Mümtazer Türköne

Mümtazer Türköne was a columnist for the Zaman Newspaper. After the appointment of a trustee to the newspaper, he also started writing a column for the Yarına Bakış newspaper, like many Zaman contributors.

He remained in pretrial detention as part of the case where other writers and executives of the newspaper were put on trial. He faced a sentence of up to three times aggravated life imprisonment and also an additional 7.5 to 15 years of imprisonment for “being a member of an armed organization” (314/2).

Like all journalists on trial for the Zaman Newspaper Main Case, Türköne’den faced charges of “Attempting to overthrow the constitutional order, the Parliament and the Republic of Turkey or preventing them from executing their duties” and “committing crimes on behalf of an armed terrorist organization without being a member of it.” No reduction was made in his sentence.

He was sentenced to 10 years and six months of imprisonment for “being a member of a terrorist organization.” He has been in pretrial detention in Silivri Prison since Aug. 4, 2016. The Court of Appeal upheld the sentence. His file is in the Court of Cassation.

He has been in Silivri prison since Aug. 4, 2016.

Mümtazer Türköne - Erdoğan'a Hakaret

15 Temmuz 2015 darbe girişimi sonrası 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Zaman Gazetesi’nde 16 Mart 2014 günü Mümtazer Türköne imzalı “Mecbur olmasa bu kadar kötü olur mu” başlıklı bir yazı yayınlandı.

Mümtazer Türköne, kapatılan Zaman Gazetesi’ndeki köşesinde 16 Mart 2014’de yayımlanan “Mecbur olmasa bu kadar kötü olur mu” başlıklı yazısı sebebiyle “Sesli Yazılı veya Görüntülü Bir İleti ile Hakaret” (Türk Ceza Kanunu 125) suçlamasıyla yargılanıyor.

Türköne yazısında dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Antep’te yaptığı bir konuşma sırasında Gezi Direnişi sırasında öldürülen Berkin Elvan’ı “terörist” olmakla suçlamış ve annesi Gülsüm Elvan’ı kalabalığa yuhalatmıştı.

Erdoğan yazının yayınlanmasının ardından Türköne’den şikayetçi oldu. Ancak savcılık takipsizlik kararı verdi ve davaya konu etmedi. Erdoğan’ın avukatları bu karara itiraz etti. Bakırköy 2. Sulh Ceza Hakimliği itirazı görüştü ve “suça ilişkin delillerin bulunması ve delillerin takdirinin mahkemeye ait olması” gerekçesiyle takipsizlik kararını 14 Ekim 2014’te kaldırdı.

Bu karar üzerine Cumhuriyet Savcısı Mustafa Gökay 3 Kasım 2014’te iddianame hazırladı ve Mümtazer Türköne’nin “kamu görevlisine hakaret” suçundan 1 yıldan 2 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istedi.

Mümtaz Türköne KHK ile kapatılan Zaman gazetesindeki yazısında dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Antep’te yaptığı bir konuşmayı ele alıyordu.

Erdoğan 14 Mart 2014 günü yaptığı konuşmada konuşmasında Gezi Direnişi sürecinde 16 Haziran 2013 günü ekmek almaya giderken polisin attığı biber gazı fişeğinin kapsülüyle yaralanan ve 269 gün komada kaldıktan sonra 11 Mart 2014’te hayatını kaybeden Berkin Elvan’ı konu etmişti. Erdoğan, yaralandığında 14 yaşında olan Berkin Elvan için “terör örgütlerinin içinde yüzü poşulu bir çocuk”, “Cebinde demir bilyelerle olan bir çocuk. Ne ekmek alması, ne alakası var” demişti. Ardından Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan’a seslenerek “Mezarına niye demir bilyeler koydunuz” diyerek toplanan kalabalığa yuhalatmıştı. Türköne yazısında Erdoğan’ın bu konuşmasını “nekrofili [ölü sevicilik] örneği” olarak değerlendirmişti. Yazısında “Başbakan seçmen tabanını kendi kötücüllüğüne ortak ederek mevzileri korumaya çalışıyor” demişti.

Cumhuriyet Savcısı Mustafa Gökay hazırladığı iddianamede Türköne’nin şekayet dilekçesine karşı verdiği savunmasına yer veriyor. Türköne yazılı verdiği savunmasında akademisyen olduğunu ve “nekrofili”yi “ölü sevicilik” değil “yaşam karşısında ölümü yüceltmek” anlamıyla kullandığını söylüyor. Kelimenin bu anlamını ise yazar Alev Alatlı’nın eserlerinden alıntıladığını belirtiyor. Hakaret kastının olmadığını düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde yazı kaleme aldığını ve bu haklarının Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle korunduğunu belirtiyor.

Savcı Gökay değerlendirme bölümünde savcılığın daha önce yazıyı “ifade özgürlüğü” çerçevesinde değerlendirdiğini ancak Bakırköy 2. Sulh Ceza Hakimliği’nin bu kararı kaldırdığını belirtiyor ve Türk Ceza Kanunu’nun “Hakaret” suçunu düzenleyen 125. maddesi gereği 1 yıldan 3 yıla kadar cezalandırılmasını talep ediyor.

Mümtazer Türköne’nin, Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle yargılandığı dava, 28 Nisan 2015’te başladı.

12 Ocak 2016’da görülen duruşmada mahkeme hakimi Aşkın Kocamanoğlu, sanık Mümtazer Türköne hakkında “Basın yoluyla kamu görevlisine hakaret” suçundan kamu davasının 2 aylık yasal sürede açılmadığını gerekçe göstererek davayı düşürdü. Hakim aynı zamanda yazının internet sitesinde yayınlanması suçunu sanığın işlemediğine hükmetti ve Türköne’yi beraat ettirdi.

Ancak Yargıtay 18. Ağır Ceza Dairesi beraat kararını bozdu. Yargılama yeniden başladı. 5. Duruşma 11 Eylül 2019 günü görüldü. Türköne duruşmaya Silivri Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı. 5 yıl önceki bir yazısından yargılandığını hatırlattı ve dosyasını ve o dönem yazdığı yazıyı incelemek için süre istedi. 6. duruşma 15 Ekim 2019 günü görüldü. Türköne bu duruşmada savunmasını yaptı. “Nekrofili” kelimesini kullandığı için suçlandığını hatırlattı ve bazı siyasetçilerin konuşmalarında bu kelimeyi kullandığını söyleyerek aralarında Erdoğan’ın da bulunduğu bazı isimlerin konuşmalarından örnekler verdi.

Davanın bir sonraki duruşması 31 Ekim 2019’a bırakıldı.

Karar duruşmasında Türköne’nin “hakaret” suçlamasıyla 87 gün karşılığı 1740 TL adli para cezasına çarptırılmasına karar verildi.

Ayrıca Türköne’nin daha önce Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı bir davada hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılmıştı. Mahkeme bu nedenle bu davada hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına yer olmadığını belirtti. Diğer hükmün de işletilmesi için ihbarda bulunulmasına karar verildi.

7. Standing - Oct. 31, 2019


Mümtazer Türköne, kapatılan Zaman Gazetesi’ndeki köşesinde 16 Mart 2014’de yayımlanan “Mecbur olmasa bu kadar kötü olur mu” başlıklı yazısı sebebiyle “Sesli Yazılı veya Görüntülü Bir İleti ile Hakaret” (Türk Ceza Kanunu 125) suçlamasıyla yargılanıyor.

Türköne yazısında dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Antep’te yaptığı bir konuşmayı ele alıyordu. Erdoğan konuşmasında Gezi Direnişi sürecinde 16 Haziran 2013 günü ekmek almaya giderken polisin attığı biber gazı fişeğinin kapsülüyle yaralanan ve 269 gün komada kaldıktan sonra 11 Mart 2014’te hayatını kaybeden Berkin Elvan’ı “terörist” olmakla suçlamış ve annesi Gülsüm Elvan’ı kalabalığa yuhalatmıştı.

Erdoğan yazının yayınlanmasının ardından Türköne’den şikayetçi oldu. Ancak savcılık takipsizlik kararı verdi ve davaya konu etmedi. Erdoğan’ın avukatları bu karara itiraz etti. Bakırköy 2. Sulh Ceza Hakimliği itirazı görüştü ve “suça ilişkin delillerin bulunması ve delillerin takdirinin mahkemeye ait olması” gerekçesiyle takipsizlik kararını 14 Ekim 2014’te kaldırdı.

Bu karar üzerine Cumhuriyet Savcısı Mustafa Gökay 3 Kasım 2014’te iddianame hazırladı ve Mümtazer Türköne’nin “kamu görevlisine hakaret” suçundan 1 yıldan 2 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istedi. Dava 28 Nisan 2015’te başladı.

12 Ocak 2016’da görülen duruşmada, mahkeme hakimi Aşkın Kocamanoğlu, sanık Mümtazer Türköne hakkında “Basın yoluyla kamu görevlisine hakaret” suçundan kamu davasının 2 aylık yasal sürede açılmadığını gerekçe göstererek davayı düşürdü. Hakim aynı zamanda yazının internet sitesinde yayınlanması suçunu sanığın işlemediğine hükmetti ve Türköne’yi beraat ettirdi.

Ancak Yargıtay 18. Ağır Ceza Dairesi beraat kararını bozdu. Yargılama yeniden başladı. 5. Duruşma 11 Eylül 2019 günü görüldü. Türköne duruşmaya Silivri Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı. 5 yıl önceki bir yazısından yargılandığını hatırlattı ve dosyasını ve o dönem yazdığı yazıyı incelemek için süre istedi. 6. duruşma 15 Ekim 2019 günü görüldü.


Mümtazer Türköne İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 7. duruşmasına başka bir davadan tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı.

Mahkeme başkanı Gül Sema Çevik di. Türköne’nin avukatı Melike Polat ile Erdoğan’ın avukatı Emine Nur Çakır salondaydı.

Türköne, nekrofil kelimesini hakaret olarak kullanmadığını, daha önceki duruşmalarda olduğu gibi açıkladı. Mahkemeye sunduğu sekiz sayfalık yazılı savunmasında, davaya konu olan “nekrofil” ifadesinin etimolojik kökenini ve Türkiye’de nasıl kullanıldığını anlattı.

Türköne şöyle konuştu: “Hukuk kelimesi akılla birlikte kullanılır. Burada hem hukuka hem akla aykırı bir dava konusu var. Bu kelimeyi hakaret olarak kullandığımı söyleyebilmek için söz konusu siyasetçilerin de bunu hakaret anlamında kullandığını kabul etmemiz gerekir.

“Muhtemelen Cumhurbaşkanının hiçbir bilgisi olmayan bu davada, bu tazminatlarla milyarlarca liralık bir sektör oluşmuş durumda. Avukatların ayrı bir çıkar grubunu temsil ettikleri de belli. Sizden avukatların şikayetlerini geri çekmelerini istemenizi talep ediyorum. Bu dava zaten düşürülmesi gereken bir dava. Nekrofil kelimesinin hakaret içermediği de kanıtlanmış durumda. Ben sizden davayı düşürmenizi, önceki kararınızda ısrar etmenizi talep ediyorum.”

Türköne’nin savunmasını dikkatle dinleyen hakim, özetleyerek tutanağa geçirdi.

Türköne’nin avukatı Melike Polat, bu dosyanın ilk başta takipsizlikle kapatıldığını, itirazlar üzerine yeniden açıldığında ise beraatle sonuçlandığını ancak yine itirazlar sonucu devam etmekte olduğunu söyledi. Dosyanın bu süreçte birden çok kez ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirildiğini, ancak Cumhurbaşkanı sıfatına sahip olan müştekinin itirazları üzerine bu yöndeki savcılık ve mahkeme kararlarının kaldırıldığına dikkat çekti.

Davaya konu olan, yazıdaki “nekrofil” ifadesinin dönemin Başbakanı tarafından Uludere katliamı, Soma katliamı gibi olaylardan sonra kullandığını hatırlatan avukat Polat, Türköne’nin yazısının, polis tarafından öldürülen Berkin Elvan’ın annesinin Erdoğan tarafından yuhalatıldıktan sonra kaleme alındığını belirtti. “Müvekkilim herkesin konuştuğu bir konu hakkında, güncel bir yazı kaleme alıyor” derken, nekrofil ifadesinin kullanıldığı bağlamın yazıda çok açık olduğunu söyledi. “Dönemin başbakanı rahatsız olmuş olabilir, ama biz de ifade özgürlüğüne bu noktada ihtiyaç duyuyoruz” diyen Polat müvekkilinin beraatini istedi.

Erdoğan’ın avukatı “Sanığın savunmalarını kabul etmiyoruz. İddianame kapsamında cezalandırılmasını talep ediyoruz. Sanık kalemi kıvrak bir yazardır, kullandığı kelimelerin anlamını çok iyi biliyor” diye konuştu.

Mahkeme başkanı herkese son sözünü sordu. Türköne Basın Kanunu’ndaki dört aylık zamanaşımı nedeniyle düşme talep etti. Avukatı beraat talep etti. Erdoğan’ın avukatı ise cezalandırılmasını istedi.

Mahkeme karar için ara verdi ve salonu boşalttı.


Mahkeme, Türköne’nin “hakaret” suçlamasıyla 87 gün karşılığı 1740 TL adli para cezasına çarptırılmasına karar verdi.

Türköne’nin daha önce Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı bir davada hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılmıştı. Mahkeme bu nedenle bu davada hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına yer olmadığını belirtti. Diğer hükmün de işletilmesi için ihbarda bulunulmasına karar verildi.


Duruşma öncesi:

Bakırköy Adliyesi’ne girişte arama noktaları vardı. Sıra yoktu. Duruşma salonu önünde barikat, arama noktası yoktu.

Mahkeme salonu koşulları:

Mahkeme salonu küçüktü. Gözlemciler ve katılımcılar dört kişilik sanık alanının tam arkasında bulunan dört kişilik alanda oturdu.

Duruşmaya katılım:

Duruşmayı Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği ve Türköne’nin kızı takip etti.

Duruşma:

Duruşma 30 dakika gecikmeli başladı. Yaklaşık 20 dakika sürdü. Hakim, karar için duruşma salonunu boşalttı. Beş dakikalık aranın ardından katılımcılar salona alındı ve karar açıklandı.

6. Standing - Oct. 15, 2019


Mümtazer Türköne, kapatılan Zaman Gazetesi’ndeki köşesinde 16 Mart 2014’de yayımlanan “Mecbur olmasa bu kadar kötü olur mu” başlıklı yazısı sebebiyle “Sesli Yazılı veya Görüntülü Bir İleti ile Hakaret” (Türk Ceza Kanunu 125) suçlamasıyla yargılanıyor.

Türköne yazısında dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Antep’te yaptığı bir konuşmayı ele alıyordu. Erdoğan konuşmasında Gezi Direnişi sürecinde 16 Haziran 2013 günü ekmek almaya giderken polisin attığı biber gazı fişeğinin kapsülüyle yaralanan ve 269 gün komada kaldıktan sonra 11 Mart 2014’te hayatını kaybeden Berkin Elvan’ı “terörist” olmakla suçlamış ve annesi Gülsüm Elvan’ı kalabalığa yuhalatmıştı.

Erdoğan yazının yayınlanmasının ardından Türköne’den şikayetçi oldu. Ancak savcılık takipsizlik kararı verdi ve davaya konu etmedi. Erdoğan’ın avukatları bu karara itiraz etti. Bakırköy 2. Sulh Ceza Hakimliği itirazı görüştü ve “suça ilişkin delillerin bulunması ve delillerin takdirinin mahkemeye ait olması” gerekçesiyle takipsizlik kararını 14 Ekim 2014’te kaldırdı.

Bu karar üzerine Cumhuriyet Savcısı Mustafa Gökay 3 Kasım 2014’te iddianame hazırladı ve Mümtazer Türköne’nin “kamu görevlisine hakaret” suçundan 1 yıldan 2 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istedi. Dava 28 Nisan 2015’te başladı.

12 Ocak 2016’da görülen duruşmada, mahkeme hakimi Aşkın Kocamanoğlu, sanık Mümtazer Türköne hakkında “Basın yoluyla kamu görevlisine hakaret” suçundan kamu davasının 2 aylık yasal sürede açılmadığını gerekçe göstererek davayı düşürdü. Hakim aynı zamanda yazının internet sitesinde yayınlanması suçunu sanığın işlemediğine hükmetti ve Türköne’yi beraat ettirdi.

Ancak Yargıtay 18. Ağır Ceza Dairesi beraat kararını bozdu. Yargılama yeniden başladı. 5. Duruşma 11 Eylül 2019 günü görüldü. Türköne duruşmaya Silivri Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı. 5 yıl önceki bir yazısından yargılandığını hatırlattı ve dosyasını ve o dönem yazdığı yazıyı incelemek için süre istedi. 6. duruşma 15 Ekim 2019 günü görüldü.



Next Trial: Oct. 31, 2019, 11:20 a.m.


Bakırköy 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 6. duruşması 09.45’te başlayacağı duyurulmuştu. Ancak duruşma mahkeme Başkanı Gül Sema Çevik’in salonda yerini almasıyla 10.10’da başladı.
Mümtazer Türköne, Zaman Gazetesi Ana Davası kapsamında tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlandı. Türköne’nin avukatı Melike Polat ile katılan Recep Tayyip Erdoğan’ın vekili Gökhan Yılmaz salondaydı.

Mahkeme başkanı Gül Sema Çevik, savunmasını yapması için Mümtazer Türköne’ye söz verdi.

Türköne, “Davaya konu olan yazıda hakaret kastı olmadığını, bu kastın olmadığını da kesin şekilde kanıtlayacağını” ifade ederek savunmasına başladı. Kendisi, eğitimi, akademik yaşamı, kitapları, çalışmaları hakkında bilgiler verdi.

Mahkemenin davada daha önce verdiği beraat ve düşme kararını Yargıtay 18. Ağır Ceza Dairesi bozmuştu. Türköne, bozma kararının gerekçeleri üzerinden savunmasına devam etti.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin usule ilişkin bozma kararının Ceza Muhakemesi Kanunu 225. Maddesince iddianamede anlatılmayan bir eylem nedeniyle hüküm verilmesine dayandığını anlattı.

Mahkemenin 5187 sayılı Basın Kanunu’nun zamanaşımını düzenleyen 26. Maddesine göre karar aldığını hatırlatan Türköne “18. Yargıtay Ceza Dairesi’nin kararındaki beş yargıç, 5187 sayılı kanunun 26. maddesini ceza maddesi zannediyor. Böyle bir skandal olmaz” dedi.

5187 sayılı Basın Kanunu’nun 26. Maddesinde yer alan zamanaşımının önemine dikkat çekti. Basın Kanunu’nun 26. Maddesinde yapılan düzenlemeleri anlattı.

“Zamanaşımı işliyorsa kavuşturma yapamazsınız. Zamanaşımı ifade özgürlüğünü koruyan bir hak. Bu kanuna uymadığınızda Anayasa’nın 13. Maddesini çiğnemiş oluyorsunuz.”

Anayasa’nın 13 maddesinde “Temel hak ve hürriyetler ancak kanunlarla sınırlanır” deniyor.

Yazılı basında çıkan yazıda zamanaşımı uygulanmasına karşın internet sayfasında yayımlanan aynı yazıda bunun uygulanmamasının çelişkisine dikkat çekti. Ayrıca Zaman.com.tr sitesiyle herhangi bir bağının olmadığını belirtti.

“İfade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü korumak üzere kanun koyucunun koyduğu maddeyi internet üzerinden geçersiz kılmak mümkün değil. İnternette çıkan haberleri esas alan bir dava yürütülürse o zaman Basın Kanunu’nun 26. maddesinin anlamı kalmıyor.”

Mahkeme başkanının “Toparlayalım, maddeleri açıklamanıza gerek yok” uyarısı üzerine Türköne dosyanın müştekisinin Hakim ve Savcılar Kurulu üyelerini atayan kişi olduğunu belirterek “Hakimi teminatı bakımından kendimi güvende hissetmiyorum” dedi. Savunma hakkına sınırlama getirilmemesini talep etti.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin bozma kararındaki ikinci maddenin “Nekrofil kelimesinin hakaret içerdiğine dair” olduğunu belirtti. İfade özgürlüğünü ilgilendiren yargılamalarda kasıt unsurunun değerlendirilmesi için ifadenin hangi bağlamda ve hangi tartışma sırasında kullanıldığının anlaşılması gerektiğini söyledi. Yargıtay Dairesi kararının aksine hakaret unsuru olmadığını savundu.

Savunmasının bu bölümünde yazının bağlamı ve nekrofil kelimesinin kullanıldığı konuşmalara yer verdi.

Yazısının Recep Tayyip Erdoğan’ın, Berkin Elvan’ın hayatını kaybetmesinin ardından söylediklerine dair olduğunu belirtti. Egemen Bağış’ın Berkin Elvan’ın cenazesinden sonra “Nekrofillere milletimiz 30 Mart’ta cevabı verecektir” şeklinde tweet attığını anlatarak “Nekrofil tabirinin bağlamını belirleyen bu tweet” dedi.

“Benim yazımdan önce bu tweeti atıyor. Büyük bir tepki oluşuyor. Ben de bu tweet üzerine çerçevesi belirlenmiş nekrofil kavramını dahil ettiğim yazı yazıyorum. Yazının gerekçesi müştekinin bu protesto eylemleri devam ederken Gaziantep’teki mitingde başbakan sıfatıyla yaptığı konuşma.”

Türköne, yazıda kullandığı anlamıyla “nekrofil” kavramının müştekinin [Recep Tayyip Erdoğan] Uludere ile ilgili konuşmasında kullandığını anlattı.

“Müşteki, 34 yurttaşın Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait uçaklarla katledildiği 21 Mayıs 2012’de AK Parti Kongresi’nde şunları diyor:
‘Uludere konusunda kendini bilmez, terbiye edep yoksunu isminin başında milletvekili sıfatı olan biri çıkıp Meclis çatısı altında ‘O emri hangi hayvan verdi’ diyor. Ben bunlara kendilerine çok ama çok yakışan sıfatla karşılık vereceğim. Onlar nekrofillerdir, ölüsevicilerdir. Bunlar sadece ölüm üzerinden siyaset yürütürler.’

“Müştekinin ifadesi mahkemenizde yargılamaya konu olan kelimeden ne anladığını gösteriyor. Bu ifadelerde nekrofil tanımı var. Sadece ölüm üzerinden siyaset yürütmek diyor.”

Mahkeme başkanı, Türköne’nin savunmasını özetleyerek tutanağa geçirdi. Ekleyeceği olup olmadığını sorduğunda Türköne, Nabi Avcı, Alev Alatlı ve Naci Bostancı’ya nekrofil kavramına dair mektup yazdığını cevaplarının gelmesi gerektiğini söyledi.

Türköne, kısaca nekrofil kavramının içeriği ve hakaret içermediğine dair açıklama yapmak istediğini belirtti. Hakim, başka dosyalar olduğunu, savunmasına devam edecekse duruşmayı başka güne bırakacağını belirtti. Türköne’nin “Münasip olur” yanıtı üzerine hakim avukatlara söz verdi.

Türköne’nin avukatı Melike Polat, esas hakkındaki savunmasını müvekkilin savunması tamamlandıktan sonra yapmak istediğini belirtti.

Katılan Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Gökhan Yılmaz “Cumhurbaşkanını kastederek nekrofil demiştir, Cumhurbaşkanına hakaret iddiamızın arkasındayız. Şikayetimiz devam etmekte, cezalandırılmasını talep ediyoruz” dedi.


Mahkeme başkanı Gül Sema Çevik, sanık ve avukatına esas hakkındaki savunmalarını hazırlayıp sunması için gelecek celseye dek süre verilmesine ve sanığın SEGBİS odasında hazır edilmesi için müzekkere yazılmasına karar verdi. Gelecek duruşma için 31 Ekim 2019 saat 11.20 belirledi.


Duruşma Öncesi

Bakırköy Adliyesi’ne girişte arama noktaları vardı. Sıra yoktu. Duruşma salonu önünde barikat, arama noktası yoktu. Duruşma vaktine dek salon önünde beklendi. Mübaşir, katılan avukatının gün içindeki diğer duruşmalarını peş peşe görmek için duruşmaya 11.30’a dek bekletme verdiğini söyledi.

Türköne’nin avukatının talebini sordu. Türköne’nin avukatı 09.45 olarak belirlenen duruşmanın başlamasını istedi. Katılan avukatı duruşma salonu önüne geldi. SEGBİS ile bağlantının sağlanması beklendikten sonra saat 10.10’da duruşma başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu küçüktü. Seyircilere sekiz kişilik sandalye ayrılmıştı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nden iki gazetecinin de aralarında olduğu beş kişi takip etti.

Genel Gözlemler

Mahkeme başkanı, Türköne’nin savunmasına zaman zaman “Toparlayalım” şeklinde uyarıda bulunsa da savunmayı dinledi. Tutanağa özetle geçirdi. Katılan avukatı, Türköne Berkin Elvan’dan bahsettiği sırada “konuyla ilgisi olmadığı” gerekçesiyle itirazlarda bulundu. Genel anlamda sorunsuz bir duruşmaydı.

Mümtazer Türköne - Erdoğan'a Hakaret (Indictment)

Mümtazer Türköne - Erdoğan'a Hakaret 6. Standing (Minutes of the Hearing)

Zaman Newspaper Main Trial

Türköne was detained on July 27, 2016 in Yalova. Executives and contributors of the Zaman Newspaper were also detained as well as Türköne.

After his statement at the prosecutor’s office, he was referred to the İstanbul Third Criminal Court of Peace with a request for his arrest. In court, he argued he had no links with the Fethullah Gülen organization and that he was radically against coups. He said he had met Gülen twice, and AKP executives were also present at the meeting. He argued that he criticized the government so that it would prevent coup attempts. He added he wanted the coup leaders to be executed.

Türköne was placed in pretrial detention on Aug. 4, 2016 and was transferred to the Silivri Prison. The reasoning for his detention was based on the allegation that Türköne had “knowingly and willingly helped the armed terrorist organization.”

The indictment against Türköne started with the organization’s purpose, structure, sources of income, and armed power, as in many of the indictments in FETÖ trials. This chapter went on for about twenty pages. The indictment specified that the media organizations, where journalists were working, had links with FETÖ. The indictment included the names of other journalists who were not suspects. The charges against the accused began after this chapter.

Türköne’nin was alleged to be the media force of FETÖ. He was accused of “attempting to overthrow the constitutional order, the parliament and the government” for the organization.

Türköne was charged for the seven articles he wrote for the Zaman Newspaper. All the articles for which he was was accused were written after the corruption and bribery operation of 17-25 December. In 2013, there was a major corruption and bribery operation, involving the names of the ministers of the AKP or their children. In his articles, Türköne argued Turkey needed a new order of government. He said politics should return to operating within its legitimate borders. The indictment claimed the relevant parts of the article were not “handpicked”, when read with a historical perspective, these parts could not be considered as “metaphors or figures of speech.” The prosecutor claimed Türköne was not only opposing the government in his articles.

The indictment stated, “there are no visible elements of crime.” However, it was stated that the articles exceeded the limits of the freedom of the press and expression. Türköne’s articles allegedly violated the rights of state authorities and institutions. The articles were capable of disrupting the peace of the society, social peace and order. The prosecutor claimed Türköne did not hesitate to call for a military coup.

The prosecutor demanded a sentence of up to three times aggravated life imprisonment as well as 7.5 to 15 years in prison. He faced charges of “attempting to overthrow the constitutional order, the Parliament and the government of the Republic of Turkey or to prevent them from doing their duties” and “being a member of an armed organization” (314/2).

The first hearing was on Sept. 18-19, 2017 at the İstanbul 13th Criminal Court. The court was inside Silivri Prison.

In his first defense before the judge, Türköne said he prepared most of the defense during the legal case for the closure of the AKP. He said he had no weapons other than his pen and his ideas.

Türköne said: “If asked who made the most effort to prevent the 15th of July coup attempt in the background, I’m the first in line. My statue must be made. This is my last will. If such a thing happens, they should erect my statue in front of the Çağlayan Courthouse.”

The second hearing was on Dec. 8, 2017. He said he could present the articles in the indictment as evidence in his favor. The third hearing was on April 5, 2018. The prosecutor disclosed his legal opinion on the merits. The prosecutor sought an aggravated life imprisonment for “attempting to overthrow the constitutional order.” The prosecutor also requested 15 years of imprisonment against Ünal for “being a member of an armed terrorist organization.”

The fourth hearing was on May, 10-11, 2018. He said the prosecutor was in a hurry to adjudicate. He requested that the prosecutor be removed from the case, but his request was rejected.

The fifth hearing was on June, 7-8, 2018. Türköne’s objection to detention was rejected. The decision was disclosed in the sixth hearing on July 6, 2018. Türköne was sentenced to ten years and six months in prison for “being a member of an armed terrorist organization.” No reduction in penalty was applied to Türköne. The court’s decision was taken to the Court of Appeal. Türköne has been in prison since Aug. 4, 2016 in Silivri Prison.

The Appeal

The Court of Appeal upheld the sentence about Türköne. Accordingly, The Court of Appeal did not detect any illegitimacy for the punishment of him on charge of “being a member of a terrorist organization.” The Court also ruled for the continuation of his detention.

The verdict was referred to the Court of Cassation.

Zaman Newspaper Main Trial (Indictment)

Zaman Newspaper Main Trial (Verdict)

Zaman Newspaper Main Trial (The Court of Appeal's Judgement)