Mustafa Erkan Acar

FETÖ Media Organization

15 Temmuz darbe girişiminin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Fetullah Terör Örgütü – Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PYD) medya yapılanması içerisinde yer aldıkları” iddiasıyla çoğunluğu gazeteci 35 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Hakkında gözaltı kararı verilenlerin isimleri, ilk olarak hükümete yakın basın organlarında yayımlandı. Anadolu Ajansı gözaltı kararını “FETÖ’nün medya yapılanmasına operasyan” şeklinde duyurdu.

Soruşturma talimatı İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Fuzuli Aydoğdu tarafından verildi.

Acar, İstanbul’da gözaltına alındı. 3 Eylül günü emniyetteki işlemlerinin ardından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi.

“Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla hakkında tutuklanma kararı verildi. Tutuklama kararı sonrası Silivri Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Acar ile birlikte aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan isimler arasında Nazlı Ilıcak, Seyit Kılıç, Hanım Büşra Erdal, Abdullah Kılıç, Yakup Sağlam, Bayram Kaya, Cihan Acar, Bünyamin Köseli, Emre Soncan, Cemal Azmi Kalyoncu, Habip Güler, Mehmet Gündem, Cuma Ulus, Hüseyin Aydın, Bülent Mumay, Haşim Söylemez, Ali Akkuş, Yakup Çetin, Arda Akın ve Ufuk Şanlı gibi isimler de vardı.

Gazeteci Mustafa Erkan Acar’ın da aralarında bulunduğu 27’si gazeteci 29 sanık hakkındaki iddianame İstanbul Cumhuriyet Savcısı Murat Çağlak tarafından hazırlandı. İddianame 196 sayfadan oluşuyordu.

Acar ile ilgili tespit ve değerlendirmeler iddianamenin 174’üncü sayfasında başlıyordu.

Savcı Çağlak, iddianamenin 112 sayfasında “Fetullah Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ-PDY)” ile ilgili yapılanmasına, kuruluş dönemine dair kapsamlı bir değerlendirmede bulunuyor. Benzer davalarda da (FETÖ Medya Ana Davası gibi) böylesi uzun değerlendirmeler kullanılıyor. Bazı iddianamelerde bu metinler ortak metinler de olabiiyor.

İddianamede Acar ile ilgili bölüm açık kaynak araştırması adı altında yer alan tespitlerle başlıyor.

Savcı Çağlak, Acar’ın 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Twitter’daki sosyal medya hesabını kapattığı bilgisini veriyor. Bu durum için “örgüt mensuplarının büyük çoğunluğu tarafından yapıldığı gibi” değerlendirmniesi yapıy. Aynı bölümde kimi kullancılar tarafından Emniyet Genel Müdürlüğü’nün sosyal medya hesabına Acar’ın yurtdışına kaçmaya hazırlandığı yanında ihbar paylaşımları yaptığı bilgisine de yer verildi.

Acar’ın yazmış olduğu “Karanlık Oda” isimli kitabın Zaman Gazetesinin pazar ekinde haber olması da iddianameye konulurken, burada “Ergenekon’un Medya Yapılanmasının Yazarı” olarak tanımlaması yapılıyor. Haberin gazetede “Devrimci Karargah ile OdaTv Arasında Organik Bir Bağ Var” şeklinde verildiğini kaydeden savcı Çağlak, gazete yer alan habere de yer veriyor.

Acar’ın Bugün Gazetesi’ndeki görevinden bir süre uzaklaştırılması sonrası yaşadıklarını anlattığı bir röportaj da iddianamede yer aldı. Söyleşinin yayımlandığı sitenin linki veren savcı Çağlak, “Solcu Gibi Direnmeyi Öğrendik” başlığıyla verilen haberde gazeteye kayyum atanması sonrasında yaşananların anlatıldığı görülüyor.

Acar’ın kaleme aldığı “Kod Adı Köroğlu” kitabı da deliller arasında gösteriliyor. Söz konusu kitabın “FETÖ/PDY örgüt üyelerinin örgüt faaliyetleri içerisinde yapmış oldukları yasadışı dinleme olayını yazmış” olduğu şeklinde değerlendiriliyor. Kitaba dair yapılan açık kaynak araştırmasıyla içeriğinde hiçbir soruşturma dosyasına konu olmamış Aydın gazetesilık yöneticileri ile İşçi partisi avukatları arasındaki konuşmaların yayınlandığı, haklarında hiçbir dinleme kararı olmayan Aydınlık yöneticileri M. S. ve Ş. P. ile İşçi Partisi MKK üyesi H. H. ve D. P.’in avukatlarından H. F. A. arasındaki görüşmeler yayınlandığı belirtiliyor.

Acar’ın diğer sanık gazetecilerde olduğu gibi Bank Asya hesabına dair inceleme yapıldığı da belirtiliyor. Birçok “FETÖ” davasında bu bankada hesap hareketliliğinin olması suçlama konusu yapılıyor. Buna gerekçe ise bankaya soruşturma açılması sonrası Fetullah Gülen’in talimatıyla bankayı “sahiplenmek” amacıyla para yatırılması gösteriliyor. Acar’ın da bankadaki para hareketliliğinin bu nedenle olduğu savunuluyor.

Savcı Çağlak, bu tespitlerin ardından Acar’ın “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasına dair değerlendirmede bulunuyor:

“Bilindiği üzere Ergenekon davaları olarak bilinen süreçte örgüt mensuplarınca yapılan birçok soruşturmada sahte deliller üretildiği mahkemelerce tespit edilip hakkında dava açılan sanıklar beraat etmişlerdir. Şüphelinin görev yaptığı tüm basın kuruluşları örgüt adına uzun yıllar algı faaliyeti yürütmüş, şüpheli bunların tamamında yönetici pozisyonunda görev almıştır. Yine şüpheli özellikle örgüt ile mücadele kapsamında yapılan soruşturmaları hukuksuzluk olarak nitelendirip soruşturma birimlerini yargılanmakla tehdit etmiştir. Örgütle irtibatı nedeni ile faaliyeti durdurulmuş Medya Etik Konseyi Derneğine üye olduğu anlaşılmıştır. Bu haliyle şüphelinin örgüt adına algı faaliyetlerine katılıp örgüt üyesi olduğu anlaşılmıştır.”

İkinci İddianame

Acar bu davaya dair yargılamanın ilk duruşmasının görüldüğü 31 Mart 2017’de hakkında tahliye kararı verildi. Ancak henüz cezaevinden çıkmadan kendisiyle birlikte tahliye kararı verilen diğer gazeteciler hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla, “Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs etme” ve “Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” iddiasıyla yeni bir soruşturma başlatıldı. Bu kapsamda yeniden gözaltına alındı.

Yargılama devam ederken bu soruşturmaya dair de ikinci bir iddianame daha hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından hazırlanan iddianame 5 Haziran 2017’de tamamlandı. Aynı mahkemeye sunularak, ikinci yargılama başladı. Ancak daha sonra bu iki yargılama da birleştirildi.

İddianame ise 314 sayfadan oluştu. İddianamede Acar ile birlikte daha önceki iddianamede de sanık olarak yer alan 13 gazeteci hakkında hazırlandı. Aynı şekilde iddianamenin ilk bölümü “FETÖ/PDY” yapılanması ve kuruluşunun yanısıra “hedef ve amaçlarına” dair 192 sayfalık değerlendirmeler yer aldı.

Acar ile ilgili tespit ve değerlendirmeler bu iddianamenin 214’üncü sayfasından itibaren başlıyor. Acar’ın Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Zaman ve Bugün gazetelerinde çalıştığına dair sigorta kaydının olduğu bilgisine yer verildi. Bu bilgiler bölümünde Zaman Gazetesi, Bugün Gazetesi ve Özgür Düşünce Gazetesi ile ilgili “örgütün basın yayın yapılanmasında yer aldığı” değerlendirmesi yapıldı.

Acar’ın yurtdışı çıkış ve girişlerinin de bilgisi iddianameye konuldu. Acar’ın Pak Medya İşçileri Sendikası üyesi olduğu bilgisini veren savcı Çağlak, bahse konu sendikanın 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında çıkartılan KHK ile kapatıldığını anımsatıyor. Aynı zamanda Medya Etik Konseyi Derneği üyesi olduğu ve bu derneğinde de darbe girişimi sonrası kapatıldığı bilgisine yer veriliyor. Bu her iki kurum hakkında da “FETÖ ile iltisaklı” olduğu iddiaları bulunuyor.

İlk iddianamede olduğu gibi ikinci iddianamede de Acar’ın Bank Asya hesabındaki hareketliliğe yer verildi. Yine bu para harreketliliğinin bankaya soruşturma açılması sonrasında Fetullah Gülen’in “para yatırın” çağrısı sonrası “sahiplenme” amacıyla yatırıldığı savunuldu. Acar’ın eşi, anne ve babasının da bu bankada ortak hesabının olduğu belirtiliyor.

Zaman Gazetesi, Bugün TV, Kanaltürk televizyonuna kayyum atandığı dönemde protesto amacıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğü önünde telefonundan sinyal alındığına da yer verilen iddianamede bu toplanmanın “örgüt mensuplarınca organize edildiği” savunuldu.

Savcı Fidan bu tespitler ışığında Acar’ın da aralarında bulunduğu 13 sanığı “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün medya unsurları” şeklinde değerlendirerek, şüphelilerin “Anayasal düzeni ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini hedef alan terör örgütüyle organik bağ içerisinde ve amaçları doğrultusunda süreklilik ve çeşitlilik arz edecek şekilde örgütsel faaliyetlerde bulundukları” tespitinde bulundu.

Savcı Fidan, Acar ve diğer sanıkların “örgütün algı faaliyetlerine katılmış olmalar”ı nedeniyle, “Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme” suçunu işlediklerini savundu. Bu kapsamda cezalandırılmalarını istedi. İddianamenin aynı mahkmede süren diğer dava ile birleştirillmesini talep ederek, iddianameyi İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sundu.

Gazeteci Mustafa Erkan Acar ile birlikte 27’si gazeteci 29 sanıklı davanın iddianamesi İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek, yargılanmaya başlandı. Davanın ilk duruşması için 27-31 Mart 2017 tarihi belirlendi.

İlk duruşmaya Acar’ın da aralarında bulunduğu 26 tutuklu, bir tutuksuz sanık katıldı. Sanıklardan gazeteci Said Sefa ile Bülent Ceyhan ise firari oldukları için katılmadı. Duruşmaya tek tutuksuz sanık gazeteci Ünal Tanık’ın eşi M.T. de katıldı. Duruşma ise sanık ve izleyici sayısının çok olması nedeniyle Çağlayan Adliyesi’nin zemin katındaki büyük salonda görüldü.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ilk olarak tutuklu sanıklardan gazeteciler Atilla Taş ve Murat Aksoy’un avukatı Ali Deniz Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’nın, İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimi iken Atilla Taş, Murat Aksoy, Mutlu Çölgeçen ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu hakkında tutuklama kararı verdiğini hatırlattı. Mevcut kanunlara göre soruşturmada görev yapan hakimin kovuşturmada görev yapamayacağını hatırlatan avukat Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’dan dosyadan el çekmesini, el çekmediği takdirde reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme, reddi hakim talebinin “usule uygun” olmadığı gerekçesiyle “oy birliği” ile reddetti.

Duruşma başlangıcında genelde olanın aksine jandarma görevlilerinin tavırları dikkat çekiciydi. Jandarmalar sanıklar ile yakınların birbirlerini görmelerini engelleyecek şekilde ayağa kalktı, mahkeme başkanının müdahalesi üzerine yeniden oturdu.

Mahkeme başkanının sanık savunmalarına geçme acelesi dikkat çekti. Çok sayıda dava olduğu yönünde açıklama yapan mahkeme başkanı Lorasdağı, avukatların reddi hakim talebini dinlemek istemedi. Sanıklardan Cihan Acar müdafii Gülşah Kaya, iddianame okunmadan savunmalara geçilmesi üzerine “İddianamenin okunmasını talep ediyorum. (Mahkeme başkanı tarafından sözünün kesilmesi üzerine) Duruşma böyle karşılıklı sürmez. Ben talepte bulunurum, siz karar veririsiniz. En azından iddianemeyi özetleme yükümlülüğünüz var” dedi, mahkeme cevap vermedi. İddianame okunmamasına rağmen tutanaklara “iddianame okundu” şeklinde geçmesine avukat Ömer Kavili “Yalan beyan olduğu kayıtlara geçsin” talebinde bulundu. Mahkeme heyeti cevap vermezken izleyiciler Kavili’yi alkışladı. Alkışlar üzerine mahkeme başkanı “Kimi alkışlıyorsunuz?” diye tepki gösterdi.

Kimlik tespitiyle devam eden duruşmada sanıklar savunma yaptı. Davanın ilk günkü oturumunda tutuklu gazeteci ve yazarlardan Ahmet Memiş, Abdullah Kılıç, Atilla Taş, Ali Akkuş ve Bayram Kaya savunmalarını yaptı.

Beş gün süren duruşmaların ardından 31 Mart günü savcılık aralarında Acar’ın birlikte toplam 21 kişinin tahliye edilmesine karar verdi. Ancak tahliyeler gerçekleşmeden Acar’ın da aralarında bulunduğu sekiz kişinin tahliyesine savcılıkça itiraz edildi. İtiraz İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi ve Acar ile birlikte sekiz kişi cezaevinden henüz çıkmadan yeniden tutuklandı. Hakkında tahliye kararı verilen diğer üç kişi ise bu kez “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla açılan yeni bir soruşturma ile gözaltına alındı. 13 gazeteciden 12’si iki haftalık gözaltı sürecinin ardından yeniden tutuklandı.

21 kişi hakkında tahliye kararı veren 25. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İbrahim Lorasdağı, hakimler Barış Cömert ve Necla Yeşilyurt Gülbiçim ise 3 Nisan 2017’de açığa alındı.

Davanın ikinci duruşması 27 Nisan 2017 tarihinde görüldü. Duruşmaya az sayıda gazeteci dışında izleyici alınmadı. Davanın üçüncü duruşması ise 6 Temmuz’da görüldü. Dava boyunca üçüncü kez değişen mahkeme heyeti, duruşma sonunda savcının mütalaası doğrultusunda tüm tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına karar verdi. Duruşma mahkeme başkanının mahkemeye ulaşan evrakları okumasıyla başladı. Duruşmada söz alan sanıklar ve avukatları “terör örgütü üyeliği” suçlamasını reddederek tahliyelerini talep etti.

Bu yargılama devam ederken “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeniden tutuklanan Acar ile birlikte 13 gazeteci hakkında ikinci bir iddianame daha hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından hazırlanan iddianame, önceki yargılamanın sürdüğü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İkinci iddianamenin kabülüyle birlikte Acar’ın aralarında bulunduğu 13 kişi hakkındaki “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması 16 Ağustos 2017’de görüldü. Tutuklu sanıkların tümünün hazır bulunduğu duruşmada Mahkeme Başkanı Taner Akıncı, üye hakimler Emre Efe Şimşek ve Özlem Atuk Şimşek yerlerini aldı.

Duruşma sonunda tutuklu gazeteciler Bünyamin Köseli ve Cihan Acar’ın adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verildi. Acar ve diğer sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Mahkeme heyeti kararında davanın aynı mahkemede “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla görülen dava ile birleştirilmesine karar verdi.

Birleştirme kararı sonrası ilk duruşma 24 Ekim 2017’de görüldü. Mahkemeye ulaşan Bank Asya ve ByLock kullanımına dair raporların okunmasından sonra sanık gazeteciler ve avukatları, kısaca söz aldı. Duruşma sonunda tutuklu yargılanan gazeteciler Murat Aksoy ve Atilla Taş’ın tahliyesine karar verildi. Bu tahliyelerin ardından davada tutuklu yargılanan gazeteci sayısı 20’ye düştü.

Davanın bir sonraki duruşması ise 4 Aralık 2017’de görüldü. Tutuklu sanıklar hakkında tahliye çıkmazken, duruşma 6 Şubat 2018’e ertelendi.

Savcı, 6 Şubat 2018’de İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sundu. Savcı Acar’ın da aralarında bulunduğu 13 sanık hakkında “anayasal düzeni bozma” suçlamasının düşürülmesini talep etti.

Acar ile birlikte 23 sanığın “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılması talep edildi. Aynı davada yargılanan gazeteciler Murat Aksoy ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu ile M.T.’nin ise “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan cezalandırılması istedi.

Mütalaada ayrıca haklarında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ve Bülent Ceyhan’ın dosyalarının ayrılması da talep edildi.

Savcı mütalaasının ardından söz alan avukatlar, dijital rapor ve diğer delillerin müvekkillerinin lehine olmasına rağmen cezalandırma talep edilmesine tepki gösterdi. Avukatların büyük bölümü ayrıca müvekkillerine yönelik “örgüt üyeliği” iddialarını sabit kılacak somut delillerin yer almadığına dikkat çekti.

Bu duruşmada tutuklu Halil İbrahim Balta’nın sağlık sorunları nedeniyle adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verildi.

Soruşturmanın genişletilmesi taleplerini reddeden mahkeme, diğer taleplerin esas hükümle birlikte karara bağlanmasına kararlaştırdı. Avukatların savunma için ek süre talebini kabul eden mahkeme heyeti bir sonraki duruşmanın 22 Şubat 2018’de görülmesine karar verdi.

Acar, 22 Şubat’taki duruşmada esas hakkındaki savumasını yaptı. Acar en son çalıştığı Özgür Düşünce gazetesinin iddianamede “terör örgütü yayın organı” denildiğini, ancak kendisinin bunu hiç hissetmediğini, çünkü gazetenin yasal bir kuruluş olduğunu söyledi. Acar, Ergenekon hakkında yazdığı kitabın delil olarak kullanılmasına anlam veremediğini dile getirdi. Davada 100’ün üzerinde duruşma izlediğini aktaran Acar, “Ergenekon hakkında haber ve kitap yazmak suçsa, AKP milletvekili Şamil Tayyar da Ergenekon hakkında 4-5 kitap yazmadı mı?” dedi. “Algı faaliyetinde bulundukları” suçlamasına ilişkin ise pek çok sanık savunmalarında sosyal medyada algı yönetecek kadar yeterince aktif olmadıklarını belirtti.

Duruşma geri kalan gazetecilerin savunmalarının alınması için 7-8 Mart 2018 tarihine bırakıldı.

Karar Duruşması

Davanın son duruşma 7-8 Mart 2018’de görüldü. İki gün boyunca süren oturumlarda savcı mütalaasına karşı savunmalarını daha önce yapamayan sanıklar savunma yaptı.

Mahkeme heyeti 8 Mart’taki oturumunda sanıkların son sözünü aldı. Acar, “Beraatimi istiyorum. Çalıştığım tüm kurumlarda işimi yasalara uygun bir şekilde yapmaya çalıştım” dedi.

Son sözlerin alınmasının ardından kararını açıkladı. Kararda Acar’ın da aralarında bulunduğu 23 kişiye “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasına hükmedildi.

Mahkeme, Acar’ın da aralarında bulunduğu 12 sanığın “suçun işleniş özellikleri ve suça yönelik kastın yoğunluğu” nedeniyle yine “örgüt üyesi olmak” suçlamasından 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi. Bu grupta yer alanlar şunlardı: Ahmet Memiş, Ali Akkuş, Muhammed Sait Kuloğlu, Mutlu Çölgeçen, Oğuz Usluer, Seyid Kılıç, Ufuk Şanlı, Ünal Tanık, Yetkin Yıldız, Cuma Ulus ve D. A..

Ayrıca, “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla hapis cezası verilen 11 gazetecinin suçlamanın alt sınırdan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmalarına hükmedildi. Bu sanıkların isimleri ise şunlardı: Abdullah Kılıç, Bayram Kaya, Bünyamin Köseli, Cemal Azmi Kalyoncu, Cihan Acar, Habip Güler, Halil İbrahim Balta, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Yakup Çetin ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu.

Davada tutuksuz yargılanan Murat Aksoy da “örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Aksoy ile birlikte Atilla Taş’a da aynı suçlamadan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi. Mahkeme, her iki sanığın da tutuksuzluğunun devamına hükmetti. Mahkeme heyeti Rotahaber’in genel yayın yönetmeni Ünal Tanık’ın eşi M. T.’nın da beraatine karar verdi.

Mahkeme ayrıca Acar ile birlikte tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin “hükmen tutuklu” olarak devamına karar verirdi. Daha önce tahliye edilen sanıklardan Ali Akkuş’un da yeniden tutuklanmasına hükmedildi. Hakkında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ile Bülent Ceyhan’ın dosyasının ayrılması kararlaştırıldı. Eski Zaman gazetesi çalışanı Emre Soncan’ın da dosyasının hakkındaki bir başka dava ile birleştirilmesi üzerine davada yargılaması yapılan sanık sayısı 26’ya düştü.

İstinaf Süreci

Davanın gerekçeli kararının açıklanmasının ardından istinaf mahkemesine temyiz başvurusunu yapıldı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 22 Ekim 2018 tarihinde verdiği kararında temyiz talebini reddederek, cezaları onadı. Mahkeme tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin de devamına hükmetti. Avukatların duruşma taleplerine karşın duruşmasız olarak verilen istinaf kararında, dosyada mevcut delillerin suçun ispatı bakımından yerinde ve yeterli olduğu ve yerel mahkemenin kararının hukuka uygun olduğu ifade edildi.

Yargıtay Süreci

İstinaf mahkemesinin temyiz başvurusunu reddetmesi üzerine bu kez Acar ile birlikte 23 gazetecinin cezalarının beş yıl sınırın üzerinde olması nedeniyle Yargıtay’a temyiz başvurusu yapıldı. Yargıtay Başsavcılığı, temyiz başvurusuna dair verdiği tebliğnamede temyize taşınan davanın reddedilmesini talep etti. Yargıtay Başsavcılığı, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığını öne sürerek temyiz davasının esastan reddedilmesini ve gazetecilerin hükümlerinin onanmasını talep etti.

Dosya Yargıtay’da henüz karara bağlanmayı bekliyor.

FETÖ Media Organization (Indictment)

FETÖ Media Organization (Reasoned Judgement)