Melis Alphan

Melis Alphan - “Propaganda of Terrorist Organization” Trial

Alphan hakkındaki soruşturma Eskişehir Emniyet Müdürlüğüne elektronik posta yolu ile yapılan ihbar üzerine başlatıldı. İhbarda Alphan’ın çeşitli zamanlarda yaptığı sosyal medya paylaşımları yer aldı. Eskişehir Emniyet Müdürlüğü, bu ihbar üzerine yürüttüğü soruşturmanın raporunu Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığına iletti.

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, Alphan’ın ikametgahı İstanbul’da olduğu için dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.

Soruşturma kapsamında Alphan gözaltına alınmadı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından ifadeye çağrıldı.

Soruşturma İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 5 Ocak 2021 tarihinde hazırlanan iddianame ile tamamlandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iki sayfalık iddianamede Alphan’ın 21 Mart 2015 tarihinde İnstagram hesabı üzerinden ‘’Newroz Piroz Be’‘ şeklinde yaptığı paylaşıma yer verildi. Alphan’ın bu gönderiyle birlikte Diyarbakır’da gerçekleştirilen Newroz kutlamalarından bir fotoğraf karesi de paylaştığı belirtildi.

Fotoğrafta çeşitli Kürt örgütlerinin bayrakları ile Abdullah Öcalan’ın posterlerinin görüldüğü ifade edildi. Bu nedenle de, Alphan’ın paylaştığı gönderiyle “Terör örgütü propagandası yapmak” suçunun işlendiği iddia edildi.

Alphan’ın fotoğrafta bayrakları görünen Kürt örgütlerini “destekler mahiyette paylaşımlarda bulunduğu, örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren veya bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde örgüt propagandası yaptığı” ileri sürüldü.

İddianamede “failin propaganda yapmaktaki amacı, örgütün iyi gösterilmesine, destek görmesine, örgütün toplum nezdinde benimsetilmesine yönelikse suçun oluştuğunun kabulü gerektiği” değerlendirmesi de yer aldı.

Alphan’ın Newroz kutlaması gönderisi ve diğer paylaşımlarına dair değerlendirmeler üzerinden Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 7/2 maddesi olan “Terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması talep edildi.

Aynı maddenin 2. cümlesi kapsamında, iddia edilen suçun “Basın ve Yayın Yoluyla” işlendiği ileri sürülerek, cezanın yarı oranında arttırılması istendi. Böylece Alphan için talep edilen ceza 1,5 yıldan 7,5 yıla kadar yükseltildi.

Bunlara ek olarak, TCK’nın 53. maddesi kapsamında, Alphan’ın bazı vatandaşlık haklarından yoksun bırakılması da talep edildi.

Alphan’ın savunmasındaki ifadeleri de iddianamede kısaca yer aldı. İddianameye göre Alphan savunmasında, paylaştığı fotoğrafın 21 Mart 2015 tarihindeki Diyarbakır Newroz kutlamalarından bir fotoğraf olduğunu belirtti. Fotoğrafın haber ajansları tarafından yayınlandığını ve sosyal medyada da paylaşıldığını ifade etti. Amacının Newroz kutlamalarına dair bir kareyi sosyal medyada göstermek olduğunu, herhangi bir örgüt ile bağının olmadığını söyledi.

Hazırlanan iddianamede İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Yargılamanın ilk duruşması, 6 Nisan 2021 tarihinde görüldü. Duruşmada yargılanan gazeteci Melis Alphan savunma yaptı.

İddianamede yer alan sosyal medya paylaşımı ile kendisine yüklenen “Örgüt propagandası yapmak” suçunu kabul etmediğini söyleyen Alphan, “Savcılık aşamasındaki ifademde de söylediğim gibi; suç unsuru olarak gösterilen fotoğraf, 2015 yılında Diyarbakır’da devletin izniyle gerçekleştirilen ve TRT dahil tüm televizyon kanallarında yayınlanan Nevruz kutlamalarından bir karedir. Nevruz kutlaması ve o gün okunan mesajların çözüm süreci çerçevesinde hükümetin izni ve onayıyla gerçekleştiği, hatta bazı bakanların o gün okunacak mesaja önceden dikkat çektiği, medyaya yansımış konulardır. Oysa ben o gün orada değildim. Daha da önemlisi, gazetecilik kariyerimde o dönem hükümetin büyük önem verdiği çözüm sürecinden ziyade sosyal politikalar ve sosyal sorunları ele aldım. Fakat her kanal tarafından canlı yayınlanan bu kutlamaları ben de televizyondan izledim. Ben olmasam da yüz binlerce insanın olduğu ve devletin bakanlarının da sosyal medya paylaşımları yaptığı alanda, Anadolu Ajansı, Hürriyet, Milliyet, Sabah, CNN Türk, NTV ve Yeni Şafak dahil onlarca gazete ve televizyonu temsilen yüzlerce gazeteci de vardı. Ayrıca aynı toplantıda milletvekilleri, belediye başkanları, yurt dışı misyonlarını temsilen diplomatlar ve sivil toplum örgütleri de bulunuyordu” dedi.

“Ben ise sadece onların sosyal medyada paylaştıkları fotoğraflardan birini alıp paylaştım, altına da ‘Nevruz kutlu olsun’ yazdım. 5 bin polisin görev aldığı alandan bir fotoğraf. O alandaki bir grup insanın fotoğrafı” diyerek savunmasına devam eden Alphan, “Diyarbakır Valiliği’nin onayıyla gerçekleşmiş bir toplantıydı. Haliyle ben dahil hiç kimsenin, buradan paylaşılacak bir fotoğrafın bir gün karşımıza “suç” olarak dikileceği aklımıza gelmedi. Bugün ben buradaysam, Yeni Şafak’tan Hürriyet’e, Milliyet’ten CNN Türk’e medyanın yarısı burada olmalı” diye konuştu.

Alphan, suç işlemediğini ve beraatini talep etti.

Alphan’ın ardından söz alan avukatları, isnat edilen suçlamaları kabul etmediklerini belirterek, beraat talep etti.

Duruşma savcısı ise mahkeme heyetine sunduğu esas hakkındaki mütalaasında Alphan’ın “Basın yayın yoluyla örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla cezalandırılması istendi.

Mahkeme heyeti, Alphan ve avukatlarının esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma yapmak için süre talebini kabul etti.

Yargılamanın ikinci duruşması 21 Mayıs 2021 tarihinde görüldü. Duruşmada gazeteci Melis Alphan ve avukatları Dilara Alpan, Ali Deniz Ceylan, Selin Napıkoğlu ve Tolgay Güvercin hazır bulundu.

Alphan ve avukatları önceki duruşmada, duruşma savcısının verdiği esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma yaptı.

Avukat Ali Deniz Ceylan, esas hakkındaki mütalaaya karşı söz alarak, müvekkili Melis Alphan’a isnat edilen suçun maddi unsurlarının oluşmadığını söyledi. Ceylan, Terörle Mücadele Kanunu’nda (TMK) yapılan değişikliklere atıfta bulundu.

Ceylan, “Söz konusu olayda maddi unsur oluşmuş değildir. Maddi unsurdan söz etmek mümkün değil” dedi. Ceylan, müvekkilinin gazeteci olduğunu hatırlattığı savunmasında “Bir fotoğraf paylaşmıştır. Bu fotoğrafın paylaşılmasından sonra oluşmuş bir tehlike yoktur. Bir şiddet unsuru ya da çağrısı yoktur” diye konuştu.

Avukat Tolgay Güvercin de savunmasında, müvekkiline isnat edilen suçlamanın suç olmadığını düşündüğünü ifade ederek, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Alphan, son sözünde de beraatini talep etti.

Mahkeme heyeti, savunmaların ardından yargılamaya son verdi. Mahkeme heyeti, “örgüt propagandası yapmak” yönünden suç unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle gazeteci Melis Alphan’ın beraatine karar verdi.

2. Standing - May 21, 2021


Mahkeme heyetinin yerini alması ile birlikte duruşma, yaklaşık bir buçuk saat gecikme ile başladı. Duruşmada gazeteci Melis Alphan ve avukatları Dilara Alpan, Ali Deniz Ceylan, Selin Napıkoğlu ve Tolgay Güvercin hazır bulundu.

Duruşma savcısının ilk duruşmada verdiği esas hakkındaki mütalaasını tekrar etmesi ile başladı. Ardından söz alan Alphan, beraatini talep etti.

Avukat Ali Deniz Ceylan, esas hakkındaki mütalaaya karşı söz alarak, müvekkili Melis Alphan’a isnat edilen suçun maddi unsurlarının oluşmadığını söyledi. Ceylan, Terörle Mücadele Kanunu’nda (TMK) yapılan değişikliklere atıfta bulundu.

Ceylan, “Söz konusu olayda maddi unsur oluşmuş değildir. Maddi unsurdan söz etmek mümkün değil” dedi. Ceylan, müvekkilinin gazeteci olduğunu hatırlattığı savunmasında “Bir fotoğraf paylaşmıştır. Bu fotoğrafın paylaşılmasından sonra oluşmuş bir tehlike yoktur. Bir şiddet unsuru ya da çağrısı yoktur” diye konuştu.

Avukat Tolgay Güvercin de savunmasında, müvekkiline isnat edilen suçlamanın suç olmadığını düşündüğünü ifade ederek, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Alphan, son sözünde de beraatini talep etti.


Mahkeme heyeti, savunmaların ardından yargılamaya son verdi. Mahkeme heyeti, “örgüt propagandası yapmak” yönünden suç unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle gazeteci Melis Alphan’ın beraatine karar verdi.


Duruşma Öncesi

Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önünde sabahın erken saatlerinde çok sayıda TOMA ve polis konuşlandırıldığı görüldü. Adliye girişinde HES kodu sorgulaması yapıldı. Ateş ölçümü yapıldıktan sonra X-RAY cihazından geçirilerek adliyeye giriş yapılabildi. Adliye binası oldukça kalabalıktı. Duruşmanın görüldüğü salonunun önünde herhangi bir bariyer bulunmazken, izleyici, gazeteci ve avukatların duruşma salonunun önünde beklemesine izin verildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salon, İstanbul Adliyesi’ndeki standart salonlardan birisiydi. Pandemi önlemleri kapsamında birer koltuk arayla uyarı yazıları yazıldığı görüldü.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı CHP ve HDP’den milletvekilleri, P24, MLSA, TGS, İfade Özgürlüğü Derneği ve çok sayıda gazeteci duruşmayı izledi.

Genel Gözlemler

Mahkeme mübaşiri tarafından duruşma salonuna bir gazetecinin alınacağı söylendi. İtirazlar sonucu mahkeme başkanı, boş koltukların sayısı kadar izleyici ve gazetecinin duruşma salonuna alınmasını söyledi.

1. Standing - April 6, 2021


Mahkeme heyetinin yerini alması ile birlikte duruşma saatinde başladı. Duruşma, gazeteci Melis Alphan ve avukatları Dilara Altan ve Tolgay Güvercin hazır bulundu. Kimlik tespiti ile başlayan duruşmada gazeteci Alphan, yazılı savunmasını mahkeme heyetine sundu.

Alphan savunmasında, “Hak arayışlarının her daim barışçıl yöntemlerle yapılması gerektiğine derinden inanan bir yurttaş ve gazeteci olarak, burada içinde ‘terör’ geçen bir suç iddiasıyla yargılanmak, sanırım benim bugüne dek uğradığım en büyük haksızlıklardan biri” dedi.

Türk Dil Kurumu’nun “terör”ü “yıldırı” diye açıkladığını hatırlatan Alphan, “Türkiye’de pek çok gazeteci gibi yıllardır belirli grupların sanal şiddetine, yani yıldırıya, yani teröre maruz bırakılırken, hakim karşısında terörist olmadığımı ve terörün reklamını yapmadığımı savunmak zorunda olmam, adaletsizliğin ta kendisi” ifadesini kullandı.
İddianamede yer alan sosyal medya paylaşımı ile kendisine yüklenen “Örgüt propagandası yapmak” suçunu kabul etmediğini söyleyen Alphan, “Savcılık aşamasındaki ifademde de söylediğim gibi; suç unsuru olarak gösterilen fotoğraf, 2015 yılında Diyarbakır’da devletin izniyle gerçekleştirilen ve TRT dahil tüm televizyon kanallarında yayınlanan Nevruz kutlamalarından bir karedir. Nevruz kutlaması ve o gün okunan mesajların çözüm süreci çerçevesinde hükümetin izni ve onayıyla gerçekleştiği, hatta bazı bakanların o gün okunacak mesaja önceden dikkat çektiği, medyaya yansımış konulardır. Oysa ben o gün orada değildim. Daha da önemlisi, gazetecilik kariyerimde o dönem hükümetin büyük önem verdiği çözüm sürecinden ziyade sosyal politikalar ve sosyal sorunları ele aldım. Fakat her kanal tarafından canlı yayınlanan bu kutlamaları ben de televizyondan izledim. Ben olmasam da yüz binlerce insanın olduğu ve devletin bakanlarının da sosyal medya paylaşımları yaptığı alanda, Anadolu Ajansı, Hürriyet, Milliyet, Sabah, CNN Türk, NTV ve Yeni Şafak dahil onlarca gazete ve televizyonu temsilen yüzlerce gazeteci de vardı. Ayrıca aynı toplantıda milletvekilleri, belediye başkanları, yurt dışı misyonlarını temsilen diplomatlar ve sivil toplum örgütleri de bulunuyordu” dedi.

Alphan, savunmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

“Ben ise sadece onların sosyal medyada paylaştıkları fotoğraflardan birini alıp paylaştım, altına da ‘Nevruz kutlu olsun’ yazdım. 5 bin polisin görev aldığı alandan bir fotoğraf. O alandaki bir grup insanın fotoğrafı.

Bana yönelik suçlama, arka planda gözüken insanların ellerinde tuttukları bayraklarla ilgili. Doğrusu hangi bayrağın neyi temsil ettiğini bilmemekle birlikte, kısa bir arşiv çalışmasında göreceksiniz ki, o gün ve ertesi gün bütün ana akım medya kanalları ve gazetelerin bastığı fotoğrafların arka planında benzer flamalar ve bayraklar vardı. Hatırlatmak isterim ki bu korsan ya da illegal bir gösteri değil, Diyarbakır Valiliği’nin onayıyla gerçekleşmiş bir toplantıydı. Haliyle ben dahil hiç kimsenin, buradan paylaşılacak bir fotoğrafın bir gün karşımıza “suç” olarak dikileceği aklımıza gelmedi. Bugün ben buradaysam, Yeni Şafak’tan Hürriyet’e, Milliyet’ten CNN Türk’e medyanın yarısı burada olmalı.

Şu anda yargılanmama neden olan fotoğraf yeni değil, ‘çözüm süreci’ denilen, hükümet ve güvenlik kurumlarının da desteklediği 2015 sürecinden kalmadır. Ben bu fotoğrafı dün paylaşmadım; 2015’te paylaştım. Beni yargılıyorsunuz ama o gün o alanda bulunan ve benzer paylaşımlar yapan yüz binlerce vatandaşın, medya mensubunun ve televizyon sunucusunun yargılandığını duymadım.

Bir fotoğraf paylaştım diye hakkımda dava açılıyor ama o gün orada bulunan Diyarbakır Valisi, emniyet müdürü, dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala ve diğer hükümet üyelerine yönelik bir yargı süreci başlatıldığını duymadık. Abdullah Öcalan’ın mektubu okunurken ve o bayraklar dalgalanırken canlı yayın yapan haber kanallarını, ertesi gün yine bayraklarla dolu görüntüleri 9 sütuna manşetten açan gazeteleri, alkış tutan iktidara yakın gazeteciler de yargılanmadı. Sanırım durum bana özel.

‘Nevruz bu süreçte önemli bir kilometre taşı olacaktır. Nevruz’da, çatışmayı, şiddeti, silahı demokrasi ateşinde yakacağız ve hep birlikte demokrasi ateşinin üzerinden atlayacağız. 44 bin insanın hayatını kaybettiği bu sorunu çözmek zorundayız’ diye açıklama yapan dönemin Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan yargılanmadı.

Nevruz’da okunan Öcalan’ın mesajıyla ilgili ‘Ben o mesajın içerisindeki çok olumlu noktaları düşünerek bunun çok daha ileri bir aşamayı hedef gösterebileceğini de tahmin ediyorum. Ancak verilen mesaj bu haliyle bile olumludur, ümit vericidir’ diyen dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da yargılanmadı.

Bildiğiniz üzere çözüm süreci, ‘Analar Ağlamasın’ sloganıyla Ak Parti tarafından başlatıldı, daha sonra Akil İnsanlar Heyeti ve TBMM’den geçen bazı yasalarla yasal bir çerçeve aldı.
28 Aralık 2012’de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, MİT’in Kürt sorununa çözüm bulmak için Abdullah Öcalan’a ziyaretlerde bulunduğunu bizzat duyurdu.

2013’te Erdoğan, Akil İnsanlar Heyeti ile toplanarak, Çözüm Süreci’ni halka anlatmaları ve teşvik etmeleri için kendilerinden yardım istedi.

11 Temmuz 2014’te TBMM’den Cumhurbaşkanı onayına gönderilen çözüm süreci ile ilgili kanun 15 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanarak ‘Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’ adıyla Resmî Gazete’de yayımlanarak yasalaştı.

2014’te Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı görevi süresince de çözüm süreciyle yakından ilgileneceğini söyledi.

Bu saydığım isimler arasında birine bile; bırakın davayı, soruşturma dahi açılmaması ortada bir suç olmadığını göstermez mi? Ya da ortada bir suç varsa bu saydığım insanlar bu suçun azmettiricisi sayılmaz mı? Akıl ve mantık düzleminde bu sorularımın yanıtları bellidir. Ama ne yazık ki, bugün burada nereden geldiği belirsiz bir ihbar yüzünden hapis istemiyle yargılanıyorum.

Birine ‘terörist’ demek, ‘terör propagandası’ yaptığını iddia etmek ve hatta yolunu mahkeme salonlarına düşürmek bu kadar basit olmamalı. Şu anda Google’a ismimi, yanına da terörü yazdığınızda 11 bin sonuç çıkıyor. Hepsi bu davayla ilgili. Ben neden buna maruz bırakılıyorum ki? Bunun hesabını kim ödeyecek?
Benim bir terör örgütü ile bağım mı var? Herhangi bir yerde terörü veya terör örgütünü mü savunmuşum?

Hani nerede?

Herkesin yayımladığı bir fotoğrafı paylaştım diye yıllarca hapsim isteniyor.

Sosyal medya hesaplarım didik didik edilerek geçmişten, 6 yıl öncesinden bir paylaşım bulunuyor, döneminin şartlarından, bağlamından koparılıp bugüne taşınıyor. Ve bunun üzerinden terör propagandası yaptığım iddia ediliyor.

Peki sormak isterim sayın hakim… Ben terör propagandasına bu kadar meraklı olsam, herhalde bunu önceden de yapar ve son 6 yılda da sürdürürdüm, öyle değil mi? Ama işte dosyada bu paylaşım dışında bir delil göremedim. Belli ki hakkımda bir suç yaratılmaya çalışılmış.

Instagram’da bir fotoğraf paylaştım diye özgürlüğümün elimden alınmak istenmesine inanmakta zorlanıyorum. Bunu ne vicdan, ne hukuk ne de mantık izah edebilir.
Çok aşikar ki, hakkımdaki bu suçlamanın hakla hukukla hiçbir ilgisi yok. Alelacele yazılan bu cılız iddianamenin gayesini anlamak mümkün değil. Maksat, bir yerlere mesaj göndermekse, o kadarına da benim aklım ermez.

Ben bir suç işlemedim, beraatımı istiyorum.”

Alphan’ın ardından avukatları söz alarak savunma yaptı. Avukatlar, Alphan’a isnat edilen suçlamaları kabul etmediklerini belirterek, beraat talep etti.

Duruşma savcısı ise esas hakkındaki mütalaasını mahkeme heyetine sundu. Mütalaada, Alphan’ın “Basın yayın yoluyla örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla cezalandırılması istendi.

Alphan ve avukatları, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma yapmak için süre talep etti.


Mahkeme heyeti, Alphan ve avukatlarının esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma yapmak için süre talebini kabul etti. Duruşma, 21 Mayıs 2021 tarihine, saat 13:15’e ertelendi.

Melis Alphan - “Propaganda of Terrorist Organization” Trial (Indictment)

Melis Alphan - “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 1. Standing (Minutes of the Hearing)

Melis Alphan - “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 2. Standing (Minutes of the Hearing)

Contact: pressinarrest@gmail.com

Creative Commons License

Licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.