Muhammed İsmail Resul

Vice News Trial

Amerikan basın yayın kuruluşu Vice News muhabiri, İngiliz vatandaşı Jake Hanrahan ve kameraman Philip John Pendlebury, Ağustos 2015’te, çatışmaların yaşandığı ve sokağa çıkmanın uzun süre yasaklandığı Diyarbakır ve Şırnak’ın Cizre ilçesinde belgesel çekti. Belgesel çalışmaları sırasında yanlarında tercümanları Muhammed İsmail Resul ve rehberleri A.D. de vardı.

27 Ağustos 2015 tarihinde, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne Resul ve Hanrahan ve Pendlebury hakkında bir ihbar yapıldı. İhbarda, gazetecilerin; “Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ve diğer terör örgütlerine eleman ve askeri birlikler ile emniyet binalarına bombalı saldırı yapacak insan ayarlamaya çalıştıkları” iddia edildi. İhbarda, şu ifadelerin kullanıldığı ileri sürüldü:

“Şu anda otelden çıktılar. Sur’da veya başka yerlerde olabilirler. IŞİD’çilerle görüşüyorlar. Askeri tesislere ve karakollara bombalı saldırı yapmak için taraftar ve canlı bomba ayarlamaya çalışıyorlar. Bunlar ağırlıklı IŞİD terör örgütü olmak üzere diğer terör örgütlerine taraftar topluyorlar. Bana soru sormayın.”

İhbar üzerine Muhammed İsmail Resul, Jake Hanrahan ve Philip John Pendlebury ile gazetecilerin rehberleri hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.

Üç gazeteci ve rehberleri, 27 Ağustos 2015 tarihinde, Diyarbakır’da kaldıkları Hilton Otel’de gözaltına alındı. Kaldıkları otel odalarında, rehberlerine ait otomobilde arama yapıldı. Sırt çantasındaki not defterine, cep telefonuna, dizüstü bilgisayarına el kondu.

Gazetecilerin rehberlerinin aracındaki üzerinde “Press” yazan üç çelik yelek ve üç çelik kask ile video kamera ve fotoğraf makinelerine el konuldu.

Resul ve iki gazeteci ile rehberlerinin ifadesi 27 Ağustos 2015 tarihinde alındı. Resul, savcılıkta verdiği ifadesinde; Hanrahan ve Pendlebury’i tercümanlık yaptığı için tanıdığını, iş dışında herhangi bir ilişki ve irtibatının olmadığını söyledi.

Gözaltı işlemleri dört gün sürdü. Resul ile Hanrahan ve Pendlebury, Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hakimliği’nin 31 Ağustos 2015 tarihli kararı ve “hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlamasıyla tutuklandı. Üç gazeteci, Diyarbakır’da verilen tutuklama kararının ardından Adana F Tipi Cezaevi’ne götürüldü. Gazetecilerin rehberleri ise serbest bırakıldı.

Tutuklanmalarının ardından İngiltere Dışişleri Bakanlığı, yazılı bir açıklama yaptı. Tutuklamalarla ilgili “kaygılı” olunduğunun belirtildiği açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

“İfade özgürlüğüne saygı ve medyanın kısıtlama olmadan faaliyet gösterme hakkı her demokratik toplumda aslidir. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyannamesi’ne taraf bir devlettir. Türk yetkililerden bu anlaşmalarda kutsal kabul edilen gereklilikleri savunmasını bekleriz.”

Avrupa Birliği Diplomasi Sözcüsü Maja Kocijancic de benzer bir açıklama ile tutuklama kararına tepki gösterdi.

Hanrahan ve Pendlebury’nin avukatları tutuklama kararına Diyarbakır 3. Sulh Ceza Hakimliği’nde itiraz etti. İtiraz üzerine Hanrahan ve Pendlebury, 3 Eylül 2015’te serbest bırakıldı. İki gazeteci önce Adana Göç İdaresi Müdürlüğü’ne götürüldü. Sınır dışı edilme işlemlerinin ardından Almanya’nın Düsseldorf kentine gönderildi. Ancak Resul’un tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Dünya Yazarlar Birliği (PEN International) ve İngiliz Yazarlar Birliği (English PEN), 70’ten fazla yazarla birlikte, tercüman Resul’un serbest bırakılması için Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a mektup yazdı. Mektupta şu ifadeler kullanıldı:

“Türkiye’de tansiyonun giderek arttığı bir dönemden geçildiğinin farkındayız. Ancak özellikle bu gibi zamanlarda, hem yerel hem de uluslararası gazetecilerin tacize uğramaksızın küresel meseleleri haberleştirmelerine izin verilmesi daha da büyük önem taşıyor. Avrupa Konseyi’nin üyesi olan Türkiye, gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gerekse Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’ne taraf devletlerden biridir. Bu nedenle ifade özgürlüğüne saygı göstermek ve gazetecilerin tehdit ya da engelle karşılaşmaksızın özgürce bilgi toplayabilmesini garantilemek zorundadır.”

Diyarbakır 3. Sulh Ceza Hakimliği, 24 Aralık 2015 tarihli tutukluluk incelemesinde, Resul’un tutukluluk hainin devam ettirilmesine karar verdi. Avukatı Muhammed Neşet Girasun, bir üst mahkeme konumundaki Diyarbakır 4. Sulh Ceza Hakimliği’ne itiraz etti. Resul’un, uzun zamandır tutuklu olduğunu ve hakkında kuvvetli suç şüphesinin olmadığını belirtti. Hakimlik, adli kontrol tedbiri ve yurtdışına çıkış yasağı ile Resul’un tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesine karar verildi. Tahliye edildiğinde, yaklaşık dört aydır hapishanedeydi.

Resul ile birlikte gazeteciler Hanrahan ve Pendlebury ile üç gazetecinin rehberi hakkındaki iddianame 30 Kasım 2016 tarihinde tamamlandı.

Amerikan basın yayın kuruluşu Vice News muhabiri, İngiliz vatandaşı Jake Hanrahan ve kameraman Philip John Pendlebury ile tercümanları gazeteci Muhammed İsmail Resul ve rehberleri A.D. hakkındaki iddianame, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 30 Kasım 2016 tarihinde tamamlandı.

İddianamenin ilk altı sayfasında; Basın Kanunu, Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Sözleşme ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi referanslarla basın ve ifade özgürlüğünün hangi durumlarda sınırlanabileceği açıklandı.

İfade ve basın özgürlüğünün, Türkiye’de; Anayasa ve yasalar ile teminat altına alındığı, fakat ulusal güvenlik konularında ortaya çıkabilecek yakın ve büyük tehlikeler nedeniyle bu özgürlüklerin kanunlar ile sınırlandırıldığı ifade edildi.

İddianamede, daha sonra; PKK’nın nasıl ve hangi amaçla kurulduğuna ilişkin iddialar sıralandı.

İddianamede, Resul ile Hanrahan ve Pendlebury hakkındaki soruşturmanın ihbar üzerine başlatıldığı belirtildi.

İddianamede, Resul’un; 2010-2015 yılları arasında, Irak-Türkiye’ye arasında 20 kez gidip geldiği belirtildi.

Gözaltına alındığında el konulan not defterinde, “PKK/KCK silahlı terör örgütü mensuplarına ait olduğu değerlendirilen kod isimlerinin, YPG’li örgüt mensuplarının yol kenarlarında nasıl konuşlandırıldığına dair basit bir krokinin, ‘Barış Anneleri’ notunun, YPG mensuplarının kod isimleri ve telefon numaralarının yazılı olduğu notların” bulunduğu iddia edildi.

El konulan cep telefonunda da “PKK/KCK silahlı terör örgütü mensupları tarafından gerçekleştirilen sokak eylemlerine ve örgüt mensuplarına ait fotoğraf ve videoların, örgüt lideri Abdullah Öcalan’a ait posterleri taşıyan örgüt mensuplarının fotoğraflarının olduğu” ileri sürüldü.

El konulan bilgisayarında, Today’s Zaman uzantılı bir adrese gönderilen e-posta ile Fatih Üniversitesi’nde sosyoloji profesörü olarak görev yapmış bir kişile gönderilen e-postanın bulunduğu belirtildi. Today’s Zaman Gazetesi ile Fatih Üniversitesi’nin, Kanun Hükmünde Kararname ile “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne aidiyeti” iddiasıyla kapatıldığı ifade edildi.

Today’s Zaman Gazetesi ve Fatih Üniversitesi, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından, Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde, Kanun Hükmünde Kararname ile kapatıldı. OHAL döneminde hükümet, Meclis’in onayına başvurmadan yürürlüğe koyduğu Kanun Hükmünde Kararnameler ile çok sayıda basın yayın kuruluşu ve üniversiteyi kapatmıştı.

İddianamede, Resul’un; tercümanlık yaptığı Hanrahan ve Pendlebury’nin çalıştığı Vice News tarafından Resul’e 2 bin 450 Dolar ödeme yapıldığı belirtildi. “Ödemelerin, pek çok mahkeme kararında FETÖ’nün finans kuruluşu olduğu belirtilen Bank Asya aracılığı ile gerçekleştirildiği” ileri sürüldü.

Resul’un, Today’s Zaman Gazetesi ve Fatih Üniversitesi bağlantılı e-postalar ve Bank Asya iddiası ile Vice News kanalına tercümanlık yapması, iddianamede; şu iddiaya delil olarak gösterildi:

“PKK/KCK tarafından gerçekleştirilen eylemler hakkında diğer şüpheliler tarafından haber yapılarak, örgütün uluslararası medyada meşru gösterilmesi için görüntüler ve röportajlar hazırlanırken, aynı zamanda FETÖ/PDY terör örgütüne ait ve ülkemizde İngilizce olarak yayın yapan Today’s Zaman Gazetesi ile irtibat sağladığı, alacağı ödemeyi Bank Asya aracılığı ile temin ettiği, bu nedenle her iki terör örgütü ile bağlantı içerisinde olduğu görülmektedir.”

İddianamede, Resul’un; “Bilgisayarında bulunan belgelerin tek başına tercümanlık ile ilgili olmadığı, örgüt faaliyetleri kapsamında bilgi ve belgeleri terör örgütünün eylemlerini meşru ve haklı göstermek üzere topladığı” iddia edildi.

İddianamede, Resul; Türk ceza Kanunu’nun 220/7 ve 314/2 maddeleri ile Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca “hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte, silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmekle” suçlandı. Hakkında yedi yıl altı aydan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Resul, bir de Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’un 4. maddesi uyarınca “bir teröriste veya terör örgütlerine fon sağlamakla” suçlandı. Hakkında beş yıldan 10 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Resul hakkında, iki suçlama karşısında toplamda; 12 yıl altı aydan 25 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

İddianame Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Amerikan internet haber sitesi Vice News muhabiri İngiliz vatandaşı Jake Hanrahan, kameraman Philip John Pendlebury, Iraklı tercümanları gazeteci Muhammed İsmail Resul ve rehberleri A.D. hakkındaki yargılama, 27 Şubat 2017 tarihinde, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı.

Hanrahan ve Pendlebury, haklarındaki iddianame tamamlanmadan ülkelerine döndükleri için duruşmaya katılmadılar. İki gazeteciyi, İsmail Resul ile birlikte, avukatları Törehan Büyüksoy ve Abdullah Orçun Çetinkaya savundu.

Muhammed İsmail Resul ise savunmasında, “18 yaşından beri 5 dil konuşuyordum. Hem gazetecilik hem tercümanlık yapmak üzere bana teklifler gelmeye başladı. Kuzey Irak’ta çeşitli haber kurumlarında muhabir olarak, tercüman olarak çalıştım. Türkiye’de AP Haber Ajansı ile çalıştım” dedi. Resul şunları söyledi:

“Gözaltına alınmadan beş gün önce Bodrum’da AP haber ajansı adına mülteciler ile alakalı haber yaptım. Bodrum’dan dönerken bana mesaj geldi, tercümana ihtiyaç olduğu, güneydoğuya gidip belgesel çekeceklerini söylediler. Ben daha önceden Philip ile tanışıyordum. Kendisi Kuzey Irak’tan Musul’a doğru adlı bir belgesel çekmişti. Ben de kendisinin mihmandarlığını yapmıştım, o belgesel peşmergeler ile ilgiliydi.”

Fethullah Gülen cemaati ile ilgili olarak, 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişiminden sonra, “FETÖ terör örgütü” suçlaması ile açılan pek çok davada verilen mahkeme kararlarında, “FETÖ’nin finans kurumu olduğu belirtilen” Bank Asya’da hesabının bulunması suçlaması karşısında da “Fatih Üniversitesi kurumsal olarak Bank Asya ile anlaşmalıydı. Ben de üniversiteye kaydolunca Bank Asya’dan hesap açtırdılar. Ben de o hesabı kullanıyordum” dedi.

Resul, “Soruşturma devam ettiği için ne hayatıma odaklanabiliyorum, ne okuluma gidebiliyorum. Yüksek lisansı bitirmek üzereyim. Tez aşamasındayım” dedi. Hakkındaki yurtdışına çıkış yasağının devam ettirilmesi ile ilgili olarak da “Yurtdışı yasağı olduğu için Irak’tan gelen iş tekliflerini de değerlendiremiyorum. Boşluk içerisinde kaldım” diye konuştu.

Avukatı Abdullah Orçun Çetinkaya ise Resul’un “büyük ajanslar için bu bölge ile alakalı olarak haber yaptığını” söyledi.

Avukat Çetinkaya, Resul’un bilgisayarının şifreli olması ile ilgili suçlama karşısıda ise “Müvekkil, savcılıkta kullanıcı adı ve şifresini açık açık söylemiştir. Ancak bu hiç dikkate alınmamıştır. Müvekkil bu nedenle dört ay tutuklu kalmıştır. Neredeyse bir yıl sonra, emniyet bilişim bürosunca yapılan incelemede, bu kullanıcı adı ve şifresinin müvekkilin verdiği bilgiler olduğu ortaya çıkıyor” dedi.

Mahkeme, Resul hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verdi.

Mahkeme, gazeteciler Hanrahan ve Pendlebury’nin savunmalarının yaşadıkları ülkede alınması için hazırlanan evrakın çevirisinin beklenmesine karar verdi.

Yargılamanın ikinci duruşması 18 Temmuz 2017 tarihinde görüldü. Mahkeme heyetinin değiştiği gözlendi. gazeteciler Hanrahan ve Pendlebury’nin savunmalarının yaşadıkları ülkede alınması için hazırlanan evrakın çevirisinin dosyaya eklendiği açıklandı. Mahkeme, iki gazetecinin savunmalarının yurtdışında alınması için hazırlanan evrakın Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine karar verdi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 26 Aralık 2017 tarihinde görüldü. Mahkeme heyetinden bir üyenin değiştiği gözlendi. Duruşma, aynı gerekçeyle ertelendi.

Yargılamanın dördüncü duruşması 10 Nisan 2018 tarihinde görüldü. Yargılamanın bundan sonraki duruşmaları, aynı gerekçeyle ertelendi.

Yargılamanın dokuzuncu duruşması 10 Eylül 2020 tarihinde görüldü. Mahkeme heyetinin tüm üyelerinin değiştiği gözlendi. Gazetecilerin avukatı Abdullah Orçun Çetinkaya, Adalet Bakanlığı’na yazılan yazının yanıtının uzun süredir beklendiğini dile getirdi ve çalışmanın ne durumda olduğunun sorulmasını talep etti. Talep, kabul edildi.

Yargılamanın 10. duruşması 24 Aralık 2020 tarihinde görüldü. Duruşma, aynı gerekçeyle ertelendi.

Yargılamanın, 20 Mayıs 2021 tarihinde görülecek 11. duruşma ile devam etmesine karar verildi.

10. Standing - Dec. 24, 2020


Saat 10.10’da başlaması gereken duruşma, 50 dakika gecikmeyle, saat 11.00’da başladı.

Duruşmaya katılmayan Jake Hanrahan, Philip John Pendlebury ve Muhammed İsmail Resul’u, avukatları Abdullah Orçun Çetinkaya temsil etti.

Mahkeme heyetinin değiştiği görüldü. Bu nedenle, önceki duruşmaların tutanakları okundu.

Önceki duruşmalar, Jake Hanrahan ve Philip John Pendlebury’nin savunmasının bulunduğu ülkede alınması için Adalet Bakanlığı’na yazılan yazıya yanıt gelmesinin beklenmesi için ertelenmişti. Beklenen yazının bu duruşmada da gönderilmediği açıklandı.

Duruşma savcısı, savunma eksikliğinin giderilmesini talep etti.

Gazetecilerin avukatı Çetinkaya, yazının yanıtının Adalet Bakanlığı’ndan sorulmasını talep etti.


Mahkeme, Hanrahan ve Pendlebury’nin savunmasının yurtdışında alınması için Adalet Bakanlığı’na yazılan yazının yanıtının beklenmesine karar verildi.

Yargılamanın, 20 Mayıs 2021 tarihinde görülecek 11. duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Basın mensupları ve gözlemcilerin duruşma salonunun bulunduğu koridora geçiş yapmalarına izin verildi. Duruşma salonuna girişte de herhangi bir üst araması yapılmadı. Basın mensuplarına basın kartı sorulmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü mahkeme salonu, Diyarbakır Adliyesi’nin en büyük salonlarından biriydi.

Duruşmaya katılım

Duruşmayı üç basın mensubu takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşmada olağanüstü bir gelişme yaşanmadı.

Vice News Trial (Minutes of the Hearing)

Vice News Trial (Indictment)

Vice News Trial 10. Standing (Minutes of the Hearing)

Press in Arrest is a database, monitoring, documentation and collective memory study of Press Research Association.
+90 (312) 945 15 56 | pressinarrest@gmail.com

Creative Commons License
Licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.