Muhammet Sait Kuloğlu

FETÖ Media Organization

15 Temmuz darbe girişiminin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Fetullah Terör Örgütü – Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PYD) medya yapılanması içerisinde yer aldıkları” iddiasıyla çoğunluğu gazeteci 35 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Hakkında gözaltı kararı verilenlerin isimleri ilk olarak hükümete yakın basın organlarında yayımlandı. Soruşturma kapsamında ilk gözaltı operasyonları 26 Temmuz 2016’da yapıldı.

Soruşturma talimatı İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Fuzuli Aydoğdu tarafından verildi.

Kuloğlu, soruşturma kapsamında İstanbul’daki evine yapılan baskında gözaltına alındı. Vatan Emniyet Müdürlüğü yerine Gayrettepe’deki Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından 25 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’ne getirildi. Savcılık sorgusunun tutuklanma talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Hakimlik hakkında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklama kararı verdi. Silivri Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Kuloğlu ile birlikte aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan isimler arasında Nazlı Ilıcak, Seyit Kılıç, Yakup Sağlam, Abdullah Kaya, Bayram Kaya, Cihan Acar, Bünyamin Köseli, Emre Soncan, Mustafa Erkan Acar, Cemal Azmi Kalyoncu, Habip Güler, Mehmet Gündem, Cuma Ulus, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Bülent Mumay, Haşim Söylemez, Ali Akkuş, Yakup Çetin, Arda Akın ve Ufuk Şanlı gibi isimler de vardı.

Gazeteci Muhammet Sait Kuloğlu’nun da aralarında bulunduğu 27’si gazeteci 29 sanık hakkındaki iddianame, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Murat Çağlak tarafından hazırlandı. İddianame 196 sayfadan oluşuyordu. Savcı Çağlak, iddianamenin 112 sayfasında “Fetullah Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ-PYD)” ile ilgili yapılanmasına, kuruluş dönemine dair kapsamlı bir değerlendirmede bulunuyor. Benzer davalarda da (FETÖ Ana Medya Davası gibi) böylesi değerlendirmeler kullanılıyor.

Gazeteci Kuloğlu hakkındaki bölüm 165’inci sayfada tek sayfa olarak yer aldı. Kuloğlu ile ilgili bölümde Kuloğlu’nun kurucu ve genel yayın yönetmeni olduğu www.subuhaber.com isimli internet sitesine ait twitter hesabından 15 Haziran 2014 ile 05 Ocak 2016 tarihleri arasında “fuatavni” içerikli 493 adet paylaşım yapıldığı bilgisine yer verdi. Söz konusu hesapla röportaj yapıldığı bilgisine de yer verilen değerlendirmeler,de “paylaşımlara yer vererek kamuoyunda sürekli hesabın gündemde kalmasını sağladığı” ifadesi kullanıldı.

Ardından Kuloğlu’nun evinde yapılan aramada el konulan digital materyallere yer verildi.

Kuloğlu ile ilgili bölüm, emniyet ve savcılık aşamasındaki ifadesiyle devam ediyor:

“İnternet sitesinin kurucusu olduğunu, herhangi bir örgüt adına algı operasyonu yapmadığını, Subuohaber İnternet sitesindeki haberlerin yapıldnıığı kabul ettiğini, ekonomik kaygılarla internet sitesi kurduğunu, tamamen ekonomik kaygılarla o dönem popüler olan fuatavni’nin başka görsel veya yazılı haber kaynaklarında olan paylaşımlarını kaynak göstererek kullandığını, sonrasında bu hesabın trol hesap olduğunu anlayınca fuatavni’nin güvenilmez trol bir hesap olduğu yönünde haberle rde yaptığı,nı algı faaliyetlerinde bulunmadığ,ını suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.”

Savcı Çağlak, Kuloğlu hakkında bir sayfayı geçmeyen bu tespitlerin ardından Kuloğlu’nun “örgüt lehine haberler yaparak” kamuoyu oluşturduğunu savundu. Bu kapsamda “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep etti.

Kuloğlu ve diğer gazeteci sanıklar hakkındaki iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edilerek, yargılamalarına başlandı.

Gazeteci Muhammet Said Kuloğlu’nun da aralarında bulunduğu 27’si gazeteci 29 kişi hakkındaki iddianame, 13 Şubat 2017’de kabul edildi. Ardından İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce duruşma günü belirlendi. Davanın ilk duruşması için tarih olarak 27-31 Mart 2017 belirlendi.

İlk duruşmaya gazeteci Kuloğlu’nun da aralarında bulunduğu 26 tutuklu, bir tutuksuz sanık katıldı. Sanıklardan gazeteci Said Sefa ile Bülent Ceyhan ise firari oldukları için katılmadı. Duruşmaya tek tutuksuz sanık gazeteci Ünal Tanık’ın eşi M.T. de katıldı. Duruşma ise sanık ve izleyici sayısının çok olması nedeniyle Çağlayan Adliyesi’nin zemin katındaki büyük salonda görüldü.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ilk olarak tutuklu sanıklardan gazeteciler Atilla Taş ve Murat Aksoy’un avukatı Ali Deniz Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’nın, İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimi iken Atilla Taş, Murat Aksoy, Mutlu Çölgeçen ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu hakkında tutuklama kararı verdiğini hatırlattı. Mevcut kanunlara göre soruşturmada görev yapan hakimin kovuşturmada görev yapamayacağını hatırlatan avukat Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’dan dosyadan el çekmesini, el çekmediği takdirde reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme, reddi hakim talebinin “usule uygun” olmadığı gerekçesiyle “oy birliği” ile reddetti.

Duruşma başlangıcında genelde olanın aksine jandarma görevlilerinin tavırları dikkat çekiciydi. Jandarmalar sanıklar ile yakınların birbirlerini görmelerini engelleyecek şekilde ayağa kalktı, mahkeme başkanının müdahalesi üzerine yeniden oturdu.

Mahkeme başkanının sanık savunmalarına geçme acelesi dikkat çekti. Çok sayıda dava olduğu yönünde açıklama yapan mahkeme başkanı Lorasdağı, avukatların reddi hakim talebini dinlemek istemedi. Sanıklardan Cihan Acar müdafii Gülşah Kaya, iddianame okunmadan savunmalara geçilmesi üzerine “İddianamenin okunmasını talep ediyorum. (Mahkeme başkanı tarafından sözünün kesilmesi üzerine) Duruşma böyle karşılıklı sürmez. Ben talepte bulunurum, siz karar veririsiniz. En azından iddianemeyi özetleme yükümlülüğünüz var” dedi, mahkeme cevap vermedi. İddianame okunmamasına rağmen tutanaklara “iddianame okundu” şeklinde geçmesine avukat Ömer Kavili “Yalan beyan olduğu kayıtlara geçsin” talebinde bulundu. Mahkeme heyeti cevap vermezken izleyiciler Kavili’yi alkışladı. Alkışlar üzerine mahkeme başkanı “Kimi alkışlıyorsunuz?” diye tepki gösterdi.

Kimlik tespitiyle devam eden duruşmada sanıklar savunma yaptı. Davanın ilk günkü oturumunda tutuklu gazeteci ve yazarlardan Ali Akkuş, Ahmet Memiş, Abdullah Kılıç, Atilla Taş ve Bayram Kaya savunmalarını yaptı. Sanıklar tahliye ve beraat talep etti.

Beş gün süren duruşmaların ardından 31 Mart günü aralarında Kuloğlu’nun da aralarında bulunduğu 21 tutuklu gazeteci sanık hakkında tahliye kararı verildi. Ancak Kuloğlu ile birlikte hakkında tahliye kararı verilen Ahmet Memiş, Bayram Kaya, Cemal Azmi Kalyoncu, Cuma Ulus, Halil İbrahim Balta, Hanım Büşra Erdal ve Habip Güler’in tahliyelerine savcılık tarafından itiraz edildi. İtirazının İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edilmesinin ardından cezaevini terk etmeden yeniden tutuklandı. Hakkında tahliye kararı verilen diğer 13 kişi ise “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeni bir soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Cezaevinden tahliye olmadan gözaltına alınan 13 gazeteciden 12’si iki haftalık gözaltı sürecinden sonra yeniden tutuklandı.

21 kişi hakkında tahliye kararı veren 25. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İbrahim Lorasdağı, hakimler Barış Cömert ve Necla Yeşilyurt Gülbiçim ise 3 Nisan 2017’de açığa alındı.

Davanın bir sonraki duruşması 27 Nisan 2017’de görüldü. Bu duruşmada gazeteciler önceki heyetin açığa alınması nedeniyle yeni bir mahkeme heyeti tarafından yargılandı. Duruşma sonunda 20 sanığın da tutukluluk halinin devamına karar verilerek, bir sonraki duruşma 6 Temmuz 2017 tarihine bırakıldı. Davanın üçüncü duruşmasında bir kez daha mahkeme heyeti değişti. Bu duruşmada da Kuloğlu ve diğer sanıkların tutukluluklarına devam kararı verildi.

Bu yargılama devam ederken “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeniden hakkında bir soruşturma açılan 13 gazeteciyle ilgili yeni bir iddianame daha hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından hazırlanan iddianame, önceki yargılamanın sürdüğü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İkinci iddianamenin kabülüyle birlikte Akkuş’un da aralarında bulunduğu 13 kişi hakkındaki “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması 16 Ağustos 2017’de görüldü. Tutuklu sanıkların tümünün hazır bulunduğu duruşmada Mahkeme Başkanı Taner Akıncı, üye hakimler Emre Efe Şimşek ve Özlem Atuk Şimşek görev aldı. Bu duruşmada davanın Güler’in de aralarında bulunduğu 29 sanıklı “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla aynı mahkemede süren dava ile birleştirilmesine karar verildi.

Birleştirme kararı sonrası ilk duruşma ise 24 Ekim 2017’de görüldü. Duruşmada savunma yapan Kuloğlu, iddiaları reddetti.

Davanın bir sonraki duruşması ise 4 Aralık 2017’de görüldü. Bu duruşmada tanıklar dinlendi. Duruşmaya İzmir’den bağlanan tanığın sanık Muhammed Sait Kuloğlu hakkındaki ifadesi alındı. Tanık Kuloğlu’nu üniversite yıllarından ve arkadaşları aracılığıyla tanıdığını söylerken mahkeme başkanı Kuloğlu’nun “FETÖ üyeliği” suçlamasıyla yargılandığını hatırlatıp bu konuyla ilgili bilgilerini sordu. Tanık bunun üzerine o konuda bilgisi olmadığını söyledi.

Mütalaa

Savcı, 6 Şubat 2018’de İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sundu. Savcı Güler’in de 23 sanığın “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılması talep edildi.

Gazeteci Murat Aksoy ile birlikte aynı davada tutuklu yargılanan gazeteci Gökçe Fırat Çulhaoğlu ve M.T.’ya ise “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan ceza istedi. Mütalaada ayrıca haklarında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ve Bülent Ceyhan’ın dosyalarının ayrılması da talep edildi. Savcı mütalaasının ardından söz alan avukatlar, dijital rapor ve diğer delillerin müvekkillerinin lehine olmasına rağmen cezalandırma talep edilmesine tepki gösterdi. Avukatların büyük bölümü ayrıca müvekkillerine yönelik “örgüt üyeliği” iddialarını sabit kılacak somut delillerin yer almadığına dikkat çekti.

Bu duruşmada tutuklu Halil İbrahim Balta’nın sağlık sorunları nedeniyle adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verildi.

Soruşturmanın genişletilmesi taleplerini reddeden mahkeme, diğer taleplerin esas hükümle birlikte karara bağlanmasına kararlaştırdı. Avukatların savunma için ek süre talebini kabul eden mahkeme heyeti bir sonraki duruşmanın 22 Şubat 2018’de görülmesine karar verdi.

Kuloğlu ise mütalaya ilişkin yaptığı esas savunmasında “Haberden ötürü kimse örgüt üyeliği ile suçlanamaz, örgüt üyeliğinin tanımı bellidir. Ben gözaltına alındığımda haberturk.com‘da çalışıyordum” ifadelerini kullandı. Kuloğlu haklarındaki ilk tahliye kararı verildiği dönem kendilerine yönelik sosyal medyada tehdit mesajları olduğunu belirterek “İyi ki bizi tahliye etmemişsiniz” dedi. Bunun üzerine Mahkeme Bakanı Turan Akıncı “Şimdi tehlike geçti mi, tahliye istiyor musunuz?” diye sordu, Kuloğlu da tahliyesini istedi.

Duruşma savunma yapmayan gazetecilerin savunmalarının alınması ve dosyanın karara bağlanması için 7-8 Mart 2018 tarihine ertelendi.

Karar Duruşması

Mahkeme heyeti 8 Mart’taki oturumunda sanıkların son sözünü aldı. Ardından karar için duruşmaya ara verdi.

Kararda Kuloğlu’nun da aralarında bulunduğu 23 sanığın “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasına karar verildi.

Mahkeme, Kuloğlu ile birlikte 12 sanığın “suçun işleniş özellikleri ve suça yönelik kastın yoğunluğu” nedeniyle yine “örgüt üyesi olmak” suçlamasından 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Bu grupta yer alanlar isimler şunlardı: Ahmet Memiş, Ali Akkuş, Mustafa Erkan Acar, Mutlu Çölgeçen, Oğuz Usluer, Seyid Kılıç, Ufuk Şanlı, Ünal Tanık, Yetkin Yıldız, Cuma Ulus ve D. A..

Mahkeme 11 gazeteciye de suçlamanın alt sınırından 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmalarına hükmedildi. Sanıklar şunlardı: Abdullah Kılıç, Bayram Kaya, Bünyamin Köseli, Cemal Azmi Kalyoncu, Cihan Acar, Habip Güler, Halil İbrahim Balta, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Yakup Çetin ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu.

Davada tutuksuz yargılanan gazeteci Murat Aksoy “örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Aksoy ile birlikte Atilla Taş’a da aynı suçlamadan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi. Mahkeme, her iki sanığın da tutuksuzluğunun devamına hükmetti. Mahkeme heyeti Rotahaber’in genel yayın yönetmeni Ünal Tanık’ın eşi M. T.’nın da beraatine karar verdi.

Mahkeme ayrıca tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin “hükmen tutuklu” olarak devamına karar verirdi. Daha önce tahliye edilen sanıklardan Ali Akkuş’un da yeniden tutuklanmasına hükmedildi. Önceden tahliye olan diğer sanıkların ise temyiz süresince tutuksuz hâlleri devam etti. Kararda hakkında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ile Bülent Ceyhan’ın dosyasının ayrılmasını kararlaştırdı. Eski Zaman gazetesi çalışanı Emre Soncan’ın da dosyasının hakkındaki bir başka dava ile birleştirilmesi üzerine davada yargılaması yapılan sanık sayısı 26’ya düştü.

İstinaf Süreci

Davanın gerekçeli kararının açıklanmasının ardından istinaf mahkemesine başvuru yapıldı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 22 Ekim 2018 tarihinde vermiş olduğu kararında cezaları onadı. Mahkeme tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin de devamına hükmetti. Avukatların duruşma taleplerine karşın duruşmasız olarak verilen istinaf kararında, dosyada mevcut delillerin suçun ispatı bakımından yerinde ve yeterli olduğu ve yerel mahkemenin kararının hukuka uygun olduğu ifade edildi.

Yargıtay Süreci

Kuloğlu ile birlikte 23 sanığın almış olduğu cezalarının beş yıl sınırın üzerinde olması nedeniyle bu kez Yargıtay’a temyiz başvurusu yapıldı. Yargıtay Başsavcılığı, temyiz başvurusuna dair verdiği tebliğnamede temyize taşınan davanın reddedilmesini talep etti. Yargıtay Başsavcılığı, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığını öne sürerek temyiz davasının esastan reddedilmesini ve gazetecilerin hükümlerinin onanmasını talep etti.

Dosya hala Yargıtay’da karara bağlanmayı bekliyor.

FETÖ Media Organization (Indictment)

FETÖ Media Organization (Reasoned Judgement)