Mehmet Çakmakçı

Mehmet Çakmakçı Üyelik Davası

Gazeteci Mehmet Çakmakçı’nın Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında 4 Temmuz 2017’de evine baskın yapıldı. Baskın sonrası Çakmakçı, gözaltına alınarak Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldü.

Soruşturmaya gizlilik kararı getirilirken, soruşturma konusunun Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ve Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) siyaset akademilerinde faaliyet yürütenlere yönelik olduğu ileri sürüldü. Çakmakçı’ya gözaltında buna dönük ses kayıtları ve haber amaçlı takip ettiği eylemler yöneltildi.

Sekiz günlük gözaltı sonrasında savcılığa çıkartıldı. Savcılık ifadesinden sonra “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Mahkeme heyeti, “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanmasına karar verdi. Diyarbakır D tipi Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Hakkındaki iddianame savcı Hüseyin Aytekin tarafından 27 Temmuz 2017’de tamamlanarak mahkemeye sunuldu. Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianame kapsamında dava açıldı.

Gazeteci Mehmet Çakmakçı, hakkındaki iddianame tutuklanmasından iki hafta sonra tamamlanarak mahkemeye sunuldu. İddianameyi savcı Hüseyin A. Aytekin 27 Temmuz 2017’de tamamladı. İddianame altmış sayfadan oluşuyordu.

Kimlik tespitiyle başlayan iddianamede devamla 36 sayfada soruşturmaya konu dönemin Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) bünyesinde faaliyet yürüten siyaset akademisiyle ilgili yürütülen soruşturmalar ve basında çıkmış haberlere atıf yapılarak değerlendirmeler yapılıyor. Bu konuda 2010-2017 tarihleri arasında çeşitli soruşturmalarda akademi ile ilgili yer alan bilgilere yer veriliyor. Söz konusu değerlendirmelerde bu akademilerde “örgütsel eğitim” verildiği belirtilerek, akademilerin PKK/KCK’ye bağlı olduğu kaydediliyor. Bu değerlendirmelerden sonra Demokratik Toplum Kongresi’nin binasında yapılan toplantılarla ilgili olarak yapılan ortam dinlemesi kayıtlarına yer veriliyor. Çakmakçı’nın da bu toplantılara katıldığı belirtilerek, kesintiye uğramış şekilde konuşmalarına yer veriliyor. Burada 18 Ocak 2011’den başlayıp 11 Şubat 2011 tarihine kadar 12 ayrı toplantıya dair ortam dinlemelerinin kayıtları yer alıyor. Savcı, Çakmakçı’nın da bu toplantılarla katıldığı ve akademi bünyesinde “Şiyar Dicle” kod adıyla faaliyet yürüttüğü savunuyor.

Ardından Çakmakçı hakkında 2014 yılında alınan iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması kararıyla telefon görüşmelerine yer veriliyor. Bu şekilde Çakmakçı’nın dokuz telefon görüşmesi ve mesajlaşmasına yer veriliyor. İçeriğine yer verilen telefon görüşmeleri ve mesajlaşmaların kentte yapılan yürüyüşlerle ilgili olduğu anlaşılıyor. Savcı Aytekin, söz konusu görüşmelere ilişkin “müzahir internet sitelerinden yapılan çağrılarla birlikte bazı resmi kurumlardan yapılan çağrıları da dikkate alarak izinsiz gösterilere ve bazı eylemlere katıldığı, bu eylemler münhasıran suç oluşturmasa da tamamının terör örgütü propagandasına dönüştüğü kanaatine varılmıştır.” değerlendirmesinde bulunuyor.

İddianamenin sonraki bölümünde ise Çakmakçı’nın iki yürüyüşe “örgütün çağrısı” ile katıldığı belirtilerek, 2009 yılında Diyarbakır’da gerçekleşen iki yürüyüşe yer veriliyor.

Ardından Çakmakçı’nın ifadesine özetle yer veriliyor. Çakmakçı, savunmasında siyaset akademisi olarak anılan yerdeki toplantılara gazeteci sıfatıyla katıldığını, ortam dinlemesine dair konuşmaların kendisine ait olmadığını belirtiyor. Devamla suçlama konusu yapılan telefon görüşmelerinin içeriğine ilişkin, “Gazetecilik faaliyetleriyle ilgili olarak gösteri yapılan yerlerde bulunmuş olabilirim. Onlarla alakalı konuşmalardır.” diyor. Çakmakçı, deliller arasında gösterilen 2009 yılındaki iki yürüyüşte “gazetecilik sıfatıyla” bulunduğunu ifade ediyor. Çakmakçı, “Şiyar Dicle” ismi için ise günlük hayatta çocukluktan bu yana kullandığını hatta haberlerinde de bu imzayı kullandığını kod isim olmadığını savunuyor.

Tespitlerin ardından suçlamaya konu siyaset akademisiyle ilgili olarak savcı, akademilerde “PKK İdeolojisinin anlatıldığı bir tür OKUL ve PKK terör örgütünün alternatif eğitim sistemi olarak” tanımlıyor, örgüt amaçları doğrultusunda kurulduğunu savunuyor.

Çakmakçı’nın da akademiye katılarak, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçunu işlediği savunuluyor. Savunmasına ilişkin ise “suçtan kurtulmaya yönelik” olduğu belirtiliyor.

Bu kapsamda Çakmakçı’nın Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 maddesindeki “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis istemiyle cezalandırılması talep ediliyor. Ayrıca TCK’nin 53’üncü kapsamında da belirli haklardan yoksun bırakılması talep ediliyor.

Savcı Hüseyin Aytekin’in 27 Temmuz 2017’de tamamladığı iddianame Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek dava açıldı. Davanın ilk duruşması için 18 Ekim 2017 günü belirlendi.

Çakmakçı, duruşmada hazır edildi. Avukatları Resul Tamur ve Ozan Bayram katıldı. Başkan Şükrü Altunay, üyeler Nuray Yalçın Erk, Fatih Kale ve savı Mustafa Bilen yerini aldı. Duruşma kimlik tespitiyle başladı. Ardından Çakmakçı, savunma yaptı. Çakmakçı’nın savunmasının satır başları şöyleydi:

“Diyarbakır’da 15 yıldır gazetecilik yaptığımdan bu organizasyonun belediye başkanları ve milletvekillerinin gittiği bir kuruluş olarak biliyorum. Söz konusu DTK’nın herhangi bir örgüt ile bağlantısı olup olmadığını bilmiyorum. Ben siyaset akademisinde ne ders verdim ne de ders aldım. Söylediğim gibi ben gazetecilik mesleğim icabı DTK’nın etkinliklerinin yapıldığı yerlere gitmişliğim olabilir, gitme amacım haber amaçlı idi.

“Ben kod isim kullanmam yalnız küçüklüğümden çocukluğumdan beri benim ailem ve arkadaşlarım bana Şiyar isimi ile hitap ederler. Ayrıca yaptığım haberlerde de bu ismimi kullanırım.

“Ben belirtilen DTK’nın toplantılarının bazılarına gazetecilik mesleği gereği katıldım. Kimseden emir ve talimat almadım. Örgütün çağrısına uyup iki adet kanunsuz gösteriye katıldığım iddiasını da kabul etmiyorum. Mesleğim icabı birden fazla yapılan gösteriye katılmışlığım vardır, mesleğim gereği bu gösterileri izliyordum.”

Ardından beyanda bulunan avukat Resul Tamur, suçlamaya konu siyaset akademilerinin BDP’nin yetkili organlarını yasalar çerçevesinde kurma kararı aldığı bir parti organı olduğunu belirterek, buna dair belgeleri mahkemeye sundu. Tamur, ayrıca suçlamaya konu yürüyüşlerle ilgili Çakmakçı’nın dosyaya konulan fotoğraflarında boynunda fotoğraf makinesi olduğunu anımsattı.

Duruşma sonunda Çakmakçı’nın tutuklu kaldığı süre göz önünde bulundurularak, adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verildi.

Davanın ikinci duruşması, 9 Şubat 2018’te görüldü. Duruşmada Nuray Yalçın Erk (başkan), Mustafa Tufan ve Fatih Kale (üyeler) ile savcı Mustafa Bilen yerini aldı. Çakmakçı, duruşmaya katılmazken avukatı Resul Tamur hazır bulundu. Duruşma ortam dinlemelerine ait CD’lerin emniyetten beklenmesi için ertelendi.
Üçüncü duruşma 18 Temmuz 2018’de görüldü. Bu duruşmada CD’lerin henüz gelmemesi nedeniyle ertelendi.

Dördüncü duruşma ise 28 Aralık 2018’de görüldü. Bu duruşmada DTK’de yapılan arama sonucunda dijital mataryeller ve belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda Çakmakçı ilgili bir bilgi ve belgenin olup olmadığı hususunda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına karar verildi. Ayrıca yapılan dinlemelerle ilgili kapsamlı bir hard diskler gönderilmiş olduğundan sanıkla ilgili ses kayıtlarının olup olmadığının bu hard diskler içerisinde bulunup bulunmadığının araştırılmasına karar verildi.

Davanın beşinci duruşması 17 Mayıs 2019’da görüldü. Duruşmada suçlamaya konu ses kayıtlarının Çakmakçı’ya ait olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu’na müzakere yazılmasına karar verildi. Bu nedenle duruşma 8 Kasım 2019’a bırakıldı.

Davanın altıncı duruşmasında da beklenen ATK raporu dosyaya geldi. Avukat Resul Tamur, raporu inceleyemediklerini belirterek, inceleme için süre talep etti. Mahkeme heyeti talebi kabul ederek, bir sonraki duruşmayı 11 Mart 2020 tarihine bıraktı.

6. Standing - Nov. 8, 2019


Gazeteci Mehmet Çakmakçı’nın Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında 4 Temmuz 2017’de evine baskın yapıldı. Baskın sonrası Çakmakçı, gözaltına alınarak Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldü.

Soruşturmaya gizlilik kararı getirilirken, soruşturma konusunun Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ve Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) siyaset akademilerinde faaliyet yürütenlere yönelik olduğu ileri sürüldü. Çakmakçı’ya gözaltında buna dönük ses kayıtları ve haber amaçlı takip ettiği eylemler yöneltildi.

Sekiz günlük gözaltı sonrasında sevk edildiği mahkemece “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklandı. Diyarbakır D tipi Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Çakmakçı hakkındaki iddianame savcı Hüseyin Aytekin tarafından 27 Temmuz 2017’de tamamlanarak, mahkemeye sunuldu.

Kimlik tespitiyle başlayan iddianamede devamla 36 sayfada soruşturmaya konu dönemin Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) bünyesinde faaliyet yürüten siyaset akademisiyle ilgili yürütülen soruşturmalar ve basında çıkmış haberlere atıf yapılarak değerlendirmeler yapılıyor. Bu konuda 2010-2017 tarihleri arasında çeşitli soruşturmalarda akademi ile ilgili yer alan bilgilere yer veriliyor. Söz konusu değerlendirmelerde bu akademilerde “örgütsel eğitim” verildiği belirtilerek, akademilerin PKK/KCK’ye bağlı olduğu kaydediliyor. Bu değerlendirmelerden sonra Demokratik Toplum Kongresi’nin binasında yapılan toplantılarla ilgili olarak yapılan ortam dinlemesi kayıtlarına yer veriliyor. Çakmakçı’nın da bu toplantılara katıldığı belirtilerek, kesintiye uğramış şekilde konuşmalarına yer veriliyor. Burada 18 Ocak 2011’den başlayıp 11 Şubat 2011 tarihine kadar 12 ayrı toplantıya dair ortam dinlemelerinin kayıtları yer alıyor. Savcı, Çakmakçı’nın da bu toplantılarla katıldığı ve akademi bünyesinde “Şiyar Dicle” kod adıyla faaliyet yürüttüğü savunuyor.

Ardından Çakmakçı hakkında 2014 yılında alınan iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması kararıyla telefon görüşmelerine yer veriliyor. Bu şekilde Çakmakçı’nın dokuz telefon görüşmesi ve mesajlaşmasına yer veriliyor. İçeriğine yer verilen telefon görüşmeleri ve mesajlaşmaların kentte yapılan yürüyüşlerle ilgili olduğu anlaşılıyor. Savcı Aytekin, söz konusu görüşmelere ilişkin “müzahir internet sitelerinden yapılan çağrılarla birlikte bazı resmi kurumlardan yapılan çağrıları da dikkate alarak izinsiz gösterilere ve bazı eylemlere katıldığı, bu eylemler münhasıran suç oluşturmasa da tamamının terör örgütü propagandasına dönüştüğü kanaatine varılmıştır.” değerlendirmesinde bulunuyor.

İddianamenin sonraki bölümünde ise Çakmakçı’nın iki yürüyüşe “örgütün çağrısı” ile katıldığı belirtilerek, 2009 yılında Diyarbakır’da gerçekleşen iki yürüyüşe yer veriliyor.

Ardından Çakmakçı’nın ifadesine özetle yer veriliyor. Çakmakçı, savunmasında siyaset akademisi olarak anılan yerdeki toplantılara gazeteci sıfatıyla katıldığını, ortam dinlemesine dair konuşmaların kendisine ait olmadığını belirtiyor. Devamla suçlama konusu yapılan telefon görüşmelerinin içeriğine ilişkin, “Gazetecilik faaliyetleriyle ilgili olarak gösteri yapılan yerlerde bulunmuş olabilirim. Onlarla alakalı konuşmalardır.” diyor. Çakmakçı, deliller arasında gösterilen 2009 yılındaki iki yürüyüşte “gazetecilik sıfatıyla” bulunduğunu ifade ediyor. Çakmakçı, “Şiyar Dicle” ismi için ise günlük hayatta çocukluktan bu yana kullandığını hatta haberlerinde de bu imzayı kullandığını kod isim olmadığını savunuyor.

Tespitlerin ardından suçlamaya konu siyaset akademisiyle ilgili olarak savcı, akademilerde “PKK İdeolojisinin anlatıldığı bir tür OKUL ve PKK terör örgütünün alternatif eğitim sistemi olarak” tanımlıyor, örgüt amaçları doğrultusunda kurulduğunu savunuyor.

Çakmakçı’nın da akademiye katılarak, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçunu işlediği savunuluyor. Savunmasına ilişkin ise “suçtan kurtulmaya yönelik” olduğu belirtiliyor.

Bu kapsamda Çakmakçı’nın Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 maddesindeki “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis istemiyle cezalandırılması talep ediliyor. Ayrıca TCK’nin 53’üncü kapsamında da belirli haklardan yoksun bırakılması talep ediliyor.

Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek dava açıldı.

Davanın ilk duruşması 18 Ekim 2017’e görüldü. Duruşma sonunda Çakmakçı’nın tutuklu kaldığı süre gözönünde bulundurularak tahliyesine karar verildi.

Davanın bir sonraki duruşması 11 Mart 2020’de görülecek.



Next Trial: March 11, 2020, 9 a.m.


Duruşmaya tutuksuz yargılanan Mehmet Çakmakçı katılmazken avukatı Resul Temur hazır bulundu. Duruşmada Şükrü Altunay (başkan), Banu İnce ve Haşim Taştan (üyeler) ile Mustafa Bilen (savcı) yerini aldı.

Celse arasında sanıktan elde edilen dijital materyallerin incelenmesine ilişkin raporların gönderilmesi için Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne yazılan müzekkereye cevap verilmediği görüldü.

Mahkeme Başkanı iddianameye konu olan ses kayıtlarının sanığa ait olup olmadığı hususunda ATK’dan cevap verildiğini söyledi. Ancak Av. Temur henüz raporu inceleyemediğini, inceleyip beyanda bulunmak için süre talep etti.


Mahkeme Heyeti; sanıktan elde edilen dijital materyallerin incelenmesine ilişkin raporların gönderilmesi için Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne yazılan müzekkere cevabının beklenmesi ve akıbetinin sorulmasına, avukata gelen ATK raporunu inceleyip beyanda bulunmak için gelecek celseye kadar süre verilmesine karar vererek, duruşmayı 11 Mart 2020 tarihine erteledi.


Duruşma Öncesi

Duruşma belirlenen saatte başlayacaktı ancak avukat geç geldiğinden 15 dakika gecikmeli olarak başladı. Dava 5 dakika sürdü.

Duruşma Salonu Koşulları

Diyarbakır Adliyesinin standart salonlarından biriydi. Salon havalandırılmış ve temizdi

Duruşmaya Katılım

Çakmakçı’nın avukatı Resul Temur dışında duruşmaya izleyici olarak da kimse katılmadı.

Genel Gözlemler

Duruşma sonrasında Av. Resul Temur ATK’dan gelen raporu inceledi. Raporda konuşmaların bazı kısımlarındaki ses kaydının sanığa ait olduğu, bazılarının ise henüz belirlenemediği belirtiliyor.

Mehmet Çakmakçı Üyelik Davası 6. Standing (Minutes of the Hearing)