Pınar Gayıp

She is a correspondent for Etkin News Agency. She was taken into custody for seven days. She was prosecuted with the charges of “being a member of a terrorist organization” and “making propaganda for a terrorist organization.”

She was in pretrial detention since April 19, 2018. After the fifth hearing of the trial on June 13, 2019, she was released with Semih Şahin on parole under home detention and with a travel ban.

Pınar Gayıp, Semiha Şahin - ETHA Trial

Pınar Gayıp was taken into custody together with the editor for ETHA, Semih Şahin after a raid on her home on April 13, 2018. A confidentiality order was issued on the file. Thus, she could not learn the accusations against her during her custody period.

After the seven days in custody, she was dispatched to the prosecutor. Before she gave her testimony to the prosecutor, she was dispatched to the judge with a demand for detention for allegedly “being a member of a terrorist organization” and “making propaganda for a terrorist organization.” The Istanbul 9th Magistrate’s Judge ruled to jail her. She was then sent to the Bakırköy Women’s Prison.

The indictment about her was completed by the Istanbul Public Prosecutor Mustafa Dağlı on May 7, 2018. In the scope of the indictment accepted by the Istanbul 23rd Criminal Court, it was recommended Gayıp be sentenced accordingly with the charges of “being a member of a terrorist organization” and “making propaganda for a terrorist organization.”

Gayıp’s indictment was completed by the Istanbul Public Prosecutor Mustafa Dağlı on May 7, 2018, while Gayıp was jailed pending trial. The indictment was accepted by the Istanbul 23rd Criminal Court.

The indictment was composed of 31 pages. Twenty-two pages of the indictment described the history of Socialist Party of the Oppressed (ESP) and Marxist-Leninist Communist Party (MLKP) along with the witnesses’ testimonies about these parties.

In the indictment, it was stated that; the investigation was commenced against those who allegedly make propaganda for Marxist-Leninist Communist Party (MLKP) and who attended the funerals and memorials of the members of MLKP who died in Syria.

After Gayıp was taken into custody, a Facebook post shared by ETHA stating “the workers of our agency were taken into custody” was presented as evidence in the file.

Seven social media posts Gayıp shared on her accounts were also presented as evidence. In addition to these posts, Gayıp’s employment at ETHA was also evaluated as evidence for “being a member of an organization.”

The prosecutor Dağlı demanded Gayıp be sentenced according to the TCK 314/2, 53, 58/9, 63; TMK 5/1 and 7/2;TCK 43, 53 and 63 for “being a member of a terrorist organization” and “making propaganda for a terrorist organization.”

Gayıp’s suit file was opened after the approval of the indictment by the Istanbul 23rd Criminal Court. The first hearing of the trial was held on Sept. 10, 2018 at Çağlayan Courthouse. Gayıp rejected the notion her social media posts were presented as evidence of crime. She added:

“There is why I do share these posts through my social media accounts. I survived by chance from one of the biggest massacres of the murderer gangs of ISIS in these lands.

In the first hearing of the trial, the court ruled for her detention to continue.

In the second hearing of the trial on Dec. 5, 2018, the court again ruled for the continuation of the detention of Pınar Gayıp and Semiha Şahin. The next hearing was scheduled for Jan. 30, 2019.

There was no ruling for the release of her in that hearing. Again, the court decided for their detention to continue. At the hearing of the trial on June 13, 2019, she was released upon the verdict of a home detention and a travel ban.

The next hearing of the trial was scheduled for Oct. 15, 2019.

6. Standing - Oct. 15, 2019


İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlar ve Suriye’deki çatışma bölgelerinde ölen Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP) militanlarının cenazelerine katılanların tespit edilmesi amacıyla soruşturma başlattı.

Soruşturma kapsamında Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Pınar Gayıp ve editör Semiha Şahin, 13 Nisan 2018’de “MLK-P terör örgütü üyesi” oldukları ve örgütün propagandasını yaptıkları iddiasıyla gözaltına alındı ve tutuklandı. Haklarındaki iddianame de bu iddiaya dayandırıldı.

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşması, 10 Eylül 2018’de görüldü. Pınar Gayıp ve Semiha Şahin davanın 13 Haziran 2019’da görülen 5. duruşmasında ev hapsi ve yurtdışına çıkış yasağı ile tahliye edildi.

Bu duruşmada gazeteciler hakkındaki adli kontrolün devamına karar verildi. Bir sonraki duruşma 11 Aralık 2019’da görülecek.



Next Trial: Dec. 11, 2019, 11:50 a.m.


İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 6. duruşmasına Pınar Gayıp ve Semiha Şahin katılmadı.

Dosyaya eklenen belgelerin okunmasıyla duruşma başladı. Mahkeme Heyeti Başkanı Ahmet Uğuz, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden istenen el konulan dijital materyallere ilişkin inceleme raporunun henüz gelmediğini belirtti.

Mütalaası sorulan duruşma savcısı, sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin devamını istedi.

Ardından Gayıp ve Şahin’in avukatları sırayla söz alarak, “ikameti terk etmeme” şeklindeki adli kontrol kararının kaldırılmasını ya da başka bir adli kontrol kararı getirilmesini talep etti. Yurtdışına çıkış yasaklarının devam ettiğini hatırlatan avukatlar müvekkillerinin kaçma şüphesi olmadığını vurguladı.


Mahkeme, Semiha Şahin ve Pınar Gayıp hakkındaki adli kontrol kararlarının devam etmesine karar verdi.

Ayrıca el konulan dijital materyallerle ilgili rapor için İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne tekrar müzekkere yazılmasına ve bir sonraki duruşmanın 11 Aralık’ta görülmesine karar verildi.


Duruşma öncesi:

Duruşma öngörülen saatten 10 dakika sonra başladı. Duruşmayı izlemek için gelen az sayıda kişinin içeri girişinde bir sorun yaşanmadı.

Mahkeme salonu koşulları:

Mahkeme salonu 30 kişilikti. Mahkeme başkanının mikrofonu açık olsa da, mikrofona uzak konuştuğu için söylediklerinin tamamı duyulmuyordu.

Duruşma:

Duruşmaya sanıklar katılmadı, üç müdafii avukat salonda hazır bulundu. Mahkeme heyeti iki erkek ve bir kadın hakimden oluştu.

Avukatlar, gazeteciler ve sanık yakınları duruşma salonuna girdiklerinde mahkeme heyeti salonda yoktu. Savcının salondaki yerini almasından sonra, önce mahkeme heyeti üyelerinden biri, ardından da mahkeme başkanı salona girdi. Mahkeme başkanının duruşmaya başlamasından 1-2 dakika sonra üçüncü mahkeme üyesi de salona geldi.

Duruşma yaklaşık yedi dakika sürdü. Mahkeme heyeti kararını açıklamadan önce salonu boşaltmadı. Heyet üyeleri, adli kontrolün kaldırılması talebi hakkındaki kararlarını, birbirleriyle bakışarak teyit etti ve mahkeme başkanı talebin reddedildiğini açıkladı.

5. Standing - June 13, 2019


İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlar ve Suriye’deki çatışma bölgelerinde ölen Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP) militanlarının cenazelerine katılanların tespit edilmesi amacıyla soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Pınar Gayıp ve editör Semiha Şahin, 13 Nisan 2018’de “MLK-P terör örgütü üyesi” oldukları ve örgütün propagandasını yaptıkları iddiasıyla gözaltına alındı. Şahin ve Gayıp’ın dışında iki kişi daha aynı soruşturma kapsamında gözaltına alındı.

Şüpheliler bir hafta gözaltında tutulduktan sonra 19 Nisan 2018’de İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklandı.

Haklarında İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mustafa Dağlı tarafından 2018/3724 No’lu iddianame hazırlanan gazeteciler Pınar Gayıp ve Semiha Şahin ile diğer iki sanığa İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

İddianamede Pınar Gayıp’ın, Suriye’de Kobane’de IŞİD’e karşı savaşırken ölen ve Tunceli’de öldürülen MLKP militanlarıyla ilgili Twitter ve Facebook hesaplarından paylaştığı haber, fotoğraf ve yorumlara, hakkındaki suçlamaların delili olarak yer verildi. İddianamede, “MLKP silahlı terör örgütünün fikir ve ideolojisi doğrultusunda yayın yapan Etkin Haber Ajansı” ibaresini kullanan savcı, Gayıp’ın ETHA muhabiri olmasını da suçlamalarının dayanakları arasında gösterdi.

Üstelik İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mustafa Dağlı; muhabirleri Pınar Gayıp ve editörleri Semiha Şahin’in tutuklanmasını duyuran ETHA’nın haberini de delil olarak iddianameye koydu. Pınar Gayıp’ın gözaltında tutulduğu sırada açlık grevi yapması da savcı tarafından “terör örgüt üyeliği” suçlamasının delili olarak iddianameye yazıldı.

ETHA editörü Semiha Şahin’e yönelik suçlamaların delili olarak da iddianamede, sosyal medya sitelerindeki paylaşımlarına yer verildi. Facebook ve Twitter hesaplarından MLKP ve DHKP/C örgütlerinin militanlarıyla ilgili paylaştığı haber linkleri ve fotoğraflar iddianameye delil olarak konuldu. Semiha Şahin’in, biri soruşturmanın başlatılmasından 4 yıl önce 19 Ekim 2014’te Suriye’de Kobane’de IŞİD’e karşı savaşırken ölen Suphi Nejat Ağırnaslı için düzenlenen anmanın da aralarında bulunduğu 4 etkinliği takip etmesi de suçlama yöneltildi. İddianamede, anma etkinlikleri ve eylemler hakkında ETHA’da yer alan haberlerin de eylem çağrısı oldukları öne sürüldü. Savcı, gazeteci Semiha Şahin’in de ETHA’da çalışmasını ve gözaltında tutulduğu sırada açlık grevi yapmasını, “örgüt üyesi olma” suçlamasına konu yaptı.

Davanın ilk duruşması 10 Eylül 2018’de Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda bulunan 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Pınar Gayıp ve Semiha Şahin davanın 13 Haziran 2019’da görülen 5. duruşmasında ev hapsi ve yurtdışına çıkış yasağı ile tahliye edildi.



Next Trial: Oct. 15, 2019, 10:30 a.m.


Mahkeme başkanı gelen belgeleri okudu. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Müdürlüğü’nden dijital materyallerin imajlarına ilişkin yazılan müzekkereye cevap gelmedi.

Mahkeme başkanı, Semiha Şahin’e söz verdi. Şahin 1 yıl 2 aydır tutuklu olduklarını belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 30 Mayıs 2019’da açıkladığı Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde uzun tutukluluk sürelerinin yarattığı sorunlar ve ifade özgürlüğüne dair açıklamalar yer alıyordu. Şahin, söz konusu belgede dile getirilen uzun tutukluluk ve ifade özgürlüğü unsurları kendilerinin de vurguladığını hatırlattı.

Kendisine isnat edilen suçlamaların ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında yer aldığını, tutukluluk süresinin ise cezalandırmaya gittiğini düşündüğünü söyledi.

Gazeteci olduğunu, gazeteciliğin suç olmadığını belirtti. Tahliye talep etti.

Pınar Gayıp beş duruşmadır da gazeteciliğin suç olmadığını belirtti. Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin de değerlendirilerek uzun tutukluluğun yarattığı mağduriyet ve ifade özgürlüğü kapsamında tahliye talep etti.

Pınar Gayıp’ın avukatı Kader Tonç, tahliyeye dönük taleplerini dile getirdi. Etkin Haber Ajansı’nın ticaret siciline kayıtlı olduğunu, yasadışı örgüte bağlılığa dair belge olmadığını söyledi. 14 ay tutuklu kalan müvekkilinin sabit ikameti olduğunu, karartacak ya da toplanacak delil bulunmadığını belirterek tahliye talep etti.

Semiha Şahin’in avukatı Özcan Karakoç, tutuklama tedbirinin en ağır tedbir olduğunu söyledi. Masumiyet karinesini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi’nin tutukluluğa dair kararlarını anlattı. Tahliye, mahkeme aksi kanaatteyse de adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını talep etti.

Savcı, 30 Ocak 2019’daki duruşmada dile getirdiği esas hakkındaki mütalaasını tekrarladı. Tutukluluk halinin devamını talep etti.


Mahkeme, Pınar Gayıp ve Semiha Şahin’in, yurt dışına çıkış yasağı ve konutu terk etmeme zorunluluğu şeklindeki adli kontrol talebiyle tahliyesine karar verdi.


Duruşma öncesi:

13.30’da başlaması beklenen duruşma 14.22’de başladı. Salona girişte bir sorun yaşanmadı. Seyirciler salona alındığında iki gazeteci salona getirilmişti.

Mahkeme salonu koşulları:

Mahkeme salonunda seyircilere 30 kişilik yer ayrılmıştı. Havalandırması iyiydi.

Duruşmaya katılım:

Duruşmayı aralarında P24, Türkiye Gazeteciler Sendikası Kadın Komisyonu’ndan temsilcilerin de olduğu 12 kişi izledi. Semiha Şahin ve Pınar Gayıp dışındaki iki tutuksuz sanık duruşmaya katılmadı. Gazetecilerin yanında beş jandarma görevlisi vardı.

Genel gözlemler:

Duruşma toplam 14 dakika sürdü. Mahkeme ara karar için verdiği arada, seyircileri salondan çıkardı. Karar açıklanırken de almadı. Dışarıda bekleyenler kararı salondan kelepçeli şekilde çıkarılan sanık gazetecilerden öğrendi. Duruşma Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBIS) ile kayda alındı.

4. Standing - March 27, 2019


İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlar ve Suriye’deki çatışma bölgelerinde ölen Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP) militanlarının cenazelerine katılanların tespit edilmesi amacıyla soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Pınar Gayıp ve editör Semiha Şahin, 13 Nisan 2018’de “MLK-P terör örgütü üyesi” oldukları ve örgütün propagandasını yaptıkları iddiasıyla gözaltına alındı. Şahin ve Gayıp’ın dışında iki kişi daha aynı soruşturma kapsamında gözaltına alındı.

Şüpheliler bir hafta gözaltında tutulduktan sonra 19 Nisan 2018’de İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklandı.

Haklarında İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mustafa Dağlı tarafından 2018/3724 No’lu iddianame hazırlanan gazeteciler Pınar Gayıp ve Semiha Şahin ile diğer iki sanığa İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

İddianamede Pınar Gayıp’ın, Suriye’de Kobane’de IŞİD’e karşı savaşırken ölen ve Tunceli’de öldürülen MLKP militanlarıyla ilgili Twitter ve Facebook hesaplarından paylaştığı haber, fotoğraf ve yorumlara, hakkındaki suçlamaların delili olarak yer verildi. İddianamede, “MLKP silahlı terör örgütünün fikir ve ideolojisi doğrultusunda yayın yapan Etkin Haber Ajansı” ibaresini kullanan savcı, Gayıp’ın ETHA muhabiri olmasını da suçlamalarının dayanakları arasında gösterdi.

Üstelik İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mustafa Dağlı; muhabirleri Pınar Gayıp ve editörleri Semiha Şahin’in tutuklanmasını duyuran ETHA’nın haberini de delil olarak iddianameye koydu. Pınar Gayıp’ın gözaltında tutulduğu sırada açlık grevi yapması da savcı tarafından “terör örgüt üyeliği” suçlamasının delili olarak iddianameye yazıldı.

ETHA editörü Semiha Şahin’e yönelik suçlamaların delili olarak da iddianamede, sosyal medya sitelerindeki paylaşımlarına yer verildi. Facebook ve Twitter hesaplarından MLKP ve DHKP/C örgütlerinin militanlarıyla ilgili paylaştığı haber linkleri ve fotoğraflar iddianameye delil olarak konuldu. Semiha Şahin’in, biri soruşturmanın başlatılmasından 4 yıl önce 19 Ekim 2014’te Suriye’de Kobane’de IŞİD’e karşı savaşırken ölen Suphi Nejat Ağırnaslı için düzenlenen anmanın da aralarında bulunduğu 4 etkinliği takip etmesi de suçlama yöneltildi. İddianamede, anma etkinlikleri ve eylemler hakkında ETHA’da yer alan haberlerin de eylem çağrısı oldukları öne sürüldü. Savcı, gazeteci Semiha Şahin’in de ETHA’da çalışmasını ve gözaltında tutulduğu sırada açlık grevi yapmasını, “örgüt üyesi olma” suçlamasına konu yaptı.

Davanın ilk duruşması 10 Eylül 2018’de Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda bulunan 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.



Next Trial: June 13, 2019, 1:30 p.m.


1- Tutuklu sanıklar Pınar Gayıp ve Semiha Şahin’in üzerine atılı suçları işlediklerine ilişkin dosya içerisinde mevcut tutanaklar, sanık savunmaları, açık kaynak tespit tutanakları, eylem tespit tutanakları, dosya içerisinde mevcut diğer tutanak, delil, rapor ve belgeler hep birlikte incelendiğinde, sanıkların atılı suçu işlediklerine olarak kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı ile sanıklar Pınar ve Semiha bakımından üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun 5271 sayılı CMK 100/ 3 ve devamı maddelerinde belirtilen katalog suçlardan olması nedeniyle kuvvetli suç şüphesine ilişkin somut deliller mevcut olduğundan tutuklama sebeplerinin varsayıldığı bu meyanda atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu, sanıkların kaçma ihtimali, atılı suçların yasada öngörülen cezasının alt ve üst sınırı ölçülülük ilkesi nazara alınarak değerlendirildiğinde bu aşamada adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı düşünülerek sanıkların CMK’nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca tutukluluk hallerinin ayrı ayı devamına

2- Sanık Pınar Gayıp müdafiinin kovuşturmanın genişletilmesine yönelik olarak yapmış olduğu taleplerin yargılamaya bir yenilik katmayacağından reddine,

3- Sanık Semiha Şahin müdafiinin bir kısım tevsi tahkikat taleplerinin yargılamaya bir yenilik katmayacağından reddine, ancak 2911 sayılı yasaya muhalafet suçu bakımından sanık Semiha Şahin’in hakkında herhangi bir soruşturma yapılıp, yapılmadığı hususunda İstanbul, Tunceli, Hatay Cumhuriyet Başsavcılıklarına müzekkere yazılmasına,

4- İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne müzekkere yazılarak sanıklara ait dijital materyallerin imajlarının alınmış olması halinde imajlarının, şayet imaj alma işlemi tamamlanmamış ise cihaz asıllarının bilirkişiye tevdi edilmek üzere mahkememize gönderilmesinin istenilmesine,

5- 4 no’lu ara karar yerine getirildiğinde cihazlar üzerinde inceleme yapılarak içerik çıkartma raporu hazırlanması için bilirkişi görevlendirmesi yapılmasına,

6- Tutuksuz sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin aynen muhafazasına,

  • Tutuklu dosyaların yoğunluğu nazara alınarak sanıkların tutukluluk halinin dosya üzerinden heyetçe 26 Nisan 2019, 24 Mayıs 2019 tarihlerinde dosya üzerinde incelenmesine,

  • Duruşmanın bu nedenle 13 Haziran 2019 günü saat 13:30’a bırakılmasına oybirliği ile karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma saati 13:30 olarak belirlenmişti ve duyurulduğu saatte katılan, izleyenler avukatlar salona alındı. Tutuklu yargılanan Pınar Gayıp ve Semiha Şahin salondaydılar. Heyet henüz gelmediğinden dolayı sanıklar ile duruşmaya katılan yakınlar birbiriyle konuşma, kısa da olsa sohbet edebilme imkanı buldu.

Bu esnalarda Jandarma güvenliği “Temas olmasın” şeklinde uyarıda bulundu.

Bir kaç dakika sonra mahkeme heyeti geldi ve açık yargılamaya başlandı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmayı yakınlar, basın mensupları olmak üzere 20’ye yakın kişi izledi. Salon bu katılıma yetecek büyüklükteydi. Mahkeme başkanı çok az konuştu. Bilinçli bir tercih olmayabilir fakat heyetin yüzü önlerindeki bilgisayar ekranlarının büyüklüğünden dolayı gözükmüyordu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sanığın yakınları, arkadaşları ve gazeteci meslektaşları katıldı. Evrensel ve Bianet muhabirleri duruşmayı izlediler. Ayrıca Medya ve Hukuk Derneği ile Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24) davayı izledi. Tutuklu yargılanan Şahin ve Gayıp ile avukatlarının hazır bulunduğu duruşmaya tutuksuz sanıklar katılmadı.

Sanık avukatları Gülhan Kaya, Kader Tonç, Özcan Karakoç ve Gülvin Aydın duruşmada hazırdılar.

Genel Gözlemler

“Terör örgütü üyeliği” ve “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla 11 aydır tutuklu yargılanan Etkin Haber Ajansı (ETHA) editörü Semiha Şahin ve muhabiri Pınar Gayıp’ın duruşması diğer basın duruşmalarından bir iki hususta farklıydı.

Hemen bütün avukatlar dosyadaki tüm delillerin hukuka aykırı olduğunu teknik bir dille anlattı. Mahkeme heyeti avukatların taleplerine, savunmalarına tepkisizdi. Bu tutum heyetin, savunmayı usülen dinlediği yönünde bir izlenim uyandırdı.

Bir diğer önemli husus, davanın örgüt üyeliği ile ilgili olmasından dolayı mahkemenin tutumunda belli olan güvenlik kaygısıydı. Basın mensubu bir kişi -içerden fotoğraf çekeceği düşünülerek- elindeki telefonu diz hizasında tutması noktasında uyarıldı. Basın davalarında bu derece temkinli olan mahkemeye ilk kez rastladığımı söyleyebilirim.

Bir diğer husus, izleyenler tarafından heyetin yüzünün görünmüyor olması oldu. Önlerindeki bilgisayarların büyüklüğü yüzlerinin görünmesine engel oluyordu. Bu bilinçli bir tercih olmayabilir fakat duruşma esnasındaki hal, tavırlar bilinçli olabileceği yönünde bir kanaat uyandırdı.

3. Standing - Jan. 30, 2019


İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlar ve Suriye’deki çatışma bölgelerinde ölen Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP) militanlarının cenazelerine katılanların tespit edilmesi amacıyla soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Pınar Gayıp ve editör Semiha Şahin, “MLK terör örgütü üyesi” oldukları ve örgütün propagandasını yaptıkları iddiasıyla; Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi Ferhat Harun Pehlivan ve Gülsen İmre de örgütün propagandasını yaptıkları iddiasıyla 13 Nisan 2018’de evlerine düzenlenen operasyonlarla gözaltına alındı.

Şüpheliler 1 hafta gözaltında tutulduktan sonra 19 Nisan 2018’de İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklandı.

Haklarında İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mustafa Dağlı tarafından 2018/3724 No’lu iddianame hazırlanan gazeteciler Pınar Gayıp ve Semiha Şahin’e, diğer iki sanık Ferhat Harun Pehlivan ve Gülsen İmre ile birlikte İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

İddianamede Pınar Gayıp’ın, Suriye’de Kobane’de IŞİD’e karşı savaşırken ölen ve Tunceli’de öldürülen MLKP militanlarıyla ilgili Twitter ve Facebook hesaplarından paylaştığı haber, fotoğraf ve yorumlara, hakkındaki suçlamaların delili olarak yer verildi. İddianamede, “MLKP silahlı terör örgütünün fikir ve ideolojisi doğrultusunda yayın yapan Etkin Haber Ajansı” ibaresini kullanan savcı, Gayıp’ın ETHA muhabiri olmasını da suçlamalarının dayanakları arasında gösterdi.
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mustafa Dağlı; muhabirleri Pınar Gayıp ve editörleri Semiha Şahin’in tutuklanmasını duyuran ETHA’nın haberini de delil olarak iddianameye koydu. Pınar Gayıp’ın gözaltında tutulduğu sırada açlık grevinde bulunması da savcı tarafından “terör örgüt üyeliği” suçlamasının delili olarak iddianameye yazıldı.

ETHA editörü Semiha Şahin’e yönelik suçlamaların delili olarak da iddianamede, sosyal medya sitelerindeki paylaşımlarına yer verildi. Facebook ve Twitter hesaplarından MLKP ve DHKP/C örgütlerinin militanlarıyla ilgili paylaştığı haber linkleri ve fotoğraflar iddianameye delil olarak konuldu. Semiha Şahin’in, biri soruşturmanın başlatılmasından dört yıl önce 19 Ekim 2014’te Suriye’de Kobane’de IŞİD’e karşı savaşırken ölen Suphi Nejat Ağırnaslı için düzenlenen anma etkinliği olmak üzere katıldığı dört eylemle ilgili suçlama yöneltildi. İddianamede, anma etkinlikleri ve eylemler hakkında ETHA’da yer alan haberlerin de eylem çağrısı oldukları öne sürüldü. Savcı, gazeteci Semiha Şahin’in de ETHA’da çalışmasını ve gözaltında tutulduğu sırada açlık grevi yapmasını, örgüt üyeliği suçlamasının delili olarak sundu.

Davanın ilk duruşması 10 Eylül 2018’de Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda bulunan 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuklu gazetecilerden Pınar Gayıp, bu duruşmada yaptığı savunmasında, yayımlanan haberlerinin suç delili olarak sunulmasını eleştirdi, görev gereği her gün adliyedeyken neden ifade için çağrılmayıp da polis tarafından evlerinin basıldığını sordu. Gayıp, savcılıkta ifadeleri alınmadan tutuklanmalarının hukuksuz olduğunu söyleyerek tahliyesini ve beraatini talep etti.

Semiha Şahin de iddianamede haberlerin eylem çağrısı gibi gösterildiğini ifade ederek, suçlamaları reddetti ve söz konusu haberlerin halkın haber alma özgürlüğü kapsamında olduğunu vurguladı. Gözaltına alındığı sırada şiddete maruz kaldığını açıklayan Şahin, buna tepki olarak açlık grevi yapmasının suç delili sayıldığını söyledi.

Gazeteci Pınar Gayıp, davanın 5 Aralık 2018’de görülen ikinci duruşmasındaki savunmasında ise bu davanın gazetecilik mesleğinin kriminalleştirilmesi olduğunu söyledi. Semiha Şahin ise yaptıkları haberler nedeniyle sekir aydır tutuklu olduklarını belirterek, gazeteciliğin cezalandırıldığını vurguladı. Tutuklu gazeteciler öncelikle tahliyelerini ve beraatlerini talep ettiler.

Soruşturmanın başlatılmasıyla ilgili hukuksuzluklara işaret eden ve ETHA’nın yasa dışı bir örgütmüş gibi gösterilmesine itiraz eden avukatlar ise mahkemenin önceki duruşmada beraat ve tahliye talepleriyle ilgili verdiği ret kararını eleştirdi. Pınar Gayıp’ın avukatı Kader Tonç, mahkemenin gösterdiği “delillerin toplanmadığı ve delillerin karartılması”nın, “kopyala-yapıştır” bir gerekçe olduğunu belirterek, soruşturma sürecinin tamamlandığını ve sonradan da başka bir delil toplanmadığını ve dosyaya konulmadığını hatırlattı. Tonç, “Sanıkların bir delil karartma durumu ya da toplanacak bir delil olması mümkün değil” dedi.

Gayıp’a iddianamede yer verilen altı sosyal medya paylaşımıyla “terör örgütü üyesi” isnadında bulunulamayacağını belirten Tonç, müvekkilinin hesabının kapalı olduğunu, dolayısıyla “terör örgütü propagandası” suçunun unsurlarının da oluşmadığını savundu. Tonç, müvekkili hakkında tanık beyanı bulunmadığını da hatırlatarak, bu gerekçenin Gayıp açısından öne sürülemeyeceğini hatırlatarak, tahliye ve beraat talebini yineledi.

Semiha Şahin’in avukatı Özcan Karakoç ise soruşturmanın savcılıkça değil polis tarafından hukuksuzca başlatıldığını söyledi. Müvekkilinin gözaltında tutulduğu yedi gün boyunca bir işlem yapılmadığını, savcılıkça da hiç dinlenmeden tutukluluğa sevk edildiğini anlatan Karakoç, soruşturmadaki delillerin de hukuka aykırı şekilde toplanarak, depolandığını belirtti.
Karakoç, müvekkiline gazeteci olarak katıldığı dosyadaki görüntülerden de anlaşılan eylemler nedeniyle suç isnat edildiğini, bu olayların dört yıl önce gerçekleştiğini ve neden bu kadar süre beklenildiğini sordu. Bunun fişleme olduğuna işaret eden Karakoç, “Bir suç varsa 2014’ten bu yana bunları saklayan kamu görevlisince işlenmiştir” dedi.

Müvekkiliyle ilgili iddianamede yer verilen teşhisli tanıklığın da hukuksuz olduğunu belirten Karakoç, yargılanan gazetecilerin lekelenmeme hakkının da ihlal edildiğine işaret etti. Karakoç, ilk duruşmada verilen tutukluluğun devamı yönündeki ara kararını da eleştirdi. Karakoç, müvekkilinin tahliyesini ve beraatini talep etti.

Mahkeme ise davanın gazeteci olmayan sanıkları Ferhat Harun Pehlivan ve Gülsen İmre’nin adli kontrol şartıyla tahliyelerine, gazeteciler Pınar Gayıp ile Semiha Şahin’in ise tutukluluğunun devamına önceki duruşmadaki aynı gerekçelerle karar verdi.



Next Trial: March 27, 2019, 1:30 p.m.


Duruşma planlanan saati 09:15’te başlamadı. Önceki duruşmadaki sarkma nedeniyle bu dosyanın üçüncü celsesi saat 10:40’ta açıldı. Yargılanan tutuklu gazeteciler Semiha Şahin ve Pınar Gayıp ile Ahmet Uğuz (Başkan), Abdullah Ok, Emine Çakır’den oluşan mahkeme heyeti, Cumhuriyet savcısı ve avukatlar salondaki yerini almıştı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne yazılan müzekkereye cevap gelmediğini belirten Mahkeme Heyeti Başkanı Ahmet Uğuz, tanık Belkız Pehlivan’ı huzura alıp, kimlik tespitini yaptıktan sonra, CMK’nın 53. maddesindeki yalan tanıklıkla ilgili yaptırımı hatırlatarak, kanunda yer alan doğru beyanda bulunacağına dair yemini ettirdi.

Ardından Mahkeme Heyeti Başkanı Ahmet Uğuz’un sorularını yanıtlayan tanık Belkız Pehlivan, yargılananlardan Semiha Şahin’i teşhis ederek, Etkin Haber Ajansı’nda (ETHA) kendisi ile bir kez görüştüğünü beyan etti.

Mahkeme Heyeti Başkanı Uğuz’un son derece yüksek sesle ve azarlayan sert bir tonla sorular yönelttiği tanık arasında şu diyalog gerçekleşti:

Mahkeme Heyeti Başkanı: “Sanık ile neden görüştün?”

Tanık: “Oğlumdan Kerem Pehlivan’dan haber alamamıştım. ETHA’da çalıştığını biliyordum, onu sormak için gittim. Orada Semiha Şahin’i gördüğüm için onunla konuştum, kendisiyle aramızda bir daha da başka bir konuşma geçmedi.”

Mahkeme Heyeti Başkanı: “Semiha Şahin oğlunuzla aynı iş yerinde mi çalışıyor?”

Tanık: “Öyle biliyordum.”

Mahkeme Heyeti Başkanı: “Oğlunuzu niçin sordunuz?”

Tanık: “Oğluma ulaşamıyordum, oraya giderek görüştüğüm Semiha Şahin’e ‘Nerede olduğundan sizin haberiniz var mı?’ diye sordum.”

Mahkeme Heyeti Başkanı: “Kolluğa başvurdunuz mu?”

Tanık: “Önce iş yerine gittik, işten ayrıldığını öğrenince de polise gidip kayıp ilanı verdim.”

Mahkeme Heyeti Başkanı: “ETHA’da sanık ile görüştüğünde ne dediler?”

Tanık: “Oğlumun işten ayrıldığını söylediler.”

Mahkeme Heyeti Başkanı: “Size bir telkinde bulundular mı? ‘Polise gitmeyin’ dediler mi?”

Tanık: “Oğlumla ilgili, ‘İş için bir yere gitmiş olabilir mi?’ diye sordum. İşten ayrıldığını söylediler. O kadar.”

Mahkeme Heyeti Başkanı: “Polise gitmeyin dediler mi?”

Tanık: “Hayır demediler.”

Mahkeme Heyeti Başkanı: “İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde verdiğin ifade var. Orada, ‘Bana fotoğrafını gösterdiğiniz şahıs ETHA’da oğlumla çalışan şahıstır. Polise bildireceğimizi söylediğimde ‘Kerem için dönüşü iyi olmaz, böyle bir şey yapmayın, davası var, onun için kötü olur’ demişsin. Niye emniyete böyle beyanda bulundun?

Tanık: “Bilmiyorum.”

Mahkeme Heyeti Başkanı: “Sen bilmeyeceksin de ben mi bileceğim? Hangisi doğru, emniyetteki ifaden mi, şimdiki mi?”

Tanık: “Ben ETHA’da görüştüğümde sanığa, oğlumu tanıyıp tanımadığını ve nerede olduğunu bilip bilmediğini sordum, bu kadar.”

Mahkeme Heyeti Başkanı: “Polise gitmeyin’ şeklinde bir beyanı oldu mu?”

Tanık: “Hayır.”

Tanık Belkız Pehlivan’ın dinlenmesinin ardından Mahkeme Heyeti Başkanı Ahmet Uğuz, yargılanan gazeteci Semiha Şahin’e, tanığın anlattıklarıyla ilgili bir beyanda bulunup bulunmayacağını sordu. Şahin ise, “Daha önce de ifademde söyledim. Tanıkla aramızda saygılı bir konuşma geçti. Başka beyanım yok” dedi.

Sanık müdafileri de tanığın anlattıklarıyla ilgili bir beyanda bulunmayacaklarını belirtti.

Daha sonra Mahkeme Heyeti Başkanı, iddia makamına sordu. Cumhuriyet Savcısı Hakan Gökalp Uçan, okunan belge ve tanık beyanına bir diyecekleri olmadığını, esas hakkındaki mütalaanın hazır olduğunu belirterek, sonuç kısmını özetledi.

Yargılanan gazeteciler ve avukatları esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma yaptı. Semiha Şahin şunları söyledi: “9.5 aydır tutukluyuz. Öncelikle bizimle dayanışma içinde olan tüm gazetecilere ve dostlarımıza selamlarımızı iletiyoruz. 9.5 aydır yapılan bu üçüncü duruşma. Şimdiye kadar hep şunu ifade ettik. İddianamede delil olarak sunulan tüm belgeler, hukuksuzdur. Bu dava, ETHA çalışanı ve muhalif bir gazeteci olmam nedeniyledir. Hem iddianame hem de mütalaa hukuki delillere dayanmıyor. Örgüt üyeliğine dair verileri ortaya koyan hiçbir şey yok. Esas hakkındaki mütalaada ‘dört eylem var’ deniyor. Bunlar gazetecilik faaliyetidir. ‘Propaganda’ deniyor. Yaptığım haberleri sosyal medyadan paylaştım. Delil denilen şeyleri ben kendim ortaya koydum. Buradan bir örgüt üyeliği suçlaması çıkarılmasına söyleyecek bir şey bulamıyorum. Bu muhalif gazetecileri cezalandırma davasıdır. Mütalaa da bu kanımı güçlendirdi. Yerim yurdum çalıştığım yer belli. Muhalif oldukları için gazetecilerin böyle davalarla yüz yüze kalmasına bir son verilsin. Gazetecilik suç değildir. Muhalif ve sosyalist bir gazeteciyim. Delil olarak söylenen, benim sosyal medya paylaşımlarımı inkâr etmedim. Onlar benim ve çalıştığım ajansın yaptığı haberlerdir. Mütalaaya katılmıyorum, beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum.”

Bu esnada SEGBİS sisteminin, dolan hafızasının aktarılması ve yeniden kayda devam edilebilmesi için duruşma birkaç dakika durdu.

Ardından tutuklu yargılanan gazetecilerden Pınar Gayip de esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını şöyle yaptı: “Nisan ayından bu yana tutukluyuz, 9.5 aylık tutukluluk cezaya dönüştü. Bize yöneltilen suçlama, ‘silahlı terör örgütü üyeliği’. Savcı beyin ‘kuvvetli şüphe’ dediği deliller bırakın bu suçlama için ‘propaganda’ suçu için bile delil olamaz. Ben bir gazeteciyim, haberlerimi sosyal medyada paylaşacağım tabii ki. Bunlar suç unsuru olarak iddianameye konulmuş. ETHA’nın gözaltında olduğumuza ilişkin haberi bile delil diye iddianameye konulmuş. Bu nasıl suç olabilir ve bizim örgüt üyesi olduğumuzun delili olabilir? Burada hukuki bir davadan ziyade siyasi bir dava görülüyor. Polis fezlekesi iddianameye çevrilmiş. Hukuk olsa bu dava açılmazdı. Cezaevinde 100’den fazla meslektaşımız tutuklu. Kendilerini selamlıyorum. Siyasi konjonktür nedeniyle yargılanıyoruz. Gazetecinin görevi halkın haber alma hakkını yerine getirmektir. Biz de bunu yapıyoruz. ETHA özgür basın geleneğinin devamıdır. ETHA’nın çalışanı olduğumuz için bu saldırıya maruz kalıyoruz. Ben bu ülkedeki en kanlı katliamlardan Suruç’un tanığıyım. Benim yerim burası değil, Suruç yargılamasında tanıklık olmalıydı. Esas hakkındaki mütalaayı reddediyorum. Tahliyemi talep ediyorum. Bu davada hukuki bir çerçevede görülürse beraat edeceğime inanıyorum. Burada gazetecilik mesleği yargılanıyor.”

Daha sonra mahkeme esas hakkındaki mütalaaya karşı avukatlardan savunmalarını yapmalarını istedi. Semiha Şahin’in müdafii Avukat Özcan Karakoç, bu beyanda bulundu:

“Kısa bir beyanda bulunacaktım ama savcımız mütalaa verdiği için usule değinmemiz lazım. Soruşturma aşaması tamamen hukuksuz delillerle açılmıştır. Bu davada hukuka aykırı depolanmış deliller gördük. 2014, 2015 yıllarından emniyetin depoladığı şeyler, düğmeye basılınca dosyaya konuluyor. Verilen ara kararı, geçen celsenin duruşma zaptından okuyayım, ‘İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne açık kaynak araştırması yapılması hususunda yazılan yazıya cevap verilesi ve dosyanın geldiği aşama dikkate alınarak bir an önce mahkememize gönderilmesi hususunda müzekkere yazılmasına…’ Buna gelen yanıt, savunma olarak bize teslim edilmedi, UYAP’a yüklenmesini istedik, bu da olmadı.”

Avukat Karakoç’un savunma hakkının engellenmesi olduğuna işaret ettiği bu hususla ilgili Mahkeme Heyeti Başkanı Ahmet Uğuz araya girerek, “Yazı, UYAP’ta yüklü, göremiyorsanız, mahkememizden kaynaklanmıyor, Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Daire Başkanlığı ile ilgili. Bizim yapabileceğimiz başka bir şey yok” dedi.

Avukat Karakoç ise, Bilgi İşlem Daire Başkanlığı’ndan da kaynaklansa, bu durumun yargılamada “silahların eşitliği” ilkesi açısından sıkıntılı bir durum olduğunu vurguladı.

Avukat Özcan Karakoç savunmasına devam ederek, önceki duruşmada İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne, dijital materyallerin incelenmesine ilişkin müzekkere yazılması kararını hatırlattı. Karakoç, daha sonra savunmasını şöyle sürdürdü:
“Dijital materyallerin incelenmesine ilişkin rapor mahkemeye gelmedi. Toplanmayan deliller var ve mahkemenizin bununla ilgili kurduğu bir ara karar var. Deliller toplanmadan delil tartışması yapılamaz, delil tartışması yapılmadan da Ceza Muhakemesi Kanunu’na (CMK) göre de delil tartışması yapılmadan savcılık, esas hakkında mütalaa veremez.

“Soruşturma aşamasında konulan kısıtlama kararı, kovuşturmaya da sirayet etmiş. Savcılık neden 2911 Sayılı Kanun’dan (Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu) ceza istedi? Söz konusu suçlamada müvekkilim bir gazeteci olarak cenazeye katılmış. Daha önce de ifade ettik. O tarihte emniyetin düzenlediği herhangi bir tutanak, savcılığa yansıyan herhangi bir soruşturma var mı, bahse konu dava var mı? Mahkemenizin bunu araştırması lazım. Tunceli’deki anmayla ilgili, ‘savcılığın kovuşturmaya yer yok’ kararı var. Peki hakkında kesinleşmiş bir ‘kovuşturmaya yer yok’ kararı bulunan bir anmayı yeniden yargıladınız ve bundan nasıl ceza vereceksiniz?

“Müvekkilim savunmalarında sosyal paylaşım hesabının her zaman kapalı olduğunu söyledi. Açık olmayan bir hesap hacklenip elde edildiyse, bu hukuka aykırı delildir. Emniyetin bu delillere nasıl ulaştığını araştırmayacak mısınız?

“Ben soruşturma aşamasıyla ilgili olarak hukuka aykırılıkları 13 madde halinde sıralayarak daha önce mahkemenize yazılı olarak sundum. Emniyet tespit tutanaklarını yazan iki polis memuru. Oturup bu davada yargılanan dört kişiyle ilgili şeyleri bir gecede tutanağa döküp bitirmişler. Tutanağın ne zaman hazırlandığı sorulmayacak mı? (Not: Avukat Karakoç, tutanakların iddianamede yer alan suçlamaların işlendiği yer ve zamanda değil, polisler tarafından, depolanan fişleme kayıtları kullanılarak soruşturma açıldığı tarihte, hukuka aykırı olarak hazırlandığını kastediyor.) Tevsii tahkikat taleplerimiz yerine getirilmeden mütalaa verilmesi hukuka aykırı.
“Savunmanın mütalaayı duyması lazım. Savcı bey sadece sonuç kısmını özetledi. Bununla sağlıklı bir savunma yapılabilmesi mümkün değil. Bizim esas hakkındaki mütalaanın tamamını ve oradaki gerekçeleri görmemiz lazım. Bunlar benim şahsi görüşüm değil. Eğer hukuk hâlâ ayaktaysa, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla bağlıysa, bunların tamamı hukuka aykırıdır.

“Savcılık, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan söz etti. Örgüt üyeliği çok spesifik bir suçtur. Bir kişinin, bir örgütün düşüncesini benimsemesi örgüt üyeliği suçu için yeterli değil. Bundan dolayı kişi cezalandırılamaz. Terör örgütü adına eylem, işlem gerçekleştirir, hiyerarşisi içinde yer alırsa o zaman örgüt üyeliğinden söz edilebilir. Müvekkilimiz hangi örgütün hangi hiyerarşik katmanında bilmiyoruz. Dosyada bununla ilgili tek bir delil yok. Bu suçlama için genel kasıt da yetmez, özel kasıt aranır. Dosyada bunlar yok. Peki savcılık, müvekkilimin silahlı terör örgütü üyesi olduğu kanısına nasıl vardı?

“Müvekkilim ‘9.5 aydır tutuklu olmam beni mağdur ediyor’ diyor. Heyet olarak kopyala yapıştır gerekçelerle tutukluluk ara kararı veriyorsunuz. Hatta tutukluluğun devamına ilişkin son ara kararınızda ‘bütün sanıkların tutukluluk hali” diyerek önceki celselerde adli kontrol şartıyla serbest bıraktığınız sanıkları da katmışsınız. Tutukluluktan sadece müvekkilimiz değil ailesi de zarar görüyor. Ayrıca bir gazeteci olarak işini yapamadığı için haber verme özgürlüğü de kısıtlanıyor. İsnat edilenin CMK’nın 100. maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, tutukluluğun devamı kararı vermek için yeterli değil. Kaçma şüphesinin somutlaştırılması gerekir. ‘Delilleri karartma şüphesi’ diyorsunuz, var olan deliller toplanmıyor. Tek bir delil var, o da emniyette dijital incelemede. Kimsenin zaten oraya girip delilleri karartması mümkün değil. Heyetinizin vicdanına sesleniyorum. Daha fazla tutukluluğun gerekçesi olamaz. Esas hakkındaki usul aykırılıklarını mahkemenize yazılı olarak da sunacağım. Müvekkillerin bihakkın tahliyesi aksi kanaatteyseniz adli kontrolle tahliye edilmelerini talep ediyorum.”

Daha sonra söz alan Pınar Gayıp’ın avukatı Kader Tonç da şunları söyledi: “İddia makamı sonuç kısmını okudu ama iki sayfa mütalaayı kopyala yapıştır gerekçelerle hazırlanmış olarak mahkemeye sundu. Gerekçesini göremediğimiz için de savunma yapmamız mümkün değil. Esasa ilişkin savunmamızı daha sonra yapacağız. Tahliyeye yönelik talebimiz olacak. Siber Suçlarla Mücadele Şubesi’nden gelen 13 sayfalık üst yazı biçiminde bir cevap var, ona baktım. CD’ye ulaşamadım ama bu üst yazıda CD içeriklerinin konu başlıkları olarak listelenmiş. İddianamede müvekkilimin 6 sosyal medya paylaşımı var. Kendisi de söyledi, bunlar yaptığı haberler. İçeriğinin detaylarını göremesem de Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün söz konusu üst yazısında da ‘Pınar Gayıp’ın bu hesabı gizlidir, açık kaynak değildir’ diyor. Terör örgütü propagandası suçu için, TMK’nın 7/2. maddesi bakımından aleniyet unsuru gerçekleşmemiştir. Buradan örgüt üyeliği suçu çıkarmak hukuka aykırı. Savcılığın bunu değerlendirip değerlendirmediğini bilmiyoruz.
“Delilleri değerlendirmemiz gerekir. Bu tutanakları tutan polislerin (Avukat Özcan Karakoç’un da değindiği, tutanakları isnat edilen suça konu eylemin işlendiği yer ve zamanda değil, sonradan depolanan fişleme kayıtlarına dayalı olarak hazırlandığı iddiasıyla ilgili) burada dinlenmesini talep ediyoruz.

“Her seferinde sayın heyetin tutuklama gerekçesine bakıyoruz. Ve ‘şu sebepler var, şu sebepler yok’ diye itiraz ediyoruz. Bu davanın diğer sanıkları, aynı gerekçelerle tahliye edildikleri halde, 2 gazetecinin tutukluluğuna devam kararı verilmiş. Bu şekilde kopyala yapıştır gerekçelerle tutukluluğa devam kararı vermek Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin hüküm ve içtihatlarına aykırı.

“Gerekçelerinize yaptığımız itirazlarla ilgili verdiğiniz kararlar bize ulaştırılmadı.
“Dinlenen tanığın müvekkilime ilişkin bir beyanı yoktu. Yine de dinlenmemiş olması tutukluluk gerekçesi oldu. Bugün dinlendi. Aleyhte de beyanı yoktu. Bu sebeple de tutuklu yargıladığınız gazeteciler tahliye edilmeli.

“Dava başladığında yargılananlar altı kişiydi, dosya tefrik edilerek dört sanığa düştü. Sanıklardan biri yurt dışı yasağıyla bırakıldı, diğeri iki ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Aynı soruşturma, benzer iddialar, birbirinden ayrı farklı tedbirler. Bir başka şüpheli ise hiç tutuklanmadı. Esas olan özgürlüktür. Esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma yapmak için süre istiyor ve müvekkillerimizin tahliyesini talep ediyorum.”

Gazeteci olmayan sanıklardan Gülsen İmre’nin müdafii Gülhan Kaya ise savunmasında, esas hakkındaki mütalaaya karşı süre verilmesini ve müvekkili hakkındaki imza adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını istedi.

Ferhat Harun Pehlivan’ın avukatı Gülvin Aydın da, “Esas hakkındaki mütalaaya karşı gelecek celse savunma yapacağız. Süre istiyoruz. Hâlâ toplanması gereken deliller var. Bunlar müvekkilimi ilgilendiriyor. Müvekkilim adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi ancak müvekkilim İzmir’de yaşayan ailesinin yanına taşınacak. Söze konu adli kontrol tedbiri, isnat edilen suçla ve tutuklama yerine getirildiği birlikte düşünüldüğünde, bu karar orantısızdır. Adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını talep ediyorum. Müvekkilim çalıştığı için izin alamadı ve duruşmaya katılamadı. Sonraki duruşmalardan da vareste tutulmasını talep ediyorum” diye beyanda bulundu.

Mahkeme Heyeti Başkanı Ahmet Uğuz ise, Ferhat Harun Pehlivan’ın adli kontrol tedbirinin İzmir’de uygulanması için başvurabileceğini söyledi.


Bir sonraki duruşma 27 Mart 2019 tarihine ertelendi.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde hiçbir etkinlik gerçekleşmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunun fiziksel koşulları, izleyiciler için yeterliydi. Avukatlar için ayrılan yer, sanık müdafileri için yeterli durumdaydı. Mahkeme Başkanının, yargılananların, müdafilerin ve cumhuriyet savcısının beyan ve hitapları salonun tamamında net şekilde duyulabilir ve izleyiciler açısından taraflar rahatlıkla görülebilir durumdaydı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı, yargılananların ailesi ve iş arkadaşları ile haber ve duruşmayı raporlama amacıyla takip eden gazetecilerden oluşan 15 kişi izledi.

Genel Gözlemler

Duruşmada izleyenler açısından bir engel çıkarılmadı, mahkeme salonunda dizüstü bilgisayar gibi elektronik aygıtların kullanımına ilişkin bir kısıtlama getirilmedi. Duruşmanın başlangıcında Mahkeme Heyeti Başkanının, özellikle dinlenen tanığa ilişkin sert ve aksi tutumu, salonda bir gerginlik havasına yol açtı. Ancak Mahkeme Heyeti Başkanı, sanıklara ve müdafilerine aynı tavrı sergilemedi. Savunma avukatlarının önceki duruşmalardaki gibi bu celsede de dile getirdiği hukuksuzluk ve usulsüzlere ilişkin, bazılarına dair Mahkeme Heyeti Başkanı Ahmet Uğuz’ca beyan edildikleri esnada sözlü olarak yanıt verilse de, zapta yansımadığı ve verilen ara kararda dikkate alınmadığı dikkat çekti.

2. Standing - Dec. 5, 2018


İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlar ve Suriye’deki çatışma bölgelerinde ölen Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP) militanlarının cenazelerine katılanların tespit edilmesi amacıyla soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Pınar Gayıp ve editör Semiha Şahin, “MLK-P terör örgütü üyesi” oldukları ve örgütün propagandasını yaptıkları iddiasıyla; Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’nun (SGDF) iki üyesi örgütün propagandasını yaptıkları iddiasıyla 13 Nisan 2018’de evlerine düzenlenen operasyonlarla gözaltına alındı.

Şüpheliler bir hafta gözaltında tutulduktan sonra 19 Nisan 2018’de İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklandı.

Haklarında İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mustafa Dağlı tarafından 2018/3724 No’lu iddianame hazırlanan gazeteciler Pınar Gayıp ve Semiha Şahin’e, diğer iki sanık Ferhat Harun Pehlivan ve Gülsen İmre ile birlikte İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

İddianamede Pınar Gayıp’ın, Suriye’de Kobane’de IŞİD’e karşı savaşırken ölen ve Tunceli’de öldürülen MLKP militanlarıyla ilgili Twitter ve Facebook hesaplarından paylaştığı haber, fotoğraf ve yorumlara, hakkındaki suçlamaların delili olarak yer verildi. İddianamede, “MLKP silahlı terör örgütünün fikir ve ideolojisi doğrultusunda yayın yapan Etkin Haber Ajansı” ibaresini kullanan savcı, Gayıp’ın ETHA muhabiri olmasını da suçlamalarının dayanakları arasında gösterdi.

Üstelik İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mustafa Dağlı; muhabirleri Pınar Gayıp ve editörleri Semiha Şahin’in tutuklanmasını duyuran ETHA’nın haberini de delil olarak iddianameye koydu. Pınar Gayıp’ın gözaltında tutulduğu sırada açlık grevi yapması da savcı tarafından “terör örgüt üyeliği” suçlamasının delili olarak iddianameye yazıldı.

ETHA editörü Semiha Şahin’e yönelik suçlamaların delili olarak da iddianamede, sosyal medya sitelerindeki paylaşımlarına yer verildi. Facebook ve Twitter hesaplarından MLKP ve DHKP/C örgütlerinin militanlarıyla ilgili paylaştığı haber linkleri ve fotoğraflar iddianameye delil olarak konuldu. Semiha Şahin’in, biri soruşturmanın başlatılmasından 4 yıl önce 19 Ekim 2014’te Suriye’de Kobane’de IŞİD’e karşı savaşırken ölen Suphi Nejat Ağırnaslı için düzenlenen anmanın da aralarında bulunduğu dört etkinliği takip etmesi de suçlama yöneltildi. İddianamede, anma etkinlikleri ve eylemler hakkında ETHA’da yer alan haberlerin de eylem çağrısı oldukları öne sürüldü. Savcı, gazeteci Semiha Şahin’in de ETHA’da çalışmasını ve gözaltında tutulduğu sırada açlık grevi yapmasını, “örgüt üyesi olma” suçlamasına konu yaptı.

Davanın ilk duruşması 10 Eylül 2018’de Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda bulunan 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.



Next Trial: Jan. 30, 2019, 9:15 a.m.


Duruşma belirlenen saatten 45 dakika geç başladı. Hakim Ahmet Uğuz başkanlığında üye hakimler Ali Özcan ve Harun Bayram’dan oluşan mahkeme heyeti, saat 10:00’da salondaki yerini aldı. Tutuklu gazeteciler Pınar Gayip ve Semiha Şahin jandarma eşliğinde duruşma salonuna getirildi.

Duruşma mahkeme heyetinin değişmiş olması nedeniyle önceki zabıtlar okunarak başladı.
Pınar Gayıp hakkında devam eden bir başka davanın (Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi 2015/314 esas sayılı dava – 9 Eylül 2009’da Ezilenlerin Sosyalist Platformu (ESP) ve Sosyalist Gençlik Derneği (SGD) baskını sonrası görülen dava.) Bu dosya ile birleştirilmesi için yazılan müzekkereye yanıt olarak, dosyanın gönderildiği bildirildi.

Gözaltı sırasında el konulan bilgisayar ve telefonun incelenmesi için İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne yazılan talep yazısına gelen cevap okundu. Emniyet Müdürlüğü’nün işlem sırası geldiğinde bilgisayar ve telefonun inceleneceği ve işlem tamamlandığında raporun mahkeme iletileceği bildirildi.

Mahkeme Başkanı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün sanıkların sosyal medya hesaplarına yönelik internet üzerinden açık kaynak araştırması yapılmasına dair talebe de yanıt geldiğini açıkladı.
Ses ve görüntülü kaydı da alınan duruşmada Mahkeme Başkanı Ahmet Uğuz, yargılananlara tek tek söz verdi. Savunmalarına eklemek isteyip istemediklerini sordu. Tahliye ve veya beraat taleplerine beyanlarını istedi.

Aynı davada yargılanan diğer iki sanığın ardından söz verilen gazeteci Gayıp, ilk duruşmadaki savunmasını tekrar ettiğini belirtti: “Ben gazetecilik yapıyorum. Bu soruşturma ve dava gazetecilik mesleğinin kriminalleştirilmesidir. Gazetecilik yargılanamaz” dedi.

Gayıp öncelikli olarak tahliyesini istedi ve beraatini talep etti.

Ardından söz verilen gazeteci Şahin de “Sekiz aydır tutukluyuz. Yaptığımız haberler ve politik kimliğimizden dolayı tutukluluğumuz sürüyor. İddianamede yer verilen sosyal medya paylaşımları haber linkleridir ve bana aittir. Tutuklanmamız ve tahliye edilmeyişimiz gazetecilik mesleğinin cezalandırılmasıdır. Gazetecilik bir suç değildir. Sekiz aydır özgürlüğümüzden mahrum bırakılmamız hukuksuzluktur. Öncelikle tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum.” dedi.
Mahkeme başkanı sanıkların ardından avukatlara söz verdi.

Gayıp’ın avukatı Kader Tonç, müvekkilinin tahliye talebine katıldığını belirtti. Mahkemenin ilk duruşmada verdiği, tutukluluğun devamı yönündeki ara kararı eleştirdi.

Tutukluluğun devamı kararına gerekçe gösterilen delillerin toplanmadığı ve delilerin karartılmasının ise kopyala yapıştır bir gerekçe olduğunu belirtti.

Avukat Konç, soruşturmanın hukuksuz başlatıldığını; ancak yine tamamlandığını söyledi. “O günden sonra başka bir delil toplanmadı, dosyaya eklenmedi. Sanıkların bir delil karatma durumu ya da toplanacak bir delil olması mümkün değil.”

Avukat Tonç iddianamede Pınar Gayıp’a “terör örgütü üyesi olmak” suçlamasında bulunulduğunu hatırlattı. Bu suçlamanın Gayıp’ın sosyal medyadaki altı paylaşımına dayandırıldığını belirtti. “Sosyal medya paylaşımları 2014’e kadar geçmişe doğru taranmıştır. Müvekkilimin sosyal medya hesabı sadece arkadaşlarına açıktır, yani açık kaynak değildir. Dolayısıyla bu paylaşımlar da kişisel mahremiyetin ihlaliyle ele geçirilmiş, hukuka aykırı delillerdir. Müvekkilim hukuka aykırı delillerle sekiz aydır tutukludur. Sosyal medya paylaşımları da haberler ve haber niteliği taşıyan konulardır. Bunlarla müvekkilim hakkında örgüt üyeliği istinadın bulunulması mümkün değildir. Müvekkilimin örgüt ile organik ya da hiyerarşik bağını bu altı sosyal medya paylaşımı üzerinden kurmak mümkün değildir.

“Bu sosyal medya paylaşımlarıyla sadece ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçlaması tartışılabilir. Ancak bu da mümkün değildir. Çünkü paylaşımlarını, hesabını sadece arkadaşları görebiliyor. Paylaşımlar herkese açık olmadığı için ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçunun unsurları yoktur… Kolluk bu sosyal medya paylaşımlarını hukuksuz bir şekilde dosyaya koymuştur.”

Tonç, yargılamaya konu suçlamaların, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 100/3. maddesinde sayılan katalog suçlardan olmasının somut tutuklama gerekçesi olmadığını vurguladı. (Söz konusu madde suç devletin güvenliğine karşı suçlar kapsar. Bu suçlama tutuklama yargılama gerekçesi sayılabilir.)

“Müvekkilime herhangi bir çağrı yapılmamıştır. Ev adresi ve çalıştığı yer bellidir. Her gün haber yapmak için adliyeye gidip gelmektedir. ‘Kaçma şüphesi bulunduğu’ yönündeki gerekçe geçerli değildir. Ayrıca ‘tanıkların dinlenilmemesi’ tutuklu yargılamanın gerekçesi sayılamaz. Müvekkilim hakkında gizli ya da açık bir tanık ifadesi yoktur. Bu zaten bir sosyal medya yargılamasıdır. Tanığın dosyadaki beyanı da sadece ‘Semiha Şahin’i tanıdığı’ yönündedir. Suçlamalara konu sosyal medya paylaşımları ya da örgüte ilişkin bilgi sahibi olduğuna dair bir beyanı yoktur. Tanık örgüte, yargılananların örgütle bağlantılarına ilişkin bilgisi ya da delil olarak gösterilen sosyal medya paylaşımlarına dair soru sorulmayacaksa bu tanığın dinlenmemiş olması müvekkilim açısında tutuklu yargılanma gerekçesi olamaz.”

Tonç’un ardından gazeteci Şahin’in avukatı Özcan Karadağ’a söz verildi.

Karadağ, savunmasında

“Bizler hukukçuyuz. Bir soruşturmanın ve kovuşturmanın nasıl olması gerektiğini bilmeliyiz. Hâlihazırda kanunlar açık. Suç ihbarı alan kim olursa olsun savcılığa ihbar eder. Önünüzdeki dosyaya bakın, savcılığın yaptığı hiçbir işlem yok. Soruşturma açma yetkisini emniyet kullanmış. Savcılık şeklen tutukluluğa sevk etmiş. Müvekkiller kollukta susma hakkını kullanmış, savcılıkta ifade vereceklerini söylemiş ancak ama savcı nezaketen bile dinlememiş, doğrudan tutuklanmalarını talep etmiştir.

Hukuka aykırı toplanan, depolanan deliller… Hiçbir suç olmamasına rağmen salt siyasi saik ile yapılan bir soruşturma. Müvekkilim ne zaman gözaltına alındı? 13 Nisan 2018’de. Peki isnat edilen suçun tarihi ne? 1 ay önce mi, 3 ay önce mi, bir sene önce mi? Hayır! 4 sene önce. Emniyet niye beklemiş? Polis bir suç tespit ettiyse harekete geçmek, savcılığa bildirmek zorundadır. Müvekkilim basın emekçisi olarak görevi gereği izlemek zorunda olduğu cenaze ve anmalara katılmış. Zaten dosyaya konulan fotoğraflarda da görülüyor. Katıldığı cenaze ve anmalarda elinde kağıt, kalem, fotoğraf makinesi var. Üstelik fotoğraflardan birinde Tunceli Belediyesi’nin tahsis ettiği otobüsün üzerinde olduğu görülüyor. Belediyenin tahsis ettiği…. Emniyet buradan yola çıkarak ‘terör örgütü üyeliğinin delili’ demiş, savcılık değil ama emniyet. Suç tarihi ne zaman? 2014. Eğer müvekkilimin gazeteci olarak bir cenazeyi takip etmesi suçsa, 2014’ten bu yana bunu savcılığa bildirmeyip saklayan kamu görevlisi de suç işlemiştir. Zaten suç yeri itibarıyla da yetki İstanbul’da değil, Tunceli’de.”

Avukat Özcan Karakoç, müvekkili Semiha Şahin’le ilgili Belkız Pehlivan isimli tanığın iddianamede yer alan tanıklığına itiraz etti. İddianamede yer alan bilgilere göre Pehlivan daha önce ETHA’da çalışan ve kendisinden haber alamadığı oğlunu ararken ETHA ofisine gitmiş, burada Şahin ile görüşmüştü. Pehlivan bu görüşme dair beyanında Şahin’in kendisine ‘oğlunuz artık burada çalışmıyor. Polise de haber vermeyin. Oğlunuzun devam eden davası var. Ona zararı dokunur’ dediğini iddia etmişti.

Bu tanıklığa dair Karakoç, duruşmada şunları söyledi:

“Soruşturmalar çok tuhaflaşmış. Teşhisli ifade tutanağının hiçbir hukuki değeri yok. Teşhis hangi hallerde yapılır? Emniyet nasıl oluyorsa bu kişileri buluyor ya da onlar emniyete başvuruyor. Benzer başka dosyalarda da aynısını gördüm. Belkız Pehlivan, Ahmet ya da Mehmet çıkar, ‘sakın polise gitme’ dedi.’ Eee… Velev ki demiş olsun, ‘Polise gitme’ demek suç değil. Bana da biri sorsa, ‘Polise gitme, savcıya git’ derim.

“Hukuka aykırı başlayan soruşturmada hiçbir şey hukuka uygun hale getirilemez. Zehirli ağacın meyvesi de zehirli olur. 17 Aralık soruşturması, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tam da bu gerekçeyle, hukuka aykırı başlatıldığı için kapatıldı. Bunu size hatırlatırım. Bu dosyada hukuka uygun hiçbir şey yok. Kanun çok açık. ‘Her hal ve şartta arama yapma’ diyor. Gece araması istisnaidir, suç işleniyorsa, suç eşyaları imha ediliyorsa yapılır. Ortada olan, işine gücüne giden, her gün adliyeye girip çıkan bir kişi. Gece 02.45’te evi neden basılıyor? Bu insanların lekelenmeme hakkı neden ihlal edildi? Suç eşyası diye cep telefonu, fotoğraf makinesi dosyaya konulmuş. Bunlar ne zaman suç eşyası oldu? Bunların içinden ne çıktı? Çünkü delilden şüpheliye gitmediniz ki, şüpheliden delile gidilmeye çalışıldığı için bu oluyor.”

Tutuklu gazeteci Şahin’in savunması sırasında avukat Karakoç, muhaliflere “neredeyse doktrine varan düşman ceza hukuku” uygulandığını “yargının siyasallaştığı” eleştirilerinde bulundu. “Siyaset kendi iktidarını oluşturmak için bunu yapabilir. Ama bizler hukukçuyuz, böyle bir lükse sahip değiliz. Biz halen kanuna ve hukuka bağlıyız” dedi.
İlk duruşmada mahkemenin tutukluluğun devamı yönündeki karara ilişkin ise Karakoç,
“Toplanması eksik kaldı’ dediğiniz deliller cep telefonu ve fotoğraf makinesiyse, onlar zaten emniyettedir. ‘Kaçma şüphesi,’ bugüne kadar böyle bir teşebbüsü yok. ‘Deliller eksik’ diyorsunuz, delil zaten yok. Karar vicdanınıza uygun olacak ama bu sadece sizin vicdanınıza değil sanıkların, ailelerinin, toplumun vicdanına da uygun olacak. Müvekkilim gazetecidir ve verebileceği haberleri sırf tutuklu olduğu için veremiyor, bundan tüm toplum da zarar görüyor.”

Savunmasını bitiren avukatlar Gayıp ve Şahin hakkında tahliye ve beraat talep etti.

Ardından mahkeme heyeti cumhuriyet savcısından mütaala istedi. Cumhuriyet Savcısı Aydın Boztaş mütalaasında davanın tutuklu yargılanan iki sanığın tahliyesini isterken, gazeteciler Gayıp ve Şahin’in tutukluluk hallerinin devamını talep etti.


Savcının mütalaasının ardından mahkeme heyeti ara kararı görüşmek için duruşmaya ara verdi. Olağan usullerde mahkeme heyeti, müzakere sonrası tekrar salonda yerini alıp aldıktan sonra kararı sanık ve avukatların hazır bulunması koşullarda açıklamalıdır. Bu duruşmanın ardından mahkeme ara kararının sanık avukatlarına mahkeme kalemi aracılığıyla ulaştırmayı seçti.
Yaklaşık yarım saat sonra kalemin avukatlara ulaştırdığı ara kararla ile gazeteciler Gayıp ve Şahin’in CMK’nın 100. ve devamı maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi.

Gayıp ve Şahin’in tutukluluk hallerinin devamına dair karar gerekçesi gerekçesi şöyle açıklandı:

“Sanıkların atılı suçu işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı… atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu, sanıkların kaçma ihtimali, atılı suçların yasada öngörülen cezasının alt ve üst sınırı ölçülülük ilkesi nazara alınarak değerlendirildiğinde bu aşamada adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı…”

Mahkeme ayrıca oybirliğiyle aldığı ara kararında şunlara hükmetti:

  • Tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına ilişkin ara karara karşı CMK’nın 267. ve 268. maddeleri uyarınca, kararın kendilerine tebliğinden itibaren yedi günlük süre içerisinde ilgili ceza infaz kurumu aracılığıyla mahkemeye hitaben dilekçe göndermek suretiyle İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz edebileceklerinin sanıklara bildirilmesine;

  • Sanıkların bir sonraki duruşmada hazır bulundurulmaları için tutuklu bulundukları ceza infaz kurumlarına müzekkere yazılmasına,

  • Tanık Belkız Pehlivan hakkında MERNİS adresi doğrultusunda yeniden zorla getirme emri düzenlenmesine,

  • Dosyanın, esas hakkındaki mütalaasını hazırlamak üzere iddia makamına gönderilmesi,

  • Dijital materyaller yönünden Siber Suçlarla Mücadele Müdürlüğü’ne, dosyanın geldiği aşama dikkate alınarak incelemeye öncelik verilmesi ve bir an önce mahkemeye dijital inceleme raporlarının gönderilmesi hususunda müzekkere yazılmasına,

  • Tutuklu dosyaların yoğunluğu nazara alınarak sanıkların tutukluluk halinin dosya üzerinden heyetçe 4 Ocak 2019 tarihinde incelenmesine,

  • Duruşmanın bu nedenle 30 Ocak 2019 günü saat 09.15’e bırakılmasına…


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde herhangi bir basın açıklaması, destek eylemi vs. gerçekleştirilmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Dört sanıklı davanın görüldüğü duruşma salonu Çağlayan Adliyesi’ndeki standart duruşma salonlarından biriydi. Duruşmayı izlemek isteyen herkes ceza yargılamasının aleniyeti ilkesine uygun olarak herhangi bir engel çıkarılmaksızın salona alındı. Tutuklu yargılananların salonda bulunan yakınlarıyla uzaktan selamlaşma ve konuşmalarına, nezaret eden jandarma görevlileri ve mahkeme heyetince bir engel çıkarılmadı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı sanık yakınları ve çalışma arkadaşların da aralarında bulunduğu 20 kişilik bir izleyici izledi. Davayı Gayıp ve Şahin’in çalıştığı ETHA ile basın ve ifade özgürlüğü davaları izleme kuruluşu P24’de duruşmayı takip etti.

Pınar Gayıp, Semiha Şahin - ETHA Trial Download

Pınar Gayıp, Semiha Şahin - ETHA Trial 2. Standing (Minutes of the Hearing)

Pınar Gayıp, Semiha Şahin - ETHA Trial 3. Standing (Minutes of the Hearing)

Pınar Gayıp, Semiha Şahin - ETHA Trial 5. Standing (Minutes of the Hearing)