Rahmi Yıldırım

Rahmi Yıldırım - “Publicy Insulting the Public Official” Trial

Gazeteci Rahmi Yıldırım, kişisel blog sayfasında, 3 Şubat 2017 tarihinde “Genelkurmay Başkanı İçin Çok Üzülüyorum” başlıklı bir yazı yayımladı.

Yıldırım yazısında, dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın Akit Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hasan Karakaya’nın ölümü nedeniyle yayımladığı ve “Türk gazeteciliğinde yeri doldurulamayacak bir boşluk oluştu” ifadelerini içeren mesajını eleştirdi.

Yıldırım, yazısında, Karakaya’nın; Akar için “Onbaşı bile olamayacak kimselerin general olduğu memleket” dediğini anımsattı. Yıldırım ayrıca, Akar’ın; siyasal İslam destekçisi yazarlardan Nuri Pakdil’i ziyaret etmesini de eleştirdi.

Yıldırım, yazısında ayrıca, Hulusi Akar’ın 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişimi sırasında genelkurmay başkanı olduğunu anımsatarak, “Hulusi Paşa’nın başında olduğu ordunun generallerinin yarısı darbeye girişiyor” ifadelerini kullandı.

Yazının yayımlanmasının ardından, 27 Şubat 2017 tarihinde, Antalya Emniyet Müdürlüğü Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü’ne isimsiz ve imzasız bir ihbarda bulunuldu. İhbar üzerine, Rahmi Yıldırım hakkında; Ankara Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.

Rahmi Yıldırım, savcılıkta verdiği beyanda, yazısını, Genelkurmay Başkanı’nın görev ve makamı dolayısıyla yaşadığı sıkıntılara dikkat çekmek için kaleme aldığını belirtti. Yazısında Hulusi Akar için “meslektaşı olarak” duyduğu üzüntüyü aktardığını ifade etti.

Soruşturma sonunda Yıldırım hakkındaki iddianame, 11 Nisan 2019 tarihinde tamamlandı.

Gazeteci Rahmi Yıldırım hakkındaki iddianame, Ankara Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından11 Nisan 2019’da tamamlandı.

Üç sayfalık iddianamenin iki sayfası Yıldırım’ın suçlanmasına neden olan kişisel blog sayfasında yayımladığı yazıdan oluştu.

İddianamede, Yıldırım’ın eski bir asker olarak “askeri disiplini gayet iyi bildiği” belirtildi. Kişisel blog sayfasındaki yazısının, “basının haber verme ve eleştiri sınırlarını aştığı” iddia edildi. Yıldırım’ın kaleme aldığı yazıdaki ifadelerin; Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi kapsamında “onur, şeref ve saygınlığı rencide edecek nitelikte olduğu” öne sürüldü.

İddianamede Yıldırım, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret etmekle” suçlandı. Buna göre Yıldırım’ın, bir yıl iki aydan iki yıl dört aya kadar hapisle cezalandırılması istendi. İddianamede ayrıca Yıldırım’ın Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki “belli hakları kullanmasından da yoksun bırakılması” da talep edildi.

İddianame, Ankara Gölbaşı 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Gazeteci Rahmi Yıldırım’ın yargılanmasına, 2 Ekim 2019 tarihinde Ankara Gölbaşı 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başlandı.

Yıldırım, ilk duruşmada yaptığı savunmada, yazısında tek bir hakaret sözcüğü bile kullanmadığını, ironik eleştiri yaptığını, ancak “Akar için gerçekten üzüldüğünü” söyledi. Davanın Basın Kanunu’nun 26. maddesi ile belirlenen dört aylık dava açma süresini aştığını dile getiren Yıldırım, davanın düşürülmesini talep etti.

Yıldırım’ın avukatlarından Mehmet Kayagil, yazının yayınlandığı dönemde Genelkurmay Başkanı olan Akar’ın Milli Savunma Bakanı olarak TBMM Genel Kurulu kürsüsünde ettiği yemini anımsattı.

Akar’ın, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılık yemini ettiğini belirten Kayagil, “siyasal İslamcı yazar Nuri Pakdil’i ziyaretini” anımsatarak, “Sayın Akar ettiğiniz yemini hatırlıyor musunuz” dedi.

Yıldırım’ın diğer avukatları Hüseyin Özcan, Ozan Yılmaz, Meliha Selvi ve Ercan İpekçi de Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’ın düşünce ve ifade özgürlüğünü düzenleyen içtihadını anımsattı. Avukatlar, hakaret içermeyen yazı nedeniyle Yıldırım’ın beraatini istedi.

Yargılamanın ikinci duruşması 25 Aralık 2019 tarihinde görüldü. Duruşmada Rahmi Yıldırım, savunmasını yazılı olarak sundu.

Dönemin Genelkurmay Başkanı olan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın avukatı Samet Can Olgaç, Yıldırım’ın yazısının “aşağılayıcı bir üslupla kaleme alındığını, eleştiri sınırlarının aşıldığını, kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu” iddia etti.

Yıldırım ise, hakkında soruşturma açılmasına neden olan isimsiz ve imzasız ihbar mektubunu kimin yazdığının belirlenmesini istedi. Hakaret suçu işlemediğini belirten Yıldırım, yazısında Hulusi Akar’ı aşağılayıcı, küçültücü herhangi bir ifade veya ibarenin yer almadığını söyledi.

Hakim, yargılamanın tamamlandığını söyledi ve Rahmi Yıldırım’a son sözlerini sordu.

Rahmi Yıldırım son sözlerinde şunları söyledi:

“Ben 12 Eylül dönemindeki işkencecilerimden bile davacı olmadım. İşkencecisine bile kin ve husumet beslenmeyen bir kişinin bugün Hulusi Akar’a karşı kin ve husumet beslediği iddiası boş ve asılsızdır.

Bu ülkede bir mafya lideri barış imzacıları için ‘oluk oluk kan akıtacağız’ dedi, beraat etti. Benim yazımın suç sayılmasından gerçekten üzüntü duyarım.”

Hakim, “iddia edilen suçun unsurlarının oluşmadığı” gerekçesiyle Rahmi Yıldırım’ın beraatine karar verdi.

2. Standing - Dec. 25, 2019


Rahmi Yıldırım, kişisel blog sayfasında, 3 Şubat 2017 tarihinde “Genelkurmay Başkanı İçin Çok Üzülüyorum” başlıklı bir yazı yayımladı.

Yıldırım yazısında, dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın Akit Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hasan Karakaya’nın ölümü nedeniyle yayımladığı “Türk gazeteciliğinde yeri doldurulamayacak bir boşluk oluştu” mesajını eleştirdi.

Yıldırım, yazısında; Karakaya’nın Akar için “Onbaşı bile olamayacak kimselerin general olduğu memleket” dediğini anımsattı. Hulusi Akar’ın, “siyasal İslam destekçisi yazarlardan Nuri Pakdil’i ziyaret etmesini” de eleştirdi.

Yıldırım, yazısında ayrıca; Hulusi Akar’ın 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişimi sırasında genelkurmay başkanı olduğunu anımsatarak, “Hulusi Paşa’nın başında olduğu ordunun generallerinin yarısı darbeye girişiyor” ifadelerini kullandı.

Ankara Emniyet Müdürlüğü, yazıyla ilgili isimsiz ve imzasız bir ihbarın ardından Yıldırım hakkında, soruşturma başlattı.

Yıldırım hakkındaki iddianame Ankara Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 11 Nisan 2019’da tamamlandı.

İddianamede Yıldırım, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret etmekle” suçlandı. Buna göre Yıldırım’ın, bir yıl iki aydan iki yıl dört aya kadar hapisle cezalandırılması istendi.

Yargılamanın ilk duruşması 2 Ekim 2019’da Ankara Gölbaşı 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Davanın Basın Kanunu’nun 26. maddesi ile belirlenen dört aylık dava açma süresini aştığını dile getiren Yıldırım, davanın düşürülmesini talep etti.

Yargılamanın ikinci ve son duruşması 25 Aralık 2019’da görüldü.


Gazeteci Rahmi Yıldırım Ankara Gölbaşı 3. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki yargılamasının ikinci duruşmasında, savunmasını yazılı olarak sundu.

Dönemin Genelkurmay Başkanı olan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın avukatı Samet Can Olgaç, Rahmi Yıldırım’ın yazısının aşağılayıcı bir üslupla kaleme alındığını, eleştiri sınırlarının aşıldığını, kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu iddia etti.

Yıldırım ise, hakkında soruşturma açılmasına neden olan isimsiz ve imzasız ihbar mektubunu kimin yazdığının belirlenmesini istedi. Hakaret suçu işlemediğini belirten Yıldırım, yazısında Hulusi Akar’ı aşağılayıcı, küçültücü herhangi bir ifade veya ibarenin yer almadığını söyledi.

Yıldırım’ın avukatı Hüseyin Özcan ise Yıldırım’ın yazısının eleştiri sınırları içinde olduğunu dile getirdi. Avukat Özcan, “Yargıtay kararları çerçevesinde toplum önünde bulunan siyasilerin eleştirilere katlanma yükümlülüğünün olduğu açıktır. Yazıda, tek bir sözcük hakaret yok. Onca gücü elinde bulunduran insanlar, kusura bakmasınlar bu kadar eleştiriye de katlansınlar” dedi.

Hakim, yargılamanın tamamlandığını söyledi ve Rahmi Yıldırım’a son sözlerini sordu.

Rahmi Yıldırım son sözlerinde şunları söyledi:

“Ben 12 Eylül dönemindeki işkencecilerimden bile davacı olmadım. İşkencecisine bile kin ve husumet beslenmeyen bir kişinin bugün Hulusi Akar’a karşı kin ve husumet beslediği iddiası boş ve asılsızdır.

Bu ülkede bir mafya lideri barış imzacıları için oluk oluk kan akıtacağız dedi, beraat etti. Benim yazımın suç sayılmasından gerçekten üzüntü duyarım.”


Hakim “iddia edilen suçun unsurlarının oluşmadığı” gerekçesiyle Rahmi Yıldırım’ın beraatine karar verdi.


Duruşma Öncesi

Ankara Gölbaşı Adliyesi’ne, X-ray cihazından kemerler ve çantalar ayrı ayrı olmak üzere yoğun bir güvenlik aramasından geçilerek girildi. Duruşma planlandığı gibi 15.00’da başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonu küçüktü. İzleyiciler için yeterli sıra yoktu, izleyicilere 5-6 kişilik bir oturma alanı ayrılmıştı. Yaklaşık 50 katılımcı, yargılamayı ayakta izledi. Salona sığmayan katılımcılar, yargılamayı; duruşma salonunun açık kapısından dinledi.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya Rahmi Yıldırım, avukatları Hüseyin Özcan ve Ercan Sadık İpekçi katıldı. Yıldırım’ın gazeteci arkadaşları, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Ankara Şubesi başkanı Esra Koçak Mayda da katılanlar arasındaydı.

Genel Gözlemler

Duruşma sırasında herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı. Duruşma yaklaşık 45 dakika sürdü.

Rahmi Yıldırım - “Publicy Insulting the Public Official” Trial (Indictment)

Rahmi Yıldırım - “Publicy Insulting the Public Official” Trial 2. Standing (Minutes of the Hearing)

Press in Arrest is a database, monitoring, documentation and collective memory study of Press Research Association.
+90 (312) 945 15 56 | pressinarrest@gmail.com