Seda Taşkın

Seda Taşkın – “Membership of an Armed Terrorist Organization” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial

Mezopotamya Ajansı muhabiri Seda Taşkın; 20 Aralık 2017’de, Muş’ta polisler tarafından durdurularak Genel Bilgi Taraması’ndan (GBT) geçirildi. Kimlik kontrolünün ardından, serbest bırakıldı.

Yaklaşık 20 dakika sonra, polisler tarafından cep telefonundan arandı. “İmzalaman gereken belgeler var” denilerek, Muş Emniyet Müdürlüğü’ne çağrıldı. Muş Emniyet Müdürlüğü’ne gitti. Ancak, “hakkında ciddi ihbar olduğu” iddiasıyla, gözaltına alındı.

Emniyet’te; “Muş’un Varto ilçesinde 6 Nisan 2016’da tutuklanan 75 yaşındaki Sise Bingöl’ün evine neden gittiği” soruldu. Sosyal medya paylaşımları sorgulandı.

Gözaltı işlemleri üç gün sürdü. 23 Aralık 2017’de, Muş Adliyesi’ne çıkarıldı. Sorgusunun ardından, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlaması ve tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk edildi. Adli kontrol şartı ile tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi.

Savcılık, tahliye kararına itiraz etti. Hakkında, yakalama kararı çıkarıldı.

23 Ocak 2018’de, Ankara’da ikinci kez gözaltına alındı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracığıyla, Bitlis Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarıldı. “Silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla, tutuklandı. Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Hakkındaki iddianame, 8 Mart 2018’de tamamlandı.

Mezopotamya Ajansı muhabiri Seda Taşkın hakkındaki iddianame, Muş Cumhuriyet Savcılığı tarafından, 8 Mart 2018’de tamamlandı.

İddianame, 47 sayfadan oluştu. İddianamenin 19 sayfasında, “PKK/KCK yapılanmasının tarihçesi, hedef ve amaçları” ile ilgili iddialara yer verildi.

Taşkın, “hakkında ciddi ihbar olduğu” iddiasıyla gözaltına alınmıştı. İddianamede, söz konusu ihbarın; “20 Aralık 2017 tarihinde, saat 16.40’ta, ismini vermeyen bir şahıs tarafından yapıldığı” iddia edildi. İddianamede, ihbarda, şu ifadelerin kullanıldığı iddia edildi:

“Seher Taşkın isimli KCK’lı şahıs, teröristlerle alakalı propaganda videosu çekiyor, gençleri örgütlüyor. Lütfen ilgilenin bu şahısla. Kimliğimin açıklanmasını istemiyorum, can güvenliğim için.”

Taşkın’ın, kimliğindeki isim Seher’di. Ancak Taşkın, haberlerinde ve günlük hayatında, Seda ismini kullanıyordu. Ancak, iddianamede; Taşkın’ın kullandığı Seda isminin, “kod isim” olduğu iddia edildi.

Taşkın’ın, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları, beğenileri ve yeniden paylaşımları da suçlamalara delil olarak gösterildi. Paylaşımlarından biri, kapatılan Dicle Haber Ajansı’nın (DİHA) logosunun basılı olduğu mikrofonun fotoğrafıydı. Kamuoyunda “Özgür Gündem Gazetesi Ana Davası” kapsamında tutuklu olarak yargılanan Aslı Erdoğan’ın serbest bırakılması amacıyla başlatılan imza kampanyasına ait bağlantıyı paylaşması da deliller arasında gösterildi. Taşkın’ın, 15 sosyal medya paylaşımı, iddianamede şöyle sıralandı:

• 21 Ekim tarihli ve “#HaberciyizHaberBiziz,” “#GazetecilerGünü” başlıklı Özgür Gündem Gazetesi’nin fotoğrafını içeren paylaşım.
• 8 Eylül tarihli ve “YPG bayrağı Rakka’da göndere çekildi” ifadelerini içeren paylaşım.
• 23 Temmuz tarihli ve “Nazım Daştan’ın yapmış̧ olduğu YJŞ’den sonra Şengal Direniş Birlikleri de (YBŞ) #Rakka operasyonuna katıldı. Herkes eski Ezidiler olmadığımızı görecek” başlığını içeren haberin yeniden paylaşımı.
• 1 Kasım 2016 tarihli ve “Ajansımızın Çukurova bürosu da basıldı. Ne yapsanız yapın DİHA’yı susturamayacaksınız” başlıklı haber ve DİHA’ya ait fotoğrafı içeren paylaşım.
• 29 Ekim 2016 tarihli ve “Özgür Basın Susturulamaz” başlıklı “Özgür Gündem Gazetesi, Azadiya Welat Gazetesi vb. gazete isimleri bulunan listeye ait” fotoğrafı içeren paylaşım.
• 29 Ekim 2016 tarihli ve “Ajansımız DİHA ve Azadiya Welat Gazetesi kapatıldı…” ifadelerini içeren paylaşım.

İddianamede, Taşkın’ın çalıştığı Mezopotamya Ajansı’nın yayımladığı haberlere de yer verildi. İddianamede aktarılan haberlerden birinin, Taşkın’ın gözaltına alınmasının ardından “Muhabirimiz Seda Taşkın gözaltına alındı” başlığı ile yayımlanan haber olması da dikkati çekti.

İddianamede, Taşkın’ın gözaltına alındığı sırada el konulan kamera, bilgisayar ve fotoğraf makinası üzerinde yapılan inceleme sonuçlarına da yer verildi.

Taşkın’ın haber için yaptığı telefon görüşmeleri de iddianamede yer aldı. İddianamede, görüşmelerin içeriğinin “haber içerikli olduğunun” belirtilmesi dikkat çekti. İki telefon görüşmesine için şu iddialara yer verildi:

“HDP Van Milletvekili Bedia Özgökçe ile Olağanüstü Hal ve kadına şiddet üzerine haber içerikli bir telefon görüşmesinin yer aldığı. Yine ses kaydının Van Gölü̈ ve çevresindeki sazlık alanların dolgu çalışmaları nedeniyle tahrip edilmesi konusunu haber yapmak istediğine dair içerik ihtiva ettiği…”

İddianamede, Taşkın’ın; farklı bir bilgisayarda açık bıraktığı uygulamanın, bilgisayar sahibi tarafından kapatılmasını “örgütsel gizliliği sağlayabilmek amacıyla yapıldığı” iddia edildi. İddianamede, şu iddialara yer verildi:

“Şüphelinin kullanmakta olduğu dijital veriler üzerinde yapılan incelemede 16. sayfada ‘güzelim ben eğer oraya gelemezsem senden sizin bilgisayardaki benim programları silmeni isteyeceğim, olurum, ama unutmaman lazım’ seklinde görüşme yaptığı, bu görüşmenin de örgütsel gizliliği sağlayabilmek maksadıyla zaman zaman yapılan faaliyetleri kapsadığı.”

Taşkın’ın Varto’da anne ve babası tutuklanan çocukların yaşadıklarını haberleştirmek amacıyla, çocukların yakınlarıyla yaptığı söyleşi de “suç unsuru” olarak iddianamede yer aldı.

Whatsapp anlık mesajlaşma uygulaması üzerinden, bir arkadaşına haber bulamamaktan yakınması da hakkındaki suçlamalara delil olarak gösterildi.

İddianamede, Taşkın; “silahlı terör örgütü üyesi olmak” iddiasıyla cezaevinde bulunan kişilerin aileleriyle söyleşi yapmak istediği iddiasıyla da suçlandı. İddianamede, bu iddia için; “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin uluslararası alanda yalnız bırakılma amacının güdüldüğü” ifadeleri kullanıldı.

Taşkın’ın çalıştığı Dicle Haber Ajansı’nın, PKK/KCK terör örgütünün sözde mücadelesini haklı gösterir çizgide olduğu” iddia edildi.

Taşkın’ın savcılık ve kolluktaki savunmasının, “suç ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu” iddia edildi. İddianamede, “bu ifadelere itibar edilmemesi gerektiği” öne sürüldü.

İddianamede, Taşkın; Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 maddesi ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca “silahlı terör örgütüne üye olmakla” suçlandı. Hakkında yedi yıl altı aydan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Taşkın, ayrıca; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Fakat, iddianamede; “terör örgütü propagandasını basın ve yayın yoluyla yaptığı” iddia edildi. Bu nedenle, hakkında istenen cezanın, Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yarı oranında arttırılması istendi. Yine iddianamede; “basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasının “zincirleme şekilde” yapıldığı öne sürüldü. Bu yüzden, hakkında istenen ve zaten yarı oranında arttırılan cezanın, bir de, Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesi uyarınca, dörtte birinden dörtte üçüne kadar arttırılması talep edildi. Taşkın, hakkında, “zincirleme şekilde, basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla bir yıl 10 ay 15 günden 13 yıl bir ay 15 güne kadar hapis cezası istendi.

Taşkın hakkında, toplamda, dokuz yıl dört ay 15 günden 13 yıl bir ay 15 güne kadar hapis cezası talep edildi. Taşkın’ın ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki “belirli haklardan yoksun bırakılması” da istendi.

Hakkındaki iddianame, Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Mezopotamya Ajansı’nın muhabiri Seda Taşkın’ın yargılanmasına, 30 Nisan 2018’de, Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başlandı.

Taşkın, duruşmaya; tutuklu olarak yargılandığı Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

Taşkın; kullandığı Seda isminin kod isim olmadığını, ailesinin de kendisi için bu ismi kullandığını söyledi. Çalıştığı Dicle Haber Ajansı ve dihaber’in çalıştığı dönemde yasal olarak faaliyet gösterdiğini dile getirdi. İddianamede, hakkındaki suçlamalara delil olarak gösterilen haberleri yapamadığını, haberleri hazırlamak için sadece ön görüşme yapabildiğini söyledi. “Örgüt lehine haber yaptığı” yönündeki iddiayı reddetti. “Terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasını da reddetti. Taşkın, savunmasında şu ifadeleri kullandı:

“Muş’ta dört gün gözaltında kaldım. Bu süreç içerisinde fiziki ve psikolojik baskıya maruz kaldım. Çıplak aramaya maruz bırakıldım. Avukatım ile görüşmelerim kısıtlandı. Hastaneye giderken ring aracına binmek istemediğim için darp edildim. Psikolojik ve fiziki baskı altında ifadem alındı.”

İlk duruşmada, Taşkın’ın; gözaltına alınmasına gerekçe olarak gösterilen e-postanın gönderildiği adresin uzantısının Emniyet Genel Müdürlüğü’ne ait olduğu ortaya çıktı. Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü’ne gönderilen ihbar e-postasının içeriğini açıklayan mahkeme heyeti, e-postayı gönderen kişinin kimliğini ise gizli tuttu.

Avukatlar, ihbar içerikli e-postanın gönderildiği bilgisayarın IP adresinin belirlenmesini istedi. Talep reddedildi.

Mahkeme; ikamet ettiği yerdeki karakoldan, Taşkın’ın “Seda” ismini kullanıp kullanmadığının araştırılmasını istedi. Duruşmada, Taşkın’ın; tutukluluğunun devam ettirilmesine karar verildi.

Yargılamanın ikinci duruşması 2 Temmuz 2018 günü görüldü. Taşkın, bu duruşmaya da cezaevinden SEGBİS aracılığıyla bağlandı. Taşkın, şu savunmayı yaptı:

“Ben gazeteciyim. Mesleğimi çok seviyorum. Gazetecilik faaliyetlerimden dolayı yaklaşık altı aydan beri tutukluyum. Suç içeren herhangi bir eylemim yoktur.”

Duruşmada, avukatları; Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne yazı yazılarak, Taşkın’ın kapalı görüşlerde, telefon görüşmelerinde, yazışmalarında “Seda” ismini kullanıp kullanmadığının sorulmasını talep etti. Avukatların talebi, kabul edildi. Avukatların, gözaltı kararına gerekçe olarak gösterilen e-postanın gönderildiği bilgisayarın IP adresinin belirlenmesine ilişkin talebi, ikinci kez reddedildi.

Mahkeme, Taşkın’ın tutukluluğunun devam ettirilmesine karar verdi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 12 Eylül 2018 günü görüldü. Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasını bu duruşmada açıkladı. Savcı, Taşkın’ın, iddianamede olduğu gibi; “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “zincirleme şekilde, basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep etti.

Taşkın, esas hakkındaki mütalaa karşısında şu savunmayı yaptı:

“Dokuz aydır, sırf gazetecilik mesleğini ifa ettiğim için tutukluyum. Gazetecilik faaliyeti nedeniyle ben yargılanıyorsam, Türkiye’de bu işi yapabilecek kimse kalmayacaktır. Gazetecilik yapmak suç değildir.”

Taşkın’ın tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Yargılamanın dördüncü ve karar duruşması 10 Ekim 2018’de görüldü. Taşkın, bu duruşmaya da cezaevinden SEGBİS aracılığıyla katıldı. Taşkın’ın savunmasının satır başları şöyleydi:

“Muş’a gelme amacım tamamen gazetecilik faaliyeti kapsamındadır. 80 yaşında tutuklanan Sisê Bingöl’ün haberi birçok medyada yayınlandı. Ben de ailesiyle durumuna ilişkin haber yapmak amacıyla görüştüm. Dosyada anne ve babası tutuklu çocuklarla ilgili yaptığım röportaj yayınlanmamış ve dosyaya suç unsuru olarak konulmuş.

Varto’dan Muş merkeze döndükten sonra girdiğim bir mağazada beni takip eden polisler mağazaya gelerek kimlik kontrolü yaptı. Ardından gittiler. Ancak yaklaşık 20 dakika sonra telefonla beni arayarak “bir belge imzalamanız gerekiyor, emniyete gelin” dediler. Bunun üzerine ben emniyete giderken, yolda sivil polislerce durdurulup zırhlı araca bindirildim. Bu süre zarfında eğer ki delil olarak konulan haber materyallerimi silmiş olsaydım bu dosya oluşturulmayacaktı. Bu noktada şeffaf olduğumu düşünüyorum. Yaptığım her şey meşru ve yasaldır. Bu nedenle de o kayıtları dahi silmedim.

Gözaltına alındığım ilk andan itibaren bana peşinen suçlu gibi davranıldı. Emniyete gider gitmez çıplak arama dayatıldı. İtiraz edince tehdit edildim. Bazı polisler bana ‘akıllı olacaksın’ diye uyarılarda bulundu. Savcıya ifade verirken de Terörle Mücadele müdürü olduğunu öğrendiğim görevli bana ‘siz dışarı gizli bilgi sızdırıyorsunuz’ diyerek gözdağı verdi. Nöbetçi hâkim beni serbest bırakınca bile polisler tepki gösterdi, avukatıma ‘terörist avukatı’ dendi.

Biz hukuktan kaçmıyoruz. Ama siz burada sadece beni değil, aynı zamanda haber alma hakkını ve habere ulaşma özgürlüğünü de yargılıyorsunuz. Burada vereceğiniz hüküm aynı zamanda gazetecilikle ilgili olacaktır.”

Savunmasını tamamlamasının ardından mahkeme başkanının, Taşkın’a; yargılama boyunca “kod isim” olduğu iddiasıyla araştırılması istenen “Seda” ismiyle hitap etmesi dikkat çekti. Avukatlarının bunu vurgulamasının ardından, mahkeme başkanı; “Biz zaten Seda ismine takılmadık” dedi.

Bunun üzerine, avukatlar; Seda isminin araştırılması taleplerine karşılık yargılamanın iki duruşma uzadığını ve ceza talebiyle verilen mütalaada bunun “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlaması için gerekçelendirildiğini anımsattı.

Yargılama boyunca, Taşkın’a; “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlaması yöneltilmişti. Ancak Taşkın, kararda; “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmekle” suçlandı. Taşkın’ın, ayrıca “terör örgütü propagandası yaptığı” iddia edildi.

Taşkın, toplamda; yedi yıl altı ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, Taşkın’ın tutukluluğunun devam ettirilmesine hükmetti.

İstinaf Süreci

Seda Taşkın’ın avukatları, yerel mahkemenin hapis cezası kararına itiraz etti. İtiraz, Erzurum Bölge Adliyesi tarafından kabul edildi. İstinaf mahkemesi, itiraz başvurusunu kabul etti. Kabul kararı ile birlikte, Taşkın; 17 Ocak 2019’da tahliye edildi.

İstinaf yargılaması, 20 Mart 2019 tarihli ilk duruşma ile başladı. Taşkın, duruşmaya; Ankara’dan SEGBİS aracılığıyla katıldı.

İstinaf mahkemesindeki duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasını istinaf yargılamasının ilk duruşmasında açıkladı. İlk derece mahkemesinin verdiği cezanın onanmasını talep etti. Duruşma, mütalaa karşısında savunma yapılması için ertelendi.

İstinaf yargılamasının ikinci duruşması 15 Mayıs 2019’da görüldü. Taşkın, “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla bir yıl 11 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı. Cezaya ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verildi.

Yargıtay Süreci

Savcılık, istinaf mahkemesinin kısmi bozma ve istenen cezayı düşüren kararına itiraz edildi. Karar, Yargıtay’a taşındı.

Karara ilişkin, Yargıtay’daki temyiz incelemesi sürüyor.

6. Standing - May 15, 2019


Mezopotamya Ajansı muhabiri Seda Taşkın; 20 Aralık 2017’de, Muş’ta polisler tarafından durdurularak Genel Bilgi Taramasından (GBT) geçirildi. Kimlik kontrolünün ardından, serbest bırakıldı.

Yaklaşık 20 dakika sonra, polisler tarafından cep telefonundan arandı. “İmzalaman gereken belgeler var” denilerek, Muş Emniyet Müdürlüğü’ne çağrıldı. Muş Emniyet Müdürlüğü’ne gitti. Ancak, “hakkında ciddi ihbar olduğu” iddiasıyla, gözaltına alındı.

Emniyet’te; “Muş’un Varto ilçesinde 6 Nisan 2016’da tutuklanan 75 yaşındaki Sise Bingöl’ün evine neden gittiği” soruldu. Sosyal medya paylaşımları sorgulandı.

Gözaltı işlemleri üç gün sürdü. 23 Aralık 2017’de, Muş Adliyesi’ne çıkarıldı. Sorgusunun ardından, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlaması ve tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk edildi. Adli kontrol şartı ile tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi.

Savcılık, tahliye kararına itiraz etti. Hakkında, yakalama kararı çıkarıldı.

23 Ocak 2018’de, Ankara’da ikinci kez gözaltına alındı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracığıyla, Bitlis Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarıldı. “Silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla, tutuklandı. Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Hakkındaki iddianame, 8 Mart 2018’de tamamlandı.

İddianamede, söz konusu ihbarın; “20 Aralık 2017 tarihinde, saat 16.40’ta, ismini vermeyen bir şahıs tarafından yapıldığı” iddia edildi. İddianamede, ihbarda, şu ifadelerin kullanıldığı iddia edildi:

“Seher Taşkın isimli KCK’lı şahıs, teröristlerle alakalı propaganda videosu çekiyor, gençleri örgütlüyor. Lütfen ilgilenin bu şahısla. Kimliğimin açıklanmasını istemiyorum, can güvenliğim için.”

Taşkın’ın, kimliğindeki isim Seher’di. Ancak Taşkın, haberlerinde ve günlük hayatında, Seda ismini kullanıyordu. Ancak, iddianamede; Taşkın’ın kullandığı Seda isminin, “kod isim” olduğu iddia edildi.

Taşkın’ın, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları, beğenileri ve yeniden paylaşımları da suçlamalara delil olarak gösterildi.

İddianamede, Taşkın’ın çalıştığı Mezopotamya Ajansı’nın yayımladığı haberlere de yer verildi. İddianamede aktarılan haberlerden birinin, Taşkın’ın gözaltına alınmasının ardından “Muhabirimiz Seda Taşkın gözaltına alındı” başlığı ile yayımlanan haber olması da dikkati çekti.

İddianamede, Taşkın; Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 maddesi ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca “silahlı terör örgütüne üye olmakla” suçlandı. Hakkında yedi yıl altı aydan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Taşkın, ayrıca; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Fakat, iddianamede; “terör örgütü propagandasını basın ve yayın yoluyla yaptığı” iddia edildi. Bu nedenle, hakkında istenen cezanın, Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yarı oranında arttırılması istendi. Yine iddianamede; “basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasının “zincirleme şekilde” yapıldığı öne sürüldü. Bu yüzden, hakkında istenen ve zaten yarı oranında arttırılan cezanın, bir de, Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesi uyarınca, dörtte birinden dörtte üçüne kadar arttırılması talep edildi. Taşkın, hakkında, “zincirleme şekilde, basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla bir yıl 10 ay 15 günden 13 yıl bir ay 15 güne kadar hapis cezası istendi.

Taşkın hakkında, toplamda, dokuz yıl dört ay 15 günden 13 yıl bir ay 15 güne kadar hapis cezası talep edildi.

Taşkın’ın yargılanmasına, 30 Nisan 2018’de, Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başlandı.

Taşkın, duruşmaya; tutuklu olarak yargılandığı Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

Taşkın; kullandığı Seda isminin kod isim olmadığını, ailesinin de kendisi için bu ismi kullandığını söyledi. Çalıştığı Dicle Haber Ajansı ve dihaber’in çalıştığı dönemde yasal olarak faaliyet gösterdiğini dile getirdi. İddianamede, hakkındaki suçlamalara delil olarak gösterilen haberleri yapamadığını, haberleri hazırlamak için sadece ön görüşme yapabildiğini söyledi. “Örgüt lehine haber yaptığı” yönündeki iddiayı reddetti. “Terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasını da reddetti.

İlk duruşmada, Taşkın’ın; gözaltına alınmasına gerekçe olarak gösterilen e-postanın gönderildiği adresin uzantısının Emniyet Genel Müdürlüğü’ne ait olduğu ortaya çıktı. Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü’ne gönderilen ihbar e-postasının içeriğini açıklayan mahkeme heyeti, e-postayı gönderen kişinin kimliğini ise gizli tuttu.

Avukatlar, ihbar içerikli e-postanın gönderildiği bilgisayarın IP adresinin belirlenmesini istedi. Talep reddedildi.

Mahkeme; ikamet ettiği yerdeki karakoldan, Taşkın’ın “Seda” ismini kullanıp kullanmadığının araştırılmasını istedi. Duruşmada, Taşkın’ın; tutukluluğunun devam ettirilmesine karar verildi.

Yargılamanın ikinci duruşması 2 Temmuz 2018 günü görüldü. Duruşmada, avukatları; Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne yazı yazılarak, Taşkın’ın kapalı görüşlerde, telefon görüşmelerinde, yazışmalarında “Seda” ismini kullanıp kullanmadığının sorulmasını talep etti. Avukatların talebi, kabul edildi. Avukatların, gözaltı kararına gerekçe olarak gösterilen e-postanın gönderildiği bilgisayarın IP adresinin belirlenmesine ilişkin talebi, ikinci kez reddedildi.

Mahkeme, Taşkın’ın tutukluluğunun devam ettirilmesine karar verdi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 12 Eylül 2018 günü görüldü. Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasını bu duruşmada açıkladı. Savcı, Taşkın’ın, iddianamede olduğu gibi; “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “zincirleme şekilde, basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep etti.

Taşkın, esas hakkındaki mütalaa karşısında şu savunmayı yaptı:

“Dokuz aydır, sırf gazetecilik mesleğini ifa ettiğim için tutukluyum. Gazetecilik faaliyeti nedeniyle ben yargılanıyorsam, Türkiye’de bu işi yapabilecek kimse kalmayacaktır. Gazetecilik yapmak suç değildir.”

Taşkın’ın tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Yargılamanın dördüncü ve karar duruşması 10 Ekim 2018’de görüldü.

Yargılama boyunca, Taşkın’a; “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlaması yöneltilmişti. Ancak Taşkın, kararda; “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmekle” suçlandı. Taşkın’ın, ayrıca “terör örgütü propagandası yaptığı” iddia edildi.

Taşkın, toplamda; yedi yıl altı ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, Taşkın’ın tutukluluğunun devam ettirilmesine hükmetti.

İstinaf Süreci

Seda Taşkın’ın avukatları, yerel mahkemenin hapis cezası kararına itiraz etti. İtiraz, Erzurum Bölge Adliyesi tarafından kabul edildi. İstinaf mahkemesi, itiraz başvurusunu kabul etti. Kabul kararı ile birlikte, Taşkın; 17 Ocak 2019’da tahliye edildi.

İstinaf yargılaması, 20 Mart 2019 tarihli ilk duruşma ile başladı. Taşkın, duruşmaya; Ankara’dan SEGBİS aracılığıyla katıldı.

İstinaf mahkemesindeki duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasını istinaf yargılamasının ilk duruşmasında açıkladı. İlk derece mahkemesinin verdiği cezanın onanmasını talep etti. Duruşma, mütalaa karşısında savunma yapılması için ertelendi.

İstinaf yargılamasının ikinci duruşması 15 Mayıs 2019’da görüldü.


Seda Taşkın hakkındaki istinaf yargılamasının ikinci duruşması saat 12:25’te başladı. 10 dakika sürdü. Tutuksuz yargılanan Seda Taşkın, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi’nce görülen duruşmaya Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesi salonundan, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile katıldı.

Son sözleri sorulan Seda Taşkın, burada bulunmasının ve yargılanıyor olmasının nedeninin “gazetecilik mesleğini yapması” olduğunu söyledi. Taşkın, “Gazetecilik bir suç değildir ve bunu bir kez daha yinelemek istiyorum” dedi.

Hakkındaki suçlamaların tamamını reddeden Taşkın, beraatini istedi.

Taşkın’ın avukatı Ebru Akkal; Anayasa Mahkemesi’nin, bir televizyon programında “çocuklar ölmesin” dediği için hapisle cezalandırılan öğretmen Ayşe Çevik hakkında verdiği hak ihlali kararını anımsattı. Akkal, Yüksek Mahkeme’nin bu kararında, ifade özgürlüğünün sınırlarının geniş tutulduğunu belirtti. Akkal, şöyle konuştu:

“Daha fazla özgürlük talebine veya ülke yönetim biçiminin eleştirisine yönelik düşüncelerin devlet yetkilileri için rahatız edici olsa bile açıklanması ifade özgürlüğünün koruması altındadır.”

Akkal, bu geniş yorumların Taşkın dosyası için de emsal olarak kabul edilmesini istedi. Akkal, Taşkın’ın beraatini istedi.


Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi, Taşkın hakkında Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği cezayı bozdu.

Mahkeme, Taşkın’ın; “silahlı terör örgütü içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan beraatine karar verdi.

Mahkeme, Taşkın’ın “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılmasına ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmetti.


Duruşma Öncesi

Taşkın, Erzurum’daki duruşmaya Ankara Adliyesi’nde SEGBİS üzerinden katıldı.

Saat 09:45’te başlayacağı ilan edilen duruşma, gecikmeli olarak saat 12:25’te başladı. Duruşmayı izlemeye gelen çok sayıda gazeteci adliye koridorlarında beklemek durumunda kaldı.

Uzun bekleme süresinin bir gerekçesi de Taşkın’ın SEGBİS ile katılacağı duruşmanın hangi salonda yapılacağının belirlenmesi oldu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonu yeterli büyüklükteydi.

Duruşma Katılım

Duruşmaya Taşkın’ın çok sayıda gazeteci arkadaşı izleyici olarak katıldı. Ayrıca Ankara Barosu Cezaevi Sorunları İzleme Komisyonu üyesi eski Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Ercan İpekçi de duruşymayı takip etti.

Genel Gözlemler

Yaklaşık 2 saat 40 dakika geç başlayan duruşma, 10 dakika sürdü. Duruşmanın geç başlaması dışında herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı.

5. Standing - March 20, 2019


Mezopotamya Ajansı muhabiri Seda Taşkın; 20 Aralık 2017’de, Muş’ta polisler tarafından durdurularak Genel Bilgi Taramasından (GBT) geçirildi. Kimlik kontrolünün ardından, serbest bırakıldı.

Yaklaşık 20 dakika sonra, polisler tarafından cep telefonundan arandı. “İmzalaman gereken belgeler var” denilerek, Muş Emniyet Müdürlüğü’ne çağrıldı. Muş Emniyet Müdürlüğü’ne gitti. Ancak, “hakkında ciddi ihbar olduğu” iddiasıyla, gözaltına alındı.

Emniyet’te; “Muş’un Varto ilçesinde 6 Nisan 2016’da tutuklanan 75 yaşındaki Sise Bingöl’ün evine neden gittiği” soruldu. Sosyal medya paylaşımları sorgulandı.

Gözaltı işlemleri üç gün sürdü. 23 Aralık 2017’de, Muş Adliyesi’ne çıkarıldı. Sorgusunun ardından, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlaması ve tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk edildi. Adli kontrol şartı ile tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi.

Savcılık, tahliye kararına itiraz etti. Hakkında, yakalama kararı çıkarıldı.

23 Ocak 2018’de, Ankara’da ikinci kez gözaltına alındı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracığıyla, Bitlis Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarıldı. “Silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla, tutuklandı. Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Hakkındaki iddianame, 8 Mart 2018’de tamamlandı.

İddianamede, söz konusu ihbarın; “20 Aralık 2017 tarihinde, saat 16.40’ta, ismini vermeyen bir şahıs tarafından yapıldığı” iddia edildi. İddianamede, ihbarda, şu ifadelerin kullanıldığı iddia edildi:

“Seher Taşkın isimli KCK’lı şahıs, teröristlerle alakalı propaganda videosu çekiyor, gençleri örgütlüyor. Lütfen ilgilenin bu şahısla. Kimliğimin açıklanmasını istemiyorum, can güvenliğim için.”

Taşkın’ın, kimliğindeki isim Seher’di. Ancak Taşkın, haberlerinde ve günlük hayatında, Seda ismini kullanıyordu. Ancak, iddianamede; Taşkın’ın kullandığı Seda isminin, “kod isim” olduğu iddia edildi.

Taşkın’ın, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları, beğenileri ve yeniden paylaşımları da suçlamalara delil olarak gösterildi.

İddianamede, Taşkın’ın çalıştığı Mezopotamya Ajansı’nın yayımladığı haberlere de yer verildi. İddianamede aktarılan haberlerden birinin, Taşkın’ın gözaltına alınmasının ardından “Muhabirimiz Seda Taşkın gözaltına alındı” başlığı ile yayımlanan haber olması da dikkati çekti.

İddianamede, Taşkın; Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 maddesi ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca “silahlı terör örgütüne üye olmakla” suçlandı. Hakkında yedi yıl altı aydan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Taşkın, ayrıca; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Fakat, iddianamede; “terör örgütü propagandasını basın ve yayın yoluyla yaptığı” iddia edildi. Bu nedenle, hakkında istenen cezanın, Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yarı oranında arttırılması istendi. Yine iddianamede; “basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasının “zincirleme şekilde” yapıldığı öne sürüldü. Bu yüzden, hakkında istenen ve zaten yarı oranında arttırılan cezanın, bir de, Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesi uyarınca, dörtte birinden dörtte üçüne kadar arttırılması talep edildi. Taşkın, hakkında, “zincirleme şekilde, basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla bir yıl 10 ay 15 günden 13 yıl bir ay 15 güne kadar hapis cezası istendi.

Taşkın hakkında, toplamda, dokuz yıl dört ay 15 günden 13 yıl bir ay 15 güne kadar hapis cezası talep edildi.

Taşkın’ın yargılanmasına, 30 Nisan 2018’de, Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başlandı.

Taşkın, duruşmaya; tutuklu olarak yargılandığı Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

Taşkın; kullandığı Seda isminin kod isim olmadığını, ailesinin de kendisi için bu ismi kullandığını söyledi. Çalıştığı Dicle Haber Ajansı ve dihaber’in çalıştığı dönemde yasal olarak faaliyet gösterdiğini dile getirdi. İddianamede, hakkındaki suçlamalara delil olarak gösterilen haberleri yapamadığını, haberleri hazırlamak için sadece ön görüşme yapabildiğini söyledi. “Örgüt lehine haber yaptığı” yönündeki iddiayı reddetti. “Terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasını da reddetti.

İlk duruşmada, Taşkın’ın; gözaltına alınmasına gerekçe olarak gösterilen e-postanın gönderildiği adresin uzantısının Emniyet Genel Müdürlüğü’ne ait olduğu ortaya çıktı. Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü’ne gönderilen ihbar e-postasının içeriğini açıklayan mahkeme heyeti, e-postayı gönderen kişinin kimliğini ise gizli tuttu.

Avukatlar, ihbar içerikli e-postanın gönderildiği bilgisayarın IP adresinin belirlenmesini istedi. Talep reddedildi.

Mahkeme; ikamet ettiği yerdeki karakoldan, Taşkın’ın “Seda” ismini kullanıp kullanmadığının araştırılmasını istedi. Duruşmada, Taşkın’ın; tutukluluğunun devam ettirilmesine karar verildi.

Yargılamanın ikinci duruşması 2 Temmuz 2018 günü görüldü. Duruşmada, avukatları; Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne yazı yazılarak, Taşkın’ın kapalı görüşlerde, telefon görüşmelerinde, yazışmalarında “Seda” ismini kullanıp kullanmadığının sorulmasını talep etti. Avukatların talebi, kabul edildi. Avukatların, gözaltı kararına gerekçe olarak gösterilen e-postanın gönderildiği bilgisayarın IP adresinin belirlenmesine ilişkin talebi, ikinci kez reddedildi.

Mahkeme, Taşkın’ın tutukluluğunun devam ettirilmesine karar verdi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 12 Eylül 2018 günü görüldü. Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasını bu duruşmada açıkladı. Savcı, Taşkın’ın, iddianamede olduğu gibi; “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “zincirleme şekilde, basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep etti.

Taşkın, esas hakkındaki mütalaa karşısında şu savunmayı yaptı:

“Dokuz aydır, sırf gazetecilik mesleğini ifa ettiğim için tutukluyum. Gazetecilik faaliyeti nedeniyle ben yargılanıyorsam, Türkiye’de bu işi yapabilecek kimse kalmayacaktır. Gazetecilik yapmak suç değildir.”

Taşkın’ın tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Yargılamanın dördüncü ve karar duruşması 10 Ekim 2018’de görüldü.

Yargılama boyunca, Taşkın’a; “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlaması yöneltilmişti. Ancak Taşkın, kararda; “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmekle” suçlandı. Taşkın’ın, ayrıca “terör örgütü propagandası yaptığı” iddia edildi.

Taşkın, toplamda; yedi yıl altı ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, Taşkın’ın tutukluluğunun devam ettirilmesine hükmetti.

İstinaf Süreci

Seda Taşkın’ın avukatları, yerel mahkemenin hapis cezası kararına itiraz etti. İtiraz, Erzurum Bölge Adliyesi tarafından kabul edildi. İstinaf mahkemesi, itiraz başvurusunu kabul etti. Kabul kararı ile birlikte, Taşkın; 17 Ocak 2019’da tahliye edildi.

İstinaf yargılaması, 20 Mart 2019 tarihli ilk duruşma ile başladı.



Next Trial: May 15, 2019, 9:45 a.m.


Gazeteci Seda Taşkın hakkındaki istinaf yargılamasının ilk duruşması için 10.30 saati belirlenmişti.

Gazeteci Seda Taşkın, duruşmaya, Ankara’dan, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katılacaktı. Ancak, Ankara’da; SEGBİS bağlantısı için salon ayarlanmamıştı. Bu nedenle, duruşma; 20 dakika gecikmeli olarak, saat 10.50’de başladı.

Gazeteci Seda Taşkın, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi’nde görülen duruşmaya katılmadı. Duruşmaya Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

Taşkın’ı, istinaf mahkemesindeki duruşma salonunda avukat Gulan Çağın Kaleli, Ankara’daki duruşma salonunda ise avukat Ebru Akkal temsil etti.

Duruşma ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararı ve dosya içerisindeki belgelerin okunmasıyla başladı.

Ardından kimlik tespiti yapıldı.

Ardından, Taşkın; yerel mahkemede verdiği savunmasını tekrar ettiğini beyan etti. Taşkın’ın istinaf duruşmasındaki savunmasının satır başları şöyleydi:

“Ben Ankara’da ikamet ediyorum ve gazeteciyim. Mesleğim gereği haber yapmak ve gezmek için hakkımda soruşturma başlatılan dönemde Muş, Bitlis gibi illere gittim. Haberin olduğu yerlere gitmek mesleğimin doğasında vardır. Ancak Muş’ta bir anda polis tarafından arama kararı olmamasına rağmen yakalandım ve eşyalarım arandı. Sonrasında hakkımda bir ihbar olduğu söylendi ancak ben bu ihbarın kimlik bilgilerimi alan polisler tarafından alelacele yapılmış olduğunu düşünüyorum.

Emniyette işkence gördüm ve polis yargılamanın tüm aşamalarına müdahil oldu. Sosyal medyada yapmış olduğum paylaşımların tamamı haber amaçlı paylaşımlardır. Bunlar dışında çeşitli toplumsal konulara ilişkin birçok haber ve fotoğraflarım bulunmaktadır. Yaşadığım süreçlerin muhalif bir gazeteci olmamdan kaynaklandığını düşünüyorum.

Seda ismini çocukluğumdan beri kullanmaktayım ve ailem bana bu şekilde hitap etmektedir. Buna ilişkin dosya içerisinde bulunan cezaevindeki mektuplarımda delil olarak kabul edilebilir. Gerekirse bu konu ile ilgili pek çok tanıkta gösterebilirim. Ben suç işlemek kastıyla hareket etmedim. Ben sadece bir gazeteciyim.”

Ardından duruşma salonunda bulunan avukat Gulan Çağın Kaleli, şu savunmayı yaptı:

“İlk derece mahkemesinde yapılmış olan yargılama tamamen polis etkisi altında gerçekleşmiştir. Bahse konu ihbar mailinin göndericisinin de alıcısının da emniyet olduğu anlaşıldığı halde, bu hususa ilişkin araştırma taleplerimiz reddedilmiştir.

Cezanın gerekçesi tamamen kişisel duygular ve önyargıyla oluşturulmuştur. Dosyaya sanığın yapmış olduğu birçok haberi sunmuş olduğumuz halde gerekçe de bunlar yok sayılmıştır.

Müvekkilimin paylaşmış olduğu tweetlerin kaynağı olan kişi de yargılandığı davada beraat etmiştir. Dolayısıyla müvekkilin bunlardan sorumlu tutulması düşünülemez. Suç teşkil eden bir eylemi yoktur. Biz öncelikle beraatine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte olursa lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ederiz.”

Avukat Ebru Akkal da önceki savunmalarını tekrar ettiğini kaydetti. Akkal’ın savunma yaptığı sırada biri resmi olmak üzere sivil polis olduğunu belirten dört kişi salona girdi. Taşkın’ın gazeteci meslektaşları ve avukatlarının dışında kimsenin bulunmadığı duruşma salonuna giren polislere Akkal tepki gösterdi. Duruşma salonunda bulunamayacaklarını söyledi. Polisler tepki üzerine dışarı çıktı.

Akkal daha sonra savunmasına, şöyle devam etti:

“Tamamen emniyet tarafından oluşturulduğu anlaşılan maile dayanılarak soruşturma yapılmıştır. Yine müvekkilin örgüte yardım suçundan savunma yapması sağlanmadan hüküm kurularak savunma hakkı kısıtlanmıştır. ‘Seda’ müvekkilin kod ismi olmayıp günlük hayatta kullandığı ismidir. İhbar metninde bu isme yer verilmeyip kimlik isminin kullanılması da bu hususu doğrulamaktadır.

Başından beri savunduğumuz gibi müvekkil hakkındaki soruşturma tamamen polis kaynaklı olup halen şu an bulunduğumuz duruşma salonu dışında da polisler beklemekte, neden geldiklerini sorduğumuzda ise ‘neden geldiğimizi sonra görürsünüz’ gibi ifadeler kullanmaktadırlar.”

Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasını sundu.

Mütalaada ilk derece mahkemesinin verdiği cezanın yerinde olduğu ve istinaf isteminin reddedilmesi talep edildi.

Taşkın ve avukatları ise mütalaaya karşı detaylı savunma yapmak için süre talebinde bulundu.


Mahkeme heyeti, kararını; duruşmaya ara vermeden açıkladı.

Taşkın ve avukatlarının süre talebi kabul edilerek, bir sonraki duruşmanın 15 Mayıs 2019’a bırakılmasına karar verildi.


Duruşma Öncesi

Gazeteci Seda Taşkın, Erzurum’daki duruşmaya Ankara Adliyesi’nde Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı.

Adliye X-Ray cihazlarından yapılan aramalardan sonra girildi. SEGBİS bağlantısının yapılacağı duruşma salonu önceden hazırlanmamıştı. Taşkın ve duruşmayı izlemeye gelenler bir süre duruşma salonunu aradı.

Mahkeme Salonu Koşulları

SEGBİS bağlantısının yapıldığı duruşma salonunda izleyiciler için 10 sıra ayrılmıştı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) bağlantısı için iki ekran kuruluydu. Ekranlardan biri, bağlantı sırasında da kapalıydı.

Duruşmaya Katılım

Taşkın’ın çok sayıda gazeteci arkadaşı, duruşmaya izleyici olarak katıldı. Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Çağdaş Gazeteciler Derneği de duruşmayı takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşma SEGBİS bağlantısı ile yapıldı.

Savunmalar devam ederken, salona polis girdi. Tepkiler üzerine salondan çıkan polisler bir süre daha kapının önünde bekledi.

Avukat Ebru Akkal, bunun yasal olmadığını söyledi. Bunun üzerine, polisler; “neden geldiğimizi çıkışta göreceksiniz” dedi.

4. Standing - Oct. 10, 2018


emde yasal olarak faaliyet gösterdiğini dile getirdi. İddianamede, hakkındaki suçlamalara delil olarak gösterilen haberleri yapamadığını, haberleri hazırlamak için sadece ön görüşme yapabildiğini söyledi. “Örgüt lehine haber yaptığı” yönündeki iddiayı reddetti. “Terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasını da reddetti.

İlk duruşmada, Taşkın’ın; gözaltına alınmasına gerekçe olarak gösterilen e-postanın gönderildiği adresin uzantısının Emniyet Genel Müdürlüğü’ne ait olduğu ortaya çıktı. Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü’ne gönderilen ihbar e-postasının içeriğini açıklayan mahkeme heyeti, e-postayı gönderen kişinin kimliğini ise gizli tuttu.

Avukatlar, ihbar içerikli e-postanın gönderildiği bilgisayarın IP adresinin belirlenmesini istedi. Talep reddedildi.

Mahkeme; ikamet ettiği yerdeki karakoldan, Taşkın’ın “Seda” ismini kullanıp kullanmadığının araştırılmasını istedi. Duruşmada, Taşkın’ın; tutukluluğunun devam ettirilmesine karar verildi.

Yargılamanın ikinci duruşması 2 Temmuz 2018 günü görüldü. Duruşmada, avukatları; Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne yazı yazılarak, Taşkın’ın kapalı görüşlerde, telefon görüşmelerinde, yazışmalarında “Seda” ismini kullanıp kullanmadığının sorulmasını talep etti. Avukatların talebi, kabul edildi. Avukatların, gözaltı kararına gerekçe olarak gösterilen e-postanın gönderildiği bilgisayarın IP adresinin belirlenmesine ilişkin talebi, ikinci kez reddedildi.

Mahkeme, Taşkın’ın tutukluluğunun devam ettirilmesine karar verdi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 12 Eylül 2018 günü görüldü. Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasını bu duruşmada açıkladı. Savcı, Taşkın’ın, iddianamede olduğu gibi; “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “zincirleme şekilde, basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep etti.

Taşkın, esas hakkındaki mütalaa karşısında şu savunmayı yaptı:

“Dokuz aydır, sırf gazetecilik mesleğini ifa ettiğim için tutukluyum. Gazetecilik faaliyeti nedeniyle ben yargılanıyorsam, Türkiye’de bu işi yapabilecek kimse kalmayacaktır. Gazetecilik yapmak suç değildir.”

Taşkın’ın tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Yargılamanın dördüncü ve karar duruşması 10 Ekim 2018’de görüldü.


Gazeteci Seda Taşkın, duruşmaya; tutuklu bulunduğu Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nden, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı.

Taşkın, hakkında hapis cezası verilmesi yönündeki esas hakkındaki mütalaaa karşısında savunma yaptı. Taşkın, savunmasında şunları dile getirdi:

“Hakkımda verilen mütalaayı kabul etmiyorum. Farklı sektörlerde çalıştım, ancak; gazeteciliğe merakım olduğu için kendi imkanlarımla fotoğrafçılık kursuna gittim ve ardından da 2015 yılında gazeteciliğe başladım. Üç yıldır da gazetecilik yapıyorum.

Muş’a gelme amacım tamamen gazetecilik faaliyeti kapsamındadır. Bu haberler birçok yerde yayınlandı. Ancak bunlara dosyada yer verilmemiş. 80 yaşında tutuklanan Sisê Bingöl’ün haberi birçok medyada yayınlandı. Ben de ailesiyle durumuna ilişkin haber yapmak amacıyla görüştüm. Dosyada anne ve babası tutuklu çocuklarla ilgili yaptığım röportaj yayınlanmamış ve dosyaya suç unsuru olarak konulmuş.

Varto’dan Muş merkeze döndükten sonra girdiğim bir mağazada beni takip eden polisler mağazaya gelerek kimlik kontrolü yaptı. Ardından gittiler. Ancak yaklaşık 20 dakika sonra telefonla beni arayarak “bir belge imzalamanız gerekiyor, emniyete gelin” dediler. Bunun üzerine ben emniyete giderken, yolda sivil polislerce durdurulup zırhlı araca bindirildim. Bu süre zarfında eğer ki delil olarak konulan haber materyallerimi silmiş olsaydım bu dosya oluşturulmayacaktı. Bu noktada şeffaf olduğumu düşünüyorum. Yaptığım her şey meşru ve yasaldır. Bu nedenle de o kayıtları dahi silmedim.

Gözaltına alındığım ilk andan itibaren bana peşinen suçlu gibi davranıldı. Emniyete gider gitmez çıplak arama dayatıldı. İtiraz edince tehdit edildim. Bazı polisler bana ‘akıllı olacaksın’ diye uyarılarda bulundu. Suçlu ilan edildim, hem fiziksel hem de psikolojik işkenceye maruz kaldım. Savcıya ifade verirken de Terörle Mücadele müdürü olduğunu öğrendiğim görevli bana ‘siz dışarı gizli bilgi sızdırıyorsunuz’ diyerek gözdağı verdi. Nöbetçi hâkim beni serbest bırakınca bile polisler tepki gösterdi, avukatıma ‘terörist avukatı’ dendi.

Dosyada yayımlanan haberlerime yer verilmemiş ama başka muhabirlerin paylaştığım haberleri dosyaya eklenmiş. Yine ajansın çeşitli kentlerden servis ettiği haberler delil olarak konulmuş. Haberleri paylaştığım gerekçesiyle yargılanıyorum ama paylaşımlarımda hiçbir yorum bile yok. İnsanlar, tarih boyunca düşüncelerinden dolayı yargılandı, idam edildi. Bende bugün her şeyden önce bir gazeteci olarak burada yargılanıyorum.

Biz hukuktan kaçmıyoruz. Ama siz burada sadece beni değil, aynı zamanda haber alma hakkını ve habere ulaşma özgürlüğünü de yargılıyorsunuz. Burada vereceğiniz hüküm aynı zamanda gazetecilikle ilgili olacaktır.”

Taşkın’ın savunmasını tamamlamasının ardından mahkeme başkanı, Taşkın’a; yargılama boyunca araştırılması talep edilen “Seda” ismiyle hitap etti. Taşkın’ın avukatlarının mahkeme başkanı tarafından bile “Seda” ismini kullanılmış olmasına dikkat çekti.

Bunun üzerine, mahkeme başkanı; “Biz zaten Seda ismine takılmadık” diye karşılık verdi. Avukatlar, “Seda” isminin araştırılması taleplerine karşılık yargılamanın iki celse uzadığını ve ceza talebiyle verilen mütalaada bunun “silahlı terör örgütü üyesi olmak” iddiası için gerekçelendirildiğini anımsattı.

Taşkın’ın avukatı Ebru Akkal, mütalaaya karşı şu savunmayı yaptı:

“Emniyetin ‘egm’ uzantılı mail ile yapılan ihbar sonrası kimlik kontrolü yapılmış. Neden kod adı ‘Seda’ olmakla suçlanırken, ihbar mailinde kimliğindeki ‘Seher’ ismiyle yapıldığını sorgulamıştık. GBT yapıldıktan sonra ihbar mektubunun atılmış olması bu hususu açıklığa kavuşturdu. Kimlik kontrolü yapıldığında kimliğinde ‘Seher’ adı yazıyordu. Kimlik kontrolünün ardından bir belge imzalaması için emniyete çağrılıp gözaltına alınıyor. Bu işlemin kendisi bile hukuka aykırıdır.

Mütalaa, iddianamenin özeti gibidir. İstihbarata dayanarak, savcıdan talimat alınmadan gözaltı işlemi yapılmıştır. Arama ve el koyma sırasında elde edilen dijital materyallerde suç unsuru olmadığı gibi delil olarak da kullanılamazlar. Hukuka aykırı işlemle mahkûmiyet kararı verilmez. Bunlar hukukun emredici hükümleridir. Bu ihbar savcıdan talimat almadan kolluk kuvvetleri tarafından yapılmıştır. Dosyadaki deliller bu nedenle usulsüz elde edilmiştir ve kabul edilmeleri mümkün değildir.

İddianamede Taşkın’ın, kamuoyunda “Özgür Gündem Gazetesi Davası” olarak bilinen yargılama kapsamında tutuklanan yazar Aslı Erdoğan’ın serbest bırakılması için bir imza kampanyası metnini paylaşması delil olarak yer alıyor. Aslı Erdoğan çok iyi bir edebiyatçıdır. Adının suç unsuru olarak gösteriliyor olmasından umarım önümüzdeki süreçte utanç duyarız. Benzer şekilde, iddianamede yer verilen HDP milletvekillerinin serbest bırakılmasına ilişkin de “change org” sitesindeki bir imza kampanyası paylaşılmış. O zaman “change org” yetkilileri de yargılansın.

Dicle Haber Ajansı’nın mikrofonunu paylaşması örgüt üyeliğine nasıl delil olabiliyor. Örgüt üyeliğinin hangi koşulları dosyada var. Hiçbir unsuru oluşmamışken Taşkın’ın örgüt üyeliğini tartışıyoruz.

Dilekçelerimizde çok sayıda emsal karar sunduk. Şayet bu davada mahkûmiyet kararı verilecekse, teknik ya da fiziki takip hatta gizli tanıkların bulunduğu benzer dosyalarda beraat ve tahliye kararları çıkması nasıl değerlendirilmeli? Ülkemizde her yerde aynı hukuk kuralları var. Hukuki tutarlılığı sağlamak adına mahkeme emsal kararları dikkate almalıdır. Sunduğumuz sayısız beraat ve tahliye kararlarının göz önünde bulundurulmasını talep ediyoruz. Şu aşamada tutukluluk cezaya dönüşmüştür.”

Avukat Gulan Çağın Kaleli ise şu savunma yaptı:

“Polisten yapılan bir ihbarla Taşkın, gözaltına alındı ve yargılama bu aşamaya geldi. Bu dosyada polis ihbarcı olmuştur. Bu nedenle bu şahsın kim olduğunun ortaya konulmasını talep ettik ancak bu talebimiz reddedildi. Örgüt üyesi olduğuna dair bir delil yokken, mütalaada ‘tipi bir örgüt üyesi gibi davranır’ deniliyor. ‘Tipik bir örgüt üyesi’ nasıl olunuyor, buna dair tek bir delil yok.”

Savunmaların ardından mahkeme heyeti, karar vermek için duruşmaya ara verdi.

Duruşma salonundan çıkan heyet 14.10’da yeniden yerini aldı.


Mahkeme Başkanı, alınan kararı okudu.

Kararda, Taşkın’a; “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlamasından dört yıl iki ay, “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan ise üç yıl dört ay olmak üzere, toplamda yedi yıl altı ay hapis cezası verildi.

Mahkeme, karar ile birlikte; Taşkın’ın tutukluluğunun devam ettirilmesine karar verdi.


Duruşma Öncesi

Duruşmanın görüldüğü Muş Adliyesi’ne iki farklı aramadan sonra girildi.

Duruşma, saat 11.45 olarak belirlenen saatinde başlamadı.

Duruşmayı izlemeye gelenler, bu nedenle, duruşma salonu önünde bekledi. Ancak görevli polisler sık sık “koridorda beklemeyin, bekleme salonuna geçin ya da dışarı çıkın” yönünde uyarılar yaptı.

Duruşma belirlenen saatten bir saat sonra, saat 12.45’te başladı. Polisler sarı basın kartı olmayan gazetecilerin duruşma salonuna giremeyeceğini söyledi. Dört gazeteci, avukatların itirazı üzerine girebildi. İzleyici olarak ise sadece üç kişinin girişine izin verildi.

Salona üst aramasıyla girildi. Bilgisayarların içeri alınmasına izin verilmedi. Telefonlar polis gözetiminde kapatıldı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Adliyenin zemin katında bulunan duruşma salonuna, büyük olmasına rağmen fazla izleyici alınmadı. İçeride izleyici ve mahkeme üyelerinden daha fazla polis vardı. Dördü sivil olmak üzere 12 polis salonda değişik yerlerde oturdu.

Salonda, basın için ayrı bir yer ayrılmamıştı. Gazeteciler, bu yüzden; izleyciler ile polisler arasıdaki bölümde oturdu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Özgür Gazeteciler İnsiyatifi’nden Hakkı Boltan ve HDP Muş Milletvekili Şevin Çoşkun izledi.

Genel Gözlemler

Duruşmada, mahkeme heyeti; Taşkın ve avukatlarını dinledi. Savunmalara dair beyanları not alan Mahkeme Başkanı, bunları daha sonra özetleyerek tutanağa geçti. Savcı duruşma boyunca bilgisayarıyla ilgilendi.

Duruşma salonundaki polisler sıklıkla salona girip çıktıkları için, koridordan gelen gürültüler, dikkatleri kapıya çevirdi.

Yine başka duruşmaların avukatları da sık sık duruşma salona girip çıktı. Mahkeme başkanı üyelerle müzakere ederken, beyaz bir kağıtla ağzını kapattı.

Yargılama süreci boyunca, mahkeme heyeti; “Seda” isminin, Taşkın’ın “kod ismi” olduğu üzerinde değerlendirme yapmıştı. Yine, mahkeme heyeti, Taşkın’a; yargılama süreci boyunca “Seher” diye hitap etmişti. Ancak son duruşmada, mahkeme heyeti, Taşkın’a; “Seda” ismiyle hitap etti.

Yargılama; ilk günden itibaren, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamaları üzerinden yürütüldü. Taşkın ve avukatları da savunmalarını, bu suçlamalar üzerine kurdu.
Ancak karar, “silahlı terör örgütü üyesi olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyere yardım etmek” iddiası ile hapis cezası verildi. Yani suçun vasfı değişmişti. Ancak Taşkın ve avukatları, değişen suçlama karşısında savunma yapamadı. Taşkın ve avukatlara, yeni suçlama karşısında savunmanın hazırlanması için ek süre verilmedi.

Karar için duruşmaya ara verildiğinde, bir sivil polis mahkeme heyetinin hemen ardından, heyet ile birlikte; müzakarelerin yürütüleceği bölüme geçti.

Duruşma salonunda bekleyen sivil polislerin, Taşkın’ın gözaltı ve soruşturma sürecinde, emniyetteki işlemlerini yürüten Terörle Mücadele Şubesi polisleri olduğu belirtildi.

Kararın açıklanmasının ardından, bir polis; Taşkın’ın cezaevinden bağlandığı SEGBİS ekranına bakan izleyicilere, “önünüze bakın kafanızı kaldırmayın” dedi.

Seda Taşkın – “Membership of an Armed Terrorist Organization” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial (Indictment)

Seda Taşkın – “Membership of an Armed Terrorist Organization” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 4. Standing (Minutes of the Hearing)

Seda Taşkın – “Membership of an Armed Terrorist Organization” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 5. Standing (Minutes of the Hearing)

Press in Arrest is a database, monitoring, documentation and collective memory study of Press Research Association.
+90 (312) 945 15 56 | pressinarrest@gmail.com