Oktay Candemir

He was born in the Özalp district of Van province in 1976. In 2003, he began to work as a reporter at the Van Bureau of Dicle News Agency (DİHA), which was closed with a Decree Law issued on October 26th, 2016 under the State of Emergency. During the State of Emergency (OHAL) declared after the military coup attempt of July 15th, 2016, many media outlets were closed down with decree laws that the government put into effect without the approval of the Parliament.

Candemir also worked as a reporter for the newspaper Prestij based in Van. Continues to work as a freelance journalist in Van.

On December 20th, 2011, he was detained in Istanbul, where he had arrived after the Van earthquake, under the scope of the investigation generally known as “KCK Press” case. On December 24th, 2011, he was arrested on charges of “membership of an armed terrorist organization”. He was placed in Kandıra High Security Prison. He was detained until November 16th, 2012. For this charge, he faces a prison sentence between 7 years 6 months to 15 years. The trial continues and he is not under arrest. The prosecutor has not submitted his opinion as to the accusations although the trial started in September 2012.

Candemir was again detained with a raid on his home in April 2019 on charges of “membership of an armed terrorist organization”. He was released on condition of judicial control. That investigation is also under way.

On May 5, 2019, he was taken into custody while following a press statement in Van. He was released after being detained for a day. He was accused of “prevention of public duty”. He is requested to be sentenced to, from six months to three years of imprisonment.

He was accused of “insulting the President” with his social media posts, as well. He is requested to be sentenced to, from one year two months to four years eight months of imprisonment.

Oktay Candemir - “Insulting the President” Trial

Van Chief Public Prosecutor’s Office launched an investigation against journalist Oktay Candemir. The investigation was based on the Van Police Precinct Security Branch’s inspection report dated September 12, 2019.

According to the report, Candemir, on September 5, 2019, shared a post on his Twitter account that read “Erdoğan, by appointing trustees to the Mayorships, identifies where each political structure stands and will now play accordingly. Sooner or later this will give birth to new developments. Erdoğan, who sees that, is trying to make sure those developments born crippled. An example of divide and run policy”.

Candemir was accused of “publicly insulting the President” according to the article 299 of the Turkish Penal Code. According to the law, in order to open a lawsuit against an individual on this ground, a permission from the Minister of Justice is required. Necessary ministerial permission, to open a lawsuit against Candemir, was granted on December 13, 2019.

Candemir, in his defence statement during the investigation, plead not guilty.

The indictment against journalist Oktay Candemir was completed by Van Chief Public Prosecutor’s Office.

According to the indictment Candemir in his Twitter account, had tweeted:

“Erdoğan, by appointing trustees to the Mayorships, identifies where each political structure stands and will now play accordingly. Sooner or later this will give birth to new developments. Erdoğan, who sees that, is trying to make sure those developments born crippled. An example of divide and run policy”.

The indictment claimed that “it was not possible to consider it(tweet) within the scope of the freedom of expression and the limitations of criticism”.

The indictment accused Candemir of “insulting the President” according to the article 299 of the Turkish Penal Code. He was requested to be sentenced to, from one to four years. However it was claimed that the “crime of insulting the President was committed publicly”. Therefore, the requested sentence, was requested to be increased by a sixth according th the paragraph two of the article 299 of the Turkish Penal Code. Candemir, in total, was requested to be sentenced to, from one year two months to four years eight months of imprisonment. He was also requested to be “bereaved of specific rights” according to the article 53 of the Turkish Penal Code.

The indictment was accepted by Van 3rd Criminal Court of First Instance.

Journalist Oktay Candemir’s trial started with the first hearing at Van 3rd Criminal Court of First Instance on July 7, 2020. Main judge was excused. It was seen that a new judge was appointed on his place. Candemir’s attorney Selda Aydın was absent with an excuse.

Second hearing of the case is set to October 8, 2020.

2. Standing - Oct. 8, 2020


Saat 09.30’da başlaması gereken duruşma, yaklaşık bir saat gecikmeyle saat 10.30’da başladı. Mahkeme başkanının değiştiği gözlendi.

Yargılanan gazeteci Oktay Candemir, duruşmaya; avukatı Sevda Aydın ile birlikte katıldı. Candemir, bu duruşmada; ilk savunmasını yaptı.

17 yıldır gazetecilik yaptığını dile getirdi. Suçlandığı paylaşımın, paylaşıldığı günün politik güncel durumu ile ilgili olduğunu belirtti. Paylaşımındaki yazısının, “AKP’nin bölünmesi, DEVA ve Gelecek Partisi’nin kurulmasının doğuracağı, siyasi sonuçlarla ilgili olduğunu” ifade etti. “Tek bir cümle hakaret içermemektedir” dedi, beraatini istedi.

Hakim, hakkında verilebilecek olası bir ceza kararına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını isteyip istemediğini sordu. Öncelikle beraat kararı verilmesini isteyen Candemir, olası bir ceza kararında ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını istedi.

Candemir’in avukatı Sevda Aydın ise paylaşımlarda hakaret değil, tamamıyla eleştiri olduğunu dile getirdi. “Yazıda birinin namusunu, şerefini veya kişiliğini zedeleyecek bir durum da yok. Bu yargılamanın sebebi müvekkilimin muhalif olmasıdır. Muhalif davranan basın mensuplarının bu şekilde yargılanması veya cezaevine konulması bir demokrasi ve hukuk ayıbıdır” dedi. Bir basın mensubunun bu tarz şeylerle yargılanmasının basın özgürlüğü ile bağdaşmayacağını belirtti. Candemir hakkında beraat kararı verilmesini talep etti.

Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için yargılama dosyasının savcılığa iletilmesini istedi.


Mahkeme, duruşma savcısının talebini kabul etti.

Yargılama dosyasının, esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa iletilmesine karar verildi.

Yargılamanın, 4 Mart 2021’de görülecek üçüncü duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşmanın görüleceği Van Adliyesi’ne girişler, her zaman olduğu gibi ana kapıdan değil, arka kapıdan yapıldı. Kapı değişikliği, koronavirüs pandemisi karşısına alınan önlemlerle gerekçelendirildi. Adliyeye, X-Ray taramasından sonra girilebildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü mahkeme salonu temiz ve aydınlıktı. Salon pandemi koşullarına göre, sosyal mesafe kurallarına uygun olarak düzenlenmişti. Ancak duruşma salonunda, dezenfektan istasyonu yoktu.

Duruşmaya Katılım

Duruşma, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) temsilcisi tarafından takip edildi.

Genel Gözlemler

Duruşma bir saat gecikmeli olarak başladı. Yaklaşık 12 dakika süren duruşmada, olağanüstü bir gelişme yaşanmadı.

1. Standing - July 7, 2020


Duruşmanın saat 10:54’te başlamasına karar verilmişti.

Gazeteci Oktay Candemir, avukatı Sevda Aydın ile birlikte, duruşmanın görüleceği Van 3. Asliye Ceza Mahkemesi’ne ait duruşma salonu önünde hazırdı.

Mahkemenin asıl hakiminin izinli olduğu öğrenildi. Yerine geçici hakimin görevlendirildiği görüldü. Bu nedenle, duruşmada herhangi bir karar verilmeyeceği için, Oktay Candemir’in avukatı Aydın; mazeret bildirdi. Candemir ve Aydın, duruşmaya katılmadı.


Mahkemeye bakan geçici hakim, Aydın’ın mazeretini kabul ederek, duruşmayı erteledi.

Yargılamanın, 8 Ekim 2020’de görülecek ikinci duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşmanın görüleceği Van Adliyesine girişler X-Ray cihazları ile yapılıyor. Ana kapı girişi, “koronavirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında kapalıydı. Bu nedenle girişler arka kapıdan yapıldı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Oktay Candemir’in avukatı mazaret bildirerek, duruşmaya katılmadığı için duruşma salonuna girilmedi.

Duruşmaya Katılım

Gazeteci Oktay Candemir ve avukatı Sevda Aydın, duruşma başlamadan önce salonun önündeydi.

Ancak, Candemir ve Aydın; asıl hakimin izinli olması nedeniyle, mazaret bildirerek, duruşmaya katılmadı.

Duruşmayı izleyen herhangi bir gözlemci ya da meslek örgütü temsilcisi yoktu.

Oktay Candemir - “Insulting the President” Trial (Indictment)

Oktay Candemir - “Insulting the President” Trial 1. Standing (Minutes of the Hearing)

Oktay Candemir - “Insulting the President” Trial 2. Standing (Minutes of the Hearing)

“KCK Press” Trial

49 journalists and media professionals working for “Kurdish media” outlets, namely Dicle News Agency (DİHA), Özgür Gündem Newspaper, Fırat News Agency (ANF) and Roj TV were arrested in the early morning hours on December 20th, 2011, with police raids on their homes or media outlets in Istanbul, Ankara, Izmir, Van, Adana and Diyarbakir.
Dicle News Agency reporter Oktay Candemir had left Van due to the earthquake in November 2011 and arrived in Istanbul to stay for a while. On December 20th, 2011, he was detained in a raid on the house of a journalist friend of his, where he was staying.

The journalists and media professionals thus detained were taken on the next day to the Istanbul Police Department’s Anti-Terror Branch on Vatan Avenue, Istanbul.

The investigation was conducted by Istanbul Public Prosecutor. A “confidentiality / restriction order” was issued regarding the case. As a result, the journalists in custody were initially unable to learn the charges against them.

Candemir used his right to remain silent at the Police Department. According to Candemir’s accounts, the police told him, “Remaining silent is the terror organization’s line; if you don’t give a statement now, you will stay in prison. There is nothing in your file, but because you exercise your right to remain silent, you will go to prison, you won’t be brought before a judge before a year, and it is not certain if he will release you.”

Seven of the journalists and media professionals taken into custody were released on December 23rd, 2011 following the prosecutor’s inquiry.

Candemir, in his statement at the prosecutor’s office, said that he had worked at DİHA until September 2010 and had been working for Prestij Newspaper for a year, he had previously been sentenced to prison for a news story, and the sentence had been postponed.

Stating that he is not a “PKK / KCK member”, Candemir indicated that he is only a member of the Van Lake Journalists’ Association.

In response to a question by the prosecutor, he said that he did not know anything about money transfers among Dicle News Agency, Roj TV and Mezopotamya TV, and that he heard it for the first time.

He indicated that he saw Murat Karayılan, Mustafa Karasu and Cemil Bayık only on TV, he had no ties to “KCK Press Committee” or “Press Conferences”, and he had never gone abroad. He stated that he stayed at his friend’s place in Istanbul because of the Van earthquake, he did not have any of his belongings with him, and the electronic devices seized during the raid did not belong to him.

42 journalists and media professionals, including Candemir, were referred to the court for their arrest. Candemir and other journalists and media professionals were arrested on charges of “membership of an armed terrorist organization”. Candemir was placed in Kandıra No. 1 F-Type Prison.

The indictment against 44 journalists and media professionals, including journalist Oktay Candemir, was completed on April 27th, 2012 by Istanbul Public Prosecutor.

In the indictment, it was claimed that the so-called “KCK / PKK Press Committee” and “Democratic Enlightenment Union” (Yekîtiya Ragihandina Demokratik - YRD) guided the editorial policy and news coverage of the “Kurdish media”.

Dicle News Agency (DİHA), Fırat Publishing and Distribution Company, Gün Printing House (which printed the newspapers Azadiya Welat, Denge Welat, Özgür Gündem, Yeni Demokratik Toplum, Yeni Demokratik Yaşam, Yeni Demokratik Ulus and the magazines Özgür Halk, Demokratik Modernite, Yurtsever Gençlik), Fırat News Agency (ANF), Azadiya Welat Newspaper, Özgür Gündem Newspaper and other daily and weekly newspapers in Turkish; as well as various media or news outlets, including Roj TV, Medya TV, and Mezopotamya Radio, were listed among “KCK / PKK’s media outlets” in the indictment.

The indictment added that “KCK / PKK’s Press Committee has been holding regular meetings since 2001 to consolidate the hierarchy within the organization’s media network, and Press Conferences have transformed into YRD Conferences over time”, and that “The Press Committee’s editorial policy focused on establishing the state of Kurdistan”.

Journalistic activities were presented as “terror group’s activities” in the indictment. The indictment made frequent use of allegations and definitions such as “so-called journalism activities”, “news designed to denigrate the state”, “terror group-driven journalism”, “an independent journalist would not have penned such news stories” and “the photographs found in the computer denigrated state officials”.

37 pages of the 800-page indictment were dedicated to explaining the “KCK / PKK structure”; this section featured the arguments of the prosecutor as well as statements by three members of the organization and three secret witnesses who were captured or had surrendered. In addition, Abdullah Öcalan’s talks with his lawyers and the latters’ correspondence with each other were also included.

The next 100 pages offered a history of the “Kurdish media”. There were claims regarding the relationship between the organization and the newspapers, magazines, radios, televisions and web sites going back to the 1970s.

The prosecution claimed that many media outlets, especially DİHA, Fırat News Agency (ANF), Roj TV, were “broadcasting to serve the purposes of KCK / PKK”. The news, images, articles and interviews shared among these media outlets; statements of secret witnesses and suspects; and “KCK Charter’s sections related to the press” were presented to support these claims.

Journalists’ news stories, journalistic activities and coverage for media outlets such as Roj TV and ANF were presented as criminal activities.

In the indictment, 44 journalists and media employees were charged with “membership or leadership of a terrorist organization”.

The 12-page section about Candemir started on page 659 of the indictment. This section featured Candemir’s nine published news stories, the information that he had communicated with Fırat News Agency (ANF) editor İsmet Kayhan 87 times via e-mail, and articles in the hard disks and CDs seized when he was detained.

Under the title “Assessment of evidence from communication monitoring”, it was noted that Candemir communicated with the ANF editor and defendant İsmet Kayhan 87 times over e-mail. The professional relation between editor Kayhan and reporter Candemir was depicted in the indictment as “receiving instructions” and “news stories tailored to the organization’s purposes”.

The statements of the secret witness Bahar, taken one day before the “KCK Press” operation, were also cited as evidence.

The indictment listed the following news stories published in DİHA that allegedly spread “propaganda for the terrorist organization”:

1- News story dated August 8th, 2020 and titled “Lawsuit against the book ‘KCK case: Global State and Stateless Kurds’”.
In his assessment of this news story, the prosecutor alleged that “Candemir penned news stories in line with the organization’s goals and objectives, about a book written in order to manipulate the public opinion regarding the operations against the terrorist organization KCK.”

2- News story dated July 29th, 2010 and titled “No investors will come to the region until the Kurdish question is settled”.

3- News story published on DİHA on July 22nd, and titled “The story of smugglers’ lives darkened in the struggle to make a living”.
In his assessment of this news story, the prosecutor said, “Candemir talks about Turkish soldiers as if they were the soldiers of a foreign country”, “claiming that, for fear of Turkish soldiers, smugglers took refuge among Iranian soldiers who treated them better, and that Turkish soldiers deliberately killed smugglers in the region. He claimed that Turkish soldiers carried out massacres in the area, in order to denigrate the Turkish army”.

4- News story dated July 11th, 2010 and titled “Trade unions in a judiciary bind in Ağrı”.
In this part of the indictment the title for this news story was given as “The story of smugglers’ lives darkened in the struggle to make a living”, however, it focused on the content of another news story dated July 11th, 2010 and titled “Trade unions in a judiciary bind in Ağrı”.

5- News story dated July 7th, 2010, and titled “Investigation against policemen battering a citizen, shouting ‘What are you looking at?’”
The prosecutor argued that this story “served the purposes of the organization by denigrating the public image of Turkish police and claiming that Turkish policemen knowingly and willingly resort to violence”.

6- News story dated July 4th, 2010 and titled “Killed in custody, Gür was previously threatened by the police whom he brought a lawsuit against”.

7- News story dated June 26th, 2010 and titled “He fled from Iranian oppression to Turkey, but…”.
The prosecutor claimed that, “instead of assessing incidents through an unbiased journalistic perspective, he penned news stories designed to denigrate Turkish state’s military and police forces, and to serve the purposes and goals of the terror organization KCK/PKK”.

8- News story dated June 22nd, 2010 and titled “What changed after the State of Emergency ended?”
The prosecutor noted, “It was seen that the suspect did not carry out journalistic efforts, but penned news stories that benefited the terrorist organization.”

9- News story dated June 15th, 2010 and titled “Eye witness: Asım Yavrutürk was killed by soldiers”.

As a result of the examination of the digital material seized as Candemir was taken into custody, the following written documents were found on 27 CDs and a hard disk, as listed in the indictment:

1- A Word document titled “And they ended the opening”.
2- A Word document about the struggle between Hizbullah and PKK. The prosecutor stated that the text included the words “PKK/KONGRA-GEL, Hizbullah and Hamas”.
3- A Word document about JİTEM.
4- A Word document titled “Village guards” which featured information on “village guards and individuals supposedly killed by village guards”.
5- A Word document titled “Unmediated Social Relationship and Methodology Model”. The prosecutor stated that the text included information on “democratic confederalism”.
6- A Word document titled “Democratic Confederalism declared in Kurdistan”.
7- A Word document titled “Dimensions of Democratic Modernity”.
8- A Word document titled “Democratic Communism”.
9- A Word document of an interview with a village guard.
10- CD with the names and photos of lawyers taken under custody during the police operations against KCK.
11- MP3 file of Awaze Çiya’s track “PKK Ne”.
12- A Word document about Nihat Behram’s book “Three Saplings at the Gallows”.
13- A Word document on “Kurdistan’s geopolitics. The prosecutor stated that the text included the expression “Kurdistan”.
14- A file which included “Books by numerous communist thinkers”.
15- A file featuring the expressions “Swiss Consulate”, “BDP Central district president” and various phone numbers.
16- A file including the address m..medikal@...com .
17- A file with photos from protests and rallies, featuring the “photos of terror organization’s members in the countryside”.
18- A Word document titled “Urban encroachment on the shores of Van Lake”, signed by Candemir.
19- A file of the photographs of a lawyer taken under custody during the police operations against KCK.
20- A Word document bearing the name of the individual at whose house Candemir stayed while in İstanbul

21- A file of the photographs of a lawyer taken under custody during the police operations against KCK, showing his electoral campaign as an independent MP candidate for the “Labor, Democracy and Freedom Alliance”

22- Esat Faraşin’s book titled “Songs of the Mountain”. The prosecutor indicated that Siirt Criminal Court of Peace banned the book on 10.01.2009.

In the “legal assessment” section on Candemir, the prosecutor claimed that the former was “active in the Turkish executive board of KCK Press Committee”. He stated that Candemir was working as a reporter at DİHA, he also provided information and news stories to Roj TV and the radio Voice of Mesopotamia, and that he “worked for the terrorist organization in this way.”

The prosecutor claimed that Candemir was trying to “impair and discredit investigations and operations against the terror organization” with his news and interviews.
Accordingly, Candemir’s news were designed to “denigrate Turkey before the international community,” “portray it as a state that massacres especially the Kurds”, and “strengthen the organization’s reputation.”

The prosecutor charged Candemir of “membership of an armed terror organization” as per Turkish Penal Code, Article 314/2, requesting 5 to 10 years in prison. He further demanded that the prison sentence be increased by half pursuant to Anti-Terror Law Article 5. In total, she faces 7 years 6 months to 15 years of prison for “membership of an armed terror organization”

The prosecutor also requests that Candemir be deprived of certain rights as per Turkish Penal Code, Article 53.

The “KCK Press Trial”, marked by debates on the right to defense in the mother tongue, was held at 15th High Criminal Court with Special Authority (10 episodes consisting of 32 sessions) from September 10th, 2012 to March 3rd, 2014. The hearings started at Çağlayan Courthouse and were moved to the courtroom in the Silivri campus on November 12th, 2012. From March 26th, 2014 to January 11th, 2018, 15 hearings were held at Istanbul 3rd High Criminal Court located in the Çağlayan Courthouse.

Defendants detained in different prisons, including DİHA reporter Oktay Candemir, were brought to Silivri for the hearings planned to last many days. After the trials ended, they were taken back to their prisons by road.

At the beginning of the trial, protests took place within the courtroom upon the rejection of requests for defense in the mother tongue. Afterwards, all journalists detained under the “KCK” investigation and their lawyers started a hunger strike. Defendants continued to respond in Kurdish and Zazaki during ID confirmation.

Frequently debates and protests erupted during the hearings, lawyers’ microphones were turned off, and the courtroom was evacuated upon the orders of the judge. 15. High Criminal Court filed six charges against the audience, lawyers and defendants for allegedly “protesting the court by applause” or “making statements that go beyond the limits of defense to constitute crime”.

It took six hearings to read out loud the 800-page indictment, and the 185-page indictment against two other defendants whose files were merged with the main case. The indictments were read out in turns by two TRT announcers, mainly to an empty hall. When the reading out of the indictments was completed at the 12th session on April 22nd, 2013, 11 of the 37 prisoners had been released.

In the 12th session on April 22nd, 2013, translators from the Kurdish Institute, which the lawyers had invited for interpretation from Kurdish were also in attendance. DİHA editor Ertuş Bozkurt, one of the detained defendants, read out the 25-page Kurdish defense drafted on behalf of all defendants. Detained defendants presented their individual defenses after this joint defense. The defense of the detained defendants was completed at the 17th hearing on June 18th, 2013. The defendants who were not detained commenced their defenses at the 19th hearing on September 25th, 2013, after the completion of the statements of lawyers of the detained defendants.

At the hearing held on October 10th, 2012, Candemir’s lawyers stated that the documents seized in the apartment where Candemir was taken into custody belonged to his host, and requested the return of 26 CDs and a computer.

The 7th hearing of the trial was held on November 16th, 2012. Lawyer Feyzi Çelik stated that there was no evidence in the file to suggest that Candemir was a “member of the terror organization”. He indicated that the questions directed at Candemir by the prosecutor and the indictment consisted of the former’s news stories. Lawyer Çelik said, “That is, news stories by Oktay Candemir are being investigated. It is clearly stated that the charges are based on these news.”

Lawyer Çelik stated that the trial against Candemir should be suspended as the imputed offense predates December 31st, 2011, as per Law no. 6352 Amending Certain Laws in Order to Make Judicial Services More Efficient and As Regards the Postponement of Trials and Sentences Associated with Offenses Committed Through the Media.

Stating that Candemir resigned from DİHA on September 1st, 2010, lawyer Çelik added that the news stories presented as evidence for crime were not related to political, but rather economic and social issues. He explained that the editorial work on news’ headlines and content was carried out by editors, not by reporters like Candemir.

Stating that Candemir is one of the 500 thousand Van residents who left the city after the earthquake, Çelik said that his client was detained at the flat of another journalist, where he had moved to on December 7th, 2011.

He said that only a few notebooks out of all the materials seized during the raid belonged to his client, and that they were delivered to him in return for a signed report. Lawyer Çelik requested the return of the computer and CDs of the host in question. Stating that he filed a request to the prosecutor’s office on this issue, lawyer Çelik said:

“The public prosecutor did not accept this request of ours. We also brought the host (who owns the computer) to the Public Prosecutor’s Office and filed a petition. He was told, ‘Then, we should arrest you and let go of Oktay Candemir’. Here, one journalist (the host) cannot continue doing his job since his computer has been seized, while another, my client Oktay Candemir is under arrest pending trial due to the same computer.”

At the end of the hearing, the hearing prosecutor requested that the court reject lawyer Çelik’s request to suspend the trial. The court complied. However, Candemir was released from prison at the end of this hearing.

The 11th hearing of the trial took place on February 8th, 2013. Lawyer Davut Erkan criticized the statement in the indictment which read “news that benefit the terrorist organization” in the section concerning Candemir. Lawyer Erkan stated:

“So it is not those who close down newspapers, torture people and carry out summary executions who benefit the terror organization, but the journalists who cover these events? What kind of an indictment, what kind of an assessment is this? We don’t think that a prosecutor has penned this any way, it is probably a rookie police officer who has written it.”

Candemir presented his defense in Turkish at the 20th hearing. However, he started his defense by emphasizing the importance of the right to “defense in the mother tongue”. He explained that he could not attend the previous hearing as he lived in Van, and that it was not easy to come to the hearings. However, he said that the court ordered him to be brought to the courtroom by force: “There was no need for that, I am not running away: Here I am.”

Candemir said, “In the indictment, all my journalistic activities are considered a crime, news stories are criminalized, and conversations between a news manager and reporter are depicted as terror organization-related ties.

“The assessments on our news stories are inaccurate, forced and far-fetched. I do not accept any of these allegations,” he said.

Candemir said that after taken under custody the police told him that he would be released after one year. He indicated that there was no fair process at the prosecutor’s office, and that their statements were based on the police report.

Candemir stated the then Minister of the Interior Beşir Atalay said on a TV program “We organized the KCK operations”, and added, “Although this was repeatedly mentioned in courts, it was rejected. However, with the onset of the peace process in March 21, 2013, the KCK operations were discontinued. So, no one should claim that the judiciary is independent in this country. (…) Being a journalist in these lands brings huge risk. If you want to report the facts as they are, death, torture and prison await you. We stand trial today because we are Kurdish journalists. There is no other basis for this trial. Let me make it clear. Those who run this state will have to apologize for this many years later, saying, we committed huge mistakes such as arresting journalists.”

“I wanted to make the case for peace with my articles. That’s why I have become a journalist,” said Candemir, adding that DİHA is a news agency subject to Turkish law and ANF to Dutch law.

He indicated that in the indictment, he was accused of reporting live for Roj TV and Voice of Mesopotamia Radio. He said that he did go live on Roj TV, 2-3 times in 2007-2008, but never on Voice of Mesopotamia Radio. However, he also stated that even if he had done so, that would not constitute a crime.

Referring to his news articles cited in the indictment, Candemir indicated that the indictment included his news article on a press conference by the Human Rights Association and Ağrı Bar Association, a news article on the lawsuit filed against writer Mehmet Gülen for his book “KCK Case: Global State and Stateless Kurds”, a news story featuring the opinions of the presidents of Van Young Businessmen Association and Chamber of Tradesmen Artisans had their views; a news story about the death of diesel smugglers in Van on the Iranian border, and a news article about the policemen about whom an investigation was initiated on torture allegations.

Following the completion of the defense, the president of the panel of judges reiterated Candemir’s statement to the prosecutor, and the evidence. Candemir repeated that the CDs and computer seized during the raid did not belong to him. Lawyer Sinan Zincir objected to this “illicit assessment of evidence” and other defendants began their defense.

The 30th hearing of the trial took place on January 13th, 2014. At the time, there was a hot public debate about whether the Courts with Special Authority were going to be abolished. Lawyers argued that this debate made controversial the court which conducted the “KCK Press” trial. Due to this reason, lawyers demanded that the proceedings at Istanbul 15th High Criminal Court be suspended and that the detainees be released. The court rejected this demand.

Courts with Special Authority were indeed abolished with a law that came into force on February 21st, 2014.

The last hearing of the “KCK Press Trial” at İstanbul 15th High Criminal Court with Special Authority was held on March 3rd, 2014. The file was then transferred to the Istanbul 3rd High Criminal Court.

The trial began on July 10th, 2014, at Istanbul 3rd High Criminal Court in Çağlayan Courthouse.

The ban on the traveling abroad of 37 defendants was lifted in the first hearing at Istanbul 3rd High Criminal Court.

At the 10th hearing, Judge ordered that the journalists’ passports be annulled as per a State of Emergency Decree Law.

The lawyers said that upon the abolition of Courts with Special Authority, the trial had lost its legal grounding. They argued that the continuation of these proceedings at high criminal courts was against the Constitution. The Istanbul 3rd High Criminal Court indeed referred the file to the Constitutional Court on allegations of unconstitutionality. The court waited for a response from the Constitutional Court for two hearings. The Constitutional Court sent no answer to the court for 16 months. The court then decided to continue the trial in the subsequent hearings, the lawyers reiterated their demand for waiting for the Constitutional Court’s ruling and the acquittal of all defendants.

Lawyers said that most of the law enforcement officers, prosecutors and judges involved in the investigation and prosecution of the trial before the trial was transferred to Istanbul 3rd High Criminal Court were now under arrest or on the run after the July 15th military coup attempt. Lawyers demanded that the legal measures taken against these individuals be included in the file. The court accepted this request. However, the court also ruled that all the other investigations and prosecutions concerning the journalists would also be included in the file.

Of the 46 defendants, only İsmet Kayhan, who is on the run, has not presented his defense in court. Even the “evidence assessment” phase has not been completed yet.
Judicial information about the officials involved in the investigation and prosecution phase has yet to be included in the file. İsmet Kayhan has not been arrested.

The 16th hearing of the trial took place on May 9th, 2019. The prosecution has still not submitted its opinion as to the accusations although trial began in September 2012.

The 18th hearing was held on February 25th, 2020. Candemir did not attend this hearing.

The 19th hearing of the trial took place on July 2nd. The president of the court stated that the writ sent to the General Secretariat of Council of Judges and Prosecutors (HSK) about the progress in the trial was added to the case file. Accordingly, HSK demanded information from the court for the disciplinary investigation against Bilal Bayraktar, a prosecutor dismissed for alleged “membership of the Fethullahist Terror Organization.” Bayraktar was the prosecutor in charge of indictment and hearings at KCK Press Trial. Journalist Çağdaş Ulus’ lawyer Mehtap Acar Ulus stated that her client was included in the trial via manipulation. She demanded that his file be separated from the collective file and Ulus be acquitted. The court ruled to await the execution of the arrest warrant against İsmet Kayhan, who lives abroad.

The trial was adjourned until December 1st, 2020.

ECHR Proceedings

The European Court of Human Rights (ECHR) rejected the journalists’ application concerning this file in November 2019, pointing to non-exhaustion of domestic remedies -namely, the filing of an individual application with the Constitutional Court. However, at the time the journalists were arrested and had filed an application with ECHR, it was not yet possible to file an individual application with the Constitutional Court in Turkey. Therefore, the requirement of exhausting the individual application to the Constitutional Court before applying to ECHR did not exist yet.

19. Standing - July 2, 2020


Duruşma, gelen evrakların tutanağa geçirilmesiyle başladı.

Mahkeme heyeti başkanı; Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Genel Sekreterliği’nden bu yargılamanın geldiği aşama ile ilgili bilginin istendiği yazının dosyaya eklendiğini açıkladı. Buna göre, HSK; “Fethullahçı Terör Örgütü üyesi olduğu” iddiasıyla meslekten çıkarılan savcı Bilal Bayraktar ile ilgili disiplin soruşturması için mahkemeden bilgi istiyordu. Savcı Bayraktar, “KCK Basın” yargılamasının soruşturma ve iddianame savcısıydı.

Gazeteci Çağdaş Ulus’un avukatı Mehtap Acar Ulus, Çağdaş Ulus’un bir manipülasyon yoluyla bu davaya dahil edildiğini söyledi. Çağdaş Ulus hakkındaki dosyanın, bu dosyadan ayrılmasını ve Ulus’un beraatini talep etti.

Hakimler ve Savcılar Kurulu‘nun (HSK) savcı Bilal Bayraktar hakkındaki disiplin soruşturması kapsamında, “KCK Basın” yargılamasıyla ilgili gelişmelerin ve kararın HSK Genel Sekreterliği’ne bildirilmesine yönelik yazı, dosyaya eklendi.

“FETÖ üyesi olduğu” iddiasıyla meslekten çıkartılan savcı Bayraktar, “KCK Basın” dosyasının da soruşturma ve iddianame savcısıydı.

Çağdaş Ulus müdafii avukat Mehtap Acar Ulus, müvekkili hakkında beraat talebiyle yazılı beyan sundu. Ulus’un dosyasının KCK Basın dosyasından ayrılmasını talep etti.

Diğer sanık müdafiileri, bu aşamada bir talepleri olmadığını söyledi.


Mahkeme, Çağdaş Ulus’un dosyasının ayrılması yönündeki talebini reddetti.

HSK’nın iddianame savcısı Bilal Bayraktar hakkında yürüttüğü disiplin soruşturması için, yargılamanın her aşamasının HSK Genel Sekreterliği’ne bildirilmesine karar verildi.

Ayrıca, sanıklardan yurtdışında ikamet eden İsmet Kayhan hakkındaki yakalama kararının yerine getirilmesinin beklenmesine karar verildi.

Yargılamanın, 1 Aralık 2020 tarihinde görülecek 20. duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Güvenlik görevlisi, bariyerlerin geçilmesine izin verdi. Duruşma öncesi salonun önü boştu. Avukatlar tam duruşma saatinde, salonun önüne geldi.

Avukatlardan birinin beklenmesine karar verildi. Avukatın, o sırada başka bir mahkemede karar beklediği için geciktiği belirtildi.

Duruşma 10 dakika gecikmeli başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda yaklaşık 25 kişilik oturma alanı vardı. “Koronavirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirleri kapsamında, sosyal mesafenin sağlanması için sandalyelere birer aralıkla bantlar çekilmişti.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve Türkiye Gazeteciler Sendikası’ndan gözlemciler katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşma 18 dakika sürdü.

Pandemi nedeniyle izleme alanında fiziksel mesafe önlemleri alınmıştı ancak salonda bulunan mahkeme başkanı, iki heyet üyesi, savcı ve katip arasında sadece bir mahkeme heyeti üyesi maskesini takıyordu.

Mahkeme başkanı duruşma boyunca mikrofonunu kullanmadı ve kısık sesle konuştu. Söyledikleri izleyiciler tarafından duyulmadı.

18. Standing - Feb. 25, 2020


Duruşma öngörülen saatten 10 dakika sonra başladı, karar için verilen 5 dakikalık ara dahil, toplam 35 dakika sürdü.

Duruşmaya, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılması beklenen Yüksel Genç, mahkeme salonunda hazır bulundu. Genç, yaptığı savunmayı ayrıca yazılı olarak da sundu.

Genç savunmasında, hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve daha sonra “KCK Basın” ile birleştirilen dosyanın iddianamesine tepki gösterdi. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) kuruculuğuyla suçlandığı bu dosyadaki deliller arasında hakkındaki teknik takip delillerinin de gösterildiğini, ancak kendisinin o tarihlerde “KCK Basın” davasından tutuklu olduğunu açıkladı.

DTK’da 2009-2011 arası görev yaptığını ve DTK’nın yasadışı bir yapı olmadığını söyledi, suçlamaları reddetti. TBMM Anayasa Komisyonu’nun DTK’dan resmi olarak görüş istediğine dair belgeyi mahkemeye sundu.

Sanıklardan Hüseyin Deniz de salonda hazır bulundu. Deniz bu aşamada söyleyecek bir şeyi olmadığını ifade etti.

Ardından Çağdaş Ulus’un avukatlığını üstlenen eşi sözü aldı. Ulus’la 5 senedir tanıştıklarını, çocuklarının 1 yaşında olduğunu ancak bu davanın halen devam ettiğini söyledi. Ayrıca eşi Ulus’un 2011’de gözaltına alınmadan birkaç ay önce zorunlu askerlik hizmetini yerine getirdiğini anlattı; teröristlikle suçlanmasına tepki gösterdi. Dosyasının ayrılmasını talep etti.

Ardından söz alan diğer tüm sanıklar müdafii Özcan Kılıç, öncelikle Yüksel Genç’in duruşmalardan vareste tutulmasını talep etti. Sanıklardan Ziya Çiçekçi hakkında açılan başka bir dosyanın birleştirilmesini de istedi.

Kılıç, müvekkillerinin DTK üyesi olmakla suçlandığını, ancak DTK’nın yasadığı bir yapı olmadığını anlattı. DTK’nın yasadışı bir örgüt olup olmadığının tespit edilmesini talep etti.

Avukat Kılıç, “KCK Basın’ dosyasının soruşturma aşamasında gözaltına alınan, o dönem AFP (Agence France Presse, Fransız Haber Ajansı) muhabiri Mustafa Özer’in MİT ajanı olduğunun ortaya çıktığını” iddia etti. İlk başta şüpheli listesinde yer alan ancak şu an dosyada bulunmayan Özer’in mahkeme huzurunda dinlenmesini talep etti.

Mahkeme karar için 5 dakika ara verdi.


Mahkeme sanıkların ve müdafilerinin tüm taleplerini reddetti.

İsmet Kayhan hakkındaki yakalama emrinin infazının beklenmesine karar verdi.

Bir sonraki duruşma 2 Temmuz 2020 saat 10.00’da görülecek.


Duruşma Öncesi

Duruşmadan birkaç dakika önce polis barikatı açılarak gazetecilerin salon önüne geçişine izin verildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu yaklaşık 30 kişilikti. Mahkeme başkanı mikrofon kullanmadı ve duruşmada konuşulan hiçbir şey izleyici bölümünden duyulmadı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sanık müdafii olarak sekiz avukat katıldı. Duruşmayı; Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), P24 ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) temsilcileri takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşma öngörülen saatten 10 dakika sonra başladı, karar için verilen 5 dakikalık ara dahil, toplam 35 dakika sürdü.

Duruşma devam ederken, bir sonraki duruşmanın SEGBİS bağlantısı kuruldu ve SEGBİS’le bağlanan kişi kendi duruşmasını bekledi.

Duruşma esnasında mahkeme başkanının sanıklardan Yüksel Genç’e “sen” diyerek hitap etmesine bir avukat itiraz etti. Mahkeme başkanı “Bu sen-siz tartışması yıllardır sürüyor” dedi ve “sen” ifadesinin sıkıntılı bir ifade olmadığını söyleyerek duruşmaya devam etti.

Mahkeme karar için ara verdiğinde salon boşaltıldı. Ancak savcının salonda oturuyordu. 5 dakika sonra salonun kapısı açıldı. Mahkeme başkanının bir sonraki duruşma tarihini söylemesiyle duruşma sona erdi. Mahkeme başkanı erkek, heyetin iki üyesi kadın hakimdi.

17. Standing - Oct. 22, 2019


Bir önceki duruşmada, sanıklardan Yüksel Genç hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyanın KCK Basın dosyasıyla birleştirilmesi talebi, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmişti.

İki duruşma arasında, İstinaf Mahkemesi; Genç hakkındaki iki dosyanın İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde birleştirilmesine resen karar verdi.

Yargılamanın 17. duruşması, bu kararın dosyaya eklenmesiyle başladı. Yeni dosya eklendiği için Genç’in tekrar savunma sunması istendi. Avukat Özcan Kılıç, Genç’in savunması için Diyarbakır’da hazır edileceğini ifade etti.

Sanıklardan Ziya Çiçekçi hakkında, “terör örgütü yayınlarını basmak ve yayınlamak” suçlamasıyla İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyanın İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde birleştirilmesi için muvafakat (kabul etme) yazısı geldi. Avukat Özcan Kılıç da dosyaların birleştirilmesi talebinde bulundu.

Avukat Mehtap Acar Ulus, FETÖ suçlamasıyla yargılanan ve etkin pişmanlıktan yararlanan bir emniyet müdürünün, müvekkili Çağdaş Ulus’un sahte delillerle tutuklandığına dair ifadelerinin olduğunu belirtti ve bu konudaki delilleri mahkemeye sundu. Müvekkili Ulus’un dosyasının ayrılmasını talep etti.


Mahkeme, sanıklardan Yüksel Genç’in bir sonraki duruşmada savunmasını Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi üzerinden (SEGBİS) sunmak üzere Diyarbakır’da bir mahkemede hazır edilmesi için talimat yazılmasına karar verdi.

Çağdaş Ulus’un dosyasının ayrılması yönündeki talebi reddetti. Ziya Çiçekçi’nin dosyasının birleştirilmesi talebini de reddetti.

İsmet Kayhan hakkındaki yakalama kararının infazının beklenmesine de karar veren mahkeme bir sonraki duruşmanın 25 Şubat 2020 saat 10.30’da görüleceğini açıkladı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesi gazetecilerin bir kısmının barikattan geçip mahkeme salonu önünde beklemesine izin verildi.

Mahkeme salonu önü kalabalıklaştıktan sonra ise barikattan geçişler kapatıldı. İki gazetecinin salon önüne yaklaşkasına duruşma başladığı ana kadar izin verilmedi.

Gazeteciler ve güvenlik görevlileri arasında tartışma yaşandı. Gazetecilerden biri, güvenlik görevlisine “keyfi davrandığını” söyledi. Bunun üzerine güvenlik görevlisi barikatı kapatarak “Sadece senin geçişine izin vermiyorum, keyfi değil mi” dedi.

Duruşmanın başlamasıyla, güvenlik şefi gelerek, gazetecilerin içeri girişini sağladı.

Mahkeme Salonu koşulları

Mahkeme salonu katılımcı sayısına göre genişti. Mahkeme başkanı mikrofon kullanmadı ve duruşmada konuşulan hiçbir şey izleyici bölümünden duyulmadı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sanık müdafii olarak altı avukat katıldı. Duruşmayı, P24 ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) temsilcileri ve gazeteciler takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşma öngörülen saatten 40 dakika sonra başladı, 25 dakika sürdü.

Salona girdikten sonra yaklaşık 10 dakika boyunca mahkeme katibi dosyayla ilgili telefonda konuştu. İzleyici bölümünden sadece “Burası terör mahkemesi değil” cümlesi duyuldu.

Avukatlar, konuşmanın; sanıklardan Yüksel Genç’in İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan dava dosyasının KCK Basın dosyasıyla birleştirilmesiyle ilgili olduğunu açıkladı.

Duruşma başladığında, avukatlardan biri başka bir adliyede de duruşması olduğu için ayrılacağını ifade etti. Bunun üzerine mahkeme başkanı öfkelendi, birkaç dakikalık bir tartışma yaşandı.

Mahkeme karar için ara verdiğinde salon boşaltıldı. Beş dakika sonra salonun kapısı açıldı. Mahkeme başkanının bir sonraki duruşma tarihini söylemesiyle duruşma sona erdi.

Mahkeme heyeti üyelerinden biri değişmişti. Mahkeme başkanı erkek, heyetin iki üyesi kadın hakimdi.

16. Standing - May 9, 2019


Mahkeme Başkanı, mikrofon kullanmadığı için 10 dakika süren duruşma boyunca katılımcılar çok az şey duyabildi.

Daha sonra duruşma tutanağından edinilen bilgiye göre, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nün sanık Dilek Demiral’ın pasaportu üzerindeki şerhin kaldırılması şeklindeki işlemlerin devam ettiği yönünde cevabı dosyaya eklendi.

Ayrıca “KCK Basın” soruşturmasını yürüten emniyet görevlileri hakkında görevi kötüye kullanma suçlamasıyla İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen yargılamanın devam ettiğine dair cevap ve duruşma zaptı örneği de mahkemeye ulaştı. Avukat Özcan Kılıç, Ocak 2019’da görülen bir önceki duruşmada bu davanın akıbetinin öğrenilmesini talep etmişti.

Mahkeme Başkanı, sanıklardan Yüksel Genç hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bir dava açıldığını ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kendilerine birleştirme kararı gönderdiğini söyledi. Mahkeme Başkanı, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti olarak birleştirmeye onay vermediklerini söyledi.

Duruşma savcısı, bu duruşmada da esas hakkındaki mütalaasını açıklamadı; eksiklerin giderilmesini mütalaa etti.

Mahkeme ara vermeden, kararını açıkladı.


Sanıklardan Yüksel Genç hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosyayla birleştirilmesini kabul etmeyen mahkeme, dosyayı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderdi.

Bir sonraki duruşmanın 22 Ekim 2019 saat 10.00’a bırakılmasına karar verildi.


Duruşma Öncesi

Avukatlar ve iki muhabirin salona girmesinin ardından salonun kapısı kapandı. Kapı kapandıktan sonra gelen izleyicilerin içeri alınmasına zorluk çıkarıldı.

Duruşmaya katılım

Duruşmaya altı avukat katıldı. Duruşmayı; P24, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve Türkiye Gazeteciler Sendikası’ndan temsilciler ve muhabirler takip etti.

Genel Gözlemler

Mahkeme başkanı mikrofon kullanmadığı için, izleyici alanından sadece, sanıklardan Yüksel Genç’in dosyası ile ilgili konuşmalar ve bir sonraki duruşma tarihi duyulabildi.

Duruşma 10 dakika sürdü.

15. Standing - Jan. 11, 2019


Duruşma saatinde başladı ve 10 dakika sürdü.

Avukat Özcan Kılıç “KCK Basın” soruşturmasını yürüten emniyet görevlileri hakkında “görevi kötüye kullanma” suçlamasıyla İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın akıbetinin öğrenilmesini talep etti.


“KCK Basın” soruşturmasını yürüten emniyet görevlileri hakkında “görevi kötüye kullanma” suçlamasıyla İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın akıbetinin sorulmasına karar verildi.

Dava, 9 Mayıs 2019 gününe bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öngörülen saatte başladı. Öncesinde sanık gazeteciler ile duruşmayı takibe gelen gazeteciler sohbet etti. Duruşma öncesi herhangi bir destek açıklaması yapılmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu katılımcı sayısına göre genişti. Mahkeme başkanı mikrofon kullanmadı ve sözleri katılımcılar tarafından duyulmadı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya iki sanık ve dokuz avukat katıldı. Dört muhabir duruşmayı haber/rapor amacıyla takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşma yıllardır sürdüğü, halen esas hakkında mütalaa verilmediği ve davada ilerleme olmadığı için duruşmaya katılım çok düşüktü.

“KCK Press” Trial (Indictment)

“KCK Press” Trial 15. Standing (Minutes of the Hearing)

“KCK Press” Trial 16. Standing (Minutes of the Hearing)

“KCK Press” Trial 17. Standing (Minutes of the Hearing)

“KCK Press” Trial 18. Standing (Minutes of the Hearing)

“KCK Press” Trial 19. Standing (Minutes of the Hearing)

Oktay Candemir - “Prevention of Public Duty” Trial

Gazeteci Oktay Candemir, 5 Mayıs 2019’da Van’da gözaltına alındı.

Candemir, gözaltına alındığı sırada, Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından Van’daki Sanat Sokağı’nda yapılmak istenen basın açıklamasını takip ediyordu.

Polis, basın açıklamasının yapılmasının yasak olduğunu iddia etti. Polis, basın açıklamasını yaptırmadı. Basın açıklamasına katılan dört kişi daha gözaltına alındı.

Gözaltı işlemleri bir gün sürdü. Candemir, 6 Mayıs 2019’da tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi.

İddianame, 4 Ekim 2019’da tamamlandı.

Gazeteci Oktay Candemir hakkındaki iddianame, Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, 4 Ekim 2019’da tamamlandı.

İddianamede; Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından, 5 Mayıs 2019’da, Van’daki Sanat Sokağı’nda yapılmak istenen basın açıklamasının Van Valiliği tarafından yasaklandığı ve açıklamanın yapılmasına izin verilmediği kaydedildi.

İddianamede; yasak kararı gerekçe gösterilerek, grubun dağılması yönünde uyarıda bulunulduğu, ancak grubun dağılmaması üzerine polislerce müdahale edildiği ileri sürüldü.

Müdahale sırasında, grupta bulunanların; “polislere tekme ve yumruk vurmak suretiyle görevlerini yaptırmamak için direndikleri” ileri sürüldü.

Müdahale sırasında görev alan polislerden birinin hafif şekilde yaralandığı, diğer polislerle birlikte Candemir ve dört şüpheliden şikayetçi olduğu belirtildi.

İddianamede, bu kapsamda, Candemir’in de aralarında bulunduğu beş kişi hakkında soruşturma başlatıldığı kaydedildi.

Üç polis memuru, iddianamede; “şikayetçi” olarak yer aldı.

İddianamede, Candemir; Türk Ceza Kanunu’nun 265/1 maddesi uyarınca “kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve şiddet kullanmakla” suçlandı. Candemir hakkında, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası talep edildi. Candemir’in ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

İddianame, Van 5. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Gazeteci Oktay Candemir’in yargılanmasına, 25 Haziran 2020 tarihinde, Van 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başlandı. Hakim izinli olduğu için, yerine geçici bir hakim görevlendirilmişti. Candemir ve avukatları da ilk duruşmaya katılmadı. Duruşma, ertelendi.

Yargılamanın, 11 Kasım 2020 tarihinde görülecek ikinci duruşma ile devam etmesine karar verildi.

1. Standing - June 25, 2020


Hakim izinli olduğu için, yerine geçici bir hakim görevlendirilmişti. Candemir ve avukatları da ilk duruşmaya katılmadı.


Hakim, katılan olmadığı için duruşmayı erteledi.

Yargılamanın, 11 Kasım 2020 tarihinde görülecek ikinci duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşmanın görüleceği Van Adliyesine girişler X-Ray cihazları ile yapılıyor.

Ana kapı girişi “koronavirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında kapalıydı. Bu nedenle girişler arka kapıdan yapıldı.

Giriş yapıldıktan sonra, bir memur ateş ölçer cihazı ile gelenlerin ateşini ölçtü.

Oktay Candemir - “Prevention of Public Duty” Trial (Indictment)

Press in Arrest is a database, monitoring, documentation and collective memory study of Press Research Association.
+90 (312) 945 15 56 | pressinarrest@gmail.com

Creative Commons License
Licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.