Seda Taşkın

Seda Taşkın - Propaganda of an Organization Trial

Mezopotamya Ajansı muhabiri Seda Taşkın, haber takibi için gittiği Muş’ta 20 Aralık 2017 günü polislerce durdurularak Genel Bilgi Taraması’na (GBT) tabi tutuldu. Kimlik kontörlünün ardından serbest bırakıldı. Yaklaşık 20 dakika sonra polislerce cep telefonundan aranarak, “imzalaman gereken bir belge var” denilerek, Muş Emniyet Müdürlüğü’ne çağrıldı.

Taşkın, emniyete gittiği sırada “hakkında ihbar olduğu” iddiasıyla gözaltına alındı.

Emniyet sorgusunda kente bağlı Varto ilçesinde 6 Nisan 2016’da tutuklanan 75 yaşındaki Sise Bingöl’ün evine neden gittiği soruldu. Sosyal medya hesaplarından yapmış olduğu paylaşımlar yöneltildi.

Emniyetteki işlemlerinin ardından 23 Aralık günü Muş Adliyesi’ne çıkarıldı. Savcılık sorgusunun ardından “silahlı terör örgütü üyesi olmak” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamalarıyla tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Mahkeme sorgusu sonrası “adli kontrol şartı” ile tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Aynı gün savcılık serbest bırakılma kararına itiraz etti. Hakkında yakalama kararı çıkartıldı. 23 Ocak 2018’de Ankara’da ikinci kez gözaltına alındı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracığıyla itirazı kabul eden Bitlis Sulh Ceza Hakimliği’nce ifadesi alındı.

İfade sonrasında hakkında “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla tutuklama kararı verildi. Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Hakkındaki iddianame, 8 Mart 2018’de tamamlandı. İddianame Muş Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlandı.

Gazeteci Seda Taşkın hakkındaki iddianame, Muş Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlandı. İddianame, 8 Mart 2018’de tamamlanarak mahkemeye sunuldu.

İddianame, 47 sayfadan oluşuyordu. İddianamenin 19 sayfasında, “PKK/KCK” yapılanmasının tarihçesi, hedef ve amaçlarına dair değerlendirme ve yorumlara yer verdi.

İddianamede, Taşkın’ın gözaltına alınmasına gerekçe gösterilen ihbara da yer verildi. 20 Aralık 2017 günü saat 16.40’da ismini vermeyen bir şahıs tarafından yapıldığı iddia edilen ihbarda şu ifadelerin kullanıldığı aktarıldı:

“Seher Taşkın isimli KCK’lı şahıs, teröristlerle alakalı propaganda videosu çekiyor, gençleri örgütlüyor. Lütfen ilgilenin bu şahısla. Kimliğimin açıklanmasını istemiyorum, can güvenliğim için.”

Kimlikteki ismi Seher olan Taşkın, haberlerinde ve günlük hayatında Seda ismini kullanıyordu. Taşkın’ın “Seda” ismi kullanması, iddianamede “kod isim” iddiasıyla deliller arasında gösterildi.

Taşkın’ın sosyal medya hesaplarından paylaştığı haberlerle birlikte beğendiği ya da retweetlediği haberler de iddianamede suçlama konusu yapıldı.

Taşkın’ın çalıştığı Mezopotamya Ajansı’yla ilgili olarak yapılan araştırma ile ajansta yayımlanan bazı haberler Taşkın aleyhinde deliller arasında gösterildi.

Taşkın, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları da suçlama konusu yapıldı. Paylaşımlardan birisi kapatılan DİHA mikrofonunun yer aldığı fotoğrafı idi. Taşkın’ın Özgür Gündem Ana Davası’nda tutuklanan Aslı Erdoğan’ın serbest bırakılması amacıyla başlatılan imza kampanyasına ait bağlantıyı paylaşması da deliller arasında gösterildi.

Taşkın’ın Twitter hesabında yapmış olduğu 15 ayrı paylaşım deliller arasında gösterildi. Suçlamaya konu paylaşımlardan bazıları iddianamede şöyle yer aldı:

• 21 Ekim tarihli “#HaberciyizHaberBiziz”, “#GazetecilerGünü” başlıklı özgür Gündem gazetesine fotoğrafı paylaştığı,
• 8 Eylül tarihli “YPG bayrağı Rakka’da göndere çekildi.”
• 23 Temmuz tarihinde “Nazım Daştan’ın yapmış olduğu YJŞ’den sonra Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ)de #Rakka operasyonuna katıldı. Herkes eski Ezidiler olmadığımızı görecek” şeklindeki haberi retweetlediğinin tespit edildiği,
• 1 Kasım 2016 tarihinde “Ajansımızın Çukurova bürosu da basıldı. Ne yapasanız yapın DİHA’yı susturamayacaksınız” başlıklı DİHA haber ajansına ait fotoğrafı paylaştığı,
• 29 Ekim 2016 tarihinde “ÖzgürBasınSusturulamaz” başlıklı “Özgür Gündem Gazetesi, Azadiya Welat Gazetesi,vb. Gazete isimleri bulunan listeye ait” fotoğrafı paylaştığı,
• 29 Ekim 2016 tarihinde “Ajansımız DİHA ve Azadiya Welat Gazetesi kapatıldı…” şeklindeki yazıyı paylaştığı.

İddianamede, Taşkın’ın gözaltına alınmasının ardından çalıştığı Mezopotamya Ajansı’nın servis ettiği “Muhabirimiz Seda Taşkın gözaltına alındı” başlıklı habere de iddianamede “açık kaynak araştırması” bölümünde yer verildi.

Taşkın’ın gözaltına alındığı sırada el konulan kamera, bilgisayar ve fotoğraf makinası üzerinde yapılan inceleme sonuçları da iddianamede kapsamlı olarak yer aldı.

Taşkın’ın haber için yaptığı kimi telefon görüşmeleri deliller arasında gösterildi. Telefon görüşmelerinin içeriğinin “haber içerikli olduğu” ifadesiyle yer almasına rağmen görüşmeler, “suç unsuru” olarak iddianamede yer aldı. İki telefon görüşmesine ilişkin iddianamede şu ifadelere yer verildi:

“HDP Van Milletvekili Bedia Özgökçe ile olağanüstü hal ve kadına şiddet üzerine haber içerikli bir telefon görüşmesinin yer aldığı. Yine ses kaydının Van Gölü̈ ve çevresindeki sazlık alanların dolgu çalışmaları nedeniyle tahrip edilmesi konusunu haber yapmak istediğine dair içerik ihtiva ettiği…”

Taşkın’ın farklı bir bilgisayarda açık bıraktığı bilgisayar uygulamasının, bilgisayar sahibi tarafından kapatılmasını istemesi iddianamede “örgütsel gizliliği sağlayabilmek” iddiasıyla yer aldı:

“Şüphelinin kullanmakta olduğu dijital veriler üzerinde yapılan incelemede 16. sayfada ‘güzelim ben eğer oraya gelemezsem senden sizin bilgisayardaki benim programları silmeni isteyeceğim, olurum, ama unutmaman lazım’ seklinde görüşme yaptığı, bu görüşmenin de örgütsel gizliliği sağlayabilmek maksadıyla zaman zaman yapılan faaliyetleri kapsadığı.”

Taşkın’ın Varto’da anne ve babası tutuklanan çocukların yaşadıklarını haberleştirmek amacıyla çocukların yakınlarıyla yaptığı söyleşi de “suç unsuru” olarak iddianamede yer aldı.

Taşkın’ın bir arkadaşıyla Whatsapp uygulaması üzerinden haber bulamamaktan yakınmasına dair görüşmesi de “suç unsuru” olarak iddianamede yer verildi.

Taşkın’ın, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” iddiasıyla cezaevinde bulunan şahısların aileleriyle söyleşi yapmak istediğine dair bir telefon görüşmesi de deliller arasından gösterildi. Bununla ilgili olarak iddianamede, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin uluslararası alanda yalnız bırakılma amacının güdüldüğü” iddiasında bulunuldu.

Taşkın’ın çalıştığı Dicle Haber Ajansı’nın yayın politikasıyla ilgili “PKK/KCK terör örgütünün sözde mücadelesini haklı gösterir çizgide olduğu” iddiasında bulunuldu.

Taşkın’ın savcılık ve kolluktaki savunması ise, “suç ve cezadan kurtulmaya yönelik” olarak iddiasıyla iddianame yer aldı. Savcının bu ifadelere “itibar edilmemesi” görüşü de iddianamede yer aldı.

İddianamede, Taşkın’a ilk olarak Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 maddesi dolayısıyla “silahlı örgüte üye olmak” suçlaması yöneltildi. Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1 maddesi dolayısıyla cezada yarı oranında artırım yapılması istendi. Ayrıca Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2-1,2 maddeleri kapsamında zincirleme şekilde “basın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla cezalandırılması istendi. Böylelikle Taşkın hakkında toplamda 9 yıl 4 ay 15 günden, 28 yıl 1 ay 15 güne kadar hapis cezası istendi. Ayrıca TCK’nin 53’üncü maddesi kapsamında yer alan “belirli haklardan yoksun bırakma” yaptırımın uygulanması istendi.

Gazeteci Seda Taşkın hakkındaki yargılama iddianamenin Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edilmesiyle başladı.

Yargılamanın ilk duruşması, 30 Nisan 2018’de görüldü. Taşkın duruşmaya, tutuklu bulunduğu Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Taşkın’ın gözaltına alınmasına gerekçe gösterilen mailin Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) uzantılı olduğu ortaya çıktı.

Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü’ne yapılan ihbar mailinin içeriğini açıklayan mahkeme heyeti, maili gönderenin kimliğini ise gizli tuttu. Duruşmada Taşkın’ın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Mahkeme heyeti Taşkın’ın ikamet ettiği yerdeki karakol tarafından “Seda” ismini kullanıp kullanmadığının araştırılmasına karar verdi.

Yargılamanın ikinci duruşması 2 Temmuz 2018 günü görüldü. Taşkın, bu duruşmaya da SEGBİS aracılığıyla cezaevinden bağlandı. Avukatların Sincan Kadın Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu’na yazı yazılarak gerek kapalı görüşlerde gerekse telefon görüşmelerinde ve mektup yazışmalarında “Seda” ismini kullanıp kullanmadığına dair kayıtların istenilmesi talebi kabul edildi. Avukatların ihbara konu IP araştırmasına yönelik talepleri ise bir önceki duruşmada reddedildiği gerekçesiyle bir kez daha reddedildi. Taşkın’ın tutukluluğuna devam kararı verildi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 12 Eylül 2018 günü görüldü. Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, Taşkın’ın “silahlı terör örgütü üyesi olmak” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme dosyadaki eksikliklerin giderilmesi ve savunma için ek süre verilmesi amacıyla duruşmayı erteledi. Taşkın’ın tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Yargılamanın dördüncü ve karar duruşması 10 Ekim 2018’de görüldü. Taşkın, bu duruşmaya da cezaevinden SEGBİS aracılığıyla bağlandı. Taşkın’ın avukatları Gulan Çağın Kaleli ve Ebru Akkal, duruşma salonunda hazır bulundu.

Taşkın, esas hakkında savunmasını yaptı: Taşkın’ın savunmasının satır başları şöyleydi:

“Hakkımda verilen mütalaayı kabul etmiyorum. Farklı sektörlerde çalıştım ancak gazeteciliğe merakım olduğu için kendi imkanlarımla fotoğrafçılık kursuna gittim ve ardından da 2015 yılında gazeteciliğe başladım. Üç yıldır da gazetecilik yapıyorum.

Muş’a gelme amacım tamamen gazetecilik faaliyeti kapsamındadır. Bu haberler birçok yerde yayınlandı. Ancak bunlara dosyada yer verilmemiş. 80 yaşında tutuklanan Sisê Bingöl’ün haberi birçok medyada yayınlandı. Ben de ailesiyle durumuna ilişkin haber yapmak amacıyla görüştüm. Dosyada anne ve babası tutuklu çocuklarla ilgili yaptığım röportaj yayınlanmamış ve dosyaya suç unsuru olarak konulmuş.

Varto’dan Muş merkeze döndükten sonra girdiğim bir mağazada beni takip eden polisler mağazaya gelerek kimlik kontrolü yaptı. Ardından gittiler. Ancak yaklaşık 20 dakika sonra telefonla beni arayarak “bir belge imzalamanız gerekiyor, emniyete gelin” dediler. Bunun üzerine ben emniyete giderken, yolda sivil polislerce durdurulup zırhlı araca bindirildim. Bu süre zarfında eğer ki delil olarak konulan haber materyallerimi silmiş olsaydım bu dosya oluşturulmayacaktı. Bu noktada şeffaf olduğumu düşünüyorum. Yaptığım her şey meşru ve yasaldır. Bu nedenle de o kayıtları dahi silmedim.

Gözaltına alındığım ilk andan itibaren bana peşinen suçlu gibi davranıldı. Emniyete gider gitmez çıplak arama dayatıldı. İtiraz edince tehdit edildim. Bazı polisler bana ‘akıllı olacaksın’ diye uyarılarda bulundu. Suçlu ilan edildim, hem fiziksel hem de psikolojik işkenceye maruz kaldım. Savcıya ifade verirken de Terörle Mücadele müdürü olduğunu öğrendiğim görevli bana ‘siz dışarı gizli bilgi sızdırıyorsunuz’ diyerek gözdağı verdi. Nöbetçi hâkim beni serbest bırakınca bile polisler tepki gösterdi, avukatıma ‘terörist avukatı’ dendi.

Dosyada yayımlanan haberlerime yer verilmemiş ama başka muhabirlerin paylaştığım haberleri dosyaya eklenmiş. Yine ajansın çeşitli kentlerden servis ettiği haberler delil olarak konulmuş. Haberleri paylaştığım gerekçesiyle yargılanıyorum ama paylaşımlarımda hiçbir yorum bile yok. İnsanlar, tarih boyunca düşüncelerinden dolayı yargılandı, idam edildi. Bende bugün her şeyden önce bir gazeteci olarak burada yargılanıyorum.

Biz hukuktan kaçmıyoruz. Ama siz burada sadece beni değil, aynı zamanda haber alma hakkını ve habere ulaşma özgürlüğünü de yargılıyorsunuz. Burada vereceğiniz hüküm aynı zamanda gazetecilikle ilgili olacaktır.”

Taşkın’ın savunmasını tamamlamasının ardından Mahkeme Başkanı, yargılama boyunca araştırılması talep edilen “Seda” ismiyle Taşkın’a hitap etti. Taşkın’ın avukatlarının mahkeme başkanı tarafından “Seda” ismini kullanılmış olduğuna dikkat çekmesi üzerine “Biz zaten Seda ismine takılmadık” diye karşılık verdi. Bunun üzerine avukatlar Seda isminin araştırılması taleplerine karşılık yargılamanın iki celse uzadığını ve ceza talebiyle verilen mütalaada bunun “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlaması için gerekçelendirildiğini anımsattı.

Duruşma sonunda karar açıklandı. Yargılama boyunca Taşkın’a “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlaması yöneltilmesine rağmen kararda “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlamasıyla 4 yıl 2 ay hapis cezası verildi. Söz konusu suçlama maddesi iddianameye konu edilmemişti. Ayrıca “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan da 3 yıl 4 ay hapis cezası verildi. Taşkın, toplamda 7 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldı. Mahkeme, Taşkın’ın tutukluluğunun devamına hükmetti.

İstinaf Süreci

Yerel mahkemenin verdiği hapis kararına ilişkin Taşkın’ın avukatları tarafından Erzurum Bölge Mahkemesi’ne itiraz başvurusunda bulunuldu. Başvurunun incelenmesi kararıyla birlikte 17 Ocak 2019’da tahliye kararı verildi. Mahkeme ayrıca Taşkın hakkında verilen hapis cezasını da bozdu.

İstinaf mahkemesindeki ilk duruşma için 20 Mart günü belirlendi. Taşkın, duruşmaya Ankara’dan SEGBİS aracılığıyla katıldı. İstinaf savcısı ilk derece mahkemesinin verdiği cezanın onaylanması yönünde mütalaa verdi. Taşkın’ın mütalaaya ilişkin savunma yapması için duruşma 15 Mayıs 2019’a bırakıldı. Duruşma sonunda Taşkın’a sadece “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası verildi. Cezaya ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

Yargıtay Süreci

Ancak savcılık tarafından istinaf mahkemesince verilen bozma ve cezayı düşüren kararına itiraz edildi. Dosya itiraz üzerine nihai karar için Yargıtay götürüldü.

Yargıtay süreci devam ediyor.

6. Standing - May 15, 2019


Gazeteci Seda Taşkın, çalıştığı Mezopotamya Ajansı için 20 Aralık 2017’de Muş’ta haber takibi sırasında gözaltına alındı. Gözaltı öncesi kimlik kontrolü yapılıp bırakıldıktan yarım saat sonra telefonla “İmzalaman gereken bir evrak” var denilerek Muş Emniyet Müdürlüğü’ne çağrıldı. Henüz yoldayken zırhlı araçla yanına gelen polislerce “Hakkında ciddi ihbar” var denilerek, gözaltına alındı.

Dosyasına “kısıtlılık kararı” getirildi. Emniyetteki sorgusunun ardından çıkarıldığı savcılıkta tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. 23 Aralık günü sulh ceza hakimliğince “adli kontrol şartı” ile serbest bırakıldı. Savcılığın serbest bırakılmaya dönük 27 Aralık’taki itirazı sonrası 22 Ocak 2018 günü Ankara’daki evine düzenlenen polis baskınında yeniden gözaltına alındı.

Bitlis Sulh Ceza Hakimliği tarafından SEGBİS üzerinden ifadesinin alınmasının ardından “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) suçlamasıyla 23 Ocak günü tutuklandı.

İddianame Muş Cumhuriyet Savcılığı tarafından 2 Şubat 2018’de tamamlandı. Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2 Mart 2018 günü kabul edilerek, dava açıldı. “Örgüt propagandası yapmak” (TMK 7/2) ve “örgüt üyesi olmak” (TCK 314/2) suçlamaları yöneltildi.

47 sayfalık iddianamede haber kaynaklarıyla yaptığı telefon görüşmeleri, yaptığı haberler ve sosyal medya paylaşımları suçlamalara dayanak gösterildi.

İlk duruşması 30 Nisan’da Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Gazeteci Taşkın, duruşmaya Sincan Kadın Cezaevi’nden SEGBİS aracılığıyla bağlandı. Duruşmada Taşkın hakkında e-postayla yapılan ihbarın Emniyet Genel Müdürlüğü mensuplarınca kullanılan “egm” uzantılı adresten gönderildiği ortaya çıktı. Duruşma Taşkın’ın tutukluluğunun devamına karar verilerek, 2 Temmuz 2018 tarihine ertelendi.

Davanın ikinci duruşmasında da Taşkın’ın tutukluluğuna devam kararı verildi.

Davanın 12 Eylül 2018’de görülen üçüncü duruşmasında esas hakkında mütalaasını veren savcı, Taşkın’ın “örgüt üyeliği” ve “zincirleme propaganda yapmak” suçlarından cezalandırılmasını talep etti.

Karar duruşmasında 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Avukatların kararı götürdüğü Erzurum Bölge Mahkemesi (istinaf) kararıyla tahliye oldu.

İstinaf yargılamasının karar duruşması 15 Mayıs 2019’da görüldü. Yargılama sonunda Taşkın’ın, “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım” suçundan beraatine karar verildi. “Örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılmasına ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmetti.

Savcılığın itirazı üzerine bu dosya Yargıtay’a taşındı. Yargıtay süreci devam ediyor.


Seda Taşkın’ın istinaf sürecindeki ikinci duruşması saat 12:25’te başladı. 10 dakika sürdü. Tutuksuz yargılanan Seda Taşkın, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi’nce görülen duruşmaya Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesi salonundan SEGBİS aracılığı ile katıldı.

Son sözleri sorulan Seda Taşkın, burada bulunmasının ve yargılanıyor olmasının nedeninin “gazetecilik mesleğini yapması” olduğunu söyledi: “Gazetecilik bir suç değildir ve bunu bir kez daha yinelemek istiyorum” dedi.

Hakkındaki suçlamaların tamamını reddeden Taşkın, beraatini istedi.

Taşkın’ın avukatı Ebru Akkal, Anayasa Mahkemesi’nin, bir televizyon programında “çocuklar ölmesin” dediği için hapisle hapisle cezalandırılan öğretmen Ayşe Çevik hakkında verdiği hak ihlali kararını anımsattı. Akkal, Yüksek Mahkeme’nin bu kararında, ifade özgürlüğünün sınırlarının geniş tutulduğunu belirtti.

Akkal, şöyle konuştu:

“Daha fazla özgürlük talebine veya ülke yönetim biçiminin eleştirisine yönelik düşüncelerin devlet yetkilileri için rahatız edici olsa bile açıklanması ifade özgürlüğünün koruması altındadır.”

Akkal, bu geniş yorumların Taşkın dosyası için de emsal olarak kabul edilmesini istedi. Akkal, Taşkın’ın beraatini istedi.


Duruşma Öncesi

Taşkın, Erzurum’daki duruşmaya Ankara Adliyesi’nde SEGBİS üzerinden katıldı.

9:45’te başlayacağı ilan edilen duruşma 12:25’te başladı. Duruşmayı izlemeye gelen çok sayıda gazeteci Adliye koridorlarında beklemek durumunda kaldı.

Uzun bekleme süresinin bir gerekçesi de Taşkın’ın SEGBİS ile katılacağı duruşmanın hangi salonda yapılacağının belirlenmesi oldu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonu normal büyüklükteydi.

Duruşma Katılım

Duruşmaya Taşkın’ın çok sayıda gazeteci arkadaşı izleyici olarak katıldı. Ayrıca Ankara Barosu Cezaevi Sorunları İzleme Komisyonu üyesi eski Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Ercan İpekçi de katılım gösterdi.

Genel Gözlemler

Duruşma yaklaşık 2 saat 40 dakika geç başlayan duruşma yaklaşık 10 dakika sürdü. Duruşmanın geç başlaması dışında herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı.


Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi, Taşkın hakkında Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği cezayı bozdu.

Mahkeme, Taşkın’ın, “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım” suçundan beraatine karar verdi.

Mahkeme, Taşkın’ın “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılmasına ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmetti.

5. Standing - March 20, 2019


Gazeteci Seda Taşkın, çalıştığı Mezopotamya Ajansı için 20 Aralık 2017’de Muş’ta haber takibi sırasında gözaltına alındı. Gözaltı öncesi kimlik kontrolü yapılıp bırakıldıktan yarım saat sonra telefonla “İmzalaman gereken bir evrak” var denilerek Muş Emniyet Müdürlüğü’ne çağrıldı. Henüz yoldayken zırhlı araçla yanına gelen polislerce “hakkında ciddi ihbar” var denilerek, gözaltına alındı.

Dosyasına “kısıtlılık kararı” getirildi. Emniyetteki sorgusunun ardından çıkarıldığı savcılıkta tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. 23 Aralık günü sulh ceza hakimliğince “adli kontrol şartı” ile serbest bırakıldı. Savcılığın serbest bırakılmaya dönük 27 Aralık’taki itirazı sonrası 22 Ocak 2018 günü Ankara’daki evine düzenlenen polis baskınında yeniden gözaltına alındı.

Bitlis Sulh Ceza Hakimliği tarafından SEGBİS üzerinden ifadesinin alınmasının ardından “örgüt üyeliği” 23 Ocak günü tutuklandı.

İddianame Muş Cumhuriyet Savcılığı tarafından 2 Şubat 2018’de tamamdı. Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2 Mart günü kabul edilerek, dava açıldı. “Örgüt propagandası yapmak” ve “örgüt üyesi olmak” suçlamaları yöneltildi.

47 sayfalık iddianamede haber kaynaklarıyla yaptığı telefon görüşmeleri, yaptığı haberler ve sosyal medya paylaşımları suçlamalara dayanak gösterildi.

İlk duruşması 30 Nisan’da Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Gazeteci Taşkın, duruşmaya Sincan Kadın Cezaevi’nden SEGBİS aracılığıyla bağlandı. Duruşmada Taşkın hakkında e-postayla yapılan ihbarın Emniyet Genel Müdürlüğü mensuplarınca kullanılan “egm” uzantılı adresten gönderildiği ortaya çıktı. Duruşma Taşkın’ın tutukluluğunun devamına karar verilerek, 2 Temmuz 2018 tarihine ertelendi.

Davanın ikinci duruşmasında da Taşkın’ın tutukluluğuna devam kararı verildi.

Davanın 12 Eylül 2018’de görülen üçüncü duruşmasında esas hakkında mütalaasını veren savcı, Taşkın’ın “örgüt üyeliği” ve “zincirleme propaganda yapmak” suçlarından cezalandırılmasını talep etti.

Karar duruşmasında 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Avukatların kararı istinaf mahkemesine taşıdı.

Erzurum Bölge Mahkemesi’nin (istinaf) dosyayı incelemesiyle birlikte mahkemenin 17 Ocak 2019’da verdiği ara kararla tahliye oldu.

Erzurum 6. Ceza Dairesi, duruşma için ise 20 Mart 2019 tarihini belirledi. İstinaf mahkemesindeki karar duruşması ise 15 Mayıs 2019’da görüldü. Duruşma sonunda Taşkın’ın, “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım” suçundan beraatine karar verildi.

Mahkeme, Taşkın’ın “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılmasına ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmetti.

Ancak 30 Mayıs 2019’da savcılık istinaf mahkemesinin bu kararına itiraz etti. Savcılık itirazında yerel mahkemenin verdiği kararın yerinde olduğunu, istinaf mahkemesinin verdiği beraat kararının ise hukuka aykırı olduğunu savundu.

İtiraz üzerine dosya nihai karar için Yargıtay gitti. Yargıtay süreci devam ediyor.



Next Trial: May 15, 2019, 9:45 a.m.


Seda Taşkın’ın istinaf sürecindeki ilk duruşması için 10:30 saati belirlenmişti.

Ancak duruşma bağlantı yapılacak SEGBİS salonunu önceden ayarlanmamış olmasından dolayı 10:50’de başladı. Gazeteci Seda Taşkın, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi’nde görülen duruşmaya katılmadı. Duruşmaya Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. İstinaf mahkemesindeki duruşma salonunda avukatı Gulan Çağın Kaleli, Ankara’da ise avukatı Ebru Akkal, Taşkın’a eşlik etti.

Duruşma ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararı ve dosya içerisindeki belgelerin okunmasıyla başladı.

Ardından kimlik tespiti yapıldı. Ardından Taşkın, yerel mahkemede verdiği savunmasını tekrar ettiğini beyan etti. Taşkın’ın istinaf duruşmasındaki savunmasının satır başları şöyleydi:

“Ben Ankara da ikamet ediyorum ve gazeteciyim. Mesleğim gereği haber yapmak ve gezmek için hakkımda soruşturma başlatılan dönemde Muş, Bitlis gibi illere gittim. Haberin olduğu yerlere gitmek mesleğimin doğasında vardır. Ancak Muş’ta bir anda polis tarafından arama kararı olmamasına rağmen yakalandım ve eşyalarım arandı. Sonrasında hakkımda bir ihbar olduğu söylendi ancak ben bu ihbarın kimlik bilgilerimi alan polisler tarafından alelacele yapılmış olduğunu düşünüyorum.

Emniyette işkence gördüm ve polis yargılamanın tüm aşamalarına müdahil oldu. Sosyal medyada yapmış olduğum paylaşımların tamamı haber amaçlı paylaşımlardır. Bunlar dışında çeşitli toplumsal konulara ilişkin bir çok haber ve fotoğraflarım bulunmaktadır. Yaşadığım süreçlerin muhalif bir gazeteci olmamdan kaynaklandığını düşünüyorum. Seda ismini çocukluğumdan beri kullanmaktayım ve ailem bana bu şekilde hitap etmektedir. Buna ilişkin dosya içerisinde bulunan cezaevindeki mektuplarımda delil olarak kabul edilebilir. Gerekirse bu konu ile ilgili pek çok tanıkta gösterebilirim. Ben suç işlemek kastıyla hareket etmedim. Ben sadece bir gazeteciyim.”

Ardından duruşma salonunda bulunan avukat Gulan Çağın Kaleli savunma yaptı:

“İlk derece mahkemesinde yapılmış olan yargılama tamamen polis etkisi ve altında gerçekleşmiştir. Bahse konu ihbar mailinin göndericisinin de alıcısının da emniyet olduğu dosyada anlaşıldığı halde bu hususa ilişkin araştırma taleplerimiz reddedilmiştir. Cezanın gerekçesi tamamen kişisel duygular ve önyargıyla oluşturulmuştur. Dosyaya sanığın yapmış olduğu birçok haberi sunmuş olduğumuz halde gerekçe de bunlar yok sayılmıştır.

Müvekkilimin paylaşmış olduğu tweetlerin kaynağı olan kişi de yargılandığı davada beraat etmiştir. Dolayısıyla müvekkilin bunlardan sorumlu tutulması düşünülemez. Suç teşkil eden bir eylemi yoktur. Biz öncelikle beraatine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte olursa lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ederiz.”

Avukat Ebru Akkal da önceki savunmalarını tekrar ettiğini kaydetti. Akkal’ın savunma yaptığı sırada biri resmi olmak üzere sivil polis olduğunu belirten 4 kişi salona girdi. Taşkın’ın gazeteci meslektaşları ve avukatlarının dışında kimsenin bulunmadığı duruşma salonuna giren polislere Akkal tepki gösterdi. Duruşma salonunda bulunamayacaklarını söyledi. Polisler tepki üzerine dışarı çıktı.

Akkal daha sonra savunmasına, şöyle devam etti:

“Tamamen emniyet tarafından oluşturulduğu anlaşılan maile dayanılarak soruşturma yapılmıştır. Yine müvekkilin örgüte yardım suçundan savunma yapması sağlanmadan hüküm kurularak savunma hakkı kısıtlanmıştır. Seda müvekkilin kod ismi olmayıp günlük hayatta kullandığı ismidir. İhbar metninde bu isme yer verilmeyip kimlik isminin kullanılması da bu hususu doğrulamaktadır. Başından beri savunduğumuz gibi müvekkil hakkındaki soruşturma tamamen polis kaynaklı olup halen şu an bulunduğumuz duruşma salonu dışında da polisler beklemekte, neden geldiklerini sorduğumuzda ise ‘neden geldiğimizi sonra görürsünüz’ gibi ifadeler kullanmaktadırlar.”

Daha sonra Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütalaasını sundu.

Mütalaada ilk derece mahkemesinin verdiği cezanın yerinde olduğu ve istinaf isteminin reddedilmesi talep edildi.

Taşkın ve avukatları ise mütalaaya karşı detaylı savunma yapmak için süre talebinde bulundu.


Mahkeme heyeti duruşmaya ara vermeksizin kararını açıkladı. Taşkın ve avukatlarının süre talebi kabul edilerek, bir sonraki duruşmanın 15 Mayıs 2019’a bırakılmasına karar verildi.


Duruşma Öncesi

Taşkın, Erzurum’daki duruşmaya Ankara Adliyesi’nde SEGBİS üzerinden katıldı. Adliye X-Ray cihazlarından yapılan aramalardan sonra girildi. SEGBİS bağlantısının yapılacağı duruşma salonu önceden hazırlanmamıştı. Taşkın ve duruşmayı izlemeye gelenler bir süre duruşma salonunu aradı.

Mahkeme Salonu Koşulları

SEGBİS bağlantısının yapıldığı duruşma 10 izleyici sırasının olduğu asliye ceza mahkemesine ait duruşma salonuydu. SEGBİS bağlantısı için iki televizyon ekranı vardı. Ancak birisi bağlantı sırasında da kapalıydı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya Taşkın’ın çok sayıda gazeteci arkadaşı izleyici olarak katıldı. TGS, ÇGD gibi gazeteci örgütleri ve Taşkın’ın çok sayıda meslektaşı katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşma SEGBİS bağlantısı ile yapıldı. Olağanüstü tek durum savunmalar devam ederken, polislerin içeriye girmesiydi. Tepkiler üzerine salondan çıkan polisler bir süre daha kapının önünde bekledi. Bunun yasal olmadığını belirten avukat Ebru Akkal’a polisler “neden geldiğimizi çıkışta göreceksiniz” şeklinde yanıt verdi.

4. Standing - Oct. 10, 2018


Gazeteci Seda Taşkın, çalıştığı Mezopotamya Ajansı için 20 Aralık 2017’de Muş’ta haber takibi sırasında gözaltına alındı. Gözaltı öncesi kimlik kontrolü yapılıp bırakıldıktan yarım saat sonra telefonla “İmzalaman gereken bir evrak” var denilerek Muş Emniyet Müdürlüğü’ne çağrıldı. Henüz yoldayken zırhlı araçla yanına gelen polislerce “hakkında ciddi ihbar” var denilerek, gözaltına alındı.

Dosyasına “kısıtlılık kararı” getirildi. Emniyetteki sorgusunun ardından çıkarıldığı savcılıkta tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. 23 Aralık günü sulh ceza hakimliğince “adli kontrol şartı” ile serbest bırakıldı. Savcılığın serbest bırakılmaya dönük 27 Aralık’taki itirazı sonrası 22 Ocak 2018 günü Ankara’daki evine düzenlenen polis baskınında yeniden gözaltına alındı.

Bitlis Sulh Ceza Hakimliği tarafından SEGBİS üzerinden ifadesinin alınmasının ardından “örgüt üyeliği” 23 Ocak günü tutuklandı.

İddianame Muş Cumhuriyet Savcılığı tarafından 2 Şubat 2018’de tamamdı. Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2 Mart günü kabul edilerek, dava açıldı. “Örgüt propagandası yapmak” ve “örgüt üyesi olmak” suçlamaları yöneltildi.

47 sayfalık iddianamede haber kaynaklarıyla yaptığı telefon görüşmeleri, yaptığı haberler ve sosyal medya paylaşımları suçlamalara dayanak gösterildi.

İlk duruşması 30 Nisan’da Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Gazeteci Taşkın, duruşmaya Sincan Kadın Cezaevi’nden SEGBİS aracılığıyla bağlandı. Duruşmada Taşkın hakkında e-postayla yapılan ihbarın Emniyet Genel Müdürlüğü mensuplarınca kullanılan “egm” uzantılı adresten gönderildiği ortaya çıktı. Duruşma Taşkın’ın tutukluluğunun devamına karar verilerek, 2 Temmuz 2018 tarihine ertelendi.

Davanın ikinci duruşmasında da Taşkın’ın tutukluluğuna devam kararı verildi.

Davanın 12 Eylül 2018’de görülen üçüncü duruşmasında esas hakkında mütalaasını veren savcı, Taşkın’ın “örgüt üyeliği” ve “zincirleme propaganda yapmak” suçlarından cezalandırılmasını talep etti.

Karar duruşmasında 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Avukatların kararı temyize götürmesinin ardından Erzurum Bölge Mahkemesi (istinaf) tarafından tahliye oldu. İstinaf mahkemesindeki yargılama süreci devam ediyor. Davanın karar duruşması 14 Mayıs 2019’da görülecek.


Duruşmaya tutuklu yargılanan Seda Taşkın, tutuklu bulunduğu Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nden SEGBİS sistemi ile katıldı.

Duruşmada ilk olarak Taşkın, hakkında ceza talep edilmesi yönünde verilen mütalaaya ilişkin savunma yaptı. Taşkın, savunmasında şunları dile getirdi:

“Hakkımda verilen mütalaayı kabul etmiyorum. Farklı sektörlerde çalıştım ancak gazeteciliğe merakım olduğu için kendi imkanlarımla fotoğrafçılık kursuna gittim ve ardından da 2015 yılında gazeteciliğe başladım. Üç yıldır da gazetecilik yapıyorum.

Muş’a gelme amacım tamamen gazetecilik faaliyeti kapsamındadır. Bu haberler birçok yerde yayınlandı. Ancak bunlara dosyada yer verilmemiş. 80 yaşında tutuklanan Sisê Bingöl’ün haberi birçok medyada yayınlandı. Ben de ailesiyle durumuna ilişkin haber yapmak amacıyla görüştüm. Dosyada anne ve babası tutuklu çocuklarla ilgili yaptığım röportaj yayınlanmamış ve dosyaya suç unsuru olarak konulmuş.

Varto’dan Muş merkeze döndükten sonra girdiğim bir mağazada beni takip eden polisler mağazaya gelerek kimlik kontrolü yaptı. Ardından gittiler. Ancak yaklaşık 20 dakika sonra telefonla beni arayarak “bir belge imzalamanız gerekiyor, emniyete gelin” dediler. Bunun üzerine ben emniyete giderken, yolda sivil polislerce durdurulup zırhlı araca bindirildim. Bu süre zarfında eğer ki delil olarak konulan haber materyallerimi silmiş olsaydım bu dosya oluşturulmayacaktı. Bu noktada şeffaf olduğumu düşünüyorum. Yaptığım her şey meşru ve yasaldır. Bu nedenle de o kayıtları dahi silmedim.

Gözaltına alındığım ilk andan itibaren bana peşinen suçlu gibi davranıldı. Emniyete gider gitmez çıplak arama dayatıldı. İtiraz edince tehdit edildim. Bazı polisler bana ‘akıllı olacaksın’ diye uyarılarda bulundu. Suçlu ilan edildim, hem fiziksel hem de psikolojik işkenceye maruz kaldım. Savcıya ifade verirken de Terörle Mücadele müdürü olduğunu öğrendiğim görevli bana ‘siz dışarı gizli bilgi sızdırıyorsunuz’ diyerek gözdağı verdi. Nöbetçi hâkim beni serbest bırakınca bile polisler tepki gösterdi, avukatıma ‘terörist avukatı’ dendi.

Dosyada yayımlanan haberlerime yer verilmemiş ama başka muhabirlerin paylaştığım haberleri dosyaya eklenmiş. Yine ajansın çeşitli kentlerden servis ettiği haberler delil olarak konulmuş. Haberleri paylaştığım gerekçesiyle yargılanıyorum ama paylaşımlarımda hiçbir yorum bile yok. İnsanlar, tarih boyunca düşüncelerinden dolayı yargılandı, idam edildi. Bende bugün her şeyden önce bir gazeteci olarak burada yargılanıyorum.

Biz hukuktan kaçmıyoruz. Ama siz burada sadece beni değil, aynı zamanda haber alma hakkını ve habere ulaşma özgürlüğünü de yargılıyorsunuz. Burada vereceğiniz hüküm aynı zamanda gazetecilikle ilgili olacaktır.”

Taşkın’ın savunmasını tamamlamasının ardından Mahkeme Başkanı, yargılama boyunca araştırılması talep edilen “Seda” ismiyle Taşkın’a hitap etti. Taşkın’ın avukatlarının mahkeme başkanı tarafından bile “Seda” ismini kullanılmış olduğuna dikkat çekmesi üzerine “Biz zaten Seda ismine takılmadık” diye karşılık verdi. Bunun üzerine avukatlar Seda isminin araştırılması taleplerine karşılık yargılamanın iki celse uzadığını ve ceza talebiyle verilen mütalaada bunun “örgüt üyesi olmak” için gerekçelendirildiğini anımsattı.

Taşkın’ın avukatı Ebru Akkal, mütalaaya karşı savunma yaptı:

“Emniyetin ‘egm’ uzantılı mail ile yapılan ihbar sonrası kimlik kontrolü yapılmış. Neden kod adı ‘Seda’ olmakla suçlanırken, ihbar mailinde kimliğindeki ‘Seher’ ismiyle yapıldığını sorgulamıştık. GBT yapıldıktan sonra ihbar mektubunun atılmış olması bu hususu açıklığa kavuşturdu. Kimlik kontrolü yapıldığında kimliğinde ‘Seher’ adı yazıyordu. Kimlik kontrolünün ardından bir belge imzalaması için emniyete çağrılıp gözaltına alınıyor. Bu işlemin kendisi bile hukuka aykırıdır.

Mütalaa iddianamenin özeti gibidir. İstihbarata dayanarak, savcıdan talimat alınmadan gözaltı işlemi yapılmıştır. Arama ve el koyma sırasında elde edilen dijital materyallerde suç unsuru olmadığı gibi delil olarak da kullanılamazlar. Hukuka aykırı işlemle mahkûmiyet kararı verilmez. Bunlar hukukun emredici hükümleridir. Bu ihbar savcıdan talimat almadan kolluk kuvvetleri tarafından yapılmıştır. Dosyadaki deliller bu nedenle usulsüz elde edilmiştir ve kabul edilmeleri mümkün değildir.

İddianamede Taşkın’ın, Özgür Gündem soruşturması kapsamında tutuklanan yazar Aslı Erdoğan’ın serbest bırakılması için bir imza kampanyası paylaşması delil olarak yer alıyor. Aslı Erdoğan çok iyi bir edebiyatçıdır. Adının suç unsuru olarak gösteriliyor olmasından umarım önümüzdeki süreçte utanç duyarız. Benzer şekilde, iddianamede yer verilen HDP milletvekillerinin serbest bırakılmasına ilişkin de change.org sitesindeki bir imza kampanyası paylaşılmış. O zaman change.org yetkilileri de yargılansın.

Dicle Haber Ajansı’nın mikrofonunu paylaşması örgüt üyeliğine nasıl delil olabiliyor. Örgüt üyeliğinin hangi koşulları dosyada var. Hiçbir unsuru oluşmamışken Taşkın’ın örgüt üyeliğini tartışıyoruz.

Dilekçelerimizde çok sayıda emsal karar sunduk. Şayet bu davada mahkûmiyet kararı verilecekse, teknik ya da fiziki takip hatta gizli tanıkların bulunduğu benzer dosyalarda beraat ve tahliye kararları çıkması nasıl değerlendirilmeli? Ülkemizde her yerde aynı hukuk kuralları var. Hukuki tutarlılığı sağlamak adına mahkeme emsal kararları dikkate almalıdır. Sunduğumuz sayısız beraat ve tahliye kararlarının göz önünde bulundurulmasını talep ediyoruz. Şu aşamada tutukluluk cezaya dönüşmüştür.”

Daha sonra Avukat Gulan Çağın Kaleli, savunma yaptı:

“Polisten polis yapılan bir ihbarla Taşkın gözaltına alındı ve yargılama bu aşamaya geldi. Bu dosyada polis ihbarcı olmuştur. Bu nedenle bu şahsın kim olduğunun ortaya konulmasını talep ettik ancak bu talebimiz reddedildi.

Örgüt üyesi olduğuna dair bir delil yokken, mütalaada ‘tipi bir örgüt üyesi gibi davranır’ deniliyor. ‘Tipik bir örgüt üyesi’ nasıl olunuyor, buna dair tek bir delil yok.”

Savunmaların ardından mahkeme heyeti karar vermek için duruşmaya 14.10’da ara verdi.

Duruşma salonundan çıkan heyet 14.10’da yeniden yerini aldı.


Mahkeme Başkanı, hükmü okudu.

Kararda Taşkın’a, “örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmek” suçundan 4 yıl 2 ay, “örgüt propagandası” suçundan ise 3 yıl 4 ay olmak üzere, toplamda 7 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Mahkeme, Taşkın’ın tutukluluğunun temyiz süresi boyunca devamına hükmetti.


Duruşma Öncesi

Duruşmanın görüldüğü Muş Adliyesi’ne iki farklı aramadan sonra girildi. Duruşma saati için 11.45 verilmiş olmasına rağmen saatinde başlamadı. Duruşmayı izlemeye gelenler bu nedenle duruşma salonu önünde bekledi. Ancak görevli polisler sık sık “koridorda beklemeyen bekleme salonuna geçin ya da dışarı çıkın” telkinin de bulundu.

Duruşma belirlenen saatten bir saat sonra 12.45’te başladı. Polisler sarı basın kartı olmayan gazetecilerin duruşma salonuna giremeyeceğini söyledi. Avukatların itirazı sonrası dört gazeteci duruşma salona girdi. İzleyici olarak ise sadece üç kişinin girişine izin verildi. Salona üst aramasıyla girildi. Bilgisayarların içeri alınmasına izin verilmedi. Telefonlar polis gözetiminde kapatıldı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Zemin katta bulunan duruşma salonu oldukça büyük olmasına rağmen fazla izleyici alınmadı. İçeride izleyici ve mahkeme üyelerinden daha fazla polis vardı. Dördü sivil olmak üzere 12 polis salonda değişik yerlerde oturdu. Basın için ayrı bir bölüm olmadığı için izleyici ve polislerle aynı sıralarda oturuldu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Özgür Gazeteciler İnsiyatifi’nden Hakkı Boltan ve HDP Muş Milletvekili Şevin Çoşkun izledi.

Genel Gözlemler

Davada mahkeme heyeti Taşkın ve avukatlarını dinledi. Savunmalara dair beyanları not alan Mahkeme Başkanı, bunları daha sonra özetleyerek tutanağa geçti. Savcı duruşma boyunca bilgisayarıyla ilgilendi.

Duruşma salonundaki polisler sıklıkla salona girip çıktıkları için kimi zaman gürültüler dikkatler kapıya çevrildi. Yine başka dosyaların avukatları da sık sık duruşma salona girip çıktı. Mahkeme başkanı üyelerle müzakere ederken, beyaz bir kağıtla ağzını kapattı.

Yargılama boyunca “Seda” isminin kod isim olduğu üzerinden mahkeme heyeti ve savcılık makamı değerlendirme yaparken, Mahkeme Başkanı, Taşkın’a “Seda” diye hitap etti. Önceki duruşmalarda “Seher” diye hitap edilmişti.

Yargılama ilk günden itibaren “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” suçlamalarıyla yapıldı. Taşkın ve avukatları da bu suçlamalara dair savunma yaptı. Ancak kararda “örgüt üyesi olmayıp örgüte yardım etmek” suçlamasıyla ceza verildi. Suçun vasfının değişmiş olmasına rağmen Taşkın ve avukatları bu suçlamaya dair savunma yapamadı. Bu konuda ek savunma süresi verilmedi.

Karar için duruşmaya ara verildiğinde bir sivil polis mahkeme heyetinin hemen ardından onlarla birlikçe heyetin müzakere yapacağı bölüme doğru geçti.

Duruşma salonunda bekleyen sivil polislerin Taşkın’ın gözaltı sürecinde emniyetteki işlemlerini yapan Terörle Mücadele Şubesi görevlileri idi.

Kararın açıklanmasının ardından izleyiciler çıkarken, resmi polislerden biri Taşkın’ın cezaevinden bağlandığı SEGBİS ekranına bakılmasına karşılık “önünüze bakın kafanızı kaldırmayın” dedi.

Seda Taşkın - Propaganda of an Organization Trial (Indictment)

Seda Taşkın - Propaganda of an Organization Trial 4. Standing (Minutes of the Hearing)

Seda Taşkın - Propaganda of an Organization Trial 5. Standing (Minutes of the Hearing)