Rojhat Doğru

Rojhat Doğru Üyelik Davası

Gazeteci Rojhat Doğru hakkında, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla soruşturma başlatıldı.

Doğru’nun 2014 Ekim’in de Diyarbakır’da yaşanan “Kobane eylemleri” sırasında haber takibi amacıyla takip ettiği gösteriler, soruşturmaya gerekçe yapıldı. Suriye’nin kuzeyindeki Kobane kentine IŞİD saldırıları sonrası Diyarbakır ve çevre kentlerinde gösteriler yaşanmış, onlarca kişi yaşamını yitirmişti. Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde de 6-9 Ekim günlerinde büyük gösteriler olmuştu. Bu gösterilerin ardından Doğru, Hizbullah’a yakınlığıyla bilinen kimi medya organlarınca fotoğrafları yayımlanarak hedef gösterilmişti. Fotoğraflarda elinde kamera olmasına rağmen Doğru’nun silah kullandığı ileri sürülmüştü. Bu kapsamda olaylar sırasında yaralanan R.Ö.’nün şikayeti üzerine Doğru hakkında soruşturma başlatıldı.

Doğru, soruşturma kapsamında 5 Aralık 2018’de İstanbul’da gözaltına alındı. Aynı gün Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla ifade verdi. İfadesinin ardından Diyarbakır 5. Sulh Ceza Hakimliği’nce “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla hakkında tutuklama kararı verildi.

Tutuklama kararı sonrası Silivri Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Doğru, hakkındaki iddianame savcı Bayram Örenci tarafından hazırlanarak, mahkemeye sunuldu.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Bayram Örenci’nin hazırladığı iddianame 21 Haziran 2018’de tamamlandı. Üç sayfalık iddianamede Doğru’ya “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma” ve “kasten öldürmeye teşebbüs” suçlaması yöneltildi. İddianamede şikayetçi olan R.Ö. de müşteki olarak yer aldı. İddianamede Doğru’ya atılı suçlamalara müşteki R.Ö.’nün beyanları ve açık kaynak araştırma tutanakları kapsamında Doğru’nun sosyal medya hesabından yapmış olduğu paylaşımlar delil olarak gösterildi.

Soruşturma ve davaya konu R.Ö.’nün beyanlarıyla başlayan iddianamede R.Ö.’nün Doğru hakkındaki beyanları şöyle yer aldı:

“…07/10/2014 günü ikindi namazı sonrası Kurban Bayramı olması sebebi ile işyerimden ayrılarak Cengizler Caddesi üzerinde faaliyet yürüten KÖYDER isimli dernek civarında bulunan arkadaşlarım ile bayramlaşmak için yürürken cadde üzerinde yüzleri kapalı oldukça büyük bir kalabalık grup olduğunu gördüm. Yüzleri maskeli olan bu gruptaki şahısların ellerinde silah, sopa, taş bulunuyordu. Bu grup içerisinde bir şahsın yüzü açıktı. Bu şahsın bir elinde kamera diğer elinde ise tabanca bulunuyordu. Bu şahıs ve yanında bulunan 3-4 kişinin ise yüzleri kapalıydı. Diğer şahıslardan bir tanesinin elinde uzun namlulu bir silah vardı. Diğerlerinde ise tabanca ve sopa bulunuyordu. Bu şahısların benim bulunduğum Muhammediye Camiine doğru ateş ediyorlardı. Bu kalabalık grubun bana zarar vermemesi için cadde üzerinden ayrılarak bir ara sokağa yöneldiğim esnada kollarımda vücudumda bir şeyler hissettim. O esnada ne olduğunu anlamaya çalışırken sol bacağımdan kan aktığını fark ettim. Yaralanmam sebebi ile bayıldım. Kendime geldiğimde Özel Sultan Hastanesinde olduğumu fark ettim…”

R.Ö. daha sonra Doğru ile ilgili şikayetine ilişkin yaşananları aktardı: “

“13/10/2014 günü taburcu oldum. Yoğun bakımdan çıktıktan sonra sosyal medyada meydana gelen olaylarla ilgili haberlere baktığım esnada İLKE Haber Ajansının yayınladığı bir haberde Rojhat isimli bir muhabirin bu olaylarda hedef gösterildiğini, kendisinin ilgisini inkar ettiği şeklindeki haberde adı geçen Rojhat isimli muhabirin fotoğrafını yayınladığını gördüm. Yukarıda bahsettiğim bir elinde kamera diğer elinde silah bulunan, benim bulunduğum yere doğru ateş eden şahıs adı geçen GK Muhabiri Rojhat isimli şahıstır. Ben bu şahsı daha önce hiç görmemiştim. Yer alan haberde fotoğrafını görünce tanıdım. Benim bu olayda yaralanmama sebep olan GK Muhabiri Rojhat isimli şahıs ve yanında bulunan yüzleri kapalı olan, bana doğru ateş eden şahıslardan davacı ve şikayetçiyim. Ben bulunduğum muhitte dindar bir şahıs olarak bilinirim. Bu olayların olduğu anda beni tanıyan insanlar beni takip ederek hedef olarak göstermiş olabilirler.”

Doğru’nun Paris’te 2013 yılında öldürülen Kürt siyasetçiler Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’i anmak amacıyla Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) öncülüğünde yapılan anma etkinliğini haber amacıyla takip etmesi de iddianameye konuldu. Bu olaya dair Doğru’nun herhangi bir slogan atıp atmadığına yer verilmezken, Doğru’nun sadece yürüyüşe katılanlar arasında olduğu belirtildi.

Doğru’nun 2013 yılında “çözüm süreci” olarak bilinen süreçte PKK denetimindeki bölgeye giderek, yaptığı röportajlar sırasında çektiği fotoğrafları daha önce aleyhine yapılan haberlerde servis edilmişti. İddianamede bu fotoğraflarda delil olarak gösterildi. Bu fotoğrafların yayımlandığı bir internet sitesinin linkine de yer verildi.

Doğru’nun gözaltına alındığı sırada el konulan telefonundaki “Xec-Herdem-Gerillame Ez Evindaarım” isimli bir Kürtçe şarkıda deliller arasında gösterildi. Şarkıya dair savcı Örenci, “ses dosyası içerisinde Kürt milliyetçiliğinin ön plana çıkartıldığı, örgüt mensuplarının kahramanlaştırıldığı Kürdistan söylemlerine yer verildiği tespit edilmiştir.” değerlendirmesi yaptı.

Bu değerlendirmelerin ardından Doğru’nun savunmasının özetine yer verildi. Doğru’nun savunması iddianamede şöyle yer aldı: “Müşteki R. Ö.’i tanımadığını, kişisel problemi olmadığını, müştekinin Hüdaparlı olması nedeniyle kendisini hedef gösterdiğini, silahlı herhangi bir eyleme katılmadığı, açık kaynaktan tespit edilen fotoğraflar barış sürecinde Irak ülkesinin Süleymaniye ilinde çektirdiğini, fotoğraf çekildiği kişileri tanımadığını, orada bulunduğu sürede haber yaptığını, 09/01/2014 tarihindeki yürüyüşe katılıp katılmadığını hatırlamadığını ancak kameraman olduğu sırada çekim yapmak için katılmış olabileceğini, atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.”

İddianamede Doğru’ya D.G. isimli bir şahsın üzerinden telefon numarasının yazılı olduğu bir karttın çıkmış olması da deliller arasında gösterildi.

Savcı Örenci, bu tespit ve değerlendirmeler ışığında Doğru’nun “örgüt tabanlı yasadışı yürüyüşe katılmış olması, cep telefonunda örgüte müzahir ses dosyası bulunması, silahlı örgüt üyeleri ile çekilmiş fotoğraflarının bulunması hususları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, şüphelinin örgüt üyesi olduğu, bu üyelik kapsamında faaliyette bulunduğu, bunlardan birinin de müştekinin anlattığı üzere müştekiyi öldürmek amacıyla yaralaması olduğu, bu nedenle şüphelinin müştekiye yönelik öldürmeye teşebbüs suçunu işlediği, bunun yanında şüphelinin işlemiş olduğu öldürmeye teşebbüs suçunun örgüt faaliyeti kapsamında işlenmiş vahim nitelikte işlenmiş bir suç olması dolayısıyla ayrıca devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma suçunu da işlediği” gerekçesiyle cezalandırılmasını talep etti.

Savcı Örenci’nin hazırladığı iddianame Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek, Doğru hakkında dava açıldı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı savcılarından Bayram Örenci’nin hazırladığı iddianame Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Davanın ilk duruşması için 10 Ocak günü belirlendi.

Gazeteci Doğru duruşma salonunda hazır edilmedi. Tutuklu bulunduğu Silivri Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Doğru’yu avukatı Resul Tamur, temsil etti. Duruşmada Mikail Demir (başkan), Ümran Ekinci ve Ceren Kara Akkaş (üyeler) ile savcı Oğuz Özkan yerini aldı.

SEGBİS aracılığıyla savunma yapan Doğru, özetle şunları söyledi:

“Müştekiyi 2015 yılında benim hakkımda röportaj yaptıktan sonra tanıdım. Onun dışında bir tanışıklığım yoktur. Röportaj yaptığı televizyon HÜDA-PAR’ı destekleyen televizyon kanalıdır. Kendisi ise İlke Haber Ajansı’nda çalışır. Ben çektiğim bu görüntülerle 2015’te ödül aldım. Ödül aldıktan sonra böyle bir söylemde bulundu. Ben bu şahıs hakkında o zaman suç duyurusunda bulundum. Beni hedef gösteren haberleri yapanlar hakkında da suç duyurusunda bulundum.

“Ben herhangi bir şekilde silahla şahsa ateş etmedim, iftira atmaktadır. Fotoğrafta da görüleceği üzere kalabalığın içinde bulunmadım, ben yürüyüş amacıyla orada bulunmadım. Zaten fotoğraflarda slogan atan tarafta bulunmuyorum. Dosyaya konu diğer fotoğrafları da Süleymaniye’de çekmiştim. Çalıştığım televizyonun merkezi oradadır. Burası Kandil’e de yakın bir bölgedir. Genelde halkın piknik amaçlı geldiği yerdir, çözüm süreciydi, savaş yoktu. Haber yapmak amacıyla da oraya gitmiştim. Fotoğraf çekildi, sosyal medyadan da paylaştım. Benim hedef gösterilmem için HÜDA-PAR üyeleri tarafından bunlar sosyal medya hesaplarından paylaşıldı.

Ben gazeteci olarak orada bulunuyordum. Orada çektiğim görüntülerle ödül de aldım. Hatta bu ödül töreninde Diyarbakır Emniyet Müdürü de vardı. Gazeteci olmam nedeniyle oradaydım. Hakkımda aleyhe beyanda bulunan şahıs beni teşhis ettiğini iddia ediliyor, benim fotoğraflarımı ise benim hesabımdan alıyorlar. Gazeteciyim, beraatimi talep ediyorum.”

Duruşmada Doğru’nun birlikte çalıştığı gazeteciler de tanık olarak dinlendi.

Doğru’nun avukatı Resul Tamur’da müvekkilinin gazeteci olduğunu belirtti. Avukat Tamur’un savunmasının satır başları şöyleydi:

“Olaylardaki görüntüler gerçekten gazetecilik başarısıydı. Müşteki her ne kadar dinlenilmemiş olsa da müştekinin beyanlarının müvekkilin gazetecilik faaliyetlerini ört pas etmemelidir. Müvekkil kameraman ve kamera çekimleri ile çekim yapmaktadır, çalıştığı kamera profesyonel kullandığı kameradır. Suçlama konusu yapılan anma töreninde de kendi kamerasıyla bulunuyor. Müvekkile yönelik tüm suçlamalar gazetecilik faaliyetlerini yürüttüğü zamanlardır. Müvekkilimin tahliyesini talep ediyoruz.”

Duruşma sonunda Doğru’nun tutukluluk halinin devamına karar verildi. Davanın bir sonraki duruşması ise 26 Şubat 2019’a bırakıldı. Doğru ikinci duruşmaya da getirilmedi. Duruşmaya tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS aracılığıyla katıldı. Duruşmada Ercan Arslan (başkan), Mikail Demir ile Ceren Kara Akkaş (üyeler) ve savcı Oğuz Özkan yerini aldı.

Kısa süren duruşmada mahkeme heyeti, delillerin önemli ölçüde toplanmış olması, atılı suç vasfının değişme ihtimalini göz önünde bulundurularak tahliyesine karar verdi. Doğru, yurt dışı çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla tahliye edildi.

Davanın bir sonraki duruşması 30 Mayıs 2019’a bırakıldı. Davanın ilk iki duruşmasına müşteki R.Ö. katılmadı.

Üçüncü duruşmaya da müşteki R.Ö. katılmadı. Bu duruşmada üzerinde Rojhat Doğru’nun numarasının çıktığı belirtilen D.G. isimli şahıs tanık olarak dinlendi. Başka bir suçtan Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan D.G., Doğru’yu tanımadığını belirtti.

Duruşma sonunda müşteki R.Ö.’nün bir sonraki duruşmaya zorla getirilmesine karar verilerek, duruşma ertelendi.

Davanın bir sonraki duruşması 15 Ekim 2019 saat 11:20’ye bırakıldı. Bu duruşmada Doğru hakkındaki imza yükümlülüğü kaldırıldı. Davanın bir sonraki duruşması 14 Ocak 2020’ye bırakıldı.

4. Standing - Oct. 15, 2019


Gazeteci Rojhat Doğru hakkında, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla soruşturma başlatıldı.

Doğru’nun 2014 Ekim’in de Diyarbakır’da yaşanan “Kobane eylemleri” sırasında haber takibi amacıyla takip ettiği gösteriler soruşturmaya gerekçe yapıldı. Suriye’nin kuzeyindeki Kobane kentine IŞİD saldırıları sonrası Diyarbakır ve çevre kentlerinde gösteriler yaşanmış, onlarca kişi yaşamını yitirmişti. Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde de 6-9 Ekim günlerinde büyük gösteriler olmuştu. Bu gösterilerin ardından Doğru, Hizbullah’a yakınlığıyla bilinen kimi medya organlarınca fotoğrafları yayımlanarak hedef gösterilmişti. Fotoğraflarda Doğru’nun elinde kamera olmasına rağmen Doğru’nun silah kullandığı ileri sürülmüştü. Bu kapsamda olaylar sırasında yaralanan R.Ö.’nün şikayeti üzerine Doğru hakkında soruşturma başlatıldı.

Doğru, soruşturma kapsamında 5 Aralık 2018’de İstanbul’da gözaltına alındı. Aynı gün Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla ifade verdi. İfadesinin ardından Diyarbakır 5. Sulh Ceza Hakimliği’nce “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla hakkında tutuklama kararı verildi.

Tutuklama kararı sonrası Silivri Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Doğru, hakkındaki iddianame savcı Bayram Örenci tarafından hazırlanarak, mahkemeye sunuldu. İddianame 21 Haziran 2018’de tamamlandı. Üç sayfalık iddianamede Doğru’ya “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma” ve “kasten öldürmeye teşebbüs” suçlaması yöneltildi. İddianamede şikayetçi olan R.Ö. de müşteki olarak yer aldı. İddianamede Doğru’ya atılı suçlamalara müşteki R.Ö.’nün beyanları ve açık kaynak araştırma tutanakları kapsamında Doğru’nun sosyal medya hesabından yapmış olduğu paylaşımlar delil olarak gösterildi.

İddianame Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Davanın ilk duruşması için 10 Ocak günü belirlendi.

Gazeteci Doğru duruşma salonunda hazır edilmedi. Tutuklu bulunduğu Silivri Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Doğru’yu avukatı Resul Tamur, temsil etti. Duruşmada Mikail Demir (başkan), Ümran Ekinci ve Ceren Kara Akkaş (üyeler) ile savcı Oğuz Özkan yerini aldı.

SEGBİS aracılığıyla savunma yapan Doğru, özetle şunları söyledi:

“Müştekiyi 2015 yılında benim hakkımda röportaj yaptıktan sonra tanıdım. Onun dışında bir tanışıklığım yoktur. Röportaj yaptığı televizyon HÜDA-PAR’ı destekleyen televizyon kanalıdır. Kendisi ise İlke Haber Ajansı’nda çalışır. Ben çektiğim bu görüntülerle 2015’te ödül aldım. Ödül aldıktan sonra böyle bir söylemde bulundu. Ben bu şahıs hakkında o zaman suç duyurusunda bulundum. Beni hedef gösteren haberleri yapanlar hakkında da suç duyurusunda bulundum.

“Ben herhangi bir şekilde silahla şahsa ateş etmedim, iftira atmaktadır. Fotoğrafta da görüleceği üzere kalabalığın içinde bulunmadım, ben yürüyüş amacıyla orada bulunmadım. Zaten fotoğraflarda slogan atan tarafta bulunmuyorum. Dosyaya konu diğer fotoğrafları da Süleymaniye’de çekmiştim. Çalıştığım televizyonun merkezi oradadır. Burası Kandil’e de yakın bir bölgedir. Genelde halkın piknik amaçlı geldiği yerdir, çözüm süreciydi, savaş yoktu. Haber yapmak amacıyla da oraya gitmiştim. Fotoğraf çekildi, sosyal medyadan da paylaştım. Benim hedef gösterilmem için HÜDA-PAR üyeleri tarafından bunlar sosyal medya hesaplarından paylaşıldı.

“Ben gazeteci olarak orada bulunuyordum. Orada çektiğim görüntülerle ödül de aldım. Hatta bu ödül töreninde Diyarbakır Emniyet Müdürü de vardı. Gazeteci olmam nedeniyle oradaydım. Hakkımda aleyhe beyanda bulunan şahıs beni teşhis ettiğini iddia ediliyor, benim fotoğraflarımı ise benim hesabımdan alıyorlar. Gazeteciyim, beraatimi talep ediyorum.”

Duruşmada Doğru’nun birlikte çalıştığı gazeteciler de tanık olarak dinlendi. Davanın bir sonraki duruşması ise 26 Şubat 2019’a bırakıldı. Doğru ikinci duruşmaya da getirilmedi. Duruşmaya tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS aracılığıyla katıldı. Duruşmada Ercan Arslan (başkan), Mikail Demir ile Ceren Kara Akkaş (üyeler) ve savcı Oğuz Özkan yerini aldı.

Kısa süren duruşmada mahkeme heyeti, delillerin önemli ölçüde toplanmış olması, atılı suç vasfının değişme ihtimalini göz önünde bulundurularak tahliyesine karar verdi. Doğru, yurt dışı çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla tahliye edildi.

Davanın bir sonraki duruşması 30 Mayıs 2019’a bırakıldı. Davanın ilk iki duruşmasına müşteki R.Ö. katılmadı.

Üçüncü duruşmaya da müşteki R.Ö. katılmadı. Bu duruşmada üzerinde numarası çıktığı belirtilen D.G. isimli şahıs tanık olarak dinlendi. Başka bir suçtan Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan T.G., Doğru’yu tanımadığını belirtti.

Duruşma sonunda müşteki R.Ö.’nün bir sonraki duruşmaya zorla getirilmesine karar verilerek, duruşma ertelendi.

Davanın bir sonraki duruşması 15 Ekim 2019 saat 11:20’ye bırakıldı. Bu duruşmada Doğru hakkındaki imza yükümlülüğünün kaldırılmasına karar verildi. Bir sonraki duruşma 14 Ocak 2020’ye bırakıldı.



Next Trial: Jan. 14, 2010, 11:50 a.m.


5 dakika süren duruşmada, müşteki Rıdvan Özdemir’in SEGBİS’le ifadesinin alınması için Mersin 9 Ağır Ceza Mahkemesi’nde hazır edilmesi yönünde yazılan talimata cevap verilmediği belirtildi. Av. Resul Temur, Doğru hakkında verilen yurtdışı ve adli kontrol yasağının kaldırılmasını talep etti.


Mahkemeye ara verilmeden verilen kararda Doğru hakkındaki adli kontrol kararının kaldırılmasına ancak yurtdışı yasağının devam etmesine karar verildi. Ayrıca müşteki Rıdvan Özdemir’in bir sonraki duruşmada hazır olması için zorla getirilmesini isteyen heyet duruşmayı 14 Ocak 2020 tarihine bıraktı.


Duruşma Öncesi

Duruşma Diyarbakır 8. Ağır ceza Mahkemesi’nde görüldü. 11:20 olarak belirlenen saatte başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Diyarbakır Adliye Binasındaki KCK duruşmalarının kalabalık olması nedeniyle özel olarak inşa edilen büyük salonda yapıldı. Sayon büyük olduğu için heyetin konuşmaları zor duyulduyuldu. Duruşma süresince salonda ve çevresinde kolluk görevlileri bulunuyordu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı sadece iki kişi takip etti. Tutuksuz yargılanan Rojhat Doğru mahkemeye avukatı Resul Temur’la birlikte geldi.

Genel Gözlemler

Duruşma sadece beş dakika gibi kısa bir sürede tamamlandı. Duruşma öncesi, sonrası ve sırasında olağanüstü bir durum yaşanmadı.

Rojhat Doğru Üyelik Davası (Indictment)

Rojhat Doğru Üyelik Davası (Minutes of the Hearing)

Rojhat Doğru Üyelik Davası 4. Standing (Minutes of the Hearing)