Seyhan Avşar

Avşar, Önemli – “Disclose or Publish the Identity of Officials on Anti-Terrorist Duties” Trial

Cumhuriyet Gazetesi adliye muhabiri Seyhan Avşar, 6 Mart 2019 tarihinde; Sözcü Gazetesi’nin yazar ve yöneticilerine yönelik yargılamanın ilk iddianamesini hazırlayan İstanbul Cumhuriyet Savcılarından biri ile ilgili “Sözcü Savcısı Sabıkalı Çıktı” başlıklı habere imza attı.

Avşar, haberinde; hazırladığı iddianameyle Sözcü Gazetesi çalışanlarını “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmekle” suçlayan savcının kendisinin de daha önce yargılandığını ortaya koydu.

Haberde, savcı hakkında; yürüttüğü bir soruşturma ile ilgili olarak “görevi kötüye kullanmak” suçlamasıyla hapis cezası verildiği iddia edildi. Habere göre savcının aldığı ceza, mahkeme kararı ile “2 ay 15 gün memuriyetten men” cezasına çevrildi. Haberde, savcının aldığı bu cezanın Yargıtay tarafından 23 Eylül 2004 tarihinde onandığı ifade edildi.

Habere göre, savcı ayrıca; “6 yaşındaki çocukla evlenilebilir” açıklaması ile tepki çeken Sosyal Doku Vakfı Başkanı Nurettin Yıldız hakkında açılan soruşturmada da takipsizlik kararı vermişti. Savcı, kararında; bu ifadelerin düşünce özgürlüğü kapsamında olduğunu savunmuştu.

Haberde, savcının; hakkındaki kesinleşmiş hükme rağmen savcılık görevine devam etmesi ve Sözcü Gazetesi’ne yönelik iddianameyi hazırlamasına vurgu yapılmıştı.

Haber, Cumhuriyet Gazetesi’nde Seyhan Avşar imzası ile yayımlandı. Sözcü Gazetesi’nin internet sitesinin sorumlu müdürü Necdet Önemli de Avşar’ın haberini herhangi bir ekleme ve yorum yapmadan yayınlamıştı.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Avşar ve Sözcü Gazetesi internet sitesi sorumlu müdürü Necdet Önemli hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.

Avşar’ın, haberi ile; savcıyı “hedef gösterdiği” iddia edildi. Necdet Önemli’nin de bu haberi yayımlayarak, savcıyı “hedef gösterdiği” öne sürüldü.

Seyhan Avşar ve Necdet Önemli, 20 Mart 2019’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na ifade verdi. Gazeteciler suçlamaları kabul etmedi. Basın özgürlüğü dikkate alınarak haklarında takipsizlik kararı verilmesini talep ettiler.

Avşar ve Önemli hakkındaki iddianame, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 12 Temmuz 2019’da tamamlandı.

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Seyhan Avşar ile, Sözcü Gazetesi’nin internet sitesinin sorumlu müdürü Necdet Önemli hakkındaki iddianame, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu tarafından 12 Temmuz 2019’da tamamlandı. Avşar’ın haberinde işaret ettiği savcı, iddianamede “mağdur” olarak yer aldı.

İddianamede, Avşar’ın; Sözcü Gazetesi çalışanları hakkında, “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım” suçlamasıyla dava açılmasına neden olan savcının “hedef gösterildiği” iddia edildi. İddianamede, savcı; Sözcü Gazetesi’ne terör suçlamasıyla dava açtığı için “terörle mücadelede görev almış kamu görevlisi” olarak kabul edildi. Gazeteciler Avşar ve Önemli ise “terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef göstermekle” suçlandı.

İddianamenin tamamlanarak, mahkemeye gönderilmesi ile birlikte; Avşar ve Önemli hakkında iki iddianamenin hazırlandığı ortaya çıktı. İlk iddianamede, Avşar ve Önemli; savcıya “hakaret etmekle” suçlanmıştı. İddianame, “hakaret suçlamasını” içerdiği için; İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmişti. Seyhan Avşar’ın avukatı Nesrullah Oğuz’un basına verdiği bilgiye göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekilliği “hakaret” iddiasıyla açılan iddianameyi inceledi ve gazeteciler hakkında “hakaret” değil, “terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef göstermek” suçlamasıyla dava açılmasına karar verdi.

Yenilenen iddianame ile Avşar; Terörle Mücadele Kanunu’nu 6/1 maddesinde düzenlenen “terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef göstermekle” suçlandı. Hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası istendi.

Avşar’ın ayrıca; Türk Ceza Kanunu’nun 53’üncü maddesinde düzenlenen “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

İddianame, İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Gazeteci Seyhan Avşar ile Necdet Önemli hakkındaki yargılama; 9 Ocak 2020’de, İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı. Avşar, ilk duruşmaya katıldı, ancak Önemli katılmadı.

Avşar’ın avukatı Buket Yazıcı; bir haberle ilgili davanın, haberin yayınından sonraki dört ay içinde açılmasına gerektiğine ilişkin Basın Kanunu maddesini anımsattı. Avukat Yazıcı, bu sürenin aşıldığını, davanın düşürülmesi gerektiğini söyledi. Duruşma savcısı, avukatı Yazıcı’nın talebinin reddini istedi.

Avşar, “Savunmama tutsak gazeteci meslektaşlarıma değinerek başlayacağım” dedi ve şöyle devam etti:

“Basın meslek örgütlerinin verilerine göre 150’yi aşkın gazetecinin tutuklu olduğu ülkemizde, gün geçmiyor ki bir gazeteci hakkında soruşturma başlatılmasın; dava açılmasın. Bunun dışında hapiste olmayan ancak özgür olmayan gazetecileri de bu listeye eklediğimizde durum ülkem açısından çok daha karamsar ve korkunç bir hal alıyor” dedi.

Mesleğini yaptığı için sanık sandalyesinde olduğunu belirten Avşar, “Terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini terör örgütlerinin hedefi gösterme’ iddiasıyla yargılanıyorum. Ancak yaptığım, tamamen kesinleşmiş bir Yargıtay ilamının haberleştirilmesinden ibaret” dedi.

Avşar; “haberde hedef gösterdiği” iddia edilen savcı hakkında Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yürüttüğü yargılamanın dosyasından bazı ifadeleri okudu. Avşar, şunları söyledi:

“Söz konusu savcının ‘Osmaniye Cumhuriyet Savcısı olarak görev de bulunduğu sırada 15 yaşından küçük bir mağdurenin nitelikli cinsel istismara uğraması ve zorla alıkonulması olayıyla ilgili yürütmüş olduğu soruşturmada, şüphelileri adliyeye davet ederek, ifadelerine başvurduğu ve bu süre zarfı içerisinde şüphelileri gözaltına aldırdığı, gözaltına alınan ve galerisi bulunan şüphelilerden birine bu soruşturmadan ceza alacağını, kendisinin hatırı sayılır bir esnaf olduğu için bundan zarar göreceğini ama bu işin çaresinin olduğunu elini taşın altına koyması gerektiğini belirtiği’ aktarılıyor. Kendisine Clio marka bir araba verilmesi halinde şüphelinin soruşturmadan zarar görmeyeceğini belirtmesi nedeniyle savcı hakkında irtikâp suçundan Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılıyor. Yargılama sonucunda ise mahkeme, savcının eyleminin görevi kötüye kullanma olduğuna kanaat getirip 1 yıl hapis cezası ve 3 ay süre ile memuriyette men etme kararı veriyor. Bu karar ise Yargıtay tarafından onanıyor.”

Avşar, “Bu iddianame biz gazetecilere, yaptığınız haberlerden dolayı size dava açılabilir, yargılanabilirsiniz ama kesinleşmiş mahkeme kararı ile suç işlediği sabit olan bir savcı hakkında haber yapamazsınız denilmek isteniyor” dedi.

Avşar, bu haberi yaptıktan sonra; hakkındaki soruşturma başlamadan, iktidara yakın bir gazete tarafından hedef gösterildiğini dile getirdi. Gazetede, “kendisinin Terörle Mücadele Kanunu maddesiyle yargılanabileceğinin yazdığını” belirten Avşar, açılan davada yazılan kanun maddesi üzerinden yargılandığını ifade etti. Avşar, hedef gösterildiği haber ile ilgili anlatımında; hakkında önce “hakaret” suçlamasıyla dava açıldığını, ancak daha sonra iddianamenin değiştirildiğini ve gazetede yazılan kanun maddesi ile suçlandığı ikinci bir iddianame hazırlandığını belirtti.

Necdet Önemli’nin avukatı İsmail Yılmaz, söz konusu savcının terör değil basın savcısı olduğunu ve hakkında defalarca haber yapılan biri olduğunu belirtti.

Duruşma savcısı, gazeteci Necdet Önemli’nin bir sonraki duruşmada dinlenmesini istedi. Talep kabul edildi.

Yargılama, 21 Mayıs 2020’de görülecek ikinci duruşma ile sürecekti. Ancak, duruşma; “coronavirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi.

Yargılamanın üçüncü duruşması, 7 Ekim 2020 tarihinde görüldü. Gazeteci Seyhan Avşar, duruşmaya; avukatları Buket Yazıcı ve Nesrullah Oğuz ile birlikte katıldı. Gazeteci Necdet Önemli ise duruşmaya, avukat İsmet Yılmaz ile birlikte katıldı. Mahkeme heyetinin değiştiği görüldü. Gazeteci Necdet Önemli, bu duruşmada ilk savunmasını yaptı. Önemli savunma yapmak için ek süre istemedi. Savunma, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alındı.

Mahkeme, yargılama dosyasının; esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa iletilmesine karar verdi.

Yargılamanın dördüncü duruşmasında gazeteci Seyhan Avşar ve avukatları hazır bulundu.

Cumhuriyet Savcısı, açıkladığı esas hakkındaki mütalaasında gazeteci Avşar ve Önemli’nin Terörle Mücadele Kanunu’nu (TMK) 6/1 maddesinde düzenlenen “terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef göstermekle” iddiasıyla üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını istedi.

Mahkeme heyeti, avukatların mütalaaya karşı savunma yapmak için süre talep etmesi üzerine duruşmayı erteledi.

Yargılamanın karar duruşması, 16 Mart 2021 tarihinde görüldü. Duruşmada gazeteci Seyhan Avşar hazır bulundu. Son sözü sorulan gazeteci Avşar, “Hukuk önünde suça karışan bir savcı ile yurttaş arasında bir fark yoktur. Ceza vermeniz halinde ‘bir savcı suç işleyebilir, bunu haber yapan gazeteci cezalandırılır’ şeklinde bir algı oluşturmuş olursunuz” dedi.

Mahkeme heyeti, iddianamede yer alan iddialar yönünden suçun unsurlarının oluşmadığı ve yüklenen fiilin kanunlarda suç olarak tanımlanmadığı gerekçesi ile gazeteci Seyhan Avşar’ın beraatine karar verdi.

5. Standing - March 16, 2021


Mahkeme heyetinin yerini alması ile birlikte, saat 09:50’de başlaması beklenen duruşma, 10:20’de başladı. Duruşmada gazeteci Seyhan Avşar ve avukatları hazır bulundu.

Duruşmada ilk olarak söz alan Cumhuriyet Savcısı, önceki duruşma mahkeme heyetine sunduğu mütalaasını tekrar ettiğini açıkladı.

Savcının ardından gazeteci Avşar söz alarak, hakkında iki ayrı iddianame hazırlandığını söyledi. Avşar, “Ben bunu hukukçulara açıklamakta zorlanıyorum. Vicdanınıza göre karar vermenizi istiyorum ve beraat kararı vermenizi istiyorum” dedi.

Avukatlar ise yaptığı savunmada, müvekkillerinin yaptığı haberlerinin suç içermediğini söyledi.

Avukatların savunmalarının ardından gazeteci Avşar’a son sözü soruldu. Avşar, “Hukuk önünde suça karışan bir savcı ile yurttaş arasında bir fark yoktur. Ceza vermeniz halinde ‘bir savcı suç işleyebilir, bunu haber yapan gazeteci cezalandırılır’ şeklinde bir algı oluşturmuş olursunuz” dedi.


Kısa bir aranın ardından mahkeme heyeti, kararını açıkladı. Mahkeme heyeti, iddianamede yer alan iddialar yönünden suçun unsurlarının oluşmadığı ve yüklenen fiilin kanunlarda suç olarak tanımlanmadığı gerekçesi ile gazeteciler Seyhan Avşar ve Necdet Önemli’nin beraatine karar verdi.


Duruşma Öncesi

Adliye girişinde izleyiciler ve gazetecilerin HES kodu sorgulandıktan sonra X-Ray cihazından geçirilerek adliyeye alındı. Adliye girişinde koronavirüs önlemleri kapsamında bir kısım önlemler alındığı görüldü. Ateş ölçümü, sosyal mesafe ve maske takılmasına dikkat edildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma, salonu adliyedeki standart salonlardan biriydi. İzleyiciler, avukatlar ve sanıklar için oturma koltukları konulmuştu. İzleyici sıralarına koronavirüs önlemleri kapsamında uyarı yazıları ve bantları konulduğu görüldü.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), TGS ve P24 takip etti.

4. Standing - March 11, 2021


Mahkeme heyetinin yerini alması ile birlikte, saat 10:15’te başlaması beklenen duruşma, 11:53’te başladı. Duruşmada gazeteci Seyhan Avşar ve avukatları hazır bulundu.

Duruşmada ilk olarak Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Mütalaada gazeteci Avşar ve Önemli’nin Terörle Mücadele Kanunu’nu (TMK) 6/1 maddesinde düzenlenen “terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef göstermekle” iddiasıyla üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını istedi.

Avşar ve avukatları, savcının mütalaasına karşı savunmak yapmak için süre talep etti.


Mahkeme heyeti, avukatların süre talebini kabul ederek, duruşmayı 16 Mart 2021 tarihine erteledi.


Duruşma Öncesi

Adliye girişinde izleyiciler ve gazetecilerin HES kodu sorgulandıktan sonra X-Ray cihazından geçirilerek adliyeye alındı. Adliye girişinde koronavirüs önlemleri kapsamında bir kısım önlemler alındığı görüldü. Ateş ölçümü, sosyal mesafe ve maske takılmasına dikkat edildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma, salonu adliyedeki standart salonlardan biriydi. İzleyiciler, avukatlar ve sanıklar için oturma koltukları konulmuştu. İzleyici sıralarına koronavirüs önlemleri kapsamında uyarı yazıları ve bantları konulduğu görüldü.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve P24 takip etti.

3. Standing - Oct. 7, 2020


Gazeteci Seyhan Avşar, duruşmaya; avukatları Buket Yazıcı ve Nesrullah Oğuz ile birlikte katıldı. Gazeteci Necdet Önemli ise duruşmaya, avukat İsmet Yılmaz ile birlikte katıldı.

Mahkeme heyetinin değiştiği görüldü.

Gazeteci Necdet Önemli, bu duruşmada ilk savunmasını yaptı. Önemli savunma yapmak için ek süre istemedi. Savunma, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alındı.


Mahkeme, yargılama dosyasının; esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa iletilmesine karar verdi.

Yargılamanın, 11 Mart 2021 tarihinde görülecek dördüncü duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Koronavirüs pandemisi karşısında alınan önlemler kapsamında, adliyeye; tek sıra halinde girilebildi. Girişler, bu düzeni sağlamak için bariyerlerle kapatılmıştı.

Pandemi önlemleri kapsamında adliyeye, ateş ölçümü ve X-Ray taramasından geçildikten sonra girilebildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Yargılamanın, ikinci duruşması koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelenmişti. Üçüncü duruşmanın da 9 Ekim 2020 tarihinde görüleceği bildirilmişti. Ancak duruşma, 7 Ekim 2020 tarihinde görüldü.

Bu nedenle, duruşmaya sadece yargılanan gazeteciler ve avukatları katıldı ve duruşma salonuna ilişkin gözlem yapılamadı.

Duruşmaya Katılım

Yargılamanın, ikinci duruşması koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelenmişti. Üçüncü duruşmanın da 9 Ekim 2020 tarihinde görüleceği bildirilmişti. Ancak duruşma, 7 Ekim 2020 tarihinde görüldü.

Bu nedenle, duruşmaya sadece yargılanan gazeteciler ve avukatları katıldı.

Genel Gözlemler

Yargılamanın, ikinci duruşması koronavirüs pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelenmişti. Üçüncü duruşmanın da 9 Ekim 2020 tarihinde görüleceği bildirilmişti. Ancak duruşma, 7 Ekim 2020 tarihinde görüldü.

Bu nedenle, duruşmaya sadece yargılanan gazeteciler ve avukatları katıldı. Bu nedenle yargılamanın üçüncü duruşmasının geneline ilişkin gözlem yapılamadı.

2. Standing - May 21, 2020


Duruşma, “coronavirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi.

Duruşma, 7 Ekim 2020 tarihine bırakıldı.

1. Standing - Jan. 9, 2020


Yargılamanın ilk duruşmasının 11.00’da başlayacağı duyurulmuştu, ancak heyet saat 12.50’de yerini aldı.

Gazeteci Seyhan Avşar ve avukatları duruşmada hazır bulundu. Gazeteci Necdet Önemli duruşmaya katılmadı; mazereti avukatı tarafından bildirildi.

Duruşma Seyhan Avşar’ın kimlik tespiti ile başladı. Yoklama sırasında Avşar, “İddianameyi okudum ama bana tebliğ edilmedi” dedi. Mahkeme başkanı bu sözleri tutanağa geçirdi.

Avşar’ın avukatı Hüseyin Boğatekin, sorguya geçmeden talepte bulunmak istedi. Mahkeme başkanı talebin uzun olup olmadığını sordu. Uzun olduğu anlaşılınca Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) kaydının açılmasına karar verildi.

Avukat Hüseyin Boğatekin, soruşturmanın en başından açılmaması gerektiğini söyleyerek sözlerine başladı. Atılı suçun, terörle mücadele yasası ile cezalandırılabilir olma özelliğini yitirdiğini söyledi ve Yargıtay kararlarını hatırlattı:

“İddianamedeki atılı suçlama olan terörle mücadelede görev alanları hedef gösterme suçu, Yargıtay ve AİHM kararlarına göre cezalandırılabilir bir suç değildir. Şan ve şöhretin korunması kişilik haklarının korunması anlamına gelmiyor. Müvekkil Seyhan Avşar, savcının hobilerinden, kişisel özeliklerinden, eşinden bahsetmiyor. Kamu denetimine açık olan belgeyi paylaşıyor. Gereksiz bir, yargıyı meşgul etme davası bu. Derhal beraat talep ediyoruz.”

Avşar’ın avukatı Buket Yazıcı ise usule ilişkin itirazda bulundu. Basın Kanunu’nda belirlenen hak düşürücü sürenin dolduğunu; bu nedenle davanın düşürülmesi gerektiğini söyledi. Duruşma savcısı bu talebin reddini istedi.

Sanık Avşar’ın sorgusuna geçildi. Avşar, savunmasına başlamadan önce; dayanışma için gelen meslektaşlarına teşekkür etti ve şunları söyledi:

“Savunmama tutsak gazeteci meslektaşlarıma değinerek başlayacağım. Basın meslek örgütlerinin verilerine göre 150’yi aşkın gazetecinin tutuklu olduğu ülkemizde, gün geçmiyor ki bir gazeteci hakkında soruşturma başlatılmasın; dava açılmasın. Bunun dışında hapiste olmayan ancak özgür olmayan gazetecileri de bu listeye eklediğimizde durum ülkem açısından çok daha karamsar ve korkunç bir hal alıyor.

Siyasi iktidar gazetecilerin gerçekleri yazmasını istemiyor. Kimi zaman bunu, yargıyı gazeteciler üzerinde bir sopa olarak kullanarak yapıyor; kimi zaman ise kendileri ile çıkar ilişkisi olan sermayeyi, medya patronlarını kullanarak. İstiyorlar ki gerçekler bilinmesin, duyulmasın, yazılmasın. Çünkü biliyorlar ki bir zamanın muktedirlerinin yargılandığı bu salonlarda bir gün onlar da yargılanacak. Ve biz mesleğini hakkıyla yapmaya çalışan gazeteciler onların yargılanma süreçlerini de yazacağız.

Dosyanın esasına gelirsem, Cumhuriyet gazetesinde yaklaşık 1 yıldır yargı muhabiri olarak görev yapmaktayım. Her sabah erkenden geldiğim bu adliyede, gün boyu bu koridorlarda koşturup bazen birkaç tane duruşma takip ediyorum. Yargının verdiği kararları, yargı içerindeki hukuksuzlukları, kamuoyunun yakından takip ettiği dosyaları izliyorum. Kadın cinayetler, çocuk istismarlarını, kendi meslektaşlarıma karşı açılmış basın davalarını haberleştiriyorum. Mağdur edilmiş, haksızlığa uğramış ancak sesini duyuramamış, yurttaşların bir nebzede olsa sesini duyurmaya çalışıyorum.

Şimdi ise mesleğimi yaptığım için sanık sandalyesinde karşınızdayım. Yaptığım bir haber nedeniyle ‘Terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini terör örgütlerinin hedefi gösterme’ iddiasıyla yargılanıyorum. Ancak yaptığım haber tamamen kesinleşmiş bir Yargıtay ilamının haberleştirilmesinden ibaret. Söz konusu haberde hedef gösterdiğim iddia edilen savcı hakkında Osmaniye 1 Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2002/88 Esas Sayılı dosyasında yer alan bazı ifadelere değinmek istiyorum. Söz konusu savcının ‘Osmaniye Cumhuriyet Savcısı olarak görev de bulunduğu sırada 15 yaşından küçük bir mağdurenin nitelikli cinsel istismara uğraması ve zorla alıkonulması olayıyla ilgili yürütmüş olduğu soruşturmada şüphelileri adliyeye davet ederek ifadelerine başvurduğu ve bu süre zarfı içerisinde şüphelileri gözaltına aldırdığı, gözaltına alınan ve galerisi bulunan şüphelilerden birine bu soruşturmadan ceza alacağını, kendisinin hatırı sayılır bir esnaf olduğu için bundan zarar göreceğini ama bu işin çaresinin olduğunu elini taşın altına koyması gerektiğini belirtiği’ aktarılıyor. Kendisine Clio marka bir araba verilmesi halinde şüphelinin soruşturmadan zarar görmeyeceğini belirtmesi nedeniyle savcı hakkında irtikâp suçundan Osmaniye 1 Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılıyor. Yargılama sonucunda ise mahkeme savcının eyleminin görevi kötüye kullanma olduğuna kanaat getirip 1 yıl hapis cezası ve 3 ay süre ile memuriyette men etme kararı veriyor. Bu karar ise Yargıtay tarafından onanıyor.

Yargılandığım bu iddianame biz gazetecilere, yaptığınız haberlerden dolayı size dava açılabilir, yargılanabilirsiniz ama kesinleşmiş mahkeme kararı ile suç işlediği sabit olan bir savcı hakkında haber yapamazsınız denilmek isteniyor. Oysaki dünyanın neresine giderseniz gidin böylesi bir iddia ile yargılanıp ceza alan bir savcı hakkındaki karar, haber değeri taşır ve haber yapılması gerekmektedir. Ayrıca bu kararın elime geçmesinin ardından kararla yetinmeyip olayın mağdurlarına ulaşıp, onlarla da görüştüm. Bu haberin hedef gösterme amacıyla yapılmadığını açıklamaya bile gerek görmüyorum.

Bu haberi yaptıktan hemen sonra henüz hakkımda soruşturma başlatılmadan ifadem alınmadan yandaş bir gazete tarafından hedef gösterildim. Haberde benim şu an suçlandığım Terörle Mücadele Kanunu (TMK) maddesiyle yargılanabileceğim yazıyordu. Yani baştan adı konulmuş bir yargılama ile karşınızdayım.

İddianamemin hazırlanma sürecine de değinmek istiyorum. Hakkımdaki soruşturmayı yürüten savcı, ilk hazırladığı iddianamede ‘Kamu görevlisine hakaret’ ettiğimi öne sürüyordu. Aslında bu suç maddesini görünce biraz şaşırmıştım çünkü bizler bazı gazetecilerin yazdıkları haberlerin yargı içerisinde birebir uygulandığını biliyorduk. Hakkımda TMK’dan dava açılacağını yazan gazete yanılmıştı. Olacak iş değildi çünkü bu gazete daha önce kimi hangi suçlama ile hedef gösterdiyse o şahıs hedef gösterildiği suçlama ile yargılanmıştı. Hemen savcının kalemi ile görüştüm. Kâtip, dosyamın 2 Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildiğini belirtti. Ancak o mahkemeye gittiğimde hâkim hanımla bakmamıza rağmen dosyayı bir türlü bulamadık. O an anladım ki dosyanın üzerinde bir el var. Tam bir ay sonra ise UYAP’a ikinci bir iddianame düştü. Aynı soruşturmaydı ancak iddianame değiştirilmişti. Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yargılanacaktım. Bu kez mahkemem Asliye Ceza değil, Ağır Ceza Mahkemesi’ydi. Soruşturmayı yürüten savcı ile yaptığım görüşmede başsavcı vekilinin, ‘kamu görevlisine hakaret’ suçlamasıyla hazırlanan iddianamenin TMK 6/1 olarak değiştirilmesini istediğini öğrendim. İddianameme nasıl müdahale ettiklerine tanık oldum.

İddianamede savcıyı terör örgütünün hedefi haline getirdiğim iddia ediliyor. Benim haberimden öncede söz konusu savcı, basının yakından tanıdığı, hakkında sürekli haberler çıkan bir savcıydı. İsmi ilk kez benim haberimle duyulmadı. Dahası Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman geçen günlerde bir açıklama yaptı. Kocaman açıklamasında FETÖ/PDY ile mücadelede çok ciddi mesafe kat edildiğini belirterek, ‘Örgütün yüzde yüz temizlendiğini kimse söyleyemez; ancak operasyonel gücü kalmadığını söyleyebiliriz’ ifadelerini kullandı. Operasyonel gücü kalmayan bir örgüte savcıyı hedef göstermiş olmakla yargılanıyorum. Ya Başsavcı Kocaman yanılıyor ya da iddianameyi hazırlayan savcı.

Son olarak şunu söylemek isterim. Başka bir ülkede bir gazeteci böyle bir Yargıtay ilamına ulaşıp, bunu haberleştirse ödüllendirilir. Ne yazık ki bizim ülkemizde haberi yapan gazeteci cezalandırılmak isteniyor. Cezalandırılması için yargı, sopa niyetine kullandırılmaya kalkılıyor. Açıkçası bu kadar trajikomik bir iddianame ile yargılanıyor olmam Türkiye yargı sistemi adına bir utanç tablosu.

Beraatimi talep ediyorum. Mahkemeniz aksi kanaatte ise hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasını istemiyorum.”

Seyhan Avşar’ın savunmasının ardından söz alan avukatı Nasrullah Oğuz, “Bir kamu görevlisinin görevi kötüye kullanma durumu var. Müvekkilim de kamu yararı gözeterek bu durumu haberleştirmiştir. Hedef gösterme amacı yoktur” dedi.

Avukat Buket Yazıcı ise müvekkili hakkında iki ayrı iddianame düzenlendiğini hatırlatarak itirazda bulundu:

“Biri Haziran diğeri, Temmuz ayında ve ikisi de kendisine tebliğ edilmedi. İlki hakaret, ikinci hedef göstermeden düzenleniyor. Suç isnadı değiştiği durumda sanığın ifadesi alınması gerekirdi. Ancak müvekkilin ifadesi alınmamıştır.”

Mahkeme, bu talebi de reddetti.

Avukat Harun Avşar, Cem Küçük’ün, söz konusu savcıya övgüler düzdüğünü söylediği köşe yazısını hatırlatarak Cem Küçük hakkında suç duyurusunda bulundu ve şunları söyledi:

“Savcının hedef gösterildiğine dair dosyada somut delil yoktur. Cem Küçük de Türkiye gazetesindeki köşe yazısında söz konusu savcıyla ilgili yazı yazmış ve kendisine övgüler dizmiştir. Buradan Cem Küçük hakkında suç duyurusunda bulunuyorum.”

Necdet Önemli’nin avukatı İsmail Yılmaz, söz konusu savcının terör değil basın savcısı olduğunu ve hakkında defalarca haber yapılan biri olduğunu belirtti.

Savcı, avukatların ardından savunması alınmayan Necdet Önemli’nin bir sonraki duruşmada dinlenmesini talep etti.


Mahkeme ara kararında, savcının yargılandığı davanın dosyasının Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nden istenmesine karar verdi.

Mazereti kabul edien Necdet Önemli’nin savunması, 21 Mayıs 2020 tarihinde görülecek ikinci duruşmada dinlenecek.


Duruşma Öncesi

İstanbul Adliyesi haftanın ilk günlerine nazaran sakindi. Bu yüzden adliyeye giriş de kolay oldu. Salon önünde gazeteci Seyhan Avşar ve duruşmayı izlemek için gelen meslektaşları bulunuyordu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu büyüktü. İzleyenler için 50’ye yakın sandalye bulunuyordu. Salonda Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) bağlantıları için cihazların olduğu görüldü.

Duruşmaya Katılım

Duruşma saatine kadar birçok gazeteci ve meslek örgütü temsilcisi salon önünde bekledi. 11:00’de başlayacağı duyurulan duruşma 12:50’de başladı. Salonda izleyiciler kısmında 22 kişi vardı. 10 sanık avukatı vardı.
Duruşmayı Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24), Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği ve gazeteciler izledi.

Genel Gözlemler

Mahkeme başkanı ve üyelerin avukatlarla sakin bir diyalog sürdürdüğü görüldü. Sözler kesilmedi ve herhangi gerginlik yaşanmadı.

Avşar, Önemli – “Disclose or Publish the Identity of Officials on Anti-Terrorist Duties” Trial (Indictment)

Avşar, Önemli – “Disclose or Publish the Identity of Officials on Anti-Terrorist Duties” Trial 1. Standing (Minutes of the Hearing)

Avşar, Önemli – “Disclose or Publish the Identity of Officials on Anti-Terrorist Duties” Trial 3. Standing (Minutes of the Hearing)

Avşar, Önemli – “Disclose or Publish the Identity of Officials on Anti-Terrorist Duties” Trial 5. Standing (Minutes of the Hearing)

Seyhan Avşar - “Publicy Insulting the Public Official in Successive Intervals” Trial

Gazeteci Seyhan Avşar’ın hazırladığı “FETÖ Borsası mı” başlıklı haber, 17 Mart 2019 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlandı.

Avşar, haberinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında görevli iki savcının; “FETÖ iddiası ile açılan soruşturmalarda para karşılığı takipsizlik kararı verdiklerini” iddia etti. Avşar’ın haberine göre, iki savcı bu nedenle görevlerinden uzaklaştırılmış, yani açığa alınmışlardı. Savcılar ayrıca, aynı iddialarla yargılanıyordu.

Avşar’ın “FETÖ borsasındaki rüşvet çarkı” başlıklı haberi ise 22 Mart 2019 tarihinde yine Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlandı. Haberde, aynı iki savcının görevlerinden uzaklaştırılması ile ilgili soruşturmanın detaylarına yer verildi. Haberde; “savcılar ve şüpheliler arasındaki rüşvet pazarlığını polis ve avukatların yaptığı” öne sürüldü.

Avşar’ın haberinde adı geçen savcılardan biri; haberi savcılığa şikayet etti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu, şikayet üzerine Avşar hakkında soruşturma başlattı. Avşar’ın haberinde adı geçen savcının biri, soruşturma dosyasında “mağdur” olarak yer aldı.

Soruşturmada, Avşar’ın; “savcıları rüşvet karşılığında işlem yapan kamu görevlileri olarak lanse ederek, kamu görevlisine hakaret suçunu işlediği” iddia edildi.

Avşar; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu’nda yaptığı savunmada, kamuoyunu yakından ilgilendiren bir davada kamu yararı olduğu için haber yaptığını dile getirdi. Haberin basın özgürlüğü kapsamında olduğunu dile getirerek suçlamayı kabul etmediğini belirtti.

Avşar hakkındaki iddianame 19 Eylül 2019’da tamamlandı.

Gazeteci Seyhan Avşar hakkındaki iddianame İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 19 Eylül 2019’da tamamlandı. İddianame iki sayfadan oluşuyordu. Avşar’ın haberinde adı geçen savcılardan biri iddianamede “şikayetçi”, diğer savcı ise “mağdur” olarak yer aldı.

Avşar, iki haberinde; “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda görevli savcıların ‘FETÖ’ iddiasıyla açılan soruşturmalarda para karşılığı takipsizlik kararı verdiklerini” iddia etti. Habere göre iki savcı, rüşvet iddiasıyla görevlerinden uzaklaştırılmış yani açığa alınmıştı. Savcılar ayrıca, aynı iddialarla yargılanıyordu.

İddianamede, Avşar’ın; “savcıların isimlerini açıkça yayımladığı, bu yolla savcıların ‘suçlu sayılmama karinesinden yararlanma haklarını ihlal ettiği” iddia edildi.

Avşar’ın “savcıların rüşvet karşılığında takipsizlik kararı veriyormuş gibi izlenim oluşturduğu” iddia edildi. İddianamede Avşar’ın “gerçeğe aykırı haber yaptığı” öne sürüldü.

İddianamede Avşar; Türk Ceza Kanunu’nun 125/1 ve 43. maddeleri uyarınca, “zincirleme şekilde, kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret etmekle” suçlandı. Hakkında, 1 yıl 5 ay 15 günden 4 yıl 1 aya kadar hapis cezası istendi.

Avşar’ın ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca, “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

Gazeteci Seyhan Avşar’ın yargılanmasına, 16 Ocak 2020’de İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başlandı. Seyhan Avşar, ilk duruşmaya katılmadı.

Avşar’ın avukatı Buket Yazıcı, davanın Basın Kanunu’na aykırı olarak haberin yayın tarihini takip eden 4 ay içinde açılmadığını belirtti. Yazıcı, bu nedenle Avşar’ın beraatini istedi.

Avşar’ın haberinden şikayetçi olan savcının avukatı Aydın Meydan ise, “kamu görevlisini hakaret suçunda Basın Kanunu’nun değil Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun öngördüğü zaman aşımı süresinin işletilmesi gerektiğini” iddia etti.

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi, Avşar hakkındaki yargılamanın düşürülmesine karar verdi.

Hakim Bedir, Basın Kanunu’nun 26. maddesine göre günlük süreli yayınlar yönünden dava açma süresinin dört ay olarak belirlendiğini anımsattı. Avşar hakkındaki davanın bu süre içinde açılmadığının belirlediğine karar verdi.

Şikayetçi savcıların avukatı Aydın Meydan, davanın düşürülmesi yönündeki karara tepki gösterdi. Avukat Meydan’ın, hakime “Bunlara fazla yüz vermemek gerekir” demesi dikkat çekti.

Öte yandan, Avşar’ın haberlerinde; “FETÖ soruşturmalarında rüşvet karşılığında takipsizlik kararı verdiklerini ve bu yüzden görevlerinden uzaklaştırıldıklarını” iddia ettiği savcılar, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun kararı ile meslekten ihraç edildi.

İhraç kararı ile Avşar hakkındaki yargılamanın düşürülmesi kararının aynı gün verilmesi dikkat çekti.

Savcıların ayrıca; “rüşvet”, “görevi kötüye kullanma”, “nüfuz ticareti”, “göreve ilişkin sırrın açıklanması” ve “gizliliğin ihlali” suçlamaları ile yargılandıkları belirtildi.

Meslekten ihraç edilen savcılardan biri; aralarında Şahin Alpay, Mümtazer Türköne, Ahmet Turan Alkan, Ali Bulaç gibi gazetecilerin de olduğu Zaman Gazetesi yazarlarına yönelik yargılamada iddianameyi hazırlayan savcıydı.

1. Standing - Jan. 16, 2020


11:55’te başlaması beklenen duruşma, mahkeme hakiminin yerini almasıyla 20 dakika geç başladı.

Seyhan Avşar duruşmaya katılmadı.

Avşar hakkında iki iddianame hazırlandığı, duruşmada ortaya çıktı. Savcıların avukatları, iddianameleri hakime sundu. Oysa iddianameler, Ulusal Yargı Ağı Projesi’nde (UYAP) görünmüyordu. İddianamelerden birinde, Avşar; “soruşturmanın gizliliğini ihlal etmekle” suçlanıyordu.

Mahkeme hakimi, “gizliliği ihlal” suçlamasını içeren iddianamenin UYAP’a düşmediğini ve değerlendirmeyeceğini kaydetti.

Duruşmada, söz alan şikayetçi avukatı Aydın Meydan; şikayetlerinin devam ettiğini söyledi.

Ardından söz alan Cumhuriyet Gazetesi avukatı Buket Yazıcı, Basın Kanunu kapsamında, davanın süresi içerisinde açılmadığını belirterek, esasa girilmeden beraat kararı verilmesini talep etti.

Yazıcı, Avşar hakkında hazırlanan ilk iki iddianamenin müvekkiline tebliğ edilmediğini belirtti.

Ardından söz alan müşteki avukatı Aydın Meydan, söz konusu dosyada genel zaman aşımı süresinin geçerli olduğunu kaydetti.


Ardından duruşmaya ara veren mahkeme hakimi, Basın Kanunu’ndaki davanın açılma süresini kısıtlayan 4 aylık süre içerisinde dava açılmadığını belirterek yargılamanın düşürülmesine kararı verdi.


Duruşma Öncesi

Gazeteciler ve izleyiciler adliye girişlerinde X-ray cihazlarından geçirildi. Adliyeye giriş yapanlar, üstlerinde metal eşya çıktığında ya da X-ray cihazı sinyal verdiğinde dedektörle arandı. Bilgisayarlar çantalardan çıkarıldı. Duruşma salonu önünde herhangi bir bariyer bulunmuyordu. Avukatlar ve gazeteciler, duruşma saatini, duruşma salonu önünde bekleyebildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda sanıklar için üç kişilik yer ayrılmıştı. Avukatlar ve izleyeciler için ayrıca yer ayrılmıştı. Duruşma, penceresiz ve havasız bir salonda duruşma yapıldı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı DİSK Basın-İş, Medya ve Hukuk Araştırmaları Derneği (MLSA), P24 temsilcileri izledi.

Gözlemler

Şikayetçi savcıların avukatı Aydın Meydan, davanın düşürülmesi yönündeki karara tepki gösterdi.

Meydan, Basın Kanunu’nun internet haberlerinde geçerli olmadığını ifade etti. Mahkeme hakimi de Meydan’a, kararında değişime gitmeyeceğini, aksi bir durum olduğu taktirde istinaf mahkemesinin dosyayı bozacağını kaydetti.

Bunun üzerine müşteki avukatı Meydan, “Hakime hanım Basın Kanunu yok. Biz internette çıkan habere ilişkin yaptık şikayetimizi. Sanığı bile dinlemedik burada. Bunlara fazla yüz vermemek gerekir” demesi dikkat çekti.

Seyhan Avşar - “Publicy Insulting the Public Official in Successive Intervals” Trial (Indictment)

Seyhan Avşar - “Publicy Insulting the Public Official in Successive Intervals” Trial 1. Standing (Minutes of the Hearing)

Contact: pressinarrest@gmail.com

Creative Commons License

Licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.