Şebnem Korur Fincancı

Önderoğlu, Fincancı, Nesin - Özgür Gündem Trial

İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi kararıyla 16 Ağustos 2016’da “geçici” olanak kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’ne yönelik baskılardan dolayı 3 Mayıs 2016’da Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyası başlatıldı. Kampanyaya başlanılmasının sebebi gazetenin eş genel yayın yönetmenleri Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile birlikte gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya hakkında açılan davalardı. Kampanya 7 Ağustos 2016’da sona erdi. Özgür Gündem 675 sayılı KHK ile 29 Ekim 2016’da tamamen kapatıldı.

Kampanyaya katılan 56 nöbetçi yayın yönetmeninden 49’una soruşturma açıldı. Soruşturmaların 11’i takipsizlikle sonuçlandı. 37 dava açıldı. Deniz Türkali hakkındaki dava ise soruşturma süresinin zamanaşımına uğramasından ötürü düştü.

Davalar İstanbul 13., 14. ve 22. Ağır Ceza Mahkemelerinde görüldü.

Dava açılanlar

Hakkında dava açılan 37 isim şöyle: A. Kumru Başer, Ahmet Nesin, Ayşe Batumlu, Ayşe Düzkan, Beyza Üstün, Can Dündar, Celal Başlangıç, Celalettin Can, Cengiz Baysoy, Çilem Küçükkkeleş, Derya Okatan, Dicle Anter, Erol Önderoğlu, Ertuğrul Mavioğlu, Faruk Balıkçı, Faruk Eren, Fehim Işık, Hüseyin Tahmaz, Hakkı Boltan, Hasan Cemal, Hasan Hayri Şanlı, İbrahim Bodur, İhsan Çaralan, Julide Kural, Murat Çelikkan, Murat Uyurkulak, Nadire Mater, Necmiye Alpay, Nevin Erdemir, Öncü Akgül, Ragıp Duran, Said Sefa, Şanar Yurdatapan, Şebnem Korur Fincancı, Tuğrul Eryılmaz, Veysi Altay, Yıldırım Türker.

Takipsiz kararı verilenler

Kampanyaya katıldıkları için hakkında soruşturma açılıp takipsizlik verilen 11 isim şöyle: İhsan Eliaçık, Sebahat Tuncel, Ahmet Abakay, Eşber Yağmurdereli, Hasip Kaplan, Işın Eliçin, Kemal Can, Mustafa Sönmez, Melda Onur, Uğur Karadaş, Nurcan Baysal.

27 Nöbetçi Yayın Yönetmeni ceza aldı

Kampanyaya katılan Şanar Yurdatapan, İbrahim Bodur, Cengiz Baysoy, İmam Canpolat, Çilem Küçükkeleş, Nadire Mater, Yıldırım Türker, Hasan Cemal, Faruk Balıkçı, Dicle Anter, Derya Okatan, Kumru Başer, Ayşe Batumlu, Jülide Kural, İlham Bakır, Murat Uyurkulak, Murat Çelikkan, Beyza Üstün, Nevin Erdemir, Hakkı Boltan, Hasan Hayri Şanlı ve Tuğrul Eryılmaz, Hüseyin Aykol, Ayşe Düzkan, Ragıp Duran, Mehmet Ali Çelebi ve Hüseyin Bektaş davaları olmak üzere 27 kişi hakkında toplamda 352 ay 15 gün hapis ve 68 bin TL para cezası verildi.

Çelikkan ve Düzkan hapis yattı

Cezası ertelenmeyen nöbetçi genel yayın yönetmenlerinden Murat Çelikkan, 14 Ağustos 2017’de Kırklareli Cezaevi’ne girdi, 14 Ekim 2017’de açık cezaevine alındı, 21 Ekim 2017’de tahliye edildi.

Cezası ertelenmeyen diğer nöbetçi genel yayın yönetmeni Ayşe Düzkan ise, İstinaf Mahkemesi’nin 1 yıl 6 aylık hapis cezasını onamasının ardından cezasının infazı için 29 Ocak’ta teslim olarak Bakırköy Kadın Cezaevi’ne konuldu. Daha sonra nakledildiği Eskişehir Açık Cezaevi’nden 12 Haziran 2019’da tahliye oldu.

10 Nöbetçi Yayın Yönetmeni’nin yargılanması sürüyor

Kampanyaya katılan Nöbetçi Yayın Yönetmeni olarak katılan DİSK Basın-İş Sendikası Genel Başkanı Faruk Eren, Evrensel yazarları İhsan Çaralan ve Fehim Işık, gazeteciler Ertuğrul Mavioğlu, Celal Başlangıç, Celalettin Can ve Öncü Akgül İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor. Avukatların talebi üzerine bu mahkeme heyeti bu isimlerin ve bu isimlerin yayın yönetmenliği yaptığı günlerde Özgür Gündem’de yazıları ve mektupları yayınlanan altı ismin dosyaları birleştirildi. Bu altı isim arasında gazetenin eski Eş Genel Yayın Yönetmeni ve yazarı Hüseyin Aykol ile sürekli yazarlarından Ömer Ağın da bulunuyor.

Davaları ayrı ayrı görülen nöbetçi yayın yönetmenlerinden Can Dündar, Said Sefa, Veysi Altay’ın davaları devam ediyor.

Kızılkaya 37 davada da sanık

Açılan 37 davanın hepsinde gazetenin Sorumlu Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya da sanık olarak yargılandı. Kızılkaya hakkında açılan davaların büyük bir bölümü özgür Gündem Ana Davası ile birleştirildi.

İstenen cezalar

37 nöbetçi yayın yönetmeni 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 7/2 maddesi doğrultusunda “Terör Örgütü Propagandası Yapmak” ve 6/2 Maddesi doğrultusunda “Terör Örgütlerinin Bildiri veya Açıklamalarını Basma veya Yayınlamak”, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 215/1 maddesi doğrultusunda “Suç İşlemeye Alenen Tahrik” ve TCK 214/1 maddesi doğrultusunda “Suçu ve Suçluyu Övme” ile suçlandı.

TMK 7/2 için 1 yıldan 5 yıla hapis. TMK 6/2 için 1 yıldan 3 yıla kadar hapis, TCK 215/1 için 2 yıla kadar hapis ve TCK 214/1 için ise altı aydan 5 yıla kadar hapis öngörülüyor. Toplamda 37 Nöbetçi Yayın Yönetmeni için 2,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istendi.

Şebnem Korur Fincancı Davası

Şebnem Korur Fincancı 20 Haziran 2016’da ifade için İstanbul Adliyesi’ne geldi. İfade verdiği Savcı Eşref Durmuş tarafından mahkemeye sevkedildi. İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği Hakimi Bekir Altun’un kararıyla tutuklandı.

Hakkındaki iddianame, tutuklandıktan bir gün sonra savcı Eşref Durmuş imzasıyla hazırlanarak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

30 Haziran 2016’da tahliye edildi.

Dosyası aynı gün tutuklanan diğer nöbetçi yayın yönetmenleri Şebnem Korur Fincancı ve Ahmet Aziz Nesin ile birleştirildi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşma 8 Kasım 2016’da görüldü

Bu üç isim 17 Temmuz 2019’da görülen 11. duruşmada tüm suçlamalardan beraat etti.

Şebnem Korur Fincancı hakkındaki iddianameyi İstanbul Cumhuriyet Savcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’ndan Cumhuriyet Savcısı Eşref Durmuş hazırladı.
İddianamede Şebnem Korur Fincancı’ya “Terör Örgütü Propagandası Yapmak, Suç İşlemeye Alanen Tahrik Etme, Suçu ve Suçluyu Övme” suçlamaları yöneltiliyor.
21 Haziran 2016 tarihli iddianame 3 sayfa. İddianamede Özgür Gündem’in Sorumlu Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya da şüpheli olarak yer alıyor. Kızılkaya hakkındaki dosya, davanın 2. duruşmasında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Özgür Gündem ana davası ile birleştirildi.

İddianamede Şebnem Korur Fincancı’nın nöbetçi yayın yönetmenliği yaptığı 30 Mayıs 2016 tarihli Özgür Gündem Gazetesi’nde ve gazetenin eki Binevş’te yer alan dört haber içeriği suçlama konusu yapılıyor.

Bu haberlerin başlıkları “Nisebin Düşmanı Yerle Bir Etti”, “HPG:40 Asker Öldürüldü”, “Hadi Takas Edelim Gülüşlerimizi’‘, “HSD Komutanı Rojda FELAT: Esareti Sona Erdireceğiz’‘ şeklinde.

İddianamede, haber içeriklerinde “Türkiye Cumhuriyeti Devleti güvenlik güçlerinin, PKK/KCK terör örgütünce Nusaybin’de (Nisebin) yerle bir edilen düşman olarak gösterildiği”, “ellerinde uzun namlulu silahlar bulunan ve örgüt mensubu olduğu anlaşılan kişilerin mevzideki fotoğraflarının konulmasıyla gazetenin silahlı terör örgütünün yayın organı fonksiyonunu üstlendiği”, “PKK/ KCK’nın silahlı kadın kanadında (YPS-Jin) yer alıp çatışmalarda ölen kişinin ve yaptığı eylemlerin övüldüğü,” “PYD ye bağlı olarak silahlı faaliyet yürüten grupların ve şahısların eylemlerinin açıklanıp övüldüğü” öne sürülüyor.

Bu iddia nedeniyle 31 Mayıs 2016’da soruşturma başlatıldığı açıklanıyor. Sorumlu yazıişleri müdürü olarak İnan Kızılkaya’nın ve iddianamede “genel yayın yönetmenliğini üstlendiği belirlenen” şeklinde tanımlanan Şebnem Korur Fincancı’nın soruşturmada şüpheli olarak çağrılmasına dayanak olarak 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 11. maddesinin 3. fıkrası gösteriliyor.

Söz konusu madde “Süreli yayınlarda eser sahibinin belli olmaması veya yayım sırasında ceza ehliyetine sahip bulunmaması ya da yurt dışında bulunması nedeniyle Türkiye’de yargılanamaması veya verilecek cezanın eser sahibinin diğer bir suçtan dolayı kesin hükümle mahkûm olduğu cezaya etki etmemesi hallerinde, sorumlu müdür ve yayın yönetmeni, genel yayın yönetmeni, editör, basın danışmanı gibi sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili sorumlu olur” ifadelerini içeriyor.

Şebnem Korur Fincancı’nın 20 Haziran 2016’daki ifadesinde dayanışma amacıyla görevi üstelendiğini, haberlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söylediği aktarılıyor.

Savcının haberleri “PKK/KCK terör örgütünün ve bağlı alt birliklerinin Türkiye Cumhuriyetinin sınırları dahilinde veya sınır dışı hattında Türkiye Cumhuriyeti güvenlik güçlerine yönelik gerçekleştirdikleri silahlı kalkışma, saldırı, eylemlerine dair kutsayıcı, övücü, şiddete teşvik edici nitelikteki haberler” şeklinde tanımladığı görülüyor.

Bu bölümün ardından gelen bir sayfalık görüş ve talep Erol Önderoğlu, Şebnem Korur Fincancı ve Ahmet Aziz Nesin’in iddianamelerinde aynı şekilde yer alıyor.
Savcı, Basın Kanunu’na göre haber sahibinin belli olmaması halinde sorumlu yazı işleri müdürü, genel yayın yönetmeni gibi kişilerin sorumlu olacağının belirtildiğini söylüyor.

Soruşturma konusu haberlerin “PKK/KCK ve mensuplarının eylemlerini meşrulaştırma/silahlı saldırıyı/isyanı/şiddeti/baskıyı öven, teşvik eden” içerik taşıdığını öne sürüyor. Özgür Gündem Gazetesi’nin PKK/KCK ile bağlantılı şekilde yayın hayatını sürdürdüğünü iddia ediyor. Bu içeriklerin ifade ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendiremeyeceğini söylüyor.

Bu nedenle cezalandırma ve Şebnem Korur Fincancı’nın tutuklu geçirdiği sürenin cezadan düşülmesini talep ediyor.

Davanın ilk duruşması 8 Kasım 2016’da görüldü. Birleşen dosyalarla Şebnem Korur Fincancı, Erol Önderoğlu, Ahmet Aziz Nesin ve İnan Kızılkaya yargılanmaya başlandı.
Şebnem Korur Fincancı ilk duruşmada okuduğu savunmasında hapishanelerdeki hak ihlallerini dile getirdi.

Düşünce özgürlüğünün insanlık tarihi boyunca pek çok düşünürün de dile getirdiği gibi insan haklarının temeli olduğunu söyledi. Suçlamaları kabul etmediğini belirti, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını istemedi.

“Dayanışma da dünyayı sarma ve içermenin gereğidir. İnsan olmanın, insan hakları mücadelesinin bir neferi olmamın gereğidir. Ben ödevimi yaptım ve suçlamalarınızı kabul etmiyorum.”

Davanın 11 Ocak 2017’de görülen ikinci duruşmasında İnan Kızılkaya’nın dosyası ayrıldı.

27 Şubat 2019’daki duruşmada savcı esas hakkındaki mütalaasını verdi.

Şebnem Korur Fincancı’nın nöbetçi genel yayın yönetmeni olduğu gün gazetede yayımlanan ve iddianameye konu olan dört haber nedeniyle “Terör Örgütü Propagandası Yapmak, Suç İşlemeye Alanen Tahrik Etme, Suçu ve Suçluyu Övme” suçlarıyla cezalandırılmasını talep etti.

Mütalaada söz konusu haberlerde “silahlı terör örgütü PKK/KCK’nın veya bağlı alt birliklerin propapagandası mahiyetinde yazılar yazıldığı, kişiler ve toplumun suç işlemeye tahrik edildiği, işlenen suçların övüldüğünün belirlendiğini” öne sürdü. Şebnem Korur Fincancı’nın Basın Kanunu’nun “cezai sorumluluk” başlıklı 11. maddesi uyarınca gazetenin sorumlu genel yayın yönetmeni olduğunun anlaşıldığını söyledi.

Şebnem Korur Fincancı esas hakkındaki savunmasını hazırlamak için süre talep etti. Avukatı Oya Meriç Eyüboğlu iddianamenin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek dosyanın tekrar iddia makamına verilmesini talep etti. Mahkeme heyeti avukatın taleplerini reddetti, savunma için süre talebini kabul etti. 15 Nisan 2019’daki duruşmada da savunma için süre talebi kabul edildi.

17 Temmuz 2019’da görülen 11. duruşmada bütün suçlamalardan beraatine karar verildi. Ancak aynı gün duruşma savcısı Abdullah Gül tarafından beraat kararının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz da bulunuldu. İtiraz istinafta karara bağlanacak.

İstinaftaki süreç devam ediyor.

11. Standing - July 17, 2019


Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, yazar Ahmet Nesin ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Özgür Gündem gazetesi ile dayanışmak amacıyla başlatılan “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katıldıkları gerekçesiyle 20 Haziran 2016’da tutuklandı. Önderoğlu ve Korur Fincancı 30 Haziran 2016’da, Nesin ise 1 Temmuz 2016’da tahliye edildi.

Cumhuriyet Savcısı Eşref Durmuş tarafından 21 Haziran 2016’da 3’er sayfalık 3 ayrı iddianame hazırlandı ve 3 gazeteciye “suç ve suçluyu övme”, “suç işlemeye tahrik” ve “terör örgütü propagandası” suçlamaları yöneltildi.

Yargılama 8 Kasım 2016’da Çağlayan’daki İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı.

Savcılık 27 Şubat 2019’da görülen 9. duruşmada verdiği esas hakkındaki mütalaada, üç gazetecinin de tüm suçlardan cezalandırılmasını istedi.

Davanın 17 Temmuz 2019’da görülen 11. ve son duruşmasında üç gazeteci de beraat etti.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davanın sonunda beraat etti.

Ancak aynı gün duruşma savcısı Abdullah Gül tarafından beraat kararının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz da bulunuldu. İtiraz istinafta karara bağlanacak.


Duruşma, savcının SEGBİS kaydı alınmasına yönelik mütalaasıyla başladı.

Ardından duruşmaya katılan tek sanık olan Şebnem Korur Fincancı söz alarak süre talebinde bulundu. Barış Akademisyenleri yargılamaları hakkında Anayasa Mahkemesi’ndeki dosyanın karar aşamasında olduğunu ve bu kararın beklenmesi gerektiğini söyledi. Meclis gündeminde olan Yargı Reform Paketini de hatırlatan Korur Fincancı, “Bu değişikliklerin değerlendirilmesi için süre talep ediyorum” dedi.

Mahkeme başkanı Ali Günay, Korur Fincancı’nın savunması için önceki celsede süre verildiğini söyleyerek, ek süre talebini reddetti. Bunun üzerine Korur Fincancı savunmasına geçti.

Özgür Gündem gazetesinin yaşadığı baskılar karşısında dayanışma göstermek için bir günlüğüne yayın yönetmenliğini devralmaya karar verdiklerini anlattı. Öldürülen ve saldırıya uğrayan Kürt medyası çalışanlarının, kapatıldığı için değişen gazete isimlerini mahkemeye saydı. “Bizim sorumlu yurttaşlar olarak devleti denetleme sorumluluğumuz vardır. Sorumlu yurttaşlık düşünmeyi ve ifade etmeyi öngörür. Ben de bir insan hakları savunucusu olarak, sorumlu yurttaşlık görevimi yerine getirdim ve ifade özgürlüğümü kullandım. Suçlamaları kabul etmiyorum” diye konuştu.

Sırasıyla avukatlar Tora Pekin, Fikret İlkiz, Özcan Kılıç, Meriç Eyüboğlu, Ömer Kavili ve Gülizar Tuncel, mahkemenin “Yargı Reformu Strateji Belgesi”nin Meclis’te görüşülmesini beklemesi gerektiğini söyleyerek ek süre talep etti.

Avukat Tora Pekin, bahsedilen yargı reformunun iki önemli yasal değişiklik öngördüğünü ve her ikisinin de doğrudan bu davayı ilgilendiren konular olduğunu ifade etti. Bunlardan birinin “örgüt propagandası” suçunun düzenlendiği Terörle Mücadele Kanunu 7/2. Madde olduğunu söyledi. İkinci değişikliğin ise İstinaf Mahkemelerinin ardından Yargıtay yolunun açılmasına yönelik olduğunu ekledi.

Mahkeme başkanı Günay, “Avukatların savunmalarında mahkumiyet kararı çıkacakmış gibi bir koşullanma hissediyoruz. AYM kararı ve yargı reformunu beklememize gerek yok. Yargılamaya devam edelim. Biz kendi irademiz doğrultusunda nihai bir karara vardık. Beklememizi gerektirecek bir durum yok” diye konuştu. Diğer avukatlar da aynı gerekçelerle ek süre talep ederken, Günay bu cümleleri tekrarladı. Avukat Özcan Kılıç, mahkumiyet çıkacağına dair bir endişeleri olduğunu, mahkemenin bu endişeyi gidermek için derhal beraat kararı verebileceğini söyledi.

Mahkeme, ek süre talebini reddetti. Duruşma savcısı, önceki celse sunduğu mütalaasını tekrar ederek, Fincancı, Önderoğlu ve Nesin’in “terör örgütü propagandası yapmak”, “suç işlemeye tahrik”, “suçu ve suçluyu övme” suçlamalarıyla cezalandırılmalarını istedi.

Şebnem Korur Fincancı’ya son beyanı soruldu. Korur Fincancı, şöyle konuştu:

“Bir hekim olarak 3 yıl 27 gündür geldiğimiz ‘Çağlayan tesislerini’ sağlıık açısından çok tehlikeli buluyorum. Avukatlarımın dediği gibi bu davayı beraat kararıyla bitirmeniz hepimizi rahatlatır. ‘Beraat’ ifadesini de doğru bulmuyorum. İşlemediğimiz bir suç için burada bulunuyoruz. Bu yargılamayı insan hakları mücadelemize engel olarak görüyorum. Bu yargılanma sizin ve bizim açımızdan bir zaman kaybı. Burada bir suç tanımlanacaksa ifade özgürlüğünü engellemenin bir suç olduğunu bir kez daha söylemek isterim.”

Mahkeme başkanı duruşmaya karar için bir dakika ara verileceğini söyledi. İzleyiciler salonda kaldı, mahkeme heyeti karar için müzakere odasına geçti.

Bir dakika sonra geri gelen mahkeme heyeti tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdiğini açıkladı. Karar salonda alkışlarla karşılandı.


Duruşmaya Katılım

Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), AB Delegasyonu, Af Örgütü, Article 19, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Britanya Elçiliği, Norveç PEN, İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) gibi birçok kurumdan gözlemciler duruşmayı izledi. Çok sayıda gazetecinin yanısıra HDP Milletvekili Ahmet Şık ve CHP eski milletvekili Melda Onur da izleyiciler arasındaydı.

Mahkeme Salonu Koşulları

30 kişilik izleyici alanı bulunan mahkeme salonu doldu. 10 civarı izleyici, sanık bölümündeki oturma alanında, yine 10 civarı izleyici de izleyici alanında ayakta duruşmayı takip etti. Duruşma salonunun içinde güvenlik görevlisi bulunmadı.

Duruşma savcısı Abdullah Gül’ün söyledikleri izleyici bölümünden duyulmadı.


Erol Önderoğlu, Şebnem Korur Fincancı ve Ahmet Nesin’in “terör örgütü propagandası yapmak”, “suç işlemeye tahrik”, “suçu ve suçluyu övme” suçlamalarından beraatlerine karar verildi.

Sanıkların cezaevinde geçirdikleri süre karşılığında tazminat hakları olduğu belirtildi.

10. Standing - April 15, 2019


Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, yazar Ahmet Nesin ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı için 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Özgür Gündem gazetesi ile dayanışmak amacıyla başlatılan “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katıldıktan sonra haklarında “terör örgütü propagandası” suçlaması ile dava açıldı. İddianameyi Cumhuriyet Savcısı Abdullah Gül hazırladı.

Çağlayan’daki İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 27 Şubat’ta görülen dokuzuncu duruşmada esas hakkında mütalaasını açıklayan duruşma savcısı, Şebnem Korur Fincancı, Erol Önderoğlu ve Ahmet Nesin’in “terör örgütü propagandası yapmak”, “suç işlemeye tahrik”, “suçu ve suçluyu övme” suçlamalarıyla cezalandırılmalarını istemişti.



Next Trial: July 17, 2019, 10 a.m.


Sanıklar Şebnem Korur Fincancı ve Erol Önderoğlu salonda hazırdılar. Erol Önderoğlu müdafii avukat Tora Pekin, Fikret İlkiz ve sanık Ahmet Aziz Nesin müdafii avukat Özcan Kılıç’ın geldiği görüldü. Sanık Rasime Şebnem Korur Fincancı müdafii avukat Oya Meriç Eyüboğlu’nun mazaret dilekçesi sunduğu görüldü. Erol Önderoğlu müdafii avukat Tora Pekin, “Savunma yapıldıktan sonra süre talep edeceğiz” dedi.

Bu talebin ardından Erol Önderoğlu beyanda bulundu. 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde başlatılan kampanyaya katıldıkları için tutuklandıklarını hatırlatan Önderoğlu, “Bir günde hazırlanan iddianame, 10 günlük tedbir tutukluluğuyla Silivri’de sona erdi. Telaşla bir günde hazırlanmış iddianame ile 2,5 yıl geçirdik. Söz konusu yargılamayı, gazeteciler ve hak savunucularının susturulması için yapılıyor diye görüyorum. Bu tür uygulamalar, peşinen cezalandırma ve hizaya getirme amacına uygun olarak, Türkiye’nin adil yargılama, ifade özgürlüğüne dair temel taahhütlerini çiğnediği gibi, gazetecilerin ve hak savunucuların korunmasına dair Birleşmiş Milletler kararlarına, AGİT tavsiyelerine ve AİHS hükümlerine de aykırıdır” ifadelerini kullandı. 1996’dan beri merkezi Paris’te bulunan, 1985 yılında kurulmuş kâr amacı gütmeyen uluslararası dernek statüsündeki Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (Reporters Sans Frontières - RSF) Türkiye temsilciliğini yaptığını belirten Önderoğlu, muhabirliğe yeni başladığı yıllarda, ilk araştırmasını gözaltında öldürülmüş gazeteci Metin Göktepe ile ilgili yaptığını ifade ettikten sonra şunları söyledi:

“Dört yıl boyunca RSF olarak Türkiye’de muazzam bir dayanışmanın parçası olduk; gözaltında dayak şiddet ve işkence ile öldürülen gazeteci Metin Göktepe’nin katilleri her kimse gün yüzüne çıkması ve yargılanmaları için öyle zannediyorum ki, katkımız olmuştur. Nitekim yargılananlar hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.”

Önderoğlu savunmasında ifade ettiği “Biz kimiz?” sorusuna yanıt olarak şunları söyledi: “Şahsımla ilgili olarak, kuruluşundan beri emek verdiğim Bağımsız İletişim Ağı (BİA) Projesi’nin hak haberciliği odaklı bir yayını olan bianet.org sitesine göz attığınızda, 15 yılı aşkın bir sürede 10 binden fazla haber kaleme aldığımı; 4 bin 882 haber, araştırma ve köşe yazısında imzam bulunduğunu görebilirsiniz. Haber içeriği bakımından ise, haberlerin büyük çoğunluğunun, AB reform sürecine, yasal süreçlere eşlik eden tartışmalarla kamuoyuna duyurulması, medya ve ifade özgürlüğü alanına etkilerinin ve gazetecilere yönelik süregiden baskıların kamuoyuna aktarılmasından ibaret olduğu anlaşılabilir.”

Önderoğlu, üç yıldır süren yargılamaya ilişkin, suçlamalara dair hiçbir kanıt ve delilin bulunmadığını ifade etti. “Beraatımı ve özgürce haber yapma hakkını talep ediyorum” dedi.

Erol Önderoğlu beyanının ardından söz alan Avukat Tora Pekin, Önderoğlu’nun bir sonraki duruşmalardan vareste tutulmasını talep etti.

Akabinde söz verilen Şebnem Korur Fincancı, avukatı Oya Meriç Eyüboğlu’nun sağlık sorunları nedeniyle hastanede yattığını, ameliyat olacağını, avukatıyla birlikte savunma vermek istediğini beyan etti.

Ahmet Nesin’in avukatı Özcan Kılıç ilk olarak “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” dayanışmasına birebir tanıklık ettiğini, OHAL (Olağanüstü Hal) kararlarıyla kapatılan gazetenin evraklarına el konulduğunu belirtti. Bir günlük sembolik bir görevi yapan kişinin Basın Kanunu gereğince sorumlu tutulamayacağı yönünde emsal teşkil eden bazı “kovuşturmaya yer yoktur” kararları ile beraat kararlarını mahkemeye sundu. Basın Kanunu’na göre hangi durumlarda sorumlu tutulacağına ilişkin incelemenin yapılması için kovuşturmanın genişletilmesi talebinde bulundu. Gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya’nın yargılamalarının devam ettiğini söyledikten sonra şu hususlara dikkat çekti:

“İnan Kızılkaya mütalaa aşamasında bile değil ama burada ısrarla karar çıkartılmaya çalışılıyor. Belki orada beraat edecek. Aynı suçlamalar, aynı iddialar… Asıl yargılama 23. Ağır cezada sürüyor. Bu hususun bekletilebilir bir unsur olabileceğini düşünüyorum. Karar vermek için bu yargılamanın sonucunun beklenmesini istiyorum.”


Mahkeme heyeti, avukatların savunma için ek süre talebini ve Erol Önderoğlu’nun vareste tutulma talebini kabul etti. Kovuşturmanın genişletilmesi talebini ise reddetti. Bir sonraki duruşma 17 Temmuz, saat 10:00’a bırakıldı.

Rasime Şebnem Korur Fincancı’nın müdafiinin mazereti kabulü edildi ve esas hakkındaki savunmasını hazırlamak üzere gelecek celseye kadar süre verildi

Erol Önderoğlu müdafiilerine esas hakkındaki savunmalarını hazırlamaları için gelecek celseye kadar süre verildi.

Ahmet Aziz Nesin müdafiinin tevsi tahkikat (soruşturmanın genişletilme) talebi ret edildi.


Duruşma Öncesi

Duruşmanın görüleceği salon önü kalabalıktı. Akademisyenler, gazeteciler ve sivil toplum örgütleri ve birçok yabancı gazetecilik örgütleri davayı izlemek için oradaydı. 10:00’da başlayacağı duyurulan duruşma 10:20’de başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Salon büyüktü fakat duruşmaya katılım yoğun olduğu için yeterli gelmedi. Salonda yaklaşık 50 kişi vardı. İki kişi ise ayakta izledi.

Duruşmaya Katılım

AGİT Basın Özgürlüğü Ofisi, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN), Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) ve Uluslararası Af Örgütü temsilcileri davayı izledi. Türkiye’den Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24), Mezopotomya Haber Ajansı davayı izledi. Ayrıcı kimi edebiyatçıların, yargılanan barış akademisyenlerinin de salonda olduğu görüldü.

Genel Gözlemler

Mahkeme heyeti Erol Önderoğlu’nun hazırladığı savunmayı dikkatle dinledi. Ara karar için verilen beş dakikalık arada izleyenler dışarı çıkarılmadı. Ara kararlar izleyenlerin yüzüne okundu. Duruşma yaklaşık 40 dakika sürdü. Yabancı gözlemcilerden biri duruşma esnasında görüntü aldığı için üyelerden biri tarafından uyarıldı.

9. Standing - Feb. 27, 2019


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından başlatılan soruşturma kapsamında Özgür Gündem Gazetesi Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyasına katılan 44 kişiden 37’si hakkında soruşturma başlatıldı. TİHV Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, yazar Ahmet Nesin, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, 20 Haziran 2016’da ifade vermek için gittikleri Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. İfadeleri alınan Fincancı, Nesin ve Önderoğlu “terör örgütü propagandası” yaptıkları gerekçesiyle İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından tutuklandı. Fincancı Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’ne, Önderoğlu ve Nesin de Silivri 9. Nolu Cezaevi’ne gönderildi. Üç isim tutuklandıktan hemen iki gün sonra haklarında iddianame hazırlandı. İddianameleri Eşref Durmuş hazırladı.

Önderoğlu, Fincancı ve Nesin hakkında üç ayrı dosyadan üç ayrı iddianame hazırlanırken, Nesin hakkındaki iddianame İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne, Fincancı ve Önderoğlu ile ilgili hazırlanan iddianame ise 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Üç isim hakkında “Örgüt propagandası yapmak”, “Suça tahrik” ve “Suç ve suçluyu övmek” iddiasıyla iki yıldan 14 yıla kadar hapis cezası istendi. Avukatların talebi üzerine Nesin’in dosyası, birleştirilme talebiyle İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. 30 Haziran 2016’da avukatların yaptığı itiraz üzerine İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulundu. İtirazları kabul eden mahkeme Fincancı ve Önderoğlu hakkında tahliye kararı verdi. Nesin için İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yapılan itiraz da mahkemenin “bugün, yarın bir karar veririz” diyen mahkeme heyetinin keyfiliğine takıldı. Nesin de 1 Temmuz 2016 günü tahliye edildi. Davadan birkaç gün önce Nesin’in dosyası İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne birleştirilme talebiyle gönderildi. Talep, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın ilk duruşması 8 Kasım 2016’da görüldü.

Avukatların, dosyanın Anayasa’ya aykırılık iddiası her defasında mahkeme heyeti tarafından ertelendi. Nesin, yurt dışında olduğu için duruşmaya katılamadı. Nesin’in ifadesinin bulunduğu ülkede alınması için mahkeme heyeti tarafından Adalet Bakanlığı’na istinabe talebinde bulunuldu. Nesin’in savunması 9 Ekim 2018 tarihli duruşmada alındığı görüldü. Davanın sekizinci duruşmasında mahkeme heyeti, savcıdan esas hakkındaki mütalaasını istedi.

Yargılamaya neden olan haberler

  • Erol Önderoğlu, Özgür Gündem’in 18 Mayıs tarihli nüshasında yayımlanan “Akar’a Jöh İsyanı” ve “Nisebin’de Jöh-Pöh Çatlağı Büyüyor”, “Tank, Top, Obüs Şirnex’ten Geçemiyor” haberleri,

  • Şebnem Korur Fincancı, Özgür Gündem’in 30 Mayıs tarihli nüshasında yer alan, “Nisebin Düşmanı Yerle Bir Etti”, “HPG: Kırk Asker Öldürüldü, İki Tank İmha Edildi” ile gazetenin Binevş isimli ekindeki “Hadi Takas Edelim Gülüşlerimizi” ve “Nerede Ezilen Bir Kadın varsa orası Bizim için Mücadele Alanıdır” ve “HSD Komutanı Rojda Felat: Esareti Sona Erdireceğiz” haber ve makaleleri.

  • Ahmet Nesin, Özgür Gündem’in Özgür Gündem gazetesinin 7 Haziran tarihli nüshasındaki “Komutan Ebu Leyla Tıpkı Mehmet Tunç Gibi Gurur Duyulacak Bir Miras Bıraktı, Seninle Gurur Duyuyoruz”, “Suriye’nin Güneşi Ebu Leyla”, “Mücadele Zafere Taşınacaktır” ve “HPG: Dersim ve Şirnex’te 2 Asker Öldü” haber ve makaleleri.



Next Trial: April 15, 2019, 10 a.m.


Duruşmada, TİHV Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ve RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ile avukatları hazır bulundu. Duruşma, duruşma savcısının mahkeme heyetine esas hakkındaki mütalaasını sunması ile başladı. Savcı mütalaasında, Fincancı, Önderoğlu ve Nesin’in ‘Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği’ yaptığı 30 Mayıs 2016, 18 Mayıs 2016 ve 7 Haziran 2016 tarihli gazete sayılarında çıkan haber başlıklarını okuyarak Fincancı, Önderoğlu ve Nesin’in “örgüt propagandası yapmak”, “suç işlemeye tahrik”, “suçu ve suçluyu övme” suçlamalarıyla cezalandırılmalarını istedi. Önderoğlu ve Fincancı, esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre talebinde bulundu.

Fincancı’nın avukatı Meriç Eyüboğlu, mütalaanın, mütalaa tekniği ve hukukun genel tekniği açısından usul ve yasaya uygun olmadığını ifade etti. Eyüboğlu, “Dün itibariyle sorduğumuzda mütalaa hazır değildi. Ancak dünden bugüne hazır olmuş. Hızlı hazırlandığı için de bir dizi eksiklik var. Mütalaada yazının başlığı verilip hangi nedenlerle suçlandıkları ve cezalandırılmalarını talep ettiği açık değildir. Hangi cümle ya da cümleler suçun oluşmasına neden olmuş belirtilmemiş. Metnin tamamı mı suç unsuruymuş? Suçun nasıl oluştuğunu açıklamamış. Bu nedenle mütalaanın bu şekilde açıklanmasını istiyorum” dedi.

Mahkeme başkanı Ali Günay, Eyüboğlu’nun beyanlarına cevaben, “Mütalaadaki yazı başlıklarının propaganda oluşturduğunu anlıyoruz. Savcılık mütalaa verir, suç olup olmadığı bizim değerlendirmemize kalmış. Savcının içeriğine ben karar veremem mütalaasını değiştiremem. Savcı beyin açıklaması bizim için yeterli demedim. İddia edilen başlıklar yönünden inceler yazı içine girmem ben de” ifadelerini kullandı. Eyüboğlu, itirazını duruşma zaptına geçirdikten sonra esas hakkındaki savunma için süre istedi.

Avukat Özcan Kılıç da, mütalaada suça ilişkin ayrıntıların olmadığına söyleyerek, “Sanıkların genel yayın yönetmenliği bir günlük bir görev süresi. Künyede isimleri bir gün yer aldı. Yargılama sürecinde talep etmemize rağmen sanıkların genel yayın yönetmenliğini prosedürlere uygun şekilde kabul edip etmedikleri, mevcut sözleşmeleri bulunup bulunmadığının araştırılması yapılmamıştır. Araştırma yapılmadan verilen mütalaanın eksik olduğunu görüyoruz” diyerek ek mütalaa talep etti. CMK’da yeniden mütalaa vermesi için dosyayı savcıya göndermeye dönük bir uygulama olamadığını söyleyen mahkeme başkanı, “Bizim tutumumuz, ‘illa insanları cezalandıracağız, usulen savunma yapın’ değil” dedi.

Avukat Özcan Kılıç ve Avukat Tora Pekin de esas hakkındaki savunma için süre istediler.


Duruşmaya 5 dakika ara veren mahkeme heyeti, mütalaanın düzenlenmesi için dosyanın iddia makamına gönderilmesi talebini reddetti.

Esas hakkındaki savunmalar için süre talebini kabul eden mahkeme duruşma için 29 Mart tarihini verdi. Avukat Kılıç, bu tarihin erken olduğunu savununca mahkeme başkanı, “Yakın tarih verince cezalandıracağız gibi algılanmasın. Biz burada bağımsız mahkemelerce yargılama yapıyoruz. Terör mahkemesi olduğu için biriken dosyalar var o yüzden erken tarihe verdik” dedi.

Duruşma, 14.30’da sona erdi.

Bir sonraki duruşma, avukatların takviminin uygun olmaması sebebiyle 15 Nisan, saat 10.00’a bırakıldı.


Duruşma Öncesi

13.30’da başlaması beklenen duruşma 13.55’te başladı. Duruşmaya gelenler koridordaki bariyerlerde bekletildi. Duruşma başlayana kadar avukatlar ve gazeteciler dışında kimse duruşma salonu önüne alınmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonunda 20 kişilik oturma yeri bulunuyordu. Avukat ve sanıklar için ayrı ayrı yerler ayrıldı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı, HDP Milletvekili Ahmet Şık, Fransa Konsolosu, RSF Almanya ve Avrupa Temsilcileri ile Helsinki Yurttaşlar Derneği, Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı’ndan hak savunucuları ve Cumartesi Anneleri izledi.

8. Standing - Jan. 28, 2019


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından başlatılan soruşturma kapsamında Özgür Gündem Gazetesi Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyasına katılan 44 kişiden 37’si hakkında soruşturma başlatıldı. TİHV Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, yazar Ahmet Nesin, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, 20 Haziran 2016’da ifade vermek için gittikleri Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

İfadeleri alınan Fincancı, Nesin ve Önderoğlu “terör örgütü propagandası” yaptıkları gerekçesiyle İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından tutuklandı. Fincancı Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’ne, Önderoğlu ve Nesin de Silivri 9. Nolu Cezaevi’ne gönderildi. Üç isim tutuklandıktan hemen iki gün sonra haklarında iddianame hazırlandı.

Önderoğlu, Fincancı ve Nesin hakkında üç ayrı dosyadan üç ayrı iddianame hazırlanırken, Nesin hakkındaki iddianame İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne, Fincancı ve Önderoğlu ile ilgili hazırlanan iddianame ise 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Üç isim hakkında “Örgüt propagandası yapmak”, “Suça tahrik” ve “Suç ve suçluyu övmek” iddiasıyla iki yıldan 14 yıla kadar hapis cezası istendi. Avukatların talebi üzerine Nesin’in dosyası, birleştirilme talebiyle İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. 30 Haziran 2016’da avukatların yaptığı itiraz üzerine İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulundu. İtirazları kabul eden mahkeme Fincancı ve Önderoğlu hakkında tahliye kararı verdi. Nesin için İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yapılan itiraz da mahkemenin “bugün, yarın bir karar veririz” diyen mahkeme heyetinin keyfiliğine takıldı. Nesin de 1 Temmuz 2016 günü tahliye edildi. Davadan birkaç gün önce Nesin’in dosyası İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne birleştirilme talebiyle gönderildi. Talep, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın ilk duruşması 8 Kasım 2016’da görüldü.

Avukatların, dosyanın Anayasa’ya aykırılık iddiası her defasında mahkeme heyeti tarafından ertelendi. Nesin, yurt dışında olduğu için duruşmaya katılamadı. Nesin’in ifadesinin bulunduğu ülkede alınması için mahkeme heyeti tarafından Adalet Bakanlığı’na istinabe talebinde bulunuldu. Nesin’in savunması 9 Ekim 2018 tarihli duruşmada alındığı görüldü. Davanın sekizinci duruşmasında mahkeme heyeti, savcıdan esas hakkındaki mütalaasını istedi.

Yargılamaya neden olan haberler

  • Erol Önderoğlu, Özgür Gündem’in 18 Mayıs tarihli nüshasında yayımlanan “Akar’a Jöh İsyanı” ve “Nisebin’de Jöh-Pöh Çatlağı Büyüyor”, “Tank, Top, Obüs Şirnex’ten Geçemiyor” haberleri,

  • Şebnem Korur Fincancı, Özgür Gündem’in 30 Mayıs tarihli nüshasında yer alan, “Nisebin Düşmanı Yerle Bir Etti”, “HPG: Kırk Asker Öldürüldü, İki Tank İmha Edildi” ile gazetenin Binevş isimli ekindeki “Hadi Takas Edelim Gülüşlerimizi” ve “Nerede Ezilen Bir Kadın varsa orası Bizim için Mücadele Alanıdır” ve “HSD Komutanı Rojda Felat: Esareti Sona Erdireceğiz” haber ve makaleleri.

  • Ahmet Nesin, Özgür Gündem’in Özgür Gündem gazetesinin 7 Haziran tarihli nüshasındaki “Komutan Ebu Leyla Tıpkı Mehmet Tunç Gibi Gurur Duyulacak Bir Miras Bıraktı, Seninle Gurur Duyuyoruz”, “Suriye’nin Güneşi Ebu Leyla”, “Mücadele Zafere Taşınacaktır” ve “HPG: Dersim ve Şirnex’te 2 Asker Öldü” haber ve makaleleri.



Next Trial: Feb. 27, 2019, 1:30 p.m.


Şebnem Korur Fincancı’nın avukatı Oya Meriç Eyüboğlu sağlık problemi nedeniyle mazeret bildirdi. Heyet salona girmeden önce katip, önceki iki duruşmanın da avukatı olan Eyüboğlu’nun mazeretinin bu dosyaya gelmediğini söyledi. Eyüboğlu ile çalışan avukat bu konu ile ilgilendi.

Mahkeme başkanı Ali Günay salona girdiğinde Erol Önderoğlu’na hitaben “Erol Önderoğlu sensin”, mübaşire duyma problemi olduğunu belirten Şebnem Korur Fincancı’ya ise “Sen duyabiliyon mu?” dedi.

Bunun üzerine söz alan Erol Öndeoğlu ile mahkeme başkanı arasında şu diyalog geçti:

Erol Önderoğlu: Ben burada sanık olarak bulunuyorum, suçluluk atfedilmiş değil. Size ve adalet makamına asgari saygı çerçevesinde devamlı ‘siz’ olarak hitap ediyorum. Bana da siz olarak hitap edilmesini istiyorum.

Mahkeme Başkanı: Bizim genel hitap şeklimiz bu.

Erol Önderoğlu: Genel hitap şeklini kabul etmiyorum.

Mahkeme Başkanı bunun üzerine duruşmaya dair “Söylemek istediğin bir şey var mı Erol Önderoğlu” diyerek “sen” şeklindeki hitabını sürdürdü. Önderoğlu söyleyecek bir şeyi olmadığını belirtti.

Önderoğlu’nun avukatı Fikret İlkiz “Söylenecek bir şey yok, anladığım kadarıyla dosyaya gelen belgeyi okuyacaksınız” demesi üzerine Mahkeme Başkanı dosyaya Ahmet Ali Nesin’in savunmasının geldiğini belirterek “Bizim diyeceğimiz yok” dedi.

Nesin, Fransa’da verdiği ve dosyaya ulaşan ve Türkçe’ye çevrilen savunmasında suçlamaları kabul etmediğini, söyleyecek bir şeyi olmadığını, davanın Fransız hukuki yetkililerini ilgilendirmediğini belirtti. Fikret İlkiz, gelen belgeye diyecek bir şeyleri olmadığını belirtti.

Mahkeme Başkanı, Şebnem Korur Fincancı’ya “Söylemek istediğin bir şey var mı?” diye sordu. Şebnem Korur Fincancı, söyleyecek bir şeyi olmadığını, avukatının sağlık nedeniyle mazeretli olduğunu söyledi.

Savcı da gelen belgeye dair diyeceğinin olmadığını söyledi.


Mahkeme başkanı savunması alındığı için Ahmet Aziz Nesin hakkındaki yakalama kararının kaldırılmasını, esas hakkında mütalaasını sunması için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine karar verdi.

Duruşma 11.50’de sona erdi. Bir sonraki duruşma 27 Şubat 2019 saat 13.30’da.


Duruşma Öncesi

Aynı mahkemede Barış Akademisyenleri’nin duruşmaları görüleceği için duruşma salonunun koridoruna çıkan barikat önünde çok sayıda insan vardı. Akademisyenlerin duruşması başlamak üzere iken barikattan geçişe izin verildi. Basın mensuplarına kimlik sorulmadı. Duruşma üçüncü sıradaydı. Akademisyenlerin iki duruşmasının bitmesinin ardından duruşma saati olan 11.30’a 10 dakika kaldı. Mahkeme başkanı duruşma saatinde başlayacağını belirtti. İzleyiciler kapı önüne çıktı, salonda kalan basın mensuplarına müdahale olmadı. Duruşma için sanıklar 11.40’ta yerlerini aldı, heyet 11.44’te salona girdi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu İstanbul Adliyesi’ndeki standart salonlardandı. Cam yoktu. Sıcaklık iyiydi. Salonun her iki yanında toplam 36 sandalye seyircilere ayrılmıştı. Mübaşir ayakta seyirci kalmamasını söyledi, seyirciler sıkışarak ayakta kalanlara yer açtı.

Duruşmaya Katılım

Akademisyen duruşmalarını izleyen çok sayıda akademisyen bu duruşmayı da takip etti. Sınır Tanımayan Gazeteciler (Reporters Sans Frontieres / RSF) Genel Sekreteri Christophe Deloire, RSF Almanya temsilcisi Christian Mihr ve RSF EECA (Eastern Europe&Central Asia) direktörü Johann Bihr ile beş gazeteci de duruşmayı takip edenler arasındaydı.

Sanıklardan Şebnem Korur Fincancı ve Erol Önderoğlu duruşmaya katıldı.

Genel Gözlemler

Mahkeme başkanı ve iki üyeden oluşan mahkeme heyetinin üçü de erkekti. Mahkeme başkanının “Sen” hitabına yönelik Erol Önderoğlu’nun itirazı karşılık bulmadı. Duruşma sonunda mazerete dair karar vermemesiyle ilgili Avukat Meriç Eyübolu’nun mazeretinin mahkemeye ulaşmadığını, bu konuda tutanağı tekrar açamayacağını belirterek “Zaten karar almadık, önemli değil” dedi.

Mahkeme başkanının sert, karşısındakini dikkate almayan bir havası vardı.

Önderoğlu, Fincancı, Nesin - Özgür Gündem Trial (Indictment)

Önderoğlu, Fincancı, Nesin - Özgür Gündem Trial 8. Standing (Minutes of the Hearing)

Önderoğlu, Fincancı, Nesin - Özgür Gündem Trial 9. Standing (Minutes of the Hearing)

Önderoğlu, Fincancı, Nesin - Özgür Gündem Trial 11. Standing (Minutes of the Hearing)