Mehmet Baransu

Baransu, Çoban - MGK News Trial

Taraf Gazetesi’nde 28 Kasım 2013 tarihinde “Gülen’i bitirme kararı 2004’te MGK’da alındı” başlıklı, Mehmet Baransu imzalı haber yayınlandı. Haberde, 25 Ağustos 2004 tarihli Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında alınan karara dair belge yayınlanıyordu. Haberin ardından Başbakanlık, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve MGK, Aralık 2013’te Taraf Gazetesi hakkında suç duyurusunda bulundu. Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği’nin yetkisizlik kararı üzerine suç duyuruları İstanbul’a gönderildi. Ardından Taraf Gazetesi’nin muhabiri Mehmet Baransu ile dönemin sorumlu yazı işleri müdürü Murat Şevki Çoban hakkında soruşturma başlatıldı.

Haberin ardından dönemin Hükümet Sözcüsü ve Basından Sorumlu Bakanı Bülent Arınç “Bu gazetecilik değil edepsizlik”, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan “Biz de mi açıklayalım, yer yerinden oynar. Devletin kimseyle paylaşılmayacak gizli sırları vardır, sevsinler o basın özgürlüğünü” yorumunda bulundu.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Aydın’ın 11 Nisan 2014 tarihinde tamamladığı iddianamede Başbakanlık Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı “ihbar eden” olarak yer aldı.

İddianamede Taraf Gazetesi’nde üç farklı tarihte yayınlanan MGK ve MİT’e dair haber ve makaleler yer alıyor. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ihbar yazıları, ilgili Taraf gazetesi nüshaları deliller arasında.

Baransu ile birlikte Murat Şevki Çoban’a üç suçlama yöneltiliyor;

• Devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları temin etme,
• Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgileri basın ve yayın yoluyla ifşa etme,
• MİT’in görev ve faaliyetlerine ilişkin belge ve bilgini istihsal ve basın yoluyla ifşa edilmesi suretiyle 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’na muhalefet.

İddianamedeki 28 Kasım 2013 tarihinde yayımlanan, “Gülen’i bitirme kararı 2004’te MGK’da alındı” başlıklı habere yer veriliyor.

Savcı “gizli kalması gereken 25 Ağustos 2004 tarihli MGK toplantısı kararını manşetten yayınladığı, yayınlara iki gün daha devam ettiği, haberlerde MGK’nın 471 sayılı kararının ekleri olduğu, eklerde Gülen grubunun faaliyetlerinin tasfiye edilmesine ilişkin tedbirlerin alındığı şeklinde gerçeğe aykırı yayın yapıldığı” iddiasında bulunuyor.

Mehmet Baransu’nun 17 Şubat 2014’te köşesinde yayınladığı makale de iddianamede. Savcı, “MGK planı devrede” başlıklı makalesinin “mevcut olmayan plandan mevcutmuş gibi bahsettiği, makaledeki ifadelerin MGK’nın kararında varmış gibi gösterildiği”ni söylüyor.

Son haber 2 Aralık 2013 tarihli ve Mehmet Baransu imzalı. “MİT tarafından yapılan fişlemelere” dair haber, iddianamede “MİT’in mevzuata uygun olarak yerine getirdiği görevleri yasa dışı fişleme faaliyetleri, MİT Müsteşarlığını da yasa dışı fişleme yapan kurum olarak göstermek” suçlamasıyla yer alıyor.

İddianamede, Baransu ile Çoban’ın MİT görev ve faaliyetlerine ilişkin belge ve bilgileri elde etmek ve açıklamak suretiyle suç işledikleri belirtildi. Bu suçlama ile Baransu ve Çoban hakkında 26 yıldan 52 yıla kadar hapis cezası istendi.

Dava İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

Mehmet Baransu, 3 Haziran 2015’teki ilk duruşmada başka suçtan Silivri Cezaevi’nde tutukluydu. Rahatsızlığından dolayı duruşmaya katılmadı.

Avukatı Sercan Sakallı, “Görülmekte olan davada müvekkilimiz tarafından yapılan haber kamu yararına uygun olduğu görülerek yapılmıştır ve bu da anayasaya uygundur” dedi.

Milli Güvenlik Kurulu’na (MGK) yazı yazılarak herhangi bir idari ve adli soruşturma olup olmadığının sorulmasını ve TBMM’ye yazı yazılarak ilgili soru önergelerinin ve cevaplarının gönderilmesini talep etti. Mahkeme iki talebi de kabul etti.

9 Eylül 2015’teki ikinci duruşmada Baransu’nun avukatı Serkan Sakallı ve her iki sanığın müdafii Veysel Ok, Basın Kanunu’nda belirtilen sürede dava açılmadığında düşme kararı verilmesini talep etti.

Müşteki Milli Güvenlik Kurulu Sekreterliği vekili “Davanın basın ya da basın özgürlüğüyle ilgisi yoktur. İddianamede bahsi geçen TCK maddeleri mevcuttur. Burada kötü niyet söz konusudur. Kötü niyetle devletin gizli belgeleri basın yoluyla ifşa edilmiştir” dedi.

Müşteki Milli İstihbarat Teşkilatı vekil, de avukatlarının taleplerinin kabul edilmemesini istedi. Savcı Kenan Pehlivan, taleplerin reddini istedi. Heyet de talebi reddetti.

Mehmet Baransu, usule ilişkin savunma yapacağını belirtti, esasa ilişkin savunma için süre istedi.

Heyet, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı’nın kamu davasına katılma talebini kabul etti.

17 Kasım 2015’teki 3. Duruşmada, avukatlar Basın Kanunu’nu gereğince tekrar düşme taleplerinde bulundu. Baransu da avukatlara katıldığını belirtti. Heyet talebi reddetti.

Baransu, bu duruşmada cezaevinden saat 11.00’de alındığını, yemek yiyemediğini, saat 18.00 olduğunu ve ayakta durmakta zorlandığını belirterek savunma yapamayacağını söyledi.

Bu duruşmada Çoban’ın tüm duruşmalardan vareste tutulmasına, dava konusu olan belgeyle ilgili adli ve idari soruşturma yapılıp yapılmadığı hususlarında Milli İstihbarat Teşkilatı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve İçişleri Bakanlığı’na müzekkere yazılarak sorulmasına karar verdi.

10 Mart 2016’daki 4. duruşmada, Baransu davanın Basın Kanunu’nun davanın açılması için belirlediği 4 ay içinde açılmadığını söyledi.

19 Nisan 2016’daki 5. duruşmada Baransu’nun avukatı duruşmanın yaklaşık 3 buçuk saat geç başladığını belirterek, savunmanın bölünmemesi için duruşmanın ileri tarihe ertelenmesini istedi. Mahkeme talebi kabul etti.

2 Mayıs 2016’daki 6. duruşmada Baransu savunmasına başladı. Savunma, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alındı. Baransu, “Yasaklanan bilgileri temin etme ve açıklama” başlıklarındaki TCK’nın 334/1, 336/1 maddelerinin uygulanması ihtimaline binaen yaptığı ek savunmasında da suçlamaları kabul etmediğini, mesleğini yaptığını söyledi.

22 Eylül 2016’daki 7. Duruşmada savcı Halil İbrahim Beşer, “Yasaklanan bilgileri temin ve açıklama” yönünden ek savunma verilse de Mehmet Baransu ve Murat Şevki Çoban’ın iddianamede yer alan “Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin etme”, “Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri ifşa etme”, “MİTin görev faaliyetlerine ilişkin belgelerin ifşa edilmesi” suçlamalarından ayrı ayrı cezalandırılmalarını istedi. Savcı Beşer, Baransu ile birlikte Çoban hakkında; Türk Ceza Kanunu’nun 326/1, 329/1, 43/1 maddeleri ile birlikte MİT Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca 21 yıl 9 aydan 47 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep etti. Baransu, mütalaaya katılmadığını belirtti.

Davanın 8. duruşması, 9 Kasım 2016’da görüldü. Baransu’nun avukatı Ahmet Emre Bayrak, müvekkilinin erken saatlerde cezaevinden çıkarıldığını, yemek yiyemediğini ve savunma yapamayacak durumda olduğunu söyledi. Baransu, dosyadaki belgelerin kendisine eksik olarak ulaştığını dile getirdi. Bunun için süre talep etti. Mahkeme, duruşma saati 14.00 olmasına rağmen 18.30’da duruşmanın başlaması nedeniyle savunma yapmak için süre verilmesi talebini kabul etti.

8 Şubat 2017’deki 9. duruşmada Baransu, Adana F Tiği Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne sevk edildiği için duruşmaya getirilemedi.

Baransu, 19 Nisan 2017’deki 10. duruşmaya getirildi. Baransu bu duruşmada; MGK belgesinin, Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan “FETÖ Çatı iddianamesinin”, Meclis Darbe Araştırma Komisyonu Raporu’nun, “İnternet Andıcı” davasının tutanaklarının ve bazı gazetelerin dosyaya eklenmesini istedi. Talep reddedildi.

5 Temmuz 2017’deki 11. Duruşmada Baransu “İstediğimiz belgelerin tümünü mahkemece reddettiniz. Ben belgeleri toparlamaya çalışıyorum. OHAL olduğu için ben de cezaevinde bulunduğum için biraz zaman alıyor ve belgelere ulaşmakta güçlük çekiyorum” dedi. 12. duruşma 25 Ekim 2017’de görüldü. Baransu hastalığı nedeniyle hastaneye sevkedildiğini, uzun bir tedavi süreci olacağını belirterek “Tüm belgelerimi hazırladım. Size sunacağım belgelere el koydular. Kitaplara el koydular. Mahkeme tarafından yazı yazılırsa delillerimi sunacağım” dedi. Mahkeme, Baransu’nun cezaevi idaresince el konulduğunu söylediği belgelerin mahkemeye ibrazınının istenmesine karar verdi.

Baransu, 9 Ocak 2018’deki 13. Duruşmaya, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan davası nedeniyle katılamadı.

21 Mart 2018’deki 14. Duruşmada, Baransu’nun avukatının müdafilikten istifa ettiği görüldü. Baransu kendisinin avukat tutacağını belirtti. Baransu’ya son savunması için süre verildi.

27 Haziran 2018’deki 15. Duruşmaya Baransu ve avukatı Yahya Engin katıldı. Baransu, mahkemeden bazı belgeler talep etti. Avukatı, yeni müdafii olarak atandığını belirterek süre talep etti.

Baransu 17 Ekim 2018’de görülen 16. Duruşmaya, başka bir mahkemedeki duruşmaya katılması nedeniyle, 12 Aralık 2018’deki 17. Ve 6 Mart 2019’daki 18. Duruşmalara ise sağlık sorunu sebebiyle katılamadı.

19 Haziran 2019’daki 19. duruşmaya avukatsız olarak katıldı. Bu dosyadan dolayı daha önce İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde ve Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanıp beraat ettiğini söyledi. Davanın reddine karar verilmesi ve zaman aşımı nedeniyle düşme kararı verilmesini istedi.

Dosyaya yeni savcının atandığı görüldü. Mahkeme dosyanın esas hakkında mütalaa için Başsavcılığa gönderilmesine karar verdi.

24 Eylül 2019’da görülen 20. duruşmada savcı, verdiği mütalaasında suçun basın yoluyla işlendiğini öne sürerek, görevsizlik nedeniyle dosyanın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesini talep etti.

Murat Şevki Çoban 24 Ekim 2019 günü yapılan 21. duruşmaya katılmadı. Çoban’ın avukatı Figen Çalıkuşu, Mehmet Baransu ve Baransu’nun avukatı Yahya Engin mütalaaya karşı savunma yaptı. Mahkeme dosyanın esas hakkındaki mütalaasını hazırlanması için iddia makamına gönderilmesine karar verdi.

21. Standing - Oct. 24, 2019


Taraf Gazetesi’nde 28 Kasım 2013 tarihinde “Gülen’i bitirme kararı 2004’te MGK’da alındı” başlıklı, Mehmet Baransu imzalı haber yayınlandı. Haberde, 25 Ağustos 2004 tarihli Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında alınan karara dair belge yayınlanıyordu. Haberin ardından Başbakanlık, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve MGK, Aralık 2013’te Taraf Gazetesi hakkında suç duyurusunda bulundu. Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği’nin yetkisizlik kararı üzerine suç duyuruları İstanbul’a gönderildi. Ardından Taraf Gazetesi’nin muhabiri Mehmet Baransu ile dönemin sorumlu yazı işleri müdürü Murat Şevki Çoban hakkında soruşturma başlatıldı.

Haberin ardından dönemin Hükümet Sözcüsü ve Basından Sorumlu Bakanı Bülent Arınç “Bu gazetecilik değil edepsizlik”, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan “Biz de mi açıklayalım, yer yerinden oynar. Devletin kimseyle paylaşılmayacak gizli sırları vardır, sevsinler o basın özgürlüğünü” yorumunda bulundu.

Dava İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

Mehmet Baransu, 3 Haziran 2015’teki ilk duruşmada başka suçtan Silivri Cezaevi’nde tutukluydu. Rahatsızlığından dolayı duruşmaya katılmadı.

Avukatı Sercan Sakallı, “Görülmekte olan davada müvekkilimiz tarafından yapılan haber kamu yararına uygun olduğu görülerek yapılmıştır ve bu da anayasaya uygundur” dedi.

Milli Güvenlik Kurulu’na (MGK) yazı yazılarak herhangi bir idari ve adli soruşturma olup olmadığının sorulmasını ve TBMM’ye yazı yazılarak ilgili soru önergelerinin ve cevaplarının gönderilmesini talep etti. Mahkeme iki talebi de kabul etti.

9 Eylül 2015’teki ikinci duruşmada Baransu’nun avukatı Serkan Sakallı ve her iki sanığın müdafii Veysel Ok, Basın Kanunu’nda belirtilen sürede dava açılmadığında düşme kararı verilmesini talep etti.

Müşteki Milli Güvenlik Kurulu Sekreterliği vekili “Davanın basın ya da basın özgürlüğüyle ilgisi yoktur. İddianamede bahsi geçen TCK maddeleri mevcuttur. Burada kötü niyet söz konusudur. Kötü niyetle devletin gizli belgeleri basın yoluyla ifşa edilmiştir” dedi.

Müşteki Milli İstihbarat Teşkilatı vekil, de avukatlarının taleplerinin kabul edilmemesini istedi. Savcı Kenan Pehlivan, taleplerin reddini istedi. Heyet de talebi reddetti.

Mehmet Baransu, usule ilişkin savunma yapacağını belirtti, esasa ilişkin savunma için süre istedi.

Heyet, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı’nın kamu davasına katılma talebini kabul etti.

17 Kasım 2015’teki 3. duruşmada, avukatlar Basın Kanunu’nu gereğince tekrar düşme taleplerinde bulundu. Baransu da avukatlara katıldığını belirtti. Heyet talebi reddetti.

Baransu, bu duruşmada cezaevinden saat 11.00’de alındığını, yemek yiyemediğini, saat 18.00 olduğunu ve ayakta durmakta zorlandığını belirterek savunma yapamayacağını söyledi.

Bu duruşmada Çoban’ın tüm duruşmalardan vareste tutulmasına, dava konusu olan belgeyle ilgili adli ve idari soruşturma yapılıp yapılmadığı hususlarında Milli İstihbarat Teşkilatı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve İçişleri Bakanlığı’na müzekkere yazılarak sorulmasına karar verdi.

10 Mart 2016’daki 4. duruşmada, Baransu davanın Basın Kanunu’nun davanın açılması için belirlediği dört ay içinde açılmadığını söyledi.

19 Nisan 2016’daki 5. duruşmada Baransu’nun avukatı duruşmanın yaklaşık 3,5 saat geç başladığını belirterek, savunmanın bölünmemesi için duruşmanın ileri tarihe ertelenmesini istedi. Mahkeme talebi kabul etti.

2 Mayıs 2016’daki 6. duruşmada Baransu savunmasına başladı. Savunma, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alındı. Baransu, “Yasaklanan bilgileri temin etme ve açıklama” başlıklarındaki TCK’nın 334/1, 336/1 maddelerinin uygulanması ihtimaline binaen yaptığı ek savunmasında da suçlamaları kabul etmediğini, mesleğini yaptığını söyledi.

22 Eylül 2016’daki 7. duruşmada savcı Halil İbrahim Beşer, “Yasaklanan bilgileri temin ve açıklama” yönünden ek savunma verilse de Mehmet Baransu ve Murat Şevki Çoban’ın iddianamede yer alan “Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin etme”, “Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri ifşa etme”, “MİTin görev faaliyetlerine ilişkin belgelerin ifşa edilmesi” suçlamalarından ayrı ayrı cezalandırılmalarını istedi. Savcı Beşer, Baransu ile birlikte Çoban hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 326/1, 329/1, 43/1 maddeleri ile birlikte MİT Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca 21 yıl 9 aydan 47 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep etti. Baransu, mütalaaya katılmadığını belirtti.

Davanın 8. duruşması, 9 Kasım 2016’da görüldü. Baransu’nun avukatı Ahmet Emre Bayrak, müvekkilinin erken saatlerde cezaevinden çıkarıldığını, yemek yiyemediğini ve savunma yapamayacak durumda olduğunu söyledi. Baransu, dosyadaki belgelerin kendisine eksik olarak ulaştığını dile getirdi. Bunun için süre talep etti. Mahkeme, duruşma saati 14:00 olmasına rağmen 18:30’da duruşmanın başlaması nedeniyle savunma yapmak için süre verilmesi talebini kabul etti.

8 Şubat 2017’deki 9. duruşmada Baransu, Adana F Tiği Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne sevk edildiği için duruşmaya getirilemedi.

Baransu, 19 Nisan 2017’deki 10. duruşmaya getirildi. Baransu bu duruşmada, MGK belgesinin, Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan “FETÖ Çatı iddianamesinin”, Meclis Darbe Araştırma Komisyonu Raporu’nun, “İnternet Andıcı” davasının tutanaklarının ve bazı gazetelerin dosyaya eklenmesini istedi. Talep reddedildi.

5 Temmuz 2017’deki 11. duruşmada Baransu “İstediğimiz belgelerin tümünü mahkemece reddettiniz. Ben belgeleri toparlamaya çalışıyorum. OHAL olduğu için ben de cezaevinde bulunduğum için biraz zaman alıyor ve belgelere ulaşmakta güçlük çekiyorum” dedi.

25 Ekim 2017’de 12. duruşma görüldü. Baransu hastalığı nedeniyle hastaneye sevkedildiğini, uzun bir tedavi süreci olacağını belirterek “Tüm belgelerimi hazırladım. Size sunacağım belgelere el koydular. Kitaplara el koydular. Mahkeme tarafından yazı yazılırsa delillerimi sunacağım” dedi. Mahkeme, Baransu’nun cezaevi idaresince el konulduğunu söylediği belgelerin mahkemeye ibrazınının istenmesine karar verdi.

Baransu, 9 Ocak 2018’deki 13. duruşmaya, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan davası nedeniyle katılamadı.

21 Mart 2018’deki 14. duruşmada, Baransu’nun avukatının müdafilikten istifa ettiği görüldü. Baransu kendisinin avukat tutacağını belirtti. Baransu’ya son savunması için süre verildi.

27 Haziran 2018’deki 15. duruşmaya Baransu ve avukatı Yahya Engin katıldı. Baransu, mahkemeden bazı belgeler talep etti. Avukatı, yeni müdafii olarak atandığını belirterek süre talep etti.

Baransu 17 Ekim 2018’de görülen 16. duruşmaya, başka bir mahkemedeki duruşmaya katılması nedeniyle, 12 Aralık 2018’deki 17. ve 6 Mart 2019’daki 18. duruşmalara ise sağlık sorunu sebebiyle katılamadı.

19 Haziran 2019’daki 19. duruşmaya avukatsız olarak katıldı. Bu dosyadan dolayı daha önce İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde ve Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanıp beraat ettiğini söyledi. Davanın reddine karar verilmesi ve zaman aşımı nedeniyle düşme kararı verilmesini istedi.

Dosyaya yeni savcının atandığı görüldü. Mahkeme dosyanın esas hakkında mütalaa için Başsavcılığa gönderilmesine karar verdi.

24 Eylül 2019’da görülen 20. duruşmada savcı, verdiği mütalaasında suçun basın yoluyla işlendiğini öne sürerek, görevsizlik nedeniyle dosyanın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesini talep etti.

24 Eylül’de görülen davanın 20’nci duruşmasında mahkeme heyeti, avukatlara mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre verdi.

Murat Şevki Çoban 24 Ekim 2019 günü yapılan 21. duruşmaya katılmadı. Çoban’ın avukatı Figen Çalıkuşu, Mehmet Baransu ve Baransu’nun avukatı Yahya Engin mütalaaya karşı savunma yaptı. Mahkeme dosyanın esas hakkındaki mütalaasını hazırlanması için iddia makamına gönderilmesine karar verdi.



Next Trial: Dec. 4, 2019, 2 p.m.


İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 21. duruşmanın 13:50 başlaması bekleniyordu. Duruşma saatinden 10 dakika önce başladı.

Cengiz Doğan başkanlığında üye hakimler Elmas Güner ve Sedat Yılmaz’dan oluşan mahkeme heyetinin yerini almasıyla başlayan duruşmaya, Mehmet Baransu Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Murat Şevki Çoban ise duruşmaya katılmadı.

Katılan MİT’in avukatı duruşmada hazır bulunurken, Baransu ve Çoban’ın avukatı duruşma başladıktan sonra geldi.

Ardından katılan avukatı, taleplerini içeren savunmasını yazılı olarak mahkeme heyetine sundu. Katılan avukatı, suçun basın suçu olmadığı yönündeki görüşünü yineleyerek, “Savcılık daha önce verdiği mütalaasında suçun basın suçu olmadığını belirtmiştir. Savcının talebini mahkeme heyeti reddetmişti. Suç devlet sırlarına karşı işlenen bir suçtur. Bu suçla genel mahkemeler yetkilidir. Görevsizlik kararı verilmeyerek sanıkların cezalandırılmasını istiyoruz” dedi.

Ardından söz alan Baransu, önceki savunmalarını tekrar ederek, MİT TIR’ları ve Oda TV davalarına atıfta bulundu. Baransu, “Can Dündar’ın yargılandığı MİT TIR’ları dava dosyasında suçun basın suçu olduğu ve dört aylık süreye dikkat edilmesi gerektiği hususu, Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından belirtilmiştir. Oda TV davasında da dört aylık süreye dikkat edilip düşme kararı verilmiştir. Bu dosyada da görevsizlik ve düşme kararı verilmesini talep ediyorum” dedi.

Murat Şevki Çoban’ın avukatı Figen Çalıkuşu da suçun basın suçu olduğunu dile getirerek, “Savcılık mütalaasını değiştirebilir. Görevsizlik kararı verilmesini talep ediyoruz. Bu husus kabul edilmezse dört aylık süre göz önünde bulundurularak düşmesi yönünde karar verilmesini talep ediyorum” dedi.

Baransu’nun avukatı Yahya Engin de görevsizlik kararı verilmesini, aksi durumda davanın düşürülmesi yönünde karar verilmesini istedi.

Ardından mütalaasını açıklayan duruşma savcısı, “Görevin kamu düzenine ilişkin olduğu göz önünde bulundurularak, dosyanın geldiği aşamada gerek görev yönünden gerekse esas hakkında mütalaada bulunmak üzere dosyanın tarafımıza gönderilmesini talep ederiz” dedi.


Mahkeme heyeti verdiği kararında, savcının talebini kabul ederek, dosyanın esas hakkındaki mütalaasının hazırlanması için iddia makamına gönderilmesine karar verdi.

Davaya 4 Aralık 2019 günü saat 14:00’de devam edilecek.


Duruşma Öncesi

Adliye girişinde gazeteciler ve izleyicier X-Ray cihazından geçirildi. Duruşmanın görüleceği koridorda güvenlik bariyerleri bulunmuyordu. Duruşma saati gelince sanık ve gazeteciler duruşma salonuna alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda 24 avukat sandalyesi, sekiz sanık sandalyesi, tanık kürsüsü ve izleyiciler için iki sandalye bulunuyordu.

Duruşma sırasında salonda güvenlik görevlisi beklemedi. Duruşmanın yapıldığı salon normal büyüklükteki bir duruşma salonuydu. SEGBİS için iki ayrı TV ekranı kuruluydu. İzleyici, avukat ve sanıklar hakkında da oturma yerleri mevcuttu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), P24 izledi.

Gözlemler

Duruşma, saatinden 10 dakika önce başladı. Dosya avukatları bile duruşmaya yetişemedi. Mahkeme heyeti, avukatların gelmesini beklemek zorunda kaldı. Gözlemcilerin büyük çoğunluğu da duruşmaya ancak, duruşma esnasında girebildi. Mübaşirin başlayan duruşmaları dışarıda okumadığı ve kapıdaki listede görülen duruşmaları işaretlemediği görüldü.

20. Standing - Sept. 24, 2019


Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, savcı Mehmet Aydın tarafından hazırlanan iddianamede ihbar eden sıfatını Başbakanlık Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı taşıyor.

Kapatılan Taraf Gazetesi’nin 28 Kasım 2013 tarihli sayısında, “Gülen’i Bitirme Kararı 2004 MGK’da Alındı” manşetine konu haberle ilgili olarak, haberi yazan gazeteci Mehmet Baransu ile gazetenin eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Murat Şevki Çoban yargılanıyor.

İddianamede, Mehmet Baransu’nun 28 Kasım 2013 tarihli Taraf Gazetesi’nde “Gülen’i Bitirme Kararı 2004’te MGK’da Alındı” başlıklı haberde, nitelik itibariyle gizli kalması gereken 25 Ağustos 2004 tarihli MGK toplantısı kararını manşetten yayınladığı ve bu yayınlarını ilerleyen günlerde de devam ettirdiği vurgulanıyor.

İddianamede şüphelilerin savunmaları, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ihbar yazıları, ilgili Taraf gazetesi nüshaları delil gösteriliyor. Soruşturma evrakında ise Mehmet Baransu imzasıyla yayınlanan haber ve köşe yazıları inceleniyor.

Savcı davanın 20. duruşmasında verdiği mütalaasında suçun basın yoluyla işlendiğini öne sürerek, görevsizlik nedeniyle dosyanın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesini talep etti.



Next Trial: Oct. 24, 2019, 1:50 p.m.


İstanbul Anadolu Adliyesi 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma 13:48’de katılanların tespiti ile başladı.

Cengiz Doğan’ın başkanlığındaki mahkeme heyetinde Halil Serin ve Sedat Yılmaz yer aldı. Duruşma savcısı Ali Dereli’ydi. Katılan kurumlar Milli İstihbarat Teşkilatı ve Milli Güvenlik Kurulu vekili avukat Serhat Karğın, Mehmet Baransu’nun avukatı Yahya Engin ve Murat Şevki Çoban’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu salondaydı.

Mehmet Baransu ve Murat Şevki Çoban ise duruşmaya katılmadı. Baransu’nun avukatı, müvekkilinin bugün bir başka duruşmaya katıldığını buraya gelemeyeceğini belirtti. Başka dosyadan tutuklu olan Baransu mahkemeye duruşmaya katılmak istemediğine dair dilekçesini sunmuştu.

Savcı, görev yönünden mütalaa sundu. Suçun basın yoluyla işlendiğini öne sürdü ve görevsizlik nedeniyle dosyanın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine dair mütalaa verdi.

Katılan kurumlar vekili Serhat Karğın, mütalaaya iştirak etmediklerini belirterek mütalaaya karşı detaylı beyan sürmek için süre istedi.

Avukat Yahya Engin ve avukat Figen Albuga Çalıkuşu, mütalaaya karşı yazılı beyanını sunmak için ayrı ayrı süre talep etti.


Mahkeme, avukatlara mütalaaya karşı beyanda bulunmak için gelecek celseye dek süre verdi. Gelecek duruşma için 24 Ekim 2019 13:50’yi belirledi.


Duruşma öncesi:

Anadolu Adliyesi’ne girişte kuyruk yoktu. Girişte arama noktaları vardı. Duruşma salonuna giren koridorda ya da salon başında barikat yoktu. Salona girişte bir sıkıntı yaşanmadı.

Mahkeme salonu koşulları:

Mahkeme salonu büyüktü. Seyirciler için 21 kişilik yer ayrılmıştı.

Duruşmaya katılım:

Katılan kurumlar vekili avukat Serhat Karğın, Mehmet Baransu’nun avukatı Yahya Engin ve Murat Şevki Çoban’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve P24’ten birer gazeteci duruşmayı takip etti.

Genel gözlemler:

Duruşma 5 dakika sürdü. Savcı, mahkeme heyetinin yanında oturdu.

19. Standing - June 19, 2019


Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, savcı Mehmet Aydın tarafından hazırlanan iddianamede ihbar eden sıfatını Başbakanlık Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarlığı taşıyor.

Kapatılan Taraf Gazetesi’nin 28 Kasım 2013 tarihli sayısında, “Gülen’i Bitirme Kararı 2004 MGK’da Alındı” manşetine konu haberle ilgili olarak, haberi yazan gazeteci Mehmet Baransu ile gazetenin eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Murat Şevki Çoban yargılanıyor.

İddianamede, Mehmet Baransu’nun 28 Kasım 2013 tarihli Taraf Gazetesi’nde “Gülen’i Bitirme Kararı 2004’te MGK’da Alındı” başlıklı haberde, nitelik itibariyle gizli kalması gereken 25 Ağustos 2004 tarihli MGK toplantısı kararını manşetten yayınladığı ve bu yayınlarını ilerleyen günlerde de devam ettirdiği vurgulanıyor.

İddianamede şüphelilerin savunmaları, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ihbar yazıları, ilgili Taraf gazetesi nüshaları delil gösteriliyor. Soruşturma evrakında ise Mehmet Baransu imzasıyla yayınlanan haber ve köşe yazıları inceleniyor.

Davanın bir sonraki duruşması 24 Eylül 2019’a bırakıldı.



Next Trial: Sept. 24, 2019, 11:30 a.m.


Duruşmanın başlaması saati 11.00’de olarak belirlenmişti. Mehmet Baransu’nun avukatı Yahya Engin, bekleme mazereti verdi. 12.15’te duruşma başladı. Baransu’nun avukatı duruşmada yer almadı.

Savcı, dosyaya yeni atandığını belirterek dosyanın hem görev yönünden hem de esas hakkında mütalaada değişiklik yapılması ihtimaline binaen dosyanın başsavcılığa verilmesini istedi.

Katılan kurumlar vekili Serhat Karğın, mütalaanın verilmiş olduğunu söyleyerek, önceki mütalaaya göre sanıkların cezalandırılmasını talep etti.

Mehmet Baransu, hazırladığı savunmanın heyete ulaşıp ulaşmadığını sordu. Heyet ulaşmadığını söyleyince yazılı olarak vereceğini belirtti. Aynı dosyadan İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde beraat ettiğini, Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ise zaman aşımı nedeniyle dosyanın düştüğünü söyledi.

Davanın öncelikle reddini, Basın Kanunu’na belirtilen 4 aylık süre içinde iddianame hazırlanmadığı için de düşmesini talep etti. Erdem Gül’ün yargılandığı davada da yerel mahkemenin verdiği mahkumiyet kararının Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekçesiyle bozulduğunu hatırlattı. Savunma için süre istedi.

Murat Şevki Çoban’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu, Basın Kanunu’nda tanımlanan bir suç olduğunu, bu kanunda belirtilen süreden sonra davanın açıldığını söyledi. Basın Kanunu 11. Maddeye göre eser sahibi belli iken sorumlu müdüre dava açılamayacağını, MİT Kanunu 27. Maddenin de bunu onayladığını belirtti. Müvekkilinin sorumlu yazı işleri müdürü olduğunu, iddianamede de böyle geçtiğini açıkladı. Müvekkilinin sorumluluğu olmadığını, zamanaşımı süresinin de geçtiğini söyledi. Esas hakkındaki mütalaadan sonra savunmalarını yapacaklarını belirtti.


Heyet, dosyanın esas hakkında mütalaa hazırlanmak üzere İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, Baransu’nun tutuklu bulunduğu cezaevine müzekkere yazılarak gelecek duruşmaya hazır edilmesine karar verdi.


Duruşma Öncesi:

Duruşma salonuna giren koridorda ya da salon başında barikat yoktu. Salona girişte bir sıkıntı yaşanmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları:

Mahkeme salonu büyüktü. Seyirciler için 30 kişilik yer ayrılmıştı. Savcı, mahkeme heyetinin hemen yanında oturuyordu.

Duruşmaya Katılım:

Mehmet Baransu’nun yanında iki jandarma görevlisi vardı. Salonda ayrıca jandarma komutanı yer aldı. Murat Şevki Çoban duruşmaya katılmadı. Duruşmayı bir izleyici ve altı gazeteci takip etti.

Genel Gözlemler:

Heyet, dosyaya yeni atanmıştı. Duruşma yaklaşık 20 dakika sürdü. Savcının, mahkeme heyetinin hemen yanında oturması dikkat çekiciydi.

18. Standing - March 6, 2019


Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, savcı Mehmet Aydın tarafından hazırlanan iddianamede ihbar eden sıfatını Başbakanlık Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı taşıyor.

Kapatılan Taraf Gazetesi’nin 28 Kasım 2013 tarihli sayısında, “Gülen’i Bitirme Kararı 2004 MGK’da Alındı” manşetine konu haberle ilgili olarak, haberi yazan gazeteci Mehmet Baransu ile gazetenin eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Murat Şevki Çoban yargılanıyor.

İddianamede, Mehmet Baransu’nun 28 Kasım 2013 tarihli Taraf Gazetesi’nde “Gülen’i Bitirme Kararı 2004’te MGK’da Alındı” başlıklı haberde, nitelik itibariyle gizli kalması gereken 25 Ağustos 2004 tarihli MGK toplantısı kararını manşetten yayınladığı ve bu yayınlarını ilerleyen günlerde de devam ettirdiği vurgulanıyor.

İddianamede şüphelilerin savunmaları, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ihbar yazıları, ilgili Taraf gazetesi nüshaları delil gösteriliyor. Soruşturma evrakında ise Mehmet Baransu imzasıyla yayınlanan haber ve köşe yazıları inceleniyor.



Next Trial: June 19, 2019, 11 a.m.


Duruşma 10:30’da başlayıp 10:54’te sona erdi. Tutuklu sanık Mehmet Baransu ve Murat Şevki Çoban bir önceki celselerde olduğu gibi duruşmaya katılmadı.

Mahkeme Başkanı Elmas Güner duruşma tutanağına, “Sanık Mehmet Baransu’nun vekili, başka bir duruşmada olacağından duruşmada hazır bulunmak istemediğini, bugünkü duruşma sebebiyle vareste tutulmak istediğini belirten dilekçe gönderdiği görüldü” cümlesini geçirdi.

Mahkeme Başkanı Güner tutanağı yazdırırken zorlandı. Bu esnalarda üyelerden ve sanık avukatı Figen Albuga Çalıkuşu’ndan yardım aldı. Genel bir izlenim olarak heyetin davaya ilişkin bilgisi azdı. Kaldı ki savcı da dosyayı incelemediğini duruşma esnasında söyledi.

Sanık Murat Şevki Çoban müdafinin savunmasını yazılı olarak sundu. UYAP sistemindeki bir arıza nedeniyle -dipnotların kaydığı söylenildi- savunmanın çıktısının alınması heyet tarafından istendi. Savunmanın yazıldığı sayfaların birinde hata olduğu için bu tek sayfa değiştirilip, sorun giderildi.

Sanık Murat Şevki Çoban’ın avukatı Figen Albuğa Çalıkuşu, yeni düzenlenen basın yasasına göre davaya konu eser sahibinin belli olduğunu belirterek, “Müvekkilimin yazı işleri müdürü olarak sorumluluğu yoktur. Bu nedenle müvekkilim hakkında beraat kararı verilmesini talep ediyorum. Ayrıca zaman aşımı ve suçun unsurları yönünden dilekçemizdeki beyanları tekrar ediyoruz. Emsal kararlarını da ekledik” dedi. 

Milli İstihbarat Teşkilatı adına katılan avukat, “Dosyanın tekemmül ettiği kanaatindeyim. Sanıkların cezalandırılmasını talep ediyorum” dedi.

(Duruşma sonrasında isminin haber ya da başka belgelerde yazılmaması ricasında bulundu)

Heyet, Baransu’nun mahkemeye bilinçli gelmediği kanaatinde yorumlarda bulundu.

Mahkeme Başkanı Elmas Güler tutanağa, sanık Mehmet Baransu’nun ve müdafinin C. Savcısının mütaalasına karşı diyeceklerini bildirmesi için değişik günlerde süre istemiş olup ancak mütaalaya diyeceklerini esaslı bir şekilde bildirmediği ve duruşmaları değişik mazeretler ile gelmediği hususu dikkat çekilerek yargılamanın uzatılmasına engel olmak adına duruşmada hazır bulundurulması ve mütalaya karşı diyeceklerinin bildirmeleri için süre verilmesine, sanık müdafinin duruşma gününü sistemden öğrenmesine…” ifadelerini geçirdi.

Tutanaktaki bu uzun cümle yazdırılırken, anlatım bozukluğu nedeniyle üyelerden biri ve sanık Murat Şevki Çoban’ın avukatı Figen Albuğa Çalıkuşu mahkeme başkanına yardımcı oldu.

Cumhuriyet Savcısına soruldu. Tutanağa “Bir önceki celse vermiş olduğumuz esas hakkındaki mütalaamızı tekrar eder, bu doğrultuda karar verilmesi talep olunur” ara kararı geçirildi.


1- Sanık Mehmet Baransu’nun ve müdafinin C. Savcısının mütaalasına karşı diyeceklerini bildirmesi için değişik günlerde süre istemiş olup ancak mütaalaya diyeceklerini esaslı bir şekilde bildirmediği ve duruşmaları değişik mazeretler ile gelmediği hususu dikkat çekilerek yargılamanın uzatılmasına engel olmak adına duruşmada hazır bulundurulması ve mütalaya karşı diyeceklerinin bildirmeleri için süre verilmesine, sanık müdafinin duruşma gününü sistemden öğrenmesine,

2- Duruşmaya esaslı bir mazeret eklenmeden gelinmemesi halinde duruşmaya uzatmaya yönelik olduğunun kabülüne,

3- Başka suçtan tutuklu sanık Mehmet Baransu’nun duruşmada hazır edilmesi için ilgili ceza infaz kurumuna müzekker yazılmasına,

4- Bu nedenle duruşmanın 19/ 06/ 2019 günü saat 11:00’e bırakılmasına karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma saati duyurulduğu gibi 10:30’da başladı. Salon önünde Medya ve Hukuk’tan Zeynep Sıla Sarıkaya duruşmayı izlemek için oradaydı.

Sanık Murat Şevki Çoban avukatı Figen Albuga Çalıkuşu ile sanığın yakını da salon önünde bekliyordu. Milli İstihbarat Teşkilatı adına katılan avukat duruşma saatine yakın geldi. İki celse önce söylediği gibi isminin haber ya da başka yazılı belgede geçmesini istemediğini belirtti.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin görüleceği duruşma salonu büyük, havalandırılmış ve temizdi.

Duruşmaya Katılım

Sanık avukatları dışında izleyenler kısmında davayı izleyen iki kişi bulunuyordu. Salonda iki adet televizyon olduğu görüldü.

Genel Gözlemler

Heyetin dosya hakkında bilgisi yoktu. Tutanak yazılırken zorlanıldı. Mütalaayı veren savcı dahi verdiği mütalaayı hatırlamadı. Sanık Mehmet Baransu duruşmaya 2,5 yıldır katılmıyor. Bu bilgiyi hatırlatarak kendi halinde formaliteden işleyen bir yargı mekanizmasının izlendiğinin notunu düşebilirim.

17. Standing - Dec. 12, 2018


Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, savcı Mehmet Aydın tarafından hazırlanan iddianamede ihbar eden sıfatını Başbakanlık Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarlığı taşıyor.

Kapatılan Taraf Gazetesi’nin 28 Kasım 2013 tarihli sayısında, “Gülen’i Bitirme Kararı 2004 MGK’da Alındı” manşetine konu haberle ilgili olarak, haberi yazan gazeteci Mehmet Baransu ile gazetenin eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Murat Şevki Çoban yargılanıyor.

İddianamede, Mehmet Baransu’nun 28 Kasım 2013 tarihli Taraf Gazetesi’nde “Gülen’i Bitirme Kararı 2004’te MGK’da Alındı” başlıklı haberde, nitelik itibariyle gizli kalması gereken 25 Ağustos 2004 tarihli MGK toplantısı kararını manşetten yayınladığı ve bu yayınlarını ilerleyen günlerde de devam ettirdiği vurgulanıyor.

İddianamede şüphelilerin savunmaları, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ihbar yazıları, ilgili Taraf gazetesi nüshaları delil gösteriliyor. Soruşturma evrakında ise Mehmet Baransu imzasıyla yayınlanan haber ve köşe yazıları inceleniyo



Next Trial: March 6, 2019, 9 a.m.


Mahkeme başkanı Mahir Merdun, Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünce yazılan ve Mehmet Baransu’nun sağlık sorunları nedeniyle duruşmaya katılamayacağını belirten müzekkereyi okudu.

Baransu’nun talep ettiği İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2014/212 esas sayılı davanın duruşma zabıtlarının, dosyaya eklenmesinin ardından avukatlar söz aldı.

MİT ve MGK avukatı Karğın, sanıkların mütalaa doğrultusunda cezalandırılmasını istedi.

Murat Şevki Çoban’ın müdafii Cinmen, esas hakkındaki savunmalarını tekrarladıklarını söylerken, mütalaanın verilmesinden sonra dosyanın safahat geçirdiğini belirtti ve savunma için süre istedi.

Savcı, her iki sanığın da “Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin etme”, “Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri basın ve yayın yoluyla ifşa etme” ve “MİT’in görev ve faaliyetlerine ilişkin belge ve bilgiyi basın yoluyla ifşa etme” suçlarından cezalandırılmasına yönelik mütalaasını tekrar etti.


Mehmet Baransu’nun mazeretini kabul eden mahkeme heyeti, müdafiinin mazeret talebini reddetti. Baransu’nun bir sonraki duruşmada hazır edilmesi için cezaevine müzekkere yazılmasına, müdafiine ise ihtaratlı davetiye* kağıdı çıkarılmasına karar verdi. Mahkeme Çoban’ın müdafiinin mehil (ek süre) talebini reddetti.

“1- Sanıklardan Mehmet Baransu’nun başka suçtan Silivri Cezaevi’nde tutuklu olduğu sağlık problemi nedeniyle doktora sevk edileceği, bu nedenle kurum yazısından sağlık problemleri yönündeki mazeret talebinin kabulüne, sanığın gelecek celse duruşmada hazır edilmesi için bulunduğu cezaevi müdürlüğüne yazı yazılmasına,

2- Sanık Mehmet Baransu müdafiinin soyut mazeret talebinin reddine, duruşmada hazır olması hususunda duruşma gün ve saatini bildirir ihtaratlı davetiye kağıdı çıkarılmasına,

3- Duruşmanın sanık Mehmet Baransu mazereti nedeniyle ertelenmiş olmasına göre sanık Murat Şevki Çoban müdafiinin esas hakkında yapılan savunmada dikkate alınarak diğer taleplerin reddine,

4- Sanık Mehmet Baransu ve müdafiinin mahkememizin geçen celselerinde İstanbul 18. Ağır Ceza Mahemesi’nin 2014/112 esas sayılı dosyasında talep ettikleri hususlarla ilgili mahkememizce gereği yerine getirildiğinden diğer taleplerin reddine,

5- Bu nedenle duruşmanın 06/03/2019 günü saat 10.30’a bırakılmasına karar verildi.”


Duruşma Öncesi

11.00’da başlaması öngörülen duruşma 12.00’da başladı. 15 dakika sürdü.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda 24 avukat sandalyesi, sekiz sanık sandalyesi, tanık kürsüsü ve izleyiciler için 25 sandalye bulunuyordu.

Duruşma sırasında salonda güvenlik görevlisi beklemedi. Salon kapısında iki güvenlik görevlisi bekliyordu.

Duruşmaya Katılım

Bu duruşmada savunmasını vermesi beklenen sanık Baransu, sağlık sorunları nedeniyle duruşmaya katılmadı. Baransu’nun müdafii Engin de mazeret bildirerek duruşmaya katılmadı.

Sanık Çoban’ın avukatları Cinmen ile davaya katılan kurumların (Milli Güvenlik Kurulu [MGK] Genel Sekreterliği ve Milli İstihbarat Teşkilatı [MİT]) avukatı duruşmada hazır bulundu. Sanık Çoban’ın müdafiilerinden Polat Bursalı duruşmayı izleyicilerin arasından takip etti.

Avukatlar dışında duruşmayı izleyen toplam üç gazeteci vardı.

Ayrıca duruşma salonunda 7-8 stajyer hakim ve avukat bulunuyordu.

Genel Gözlemler

Mahkeme başkanının önündeki mikrofon açık olmasına rağmen, mahkeme başkanı mikrofona oldukça uzak ve çok kısık sesle konuştu, söyledikleri izleyicilere ayrılan bölümden duyulmadı. Mahkeme başkanının söylediklerini duyabiliyorlar mı diye sorduğum stajyerler, hiçbir şey duymadıklarını belirtti.

16. Standing - Oct. 17, 2018


Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı savcılarından Mehmet Aydın tarafından hazırlanan iddianamede ihbar eden sıfatını Başbakanlık Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı taşıyor.

Kapatılan Taraf Gazetesi’nin 28 Kasım 2013 tarihli sayısında, “Gülen’i Bitirme Kararı 2004 MGK’da Alındı” manşetine konu haberle ilgili olarak, haberi yazan gazeteci Mehmet Baransu ile gazetenin eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Murat Şevki Çoban yargılanıyor.

İddianamede, Mehmet Baransu’nun sözkonusu haberde, nitelik itibariyle gizli kalması gereken 25 Ağustos 2004 tarihli MGK toplantısı kararını manşetten yayınladığı ve bu yayınlarını ilerleyen günlerde de devam ettirdiği vurgulanıyor.

İddianamede şüphelilerin savunmaları, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ihbar yazıları, ilgili Taraf gazetesi nüshaları delil gösteriliyor. Soruşturma evrakında ise Mehmet Baransu imzasıyla yayınlanan haber ve köşe yazıları inceleniyor.



Next Trial: Dec. 12, 2018, 11 a.m.


İstanbul 23. Ağır Ceza mahkemesi’nde görülen davanın 16. duruşmasında mahkeme heyeti Mahir Merdun başkanlığında üye hakimler Halil Serin ve Sevilay Çakar’dan oluştu. Duruşmaya gelen olmadığı görüldü. Duruşma başladıktan kısa süre sonra Milli İstihbarat Teşkilatı adına katılan avukat salonda yerini aldı. Kurum adına katılan avukat önceki beyanları tekrar ettiklerini söyledi. Mahkeme başkanı tarafından kısık sesle duruşma tutanağı yazdırıldı ve bir sonraki duruşma tarihi verildi.

Milli İstihbarat Teşkilatı adına katılan avukat duruşma sonrası yanıma gelerek isminin yazılmaması ricasında bulundu.


1- Başka suçtan tutuklu sanık Mehmet Baransu’nun hazır edilmesi için müzekkere yazılmasına,

2- Sanık Murat Şevki Çoban’ın müdafisinin istifa dilekçesinin tebliği sonucunun beklenilmesine,

3- İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nin cevabı yazısına göre 2014/ 112 esas sayılı dosya-nın mahkememiz geçen ara kararında belirtilen 3 no’lu bentte yer alan evrakların mahkememize gönderilmesi konusunda İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı Yasa Yol-ları Bürosu’na müzekkere yazılmasına, dosyanın mahkemesine geri dönmesi ihtimaline göre mahkemesine aynı konuda yeniden müzekkere yazılmasına,

4- Bu nedenle duruşmanın 12 Aralık 2018 günü saat 11:00 bırakılmasına karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma saati duyurulduğu gibi 10:30’da başladı. Bekleme salonunda Sözcü, İhlas Haber muhabirleri ve bir avukat dışında kimse yoktu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin görüleceği duruşma salonu büyük, havalandırılmış ve temizdi. Bunun dışında salondaki aydınlatmanın göz yoracak kadar fazla olduğu söylenilebilir. Salonda iki dev ekran televizyon vardı.

Duruşmaya Katılım

Salonda, duruşmayı izlemek üzere halihazırda 11 kişi bulunuyordu. Fakat salondaki kişiler, duruşma bittikten sonra dışarı çıkmadı. Davayı izleyen toplamda dört kişiydi.

Genel Gözlemler

Duruşmaya gelen olmadığı için dava 10 dakika kadar sürede görüldü. Mahkeme başkanı tutanağa geçmeden gülümseyerek “gazeteciler kimler” diye sordu ve sanık Mehmet Baransu’nun aynı gün 23. Ağır Ceza’da olduğunun bilgisini paylaştı. Duruşma tutanağı kısık sesle tutuldu. Söylenilen hiç bir şey duyulmadı.

Baransu, Çoban - MGK News Trial (Indictment)

Baransu, Çoban - MGK News Trial 17. Standing (Minutes of the Hearing)

Baransu, Çoban - MGK News Trial 19. Standing (Minutes of the Hearing)

Taraf Newspaper "Egemen Harekat Planı" Trial

Taraf Gazetesi, 20 Ocak 2010 tarihinden itibaren 9 gün boyunca; 2003 yılında TSK içinde darbe planları yapıldığına dair haberi yayınladı. Haberlerde, “Fatih Camii bombalanacaktı”, “kendi jetimizi düşürecektik” ve “1. Ordu Komutanı Çetin Doğan cuntasının 2003 yılındaki darbe planlarını Taraf ele geçirdi” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye gündeminde ses getiren bu bir dizi haberde Mehmet Baransu, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur’un imzası vardı. Baransu; haberlere konu olan CD ve DVD’ler ve yaklaşık 5 bin sayfalık belgeyi bir bavul içerisinde dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Turan Çolakkadı’ya teslim etti.

Ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Balyoz” soruşturması başlatıldı. Yargılama sonrasında komutanlar Çetin Doğan, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına’nın da dahil olduğu 325 sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı. Yargılama 2015 yılında yenilendi. 236 sanığın beraatine karar verildi.

Daha sonra aynı haberlerle ilgili ancak bu kez haberi yapan ve yayınlayanlarla ilgili soruşturma başlatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Gökalp Kürkçü tarafından başlatılan soruşturmada beraat eden “Balyoz Darbe Planı” davası sanıklarına “kumpas” kurulduğu iddia edildi.

Baransu, 2 Mart 2015’te gözaltına alındı. Evinde yaklaşık 23 saat arama yapıldı. Evindeki belgelere ve bilgisayarının hard diskine el konuldu.

Emniyet’teki işlemleri yaklaşık 6 saat sürdü. 28 soru soruldu. Sokakta gördüğü bir kişinin kendisine habere konu belgeleri verdiğini anlattı. Bu kişiyi tanımadığını belirtti ancak kendisini emekli asker olarak tanıttığını aktardı. Muhabir olduğunu, gazetenin manşetlerini belirleme yetkisinin olmadığını ifade etti. Baransu Emniyet’te şu savunmayı yaptı:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin askeri hareketlerini tehlikeye sokabilecek hiçbir belgenin çıktısını almadık haber yapmadık, bavul içerisinde bana teslim edilen belgeler arasında buna benzer belgeler savaş planları vardı.”

Baransu Emniyet’teki sorgusunun ardından Çağlayan’daki İstanbul Adliye’sine götürüldü. Savcılık, Baransu’nun ifadesini almadı. Dosya üzerinden tutuklama istemiyle mahkemeye sevk etti. Tutuklama istemi; “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “devletin güvenliğine, iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belgeleri yok etmek”, “devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken belgeleri temin etmek” ve “devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgeleri açıklama” iddialarına dayandırıldı.

Baransu, İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliği’ndeki savunmasında şunları söyledi:

“Gazetecilik ve vatandaşlık görevimi yapıp, bir darbe planını ortaya çıkardığım için, ülkemden ve ülke insanlarından teşekkür beklerken; hatta bunu ortaya çıkardıktan sonra devlet tarafından tarafıma talebim olmadan koruma tahsis edildiği halde, şimdi suç işleyen isnadında bulunulması zoruma gitmektedir. Yaptığım haberden sonra Balyoz’un gerçek bir plan olduğu, gerek Cumhurbaşkanı, gerek Başbakan ve Hükümet Sözcüsü tarafından çeşitli defalar dile getirilmiştir.”

Sorgusunun ardından tutuklandı ve Metris Cezaevi’ne gönderildi.

Baransu hakkında İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu savcılarından Faruk Söker tarafından hazırlanan 276 sayfalık iddianame 7 Haziran 2016 tarihinde tamamlandı.

Baransu ile birlikte o dönem Taraf Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan, Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Yasemin Çongar ve Yazı İşleri Müdürü Yıldıray Oğur ve bir kişi hakkında İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu savcılarından Faruk Söker tarafından hazırlanan 276 sayfalık iddianame 7 Haziran 2016 tarihinde tamamlandı. İddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

İddianamede, “Balyoz Planı” davasında bir süre tutuklu yargılanan emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Koramiral Kadir Sağdıç, emekli Tümgeneral Ahmet Bertan Nogaylaroğlu, Albay Nedim Ulusan ile emekli albaylar Ahmet Zeki Üçok ve Hakan Büyük müşteki, Genelkurmay Başkanlığı da müşteki kurum olarak geçiyor.
İddianamenin 45 sayfası, “FETÖ medya” iddianamelerinin birçoğunda da görülen FETÖ’nün yapılanmasına ilişkin ayrıntılı anlatımlardan oluştu. Ayrıca terörizmin ve terör örgütlerinin genel ansiklopedik tanımlamalarına da yer verildi. İddianamede; devlet sırrı kavramı da değerlendirildi. Bu bölümde Julian Assange, Edward Snowden, Marcus Beckdahl ve Andre Meister gibi örneklere yer verilmesi dikkat çekti.

İddianamenin Baransu ile ilgili kısmında; haberler üzerinden Balyoz davasının başlatıldığı anımsatıldı. Ancak haberlerle ilgili herhangi bir soruşturmanın açılmadığı anımsatıldı.

Baransu için, iddianamede, 35 yıldan 75 yıla kadar hapis cezası istendi. Baransu’ya; “Silahlı örgüt kurmak, yönetmek”, “devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme dışında kullanma, hile ile alma, çalma”, “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri temin etmek”, “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgilerini açıklamak” suçlamaları yöneltildi.

Yargılamanın ilk duruşması 2 Eylül 2016’da görüldü. İlk duruşmaya tutuksuz sanıklar Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur ile birlikte tutuklu sanık Mehmet Baransu katıldı. Altan; hakkındaki darbe ve terör suçlamaları ile açılan soruşturma kapsamında bu duruşmadan 8 gün sonra gözaltına alındı. İlk duruşmada Baransu, şunları söyledi:

“Balyoz, gerçek bir darbe planıdır. 15 Temmuz’da yaşananlara ve sıkıyönetimin nasıl ilan edildiğine bakın. Balyoz’la arasında en ufak farklılık varsa gelin yüzüme tükürün. intikam için yargılanıyorum. ‘Askeri vesayeti bitirdik’ diyorlar. Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve ben olmasaydım, nah bitirirdiniz.”

İkinci duruşmada ise Baransu şu ifadeleri kullandı:

“Devletin gizli bilgilerini açıklama suçlamasıyla 22 aydır tutukluyum. Haberimin arkasındayım. Dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, bakanları bile ‘darbe’ dediler. Başbakan Binali Yıldırım bile geçenlerde, Balyoz’la ilgili, ‘sapına kadar gerçek’ diye konuştu. Benim yaptığım haber suç ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yıldırım ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da yargılanmalıdır.”

Dava kapsamında 21 duruşma daha yapıldı. Tüm duruşmaların sonunda, yargılamanın tek tutuklu sanığı Baransu’nun tutukluluk halinin devamına karar verildi.

21. Standing - Aug. 29, 2019


İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu Savcılarından Faruk Söker tarafından hazırlanan 276 sayfalık iddianamede Taraf Gazetesi’nin eski çalışanları gazeteciler Mehmet Baransu, Ahmet Hüsrev Altan, Yıldıray Oğur, Yasemin Çongar ve Tuncay Opçin “şüpheli” sıfatıyla yer alıyor. Sanıklar, Genelkurmay Başkanlığı’na ait “çok gizli” olduğu ifade edilen “Egemen Harekat Planı”nı temin etmek ve yayınlamakla suçlanıyor. Sözkonusu plan 2003’te 1. Ordu tarafından hazırlanan olası Türkiye-Yunanistan savaşında uygulanacak harekat planıydı.

Taraf Gazetesi’nin yöneticilerinin ve muhabiri Mehmet Baransu’nun “Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklama, devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme, amacı dışında kullanma, hile ile alma çalma, Devletin Güvenliğine ilişkin belgeleri temin etme” (Türk Ceza Kanunu (TCK) 326/1, 43, 327/1, 329/1) suçlamalarıyla yargılandığı dava, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.



Next Trial: Dec. 10, 2018, 9:30 a.m.


Mehmet Baransu ve izleyiciler 11:25’te salona alındı.

Mahkeme Heyetinde Ali Günay (Başkan), Erol Güngör (Üye hakim), Buse Naz Büyükkalay (Üye hakim) yer aldı. Duruşma savcısı Ahmet Gündoğdu’ydu.

Duruşma başlamadan önce Mehmet Baransu’nun 28 Ağustos’taki celseye cezaevinden getirilmemesi ile ilgili diyalog yaşandı.

Heyet salona girdiğinde mahkeme başkanı bugün tanıkların dinleneceğini söyledi.

Bunun üzerine Baransu söz aldı:

“Dün beni getirmediniz, savunmamı bitirmeden tanıkları dinleyemeyiz. Heyetiniz dosyayı tam bilmediği için çok tartışmalar çıkıyor. Savunmamda heyetinize yardımcı olmaya çalışıyorum. Savunmamı bitirmeden tanıkları dinleyemezsiniz” diye yanıtladı.

Baransu önceki gün duruşmaya getirilmemesi ile ilgili cezaevinden “UYAP’a düşmemiş” yanıtı geldiğini söyledi. Mahkemeye “Eğer yokluğumda tanık dinleme girişimiyse bunu kabul etmiyorum şeklinde” dilekçe yazdığını söyledi.

Mahkeme başkanı “Duruşmanın yalnızca ilk günü bildirildiği için cezaevi hazır etmemiş. Dün sabah erkenden cezaevine söyledik ancak adliyeye geliş saatinin 15:00’i bulacağı söylendi, o saat de duruşma için geç olacaktı” yanıtı verdi.

Mahkeme önceki duruşmada Baransu’nun eski eşi, kayınpederi ve eski eşinin apartman görevlisinin tanık olarak dinlenmesine karar vermişti.

Baransu’nun avukatı Yahya Engin, salondaki tanıkların çıkarılmasını, salon önündekilerin de koridora çıkarılmasını istedi. Tanığın amcası olduğu belirtilen bir kişi salondaydı. Baransu, “Onunla ilgili bir şey anlatmayacağım, kalabilir” dedi. Mahkeme başkanı, salon önündeki tanıkların koridor başına alınmasını söyledi.

Baransu, savunmasının bugün bitmeyeceğini belirtti.
Duruşma 11:33’te Baransu’nun savunması ile başladı. Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alındı.

“Tutuklanma maddesi”

Baransu, Türk Ceza Kanunu 326/1 (Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri yok etmek, üzerinde sahtecilik yapmak) ve 327/1 (Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin etmek) maddelerince tutuklandığını, en üst sınırdan ceza verilse dahi tutuklu kaldığı sürenin bu cezayı karşıladığını söyledi:

“Ben ‘devletin gizli belgesini tahrip ya da çalmaktan tutuklu değilim, ‘yok etmekten’ tutukluyum. Savcı soruşturma yaparken, ifademde olmayan ‘orijinal belgeleri imha’ yalanından dolayı evimde arama kararı alıyor. 1. Sulh Ceza Hakimliği savcının kararını 27 Şubat 2015’te onaylıyor. ‘TCK’nın 326/1 maddesinde öngörülen devletin güvenliğine ilişkin belgeleri yok etme’… diyor. Orijinal belgeleri yok etme yalanından tutukladılar beni. Cezası fazla olduğu için beni o maddeden ve 327/1’den tutukladılar. Bunun (orijinal belgeleri yok etme) yalan olduğu ortaya çıktı. 327/1’den için ise fazladan sekiz ay yatırdılar beni. En üst sınırdan ceza verseniz bile fazlasını yatırdınız, suç işliyorsunuz.”

Mahkeme başkanı “Mahkeme heyetini tehdit ediyorsun. Biz yarınımızı düşünmüyoruz. Bugünü yaşıyoruz” diye tepki gösterdi.

Baransu tehdit olmadığını söyledi.

Baransu’nun avukatı Yahya Engin, suçlama konusu maddede verilebilecek ceza miktarına dikkat çekerek “Hukuki, mesleki sorumluluk durumu var” dedi.

Mahkeme başkanı “Kendimizce değerlendiririz” dedi.

“Ev araması”

Baransu, görüntü izleme şansı olup olmadığını söyledi. Evindeki polis araması kayıtlarını izlettirmek istedi. Heyet SEGBİS sistemi ile video izlenip izlenemeyeceğini konuştu.

Mahkeme başkanı, “Geçen sefer anlattınız” dediğinde Baransu “Belki yalan söylüyorum, izlettirmek için. Görüntüler var. Her konuştuğumun doğru olduğunu ispatlamak için söyledim” dedi. Mahkeme Başkanı, savunmanın devam etmesini istedi.

Baransu, “ev aramasında polislerin kaset yerleştirdiğini, görüntülerde olduğunu” söyledi.

Savunmasına devam etti:

“Evimde bulunduğu söylenen Fethullah Gülen ses kaseti var. İmajını almaları gerekiyordu, almadılar. Polis kasetin sonradan üzerine kayıt yapılarak hazırlandığına dair tutanak tutmuş. Bakınca anlaşılacak bir şey değil, nasıl anladılar?”

“[İddianamedeki suçlamaya göre] Gülen ‘yerel ve ulusal medyada mevki ve güç sahibi olmak gerektiğini’ söylemiş. Ben de bu kişilerden biriymişim. [Fethullah Gülen’in konuşmasının olduğu kasetin çözüm raporunda] Adam bir ajans kurulması gerektiğini söylüyor. Belli ki kaset 93’lerden önceki bir kaset. 94’te Akşam Gazetesi’nde mesleğe başladım, o zaman Cihan Haber Ajansı kurulmuştu. Tek tek okudum. ‘Mevki makam güç sahibi olmak’ nerede diye okudum. Hiçbir yerde, Fethullah Gülen ‘yerel ve ulusal medyada mevki ve güç sahibi olmak’ diye bir şeyden bahsetmiyor.

“İddianamede olan şeyler yok kasette. Gazeteci olduğum için bulup ses kaseti yüklemişler. Nasıl bulunduğunu anlattım. Delil hükmü yok. İmajı alınmamış, kaseti kendilerinin koyduğu net, mührü açılmış. Bunun delillikten çıkarılmasını istiyorum.”

Baransu, savunmasının bitirdiği kısımları mahkeme başkanına yazılı olarak verdi, savunmasına devam etti.

“İddianame ve gerekçeli kararlardan tek tek baktım. [Delil olan CD’lerden] Tek çıktı alınmamış, orijinal olduğu belli, peki ben neyi yok etmişim? CD’de bir şey çıkartma imkanınız yok. Savcı Gökalp Kökçü iddianamede imkansızı iddia ediyor.”

Mahkeme başkanı, Balyoz Davası iddianamesi hazırlanmadan önce yapılan aramalarda belgelerin nasıl ele geçirildiğine, bu belgelerin en olduğuna dair sorular sordu. Bu bölümde müşteki kısmında bulunan Balyoz Davası’nda yargılanan emekli albay Suat Aytın, eski deniz kurmay albay Dursun Çiçek, eski albay Cemal Temizöz söz aldı. Bu sırada Baransu ile aralarında atışmalar yaşandı. Karşılıklı konuşma sırasında Dursun Çiçek’in Mehmet Baransu’ya hitaben “Allah belasını versin diyeceğim ama…” dediği duyuldu.

Baransu, “Keşke şu anki bilgi birikimimle 10 sene öncesine gitmiş olsam. Hukuki olarak iddianameleri [kendi iddianamelerimi incelediğim gibi] aynı şekilde incelerdim. O zaman bu kadar hukuki bilgim yoktu. 114 tane davadan yargılandım” dedi.

Baransu, belgelere dair yaptığı haberlerle konuşmaya devam etti.

Dursun Çiçek “Sahte planda Dursun Çiçek’in parmak izinin olmadığı manşet oldu. Kendisi haber yaptı mı?” demesi üzerine Baransu, Dursun Çiçek’i aradığını söyledi.

Mahkeme başkanı 12:30’da duruşmaya ara verdiği söylerken Çiçek sözlerine devam etti. Baransu’ya hitaben “Suç işlemeye devam ediyorsun. Yargılamaya yardımcı ol” dediği duyuldu.

Mahkeme başkanı, “Yapmayın. Olayı anlayarak ilerlemek istiyoruz” dedi. Duruşmaya 13:45’e dek ara verildi.

14:00’te duruşma tekrar başladı. Dursun Çiçek salonda değildi.

Mehmet Baransu’nun avukatı Yahya Engin Dursun Çiçek’in ilk bölümdeki “Allah belanı versin…” şeklinde başlayan sözlerinin rahatsız edici olduğunu söyledi. Mahkeme başkanı, “Duruşma sonunda talebini iletirsin. Onlar anlaşıyorlar” dedi.

Avukat şöyle devam etti:

“İlk ifade kısmında baskı altına alma gibi durum var. Söylemden dolayı söylüyorum bunu. Müdahale edilmemesi gerekiyor. Müştekilik talepleri başta reddedildi. Ara celsede itirazlarımıza rağmen kabul edildi. Her celse itiraz ediyoruz, bu davanın Balyoz Davası ile alakası yok. Mümkünse müdahale etmeyelim. Müştekilik sıfatlarının yeniden değerlendirilmeleri gerekecek. Buradaki müşteki temel anlamda kamu hukukudur, bireysel olarak müştekisi olmaz.”

“Tutukluluğa devam gerekçeleri

Baransu, savunmasına devam etti.

“Beni anladığınızı düşünüyorum. Suçlanmadığım, iddianamede olmayan üç maddeden dolayı 2,5 yıl tutukluluğuma devam karar verildi. Bir an için koltuklarınızdan kalkın ve gelin. Karşınızda bir heyet var, 2,5 yıl suçlanmadığım, iddianamede olmayan maddeden dolayı hakkımda tutukluluk devam kararı veriyorlar. Ne düşünürsünüz?

“Karşımda leblebi yiyen başkanla oturdum, karşımda sakız çiğneyen savcı vardı. Onlara ‘Siz benim için şunlardan dolayı tutukluluk devam kararı verdiniz ama iddianamede onlarla ilgili suçlama var mı?’ dedim, şok olup gerekçeyi değiştirdiler.”

“Birinci celsede heyet iddianameyi özetleyip okudu. Heyetler çok değişti. İddianame önümde. [İddianameden okudu] ‘Devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri yok etme, temin etme, açıklama, silahlı terör örgütüne üye olma’dan yargılanıyorum. Ancak Türk Ceza Kanunu (TCK) 326/1 ve TCK 327/1’den tutukluyum.

“Birinci celsedeki tutukluluğa devam kararımda ‘suç işleme amacıyla örgüt kurmak (bundan suçlanmıyorum)… , gizli kalması gelen bilgileri açıklama (Bundan tutukluluğum reddedildi), silahlı terör örgütü kurma ve yönetme (haklımda böyle bir suçlama yok)… [yazıyor].

“İddianamede olmayan bir şeyden tutukluyum. Hakaretten suçlanıyorum adam öldürmekte tutukluluğa devam kararı veriliyor gibi.”

“327’den de ceza verilemez. Bir kastım yok. “

[ Madde 326- (1) Devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları kısmen veya tamamen yok eden, tahrip eden veya bunlar üzerinde sahtecilik yapan veya geçici de olsa, bunları tahsis olundukları yerden başka bir yerde kullanan, hileyle alan veya çalan kimseye sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis cezası verilir.
[
Madde 327- (1) Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri temin eden kimseye üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.]

“30 Eylül 2016’daki tutukluluk incelemede kopyala yapıştır şekilde, harf hataları da duruyor, aynı gerekçelerle tutukluluğa devam kararı verildi. Bu işleri Balyoz hakimlerinin yaptığını düşünün, bütün medyada manşetlerdi.

Baransu, “İkinci celsede de…” derken Mahkeme Başkanı “Bunlarla ilgili şikayetiniz varsa, şikayet yapacağın yer HSYK. Bunlar mahkemenin yaptığı hatalar, bunun değerlendirmesini yapacak olan da…” dedi. Baransu’nun avukatı şikayette bulunduklarını söyledi.

Mahkeme başkanı “Savunmanın iddianame kısmına gelirsek, buradaki hataları gördük” dedi. Baransu, “Bu [anlattığı tutukluluk devam kararları], adil yargılanmadığımı da gösterir. Sizin bağımsız karar verebileceğinize inanmam gerekiyor” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“İddianamede Yıldıray Oğur aleyhime tanıklık yapmış. Hem savcılık ifadesinde hem de ilk celsedeki savunmasında ‘Baransu’nun yönlendirmesiyle Tuncay Opçin’le görüştüm’ dedi. Bülent bey (Mahkeme başkanı) ‘Oturabilirsiniz’ dedi. ‘Benim sorum var’ dedim. ‘Gözlerimin içine bakıp söyle. Ben sana hangi tarihte ne zaman nerede ben askerdeyken Tuncay Opçin’le görüşebilirsin?’ dedim. ‘Sen söylemedin’ dedi. ‘Az önce Baransu’nun yönlendirmesiyle demişsin, neden yalan söylüyorsun Yıldıray’ diye sorulmaz mı? Çapraz sorgu bu değil mi? Ben gerçek çıksın diye soru soruyordum.
“Ben sıkıştırıyorum hakikati bulmak için. Yalan söylediğini söyledi. Soru soruyorum ama mahkeme başkanı ‘hatırlamıyor’ diye geçiştiriyor. Belki sizin mahkeme heyetiniz tarafsız ama bu insanlar bu kararları verdiği için sizlere karşı olan güvenimi de yıkıyorlar.”

Baransu, diğer celselerde de tutukluluk devam kararının aynı olduğunu anlattı.

“3 Ocak 2018’den sonra heyete ‘Şu maddelerden ne zaman tutukladınız, iddianamede nerede bu gerekçe var?’ deyince tutuklama gerekçesi değişti. ‘Savunmasının alınmamış olması, tespit ve arama tutanakları’ eklediler. Siz de ‘tanıklar’ eklediniz.”

“Suç tarihi”

Baransu savunmasına iddianame ve diğer belgelerdeki suç tarihine dikkat çekerek devam etti.

“İddianamede suç tarihi 24 Aralık 2013 ve sonrası. Tüm tutuklama kararları ve itirazlarda da bu tarih böyle. İddianamede bu tarihle ilgili hiçbir şey yok. Mahkemeler iddianamelerle sınırlı değiller mi? İddianame 2010 tarihini anlatmış, suçlamalar 2010 ile ilgili.

“24 Aralık 2013 ve sonrasında devletin hangi gizli maddesini açıkladık? Bana 24 Aralık 2013 ve sonrasıyla ilgili hiçbir suçlama yöneltilmedi.

“İddianame, tensip zaptı, kovuşturmaya başlama, aylık tutukluluk devam kararlarında 24 Aralık 2013 tarihi var. Bunlar benim evime CD’yi niçin koymaya çalıştılar, benim evimde başaramayıp E.K. [eski eşi] evinde kumpası bunun için mi kurdular? E.K. tiyatrosu bunun için mi organize edildi diye düşünüyorum. Çünkü ben gözaltındaydım, o aramaya götürmediler.”

Baransu savunmasına devam ederken 1997 tarihini örnek verince, mahkeme başkanı gülerek “Ben o zaman 7 yaşımdaydım” dedi.

“HTS kayıtları”

Baransu HTS [arayan, aranan; arama zamanı, süresi, yeri; sinyal alınan baz istasyonları bilgileri] kayıtları ilgili bölüme dair savunmasının 90 sayfa olduğunu söyledi.

Bunun üzerine mahkeme başkanı ne kadar süreceğini sordu ve savunmasının bu bölümünü yazılı alabileceklerini belirtti. Mahkeme başkanı tanıklıkların dinlenmesine geçmek istiyordu.

Baransu, HTS kayıtlarına dair detaylı savunma yapmak istediğini söyledi. Dosyada Tuncay Opçin’in HTS kaydı olmadığını söyledi. Mahkeme başkanının yanına giderek HTS kayıtlarını gösterdi.

Baransu’nun savunmasına sözlü devam etmek istemesi üzerine mahkeme başkanı, “bugün tanıkları dinleyemediklerini, Pazartesi günü dinlemek istediklerini” söyledi.

Bunun üzerine Baransu’nun avukatı, 2 Eylül Pazartesi günü Baransu’nun 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşması olduğunu, duruşma için uygun olmadıklarını söyledi.

Mahkeme başkanı, Baransu’ya gelecek celse savunmasına devam etmesini söyledi. Sanık avukatlarına söz verdi.

Avukat, Yahya Engin söz aldı:

“Bu davanın Balyoz davası olmadığı ortada. Balyoz Darbe Planı gerçekse, bu bir suç, bildirmek gerekir. Müvekkil de haberlerle bildirmiş, suç işlememiş oluyor. Balyoz Darbe Planı sahteyse devletin gizli belgesinden bahsedilemez. Bu davada Egemen Harekat Planı geçiyor, bu planlara dair gizli belgeler gazete tarafından basılmamış. Müvekkil ‘Bana CD’ler geldi, aldığım gibi savcılığa teslim ettim’ diyor. Israrla orijinal belgeleri neden yok ettiği soruluyor. Böyle bir suç yok ortada.

“Burada kalan suç, Türk Ceza Kanunu 327. Madde. [Devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme] Basın Kanunu’ndan değerlendirirsek suç yok, değerlendirmezseniz üst sınırdan ceza verseniz bile bu cezadan fazla süredir tutuklu. Savunmasını bitirmemiş ve tanıkların dinlenmemiş olması [tutukluluğa devam gerekçesi] kabul edilebilir ama TCK 327’den hüküm verince hüküm bitmiş olacak. Terör örgütü boyutu da Mersin’e gönderildi. Bu davada TCK 327’den bugün ceza verin çıksın, tahliye vermesine gerek yok. İnfaz hukuku rejimine göre beş ay fazladır tutuklu.

Avukat Figen Albuga Çalıkuşu, Ahmet Altan’ın “Dursun Çiçek ve Ümit” başlıklı yazısından bir bölüm okudu.

“Bu yapılan haberciliktir. Bu davanın konusu Balyoz davası değil. Anayasa Mahkemesi bunu söylüyor. Bu davadaki atılı suçlar devlete karşı işlenen cürümler bölümünde, şahısların bu davada taraf olmakta hukuki menfaatleri yok.

“Gerçeğin aranmasını istiyorsak, Egemen Harekat Planı’nı temin etmişler mi, yayımlanmışlar mı? Egemen Harekat Planı’nı o savcılar ortaya çıkarana dek bilmiyorduk. Genelkurmay 2008’de Egemen Harekat Planı’nın imha edildiğini söyledi. 2008’de imha edilmiş 2010’da çalınmış, kim çalmış, yok.”

Avukat Yahya Engin, “Davanın konusu Egemen Harekat Planı, Balyoz Davası’ndan tutuklanan tarafların kabul edilen müştekilik sıfatlarının sonlanmasını istiyoruz” dedi.

Baransu, “Bir ankesörlü telefondan arandı diye bir iddia var. O ankesörlü telefonun kayıtlarını almışlar, böyle bir arama yapılmamış. Benim HTS kayıtlarımla kim oynadı?” dedi ve ekledi:

“Yalanlarla dolu önünüze bir şey koymuşlar. İşin içinden çıkmaya çalışıyoruz. Aynı gerekçelerle İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyorum. O dava ben tutuklanmadan önce açılmıştı, kaçmadım. Orada tutuksuz yargılanıyorum aynı maddelerden. Sizin önünüzde tutuklu yargılanıyorum. Çelişkiyi anlayamıyorum. Bunu da takdirinize bırakıyorum. Mahkemenin kararlarının eşit olması gerektiğini düşünüyorum.”

Mahkeme başkanının söz verdiği Suat Aytın, “Baştan beri Baransu seminerle, Balyoz ile başladı, savunmasını buna dayandırdı. Madem gizli belge ifşası ile yargılanıyor, onun üzerinden konuşmalıydı” dedi. Baransu “İlk gün hata yapıldığı, müştekiler kabul edildiği için anlatmak zorunda kalım” dedi.

Aytın, “Balyoz’dan aklandık, sıkıntımız yok. Doğru karara gidilmesi için yardımcı olmak istiyoruz. Egemen Harekat Planı’nın öne çıkmasının nedeni, yapılan seminerde görüşüldü. Ellerinde o dosyalar vardı. Mahkemede harekat planımızın ifşa olduğunu söyledik” dedi.

“Egemen Harekat Planı afişe oldu, Taraf Gazetesi’nin de misyonu vardı” sözlerine sanık avukatları tepki gösterdi.

Söz verilen Cemal Temizöz, “Mahkemenin maddi gerçeği ortaya çıkarmasını istiyoruz, kişilerle sorunumuz yok. 21 Ocak 2010’daki tutanakta 4 DVD getirdiği tutanak. Baransu’nun ifadelerini yazmışlar. Diyor ki; ‘Bunlar orijinal belgeler taranarak oluşturulmuştur, yaklaşık 5 bin sayfa tutmakta, içinde ses kayıtları da var…’” dedi. Baransu’nun avukatı “Kaç yerde açıkladı, ‘Gözle tarama işlemi’ bahsettiği” diyerek itiraz etti. Baransu da “Ben ne deyim yani daha” diye tepki gösterdi.

Temizöz, Baransu’nun askeri savcılıktaki ifadesinden bir cümle okuyarak “İçinde çok gizli belgeler olduğu için bunları imha ettik, bunların sorumluluk doğurduğunu bildiğimiz için savcılığa teslim ettikten sonra imha ettik’ diyor” dedi.

Mahkeme başkanı Baransu’nun bu durumu açıkladığını söyledi.

Savcı “atılı suçun ve mahiyeti ile mevcut delil durumu“ gerekçesiyle tutukluluk halinin devamını talep etti.

Mahkeme heyeti saat 16:20’de ara karar için salondan ayrıldı.


Heyet, 16:26’da karar için duruşma salonuna geri döndü.

Mahkeme heyeti, ‘atılı suçun ve mahiyeti ile mevcut delil durumu, savunmasının tamamlanmamış olması’ gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Tanıkların zorla getirilmesi için müzekkere yazılmasını istedi. Baransu’ya cezaevinde savunmasına hazırlanmak için verilen sürenin arttırılması için cezaevine yazı yazılmasına karar verdi.

26 Eylül, 24 Ekim ve 21 Kasım 2019’da dosya üzerinden tutukluluk halinin incelenmesine karar verdi.

Ayrıca Baransu’nun evinde aramada ele geçirildiği belirtilen Fetullah Gülen’e ait olduğu söylenen kasete sonradan ses kaydının eklenip eklenmediğine dair bilirkişi raporunun beklenmesine karar verildi.

Yokluğunda bu davada yargılanan Tuncay Opçin hakkında yakalama kararının infazının beklenmesine de karar verildi.

Gelecek duruşma için 10-11-12 Aralık 2019’u belirlendi.

Duruşma 16:32’de sona erdi


Duruşma öncesi:

Adli tatil sona ermediği için adliye binasına girişte uzun kuyruklar yoktu. Bina girişinde x-ray cihazları vardı. Duruşmanın görüldüğü salona çıkan koridor başında bariyerler vardı. Seyirciler duruşmanın başlamasına yakın salon önüne alındı. Mehmet Baransu salona kelepçe ile getirildi, kelepçesi salonda açıldı.

Duruşma 11:34’te başladı.

Mahkeme salonu koşulları:

Mahkeme salonu, İstanbul Adliyesi’ndeki standart salonlardandı. Seyircilere 30 kişilik yer ayrılmıştı. Penceresizdi. Klima çalışıyordu, serindi.

Duruşmaya katılım:

Tutuklu sanık Mehmet Baransu beş jandarma ile salına getirildi. Avukatı Yahya Engin, tutuksuz sanıklar Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu sanık avukatları bölümündeydi. Müşteki kısmında ise Balyoz davasında yargılanan isimlerden katılan Suat Aytın, katılan Dursun Çiçek, müşteki ve müdahil talebinde bulunan Cemal Temizöz yer aldı.
Duruşmayı beş gazeteci, Baransu’nun eşi ve iki stajyer avukat takip etti. Bir tanık yakını bir süre salonda kaldı.

Genel gözlemler:

Duruşma Mehmet Baransu’nun savunmasından oluştu. Baransu hazırladığı dosyalarla savunmasını yaptı. Mahkeme başkanı, Baransu’nun savunmasını dinledi, anlamaya çalışır görünüyor, sorular soruyordu. Mahkeme başkanı dışında heyetten soru soran olmadı. Savcının da bir beyanı olmadı. Mahkeme başkanı bazı konuları anlatması için müşteki kısmındaki isimlere söz verirken kimi zaman bu isimlerin savunmaya müdahale etmesi üzerine Baransu ile aralarında atışma oldu.

20. Standing - Aug. 28, 2019


İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu Savcılarından Faruk Söker tarafından hazırlanan 276 sayfalık iddianamede Taraf Gazetesi’nin eski çalışanları Gazeteciler Mehmet Baransu, Ahmet Hüsrev Altan, Yıldıray Oğur, Yasemin Çongar ve Tuncay Opçin “şüpheli” sıfatıyla yer alıyor. Sanıklar, Genelkurmay Başkanlığı’na ait “çok gizli” olduğu ifade edilen “Egemen Harekat Planı”nı temin etmek ve yayınlamakla suçlanıyor. Sözkonusu plan 2003’te 1. Ordu tarafından hazırlanan olası Türkiye-Yunanistan savaşında uygulanacak harekat planıydı.

Taraf gazetesinin yöneticilerinin ve Mehmet Baransu’nun “Balyoz Darbe Planları” haberlerinden dolayı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanması devam ediyor.



Next Trial: Aug. 29, 2019, 10 a.m.


Baransu’nun getirilmemesi üzerine sanık avukatları duruşmanın görülmeyeceğini belirtti. Duruşmaya katılmadılar. Ancak mahkemenin duruşma tutanağına göre celse açıldı. Mahkeme Heyetinde Ali Günay (Başkan), Erol Güngör (Üye hakim), Buse Naz Büyükkalay (Üye hakim) yer aldı. Duruşma savcısı Ahmet Gündoğdu’ydu. Duruşmaya müşteki ve müdahil olmak isteyen Cemal Temizöz duruşmaya geldi. Sanık Baransu’nun duruşmada hazır olmadığı görüldü.


Duruşmanın 29 Ağustos 2019’a bırakılmasına karar verildi.

19. Standing - Aug. 27, 2019


İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu Savcılarından Faruk Söker tarafından hazırlanan 276 sayfalık iddianamede Taraf Gazetesi’nin eski çalışanları Gazeteciler Mehmet Baransu, Ahmet Hüsrev Altan, Yıldıray Oğur, Yasemin Çongar ve Tuncay Opçin “şüpheli” sıfatıyla yer alıyor. Sanıklar, Genelkurmay Başkanlığı’na ait çok gizli ifade edilen “Egemen Harekat Planı”nı temin etmek ve yayınlamakla suçlanıyor. Sözkonusu plan 2003’te 1. Ordu tarafından hazırlanan olası Türkiye-Yunanistan savaşında uygulanacak harekat planıydı.

Taraf gazetesinin yöneticilerinin ve Mehmet Baransu’nun “Balyoz Darbe Planları” haberlerinden dolayı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanması devam ediyor.



Next Trial: Aug. 28, 2019, 10 a.m.


Mehmet Baransu, önceki duruşmalardaki gibi savunması için hazırladığı dosyalar ile duruşma salonuna geldi. Duruşma Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGİS) ile kayıt altına alınmaya başlandı.

Mahkeme Heyetinde Ali Günay (Başkan), Erol Güngör (Üye hakim), Buse Naz Büyükkalay (Üye hakim) yer aldı. Duruşma savcısı Ahmet Gündoğdu’ydu.

Önceki duruşmada Mehmet Baransu’nun eski eşi ve kayınpederinin tanık olarak dinlenmesine karar verilmişti. Mahkeme heyeti, tanıkların Perşembe günü (29 Ağustos) getirilmesine karar vermişti. Bugün görülen duruşmada mahkeme başkanı tanıkların ilk gün dinlenmesi gerektiğini belirtti. Ancak tanıkların gelmediği görüldü.

Avukatlar, tanıklara davetin Perşembe günü için gittiğini belirtti.

Mahkeme başkanı, Baransu’nun savunmasına devam etmesini söyledi.

Baransu yazılı savunması ve dosyalar ile sanık kürsüsüne çıktı. Mahkemeye yazılı dilekçe göndererek eski eşinin evinde yapılan arama kaydının görüntülerini, 155 ihbara yapılan ses kaydını, ev aramasında çıkan 49 numaraları üzerinde “Balyoz ekler DVD” yazan DVD’nin örneğini, dosyadaki eksik olduğunu belirttiği kimi belgeleri talep ettiğini belirtti. Eski eşinin evine kendi aleyhine cd konulduğunu, kendisine yönelik ihbara dair ses kaydının eski kayınvalidesine ait olduğunu iddia etti. Bu dilekçeye binaen ek savunma süresi isteyeceğini söyledi.

Baransu, iddianameye dair önceki duruşmalarda yaptığı savunmalarını tekrarlayarak savunmasına başladı.

Ev aramasında alınan DVD’yi polisin koyduğunu, bir polisin kendisini uyardığını öne sürerek “Planı ben bozdum” dedi.

Bir CD’yi poşete koyarak bu süreci canlandırdı. Polisin ev aramasında delil olarak el konulan “Balyoz ekler 2” yazılı DVD’nin imajının alınmadığını, delil torbasında iken yazılan tutanakta içinde ne olduğunun belirtildiğini ancak torbanın daha sonra açıldığını söyledi.

Askeri savcılıkta verdiği ifadesinde “Orijinal belgeleri imha ettiği”ne yönelik sözü olmadığını ancak iddianamede böyle yer aldığını söyledi.

“Anayasa Mahkemesi’nin devletin gizli belgesi Taraf Gazetesi’nde yayımlanmadı diye kararı var. Dosyada bu var.”

Mahkeme başkanı, Baransu’nun askeri savcılığa verdiği ifadeyi okuyarak “İçinde çok gizli belgeler olduğu için bunları imha ettik” ifadesinin geçtiğini belirtti.

Baransu, belgeleri savcılığa teslim ettikten sonra kendi aldıkları çıktılarını imha ettiklerini, ifadenin sonuna da bunu eklettiğini söyledi. İddianameye cümlenin tamamının alınmadığını söyledi.

Baransu, önceki duruşmalarda iddianameye dair yaptığı uzun savunmasını özetleyip tekrarladı.

Mahkeme başkanının soruları üzerine süreci şöyle özetledi:

“Haberler çıktıktan sonra, suç duyurusunda bulunulmuş, savcı Turan Çolak DVD’leri istedi, haberin çıktığı gün öğleden sonra DVD’leri savcılığa götürdüm. 29 Ocak’ta bavul geldi. Fotoğraflarını çektik, dokunmadık.”

Müşteki kısmında Cemal Temizöz, araya girdi. Eski albay Temizöz Eylül 2012’de sona eren Balyoz Davası’nda yargılanmış ve 18 yıl hapis cezası almıştı. Balyoz Davası Baransu’nun Taraf gazetesinde yaptığı haberler sonrası başlamıştı. Temizöz 21 Mart 2015’te Balyoz Davası’nın tüm sanıklarıyla birlikte beraat etti.

Baransu ile Temizöz arasında karşılıklı diyalog şöyle geçti:

Temizöz: Kendisinin ifadesini hatırlatayım. 29 Ocak’ta Beşiktaş cumhuriyet savcılığına belgeleri götürüyorsunuz. Bunların içinde 4 tane DVD var…

Baransu: Yanlış. 4 DVD 21’inde, 29 Ocak’ta bavulu teslim ettim.

Temizöz: Teslim alma tutanağında…

Baransu: Doğru değil.

Avukat Yahya Engin: Müdahale edilmesin. Balyoz darbe planıyla alakası yok davanın. Kabul edilen müştekiler, Balyoz davasından zarar gördük diyorlar. Müştekiliklerinin kabul edilmemesi gerekiyordu.

Mahkeme başkanı Temizöz’e Baransu’nun devam etmesini söyledi.

Baransu, savunmasına devam etti.

12:05’te SEGBİS’te ses kaydı durdu, katip teknik bir sorun olduğunu söyledi. Mahkeme başkanı duruşmaya öğle arası verdi.

Salon boşaltılırken avukat Yahya Engin müşteki sıfatının tekrar değerlendirilmesini istedi. Mahkeme başkanı “Yarın değerlendirelim” yanıtını verdi.

Ara 13:40’ta sona erdi. Bir üye hakim ve Baransu’nun avukatı salonda değildi. Müşteki kısmına aradan önce olmayan Balyoz davasında yargılananlardan Ahmet Yavuz da gelmişti. Mahkeme başkanı, üye hakimin geleceğini söyledi.

Baransu, iddianame üzerinden savunmasına devam etti. Bir jandarma savunması sırasında Baransu’nun arkasında ayakta durdu.

Üye hakim 13.43’te yerini aldı.

Baransu, arama kararı, tutuklama talebi, iddianame gibi belgelerde “belgelerin orijinallerini yok ettiği, kopyalarını teslim ettiği” ifadelerinin yer aldığını, bunun “yalan olduğunu” söyledi.

Belgeleri imha etme iddiasının doğru olmadığını, ancak tutukluluğunun bu iddia nedeniyle olduğunu söyledi. Oda TV’de çıkan bir yazıda, askeri savcılığa ifade verdiği ve belgeleri savcıya teslim ettiği tarihlerin karıştırıldığını, bu nedenle “belgeleri imha ettikten sonra savcıya nasıl teslim etti” denildiğini söyledi.

“Beni tutuklayan hakimin gerekçesinde şöyle yazıyor; ‘Belgelerin kopyası olsa da ilgili mercilere teslim etmek yerine kendisi tarafından imha edildiğini ifade ettiği’ … Nerede böyle bir ifade var? Oda TV’deki yalanı alıp tutuklanmama gerekçe yaptılar.”

Mahkeme başkanı, “Tutuklanma sebebi tahrip etme değil sadece, diğer suçlamalarla da ilgili var” dedi. Baransu, tutukluluk süresinin diğer suçlara öngörülen cezayı aştığını söyledi.

Polisin ev araması sırasındaki görüntüleri mahkemede izletmek istediğini belirtti:

“Ev araması sırasında polislerden biri kitapları sayfa sayfa arıyordu. Sonra çömeliyor, bir şey çıkartıyor bacağından, kitaplar görüntüden çıkıyor, kitaplar tekrar görüntüye girdiğinde polis içine bakıp ‘a CD’ diyor.”

Baransu, savunmasının 32 sayfasını ve devam edeceği bölümün eklerini mahkeme başkanına teslim etti.

Savunmasına “Polisin evime cd koyması, mühürlü torbadaki cd’nin içeriğini bilmesi” diyerek devam etti.

“Balyoz ekler 2’ yazan CD’yi benim evimde bulmaya çalışacaklardı, ben oyunu bozunca, bir gün sonra E.K. (eskieşi) ‘Balyoz ekler 1 ve 2’ CD’si çıkıyor. Benim evdeki CD’de ‘Egemen harekat planı’ çıkmıyor, oradakinde çıkıyor.

“27 Şubat 2015’te evimle ilgili arama, el koyma kararı çıkıyor. 1. Sulh Ceza Hakimi onay veriyor. 1 Mart 2015’te evimde arama yapılıyor. Öğlene doğru iki polis geldi, imaj almak üzere geldiklerini söylediler. İmaj alma tutanağında evimde imaj alındığı söyleniyor. 18:50’de imaj alma işlemi bitiyor. Evimdeki ne kasetlerin ne CD’lerin imajının alınmadığının resmi belgesi. İki bilgisayarın imajının alındığını söylüyorlar sadece. Ev aramasında evimdeki hiçbir CD ve DVD’nin imajı alınmadı. Tüm dijital materyaller mühürlü torbaya kondu.”

“Arama tutanağının son sayfasında TEM Şube müdür yardımcısı Ö.T.’nin imzası var. Aramanın ilk bir buçuk saatinde vardı, sonrasında yoktu. Bir polis ‘müdür aramada yoktu, başında vardı ama imza attı’ dedi. İçimden ‘mesaj alınmıştır’ dedim.”

“CD’lerin imajlarını bana vermeniz gerekiyor dedim, ‘vermeyiz’ dediler. Arama tutanağının sonuna avukatım dijital örneklerin tarafımıza verilmediğini yazdı.”

“(CD’yi) Evimden aldılar, mühürlü torbaya koydular, emniyete gidecek. 1 Mart’ta gözaltına alındım, 20:30’da evimden ayrıldılar, hastaneye ve Vatan Emniyet’e götürüldüm. 2 Mart 2013’te gece yarısı fezleke düzenliyorlar. Fezlekede 49 no’lu DVD içinde ne olduğu yazıyor.

“Savcı mühürlü torbayı 31 Mart 2015’te açıyor ancak dijital materyallere bakmıyor. Torba içindeki ‘Balyoz ekler 2’ incelenmemiş daha. Savcı, tutanakta dijital materyale bakamadığını, mühürlü torbaya koyup tekrar mühürlediğini belirtiyor. Mühürlü torbanın avukat ile açılması gerektiğine dair tutanak tutuyor.”

“Mayıs ayında avukatımı çağırmadan imajlar alınıyor. Çünkü katakulli yapacaklar. 4 Mayıs 2015’ten 18 Mayıs 2015’e de imaj alma işlemi sürmüş. Raporda 49 ile numaralandırılmış ‘Balyoz ekler 2’ diye bir şey var. Evimden çıkan ‘alyoz ekler 2’ diye CD var.”

Heyete imaj alma raporunda yer alan 49 No’lu CD ve evinde el konulan CD’ye dair fotoğrafı gösterdi. Mahkeme başkanı “Ayrı CD mi bunlar” dedi.
Baransu, “İkisi de benim evden çıkan. İkisi aynı.”

Baransu, “devletin gizli belgesi, Egemen Harekat Planı diyorlar ya, avukatlara verilebilir mi?” dedi, mahkeme başkanı “konamaz” dedi.

Mahkeme başkanı “neden eklemeler var CD’de” deyince Baransu “Oyun bozuldu” dedi.

Müşteki kısmındaki Ahmet Yavuz’un müdahalesi üzerine avukat Figen Albuga Çalıkuşu “Çıkan haberler Egemen Harekat Planı ile ilgili değil” dedi. Bilirkişi raporu da olduğunu söyledi.

Baransu, “Sizin yargılandığınız yerde müşteki olmadan otursam savunmanızı bölsem ne dersiniz?” dedi.

Baransu CD’ye dair devam etti:

“Polisin evdeki CD’de ne olduğunu 22 Mayıs 2015’te bilebilir, daha önce bilemez. Polis fezlekesinin tarihi 2 Mart 2015. İmaj alınmamış CD’yi nasıl bildiğini soracaksınız.”

Baransu’nun “Balyozda olmadı böyle skandallar” demesi üzerine mahkeme başkanı ve müşteki Ahmet Yavuz’la birlikte şu diyalog yaşandı:

Mahkeme başkanı: 326 hakim tutuklandı

Baransu: Onu bana değil hakimlere, bakanlara, cumhurbaşkanına soracaksınız. Keşke empati yapabilseydim. Şu anki tecrübelerimle 10 yıl öncesine gidebilmiş olsaydım. Keşke Ahmet (Yavuz) beyleri daha fazla dinleseydim çıksam ilk ziyaret edeceğim kişi Suat (Aytın)beyin eşi olacak, kabul ederlerse Ahmet beyleri de..

Ahmet Yavuz: Ederiz, medeni insanlarız.

Baransu savunmasına devam etti.

“Savcı fezlekeyi imzalayıp tutuklamaya sevk diyor. Bunun imajının alınmadığını bilmiyor mu?”

“Ev araması ve site kameralarının görüntülerini istedik vermiyorlar. Balyoz’da da mobese görüntüleri yokmuş. Verilmiyorsa şüphe duymaya başladım artık.”

Baransu, eski eşinin evinde yapılan arama ve el konma işlemine dair konuştu. Sulh ceza hakimliğine yapılan ihbarın ardından kendisi gözaltındayken eski eşinin evinde arama kararı çıkarıldığını söyledi. Aramaya kendisinin götürülmediği gibi avukatına da haber verilmediğini anlattı.

Baransu’nun avukatı 15:20’de duruşmaya geldi.

Baransu, eski eşinin evinin kömürlüğünde ‘Balyoz ekler 1 ve 2’ yazan CD’ler ele geçirildiğini söyledi.

“Bu CD’lerin imajı 11 Mart’ta alınıyor. Egemen harekat planını benim evimde bulamadılar, onun evinde buldular. İddianame öyle diyor.”

Baransu, savunmasının tamamladığı kısmını mahkeme başkanına teslim etti. Savunmasına devam etti.

“Askeri planlarımızı Yunanistan öğrendi’ yalanı var. Tutuklama gerekçeme bu yazılmış. Savcı ‘CD’deki çok gizli bilgilerin Yunanistan devletinin eline ele geçmesinden dolayı Yunan basınında haber yapılması’ diyor. Taraf Gazetesi’nde ne zaman yayımlanmış, Yunan devletinin eline nasıl geçmiş? Taraf Gazetesi’nin yayımladığı savaş planı yok.

“Yunan basınında iki yıl önce harita yayımlanmış, biz haberi iki yıl sonra yaptık, bundan suçlanıyorum.”

“Genelkurmay Başkanlığı, cumhuriyet başsavcılığına gönderdiği raporda ‘Yunanistan basını makaledeki haritaların egemen harekat planındaki haritalar olmadığı, benzerlik taşımadığı görülmüştür’ demiş. Yunanistan internet sitelerinde yer alan haberlerin 2008’de yürürlükten kaldırılan Egemen Harekat Planı ile örtüşmemiştir’ diyor.”

Baransu’nun Genelkurmay Başkanlığı raporuna dair sözlerinin ardından karşılıklı konuşmalar şöyle yaşandı:

Ahmet Yavuz: Genelkurmay’ın açıklaması 2008’de yapılan Egemen Harekat Planı ile örtüşmemektir diyor.

Baransu: ‘İmha edilen ile örtüşmüyor’ diyor.

Mahkeme başkanı: Genelkurmay başkanı bizde yok diyerek, 1. Ordu’dan egemen harekat planını istiyor. Gelmiş, inceleme yaptık diyor. (Genelkurmay’ın raporundan bölümü okudu)

Avukat Figen Albuga Çalıkuşu: Dava dosyamızda Atina’da yayımlanan makalenin Türkçe’si var.

Ahmet Yavuz: Biz intikam davası gütmüyoruz. Yanlış bilgi sahibiysek kendimizi düzeltiriz. Biz hapis yatarken bu haberlerin bir kısmının orada yer aldığı bilgisi bize geldi.

Avukat Albuga Çalıkuşu: Bu dosyanın içindekilere vakıf olabilseniz bu kadar zorlanmazdık.

Baransu: Taraf Gazetesi’nin hangi sayısında yayımlanmış? Bir savcı onu koymaz mı?

Ahmet Yavuz: (Genelkurmay belgesini okuyor) 40 yıl orduda kaldım böyle imza görmedim. Burada başka bir şey var. Bunu tekrar soruşturmamız gerekiyor bizim.

Avukat Yahya Engin: Onun konusu burası değil.

Baransu: Taraf Gazetesi’nin hangi sayısında egemen harekat planı diye bir şey yayımladık? Yok. Daha neyle suçlanıyorum.

Ahmet Yavuz: 2003 plan seminerini dinlerseniz 22 saat sürer. 12 saati Egemen Harekat Planı’nın tartışıldığı bölümdür. Ses kayıtları yayımlandığında Egemen Harekat Planı ifşa ediliyor.

Baransu: Yapmayın.

Avukat Albuga Çalıkuşu: Yanlış bilgi veriyorsunuz.

Baransu: Hangi ses kaydı yayımlanmış, getirin. 10 yıldır bulamadılar.

Mahkeme başkanı saat 16.00 olduğunda ‘Savunmaya yarın devam edelim’ dedi. Baransu’nun savunmasını tamamlamak istemesi üzerine süre verdi.

“Sizi tenzih ederek söylüyorum. Bir proje mahkemede yargılanıyorum. Siyasi bir dava bu. Hukuki bir dava değil. Bu mahkeme bilinçli şekilde oluşturulmuş bir mahkeme. Hakim teminatı olmayan bir mahkeme bu. 30 hakim değişti.”

Baransu savunmasını toparlayarak bitirdi.


Duruşmanın 28 Ağustos 2019 saat 10.00’a bırakılmasına karar verildi.


Duruşma öncesi:

Saat 10:00’da başlayacağı belirtilen duruşma 11:25’te başladı. Duruşma salonuna girerken bir sorun yaşanmadı.

Mahkeme salonu koşulları:

Mahkeme salonu, İstanbul Adliyesi’ndeki standart salonlardandı. Seyircilere 30 kişilik yer ayrılmıştı. Penceresizdi. Klima açıktı. Salon serindi. Seyirciler için ayrılan alanda priz yoktu.

Duruşmaya katılım:

Tutuklu sanık Mehmet Baransu duruşmaya katılan tek sanıktı. Yanında üç jandarma görevlisi vardı.

Sanık avukatları kısmında Baransu’nun avukatı Yahya Engin, tutuksuz sanıklar Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu, sanık Yıldıray Oğur’ın avukatı Gülçin Avşar sanık alanındaydı.

Müşteki kısmında Balyoz davasında yargılananlardan Cemal Temizöz ve Ahmet Yavuz yer aldı.

Mehmet Baransu’nun eşinin tek seyirci olduğu duruşmayı dört gazeteci takip etti.

Genel gözlemler:

Duruşma Mehmet Baransu’nun savunmasından oluştu. Baransu, zaman zaman Mahkeme Başkanının yanına gelerek dosyalar sundu, dosyalar üzerinden açıklamalar yaptı. Mahkeme başkanı savunmayı bölmedi. Müşteki alanında oturan Ahmet Yavuz ve Cemal Temizöz zaman zaman söze katıldı.

18. Standing - July 12, 2019


İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu Savcılarından Faruk Söker tarafından hazırlanan 276 sayfalık iddianamede Taraf Gazetesi’nin eski çalışanları Gazeteciler Mehmet Baransu, Ahmet Hüsrev Altan, Yıldıray Oğur, Yasemin Çongar ve Tuncay Opçin “şüpheli” sıfatıyla yer alıyor. Sanıklar, Genelkurmay Başkanlığı’na ait çok gizli ifade edilen “Egemen Harekat Planı”nı temin etmek ve yayınlamakla suçlanıyor. Sözkonusu plan 2003’te 1. Ordu tarafından hazırlanan olası Türkiye-Yunanistan savaşında uygulanacak harekat planıydı.

Taraf gazetesinin yöneticilerinin ve Mehmet Baransu’nun “Balyoz Darbe Planları” haberlerinden dolayı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanması devam ediyor.



Next Trial: Aug. 27, 2019, 10 a.m.


Tutuklu sanık Mehmet Baransu ve avukatı Yahya Engin, tutuksuz sanıklar Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın vekili Figen Albuga Çalıkuşu, Yıldıray Oğur’un avukatı Gülçin Avşar ile katılan Suat Aytın salonda yer aldı.

Savcının talebi üzerine duruşma Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alındı.

Baransu, savunmasına başlamadan önce mahkeme başkanı ve katılanların müdahalesine dikkat çekti, Ahmet Yavuz’un müşteki olmadığını söyledi. Hakim Ali Günay, müşteki taleplerinin yargılama sonunda değerlendireceklerini söyledi. Mahkeme başkanı bundan sonra müdahale olmayacağını, iddianame dışına çıkmamasını belirtti.

Baransu, savunmasına iddianamede yer alan polis ifadesi ile devam etti.

“Egemen Harekat planı ne bilmiyorum. Bavulda olan bir sürü şeyi İddianamelerden öğrendik. Bakamamıştık biz” dedi.

Askeri savcılıktaki ifadesinde orijinal belgeleri imha ettiğini söylediğinin öne sürülerek, 2010’un Şubat ayında olan bu ifadenin Ocak ayı gibi gösterildiği ve “belgeleri yok ettikten sonra nasıl savcılığa teslim ettin” şeklinde bir çelişkinin ortaya çıkarılmaya çalışılarak “kumpas” kurulmaya çalışıldığını, emniyet ifadesinin bu minvalde olduğunu, bu hatayı anlayıp tepki gösterdiğinde iddianameye bu bölümlerin geçirilmediğini söyledi.

2 Mart 2015’te alınan emniyet sorgusundan bahsederken sorulan bir soruyu saçma bulduğunu “savcının, polisin zeka problemi var galiba” şeklinde aktarınca Katılan Hüseyin Hançer “Dünden beri sanık huzurunuzda bu ülkenin savcısına hakimlerine hakaret ediyor. Biz çok daha karanlık dönemlerde çok karanlık savcı, hakimlerce yargılandık ağzımızdan böyle laf çıkmadı” diyerek araya girdi.

“Terör örgütü üyeliği” suçlamasının ayrılmasını talep etti.

“Egemen harekat planını imha” suçlamasını reddetti.

“Dört buçuk yıldır tutukluyum bu dosyadan. Ben fazlasıyla yattım zaten. Zaten Mersin’de örgüt üyeliğinden başka dosyadan tutukluyum. Allah soktu Allah çıkaracak beni. Ona inanıyorum. Hatalarım olmuştur. Özür de diledim. Fazlasıyla yattım. Yattım bitti, hatta alacağım var sizden” dedi.

Avukat Figen Albuga Çalıkuşu, bu davanın Taraf Gazetesi’nde yayımlanan balyoz haberleri davası olmadığın, devlete karşı suçlar suçlamasından yargılamanın yapıldığını söyledi. Müdahilliğin hukuki yararı olmadığını söyledi.

“Egemen Harekât Planı denilen belge var. Egemen Hareket Semineri Belgesi. Onun özünde ses kayıtları var, aynısı sahte olan Balyoz cd’sinde de var. Darbe var mı yok mu ayrı bir yargılama konusu. Hepimiz darbeye karşıyız. Eğmen Harekat Planı içinde gerçek ses kayıtları var. Bu Balyoz Davası değil. Egemen Harekat Planı Kozmik Oda’da saklanan plan. 2008’de zaten plan imha edilmiş. Yenisi ortada değil. Senet sahteyse ceza veremiyoruz.

“Egemen Harekat Planı’nın orijinali yok mukayese yapma imkanı yok, bu nedenle gerçek olduğu belirlenemiyor. Egemen Harekat Planı olduğunu varsayılan belgeler var ama bunlar yayınlaştırılmadı, Taraf gazetesinde haber çıkmadı. Bavul teslim edildikten sonra savcılar tarafından ve bunun üzerinden ayrı bir soruşturma olarak yürütüldü.”

Yıldıray Oğur’un avukatı da müştekilik taleplerinin reddini istedi.

Katılan emekli Albay Dursun Çiçek, “sanık doğruları söylemiyor, maddi gerçeğin ortaya çıkmasını istemiyor. Balyoz ve Ergenekon’da Taraf gazesinin misyonu 15 Temmuz’un hazırlık hareketlerindir. Bizleri tasfiye ederek önünü açmıştır. Tutukluluk devamını ve cezalandırılmasın istiyoruz” dedi.

Katılan Suat Aydın, “Bu davanın konusu Balyoz olmasa da sanığın ifadeleri Balyoz davasında yargılananları ilgilendiriyor” dedi.

Savcı Bilgin Bakır, tutukluluk halinin devamını, kamu görevlerinine hakaret suçundan işlem için duruşmanın SEGBİS kayıtlarının cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesini istedi.

Baransu’nun avukatı mütalaaya karşı beyanında “terör örgütü” suçlamasıyla Mersin’de bir dava olduğunu, bu suçlamanın oradaki dava ile birleşmesi gerektiğini, bu suçlama ayrıldıktan sonra tutukluluğa gerekçe kalmayacağından tahliye talep etti.


Mahkeme, verilen aranın ardından açıkladığı kararında tutukluluk halinin devamına, Baransu’nun üzerine atılı “Silahlı terör örgütüne üye olma” suçu yönünden Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin esas sayılı dosyası ile birleştirmek üzere ayrılmasına, ev aramasında ele geçirilen FEthullah Gülen’e ait kasetle ilgili bilirkişi raporunun beklenmesine, Baransu’nun eski eşi, kaynıpederi ve apartman görevlisinin tanık olarak dinlenmesine, SEGBİS çözümlerinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine karar verdi.

Bir sonraki duruşma tarihini 27-28-29 Ağustos 2019 olarak belirledi.


Duruşma öncesi

Önceki gün duruşma tarihi için saat 10.00 belirlendiğinde Mehmet Baransu, cezaevinden gelme sürecinin uzun sürdüğü anlatmıştı. Mahkeme heyeti, Baransu’nun hazır olduğunda duruşmaya başlayacaklarını belirtmişti. Duruşma 11.37’de başladı. Basın mensuplarının duruşma salonu önünde beklemesinde sorun yaşanmadı. İzleyiciler Baransu salona geldikten sonra salona alındı.

Mahkeme salonu koşulları

Mahkeme salonu, İstanbul Adliyesi’ndeki standart salonlardandı. Seyircilere 30 kişilik yer ayrılmıştı. Penceresizdi.

Duruşmaya katılım

Tutuksuz sanık Mehmet Baransu ve avukatı Yahya Engin, tutuksuz sanıklar Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın vekili Figen Albuga Çalıkuşu, Yıldıray Oğur’un avukatı Gülçin Avşar ile katılan Suat Aytın salonda yer aldı. Daha sonra katılan Dursun Çiçek ve Hüseyin Hançer de duruşmaya katıldı.

Duruşmayı dört gazeteci, Baransu’nun eşi izledi.

Genel gözlemler

Baransu, önceki güne nazaran iddianame üzerinden ilerledi. Savunmasına müdahale olmadı. Karar için verilen arada katılan Suat Aytın ile sohbet ettikleri görüldü.

17. Standing - July 11, 2019


İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu Savcılarından Faruk Söker tarafından hazırlanan 276 sayfalık iddianamede Taraf Gazetesi’nin eski çalışanları Gazeteciler Mehmet Baransu, Ahmet Hüsrev Altan, Yıldıray Oğur, Yasemin Çongar ve Tuncay Opçin “şüpheli” sıfatıyla yer alıyor. Sanıklar, Genelkurmay Başkanlığı’na ait çok gizli ifade edilen “Egemen Harekat Planı”nı temin etmek ve yayınlamakla suçlanıyor. Söz konusu Plan, 1. Ordu Komutanlığı’nın Mart 2003’te düzenlenen seminerinde olası bir Türkiye-Yunanistan savaşına dair çalışılan plan.

Taraf gazetesinin yöneticilerinin ve Mehmet Baransu’nun “Balyoz Darbe Planları” haberlerinden dolayı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanması devam ediyor.



Next Trial: July 12, 2019, 10 a.m.


Mehmet Baransu, avukatı Yahya Engin, sanıklar Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu, sanık Yıldıray Oğur’ın avukatı Gülçin Avşar salondaydı. Katılan kısmında ise Balyoz davasında yargılanan ve beraat eden Suat Aytın, Dursun Çiçek, Hüseyin Hançer, Ahmet Yavuz ve vekili Mehmet Selim Yavuz yer aldı. Sanık Tuncay Opçin hakkında çıkarılan yakalama emri infaz edilmemişti.

Savcının talebi üzerine duruşma Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alındı.

Mehmet Baransu, duruşma salonuna hazırladığı dosyalar ile gelmişti. Duruşma, Baransu’nun savunmasıyla başladı.

Baransu, önceki duruşmalarda belirttiği noktaları özetledikten sonra iddianame üzerinden savunmasına devam edeceğini anlattı.

“Orijinal belgeleri imha ettiği yalanı atıldığını”, “Evindeki balyoz cd’sini polisin koyduğunu” söyledi.

“Orijinal, gizli belgeleri imha etmediğini, Taraf Gazetesi’nde belge yayınlamadıklarını” söyledi. Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz “hikaye anlatıyorsun” diyerek araya girdi. Mahkeme başkanı Ali Günay, Ahmet Yavuz’a “sanık savunmasına devam etsin, siz de sükunetle dinleyin” dedi.

Mahkeme Başkanı, “Egemen Harekat Planı eline nasıl geçti, haberleştirmeye kimle karar verdiniz, ben buradayım” derken tutanağa da ‘sanığın 11 Temmuz2019 ve 12 Temmuz 2019 tarihlerindeki duruşmalarında yargılamanın sürüncemede kalmaması için savunmasını tamamlaması hususunda uyarıldı’ notu düştü.

Baransu, cezaevinde dosyayı inceleme için yeterli zaman verilmediğini, yargılamayı uzatmak istemediğini, kötü niyeti olmadığını söyledi.

Baransu’nun avukatı Yahya Engin, savunmayı bitirme taraftarı olduklarını, bir gün daha almaları gerekebileceğini, savunma hakkının kutsal olduğunu söyledi.
Baransu, Balyoz haberleri yayımlanmadan dokuz gün önce çocuğu olduğunu, çocuğunun tehlikeli bir doğumdan sonra yoğun bakıma alındığını ve uzun süre hastanede kaldığını anlattı. Böyle bir koşulda “kumpasın içinde olamayacağını” belirtti. Baransu, çocuğunun hastalığına dair bölümü oldukça ayrıntılı anlattı.

Duruşma verilen öğle arasından sonra devam ettiğinde de devam etti. Hakim, Balyoz belgelerinin Baransu’ya nasıl geldiği, hangi gün geldiği gibi sorular sorarak, ayrıntılardan ise bu sorulara yanıt vermesini istedi.

Çocuğunun doğumu ve yoğun bakımda kalış süresinde para sıkıntısı çektiğini anlatarak “FETÖ’nün kendisine para verdiği” iddialarının doğru olmadığını söyledi.

Taraf Gazetesi’ne para istemeye gittiği sırada gazete binasının altındaki bir kafede bir adamın geldiğini, “Çok önemli” diyerek görüşmek istediğini söyledi.
Hakimin, bu kişinin nasıl göründüğüne dair sorusu üzerine “Saçları uzundu, kendisini emekli asker olarak tanıttı, 1. Ordu’da çalıştığını, Ankara’ya tayini çıktığını, tahminen 50’ler civarı olduğunu, esmer, yüzünde iz olduğunu” belirtti.

“Elinde çok önemli darbe planı olduğunu söyledi. Valizle gelmiş. Dört tane cd gösterdi. Bunlarda 1. Ordu’daki darbe planı diye anlattı.”

Baransu, “Gazeteci olarak 1. Ordu’da darbe planı yapıldığı bilgimiz vardı. Mustafa Balbay’ın günlüklerinde var” derken katılan Ahmet Yavuz, “Irak tezkeresi sırasında 1. Ordu’dan 2. Ordu’ya astsubay ve özel malzeme gönderildiğini” belirterek bu durumun darbe hazırlığı olarak yorumlandığını ancak öyle olmadığını söyledi.

Baransu ve Yavuz arasında karşılıklı atışma olunca Mahkeme Başkanı “adam geldi, darbe planlandığını söyledi, valiz getirdi. Valizi almadan önce, elindeki cdleri aldın sonra ne yaptın?” diyerek konuya dönülmesini istedi.

Baransu “Gösterdiklerine baktım. Valizin içindekileri de hızlı hızlı tarıyordum. Tamam dedim ve aldım cd’leri. Gazeteye gittim” dedi.

Belgelere çok bakma şansı olmadığını, kendisi para istemek için gazeteye gitmese cd’lerin başkasına da verilebileceğini söyledi.

Mahkeme Başkanı “FETÖ taktiğinde kendinden gördüklerini vitrine koymama şeyi var. Deşifre etmemek amacıyla. Bunun yerine kendilerinden olmayan, çalışkan, üzerine gidecek insanları kullanmış olabiliyor. ‘Mehmet’e giderse bu işin üzerine gider, böyle haberleri de sever, onu ön plana çıkarmış oluruz’ diye altyapılanma olduğunu düşünüyor musun?” diye sordu.

Baransu “bilmiyorum” diye yanıtladı.

Mahkeme Başkanı, gazetecilerin gelen belgeleri nasıl haberleştirildiğini sordu.

Baransu, “Tek taktiği yoktur. Bazen araştırır doğrulatır haber yazarsınız. Bazen haber kaynağınıza güvenirsiniz, bazen doğrulatamazsınız. Taraf gazetesinde bir tır belge var. Doğrulatamıyoruz. Meclis komisyon kursun ve araştırsın diye anlattım defalarca” dedi.

Belgeler geldiğinde Genelkurmay’a ulaşamaz bir durumda olduklarını söyledi. CD’lere kısmen baktığını, herkesin bir şeylere baktığını, ses kayıtları ve diğer belgeleri karşılaştırdıklarını söyledi.

Baransu konuşmasında katılanlardan araya girmeler olduğu sırada Baransu’nun avukatı müşteki taleplerinin kabul edilmediğini belirterek savunmanın bölünmemesini istedi.

Baransu, Beşiktaş Adliyesi’ne habere gittiği sırada savcı Turan Bey’in ‘yayınladığınız haberlere suç duyurusunda bulunuyorlar CD’leri almamız gerekiyor demesi üzerine CD’leri teslim ettiğini söyledi.

29 Ocak’ta ise CD’leri getiren kişinin ‘Sana tüm evrakları teslim etmek istiyorum’ diyerek valizi verdiğini söyledi.

“Sana tüm evrakları teslim etmek istiyorum” diyerek valizi verdiğini söyledi.
Gazeteye gelerek savcı Turan Bey’i aradığını, başka bir savcıya bağlandığını, belgeleri teslim etmek istediğini söylediğini, isteği üzerine gönderilen polislerle belgeleri teslim ettiğini söyledi.


Mahkeme heyeti, katılan Çetin Doğan vekili Hüseyin Ersöz’ün mazeretini kabul etti. Duruşmanın 12 Temmuz 2019 saat 10.00’a bırakılmasına karar verdi.


Duruşma öncesi

Saat 10.00’da başlayacağı duyurulan duruşma 11.38’de başladı. Duruşmayı izlemeye gelenler, salonun bulunduğu koridorun dışında bekledi.

Mahkeme salonu koşulları

Mahkeme salonu, İstanbul Adliyesi’ndeki standart salonlardandı. Seyircilere 30 kişilik yer ayrılmıştı. Penceresizdi.

Duruşmaya katılım

Tutuklu sanık Mehmet Baransu, avukatı Yahya Engin, tutuksuz sanıklar Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu, sanık Yıldıray Oğur’ın avukatı Gülçin Avşar salondaydı. Katılan kısmında ise Balyoz davasında yargılanan Suat Aytın, Dursun Çiçek, Hüseyin Hançer, Ahmet Yavuz ve vekili Mehmet Selim Yavuz yer aldı.

Baransu’nun yanında üç jandarma vardı. Baransu’nun eşi ile katılan yakınlarının dışında dört gazeteci duruşmayı izledi.

Genel gözlemler

Mehmet Baransu’nun savunması ayrıntılı, takip etmesi zordu. Hakim çoğu zaman ayrıntılardan ise dava konusuna dair sorulara yanıt verilmesi konusunda yönlendirmeye çalıştı. Katılanlar ile Baransu arasında zaman zaman karşılıklı atışma oldu. Mahkeme başkanı Baransu’yu zaman zaman ayağa kalkarak dinledi.

16. Standing - March 22, 2019


İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu Savcılarından Faruk Söker tarafından hazırlanan 276 sayfalık iddianamede Taraf Gazetesi’nin eski çalışanları Gazeteciler Mehmet Baransu, Ahmet Hüsrev Altan, Yıldıray Oğur, Yasemin Çongar ve Tuncay Opçin “şüpheli” sıfatıyla yer alıyor. Sanıklar, Genelkurmay Başkanlığı’na ait çok gizli ifade edilen “Egemen Harekat Planı”nı temin etmek ve yayınlamakla suçlanıyor.

Sözkonusu plan 2003’te 1. Ordu tarafından hazırlanan olası Türkiye-Yunanistan savaşında uygulanacak harekat planıydı.

Taraf gazetesinin yöneticilerinin ve Mehmet Baransu’nun “Balyoz Darbe Planları” haberlerinden dolayı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanması devam ediyor.



Next Trial: July 10, 2019, 10 a.m.


Ali Günay başkanlığında üye hakimler Fatih Aygün ve Harun Bayram’dan oluşan heyetin yerini almasıyla 16. duruşma başladı.

Mahkeme başkanı, sanık Mehmet Baransu’yu savunmasını bitirmesi konusunda uyardı.

Bunun üzerine Baransu, yapabilecek bir şeyi olmadığını, 4 yıldır tutuklu olduğunu, yüzün üzerinde davadan yargılandığını, bu kadar sık heyet değiştirilen bir mahkemeye tanıklık etmediğini söyledi.

Başkan, yargılandığı dosyalara ilişkin soru yöneltince sanık Baransu, mahkeme başkanına “Dosyadan haberdar olmadığınızı anlıyorum. Kaçıncı heyetsiniz. Ben böyle yargılama görmedim” dedi.

Sanık Baransu savunmasında iki celse önce yaptığı savunmanın nerdeyse birebir aynısını yaptı. Heyet başkanı bu ifadeleri dikkatle dinledi fakat tekrara düştüğü yönünde uyarıda bulunmadı. Başkanın önceki savunmaları okumadığı anlaşılıyordu. Ancak Baransu sık sık konu dışına çıktığın için suçlamalarla ilgili savunma yapması yönünde defalarca uyarıldı.

Baransu, değişen heyet karşısında şunları söyledi: “Bülent Dalkıran’la başladım. Sürekli heyet değişti. Bu heyette bitireceğimi sanıyordum. Savcı da değişiyor. Ben DGM’de de yargılandım. Böyle bir şey tanık olmadım.”

Önceki celselerde savunmasında yer alan ifadeleri buraya tekrar almadığımızı belirtelim. Baransu, anlamından kopuk, bir bütünlüğü olmayan, üzerinde çalışılmamış, konudan konuya atlayan, hiç bir dediğinin tam anlaşılmadığı savunmasında çok az kayda değer şey söyledi. Sık sık “Türkiye’nin en cesur gazetecisi” olduğu için bunların başına geldiğini ifade etti. Hatta bu ifadelerine karşılık Mahkeme Başkanı’da onun önemli bir gazeteci olduğunu söyledi.

Baransu, “Balyoz bir darbe planıdır. Bugün olsa yine yazarım. Bir gazeteci olarak, bir vatandaş olarak bu suçu bildirirdim” deyip önceki savunmasında olduğu gibi Aytaç Ayman’ın kitabından alıntılar yaparak savunma yaptı. Cezaevinde yazdığı bir yazı dizisinin bu davayı çökerttiğini hemen akabinde mahkemenin gerekçeli kararını değiştirdiğini iddia etti. Bunun detaylarına daha sonra gireceğini söyledi.

Türkiye’deki en korkak kurumun Yargıtay olduğunu, kendisini Cevdat Özcan’ın tutukladığını, her şeyi bildiğini, Türkiye’nin en cesur gazetecisi olduğunu söyledi.

Mahkeme başkanı, Baransu’ya defalarca belgelerin ona niçin geldiğini sordu: “Balyoz Darbe Planı davası olarak bilinen, ‘Egemen Harekat Planı’ başlıklı savaş planları eline nasıl geçti?” Mahkeme Başkanı, Balyoz’un darbe planı olup olmadığını Yargıtay’ın karar vereceğini, Baransu’nun belgelerle ilgili savunma yapması gerektiğini hatırlattı. “Bu belgeler size nasıl ulaştı? Niçin siz seçildiniz? Bize bunu anlatın” dedi.

Baransu heyetin hiçbir sorusuna direk cevap vermedi. Konudan konuya atladı. Duruşma sürerken avukatı Yahya Engin’e yazılı metin olarak savunmasının olup olmadığını sordum. Olmadığını söyledi. Yani doğaçlama dedim. Evet, dedi.

Baransu’nun savunmasından kimi yerler:

“Belgeleri tahrip etme diyorlar. Hangi belgeyi tahrip ettiğime dair bir şey yok. Şu belgeyi tahrip etmişsin diye gösterin. Balyoz’da suçlu olan kişiler var. Suçlular, suçsuzlar ayırt edilemedi. Aytaç paşayı 99’dan beri tanıyorum. Hanefi Avcı diyor ki, ‘Baransu kim ki ona belgeler gelmiş.’ Benim askerlerle ilişkimi nereden bileceksin. Ben askeriyede kalıyordum. Ben pratik zekalıyım. Diğer gazeteciler gibi Mr. Google’a bakarak araştırma yapmam. Hafızamda vardır her şey.”

Savunması devam ederken, müşteki emekli tuğgeneral İhsan Balabanlı, mahkeme başkanına “Tek yönlü olarak demagoji devam ediyor. İtham ediyor” dedi. Bunun üzerine Baransu, “Bana her tür soruyu sorun. Hepsine yanıt veririm. Rahatsız oluyorsunuz söylediklerimden. Ben her şeyi biliyorum” şeklinde yanıtlar verdi.

Duruşma görülürken bir kaç defa müştekiler ve sanık arasında buna benzer tartışmalar yaşandı. Mehmet Baransu müdafi avukat Yahya Engin, müvekkilinin savunmasına izin verilmesi konusunda uyarılarda bulundu.

Mahkeme başkanı, sanığa “Velev ki, senin anlattığın gibi. Bu bir darbe planıysa senin eline nasıl geldi?” diye tekrarr sordu. Bu sorunun yanıtını Baransu önceki savunmalarında uzun uzun anlatmıştı oysaki.

Mahkeme Başkanı ile Baransu arasındaki bir diyalog:

Mahkeme Başkanı: Yüzlerce gazeteci var. O belgeler sana niye geldi?

Mehmet Baransu: Benim kadar cesaretli gazeteci bulsalardı ona verirlerdi. Valla ben de merak ediyorum kimdi? Mahkemeye iki adres verebilirim. Ses kayıtlarını çalan kim bilmiyoruz. Ordu karargahından sızdırılarak Başbakan Abdullah Gül’e intikal etti. Sonra da Erdoğan’a. Tanık olarak Aytaç Yalman, Abdullah Gül ve Erdoğan’ı buraya getirelim, dinleyelim. Oradan da çalana ulaşabiliriz.

Mahkeme Başkanı: Sana kim getirdi belgeyi?

Baransu: Valla, bıktım bu sorudan. Görsem söyleyeceğim. Tanısam söyleyeceğim. FETÖ’cü yüzleri önüme koysalar, tanırım. Gazeteye giderken yolda tanıştığım biri tarafından verildi. O kişiyi tanımadığı söyledim. Ben de merak ediyorum. Kimler bunlar.”

“Magazin muhabiriydim. Doğuş’la (Şarkıcı Doğuş’u kast ediyor) bir sorun yaşadık. Yaptığım her işi iyi yaparım. Keşke hakim, savcı olsaydım. Bana hazırlanılan iddianameye bakıyorum. Saçmasapan. Ben hakim olsaydım en iyi hakim olurdum. Kabataş yalanı ve Uludere’yle ilgili yaptığım haberler yüzünden Tayyip Bey bana kızdı” diye devam etti konuşma.

Baransu’nun savunması devam ederken müştekilerden biri “Anlattığı her şeye ilave yapıyor. Demagoji yapıyor. Her celse yaşanıyor bu. Sorularınıza yanıt vermiyor” dedi.

Baransu, Aytaç Yalman’ın kitabından sayda numaraları vererek savunmaya yapmaya ısrarla devam etti. Mahkeme Başkanı Yalman’ın bütün bunları bildiği halde niye müdahale etmediğini sordu ve “Bu bir görev suçudur” dedi. Baransu, başkanın bu sorusuna “Herkes Mehmet Baransu kadar cesaretli değil” diyerek yanıt verdi.

Mahkeme Başkanı “Bu belgeler gezmiş gezmiş sana kadar gelmiş” deyince Baransu şöyle yanıtladı: “Mustafa Balbay’ın günlüklerinde de vardı bunlar. Ben Amerikadaydım. Amerika’dan biliyordum. 2005’e kadar gelmedim. Başka gazeteciler gibi değilim. Mr. Google bakmıyorum. Hafızamda tutuyorum.”

12:20’de mahkemeye 14:00’e kadar ara verildi.

Öğle sonrası duruşma 14:14’te başladı. Baransu, cezaevinde gerekçeli kararı istediğini ve dikkatlice okuduğunu anlattı. “Yazı dizisinde bunu anlattım. Gerekçeli kararın okunmadığını fark ettim. Kararı irdeledim. Dava dosyasında yüzlerce ses kaydı var. Bir kaç tanesi seçilmiş. Suç unsuru yok denilip, kapatılmış. Bir sıkıyönetim planı gösterin ki, içinde isim isim verilmiş gözaltı, tutuklamalar var. Bunu bana izah edin. Ben aptal değilim. Sayın başkanım, biz aynı yaşlardayız. Anlattığım dönemleri hatırlarsınız” deyince Mahkeme Başkanı 31 yaşında olduğunu söyleyerek, “Severim gazete okumayı. Sen kadar bilmesem de” dedi.

“Balyoz’dan herkesin haberi vardı. AKP milletvekili Dengir Mir Fırat, Balyoz’dan sonra ‘Biz bunu biliyorduk’ dedi. 2004’de Hasan Cemal bununla ilgili yazılar yazdı.”

“Andıç belgesi, irtica eylem planı… Bir çok haber yaptım. Güneydoğu’da gitmediğim yer kalmadı. Herkesin korktuğu şeyleri yazıyorduk. 2007’de korkulurdu askerden. 2008’de Dağlıca haberi yaptım. Yaşar Büyükanıt çıktı beni tehdit etti. Temmuz’da askere gidecektim. Beni tehdit eden insanın birliğine gittim. Dedemin tırnağı olamazsınız dedim.”

“Bize o kadar belge geliyordu ki, toplasan bi kamyon eder. O kadar belge geliyordu. Tuncay Opçin’i ben cebinden çıkartırım. Bir çok asker tanıyorum.”

Mahkeme Başkanı, Baransu’ya “Opçin senden daha iyi olduğunu söylüyor” diyerek şaka yaptı.

Mahkeme Başkanı, “90’lı yıllarda FETÖ’nün askeri yapılanmasıyla ilgili hiç sana bilgi, ihbar gelmedi mi?” deyince Baransu şunları söyledi:

“Gelseydi atarlardı zaten. Genelkurmay Başkanlığı uyumuş bu ülkede. Hanefi Avcı’ya dedim ki, kitabının bir yerinde bu Emniyet’in içinde 3-5 FETÖ’cü olduğunu söylüyorsun. Bu isimleri bana verin, ben yayınlayacağım.”

Mahkeme başkanı bunun üzerine “Keşke FETÖ’cüleri yazsaydın. Bunlar olmazdı”dedi.

Baransu, savunmasına gerekçeli karara müdahale yapıldığı yönünde iddialarla devam etti:

“Bir gerekçeli karar yazıldıktan sonra değiştirilebilir mi? Dava dosyamıza Balyoz davasına ilişkin konan gerekçeli karar farklı. Çünkü yazı dizimi okumuşlar ve lehime olacak noktaları dosyadan çıkartmışlar. Askeri savcılığa 26 Şubat 2010’da verdiğim ifadeyi dosyalara Ocak’ta vermişim gibi aktarıp, belgeleri savcıya teslim etmeden imha ettiğim öne sürüldü. İfademde ortaya çıkınca, kısıtlama kararında elle üzerinde oynayıp düzelttiler.”


Bir sonraki duruşma 10-11 Temmuz 2019’a bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşmanın görüleceği salonun önünde davaya müdahil olma talebinde bulunan müştekilerden emekli albaylar Dursun Çiçek, Suat Aydın, emekli tuğgeneral İhsan Balabanlı ve emekli amiral Kadir Sağdıç vardı. Duruşma saatine kadar sohbet ettikleri görüldü. Baransu’nun eşi de salon önündeydi. Baransu, diğer celsede olduğu gibi duruşmaya jandarma eşliğinde, elinde savunmasında kullanacağı dosyaların olduğu bir poşetle, kelepçeli bir şekilde getirildi. 10:00’da başlayacağı duyurulan duruşma 10:50’de başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin görüleceği duruşma salonu katılımın da fazla olmadığı göz önüne alınırsa yeteri kadar büyüktü. İzleyenler olarak içerde 5-6 kişi vardı. Sanık Mehmet Baransu’nun sağlı sollu iki yanında cezaevi jandarma güvenlik görevlisi yerini almıştı. İzleyiciler arasında da üç jandarma olduğu görüldü. Salonda SEGBİS bağlantısı için bir adet televizyon ve izleyiciler, avukatlar, sanıklar ve gazeteciler için ayrı ayrı oturma yerleri vardı.

Duruşmaya Katılım

Sanık Yıldıray Oğur müdafi avukat Gülçin Avşar, Yasemin Çongar müdafi avukat Melike Polat, sanıklar Ahmet Hüsrev Altan ve Yasemin Çongar müdafi avukat Figen Albuga Çalıkuşu ve Mehmet Baransu müdafi avukat Yahya Engin duruşmada hazır bulunuyordu.

Duruşmaya dava kapsamında tutuklu yargılanan Mehmet Baransu dışında tutuksuz yargılanan sanıklar katılım göstermedi.

Salonda müdafi avukatları, heyet ve sanık Mehmet Baransu dışında 6 izleyici vardı. Müşteki olarak emekli albaylar Dursun Çiçek, Suat Aydın, emekli tuğgeneral İhsan Balabanlı ve emekli amiral Kadir Sağdıç salonda yerlerini aldılar. Öğleden sonra da devam eden duruşmaya emekli albay Dursun Çiçek katılmadı.

Basın mensubu olarak Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24) davayı izledi.

Genel Gözlemler

Mahkeme Başkanı ve heyetin çok genç olduğu görüldü. Duruşma esnasında sanık Baransu, Mahkeme Başkanı’na yaşını sordu. Başkan, 31 olduğunu söyledi. Başkanın tecrübesiz olduğunu, gereksiz bir çok konuya girdiğini hatta kimi kez Baransu’yu övdüğünü duruşmada tanıklık ettik.

Mahkeme Başkanı, sanık Baransu’yu dikkatle dinledi. Önceki savunmalarının birebir aynı olduğu yerlerde uyarı almadı ve ilk defa anlatıyormuş gibi dinlendi. Baransu, suçlamalara dair savunma yapmadığı için uyarıldı.

Duruşma 6 saate yakın sürdü. Sanık diğer celselerde tecrübe edildiği gibi savunmasında dikkate değer çok az şey söyledi. Konu dışına çıktığı ve tekrara düştüğü yerler çok fazla oldu. Duruşma devam ederken müşteki olarak katılan emekli askerlerle kimi kez tartıştı fakat bu tartışmalarda ses yükselmeyip, kısa sürdü.

Taraf Newspaper "Egemen Harekat Planı" Trial (Indictment)

Taraf Newspaper "Egemen Harekat Planı" Trial 16. Standing (Minutes of the Hearing)

Taraf Newspaper "Egemen Harekat Planı" Trial 17. Standing (Minutes of the Hearing)

Taraf Newspaper "Egemen Harekat Planı" Trial 18. Standing (Minutes of the Hearing)

Taraf Newspaper "Egemen Harekat Planı" Trial 19. Standing (Minutes of the Hearing)

Taraf Newspaper "Egemen Harekat Planı" Trial 20. Standing (Minutes of the Hearing)

Taraf Newspaper "Egemen Harekat Planı" Trial 21. Standing (Minutes of the Hearing)