Müyesser Yıldız

Müyesser Yıldız - Hulusi Akar / “Suit For Damage”

15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişimi sırasında, Ankara’da, Kara Havacılık Komutanlığı’nda yaşananlara ilişkin yargılama, Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Yargılamada; darbe girişimi gecesinde, Ankara’daki kamu kurumlarını vuran helikopterlerin pilotları da yargılandı.

151 kişinin yargılandığı davanın ilk duruşması, 31 Temmuz 2017’de verildi. Savcılık, esas hakkındaki mütalaasını 23 Mayıs 2018’de sundu. 151 sanıktan 122’si hakkında ağırlaştırılmış müebbet cezası, altısı hakkında “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Mahkeme, kararını 30 Mayıs 2019’da verdi. 18 sanık müebbet hapis cezasına, 45 sanık altı yıl üç ay ile 18 yıl arasında değişen sürelerden hapis cezalarına çarptırıldı. 31 sanık ise beraat etti.

56 sanık hakkında ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verirdi. Bu sanıklar arasında, dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ı, Akıncı Üssü’nden Başbakanlık Çankaya Köşkü’ne götüren helikopter pilotu da vardı. Eski albay pilot, “anayasayı ihlal etmek,” “adam öldürmeye teşebbüs etmek” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmakla” suçlandı. 29 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve 3 bin 932 yıl hapse mahkum edildi.

Karara ilişkin istinaf mahkemesi incelemesi sürüyor.

Oda TV internet haber sitesi Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız, Ankara’da görülen bu davada, mahkemenin dinlediği bir gizli tanığın verdiği ifadeleri haberleştirdi. “Abdullah” kod adı ile dinlenen tanığın ifadeleri “Darbe Davalarının En Kritik Gizli Tanığı: ‘Hulusi Akar Cemaat Mensubudur, Kripto FETÖ’cüdür” başlığıyla, 27 Nisan 2018’de yayımlandı.

Darbe girişimi döneminde Genelkurmay Başkanlığı görevinde bulunan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, habere erişimin engellenmesi talebiyle mahkemeye başvurdu. Mahkemeye sunulan dilekçede, “Müvekkil aleyhine tamamen gerçek dışı ve iftira mahiyetinde sözler kullanıldığı, müvekkili yıpratma amacı taşıyan haberin, kişilik haklarını ihlal edici nitelikte olduğu” iddia edildi. Talebi değerlendiren Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği, Nisan 2018’de, Oda TV’nin haberine erişim engeli getirdi.

Mahkeme, yasak kararını; “Kişilik hakları, kişinin hür ve bağımsız varlığının önemli bir parçası olup, kişinin yaşadığı toplumda, ilişki kurduğu çevrede şerefi ve saygınlığını sarsacak, onu küçük düşürecek, yanlış tanıtacak, zora sokacak, düşmanca bir ortama itecek her türlü davranış, kişilik haklarına saldırıdır” gerekçesine dayandırdı.

Müyesser Yıldız, gizli tanığın, Ses ve Görüntülü Bilgi Sistemi ile alınan ifadesinin 60 sayfalık dökümünü, ilerleyen tarihlerde farklı yönleri ile haberleştirdi.

Akar; Yıldız aleyhinde, şikayet dilekçesi verdi. Yıldız’dan, “hakaret ettiği” iddiasıyla, 250 bin TL tazminat talep etti.

Şikayet dilekçisinde, Akar, haberlerde yer alan iddiaların; “Gerçek dışı, iftira, hayal ürünü ithamlar içerdiğini” iddia etti. Akar’ın, dilekçesinde; Yıldız’ın ifadelerini haberleştirdiği, gizli tanık ‘Abdullah’ için, “FETÖ’cü gizli tanık Abdullah” iddiasında bulunması ise dikkat çekti. Akar’ın, şikayet dilekçesinde; şu iddialara yer verildi:

“Davalı, söz konusu yazılarında; sosyal ve hukuki hiçbir anlam ve içeriği bulunmayan; müvekkilin onur, şeref ve saygınlığını rencide eden sözler ile eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarını aşarak hakaret ve ithamlarda bulunmuştur.

Dava konusu bu yazıların, toplumun gözününde bulunan varlığını, gücünü, etkinliğini ve yetkisini milletten alan Genelkurmay Başkanı için ifade edilmesi düşünce açıklaması ve eleştiri olarak kabul edilemez.

Davalı Odatv isimli internet sitesi incelendiğinde, son bir yılda müvekkil Sn. Hulusi Akar hakkında 100’ün üzerinde haber yapılmış olduğu ve bu haberlerin tamamına yakınında doğrudan müvekkilin hedef alınarak, gerçek dışı açıklamalar yapıldığı görülmektedir.

Davalı Müyesser Yıldız tarafından da hemen her ay en az bir defa olmak üzere doğrudan müvekkili hedef alan ve tamamen gerçek dışı beyanları içeren köşe yazıları yazılmaktadır.”

Öte yandan, Akar; Yıldız aleyhinde ceza davası açılması için de suç duyurusunda bulundu. Müyesser Yıldız, Akar’ın suç duyurusu dilekçesine karşı da suç duyurusunda bulundu. Akar’ın “iftira suçunun işlendiğine” ilişkin iddiası kabul edildi. Yıldız hakkında iddianame hazırlandı. Ancak, Yıldız’ın Akar hakkındaki suç duyurusu kabul edilmedi. Savcılık; Akar’ın Yıldız hakkındaki suç duyurusunda kullandığı ifadelerin “Eleştiri sınırları içinde kaldığını” iddia etti.

Öte yandan Akar, Meclis’teki konuşmalarında, Yıldız’ın haberlerine de atıf yapan Cumhuriyet Halk Partisi Özgür Özel hakkında da 500 bin TL tutarında tazminat davası açtı.

Müyesser Yıldız ise “şikayet dilekçesinde hakaret içeren ifadeler kullandığı” iddiasıyla açtığı tazminat davasında; Akar’dan, 5 TL talep etti. Tazminat talepleri, Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından değerlendirildi. Akar’ın talebi de Yıldız’ın talebi de birleştirildi. Akar da Yıldız da aynı mahkeme karşısında hem davalı, hem davacı oldu.

Hulusi Akar’ın Müyesser Yıldız hakkında, Yıldız’ın da Akar hakkında mahkemeye sunduğu şikayet dilekçesi edinilememiştir.

Tazminat talepli davalarda asliye hukuk mahkemeleri görevlendirilir. Dava şikayet dilekçesi ile görülür; savcı iddianame hazırlamaz ve bu duruşmalara girmez.

Oda TV internet haber sitesi Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız hakkında, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın şikayetiyle açılan tazminat davası, 7 Şubat 2019 tarihinde, Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde başladı. Yıldız’ın, hakkındaki şikayet dilekçesinde, hakaret içeren ifadeler kullandığı iddiasıyla Akar hakkında verdiği şikayet dilekçesi de aynı mahkeme tarafından kabul edildi.

Akar’ın avukatı Samet Can Olgaç; Yıldız’ın haberinde, “Abdullah’ kod atlı gizli tanığın ifadesinin çarpıtılarak verildiğini” iddia etti. Olgaç, “Abdullah’ın, ‘Hulusi Akar cemaat mensubudur, kripto FETÖ’cüdür’ şeklinde bir ifade kullanmadığını” ileri sürdü. Avukat Olgaç’ın, “basın özgürlüğü sınırsız değildir. Gerçeğe aykırı haber yapmak hiçbir şekilde basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez” sözleri dikkat çekti.

Yıldız’ın avukatı Erhan Tokatlı, mahkemenin; Yıldız’ın haberinde ifadelerini aktardığı “Abdullah” kod adlı gizli tanığın dinlemesini talep etti. Tokatlı, “Abdullah’ gelsin, Hulusi Akar’a FETÖ’cü dedi mi, demedi mi soralım” ifadelerini kullandı. Müyesser Yıldız, şunları söyledi:

“Sayın Akar kendisine ‘kin, nefret, husumet’ beslediğimi ifade ediyor. Tanımam, bilmem. Silah arkadaşı, mevkidaşı değilim. Makamında gözüm yok ki husumetim olsun. Ben sadece ülkemize yaşatılan 15 Temmuz travmasının ortayı çıkması için çalışıyorum, çalışmaya da devam edeceğim.

Sayın Akar görünürde, sadece gizli tanık ‘Abdullah’ın ifadesi ile ilgili haberimize dava açmıştır. Ancak dikkat edilirse bir yıllık haberlerimizi de altına eklemiştir. Zamanında bunları tekzip etmek varken, bugün hepsinin toptan hesabının sorulması kimin ‘kin, öfke ve husumet’ biriktirdiğini göstermektedir.

Ayrıca Sayın Hulusi Akar bizlere dava açarken, şu ana kadar kod adlı ‘Abdullah’a herhangi bir dava açmadığını da bilgilerinize sunmak isterim.”

Yıldız’ın avukatı Erhan Tokatlı, Yıldız’dan şikayetçi olan Hulusi Akar’ın bir sonraki duruşmada hazır edilmesini istedi.

Yargılamanın ikinci duruşması, 30 Mayıs 2019 tarihinde görüldü. Yıldız, duruşmaya; avukatları Erhan Tokatlı ve Hüseyin Çatal ile birlikte katıldı. Akar ise avukatları Samet Can Olgaç ve Cihat Haykır tarafından temsil edildi.

Hakim; Yıldız hakkında Akar’ın suç duyurusu üzerine açılan ceza davasının sonucunun beklenmesine karar verdi. Duruşma, ertelendi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 7 Kasım 2019’da görüldü. Hakimin değiştiği görüldü. Duruşmada, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ı; avukatı Samet Can Olgaç temsil etti.

Avukat Olgaç, hakimin bir önceki duruşmada verdiği karara göre, Ankara 35. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ve Yıldız hakkında Akar’ın suç duyurusu üzerine açılan ceza davasının sonucunun beklenmesine gerek olmadığını iddia etti. Oda TV avukatı Hüseyin Çatal, ceza davasının sonuçlanmasının beklenmesini istedi.

Yıldız’ın avukatı Erhan Tokatlı ise gizli tanık “Abdullah” ile “Abdullah’ın” ifadesi sırasında, duruşma salonunda bulunan avukatlar ile diğer sanıkların dinlenmesini talep etti. Tokatlı, “Davalı bakan olduğu için gizli tanığın farklı bir şeyler söylemesi veya söylediklerinde ısrarcı olmasından mı çekiniliyor, bilmiyoruz. Gelsin, dinlensin ve Sayın Akar hakkında neler söylediği kendisine sorulsun” dedi.

Akar’ın avukatı Samet Can Olgaç, “kod Abdullah’ın dinlenmesinde çekindikleri bir şey olmadığını” dile getirdi.

Hakim; Yıldız hakkında, Akar’ın suç duyurusu üzerine açılan ceza davasının 5 Mart 2020’de görülecek duruşmasının beklenmesine karar verdi. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın dördüncü duruşması 2 Nisan 2020 tarihinde görüldü. Yıldız, önceki savunmalarını tekrar etti. Gizli tanık “Abdullah’ın,” Akar ile ilgili “FETÖ’cü” dememiş olsaydı, haberini tekzip edeceğini dile getirdi.

Yargılamanın beşinci duruşması 9 Temmuz 2020 tarihinde görüldü. Müyesser Yıldız, duruşma günü, hakkındaki bir başka soruşturma kapsamında Ankara Sincan Cezaevi’nde tutukluydu.

Polisin, adliye koridorlarında yüksek güvenlik önlemleri aldığı görüldü. Yıldız’ın avukatları, bu durumun mahkeme tutanaklarına geçirilmesini talep etti. Talep, reddedildi.

Yıldız’ın beyanının, mahkemeye yazılı olarak sunduğu belirtildi. Yıldız, şu savunmayı yaptı:

“Bir aydır Sincan Cezaevi’nde olduğum için de huzurunuza gelemedim. 10 yıl sonra ikinci kez haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklanmamda bu davanın da önemli etkisi olduğunu düşünüyorum.

250 bin TL çok yüksek bir meblağ. Bu nedenle, daha düşük; örneğin kendilerine, Genelkurmay Başkanı’na ve kuvvet komutanlarımıza benden hatıra olacak şekilde kravat almasına yetecek bir meblağa hükmetmenizi diliyorum.

Akar, 26 Haziran’da, ‘Geleneksel Gazetecilik Yarışması’ ödül töreninde yaptığı konuşmada, ‘Gazeteciler cesur, ısrarcı ve araştırmacı olmalı’ demiş. Ben de ‘cesur, ısrarcı ve araştırmacı’ bir gazeteci olarak görevimi yapmaya çalıştım. Bu yüzden cezalandırılmamın, Türk Milleti’nin vicdanında asla kabul görmeyeceğine inancım tamdır.

Ayrıca normal, demokratik bir hukuk devletinde yaşıyor olsak, hakkında soruşturma açılması ve yargılanması gerekenlerin gerçekte kimler olabileceği hususunu da milletimizin takdirlerine bırakıyorum.”

Hakim; Akar’ın, Yıldız hakkında açtığı ve Yıldız hakkında adli para cezasına hükmedilen yargılamanın kesinleşmesinin beklenmesine karar verdi. Duruşma, ertelendi.

Yargılamanın altıncı duruşması 10 Eylül 2020 tarihinde görüldü. Hakkındaki bir başka soruşturma nedeniyle Ankara Sincan Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Müyesser Yıldız, duruşmaya katılmadı. Yıldız’ın, cezaevinden çıkması durumunda; dönüşünde, iki hafta süreyle, koronavirüs pandemisi karşısında alınan önlemler kapsamında karantina koğuşunda kalması gerektiği öğrenildi. Yıldız’ı bu nedenle duruşmaya katılmadığı belirtildi. Müyesser Yıldız’ı, duruşmada; avukatı Erhan Tokatlı temsil etti. Hulusi Akar’ı ise avukatları Samet Can Olgaç ve Cihat Haykır temsil etti.

Mahkeme, önceki duruşmalarda; Yıldız hakkında Hulusi Akar’ın suç duyurusu üzerine açılan ceza davasında verilen adli para cezası kararının gönderilmesini talep etmişti. Kararın, dosyaya eklendiği belirtildi. Yıldız’ın savunmasını yazılı olarak gönderdiği görüldü.

Akar’ın avukatı Samet Can Olgaç, “Ceza mahkemesi dosyası kesinleşmiştir. Davamızın kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmesini talep ediyoruz” dedi.

Hakaret noktasında mağdur olanın Hulusi Akar değil Müyesser Yıldız olduğunu belirten Tokatlı, “Tazminat davası açıldığında, bakan; ‘ahlaksız, seviyesiz, FETÖ ile işbirliği yapıyor’ diyor. Sayın Bakan’ın suç duyurusu yargılamaya dönüştü. Bizim suç duyurumuz takipsizliğe dönüştü. Gazetecinin söylediği hakaret, bakanın söylediği eleştiri oldu” dedi.

Savunmaların ardından mahkeme kararını açıkladı. Hulusi Akar, Müyesser Yıldız’dan 250 bin TL manevi tazminat talep etmişti. Yıldız ise Hulusi Akar’dan 5 TL manevi tazminat istemişti. Birleştirilen davada, mahkeme; tazminat taleplerini kısmen kabul etti, kısmen de reddetti.

Mahkeme, Yıldız’ın Hulusi Akar’dan 5 TL tutarındaki tazminat talebini reddetti.

Ancak, mahkeme, Yıldız hakkında; 20 bin TL manevi tazminat kararı verdi. Haberin yayın tarihi olan 27 Nisan 2018 tarihinden itibaren işleyecek faiz oranının da tazminat tutarına eklenmesine karar verildi.

Mahkeme, Türk Borçlar Kanunu’na dayanarak; “Akar’ın kişilik haklarına tecavüzün kınanmasına, hüküm özetinin ise tirajı en yüksek bir gazetede yayımlanmasına” karar verdi. Gazetede yapılacak yayının bedelinin de Müyesser Yıldız’dan karşılanması kararlaştırıldı.

6. Standing - Sept. 10, 2020


Gazeteci Müyesser Yıldız hakkındaki tazminat yargılaması, Ankara Dışkapı Adliyesi’ndeki 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü.

Saat 10.43’te başlaması gereken duruşma, yaklaşık yarım saat gecikmeyle başladı.

Hakkındaki bir başka soruşturma nedeniyle Ankara Sincan Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Müyesser Yıldız, duruşmaya katılmadı.

Yıldız’ın, cezaevinden çıkması durumunda; dönüşünde, iki hafta süreyle, koronavirüs pandemisi karşısında alınan önlemler kapsamında karantina koğuşunda kalması gerektiği öğrenildi. Yıldız’ı bu nedenle duruşmaya katılmadığı belirtildi.

Müyesser Yıldız’ı, duruşmada; avukatı Erhan Tokatlı temsil etti. Hulusi Akar’ı ise avukatları Samet Can Olgaç ve Cihat Haykır temsil etti.

Mahkeme, önceki duruşmalarda; Yıldız hakkında Hulusi Akar’ın suç duyurusu üzerine açılan ceza davasında verilen adli para cezası kararının gönderilmesini talep etmişti. Kararın, dosyaya eklendiği belirtildi.

Yıldız’ın savunmasını yazılı olarak gönderdiği görüldü.

Akar’ın avukatı Samet Can Olgaç, “Ceza mahkemesi dosyası kesinleşmiştir. Davamızın kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmesini talep ediyoruz” dedi.

Yıldız’ın avukatı Erhan Tokatlı, gizli tanık “Abdullah’ın” söz konusu beyanları söyleyip söylemediği, bu beyanları haberleştirmenin yasak olup olmadığı, tazminatı gerektirip gerektirmediğinin bu yargılamanın temeli olduğunu söyledi.

Şikayete neden olan hangi fiil varsa onun müvekkile ait olmadığını belirten Tokatlı, “Müvekkilin yaptığı tek şey beyanları haberleştirmektir. Abdullah’tan şikayetçi olunması gerekir. Gazetecinin, Abdullah’ın beyanlarını teyit etme yetkisi ve sorumluluğu yoktur. Onun sorumluluğu tarafsız aktarmaktır. Onu yapmıştır” dedi.

Hakaret noktasında mağdur olanın Hulusi Akar değil Müyesser Yıldız olduğunu belirten Tokatlı, “Tazminat davası açıldığında, bakan; ‘ahlaksız, seviyesiz, FETÖ ile işbirliği yapıyor’ diyor. Sayın Bakan’ın suç duyurusu yargılamaya dönüştü. Bizim suç duyurumuz takipsizliğe dönüştü. Gazetecinin söylediği hakaret, bakanın söylediği eleştiri oldu” dedi.

Tokatlı; tanıkların dinlenmesini istediklerini, ancak reddedildiğini anımsattı. Tokatlı şunları söyledi:

“Ceza davasından hareketle taraflı davranıldığı kanaatimiz var. Burada da adalete uygun karar verilip verilmeyeceğine dair tereddütlerimiz var. “
Bu salonda olmazsa, adaletin istinaf mahkemesinde, orada da olmazsa Yargıtay’da tecelli edeceğine inanıyoruz.”

Savunmaların ardından mahkeme kararını açıkladı.


Hulusi Akar, Müyesser Yıldız’dan 250 bin TL manevi tazminat talep etmişti. Yıldız ise Hulusi Akar’dan 5 TL manevi tazminat istemişti.

Birleştirilen davada, mahkeme; tazminat taleplerini kısmen kabul etti, kısmen de reddetti.

Mahkeme, Yıldız’ın Hulusi Akar’dan 5 TL tutarındaki tazminat talebini reddetti.

Ancak, mahkeme, Yıldız hakkında; 20 bin TL manevi tazminat kararı verdi. Haberin yayın tarihi olan 27 Nisan 2018 tarihinden itibaren işleyecek faiz oranının da tazminat tutarına eklenmesine karar verildi.

Mahkeme, Türk Borçlar Kanunu’na dayanarak; “Akar’ın kişilik haklarına tecavüzün kınanmasına, hüküm özetinin ise tirajı en yüksek bir gazetede yayımlanmasına” karar verdi. Gazetede yapılacak yayının bedelinin de Müyesser Yıldız’dan karşılanması kararlaştırıldı.

Hakim, bu kararını Türk Borçlar Kanunu’nun “Kişilik Hakkının Zedelenmesi” başlıklı 58. maddesine dayandırdı.

Kanunun 58. maddesi, şu hükmü içeriyor:

“Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.

Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.”


Duruşma Öncesi

Duruşma, Ankara Dışkapı Adliyesi’nde görüldü. Adliye binasına X-Ray cihazından ve koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında ateş ölçümü yapılarak girilebildi.

Pandemi önlemleri kapsamında Adliye girişinde herhangi bir kısıtlamaya gidilmediği görüldü. Adliye, kalabalıktı.

Adliye içinde koronavirüs önlemlerine ilişkin uyarıların asıldığı görüldü. Koridorlardaki pek çok köşeye, el dezenfektanı yerleştirilmişti.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüleceği, Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi salonunun kapısında, koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında “Maskesiz girilmez” ve “Sosyal mesafeye uyunuz” uyarı yazılarının asıldığı gözlendi.

Salonda izleyiciler için ayrılmış 13 kişilik oturma yeri vardı. Ancak, sosyal mesafe kurallarına uyulması amacıyla her iki koltuktan birine, oturulmaması için yazı yapıştırıldığı görüldü.

Mahkeme salonu geniş, aydınlık ve havadardı. Salonun her bir köşesine, görülen davalara ilişkin yargılama dosyaları dizilmişti.

Duruşmaya Katılım

Hakkındaki bir başka soruşturma nedeniyle Ankara Sincan Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Müyesser Yıldız, duruşmaya katılmadı.

Yıldız’ın, cezaevinden çıkması durumunda; dönüşünde, iki hafta süreyle, koronavirüs pandemisi karşısında alınan önlemler kapsamında karantina koğuşunda kalması gerektiği öğrenildi. Yıldız’ı bu nedenle duruşmaya katılmadığı belirtildi.

Müyesser Yıldız’ı, duruşmada; avukatı Erhan Tokatlı temsil etti. Hulusi Akar’ı ise avukatları Samet Can Olgaç ve Cihat Haykır temsil etti.

Duruşmayı, ayrıca; Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği gözlemcisi ve Yeniçağ Gazetesi muhabiri de duruşmayı takip etti.

Müyesser Yıldız’ın eşi de duruşmaya katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşma günü, mahkemenin; 27 duruşmayı görmesi gerekiyordu. Yıldız’ın yargılandığı duruşma, o günkü iş listesinin 24. sırasındaydı.

Mahkeme, Yıldız’ın şikayet dilekçesi ile Akar’ın şikayet dilekçesini birlikte değerlendirdi. Yani Akar ve Yıldız, aynı mahkeme karşısında hem davalı hem de karşı davacıydı.

Yıldız, duruşma tutanağına “davalı - karşı davacı” olarak kaydedildi. Akar ise duruşma tutanaklarına sadece “davacı” olarak yazıldı.

Müyesser Yıldız - Hulusi Akar / “Suit For Damage” 6. Standing (Minutes of the Hearing)

Müyesser Yıldız - “Publicly Offences” Trial

15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişimi sırasında, Ankara’da, Kara Havacılık Komutanlığı’nda yaşananlara ilişkin yargılama, Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Yargılamada; darbe girişimi gecesinde, Ankara’daki kamu kurumlarını vuran helikopterlerin pilotları da yargılandı.

151 kişinin yargılandığı davanın ilk duruşması, 31 Temmuz 2017’de verildi. Savcılık, esas hakkındaki mütalaasını 23 Mayıs 2018’de sundu. 151 sanıktan 122’si hakkında ağırlaştırılmış müebbet cezası, altısı hakkında “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Mahkeme, kararını 30 Mayıs 2019’da verdi. 18 sanık müebbet hapis cezasına, 45 sanık altı yıl üç ay ile 18 yıl arasında değişen sürelerden hapis cezalarına çarptırıldı. 31 sanık ise beraat etti.

56 sanık hakkında ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verirdi. Bu sanıklar arasında, dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ı, Akıncı Üssü’nden Başbakanlık Çankaya Köşkü’ne götüren helikopter pilotu da vardı. Eski Albay pilot, ’anayasayı ihlal etmek,” “adam öldürmeye teşebbüs etmek” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmakla” suçlandı. 29 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve 3 bin 932 yıl hapse mahkum edildi.

Karar ilişkin istinaf mahkemesi incelemesi sürüyor.

Oda TV internet haber sitesinin Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız, Ankara’da görülen bu davada, mahkemenin dinlediği bir gizli tanığın verdiği ifadeleri haberleştirdi. “Abdullah” kod adı ile dinlenen tanığın ifadeleri “Darbe Davalarının En Kritik Gizli Tanığı: ‘Hulusi Akar Cemaat Mensubudur, Kripto FETÖ’cüdür” başlığıyla, 27 Nisan 2018’de yayımlandı.

Darbe girişimi döneminde Genelkurmay Başkanlığı görevinde bulunan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, habere erişimin engellenmesi talebiyle mahkemeye başvurdu. Mahkemeye sunulan dilekçede, “Müvekkil aleyhine tamamen gerçek dışı ve iftira mahiyetinde sözler kullanıldığı, müvekkili yıpratma amacı taşıyan haberin, kişilik haklarını ihlal edici nitelikte olduğu” iddia edildi.

Talebi değerlendiren Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği, Nisan 2018’de, Oda TV’nin haberine erişim engeli getirdi.

Mahkeme, yasak kararını; “Kişilik hakları, kişinin hür ve bağımsız varlığının önemli bir parçası olup, kişinin yaşadığı toplumda, ilişki kurduğu çevrede şerefi ve saygınlığını sarsacak, onu küçük düşürecek, yanlış tanıtacak, zora sokacak, düşmanca bir ortama itecek her türlü davranış, kişilik haklarına saldırıdır” gerekçesine dayandırdı.

Müyesser Yıldız, gizli tanığın, Ses ve Görüntülü Bilgi Sistemi ile alınan ifadesinin 60 sayfalık dökümünü, ilerleyen tarihlerde farklı yönleri ile haberleştirdi.

Akar, Yıldız aleyhinde, aynı haberleri gerekçe göstererek, tazminat davası açtı. Yıldız’dan 250 bin TL tutarında manevi tazminat talep etti. Akar, Yıldız’ın “hakaret ettiğini” iddia etti. Müyesser Yıldız ise “şikayet dilekçesinde hakaret içeren ifadeler kullandığı” iddiasıyla açtığı tazminat davasında; Akar’dan, 5 TL talep etti. Tazminat talepleri, Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından değerlendirildi. Akar’ın talebi de Yıldız’ın talebi de birleştirildi. Akar da Yıldız da aynı mahkeme karşısında hem davalı, hem davacı oldu.

Öte yandan Akar, Meclis’teki konuşmalarında, Yıldız’ın haberlerine de atıf yapan Cumhuriyet Halk Partisi Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar hakkında da 500 bin TL tutarında tazminat davası açtı.

Ayrıca, Akar; Yıldız aleyhinde ceza davası açılması için suç duyurusunda bulundu. Müyesser Yıldız, Akar’ın suç duyurusu dilekçesine karşı da suç duyurusunda bulundu. Akar’ın “iftira suçunun işlendiğine” ilişkin iddiası kabul edildi. Yıldız hakkında iddianame hazırlandı. Ancak, Yıldız’ın Akar hakkındaki suç duyurusu kabul edilmedi. Savcılık; Akar’ın Yıldız hakkındaki suç duyurusunda kullandığı ifadelerin “Eleştiri sınırları içinde kaldığını” iddia etti.

Oda TV Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız hakkındaki iddianame İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlandı.

İddianame, Yıldız; “Darbe Davalarının En Kritik Gizli Tanığı: ‘Hulusi Akar Cemaat Mensubudur, Kripto FETÖ’cüdür” başlığı ile Oda TV internet haber sitesinde, 27 Nisan 2018 tarihinde yayımlanan haber üzerinden suçlandı.

Akar’ın suç duyurusu üzerine, Müyesser Yıldız hakkında hazırlanan iddianame edinilememiştir.

Yıldız, haberinde; 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişimi sırasında, Ankara’da Kara Havacılık Komutanlığı’nda yaşananlara ilişkin yargılamanın detaylarını aktarmıştı. Yıldız, mahkemenin beyanlarına başvurduğu gizli tanık “Abdullah’ın” verdiği ifadeleri haberleştirmişti.

İddianamede, Yıldız; Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesi uyarınca “iftira” ile suçlandı. Yıldız hakkında, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası istendi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianame, İstanbul 57. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkeme, Yıldız’ın Ankara’da yaşadığı gerekçesi ile yargılama dosyasını Ankara Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Sonuç olarak, iddianame; Ankara 35. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Oda TV internet haber sitesi Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız hakkındaki yargılama; 23 Mayıs 2019 tarihinde, Ankara 35. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı.

Yıldız, ilk duruşmada; 37 yıllık gazeteci olduğunu söyledi. Bürokrasi, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı ve Meclis muhabirliği yaptığını dile getirdi. “Bırakın böyle bir davaya muhatap olmayı, tek bir tekzip bile almadım” dedi. Yıldız, şunları söyledi:

“Dava konusu olay, ‘Abdullah’ kod adli gizli tanığın ifadesini haberleştirmemdir. Akar, kendi aleyhine beyanda bulunan gizli tanık hakkında şikayetçi olmak yerine, bu beyanı haberleştiren benden şikayetçi oluyor.”

Akar’ın avukatları Samet Can Olgaç ve Cihat Haykır; “gizli tanığın, Akar için, ‘FETÖ’cü’ demediğini” iddia ettiler. Haberin, ”ifade özgürlüğü ve haber alma özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini” savundular.

Yıldız’ın avukatı Erhan Tokatlı, “Kod Abdullah’ın beyanlarını sadece müvekkilim değil o duruşmadaki sanıklar ve avukatları da aynı şekilde anlamıştır. Bu nedenle hem o duruşmanın ses ve görüntülü SEGBİS kaydının getirilmesini hem de kod Abdullah ile o duruşmada bulunan bazı isimlerin tanık olarak dinlenmesini talep ediyoruz” dedi.

Akar’ın avukatları ise talebin dosyaya bir katkı sağlamayacağını iddia etti. Mahkeme; gizli tanık Abdullah’ın ses ve görüntü kayıtlarının, Yıldız’ın haberine konu ettiği yargılamanın görüldüğü Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nden istenmesine karar verdi. Yıldız’ın avukatlarının tanık dinleme talebi ise kabul edildi.

Yargılamanın ikinci duruşması 24 Ekim 2019 tarihinde görüldü. Yıldız, duruşmaya; avukatları ile birlikte katıldı. Yıldız, savunmasında şunları söyledi:

“Herhangi bir iftirada bulunmadım. Sadece gizli tanık Abdullah’ın beyanlarını haberleştirdim. Burada başka gazeteciler de var, bu tutanakları kim okusa haber yapardı. Ben haberi yaptığımda, gizli tanık ‘FETÖ’cü’ dememiş olsaydı, bu haberle ilgili tekzip verip dava açabilirdi. Ancak böyle bir şey olmadı.”

Hakim, gizli tanığın ifadesinin yer aldığı ses kaydının istendiğini ancak bunun yerine imzalı duruşma tutanağı gönderildiğini belirtti. Ancak, mahkeme; gizli tanığın dinlenmesi talebini, yargılamaya katkısı olmayacağı gerekçesiyle reddetti.

Bu duruşmada, mahkeme; Yıldız’a yöneltilen “iftira” suçlamasının, “kamu görevlisine hakaret” olarak değiştirilebileceğini açıkladı. Yıldız’a, “hakaret” suçlaması karşısında savunmasını yapması için süre tanıdı.

Yargılamanın üçüncü duruşması, 5 Mart 2020 tarihinde görüldü. Müyesser Yıldız’ın avukatı Erhan Tokatlı, habere konu olan ve gizli tanığın beyanına başvurulan duruşmaya katılan dört avukatın tanıklığına, gazeteci kökenli milletvekili Utku Çakırözer’in ise bilirkişi olarak görüşlerine başvurulmasını talep etti. Mahkeme, “yargılamayı uzatacağı” gerekçesiyle talebi reddetti.

Mahkeme, iddianamede olduğu gibi “iftira” değil “hakaret” suçlaması karşısında savunma istedi. Yıldız, şunları söyledi:

“Bundan dokuz yıl önce bugün tutuklandım. 15 ay yattım. Kardeşim Barış Terkoğlu da dün tutuklandı. Demek ki dokuz yılda hiçbir şey değişmemiş. İstanbul’a hukuk gelmemiş. Ankara’da da hukuk yok.

Olayın birinci derece aktörü olan gizli tanık ‘Abdullah’ı’ dinlemediniz. Tanıklarımızı dinlemediniz. Siz de gazeteci olsaydınız o başlığı atarsınız. Ben daha fazla konuşup bu hukuksuzluk sürecine katkı vermek istemiyorum.”

Akar’ın avukatı Samet Can Olgaç, Yıldız’ın cezalandırılmasını talep etti. Olgaç, “Habere konu sözler müvekkilimin şeref ve saygınlığını zedeleyici niteliktedir. Toplumda algı oluşturma ve müvekkilimi itibarsızlaştırmak amacıyla yazılmıştır” dedi.

Yıldız, Akar’ın avukatına, “Hulusi Akar’ın, gizli tanık beyanlarına karşı dava açıp açmadığını” sordu. Akar’ın avukatı Olgaç, soruyu yanıtsız bıraktı.

Yıldız’ın avukatı Erhan Tokatlı, Akar’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Özgür Özel’in, Meclis’teki kendisi ile ilgili sözleri karşısında dava açtığını anımsattı. Tokatlı, “CHP Grup Başkanvekilinin sözlerini aktaran medya mensupları hakkında herhangi bir soruşturma açılmadı. Orada sadece beyan sahibi hakkında soruşturma açılırken, burada beyanı haberleştiren gazeteci yargılanıyor” dedi. Bir suç varsa, tamamen “Abdullah’a” ait olduğunu dile getiren Tokatlı, beraat istedi.

Hakim, Yıldız’a son sözlerini sordu. Yıldız, son söz yerine; Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği’nin 120. maddesinde de yer alan şu sözlerini okudu:

“Bir komutanın tutsaklığı da bağışlanabilir. O zaman ki, askerlik görev ve gereklerini yapıp, uygulamakta elindeki kuvveti sonuna kadar, son süngü ve son nefese kadar kullandıktan sonra kanını akıtma fırsatını bulamaksızın düşman eline düşerse… Bütün ordusu, üstün düşman ordusu karşısında mağlup ve kendiliğinden geri çekilirken, kılıcını çekip, tek başına atını düşman başkomutanının çadırına sürerek, ölüm arayan Türk komutanları görülmüştür. Bir Türk komutanının ordusunu kullanmaksızın, herhangi kötü tesadüf, herhangi kötü talih sonucu bile olsa düşmana tutsak olmasını biz bağışlasak da tarih bunu asla affetmez ve affetmemelidir.”

Mahkeme, kararını açıkladı. Haber ile “iftira suçunun oluşmadığını” açıklayan hakim, “Olayın özü ile haberin veriliş biçiminde dengenin sağlanamadığını” savundu. “Haberin onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici nitelikte olduğunu” iddia etti.

Yıldız, “Kamu görevlisine hakaret” suçlamasıyla; 354 gün karşılığında, günlüğü 20 TL olmak üzere 7 bin 80 TL para cezasına çarptırıldı. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

Press in Arrest is a database, monitoring, documentation and collective memory study of Press Research Association.
+90 (312) 945 15 56 | pressinarrest@gmail.com

Creative Commons License
Licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.