Ragıp Duran

Düzkan, Duran, Aykol, Çelebi - Trial for Solidarity with Özgür Gündem

İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi kararıyla 16 Ağustos 2016’da “geçici” olanak kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’ne yönelik baskılardan dolayı 3 Mayıs 2016’da Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyası başlatıldı. Kampanyaya başlanılmasının sebebi gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile birlikte gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya hakkında açılan davalardı. Kampanya 7 Ağustos 2016’da sona erdi. Özgür Gündem 675 sayılı KHK ile 29 Ekim 2016’da tamamen kapatıldı. Kampanyaya katılan 56 nöbetçi yayın yönetmeninden 49’una soruşturma açıldı. Soruşturmaların 11’i takipsizlikle sonuçlandı. 37 dava açıldı. Deniz Türkali hakkındaki dava ise soruşturma süresinin zamanaşımına uğramasından ötürü düştü.

Ragıp Duran da kampanya kapsamında 14 Mayıs 2016’da bir günlüğüne nöbetçi yayın yönetmenliği görevini üstlendi. Bu tarihte yayımlanan haberler nedeniyle hakkında aynı ay içinde hakkında soruşturma başlatıldı.

21 Haziran 2016’da iddianame hazırlandı.

Kampanyaya katıldıkları için hakkında soruşturma açılıp takipsizlik verilen gazeteciler şunlar: İhsan Eliaçık, Sebahat Tuncel, Ahmet Abakay, Eşber Yağmurdereli, Hasip Kaplan, Işın Eliçin, Kemal Can, Mustafa Sönmez, Melda Onur, Uğur Karadaş, Nurcan Baysal.

Hakkında dava açılan isimler ise şunlar: A. Kumru Başer, Ahmet Nesin, Ayşe Batumlu, Ayşe Düzkan, Beyza Üstün, Can Dündar, Celal Başlangıç, Celalettin Can, Cengiz Baysoy, Çilem Küçükkkeleş, Derya Okatan, Dicle Anter, Erol Önderoğlu, Ertuğrul Mavioğlu, Faruk Balıkçı, Faruk Eren, Fehim Işık, Hüseyin Tahmaz, Hakkı Boltan, Hasan Cemal, Hasan Hayri Şanlı, İbrahim Bodur, İhsan Çaralan,Julide Kural, Murat Çelikkan, Murat Uyurkulak, Nadire Mater, Necmiye Alpay, Nevin Erdemir, Öncü Akgül, Ragıp Duran, Said Sefa, Şanar Yurdatapan, Şebnem Korur Fincancı, Tuğrul Eryılmaz, Veysi Altay, Yıldırım Türker.

Kampanyaya katılan Şanar Yurdatapan, İbrahim Bodur, Cengiz Baysoy, İmam Canpolat, Çilem Küçükkeleş, Nadire Mater, Yıldırım Türker, Hasan Cemal, Faruk Balıkçı, Dicle Anter, Derya Okatan, Kumru Başer, Ayşe Batumlu, Jülide Kural, İlham Bakır, Murat Uyurkulak, Murat Çelikkan, Beyza Üstün, Nevin Erdemir, Hakkı Boltan, Hasan Hayri Şanlı, Tuğrul Eryılmaz, Hüseyin Aykol, Ayşe Düzkan, Ragıp Duran, Mehmet Ali Çelebi ve Hüseyin Bektaş davaları olmak üzere 27 kişi hakkında toplamda 352 ay 15 gün hapis ve 68 bin TL para cezası verildi.

Açılan 37 davanın hepsinde gazetenin Sorumlu Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya da sanık olarak yargılandı. Kızılkaya hakkında açılan davaların büyük bir bölümü özgür Gündem Ana Davası ile birleştirildi.

37 nöbetçi yayın yönetmeni 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 7/2 maddesi (Terör örgütü propagandası yapmak) ve 6. maddesi (Terör örgütlerinin bildiri veya açıklamalarını basma veya yayınlamak), Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 215/1 maddesi (suç işlemeye alenen tahrik) ve TCK 214/1 maddesi (suçu ve suçluyu övme) ile suçlandı.

Ragıp Duran hakkındaki iddianameyi Cumhuriyet Savcısı Gökhan Yolasığmaz hazırladı. İddianamede Duran’a “Terör Örgütü Propagandası Yapmak, Suç İşlemeye Alenen Tahrik Etme, Suçu ve Suçluyu Övme” suçlamaları yöneltiliyor. (5187 Sayılı Basın Kanununun 11/3 maddesi delaletiyle Terörle Mücadele Kanununun 7/2 maddesi, Türk Ceza Kanununun 214/1,215/1, 44, 53. Maddesi)

25 Mayıs 2016 tarihli iddianame iki sayfa. İddianamede Özgür Gündem’in Sorumlu Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya da şüpheli olarak yer alıyor.

İddianamede Ragıp Duran’ın nöbetçi yayın yönetmenliği yaptığı 14 Mayıs 2016 tarihli Özgür Gündem Gazetesi’nde yer alan beş haberin içeriği suçlama konusu yapılıyor.

Suçlama konusu yapılan beş haberin başlığı şöyle: “TSK Bölgeyi Bombaladı, Saray Eşbaşkanını Tutukladı, KCK ‘’Türkiye Çöküşe Gidiyor ‘ dedi. Bombala, Tutukla Ama Çöküyorsun!”, “Direnen Kadınlar Destan Yazdı”, “Akp Tarihi Hamleyle Çökecektir”, “HPG: Askerlerin Silahı Elimizde”, “Şirnex’te 4 Asker Öldü.”

İddianamede haber içeriklerinde ve diğer içerik ve görsellerde “PKK/KCK terör örgütü mensuplarının gerçekleştirdikleri eylemlerin propagandası yapıldığının, bu bağlamda işlenen suçların övüldüğünün, halkın bir kesiminin suç işlemek üzere tahrik edildiğinin tespit edildiği” öne sürülüp, bunun üzerine soruşturma başlatıldığı belirtiliyor. Basın Kanunu’nun cezai sorumluluk ile ilgili maddesi vurgulanıyor.

Sorumlu yazıişleri müdürü olarak İnan Kızılkaya’nın soruşturmaya konu olan haber ve görsellerin gazeteye alınmasında ilgili nihai sorumluluğun kendisinde olduğunu, suçlamaları kabul etmediği şeklindeki ifadesi aktarılıyor.

Gazetede gönüllü eş genel yayın yönetmeni olduğu belirtilen Ragıp Duran’ın ifadesi özetleniyor. Duran, iddianameye yansıyan ifadesinde Gazete’ye yönelik baskıya tepki ve dayanışma anlamında 14 Mayıs 2016’da genel yayın yönetmenliği görevini üstlendiğini, sembolik bir görev olduğunu, soruşturmaya konu yazı başlıkları ve içeriklerden ayrıntılı haberdar olmasının mümkün olmadığını, suçlamaları kabul etmediğini belirtiyor.

Savcı, ifadelerin özetlenmesinin ardından söz konusu haber içeriklerinde “PKK/KCK terör örgütünün ve bağlı alt yapılanmalarının, örgüt mensuplarının eylem ve faaliyetlerinin meşru gösterildiği, övüldüğü, bu eylemlerin kitleler nezdinde itibar görülmesinin amaçlandığı, açıkça gazetedeki tüm haber ve içeriklerin terör örgütü PKK eylemlerini meşrulaştırma, övme amacına yönelik olduğunu” öne sürüyor. Bu içeriklerin yayımlanmasında düşünce ve ifade hürriyeti veya basın hürriyeti kapsamında değerlendirilmeyeceğini savunuyor.

“Yazı içeriklerinin bütün halinde terör örgütü PKK’nın propagandası mahiyetinde olduğu” suçlamasında bulunarak Duran’ın sevk maddelerince cezalandırılmasını talep ediyor.

Ragıp Duran’ın yargılandığı davanın ilk duruşması İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 20 Eylül 2016’da görüldü. Ragıp Duran bu duruşmaya katılmadı, avukatı Fikret İlkiz duruşmada yer aldı.

Ragıp Duran savunmasını Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi’nde verdi. Suçlamalara katılmadığını belirtti.

“İddianamede yer alan suçlamaların yerleşik izan ve insaf kavramlarıyla çeliştiğini düşünüyorum. 1992 yılında yayınlanmaya başlayan Özgür Gündem, muhabirleri, yazarları, dağıtıcıları öldürülmüş bir gazete. Muhalif bir yayın çizgisi var, Türkiye’nin en önemli sorunu olan Kürt Meselesine özel bir önem atfediyor.

“Bir gazetenin genel yayın politikaları, kamuoyunda, meslek örgütlerinde, medya kuruluşlarında, iletişim akademilerinde tartışılır, değerlendirilir. Adliye bu tür bir tartışmanın mecrası olamaz. Düşünce, ifade ve basın özgürlüğü, esas olarak sadece devletin, toplumun, adliyenin uygun bulduğu fikir, görüş, yazı, karikatürler için değil; tam aksine devletin, toplumun, adliyenin hemfikir olmadığı, sarsıcı, rahatsız edici, aykırı, yeni fikirler için geçerli ve gereklidir. Fikirler, yazılar, görüşler polis, mahkeme ya da hapishane marifetiyle engellenemez. Fikirler, yazılar ancak karşıt görüşlerle ve zaman içinde hakikatin ortaya çıkmasıyla tekzip edilebilir ya da doğrulanır.

“Bu gazete, gerek siyasi iktidar gerekse adli mekanizmalar ve gerici, ırkçı çevrelerin yoğun baskı ve saldırısı altında. Bu nedenle, Özgür Gündem’le mesleki dayanışma amacıyla Nöbetçi Eş Genel Yayın Yönetmenliği kampanyası başlatıldığında, tereddüt etmeden, hem mesleki hem de vicdani olarak bu gazete ile dayanışmanın bir görev olduğuna inandım. Geçmişte de, gazeteci olarak, gazete ya da dergiler, meslektaşlarımız yargılandığında, mahkum olduğunda, yayın organları yasaklanıp toplatıldığında, saldırıya uğradığında ya da kapatıldığında da çeşitli dayanışma etkinliklerine katılırız. Zaman gazetesi ya da Samanyolu Televizyonu kapatıldığında, Charlie Hebdo çevirisi nedeniyle Cumhuriyet gazetesi linç edildiğinde, Hürriyet gazetesinin ana binası basıldığında…

“Gazeteci olarak, geçmiş olsun mesajı göndermek, yazı yazmak, meslektaşlarımızı ziyaret etmek gibi çeşitli dayanışma etkinlikleri gerçekleştiririz. Bu eylemler, sadece doğal değildir, meslek dayanışmasının zorunlu bir gereğidir. Semboliktir. Hukuki bir sorumluluğu yoktur.

“Özgür Gündem’deki Nöbetçi Eş Genel Yayın Yönetmenliği bu tür bir dayanışma faaliyetidir. Bir tür gazeteciliktir. Gazetecilik de suç değildir. Ben sadece gazetecilik yapıyorum. Ben sadece mağdur bir gazete ile dayanışma içindeyim. Gazetecilik de, dayanışma da suç değildir.”

Davanın 15 Aralık 2016’daki duruşmasında mahkeme, Duran’ın duruşmalardan vareste tutulmasına karar verdi.

16 Ocak 2018’deki karar duruşmasında mahkeme Ragıp Duran’ın “Terör Örgütü Propagandası Yapmak” suçundan 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi.

1 yıllık cezayı, “eylemi basın yoluyla işlediği” gerekçesiyle arttırarak 1 yıl 6 ay olarak belirledi. “Duruşmadaki davranışları ile yeteri kadar pişmanlık göstermemiş olması” ve “cezasının ertelenmesi halinde ileride bir daha suç işlemeyeceği yolunda mahkemece tam bir vicdani kanaat oluşmadığı” gerekçeleriyle takdiri indirim uygulanmamasına karar verdi.

Suç İşlemeye Alenen Tahrik Etmek ile Suçu ve Suçluyu Övmek suçlarından ise ayrıca ceza verilmesine yer olmadığına karar verdi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi 29 Kasım 2018’de kararı onadı.

Düzkan, Duran, Aykol, Çelebi - Trial for Solidarity with Özgür Gündem (Indictment)