Olcay Büyüktaş Akça

She was born in Kars in 1966. She was graduated from Çamlıca Girls’ High School and University of Istanbul, Faculty of Philosophy. After Tat Publishing and İntermedia Economy Group, she worked at Barometre Weekly, Yeni Yüzyıl Daily, Yeni Binyıl and Cumhuriyet Daily.

She has been the editor in charge at Cumhuriyet Daily since 2018.

A lawsuit was opened following the article “Police knew about the preparations of the massacre in Ankara train station, 8 days before the attack” published in Cumhuriyet Daily on November 22nd, 2019. She was accused through reporter Alican Uludağ’s article which claimed that “police knew that the ISIS members, attempted to purchase ammonium nitrate before the terrorist attack” that occurred in 2015 in Ankara Train Station where 103 people were killed.

It was claimed that even though she did not participate in committing the crime of “revealing or publishing the identity of those providing information about crimes or criminals” that Alican Uludağ was accused of, she was responsible as the editor in charge of the paper. She is requested to be sentenced to from a thousand days to five thousand days of judicial fine.

She is being tried in 2 lawsuits opened after the article “illegal in bosporus” was published at the paper. She is accused of “identifying officials on anti-terror duties as targets” and “violation of privacy” in the lawsuit, opened due to the complaint of Chief of Communications of the Presidency Fahrettin Altun. She was requested to be sentenced to, from five years to 14 years of imprisonment and 250 thousand Turkish Liras judicial fine.

She is released pending trial.

Hazal Ocak, Olcay Büyüktaş Akça - Fahrettin Altun / “Suit for Damage" Trial

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Hazal Ocak’ın, “Boğaz’da Kaçak Var” başlıklı haberi, Cumhuriyet Gazetesi’nde 14 Nisan 2020 tarihinde yayımlandı.

Haber, Türkiye’de basın yayın kuruluşları ile bürokrasi arasındaki ilişkiyi kurmakla görevli Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın başkanı Fahrettin Altun’un İstanbul Boğaziçi’nde bulunan Kuzguncuk semtinde, evinin yanındaki arazi ile ilgiliydi.

Haberde, Altun’un; evinin yanındaki “araziyi başka bir devlet kurumu olan Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden kiraladığı, arazide daha sonra yoğun bir çalışma başlatıldığı, peyzaj düzenlemeleri yapıldığı, duvarlar örüldüğü, jiletli teller çekildiği” iddia edildi. Oysa evin ve yanındaki arazinin bulunduğu bölgede yapılaşmanın yasak olduğu öne sürüldü.

Altun, yayımlanmasının ardından haberi, İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi’ne şikayet etti.

Şikayet dilekçesinde, Altun hakkında; “son zamanlarda aldığı kamusal görev ve faaliyetleri nedeniyle, sistematik iftira kampanyaları yürütüldüğü” iddia edildi. Altun’un; “çok sayıda gerçeğe aykırı haber, kampanya, sosyal medya paylaşımı ve yorumları ile kişilik haklarının ağır bir şekilde ihlal edildiği” öne sürüldü.

Dilekçede, “Boğaz’da Kaçak Var” başlıklı haber ile “Altun hakkında asılsız ve mesnetsiz iddialarla, gerçekler saptırılarak kamuoyunun yanıltılmaya çalışıldığı” iddia edildi. Dilekçede, şu iddialara yer verildi:

“Bununla da yetinilmemiş, bilinin bütün hukuk ve ahlak kurallarına aykırı olarak müvekkillerin evi fotoğraflanmış; açık adresine haber metni içerisinde hedef gösterircesine yer verilmiştir.”

Dilekçede, sadece “Boğaz’da Kaçak Var” başlıklı habere yer verilmedi. 15 Nisan 2020 tarihinde “CHP: Dolandırıcılık” ve 29 Nisan 2020 tarihinde “Suçumuz Suçu İfşa / Suçumuz Kaçağa Suç Üstü Yapmak” başlıkları ile yayımlanan haberlerle de “Altun’un kişilik haklarının ihlal edildiği” iddia edildi.

Dilekçede, “haberin kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla yapılmadığının açık olduğu” öne sürüldü. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında, basının haber verme hakkının dört unsurla sınırlandırıldığı belirtildi. “Haber gerçek ve güncel olmalı. Haberin verilmesinde kamu yararı bulunmalı. Haberin veriliş biçimi ile özü arasında düşünsel bir bağ bulunmalıdır” denildi ve söz konusu dört unsurun hiçe sayıldığı iddia edildi. Tazminat talepli dilekçede, şu ifadeler kullanıldı:

“Yaşadığımız bu meşakkatli günlerde, bir kamu hizmeti olan gazetecilik mesleğini, siyasi ve rövanşist muhalif emellere alet ederek, gerçekleri açıkça çarpıtma pahasına, gazetecilik adı altında; ‘suç,’ ‘kaçak,’ ‘dolandırıcılık’ ve ‘yıkım’ gibi manşetler altında yürütülmekte olan bu faaliyetin hukuka aykırı bir şekilde, müvekkilin kişilik haklarını açıkça ihlal ettiği…”

Dilekçede, ayrıca; Altun’un araziye ilişkin ihaleye en yüksek teklifi verdiği ve ihaleyi kazandığı iddia edildi. Altun’un; “metruk ve mezbelelik halde bulunan, sağlık ve güvenlik riski oluşturan arsayı, açık bir ihalede en yüksek teklifi vermek suretiyle, güvenlik ve ıslah amaçları doğrultusunda kiraladığı” öne sürüldü. Ayrıca; “Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerinde yapılan tespitler neticesinde ise Altun’un hukuka aykırı bir yapılaşmaya sebebiyet vermediği” iddia edildi.

Altun, mahkemeye sunduğu şikayet dilekçesi ile Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Hazal Ocak, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Olcay Büyüktaş Akça ve gazetenin yayıncı şirketinden toplamda 250 bin TL manevi tazminat talep etti.

Dilekçede; “Boğaz’da Kaçak Var” başlıklı haber için 150 bin TL, “CHP: Dolandırıcılık” ve “Suçumuz Suçu İfşa / Suçumuz Kaçağa Suç Üstü Yapmak” başlıklı haberler için ise ayrı ayrı 50 bin TL manevi tazminat talep edilmesi dikkat çekti.

Dilekçede, ayrıca; mahkeme kararının özetinin tirajı en yüksek üç gazetede yayımlanmasına karar verilmesi talep edildi.

“Boğaz’da Kaçak Var” başlıklı haber, sadece tazminat davası ile karşılanmadı.

İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hakimliği haberlere ve sosyal medya paylaşımlarına erişim engeli getirildi.

Altun ayrıca, haber ile ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Savcılık, Ocak ve Büyüktaş Akça ile birlikte gazetenin yazı işleri müdürü İpek Özbey ve gazetenin foto-muhabiri Vedat Arık hakkında soruşturma başlattı. Gazeteciler “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” ve “özel hayatın gizliliğini ihlal etmekle” suçlandı. Haklarında; ayrı ayrı, beş yıldan 14 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Ceza davası yargılamasının 16 Aralık 2020 tarihinde başlaması kararlaştırıldı.

Öte yandan, Basın İlan Kurumu, 13 Mayıs 2020 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nin, 35 günlük resmi ilan ve reklam hakkını kesti. Karar yine Altun’un şikayeti üzerine alındı. Gazeteler ile işlemlerini kamuoyuna açık bir şekilde duyurmak zorunda olan kamu kurumları arasındaki ilan ilişkilerini düzenlemekle görevli kurum, kararının gerekçesini, “Cumhuriyet Gazetesi’nin haber verme ve ifade özgürlüğü sınırlarını aşması” iddiasına dayandırdı.

Altun’un şikayet dilekçesi İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Tazminat talepli davalarda asliye hukuk mahkemeleri görevlendirilir. Dava şikayet dilekçesi ile görülür; savcı iddianame hazırlamaz ve bu duruşmalara girmez.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Hazal Ocak, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Olcay Büyüktaş Akça ve gazetenin yayıncı şirketi hakkında, 250 bin TL manevi tazminat talepli şikayet dilekçesi İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Hazal Ocak, Olcay Büyüktaş Akça - Fahrettin Altun / “Suit for Damage" Trial (Şikayet Dilekçesi)

Hazal Ocak, Vedat Arık v.d. - “Disclose or Publish the Identity of Officials on Anti-Terrorist Duties” and “Violation of Privacy” Trial

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Hazal Ocak’ın, “Boğaz’da Kaçak Var” başlıklı haberi, Cumhuriyet Gazetesi’nde 14 Nisan 2020 tarihinde yayımlandı.

Haber, Türkiye’de basın yayın kuruluşları ile bürokrasi arasındaki ilişkiyi kurmakla görevli Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın başkanı Fahrettin Altun’un İstanbul Boğaziçi’nde bulunan Kuzguncuk semtinde, evinin yanındaki arazi ile ilgiliydi.

Haberde, Altun’un; evinin yanındaki “araziyi başka bir devlet kurumu olan Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden kiraladığı, arazide daha sonra yoğun bir çalışma başlatıldığı, peyzaj düzenlemeleri yapıldığı, duvarlar örüldüğü, jiletli teller çekildiği” iddia edildi. Oysa evin ve yanındaki arazinin bulunduğu bölgede yapılaşmanın yasak olduğu öne sürüldü.

Haber, 14 Nisan 2020 tarihinde yayımlandı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na haberin yayımlanmasından beş gün sonra, 20 Nisan 2020’de suç duyurusunda bulundu.

Altun, suç duyurusunda; “evinin fotoğrafının çekildiğini ve açık adresinin izinsiz olarak yayımlandığını” iddia etti. “Hedef gösterildiğini” öne sürdü. Evinin ve kendisinin koruma altında olduğunu belirten Altun, suç duyurusunda, haberin; “Terör örgütlerinin amacıyla paralel olarak, Altun’un güvenlik duygusunu zayıflatmak, korku ve endişeye sevk etmek, saldırı ve tehlikeye açık hale getirmek amacını taşıdığını” iddia etti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, haberi ve şikayeti “basın suçları” kapsamında değil, “terör suçları” kapsamında değerlendirdi. Savcılığın Terör Suçları Soruşturma Bürosu, Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Hazal Ocak hakkında soruşturma başlattı. Savcılık, soruşturmaya; gazetenin yazı işleri müdürü İpek Özbey, sorumlu yazı işleri müdürü Olcay Büyüktaş Akça ile gazetenin foto-muhabiri Vedat Arık’ı da dahil etti. Gazetecilerin, Altun’u; “terör örgütlerine hedef gösterdiği” iddia edildi.

Olcay Büyüktaş Akça ile Hazal Ocak, İpek Özbey ve Vedat Arık, haklarındaki soruşturma kapsamında gözaltına alınmadı. Gazeteciler, ifade vermek için davet edildi.

İddianameye göre, Akça, soruşturma aşamasında, 30 Nisan 2020 tarihinde verdiği ifadesinde; “Haberin, yazı işleri masasında değerlendirildikten sonra onayından geçtiğini” dile getirdi. Gazetenin ilk baskısında yayımlanan adresin, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait arazinin adresi olduğunu, Fahrettin Altun’un adresinin yayınlanması gibi bir amaçlarının olmadığını belirtti.

Büyüktaş Akça; haberi de içeren gazetenin ilk baskısının yapılmasının ardından, üst düzey bir bakanlık yetkilisinin arayarak, adres ve bölgeye ait fotoğraf varsa haberden çıkarılmasını rica ettiğini aktardı. Bölge fotoğrafları ile adres bilgisinin, gazetenin ikinci baskısından ve internet sayfasından çıkarıldığını söyledi. “Yapılan işlemin habercilik maksadıyla yapıldığını” dile getirdi.

“Boğaz’da Kaçak Var” haberi, sadece ceza talepli bir iddianamenin hazırlanması ile karşılanmadı.

İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hakimliği haberlere ve sosyal medya paylaşımlarına erişim engeli getirildi.

Altun, ayrıca; İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi’ne şikayet dilekçesi verdi. Sadece “Boğazda Kaçak Var” başlıklı haber değil, haberin kamuoyundaki yansımalarına ilişkin “CHP: Dolandırıcılık” ve “Suçumuz Suçu İfşa, Suçumuz Kaçağa Suç Üstü Yapmak” başlıklı haberler de dilekçede şikayet konusu oldu. Altun; Olcay Büyüktaş Akça ve habere imza atan Hazal Ocak ile gazetenin yayıncı şirketinden, toplamda, 250 bin TL manevi tazminat talep etti.

Öte yandan, Basın İlan Kurumu, 13 Mayıs 2020 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nin, 35 günlük resmi ilan ve reklam hakkını kesti. Karar yine Altun’un şikayeti üzerine alındı. Gazeteler ile işlemlerini kamuoyuna açık bir şekilde duyurmak zorunda olan kamu kurumları arasındaki ilan ilişkilerini düzenlemekle görevli kurum, kararının gerekçesini, “Cumhuriyet Gazetesi’nin haber verme ve ifade özgürlüğü sınırlarını aşması” iddiasına dayandırdı.

Büyüktaş Akça ile Hazal Ocak, İpek Özbey ve Vedat Arık hakkındaki iddianame, 16 Temmuz 2020 tarihinde tamamlandı.

Cumhuriyet Gazetesi’nin sorumlu yazı işleri müdürü Olcay Büyüktaş Akça ile muhabiri Hazal Ocak, yazı işleri müdürü İpek Özbey ve gazetenin foto-muhabiri Vedat Arık hakkındaki iddianame, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 16 Temmuz 2020 tarihinde tamamlandı.

İddianamede, Hazal Ocak’ın 14 Nisan 2020 tarihinde “Boğaz’da Kaçak Var” başlıklı haberine yer verildi. İddianamede, haberin yayınlanması üzerine Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun tarafından verilen suç duyurusu özetlendi. Altun’un kendisi ve konutu ile ilgili alınan koruma kararlarının dosyaya eklendiği belirtildi. Ayrıca; Büyüktaş Akça ile diğer gazetecilerin, soruşturma aşamasında savcılığa verdiği ifadelerin özeti aktarıldı.

İddianamede, daha sonra, “düşüne özgürlüğü” ve “düşünceyi açıklama özgürlüğüne” ilişkin geniş değerlendirmeler yapıldı.

Topluma haber verme ile özgür düşünceleri yayma ve açıklamanın, basın yayın organlarının temel görevi olduğu belirtildi. Düşünceyi açıklama özgürlüğünün, özgürlükçü demokratik devletlerin temelini oluşturduğu belirtildi.

Özgürlüklerin sınırsız olmadığının ifade edildiği iddianamede, “Özgürlüğü yok etme özgürlüğünün verilmesi. insan odaklı bir rejim olan demokrasiyi ortadan kaldırabilir. Bu nedenle düşünceyi açıklama özgürlüğünü, kamuoyu ve devleti korumaya yönelik olarak sınırlandırmak zorunludur” denildi. İddianamede, düşünceyi açıklama özgürlüğünün “kutuplaşma” ve “anarşiye” kadar varabileceği ileri sürüldü.

İddianamede, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un; “terör örgütleri hakkında yapmış olduğu açıklamalar ve çalışmaları göz önüne alındığında terörle mücadele kapsamında görev ve sorumluluk aldığı” iddia edildi.

İddianamede, haberde; “terörle mücadelede aktif görev ve sorumluluk aldığı kabul edilen Fahrettin Altun’un açık adresinin, tespitine yarayacak şekilde belirtildiği ve ikametin bulunmasını kolaylaştıracak fotoğrafların bulunduğu” öne sürüldü. Bu şekilde, haberin; “Fahrettin Altun’u, terör örgütlerinin hedefi haline getireceği” ileri sürüldü.

İddianamede, ayrıca; “Fahrettin Altun’un ailesi ile birlikte kullandığı konutunun, kamuoyunca bilinmediği ve bilinmesi imkanının bulunmadığı” iddia edildi. “Adresin tespitinin yapılması için özel çaba sarf edildiği” öne sürüldü. Gazetecilerin, bu şekilde “özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği” iddia edildi.

İddianamede, Akça’nın; “haberin son onayını yapmak suretiyle Hazal Ocak ve Vedat Arık’ın eylemine iştirak ettiği” öne sürüldü.

İddianamede, Olcay Büyüktaş Akça; Terörle Mücadele Kanunu’nun 6/1 maddesi uyarınca “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermekle” suçlandı. Hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası istendi.

Büyüktaş Akça’ya, ayrıca; Türk Ceza Kanunu’nun 134/1 maddesi uyarınca “kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal etmek” suçlaması yöneltildi. Bu kapsamda hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası istendi. İddianamede, “gizliliğin, görüntü kayda alınması suretiyle ihlal edildiği” öne sürüldü. Bu yüzden de hakkında istenen cezanın, bir kat arttırılarak, iki yıldan altı yala kadar çıkarılması talep edildi.

Akça’nın bir de, “kişilerin özel hayatına ilişkin görüntüleri hukuka aykırı olarak ifşa ettiği” iddia edildi. Bu yüzden de hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapsi istendi.

Akça hakkında, toplamda beş yıldan 14 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Büyüktaş Akça’nın, ayrıca; Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

İddianame, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Cumhuriyet Gazetesi’nin sorumlu yazı işleri müdürü Olcay Büyüktaş Akça ile muhabiri Hazal Ocak, yazı işleri müdürü İpek Özbey ve gazetenin foto-muhabiri Vedat Arık hakkındaki yargılamanın, 16 Aralık 2020 tarihinde, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek ilk duruşma ile başlamasına karar verildi.

Hazal Ocak, Vedat Arık v.d. - “Disclose or Publish the Identity of Officials on Anti-Terrorist Duties” and “Violation of Privacy” Trial (Indictment)

Alican Uludağ, Olcay Büyüktaş Akça - "Disclosing the Identities of Those Who Denounce Crime and Criminals" Trial

Cumhuriyet Gazetesi’nde 22 Kasım 2019’da, “Emniyet 8 gün önceden Ankara’daki gar katliamı hazırlığını biliyormuş” başlığıyla yayımlanan haberi gazeteci Alican Uludağ hazırladı. Haberin yayınlanması üzerine Uludağ ile birlikte gazetenin sorumlu yazıişleri müdürü Olcay Büyüktaş Akça hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.

Haberde; IŞİD üyelerinin, Ankara’da, 10 Ekim 2015’de 103 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırıdan 11 gün önce Gaziantep’in Nizip ilçesindeki bir gübre bayisinden “nitrat 33” gübresi satın almaya çalıştığı iddia edilmişti. Habere göre, gübre bayisinin sahibi, olayı Emniyete ihbar etmişti. Haberde, Emniyet’in adlarını bilmesine karşın şüphelileri yakalamadığı, bu şüphelilerin gar katliamında rol aldıkları iddia edilmişti.

Haberin yayımlanmasının ardından iş yeri sahibi, ihbarı yaptığı Nizip Emniyet Müdürlüğü Terörlü Mücadele Müdürlüğü Büro Amirliği’ne giderek, haberde adının geçmesi nedeniyle şikâyetçi oldu.

Emniyet, durumu savcılığa bildirdi. Nizip Cumhuriyet Savcılığı, yetkisizlik kararı ile soruşturma dosyasını İstanbul’a gönderdi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu Savcılığı, haberi hazırlayan Alican Uludağ ile Sorumlu Yazıişleri Müdürümüz Olcay Büyüktaş Akça hakkında soruşturma başlattı.

Akça ile birlikte haberi hazırlayan Alican Uludağ hakkındaki iddianame 17 Mart 2020’de tamamlandı.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ’ın hazırladığı “Emniyet 8 gün önceden Ankara’daki gar katliamı hazırlığını biliyormuş” başlıklı haberin suçlama konusu yapıldığı iddianame, 17 Mart 2020’de mahkemeye sunuldu. İddianamede Uludağ ile birlikte Sorumlu Yazıişleri Müdürü Olcay Büyüktaş Akça da “şüpheli” olarak yer aldı.

İddianamede, Uludağ’ın; 22 Kasım 2019 tarihli ve “Emniyet 8 gün önceden Ankara’daki gar katliamı hazırlığını biliyormuş” başlıklı haberi ile habere konu olan iş yeri adresi ve kimlik bilgilerinin Terörle Mücadele Kanunu’na aykırı olarak açıklandığı iddia edildi.

İddianamede, Nizip İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne müracaatta bulunan iş yeri sahibinin, Eylül 2015 tarihinde Nizip ilçesinde bulunan işyerine gelen tanımadığı şahsın 33 nitrat gübre satın almak istediğini ve işlem için gerekli resmî belgeyi ibraz edememesi nedeniyle satışı yapmadığına yönelik beyanına yer verildi.

İddianamede, iş yeri sahibinin; şahsın hareketlerinden şüphelenip emniyete durumu bildirdiğine yönelik ifadeleri yer aldı. İddianamede, iş yeri sahibinin ihbarından yaklaşık 10 gün sonra, 10 Ekim 2015 tarihinde, Ankara’da iki patlama meydana geldiği ve çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği belirtildi.

İddianamede, 22 Kasım 2019 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde; iş yeri sahibinin kimliğini ortaya çıkaracak şekilde, Alican Uludağ tarafından kaleme alınan; “Emniyet 8 gün önceden Ankara’daki gar katliamı hazırlığını biliyormuş” başlıklı haberin yayımlanması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma başlattığı ifade edildi.

İddianamede, suçlamaya konu haber içeriğinde yer alan; “Cumhuriyet’in ulaştığı belgelere göre, Nizip Emniyet Müdürlüğü’nü 30 Eylül 2015 tarihinde saat 17.45’te arayan bir kişi, ‘xxxxx xxxx karşısında xxxxx xxxxx xxxx bayisiyim. Terör olayları ile ilgili olarak Nizip’te bir istihbarat var mı? Az önce şüpheli bir şahıs benden gübre istedi. ‘33 Nitrat gübreyi zimmetle satmak zorundayız’ dedim. Bunu söyleyince iki kişi, almadan ayrıldılar’ dedi” ifadelere yer verildi.

İddianamede, Uludağ’ın soruşturma aşamasında verdiği ifade özetlendi.

İddianamede, Basın Kanunu’nda; “(…) Fillerin basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, basın ve yayın organlarının suçun işlenişine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur” hükmünün bulunduğu anımsatıldı. Bu kapsamda; gazetenin Sorumlu Yazı İşleri Müdürünün Olcay Büyüktaş Akça olduğu, suçun bu Akça yönünden ön ödemeye tabi olduğu, ancak şüpheliye çıkarılan ön ödeme emrini yasal sürecinde yerine getirmediğinin belirlendiğine dikkat çekildi.

İddianamede, Basın Kanunu’na göre, basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu kanunda öngörülen diğer suçlarla ilgili ceza davalarının günlük süreli yayınlar yönünden dört ay içerisinde açılmasının zorunlu olduğu da anımsatıldı.

Soruşturma konusu haberin içeriği dikkate alındığında, haber içeriğinde mağdurun iş yerinin isminin ve adres bilgilerinin verilerek haber verme ve kamuoyunu bilgilendirme sınırı aşılmak suretiyle Terörle Mücadele Kanunu’nun 14. maddesine aykırı eylemde bulunulduğu ileri sürüldü.

İddianamede, “Suçun işleyişine iştirak etmeyen yayın sorumlusu şüpheli Oktay Büyüktaş Akça’nın kanunen ceza sorumluğunun bulunduğu, kendisine yapılan ön ödeme önerisinin tebliğ edildiği 4 Mart 2020 tarihinden itibaren geçen kanuni sürede teklife uyulmadığı, bu haliyle atılı suçun işlendiği anlaşılmıştır” ifadeleri kullanıldı.

İddianamede, haberi hazırlayan Uludağ’a Terörle Mücadele Kanunu’nun 6/3 maddesindeki “Suçlar ve suçluları ihbar edenlerin hüviyetlerini açıklamak veya yayınlamak” suçlaması yöneltildi.

Olcay Büyüktaş Akça’nın ise, Terörle Mücadele Kanunu’nun 6/4 maddesi kapsamında Uludağ’ın işlediği iddia edilen suçun işlenişine katılmadığı, ancak; sorumlu yazı işleri müdürü olduğu için bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına çarptırılması istendi.

Akça’nın ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53’üncü maddesinde düzenlenen “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

İddianame, İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alican Uludağ ve Sorumlu Yazıişleri Müdürü Olcay Büyüktaş Akça’nın yargılanmasına, 22 Ekim 2020 tarihinde İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başlandı. Uludağ, duruşmaya, yaşadığı Ankara’dan Ses ve Görüntülü Sistem (SEGBİS) aracılığı ile katıldı. Olcay Büyüktaş Akça ise duruşmaya, avukatı Turan Karakaş ile birlikte katıldı.

Uludağ, dava konusu haberi kendisinin kaleme aldığını dile getirdi. 12 yıllık gazeteci olduğunu, bunun 10 yılında Cumhuriyet Gazetesi’nin Ankara Bürosu’nda adliye ve yargı muhabiri olarak görev yaptığını belirtti. Şu anda Olay TV’de çalıştığını ifade etti.

Suçlama konusu haberde, yüksek bir kamu yararı olduğunu kaydeden Uludağ, “Mahkeme dosyasına giren belgeler, yine İçişleri Bakanlığı’nın müfettiş raporları, zaten olayda kamu görevlilerinin ihmalini ortaya koydu. Ancak bugüne kadar katliamda ihmali olduğu belirtilen hiçbir kamu görevlisi yargı önüne çıkarılmadı. Durum böyleyken, yaptığım haber nedeniyle karşınızda sanık olarak yargılanıyorum” dedi.

“Bu davanın açılmasının asıl nedenini, olayı ihbar eden gübre bayisinin adının haberde yer alması değil, kamu görevlilerinin ihmalini yazmam olarak görüyorum.” dedi, bunu yargıçların vicdanına bıraktığını söyledi.

Haberde “hüviyeti açıklama suçundan bahsedilemeyeceğini” belirten Uludağ, “suçun unsurlarının oluşmadığının kabul edilmesini” ve “haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesini” talep etti.

Olcay Büyüktaş Akça ise “Haber bizim için önemliydi. Yapılan haber yüksek kamu yararı taşıyordu. Bizim davada tek delil gazetede çıkan haber. Bizim suçluluğumuzu kanıtlayacak herhangi bir delil bulunmamaktadır. Haber, basının anayasal kapsamında hazırlanmıştır” dedi.

Gazetecilerin avukatları Turan Karakaş ise “Delil gazete haberi, eylem ise haberin yapılması. Hiçbir şekilde ismi aleniyete çıkarmak yok. Bu delil eylemimizin suç olmadığını gösteriyor” dedi. Davanın, haberin yayınlanmasından beş yıl sonra açıldığına dikkat çekti. “Herkesin bildiği şeyin ihbarı olamaz. Burada müvekkillerimin eylemleri suç sayılacak nitelikte değil. Sadece haber yapılmıştır. Basın zaten haber yapmak için vardır” ifadelerini kullandı.

Gaziantep’in Nizip Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılarak, gazeteciler hakkında dava açılmasına neden olan ihbar tutanağının örneğinin gönderilmesinin istenmesine karar verildi. Ayrıca; Ankara’daki tren garı önündeki terör saldırısına ilişkin yargılamayı yürüten Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazı yazılarak, dava dosyasındaki iddianamenin istenmesi kararlaştırıldı.

Yargılamanın, 12 Ocak 2021 günü görülecek ikinci duruşma ile devam etmesine karar verildi.

1. Standing - Oct. 22, 2020


Saat 10.00’da başlaması gereken duruşma, 50 dakika gecikmeyle, saat 10.50’de başladı.

Yargılanan gazeteci Alican Uludağ, duruşmaya, yaşadığı Ankara’dan Ses ve Görüntülü Sistem (SEGBİS) aracılığı ile katıldı. Yargılanan gazeteci Olcay Büyüktaş Akça ise duruşmaya, avukatı Turan Karakaş ile birlikte katıldı.

Uludağ, dava konusu haberi kendisinin kaleme aldığını dile getirdi. 12 yıllık gazeteci olduğunu, bunun 10 yılında Cumhuriyet Gazetesi’nin Ankara Bürosu’nda adliye ve yargı muhabiri olarak görev yaptığını belirtti. Şu anda Olay TV’de çalıştığını ifade etti.

Suçlama konusu haberde, yüksek bir kamu yararı olduğunu kaydeden Uludağ, “Mahkeme dosyasına giren belgeler, yine İçişleri Bakanlığı’nın müfettiş raporları, zaten olayda kamu görevlilerinin ihmalini ortaya koydu. Ancak bugüne kadar katliamda ihmali olduğu belirtilen hiçbir kamu görevlisi yargı önüne çıkarılmadı. Durum böyleyken, yaptığım haber nedeniyle karşınızda sanık olarak yargılanıyorum” dedi.

“Bu davanın açılmasının asıl nedenini, olayı ihbar eden gübre bayisinin adının haberde yer alması değil, kamu görevlilerinin ihmalini yazmam olarak görüyorum.” dedi, bunu yargıçların vicdanına bıraktığını söyledi.

Haberde “hüviyeti açıklama suçundan bahsedilemeyeceğini” belirten Uludağ, “suçun unsurlarının oluşmadığının kabul edilmesini” ve “haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesini” talep etti.

Olcay Büyüktaş Akça ise “Haber bizim için önemliydi. Yapılan haber yüksek kamu yararı taşıyordu. Bizim davada tek delil gazetede çıkan haber. Bizim suçluluğumuzu kanıtlayacak herhangi bir delil bulunmamaktadır. Haber, basının anayasal kapsamında hazırlanmıştır” dedi.

Gazetecilerin avukatları Turan Karakaş ise “Delil gazete haberi, eylem ise haberin yapılması. Hiçbir şekilde ismi aleniyete çıkarmak yok. Bu delil eylemimizin suç olmadığını gösteriyor” dedi. Davanın, haberin yayınlanmasından beş yıl sonra açıldığına dikkat çekti. “Herkesin bildiği şeyin ihbarı olamaz. Burada müvekkillerimin eylemleri suç sayılacak nitelikte değil. Sadece haber yapılmıştır. Basın zaten haber yapmak için vardır” ifadelerini kullandı.


Mahkeme, gazeteciler ve avukatlarına esasa ilişkin savunmalarını ve delillerini sunmak üzere ek süre tanıdı.

Gaziantep’in Nizip Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılarak, gazeteciler hakkında dava açılmasına neden olan ihbar tutanağının örneğinin gönderilmesinin istenmesine karar verildi.

Ayrıca; Ankara’daki tren garı önündeki terör saldırısına ilişkin yargılamayı yürüten Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazı yazılarak, dava dosyasındaki iddianamenin istenmesi kararlaştırıldı.

Yargılamanın, 12 Ocak 2021 günü görülecek ikinci duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Koronavirüs karşısında alınan önlemler kapsamında, adliyeye; tek sıra halinde girilebildi. Bu düzen, bariyerlerle sağlandı. Ateş ölçümü ve X-Ray taraması yapıldı.

Duruşmanın yapıldığı salonun önünde bariyer yoktu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü mahkeme salonunda izleyiciler için 25 kişilik yer ayrılmıştı. İzleyiciler için ayrılan her iki oturma yerinden biri, koronavirüs karşısında alınan sosyal mesafe önleminin sağlanması için bantla kapatılmıştı.

Duruşma salonunda, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için iki ayrı ekranın kurulduğu görüldü.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı; Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24), Disk Basın-İş, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) gözlemcileri takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşmada, olağanüstü bir gelişme yaşanmadı.

Alican Uludağ, Olcay Büyüktaş Akça - "Disclosing the Identities of Those Who Denounce Crime and Criminals" Trial (Indictment)

Alican Uludağ, Olcay Büyüktaş Akça - "Disclosing the Identities of Those Who Denounce Crime and Criminals" Trial 1. Standing (Minutes of the Hearing)

Press in Arrest is a database, monitoring, documentation and collective memory study of Press Research Association.
+90 (312) 945 15 56 | pressinarrest@gmail.com

Creative Commons License
Licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.