Seyhan Avşar

Avşar, Önemli - Trial for Targeting a Public Official

Cumhuriyet Gazetesi adliye muhabiri Seyhan Avşar, 6 Mart 2019 tarihinde, Sözcü Gazetesi davasının ilk iddianamesini hazırlayan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Asım Ekren ile ilgili “Sözcü Savcısı Sabıkalı Çıktı” başlıklı habere imza attı.

Avşar haberinde, Sözcü Gazetesi’nin muhabir ve çalışanlarına, hazırladığı iddianameyle, “FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” suçlaması yönelten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ekren’in kendisinin de daha önce yargılandığını ortaya koydu. Haberde savcı Ekren hakkında, yürüttüğü bir soruşturma ile ilgili olarak “görevi kötüye kullanmak” iddiasıyla hapis cezası verildiği iddia edildi. Habere göre Ekren’in aldığı ceza, mahkeme kararı ile “2 ay 15 gün memuriyetten men” cezasına çevrildi. Haberde Ekren’in aldığı bu cezanın Yargıtay tarafından 23 Eylül 2004 tarihinde onandığı ifade edildi.

Habere göre Ekren ayrıca, “6 yaşındaki çocukla evlenilebilir” açıklaması ile tepki çeken Sosyal Doku Vakfı Başkanı Nurettin Yıldız hakkında açılan soruşturmada da takipsizlik kararı vermişti. Ekren, kararında, bu ifadelerin düşünce özgürlüğü kapsamında olduğunu savunmuştu. Haberde, Ekren’in hakkında kesinleşmiş hüküm olmasına karşın görevine devam ettiği sorgulanmıştı.

Ekren’in dava açtığı Sözcü Gazetesi’nin internet sitesinin sorumlu müdürü Necdet Önemli, Avşar’ın haberini yayımlamıştı. Avşar’ın Cumhuriyet Gazetesi’ndeki haberine atıf yapılan habere başka herhangi bir unsur eklenmemişti.

Cumhuriyet muhabiri Avşar ve Sözcü Gazetesi internet sitesi sorumlu müdürü Önemli hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Avşar’ın haberi ile savcı Ekren’i hedef gösterdiği iddia edildi. Necdet Önemli’nin de bu haberi yayımlayarak Ekren’i hedef gösterdiği öne sürüldü.

Sayhan Avşar ve Necdet Önemli, 20 Mart 2019’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na ifade verdi. Gazeteciler suçlamaları kabul etmedi. Basın özgürlüğü dikkate alınarak haklarında takipsizlik kararı verilmesini talep ettiler.

Avşar ve Önemli hakkındaki iddianame İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu savcılarından Yavuz Şahin tarafından 12 Temmuz 2019’da tamamlandı.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Avşar, Sözcü Gazetesi davasının ilk iddianamesini hazırlayan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Asım Ekren ile ilgili “Sözcü Savcısı Sabıkalı Çıktı” başlıklı haberi nedeniyle suçlandı.

Savcı Asım Ekren iddianamede mağdur olarak yer aldı.

İddianameyi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu savcılarından Yavuz Şahin’in hazırladı. İddianamede, Avşar’ın haberi ile Sözcü Gazetesi çalışanları hakkında “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etmek” iddiası ile kamu davası açan savcı Asım Ekren’in hedef gösterildiği iddia edildi. Ekren, Sözcü Gazetesi çalışanları hakkında “terör örgütü üyeliği” davası açtığı için Seyhan Avşar’a “terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef gösterme” suçlaması yöneltildi.

İddianamede, Sözcü Gazetesi internet sitesi sorumlu müdürü Necdet Önemli’ye de aynı suçlama yöneltildi. Necdet Önemli, Seyhan Avşar’ın haberini sorumlu müdürü olduğu Sözcü Gazetesi’nin internet sitesinde yayımlamıştı.

İddianamenin 12 Temmuz 2019’da hazırlanarak mahkemeye gönderilmesi ile Seyhan Avşar ve Necdet Önemli hakkında aslında iki iddianamenin hazırlandığı ortaya çıktı. Avşar ve Önemli hakkında aynı haber üzerinden önce “hakaret” suçlaması ile iddianame hazırlanmıştı. Bu iddianame İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmişti. Seyhan Avşar’ın avukatı Nesrullah Oğuz’un basına verdiği bilgiye göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği “hakaret” iddiasıyla açılan iddianameyi inceledi ve gazeteciler hakkında “hakaret” değil, “terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef göstermek” suçlaması ile dava açılmasına karar verdi.

Avşar ve Önemli hakkındaki, “terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef göstermek” (TMK 6/1) suçlaması ile bir yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istenen iddianame ile İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Seyhan Avşar ve Necdet Önemli hakkında “terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef göstermek” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması 9 Ocak 2020’de görüldü.

Avşar, duruşmada hazır bulundu. Mustafa Çakar başkanlığında üye hakimler Resül Akın Akyüz ve Berhan Hamdi Şefkatlıoğlu’ndan oluşan mahkeme heyeti saat 12:50’de duruşma salonunda yerini aldı. Duruşmanın 11:00’de başlayacağı duyurulmuştu.

Yoklama sırasında Avşar: “İddianameyi okudum ama bana tebliğ edilmedi” dedi. Mahkeme başkanı bu sözleri tutanağa geçirdi.

Sanık avukatı Avukat Hüseyin Boğatekin sorguya geçmeden talepte bulunmak istedi. Mahkeme başkanı talebin uzun olup olmadığını sordu. Uzun olduğu anlaşılınca Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) kaydının açılmasına karar verildi.

Avukat Hüseyin Boğatekin, soruşturmanın en başından açılmaması gerektiğini söyleyerek sözlerine başladı. Atılı suçun, terörle mücadele cezalandırılabilir olma özelliğini yitirdiğini söyledi ve Yargıtay kararlarını hatırlattı:

“İddianamedeki atılı suçlama olan terörle mücadelede görev alanları hedef gösterme suçu, Yargıtay ve AİHM kararlarına göre cezalandırılabilir bir suç değildir. Şan ve şöhretin korunması kişilik haklarının korunması anlamına gelmiyor. Müvekkil Seyhan Avşar, savcının hobilerinden, kişisel özeliklerinden, eşinden bahsetmiyor. Kamu denetimine açık olan belgeyi paylaşıyor. Gereksiz bir yargıyı meşgul etme davası bu. Derhal beraat talep ediyoruz.”

Avukat Buket Yazıcı ise usule ilişkin itirazda bulundu. Basın Kanunu’nda belirlenen hak düşürücü sürenin dolduğunu; bu nedenle davanın düşürülmesi gerektiğini söyledi. Duruşma savcısı bu talebin reddini istedi.

Avşar, savunmasına başlamadan dayanışma için gelen meslektaşlarına teşekkür etti ve şunları söyledi:

“Savunmama tutsak gazeteci meslektaşlarıma değinerek başlayacağım. Basın meslek örgütlerinin verilerine göre 150’yi aşkın gazetecinin tutuklu olduğu ülkemizde, gün geçmiyor ki bir gazeteci hakkında soruşturma başlatılmasın; dava açılmasın. Bunun dışında hapiste olmayan ancak özgür olmayan gazetecileri de bu listeye eklediğimizde durum ülkem açısından çok daha karamsar ve korkunç bir hal alıyor.

“Siyasi iktidar gazetecilerin gerçekleri yazmasını istemiyor. Kimi zaman bunu, yargıyı gazeteciler üzerinde bir sopa olarak kullanarak yapıyor; kimi zaman ise kendileri ile çıkar ilişkisi olan sermayeyi, medya patronlarını kullanarak. İstiyorlar ki gerçekler bilinmesin, duyulmasın, yazılmasın. Çünkü biliyorlar ki bir zamanın muktedirlerinin yargılandığı bu salonlarda bir gün onlar da yargılanacak. Ve biz mesleğini hakkıyla yapmaya çalışan gazeteciler onların yargılanma süreçlerini de yazacağız.

“Dosyanın esasına gelirsem, Cumhuriyet gazetesinde yaklaşık 1 yıldır yargı muhabiri olarak görev yapmaktayım. Her sabah erkenden geldiğim bu adliyede, gün boyu bu koridorlarda koşturup bazen birkaç tane duruşma takip ediyorum. Yargının verdiği kararları, yargı içerindeki hukuksuzlukları, kamuoyunun yakından takip ettiği dosyaları izliyorum. Kadın cinayetler, çocuk istismarlarını, kendi meslektaşlarıma karşı açılmış basın davalarını haberleştiriyorum. Mağdur edilmiş, haksızlığa uğramış ancak sesini duyuramamış, yurttaşların bir nebzede olsa sesini duyurmaya çalışıyorum.

“Şimdi ise mesleğimi yaptığım için sanık sandalyesinde karşınızdayım. Yaptığım bir haber nedeniyle ‘Terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini terör örgütlerinin hedefi gösterme’ iddiasıyla yargılanıyorum. Ancak yaptığım haber tamamen kesinleşmiş bir Yargıtay ilamının haberleştirilmesinden ibaret. Söz konusu haberde hedef gösterdiğim iddia edilen savcı Asım Ekren hakkında Osmaniye 1 Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2002/88 Esas Sayılı dosyasında yer alan bazı ifadelere değinmek istiyorum. Asım Ekren’in ‘Osmaniye Cumhuriyet Savcısı olarak görev de bulunduğu sırada 15 yaşından küçük bir mağdurenin nitelikli cinsel istismara uğraması ve zorla alıkonulması olayıyla ilgili yürütmüş olduğu soruşturmada şüphelileri adliyeye davet ederek ifadelerine başvurduğu ve bu süre zarfı içerisinde şüphelileri gözaltına aldırdığı, gözaltına alınan ve galerisi bulunan şüphelilerden birine bu soruşturmadan ceza alacağını, kendisinin hatırı sayılır bir esnaf olduğu için bundan zarar göreceğini ama bu işin çaresinin olduğunu elini taşın altına koyması gerektiğini belirtiği’ aktarılıyor. Kendisine Clio marka bir araba verilmesi halinde şüphelinin soruşturmadan zarar görmeyeceğini belirtmesi nedeniyle savcı Asım Ekren hakkında irtikâp suçundan Osmaniye 1 Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılıyor. Yargılama sonucunda ise mahkeme savcı Ekren’in eyleminin görevi kötüye kullanma olduğuna kanaat getirip 1 yıl hapis cezası ve 3 ay süre ile memuriyette men etme kararı veriyor. Bu karar ise Yargıtay tarafından onanıyor.

“Yargılandığım bu iddianame biz gazetecilere, yaptığınız haberlerden dolayı size dava açılabilir, yargılanabilirsiniz ama kesinleşmiş mahkeme kararı ile suç işlediği sabit olan bir savcı hakkında haber yapamazsınız denilmek isteniyor. Oysaki dünyanın neresine giderseniz gidin böylesi bir iddia ile yargılanıp ceza alan bir savcı hakkındaki karar, haber değeri taşır ve haber yapılması gerekmektedir. Ayrıca bu kararın elime geçmesinin ardından kararla yetinmeyip olayın mağdurlarına ulaşıp, onlarla da görüştüm. Bu haberin hedef gösterme amacıyla yapılmadığını açıklamaya bile gerek görmüyorum.

“Bu haberi yaptıktan hemen sonra henüz hakkımda soruşturma başlatılmadan ifadem alınmadan yandaş bir gazete tarafından hedef gösterildim. Haberde benim şu an suçlandığım Terörle Mücadele Kanunu (TMK) maddesiyle yargılanabileceğim yazıyordu. Yani baştan adı konulmuş bir yargılama ile karşınızdayım.

“İddianamemin hazırlanma sürecine de değinmek istiyorum. Hakkımdaki soruşturmayı yürüten savcı, ilk hazırladığı iddianamede ‘Kamu görevlisine hakaret’ ettiğimi öne sürüyordu. Aslında bu suç maddesini görünce biraz şaşırmıştım çünkü bizler bazı gazetecilerin yazdıkları haberlerin yargı içerisinde birebir uygulandığını biliyorduk. Hakkımda TMK’dan dava açılacağını yazan gazete yanılmıştı. Olacak iş değildi çünkü bu gazete daha önce kimi hangi suçlama ile hedef gösterdiyse o şahıs hedef gösterildiği suçlama ile yargılanmıştı. Hemen savcının kalemi ile görüştüm. Kâtip, dosyamın 2 Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildiğini belirtti. Ancak o mahkemeye gittiğimde hâkim hanımla bakmamıza rağmen dosyayı bir türlü bulamadık. O an anladım ki dosyanın üzerinde bir el var. Tam bir ay sonra ise UYAP’a ikinci bir iddianame düştü. Aynı soruşturmaydı ancak iddianame değiştirilmişti. Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yargılanacaktım. Bu kez mahkemem Asliye Ceza değil, Ağır Ceza Mahkemesi’ydi. Soruşturmayı yürüten savcı ile yaptığım görüşmede başsavcı vekilinin, ‘kamu görevlisine hakaret’ suçlamasıyla hazırlanan iddianamenin TMK 6/1 olarak değiştirilmesini istediğini öğrendim. İddianameme nasıl müdahale ettiklerine tanık oldum.

“İddianamede savcı Asım Ekren’i terör örgütünün hedefi haline getirdiğim iddia ediliyor. Benim haberimden öncede Asım Ekren basının yakından tanıdığı, hakkında sürekli haberler çıkan bir savcıydı. İsmi ilk kez benim haberimle duyulmadı. Dahası Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman geçen günlerde bir açıklama yaptı. Kocaman açıklamasında FETÖ/PDY ile mücadelede çok ciddi mesafe kat edildiğini belirterek, ‘Örgütün yüzde yüz temizlendiğini kimse söyleyemez; ancak operasyonel gücü kalmadığını söyleyebiliriz’ ifadelerini kullandı. Operasyonel gücü kalmayan bir örgüte Asım Ekren’i hedef göstermiş olmakla yargılanıyorum. Ya Başsavcı Kocaman yanılıyor ya da iddianameyi hazırlayan savcı.

“Son olarak şunu söylemek isterim. Başka bir ülkede bir gazeteci böyle bir Yargıtay ilamına ulaşıp, bunu haberleştirse ödüllendirilir. Ne yazık ki bizim ülkemizde haberi yapan gazeteci cezalandırılmak isteniyor. Cezalandırılması için yargı, sopa niyetine kullandırılmaya kalkılıyor. Açıkçası bu kadar trajikomik bir iddianame ile yargılanıyor olmam Türkiye yargı sistemi adına bir utanç tablosu.

“Beraatimi talep ediyorum. Mahkemeniz aksi kanaatte ise hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasını istemiyorum.”

Seyhan Avşar’ın savunmasının ardından söz alan avukat Nasrullah Oğuz, “Bir kamu görevlisinin görevi kötüye kullanma durumu var. Müvekkilim de kamu yararı gözeterek bu durumu haberleştirmiştir. Hedef gösterme amacı yoktur” dedi.

Avukat Buket Yazıcı ise müvekkili hakkında iki ayrı iddianame düzenlendiğini hatırlatarak itirazda bulundu: “Biri Haziran diğeri, Temmuz ayında ve ikisi de kendisine tebliğ edilmedi. İlki hakaret, ikinci hedef göstermeden düzenleniyor. Suç isnadı değiştiği durumda sanığın ifadesi alınması gerekirdi. Ancak müvekkilin ifadesi alınmamıştır.”

Mahkeme, bu talebi de reddetti.

Avukat Harun Avşar, Cem Küçük’ün, savcı Asım Ekren’e övgüler düzdüğünü söylediği köşe yazısını hatırlatarak Cem küçük hakkında suç duyurusunda bulundu ve şunları söyledi:

“Savcının hedef gösterildiğine dair dosyada somut delil yoktur. Cem Küçük de Türkiye gazetesindeki köşe yazısında söz konusu savcıyla ilgili yazı yazmış ve kendisine övgüler dizmiştir. Buradan Cem Küçük hakkında suç duyurusunda bulunuyorum.”
Necdet Önemli’nin avukatı İsmail Yılmaz, söz konusu savcının terör değil basın savcısı olduğunu ve hakkında defalarca haber yapılan biri olduğunu belirtti.

Savcı, avukatların ardından dinlenmeyen diğer sanık Necdet Önemli’nin sonraki celse dinlenmesi için duruşma 21 Mayıs 2020, saat 14:00’e bırakıldı.

1. Standing - Jan. 9, 2020


Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Seyhan Avşar, 6 Mart 2019’da Sözcü Gazetesi’nin çalışanlarına yönelik davada ilk iddianameyi hazırlayan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Asım Ekren’in geçmişte yargılandığına dair habere imza attı.

Avşar’ın haberine göre, savcı Asım Ekren, daha önce yürüttüğü bir soruşturmanın şüphelileri tarafından şikayet edilmişti. Ekren hakkında, bu nedenle dava açılmış ve dava sonucunda hapis cezasına hükmedilmişti. Mahkeme, verdiği cezada indirime giderek Ekren’e “görevi kötüye kullanmak” iddiasıyla “2 ay 15 gün memuriyetten men” cezası vermişti. Habere göre Ekren’in aldığı bu ceza Yargıtay tarafından da onanmıştı. Haberde, Ekren’in hakkında kesinleşmiş ceza olmasına karşın savcılık görevini nasıl sürdürdüğü sorgulanıyordu.

Sözcü Gazetesi’nin internet sitesi sorumlu müdürü Necdet Önemli de, görev yaptığı gazeteye yönelik davanın savcısı ile ilgili bu haberi yayınladı. Haberde Cumhuriyet Gazetesi ve Seyhan Avşar’a atıf yapılmış, başka herhangi bir unsura yer verilmemişti.

Avşar ve Önemli hakkında Savcı Asım Ekren’i hedef gösterdikleri iddiasıyla soruşturma başlatıldı.

Savcı Asım Ekren, Avşar ve Önemli hakkındaki iddianamede “mağdur” sıfatıyla yer aldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada Avşar hakkında iki ayrı iddianame düzenlendi. İlk iddianamede savcı, Avşar’ın “hakaret” suçundan yargılanması istendi. Ancak Başsavcı vekili iddianameye müdahale ederek, Avşar’ın, “Terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef gösterme” suçundan yargılanması gerektiğini belirtti. Hazırlanan yeni iddianame İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Ayrıca Seyhan Avşar’ın haberinin sözcü.com.tr. haber sitesinde yer alması nedeniyle Sözcü Gazetesi Sorumlu Müdürü Necdet Önemli de iddianamede şüpheli sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede Ekren’in Sözcü Gazetesi’nin çalışanları hakkında “terör örgütü üyeliği” iddiasıyla dava açtığı anımsatıldı. Avşar ve Önemli’nin bu nedenle, Ekren’i, yani “terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef göstermekle” (TMK 6/1) suçlanıyor.

Avşar ve Önemli hakkında, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Yargılamanın ilk duruşması 9 Ocak 2020’de görüldü. Bu duruşmada savunma yapan Avşar’ın savunmasının öne çıkan başlıkları şöyleydi:

“Siyasi iktidar gazetecilerin gerçekleri yazmasını istemiyor. Kimi zaman bunu, yargıyı gazeteciler üzerinde bir sopa olarak kullanarak yapıyor; kimi zaman ise kendileri ile çıkar ilişkisi olan sermayeyi, medya patronlarını kullanarak. İstiyorlar ki gerçekler bilinmesin, duyulmasın, yazılmasın. Çünkü biliyorlar ki bir zamanın muktedirlerinin yargılandığı bu salonlarda bir gün onlar da yargılanacak. Ve biz mesleğini hakkıyla yapmaya çalışan gazeteciler onların yargılanma süreçlerini de yazacağız.

“Dosyanın esasına gelirsem, Cumhuriyet gazetesinde yaklaşık 1 yıldır yargı muhabiri olarak görev yapmaktayım. Her sabah erkenden geldiğim bu adliyede, gün boyu bu koridorlarda koşturup bazen birkaç tane duruşma takip ediyorum. Yargının verdiği kararları, yargı içerindeki hukuksuzlukları, kamuoyunun yakından takip ettiği dosyaları izliyorum. Kadın cinayetler, çocuk istismarlarını, kendi meslektaşlarıma karşı açılmış basın davalarını haberleştiriyorum. Mağdur edilmiş, haksızlığa uğramış ancak sesini duyuramamış, yurttaşların bir nebzede olsa sesini duyurmaya çalışıyorum.

“Yargılandığım bu iddianame biz gazetecilere, yaptığınız haberlerden dolayı size dava açılabilir, yargılanabilirsiniz ama kesinleşmiş mahkeme kararı ile suç işlediği sabit olan bir savcı hakkında haber yapamazsınız denilmek isteniyor. Oysaki dünyanın neresine giderseniz gidin böylesi bir iddia ile yargılanıp ceza alan bir savcı hakkındaki karar, haber değeri taşır ve haber yapılması gerekmektedir. Ayrıca bu kararın elime geçmesinin ardından kararla yetinmeyip olayın mağdurlarına ulaşıp, onlarla da görüştüm. Bu haberin hedef gösterme amacıyla yapılmadığını açıklamaya bile gerek görmüyorum.

“İddianamede savcı Asım Ekren’i terör örgütünün hedefi haline getirdiğim iddia ediliyor. Benim haberimden öncede Asım Ekren basının yakından tanıdığı, hakkında sürekli haberler çıkan bir savcıydı. İsmi ilk kez benim haberimle duyulmadı. Dahası Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman geçen günlerde bir açıklama yaptı. Kocaman açıklamasında FETÖ/PDY ile mücadelede çok ciddi mesafe kat edildiğini belirterek, ‘Örgütün yüzde yüz temizlendiğini kimse söyleyemez; ancak operasyonel gücü kalmadığını söyleyebiliriz’ ifadelerini kullandı. Operasyonel gücü kalmayan bir örgüte Asım Ekren’i hedef göstermiş olmakla yargılanıyorum. Ya Başsavcı Kocaman yanılıyor ya da iddianameyi hazırlayan savcı.

“Beraatimi talep ediyorum. Mahkemeniz aksi kanaatte ise hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasını istemiyorum.”

Duruşma Önemli’nin savunmasının alınması için 21 Mayıs 2020, saat 14:00’e bırakıldı.



Next Trial: May 21, 2020, 2 p.m.


Mustafa Çakar başkanlığında üye hakimler Resül Akın Akyüz ve Berhan Hamdi Şefkatlıoğlu’ndan oluşan mahkeme heyeti saat 12:50’de duruşma salonunda yerini aldı.

Duruşmanın 11:00’de başlayacağı duyurulmuştu.

Gazeteci Seyhan Avşar ve avukatları duruşmada hazır bulundu. Gazeteci Necdet Önemli duruşmaya katılmadı; avukatı tarafından mazereti bildirildi.

Duruşma Seyhan Avşar’ın yoklamasıyla başladı. Yoklama sırasında Avşar: “İddianameyi okudum ama bana tebliğ edilmedi” dedi. Mahkeme başkanı bu sözleri tutanağa geçirdi.

Sanık avukatı Avukat Hüseyin Boğatekin sorguya geçmeden talepte bulunmak istedi. Mahkeme başkanı talebin uzun olup olmadığını sordu. Uzun olduğu anlaşılınca Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) kaydının açılmasına karar verildi.

Avukat Hüseyin Boğatekin, soruşturmanın en başından açılmaması gerektiğini söyleyerek sözlerine başladı. Atılı suçun, terörle mücadele cezalandırılabilir olma özelliğini yitirdiğini söyledi ve Yargıtay kararlarını hatırlattı:

“İddianamedeki atılı suçlama olan terörle mücadelede görev alanları hedef gösterme suçu, Yargıtay ve AİHM kararlarına göre cezalandırılabilir bir suç değildir. Şan ve şöhretin korunması kişilik haklarının korunması anlamına gelmiyor. Müvekkil Seyhan Avşar, savcının hobilerinden, kişisel özeliklerinden, eşinden bahsetmiyor. Kamu denetimine açık olan belgeyi paylaşıyor. Gereksiz bir yargıyı meşgul etme davası bu. Derhal beraat talep ediyoruz.”

Avukat Buket Yazıcı ise usule ilişkin itirazda bulundu. Basın Kanunu’nda belirlenen hak düşürücü sürenin dolduğunu; bu nedenle davanın düşürülmesi gerektiğini söyledi. Duruşma savcısı bu talebin reddini istedi.

Sanık Avşar’ın sorgusuna geçildi. Avşar, savunmasına başlamadan dayanışma için gelen meslektaşlarına teşekkür etti ve şunları söyledi:

“Savunmama tutsak gazeteci meslektaşlarıma değinerek başlayacağım. Basın meslek örgütlerinin verilerine göre 150’yi aşkın gazetecinin tutuklu olduğu ülkemizde, gün geçmiyor ki bir gazeteci hakkında soruşturma başlatılmasın; dava açılmasın. Bunun dışında hapiste olmayan ancak özgür olmayan gazetecileri de bu listeye eklediğimizde durum ülkem açısından çok daha karamsar ve korkunç bir hal alıyor.

“Siyasi iktidar gazetecilerin gerçekleri yazmasını istemiyor. Kimi zaman bunu, yargıyı gazeteciler üzerinde bir sopa olarak kullanarak yapıyor; kimi zaman ise kendileri ile çıkar ilişkisi olan sermayeyi, medya patronlarını kullanarak. İstiyorlar ki gerçekler bilinmesin, duyulmasın, yazılmasın. Çünkü biliyorlar ki bir zamanın muktedirlerinin yargılandığı bu salonlarda bir gün onlar da yargılanacak. Ve biz mesleğini hakkıyla yapmaya çalışan gazeteciler onların yargılanma süreçlerini de yazacağız.

“Dosyanın esasına gelirsem, Cumhuriyet gazetesinde yaklaşık 1 yıldır yargı muhabiri olarak görev yapmaktayım. Her sabah erkenden geldiğim bu adliyede, gün boyu bu koridorlarda koşturup bazen birkaç tane duruşma takip ediyorum. Yargının verdiği kararları, yargı içerindeki hukuksuzlukları, kamuoyunun yakından takip ettiği dosyaları izliyorum. Kadın cinayetler, çocuk istismarlarını, kendi meslektaşlarıma karşı açılmış basın davalarını haberleştiriyorum. Mağdur edilmiş, haksızlığa uğramış ancak sesini duyuramamış, yurttaşların bir nebzede olsa sesini duyurmaya çalışıyorum.

“Şimdi ise mesleğimi yaptığım için sanık sandalyesinde karşınızdayım. Yaptığım bir haber nedeniyle ‘Terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini terör örgütlerinin hedefi gösterme’ iddiasıyla yargılanıyorum. Ancak yaptığım haber tamamen kesinleşmiş bir Yargıtay ilamının haberleştirilmesinden ibaret. Söz konusu haberde hedef gösterdiğim iddia edilen savcı Asım Ekren hakkında Osmaniye 1 Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2002/88 Esas Sayılı dosyasında yer alan bazı ifadelere değinmek istiyorum. Asım Ekren’in ‘Osmaniye Cumhuriyet Savcısı olarak görev de bulunduğu sırada 15 yaşından küçük bir mağdurenin nitelikli cinsel istismara uğraması ve zorla alıkonulması olayıyla ilgili yürütmüş olduğu soruşturmada şüphelileri adliyeye davet ederek ifadelerine başvurduğu ve bu süre zarfı içerisinde şüphelileri gözaltına aldırdığı, gözaltına alınan ve galerisi bulunan şüphelilerden birine bu soruşturmadan ceza alacağını, kendisinin hatırı sayılır bir esnaf olduğu için bundan zarar göreceğini ama bu işin çaresinin olduğunu elini taşın altına koyması gerektiğini belirtiği’ aktarılıyor. Kendisine Clio marka bir araba verilmesi halinde şüphelinin soruşturmadan zarar görmeyeceğini belirtmesi nedeniyle savcı Asım Ekren hakkında irtikâp suçundan Osmaniye 1 Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılıyor. Yargılama sonucunda ise mahkeme savcı Ekren’in eyleminin görevi kötüye kullanma olduğuna kanaat getirip 1 yıl hapis cezası ve 3 ay süre ile memuriyette men etme kararı veriyor. Bu karar ise Yargıtay tarafından onanıyor.

“Yargılandığım bu iddianame biz gazetecilere, yaptığınız haberlerden dolayı size dava açılabilir, yargılanabilirsiniz ama kesinleşmiş mahkeme kararı ile suç işlediği sabit olan bir savcı hakkında haber yapamazsınız denilmek isteniyor. Oysaki dünyanın neresine giderseniz gidin böylesi bir iddia ile yargılanıp ceza alan bir savcı hakkındaki karar, haber değeri taşır ve haber yapılması gerekmektedir. Ayrıca bu kararın elime geçmesinin ardından kararla yetinmeyip olayın mağdurlarına ulaşıp, onlarla da görüştüm. Bu haberin hedef gösterme amacıyla yapılmadığını açıklamaya bile gerek görmüyorum.

“Bu haberi yaptıktan hemen sonra henüz hakkımda soruşturma başlatılmadan ifadem alınmadan yandaş bir gazete tarafından hedef gösterildim. Haberde benim şu an suçlandığım Terörle Mücadele Kanunu (TMK) maddesiyle yargılanabileceğim yazıyordu. Yani baştan adı konulmuş bir yargılama ile karşınızdayım.

“İddianamemin hazırlanma sürecine de değinmek istiyorum. Hakkımdaki soruşturmayı yürüten savcı, ilk hazırladığı iddianamede ‘Kamu görevlisine hakaret’ ettiğimi öne sürüyordu. Aslında bu suç maddesini görünce biraz şaşırmıştım çünkü bizler bazı gazetecilerin yazdıkları haberlerin yargı içerisinde birebir uygulandığını biliyorduk. Hakkımda TMK’dan dava açılacağını yazan gazete yanılmıştı. Olacak iş değildi çünkü bu gazete daha önce kimi hangi suçlama ile hedef gösterdiyse o şahıs hedef gösterildiği suçlama ile yargılanmıştı. Hemen savcının kalemi ile görüştüm. Kâtip, dosyamın 2 Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildiğini belirtti. Ancak o mahkemeye gittiğimde hâkim hanımla bakmamıza rağmen dosyayı bir türlü bulamadık. O an anladım ki dosyanın üzerinde bir el var. Tam bir ay sonra ise UYAP’a ikinci bir iddianame düştü. Aynı soruşturmaydı ancak iddianame değiştirilmişti. Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yargılanacaktım. Bu kez mahkemem Asliye Ceza değil, Ağır Ceza Mahkemesi’ydi. Soruşturmayı yürüten savcı ile yaptığım görüşmede başsavcı vekilinin, ‘kamu görevlisine hakaret’ suçlamasıyla hazırlanan iddianamenin TMK 6/1 olarak değiştirilmesini istediğini öğrendim. İddianameme nasıl müdahale ettiklerine tanık oldum.

“İddianamede savcı Asım Ekren’i terör örgütünün hedefi haline getirdiğim iddia ediliyor. Benim haberimden öncede Asım Ekren basının yakından tanıdığı, hakkında sürekli haberler çıkan bir savcıydı. İsmi ilk kez benim haberimle duyulmadı. Dahası Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman geçen günlerde bir açıklama yaptı. Kocaman açıklamasında FETÖ/PDY ile mücadelede çok ciddi mesafe kat edildiğini belirterek, ‘Örgütün yüzde yüz temizlendiğini kimse söyleyemez; ancak operasyonel gücü kalmadığını söyleyebiliriz’ ifadelerini kullandı. Operasyonel gücü kalmayan bir örgüte Asım Ekren’i hedef göstermiş olmakla yargılanıyorum. Ya Başsavcı Kocaman yanılıyor ya da iddianameyi hazırlayan savcı.

“Son olarak şunu söylemek isterim. Başka bir ülkede bir gazeteci böyle bir Yargıtay ilamına ulaşıp, bunu haberleştirse ödüllendirilir. Ne yazık ki bizim ülkemizde haberi yapan gazeteci cezalandırılmak isteniyor. Cezalandırılması için yargı, sopa niyetine kullandırılmaya kalkılıyor. Açıkçası bu kadar trajikomik bir iddianame ile yargılanıyor olmam Türkiye yargı sistemi adına bir utanç tablosu.

“Beraatimi talep ediyorum. Mahkemeniz aksi kanaatte ise hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasını istemiyorum.”

Seyhan Avşar’ın savunmasının ardından söz alan avukat Nasrullah Oğuz, “Bir kamu görevlisinin görevi kötüye kullanma durumu var. Müvekkilim de kamu yararı gözeterek bu durumu haberleştirmiştir. Hedef gösterme amacı yoktur” dedi.

Avukat Buket Yazıcı ise müvekkili hakkında iki ayrı iddianame düzenlendiğini hatırlatarak itirazda bulundu: “Biri Haziran diğeri, Temmuz ayında ve ikisi de kendisine tebliğ edilmedi. İlki hakaret, ikinci hedef göstermeden düzenleniyor. Suç isnadı değiştiği durumda sanığın ifadesi alınması gerekirdi. Ancak müvekkilin ifadesi alınmamıştır.”

Mahkeme, bu talebi de reddetti.

Avukat Harun Avşar, Cem Küçük’ün, savcı Asım Ekren’e övgüler düzdüğünü söylediği köşe yazısını hatırlatarak Cem küçük hakkında suç duyurusunda bulundu ve şunları söyledi:

“Savcının hedef gösterildiğine dair dosyada somut delil yoktur. Cem Küçük de Türkiye gazetesindeki köşe yazısında söz konusu savcıyla ilgili yazı yazmış ve kendisine övgüler dizmiştir. Buradan Cem Küçük hakkında suç duyurusunda bulunuyorum.”
Necdet Önemli’nin avukatı İsmail Yılmaz, söz konusu savcının terör değil basın savcısı olduğunu ve hakkında defalarca haber yapılan biri olduğunu belirtti.

Savcı, avukatların ardından dinlenmeyen sanığın sonraki celse dinlenmesini talep etti.

Mahkeme duruşmayı 21 Mayıs 2020, saat 14:00 olarak belirledi.


Mahkeme ara kararında savcı Asım Ekren’ın yargılandığı davanın dosyasının Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nden istenmesine karar verdi.

Mazereti kabul edien Necdet Önemli’nin savunması, 21 Mayıs 2020 tarihinde görülecek 2. duruşmada dinlenecek.


Duruşma Öncesi

İstanbul Adliyesi haftanın ilk günlerine nazaran sakindi. Bu yüzden adliyeye giriş de kolay oldu. Salon önünde gazeteci Seyhan Avşar ve duruşmayı izlemek için gelen meslektaşları bulunuyordu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu büyüktü. İzleyenler için 50’ye yakın sandalye bulunuyordu. Salonda Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) bağlantıları için cihazların olduğu görüldü.

Duruşmaya Katılım

Duruşma saatine kadar birçok gazeteci ve meslek örgütü temsilcisi salon önünde bekledi. 11:00’de başlayacağı duyurulan duruşma 12:50’de başladı. Salonda izleyiciler kısmında 22 kişi vardı. 10 sanık avukatı vardı.
Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24), Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği, Evrensel Gazetesi duruşmayı izledi.

Genel Gözlemler

Mahkeme başkanı ve üyelerin avukatlarla sakin bir diyalog sürdürdüğü görüldü. Sözler kesilmedi ve herhangi münakaşa yaşanmadı.

Avşar, Önemli - Trial for Targeting a Public Official (Indictment)

Avşar, Önemli - Trial for Targeting a Public Official 1. Standing (Minutes of the Hearing)

Seyhan Avşar Hakaret Davası

Gazeteci Seyhan Avşar’ın kaleme aldığı “FETÖ Borsası mı” başlıklı haber 17 Mart 2019 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlandı. Avşar, haberinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında görevli savcılar İsmet Bozkurt ve Lütfi Karabacak’ın “FETÖ” iddiası ile açılan soruşturmalarda para karşılığı takipsizlik kararı verdiklerini iddia etti. Avşar’ın haberine göre, iki savcı bu nedenle görevlerinden uzaklaştırılmış, yani açığa alınmıştı.

Avşar’ın “FETÖ borsasındaki rüşvet çarkı” başlıklı haberi ise 22 Mart 2019 tarihinde yine yayımlandı. Haberde, aynı iki savcının görevlerinden uzaklaştırılması ile ilgili soruşturmanın detaylarına yer verildi. Haberde; savcılar ve şüpheliler arasındaki rüşvet pazarlığı polis ve avukatların yaptığı öne sürüldü.

Avşar hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından, haberde adı geçen savcı Lütfü Karabacak’ın şikayeti üzerine soruşturma başlatıldı. Avşar’ın haberinde adı geçen savcı İsmet Bozkurt ise soruşturma dosyasında mağdur olarak yer aldı. Avşar’a, savcıların “kişilik haklarını ihlal ettiği” suçlaması yöneltildi. Avşar’ın savcıları “rüşvet karşılığında işlem yapan kamu görevlileri” olarak lanse ederek, “kamu görevlisine hakaret” suçunu işlediği iddia edildi.

Avşar; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu’nda yaptığı savunmada, kamuoyunu yakından ilgilendiren bir davada kamu yararı olduğu için haber yaptığını dile getirdi. Haberin basın özgürlüğü kapsamında olduğunu dile getirerek suçlamayı kabul etmediğini belirtti.

Avşar hakkındaki iddianame İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı savcılarından Yavuz Şahin tarafından 19 Eylül 2019’da tamamlandı.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Seyhan Avşar hakkında, “FETÖ borsası” iddialarını içeren iki haberi nedeniyle hazırlanan iddianame ile dava açıldı.

Avşar hakkında iki sayfadan oluşan iddianame, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Yavuz Şahin tarafından hazırlandı.

Avşar, iki haberinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda görevli savcılar Lütfi Karabacak ve İsmet Bozkurt’un “FETÖ” iddiasıyla açılan soruşturmalarda para karşılığı takipsizlik kararı verdiklerini iddia etti. Habere göre iki savcı, rüşvet iddiasıyla görevlerinden uzaklaştırılmış yani açığa alınmıştı.

İddianamede, Avşar’ın, savcılar Lütfi Karabacak ve İsmet Bozkurt’un isimlerini açıkça yayımladığı, bu yolla savcıların “suçlu sayılmama karinesinden yararlanma haklarını ihlal ettiği” iddia edildi. Avşar’ın “savcıların rüşvet karşılığında takipsizlik kararı veriyormuş gibi izlenim oluşturduğu” iddia edildi. İddianamede Avşar’ın gerçeğe aykırı haber yaptığı öne sürüldü.

İddianamede Avşar’ın Türk Ceza Kanunu’nun 125/1 düzenlemesinde yer alan “kamu görevlisine hakaret” suçunu iki haber üzerinden “zincirleme” şekilde işlediği iddia edildi. Avşar’ın 1 yıl 3 aydan, 3.5 yıla kadar hapis ile cezalandırılması talep edildi.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Seyhan Avşar hakkındaki iddianame İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi. Yargılamanın ilk duruşması 16 Ocak 2020’de görüldü.

Gazeteci Avşar’ın avukatı Buket Yazıcı, Avşar hakkındaki iddianamenin Basın Kanunu’na aykırı olarak haberin yayın tarihini takip eden 4 ay içinde açılmadığını belirtti. Yazıcı, bu nedenle Avşar’ın beraatini istedi.

Avşar’ın haberinden şikayetçi olan Savcı Lütfi Karabacak’ın avukatı Aydın Meydan ise, kamu görevlisini hakaret suçunda Basın Kanunu’nun değil Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun öngördüğü zaman aşımı süresinin işletilmesi gerektiğini belirtti.

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Nursel Bedir, Avşar hakkındaki yargılamanın düşürülmesine karar verdi. Hakim Bedir, Basın Kanunu’nun 26. maddesine göre günlük süreli yayınlar yönünden dava açma süresinin 4 ay olarak belirlendiğini anımsattı. Avşar hakkındaki davanın bu süre içinde açılmadığının belirlediğine karar verdi.

Öte yandan, Avşar’ın haberlerinde “FETÖ” soruşturmalarında rüşvet karşılığında takipsizlik kararı verdiklerini ve bu yüzden görevlerinden uzaklaştırıldıklarını iddia ettiği savcılar Lütfi Karabacak ve İsmet Bozkurt Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun kararı ile meslekten ihraç edildi. İhraç kararı ile Avşar hakkındaki yargılamanın düşürülmesi kararının aynı gün verilmesi dikkat çekti. Savcıların, “rüşvet”, “görevi kötüye kullanma”, “nüfuz ticareti”, “göreve ilişkin sırrın açıklanması” ve “gizliliğin ihlali” suçlamaları ile yargılandıkları belirtildi. Meslekten ihraç edilen İsmet Bozkurt, Zaman Gazetesi Ana Davası kapsamında yargılanan sanıklar hakkındaki iddianameyi hazırlayan savcıydı.

1. Standing - Jan. 16, 2020


Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Seyhan Avşar’ın kaleme aldığı “FETÖ Borsası mı” başlıklı haber 17 Mart 2019 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlandı. Avşar, haberinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında görevli savcılar İsmet Bozkurt ve Lütfi Karabacak’ın “FETÖ” iddiası ile açılan soruşturmalarda para karşılığı takipsizlik kararı verdiklerini iddia etti. Avşar’ın haberine göre, iki savcı bu nedenle görevlerinden uzaklaştırılmış, yani açığa alınmıştı.

Avşar hakkındaki iddianame İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı savcılarından Yavuz Şahin tarafından 19 Eylül 2019’da tamamlandı.

İddianamede, Avşar’ın, savcılar Lütfi Karabacak ve İsmet Bozkurt’un isimlerini açıkça yayımladığı, bu yolla savcıların “suçlu sayılmama karinesinden yararlanma haklarını ihlal ettiği” iddia edildi. Avşar’ın “savcıların rüşvet karşılığında takipsizlik kararı veriyormuş gibi izlenim oluşturduğu” iddia edildi. İddianamede Avşar’ın gerçeğe aykırı haber yaptığı öne sürüldü.

İddianamede Avşar’ın Türk Ceza Kanunu’nun 125/1 düzenlemesinde yer alan “kamu görevlisine hakaret” suçunu iki haber üzerinden “zincirleme” şekilde işlediği iddia edildi. Avşar’ın 1 yıl 3 aydan, 3.5 yıla kadar hapis ile cezalandırılması talep edildi.

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce yürütülen yargılamada hakim Nursel Bedir, Avşar hakkındaki davanın Basın Kanunu’na göre, haberin yayınlanmasını takip eden 4 ay içinde açılmadığını belirleyerek dosyanın düşürülmesine karar verdi.

Bu kararın verildiği gün, Avşar’ın haberinde işaret ettiği savcıların Hakimler ve Savcılar Kurulu kararı ile mesleklerinden ihraç edilmeleri dikkat çekti.


11:55’te başlaması beklenen duruşma, mahkeme hakimi Nursel Bedir’in yerini almasıyla 20 dakika geç başladı. Duruşmaya Seyhan Avşar katılmazken, taraf avukatları duruşmada hazır bulundu. Duruşmada, Avşar hakkında hazırlanan iki ayrı iddianame ortaya çıktı. UYAP’ta görülmeyen iddianameleri, taraf avukatları mahkeme hakimine sundu. Söz konusu iddianamelerden birinin de “Gizliliği İhlal” suçlamasıyla açıldığı belirtildi.

Mahkeme hakimi, “Gizliliği İhlal” iddianamesinin UYAP’a düşmediğini ve değerlendirmeyeceğini kaydetti.

Duruşmada, söz alan müşteki avukatı Aydın Meydan, şikayetlerinin devam ettiğini söyledi.

Ardından söz alan Cumhuriyet gazetesi avukatı Buket Yazıcı, Basın Kanunu kapsamında, davanın süresi içerisinde açılmadığını belirterek, esasa girilmeden beraat kararı verilmesini talep etti.

Yazıcı, müvekkili Avşar hakkında hazırlanan ilk iki iddianamenin müvekkiline tebliğ edilmediğini belirtti.

Ardından söz alan müşteki avukatı Aydın Meydan, söz konusu dosyada genel zaman aşımı süresinin geçerli olduğunu kaydetti.


Duruşma Öncesi

Adliye girişlerinde gazeteciler ve yurttaşlar X-ray cihazlarından geçirildi. Adliyeye giriş yapanların üstlerinde metal çıktığında ya da X-ray cihazı sinyal verdiğinde dedektörle arandı. Bilgisayarlar çantalardan çıkarıldı. Duruşma salonu önünde her hangi bir bariyer bulunmuyordu. Avukatlar ve gazeteciler duruşma salonu önünde, duruşma saatini bekledi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda sanıklar için üç kişilik yer ayrılmıştı. Taraf avukatlar ve izleyeciler içinde yer ayrılmıştı. Penceresiz ve havasız bir salonda duruşma yapıldı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı DİSK Basın-İş, Medya ve Hukuk Araştırmaları Derneği (MLSA), P24 temsilcileri izledi.

Gözlemler

Karara, müşteki avukatı Aydın Meydan tepki gösterdi. Meydan, Basın Kanunu’nun internet haberlerinde geçerli olmadığını ifade etti. Mahkeme hakimi Nursel Bedir de Meydan’a, kararında değişime gitmeyeceğini, aksi bir durum olduğu taktirde istinaf mahkemesinin dosyayı bozacağını kaydetti.
Bunun üzerine müşteki avukatı Meydan, “Hakime hanım Basın Kanunu yok. Biz internette çıkan habere ilişkin yaptık şikayetimizi. Sanığı bile dinlemedik burada. Bunlara fazla yüz vermemek gerekir” demesi dikkat çekti.


Ardından duruşmaya ara veren mahkeme hakimi, Basın Kanunu’ndaki davanın açılma süresini kısıtlayan 4 aylık süre içerisinde dava açılmadığını belirterek düşme kararı verdi.

Seyhan Avşar Hakaret Davası (Indictment)

Seyhan Avşar Hakaret Davası 1. Standing (Minutes of the Hearing)