Mehmet Dursun

Mehmet Dursun Üyelik Davası

Gazeteci Mehmet Dursun hakkında Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. İfade vermesi için Van Emniyet Müdürlüğü’ne çağrıldı. 3 Nisan 2018’de emniyete giden Dursun, gözaltına alındı. Üç günlük gözaltı sürecinin ardından adliyeye çıkartıldı.

Dursun’a hakimlik sorgusunda 2014 yılında yapmış olduğu telefon görüşmeleri suçlama konusu olarak gösterildi. Hakimlik sorgusunun ardından “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklandı. Tutuklama kararıyla Van T Tipi Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Hakkındaki iddianame 2 Ağustos 2018’de savcı Emrah Güngör tarafından tamamlanarak mahkemeye sunuldu.

Gazeteci Mehmet Dursun, hakkındaki iddianame savcı Emrah Güngör tarafından 2 Ağustos 2018’de tamamlandı. 18 sayfadan oluşan iddianamede Dursun ile birlikte sekiz kişi daha sanık olarak yer aldı.

İddianamede Dursun ile ilgili değerlendirme ve tespitler 17’inci sayfada yer aldı. Savcı Güngör, Dursun’un 2014 yılındaki telefon görüşmelerine ait tape kayıtlarından yola çıkarak şu tespitlerde bulundu:

“Şüphelinin PKK/KCK terör örgütünün lehine yoğun şekilde çalışan haber kanalı olan Dicle Haber Ajansı’nda görev aldığı, ilimizde meydana gelen ve terör örgütünün gençlik yapılanması olan YDG-H tarafından düzenlenen, güvenlik güçlerine yönelik saldırıların yapıldığı yasadışı sokak eylemlerine katıldığı, şüphelinin abartılı, terör örgütünü övücü ve güvenlik güçlerini zorda bırakacak şekilde yanlı haberler yaptığı,

“PKK/KCK terör örgütünün güdümünde faaliyet yürüten Sterk TV ve Nüce TV’ye telefonla bağlanarak Van ilinde BDP organizesinde yapılan eylemleri ve akabinde çıkan yasadışı sokak olaylarını bildirdiği, gözaltına alınan şahıslarla ilgili olarak sürekli yanlı haberler yaptığı, BDP içerisinde faaliyet yürüten şahıslara bu gözaltılarla ilgili bilgiler verdiği ve bu şahısları yönlendirdiği.”

Savcı Güngör, bu tespitlerden sonra benzer gazeteci davalarına dair iddianamelerde sık rastlanan ifadeleri kullandı ve Dursun’un PKK’ye bağlı “Basın Komitesi” içerisinde faaliyette bulunduğunu ileri sürdü.

Dursun’un Kuzey Irak’ta 12 Kasım 2017’de yaşanan depremin ardından sosyal medya hesabından “Kürdistan’da 7,2 şiddetinde deprem” paylaşımını da deliller arasında gösterdi.

Bu tespitlerin ardından Güngör, Dursun’un “sözde legal görünüm altında Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğünü hedef alan terör örgütü PKK adına faaliyet yürüttüğü” değerlendirmesi yaparak cezalandırılmasını talep etti.

Dursun’un Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 maddesindeki “örgüt üyesi olmak” suçlamasından beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ve bu cezanın da yarı oranında artırılmasını talep etti. Aynı zamanda TCK 53’te düzenlenen “bazı haklardan men” yaptırımının da uygulanmasını talep etti.

Savcı Güngör’ün hazırladığı iddianame Van 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek, dava açıldı.

İddianame Van 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek dava açıldı. Davanın ilk duruşması 5 Aralık 2018’de görüldü. Dursun, tutuklu bulunduğu Van T Tipi Kapalı Cezaevi’nden getirilerek duruşmada hazır edildi. Dursun’un avukatı Erhan Çiftçiler de duruşmada hazır bulundu. Kerem Kırtay (başkan), Şahin İş ve Meral Parlar (üyeler) ile Mustafa Özyurt (savcı) yerini aldı.

Duruşmada savunma yapan Dursun, 2013 ve 2015 yılları arasında Dicle Haber Ajansı’nda (DİHA) sigortalı bir muhabir olarak çalıştığını, bu süre zarfında yapmış olduğu telefon görüşmelerinin suç olarak iddianameye konulduğunu belirtti. İddianamedeki eylemleri haber amacıyla takip ettiğini belirten Dursun, devamla şu savunmayı yaptı:

“İddianamede bu olaylara katılmışım gibi gösterilmeye çalışılmıştır. Olay yerlerinde bulunan TOMA araçlarında kamera bulunmaktadır. Onlar kayıt almıştır. Bu görüntüler izlenildiğinde benim haber yapmak için orada bulunduğum görülecektir.

“Ben hiçbir şekilde yanlı haber, örgütü övecek bir haber yapmadım. Güvenlik güçlerini ya da herhangi bir kurumu zor durumda bırakacak bir haber yapmadım. Ben Dicle haber ajansında beni telefonla arayan abonelere haber vermekle yükümlüyüm. Sterk TV ve Nüce TV çalışmış olduğum ajansın aboneleri olduğundan dolayı onlar beni aramıştır. Ben de haber içerikli bilgi vermişimdir.

“Ben gazetecilik faaliyeti yaptım. KCK ile bir ilgim ya da alakam yoktur. Benim gazetecilik faaliyetimi illegalize etmek amacıyla beni basın komitesinde gibi göstermeye çalışmışlar. Kabul etmiyorum.

“Facebook paylaşımımın neden iddianameye girdiğini anlamış değilim. Bu deprem Kuzey Irak’taki Süleymaniye kentinde meydana gelmiştir. Kendi anayasalarına göre burası Kürdistan Bölgesel Yönetimi olarak geçer. Türkiye ile alakası bulunmamaktadır.”

Avukat Erhan Çiftçiler ise “Müvekkilimin basın faaliyeti vardır. Başka bir eylemi yoktur. KCK sözleşmesinin içine dahil edilemez. Müvekkil haber yapmak için eylem alanlarında bulunmuştur. Müvekkilin görüştüğü kişiler dağ kadrosunda olan kişiler değildir. Kız arkadaşıyla görüşmeleri vardır. Bu tapelerin örgütsel bir amacı yoktur. Tam anlamıyla haber aktarma amacıyla yapılan görüşmelerdir. Herhangi bir kitleyi yönlendirme amacının olmadığı açıktır” şeklinde savunma yaptı.

Mahkeme heyeti duruşma sonunda Dursun’un mevcut delil durumu ve cezaevinde kaldığı süre göz önünde bulundurularak tahliyesine karar verdi. Davanın ikinci duruşması 15 Myıs 2019’a bırakıldı. Duruşmada Kerem Kırtay (başkan), Şahin İş ile Şerife Bağdat Oğuz (üyeler) ve Mustafa Özyurt görev aldı.

Dursun, duruşmaya katılmadı.

Davanın bir sonraki duruşması 25 Ekim 2019’a bırakıldı.

Mehmet Dursun Üyelik Davası (Indictment)