Murat Şevki Çoban

Mehmet Baransu, Murat Şevki Çoban - “MGK News” Trial

Kapatılan Taraf Gazetesi’nde 28 Kasım 2013’te “Gülen’i Bitirme Kararı 2004’te MGK’da Alındı” başlıklı haberi, Mehmet Baransu hazırladı. Haberde, 25 Ağustos 2004 tarihli Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında alınan 481 sayılı kararın eklerine yer verilmişti. Aynı konunun ilerleyen günlerde de devam ettiği haberlerde, kararlarda; “Gülen grubunun faaliyetlerinin tasfiye edilmesine tedbirlerin yer aldığı” iddia edildi.

Haberin yayımlanmasının ardından; dönemin Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, “Bu gazetecilik değil, edepsizlik” demiş, dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan ise “Biz de mi açıklayalım, yer yerinden oynar. Devletin kimseyle paylaşılmayacak gizli sırları vardır, sevsinler o basın özgürlüğünü” ifadelerini kullanmıştı.

Başbakanlık, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Milli Güvenlik Kurulu, Taraf Gazetesi hakkında, Aralık 2013’te suç duyurusunda bulundu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, gazetenin İstanbul’da yayımlandığı gerekçesiyle, yetkisizlik kararı vererek, dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Taraf Gazetesi’nin sorumlu yazı işleri müdürü Murat Şevki Çoban ile birlikte haberi hazırlayan Mehmet Baransu hakkında soruşturma başlattı.

Çoban ve Baransu’nun, “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları;” hem “temin ettikleri,” hem de “basın ve yayın yoluyla ifşa ettikleri” iddia edildi.

Çoban ve Baransu hakkındaki iddianame 11 Nisan 2014’te tamamlandı.

Kapatılan Taraf Gazetesi sorumlu yazı işleri müdürü Murat Şevki Çoban ve muhabiri Mehmet Baransu hakkındaki iddianame İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 11 Nisan 2014’te tamamlandı. Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı; iddianamede, “ihbar eden” olarak yer aldı.

İddianamede, Taraf Gazetesi’nde Mehmet Baransu imzasıyla 28 Kasım 2013, 2 Aralık 2013 ve 17 Şubat 2014 tarihlerinde yayımlanan üç haberin içeriklerine yer verildi.

İddianamede, delil olarak sıralanan haberlerden ilki, 28 Kasım 2013’te, “Gülen’i Bitirme Kararı 2014’te MGK’da Alındı” başlığı ile yayımlandı. İddianamede, “haberde niteliği itibarıyla gizli kalması gereken 25 Ağustos 2004 tarihli MGK toplantısı kararının manşetten yayınlandığı ve bu yayınların ileriki günlerde devam ettirildiği, söz konusu haber metinlerinde MGK’nin 481 sayılı kararının eklerinin bulunduğu, bu eklerde ‘Gülen grubunun faaliyetlerinin tasfiye edilmesine ilişkin tedbirlerin yer aldığı’ şeklinde gerçeğe aykırı yayın yapıldığı” iddia edildi.

İddianamede; Baransu tarafından kaleme alınan “Kozmik Köşe” adlı bölümde, 17 Şubat 2014 tarihinde “MGK Planı Devrede” başlıklı köşe yazısına da delil olarak yer verildi. Köşe yazısında, MGK toplantısında alınan kararlara işaret eden şu ifadeler iddianameye aktarıldı:

“Türkiye’de nurculuk ve Fethullah Gülen grubunu bitirme planı… Gülen cemaatine ait kurullar için ağır yaptırımlar getiren yasal düzenlemeler yapılmalıdır… Devletin yurtdışında görevli memurları aracılığıyla Fethullah Gülen grubu yakından takip edilmeli, gerekiyorsa Dışişleri Bakanlığı tarafından idari tedbirler geliştirilmelidir. Fethullah Gülen grubunun sempatizan ve yandaş edinme gayretleri İçişleri Bakanlığı nezdinde dikkat takip edilmeli… Yapılan bağışlar ile usulsüz para hareketleri, kara para uygulamaları Maliye Bakanlığı MASAK aracılığıyla takip edilmeli… Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanı sıfatıyla Gülen okullarına yardım edilmesi genelgesi geri çekilmelidir… konunun psikolojik harp boyutuna dikkat edilmeli … cemaatin kadrolarının tespiti …”

İddianamede, yazı ile ilgili olarak; “mevcut olmayan bir plandan mevcutmuş gibi bahsedilerek yalan haber niteliğinde yayınlarla kamuoyunun yanlış yönlendirilmeye devam edildiği” iddiası kullanıldı. “481 sayılı MGK kararının tek sayfadan ibaret herhangi bir ekinin bulunmamasına rağmen, yazıda kullanılan ibarelerin MGK’nın söz konusu kararında varmış gibi gösterildiği” öne sürüldü.

Çoban ve Baransu, iddianamede, bu yazı üzerinden; “devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları temin etmek ve devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri basın veya yayın yoluyla ifşa suçunu işlemekle” suçlandı.

İddianamede, yine Baransu imzasıyla, 2 Aralık 2013’te yayımlanan haberine de yer verildi. Haberde, MİT’in görev ve faaliyetleri ile ilgili bazı bilgilere yer verildiği iddia edildi. İddianamede yer alan iddiaya göre, haberde; “2013 yılında kaymakam adaylarının kendileri dışında ailelerinin de hayatı tek tek not edilmiş… MİT tarafından yapılan fişlemeler Başbakanlığa resmi yazı ile gönderilmiş. MİT tarafından Başbakanlığa gönderilen resmi yazışmada fişleme yapılan kişilerle ilgili belgelerin özenle korunması gerektiği, bunların medyanın eline geçmesi halinde değişik komplikasyonlara neden olacağı uyarısı da var” ifadeleri kullanıldı.

İddianamede, söz konusu haber için de; “MİT Müsteşarlığı’nın, mevzuata uygun olarak yerine getirdiği görevleri yasa dışı fişleme faaliyetleri; MİT Müsteşarlığı’nı da yasadışı fişleme yapan bir kurum gibi gösterildiği” iddia edildi.

Baransu ve Çoban, bu haber üzerinden; “MİT’in görev ve faaliyetlerine ilişkin belge ve bilgileri istihsal ve ifşa etmek suretiyle suç işledikleri” öne sürüldü.

Baransu’nun yazıyı yazan sıfatıyla, Murat Şevki Çoban’ın ise sorumlu yazı işleri müdürü olarak haberlerden sorumlu olduğu öne sürüldü.

İddianamede, Çoban; Türk Ceza Kanunu’nun 326/1 uyarınca, “devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hile ile almak veya çalmakla” suçlandı. “Suçlamanın zincirleme şekilde işlendiği” iddia edildi. Bu nedenle hakkında istenen cezanın Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesi uyarınca arttırılması istendi. Bu kapsamda hakkında 10 yıldan 21 yıla kadar hapis cezası istendi.

Çoban, ayrıca; Türk Ceza Kanunu’nun 329/1 uyarınca, “devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklamakla” suçlandı. “Suçlamanın zincirleme şekilde işlendiği” iddia edildi. Bu nedenle hakkında istenen cezanın Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesi uyarınca arttırılması istendi. Bu kapsamda da hakkında altı yıl üç aydan 16 yıl altı aya kadar hapis cezası istendi.

Ayrıca, Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’na muhalefet etmekle suçlandı.

Çoban hakkında toplamda 26 yıldan 52 yıla kadar hapis cezası istendi.

Çoban’ın ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

İddianame, İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Kapatılan Taraf Gazetesi’nin sorumlu yazı işleri müdürü Murat Şevki Çoban ve muhabiri Mehmet Baransu’nun yargılanmasına, 3 Haziran 2015’te, İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başlandı.

Murat Şevki Çoban, savunmasını ilk duruşmada yaptı. Dava konusu haberler yayımlandığında Taraf gazetesinin sorumlu yazı işleri müdürü olduğunu, şu anda bu görevi yapmadığını, haberlerin yapılmasında hazırlanmasında yayınlanmasında katkısı olmadığını söyledi. Çoban, şunları söyledi:

“Haberi yazan muhabirin kimliği ve kim olduğu bellidir. İmzası bellidir. Basın kanununa göre haberi yapan muhabirin kimliği belli olduğu takdirde ve imzası da bulunduğu takdirde yazı işleri müdürlüğüne sorumluluk düşmez.”

Çoban, gazetede yer alan ve dava konusu yapılan haberlerin basın özgürlüğü kapsamında kaldığını düşündüğünü belirtti. Çoban, şu ifadeleri kullandı:

“Kişilerin özel hayatına dair fişleme yapılması, belge toplanması, bu belgelerin arşivlenmesi, anayasa normlarla güvence altına alınmış kişisel hak ve özgürlüklerin ihlali niteliğindedir.”

Habercilik yapıldığını vurgulayarak, beraatını istedi. Murat Şevki Çoban’ın avukatı Veysel Ok ise şunları söyledi:

“Dünyanın herhangi bir yerinde eline bu belge geçen gazeteci bu belgeleri haber yapabilir. Tam tersi yayınlamadığı zaman suç işlemiş olur. Gazeteci meslek etik ilkelerine aykırı davranmış olur. Bu nedenle suç işleyen ve gazeteciler değildir belgeyi kurumundan dışarı çıkaranlardır.”

Avukat Ok, Çoban’ın duruşmalardan vareste tutulmasını, yani duruşmalara katılma zorunluluğunun kaldırılmasını talep etti.

Ok, ayrıca; Milli Güvenlik Kurulu’na yazı yazılarak belgelerle ilgili herhangi bir idari ve adli soruşturma olup olmadığının sorulmasını; ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne de yazı yazılarak, konu ile ilgili soru önergelerinin ve yanıtlarının gönderilmesinin talep edilmesini istedi. Mahkeme, iki talebi de kabul etti. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın ikinci duruşması 9 Eylül 2015’te görüldü. Mahkeme, bu duruşmada; Milli Güvenlik Kurumu Genel Sekreterliği ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı’nın davaya katılma talebini kabul etti.

Avukat Veysel Ok, gazeteciler hakkındaki davanın Basın Kanunu’nda belirlenen dört ay içinde açılmadığını söyledi. Bu gerekçeyle davada düşme kararı verilmesini talep etti.

Haberlerden şikayetçi olan Milli Güvenlik Kurulu Sekreterliği’nin avukatı, “Davanın basın ya da basın özgürlüğü ile ilgisi yoktur. Kötü niyetle devletin gizli belgeleri basın ve yoluyla ifşa edilmiştir” dedi.

Haberlerden şikayetçi olan Milli İstihbarat Teşkilatı’nın avukatı ve duruşma savcısı, gazetecilerin avukatlarının düşme talebinin reddedilmesini istedi. Mahkeme, düşme talebini reddetti.

Yargılamanın üçüncü duruşması 17 Kasım 2015’te görüldü. Çoban, savunmasında şunları söyledi:

“Ben davaya konu olan haberlerin yayınlandığı dönemde Taraf Gazetesi’nin sorumlu yazı işleri müdürü ve kültür sanat editörü olarak çalışıyordum. 2 yıldır bu görevde değilim. Bu haberlerin yazılmasında veya yapılmasında benim bir dahlim yoktur. Haberin içeriğini yayınlandıktan sonra okurlarla birlikte öğrendim. Fakat bununla birlikte ben bu davaya söz konusu olan haberin bir habercilik faaliyeti olduğunu düşünüyorum ifade ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Dava konusu haberlere soruşturma açılmasını bile baştan sona hukuksuzluk olarak yorumluyorum.”

Avukat Veysel Ok, Çoban’ın duruşmalardan vareste tutulmasını, yani duruşmalara katılma zorunluluğunun kaldırılmasını talep etti. Mahkeme, Çoban’ın duruşmalara katılma zorunluluğunu kaldırdı. Çoban, bundan sonraki duruşmalara katılmadı.

Ayrıca, avukatlar, davanın; Basın Kanunu’nda belirlenen zaman aşımı süresi içinde açılmadığı için düşürülmesini talep etti. Mehmet Baransu da avukatların bu talebine katıldı. Heyet, talebi reddetti.

Mahkeme ayrıca, Milli İstihbarat Teşkilatı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve İçişleri Bakanlığı’na, davaya konu belgeler hakkında soruşturma açılıp açılmadığının sorulmasına karar verdi.

Yargılamanın yedinci duruşması 22 Eylül 2016’da görüldü. Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Çoban ve Baransu’nun; “devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin etmek,” “devletin güvenliğine ilişkin belgeleri ifşa etmek” ve “MİT’in görev ve faaliyetlerine ilişkin belgelerin ifşa edilmesi” suçlamaları ile ayrı ayrı cezalandırılmaları istendi.

Yargılamanın 14. duruşması 21 Mart 2018’de görüldü. Duruşmada, Baransu’nun avukatının, Baransu’nun müdafiliğinden çekildiği görüldü.

Yargılamanın 19. duruşması 19 Haziran 2019’da görüldü. Baransu, duruşmaya avukatsız olarak katıldı. Baransu, bu dosyadaki suçlamalar üzerinden, daha önce, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ve Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandığını ve beraat ettiğini söyledi. Davanın reddedilmesini ve zaman aşımı nedeniyle düşürülmesini talep etti.

Bu arada dosyaya yeni bir savcının atandığı görüldü. Mahkeme, mütalaanın hazırlanması için dosyanın Başsavcılığa gönderilmesine karar verdi.

Yargılamanın 20. duruşması 24 Eylül 2019’da görüldü. Duruşma savcısı, suçlamanın basın yoluyla işlendiğini öne sürerek, görevsizlik kararı verilmesini ve dosyanın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesini talep etti.

Yargılamanın 21. duruşması 24 Ekim 2019’da görüldü. Murat Şevki Çoban’ın avukatı Figen Çalıkuşu Albuğa ile Mehmet Baransu’nun avukatı Yahya Engin, mütalaa karşısında savunmalarını yaptı.

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın avukatı, savcının önceki duruşmada verdiği esas hakkında mütalaaya karşı çıktı. Suçun basın suçu olmadığını belirten avukat, “Savcılık daha önce verdiği mütalaasında suçun basın suçu olmadığını belirtmiştir. Savcının talebini mahkeme heyeti reddetmişti. Suç devlet sırlarına karşı işlenen bir suçtur. Bu suçla genel mahkemeler yetkilidir. Görevsizlik kararı verilmeyerek sanıkların cezalandırılmasını istiyoruz” dedi.

Murat Şevki Çoban’ın avukatı Figen Çalıkuşu Albuğa, suçun basın suçu olduğunu dile getirerek, “Savcılık mütalaasını değiştirebilir. Görevsizlik kararı verilmesini talep ediyoruz. Bu husus kabul edilmezse dört aylık süre göz önünde bulundurularak düşmesi yönünde karar verilmesini talep ediyorum” dedi.

Baransu’nun avukatı Yahya Engin de görevsizlik kararı verilmesini, aksi durumda davanın düşürülmesi yönünde karar verilmesini istedi.

Yargılamanın 22. duruşması 4 Aralık 2019’da görüldü. Mahkeme, savcılığın talebi doğrultusunda, suçlamaların “basın ve yayın yoluyla işlendiği” gerekçesiyle dosyanın İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesine karar verdi.

Yargılama 2 Haziran 2020’de görülecek 23. duruşma ile sürecekti. Ancak, duruşma; “coronavirüs” pandemisi nedeniyle alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi.

Yargılamanın 24. duruşması 17 Temmuz 2020 tarihinde görüldü. Baransu, duruşmaya; tutuklu olduğu hapishaneden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile katıldı. Murat Şevki Çoban ise duruşmaya katılmadı.

Baransu, daha önceki duruşmalarda yaptığı savunmalarını tekrarladı. Yargılama dosyasının, Basın Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca, dört aylık süre içinde açılmadığı gerekçesiyle düşürülmesi gerektiğini dile getirdi. Baransu, “Cezaevinde benim davamın zamanaşımı nedeniyle bitmemesinin sebebini öğrendim. Mahkeme başkanı benim davamın zaman aşımı sebebiyle zaten biteceğini ama benim avukatım ile görüşerek para alıp almayacağını başka bir avukata sormuş. O avukat başkaca bir suçtan tutuklanarak Silivri Cezaevine gelince bana anlattı” dedi.

Suçlamaya konu haberin kendi haberinden önce başka gazetelerde de yayımlandığını belirten Baransu, haber örneklerini mahkemeye sundu.

Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasını sundu. Mütalaada, Baransu ve Çoban’ın; “devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları temin etmek” ve “devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları açıklamak” suçlamaları ile cezalandırılmaları talep edildi. Gazetecilerin MİT Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca, “MİT’in görev ve faaliyetlerine ilişkin belge ve bilgiyi basın yoluyla ifşa etme” suçlamaları üzerinden de cezalandırılmaları istendi. Mütalaada, tüm bu suçların “zincirleme şekilde işlendiği” iddia edildi. Böylece haklarında istenen cezanın da dörtte birinden dörtte üçüne kadar arttırılması talep edildi.

Avukatlar, esas hakkındaki mütalaa karşısında savunma yapmak için ek süre istedi.

Yargılamanın 25. duruşması, 13 Kasım 2020 tarihinde görüldü. Gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin verilmedi. Yargılanan gazeteciler duruşmaya katılmadı. Duruşma, ertelendi. Mahkeme heyeti, bir sonraki duruşmada, karar verileceğini bildirdi.

Yargılamanın 26. duruşması, 23 Kasım 2020 tarihinde görüldü. Mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi. Bu yüzden duruşmaya ilişkin detaylar, duruşma tutanağından ve duruşma sonunda avukatlardan öğrenildi.

Yargılanan gazeteci Mehmet Baransu, duruşmaya, tutuklu olduğu İstanbul’daki Silivri Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile katıldı. Baransu’yu, duruşma salonunda avukatı Yahya Engin temsil etti. Tutuksuz olarak yargılanan gazeteci Murat Şevki Çoban ise duruşmaya katılmadı. Çoban’ı, duruşmada; avukatı Figen Albuğa Çalıkuşu temsil etti.

Çoban’ın avukatı Figen Albuğa Çalıkuşu, suçlamaya konu eserin sahibinin belli olduğunu, Çoban’ın cezai sorumluluğunun olmadığını dile getirdi. “Suça konu olduğu iddia edilen belgeleri hususi bir gayretle temin ettiğine ya da diğer sanığın eylemine iştirak ettiğine dair delil yoktur. Bu yönde iddianamede bir iddia olmadığı gibi yargılamada da böyle bir delil incelenmemiştir” dedi.

Baransu, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün yargıda reform ihtiyacı olduğu yönündeki açıklamalarını anımsattı. “Abdülhamit Gül ne dedi? ‘Adalet yerini bulsun, gerekirse kıyamet kopsun’ dedi. Ben sizin mahkemenizden adalet bekliyorum, şimdi. Yazdığım GDO haberinden ötürü 19 yıl ceza verdiler. Sağlık konusu ve sadece haber yaptığım için. Madem reform diyorlar hukuk ve yasalar uygulansın deniliyor, burada şimdi başlasın” dedi ve hakkında beraat kararı verilmesini talep etti.

Baransu’nun avukatı Yahya Engin ise Baransu’ya yöneltilen suçlamaların Basın Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Baransu’nun, Türk Ceza Kanunu’nun 326. maddeden cezalandırılmasının istendiğini, fakat bu maddenin neden yazıldığının, iddianamede belli olmadığını dile getirdi. “Gizli bir belgeyi temin etme gibi bir eylem yok. Yalan yanlış bilgiler ile mütalaa hazırlanıyor. İşlenmiş suç yok, tam tersi suçun ifşası var” dedi. Engin, asıl taleplerinin beraat olduğunu, ancak; aksi bir durumda davanın Basın Kanunu kapsamında düşmesine karar verilmesi gerektiğini belirtti.

Mahkeme, kararını açıkladı.

Gazeteci Murat Şevki Çoban’ın; “devletin güvenliğine, iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları temin etmek” ve “MİT’in görev ve faaliyetine ilişkin bilgi ve belgeleri temin etmek” suçlamasından beraatine karar verildi. Karar; Çoban’ın, “Mehmet Baransu ile işbirliği içerisinde hareket ederek suçları işlediğine dair kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği” gerekçesine dayandırıldı.

Ayrıca, Çoban’ın; “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgilerini açıklamak” ve “MİT’in görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi ve belgeleri yayımlamak, yaymak ve açıklamak” suçlamalarından de beraat ettirilmesine karar verildi.

Mahkeme, Mehmet Baransu’nun “devletin güvenliğine, iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları temin etmek suçlaması” üzerinden cezalandırılmasına karar verdi. Ceza; “Baransu’nun geçmişi, sabıkasız oluşu ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak,” Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddesi uyarınca altıda bir oranında indirildi. Baransu, bu suçlama üzerinden üç yıl dört ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu suçlama ile hapis cezası kararı, “Haberin ulusal çapta yayın yapan gazetede, manşet haberi olarak yayınlanması” gerekçesine dayandırıldı.

Baransu, ayrıca; “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgilerini açıklamak” suçlaması ile altı yıl hapis cezasına çarptırıldı. Suçun, “değişik zamanlarda, aynı suçu, birden fazla kez işlediği” gerekçesiyle “zincirleme şekilde işlendiğine” karar verildi. Bu nedenle, ceza; Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesi uyarınca dörtte bir oranında arttırıldı. Bu ceza da, Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddesi uyarınca altıda bir oranında indirildi. Baransu, bu suçlama üzerinden toplamda, altı yıl üç ay hapis cezasına çarptırıldı.

Baransu, “MİT’in görev ve faaliyetine ilişkin bilgileri ve belgeleri temin etmek” suçlaması ile de beş yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yapılan indirim ile bu suçlama üzerinden verilen ceza, dört yıl iki ay hapis cezasına indirildi.

Baransu, ayrıca; “MİT’in görev ve faaliyetine ilişkin bilgi ve belgeleri yayımlamak, yaymak ve açıklamak” suçlamasından ise dört yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yapılan ceza indiriminin ardından, Baransu; bu suçlama üzerinden de üç yıl dört ay hapis cezasına çarptırıldı.

Baransu, dört suçlama üzerinden toplamda 17 yıl bir ay hapis cezasına çarptırıldı.

26. Standing - Nov. 23, 2020


Mahkeme heyeti başkanı, gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi. Bu yüzden duruşmaya ilişkin detaylar, duruşma tutanağından ve duruşma sonunda avukatlardan öğrenildi.

Saat 10.00’da başlaması gereken duruşma, yaklaşık 25 dakika gecikmeyle, saat 10.25’te başladı.

Yargılanan gazeteci Mehmet Baransu, duruşmaya, tutuklu olduğu İstanbul’daki Silivri Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile katıldı. Baransu’yu, duruşma salonunda avukatı Yahya Engin temsil etti.

Tutuksuz olarak yargılanan gazeteci Murat Şevki Çoban ise duruşmaya katılmadı. Çoban’ı, duruşmada; avukatı Figen Albuğa Çalıkuşu temsil etti.

Yargılamaya katılan Milli Güvenlik Kurulu ve Milli İstihbarat Teşkilatı avukatları da duruşma salonundaydı.

Duruşma savcısı, yargılamanın genişletilmesi yönünde talebinin olmadığını, daha önce açıkladığı esas hakkındaki mütalaayı tekrar ettiğini belirtti.

Milli Güvenlik Kurulu ve Milli İstihbarat Teşkilatı’nın avukatı Atika Işılcan Şahlanan ise gazetecilerin cezalandırılmalarını talep etti.

Gazeteci Murat Şevki Çoban’ın avukatı Figen Albuğa Çalıkuşu, suçlamaya konu eserin sahibinin belli olduğunu, Çoban’ın cezai sorumluluğunun olmadığını dile getirdi. “Suça konu olduğu iddia edilen belgeleri hususi bir gayretle temin ettiğine ya da diğer sanığın eylemine iştirak ettiğine dair delil yoktur. Bu yönde iddianamede bir iddia olmadığı gibi yargılamada da böyle bir delil incelenmemiştir” dedi.

Mehmet Baransu, savunmasını SEGBİS aracılığı ile yaptı. Baransu, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün yargıda reform ihtiyacı olduğu yönündeki açıklamalarını anımsattı. “Abdülhamit Gül ne dedi? ‘Adalet yerini bulsun, gerekirse kıyamet kopsun’ dedi. Ben sizin mahkemenizden adalet bekliyorum, şimdi. Yazdığım GDO haberinden ötürü 19 yıl ceza verdiler. Sağlık konusu ve sadece haber yaptığım için. Madem reform diyorlar hukuk ve yasalar uygulansın deniliyor, burada şimdi başlasın” dedi ve hakkında beraat kararı verilmesini talep etti.

Baransu’nun avukatı Yahya Engin ise Baransu’ya yöneltilen suçlamaların Basın Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Baransu’nun, Türk Ceza Kanunu’nun 326. maddeden cezalandırılmasının istendiğini, fakat bu maddenin neden yazıldığının, iddianamede belli olmadığını dile getirdi. “Gizli bir belgeyi temin etme gibi bir eylem yok. Yalan yanlış bilgiler ile mütalaa hazırlanıyor. İşlenmiş suç yok, tam tersi suçun ifşası var” dedi.

Engin, asıl taleplerinin beraat olduğunu, ancak; aksi bir durumda davanın Basın Kanunu kapsamında düşmesine karar verilmesi gerektiğini belirtti.

Mahkeme heyeti, karar için duruşmaya, yarım saat ara verdi.


Aranın ardından, mahkeme; gazeteciler hakkındaki kararını açıkladı.

Gazeteci Murat Şevki Çoban’ın; “devletin güvenliğine, iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları temin etmek” ve “MİT’in görev ve faaliyetine ilişkin bilgi ve belgeleri temin etmek” suçlamasından beraatine karar verildi. Karar; Çoban’ın, “Mehmet Baransu ile işbirliği içerisinde hareket ederek suçları işlediğine dair kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği” gerekçesine dayandırıldı.

Ayrıca, Çoban’ın; “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgilerini açıklamak” ve “MİT’in görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi ve belgeleri yayımlamak, yaymak ve açıklamak” suçlamalarından de beraat ettirilmesine karar verildi.

Mahkeme, Mehmet Baransu’nun “devletin güvenliğine, iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları temin etmek suçlaması” üzerinden cezalandırılmasına karar verdi. Ceza; “Baransu’nun geçmişi, sabıkasız oluşu ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak,” Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddesi uyarınca altıda bir oranında indirildi. Baransu, bu suçlama üzerinden üç yıl dört ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu suçlama ile hapis cezası kararı, “Haberin ulusal çapta yayın yapan gazetede, manşet haberi olarak yayınlanması” gerekçesine dayandırıldı.

Baransu, ayrıca; “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgilerini açıklamak” suçlaması ile altı yıl hapis cezasına çarptırıldı. Suçun, “değişik zamanlarda, aynı suçu, birden fazla kez işlediği” gerekçesiyle “zincirleme şekilde işlendiğine” karar verildi. Bu nedenle, ceza; Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesi uyarınca dörtte bir oranında arttırıldı. Bu ceza da, Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddesi uyarınca altıda bir oranında indirildi. Baransu, bu suçlama üzerinden toplamda, altı yıl üç ay hapis cezasına çarptırıldı.

Baransu, “MİT’in görev ve faaliyetine ilişkin bilgileri ve belgeleri temin etmek” suçlaması ile de beş yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yapılan indirim ile bu suçlama üzerinden verilen ceza, dört yıl iki ay hapis cezasına indirildi.

Baransu, ayrıca; “MİT’in görev ve faaliyetine ilişkin bilgi ve belgeleri yayımlamak, yaymak ve açıklamak” suçlamasından ise dört yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yapılan ceza indiriminin ardından, Baransu; bu suçlama üzerinden de üç yıl dört ay hapis cezasına çarptırıldı.

Baransu, dört suçlama üzerinden toplamda 17 yıl bir ay hapis cezasına çarptırıldı.


Duruşma öncesi

İstanbul Anadolu Adliyesi’ne, X-Ray taraması ile girildi. Duruşmanın görüleceği mahkeme salonunun bulunduğu koridora, güvenlik bariyerleri konulmuştu. Avukatlar dışında hiç kimsenin, duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin verilmedi. Ancak, gözlemciler ve gazetecilerin duruşma salonu önünde beklemesine izin verildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin verilmedi. Bu nedenle, duruşma salonuna ilişkin gözlem yapılamadı.

Duruşmaya Katılım

Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24) gözlemcisi ile Anadolu Ajansı, İhlas Haber Ajansı ve Demirören Haber Ajansı muhabirleri; duruşmayı takip etmek için adliyedeydi. Ancak, mahkeme başkanı; gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

Genel Gözlemler

Gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin verilmedi. Gazeteciler ve gözlemciler, sadece; kararın açıklandığı sırada duruşma salonuna alındı.

25. Standing - Nov. 13, 2020


Saat 10.00’da başlaması gereken duruşma, yaklaşık bir saat 15 dakika gecikmeyle, saat 11.15’te başladı. Gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin verilmedi.

Tutuklu olarak yargılanan gazeteci Mehmet Baransu ve avukatı, duruşmaya katılmadı. Tutuksuz olarak yargılanan gazeteci Murat Şevki Çoban’ı ise duruşma salonunda avukatı Figen Çalıkuşu Albuga tarafından temsil edildi.

Yaklaşık üç dakika süren duruşma, mahkeme heyetinin mazeret taleplerini okuması ile başladı. Avukat Figen Çalıkuşu Albuğa, bu aşamada herhangi bir taleplerinin olmadığını belirtti.

Duruşma savcısı da dosyadaki eksiklerin giderilmesini talep etti.


Mahkeme heyeti, tutuklu olarak yargılanan gazeteci Baransu ve avukatının mazeretini kabul etti.

Yargılamanın, 23 Kasım 2020 tarihinde görülecek 26. duruşma ile devam etmesine karar verildi. Mahkeme heyeti, bu duruşmada karar verileceğini bildirdi.


Duruşma Öncesi

Koronavirüs karşısında alınan önlemler kapsamında, adliyeye; tek sıra halinde girilebildi. Bu düzen, bariyerlerle sağlandı. Ateş ölçümü ve X-Ray taraması yapıldı.

Duruşma salonunun bulunduğu koridora bariyerler konulmuştu. Duruşmaya, avukatlar dışında kimsenin alınmayacağı belirtildi. Sarı basın kartı olan gazetecilerin duruşma salonu önünde beklemesine izin verildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin verilmedi. Bu nedenle, duruşma salonuna ilişkin gözlem yapılamadı.

Duruşmaya Katılım

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) gözlemcisi duruşmayı takip etmek için adliyeydi. Ancak, mahkeme başkanı; gözlemcilerin duruşma salonuna girmesine, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında izin vermedi.

24. Standing - July 17, 2020


Saat 10:00’da başlaması beklenen duruşma, mahkeme heyetinin yerini alması ile saat 11:10’da başladı. Mehmet Baransu, duruşmaya; tutuklu olduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile katılırken, Murat Şevki Çoban ise duruşmaya katılmadı.

Gazetecileri, duruşma salonunda, avukatları temsil etti.

Duruşmada ilk olarak İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi’nin istinaf kararı okundu. Kimlik tespiti ardından duruşmaya başlandı.

Daha önceki savunmalarını tekrar eden Mehmet Baransu, davanın Basın Kanunu 26. Maddesi gereğince zamanaşımından düşürülmesi gerektiğini söyledi. Baransu, yaptığı savunmada “Cezaevinde benim davamın zamanaşımı nedeniyle bitmemesinin sebebini öğrendim. Mahkeme başkanı benim davamın zaman aşımı sebebiyle zaten biteceğini ama benim avukatım ile görüşerek para alıp almayacağını başka bir avukata sormuş. O avukat başkaca bir suçtan tutuklanarak Silivri Cezaevine gelince bana anlattı” dedi.

Suçlamaya konu haberin kendi haberinden önce başka gazetelerde de yayımlandığını belirten Baransu, haber örneklerini mahkemeye sundu. Baransu, mahkemede uzun bir savunma yaptı.

Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasını sundu. Mütalaada, Baransu ve Çoban’ın; “devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları temin etmek” ve “devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları açıklamak” suçlamaları ile cezalandırılmaları talep edildi. Gazetecilerin MİT Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca, “MİT’in görev ve faaliyetlerine ilişkin belge ve bilgiyi basın yoluyla ifşa etme” suçlamaları üzerinden de cezalandırılmaları istendi. Mütalaada, tüm bu suçların “zincirleme şekilde işlendiği” iddia edildi. Böylece haklarında istenen cezanın da dörtte birinden dörtte üçüne kadar arttırılması talep edildi.


Çoban ve Baransu’nun avukatları, esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre talebinde bulundu.

Süre talebini kabul eden mahkeme heyeti, duruşmayı erteledi.

Yargılamanın, 13 Kasım 2020 tarihinde görülecek 25. duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Adliye girişinde, “koronavirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirler nedeniyle uzun kuyruklar oluştu.

Adliyede işi olmayanların adliye girişine izin verilmedi. Elinde mahkeme evrakı olanlar ile sanık, tanık veya şikayetçi ile avukat ve gazetecilerin adliyeye girişine izin verildi.

Adliye girişinde “koronavirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında ateş ölçümü yapılan insanlar, sırayla adliyeye alındı.

Gazeteciler ve yurttaşlar ayrıca X-Ray cihazından da geçirildi. Duruşmanın görüleceği koridorda güvenlik bariyerleri konulmuştu.

Avukatlar dışında, kimsenin duruşma salonuna, “koronavirüs” pandemisi nedeniyle alınmayacağı belirtildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonuna izleyici alınmadı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı takip etmek için Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği ve Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24) gözlemcileri gelse de duruşmaya alınmadı.

Prof. Dr. Mehmet Altan da duruşmayı izlemek için adliyeye geldi.

Genel Gözlemler

Duruşmaya iki defa ara verildi. İlkinde Mehmet Baransu’nun Covid-19 testi yapıldı. İkinci arada ise Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davasında karar tebliği yapıldı.


Duruşmaya, koronavirüs pandemisi nedeniyle hiçbir izleyici alınmadığı için gözlemleme yapılamadı.

23. Standing - June 2, 2020


Duruşma, “coronavirüs” pandemisi nedeniyle alınan tedbirler kapsamında görülmeden ertelendi.

Bir sonraki duruşma için 17 Temmuz 2020 tarihi belirlendi.

22. Standing - Dec. 4, 2019


Duruşma saatinde başladı.

Mehmet Baransu’nun, tukuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmaya katılması beklendi.

Mahkeme heyeti, bu bekleme sırasında başka duruşmalar gördü. Yaklaşık 20 dakika sonra mahkeme heyeti, Baransu’nun “duruşmaya SEGBİS ile katılmayacağını bildirdiğini” kaydetti. Duruşma devam etti.

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın avukatı, suçlamanın “basın ve yayın suçu” olduğu gerekçesiyle dosyanın Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesi yönündeki mütalaaya katılmadıkları görüşünü yineledi. Avukat, yargılamanın örgütlü suçlara bakan ağır ceza mahkemesinde devam etmesini istedi.

Baransu ve Çoban’ın avukatları da, savcının önceki duruşmada mahkeme heyetine sunduğu ve suçlamanın basın suçu olduğu yönündeki görüşüne katıldıklarını söyledi.


Mahkeme heyeti, dosyanın basın suçları ile görevli Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verdi.

Kararda, şu ifadelere yer verildi:

“Her ne kadar sanıklar hakkında ‘Devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları temin etme,” “Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgileri basın ve yayın yoluyla ifşa etme,” “MİT’in görev ve faaliyetlerine ilişkin belge ve bilginin istihsal ve basın yoluyla ifşa edilmesi suretiyle 2937 Sayılı Kanuna muhalefet” suçlarından cezalandırılması istemiyle mahkememize kamu davası açılmış ise de, suç tarihinde ve halen yürürlükte bulunan 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 27/2 maddesi uyarınca sanıkların üzerine atılı suçlar yönünden 2 numaralı ağır ceza mahkemesinin görevli olduğu, kanun yoluyla belirlenen görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, belirtilen yasal düzenlemeler karşısında mahkememizin görevsiz olduğu anlaşılmakla CMK 5 maddesi gereğince mahkememizin görevsizliğine…”

Karar ile birlikte dosya İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.


Duruşma Öncesi

Gazeteciler ve izleyicier adliye girişinde X-ray cihazından geçirildi. Duruşmanın görüleceği koridorda güvenlik bariyerleri bulunmuyordu. Duruşma saati gelince sanık ve gazeteciler duruşma salonuna alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda 24 avukat sandalyesi, sekiz sanık sandalyesi, tanık kürsüsü ve izleyiciler için iki sandalye bulunuyordu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve bazı medya kuruluşları izledi.

Gözlemler

Mahmet Baransu’nun duruşmaya SEGBİS üzerinden katılması beklendi. Bu bekleme sırasında mahkeme heyeti ile Murat Şevki Çoban’ın avukatı Figen Çalıkuşu arasında bir tartışma yaşandı. Çalıkuşu, duruşmadan çıktı.

Hem katılan avukatı, hem de Baransu’nun avukatı duruşmaya geç geldi. Avukat Çalıkuşu, duruşmanın başladığını avukatlara bildirdi.

21. Standing - Oct. 24, 2019


Yargılamanın 21. duruşması 13.50’de başlaması bekleniyordu. Duruşma saatinden 10 dakika önce başladı.

Mehmet Baransu, duruşmaya; tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi üzerinden katıldı. Murat Şevki Çoban ise duruşmaya katılmadı.

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın avukatı duruşmaya katılırken, Baransu ve Çoban’ın avukatları, başladıktan sonra duruşmaya katıldı.

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın avukatı, taleplerini içeren savunmasını yazılı olarak mahkemeye sundu. Avukat, bir önceki duruşmada suçlamanın “basın suçu” olduğu yönündeki mütalaaya katılmadıklarını belirtti. Avukat, suçun basın suçu olmadığı yönündeki görüşünü yineleyerek, “Savcılık daha önce verdiği mütalaasında suçun basın suçu olmadığını belirtmiştir. Savcının talebini mahkeme heyeti reddetmişti. Suç devlet sırlarına karşı işlenen bir suçtur. Bu suçla genel mahkemeler yetkilidir. Görevsizlik kararı verilmeyerek sanıkların cezalandırılmasını istiyoruz” dedi.

Baransu ise “Can Dündar’ın yargılandığı MİT TIR’ları dava dosyasında suçun basın suçu olduğu ve dört aylık süreye dikkat edilmesi gerektiği hususu, Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından belirtilmiştir. Oda TV davasında da dört aylık süreye dikkat edilip düşme kararı verilmiştir. Bu dosyada da görevsizlik ve düşme kararı verilmesini talep ediyorum” dedi.

Murat Şevki Çoban’ın avukatı Figen Çalıkuşu Albuga da suçun basın suçu olduğunu dile getirerek, “Savcılık mütalaasını değiştirebilir. Görevsizlik kararı verilmesini talep ediyoruz. Bu husus kabul edilmezse dört aylık süre göz önünde bulundurularak düşmesi yönünde karar verilmesini talep ediyorum” dedi.

Baransu’nun avukatı Yahya Engin de görevsizlik kararı verilmesini, aksi durumda davanın düşürülmesi yönünde karar verilmesini istedi.

Ardından mütalaasını açıklayan duruşma savcısı, “Görevin kamu düzenine ilişkin olduğu göz önünde bulundurularak, dosyanın geldiği aşamada gerek görev yönünden gerekse esas hakkında mütalaada bulunmak üzere dosyanın tarafımıza gönderilmesini talep ederiz” dedi.


Mahkeme heyeti verdiği kararında, savcının talebini kabul ederek, dosyanın esas hakkındaki mütalaasının hazırlanması için iddia makamına gönderilmesine karar verdi.

Yargılamaya 4 Aralık 2019 günü saat 14:00’de devam edilecek.


Duruşma Öncesi

Gazeteciler ve izleyicier X-Ray cihazından geçirilerek adliyeye girdi. Duruşmanın görüleceği koridorda güvenlik bariyerleri bulunmuyordu. Duruşma saati gelince sanık ve gazeteciler duruşma salonuna alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda 24 avukat sandalyesi, sekiz sanık sandalyesi, tanık kürsüsü ve izleyiciler için iki sandalye bulunuyordu.

Duruşma sırasında salonda güvenlik görevlisi beklemedi. Duruşmanın yapıldığı salon normal büyüklükteki bir duruşma salonuydu. SEGBİS için iki ayrı ekran kuruluydu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), P24 izledi.

Gözlemler

Duruşma, saatinden 10 dakika önce başladı. Gazetecilerin avukatları duruşmaya yetişemedi. Mahkeme heyeti, avukatların gelmesini beklemek zorunda kaldı. Gözlemcilerin büyük çoğunluğu da duruşmaya ancak, duruşma esnasında girebildi.

Mübaşirin başlayan duruşmaları dışarıda okumadığı ve kapıdaki listede görülen duruşmaları işaretlemediği görüldü.

20. Standing - Sept. 24, 2019


İstanbul Anadolu Adliyesi 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma 13:48’de katılanların tespiti ile başladı.

Katılan kurumlar Milli İstihbarat Teşkilatı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun avukatı Serhat Karğın, Mehmet Baransu’nun avukatı Yahya Engin ve Murat Şevki Çoban’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu salondaydı.

Mehmet Baransu ve Murat Şevki Çoban ise duruşmaya katılmadı. Baransu’nun avukatı, müvekkilinin bugün bir başka duruşmaya katıldığını buraya gelemeyeceğini belirtti. Başka dosyadan tutuklu olan Baransu mahkemeye duruşmaya katılmak istemediğine dair dilekçesini sunmuştu.

Duruşma savcısı, suçlamanın “basın ve yoluyla işlendiğini” öne sürdü ve görevsizlik nedeniyle dosyanın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesini talep etti.

Katılan kurumlar avukatı Karğın, mütalaaya karşı savunma için ek süre istedi.

Avukat Yahya Engin ve avukat Figen Albuga Çalıkuşu, mütalaaya karşı yazılı savunma sunmak için ayrı ayrı süre talep etti.


Mahkeme, ek süre taleplerini kabubl etti.

Yargılamanın 24 Ekim 2019’da devam etmesine karar verildi.


Duruşma öncesi:

İstanbul Anadolu Adliyesi’ne girişte kuyruk yoktu. Girişte arama noktaları vardı. Duruşma salonuna giren koridorda ya da salon başında barikat yoktu. Salona girişte bir sıkıntı yaşanmadı.

Mahkeme salonu koşulları:

Mahkeme salonu büyüktü. Seyirciler için 21 kişilik yer ayrılmıştı.

Duruşmaya katılım:

Duruşmayı; katılan kurumlar avukatı Serhat Karğın, Mehmet Baransu’nun avukatı Yahya Engin ve Murat Şevki Çoban’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu ile birlikte Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve P24’ten birer gözlemci takip etti.

Genel gözlemler:

Duruşma 5 dakika sürdü. Savcı, mahkeme heyetinin yanında oturdu.

19. Standing - June 19, 2019


Duruşmanın başlaması saati 11.00’de olarak belirlenmişti. Mehmet Baransu’nun avukatı Yahya Engin, bekleme mazereti verdi. 12.15’te duruşma başladı. Baransu’nun avukatı duruşmada yer almadı.

Savcı, dosyaya yeni atandığını belirterek dosyanın hem görev yönünden hem de esas hakkında mütalaada değişiklik yapılması ihtimaline binaen başsavcılığa iletilmesini istedi.

Mehmet Baransu, hazırladığı savunmanın heyete ulaşıp ulaşmadığını sordu. Heyet ulaşmadığını söyleyince, savunmasını yazılı olarak vereceğini belirtti.

Aynı suçlamalarla İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde beraat ettiğini, Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ise dosyanın zaman aşımı nedeniyle düştüğünü söyledi.

Davanın öncelikle reddini, iddianamenin Basın Kanunu’na belirtilen dört aylık süre içinde hazırlanmadığı gerekçesiyle de düşmesini talep etti.

Cumhuriyet Gazetesi’nin eski Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün yargılandığı davada da yerel mahkemenin verdiği mahkumiyet kararının, Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından zamanaşımı gerekçesiyle bozulduğunu hatırlattı. Savunma için süre istedi.

Murat Şevki Çoban’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu, suçlamanın Basın Kanunu’nda tanımlandığını, davanın kanunda belirtilen süreden sonra açıldığını söyledi.

Basın Kanunu 11. Maddeye göre eser sahibi belli iken sorumlu müdüre dava açılamayacağını, MİT Kanunu 27. Maddenin de bunu onayladığını belirtti. Müvekkilinin sorumlu yazı işleri müdürü olduğunu, iddianamede de böyle geçtiğini açıkladı. Müvekkilinin sorumluluğu olmadığını, zamanaşımı süresinin de geçtiğini söyledi. Esas hakkındaki mütalaadan sonra savunmalarını yapacaklarını belirtti.


Heyet, dosyanın esas hakkında mütalaa hazırlanmak üzere İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, Baransu’nun tutuklu bulunduğu cezaevine yazı yazılarak gelecek duruşmaya hazır edilmesine karar verdi.


Duruşma Öncesi:

Duruşma salonuna giren koridorda ya da salon önünde barikat yoktu. Salona girişte bir sıkıntı yaşanmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları:

Mahkeme salonu büyüktü. Seyirciler için 30 kişilik yer ayrılmıştı. Savcı, mahkeme heyetinin hemen yanında oturuyordu.

Duruşmaya Katılım:

Mehmet Baransu’nun yanında iki jandarma görevlisi vardı. Salonda ayrıca jandarma komutanı yer aldı. Murat Şevki Çoban duruşmaya katılmadı. Duruşmayı bir izleyici ve altı gazeteci takip etti.

Genel Gözlemler:

Heyet, dosyaya yeni atanmıştı. Duruşma yaklaşık 20 dakika sürdü. Savcının, mahkeme heyetinin hemen yanında oturması dikkat çekiciydi.

18. Standing - March 6, 2019


Duruşma 10:30’da başlayıp 10:54’te sona erdi. Tutuklu Mehmet Baransu ve Murat Şevki Çoban bir önceki celselerde olduğu gibi duruşmaya katılmadı.

Mahkeme Başkanı, duruşma tutanağına, “Sanık Mehmet Baransu’nun vekili, başka bir duruşmada olacağından duruşmada hazır bulunmak istemediğini, bugünkü duruşma sebebiyle vareste tutulmak istediğini belirten dilekçe gönderdiği görüldü” cümlesini geçirdi.

Murat Şevki Çoban’ın avukatı Figen Albuğa Çalıkuşu, Basın Kanunu’na göre davaya konu eser sahibinin belli olduğunu belirterek, “Müvekkilimin yazı işleri müdürü olarak sorumluluğu yoktur. Bu nedenle müvekkilim hakkında beraat kararı verilmesini talep ediyorum. Ayrıca zaman aşımı ve suçun unsurları yönünden dilekçemizdeki beyanları tekrar ediyoruz. Emsal kararlarını da ekledik” dedi.

Milli İstihbarat Teşkilatı avukatı, “Dosyanın tekemmül ettiği kanaatindeyim. Sanıkların cezalandırılmasını talep ediyorum” dedi.


Mahkeme başkanı, Baransu ve avukatının, esas hakkındaki mütalaa karşısındaki savunmaları için süre istemelerine karşın, savunmalarını esaslı bir şekilde bildirmediklerini söyledi. Başkan, yargılamanın uzatılmasına engel olmak adına, Baransu’nun bir sonraki duruşmada hazır edilmesine karar verdi.

Yargılamanın 19 Haziran 2019’da devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma saati duyurulduğu gibi 10:30’da başladı.

Sanık Murat Şevki Çoban avukatı Figen Albuga Çalıkuşu ile sanığın yakını da salon önünde bekliyordu.

Milli İstihbarat Teşkilatı adına katılan avukat duruşma saatine yakın geldi. İki celse önce söylediği gibi isminin haber ya da başka yazılı belgede geçmesini istemediğini belirtti.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin görüleceği duruşma salonu büyük, havalandırılmış ve temizdi.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Medya ve Hukuk Derneği gözlemicisi de takip etti.

Genel Gözlemler

Mahkeme başkanının, tutanağı yazdırırken zorlandığı görüldü. Başkan, heyet üyelerinden ve sanık avukatı Figen Albuga Çalıkuşu’ndan yardım aldı. Savcının da dosyayı incelemediğini söylemesi dikkat çekti.

17. Standing - Dec. 12, 2018


Mahkeme Başkanı, Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü tarafından yazılan ve Mehmet Baransu’nun sağlık sorunları nedeniyle duruşmaya katılamayacağını belirten yazıyı okudu.

Baransu’nun daha önceki duruşmalarda talep ettiği belgelerden bir kısmının dosyaya eklendiği belirtildi.

Milli İstihbarat Teşkilatı ve Milli Güvenlik Kurulu avukatları, gazetecilerin cezalandırılmalarını talep etti.

Murat Şevki Çoban’ın avukatı Ergin Cinmen, esas hakkındaki savunmalarını tekrarladıklarını söylerken, mütalaanın verilmesinden sonra dosyanın safahat geçirdiğini belirtti ve savunma için süre istedi.

Savcı, her iki sanığın da “Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin etme,” “Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri basın ve yayın yoluyla ifşa etme” ve “MİT’in görev ve faaliyetlerine ilişkin belge ve bilgiyi basın yoluyla ifşa etme” suçlarından cezalandırılmasına yönelik mütalaasını tekrar etti.


Mahkeme, Baransu’nun bir sonraki duruşmada hazır edilmesi için bulunduğu cezaevinin yönetimine yazı yazılmasına karar verdi.

Yargılamanın 6 Mart 2019’da devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

11.00’da başlaması öngörülen duruşma 12.00’da başladı. 15 dakika sürdü.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda 24 avukat sandalyesi, sekiz sanık sandalyesi, tanık kürsüsü ve izleyiciler için 25 sandalye bulunuyordu.

Duruşma sırasında salonda güvenlik görevlisi beklemedi. Salon kapısında iki güvenlik görevlisi bekliyordu.

Duruşmaya Katılım

Savunmasını vermesi beklenen Baransu, sağlık sorunları nedeniyle duruşmaya katılmadı.

Duruşmada, Çoban’ı Ergin Cinmen temsil etti. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ve Milli İstihbarat Teşkilatı avukatları da duruşmaya katıldı. Çoban’ın avukatlarından Melike Polat Bursalı, duruşmayı izleyici sıralarından takep etti.

Duruşmayı ayrıca üç gazeteci takip etti.

Ayrıca duruşma salonunda 7-8 stajyer hakim ve avukat bulunuyordu.

Genel Gözlemler

Mahkeme başkanının önündeki mikrofon açık olmasına rağmen, mahkeme başkanı mikrofona oldukça uzak ve çok kısık sesle konuştu, söyledikleri izleyicilere ayrılan bölümden duyulmadı.

Mahkeme başkanının sözlerini sadece seyirciler değil, stajer hakim ve avukatlar da duymadı.

16. Standing - Oct. 17, 2018


Yargılamanın 16. duruşması herhangi bir katılan olmadan başladı.

Milli İstihbarat Teşkilatı adına katılan avukat, duruşma başladıktan kısa bir süre sonra, salondaki yerini aldı.

Avukat, kurum adına önceki beyanlarını tekrar ettiklerini söyledi.


Mahkeme, Mehmet Baransu’nun bir sonraki duruşmada hazır edilmesi için bulunduğu cezaevi yönetimine yazı yazılmasına karar verdi.

Yargılamanın, 12 Aralık 2018 günü devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma, önceden duyurulduğu gibi 10:30’da başladı. Bekleme salonunda Sözcü Gazetesi, İhlas Haber Ajansı muhabirleri ve bir avukat dışında kimse yoktu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin görüleceği duruşma salonu büyük, havalandırılmış ve temizdi. Salondaki aydınlatmanın göz yoracak kadar yoğun olduğu söylenilebilir. Salonda Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi için iki dev ekranın kurulu olduğu görüldü.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı 11 kişi izledi. Fakat bunlardan yedisinin bir sonraki duruşmanın başlamasını bekledikleri görüldü.

Genel Gözlemler

Katılan olmadığı için duruşma yaklaşık 10 dakika sürdü.

Mahkeme başkanı ara kararını tutanağa geçirmeden önce, gülümseyerek “gazeteciler kimler” diye sordu ve sanık Mehmet Baransu’nun aynı gün 23. Ağır Ceza’da olduğunun bilgisini paylaştı.

Mahkeme başkanı, kararını tutanağı kısık bir sesle yazdırdı. Sözleri zor duyuldu.

Milli İstihbarat Teşkilatı avukatının, duruşma sonrasında gazetecilerin yanına gelerek isminin yazılmamasını rica etmesi dikkat çekti.

Mehmet Baransu, Murat Şevki Çoban - “MGK News” Trial (Verdict)

Mehmet Baransu, Murat Şevki Çoban - “MGK News” Trial (Indictment)

Mehmet Baransu, Murat Şevki Çoban - “MGK News” Trial 17. Standing (Minutes of the Hearing)

Mehmet Baransu, Murat Şevki Çoban - “MGK News” Trial 19. Standing (Minutes of the Hearing)

Mehmet Baransu, Murat Şevki Çoban - “MGK News” Trial 20. Standing (Minutes of the Hearing)

Mehmet Baransu, Murat Şevki Çoban - “MGK News” Trial 21. Standing (Minutes of the Hearing)

Mehmet Baransu, Murat Şevki Çoban - “MGK News” Trial 22. Standing (Minutes of the Hearing)

Mehmet Baransu, Murat Şevki Çoban - “MGK News” Trial 24. Standing (Minutes of the Hearing)

Mehmet Baransu, Murat Şevki Çoban - “MGK News” Trial 26. Standing (Minutes of the Hearing)

Contact: pressinarrest@gmail.com

Creative Commons License

Licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.