geldi. Avukat Özcan Kılıç da dosyaların birleştirilmesi talebinde bulundu.

Avukat Mehtap Acar Ulus, FETÖ suçlamasıyla yargılanan ve etkin pişmanlıktan yararlanan bir emniyet müdürünün (Yunus Dolar) müvekkili Çağdaş Ulus’un sahte delillerle tutuklandığına dair ifadelerinin olduğunu belirtti ve bu konudaki delilleri mahkemeye sundu. Müvekkili Ulus’un dosyasının ayrılmasını talep etti.


Mahkeme, sanıklardan Yüksel Genç’in bir sonraki duruşmada savunmasını sunmak üzere Diyarbakır’da bir mahkemede SEGBİS’le hazır edilmesi için talimat yazılmasına karar verdi. Çağdaş Ulus’un dosyasının ayrılması talebini reddetti. Ziya Çiçek’in dosyasının birleştirilmesi talebini de reddetti.

İsmet Kayhan hakkındaki yakalama kararının infazının beklenmesine de karar veren mahkeme bir sonraki duruşmanın 25 Şubat 2020 saat 10.30’da görüleceğini açıkladı.


Duruşma öncesi:

Duruşma öncesi gazetecilerin bir kısmının barikattan geçip mahkeme salonu önünde beklemesine izin verildi. Mahkeme salonu önü kalabalıklaştıktan sonra ise barikattan geçişler kapatıldı. İki gazetecinin salon önüne girişine duruşma başladığı ana kadar izin verilmedi. Gazeteciler ve güvenlik görevlileri arasında tartışma yaşandı. Gazetecilerden biri, güvenlik görevlisine “keyfi davrandığını” söyledi. Bunun üzerine güvenlik görevlisi barikatı kapatarak “Sadece senin geçişine izin vermiyorum, keyfi değil mi” dedi. Duruşmanın başlamasıyla, güvenlik şefi gelerek, gazetecilerin içeri girişini sağladı.

Mahkeme salonu koşulları:

Mahkeme salonu katılımcı sayısına göre genişti. Mahkeme başkanı mikrofon kullanmadı ve duruşmada konuşulan hiçbir şey izleyici bölümünden duyulmadı.

Duruşmaya katılım:

Duruşmaya sanık müdafii olarak altı avukat katıldı. Mezopotamya Haber Ajansı, P24 ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) duruşmayı haber/rapor amacıyla takip etti.

Duruşma:

Duruşma öngörülen saatten 40 dakika sonra başladı, 25 dakika sürdü.

Salona girdikten sonra yaklaşık 10 dakika boyunca mahkeme katibi dosyayla ilgili telefonda konuştu. İzleyici bölümünden sadece “Burası terör mahkemesi değil” cümlesi duyuldu. Avukatlar, konuşmanın sanıklardan Yüksel Genç’in İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan dava dosyasının KCK Basın dosyasıyla birleştirilmesiyle ilgili olduğunu açıkladı.

Duruşma başladığında, avukatlardan biri başka bir adliyede de duruşması olduğu için ayrılacağını ifade etti. Bunun üzerine mahkeme başkanı öfkelendi, birkaç dakikalık bir tartışma yaşandı.
Mahkeme karar için ara verdiğinde salon boşaltıldı. Beş dakika sonra salonun kapısı açıldı. Mahkeme başkanının bir sonraki duruşma tarihini söylemesiyle duruşma sona erdi.

Mahkeme heyeti üyelerinden biri değişmişti. Mahkeme başkanı erkek, heyetin iki üyesi kadın hakimdi.

16. Standing - May 9, 2019


Kürt medyasından 46 gazeteci ve medya çalışanının 7 yıldır yargılandığı dava.

Süreç 20 Aralık 2011’de sabaha karşı, İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Adana ve Diyarbakır’da Dicle Haber Ajansı (DİHA), Özgür Gündem gazetesi, Fırat Haber Ajansı, Roj TV başta olmak üzere Kürt medyası çalışanlarına yönelik KCK operasyonunda 49 gazeteci evlerine ve medya kuruluşlarına düzenlenen polis baskınlarında gözaltına alınmasıyla başladı.

İddianameyi 15 Temmuz darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilen Cumhuriyet Savcısı Bilal Bayraktar hazırladı.

10 Eylül 2012’den 3 Mart 2014’e kadar Özel Yetkili 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde (32 celseden oluşan 10 fasıl) gerçekleşti.

Çağlayan Adliyesi’nde başlayan duruşmalar, 12 Kasım 2012’de Silivri yerleşkesindeki duruşma salonuna taşındı.

26 Mart 2014’ten 9 Mayıs 2019’a kadar Çağlayan Adliyesi’ndeki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 16 duruşma görüldü.

Kürt medyasından 46 gazeteci ve medya çalışanının yedi yıldır “örgüt yöneticiliği” veya “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı dava.

Süreç 20 Aralık 2011’de sabaha karşı, İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Adana ve Diyarbakır’da Dicle Haber Ajansı (DİHA), Özgür Gündem gazetesi, Fırat Haber Ajansı, Roj TV başta olmak üzere Kürt medyası çalışanlarına yönelik “Kürdistan Topluluklar Birliği” (KCK) operasyonunda 49 kişi evlerine ve medya kuruluşlarına düzenlenen polis baskınlarında gözaltına alınmasıyla başladı.

27 Nisan 2012’de hazırlanan iddianamede, gazetecilik faaliyetleri savcılık tarafından “örgütsel faaliyet” olarak tanımlanırken; iddianamede “sözde gazetecilik”, “eyleme gazeteci görünümünde katılmak”, “devletin imajını bozacak /devleti sıkıntıya sokacak haberler”, “Şüphelinin gazetecilik faaliyeti yapmayıp, örgütün ekmeğine yağ süren nitelikte haberler yaptığı görülmüştür” gibi ifadeler kullanıldı.

Türkiye tarihinin en kalabalık gazeteci yargılaması ve toplu gazeteci yargılamalarının ilk örneği olarak değerlendirilen “KCK Basın” davasında yargılanan 46 gazeteci ve medya çalışanından 37’si 9 ay ile 2,5 yıl arası tutuklu kaldı.

10 Eylül 2012’den 3 Mart 2014’e kadar Özel Yetkili 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde (32 celseden oluşan 10 fasıl) gerçekleşti. Mahkeme üç gün süren ilk faslın ardından, “sanıkların duruşmadaki tavır ve davranışları, duruşma salonunun yetersizliği” gibi gerekçelerle Çağlayan Adliyesi’ndeki duruşmaların, 12 Kasım 2012’de Silivri yerleşkesindeki mahkeme salonuna taşınmasına karar verdi.

21 Şubat 2014’te kanun değişikliğiyle özel yetkili mahkemelerin tamamen kaldırılmasının ardından, yargılama 26 Mart 2014’ten bu yana Çağlayan Adliyesi’ndeki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor.

Davanın bir sonraki duruşması 22 Ekim 2019’a bırakıldı.



Next Trial: Oct. 22, 2019, 10 a.m.


Mahkeme başkanı mikrofon kullanmadığı için 10 dakika süren duruşma boyunca katılımcılar çok az şey duyabildi. Daha sonra duruşma tutanağından edinilen bilgiye göre, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nün sanık Dilek Demiral’ın pasaportu üzerindeki şerhin kaldırılması şeklindeki işlemlerin devam ettiği yönünde cevabı dosyaya eklendi. Ayrıca KCK Basın soruşturmasını yürüten emniyet görevlileri hakkında görevi kötüye kullanma suçlamasıyla İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dosyanın (2018/273) derdest olduğuna dair cevap ve duruşma zaptı örneği de mahkemeye ulaştı. Avukat Özcan Kılıç, Ocak 2019’da görülen bir önceki duruşmada bu davanın akıbetinin öğrenilmesini talep etmişti.

Mahkeme heyeti Hakan Türkön (Başkan), Ayşegül Yazıcı Yılmaz, Sevil Çalışkan Koçkuzu’dan oluştu.

Mahkeme başkanı Türkön, sanıklardan Yüksel Genç hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bir dava açıldığını ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kendilerine birleştirme kararı gönderdiğini söyledi. Türkön, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti olarak birleştirmeye muvafakat (onay) vermediklerini söyledi.

Duruşma savcısı Ahmet Eryeli, bu duruşmada da esas hakkındaki mütalaasını açıklamadı; eksiklerin giderilmesini mütalaa etti.

Mahkeme ara vermeden, kararını açıkladı.


Sanıklardan Yüksel Genç hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosyayla birleştirilmesini kabul etmeyen mahkeme, dosyayı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderdi.

Bir sonraki duruşmanın 22 Ekim 2019 saat 10.00’a bırakılmasına karar verildi.


Duruşma Öncesi

Avukatlar ve iki muhabirin salona girmesinin ardından salonun kapısı kapandı. Bundan birkaç saniye sonra mahkeme salonunun kapısına vardığımda, kapının önünde durarak içeri girmeme engel olan güvenlik görevlisi, hangi duruşmaya geldiğimi sordu. Ardından KCK Basın duruşmasının henüz başlamadığını söyleyerek, içeri giremeyeceğimi ifade etti. Birkaç dakikalık tartışmanın ardından, güvenlik görevlisi kapıyı açtı.

Davanın 16. celsesinde mahkeme üyelerinden biri değişmişti.

Duruşmaya katılım

Duruşmaya sanık müdafii olarak altı avukat katıldı. Mezopotamya Haber Ajansı, P24, MLSA ve TGS’den muhabir/avukatlar duruşmayı haber/rapor amacıyla takip etti.

Genel Gözlemler

Mahkeme başkanı mikrofon kullanmadığı için izleyici alanından sadece sanıklardan Yüksel Genç’in dosyası ile ilgili konuşmalar ve bir sonraki duruşma tarihi duyulabildi.

Duruşma 10 dakika sürdü.

15. Standing - Jan. 11, 2019


20 Aralık 2011’de sabaha karşı, İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Adana ve Diyarbakır’da Dicle Haber Ajansı (DİHA), Özgür Gündem gazetesi, Fırat Haber Ajansı, Roj Tv başta olmak üzere Kürt medyası çalışanlarına yönelik “Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) operasyonunda” 49 gazeteci evlerine ve medya kuruluşlarına düzenlenen polis baskınlarında gözaltına alındı. Yedi gazeteci savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılırken, 42 gazeteci mahkemeye sevk edildi. 24 Aralık 2011’de altı gazeteci mahkemede serbest bırakıldı, 36 gazeteci tutuklandı.

KCK Basın Davası iddianamesi 27 Nisan 2012’de İstanbul Cumhuriyet Savcısı Bilal Bayraktar tarafından hazırlandı. 808 sayfalık iddianamede özetle, KCK/PKK Basın Komitesi ve Demokratik Aydınlanma Birliği’nin (Yekitiya Ragihandina Demokratik – YRD) Kürt medyasının yayın politikasını ve haberleri yönlendirdiği savunuldu ve 49 gazeteci örgüt yöneticiliği ya da örgüt üyeliği ile suçlandı.

Davanın ilk duruşması, 36 gazetecinin tutuklanmasından 8,5 ay sonra, 10 Eylül 2012’de gerçekleşti.

Gazeteciler Çağdaş Ulus ve Cihat Ablay 13 Eylül 2012’de; Çiğdem Aslan ve Oktay Candemir 16 Kasım 2012’de; İsmail Yıldız, Pervin Yerlikaya, Zuhal Tekiner, Ziya Çiçekçi, Çağdaş Kaplan, Ömer Çiftçi ve Saffet Orman 8 Şubat 2013’te; Zeynep Kuray ile Sadık Topaloğlu 26 Nisan 2013’te, Ömer Çelik ve Selahattin Aslan 19 Haziran 2013’te; İrfan Bilgiç ve Fatma Koçak 27 Eylül 2013’te; Nilgün Yıldız 6 Aralık 2013’te; Nahide Ermiş 14 Ocak 2014’te; Dilek Demiral, Sibel Güler ve Ayşe Oyman 3 Mart 2014’te; Mazlum Özdemir, Şeyhmus Fidan, Hüseyin Deniz, Nevin Erdemir, Semiha Alankuş, Kenan Kırkaya, Mehmet Emin Yıldırım ve Haydar Tekin 27 Mart 2014’te; Ramazan Pekgöz, Nurettin Fırat, Turabi Kişin, Yüksel Genç, Davut Uçar, Ertuş Bozkurt 12 Mayıs 2014’te tahliye edildi ve davada tutuklu sanık kalmadı.

Özel Yetkili Mahkemelerin (ÖYM) kaldırılmasının ardından, dava Temmuz 2014’te İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülmeye başlandı.

Sanık avukatları, daha önce Özel yetkili savcılıklarca açılmış soruşturma ve davaların özel yetkileri kaldırılan Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından yürütülmeye devam edilmesine itiraz etti ve Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurulmasını talep etti.

İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 6 Kasım 2014’te dosyayı AYM’ye gönderdi. 10 Nisan 2015 ve 10 Eylül 2015’teki duruşmaları AYM kararının gelmesi için erteleyen İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 15 Ocak 2016’da görülen duruşmada AYM’nin dosya ile ilgili kararını açıklamamasını gerekçe göstererek davalara kendisi bakma kararı aldı.

Yeniden görülmeye başlanan davanın 15. son duruşması 11 Ocak 2019’da görüldü. Bir sonraki duruşma 9 Mayıs 2019’da görülecek.



Next Trial: May 9, 2019, 1 p.m.


Hakan Türkon başkanlığında üye hakimler Ayşegül Yazıcı Yılmaz ve Halide Yazıcı’dan oluşan mahkeme heyetinin yerini almasıyla KCK Basın Davası’nın 15. duruşması başladı. Duruşma 10 dakika sürdü.

Avukat Hasan Erdoğan, müvekkili Kenan Kırkkaya hakkındaki yurtdışına çıkış yasağının kaldırılmasını talep etti.

Avukat Özcan Kılıç da KCK Basın soruşturmasını yürüten emniyet görevlileri hakkında görevi kötüye kullanma suçlamasıyla İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan davanın (2018/273) akıbetinin öğrenilmesini talep etti.


1- İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/273 Esas sayılı dosyasının ne aşamada bulunduğunun ilgili mahkemeden sorulmasına,
2-Sanıklardan Kenan Kırkaya müdafii avukat Hasan Erdoğan, sanık Fatma Koçak müdafii avukat Senem Doğanoğlu, sanık Kenan Kırkaya müdafii avukat Nuray Özdoğan’ın mazeretlerinin kabulü ile kendilerine yeni duruşma gününün tebliğine,
3- Sanıklardan Kenan Kırkaya vekaletname sunan avukat Nuray Özdoğan’ın adı geçen sanık müdafii olarak davaya kabulüne
4- Sanık Dilek Demiral adına vekaletname sunan avukat Zelal Pelin Doğan’ın adı geçen sanık müdadii olarak davaya kabulüne,
5-Sanıklardan İsmet Kayhan hakkında savunmasmın tespiti maksadıyla Mahkememize getirilmek veya SEGBİS vasıtasıyla hazır edilmek üzere çıkartılan yakalama emrinin infaz edilmesinin beklenilmesine,
6-Sanıklardan Kenan Kırkaya hakkında daha önce verilmiş ve UYAP sisteminde kalmış bir yurt dışı çıkış yasağı işlemi bulunup bulunmadıgmın kalemce kontrolü ile böyle bir kayıt varsa kaldırılması için gerekli işlemin yapılmasına,
7-Bu nedenle duruşmanın 9 Mayıs 2019 günü saat 13:00 bırakılmasma karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma öngörülen saatte başladı. Öncesinde sanık gazeteciler ile duruşmayı takibe gelen gazeteciler sohbet etti. Duruşma öncesi herhangi bir destek açıklaması yapılmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu katılımcı sayısına göre genişti. Mahkeme başkanı mikrofon kullanmadı ve sözleri katılımcılar tarafından duyulmadı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya iki sanık ve dokuz avukat katıldı. Dört muhabir duruşmayı haber/rapor amacıyla takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşma yıllardır sürdüğü, halen esas hakkında mütalaa verilmediği ve davada ilerleme olmadığı için duruşmaya katılım çok düşüktü.

KCK Media Trial (Indictment)

KCK Media Trial 15. Standing (Minutes of the Hearing)

KCK Media Trial 16. Standing (Minutes of the Hearing)