Seda Taşkın

Seda Taşkın - Propaganda of an Organization Trial

Mezopotamya Ajansı’nın Van Bürosu’nda çalışan Seda Taşkın, haber takibi için gittiği Muş’ta hakkında polislerce durdurularak Genel Bilgi Taraması (GBT) yapıldı. Kimlik kontörlünün ardından serbest bırakıldı. Yaklaşık 20 dakika sonra polislerce telefonundan aranarak, “imzalaman gereken bir belge var” denilerek, çağrıldığı Muş Emniyet Müdürlüğü’ne giderken gözaltına alındı.
Terörle Mücadele Şubesi’ndeki (TEM) sorgusunda kente bağlı Varto ilçesinde 6 Nisan 2016’da tutuklanan 75 yaşındaki Sise Bingöl’ün evine neden gittiği soruldu. Sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları yöneltildi.

23 Aralık günü Muş Adliyesi’ndeki savcılığa çıkarıldı. Savcılık sorgusunun ardından “Örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” suçlamalarıyla tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi. Mahkemede “adli kontrol şartı” ile serbest bırakıldı. Aynı gün savcılık serbest bırakılmasına itiraz etti. Hakkında yakalama kararı çıkartıldı. 23 Ocak 2018’de Ankara’da ikinci kez gözaltına alındı. Ses Ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracığıyla itirazı kabul eden Bitlis Sulh Ceza Hakimliği’nce ifadesinin alınmasından sonra “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanarak, Sincan Kadın Cezaevi’ne götürüldü.

İddianamesi Muş Cumhuriyet Savcısı Muhammed Mustafa Demirbaş tarafından hazırlandı. Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 8 Mart 2018’de kabul edilmesinin ardından hakkında “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla dava açıldı.

Muş Cumhuriyet Savcısı Muhammed Mustafa Demirbaş tarafından 8 Mart 2018’de “Örgüt propagandası” ve “Örgüt üyesi olmak” iddialarıyla hazırlanan iddianame, sunulduğu Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından da kabul edildi

Savcı Demirtaş, 47 sayfa olarak hazırlandığı iddianamenin 19 sayfasında “PKK/KCK” yapılanmasının tarihçesi ile yapılanmaya dair değerlendirme ve yorumlara yer verdi.

İddianamede gözaltına alınmasına gerekçe gösterilen ihbara da yer verildi. 20 Aralık 2017 günü saat 16.40’da ismini vermeyen bir şahıs tarafından yapıldığı belirtilen ihbarda şu ifadelerin kullanıldığı aktarıldı:

“Seher Taşkın isimli KCK’lı şahıs, teröristlerle alakalı propaganda videosu çekiyor, gençleri örgütlüyor. Lütfen ilgilenin bu şahısla. Kimliğimin açıklanmasını istemiyorum, can güvenliğim için.”

İddianamede “Seda” ismi, “kod adı” olarak değerlendirildi. Ancak Taşkın, çevresince de “Seda” ismiyle tanındığı gibi haberlerinde ve günlük yaşamında da “Seda” ismini kullanıyordu.

Taşkın hakkında yapılan açık kaynak araştırılmalarında ise, yaptığı bazı haberlerin yanı sıra bağlı bulunduğu ajansa servis ettiği kimi haberler de suç unsuru olarak değerlendirildi.

Taşkın’ın sosyal medya hesaplarından paylaştığı haberlerle birlikte beğendiği ya da retweetlediği haberler de iddianamede suçlama konusu yapıldı. Taşkın, Mezopotamya Haber Ajansı’na ait haberleri, ajansa yönelik operasyona ilişkin fotoğrafları, tutuklu HDP milletvekillerinin serbest bırakılması talebiyle başlatılan imza kampanyasının bağlantısını, DİHA mikrofonunun fotoğrafını paylaşmıştı.

İddianamede, Taşkın’ın gözaltına alınmasının ardından çalıştığı Mezoptamya Ajansı’nın muhabirinin gözaltına alındığına dair servis ettiği “Muhabirimiz Seda Taşkın gözaltına alındı” başlıklı haber “açık kaynak araştırması” olarak iddianameye konuldu.

Taşkın’ın gözaltına alındığı sırada el konulan kamera, bilgisayar ve fotoğraf makinası üzerinde yapılan inceleme sonuçları da iddianamede kapsamlı olarak yer aldı.

Savcı Demirtaş, iddianameye Taşkın’ın haber için yaptığı telefon görüşmelerini de koydu. Telefon görüşmelerinin içeriğinin “haber içerikli” olduğuna da yer veren savcı Demirbaş, buna rağmen bu görüşmeleri “suç unsuru” olarak değerlendirdi. Söz konusu iki telefon görüşmesine dair iddianame şu ifadelere yer verildi:

“HDP Van Milletvekili Bedia Özgökçe ile olağanüstü hal ve kadına şiddet üzerine haber içerikli bir telefon görüşmesinin yer aldığı. Ses kaydının Van Gölü̈ ve çevresindeki sazlık alanların dolgu çalışmaları nedeniyle tahrip edilmesi konusunu haber yapmak istediğine dair içerik ihtiva ettiği…”

İddianamede, Taşkın’ın farklı bir bilgisayarda açık bıraktığı bilgisayar uygulamasını söz konusu bilgisayarın sahibinden silmesini istemesi de “örgütsel gizliliği sağlayabilmek” olarak değerlendirildi.

Savcı Demirbaş, “şüphelinin kullanmakta olduğu dijital veriler üzerinde yapılan incelemede 16. sayfada ‘güzelim ben eğer oraya gelemezsem senden sizin bilgisayardaki benim programları silmeni isteyeceğim, olurum, ama unutmaman lazım’ seklinde görüşme yaptığı, bu görüşmesinin de örgütsel gizliliği sağlayabilmek maksadıyla zaman zaman yapılan faaliyetleri kapsadığı” değerlendirmesi yaptı.

Taşkın’ın Varto’da anne ve babası tutuklanan çocukların yaşadıklarını haberleştirmek amacıyla çocukların yakınlarıyla yaptığı söyleşi de suç unsuru sayıldı.

Taşkın’ın bir arkadaşıyla Whatsapp uygulaması üzerinden haber bulamamaktan yakınmasına dair görüşmesi de suç unsuru oldu.

İddianamede Taşkın’ın, örgüt üyeliği kapsamında hükümlü bulunan şahısların ve ailelerinin durumu ile ilgili haber arayışı içinde olduğu belirtildi. Bu tür haberler ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin uluslararası alanda yalnız bırakılma amacının güdüldüğü iddia edildi.

Taşkın’ın haber takibinin Dicle Haber Ajansı (DİHA) ve DiHaber Ajanslarının yayın politikaları ile aynı çizgide olduğu ifade edildi. Bu ajansların da “PKK/KCK terör örgütünün sözde mücadelesini haklı gösterir çizgide” olduğu değerlendirmesi yapıldı.

Taşkın’ın savcılık ve kolluktaki savunması ise, “suç ve cezadan kurtulmaya yönelik” olarak değerlendiren savcı, buna “itibar edilmemesi” görüşünü de iddianamede yer verdi

Seda taşkın için için Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 maddesi dolayısıyla “Silahlı Örgüte Üye Olma” suçlaması yapıldı. Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1 maddesi dolayısıyla bu maddeye “Cezaların Artırımı” uygulamasıyla 7,5 yıldan 15 yıla hapis istendi. Ayrıca Terörle Mücadele Kanunu’nun s 7/2-1,2 dolayısıyla “Terör Örgütü Propagandası Yapma” suçlamasıyla 1,5 yıldan 7,5 yıla kadar hapis cezası da istendi. İstenen toplam ceza 9 yıldan 22,5 yıla ulaştı.

Taşkın hakkındaki davanın ilk duruşması 30 Nisan 2018’de görüldü. Taşkın’ın cezaevinden SEGBİS aracılığıyla katıldığı duruşmada Taşkın’ın gözaltına alınmasına gerekçe gösterilen mailin Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) uzantılı olduğu ortaya çıktı.

Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü’ne yapılan ihbar mailinin içeriğini açıklayan mahkeme heyeti, maili gönderenin kimliğini ise gizli tuttu.

Mailin gönderilme zamanı ile Taşkın’ın gözaltına alınması arasındaki zaman süresi de dikkat çekti. 20 Aralık 2017 günü saat 16.40 gönderilen ihbar mailinden 20 dakika sonra gözaltına alındığı bu ihbar mailinin açıklanmasıyla ortaya çıktı. Duruşmada Taşkın’ın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Mahkeme heyeti Taşkın’ın ikamet ettiği yerdeki karakol tarafından “Seda” ismini kullanıp kullanmadığının araştırılmasına karar verdi.

Davanın ikinci duruşması ise 2 Temmuz 2018 günü görüldü. Taşkın, bu duruşmaya da SEGBİS aracılığıyla cezaevinden katıldı. Avukatların Sincan Kadın Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu’na yazı yazılarak gerek kapalı görüşlerde gerekse telefon görüşmelerinde ve mektup yazışmalarında “Seda” ismini kullanıp kullanmadığına dair kayıtların istenilmesi talebi kabul edildi. Avukatların ihbara konu IP araştırmasına yönelik talepleri ise bir önceki duruşmada reddedildiği gerekçesiyle bir kez daha reddedildi. Taşkın’ın tutukluluğuna devam kararı verildi.

Davanın üçüncü duruşması 12 Eylül 2018 günü görüldü. Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan Savcı Oğuz Tancan, Taşkın’ın “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme dosyadaki eksikliklerin giderilmesi ve savunma için ek süre verilmesi amacıyla duruşmayı 10 Ekim’e ertelendi. Taşkın’ın tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Davanın karar duruşmasında Taşkın, faaliyetlerinin gazetecilik faaliyeti olduğunu belirterek, tahliyesini talep etti. Mahkeme Başkanı Güngör Murad Uçar, hükmü okudu. Kararda Taşkın’a, “örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmek” suçundan 4 yıl 2 ay, “örgüt propagandası” suçundan ise 3 yıl 4 ay olmak üzere, toplamda 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Mahkeme, Taşkın’ın tutukluluğunun temyiz süresi boyunca devamına hükmetti.

İstinaf Süreci

Yerel mahkemenin verdiği hapis kararı, Taşkın’ın avukatları tarafından Erzurum Bölge Mahkemesi’ne götürüldü. Başvurunun incelenmesi kararıyla birlikte 17 Ocak 2019’da tahliye kararı verildi.

İstinaf duruşması için 20 Mart günü belirlendi. Taşkın, duruşmaya Ankara’dan SEGBİS aracılığıyla katıldı. İstinaf savcısı ilk derece mahkemesinin verdiği cezanın onaylanması yönünde mütalaa verdi. Mütalaaya ilişkin savunma için duruşma 15 Mayıs 2019’a bırakıldı. Bu duruşmada istinaf mahkemesi hapis cezasını bozdu. Taşkın’a sadece “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla 1 yıl 1 ay hapis cezası verildi.

Ancak savcılık istinaf mahkemesinin bu kararına itiraz etti. Dosya itiraz üzerine nihai karar için Yargıtay’da.

6. Standing - May 15, 2019


Gazeteci Seda Taşkın, çalıştığı Mezopotamya Ajansı için 20 Aralık 2017’de Muş’ta haber takibi sırasında gözaltına alındı. Gözaltı öncesi kimlik kontrolü yapılıp bırakıldıktan yarım saat sonra telefonla “İmzalaman gereken bir evrak” var denilerek Muş Emniyet Müdürlüğü’ne çağrıldı. Henüz yoldayken zırhlı araçla yanına gelen polislerce “Hakkında ciddi ihbar” var denilerek, gözaltına alındı.

Dosyasına “kısıtlılık kararı” getirildi. Emniyetteki sorgusunun ardından çıkarıldığı savcılıkta tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. 23 Aralık günü sulh ceza hakimliğince “adli kontrol şartı” ile serbest bırakıldı. Savcılığın serbest bırakılmaya dönük 27 Aralık’taki itirazı sonrası 22 Ocak 2018 günü Ankara’daki evine düzenlenen polis baskınında yeniden gözaltına alındı.

Bitlis Sulh Ceza Hakimliği tarafından SEGBİS üzerinden ifadesinin alınmasının ardından “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) suçlamasıyla 23 Ocak günü tutuklandı.

İddianame Muş Cumhuriyet Savcısı Muhammed Mustafa Demirbaş tarafından 2 Şubat 2018’de tamamlandı. Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2 Mart 2018 günü kabul edilerek, dava açıldı. “Örgüt propagandası yapmak” (TMK 7/2) ve “örgüt üyesi olmak” (TCK 314/2) suçlamaları yöneltildi.

47 sayfalık iddianamede haber kaynaklarıyla yaptığı telefon görüşmeleri, yaptığı haberler ve sosyal medya paylaşımları suçlamalara dayanak gösterildi.

İlk duruşması 30 Nisan’da Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Gazeteci Taşkın, duruşmaya Sincan Kadın Cezaevi’nden SEGBİS aracılığıyla bağlandı. Duruşmada Taşkın hakkında e-postayla yapılan ihbarın Emniyet Genel Müdürlüğü mensuplarınca kullanılan “egm” uzantılı adresten gönderildiği ortaya çıktı. Duruşma Taşkın’ın tutukluluğunun devamına karar verilerek, 2 Temmuz 2018 tarihine ertelendi.

Davanın ikinci duruşmasında da Taşkın’ın tutukluluğuna devam kararı verildi.

Davanın 12 Eylül 2018’de görülen üçüncü duruşmasında esas hakkında mütalaasını veren savcı, Taşkın’ın “örgüt üyeliği” ve “zincirleme propaganda yapmak” suçlarından cezalandırılmasını talep etti.

Karar duruşmasında 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Avukatların kararı götürdüğü Erzurum Bölge Mahkemesi (istinaf) kararıyla tahliye oldu.

İstinaf yargılamasının karar duruşması 15 Mayıs 2019’da görüldü. Yargılama sonunda Taşkın’ın, “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım” suçundan beraatine karar verildi. “Örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılmasına ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmetti.

Savcılığın itirazı üzerine bu dosya Yargıtay’a taşındı. Yargıtay süreci devam ediyor.


Seda Taşkın’ın istinaf sürecindeki ikinci duruşması saat 12:25’te başladı. 10 dakika sürdü. Tutuksuz yargılanan Seda Taşkın, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi’nce görülen duruşmaya Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesi salonundan SEGBİS aracılığı ile katıldı.

Son sözleri sorulan Seda Taşkın, burada bulunmasının ve yargılanıyor olmasının nedeninin “gazetecilik mesleğini yapması” olduğunu söyledi: “Gazetecilik bir suç değildir ve bunu bir kez daha yinelemek istiyorum” dedi.

Hakkındaki suçlamaların tamamını reddeden Taşkın, beraatini istedi.

Taşkın’ın avukatı Ebru Akkal, Anayasa Mahkemesi’nin, bir televizyon programında “çocuklar ölmesin” dediği için hapisle hapisle cezalandırılan öğretmen Ayşe Çevik hakkında verdiği hak ihlali kararını anımsattı. Akkal, Yüksek Mahkeme’nin bu kararında, ifade özgürlüğünün sınırlarının geniş tutulduğunu belirtti.

Akkal, şöyle konuştu:

“Daha fazla özgürlük talebine veya ülke yönetim biçiminin eleştirisine yönelik düşüncelerin devlet yetkilileri için rahatız edici olsa bile açıklanması ifade özgürlüğünün koruması altındadır.”

Akkal, bu geniş yorumların Taşkın dosyası için de emsal olarak kabul edilmesini istedi. Akkal, Taşkın’ın beraatini istedi.


Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi, Taşkın hakkında Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği cezayı bozdu.

Mahkeme, Taşkın’ın, “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım” suçundan beraatine karar verdi.

Mahkeme, Taşkın’ın “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılmasına ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmetti.


Duruşma Öncesi

Taşkın, Erzurum’daki duruşmaya Ankara Adliyesi’nde SEGBİS üzerinden katıldı.

9:45’te başlayacağı ilan edilen duruşma 12:25’te başladı. Duruşmayı izlemeye gelen çok sayıda gazeteci Adliye koridorlarında beklemek durumunda kaldı.

Uzun bekleme süresinin bir gerekçesi de Taşkın’ın SEGBİS ile katılacağı duruşmanın hangi salonda yapılacağının belirlenmesi oldu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonu normal büyüklükteydi.

Duruşma Katılım

Duruşmaya Taşkın’ın çok sayıda gazeteci arkadaşı izleyici olarak katıldı. Ayrıca Ankara Barosu Cezaevi Sorunları İzleme Komisyonu üyesi eski Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Ercan İpekçi de katılım gösterdi.

Genel Gözlemler

Duruşma yaklaşık 2 saat 40 dakika geç başlayan duruşma yaklaşık 10 dakika sürdü. Duruşmanın geç başlaması dışında herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı.

5. Standing - March 20, 2019


Gazeteci Seda Taşkın, çalıştığı Mezopotamya Ajansı için 20 Aralık 2017’de Muş’ta haber takibi sırasında gözaltına alındı. Gözaltı öncesi kimlik kontrolü yapılıp bırakıldıktan yarım saat sonra telefonla “İmzalaman gereken bir evrak” var denilerek Muş Emniyet Müdürlüğü’ne çağrıldı. Henüz yoldayken zırhlı araçla yanına gelen polislerce “hakkında ciddi ihbar” var denilerek, gözaltına alındı.

Dosyasına “kısıtlılık kararı” getirildi. Emniyetteki sorgusunun ardından çıkarıldığı savcılıkta tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. 23 Aralık günü sulh ceza hakimliğince “adli kontrol şartı” ile serbest bırakıldı. Savcılığın serbest bırakılmaya dönük 27 Aralık’taki itirazı sonrası 22 Ocak 2018 günü Ankara’daki evine düzenlenen polis baskınında yeniden gözaltına alındı.

Bitlis Sulh Ceza Hakimliği tarafından SEGBİS üzerinden ifadesinin alınmasının ardından “örgüt üyeliği” 23 Ocak günü tutuklandı.

İddianame Muş Cumhuriyet Savcısı Muhammed Mustafa Demirbaş tarafından 2 Şubat 2018’de tamamdı. Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2 Mart günü kabul edilerek, dava açıldı. “Örgüt propagandası yapmak” ve “örgüt üyesi olmak” suçlamaları yöneltildi.

47 sayfalık iddianamede haber kaynaklarıyla yaptığı telefon görüşmeleri, yaptığı haberler ve sosyal medya paylaşımları suçlamalara dayanak gösterildi.

İlk duruşması 30 Nisan’da Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Gazeteci Taşkın, duruşmaya Sincan Kadın Cezaevi’nden SEGBİS aracılığıyla bağlandı. Duruşmada Taşkın hakkında e-postayla yapılan ihbarın Emniyet Genel Müdürlüğü mensuplarınca kullanılan “egm” uzantılı adresten gönderildiği ortaya çıktı. Duruşma Taşkın’ın tutukluluğunun devamına karar verilerek, 2 Temmuz 2018 tarihine ertelendi.

Davanın ikinci duruşmasında da Taşkın’ın tutukluluğuna devam kararı verildi.

Davanın 12 Eylül 2018’de görülen üçüncü duruşmasında esas hakkında mütalaasını veren savcı, Taşkın’ın “örgüt üyeliği” ve “zincirleme propaganda yapmak” suçlarından cezalandırılmasını talep etti.

Karar duruşmasında 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Avukatların kararı istinaf mahkemesine taşıdı.

Erzurum Bölge Mahkemesi’nin (istinaf) dosyayı incelemesiyle birlikte mahkemenin 17 Ocak 2019’da verdiği ara kararla tahliye oldu.

Erzurum 6. Ceza Dairesi, duruşma için ise 20 Mart 2019 tarihini belirledi. İstinaf mahkemesindeki karar duruşması ise 15 Mayıs 2019’da görüldü. Duruşma sonunda Taşkın’ın, “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım” suçundan beraatine karar verildi.

Mahkeme, Taşkın’ın “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılmasına ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmetti.

Ancak 30 Mayıs 2019’da savcılık istinaf mahkemesinin bu kararına itiraz etti. Savcılık itirazında yerel mahkemenin verdiği kararın yerinde olduğunu, istinaf mahkemesinin verdiği beraat kararının ise hukuka aykırı olduğunu savundu.

İtiraz üzerine dosya nihai karar için Yargıtay gitti. Yargıtay süreci devam ediyor.



Next Trial: May 15, 2019, 9:45 a.m.


Seda Taşkın’ın istinaf sürecindeki ilk duruşması için 10:30 saati belirlenmişti. Ancak duruşma bağlantı yapılacak SEGBİS salonunu önceden ayarlanmamış olmasından dolayı 10:50’de başladı. Gazeteci Seda Taşkın, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi’nde görülen duruşmaya katılmadı. Duruşmaya Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. İstinaf mahkemesindeki duruşma salonunda avukatı Gulan Çağın Kaleli, Ankara’da ise avukatı Ebru Akkal, Taşkın’a eşlik etti.

İstinaf mahkemesindeki duruşmada Murat Uzun (başkan), Mahmut Ateş ile Meltem Memiş (üyeler) ve savcı Halil Kurt görev adlı.

Duruşma ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararı ve dosya içerisindeki belgelerin okunmasıyla başladı.

Ardından kimlik tespiti yapıldı. Ardından Taşkın, yerel mahkemede verdiği savunmasını tekrar ettiğini beyan etti. Taşkın’ın istinaf duruşmasındaki savunmasının satır başları şöyleydi:

“Ben Ankara da ikamet ediyorum ve gazeteciyim. Mesleğim gereği haber yapmak ve gezmek için hakkımda soruşturma başlatılan dönemde Muş, Bitlis gibi illere gittim. Haberin olduğu yerlere gitmek mesleğimin doğasında vardır. Ancak Muş’ta bir anda polis tarafından arama kararı olmamasına rağmen yakalandım ve eşyalarım arandı. Sonrasında hakkımda bir ihbar olduğu söylendi ancak ben bu ihbarın kimlik bilgilerimi alan polisler tarafından alelacele yapılmış olduğunu düşünüyorum.

“Emniyette işkence gördüm ve polis yargılamanın tüm aşamalarına müdahil oldu. Sosyal medyada yapmış olduğum paylaşımların tamamı haber amaçlı paylaşımlardır. Bunlar dışında çeşitli toplumsal konulara ilişkin bir çok haber ve fotoğraflarım bulunmaktadır. Yaşadığım süreçlerin muhalif bir gazeteci olmamdan kaynaklandığını düşünüyorum. Seda ismini çocukluğumdan beri kullanmaktayım ve ailem bana bu şekilde hitap etmektedir. Buna ilişkin dosya içerisinde bulunan cezaevindeki mektuplarımda delil olarak kabul edilebilir. Gerekirse bu konu ile ilgili pek çok tanıkta gösterebilirim. Ben suç işlemek kastıyla hareket etmedim. Ben sadece bir gazeteciyim.”

Ardından duruşma salonunda bulunan avukat Gulan Çağın Kaleli savunma yaptı:

“İlk derece mahkemesinde yapılmış olan yargılama tamamen polis etkisi ve altında gerçekleşmiştir. Bahse konu ihbar mailinin göndericisinin de alıcısının da emniyet olduğu dosyada anlaşıldığı halde bu hususa ilişkin araştırma taleplerimiz reddedilmiştir. Cezanın gerekçesi tamamen kişisel duygular ve önyargıyla oluşturulmuştur. Dosyaya sanığın yapmış olduğu birçok haberi sunmuş olduğumuz halde gerekçe de bunlar yok sayılmıştır.

“Müvekkilimin paylaşmış olduğu tweetlerin kaynağı olan kişi de yargılandığı davada beraat etmiştir. Dolayısıyla müvekkilin bunlardan sorumlu tutulması düşünülemez. Suç teşkil eden bir eylemi yoktur. Biz öncelikle beraatine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte olursa lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ederiz.”

Avukat Ebru Akkal da önceki savunmalarını tekrar ettiğini kaydetti. Akkal’ın savunma yaptığı sırada biri resmi olmak üzere sivil polis olduğunu belirten 4 kişi salona girdi. Taşkın’ın gazeteci meslektaşları ve avukatlarının dışında kimsenin bulunmadığı duruşma salonuna giren polislere Akkal tepki gösterdi. Duruşma salonunda bulunamayacaklarını söyledi. Polisler tepki üzerine dışarı çıktı.

Akkal daha sonra savunmasına, şöyle devam etti:

“Tamamen emniyet tarafından oluşturulduğu anlaşılan maile dayanılarak soruşturma yapılmıştır. Yine müvekkilin örgüte yardım suçundan savunma yapması sağlanmadan hüküm kurularak savunma hakkı kısıtlanmıştır. Seda müvekkilin kod ismi olmayıp günlük hayatta kullandığı ismidir. İhbar metninde bu isme yer verilmeyip kimlik isminin kullanılması da bu hususu doğrulamaktadır. Başından beri savunduğumuz gibi müvekkil hakkındaki soruşturma tamamen polis kaynaklı olup halen şu an bulunduğumuz duruşma salonu dışında da polisler beklemekte, neden geldiklerini sorduğumuzda ise ‘neden geldiğimizi sonra görürsünüz’ gibi ifadeler kullanmaktadırlar.”

Daha sonra Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütalaasını sundu.

Mütalaada ilk derece mahkemesinin verdiği cezanın yerinde olduğu ve istinaf isteminin reddedilmesi talep edildi.

Taşkın ve avukatları ise mütalaaya karşı detaylı savunma yapmak için süre talebinde bulundu.


Mahkeme heyeti duruşmaya ara vermeksizin kararını açıkladı. Taşkın ve avukatlarının süre talebi kabul edilerek, bir sonraki duruşmanın 15 Mayıs 2019’a bırakılmasına karar verildi.


Duruşma Öncesi

Taşkın, Erzurum’daki duruşmaya Ankara Adliyesi’nde SEGBİS üzerinden katıldı. Adliye X-Ray cihazlarından yapılan aramalardan sonra girildi. SEGBİS bağlantısının yapılacağı duruşma salonu önceden hazırlanmamıştı. Taşkın ve duruşmayı izlemeye gelenler bir süre duruşma salonunu aradı.

Mahkeme Salonu Koşulları

SEGBİS bağlantısının yapıldığı duruşma 10 izleyici sırasının olduğu asliye ceza mahkemesine ait duruşma salonuydu. SEGBİS bağlantısı için iki televizyon ekranı vardı. Ancak birisi bağlantı sırasında da kapalıydı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya Taşkın’ın çok sayıda gazeteci arkadaşı izleyici olarak katıldı. TGS, ÇGD gibi gazeteci örgütleri ve Taşkın’ın çok sayıda meslektaşı katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşma SEGBİS bağlantısı ile yapıldı. Olağanüstü tek durum savunmalar devam ederken, polislerin içeriye girmesiydi. Tepkiler üzerine salondan çıkan polisler bir süre daha kapının önünde bekledi. Bunun yasal olmadığını belirten avukat Ebru Akkal’a polisler “neden geldiğimizi çıkışta göreceksiniz” şeklinde yanıt verdi.

4. Standing - Oct. 10, 2018


Gazeteci Seda Taşkın, çalıştığı Mezopotamya Ajansı için 20 Aralık 2017’de Muş’ta haber takibi sırasında gözaltına alındı. Gözaltı öncesi kimlik kontrolü yapılıp bırakıldıktan yarım saat sonra telefonla “İmzalaman gereken bir evrak” var denilerek Muş Emniyet Müdürlüğü’ne çağrıldı. Henüz yoldayken zırhlı araçla yanına gelen polislerce “hakkında ciddi ihbar” var denilerek, gözaltına alındı.

Dosyasına “kısıtlılık kararı” getirildi. Emniyetteki sorgusunun ardından çıkarıldığı savcılıkta tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. 23 Aralık günü sulh ceza hakimliğince “adli kontrol şartı” ile serbest bırakıldı. Savcılığın serbest bırakılmaya dönük 27 Aralık’taki itirazı sonrası 22 Ocak 2018 günü Ankara’daki evine düzenlenen polis baskınında yeniden gözaltına alındı.

Bitlis Sulh Ceza Hakimliği tarafından SEGBİS üzerinden ifadesinin alınmasının ardından “örgüt üyeliği” 23 Ocak günü tutuklandı.

İddianame Muş Cumhuriyet Savcısı Muhammed Mustafa Demirbaş tarafından 2 Şubat 2018’de tamamdı. Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2 Mart günü kabul edilerek, dava açıldı. “Örgüt propagandası yapmak” ve “örgüt üyesi olmak” suçlamaları yöneltildi.

47 sayfalık iddianamede haber kaynaklarıyla yaptığı telefon görüşmeleri, yaptığı haberler ve sosyal medya paylaşımları suçlamalara dayanak gösterildi.

İlk duruşması 30 Nisan’da Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Gazeteci Taşkın, duruşmaya Sincan Kadın Cezaevi’nden SEGBİS aracılığıyla bağlandı. Duruşmada Taşkın hakkında e-postayla yapılan ihbarın Emniyet Genel Müdürlüğü mensuplarınca kullanılan “egm” uzantılı adresten gönderildiği ortaya çıktı. Duruşma Taşkın’ın tutukluluğunun devamına karar verilerek, 2 Temmuz 2018 tarihine ertelendi.

Davanın ikinci duruşmasında da Taşkın’ın tutukluluğuna devam kararı verildi.

Davanın 12 Eylül 2018’de görülen üçüncü duruşmasında esas hakkında mütalaasını veren savcı, Taşkın’ın “örgüt üyeliği” ve “zincirleme propaganda yapmak” suçlarından cezalandırılmasını talep etti.

Karar duruşmasında 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Avukatların kararı temyize götürmesinin ardından Erzurum Bölge Mahkemesi (istinaf) tarafından tahliye oldu. İstinaf mahkemesindeki yargılama süreci devam ediyor. Davanın karar duruşması 14 Mayıs 2019’da görülecek.


Muş 2. Ağır Ceza mahkemesi’nde görülen davanın 4. duruşmasında mahkeme heyeti Güngör Murad Uçar başkanlığında üye hakimler Kübra Hilal Karakaş Küçükkaraca ve Munise Seray Göncü Döner’den oluştu. Duruşmaya tutuklu yargılanan Seda Taşkın, tutuklu bulunduğu Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nden SEGBİS sistemi ile katıldı.

Duruşmada ilk olarak Taşkın, hakkında ceza talep edilmesi yönünde verilen mütalaaya ilişkin savunma yaptı. Taşkın, savunmasında şunları dile getirdi:

“Hakkımda verilen mütalaayı kabul etmiyorum. Farklı sektörlerde çalıştım ancak gazeteciliğe merakım olduğu için kendi imkanlarımla fotoğrafçılık kursuna gittim ve ardından da 2015 yılında gazeteciliğe başladım. Üç yıldır da gazetecilik yapıyorum.

“Muş’a gelme amacım tamamen gazetecilik faaliyeti kapsamındadır. Bu haberler birçok yerde yayınlandı. Ancak bunlara dosyada yer verilmemiş. 80 yaşında tutuklanan Sisê Bingöl’ün haberi birçok medyada yayınlandı. Ben de ailesiyle durumuna ilişkin haber yapmak amacıyla görüştüm. Dosyada anne ve babası tutuklu çocuklarla ilgili yaptığım röportaj yayınlanmamış ve dosyaya suç unsuru olarak konulmuş.

“Varto’dan Muş merkeze döndükten sonra girdiğim bir mağazada beni takip eden polisler mağazaya gelerek kimlik kontrolü yaptı. Ardından gittiler. Ancak yaklaşık 20 dakika sonra telefonla beni arayarak “bir belge imzalamanız gerekiyor, emniyete gelin” dediler. Bunun üzerine ben emniyete giderken, yolda sivil polislerce durdurulup zırhlı araca bindirildim. Bu süre zarfında eğer ki delil olarak konulan haber materyallerimi silmiş olsaydım bu dosya oluşturulmayacaktı. Bu noktada şeffaf olduğumu düşünüyorum. Yaptığım her şey meşru ve yasaldır. Bu nedenle de o kayıtları dahi silmedim.

“Gözaltına alındığım ilk andan itibaren bana peşinen suçlu gibi davranıldı. Emniyete gider gitmez çıplak arama dayatıldı. İtiraz edince tehdit edildim. Bazı polisler bana ‘akıllı olacaksın’ diye uyarılarda bulundu. Suçlu ilan edildim, hem fiziksel hem de psikolojik işkenceye maruz kaldım. Savcıya ifade verirken de Terörle Mücadele müdürü olduğunu öğrendiğim görevli bana ‘siz dışarı gizli bilgi sızdırıyorsunuz’ diyerek gözdağı verdi. Nöbetçi hâkim beni serbest bırakınca bile polisler tepki gösterdi, avukatıma ‘terörist avukatı’ dendi.

“Dosyada yayımlanan haberlerime yer verilmemiş ama başka muhabirlerin paylaştığım haberleri dosyaya eklenmiş. Yine ajansın çeşitli kentlerden servis ettiği haberler delil olarak konulmuş. Haberleri paylaştığım gerekçesiyle yargılanıyorum ama paylaşımlarımda hiçbir yorum bile yok. İnsanlar, tarih boyunca düşüncelerinden dolayı yargılandı, idam edildi. Bende bugün her şeyden önce bir gazeteci olarak burada yargılanıyorum.

“Biz hukuktan kaçmıyoruz. Ama siz burada sadece beni değil, aynı zamanda haber alma hakkını ve habere ulaşma özgürlüğünü de yargılıyorsunuz. Burada vereceğiniz hüküm aynı zamanda gazetecilikle ilgili olacaktır.

Taşkın’ın savunmasını tamamlamasının ardından Mahkeme Başkanı Güngör Murad Uçar, yargılama boyunca araştırılması talep edilen “Seda” ismiyle Taşkın’a hitap etti. Taşkın’ın avukatlarının mahkeme başkanı tarafından bile “Seda” ismini kullanılmış olduğuna dikkat çekmesi üzerine “Biz zaten Seda ismine takılmadık” diye karşılık verdi. Bunun üzerine avukatlar Seda isminin araştırılması taleplerine karşılık yargılamanın iki celse uzadığını ve ceza talebiyle verilen mütalaada bunun “örgüt üyesi olmak” için gerekçelendirildiğini anımsattı.

Taşkın’ın avukatı Ebru Akkal, mütalaaya karşı savunma yaptı:

Emniyetin ‘egm’ uzantılı mail ile yapılan ihbar sonrası kimlik kontrolü yapılmış. Neden kod adı ‘Seda’ olmakla suçlanırken, ihbar mailinde kimliğindeki ‘Seher’ ismiyle yapıldığını sorgulamıştık. GBT yapıldıktan sonra ihbar mektubunun atılmış olması bu hususu açıklığa kavuşturdu. Kimlik kontrolü yapıldığında kimliğinde ‘Seher’ adı yazıyordu. Kimlik kontrolünün ardından bir belge imzalaması için emniyete çağrılıp gözaltına alınıyor. Bu işlemin kendisi bile hukuka aykırıdır.
“Mütalaa iddianamenin özeti gibidir. İstihbarata dayanarak, savcıdan talimat alınmadan gözaltı işlemi yapılmıştır. Arama ve el koyma sırasında elde edilen dijital materyallerde suç unsuru olmadığı gibi delil olarak da kullanılamazlar. Hukuka aykırı işlemle mahkûmiyet kararı verilmez. Bunlar hukukun emredici hükümleridir. Bu ihbar savcıdan talimat almadan kolluk kuvvetleri tarafından yapılmıştır. Dosyadaki deliller bu nedenle usulsüz elde edilmiştir ve kabul edilmeleri mümkün değildir.

“İddianamede Taşkın’ın, Özgür Gündem soruşturması kapsamında tutuklanan yazar Aslı Erdoğan’ın serbest bırakılması için bir imza kampanyası paylaşması delil olarak yer alıyor. Aslı Erdoğan çok iyi bir edebiyatçıdır. Adının suç unsuru olarak gösteriliyor olmasından umarım önümüzdeki süreçte utanç duyarız. Benzer şekilde, iddianamede yer verilen HDP milletvekillerinin serbest bırakılmasına ilişkin de change.org sitesindeki bir imza kampanyası paylaşılmış. O zaman change.org yetkilileri de yargılansın.

“Dicle Haber Ajansı’nın mikrofonunu paylaşması örgüt üyeliğine nasıl delil olabiliyor. Örgüt üyeliğinin hangi koşulları dosyada var. Hiçbir unsuru oluşmamışken Taşkın’ın örgüt üyeliğini tartışıyoruz.

Dilekçelerimizde çok sayıda emsal karar sunduk. Şayet bu davada mahkûmiyet kararı verilecekse, teknik ya da fiziki takip hatta gizli tanıkların bulunduğu benzer dosyalarda beraat ve tahliye kararları çıkması nasıl değerlendirilmeli? Ülkemizde her yerde aynı hukuk kuralları var. Hukuki tutarlılığı sağlamak adına mahkeme emsal kararları dikkate almalıdır. Sunduğumuz sayısız beraat ve tahliye kararlarının göz önünde bulundurulmasını talep ediyoruz. Şu aşamada tutukluluk cezaya dönüşmüştür.

Daha sonra Avukat Gulan Çağın Kaleli, savunma yaptı:

“Polisten polis yapılan bir ihbarla Taşkın gözaltına alındı ve yargılama bu aşamaya geldi. Bu dosyada polis ihbarcı olmuştur. Bu nedenle bu şahsın kim olduğunun ortaya konulmasını talep ettik ancak bu talebimiz reddedildi.

“Örgüt üyesi olduğuna dair bir delil yokken, mütalaada ‘tipi bir örgüt üyesi gibi davranır’ deniliyor. ‘Tipik bir örgüt üyesi’ nasıl olunuyor, buna dair tek bir delil yok.

Savunmaların ardından mahkeme heyeti karar vermek için duruşmaya 14.10’da ara verdi.

Duruşma salonundan çıkan heyet 14.10’da yeniden yerini aldı.


Mahkeme Başkanı Güngör Murad Uçar, hükmü okudu. Kararda Taşkın’a, “örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmek” suçundan 4 yıl 2 ay, “örgüt propagandası” suçundan ise 3 yıl 4 ay olmak üzere, toplamda 7 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Mahkeme, Taşkın’ın tutukluluğunun temyiz süresi boyunca devamına hükmetti.


Duruşma Öncesi

Duruşmanın görüldüğü Muş Adliyesi’ne iki farklı aramadan sonra girildi. Duruşma saati için 11.45 verilmiş olmasına rağmen saatinde başlamadı. Duruşmayı izlemeye gelenler bu nedenle duruşma salonu önünde bekledi. Ancak görevli polisler sık sık “koridorda beklemeyen bekleme salonuna geçin ya da dışarı çıkın” telkinin de bulundu.

Duruşma belirlenen saatten bir saat sonra 12.45’te başladı. Polisler sarı basın kartı olmayan gazetecilerin duruşma salonuna giremeyeceğini söyledi. Avukatların itirazı sonrası dört gazeteci duruşma salona girdi. İzleyici olarak ise sadece üç kişinin girişine izin verildi. Salona üst aramasıyla girildi. Bilgisayarların içeri alınmasına izin verilmedi. Telefonlar polis gözetiminde kapatıldı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Zemin katta bulunan duruşma salonu oldukça büyük olmasına rağmen fazla izleyici alınmadı. İçeride izleyici ve mahkeme üyelerinden daha fazla polis vardı. Dördü sivil olmak üzere 12 polis salonda değişik yerlerde oturdu. Basın için ayrı bir bölüm olmadığı için izleyici ve polislerle aynı sıralarda oturuldu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Özgür Gazeteciler İnsiyatifi’nden Hakkı Boltan ve HDP Muş Milletvekili Şevin Çoşkun izledi.

Genel Gözlemler

Davada mahkeme heyeti Taşkın ve avukatlarını dinledi. Savunmalara dair beyanları not alan Mahkeme Başkanı Uçar, bunları daha sonra özetleyerek tutanağa geçti. Savcı duruşma boyunca bilgisayarıyla ilgilendi.

Duruşma salonundaki polisler sıklıkla salona girip çıktıkları için kimi zaman gürültüler dikkatler kapıya çevrildi. Yine başka dosyaların avukatları da sık sık duruşma salona girip çıktı. Mahkeme başkanı üyelerle müzakere ederken, beyaz bir kağıtla ağzını kapattı.

Yargılama boyunca “Seda” isminin kod isim olduğu üzerinden mahkeme heyeti ve savcılık makamı değerlendirme yaparken, Mahkeme Başkanı Göngör Murad Uçar, Taşkın’a “Seda” diye hitap etti. Önceki duruşmalarda “Seher” diye hitap edilmişti.

Yargılama ilk günden itibaren “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” suçlamalarıyla yapıldı. Taşkın ve avukatları da bu suçlamalara dair savunma yaptı. Ancak kararda “örgüt üyesi olmayıp örgüte yardım etmek” suçlamasıyla ceza verildi. Suçun vasfının değişmiş olmasına rağmen Taşkın ve avukatları bu suçlamaya dair savunma yapamadı. Bu konuda ek savunma süresi verilmedi.

Karar için duruşmaya ara verildiğinde bir sivil polis mahkeme heyetinin hemen ardından onlarla birlikçe heyetin müzakere yapacağı bölüme doğru geçti.

Duruşma salonunda bekleyen sivil polislerin Taşkın’ın gözaltı sürecinde emniyetteki işlemlerini yapan Terörle Mücadele Şubesi görevlileri idi.

Kararın açıklanmasının ardından izleyiciler çıkarken, resmi polislerden biri Taşkın’ın cezaevinden bağlandığı SEGBİS ekranına bakılmasına karşılık “önünüze bakın kafanızı kaldırmayın” dedi.

Seda Taşkın - Propaganda of an Organization Trial (Indictment)

Seda Taşkın - Propaganda of an Organization Trial 4. Standing (Minutes of the Hearing)

Seda Taşkın - Propaganda of an Organization Trial 5. Standing (Minutes of the Hearing)