Onur Emre Yağan

He worked as editor-in-chief at İleri Haber web page. He is still working there as a columnist.

A lawsuit was opened against Yağan for nine posts shared from social media accounts of the page between 2014 and 2018. He was accused of “making a terrorist organisation in a successive manner” through the news-themed posts. He is requested to be sentenced to, from one year three months to eight years nine months of imprisonment. The trial against him is ongoing.

Onur Emre Yağan - "Zincirleme Şekilde Terör Örgütü Propagandası Yapmak" İddiası

The investigation against former İleri Haber editor-in-chief Onur Emre Yağan was launched at Mazgirt District of Tunceli. Tunceli Mazgirt District Gendarmerie Command, made an investigation regarding the social media posts of the web page and prepared a report.

Yağan, within the scope of the investigation, gave a statement. He said his name was shown as the editor-in-chief in the webpage records but he was not the editor in charge. He said the home base of the İleri Haber webpage was in Istanbul and the subject matter posts were made from that base.

Prosecutor’s office in Tunceli, sent the files to Istanbul Chief Public Prosecutor’s Office with a decision of rejection of venue. This time an investigation against Yağan was launched by Istanbul Chief Public Prosecutor’s Office.

It was claimed that İleri Media’s social media accounts had shared “the statements of PKK/PYD armed terrorist organisation leader Murat Karayılan and one of the leaders of the organisation Cemil Bayık”. It was claimed that “News which were in a terror promoting nature, were made”

Yağan gave a statement at the prosecutor’s office on January 4th, 2019. He stated that his name was Emre Yağan, but he used the name Onur in his articles every now and then. He said officially only two people worked at the paper, with volunteers and intern journalist there were a total of 5-6 employees. Yağan said, multiple people were writing the social media posts of the paper and added that he did not have the chance to follow all of these posts. He stated that he was not behind any of the subject matter posts.

The indictment against Yağan was completed on June 16th, 2019.

The indictment against former İleri Haber editor-in-chief Onur Emre Yağan was completed by Istanbul Chief Public Prosecutor’s Office, Press Related Crimes Investigation Bureau on June 16th, 2019.

Nine posts published from İleri Haber’s social media accounts, between 2014 and 2018 were put in the indictment. It was noteworthy that all of the posts were marked as “news content”. Some of the subject matter posts are as follows:

  • “News content containing the picture of one of the leaders of the PKK/PYD armed terrorist organisation Cemil Bayık, with the text ‘Cemil Bayık: Erdoğan is the chaliph of ISIS’.”
  • “News content containing the picture of one of the leaders of the PKK/PYD armed terrorist organisation Murat Karayılan, with the text ‘Member of PKK executive committee Murat Karayılan: Afrin will be the beginning of the end for AKP’.”
  • “News content containing the picture of one of the leaders of the PKK/PYD armed terrorist organisation Sakine Cansız along with some other members of the terrorist organisation, with the text ‘PKK: MIT member, who attended the meeting with Öcalan at İmralı, planned the Paris massacre’.”
  • “‘News content containing the text ‘PKK announced the identities of captive MIT members’.”
  • “News content containing the picture of one of the leaders of the PKK/PYD armed terrorist organisation Murat Karayılan, with the text ‘Murat Karayılan: We enter a historic spring season. Now HPG should step in’.”
  • “News content containing the picture of some members of the PKK/PYD armed terrorist organisation, with the text ‘Guardian: YPG members will respond with a guerrilla-style fight in Afrin’.”

The indictment claimed that all of these posts were made by Yağan. Posts were claimed “to be in a nature to promote and legitimise the Syria branch of PKK/KCK armed terrorist organisation PYD/YPG’s acts of force, violence and menace”.

With the indictment Yağan was accused of “making propaganda for a terrorist organisation in successive manner” according to the article 7/2 of the Anti-Terror Law and article 43 of the Turkish Penal Code. Yağan was requested to be sentenced to, from one year three months to eight years nine months of imprisonment. He was also requested to be “bereaved of specific rights” according to the article 53 Turkish Penal Code.

The indictment was approved by Istanbul 33rd Assize Court.

Trial of former İleri Haber web page editor-in-chief and writer Onur Emre Yağan started with the first hearing held on December 3rd, 2019 at Istanbul 33rd Assize Court.

Yağan was present at the hearing whereas his attorney Özgür Urfa, who was excused. Yağan declared that he wanted to present his defence argument at the next hearing with his attorney.

Second hearing of the case was set to be held on March 20th, 2020. The hearing was postponed due to the measures taken in Turkey against the “corona virus” pandemic.

Third hearing of the case was held on June 19th, 2020. Yağan took part in the hearing along with his attorney Özgür Urfa.

Yağan, in his defence, stated that he has been a journalist since 2012, and has worked as advisor to an MP for the past year and half but still continued his work as a journalist. Yağan, stated that all of the subject matter articles must be considered within the scope of press freedom and that none of the news were fake or made up, and were taken from different sources.

Yağan stated that some of the articles shown as evidence in the indictment, were published outside his term as the editor-in-charge and added “accusing me of the articles written before I was working at İleri Haber is not juristically valid.”

Court ruled to send the files to prosecutor’s office in order to prepare an opinion as to the accusations.

Fourth hearing of the case is set to July 13th, 2020.

3. Standing - June 19, 2020


İleri Haber internet sitesinin eski genel yayın yönetmeni Onur Emre Yağan hakkındaki soruşturma, Tunceli’nin Mazgirt ilçesinde başlatıldı. Tunceli Mazgirt İlçe Jandarma Komutanlığı, internet sitesinin sosyal medya paylaşımları üzerinden inceleme yapıp, rapor hazırladı.

Tunceli’deki savcılık, yetkisizlik kararı vererek, soruşturma dosyasını İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Yağan hakkında bu kez İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.

Yağan, 4 Ocak 2019’da savcılığa ifade verdi. İsminin Emre Yağan olduğunu, gazete yazılarında bazen Onur adını da kullandığını belirtti. Gazetede resmi olarak iki kişinin, gönüllü ve stajyer gazetecilerle birlikte 5-6 kişinin çalıştığını ifade etti. Gazetenin sosyal medya paylaşımlarını birden fazla kişinin yaptığını dile getiren Yağan, paylaşımları takip etme imkanının her zaman olmadığını söyledi. Kendisine suçlama olarak yöneltilen paylaşımlardan hiçbirini kendisinin yapmadığını belirtti.

İleri Haber internet sitesinin sosyal medya hesabından; “PKK/PYD silahlı terör örgütü lideri Murat Karayılan başta olmak üzere örgüt liderlerinden Cemil Bayık’ın açıklamalarının” paylaşıldığı öne sürüldü. “Örgütü övücü nitelikte haber paylaşımlarının yapıldığı” iddia edildi.

Yağan hakkındaki iddianame, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Araştırma Bürosu tarafından 16 Haziran 2019 tarihinde tamamlandı.

İleri Haber internet sitesinin sosyal medya hesabından, 2014-2018 yılları arasında yapılan dokuz paylaşım iddianameye aktarıldı. Her bir paylaşımın “haber içeriği” olduğunun belirtilmesi dikkat çekti.

İddianamede, tüm paylaşımların Yağan tarafından yapıldığı iddia edildi. Paylaşımların, “PKK/KCK ve Suriye uzantısı PYD/YPG silahlı terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren eylemlerini övücü ve meşru gösterici nitelikte olduğu” iddia edildi.

İddianame ile Yağan; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 ve Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddeleri kapsamında, “zincirleme şekilde terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Yağan’ın, bir yıl üç aydan sekiz yıl dokuz aya kadar hapsi istendi. Ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53’üncü maddesinde yer alan, “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

Yağan’ın yargılanmasına, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 3 Aralık 2019’da görülen ilk duruşma ile başlandı.

Yağan’ın katıldığı duruşmaya; avukatı Özgür Urfa, mazeret dilekçesi sunarak katılmadı. Yağan, savunmasını bir sondaki duruşmada avukatı ile beraber yapmak istediğini beyan etti.

Yargılamanın ikinci duruşması 20 Mart 2020 tarihinde görülecekti. Duruşma, “koronavirüs” pandemisi karşısında Türkiye’de alınan tedbirler nedeniyle ertelendi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 19 Haziran 2020 tarihinde görüldü.



Next Trial: July 13, 2020, 1 p.m.


Duruşmanın başlaması için 10.45 saati belirlenmişti. Ancak duruşma, gecikmeli olarak 13:25’te başladı.

Yargılanan gazeteci Onur Emre Yağan, duruşmaya; avukatı Özgür Urfa ile birlikte katıldı.

Duruşma, kimlik tespitinin ardından Yağan’ın savunmasıyla başladı.

Yağan’ın savunmasında öne çıkan başlıklar şöyleydi:

“Öncelikle, Türkiye’de basın özgürlüğü ve gazetecilik mesleğine yönelik baskıları gündeme getirme sorumluluğumuz var. Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi koşullardan hareketle şunları söyleyebiliriz; basın özgürlüğü, gazetecilik mesleği ve halkın gerçek bilgiye ulaşma hakkı ağır bir baskı ve tehdit altındadır. Ne gözleri görmeyenler, ne kulakları duymayanlar, bunlar dahi ‘biz basına yönelik bu baskıların farkında değiliz’ diyemezler.

Bir yanda, iktidara yakın durduğu için, iktidarın politikalarını halkı manipüle ederek egemen hale getirmeye çalıştığı için, halkın değil zenginlerin çıkarlarına hizmet eden, eşitsiz ve düşmanlaştırıcı biçimde sözde haberler yapan ve bunun karşılığında devletten milyarlarca dolar ihaleler alan medya patronları var. Ve bu medya patronlarının arkasına dizilmiş sözde gazeteciler, iktidarın boyunduruğuna girmiş yandaş medya var.

Diğer yanda ise her türlü baskıya ve engellemeye rağmen, gazeteciliğin evrensel meslek ilkelerini korumaya çalışan, gerçekleri nesnel biçimde, çarpıtmadan, sansürlemeden halka ulaştırmaya çalışan, demokratik değerleri, insan hak ve hürriyetlerini korumaya çalışan, üstelik bir kısmı bugün cezaevinde olan gazeteciler var. Ben kendimi gerçek ve dürüst gazetecilik yapmayı ilke edinmiş bu kesimin bir parçası olarak, devrimci-sosyalist bir gazeteci olarak konumlandırmayı hedef edindim.

Şu an benim şahsımda İleri Haber’in ve muhalif gazeteciliğin yargılandığı bu davanın ilk örneğiyle karşı karşıya değiliz. Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre; Türkiye’de geçtiğimiz yedi yılda yaklaşık 13 bin gazeteci hakim karşısına çıkarıldı. Üyesi olduğum Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın verilerine göre ise, 79 gazeteci halen cezaevlerinde hapsedilmiş durumda.

Bununla birlikte; 12 bin gazeteci işsizlikle mücadele ediyor. Basın sektörünün yüzde 95’i AKP iktidarı tarafından ele geçirilmiş durumda ve bu yüzde 95’lik yandaş medyada ülkenin siyasetçilerine, hukukçularına, sanatçılarına, aydınlarına yönelik tehditler ve hedef gösteren yayınlar hız kesmeden yapılıyor. Bu sözde basın organlarının gerçekleştirdiği hiçbir fiil suç sayılmıyor. Aynı haberi yapmış olsak dahi, iktidara yakın basın organları suçlanmazken muhalif basın hapis ve para cezalarına çarptırılıyor. Buraya kadar söylediklerim bile bu yargılamanın siyasi anlamını, eşitsizliğini ve hukuk dışılığını gözler önüne sermeye yeter. Ancak bir iki noktayı daha eklemek istiyorum.

2012 yılından beri gazetecilik yapıyorum, geçtiğimiz bir buçuk yılda milletvekili danışmanı olarak çalışıyorum ve öte yandan, yine gazetecilik faaliyetlerime elimden geldiğince devam etmeye gayret ediyorum. Gazetecilik yaptığım geçtiğimiz sekiz yılın bir yılında İleri Haber’de çalıştım.

İleri Haber sitesi, sol-sosyalist bir dünya görüşüne sahip, işçiden ve emekçiden yana, her türlü ezen-ezilen ilişkisini reddeden, yoksulların, işçilerin, kadınların, gençlerin haklı sesini kamuoyuna ulaştırmaya çalışan bir haber portalıdır. İleri Haber’in bu kimliği ve yayın politikası benim dünya görüşümle uyumlu olduğu için bu sitede çalışmayı kabul ettim. Bugüne kadar da bu yayın poltikasından bir adım geri atmadığı için İleri Haber’in basın alanında onurlu bir yeri olduğuna inanıyorum.

İddianamede İleri Haber’i suçlamaya konu yapılan haberlerin tamamı basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken haberlerdir. Demokratik ve çağdaş bir ülkede, basının ve hakikatten yana gazeteciliğin misyonu, halkın doğru ve gerçek habere ulaşma hakkını savunmak, bunun için mücadele vermek, bu görevini ifa etmektir. Gazetecilik mesleği, doğası gereği muhaliftir, öyle olmalıdır. Gazeteciler, egemen olana, üstün olana, güçlü olana değil; zayıf ve ihtiyaç sahibi olana, haklı ve meşru olana yakın durmalıdır. Dolayısıyla, dünyada da Türkiye’de de gerçek ve dürüst gazeteciliğin tanımı; “eşitsizliği ayakta tutmaya çalışan, özgürlükleri gasp eden iktidarlara karşı durmak” şeklinde özetlenebilir. Bu tanımdan hareketle, bir gazeteci ben ve İleri Haber sitemiz olarak, misyonumuzu ve siyasi görüşümüzü iktidarların ve patronların belirlemesine asla izin vermedik ve bundan elbette pişman değiliz. Gerçek gazeteciliği, halkın doğru habere ulaşma hakkını savunduğumuz için ve iktidarın, egemen olan güçlerin istediği biçimde haberler yapmadığımız için yargılanmamız, hukuk çerçevesinde değil, ancak siyasi saiklerle açıklanır.

Yaptığımız haberlerin hiçbiri, bu iddianamede suçlama konusu yapılmış olanlar da, yalan veya uydurma haberler değildir. Yandaş olanlar dahil, birçok haber sitesinde yer bulmuş, başka kaynaklardan alınmış ve kamuoyunun bir kesimi tarafından izlenen, önemsenen haberlerdir. Dolayısyla basit ifadeyle her biri bir haberdir.

Bununla birlikte, iddianamede yer verilen haberlerin suçlama konusu yapılması, AKP iktidarının Kürt sorununa dönük yaklaşımının da doğrudan etkisi altındadır. İktidarın Kürt sorununda gerilimi düşürdüğü ve siyasi iklimin farklı olduğu zamanlarda yapılan kimi haberler o dönem araştırılmamış, soruşturulmamış, suçlama konusu yapılmamıştır. Üzerinden yıllar geçmiş ve AKP iktidarının Kürt sorununa karşı çözümsüzlüğü, saldırı politikalarını hayata geçirdiği bir tabloda suçlama konusu olarak karşımıza çıkarılmıştır. Hukuk, iktidar politikalarına ve siyasi atmosfere göre kullanılan bir sopaya dönüştürülmüştür. Siyasi iktidara yakın basın organları da, benim suç teşkil etmediğini düşündüğüm haberleri yapmış, örgüt yöneticileriyle röportajlar yayınlamış ancak bunlar kesinlikle yargı konusu yapılmamıştır. Muhalif basın söz konusu olduğunda ise bu haberler bir sindirme ve cezalandırma gerekçesine dönüştürülmeye çalışılmaktadır. Bu tablo açık seçik basına yönelik baskı ve tehdit demektir. Bu tablo açık seçik eşitsizliktir.

Uluslararası gazetecilik ilkelerini göre, ayrımcılığı ve şiddeti propaganda etmeyen, insan hak ve hürriyetlerine aykırı olmayan her bilgi haber olarak değerlendirilebilir. İleri Haber’de çalıştığım bir yıl boyunca tüm diğer çalışan gazeteci arkadaşlarımla birlikte bu kurallara özen göstererek işimi yapmaya çalıştım. Görevimi başka birçok aksi örneğe karşın ilkeli ve dürüst biçimde yaptığım için yargılanmamı ve bilhassa İleri Haber’in yargılanmasını meşru görmüyorum. Ve bu davanın yok sayılması gerektiğini düşünüyorum.

İddianamede, farklı tarihlerde yayınlanmış 9 ayrı haberden dolayı suçlanıyorum. Bu haberler 5 Ocak 2015 tarihi ile 19 Mart 2018 arasındaki dönemde yayınlanmış haberlerdir. Fakat bu haberlerin yayınlandığı tarihlerin bir bölümü benim İleri Haber’de Genel Yayın Yönetmeni olarak çalıştığım dönemin dışındadır. Ben İleri Haber’de 2 Kasım 2017 ile 10 Ekim 2018 arası dönemi kapsayan 12 aylık sürede çalıştım. Sigorta kayıtlarımda bu açıkça görülebilir. İleri Haber’in bir çalışanı olmadığım, benim görev yapmamdan önceki tarihlerde yapılmış haberlerle ilgili suçlanmam hukuki bir geçerlilik taşımamaktadır. Benim çalışmadığım dönemlerde yapılan ve yayınlanan haberlerin hiçbirinde dahlim olmamıştır. Bir çalışan olarak o kurumda bulunmadığım süreçlerde yapılmış haberler hakkında bir açıklama yapamayacağım gibi suçlanmam da yanlıştır.

Son olarak şunu söylemek istiyorum; Anayasa’nın 28. maddesi, ‘Basın hürdür, sansür edilemez. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirler alır.’ demektedir. Bu ve benzeri yargılamalarla suçlanmamız, Anayasa’nın iktidar tarafından hiçe sayıldığının, göstergesidir. Yargılanması gereken ben, İler Haber yahut diğer muhalif gazeteciler değil, Anayasa’ya da aykırı hareket ederek, yargıyı basın üzerinde demoklesin kılıcı gibi sallandıran devlet yöneticileridir. Türkiye, AİHM tarihinde, düşünce ve ifade özgürlüğünü ihlal nedeniyle mahkum edilen ülkeler listesinde birinci sıradadır. Ülkemizi bu hale getiren, düşünce ve ifadeyi engelleyen her yönetici birer suçlu olarak yargılanmalıdır.

Bu dava haksız ve hukuksuz bir davadır. Türkiye’de basın özgürlüğüne ve demokratik değerlere karşı açılmış bir davadır. Davanın beraatle sonuçlandırılması en hukuki tutum olacaktır.”

Yağan, savunmasında; hakkındaki olası bir ceza hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasını (HAGB) kabul etmediğini belirtti.

Yağan’ın avukatı Özgür Urfa, esas hakkındaki savunmalarını hazırlamak için süre talebinde bulundu.

Ardından söz alan iddia makamı, dosyada eksik husus varsa tamamlanmasının beklenmesini, aksi durumda esas hakkındaki mütalaasını hazırlamak için dosyanın iletilmesini talep etti.


Mahkeme heyeti, duruşmaya ara vermeden kararını açıkladı.

Yargılama dosyasının, esas hakkındaki mütaalanın hazırlanması için savcılığa gönderilmesine karar verildi.

Avukat Özgür Urfa’nın savunma için süre talebi kabul edildi.

Yargılamanın, 13 Temmuz 2020 tarihinde görülecek dördüncü duruşma devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Adliye girişinde izleyiciler ve gazeteciler X-Ray cihazından geçirilerek adliyeye alındı.

Adliye girişine bariyerlerin kurulduğu görüldü. Böylece koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında insanların birbiri ile temas etmemesi sağlandı. Adliyeye giren avukat, gazeteci ve yurttaşların ateşleri, ateş ölçer ile ölçülüp, ellerini dezenfekte etmesi sağlandı.

Duruşmayı takip etmek isteyen gazeteciler ve dava avukatları, salona; duruşma öncesinde alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salon adliyedeki normal büyüklükteki salonlarından biriydi. Salonda avukat, sanık ve izleyiciler için yerler ayrılmıştı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için iki ayrı ekran yerleştirildiği görüldü. Salonda bulunan oturma yerlerinin arasına, sosyal mesafenin sağlanması için uyarı yazıları konulduğu görüldü.
Duruşmaya Katılım

Duruşmayı, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve İleri Haber çalışanları takip etti.

Genel Gözlemler

Mahkeme heyeti ve savcı ile mahkeme çalışanları da koronavirüs önlemleri kapsamında maske taktıkları görüldü. Duruşma yaklaşık 15 dakika sürdü.

2. Standing - March 20, 2020


İleri Haber internet sitesinin eski genel yayın yönetmeni Onur Emre Yağan hakkındaki soruşturma, Tunceli’nin Mazgirt ilçesinde başlatıldı. Tunceli Mazgirt İlçe Jandarma Komutanlığı, internet sitesinin sosyal medya paylaşımları üzerinden inceleme yapıp, rapor hazırladı.

Tunceli’deki savcılık, yetkisizlik kararı vererek, soruşturma dosyasını İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Yağan hakkında bu kez İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.

Yağan, 4 Ocak 2019’da savcılığa ifade verdi. İsminin Emre Yağan olduğunu, gazete yazılarında bazen Onur adını da kullandığını belirtti. Gazetede resmi olarak iki kişinin, gönüllü ve stajyer gazetecilerle birlikte 5-6 kişinin çalıştığını ifade etti. Gazetenin sosyal medya paylaşımlarını birden fazla kişinin yaptığını dile getiren Yağan, paylaşımları takip etme imkanının her zaman olmadığını söyledi. Kendisine suçlama olarak yöneltilen paylaşımlardan hiçbirini kendisinin yapmadığını belirtti.

İleri Haber internet sitesinin sosyal medya hesabından; “PKK/PYD silahlı terör örgütü lideri Murat Karayılan başta olmak üzere örgüt liderlerinden Cemil Bayık’ın açıklamalarının” paylaşıldığı öne sürüldü. “Örgütü övücü nitelikte haber paylaşımlarının yapıldığı” iddia edildi.

Yağan hakkındaki iddianame, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Araştırma Bürosu tarafından 16 Haziran 2019 tarihinde tamamlandı.

İleri Haber internet sitesinin sosyal medya hesabından, 2014-2018 yılları arasında yapılan dokuz paylaşım iddianameye aktarıldı. Her bir paylaşımın “haber içeriği” olduğunun belirtilmesi dikkat çekti.

İddianamede, tüm paylaşımların Yağan tarafından yapıldığı iddia edildi. Paylaşımların, “PKK/KCK ve Suriye uzantısı PYD/YPG silahlı terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren eylemlerini övücü ve meşru gösterici nitelikte olduğu” iddia edildi.

İddianame ile Yağan; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 ve Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddeleri kapsamında, “zincirleme şekilde terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Yağan’ın, 1 yıl 3 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapsi istendi. Ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53’üncü maddesinde yer alan, “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

Yağan’ın yargılanmasına, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 3 Aralık 2019’da görülen ilk duruşma ile başlandı.

Yağan’ın katıldığı duruşmaya; avukatı Özgür Urfa, mazeret dilekçesi sunarak katılmadı. Yağan, savunmasını bir sondaki duruşmada avukatı ile beraber yapmak istediğini beyan etti.

Yargılamanın bir sonraki duruşması 20 Mart 2020 tarihinde görülecekti ancak, pandemi ilan edilen “koronavirüs” salgını karşısında Türkiye’de alınan tedbirler nedeniyle 19 Haziran 2020 tarihine ertelendi.



Next Trial: June 19, 2002, 10 a.m.


Duruşma, pandemi ilan edilen “koronavirüs” salgını karşısında Türkiye’de alınan tedbirler nedeniyle 19 Haziran 2020 tarihine ertelendi.

1. Standing - Dec. 3, 2019


İleri Haber internet sitesinin eski genel yayın yönetmeni Onur Emre Yağan hakkındaki soruşturma, Tunceli’nin Mazgirt ilçesinde başlatıldı. Tunceli Mazgirt İlçe Jandarma Komutanlığı, internet sitesinin sosyal medya paylaşımları üzerinden inceleme yapıp, rapor hazırladı.

Tunceli’deki savcılık, yetkisizlik kararı vererek, soruşturma dosyasını İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Yağan hakkında bu kez İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.

Yağan, 4 Ocak 2019’da savcılığa ifade verdi. İsminin Emre Yağan olduğunu, gazete yazılarında bazen Onur adını da kullandığını belirtti. Gazetede resmi olarak iki kişinin, gönüllü ve stajyer gazetecilerle birlikte 5-6 kişinin çalıştığını ifade etti. Gazetenin sosyal medya paylaşımlarını birden fazla kişinin yaptığını dile getiren Yağan, paylaşımları takip etme imkanının her zaman olmadığını söyledi. Kendisine suçlama olarak yöneltilen paylaşımlardan hiçbirini kendisinin yapmadığını belirtti.

İleri Haber internet sitesinin sosyal medya hesabından; “PKK/PYD silahlı terör örgütü lideri Murat Karayılan başta olmak üzere örgüt liderlerinden Cemil Bayık’ın açıklamalarının” paylaşıldığı öne sürüldü. “Örgütü övücü nitelikte haber paylaşımlarının yapıldığı” iddia edildi.

Yağan hakkındaki iddianame, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Araştırma Bürosu tarafından 16 Haziran 2019 tarihinde tamamlandı.

İleri Haber internet sitesinin sosyal medya hesabından, 2014-2018 yılları arasında yapılan dokuz paylaşım iddianameye aktarıldı. Her bir paylaşımın “haber içeriği” olduğunun belirtilmesi dikkat çekti.

İddianamede, tüm paylaşımların Yağan tarafından yapıldığı iddia edildi. Paylaşımların, “PKK/KCK ve Suriye uzantısı PYD/YPG silahlı terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren eylemlerini övücü ve meşru gösterici nitelikte olduğu” iddia edildi.

İddianame ile Yağan; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 ve Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddeleri kapsamında, “zincirleme şekilde terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Yağan’ın, 1 yıl 3 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapsi istendi. Ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53’üncü maddesinde yer alan, “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

Yağan’ın yargılanmasına, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 3 Aralık 2019’da görülen ilk duruşma ile başlandı.



Next Trial: March 20, 2020, 10:30 a.m.


10:00’da başlaması beklenen duruşma, 11:00’de başladı.

Onur Emre Yağan duruşmaya katıldı. Ancak avukatı Özgür Urfa, mazeret bildirerek duruşmaya katılmadı.Yağan, savunmasını; gelecek duruşmada avukatı ile birlikte yapmak istediğini beyan etti.

Duruşma savcısı Şener, avukat Özgür Urfa’nın mahkeme heyetine sunduğu mazeret dilekçesinin kabul edilmesini talep etti.


Yaklaşık 5 dakika süren duruşmada, mahkeme heyeti; avukat Özgür Urfa’nın mazeret dilekçesini kabul etti.

Davanın bir sonraki duruşması için 20 Mart 2020 tarihine ertelendi.


Duruşma Öncesi

İzleyiciler ve gazeteciler, X-Ray cihazından geçirilerek adliyeye alındı. Duruşmayı takip etmek isteyen gazeteciler ve avukatlar kimlik kontrolüne tabi tutulmadan, duruşma saatinden önce duruşmanın görüleceği salonun önüne alındı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salon adliyenin en büyük salonlarından biriydi. Salonda avukat, sanık ve izleyiciler için yerler ayrılmıştı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için iki ayrı ekranın kurulduğu görüldü.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı; MLSA, P24, Gazeteci Dayanışma Ağı (GDA) ve İleri Haber çalışanları takip etti.

Onur Emre Yağan - "Zincirleme Şekilde Terör Örgütü Propagandası Yapmak" İddiası (Indictment)

Onur Emre Yağan - "Zincirleme Şekilde Terör Örgütü Propagandası Yapmak" İddiası 1. Standing (Minutes of the Hearing)

Press in Arrest is a database, monitoring, documentation and collective memory study of Press Research Association.
+90 (312) 945 15 56 | pressinarrest@gmail.com