Ragıp Zarakolu

Özgür Gündem Main Trial

İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi’nin Özgür Gündem Gazetesi’ni kapatma kararı üzerine polis, 16 Ağustos 2016’da gazetenin İstanbul’daki binasına baskın yaptı. Polis baskınıyla aynı gün gazetenin yetkilileri hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.

Ragıp Zarakolu’nun yasal ikametinde bulunmaması üzerine hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Zarakolu bu durum üzerine sosyal medya üzerinden şu açıklamada bulundu:

“Özgür Gündem gazetesinin kapatılmasını ve oğlumun evine yapılan barbarca baskını protesto ediyorum…

“Geçmişte yayın yönetmenliği ve köşe yazarlığı yaptığım Özgür Gündem gazetesi bugün [dün] kapatıldı. Gazete binası polis olduğunu iddia eden bir güruh tarafından basılarak, gazeteci arkadaşlarım darp edilerek gözaltına alındı. Bunlar arasında gazetenin şef redaktörü Zana Kaya, işletme müdürü Davut Uçar ve şair M. Ender Öndeş de var.

“Gazetemizin yayın yönetmenliğini yapan Eren Keskin’in ve köşe yazarı Filiz Koçali’nin evine baskınlar düzenlendi.

“Tatilde bulunan oğlumun evi, yasal ikametgahım olduğu gerekçesi ile bugün öğleden sonra, polis olduğunu iddia eden bir çete tarafından, çelik kapı tahrip olunarak basıldı. Ona hediye ettiğim, tercüme ettiğim, yayınladığım Ermeni, Pontos ve Süryani soykırımı ile ilgili kitaplara el konuldu.

“Bu barbarca davranışı protesto ediyorum.

“Kırk yıl basın davalarında yargılandım… Savcılıktan bana tebligat yapıldı. Ben de gidip yazılarıma her zaman sahip çıkıp, saçma iddiaları yanıtladım… Böyle rezalet görmedim, doksanların kirli savaş yılları dahil…

“Kazanan barbarlık, ırkçılık ve kitap düşmanlığı değil; hakikat ve insanlık, özgürlük ve demokrasi olacak.”

Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

Tüm sanıklar için “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma, Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olmak, Terör Örgütünün Propagandasını Yapmak” suçlamalarını yöneltti. (TCK’nın 302/1, 314/2, 220/1,2,8, 3713 sayılı yasanın 7/2 maddeleri ile TCK’nın 53. ve 54/4 maddeleri).

31 sayfalık iddianamenin genel havası gazetenin “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” üzerine kurulu. İlk 13 sayfa, ifadeler ve kimlik bilgilerinin yanı sıra gazetedeki yazılar, haberler, ev aramalarında el konan kitaplardan oluşuyor.

18 sayfada ise Özgür Gündem Gazetesi, PKK/KCK, basın faaliyetlerinin önemi gazetede fotoğraf ve beyanları yer alan PKK/KCK/HPG/MLK-P/KONGRA-GEL mensubu olduğu söylenen kişiler hakkında bilgiler, bu kişiler hakkında yayınlanan haberler sıralanıyor.

Köşe yazılarının suçlamaya delil olarak yer aldığı iddianamede sanıklar hakkındaki “tespit” aynı; “İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…“

Yazılar dışındaki diğer delil niteliğinde görülen belgeler ise kitaplar. Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan imzalı altı kitap, Gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine sekiz adet yayın.

İddianamede Zarakolu hakkındaki bölüm yarım sayfa kadar. Özgür Gündem Gazetesi’nde yer alan iki köşe yazısı şöyle yer alıyor:

• 24 Mart 2014 tarihli Özgür Gündem Gazetesine ait internet sitesinde Ragıp Zarakolu tarafından kaleme alınan “Başkan Öcalan’a Mektup” başlıklı köşe yazısı ve içeriğinde; “Belki odası bir gün, Barış Adası olarak anılacak, Mandela’nın adası gibi…” PKK terör örgüt elebaşı olan A. Öcalan’a Başkan nitelemesinin yapıldığı, Mandela ile kıyaslanarak demokratik bir yol izlediğini dile getirdiği, terör örgütü elabaşını övgü ve güzellemeler yaparak desteklediği, örgütün aleni bir şekilde propagandasını yaptığı,
• 25 Temmuz 2016 tarihli Özgür Gündem Gazetesinin 14. sayfasında yer alan Ragıp Zarakolu tarafından kaleme alınan “Ağla Sevgili Ülkem” başlıklı ve yazı içeriğinde; “Ama Jandarma komutanlığı, Bolu Komando, Şırnak özel kuvvetler vb. gibi isimler geçmeye başlayınca, askerlerin soyunuk resimleri geçtikçe, hava kuvvetlerinin bomba sallamaları aklımdan geçtikçe… Bırakın 90’lı yılları, geçen yıldan bu yana Kürt kentlerinde yaşanan vahşet geçti aklımdan… Kandil’i bombalayan jetler şimdi TBMM’ye bomba sallıyordu. Kürt gençlerini acımasızca infaz edenler, şimdi öfke, kin ve korku ile birbirini vuruyordu” şeklindeki beyan ile dağ yerleşkelerinde bulunan teröristlere güvenlik güçlerinin yapmış olduğu operasyonların eleştirilerek emniyet güçlerinin Kürt gençlerini öldürdüğü algısının verildiği, yapılan operasyonların vahşet olarak adlandırıldığı, örgüt propagandasının yapıldığı anlaşılmıştır.

“Tespit” bölümünde ise “ideolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının dahi örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu” şeklindeki tüm sanıklar için tıpkıbasım olan ifadelerin yanına şu cümle eklenmiş:

“Ragıp Zarakolu’nun yazmış olduğu yazı içeriklerinde PKK/KCK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan ve terör örgütü mensuplarını övdüğü, PKK/KCK terör örgütünü meşrulaştırmaya çalıştığı.”

Mahkeme, ilk duruşmalarda Zarakolu hakkında yakalama kararının infazının beklenmesine karar verdi.

İsveç’te yaşayan Zarakolu’nun avukatı açık adresini bildirdi. SEGBİS sistemi üzerinden savunmasının alınması için Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü ve Bilgi İşlem Daire Başkanlığı’na müzekkere yazıldı.

6 Mart 2018’deki yedinci duruşmada “adli yardımlaşmaya yönelik işlemlerin devam ediyor oluşu dikkate alınarak bu aşamada yakalama kararının kaldırılması söz konusu işlemlerden sonuç alınamadığı takdirde bu hususun yeniden yargılamanın ilerleyen sürecinde değerlendirilmesine” karar verildi.

4 Haziran 2018’deki dokuzuncu duruşmada ise “İsveç Adli makamları ile adli yardımlaşma işlemlerinin devam ediyor oluşu ve sanığın yurtdışındaki adresinin belirli olması nedeni ile” yakalama emri kaldırıldı.

Zarakolu ve diğer gazetecilerin yargılandığı ve Özgür Gündem Ana Davası olarak bilinen bu davanın yargılamasına 28 Kasım 2019 saat 10:30’da devam edilecek.

13. Standing - July 3, 2019


Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu’nca başlatılan 2016/95651 No’lu soruşturma kapsamında gazetenin 9 yöneticisi ve yazarı hakkında da gözaltı kararı çıkarıldı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu Üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Aykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tahliye edildi. Kemal Sancılı 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe 2016/4148 No’lu iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem gazetesinin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia ediliyor. Bu iddianın dayanağı olarak da PKK/KCK/HPG/MLKP/ KONGRA-GEL mensubu olduğu belirtilen kişiler hakkında gazetede yer alan haberler sıralanıyor.

Bu şekilde gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” olmakla suçlayan savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında ise şu “akıl yürütmeyi” yapıyor: “İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Savcı, Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait 6 kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine 8 yayını da iddialarının delilleri arasına koydu.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarı, “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak göstermek”, güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirmek ve “güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” belirtiyor. Savcı, Erdoğan’ın yazılarından yaptığı çıkarsama ve onun eleştirilerinden hareketle de “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiği” suçlamasını öne sürüyor.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulunuyor. Savcı, Alpay’ı, “Özgür Gündem gazetesinin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmek” ile suçluyor.

İddianamede 4 köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de alıntı yapılan bu yazılarında “PKK/KCK propagandası yapmak”, “militanca beyanlarda bulunmak” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmak” ile suçlandı. Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı da iddianamede yer aldı. Savcı, ifade zaptından “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, “terör örgütünün kalem silahşörü” ifadesini kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.
Davanın görülmesine 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılananlardan Aslı Erdoğan savunmasında, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi. Gazetede mahlas ile yazan kişileri bilme olanağı bulunmadığını anlatan Erdoğan, savaş karşıtı, anti militarist olduğunu, meşru müdafaa için dahi olsa insan öldürmeyi kabul etmediğini belirterek, suçlamaları reddetti.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Aykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı ise davanın 4. duruşmasında yaptığı savunmasında 2015 yılının Eylül ayından kapandığı tarihe kadar gazetenin imtiyaz sahibi olduğunu anlattı.

Bugüne kadar 10 celsesi görülen davada Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Bilir Kaya 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldılar. Erdoğan ve Alpay hakkındaki yurt dışı yasağı tedbirleri ise davanın 22 Haziran 2017’deki duruşmasında kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’deki duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi. Eren Keskin hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri de 22 Haziran 2017’de görülen duruşmada kaldırıldı.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı da 31 Ekim 2017’de yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edilmesinin ardından, Yunanistan sınırındaki askeri yasak bölgede “kaçma hazırlığında” yakalanması üzerine 11 Mayıs 2018’de adli kontrol tedbirine uyulmadığı gerekçesiyle yeniden tutuklandı.

İkamet ettiği İsveç’te istinabe yoluyla ifadesi alınacak olan Ragıp Zarakol’un hakkındaki yakalama kararı ise 4 Haziran 2018’de kaldırıldı. Davada yargılanan Filiz Koçali hakkında ise yakalama kararı bulunuyor.

Davanın 3 Temmuz 2019’da görülen son duruşmasında savcının mütalaasını sunması için süre talebi kabul edilerek, duruşma 28 Kasım 2019’a bırakıldı.



Next Trial: Nov. 28, 2019, 10:30 a.m.


Duruşma, önceki celse belirtildiği gibi 09.30’da başladı. Yaklaşık 5 dakika süren duruşmada sanıklar Eren Keskin ve Necmiye Alpay ile 6 avukat hazır bulundu. Duruşmada, ilk olarak Eren Keskin söz alarak, beraatını istedi. Necmiye Alpay’da söz alarak beraatını talep etti. Ardından söz alan Avukat Erdal Doğan, davanın çok uzadığını dile getirerek, yargılanan herkesin beraatını talep etti. Doğan, dava ile düşünce ve ifade özgürlüğünün yargılandığının belirtti.

Duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasını hazırlayarak, mahkeme heyetine sunmak için ek süre talep etti.


Mahkeme heyeti, savcının süre talebini kabul etti. Duruşma 28 Kasım 2019 tarihine, saat 10.30’a ertelendi.


Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın yapıldığı salon normal büyüklükteki bir duruşma salonuydu. SEGBİS için iki ayrı TV ekranı kuruluydu. İzleyci, avukat ve sanıklar hakkında da oturma yerleri mevcuttu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı izleyen kimse olmadı.

Genel Gözlemler

Yaklaşık beş dakika süren duruşmada olağanüstü herhangi bir durum yaşanmadı.

12. Standing - April 10, 2019


Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu’nca başlatılan 2016/95651 No’lu soruşturma kapsamında gazetenin dokuz yöneticisi ve yazarı hakkında da gözaltı kararı çıkarıldı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu Üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Aykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tahliye edildi. Kemal Sancılı 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe 2016/4148 No’lu iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem gazetesinin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia ediliyor. Bu iddianın dayanağı olarak da PKK/KCK/HPG/MLKP/ KONGRA-GEL mensubu olduğu belirtilen kişiler hakkında gazetede yer alan haberler sıralanıyor.

Bu şekilde gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” olmakla suçlayan savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında ise şu “akıl yürütmeyi” yapıyor: “İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Savcı, Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait 6 kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine 8 yayını da iddialarının delilleri arasına koydu.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarı, “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak göstermek”, güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirmek ve “güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” belirtiyor. Savcı, Erdoğan’ın yazılarından yaptığı çıkarsama ve onun eleştirilerinden hareketle de “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiği” suçlamasını öne sürüyor.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulunuyor. Savcı, Alpay’ı, “Özgür Gündem gazetesinin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmek” ile suçluyor.

İddianamede 4 köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de alıntı yapılan bu yazılarında “PKK/KCK propagandası yapmak”, “militanca beyanlarda bulunmak” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmak” ile suçlandı. Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı da iddianamede yer aldı. Savcı, ifade zaptından “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, “terör örgütünün kalem silahşörü” ifadesini kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.
Davanın görülmesine 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılananlardan Aslı Erdoğan savunmasında, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi. Gazetede mahlas ile yazan kişileri bilme olanağı bulunmadığını anlatan Erdoğan, savaş karşıtı, anti militarist olduğunu, meşru müdafaa için dahi olsa insan öldürmeyi kabul etmediğini belirterek, suçlamaları reddetti.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Aykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı ise davanın 4. duruşmasında yaptığı savunmasında 2015 yılının Eylül ayından kapandığı tarihe kadar gazetenin imtiyaz sahibi olduğunu anlattı.

Bugüne kadar 10 celsesi görülen davada Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Bilir Kaya 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldılar. Erdoğan ve Alpay hakkındaki yurt dışı yasağı tedbirleri ise davanın 22 Haziran 2017’deki duruşmasında kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’deki duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi. Eren Keskin hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri de 22 Haziran 2017’de görülen duruşmada kaldırıldı.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı da 31 Ekim 2017’de yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edilmesinin ardından, Yunanistan sınırındaki askeri yasak bölgede “kaçma hazırlığında” yakalanması üzerine 11 Mayıs 2018’de adli kontrol tedbirine uyulmadığı gerekçesiyle yeniden tutuklandı.

İkamet ettiği İsveç’te istinabe yoluyla ifadesi alınacak olan Ragıp Zarakol’un hakkındaki yakalama kararı ise 4 Haziran 2018’de kaldırıldı. Davada yargılanan Filiz Koçali hakkında ise yakalama kararı bulunuyor.

Davanın 3 Temmuz 2019’da görülen son duruşmasında savcının mütalaasını sunması için süre talebi kabul edilerek, duruşma 28 Kasım 2019’a bırakıldı.



Next Trial: July 3, 2019, 9:30 a.m.


Saat 10:25’te duruşmanın başlaması için Ahmet Uğuz başkanlığındaki mahkeme heyeti tutuklu yargılanan imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’ya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanmak istedi. Ancak Sancılı’nın tutulduğu Edirne Cezaevi’ne yapılan görüntülü aramaya cevap veren cezaevi görevlisi, “Sancılı’nın duruşmaya katılmak için kurumdan (cezaevi yerleşkesinden) ayrıldığını” söyledi.

Salonda yaşanan kısa süreli şaşkınlığın ardından mahkeme heyeti salondan ayrıldı. Yaklaşık 15 dakika sonra, saat 10.40’ta, tutuklu sanık Sancılı’nın adliye nezaretinde tutulduğu anlaşıldı. Sancılı saat 10.53’te kelepçeli bir şekilde mahkeme salonuna getirildi ve duruşma başladı.

Sancılı, dosyadaki dijital materyallerin kendisine ulaştırılmadığını ve bu nedenle inceleyemediğini söyledi. Tahliyesini talep etti.

Tutuksuz yargılanan Eş Genel Yayın Yönetmeni ve avukat Eren Keskin “Bu gazetenin yayın yapmasını desteklemek için künyedeki genel yayın yönetmenliği hanesine ismimi yazdırdım, suç olduğunu da düşünmüyorum” diye konuştu.

Duruşmada hazır bulunan iki sanığın ardından söz alan avukat Özcan Kılıç, imtiyaz sahibi Sancılı’nın başka bir davadan hüküm giydiğini ve “kaçma şüphesinin” ortadan kalktığını söyleyerek, bu davadan tahliyesini istedi.

Kılıç dosyadaki dijital inceleme raporlarına da değindi. Özgür Gündem’in içinde bulunduğu 6 katlı binanın tamamında arama yapıldığını ancak binanın sadece ikinci katının Özgür Gündem’e ait olduğunu söyleyen Kılıç “Kayyum her şeye el koyduğu için bu malzemeleri inceleyip kime ait olduğunu belirleyemiyoruz” dedi.

Kılıç ayrıca Eren Keskin’in İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyasının İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ana davayla birleştirilmesini talep etti; tek tek farklı mahkemelerde görülen tüm bu davaların gazetenin yayın politikası ile ilgili olduğunu ifade etti.

Kılıç’ın ardından, Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan söz aldı. Avukat Doğan, müvekkilinin evinde yapılan arama sonucu el konulan ve iddianamede sıralanan “malzemelerin” suç teşkil etmediğini ve tamamen yasal olduğunu söylerken, bu malzemeler arasında çok sayıda kitabın da sıralandığını ifade etti, “Bir yazarın evinde bu kitapların bulunması normaldir” dedi.
Duruşma savcısı, dosyanın geldiği aşama ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak Kemal Sancılı’nın tahliyesini mütalaa etti.

Duruşmaya karar için ara verildi.


Mahkeme, avukatların talebi üzerine Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin’in İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı dosyanın Özgür Gündem ana davasıyla birleştirilmesi talebini kabul ederek, bu konuda 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne müzekkere yazılmasına karar verdi.

Ayrıca 11 Mayıs 2018’den bu yana tutuklu bulunan ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başka bir davada hakkında verilen mahkumiyet kararı Ocak 2019’da kesinleşen Özgür Gündem gazetesi imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’nın bu davadan tahliyesine karar verildi.


Duruşmaya Katılım

Duruşmaya tutuksuz sanıklardan sadece avukat Eren Keskin katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşmanın saat 9:45’te başlaması öngörülüyordu. Önceki beş duruşmanın sarkması nedeniyle saat 10:25’te duruşma salonuna girildi. Ancak önce SEGBİS’le bağlanılmaya çalışılan tutuklu sanık Sancılı’nın cezaevinde değil, adliyede olduğu anlaşılması 15 dakika sürdü.

Sancılı saat 10:53’te duruşma salonuna getirildi ve duruşma başladı. Yedi dakika süren duruşmanın ardından saat 11:00’da karar için ara verildi. Saat 11:08’de karar açıklandı ve duruşma sona erdi.

11. Standing - Jan. 17, 2019


Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu’nca başlatılan 2016/95651 No’lu soruşturma kapsamında gazetenin 9 yöneticisi ve yazarı hakkında da gözaltı kararı çıkarıldı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu Üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Aykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tahliye edildi. Kemal Sancılı 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe 2016/4148 No’lu iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem gazetesinin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia ediliyor. Bu iddianın dayanağı olarak da PKK/KCK/HPG/MLKP/ KONGRA-GEL mensubu olduğu belirtilen kişiler hakkında gazetede yer alan haberler sıralanıyor.

Bu şekilde gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” olmakla suçlayan savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında ise şu “akıl yürütmeyi” yapıyor: “İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Savcı, Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait 6 kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine 8 yayını da iddialarının delilleri arasına koydu.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarı, “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak göstermek”, güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirmek ve “güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” belirtiyor. Savcı, Erdoğan’ın yazılarından yaptığı çıkarsama ve onun eleştirilerinden hareketle de “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiği” suçlamasını öne sürüyor.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulunuyor. Savcı, Alpay’ı, “Özgür Gündem gazetesinin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmek” ile suçluyor.

İddianamede 4 köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de alıntı yapılan bu yazılarında “PKK/KCK propagandası yapmak”, “militanca beyanlarda bulunmak” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmak” ile suçlandı. Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı da iddianamede yer aldı. Savcı, ifade zaptından “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, “terör örgütünün kalem silahşörü” ifadesini kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.
Davanın görülmesine 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılananlardan Aslı Erdoğan savunmasında, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi. Gazetede mahlas ile yazan kişileri bilme olanağı bulunmadığını anlatan Erdoğan, savaş karşıtı, anti militarist olduğunu, meşru müdafaa için dahi olsa insan öldürmeyi kabul etmediğini belirterek, suçlamaları reddetti.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Aykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı ise davanın 4. duruşmasında yaptığı savunmasında 2015 yılının Eylül ayından kapandığı tarihe kadar gazetenin imtiyaz sahibi olduğunu anlattı.

Bugüne kadar 10 celsesi görülen davada Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Bilir Kaya 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldılar. Erdoğan ve Alpay hakkındaki yurt dışı yasağı tedbirleri ise davanın 22 Haziran 2017’deki duruşmasında kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’deki duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi. Eren Keskin hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri de 22 Haziran 2017’de görülen duruşmada kaldırıldı.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı da 31 Ekim 2017’de yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edilmesinin ardından, Yunanistan sınırındaki askeri yasak bölgede “kaçma hazırlığında” yakalanması üzerine 11 Mayıs 2018’de adli kontrol tedbirine uyulmadığı gerekçesiyle yeniden tutuklandı.

İkamet ettiği İsveç’te istinabe yoluyla ifadesi alınacak olan Ragıp Zarakol’un hakkındaki yakalama kararı ise 4 Haziran 2018’de kaldırıldı. Davada yargılanan Filiz Koçali hakkında ise yakalama kararı bulunuyor.

Davanın 3 Temmuz 2019’da görülen son duruşmasında savcının mütalaasını sunması için süre talebi kabul edilerek, duruşma 28 Kasım 2019’a bırakıldı.



Next Trial: April 10, 2019, 9:15 a.m.


Başlaması saati 09:15 olarak belirlenen duruşma, önceki duruşmadaki sarkma nedeniyle saat 09:35’te başladı.

Taraflar ve izleyiciler salona alındığında Ahmet Uğuz başkanlığında üye hakimler Abdullah Ok, ve Emine Çakır’dan oluşan mahkeme heyeti ve duruşma savcısı Aydın Boztaş kürsüdeki yerlerini almıştı. Mahkeme heyeti başkanı katılanları belirleyerek zapta geçirdikten sonra, dosyaya ilişkin gelişmeleri duyurdu.

Tutuksuz yargılananlardan İnan Kızılkaya karar için ara verildiği sırada duruşmaya geldi; Kemal Sancılı ise tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS aracılığıyla bağlandı.

Başkan Ahmet Uğuz, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, İnan Kızılkaya ve Kemal Saygılı hakkında, 2017/77 esas sayılı dosyanın, bu yargılama ile irtibatı nedeniyle dosyanın birleştirilmesi için muvaffakiyetlerini sorduğunu belirtti. Mahkeme heyeti başkanı, dosyanın geldiği aşama nedeniyle, yargılamanın söz konusu dosya ile birleştirilmesine muvaffakiyet vermediklerini açıkladı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı emanetince, soruşturma başladığı sırada el konulan materyallerinin yargılananlara iade edildiğini bildiren mahkeme heyeti başkanı, emniyetin dijital materyallerin incelenmesine ilişkin raporunun da geldiğini ifade etti.

Ardından Kemal Sancılı’nın tutuklu bulunduğu cezaevine SEGBİS bağlantısı yapıldı. Bağlantının beklendiği sırada mahkeme heyeti başkanı Ahmet Uğuz ve üyelerden Dr. Abdullah Ok, yer olmadığı için müştekilere ayrılan kısma oturan Avukat Erdal Doğan ile şakalaştı ve bir başka dava hakkında sohbet etti.

Ardından SEGBİS bağlantısı sağlanınca heyet başkanı sanıklardan Kemal Sancılı’ya dijital materyallerin incelenmesine ilişkin rapora karşı beyan ve savunması olup olmadığını sordu. Cezaevine ulaşmadığı için raporu inceleme ve avukatlarıyla bu konuda görüşme fırsatı bulunmadığını söyleyen Sancılı, tutuklu kaldığı sürenin göz önüne alınarak tahliyesini talep etti.

Ardından avukatlar söz aldı. İlk olarak beyanda bulunan tüm sanıklar müdafi Özcan Kılıç, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı için 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nce sorulan birleştirme görüşüne olumlu yanıt verilmesini talep etti ve müvekkilleri hakkında bir birleştirme talebinin daha bulunduğunu ifade etti.

Ardından dijital materyallerle ilgili beyanda bulunan Avukat Özcan Kılıç, henüz raporu inceleyemediklerini, çok hacimli bir rapor olduğunu belirterek, şu hususları bildirdi:

“Özgür Gündem gazetesinin bulunduğu bina dört katlı ve gazete bu binanın sadece iki katında. Polis baskını gerçekleştiğinde binanın tamamı mühürlendi ve polis o binada gazete dışında bulunan 2-3 şirketteki bilgisayar ve dijital materyallere de el koydu. Dolayısıyla bu gelen raporda hangi bilgisayar ve dijital materyallerin Özgür Gündem’e ait olduğunu belirleyip, inceledikten sonra savunma yapacağız.”

Avukat Kılıç bu konuda mahkemeden süre istedi.

Özcan Kılıç, müvekkillerinden Kemal Sancılı’nın tutukluluğunun da artık infaza dönüştüğünü ifade ederek tahliyesini talep etti.

Daha sonra Necmiye Alpay’ın müdafilerinden Avukat Adil Demirci söz aldı ve dijital materyallerle ilgili raporda kendileriyle ilgili bir husus bulunmadığını, bu aşamada bir talepleri olmadığını dile getirdi.

Eren Keskin ve İnan Kızılkaya’nın müdafilerinden Avukat Gülizar Tuncer de dijital materyallerin incelemesine ilişkin rapora ilişkin savunmalarını incelemelerini müteakiben yapacaklarını belirterek süre talep etti.

Ragıp Zarakolu ile Bilge Aykut Contepe’nin avukatı Sennur Baybuğa da bu aşamada bir talep ve beyanları olmadığını ifade etti.

Daha sonra söz alan Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan ise, yargılamanın müvekkilinin yaşamı üzerindeki olumsuz etkisinden söz ederek, şu ana kadar verdikleri dilekçelerin iddianameye yönelik savunmalarını içerdiğini belirtti ve CMK’nın 223. maddesinde düzenlenen “derhal beraat kararı” verilmesini talep etti.

Mahkeme heyeti daha sonra savcının mütalaasını alarak ara karar için duruşmaya ara verdi.


Mahkeme heyeti Kemal Sancılı’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Bunun gerekçesi olarak da sanığın adli kontrol tedbirini ihlal ederek, Yunanistan sınırında bir botta üç kişiyle birlikte yurt dışı kaçma hazırlığında yakalanmasını, kaçma şüphesinin yanı sıra kuvvetli suç şüphesi bulunmasını gösterdi. Tutukluluğun devamı yönündeki karara İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itirazda bulunulabileceği hatırlatıldı.

Dijital materyallere ilişkin rapora karşı savunma yapabilmeleri için avukatlara süre tanınmasına hükmeden mahkeme, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı hakkındaki birleştirme taleplerinin de avukatlarının beyanı dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesine karar verdi.

Tutukluluk incelemesinin 14 Şubat ve 15 Mart 2019 tarihlerinde heyetçe dosya üzerinden yapılması kararını veren mahkeme duruşmayı, 10 Nisan 2019 tarihine, saat 09:15’e bıraktı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde herhangi bir basın açıklaması, destek ya da protesto gösterisi yapılmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunun fiziksel koşulları izleyiciler için yeterliydi ancak dokuz sanık bulunan davada savunma avukatlarına ayrılan bölüm yetersiz kaldı. Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan, müşteki avukatlarına (bu davada müşteki yok) ayrılan tarafa, savunma avukatlarının karşısına oturdu. Bu durum mahkeme heyeti başkanı ve üyeler ile avukat Doğan arasında şakalaşmalara yol açtı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı yargılananlardan Aslı Erdoğan’ın annesi ile destek için gelen birkaç kişi ve gazetecilerden oluşan yaklaşık 15 kişi takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşmada herhangi bir gerginlik yaşanmadı. Duruşmayı izleyenlere ve duruşma salonunda dizüstü bilgisayar gibi aygıtların kullanımına bir sınırlama getirilmedi.

10. Standing - Oct. 10, 2018


Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu’nca başlatılan 2016/95651 No’lu soruşturma kapsamında gazetenin 9 yöneticisi ve yazarı hakkında da gözaltı kararı çıkarıldı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu Üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Aykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tahliye edildi. Kemal Sancılı 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe 2016/4148 No’lu iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem gazetesinin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia ediliyor. Bu iddianın dayanağı olarak da PKK/KCK/HPG/MLKP/ KONGRA-GEL mensubu olduğu belirtilen kişiler hakkında gazetede yer alan haberler sıralanıyor.

Bu şekilde gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” olmakla suçlayan savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında ise şu “akıl yürütmeyi” yapıyor: “İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Savcı, Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait 6 kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine 8 yayını da iddialarının delilleri arasına koydu.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarı, “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak göstermek”, güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirmek ve “güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” belirtiyor. Savcı, Erdoğan’ın yazılarından yaptığı çıkarsama ve onun eleştirilerinden hareketle de “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiği” suçlamasını öne sürüyor.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulunuyor. Savcı, Alpay’ı, “Özgür Gündem gazetesinin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmek” ile suçluyor.

İddianamede dört köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de alıntı yapılan bu yazılarında “PKK/KCK propagandası yapmak”, “militanca beyanlarda bulunmak” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmak” ile suçlandı. Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı da iddianamede yer aldı. Savcı, ifade zaptından “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, “terör örgütünün kalem silahşörü” ifadesini kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.
Davanın görülmesine 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılananlardan Aslı Erdoğan savunmasında, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi. Gazetede mahlas ile yazan kişileri bilme olanağı bulunmadığını anlatan Erdoğan, savaş karşıtı, anti militarist olduğunu, meşru müdafaa için dahi olsa insan öldürmeyi kabul etmediğini belirterek, suçlamaları reddetti.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Aykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı ise davanın 4. duruşmasında yaptığı savunmasında 2015 yılının Eylül ayından kapandığı tarihe kadar gazetenin imtiyaz sahibi olduğunu anlattı.

Bugüne kadar 10 celsesi görülen davada Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Bilir Kaya 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldılar. Erdoğan ve Alpay hakkındaki yurt dışı yasağı tedbirleri ise davanın 22 Haziran 2017’deki duruşmasında kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’deki duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi. Eren Keskin hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri de 22 Haziran 2017’de görülen duruşmada kaldırıldı.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı da 31 Ekim 2017’de yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edilmesinin ardından, Yunanistan sınırındaki askeri yasak bölgede “kaçma hazırlığında” yakalanması üzerine 11 Mayıs 2018’de adli kontrol tedbirine uyulmadığı gerekçesiyle yeniden tutuklandı.

İkamet ettiği İsveç’te istinabe yoluyla ifadesi alınacak olan Ragıp Zarakol’un hakkındaki yakalama kararı ise 4 Haziran 2018’de kaldırıldı. Davada yargılanan Filiz Koçali hakkında ise yakalama kararı bulunuyor.

Davanın 3 Temmuz 2019’da görülen son duruşmasında savcının mütalaasını sunması için süre talebi kabul edilerek, duruşma 28 Kasım 2019’a bırakıldı.



Next Trial: Jan. 17, 2019, 9:15 a.m.


İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Özgür Gündem Ana Davası’nda mahkeme heyeti, Ahmet Uğuz başkanlığında üye hakimler Ali Özcan ve Emine Çakır’dan oluştu. Duruşma kimlik kontrollerinin yapılması ile başladı. Başkan Ahmet Uğuz, duruşmaya katılanların bilgisinin duruşma öncesinde verilmesini, böylece zaman kaybedilmeyeceğini ifade edince sanık avukatlardan biri itiraz etti. Bunun üzerine başkan Uğuz, “Alınganlık yapmayın. Biz burada yargılama yapıyoruz. Duruşmaya kimlerin geldiğini takip edecek değiliz” dedi. Duruşma boyunca, bu diyalog dışında münakaşa yaşanmadı. Heyet, kısa süren duruşma boyunca mahkemeye karşı ilgiliydi.

Mahkeme başkanı Ahmet Uğuz dijital inceleme raporlarının klasör halinde dosyaya sunulduğunu ifade etti. Avukatlara bu raporların incelenip incelenmediğini sordu. Sanık avukatları raporu henüz inceleme fırsatı bulamadıklarını kaydetti.

Beyanlara geçildi. Dava kapsamında tutuksuz yargılanan gazeteci İnan Kızılkaya, dijital inceleme raporlarını henüz incelemediğini, inceledikten sonra beyanda bulunacağını söyledikten sonra talebi olmadığını ifade etti.

Tutuksuz yargılanan yazar Necmiye Alpay’da raporları henüz incelemediğini söyledi ve “Diyeceğim bir şey yok” diyerek beyanını kısa tuttu.

Tutuksuz yargılanan bir diğer isim Eren Keskin ise şunları söyledi: “Eski beyanımı tekrar ediyorum. Yargılama Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelere ve anayasaya aykırıdır. İfade özgürlüğümüz ihlal edilmiştir. Kendi yazmamış olduğum bir yazı sebebiyle yargılanıyorum.”

Bu esnalarda tutuklu yargılanan Kemal Sancılı, Edirne F tipi kapalı Cezaevi’nden SEGBİS bağlantısı ile bekletiliyordu. Mahkemenin kendisine söz vermesiyle, salonda bulunanlara selam ve saygılarını iletti. Öncelikle dijital inceleme raporlarının kendisine henüz ulaştırılmadığını bu yüzden inceleme fırsatının oluşmadığını ifade etti. Yazılı ve sözlü beyanını tekrar ettiğini fakat bir ekleme yapmak istediğini belirtti. Mahkeme heyetinin, basın kanunun 11. Maddesinin incelemesini talep ederek tahliyesini talep etti.

Sanık beyanları alındıktan sonra avukatlara soruldu. İlk sözü sanık müdafii Av. Özcan Kılıç aldı. Kılıç, öncelikle dijital inceleme raporlarının henüz incelemediklerini, incelemeyi yaptıktan sonra beyanda bulunacaklarını belirtti. Avukat Özcan Kılıç, dosyada sanık olmayan birçok insanın dijital eşyalarına el konulduğunu ve bu eşyaların kaybolduğunu, el konulan eşyaların akıbeti için merci bulamadıklarını, İstanbul 5. Asliye Mahkemesine ve 13 Ağır Ceza Mahkemesine başvuruda bulunduklarını fakat sonuç alamadıklarını ifade ederek mahkemeden iadesini istedi. Kılıç, Sancılı’nın uzun süredir tutuklu bulunduğunu, kaçarken yakalandığı için mahkemenin haklı gerekçeleri olduğunu fakat içerde bulunduğu süre boyunca cezasının infaza dönüştüğünün belirterek tahliyesini talep etti.

Kılıç, bunun dışında Eren Keskin’in yurt dışı yasağına değindi. İstanbul Baro Başkanı Adayı ve İHD Genel Başkanı olan Keskin’in çalışmalarını yapabilmesi için yurtdışı yasağının kaldırılmasını talep etti.

Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan, iddianameden sonra dosyaya giren dijital materyallerin yeni bir delil olarak nitelendirilmesinin CMK’nın 160. maddesine aykırılık teşkil ettiğini ifade ederek incelemesi biten dijital materyallerin sanığa iadesini talep etti.

Diğer sanık avukatları, raporları ineceledikten sonra beyanda bulunacaklarını, bu aşamada bir diyeceklerinin olmadıklarını söylediler.

Eren Keskin müdafii avukatı Gülizar Tuncel, Eren Keskin için şunları söyledi:
“Eren Keskin 30 yıldır avukatlık yapan bir meslektaşımız. Ailesi, yakınları bu ülkede yaşıyor. Bu topraklardan ayrılacağı yok. Hakkında yürütülen soruşturmalar var. Bir yere gitmedi. Kendisi aynı zamanda baro seçimlerinde baro başkan adayıdır ve İnsan Hakları Derneği’nin eş başkanıdır. İnsan haklarının korunmasına yönelik faaliyetlerine devam edebilmesi için eş başkan olduğu derneğin uluslararası devlet ve kurumların panel, konferans gibi davetlerine katılma yönünde bir takım görev ve zaruretleri vardır. İnsan haklarıyla ilgili yürüttüğü çalışmaları bilgilendirme yükümlülükleri vardır. Sürdürdüğü avukatlık mesleğinde kamuoyunu aydınlatma görevi vardır. Bundan devlet hoşlanmayabilir ama bu bir sorumluluktur. Bütün bunları yapabilmesi için yurt dışı yasağının kaldırılmasına yönelik talebimizi tekrarlıyoruz.”


Mahkeme heyeti, kararında Sancılı’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Eren Keskin hakkında verilen “yurtdışına çıkış yasağı” şartının kaldırılmasına ve Filiz Koçali hakkındaki yakalama emrinin devamına karar verildi.

Bir sonraki duruşma 17 Ocak 2019 günü saat 09:15’e bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Davanın onuncu duruşması İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüleceği biliniyordu. 09.45’de başlayacağı duyurulan duruşma 10:30 sularında başladı. Duruşma üçüncü sıradaydı. Mahkeme salonuna güvenlik bariyerlerinde sorun yaşanmadan girildi. Öyle ki girişlerde kimlik dahi sorulmadı. Sanık avukatları, sanıklar ve davayı izleyecek gazeteciler duruşma salonu önündeydiler. Bekleme süreci boyunca sohbetler yapıldı. Giriş güvenliği dışında bekleme salonunda kolluk görülmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin görüleceği duruşma salonu katılımın da fazla olmadığı göz önüne alınırsa yeteri kadar büyüktü. Duruşmayı izlemek üzere salon dışında bekletilen olmadı. Salonda SEGBİS bağlantısı için bir adet televizyon ve izleyiciler, avukatlar, sanıklar ve gazeteciler için ayrı ayrı oturma yerleri vardı.

Duruşmaya Katılım

Salonda müdafii avukatları, heyet ve sanıklar dışında 20 kişi kadar izleyici vardı. Duruşmada dava kapsamında tutuksuz yargılanan Necmiye Alpay, Eren Keskin, İnan Kızılkaya ve avukatları hazır bulundu. Sanıklardan Aslı Erdoğan’ın annesi de duruşmayı izleyenler arasındaydı. Tutuklu yargılanan Kemal Sancılı ise hapishaneden SEGBİS ile katıldı. Mezopotamya Ajansı, Evrensel Gazetesi, Cumhuriyet Gazetesi muhabirleri ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24) duruşmayı izledi. Duruşma günü ayrıca yine aynı gazeteye destek vermek amacıyla nöbetçi genel yayın yönetmenliği kampanyasına katılan gazetecilerin duruşması olduğu için katılımda bölünmeler yaşandı.

Genel Gözlemler

Davada mahkeme heyetinin sanıkları ve avukatları dinlediği görüldü. Duruşma 10-15 dakika sürdü. Tutuksuz yargılanan sanıklar ve müdafi avukatları beyanlarını kısa tuttu. SEGBİS bağlantısında sorun yaşanmadı. Ara karar için 5 dakika ara verildi. Duruşma tarihi ve saatinin uygun olup olmadığı sorulduktan sonra tarih kesinleştirildi.

Özgür Gündem Main Trial (Indictment)

Özgür Gündem Main Trial 10. Standing (Minutes of the Hearing)

Özgür Gündem Main Trial 12. Standing (Minutes of the Hearing)

Özgür Gündem Main Trial 13. Standing (Minutes of the Hearing)