Selman Keleş

Selman Keleş, Arif Aslan - Trial for Membership of a Terrorist Organization

Kapatılan Dihaber Ajansı’nın muhabiri Selman Keleş, 20 Mart 2017’de Van İpekyol Belediyesi çalışanı gazeteci Arif Aslan ile birlikte kayyum atanan Van Büyükşehir Belediyesi binası önündeki beton bariyerlerin fotoğraflarını çekerken polislerce alıkonuldu. Zabıta idari para cezası kesti. Selman Keleş, Arif Aslan ile birlikte gözaltına alındı. Fotoğraf makinesine el kondu.

Gazeteciler 31 Mart 2017’de tutuklandılar. Keleş’in çalıştığı Dihaber Ajansı 25 Ağustos 2017’de yayınlanan 693 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kaptıldı.

Haklarında “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla Van Cumhuriyet Savcısı Emrah Güngör tarafından iddianame hazırlandı. 21 Kasım 2017’deki ilk duruşmada tahliye edildiler. Savcının itirazı üzerine hakkında yeniden tutuklamaya dönük yakalama emri çıkartıldı.

Selman Keleş 12 Aralık 2017’de Diyarbakır’da gözaltına alındı, 13 Aralık 2017’de serbest bırakıldı. Türkiye’den ayrılarak İsviçre’ye iltica başvurusunda bulundu.

Arif Arslan hakkında ise imza atma zorunluluğu ve yurtdışına çıkış yasağı kondu.

Cumhuriyet Savcısı Emrah Güngör’ün yazdığı 9 Ekim 2017 tarihli iddianamede Arif Aslan ve Selam Keleş’e “Silahlı terör örgütüne üye olma” yöneltiliyor. (Türk Ceza Kanunu 314/2, 53, 54, 58/9, 63. Md., Terörle Mücadelede Kanunu 5. Md.)

İddianame PKK’nin kuruluşuna dair paragraf ile başlıyor. Arif Aslan ve Selman Keleş’in Van Büyükşehir Belediyesi binasının önündeki beton bariyerlerin fotoğraflarını çektikleri için gözaltına alındıkları anlatılıp, bu sırada alınan hafıza kartlarından çıkan fotoğraflar ile ilgili de suçlama oluşturuluyor.

20 Mart 2017’de Arif Aslan ve Selman Keleş’in Van Büyükşehir Belediyesi binasının önündeki beton bariyerlerin fotoğraflarını çekmelerinin ardından “Örgüt tarafından gerçekleştirilebilecek eylemler için kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili ön çalışma yapıyor olabileceklerinin değerlendirilmesi” üzerine gözaltına alındıkları söyleniyor.

Savcı, Arif Aslan’a ait hafıza kartındaki fotoğraflarda “ilde gerçekleşen çok sayıda saldırının faili olarak aranan PKK yöneticileri ve mensuplarının” bulunduğunu belirtiyor.

2016’daki dört saldırı olayını sıralayarak “Van Eyalet Komutanı, Eyalet Komutan Yardımcısı, Maliye Sorumlusu ve Van YPS Sorumlusu gibi sıfatlarla bu örgüt mensuplarına emir ve talimat veren örgüt mensuplarının bir arada çekilmiş oldukları fotoğrafların” bulunduğu tespitini sıralıyor.

Fotoğraflarda bulunan bazı isimlerin ödüllendirme yönetmeliği kapsamında arananlardan olduğu, fotoğraflardaki diğer isimlerin de “birçok mahkeme kararıyla devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak, Silahlı Terör örgütüne üye olma vb. suçlardan aranma kayıtları bulunan, aleyhlerinde ifade ve teşhisler bulunan, birçok silahlı eylemde yer alan ve bir kısmı etkisiz hale getirilmiş olan örgüt mensupları” olduklarını söylüyor. Bu kişilerden ikisinin Arif Aslan’ın kardeşi olduklarını belirtiyor.

Selman Keleş’in kullandığı fotoğraf makinasındaki hafıza kartında bulunan fotoğraflar da iddianamede ayrıca yer alıyor. Askeri alana iniş ve kalkış yapan helikopterlerin, park halinde bulunan bir askeri kobra aracının, yol kenarında güvenlik güçlerine ait zırhlı bir araca ait kaporta ve motor parçalarının, Dilucu gümrük kapısının, Karabulak Jandarma Karakoluna yapılan bombalı saldırının sonrasında çekilen olay yerinin, Gürbulak gümrük kapısındaki şüpheli bir çantanın imha çalışmasının, Demokratik Bölgeler Partisi’nin toplantısında PKK bayrağı ve Abdullah Öcalan’ın posterinin fotoğrafları iddianemeye alındı.

Ayrıca Van’da çatışmalarda öldürülen örgüt üyesi olduğu söylenen kişilerin de yer aldığı örgüt mensuplarının kırsaldaki günlük yaşamına dair fotoğraflar da iddianamede. Bu fotoğrafların öldürülen örgüt mensubunun üzerinden çıkan flash bellekteki fotoğraflarla aynı alana ait olduğun söyleniyor. Arif Aslan’dan elde edilen fotoğrafların 23’ünün ise PKK/KCK mensubunun dijital materyalinden çıkan fotoğraflarla aynı olduğu iddia ediliyor.

İddianamenin sonuç bölümünde fotoğraflar ile “Arif Aslan’ın Fırat Haber Ajansı’na (ANF) haber göndermesi suçlama konusu yapılıyor. Bu bölümde “terör örgütü PKK’nın güdümünde bulunan ANF isimli kuruluşa haber nitelikli olduğunu beyan ettiği bilgi akışı sağlaması” cümlesi dikkat çekiyor. Savcı, fotoğraflar ve ANF’ye haber göndermeyi dikkate alarak iki gazetecinin “PKK’nin eylemlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla keşif faaliyetinde bulundukları, örgütün kırsalda bulunan silahlı militanlarıyla yakın temas halinde oldukları ve bu faaliyetlerini belirli bir hiyerarşi dışında gerçekleştirmelerinin mümkün olmadığını” iddia ediyor. İki ismin de “silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği” iddiasıyla 10 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını istiyor.

Davanın ilk duruşması 21 Kasım 2017’de Van 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Selman Keleş ve Arif Aslan tercüman aracılığıyla Kürtçe savunmalarını yaptı.

Selman Keleş, Van Büyükşehir Belediyesi önünde fotoğraf çektiği anı şöyle anlattı:

“Ben ve arkadaşım Nevroz alanında çekimlerimizi yapıp arkadaşımın babasının dükkanına doğru yola çıktık. Dükkana doğru giderken Van Büyükşehir belediyesinin önünde bulunan büyük beton bariyerlerinin de fotoğrafını çektik. Büyükşehir belediyesine yakalandığımız günden yaklaşık bir ay kadar önce kayyum atanmıştı, kayyum atandığından haberim vardı. Büyükşehir belediyesinin önündeki beton bariyerlerin fotoğrafını çekerek sonraki süreçte bunları haber yapmak amacındaydık.”

Selman Keleş, iddianamenin aksine fotoğrafları açık açık çektiğini, yanlarına gelen polis memurlarının görüntü almanın yasak olduğunu söylediğini, zabıtaların idari işlem başlattığını ve gözaltına alındıklarını söyledi.

Üzerindeki iki fotoğraf makinesinden birinin kendisine, diğerinin Dicle Medya Haber Ajansı (dihaber) çalışanı arkadaşına ait olduğunu söyledi.

İddianamede geçen fotoğrafların kendisinden alınan makinelerden ya da başka bir dijital materyalden elde edilmediğini belirtti. Kendi çektiği fotoğrafların bir sayfayı oluşturduğunu, üç sayfanın ajanstaki arkadaşına ait makinede bulunduğunu anlattı. Bu fotoğrafların geri kurtarma yöntemiyle tespit edildiğini düşündüğünü söyledi. Bazı fotoğraflara dair ise bilgi sahibi olmadığını aktardı.

2011 yılından beri gazetecilik yaptığını, yakalanmadan önce Dicle Haber Ajansı’nın kapatılması üzerine serbest çalışarak haberlerini dihaber Ajansı’na sattığını belirtti.

Belediye binasının fotoğrafını çeken ilk kişi olmadığını, kendine ait olmayan fotoğrafların ise her yerde bulunduğunu, geri kurtarma yöntemiyle kartlardan yüz binlere yakın fotoğraf alınabilecekken cımbızlama yöntemiyle birkaçının tutanak altına alındığını söyledi.

“Benim tutuklanmamdaki neden 2 nedendir. Bunlardan bir tanesi Kürt olmam, ikincisi ise iktidara muhalif bir gazeteci olmamdır. Sadece ben değil tüm bölgede çalışan gazetelerde olabilecek fotoğraflardır diyerek tahliye ve beraatını talep etti.

Arif Aslan, orada haber yapmak amacıyla bulunduğunu söyledi. Kendisinin fotoğraf çekmediğini, fotoğrafların polislerin hemen karşısında, açık şekilde çekildiğini belirtti. 2014 yılında İpekyolu Belediyesi bünyesinde gazeteci olarak çalıştığını, kayyum atandıktan sonra bölümü tasfiye edilince garaja bağlı çalışmaya devam ettiğini söyledi. Yakalandığı gün izinli olduğunu belirtti. Cep telefonunda suç içerikli fotoğraf olmadığını, yanındaki kartı ise evde boş olarak bulduğunu söyledi. Kartın kardeşine ait olabileceğini, iddianamede adı geçen ve karttaki fotoğraflarla eşleşen fotoğrafların bulunduğu kişinin de kardeşiyle bağlantısı olabileceğini söyledi. Tahliyesini ve beraatını talep etti.

Selman Keleş’in avukatı Barış Oflas, gözaltına alınma sürecini şöyle aktardı:

“Arif Aslan beni arayarak emniyette olduklarını polislerin onları alıkoyduklarını söyledi. Ben de gittiğimde herhangi bir alıkoyma, gözaltı kararı olmadan alınmışlardı. Selman ve Arif’i bireysel mülakata alıyorlar ve Arif’in kardeşlerinin yakalaması olduğunu öğrenince onlar hakkında gözaltı yaptılar.”

Oflas, fotoğrafların cımbızlanarak çekildiğini, hangi fotoğrafın kime ait olup nereden çıktığını belli olmadığını söyledi. Tutuklu gazeteciler, Türkiye’de basının durumu ve basın ve ifade özgürlüğünden söz etti. Müvekkilinin sadece gazeteci olduğunu belirtti.

Arif Aslan’ın avukatı Cihat Durmaz, haber değeri olduğu için beton blokların fotoğraflarının çekilmek istendiğini söyledi. Müvekkilinin ağabeyinin örgüte katıldığını kardeşinin ise arandığını belirtti. Alınan kartın Aslan’ın kardeşine ait olduğunu belirtti. Beraat talep etti. Arif Aslan’ın diğer avukatı Ümit Dede, belediye binasının fotoğraflarını çekip idari para cezası verilen iki gazetecinin gözaltına alınıp fotoğraf makinalarına el konulmasını anlamadıklarını belirtti. İddianamenin kabul edilmemesi gerektiğini belirtti. Suçlama konusu SD kartın müzik çalmak için takılı olduğu araçta iken alıkonulduğunu söyledi. “Fotoğraflarda müvekkilin kendisi bulunsa dahi bu örgüt üyesi olduğunu göstermez hatta propaganda bile oluşmaz” diyerek tahliye ve beraat talep etti.

Savcı, tutukluluk hallerinin devamını talep etti.

Mahkeme, “Sanıkların üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti mevcut delil durumu, tutuklu kaldığı süre, suçun vasfının değişme ihtimali dikkate alınarak” derhal tahliyesine, yurtdışına çıkış yasağı ve imza atmak şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verdi.

Tahliyenin ardından savcının itirazı üzerine hakkında yeniden tutuklamaya dönük yakalama emri çıkartıldı. Selman Keleş 12 Aralık 2017’de Diyarbakır’da gözaltına alındı. Diyarbakır Adliyesi’nden Van’daki Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’ne Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanarak savunmasını yaptı. Hakkındaki yakalama kararı kaldırılarak 13 Aralık 2017’de serbest bırakıldı.

Davanın 22 Şubat 2018’deki ikinci duruşmasında Selman Keleş ile ilgili açılan başka dosyalar birleştirildi. Bunlar arasında Selman Keleş’in sosyal medyada paylaştığı haberler nedeniyle terör örgütü propagandası suçlamasıyla karşılaştığı iddianame de bulunuyor.

5 Haziran 2018’deki üçüncü duruşmada Selman Keleş’in birleşen dosyalara dair savunma için süre talep etmesine rağmen duruşmaya gelmemesi üzerine savunmasının alınarak serbest bırakılmasına dair yakalama emri düzenlenmesine karar verildi. Arif Aslan hakkındaki adli kontrol uygulaması kaldırıldı.

Bir sonraki duruşma 5 Eylül 2019 günü görüldü. Üç dakika süren duruşmada mahkeme heyeti İsviçre’ye iltica eden Selman Keleş’in ifadesini alamadığı gerekçesiyle bir sonraki duruşmayı 16 Ocak 2020 tarihine bıraktı.

6. Standing - Sept. 5, 2019


Dihaber Ajansı muhabiri Selman Keleş ve Van İpekyolu Belediyesi çalışanı gazeteci Arif Arslan 20 Mart 2017’de kayyum atanan Van Büyükşehir Belediyesi binası önündeki beton bariyerlerin fotoğraflarını çekerken gözaltına alındı. 31 Mart 2017’de tutuklandılar. Keleş’in çalıştığı Dihaber Ajansı 25 Ağustos 2017’de yayınlanan 693 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kaptıldı.

Haklarında “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla Van Cumhuriyet Savcısı Emrah Güngör tarafından iddianame hazırlandı. 21 Kasım 2017’deki ilk duruşmada tahliye edildiler. Savcının itirazı üzerine hakkında yeniden tutuklamaya dönük yakalama emri çıkartıldı.

Selman Keleş 12 Aralık 2017’de Diyarbakır’da gözaltına alındı, 13 Aralık 2017’de serbest bırakıldı. Türkiye’den ayrılarak İsviçre’ye iltica başvurusunda bulundu.

Arif Aslan hakkında ise imza atma zorunluluğu ve yurtdışına çıkış yasağı kondu.

5 Eylül 2019 tarihinde görülen duruşma 3 dakika sürdü. Mahkeme heyeti İsviçre’ye iltica eden Selman Keleş’in ifadesini alamadığı gerekçesiyle davayı 16 Ocak 2020 tarihine bıraktı.



Next Trial: Jan. 16, 2020, 9 a.m.


Arif Aslan ve Selman Keleş’in duruşması sabah saat 9:00 olarak belirlenmişti.

Arif Aslan ve ona destek olmak için gelen meslektaşları duruşmanın görüleceği salona girmek için saat 10:35’e kadar bekledi.

Duruşmanın başlamaması üzerine Aslan’ın avukatı Cihat Durmaz, bilgi almak için mahkeme salonuna girdi. Avukat Durmaz salondan 3 dakika sonra çıktı. Verdiği bilgiye göre duruşmanın 16 Ocak 2020 gününe bırakılmıştı.

Aslan duruşma salonunun kapısında bekliyor olmasına rağmen salona girmesi ve savunması istenmedi.


Selman Keleş hakkında çıkarılan yakalama emrinin infazının beklenmesine ve Arif Aslan’ın dosyasının ise Selman Keleş’in dava dosyasından ayrılma talebinin reddine karar verildi.

Duruşma 16 Ocak 2020 saat 9:00’a bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşmanın görüleceği Van Adliyesine girişler X-Ray cihazları ile yapılıyor. Ana kapı girişinde tek X-Ray cihazı sebebiyle girişler yoğun ve sıkışık. X-Ray cihazından geçilmesine rağmen bir polis memuru seçtiği kişiler arasında el yordamı ile bir arama daha gerçekleştiriyor. Adliyeye fotoğraf makinesi ile girmek yasak. Fotoğraf makinesi polis kontrol noktasında alınıyor ve adliye çıkışında tekrar geri veriliyor.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonuna Avukat Cihat Durmaz’ın dışında hiç bir sanığın ve izleyicinin girmesine fırsat kalmadan, duruşmanın ileri tarihe bırakılması sebebiyle salon hakkında gözlem bildirilemedi.

Duruşma Katılım

İsviçre’ye iltica eden ve yaşamını orada sürdüren Selman Keleş bu sebeple duruşmaya katılmadı. Keleş’in aile bireylerinden de duruşmayı takip eden olmadı. Arif Aslan ve gazeteci meslektaşları ile birlikte aile bireyleri davanın görüldüğü 5. Ağır Ceza Mahkemesi önünde mahkemenin görüleceği saati bekledi.

Genel Gözlemler

Arif Aslan’ın 5. Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonun önünde bekliyor olmasına rağmen mübaşir tarafından çağırılmaması ve davada savunması istenmemesi üzerine Arif Aslan ve duruşma salonu önünde bekleyen yakınları, duruşmaya katılamadan geri döndü.

5. Standing - March 21, 2019


Arif Arslan ve Selman Keleş, 20 Mart 2017’de kayyum atanan Van Büyükşehir Belediyesi binası önündeki beton bariyerlerin fotoğraflarını çekerkekn gözaltına alındı. 31 Mart 2017’de tutuklandılar. Haklarında “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla Van Cumhuriyet Savcısı Emrah Güngör tarafından iddianame hazırlandı. 21 Kasım 2017’deki ilk duruşmada tahliye edildiler. Savcının itirazı üzerine hakkında yeniden tutuklamaya dönük yakalama emri çıkartıldı.

Selman Keleş 12 Aralık 2017’de Diyarbakır’da gözaltına alındı, 13 Aralık 2017’de serbest bırakıldı. Türkiye’den ayrılarak İsviçre’ye iltica başvurusunda bulundu.

Arif Arslan hakkında ise imza atma zorunluluğu ve yurtdışına çıkış yasağı kondu.



Next Trial: Sept. 5, 2019, 9 a.m.


Van Ağır Ceza’da görülen davada Saliha Safa Ekti başkanlığında üye hakimler Koray Kocatürk ve İlhan Sarıtürk’ten oluşan mahkeme heyeti duruşmayı bir buçuk saat gecikmeli başlattı. Duruşma, Selman Keleş hakkındaki yakalama kararının infaz edilmediğinin okunması ile başladı. Duruşmaya Arif Arslan yerine avukatı Cihat Durmaz katıldı.

Avukat Durmaz, Keleş hakkındaki yakalama kararını gerekçe göstererek dosyanın ayrılması talebini yineledi. Avukat Durmaz, Arslan’ın adli kontrol hükümlerine uzun zamandır uyarak imza attığını belirtti ve adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını talep etti.


Mahkeme heyeti, Selman Keleş hakkındaki yakalam emrinin infazının beklenmesine karar verdi.
Arif Arslan’ın imza atma yükümlülüğüne dair adli kontrol tedbiri kaldırıldı. Arslan’ın yurtdışına çıkış yasağının ise devam etmesine karar verildi.

Mahkeme, Arif Arslan hakkında açılan bir başka soruşturmanın akıbetinin Van Cumhuriyet Başsavcılığı’na sorulmasına da karar verdi.

Bir sonraki duruşma 5 Eylül 2019 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Yargılama Van Adliyesi’nde görüldü. Adliye binasına çanta ve üst aramasının ardından girildi. 09.00 saati verilen duruşma bir buçuk saat geç başadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Yargılama büyük ve havalandırılmış bir salonda görüldü.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya bir tek Arif Arslan’ın avukatı Cihat Durmaz katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşma geç başlamasına karşılık yaklaşık 10 dakikada tamamlandı. Ara kararın verilmesinin ardından avukat Durmaz’ın duruşma tutanağını alamadığı görüldü.

Selman Keleş, Arif Aslan - Trial for Membership of a Terrorist Organization (Indictment)

Selman Keleş, Arif Aslan - Trial for Membership of a Terrorist Organization 5. Standing (Minutes of the Hearing)

Selman Keleş, Arif Aslan - Trial for Membership of a Terrorist Organization 6. Standing (Minutes of the Hearing)

Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi 301 Davası

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu’nca Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin 22 Ekim ile 2 Kasım 2016’da yayımlanan on üç ayrı sayısındaki haberler gerekçe gösterilerek soruşturma başlatıldı. Soruşturmanın gerekçesi olarak 4 suçlamasına dayandırıldı.

Soruşturma sonunda aralarında gazeteci Keleş’in yanı sıra KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı muhabirleri Kenan Kırkaya, Aziz Oruç ve Özgür Paksoy, Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi genel yayın yönetmeni Ersin Çaksu ile sorumlu yazı işleri müdürü İshak Yasul hakkında iddianame hazırlandı.

Keleş ve diğer gazeteciler hakkındaki iddianame savcı Yasemin Baba, tarafından hazırlandı. Beş sayfadan oluşan iddianame 12 Nisan 2017’de tamamlanarak, mahkemeye sunuldu.

İddianamede Keleş’in Dicle Haber Ajansı’nda yayımlanan ve ajansın abonesi gazetenin de 29 Ekim 2016 tarihli sayında yer verdiği “İstifa eden korucu: bizi ölüme gönderiyorlar” başlıklı haberi suçlamaya dayanak gösterildi. Savcı Baba, habere ilişkin “ulusal güvenliğimizin sağlanmasında önemli bir rol ifa eden ve kamu görevlisi olan çok sayıda korucunun askerlerin kendilerini operasyonlara katılmak için zorlamasına rağmen artık kimseyi öldürmeyeceklerini beyan ederek istifa ettiğine dair soyut ve aşağılama amacı güden bir haber yapıldığı” değerlendirmesinde bulundu.

Savcı Baba, aralarında Keleş’in de bulunduğu altı gazetecinin yayımlanan haber ve yazılarıyla Türk Ceza Kanunu’nun 301/1-2 maddesi kapsamındaki “Türkiye Cumhuriyeti, Hükümetini, Devletini, Emniyet ve Askeri Teşkilatını Alenen Aşağılama” suçunu işlediklerini savundu. Keleş’in altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Yine TCK’nin 53’üncü maddesi kapsamındaki belirli haklardan yoksun bırakma cezasının da uygulanması talep edildi.

Gazeteci Keleş’in de aralarında bulunduğu sanık gazeteciler hakkında hazırlanan iddianame İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek, yargılanmalarına başlandı.

Davanın ilk duruşması, 21 Eylül 2017’de görüldü. Hakim Nursel Bedir’in görev aldığı duruşmaya Keleş, başka bir davadan dolayı Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde olduğu için katılmadı. SEGBİ aracılığıyla duruşmaya katılmayan Keleş, yüz yüze savunma yapmak için duruşmada hazır edilmek istendiğini bildirdi. Duruşma Keleş ve diğer sanık gazetecilerin savunmalarını yapması için 7 Aralık 2017’ye bırakıldı. Bu duruşmada da gazetecilerin savunmalarının alınmaması nedeniyle 12 Nisan 2018’e bırakıldı.

Gazeteci Keleş, 7 Şubat 2018’de Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde talimatla ifade verdi. Keleş, savunmasında iddianamenin ifade ve düşünce özgürlüğünden uzak art niyetle hazırlanmış bir iddianame olduğunu belirterek, şunları dile getirdi:

“Hiçbir hukuki alt yapısı yoktur. Tamamen keyfi ve siyasi sürece göre hazırlanmış bir iddianamedir. Burada soruşturma konusu olması gereken benim haberim değil, haberimde iddia edilen ya da bu iddialara ilişkin açılması gereken soruşturmalar olması gerekirdi. Ne yazık ki olay soruşturulmamış, yetkili merciiler korunmuş ve suç unsuru olarak haberim gösterilmiştir. Bu evrensel basın ilkeleriyle de örtüşmez sonuna kadar haberimin arkasındayım. Haberimde kamuoyu yanıltacak herhangi bir şey yer almamaktadır. Ayrıca bölgenin bir gerçeği bulunmaktadır. Haberde ismini güvenlik açısından vermek istemediğim bir şahıs bulunmaktadır. Bu şahıs halen yaşamakta ve ismini açıklamayacağım bu benim en doğal hakkım. Anayasal hakkımdır.”

Davanın 12 Nisan 2018’de görülen dördüncü celsesinde diğer sanık gazetecilerin ifadelerinin ikamet ettikleri kentlerde talimatla alınmasının beklenmesi için 6 Eylül 2018’e bırakıldı.

Davanın beşinci celsesi ise 25 Ekim 2018’de görüldü. Bu duruşmada da hâkim Nursel Bedir, görev alırken, duruşma yine ertelendi.

Davanın altıncı duruşması 14 Şubat 2019’da görüldü. Nursel Bedir’in hâkim olduğu duruşma, sanık gazeteciler Aziz Oruç ve Ersin Çaksu’nun ifadelerinin alınmamış olması nedeniyle 20 Haziran 2019’a bırakıldı.

Yargılama sürerken, Keleş yurtdışına çıktı. Türkiye’ye dönmeyen Keleş’in yargılaması yokluğunda sürdürüldü.

Davanın bir sonraki duruşmasında gazeteciler Oruç ve Çaksu’nun halen ifadelerinin alınmaması ve haklarında çıkartılan yakalama kararının infaz edilmemiş olması nedeniyle 19 Eylül 2019’a bırakıldı.

Davanın 19 Eylül’de görülen duruşması da aynı nedenle ertelenerek, 5 Kasım 2019’a bırakıldı.

Davanın 28 Kasım 2019’da görülen onuncu duruşmasında dava karara bağlandı. Duruşmada Nursel Bedir, yerini alırken sadece gazetecilerin avukat Özcan Kılıç katıldı. Mahkemeye heyeti karar vereceğini ve avukat Kılıç’ın esas hakkındaki savunmasını yapmasını istedi. Kılıç, esas hakkındaki mütalaasını yazılı olarak mahkemeye sundu.

Kılıç, savunmasında özetle, şunları dile getirdi:
“Söz konusu haberler Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin ajanslardan almış olduğu haberlerdir. Haberlerin suç teşkil ettiğini düşünmüyoruz. Burada bir suç değil, gazetecilik yargılanıyor. Bir haberde ‘Panzer çocuğu ezdi’ denilmiş, beğenirsiniz beğenmezsiniz. Yanlış ya da yalan haberse tekzip yayınlanır. Ancak böyle bir tekzip talebi olmamış karşı taraftan. Bu nasıl devleti küçük düşürüyor. Bu şekilde değil de ‘çocuk panzerin altına mı atladı’ yazılmalıydı.”

Kılıç, müvekkillerinin beraatını talep etti.

Mahkeme hakimi, kararını verdiği beş dakikalık aranın ardından açıkladı. Kararda Keleş ile birlikte İshak Yasul, Kenan Kırkaya, ve Özgür Paksoy’a “Türkiye Cumhuriyeti ve Hükümetini, Devletini, Emniyet ve Askeri Teşkilatını Alenen Aşağılama” suçlamasıyla 6’şar ay hapis cezası verildi. Cezada indirim yapan hakim Bedir, cezayı beş aya indirdi.

Keleş’in aldığı hapis cezası ertelendi. Diğer üç gazetecinin cezaları için ise Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verildi.

Hakkında yakalama kararı bulunan Ersin Çaksu ve Aziz Oruç’un dosyaları ise tefrik edildi.

10. Standing - Nov. 28, 2019


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu’nca Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin 22 Ekim ile 2 Kasım 2016’da tarihleri arasında yayımlanan 13 ayrı sayısındaki haberler gerekçe gösterilerek soruşturma başlatıldı.

Soruşturma “Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Hükümetini, Emniyet ve Askeri Teşkilatını Alenen Aşağılama” (TCK 301) suçlamasına dayandırıldı. Soruşturma sonunda gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü olan İshak Yasul ile birlikte genel yayın yönetmeni Ersin Çaksu ve KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı muhabirleri Kenan Kırkaya, Aziz Oruç, Selman Keleş ve Özgür Paksoy hakkında iddianame hazırlandı.

Altı gazeteci hakkındaki iddianame savcı Yasemin Baba, tarafından hazırlandı. Beş sayfadan oluşan iddianame 12 Nisan 2017’de tamamlanarak mahkemeye sunuldu.

İddianamede 22 Ekim ile 2 Kasım tarihleri arasındaki 13 ayrı sayıda çıkan haber ve yazıların başlıkları yer aldı.

Savcı Baba, 2 Kasım 2016 günü yayımlanan sayıdaki “Mülteciler Rojava’ya akın ediyor” ve “Şehba köylerine saldırı” başlıklı haberle ilgili “ülkemizin sınır ötesi operasyonlarına katılan güçlerden Türkiye ve ona bağlı çeteci gruplar’ olarak bahsedilmek suretiyle bu operasyonlarda sivillerin hedef alınarak, göç etmeye zorlandıkları isnadında bulunulduğu” değerlendirmesinde bulundu.

Yine gazetenin iddianameye konu tarihleri arasında yayımlanan sayılarda “Kobane Onurun Direnişdir”, “Zırhlılar çocukların kabusu oldu”, “İntihar değil cinayet”, “Devrimci güçler Şehba’da ilerliyor”, “İnkar Cumhuriyetinden Kürt Soykırımı’na”, “İstifa eden korucu; bizi ölüme gönderiyorlar”, “TSK’den Efrin’de sivillere saldırı”, “Yaşamı ellerinden alınan küçük yürekler”, “Şırnak’ta çadır zulmü: Şehri yakıp yıkmak yetmedi, şimdi de halkı göçertmek istiyor” başlıklarıyla yer alan çeşitli yazı ve haberler benzer biçimde suçlama konusu yapıldı.

Savcı Baba, söz konusu haber ve yazılarla ilgili “Tüm bu soyut ve dayanaktan yoksun haberlerde açıkça aşağılama kastıyla hareket edildiği” değerlendirmesini yapıyor. Yine sınır ötesi operasyonlar ve zırhlı araçlarla yaşanan ölümlere ilişkin hazırlanan haberler için de “Devletin milli güvenliğini sağlamak amacıyla yaptığı sınır ötesi operasyonlarında sivil katliam yaptığı, bölgede işgalci güç olarak yer aldığı, kasıtlı olarak çocukların ölümüne neden olduğu” değerlendirmesi yaparak, atılı suçlamanın işlendiğini savunuyor. Gazetecilerin altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep ediyor. Ayrıca TCK’nin 53’üncü maddesi kapsamındaki belirli haklardan yoksun bırakma cezasının da uygulanmasını talep ediyor.

İddianame İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek, yargılanmalarına başlandı. Davanın ilk duruşması, 21 Eylül 2017’de görüldü. Hakim Nursel Bedir’in görev aldığı duruşmada Yasul ve avukatı Özcan Kılıç hazır bulundu.

Suçlamayı reddeden Yasul, şu şekilde savunma yaptı: “Bahsedilen haberler editörlerimiz tarafından çeşitli ajanslardan alınarak haberleştirilmiştir. Editöryal bağımsızlık ilkesi gereği bu haberlere müdahale etmeyi etik bulmuyorum. Kaldı ki yapılan haberler suç unsuru ya da suç teşkil eden herhangi bir durum yoktur.”

Davanın bir sonraki duruşması 7 Aralık 2017’ye bırakıldı. Bu duruşmada Yasul dışındaki gazetecilerin savunmalarının alınmaması nedeniyle 12 Nisan 2018’e bırakıldı.

Dava kapsamında yargılanan gazeteciler Kenan Kırkaya, Özgür Paksoy ve Selman Keleş, Şubat 2018’de talimatla savunmalarını yaptı.

Davanın dördüncü duruşması 12 Nisan 2018, altıncı 14 Şubat 2019’da görüldü. Hakim Nursel Bedir’in görev yaptığı duruşma, sanık gazeteciler Aziz Oruç ve Ersin Çaksu’nun ifadelerinin alınmamış olması nedeniyle 20 Haziran 2019’a bırakıldı.

Davanın bir sonraki duruşmasında gazeteciler Oruç ve Çaksu’nun halen ifadelerinin alınmaması ve haklarında çıkartılan yakalama kararının infaz edilmemiş olması nedeniyle 19 Eylül 2019’a bırakıldı. Davanın 19 Eylül’de görülen duruşması da aynı nedenle ertelenerek, 5 Kasım 2019’a bırakıldı.

Davanın 28 Kasım 2019’da görülen 10. duruşmasında dava karara bağlandı. Duruşmada Nursel Bedir, yerini alırken sadece gazetecilerin avukat Özcan Kılıç katıldı. Mahkemeye heyeti karar vereceğini ve avukat Kılıç’ın esas hakkındaki savunmasını yapmasını istedi. Kılıç, esas hakkındaki mütalaasını yazılı olarak mahkemeye sundu.

Kılıç, savunmasında özetle, şunları dile getirdi: “Söz konusu haberler Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin ajanslardan almış olduğu haberlerdir. Haberlerin suç teşkil ettiğini düşünmüyoruz. Burada bir suç değil, gazetecilik yargılanıyor. Bir haberde ‘Panzer çocuğu ezdi’ denilmiş, beğenirsiniz beğenmezsiniz. Yanlış ya da yalan haberse tekzip yayınlanır. Ancak böyle bir tekzip talebi olmamış karşı taraftan. Bu nasıl devleti küçük düşürüyor. Bu şekilde değil de ‘çocuk panzerin altına mı atladı’ yazılmalıydı.”

Kılıç, müvekkillerinin beraatını talep etti.

Mahkeme hakimi, kararını verdiği beş dakikalık aranın ardından açıkladı. Kararda İshak Yasul ile birlikte Kenan Kırkaya, ve Özgür Paksoy’a “Türkiye Cumhuriyeti ve Hükümetini, Devletini, Emniyet ve Askeri Teşkilatını Alenen Aşağılama” suçlamasıyla 6’şar ay hapis cezası verildi. Cezada indirim yapan hakim Bedir, cezayı beş aya indirdi. Hapis cezaları için Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verildi.

Hakkında yakalama kararı bulunan Ersin Çaksu ve Aziz Oruç’un dosyaları ise ayrıldı.


Mahkeme heyetinin yerini alması ile duruşma 20 dakika geç başladı. Duruşmaya, sanık gazeteciler katılmazken, avukatları Özcan Kılıç hazır bulundu.

Mahkeme hakimi Nursel Bedir, Selman Keleş, Ersin Çaksu ve Aziz Oruç hakkında çıkarılan yakalama kararının infaz edilmediğini belirtti. Karar vereceğini belirten hakim Bedir, Avukat Özcan Kılıç’tan esas hakkındaki savunmasını yapmasını istedi.

Avukat Özcan Kılıç, esas hakkındaki savunmasını yazılı olarak mahkeme hakimine sundu. Kılıç, savunmasında özetle, “Söz konusu haberler Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin ajanslardan almış olduğu haberlerdir. Haberlerin suç teşkil ettiğini düşünmüyoruz. Burada bir suç değil, gazetecilik yargılanıyor. Bir haberde, ‘Panzer çocuğu ezdi’ denilmiş. Beğenirsiniz beğenmezsiniz. Yanlış ya da yalan haberse tekzip yayınlanır. Ancak böyle bir tekzip talebi olmamış karşı tarafın. Bu nasıl devleti küçük düşürüyor. Bu şekilde değil de ‘Çocuk panzerine altına mı atladı’ yazılmalıydı” dedi.

Kılıç, müvekkilleri için beraat talep etti. Aksi durumda adli “hükmün açıklanmasını geri bırakılmasını” istedi.


Duruşma Öncesi

İzleyiciler ve gazeteciler X-Ray cihazlarından geçirilerek adliyeye alındı. 13:40’ta başlaması beklenen duruşma, 14.00’de başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salonda sanıklar için dört kişilik, izleyiciler içinde 10 kişilik yer ayrılmıştı. İzleyiciler ve gazeteciler duruşmanın başlamasını, salonun önünde bekledi. Her hangi bir bariyer yoktu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) yetkilileri takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşmada olağanüstü bir durum gözlenmedi. Hakimin tavrı olumluydu.


Avukat Özcan Kılıç’ın savunmasının ardından mahkeme hakimi, kararını açıklamak üzere duruşmaya 5 dakika ara verdi. Kararda, İshak Yasul, Selman Keleş, Kenan Kırkaya ve Özgür Paksoy hakkında “Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Hükümetini, Emniyet ve Askeri Teşkilatını Alenen Aşağılama” (TCK 301) suçundan 6’şar ay hapis cezası verildi.

Cezada 1/6 oranında indirim yapan mahkeme hakimi, cezayı 5 aya indirdi.

Gazeteciler İshak Yasul, Kenan Kırkaya ve Özgür Paksoy için hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verildi. Selman Keleş için hakkında açılan bazı davalarda ceza aldığı öne sürülerek HAGB uygulanmadı, cezası ertelendi.

Ersin Çaksu ve Aziz Oruç’un dosyaları da ifadeleri alınmadığı gerekçesiyle ayrıldı.

9. Standing - Nov. 5, 2019


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu’nca Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin 22 Ekim ile 2 Kasım 2016’da tarihleri arasında yayımlanan 13 ayrı sayısındaki haberler gerekçe gösterilerek soruşturma başlatıldı.

Soruşturma “Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Hükümetini, Emniyet ve Askeri Teşkilatını Alenen Aşağılama” (TCK 301) suçlamasına dayandırıldı. Soruşturma sonunda gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü olan İshak Yasul ile birlikte genel yayın yönetmeni Ersin Çaksu ve KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı muhabirleri Kenan Kırkaya, Aziz Oruç, Selman Keleş ve Özgür Paksoy hakkında iddianame hazırlandı.

Altı gazeteci hakkındaki iddianame savcı Yasemin Baba, tarafından hazırlandı. Beş sayfadan oluşan iddianame 12 Nisan 2017’de tamamlanarak mahkemeye sunuldu.

İddianamede 22 Ekim ile 2 Kasım tarihleri arasındaki 13 ayrı sayıda çıkan haber ve yazıların başlıkları yer aldı.

Savcı Baba, 2 Kasım 2016 günü yayımlanan sayıdaki “Mülteciler Rojava’ya akın ediyor” ve “Şehba köylerine saldırı” başlıklı haberle ilgili “ülkemizin sınır ötesi operasyonlarına katılan güçlerden Türkiye ve ona bağlı çeteci gruplar’ olarak bahsedilmek suretiyle bu operasyonlarda sivillerin hedef alınarak, göç etmeye zorlandıkları isnadında bulunulduğu” değerlendirmesinde bulundu.

Yine gazetenin iddianameye konu tarihleri arasında yayımlanan sayılarda “Kobane Onurun Direnişdir”, “Zırhlılar çocukların kabusu oldu”, “İntihar değil cinayet”, “Devrimci güçler Şehba’da ilerliyor”, “İnkar Cumhuriyetinden Kürt Soykırımı’na”, “İstifa eden korucu; bizi ölüme gönderiyorlar”, “TSK’den Efrin’de sivillere saldırı”, “Yaşamı ellerinden alınan küçük yürekler”, “Şırnak’ta çadır zulmü: Şehri yakıp yıkmak yetmedi, şimdi de halkı göçertmek istiyor” başlıklarıyla yer alan çeşitli yazı ve haberler benzer biçimde suçlama konusu yapıldı.

Savcı Baba, söz konusu haber ve yazılarla ilgili “Tüm bu soyut ve dayanaktan yoksun haberlerde açıkça aşağılama kastıyla hareket edildiği” değerlendirmesini yapıyor. Yine sınır ötesi operasyonlar ve zırhlı araçlarla yaşanan ölümlere ilişkin hazırlanan haberler için de “Devletin milli güvenliğini sağlamak amacıyla yaptığı sınır ötesi operasyonlarında sivil katliam yaptığı, bölgede işgalci güç olarak yer aldığı, kasıtlı olarak çocukların ölümüne neden olduğu” değerlendirmesi yaparak, atılı suçlamanın işlendiğini savunuyor. Gazetecilerin altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep ediyor. Ayrıca TCK’nin 53’üncü maddesi kapsamındaki belirli haklardan yoksun bırakma cezasının da uygulanmasını talep ediyor.

İddianame İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek, yargılanmalarına başlandı. Davanın ilk duruşması, 21 Eylül 2017’de görüldü. Hakim Nursel Bedir’in görev aldığı duruşmada Yasul ve avukatı Özcan Kılıç hazır bulundu.

Suçlamayı reddeden Yasul, şu şekilde savunma yaptı: “Bahsedilen haberler editörlerimiz tarafından çeşitli ajanslardan alınarak haberleştirilmiştir. Editöryal bağımsızlık ilkesi gereği bu haberlere müdahale etmeyi etik bulmuyorum. Kaldı ki yapılan haberler suç unsuru ya da suç teşkil eden herhangi bir durum yoktur.”

Davanın bir sonraki duruşması 7 Aralık 2017’ye bırakıldı. Bu duruşmada Yasul dışındaki gazetecilerin savunmalarının alınmaması nedeniyle 12 Nisan 2018’e bırakıldı.

Dava kapsamında yargılanan gazeteciler Kenan Kırkaya, Özgür Paksoy ve Selman Keleş, Şubat 2018’de talimatla savunmalarını yaptı.

Davanın dördüncü duruşması 12 Nisan 2018, altıncı 14 Şubat 2019’da görüldü. Hakim Nursel Bedir’in görev yaptığı duruşma, sanık gazeteciler Aziz Oruç ve Ersin Çaksu’nun ifadelerinin alınmamış olması nedeniyle 20 Haziran 2019’a bırakıldı.

Davanın bir sonraki duruşmasında gazeteciler Oruç ve Çaksu’nun halen ifadelerinin alınmaması ve haklarında çıkartılan yakalama kararının infaz edilmemiş olması nedeniyle 19 Eylül 2019’a bırakıldı. Davanın 19 Eylül’de görülen duruşması da aynı nedenle ertelenerek, 5 Kasım 2019’a bırakıldı.

Davanın 28 Kasım 2019’da görülen 10. duruşmasında dava karara bağlandı. Duruşmada Nursel Bedir, yerini alırken sadece gazetecilerin avukat Özcan Kılıç katıldı. Mahkemeye heyeti karar vereceğini ve avukat Kılıç’ın esas hakkındaki savunmasını yapmasını istedi. Kılıç, esas hakkındaki mütalaasını yazılı olarak mahkemeye sundu.

Kılıç, savunmasında özetle, şunları dile getirdi: “Söz konusu haberler Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin ajanslardan almış olduğu haberlerdir. Haberlerin suç teşkil ettiğini düşünmüyoruz. Burada bir suç değil, gazetecilik yargılanıyor. Bir haberde ‘Panzer çocuğu ezdi’ denilmiş, beğenirsiniz beğenmezsiniz. Yanlış ya da yalan haberse tekzip yayınlanır. Ancak böyle bir tekzip talebi olmamış karşı taraftan. Bu nasıl devleti küçük düşürüyor. Bu şekilde değil de ‘çocuk panzerin altına mı atladı’ yazılmalıydı.”

Kılıç, müvekkillerinin beraatını talep etti.

Mahkeme hakimi, kararını verdiği beş dakikalık aranın ardından açıkladı. Kararda İshak Yasul ile birlikte Kenan Kırkaya, ve Özgür Paksoy’a “Türkiye Cumhuriyeti ve Hükümetini, Devletini, Emniyet ve Askeri Teşkilatını Alenen Aşağılama” suçlamasıyla 6’şar ay hapis cezası verildi. Cezada indirim yapan hakim Bedir, cezayı beş aya indirdi. Hapis cezaları için Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verildi.

Hakkında yakalama kararı bulunan Ersin Çaksu ve Aziz Oruç’un dosyaları ise ayrıldı.



Next Trial: Nov. 28, 2019, 1:40 p.m.


Mahkeme heyetinin yerini alması ile başlayan duruşmaya, sanık gazeteciler katılmazken, avukatları Özcan Kılıç hazır bulundu.

Mahkeme hakimi, Ersin Çaksu ve Aziz Oruç hakkında çıkarılan yakalama kararının infaz edilmediğini belirtti.

Avukat Özcan Kılıç, bu aşamada bir taleplerinin olmadığını söyledi.


Ardından kararını açıklayan mahkeme hakimi, hakkında yakalama kararı bulunanlar hakkındaki kararın devamına karar verdi.

Duruşma, 28 Kasım 2019 saat 13:40’a bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşmanın görüldüğü adliye binasına X-Ray arama cihazından geçildikten sonra girildi. Duruşma 11:00’da başlaması beklenen duruşma, 11:40’de başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salonda sanıklar için dört kişilik, izleyiciler içinde 10 kişilik yer ayrılmıştı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı izleyen olmadı.

Genel Gözlemler

Mahkeme hakiminin tavrı oldukça olumluydu. Duruşma yaklaşık 3 dakika sürdü.

Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi 301 Davası (Indictment)

Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi 301 Davası 9. Standing (Minutes of the Hearing)

Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi 301 Davası 10. Standing (Minutes of the Hearing)