Selman Keleş

Selman Keleş, Arif Aslan - Trial for Membership of a Terrorist Organization

Kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Selman Keleş, 20 Mart 2017’de gazeteci Arif Aslan ile birlikte, yönetimine İçişleri Bakanlığı’nın kararı ve “kayyum ataması” yoluyla el konulan Van Büyükşehir Belediyesi binası önüne konulan beton bariyerlerin fotoğrafını çekerken, polisler tarafından alıkonuldu.

Belediyenin zabıta görevlileri tarafından idari para cezası kesildi. Aslan ve Keleş daha sonra gözaltına alınarak Van Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Gözaltına alındığı sırada kamera ve fotoğraf makinesine de el konuldu.

Keleş, Aslan ile birlikte; “silahlı terör örgütü üyesi olmak” iddiasıyla tutuklandı. Van F Tipi Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Keleş ve Aslan hakkındaki iddianame, 9 Ekim 2017’de tamamlandı.

Kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Selman Keleş ve Amerikan’ın Sesi (Voice of America) Kürtçe servisi muhabiri Arif Aslan hakkındaki iddianame, Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 9 Ekim 2017’de tamamlandı.

Keleş ve Aslan’ın gözaltına alındıkları sırada el konulan fotoğraf makinesinde yer alan fotoğraflar, gazeteciler aleyhinde delil olarak kabul edildi. Aslan ve Keleş’in, belediye binası önünde fotoğraf çekmelerinin “örgüt tarafından gerçekleştirilebilecek eylemler için kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili ön çalışma” olduğu iddia edildi.

Selman Keleş ve Arif Aslan’a ait hafıza kartlarındaki fotoğraflar, gazetecilerin haklarındaki suçlamalara dayanak olarak gösterildi.

Aslan’a ait hafıza kartındaki fotoğraflarda, “ilde gerçekleşen çok sayıda saldırının faili olarak aranan PKK yöneticileri ve mensuplarının bulunduğu” öne sürüldü. Fotoğraflardaki bazı kişilerin de “İçişleri Bakanlığı tarafından aranan isimler olduğu” ileri sürüldü. Öte yandan, fotoğraflardaki iki kişinin Arif Aslan’ın kardeşi olduğunun belirtilmesi de dikkat çekti.

Yine hafıza kartındaki; askeri alana iniş ve kalkış yapan helikopterler, park halinde bulunan askeri araç, yol kenarında güvenlik güçlerine ait zırhlı araca ait kaporta ve motor parçaları, Dilucu Gümrük Kapısı ve Karabulak Jandarma Karakolu’na yapılan bombalı saldırının ardından olay yerinden çekilen görüntüler, Gürbulak Gümrük Kapısı’ndaki şüpheli bir çantanın imha edilme anı ve Demokratik Bölgeler Partisi’ne ait bir toplantı esnasında çekilen fotoğraflar da suç unsuru olarak kabul edildi.

İddianamede, Keleş ve Aslan’ın; fotoğraflar ve Fırat Haber Ajansı’na (ANF) gönderilen haberler üzerinden, “PKK’nin eylemlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla keşif faaliyetinde bulundukları” iddia edildi. “Örgütün kırsalda bulunan silahlı militanlarıyla yakın temas halinde oldukları” ileri sürüldü. Keleş ve Aslan’ın, “bu faaliyetlerini belirli bir hiyerarşi dışında gerçekleştirmelerinin mümkün olmadığı” iddia edildi.

İddianamede, Keleş; Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddeleri uyarınca “silahlı terör örgütüne üye olmakla” suçlandı. Hakkında yedi yıl altı aydan 15 yıla kadar hapis cezası istendi. Keleş’in ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

Selman Keleş ve Arif Aslan hakkındaki iddianame Van 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Selman Keleş ve Amerikan’ın Sesi (Voice of America) Kürtçe servisi muhabiri Arif Aslan’ın yargılanmasına, 21 Kasım 2017 tarihinde Van 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başlandı.

Duruşmaya cezaevinden getirilen Selman Keleş, savunmasını tercüman aracılığıyla Kürtçe yaptı. Keleş, Van Büyükşehir Belediyesi önünde fotoğraf çektiği anı şöyle anlattı:

“Ben ve arkadaşım, Nevroz alanında çekimlerimizi yapıp arkadaşımın babasının dükkanına doğru yola çıktık. Dükkana doğru giderken Van Büyükşehir Belediyesi’nin önünde bulunan büyük beton bariyerlerin de fotoğrafını çektik. Büyükşehir belediyesine yakalandığımız günden yaklaşık bir ay kadar önce kayyum atanmıştı, kayyum atandığından haberim vardı. Büyükşehir belediyesinin önündeki beton bariyerlerin fotoğrafını çekerek sonraki süreçte bunları haber yapmak amacındaydık.”

Selman Keleş, “iddianamenin aksine fotoğrafları açık açık çektiğini”, yanlarına gelen polis memurlarının “görüntü almanın yasak olduğunu” söylediğini, zabıtaların idari işlem başlattığını ve gözaltına alındıklarını söyledi.

El konulan iki fotoğraf makinesinden birinin kendisine, diğerinin Dicle Medya Haber Ajansı (dihaber) çalışanı arkadaşına ait olduğunu söyledi.

İddianamede, fotoğrafların kendisinden alınan makinelerden ya da başka bir dijital materyalden elde edilmediğini belirtti. Kendi çektiği fotoğrafların bir sayfayı oluşturduğunu, üç sayfanın ajanstaki arkadaşına ait makinede bulunduğunu anlattı. Bu fotoğrafların geri kurtarma yöntemiyle tespit edildiğini düşündüğünü söyledi. Bazı fotoğraflara dair ise bilgi sahibi olmadığını aktardı.

Keleş, “Benim tutuklanmamdaki iki nedenledir. Bunlardan bir tanesi Kürt olmam, ikincisi ise iktidara muhalif bir gazeteci olmamdır. Sadece ben değil tüm bölgede çalışan gazetelerde olabilecek fotoğraflardır” diyerek tahliye ve beraatını talep etti.

Selman Keleş’in avukatı Barış Oflas da beyanlarında müvekkilinin gözaltına alınma sürecini aktardı:

“Arif Aslan beni arayarak emniyette olduklarını polislerin onları alıkoyduklarını söyledi. Ben de gittiğimde herhangi bir alıkoyma, gözaltı kararı olmadan alınmışlardı. Selman ve Arif’i bireysel mülakata alıyorlar ve Arif’in kardeşlerinin yakalaması olduğunu öğrenince onlar hakkında gözaltı yaptılar.”

Oflas, fotoğrafların “cımbızlanarak” çekildiğini, hangi fotoğrafın kime ait olup, nereden çıktığını belli olmadığını söyledi.

Duruşma sonunda savcı, tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Mahkeme heyeti, Keleş’in; “üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti mevcut delil durumu, tutuklu kaldığı süre, suçun vasfının değişme ihtimali dikkate alınarak” tahliyesine karar verdi. Tahliye kararıyla birlikte “yurtdışına çıkış yasağı” ve “imza atmak” şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verdi. Duruşmada, Arif Aslan da tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Keleş, aynı gün tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye edildi. Ancak savcılık, tahliye kararına itiraz etti. Bu karar üzerine, hakkında; tutuklamaya yönelik yakalama emri çıkarıldı. Keleş, 12 Aralık 2017’de, Diyarbakır’da gözaltına alındı.

Diyarbakır Adliyesi’nden Van’daki Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’ne; Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanarak savunmasını yaptı. Hakkındaki yakalama kararı kaldırıldı. 13 Aralık 2017’de yeniden tahliye edildi.

Yargılamanın ikinci duruşması 22 Şubat 2018’de görüldü. Keleş hakkında açılan başka davaların dosyaları, bu dosya ile birleştirildi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 5 Haziran 2018’de görüldü. Hakkında, birleştirilen dosyalar ile ilgili savunmasının alınıp serbest bırakılması için tekrar yakalama kararı çıkarıldı.

Yargılamanın beşinci duruşması 21 Mart 2019’da görüldü. Avukat Cihat Durmaz, yurtdışındaki Selman Keleş’in dosyasının ayrılmasını talep etti. Ancak mahkeme, Selman Keleş’in yakalama emrinin yerine getirilmesinin beklenmesine karar verdi. Arif Aslan’ın ise imza atma şeklindeki adli kontrol şartı kaldırıldı.

Yargılamanın altıncı duruşması 5 Eylül 2019 tarihinde görüldü. Mahkeme heyeti, İsviçre’de yaşayan Selman Keleş’in, savunmasının alınmadığı gerekçesiyle duruşmayı erteledi.

Yargılamanın yedinci duruşması 16 Ocak 2020 tarihinde görüldü. Keleş hakkında çıkarılan yakalama kararının gereğinin yerine getirilmesinin beklenmesine karar verildi.

Yargılama 7 Mayıs 2020 tarihli sekizinci duruşma ile devam edecekti. Ancak, duruşma; “koronavirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi.

Yargılamanın 3 Eylül 2020 tarihli dokuzuncu duruşma ile devam etmesine karar verildi.

8. Standing - May 7, 2020


Kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Selman Keleş, 20 Mart 2017’de gazeteci Arif Aslan ile birlikte, yönetimine İçişleri Bakanlığı’nın kararı ve “kayyum ataması” yoluyla el konulan Van Büyükşehir Belediyesi binası önüne konulan beton bariyerlerin fotoğrafını çekerken, polisler tarafından alıkonuldu.

Belediyenin zabıta görevlileri tarafından idari para cezası kesildi. Aslan ve Keleş daha sonra gözaltına alınarak Van Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Gözaltına alındığı sırada kamera ve fotoğraf makinesine de el konuldu.

Selman Keleş ve Arif Aslan’a ait hafıza kartlarındaki fotoğraflar, gazetecilerin haklarındaki suçlamalara dayanak olarak gösterildi.

Aslan’a ait hafıza kartındaki fotoğraflarda, “ilde gerçekleşen çok sayıda saldırının faili olarak aranan PKK yöneticileri ve mensuplarının bulunduğu” öne sürüldü. Fotoğraflardaki bazı kişilerin de “İçişleri Bakanlığı tarafından aranan isimler olduğu” ileri sürüldü. Öte yandan, fotoğraflardaki iki kişinin Arif Aslan’ın kardeşi olduğunun belirtilmesi de dikkat çekti.

Yine hafıza kartındaki; askeri alana iniş ve kalkış yapan helikopterler, park halinde bulunan askeri araç, yol kenarında güvenlik güçlerine ait zırhlı araca ait kaporta ve motor parçaları, Dilucu Gümrük Kapısı ve Karabulak Jandarma Karakolu’na yapılan bombalı saldırının ardından olay yerinden çekilen görüntüler, Gürbulak Gümrük Kapısı’ndaki şüpheli bir çantanın imha edilme anı ve Demokratik Bölgeler Partisi’ne ait bir toplantı esnasında çekilen fotoğraflar da suç unsuru olarak kabul edildi.

İddianamede, Keleş ve Aslan’ın; fotoğraflar ve Fırat Haber Ajansı’na (ANF) gönderilen haberler üzerinden, “PKK’nin eylemlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla keşif faaliyetinde bulundukları” iddia edildi. “Örgütün kırsalda bulunan silahlı militanlarıyla yakın temas halinde oldukları” ileri sürüldü. Keleş ve Aslan’ın, “bu faaliyetlerini belirli bir hiyerarşi dışında gerçekleştirmelerinin mümkün olmadığı” iddia edildi.

İddianamede, Keleş ve Aslan; Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddeleri uyarınca “silahlı terör örgütüne üye olmakla” suçlandı. Haklarında yedi yıl altı aydan 15 yıla kadar hapis cezası istendi.

Gazetecilerin yargılanmasına, 21 Kasım 2017 tarihinde Van 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başlandı. Gazeteciler, duruşmaya tutuklu bulundukları cezaevinden getirildi. Keleş ve Aslan, ilk duruşmada, savcının tutuklu kalmaları yönündeki talebine rağmen, tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Ancak savcılık, Keleş’in tahliyesine itiraz etti. Bu karar üzerine, hakkında; tutuklamaya yönelik yakalama emri çıkarıldı. Keleş, 12 Aralık 2017’de, Diyarbakır’da gözaltına alındı. 13 Aralık 2017’de, savunmasının ardından ikinci kez tahliye edildi.

Yargılamanın ikinci duruşması 22 Şubat 2018’de görüldü. Keleş hakkında açılan başka davaların dosyaları, bu dosya ile birleştirildi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 5 Haziran 2018’de görüldü. Hakkında, birleştirilen dosyalar ile ilgili savunmasının alınıp serbest bırakılması için tekrar yakalama kararı çıkarıldı.

Yargılamanın beşinci duruşması 21 Mart 2019’da görüldü. Avukat Cihat Durmaz, yurtdışındaki Selman Keleş’in dosyasının ayrılmasını talep etti. Ancak mahkeme, Selman Keleş’in yakalama emrinin yerine getirilmesinin beklenmesine karar verdi. Arif Aslan’ın ise imza atma şeklindeki adli kontrol şartı kaldırıldı.

Yargılamanın altıncı duruşması 5 Eylül 2019 tarihinde görüldü. Mahkeme heyeti, İsviçre’de yaşayan Selman Keleş’in, savunmasının alınmadığı gerekçesiyle duruşmayı erteledi.

Yargılamanın yedinci duruşması 16 Ocak 2020 tarihinde görüldü. Keleş hakkında çıkarılan yakalama kararının gereğinin yerine getirilmesinin beklenmesine karar verildi.

Yargılama 7 Mayıs 2020 tarihli sekizinci duruşma ile devam edecekti. Ancak, duruşma; “koronavirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi.

Yargılamanın 3 Eylül 2020 tarihli dokuzuncu duruşma ile devam etmesine karar verildi.



Next Trial: Sept. 3, 2020, 9 a.m.


Duruşma, “coronavirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirer kapsamında, görülmeden ertelendi.

Yargılamanın 3 Eylül 2020 tarihinde görülecek dokuzuncu duruşma ile devam etmesine karar verildi.

7. Standing - Jan. 16, 2020


Kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Selman Keleş, 20 Mart 2017’de gazeteci Arif Aslan ile birlikte, yönetimine İçişleri Bakanlığı’nın kararı ve “kayyum ataması” yoluyla el konulan Van Büyükşehir Belediyesi binası önüne konulan beton bariyerlerin fotoğrafını çekerken, polisler tarafından alıkonuldu.

Belediyenin zabıta görevlileri tarafından idari para cezası kesildi. Aslan ve Keleş daha sonra gözaltına alınarak Van Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Gözaltına alındığı sırada kamera ve fotoğraf makinesine de el konuldu.

Selman Keleş ve Arif Aslan’a ait hafıza kartlarındaki fotoğraflar, gazetecilerin haklarındaki suçlamalara dayanak olarak gösterildi.

Aslan’a ait hafıza kartındaki fotoğraflarda, “ilde gerçekleşen çok sayıda saldırının faili olarak aranan PKK yöneticileri ve mensuplarının bulunduğu” öne sürüldü. Fotoğraflardaki bazı kişilerin de “İçişleri Bakanlığı tarafından aranan isimler olduğu” ileri sürüldü. Öte yandan, fotoğraflardaki iki kişinin Arif Aslan’ın kardeşi olduğunun belirtilmesi de dikkat çekti.

Yine hafıza kartındaki; askeri alana iniş ve kalkış yapan helikopterler, park halinde bulunan askeri araç, yol kenarında güvenlik güçlerine ait zırhlı araca ait kaporta ve motor parçaları, Dilucu Gümrük Kapısı ve Karabulak Jandarma Karakolu’na yapılan bombalı saldırının ardından olay yerinden çekilen görüntüler, Gürbulak Gümrük Kapısı’ndaki şüpheli bir çantanın imha edilme anı ve Demokratik Bölgeler Partisi’ne ait bir toplantı esnasında çekilen fotoğraflar da suç unsuru olarak kabul edildi.

İddianamede, Keleş ve Aslan’ın; fotoğraflar ve Fırat Haber Ajansı’na (ANF) gönderilen haberler üzerinden, “PKK’nin eylemlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla keşif faaliyetinde bulundukları” iddia edildi. “Örgütün kırsalda bulunan silahlı militanlarıyla yakın temas halinde oldukları” ileri sürüldü. Keleş ve Aslan’ın, “bu faaliyetlerini belirli bir hiyerarşi dışında gerçekleştirmelerinin mümkün olmadığı” iddia edildi.

İddianamede, Keleş ve Aslan; Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddeleri uyarınca “silahlı terör örgütüne üye olmakla” suçlandı. Haklarında yedi yıl altı aydan 15 yıla kadar hapis cezası istendi.

Gazetecilerin yargılanmasına, 21 Kasım 2017 tarihinde Van 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başlandı. Gazeteciler, duruşmaya tutuklu bulundukları cezaevinden getirildi. Keleş ve Aslan, ilk duruşmada, savcının tutuklu kalmaları yönündeki talebine rağmen, tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Ancak savcılık, Keleş’in tahliyesine itiraz etti. Bu karar üzerine, hakkında; tutuklamaya yönelik yakalama emri çıkarıldı. Keleş, 12 Aralık 2017’de, Diyarbakır’da gözaltına alındı. 13 Aralık 2017’de, savunmasının ardından ikinci kez tahliye edildi.

Yargılamanın ikinci duruşması 22 Şubat 2018’de görüldü. Keleş hakkında açılan başka davaların dosyaları, bu dosya ile birleştirildi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 5 Haziran 2018’de görüldü. Hakkında, birleştirilen dosyalar ile ilgili savunmasının alınıp serbest bırakılması için tekrar yakalama kararı çıkarıldı.

Yargılamanın beşinci duruşması 21 Mart 2019’da görüldü. Avukat Cihat Durmaz, yurtdışındaki Selman Keleş’in dosyasının ayrılmasını talep etti. Ancak mahkeme, Selman Keleş’in yakalama emrinin yerine getirilmesinin beklenmesine karar verdi. Arif Aslan’ın ise imza atma şeklindeki adli kontrol şartı kaldırıldı.

Yargılamanın altıncı duruşması 5 Eylül 2019 tarihinde görüldü. Mahkeme heyeti, İsviçre’de yaşayan Selman Keleş’in, savunmasının alınmadığı gerekçesiyle duruşmayı erteledi.

Yargılamanın yedinci duruşması 16 Ocak 2020 tarihinde görüldü.



Next Trial: May 7, 2020, 9 a.m.


Duruşma belirlendiği saatte başladı.

Gazeteciler Keleş ve Aslan duruşmaya katılmadı. Aslan’ın avukatı Cihat Durmaz da mazeret sunarak duruşmaya katılmadı.


Mahkeme, kararında Selman Keleş hakkında çıkartılan yakalama emrinin gereğinin yerine getirilmesine karar verdi.

Yargılamanın 7 Mayıs 2020 tarihinde görülecek sekizinci duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşmanın görüleceği Van Adliyesine girişler X-Ray cihazları ile yapılıyor. Ana kapı girişinde tek X-Ray cihazı sebebiyle girişler yoğun ve sıkışık. X-Ray cihazından geçilmesine rağmen bir polis memuru seçtiği kişiler arasında el yordamı ile bir arama daha gerçekleştiriyor.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu havalandırılmış fakat karanlıktı. İzleyiciler için üç sıra arka arkaya konumlandırılmış oturma yerleri vardı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) sistemi için iki büyük ekrandan biri izleyicilerin, diğeri hakim heyetinin görebileceği şekilde konulmuştu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sanık ve avukatları katılmadı.

Genel Gözlemler

Duruşma salonunda olağanüstü bir durum yaşanmadı.

6. Standing - Sept. 5, 2019


Kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Selman Keleş, 20 Mart 2017’de gazeteci Arif Aslan ile birlikte, yönetimine İçişleri Bakanlığı’nın kararı ve “kayyum ataması” yoluyla el konulan Van Büyükşehir Belediyesi binası önüne konulan beton bariyerlerin fotoğrafını çekerken, polisler tarafından alıkonuldu.

Belediyenin zabıta görevlileri tarafından idari para cezası kesildi. Aslan ve Keleş daha sonra gözaltına alınarak Van Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Gözaltına alındığı sırada kamera ve fotoğraf makinesine de el konuldu.

Selman Keleş ve Arif Aslan’a ait hafıza kartlarındaki fotoğraflar, gazetecilerin haklarındaki suçlamalara dayanak olarak gösterildi.

Aslan’a ait hafıza kartındaki fotoğraflarda, “ilde gerçekleşen çok sayıda saldırının faili olarak aranan PKK yöneticileri ve mensuplarının bulunduğu” öne sürüldü. Fotoğraflardaki bazı kişilerin de “İçişleri Bakanlığı tarafından aranan isimler olduğu” ileri sürüldü. Öte yandan, fotoğraflardaki iki kişinin Arif Aslan’ın kardeşi olduğunun belirtilmesi de dikkat çekti.

Yine hafıza kartındaki; askeri alana iniş ve kalkış yapan helikopterler, park halinde bulunan askeri araç, yol kenarında güvenlik güçlerine ait zırhlı araca ait kaporta ve motor parçaları, Dilucu Gümrük Kapısı ve Karabulak Jandarma Karakolu’na yapılan bombalı saldırının ardından olay yerinden çekilen görüntüler, Gürbulak Gümrük Kapısı’ndaki şüpheli bir çantanın imha edilme anı ve Demokratik Bölgeler Partisi’ne ait bir toplantı esnasında çekilen fotoğraflar da suç unsuru olarak kabul edildi.

İddianamede, Keleş ve Aslan’ın; fotoğraflar ve Fırat Haber Ajansı’na (ANF) gönderilen haberler üzerinden, “PKK’nin eylemlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla keşif faaliyetinde bulundukları” iddia edildi. “Örgütün kırsalda bulunan silahlı militanlarıyla yakın temas halinde oldukları” ileri sürüldü. Keleş ve Aslan’ın, “bu faaliyetlerini belirli bir hiyerarşi dışında gerçekleştirmelerinin mümkün olmadığı” iddia edildi.

İddianamede, Keleş ve Aslan; Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddeleri uyarınca “silahlı terör örgütüne üye olmakla” suçlandı. Haklarında yedi yıl altı aydan 15 yıla kadar hapis cezası istendi.

Gazetecilerin yargılanmasına, 21 Kasım 2017 tarihinde Van 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başlandı. Gazeteciler, duruşmaya tutuklu bulundukları cezaevinden getirildi. Keleş ve Aslan, ilk duruşmada, savcının tutuklu kalmaları yönündeki talebine rağmen, tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Ancak savcılık, Keleş’in tahliyesine itiraz etti. Bu karar üzerine, hakkında; tutuklamaya yönelik yakalama emri çıkarıldı. Keleş, 12 Aralık 2017’de, Diyarbakır’da gözaltına alındı. 13 Aralık 2017’de, savunmasının ardından ikinci kez tahliye edildi.

Yargılamanın ikinci duruşması 22 Şubat 2018’de görüldü. Keleş hakkında açılan başka davaların dosyaları, bu dosya ile birleştirildi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 5 Haziran 2018’de görüldü. Hakkında, birleştirilen dosyalar ile ilgili savunmasının alınıp serbest bırakılması için tekrar yakalama kararı çıkarıldı.

Yargılamanın beşinci duruşması 21 Mart 2019’da görüldü. Avukat Cihat Durmaz, yurtdışındaki Selman Keleş’in dosyasının ayrılmasını talep etti. Ancak mahkeme, Selman Keleş’in yakalama emrinin yerine getirilmesinin beklenmesine karar verdi. Arif Aslan’ın ise imza atma şeklindeki adli kontrol şartı kaldırıldı.

Yargılamanın altıncı duruşması 5 Eylül 2019 tarihinde görüldü.



Next Trial: Jan. 16, 2020, 9 a.m.


Arif Aslan ve Selman Keleş’in duruşması sabah saat 9:00 olarak belirlenmişti. Arif Aslan ve ona destek olmak için gelen meslektaşları duruşmanın görüleceği salona girmek için saat 10:35’e kadar bekledi.

Duruşmanın başlamaması üzerine Aslan’ın avukatı Cihat Durmaz, bilgi almak için mahkeme salonuna girdi. Avukat Durmaz salondan 3 dakika sonra çıktı. Avukat, duruşmanın ertelendiğini öğrendi.

Arif Aslan duruşma salonunun kapısında olmasına rağmen salona girmesi ve savunması istenmedi.


Selman Keleş hakkında çıkarılan yakalama emrinin infazının beklenmesine ve Arif Aslan’ın dosyasının ise Selman Keleş’in dava dosyasından ayrılma talebinin reddine karar verildi.

Duruşma 16 Ocak 2020 saat 9:00’a bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşmanın görüleceği Van Adliyesi’ne girişler X-Ray cihazları ile yapılıyor. Ana kapı girişindeki yoğunluk, tek X-Ray cihazının kurulmuş olmasından kaynaklanıyor.

X-Ray cihazından geçilmesine rağmen bir polis memuru seçtiği kişiler arasında el yordamı ile bir arama daha gerçekleştiriyor. Adliyeye fotoğraf makinesi ile girmek yasak. Fotoğraf makinesi polis kontrol noktasında alınıyor ve adliye çıkışında iade ediliyor.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonuna avukat Cihat Durmaz’ın dışında hiçbir sanığın ve izleyicinin girmesine fırsat kalmadan, duruşmanın ileri tarihe bırakılması sebebiyle salon hakkında gözlem bildirilemedi.

Duruşma Katılım

İsviçre’ye iltica eden ve yaşamını orada sürdüren Selman Keleş bu sebeple duruşmaya katılmadı. Keleş’in aile bireylerinden de duruşmayı takip eden olmadı. Arif Aslan ve gazeteci meslektaşları ile birlikte aile bireyleri davanın görüldüğü 5. Ağır Ceza Mahkemesi önünde mahkemenin görüleceği saati bekledi.

Genel Gözlemler

Arif Aslan’ın 5. Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonun önünde bekliyor olmasına rağmen mübaşir tarafından çağırılmaması ve davada savunması istenmemesi üzerine Arif Aslan ve duruşma salonu önünde bekleyen yakınları, duruşmaya katılamadan geri döndü.

5. Standing - March 21, 2019


Kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Selman Keleş, 20 Mart 2017’de gazeteci Arif Aslan ile birlikte, yönetimine İçişleri Bakanlığı’nın kararı ve “kayyum ataması” yoluyla el konulan Van Büyükşehir Belediyesi binası önüne konulan beton bariyerlerin fotoğrafını çekerken, polisler tarafından alıkonuldu.

Belediyenin zabıta görevlileri tarafından idari para cezası kesildi. Aslan ve Keleş daha sonra gözaltına alınarak Van Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Gözaltına alındığı sırada kamera ve fotoğraf makinesine de el konuldu.

Selman Keleş ve Arif Aslan’a ait hafıza kartlarındaki fotoğraflar, gazetecilerin haklarındaki suçlamalara dayanak olarak gösterildi.

Aslan’a ait hafıza kartındaki fotoğraflarda, “ilde gerçekleşen çok sayıda saldırının faili olarak aranan PKK yöneticileri ve mensuplarının bulunduğu” öne sürüldü. Fotoğraflardaki bazı kişilerin de “İçişleri Bakanlığı tarafından aranan isimler olduğu” ileri sürüldü. Öte yandan, fotoğraflardaki iki kişinin Arif Aslan’ın kardeşi olduğunun belirtilmesi de dikkat çekti.

Yine hafıza kartındaki; askeri alana iniş ve kalkış yapan helikopterler, park halinde bulunan askeri araç, yol kenarında güvenlik güçlerine ait zırhlı araca ait kaporta ve motor parçaları, Dilucu Gümrük Kapısı ve Karabulak Jandarma Karakolu’na yapılan bombalı saldırının ardından olay yerinden çekilen görüntüler, Gürbulak Gümrük Kapısı’ndaki şüpheli bir çantanın imha edilme anı ve Demokratik Bölgeler Partisi’ne ait bir toplantı esnasında çekilen fotoğraflar da suç unsuru olarak kabul edildi.

İddianamede, Keleş ve Aslan’ın; fotoğraflar ve Fırat Haber Ajansı’na (ANF) gönderilen haberler üzerinden, “PKK’nin eylemlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla keşif faaliyetinde bulundukları” iddia edildi. “Örgütün kırsalda bulunan silahlı militanlarıyla yakın temas halinde oldukları” ileri sürüldü. Keleş ve Aslan’ın, “bu faaliyetlerini belirli bir hiyerarşi dışında gerçekleştirmelerinin mümkün olmadığı” iddia edildi.

İddianamede, Keleş ve Aslan; Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddeleri uyarınca “silahlı terör örgütüne üye olmakla” suçlandı. Haklarında yedi yıl altı aydan 15 yıla kadar hapis cezası istendi.

Gazetecilerin yargılanmasına, 21 Kasım 2017 tarihinde Van 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başlandı. Gazeteciler, duruşmaya tutuklu bulundukları cezaevinden getirildi. Keleş ve Aslan, ilk duruşmada, savcının tutuklu kalmaları yönündeki talebine rağmen, tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Ancak savcılık, Keleş’in tahliyesine itiraz etti. Bu karar üzerine, hakkında; tutuklamaya yönelik yakalama emri çıkarıldı. Keleş, 12 Aralık 2017’de, Diyarbakır’da gözaltına alındı. 13 Aralık 2017’de, savunmasının ardından ikinci kez tahliye edildi.

Yargılamanın ikinci duruşması 22 Şubat 2018’de görüldü. Keleş hakkında açılan başka davaların dosyaları, bu dosya ile birleştirildi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 5 Haziran 2018’de görüldü. Hakkında, birleştirilen dosyalar ile ilgili savunmasının alınıp serbest bırakılması için tekrar yakalama kararı çıkarıldı.

Yargılamanın beşinci duruşması 21 Mart 2019’da görüldü.



Next Trial: Sept. 5, 2019, 9 a.m.


Mahkeme heyeti, duruşmayı bir buçuk saat gecikmeli olarak başlattı.

Duruşma, Selman Keleş’in hakkındaki yakalama kararının gererğinin yerine getirilmediğinin belirtilmesi ile başladı. Gazeteci Arif Aslan’ın avukatı Cihat Durmaz temsil etti.

Avukat Cihat Durmaz, yurtdışındaki Selman Keleş’in dosyasının ayrılmasını talep etti. Avukat Durmaz, Arslan’ın; uzun zamandır adli kontrol hükümlerine uydugunu, hakkındaki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını talep etti.


Mahkeme, Selman Keleş hakkındaki yakalama kararının gereğinin yerine getirilmesinin beklenmesine karar verdi.

Arif Aslan’ın imza atma şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına karar verildi. Yurtdışına çıkış yasağı ise kaldırılmadı.

Mahkeme, Arif Aslan hakkında açılan başka bir soruşturma ile ilgili savcılıktan bilgi istedi.

Yargılamanın 5 Eylül 2019’da görülecek beşinci duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Van Adliyesi binasına çanta ve üst aramasının ardından girilebildi. Duruşma, belirlenen saatten bir buçuk saat geç başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Yargılama büyük ve havalandırılmış bir salonda görüldü.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya bir tek Arif Arslan’ın avukatı Cihat Durmaz katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşma geç başlamasına karşılık yaklaşık 10 dakikada tamamlandı. Ara kararın verilmesinin ardından avukat Durmaz’ın duruşma tutanağını alamadığı görüldü.

Selman Keleş, Arif Aslan - Trial for Membership of a Terrorist Organization (Indictment)

Selman Keleş, Arif Aslan - Trial for Membership of a Terrorist Organization (Minutes of the Hearing)

Selman Keleş, Arif Aslan - Trial for Membership of a Terrorist Organization 5. Standing (Minutes of the Hearing)

Selman Keleş, Arif Aslan - Trial for Membership of a Terrorist Organization 6. Standing (Minutes of the Hearing)

Selman Keleş, Arif Aslan - Trial for Membership of a Terrorist Organization 7. Standing (Minutes of the Hearing)

Çaksu, Yasul vd. - "Devleti, Hükümeti, Askeri veya Emniyet Teşkilatını Alenen Aşağılamak" İddiası

Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’nin 22 Ekim 2016 ile 2 Kasım 2016 tarihleri arasında yayımlanan 13 ayrı sayısındaki haber ve yazılar hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından soruşturma başlatıldı.

Gazetenin genel yayın yönetmeni Ersin Çaksu ve yazı işleri müdürü İshak Yasul hakkında başlatılan soruşturmaya; kapatılan Dicle Haber Ajansı’nın muhabirleri de dahil edildi.

Gazeteciler Selman Keleş, Özgür Paksoy, Kenan Kırkaya ve Aziz Oruç; gazetede yayımlanan haber ve yazıları nedeniyle suçlandı.

Gazetecilere; Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi ile düzenlenen; “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılamak” ve “Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılamak” suçlamaları yöneltildi.

Yasalara göre bir kişinin suçlama ile soruşturulması için Adalet Bakanlığı’nın izni gerekiyor. Gazetecilerin soruşturulması için gereken bakanlık izni 12 Aralık 2016 tarihinde alındı.

Keleş ile birlikte 6 gazeteci hakkındaki iddianame 12 Nisan 2017’de tamamlandı.

KHK ile kapatılan DİHA muhabiri Selman Keleş ve diğer gazeteciler hakkındaki beş sayfadan oluşan iddianame 12 Nisan 2017’de tamamlanarak, mahkemeye sunuldu.

Keleş’in; Özgürlükçü Gündem Gazetesi’nde 29 Ekim 2017’da “İstifa Eden Korucu: Bizi Ölüme Gönderiyorlar” başlığı ile yayımlanan haberi suçlamaya delil olarak gösterildi.

Haber, KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı’nda 21 Ekim 2016’da yayımlanmıştı. Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi de haberi, ajansın abonesi olarak yayınlanmıştı.

Savcı, haberde; “korucuların, askerlerin kendilerini operasyonlara katılmak için zorlamasına rağmen, artık kimseyi öldürmeyeceklerini beyan ederek istifa ettiğinin belirtildiğini” öne sürdü. Haberin, “soyut, ulusal güvenliğimizin sağlanmasında önemli bir rol ifa eden ve kamu görevlisi olan çok sayıda korucuyu aşağılama amacı güttüğünü” iddia etti.

Keleş; “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını; devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılamakla” suçlandı. Hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis cezası istendi.

Keleş’in, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi kapsamında “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

Selman Keleş’in de aralarında bulunduğu 6 gazeteci hakkındaki yargılama, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 21 Eylül 2017’de görülen ilk duruşma ile başladı.

Keleş, yargılamanın ilk duruşmasına katılmadı. Çünkü, açılan başka bir dava kapsamında Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutukluydu. Yüz yüze savunma yapmak istediği duruşma salonunda hazır edilmedi. Keleş de Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden bağlanmayı reddetti.

Yargılamanın ikinci ve üçüncü duruşmalarına da katılmadı.

Keleş, 7 Şubat 2018’de, İstanbul’daki yargılama için Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde savunma yaptı.

İddianame için “ifade ve düşünce özgürlüğünden uzak, art niyetle hazırlanmış bir iddianame” dedi. Hiçbir hukuki altyapısının olmadığını söylediği iddianame için, “Tamamen keyfi ve siyasi sürece göre hazırlanmış bir iddianame” değerlendirmesini yaptı. Keleş, şunları söyledi:

“Burada soruşturma konusu olması gereken benim haberim değil. Ne yazık ki olay soruşturulmamış, yetkili merciiler korunmuş ve suç unsuru olarak haberim gösterilmiştir. Bu, evrensel basın ilkeleriyle de örtüşmez. Sonuna kadar haberimin arkasındayım. Haberimde kamuoyunu yanıltacak herhangi bir şey yer almamaktadır. Ayrıca bölgenin bir gerçeği bulunmaktadır. Haberde ismini güvenlik açısından vermek istemediğim bir şahıs bulunmaktadır. Bu şahıs halen yaşamakta ve ismini açıklamayacağım. Bu benim en doğal hakkım. Anayasal hakkımdır.”

Yargılama sürerken, Keleş; hakkındaki diğer yargılama kapsamında tahliye edildi ve yurtdışına çıktı. Bu dosya kapsamındaki yargılaması yokluğunda sürdürüldü.

Yargılamanın 10. duruşması 28 Kasım 2019’da görüldü.

Gazetecilerin avukatı Özcan Kılıç, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını yazılı olarak sundu. Kılıç, savunmasında özetle, şunları dile getirdi:

“Söz konusu haberler Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’nin ajanslardan almış olduğu haberlerdir. Haberlerin suç teşkil ettiğini düşünmüyoruz. Burada bir suç değil, gazetecilik yargılanıyor. Bir haberde ‘Panzer çocuğu ezdi’ denilmiş, beğenirsiniz beğenmezsiniz. Yanlış ya da yalan haberse tekzip yayınlanır. Ancak böyle bir tekzip talebi olmamış karşı taraftan. Bu nasıl devleti küçük düşürüyor. Bu şekilde değil de ‘çocuk panzerin altına mı atladı’ yazılmalıydı.”

Kılıç, gazetecilerin beraatını talep etti.

Hakim bu duruşmada kararını açıkladı.

Keleş’e; “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını; devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılamakla” suçlamasıyla 6 ay hapis cezası verildi. Hakim; Keleş ile birlikte Yasul, Paksoy ve Kırkaya’ya da aynı suçlamayla 6 ay hapis cezası kararı verdi. Hakim, cezaları 5 aya indirdi.

Keleş hakkındaki ceza ertelendi.

Paksoy, Kırkaya ve Yasul hakkındaki ceza için Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına (HAGB) karar verildi.

Haklarında yakalama kararı bulunan Ersin Çaksu ve Aziz Oruç’un dosyaları ayrıldı.

10. Standing - Nov. 28, 2019


Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’nin 22 Ekim 2016 ile 2 Kasım 2016 tarihleri arasında yayımlanan 13 ayrı sayısındaki haber ve yazılar hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından soruşturma başlatıldı.

Gazetenin genel yayın yönetmeni Ersin Çaksu ve sorumlu yazı işleri müdürü İshak Yasul hakkında başlatılan soruşturmaya DİHA muhabirleri de dahil edildi. Gazeteciler Aziz Oruç, Özgür Paksoy, Kenan Kırkaya ve Selman Keleş; Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’nde yayımlanan haber ve yazıları nedeniyle suçlandı.

Gazetecilere; Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi ile düzenlenen; “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılamak” ve “Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılamak” suçlamaları yöneltildi.

Yasalara göre bir kişi hakkında bu suçlamayla soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanlığı’nın izni gerekiyor. Gazeteciler için gereken bakanlık izni 12 Aralık 2016 tarihinde alındı.

Altı gazeteci hakkındaki iddianame, 12 Nisan 2017’de tamamlanarak, mahkemeye sunuldu.

“Mülteciler Rojava’ya Akın Ediyor” ve “Şehba Köylerine Saldırı” başlıklı haberler, iddianamede delil olarak gösterildi. Savcı, haberlerde; “Ülkemizin sınır ötesi operasyonlarına katılan güçlerden ‘Türkiye ve ona bağlı çeteci gruplar’ olarak bahsedildiğini” iddia etti. “Operasyonlarda sivillerin hedef alınarak, göç etmeye zorlandıkları isnadında bunulduğunu” öne sürdü.

“Kobane Onurun Direnişidir”, “Zırhlılar Çocukların Kabusu Oldu”, “İntihar Değil Cinayet”, “Devrimci güçler Şehba’da ilerliyor”, “İnkar Cumhuriyetinden Kürt Soykırımı’na”, “İstifa Eden Korucu: Bizi Ölüme Gönderiyorlar”, “TSK’den Efrin’de Sivillere Saldırı”, “Yaşamı Ellerinden Alınan Küçük Yürekler”, “Şırnak’ta Çadır Zulmü: Şehri Yakıp Yıkmak Yetmedi, Şimdi de Halkı Göçertmek İstiyor” başlıklarıyla yayınlanan yazı ve haberler de suçlamalara dayanak olarak gösterildi.

Savcı, söz konusu haber ve yazıları, “somut ve dayanaksız” olmakla suçladı. “Aşağılama kastı ile hareket edildiğini” öne sürdü.

Türkiye’nin sınır ötesi askeri operasyonları ve zırhlı araçların sebep olduğu iddia edilen ölümlerle ilgili haberlerde; “Devletin milli güvenliğini sağlamak için yaptığı sınır ötesi operasyonlarda sivil katliam yapıldığının, bölgede işgalci güç olarak yer aldığının, kasıtlı olarak çocukların ölümüne neden olduğunun belirtildiğini” iddia etti.

Savcı, Çaksu ve Yasul’un; tüm bu haber ve yazılardan yetkili konumunda olduğu için sorumlu olduğunu öne sürdü.

DİHA muhabirleri Kenan Kırkaya, Ersin Çaksu, Özgür Paksoy ve Aziz Oruç ise ajans için kaleme aldıkları haberler üzerinden suçlandı. Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi de haberi, ajansın abonesi olarak yayınlanmıştı.

Gazeteciler; Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi ile düzenlenen; “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılamakla” ve “Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılamakla” suçlandı. Haklarında altı aydan iki yıla kadar hapis cezası istendi.

Altı gazeteci hakkındaki yargılama, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 21 Eylül 2017’de görülen ilk duruşma ile başladı. İlk duruşmada, savunma yapan Yasul; şunları söyledi:

“Bahsedilen haberler editörlerimiz tarafından çeşitli ajanslardan alınarak haberleştirilmiştir. Editoryal bağımsızlık ilkesi gereği bu haberlere müdahale etmeyi etik bulmuyorum. Kaldı ki yapılan haberler suç unsuru ya da suç teşkil eden herhangi bir durum yoktur.”

Yargılamanın ikinci duruşması 7 Aralık 2017’de görüldü. Duruşma, Yasul dışındaki gazetecilerin savunmalarının alınmaması nedeniyle 12 Nisan 2018’e bırakıldı.

DİHA muhabirleri Kenan Kırkaya, Özgür Paksoy ve Selman Keleş, İstanbul’daki yargılama için savunmalarını, Şubat 2018’de; bulundukları illerdeki asliye ceza mahkemelerinde yaptı.

Yargılama 10 duruşma sürdü. Duruşmalar, yurtdışındaki Aziz Oruç ve Ersin Çaksu’nun savunmalarının alınamaması gerekçesiyle ertelendi.

Yargılamanın 10. duruşması 28 Kasım 2019’da görüldü.


Mahkeme heyetinin yerini alması ile duruşma 20 dakika geç başladı.

Duruşmaya, sanık gazeteciler katılmazken, avukatları Özcan Kılıç hazır bulundu. Mahkeme hakimi, Selman Keleş, Ersin Çaksu ve Aziz Oruç hakkında çıkarılan yakalama kararının infaz edilmediğini belirtti. Karar vereceğini belirten hakim, Avukat Özcan Kılıç’tan esas hakkındaki savunmasını yapmasını istedi.

Avukat Özcan Kılıç, esas hakkındaki savunmasını yazılı olarak mahkeme hakimine sundu. Kılıç, savunmasında özetle, “Söz konusu haberler Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin ajanslardan almış olduğu haberlerdir. Haberlerin suç teşkil ettiğini düşünmüyoruz. Burada bir suç değil, gazetecilik yargılanıyor. Bir haberde, ‘Panzer çocuğu ezdi’ denilmiş. Beğenirsiniz beğenmezsiniz. Yanlış ya da yalan haberse tekzip yayınlanır. Ancak böyle bir tekzip talebi olmamış karşı tarafın. Bu nasıl devleti küçük düşürüyor. Bu şekilde değil de ‘Çocuk panzerine altına mı atladı’ yazılmalıydı” dedi.

Kılıç, müvekkilleri için beraat talep etti. Aksi durumda adli “hükmün açıklanmasını geri bırakılmasını” istedi.


Avukat Özcan Kılıç’ın savunmasının ardından mahkeme hakimi, kararını açıklamak üzere duruşmaya 5 dakika ara verdi. Kararda, İshak Yasul, Selman Keleş, Kenan Kırkaya ve Özgür Paksoy hakkında “Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Hükümetini, Emniyet ve Askeri Teşkilatını Alenen Aşağılama” (TCK 301) suçundan 6’şar ay hapis cezası verildi.

Cezada 1/6 oranında indirim yapan mahkeme hakimi, cezayı 5 aya indirdi.

Gazeteciler İshak Yasul, Kenan Kırkaya ve Özgür Paksoy için hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verildi. Selman Keleş için hakkında açılan bazı davalarda ceza aldığı öne sürülerek HAGB uygulanmadı, cezası ertelendi.

Ersin Çaksu ve Aziz Oruç’un dosyaları da ifadeleri alınmadığı gerekçesiyle ayrıldı.


Duruşma Öncesi

İzleyiciler ve gazeteciler X-Ray cihazlarından geçirilerek adliyeye alındı. 13:40’ta başlaması beklenen duruşma, 14.00’de başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salonda sanıklar için dört kişilik, izleyiciler içinde 10 kişilik yer ayrılmıştı. İzleyiciler ve gazeteciler duruşmanın başlamasını, salonun önünde bekledi. Her hangi bir bariyer yoktu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) yetkilileri takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşmada olağanüstü bir durum gözlenmedi. Hakimin tavrı olumluydu.

9. Standing - Nov. 5, 2019


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu’nca Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin 22 Ekim ile 2 Kasım 2016’da tarihleri arasında yayımlanan 13 ayrı sayısındaki haberler gerekçe gösterilerek soruşturma başlatıldı.

Soruşturma, “Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Hükümetini, Emniyet ve Askeri Teşkilatını Alenen Aşağılama” (TCK 301) suçlamasına dayandırıldı. Soruşturma sonunda gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü olan İshak Yasul ile birlikte genel yayın yönetmeni Ersin Çaksu ve KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı muhabirleri Kenan Kırkaya, Aziz Oruç, Selman Keleş ve Özgür Paksoy hakkında iddianame hazırlandı.

Altı gazeteci hakkındaki iddianame, 12 Nisan 2017’de tamamlanarak mahkemeye sunuldu.

İddianamede 22 Ekim ile 2 Kasım tarihleri arasındaki 13 ayrı sayıda çıkan haber ve yazıların başlıkları yer aldı.

Savcı, 2 Kasım 2016 günü yayımlanan sayıdaki “Mülteciler Rojava’ya akın ediyor” ve “Şehba köylerine saldırı” başlıklı haberle ilgili “ülkemizin sınır ötesi operasyonlarına katılan güçlerden Türkiye ve ona bağlı çeteci gruplar’ olarak bahsedilmek suretiyle bu operasyonlarda sivillerin hedef alınarak, göç etmeye zorlandıkları isnadında bulunulduğu” değerlendirmesinde bulundu.

Yine gazetenin iddianameye konu tarihleri arasında yayımlanan sayılarda “Kobane Onurun Direnişdir”, “Zırhlılar çocukların kabusu oldu”, “İntihar değil cinayet”, “Devrimci güçler Şehba’da ilerliyor”, “İnkar Cumhuriyetinden Kürt Soykırımı’na”, “İstifa eden korucu; bizi ölüme gönderiyorlar”, “TSK’den Efrin’de sivillere saldırı”, “Yaşamı ellerinden alınan küçük yürekler”, “Şırnak’ta çadır zulmü: Şehri yakıp yıkmak yetmedi, şimdi de halkı göçertmek istiyor” başlıklarıyla yer alan çeşitli yazı ve haberler benzer biçimde suçlama konusu yapıldı.

Savcı, söz konusu haber ve yazılarla ilgili “Tüm bu soyut ve dayanaktan yoksun haberlerde açıkça aşağılama kastıyla hareket edildiği” değerlendirmesini yapıyor. Yine sınır ötesi operasyonlar ve zırhlı araçlarla yaşanan ölümlere ilişkin hazırlanan haberler için de “Devletin milli güvenliğini sağlamak amacıyla yaptığı sınır ötesi operasyonlarında sivil katliam yaptığı, bölgede işgalci güç olarak yer aldığı, kasıtlı olarak çocukların ölümüne neden olduğu” değerlendirmesi yaparak, atılı suçlamanın işlendiğini savunuyor. Gazetecilerin altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep ediyor. Ayrıca TCK’nin 53’üncü maddesi kapsamındaki belirli haklardan yoksun bırakma cezasının da uygulanmasını talep ediyor.

İddianame İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek, yargılanmalarına başlandı. Davanın ilk duruşması, 21 Eylül 2017’de görüldü. Duruşmada Yasul ve avukatı Özcan Kılıç hazır bulundu.

Suçlamayı reddeden Yasul, şu şekilde savunma yaptı: “Bahsedilen haberler editörlerimiz tarafından çeşitli ajanslardan alınarak haberleştirilmiştir. Editöryal bağımsızlık ilkesi gereği bu haberlere müdahale etmeyi etik bulmuyorum. Kaldı ki yapılan haberler suç unsuru ya da suç teşkil eden herhangi bir durum yoktur.”

Davanın bir sonraki duruşması 7 Aralık 2017’ye bırakıldı. Bu duruşmada Yasul dışındaki gazetecilerin savunmalarının alınmaması nedeniyle 12 Nisan 2018’e bırakıldı.

Dava kapsamında yargılanan gazeteciler Kenan Kırkaya, Özgür Paksoy ve Selman Keleş, Şubat 2018’de talimatla savunmalarını yaptı.
Davanın dördüncü duruşması 12 Nisan 2018, altıncı 14 Şubat 2019’da görüldü. Duruşma, sanık gazeteciler Aziz Oruç ve Ersin Çaksu’nun ifadelerinin alınmamış olması nedeniyle 20 Haziran 2019’a bırakıldı.

Davanın bir sonraki duruşmasında gazeteciler Oruç ve Çaksu’nun halen ifadelerinin alınmaması ve haklarında çıkartılan yakalama kararının infaz edilmemiş olması nedeniyle 19 Eylül 2019’a bırakıldı. Davanın 19 Eylül’de görülen duruşması da aynı nedenle ertelenerek, 5 Kasım 2019’a bırakıldı.

Yargılamanın beşinci duruşması 5 Kasım 2019’da görüldü.



Next Trial: Nov. 28, 2019, 1:40 p.m.


Mahkeme heyetinin yerini alması ile başlayan duruşmaya, sanık gazeteciler katılmazken, avukatları Özcan Kılıç hazır bulundu.

Mahkeme hakimi, Ersin Çaksu ve Aziz Oruç hakkında çıkarılan yakalama kararının infaz edilmediğini belirtti.

Avukat Özcan Kılıç, bu aşamada bir taleplerinin olmadığını söyledi.


Ardından kararını açıklayan mahkeme hakimi, hakkında yakalama kararı bulunanlar hakkındaki kararın devamına karar verdi.

Duruşma, 28 Kasım 2019 saat 13:40’a bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşmanın görüldüğü adliye binasına X-Ray arama cihazından geçildikten sonra girildi. Duruşma 11:00’da başlaması beklenen duruşma, 11:40’de başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salonda sanıklar için dört kişilik, izleyiciler içinde 10 kişilik yer ayrılmıştı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı izleyen olmadı.

Genel Gözlemler

Mahkeme hakiminin tavrı oldukça olumluydu. Duruşma yaklaşık 3 dakika sürdü.

Çaksu, Yasul vd. - "Devleti, Hükümeti, Askeri veya Emniyet Teşkilatını Alenen Aşağılamak" İddiası (Indictment)

Çaksu, Yasul vd. - "Devleti, Hükümeti, Askeri veya Emniyet Teşkilatını Alenen Aşağılamak" İddiası (Reasoned Judgement)

Çaksu, Yasul vd. - "Devleti, Hükümeti, Askeri veya Emniyet Teşkilatını Alenen Aşağılamak" İddiası (Minutes of the Hearing)

Çaksu, Yasul vd. - "Devleti, Hükümeti, Askeri veya Emniyet Teşkilatını Alenen Aşağılamak" İddiası 9. Standing (Minutes of the Hearing)

Çaksu, Yasul vd. - "Devleti, Hükümeti, Askeri veya Emniyet Teşkilatını Alenen Aşağılamak" İddiası 10. Standing (Minutes of the Hearing)

Press in Arrest is a database, monitoring, documentation and collective memory study of Press Research Association.
+90 (312) 945 15 56 | pressinarrest@gmail.com