Mutlu Çölgeçen

FETÖ Media Organization

15 Temmuz darbe girişiminin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Fetullah Terör Örgütü – Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PYD) medya yapılanması içerisinde yer aldıkları” iddiasıyla çoğunluğu gazeteci 35 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. Hakkında gözaltı kararı verilenlerin isimleri ilk olarak hükümete yakın basın organlarında yayımlandı.

Soruşturma talimatı İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Fuzuli Aydoğdu tarafından verildi.

Çölgeçen de soruturma kapsamında 31 Ağustos 2016’da İstanbul’da gözaltına alındı. Çölgeçen kendisiyle birlikte aynı soruşturmada gözaltına alınana gazeteciler Murat Aksoy, Atilla Taş, Gökçe Fırat Çulhaoğlu ile birlikte 3 Eylül’de Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne getirildi.

Savcılık sorgusunun ardından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. Hakimlikçe “örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde yer almayıp, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlamasıyla tutuklandı.

Tutuklama kararı sonrası Silivri Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Gazeteci Mutlu Çölgeçen’nin de aralarında bulunduğu 27’si gazeteci 29 sanık hakkındaki iddianame İstanbul Cumhuriyet Savcısı Murat Çağlak tarafından hazırlandı. İddianame 196 sayfadan oluşuyordu.

Savcı Çağlak, iddianamenin 112 sayfasında “Fetullah Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ-PDY)” ile ilgili yapılanmasına, kuruluş dönemine dair kapsamlı bir değerlendirmede bulunuyor. Benzer davalarda (FETÖ Ana Medya Davası gibi) böylesi değerlendirmeler kullanılıyor.

İddianamenin Çölgeçen ile ilgili bölümü 179’uncu sayfada başlıyor. Bu bölüm daha önce çalıştığı yayın organlarıyla başlıyor. Çölgeçen’in son olarak çalıştığı Millet Gazetesi için “FETÖ/PDY’ye finans desteği ve para aklama faaliyetleri nedeni ile kayyum atanan Koza-İpek Yayın Grubu gazetesi olan” ifadesi kullanılıyor.

Ardından Çölgeçen ile ilgili olarak “kamuoyunda Ergenekon ve Balyoz davası olarak bilinen, sonradan örgüt tarafından kurulan kumpaslar olduğu anlaşılan davalarda gazeteci olarak etkin olduğu, dava süreçlerinde yapmış olduğu haber ve yazılarla Ergenekon ve Balyoz davaları sürecinde yurtiçi ve yurtdışında kamuoyu algısı oluşturduğu tespit edilmiştir” değerlendirmesi yapılıyor. (2008 yılında başlatılan Ergekon Davasında aralarında gazetecilerin, avukatların ve askerlerin de bulunduğu 235 sanığa terör örgütü üyeliği suçlaması yöneltildi. Balyoz davasında ise yüzlerce subay darbe planı hazırladıkları iddiasıyla yargılandı. Her iki dava da 15 Temmuz darbe girişimin ardından düştü.)

Bu değerlendirmenin ardından Çölgeçen’in bu konuda yaptığı iki ayrı habere yer verildi.

Çölgeçen’in sosyal medya hesabından yaptığı 17 sosyal medya paylaşımına da iddianameye konuldu.

Paylaşımlarının bir kısmı şöyle:

  • Mutlu Çölgeçen@ensariboyu adresinden “11 Temmuz ile birlikte kuvvetlerde Yüksek Askeri Şura dosyaları görüşülmeye başlanacak. DKK emekli oluyor. En büyük sürpriz ne olacak?” şeklinde tweet atmıştır.

  • Mutlu Çölgeçen@ensariboyu adresinden “Ankara’da YAŞ oncesi ciddi satranc oynaniyor. Teamulleri yıkmaya calisan bir ekip fena halde isi bulandırma cabasinda. Cadı avı hesapları var” şeklinde tweet atmıştır.

  • Mutlu Çölgeçen@ensariboyu adresinden “Dün yazdigim iki tweet sonrasi bugun Deniz Kuvvetleri’nde cadi avi baslamis. Bu operasyon bir kisi icin kuvvetin önünü acmak icin mi?” tweet attığı görülmüş.

  • Mutlu Çölgeçen@ensariboyu adresinden “Bu medya grubu bir gün yine emin ve ehil olanların ellerinde hakettiği çok yüksek yerlerde olacak” şeklinde tweet atıp içeriğinde örgüt ile iltisaklı Koza/İpek grubunun yayın organlarının logolarını paylaşmıştır.

Ardından savcı, “Ayrıca örgütün propagandalarına uygun olarak çok sayıda 17-25 Aralık süreci ve Rıza Sarraf ile ilgili yapılan soruşturma konusunda çok paylaşımları tespit edilip dosya arasına konmuştur” notunu düşüyor. Söz konusu soruşturmalar 2013 yılında bazı bakan ve çocuklarının isimlerinin karıştığı yolsuzluk soruşturması olarak kamuoyunca biliniyor.

İddianamede Çölgeçen ile ilgili Mali Suçları Araştırma Kurumu (MASAK) tarafından yapılan incelemeye dair raporun bilgisine yer veriliyor. Burada Çölgeçen’in Bank Asya’daki hesabındaki para hareketliliğine yer veriliyor.

Ardından Çölgeçen’in savcı ve emniyetteki ifadesine yer veriliyor. Sonrasında ise savcı Çağlak, Çölgeçen hakkında şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Örgüt tarafından Ergenekon sürecinde yapılan ve sonradan sahte delillerle hazırlandığı anlaşılan soruşturmaları destekleyici yazı ve haberleri kesin delil varmış gibi haberleştirdiği, 15 Temmuz öncesi darbe girişimine yönelik meşru sebepler varmış gibi algı oluşturan paylaşımlarda bulunduğu, (bu paylaşımlara yorum yapan hesaplar incelendiğinde de darbe beklentisi görülmektedir), darbe sonrasında da bu defa FETÖ’yü cemaat olarak nitelendirip bu örgüt mensuplarının darbe girişiminde bulunmadığını, örgütün TSK’da güçlü olmadığını belirten paylaşımlar yaptığı, bu haliyle tüm bu yazı ve paylaşımlar birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin örgüt adına algı faaliyetlerinde bulunup örgüt üyesi olduğu kanaatine varılmıştır.”
Savcı Çölgeçen’in bu kapsamdan cezalandırılmasını talep etti.

Çağlak’ın hazırladığı iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek, yargılama başladı.

Gazeteci Mutlu Çölgeçen ile birlikte 27’si gazeteci 29 sanıklı davanın iddianamesi İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek davaya başlandı. Davanın ilk duruşması için 27-31 Mart 2017 tarihi belirlendi.

İlk duruşmaya Çölgeçen’nin aralarında bulunduğu 26 tutuklu, bir tutuksuz sanık katıldı. Sanıklardan hakkında yakalama kararı bulunan gazeteciler Said Sefa ve Bülent Ceyhan ise firari oldukları için katılmadı. Duruşmaya tek tutuksuz sanık gazeteci Ünal Tanık’ın eşi M.T. de katıldı. Duruşma ise sanık ve izleyici sayısının çok olması nedeniyle Çağlayan Adliyesi’nin zemin katındaki büyük salonda görüldü.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ilk olarak tutuklu sanıklardan gazeteciler Atilla Taş ve Murat Aksoy’un avukatı Ali Deniz Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’nın, İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimi iken Atilla Taş, Murat Aksoy, Mutlu Çölgeçen ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu hakkında tutuklama kararı verdiğini hatırlattı. Mevcut kanunlara göre soruşturmada görev yapan hakimin kovuşturmada görev yapamayacağını hatırlatan avukat Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’dan dosyadan el çekmesini, el çekmediği takdirde reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme, reddi hakim talebinin “usule uygun” olmadığı gerekçesiyle “oy birliği” ile reddetti.

Duruşma başlangıcında genelde olanın aksine jandarma görevlilerinin tavırları dikkat çekiciydi. Jandarmalar sanıklar ile yakınlarının birbirlerini görmelerini engelleyecek şekilde ayağa kalktı, mahkeme başkanının müdahalesi üzerine yeniden oturdu.

Mahkeme başkanının sanık savunmalarına geçme acelesi dikkat çekti. Çok sayıda dava olduğu yönünde açıklama yapan mahkeme başkanı Lorasdağı, avukatların reddi hakim talebini dinlemek istemedi. Sanıklardan Cihan Acar müdafii Gülşah Kaya, iddianame okunmadan savunmalara geçilmesi üzerine “İddianamenin okunmasını talep ediyorum. (Mahkeme başkanı tarafından sözünün kesilmesi üzerine) Duruşma böyle karşılıklı sürmez. Ben talepte bulunurum, siz karar veririsiniz. En azından iddianemeyi özetleme yükümlülüğünüz var” dedi, mahkeme cevap vermedi. İddianame okunmamasına rağmen tutanaklara “iddianame okundu” şeklinde geçmesine avukat Ömer Kavili “Yalan beyan olduğu kayıtlara geçsin” talebinde bulundu. Mahkeme heyeti cevap vermezken izleyiciler Kavili’yi alkışladı. Alkışlar üzerine mahkeme başkanı “Kimi alkışlıyorsunuz?” diye tepki gösterdi.

Kimlik tespitiyle devam eden duruşmada sanıklar savunma yaptı. Davanın ilk günkü oturumunda tutuklu gazeteci ve yazarlardan Ahmet Memiş, Abdullah Kılıç, Atilla Taş, Ali Akkuş ve Bayram Kaya savunmalarını yaptı.

Beş gün süren duruşmaların ardından, mahkeme 31 Mart günü Çölgeçen’in de aralarında bulunduğu dört sanığın dışında 21 kişinin tahliye edilmesine karar verdi. Ancak tahliyeler gerçekleşmeden sekiz kişinin tahliyesine savcılıkça itiraz edildi. İtiraz İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi ve sekiz kişi cezaevinden henüz çıkmadan yeniden tutuklandı. Hakkında tahliye kararı verilen diğer üç kişi ise bu kez “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla açılan yeni bir soruşturma ile gözaltına alındı. 13 gazeteciden 12’si iki haftalık gözaltı sürecinin ardından yeniden tutuklandı.

21 kişi hakkında tahliye kararı veren 25. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İbrahim Lorasdağı, hakimler Barış Cömert ve Necla Yeşilyurt Gülbiçim ise 3 Nisan 2017’de açığa alındı.

Davanın ikinci duruşması 27 Nisan 2017 tarihinde görüldü. Duruşmaya az sayıda gazeteci dışında izleyici alınmadı. Davanın üçüncü duruşması ise 6 Temmuz’da görüldü. Bu duruşmada mahkeme heyeti bir kez daha değişti. Duruşmada yeni heyette Ayhan Arduç (Başkan) ile üyeler Emre Binici ve Emre Efe Şimşek yer aldı. Duruşma mahkeme başkanının mahkemeye ulaşan evrakları okumasıyla başladı. Duruşmada söz alan sanıklar ve avukatları “terör örgütü üyeliği” suçlamasını reddederek tahliyelerini talep etti.

Bu yargılama devam ederken “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeniden tutuklanan 13 gazeteci hakkında ikinci bir iddianame daha hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından hazırlanan iddianame, önceki yargılamanın sürdüğü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İkinci iddianamenin kabülüyle birlikte 13 kişi hakkındaki “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması 16 Ağustos 2017’de görüldü. Davanın ilk duruşmasında dosyanın Çölgeçen’in de “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla yargılandığı 29 sanıklı dava ile birleştirilmesine karar verildi. Bu duruşmada tutuklu sanıklar Bünyamin Köseli ve Cihan Acar tahliye oldu.

Birleştirme kararı sonrası ilk duruşma 24 Ekim 2017’de görüldü. Mahkemeye ulaşan Bank Asya ve ByLock kullanımına dair raporların okunmasından sonra sanık gazeteciler ve avukatları, kısaca söz aldı. Duruşma sonunda tutuklu yargılanan gazeteciler Murat Aksoy ve Atilla Taş’ın tahliyesine karar verildi. Bu tahliyelerin ardından davada tutuklu yargılanan gazeteci sayısı 20’ye düştü.

Davanın bir sonraki duruşması ise 3-4 Aralık 2017’ye bırakıldı. Mahkemeye ulaşan Bank Asya ve ByLock kullanımına dair raporların okunmasından sonra sanık gazeteciler ve avukatları, kısaca söz aldı. Avukatların büyük bölümü ayrıca müvekkillerine yönelik “örgüt üyeliği” iddialarını sabit kılacak somut delillerin yer almadığına dikkat çekti.

Davanın bir sonraki duruşması ise 6 Şubat 2018’e bırakıldı.

Savcı, 6 Şubat 2018’de İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sundu. Savcı 13 sanık hakkında açılan “anayasal düzeni bozma” iddialı davanın düşürülmesini talep etti. Çölgeçen ile birlikte 23 sanığın “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılması talep edildi. Aynı davada yargılanan gazeteciler Murat Aksoy ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu ile M.T.’nin ise “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan cezalandırılması istendi.

Mütalaada ayrıca haklarında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ve Bülent Ceyhan’ın dosyalarının ayrılması da talep edildi. Savcı mütalaasının ardından söz alan avukatlar, dijital rapor ve diğer delillerin müvekkillerinin lehine olmasına rağmen cezalandırma talep edilmesine tepki gösterdi. Avukatların büyük bölümü ayrıca müvekkillerine yönelik “örgüt üyeliği” iddialarını sabit kılacak somut delillerin yer almadığına dikkat çekti.

Bu duruşmada tutuklu Halil İbrahim Balta’nın sağlık sorunları nedeniyle adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verildi. Soruşturmanın genişletilmesi taleplerini reddeden mahkeme, diğer taleplerin esas hükümle birlikte karara bağlanmasına kararlaştırdı. Avukatların savunma için ek süre talebini kabul eden mahkeme heyeti bir sonraki duruşmanın 22 Şubat 2018’de görülmesine karar verdi.

Sanıklar mütalaaya ilişkin savunmalarını 22-23 Şubat 2018’deki duruşmada yaptı. Bu duruşmada Taner Akıncı (Başkan), üyeler Ayni Kavi ve Özlem Atuk Çıldır ile savcı Aydın Boztaş görev aldı. Duruşmada Mahkeme Başkanı Taner Akıncı’nın sanık avukatlarından Ömer Kavili’ye söz vermek istemedi. Akıncı “Biz size savunma hakkı veriyoruz kullanıp kullanmamak size kalmış” dedi. Kavili “Dosyayı büroma yolladığınız takdirde savunma yapacağız. Müvekkilim de öyle savunma yapacak. Delil olmadan yargılama olmaz, hukuksuz yargılama yapıyorsunuz” diyerek dışarı çıkacağını söylerken Akıncı da “Avukat beyi dışarı çıkarın” dedi, Kavili duruşma salonundan çıktı.

Duruşmada bir grup gazeteci savunmasını yaptı. Duruşma geri kalan gazetecilerin savunmalarının alınması ve dosyanın karara bağlanması için 7-8 Mart 2018 tarihine bırakıldı.

Davanın karar duruşmasında da Taner Akıncı (Başkan), üyeler Ayni Kavi ve Özlem Atuk Çıldır ile savcı Aydın Boztaş görev aldı. Çölgeçen, son duruşmada savunma yaptı. Çölgeçen ise savunmasında ByLock ile ilgili mahkemenin atadığı bilirkişiden gelen raporun, kendisinin de Mor Beyin programının mağduru olduğunun ispatı olduğunu söyledi. Çölgeçen, “Devletin tüm kurumları Millet gazetesinin çıkmasına izin verdi, sarı basın kartı dağıttı. ‘Neden bu gazetede çalıştın’ sorusunu çok doğru bulmuyorum” dedi.

Yıllarca hükümete yakınlığıyla bilinen Sabah gazetesinde çalıştığını ve Ankara haber müdürü olarak görev yaptığını söyleyen Çölgeçen, “Gazetecilik faaliyeti çerçevesinde kalan haber ve yazılarımdan dolayı suçlanamam. Hükümete yakınlığıyla bilinen Sabah gazetesinde haber müdürlüğü yaptım. Sabah’ın halen genel yayın yönetmenliğini yapan Erdal Şafak haberlerimi defalarca manşet ve sürmanşetten kullandı. Adalet ve vicdan terazisinde karar verip suçsuzluğumuzu tespit edeceğinize inanıyorum” diye konuştu.

Duruşmanın ikinci gününde gazetecilerin son sözleri alındı.

Son sözlerin alınmasının ardından kararını açıkladı. Kararda Çölgeçen’in de aralarında bulunduğu 23 kişiye “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasına hükmedildi.

Mahkeme, Çölgeçen’in de aralarında bulunduğu 12 sanığın “suçun işleniş özellikleri ve suça yönelik kastın yoğunluğu” nedeniyle yine “örgüt üyesi olmak” suçlamasından 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi. Bu grupta yer alanlar şunlardı: Ahmet Memiş, Ali Akkuş, Muhammed Sait Kuloğlu, Mustafa Erkan Acar, Oğuz Usluer, Seyid Kılıç, Ufuk Şanlı, Ünal Tanık, Yetkin Yıldız, Cuma Ulus ve D. A..

Ayrıca, “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla hapis cezası verilen 11 gazetecinin suçlamanın alt sınırdan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmalarına hükmedildi. Bu sanıkların isimleri ise şunlardı: Abdullah Kılıç, Bayram Kaya, Bünyamin Köseli, Cemal Azmi Kalyoncu, Cihan Acar, Habip Güler, Halil İbrahim Balta, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Yakup Çetin ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu.

Davada tutuksuz yargılanan Murat Aksoy da “örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Aksoy ile birlikte Atilla Taş’a da aynı suçlamadan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi. Mahkeme, her iki sanığın da tutuksuzluğunun devamına hükmetti. Mahkeme heyeti Rotahaber’in genel yayın yönetmeni Ünal Tanık’ın eşi M. T.’nin da beraatine karar verdi.

Mahkeme ayrıca Çölgeçen ile birlikte tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin “hükmen tutuklu” olarak devamına karar verirdi. Daha önce tahliye edilen sanıklardan Ali Akkuş’un da yeniden tutuklanmasına hükmedildi. Hakkında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ile Bülent Ceyhan’ın dosyasının ayrılması kararlaştırıldı. Eski Zaman gazetesi çalışanı Emre Soncan’ın da dosyasının hakkındaki bir başka dava ile birleştirilmesi üzerine davada yargılaması yapılan sanık sayısı 26’ya düştü.

İstinaf Süreci

Davanın gerekçeli kararının açıklanmasının ardından istinaf mahkemesine temyiz başvurusunu yapıldı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 22 Ekim 2018 tarihinde vermiş olduğu kararında temyiz talebini reddederek, cezaları onadı. Mahkeme tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin de devamına hükmetti. Avukatların duruşma taleplerine karşın duruşmasız olarak verilen istinaf kararında, dosyada mevcut delillerin suçun ispatı bakımından yerinde ve yeterli olduğu ve yerel mahkemenin kararının hukuka uygun olduğu ifade edildi.

Yargıtay Süreci

İstinaf mahkemesinin temyiz başvurusunu reddetmesi üzerine bu kez Çölgeçen ile birlikte 23 gazetecinin cezalarının beş yıl sınırın üzerinde olması nedeniyle Yargıtay’a temyiz başvurusu yapıldı. Yargıtay Başsavcılığı, temyiz başvurusuna dair verdiği tebliğnamede temyize taşınan davanın reddedilmesini talep etti. Yargıtay Başsavcılığı, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığını öne sürerek temyiz davasının esastan reddedilmesini ve gazetecilerin hükümlerinin onanmasını talep etti.

Yargıtay’ın temyiz incelemesinin tamamlanması bekleniyor.

FETÖ Media Organization (Indictment)

FETÖ Media Organization (Reasoned Judgement)